Gözlemlendiğinde Sonucu Değişen Tuhaf Deney: İngilizce çalışma notları
Newsthink
Video açıklaması: video, fotonların çift yarık deneyinde neden bir girişim deseni oluşturduğunu, yollarını ölçmenin sonucu nasıl değiştirdiğini, Kopenhag yorumunun Einstein'ın itirazlarıyla nasıl karşılaştığını ve 2023'teki bir çeşitlemenin zamanı değiştirerek girişimi nasıl yeniden ürettiğini açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. cancel each other out, - Deyimsel fiiller: iki karşıt etkinin birbirini etkisizleştirdiğini anlayın ve ifadeyi kuvvetler, savlar, borçlar ya da sayısal değişimler için kullanın. 2. "God does not play dice with the universe." - Deyimler ve mecazlı anlatımlar: Einstein'ın temel rastlantısallığı reddeden metaforunu tanıyın; bunu gerçek bir zar oyunu sanmayın. 3. by manipulating time, rather than space, - Dilbilgisi ve cümle kalıpları: yöntemi belirtmek için by + -ing, seçilen yöntemi başka bir seçenekle karşılaştırmak için rather than kullanın.
Bu derste
The double-slit experiment defies our understanding. Kalıp ifadeler
0:00Çift yarık deneyi anlayışımıza meydan okuyor.
defies our understanding: anlayışımıza meydan okumak
Burada defies our understanding, “şu anda bildiklerimizle açıklanamaz” anlamına gelir. Deney, şeylerin nasıl davranması gerektiğine ilişkin alışılmış düşüncelerle çelişir. Bu yapıda bir şey veya sonuç defies our understanding kalıbının öznesi olur. Buradaki defy, o şeyin bir kişiye bilerek karşı geldiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “şu anda bildiklerimizle açıklanamaz” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: This strange pattern ____.
Cevabı göster
defies our understanding
It involves a laser shooting beams of light particles called photons at a screen with two parallel slits.
0:03Bu deneyde, iki paralel yarığa sahip bir ekrana foton adı verilen ışık parçacıkları ışınları fırlatan bir lazer kullanılır.
If we mark all the spots where the photons hit the second wall,
0:10Fotonların ikinci duvara çarptığı tüm noktaları işaretlersek,
we should expect to see two strips to correspond with the two slits. Kalıp ifadeler
0:13iki yarıkla eşleşecek şekilde iki şerit görmeyi beklemeliyiz.
should expect to see: görmeyi beklemek için mantıklı neden olmak
Should expect to see, mantıklı bir tahmin bildirir: deney düzeneği göz önüne alındığında iki şerit gözlemlemek olası görünür. Buradaki should, “kanıta veya mantığa göre” anlamındadır; “zorunludur” anlamında değildir. Yeniden kullanılabilen yapı özne + should expect to see + beklenen sonuç biçimindedir. Bir gözlemcinin ne fark edeceğini tahmin ederken kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi mantıklı bir tahmin bildiren ders ifadesiyle tamamlayın: With a full battery, you ____ the light turn on.
Cevabı göster
should expect to see
correspond with: İlgili Sonuçların Eşleşmesi
Burada correspond with, “eşleşmek, uyuşmak veya açık bir ilişki içinde olmak” anlamına gelir. Beklenen iki şerit, iki yarıkla bağlantılı olacak ve gözlenen her sonuç bir kaynağa karşılık gelecektir. Teknik açıklamalarda X corresponds with Y, iki bilgi veya sonuç kümesini birbirine bağlar. Özne bir kişi olduğunda correspond with, mesajlaşmak anlamına da gelebilir; ancak burada bu anlamda kullanılmamıştır.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “eşleşmek veya uyuşmak” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: The new measurements ____ the earlier results.
Cevabı göster
correspond with
But that's not what we see: Bir Beklentiyi Reddetmek
Burada But, önceki cümledeki tahmini reddeder. That's, tahmin edilen sonuca gönderme yapar; what we see ise gerçekten gözlenen sonuç anlamına gelir. Bu cümle açıklamayı beklenti → çelişki → kanıt sırasıyla düzenler. Bir soru değil, bildirme cümlesidir: Konuşan kişi dinleyiciyi farklı bir sonuca hazırlamaktadır.
Alıştırma
Hangi cümle beklenen bir sonucu en açık biçimde reddedip gerçek gözleme geçer?
- But that's not what we see.
- Can you tell me what we see?
- That's exactly what we expected to see.
Cevabı göster
But that's not what we see.
Instead, we see an alternating pattern of light and dark bands.
0:19Bunun yerine, birbiri ardına gelen aydınlık ve karanlık şeritlerden oluşan bir desen görüyoruz.
This is characteristic of the behavior of waves that pass through both slits simultaneously, Kalıp ifadeler
0:24Bu, aynı anda her iki yarıktan geçen dalgaların davranışının bir özelliğidir,
be characteristic of: tipik bir özelliği belirtmek
be characteristic of yapısında characteristic, tipik veya ayırt edici anlamına gelen bir sıfattır. Bu örüntü, iki yarıktan aynı anda geçen dalgalarla normalde ilişkilendirilen bir özelliği gösterir. Yapı be + characteristic of + isim veya isim öbeği şeklindedir. Gözlemlenen bir özelliği, bu özelliğin tipik olduğu kişi, şey veya süreçle ilişkilendirmek için kullanılır.
Alıştırma
be + characteristic + of sıfat yapısını ve be fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: This repeating pattern ____ wave interference.
Cevabı göster
is characteristic of
interfering with each other to create the pattern on the second screen. Kelime
0:29birbirleriyle girişim yaparak ikinci ekrandaki deseni oluştururlar.
interfering with each other: dalgaların fiziksel girişimi
Bu fizik bağlamında interfering with each other, dalgaların üst üste binip birleşmesi anlamına gelir. Genlikleri farklı yerlerde birbirini güçlendirir veya söndürür ve böylece ekrandaki desen değişir. With each other eylemi karşılıklı hâle getirir: her dalga diğeriyle etkileşir. Buradaki interfere teknik bir süreci anlatır; bir kişinin başka birini bilerek engellemesini anlatmaz.
Alıştırma
Two sound waves are interfering with each other in the room cümlesinde interfering with each other ne anlama gelir?
- Dalgalar birbirlerinin hareketini bilerek durdurur.
- Dalgalar birbirlerini hiç etkilemeden ilerler.
- Dalgalar üst üste binip birleşerek ortaya çıkan sesi değiştirir.
Cevabı göster
Dalgalar üst üste binip birleşerek ortaya çıkan sesi değiştirir.
The bright lines are where the top of waves meet,
0:33Parlak çizgiler, dalga tepelerinin buluştuğu,
resulting in a more intense or brighter area on the screen. Dilbilgisi
0:35ve ekranda daha yoğun veya daha parlak bir alanla sonuçlanan yerlerdir.
resulting in: bir nedeni sonucuna bağlamak
Burada resulting in, önceki durumun tamamının sonucunu gösterir: dalga tepeleri buluşur ve bu da daha parlak bir alan oluşturur. -ing yan cümlesi bu olayın tamamına gönderme yapar; area sözcüğünü resulting fiilinin öznesi yapmaz. Kalıp, neden bildiren cümle, resulting in + isim öbeği şeklindedir. Bu ek -ing yan cümlesinin kendi zamanı yoktur ve neden ile sonucu kısa biçimde bağlar. Özellikle bilimsel ve resmî açıklamalarda kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi doğru tamamlayan biçimi seçin: The heater failed overnight, ... frozen pipes by morning.
- resulted in
- results in
- resulting in
Cevabı göster
resulting in
The darker bands are where the top of one wave meets the bottom of another,
0:39Daha karanlık şeritler, bir dalganın tepesiyle diğerinin çukurunun buluştuğu yerlerdir,
cancel each other out: iki zıt etkinin birbirini götürmesi
Burada cancel each other out, dalgaların üst ve alt kısımlarının zıt etkiler oluşturduğu ve bu yüzden birleşik ya da net etkinin zayıfladığı veya yok olduğu anlamına gelir. Each other karşılıklı ilişkiyi gösterir; out ise cancel out öbek fiilinin parçasıdır. Yeniden kullanılabilen kalıp A and B cancel each other out şeklindedir. İki kuvvet, sayı, etki ya da sav birbirine karşı olduğunda ve toplam etkiyi azalttığında kullanılır.
Alıştırma
Bu cümlede cancel each other out ne anlama geliyor? The two equal forces act in opposite directions, so they cancel each other out.
- İki kuvvet deneyden çıkarılır.
- İki zıt etki birbirini azaltır.
- Bir kuvvet diğerini güçlendirir.
Cevabı göster
İki zıt etki birbirini azaltır.
resulting in a less intense or darker area on the screen.
0:45ve ekranda daha az yoğun veya daha karanlık bir alanla sonuçlanırlar.
Here is a photo of a real interference pattern.
0:49İşte gerçek bir girişim deseninin bir fotoğrafı.
The original double-slit experiment was conducted in 1801 by British polymath Thomas Young.
0:52Orijinal çift yarık deneyi 1801 yılında İngiliz hezarfen Thomas Young tarafından yapılmıştır.
Since then, it's been performed with various types of particles, Anlatım akışı
0:58O zamandan beri, çeşitli türde parçacıklarla gerçekleştirilmiş,
Since then: geçmişteki bir başlangıç noktasını sonraki gelişmelere bağlamak
Since then, 1801 tarihiyle belirtilen olayı daha sonra yaşanan gelişmelere bağlar. Then bu olaya gönderme yaptığı için ifade, 'o zamandan söz konusu sonraki döneme kadar' anlamına gelir; 'bu nedenle' anlamına gelmez. Zaman çizgisini ileri taşır ve başlangıç noktasından sonra olanları tanıtır. Bu sonraki dönem bugüne kadar uzanıyorsa Since then, researchers have repeated the experiment. örneğindeki gibi sıklıkla present perfect ile kullanılır.
Alıştırma
Bir müze 2022'de yeni bir bilim bölümü açtı ve şimdi de sergiler eklemeye devam ediyor. Açılışı devam eden gelişmeye en iyi bağlayan cümle hangisidir?
- Then, the museum added twelve new exhibits.
- Because of that, the museum has added twelve new exhibits.
- Since then, the museum has added twelve new exhibits.
Cevabı göster
Since then, the museum has added twelve new exhibits.
and they were found to behave in the same way. Dilbilgisi
1:03ve aynı şekilde davrandıkları bulunmuştur.
were found to behave: edilgen bir raporlama yapısı
were found to behave ifadesinde found, 'gözlem veya test yoluyla belirlenmiş' anlamına gelir; 'yeri bulunmuş' anlamına gelmez. Kalıp özne + be + found + to'lu mastardır: they were found to behave in the same way. Bu edilgen raporlama yapısı gözlemlenen sonucu öne çıkarır ve araştırmacıları belirtmez. Kanıt veya bulgunun gözlemi kimin yaptığından daha önemli olduğu durumlarda yaygındır.
Alıştırma
Araştırmacıları arka planda tutarken bir test sonucunu en iyi bildiren cümle hangisidir?
- The new filters were found to remove most of the dust.
- Researchers found that the new filters removed most of the dust.
- The new filters were found removing most of the dust.
Cevabı göster
The new filters were found to remove most of the dust.
This phenomenon occurs even if the photons are fired one at a time, Kalıp ifadeler
1:05Bu fenomen, fotonlar teker teker ateşlense bile gerçekleşir,
one at a time: her turda tam olarak bir tane
One at a time, her turda yalnızca bir fotonun gönderildiği ve sonrakinin ardından gönderildiği anlamına gelir. Belirli bir anda gerçekleşen tek bir olayı değil, sırayla tekrarlanan bir süreci anlatır. Yapı sayı + at a time şeklindedir. Sayı, her turun veya grubun büyüklüğünü belirtir: one at a time, two at a time ve benzeri.
Alıştırma
Her turda tam olarak bir kişinin girmesi anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: For safety, visitors must enter the narrow tunnel ____.
Cevabı göster
one at a time
which suggests that the photon is interfering with itself as if it passes through both slits at once. Dilbilgisi
1:10bu da fotonun sanki aynı anda iki yarıktan geçiyormuş gibi kendisiyle girişim yaptığını göstermektedir.
as if: hayalî bir karşılaştırma başlatmak
As if, hayal edilen bir durumla karşılaştırma başlatır. Burada girişim, foton her iki yarıktan aynı anda geçseydi meydana gelecek duruma benzer görünür; as if bu görüntüyü tek başına kanıtlanmış bir gerçek olarak sunmaz. As if ifadesinden sonra as if it passes through both slits örneğindeki gibi kendi öznesi ve fiili olan bir yan cümle gelir. Bu yapı, gözlemlenen şey ile onu anlatmak veya açıklamak için kullanılan görüntüyü birbirinden ayırır.
Alıştırma
Hangi cümlede as if, doğrulanmış bir gerçek yerine hayalî bir karşılaştırmayı belirtmek için kullanılmıştır?
- The child held the map because the teacher asked her to.
- The child held the map as if it were a priceless treasure.
- Even if the map is old, the child will keep it safe.
Cevabı göster
The child held the map as if it were a priceless treasure.
Physicists were so stumped that they decided to observe which slit the particle went through. Dilbilgisi
1:17Fizikçiler o kadar şaşkındılar ki, parçacığın hangi yarıktan geçtiğini gözlemlemeye karar verdiler.
so stumped that: yoğun bir durumu sonucuna bağlamak
so + sıfat + that kalıbı, yoğun bir durumu onun doğurduğu sonuçla bağlar. Burada so, stumped sözcüğünün derecesini güçlendirir; that yan cümlesi de fizikçilerin problemi çözemediği için ne yaptığını açıklar. Stumped, bir cevap veya açıklama bulamamak, yani çıkmaza girmek demektir; fiziksel olarak yaralanmak anlamına gelmez. Aktarılabilir kalıp so + sıfat + that + sonuç biçimindedir.
Alıştırma
Bir problemi çözememe durumunu bunun sonucunda yapılan eyleme bağlayan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The riddle left Nora ____ she asked for a hint.
Cevabı göster
so stumped that
And that's when things get really weird. Anlatım akışı
1:22Ve işte o zaman işler gerçekten tuhaflaşır.
that's when things get really weird: merak uyandıran bir dönüm noktasını işaretlemek
That's when, az önce sözü edilen olaya geri gönderme yapar ve onu hikâyenin dönüm noktası olarak işaretler. Dinleyiciye “Bu andan itibaren bir sonraki önemli gelişme başlıyor” mesajını verir. Things, fiziksel nesneleri değil durumu veya olayların gidişatını ifade eder. Get, hâline gelmek demektir; really weird ise çok daha tuhaf bir sonucun geleceğini haber verir. Cümle bir bütün olarak merak yaratır ve açıklamayı temel ters köşeye taşır.
Alıştırma
Durumun sebebini açıklamak yerine, tuhaflaşmaya başladığı anı en iyi hangi cümle belirtir?
- That's where the weird things are.
- That's when things get really weird.
- That's why things get really weird.
Cevabı göster
That's when things get really weird.
When scientists used a measuring device to observe the slit that each photon passed through,
1:25Bilim insanları her fotonun geçtiği yarığı gözlemlemek için bir ölçüm cihazı kullandıklarında,
and the photons started behaving like particles.
1:33ve fotonlar parçacıklar gibi davranmaya başladı.
Instead of the spectrum of light and dark bands, Kalıp ifadeler
1:36Aydınlık ve karanlık şerit spektrumu yerine,
Instead of + isim öbeği: yerini gerçek sonuca bırakan beklenen sonuç
Instead of, beklenen veya başlangıçta mümkün olan ancak gerçekleşmeyen seçeneği belirtir. Burada ortaya çıkmayan sonuç “the spectrum of light and dark bands”, gerçek sonuç ise “two bright bands”dir. Yapı instead of + isim öbeği veya -ing biçimidir. Cümlenin başında kullanıldığında önce elenen seçeneği verir, ardından ana cümle gerçekte ne olduğunu açıklar.
Alıştırma
Gerçekleşmeyen sonucu belirtmek için instead of ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Instead of a full rainbow, the experiment showed only two bright lines.
- Instead a full rainbow, the experiment showed only two bright lines.
- Instead of the experiment showed a full rainbow, only two bright lines appeared.
Cevabı göster
Instead of a full rainbow, the experiment showed only two bright lines.
So light can display characteristics of both particles and waves,
1:44Yani ışık, hem parçacıkların hem de dalgaların özelliklerini sergileyebilir,
known as wave-particle duality: bilimsel kavramı adlandırmak
Known as, bir şeyin kabul edilen adını veya etiketini belirtir. Burada “this phenomenon is known as wave-particle duality” ifadesinin kısaltılmış biçimidir; bu nedenle ad, ışığın hem parçacık benzeri hem de dalga benzeri özellikler göstermesi olgusuna aittir. Duality, iki farklı davranış türünün tek bir fiziksel sistemde bulunması demektir. Ayrı iki görünür nesnenin aynı anda ortaya çıkması gerektiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bilimsel kavramı doğru biçimde adlandıran ifadeyi seçin: Light's combination of wave-like and particle-like behavior is _____ wave-particle duality.
- known to
- known as
- known for
Cevabı göster
known as
It appears that light decides to behave as a wave when it's not being watched
1:51Görünüşe göre ışık izlenmediğinde dalga gibi davranmaya karar veriyor
and acts like a particle when it is being measured.
1:55ve ölçüldüğünde bir parçacık gibi hareket ediyor.
The mere act of observing which slit it went through changed the behavior of the photons, Kalıp ifadeler
1:58Sadece hangi yarıktan geçtiğini gözlemleme eylemi fotonların davranışını değiştirdi,
The mere act of observing: eylemin tek başına yeterli olması
the mere act of + -ing kalıbında mere, “yalnızca” veya “bundan başka hiçbir şey değil” anlamına gelir. Burada eylemin kendisinin—yani observing eyleminin—sonucu oluşturmaya yettiğini vurgular. Bu ifade biçimi, sebebi yarattığı etkiye kıyasla şaşırtıcı derecede küçük gösterebilir. Gözlemlemenin kolay veya önemsiz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Yalnızca bu eylemin yeterli olduğunu belirten vurgulu kalıpla cümleyi tamamlayın: The ____ opening the emergency door triggered the alarm.
Cevabı göster
mere act of
the environment and objects only load when the player focuses on or interacts with them.
2:10çevrenin ve nesnelerin yalnızca oyuncu onlara odaklandığında veya onlarla etkileşime girdiğinde yüklenmesi gibidir.
It's kind of like how: yaklaşık bir benzetme tanıtmak
It's kind of like how kalıbında It, açıklanan fikre geri gönderme yapar; how ise karşılaştırma için kullanılan tanıdık durumu tanıtır. Kind of, like sözcüğünün kesinliğini azaltır: İki durum yararlı bir yönden benzerdir, ancak tamamen aynı değildir. Bu kalıp bilgiyi fikir → tanıdık karşılaştırma → açıklama sırasıyla düzenler.
Alıştırma
Yaklaşık bir benzetme tanıtan gündelik kalıbı tamamlayın: A film rental app does not sell you the film. ____ a library lends you a book for a limited time.
Cevabı göster
It's kind of like how
The entire world isn't rendered all at once, Kalıp ifadeler
2:15Oyunun işlem gücünden tasarruf etmesini ve kaynakları optimize etmesini sağlamak için
all at once: her şey aynı anda
Burada all at once, “aynı anda” veya “tek bir işlemde” anlamına gelir. Cümle, oyun dünyasının tamamının tek bir anda birlikte render edilmediğini söylüyor. Başka bağlamlarda all at once, “birdenbire” anlamına da gelebilir. Neyi nitelediğine bakın: birçok şeyin işlenmesinden söz ediliyorsa genellikle eş zamanlılığı; tek bir olayın başlamasından söz ediliyorsa ani oluşu anlatabilir.
Alıştırma
Örnek cümlede all at once ne anlama geliyor?
- Render işlemi hemen başlamalıdır.
- Tüm dünya tek bir işlemde birlikte render edilir.
- Render işlemi beklenmedik biçimde başlar.
Cevabı göster
Tüm dünya tek bir işlemde birlikte render edilir.
allowing the game to save processing power and optimize resources.
2:18tüm dünya aynı anda oluşturulmaz.
Likewise, light seems to behave like waves,
2:22Aynı şekilde, ışık da dalgalar gibi davranıyor gibi görünüyor,
causing it to change and act like particles.
2:29değişmesine ve parçacıklar gibi davranmasına neden oluyoruz.
Physicist Richard Feynman famously said,
2:32Fizikçi Richard Feynman meşhur bir sözünde şöyle demiştir:
"The double-slit experiment is absolutely impossible to explain in any classical way,
2:35"Çift yarık deneyini klasik bir şekilde açıklamak kesinlikle imkansızdır,
and has in it the heart of quantum mechanics." Deyimler
2:40ve kuantum mekaniğinin kalbini içinde barındırır."
the heart of quantum mechanics: temel özü
Burada the heart of, bir şeyin merkezindeki en temel bölümü anlatan bir metafordur. Feynman, çift yarık deneyinin kuantum mekaniğinin merkezinde bulunan temel bilmeceyi veya ilkeyi ortaya koyduğunu söylüyor. Bu metafor, eksiksizliği değil önemi vurgular. Tek başına bu deneyin kuantum mekaniğinin her bölümünü açıkladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “en merkezi ve temel bölüm” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Curiosity is ____ scientific discovery.
Cevabı göster
the heart of
The most widely accepted theory to explain this phenomenon comes from physicist Niels Bohr,
2:47Bu fenomeni açıklamak için en yaygın kabul gören teori fizikçi Niels Bohr'dan gelmektedir,
who proposed that particles like photons don't have definite properties until they're observed. Dilbilgisi
2:52kendisi fotonlar gibi parçacıkların gözlemlenene kadar kesin özelliklere sahip olmadığını öne sürmüştür.
don't have ... until they're observed zaman sınırı kalıbı
Bu kalıpta olumsuz ana cümle, bir durumun belirli bir sınıra kadar geçerli olmadığını söyler: don't have definite properties. until ile başlayan yan cümle bu sınırı belirtir: until they're observed. Burada gözlem, iddiadaki zaman sınırıdır; until fiziksel nedeni açıklamaz. Genel olarak not/don't/won't ... until ... kalıbı, olumsuz durumun belirtilen olaya kadar sürdüğü anlamına gelir.
Alıştırma
Ana cümlenin olumsuz durumunu belirtilen olaya kadar sürdüren zaman sınırı sözcüğüyle cümleyi tamamlayın: The lights won't come on ____ the switch is flipped.
Cevabı göster
until
photons exist in a wave-like form representing a range of possible positions until they are observed. Kalıp ifadeler
2:59fotonlar gözlemlenene kadar olası konumların bir aralığını temsil eden dalga benzeri bir formda bulunurlar.
a range of possible positions ifadesi
Burada a range of, bir aralık veya küme olarak görülen birkaç farklı olasılık anlamına gelir. a range of possible positions ifadesi, tek bir kesin konum yerine olası konumlardan oluşan bir kümeyi anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp a range of + çoğul isim biçimindedir; a range of prices veya a range of choices gibi. Buradaki range, bir yayılım veya küme anlamındadır; atış mesafesi ya da mutfak ocağı anlamına gelmez.
Alıştırma
Seçeneklerin çeşitliliğini göstermek için range içeren hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The club offers ____ activities, from painting to robotics.
Cevabı göster
a range of
force it to choose: force + nesne + to'lu mastar
force it to choose ifadesinde force fiilinden sonra nesne olan it ve to'lu mastar olan to choose gelir. force + nesne + to do yapısı; baskı, yetki veya bir koşulun nesneyi bir eyleme ya da duruma yönelttiğini anlatır. Nesne bir kişiyse genellikle o kişinin çok az seçeneği olduğunu veya hiç seçeneği olmadığını düşündürür. Buradaki choose kişileştirmedir. Parçacık düşünüp karar vermez; ölçüm, belirli bir durumun ortaya çıkmasına neden olur.
Alıştırma
force, us ve leave sözcüklerini kullanarak cümleyi force + nesne + to'lu mastar yapısıyla tamamlayın: The fire alarm will ____ the building.
Cevabı göster
force us to leave
Copenhagen interpretation: kuantum mekaniği için bir çerçeve
Kopenhag yorumu, kuantum mekaniğinin ölçüm ve fiziksel gerçeklik hakkında ne söylediğini anlamaya yönelik tanınmış bir yaklaşımdır. Buradaki interpretation, belirli bir deney veya şehir politikası değil, teoriyi açıklayan bir çerçeve anlamına gelir. Adını Niels Bohr'un memleketi ve bu çalışmaların önemli bir merkezi olan Kopenhag'dan alır. Bu ad birbiriyle bağlantılı fikirleri kapsar; dolayısıyla Kopenhag'daki her fizikçinin her ayrıntıda aynı görüşte olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede the Copenhagen interpretation terimi neyi adlandırıyor?
- Kopenhag'da yapılan bir deney
- Kuantum mekaniğini anlamaya yönelik bir çerçeve
- Kopenhag şehrinin oluşturduğu bir politika
Cevabı göster
Kuantum mekaniğini anlamaya yönelik bir çerçeve
no one knows why observing a particle causes its behavior to change.
3:19bir parçacığı gözlemlemenin onun davranışının neden değişmesine yol açtığını kimse bilmiyor.
to this day: geçmişten bugüne kadar devam etme
“To this day”, “geçmişteki bir zamandan bugüne kadar” demektir. Bir durumun, sorunun, geleneğin veya etkinin uzun süredir devam ettiğini vurgular. Bu cümlede nedenin şimdi bile bilinmediğini gösterir. Yalnızca “bugün” anlamına gelmez.
Alıştırma
Gizemin geçmişten bugüne kadar sürdüğünü göstermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The cause remains unknown ___.
- today
- on this day
- to this day
Cevabı göster
to this day
Not everyone: bir grubun kısmen olumsuzlanması
“Not everyone” kısmi olumsuzluktur: gruptaki en az bir kişinin ifadeye uymadığı anlamına gelir. Hiç kimsenin uymadığı anlamına gelmez. Burada cümle, Bohr'un teorisinin herkes tarafından desteklenmediğini söyler. Bazı kişiler teoriyi yine de beğenmiş veya kabul etmiş olabilir.
Alıştırma
“Not everyone enjoyed the concert” cümlesi ne anlama gelir?
- En az bir kişi konserden hoşlanmadı, ancak bazı kişiler hoşlanmış olabilir.
- Konserden herkes hoşlandı.
- Konserden hiç kimse hoşlanmadı.
Cevabı göster
En az bir kişi konserden hoşlanmadı, ancak bazı kişiler hoşlanmış olabilir.
Einstein disagreed that particles could be in multiple states at once until observed.
3:26Einstein, parçacıkların gözlemlenene kadar aynı anda birden fazla durumda olabileceği fikrine katılmadı.
He was uncomfortable with the inherent randomness of such an interpretation
3:32Böyle bir yorumun doğasında var olan rastgelelikten rahatsızdı
“Tanrı evrenle zar atmaz” mecazı
Burada “Tanrı evrenle zar atmaz” sözü bir mecazdır. “Zar atmak”, sonuçların şans tarafından belirlenmesine izin vermeyi temsil eder. Bu nedenle alıntı, Einstein'ın doğanın temelde rastlantısal olduğunu öne süren bir kuantum mekaniği yorumuna karşı çıkışını ifade eder. Bu, gerçek kumarla ilgili düz anlamlı bir söz veya bilimsel bir kanıt değildir. Cümle, evrenin nasıl işlediğine ilişkin felsefi bir görüşü canlı ve akılda kalıcı bir görüntüyle anlatır.
Alıştırma
Alıntılanan söz bu bağlamda ne anlama geliyor?
- Einstein, evrendeki her olayın önceden tahmin edilebileceğini kanıtlamıştı.
- Einstein, evrenin temelde şans tarafından yönetildiği düşüncesini reddediyordu.
- Einstein, kumarın dini nedenlerle yasaklanması gerektiğine inanıyordu.
Cevabı göster
Einstein, evrenin temelde şans tarafından yönetildiği düşüncesini reddediyordu.
Einstein believed that the universe followed a consistent set of rules,
3:41Einstein, evrenin tutarlı bir kurallar dizisi izlediğine inanıyordu,
like how his general relativity theory predicted the motion of planets around the sun.
3:45tıpkı genel görelilik teorisinin gezegenlerin güneş etrafındaki hareketini tahmin etmesi gibi.
He spent his later years trying to develop a unified theory that explained everything in the universe, Dilbilgisi
3:50Son yıllarını evrendeki her şeyi açıklayan birleşik bir teori geliştirmeye çalışarak geçirdi,
spend ... years trying to develop: sonucu belirsiz bir çabaya yıllar ayırmak
spend + süre + -ing kalıbı, birinin o zamanı nasıl kullandığını anlatır. "spent his later years trying to develop" ifadesinde "his later years" süreyi, "trying" ise o sürede yapılan etkinliği anlatan -ing biçimini gösterir. "Trying to develop", çabanın hedefini belirtir. Sürekli girişimde bulunulduğunu gösterir, ancak kuramın başarıyla geliştirildiğini söylemez. Bu nedenle kalıp, sonucu belirsiz olabilen uzun süreli çalışmaları anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Dört ipucunun hepsini doğru biçimde kullanın: spend, five years, try, develop. Maya ____ a cure, but the project ended before she found one.
Cevabı göster
spent five years trying to develop
Physicists recently conducted a variation on the double-slit experiment.
3:57Fizikçiler yakın zamanda çift yarık deneyi üzerinde bir varyasyon gerçekleştirdiler.
researchers at Imperial College London swapped out the screen with two slits Öbek fiiller
4:04Imperial College London'daki araştırmacılar iki yarıklı ekranı
for a transparent material used in smartphone screens called ITO.
4:08akıllı telefon ekranlarında kullanılan ve ITO adı verilen şeffaf bir malzemeyle değiştirdiler.
swapped out A for B: A'nın yerine B'yi koymak
Burada swapped out, bir parçanın çıkarılıp yerine başka bir parçanın takıldığı anlamına gelir. Çıkarılan öğe iki yarıklı ekran, yerine konan öğe ise saydam ITO malzemesidir. Yaygın kalıp swap out A for B şeklindedir: A çıkarılır, B yerine konur. Nesne bir zamirse fiil ile out arasına gelir: swap it out.
Alıştırma
Cümleyi swap out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The technician ____ the damaged sensor for a new one.
Cevabı göster
swapped out
When a second laser was directed at the material and pulsed super quickly in quadrillionths of a second, Kelime
4:16İkinci bir lazer malzemeye yönlendirilip saniyenin katrilyonda biri gibi süper hızlı bir sürede palslandığında,
quadrillionths of a second: saniyenin 10^-15'lik bölümleri
Quadrillionths of a second, her biri saniyenin katrilyonda birine eşit birimleri anlatır. Modern İngilizcede kullanılan kısa ölçeğe göre quadrillion 10^15'tir; dolayısıyla one quadrillionth of a second 10^-15 saniyedir. Çoğul quadrillionths biçimi, tam sayı belirtilmeden zamanın bu çok küçük birimlerin birden fazlasıyla ölçüldüğünü gösterir. Büyük sayı sıra sayısı + of + birim kalıbı, millionths of a meter örneğinde olduğu gibi bir kesir ifade eder.
Alıştırma
Hangi ifade 10^-15 saniyelik birimlerle ölçülen aralıkları anlatır?
- quadrillionths of a second
- a quarter of a second
- quadrillion seconds
Cevabı göster
quadrillionths of a second
it caused the material to become temporarily reflective.
4:22malzemenin geçici olarak yansıtıcı hale gelmesine neden oldu.
The interaction of laser two with the material changed the frequency, and therefore the color, Dilbilgisi
4:26İkinci lazerin malzemeyle etkileşimi, malzemeden yansıyan birinci lazerden gelen ışığın
of the light from laser one that was reflected off the material.
4:31frekansını ve dolayısıyla rengini değiştirdi.
and therefore the color: changed fiilinin paylaşılması
and therefore the color ifadesi, changed fiilinden sonraki nesne yapısını sürdürür: changed the frequency, and therefore (changed) the color. İkinci changed söylenmez; çünkü paralel yapı bu fiilin tamamlanmasını sağlar. Therefore, renk değişimini frekans değişiminin mantıksal sonucu olarak gösterir. The color, the frequency ile paraleldir; therefore sözcüğünün nesnesi değildir.
Alıştırma
Hangi yeniden ifade, vurgulanan bölümün yapısını ve neden-sonuç anlamını doğru şekilde korur?
- The interaction changed the frequency instead of changing the color.
- The color changed the frequency of the interaction.
- The interaction changed the frequency and, as a result, changed the color.
Cevabı göster
The interaction changed the frequency and, as a result, changed the color.
they were able to create interference patterns
4:40orijinal çift yarık deneyinde gözlemlenen girişime benzer
by manipulating time, rather than space: yöntem ve alternatif
By + -ing, sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir: by manipulating time, “Girişim desenlerini nasıl oluşturabildiler?” sorusunu yanıtlar. Rather than, bu yöntem için seçilmeyen alternatifi belirtir. Karşılaştırılan öğeler time ve space sözcükleridir; cümle, deneyin uzaydaki değişimler yerine zaman içindeki değişimleri kullandığını söyler. Uzayın var olmadığını iddia etmez.
Alıştırma
Hem yöntemi hem de seçilmeyen alternatifi göstermek için cümleyi by + -ing ... rather than + -ing kalıbıyla tamamlayın: The team reduced waste ____ repairing old parts ____ replacing them.
Cevabı göster
by · rather than
similar to the interference observed in the original double-slit experiment.
4:42girişim desenleri yaratabildiklerini gösteriyor.
There are certain things in life we take for granted. Deyimler
4:47Hayatta kesin olarak kabul ettiğimiz bazı şeyler vardır.
take something for granted: bir şeyi olağan görüp değerini bilmemek
Bu cümlede take things for granted, bazı şeyleri normal, kesin veya her zaman erişilebilir kabul edip onları sorgulamamak ya da değerlerini fark etmemek anlamına gelir. Bu bir deyimdir; verilmiş bir şeyi almak gibi gerçek anlamlı bir eylemi anlatmaz. Yaygın yapı take + someone/something + for granted şeklindedir. Burada certain things, cümlede daha önce yer alsa da anlam bakımından take fiilinin nesnesidir. Bağlama göre deyim, sorgulanmayan bir varsayımı ya da bir kişinin veya şeyin değerini bilmemeyi vurgulayabilir.
Alıştırma
'We often take clean water for granted,' cümlesinde take clean water for granted ne anlama gelir?
- Temiz suyu normal kabul eder ve değerini fark etmeyebiliriz.
- Temiz suyu resmî bir hediye olarak alırız.
- Temiz suyun güvenli olup olmadığını dikkatle test ederiz.
Cevabı göster
Temiz suyu normal kabul eder ve değerini fark etmeyebiliriz.
If you don't get ..., you'll feel ...: birinci koşul cümlesi
Bu yapı, gerçek ve mümkün bir koşulu ve onun beklenen gelecekteki sonucunu anlatmak için kullanılır. if yan cümlesinde geniş zaman kullanılır: If you don't get enough sleep. Sonuç cümlesinde will + fiilin yalın hâli kullanılır: you'll feel. Koşul gelecekle ilgili olsa da normal birinci koşul cümlelerinde if yan cümlesinde genellikle will kullanılmaz. Burada don't koşulu belirtir; will yalnızca tahmin edilen sonuçta yer alır.
Alıştırma
Birinci koşul cümlesini close ve come kullanarak tamamlayın: If the store ____ early, we ____ back tomorrow.
Cevabı göster
closes · will come
you're more likely to: daha yüksek olasılık ifade etmek
you're more likely to + fiilin yalın hâli, bir koşulun veya eylemin belirli bir sonucun gerçekleşme olasılığını artırdığını anlatır. Bu cümlede pervasızca araç kullanmak, kaza yapma olasılığını artırır. Bu yapı kesinliği değil, olasılığı ifade eder. Sonuç gerçekleşebilir ama garanti değildir; bu nedenle riskler, eğilimler ve beklenen sonuçlar hakkında dikkatli ifadeler kurmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi daha yüksek olasılık bildiren tam İngilizce ifadeyle tamamlayın: If you wear a seat belt, you're ____ avoid serious injury in a crash.
Cevabı göster
more likely to
But sometimes there are principles that govern our lives that we just can't explain. Kelime
4:57Ancak bazen hayatımızı yöneten ve açıklayamadığımız ilkeler vardır.
govern our lives: kontrol etmek veya şekillendirmek anlamındaki govern
Burada govern, bir şeyin nasıl işlediğini kontrol etmek, düzenlemek veya güçlü biçimde şekillendirmek anlamına gelir. Özne bir hükümet değil principles olduğundan principles that govern our lives, yaşamımızdaki düzenleri ve sonuçları etkileyen ilkeleri ifade eder. Bu soyut anlam; kuralların, sistemlerin ve mekanizmaların resmî açıklamalarında yaygındır. Bir şey, kişi veya siyasi otorite olmasa bile bir süreci govern edebilir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: "Simple rules govern how the game works." Burada govern ne anlama gelir?
- Sistemin nasıl işlediğini kontrol etmek veya belirlemek
- Oyunu etkilemeden tarif etmek
- Oyunu oynayan insanlara liderlik etmek
Cevabı göster
Sistemin nasıl işlediğini kontrol etmek veya belirlemek
The perplexing result of the double-slit experiment is up for interpretation, Deyimler
5:02Çift yarık deneyinin kafa karıştırıcı sonucu yoruma açıktır,
up for interpretation: tek ve kesinleşmiş bir açıklama yok
Bu cümlede up for interpretation, sonucun üzerinde uzlaşılmış tek bir açıklaması olmadığı anlamına gelir. Farklı kişiler bunun ne anlama geldiğini makul biçimde farklı yollarla açıklayabilir. Be up for interpretation kalıbı bir iddiayı, sonucu, kuralı veya sanat eserini hâlâ değerlendirmeye açık olarak sunar. Buradaki interpretation, çeviri değil açıklama veya yorumlama anlamındadır.
Alıştırma
Hangi cümle kanıtın birden fazla makul açıklaması olabileceğini söyler?
- The evidence is up for interpretation.
- The evidence has only one possible explanation.
- The evidence is ready for translation.
Cevabı göster
The evidence is up for interpretation.
with some suggestions that this is evidence our world could be programmed.
5:06ve bunun dünyamızın programlanmış olabileceğinin kanıtı olduğuna dair bazı iddialar vardır.
So far, not even the best scientific minds can explain the bizarre behavior of particles,
5:11Şimdiye kadar, en iyi bilimsel beyinler bile parçacıkların tuhaf davranışını açıklayamıyor,
at least not yet: olumsuz ifadeyi şimdiki zamanla sınırlamak
At least not yet, önceki olumsuz iddiayı şimdiki zamanla sınırlar. Bilim insanları bu davranışı şu anda açıklayamıyor, ancak konuşan kişi ileride açıklayabilecekleri ihtimalini açık bırakıyor. Olumsuz bir cümlenin ardından eklendiğinde bu ifade temkinli bir düzeltme gibi çalışır: iddianın kalıcı veya kesin görünmesini engeller. Bir olasılığı ifade eder; durumun değişeceğini vaat etmez.
Alıştırma
Hangi yanıt, gelecekte değişme ihtimalini açık bırakarak olumsuz bir ifadeyi daha az kesin hâle getirir?
- We can never solve the problem.
- We cannot solve the problem anymore.
- We cannot solve the problem, at least not yet.
Cevabı göster
We cannot solve the problem, at least not yet.
can you tell what's wrong with the gears Leonardo da Vinci wanted to use in his military tank design from the 15th century?
5:23Leonardo da Vinci'nin 15. yüzyıldan kalma askeri tank tasarımında kullanmak istediği dişlilerde neyin yanlış olduğunu söyleyebilir misiniz?
This is one of the thousands of problems you'll find on Brilliant,
5:29Bu, STEM'i etkileşimli olarak öğrenebileceğiniz bir web sitesi ve uygulama olan
a website and app where you can learn STEM interactively.
5:32Brilliant'ta bulacağınız binlerce problemden sadece biridir.
My viewers especially love Brilliant's lessons in computer science, data science, and math.
5:35İzleyicilerim özellikle Brilliant'ın bilgisayar bilimleri, veri bilimi ve matematik derslerini çok seviyor.
Da Vinci's tank design had a flaw in its gear mechanism,
5:41Da Vinci'nin tank tasarımı, dişli mekanizmasında bir kusura sahipti,
causing the front and back wheels to rotate in opposite directions,
5:44bu da ön ve arka tekerleklerin zıt yönlerde dönmesine neden oluyordu,
so the tank will never be able to move at all. Dilbilgisi
5:48bu nedenle tank asla hareket edemeyecekti.
never be able to move at all: hiçbir şekilde hareket edememek
Bu cümlede never zaman kapsamını belirler: gelecekte tankın hareket etme becerisine sahip olacağı hiçbir an olmayacaktır. Be able to beceriyi ifade eder, at all ise olumsuz anlamı “hiçbir şekilde” veya “biraz bile” anlamında güçlendirir. never + be able to + fiil + at all yapısı, bir becerinin tamamen bulunmadığını vurgulu biçimde anlatır. Burada at all, “genel olarak” anlamına gelmez; never tarafından oluşturulan olumsuz anlamın bir parçasıdır.
Alıştırma
Cümleyi, robotun hiçbir hareket etme becerisi olmayacağını anlatan tam ifadeyle tamamlayın: After its wheels lock, the robot will ____.
Cevabı göster
never be able to move at all
This was possibly an oversight or an intentional mistake Kelime
5:51Bu muhtemelen bir gözden kaçırma veya
oversight or an intentional mistake: gözden kaçırma mı, kasıtlı hata mı
Burada an oversight, bir ayrıntının fark edilmemesi veya hatırlanmaması nedeniyle oluşan hata anlamına gelir. Kazara gerçekleşir. Bu cümlede “denetim” anlamına gelmez. or an intentional mistake ifadesi karşıt olasılığı sunar: hatalı ayrıntı oraya bilerek konmuş olabilir. or yapısı, kaza ile kasıtlı eylem olmak üzere iki rakip açıklamayı karşı karşıya getirir.
Alıştırma
Bir tasarımcı gerekli bir güvenlik etiketini kazara eklemeyi unutuyor. En doğru açıklama hangisidir?
- It was an oversight.
- It was a deliberate choice.
- It was an intentional mistake.
Cevabı göster
It was an oversight.
to protect his design from being built without his support. Dilbilgisi
5:55tasarımının onun desteği olmadan inşa edilmesini önlemek için kasıtlı bir hataydı.
protect his design from being built: from sonrasında edilgen eylem
protect + nesne + from + -ing yapısında nesne, korunan kişi ya da şeyi belirtir; from ise istenmeyen olayı tanıtır. Burada korunan şey his design ifadesidir. design, build eylemine maruz kaldığı için being built edilgen -ing biçimi kullanılır. Bu ifade, başka kişilerin onun katılımı veya desteği olmadan tasarımı inşa etmesini engellemek anlamına gelir; inşa edilen şey his support değildir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için delete fiilinin edilgen -ing biçimini kullanın: The backup protects the files from ____ by mistake.
Cevabı göster
being deleted
you can check out Brilliant for free for 30 days by heading to the custom link in my description.
6:00açıklamamdaki özel bağlantıya giderek Brilliant'a 30 gün boyunca ücretsiz göz atabilirsiniz.