Gözlemlendiğinde Sonucu Değişen Tuhaf Deney: İngilizce çalışma notları

Newsthink

Öğrenme zorluğu
1.002 kelime 166 kel/dk

Video açıklaması: video, fotonların çift yarık deneyinde neden bir girişim deseni oluşturduğunu, yollarını ölçmenin sonucu nasıl değiştirdiğini, Kopenhag yorumunun Einstein'ın itirazlarıyla nasıl karşılaştığını ve 2023'teki bir çeşitlemenin zamanı değiştirerek girişimi nasıl yeniden ürettiğini açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. cancel each other out, - Deyimsel fiiller: iki karşıt etkinin birbirini etkisizleştirdiğini anlayın ve ifadeyi kuvvetler, savlar, borçlar ya da sayısal değişimler için kullanın. 2. "God does not play dice with the universe." - Deyimler ve mecazlı anlatımlar: Einstein'ın temel rastlantısallığı reddeden metaforunu tanıyın; bunu gerçek bir zar oyunu sanmayın. 3. by manipulating time, rather than space, - Dilbilgisi ve cümle kalıpları: yöntemi belirtmek için by + -ing, seçilen yöntemi başka bir seçenekle karşılaştırmak için rather than kullanın.

Bu derste

The double-slit experiment defies our understanding. Kalıp ifadeler

0:00

Çift yarık deneyi anlayışımıza meydan okuyor.

Kalıp ifadeler

defies our understanding: anlayışımıza meydan okumak

Burada defies our understanding, “şu anda bildiklerimizle açıklanamaz” anlamına gelir. Deney, şeylerin nasıl davranması gerektiğine ilişkin alışılmış düşüncelerle çelişir. Bu yapıda bir şey veya sonuç defies our understanding kalıbının öznesi olur. Buradaki defy, o şeyin bir kişiye bilerek karşı geldiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “şu anda bildiklerimizle açıklanamaz” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: This strange pattern ____.

Cevabı göster

defies our understanding

It involves a laser shooting beams of light particles called photons at a screen with two parallel slits.

0:03

Bu deneyde, iki paralel yarığa sahip bir ekrana foton adı verilen ışık parçacıkları ışınları fırlatan bir lazer kullanılır.

If we mark all the spots where the photons hit the second wall,

0:10

Fotonların ikinci duvara çarptığı tüm noktaları işaretlersek,

we should expect to see two strips to correspond with the two slits. Kalıp ifadeler

0:13

iki yarıkla eşleşecek şekilde iki şerit görmeyi beklemeliyiz.

Kalıp ifadeler

should expect to see: görmeyi beklemek için mantıklı neden olmak

Should expect to see, mantıklı bir tahmin bildirir: deney düzeneği göz önüne alındığında iki şerit gözlemlemek olası görünür. Buradaki should, “kanıta veya mantığa göre” anlamındadır; “zorunludur” anlamında değildir. Yeniden kullanılabilen yapı özne + should expect to see + beklenen sonuç biçimindedir. Bir gözlemcinin ne fark edeceğini tahmin ederken kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi mantıklı bir tahmin bildiren ders ifadesiyle tamamlayın: With a full battery, you ____ the light turn on.

Cevabı göster

should expect to see

Kalıp ifadeler

correspond with: İlgili Sonuçların Eşleşmesi

Burada correspond with, “eşleşmek, uyuşmak veya açık bir ilişki içinde olmak” anlamına gelir. Beklenen iki şerit, iki yarıkla bağlantılı olacak ve gözlenen her sonuç bir kaynağa karşılık gelecektir. Teknik açıklamalarda X corresponds with Y, iki bilgi veya sonuç kümesini birbirine bağlar. Özne bir kişi olduğunda correspond with, mesajlaşmak anlamına da gelebilir; ancak burada bu anlamda kullanılmamıştır.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “eşleşmek veya uyuşmak” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: The new measurements ____ the earlier results.

Cevabı göster

correspond with

But that's not what we see. Anlatım akışı

0:18

Ancak gördüğümüz şey bu değil.

Anlatım akışı

But that's not what we see: Bir Beklentiyi Reddetmek

Burada But, önceki cümledeki tahmini reddeder. That's, tahmin edilen sonuca gönderme yapar; what we see ise gerçekten gözlenen sonuç anlamına gelir. Bu cümle açıklamayı beklenti → çelişki → kanıt sırasıyla düzenler. Bir soru değil, bildirme cümlesidir: Konuşan kişi dinleyiciyi farklı bir sonuca hazırlamaktadır.

Alıştırma

Hangi cümle beklenen bir sonucu en açık biçimde reddedip gerçek gözleme geçer?

  1. But that's not what we see.
  2. Can you tell me what we see?
  3. That's exactly what we expected to see.
Cevabı göster

But that's not what we see.

Instead, we see an alternating pattern of light and dark bands.

0:19

Bunun yerine, birbiri ardına gelen aydınlık ve karanlık şeritlerden oluşan bir desen görüyoruz.

This is characteristic of the behavior of waves that pass through both slits simultaneously, Kalıp ifadeler

0:24

Bu, aynı anda her iki yarıktan geçen dalgaların davranışının bir özelliğidir,

Kalıp ifadeler

be characteristic of: tipik bir özelliği belirtmek

be characteristic of yapısında characteristic, tipik veya ayırt edici anlamına gelen bir sıfattır. Bu örüntü, iki yarıktan aynı anda geçen dalgalarla normalde ilişkilendirilen bir özelliği gösterir. Yapı be + characteristic of + isim veya isim öbeği şeklindedir. Gözlemlenen bir özelliği, bu özelliğin tipik olduğu kişi, şey veya süreçle ilişkilendirmek için kullanılır.

Alıştırma

be + characteristic + of sıfat yapısını ve be fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: This repeating pattern ____ wave interference.

Cevabı göster

is characteristic of

interfering with each other to create the pattern on the second screen. Kelime

0:29

birbirleriyle girişim yaparak ikinci ekrandaki deseni oluştururlar.

Kelime

interfering with each other: dalgaların fiziksel girişimi

Bu fizik bağlamında interfering with each other, dalgaların üst üste binip birleşmesi anlamına gelir. Genlikleri farklı yerlerde birbirini güçlendirir veya söndürür ve böylece ekrandaki desen değişir. With each other eylemi karşılıklı hâle getirir: her dalga diğeriyle etkileşir. Buradaki interfere teknik bir süreci anlatır; bir kişinin başka birini bilerek engellemesini anlatmaz.

Alıştırma

Two sound waves are interfering with each other in the room cümlesinde interfering with each other ne anlama gelir?

  1. Dalgalar birbirlerinin hareketini bilerek durdurur.
  2. Dalgalar birbirlerini hiç etkilemeden ilerler.
  3. Dalgalar üst üste binip birleşerek ortaya çıkan sesi değiştirir.
Cevabı göster

Dalgalar üst üste binip birleşerek ortaya çıkan sesi değiştirir.

The bright lines are where the top of waves meet,

0:33

Parlak çizgiler, dalga tepelerinin buluştuğu,

resulting in a more intense or brighter area on the screen. Dilbilgisi

0:35

ve ekranda daha yoğun veya daha parlak bir alanla sonuçlanan yerlerdir.

Dilbilgisi

resulting in: bir nedeni sonucuna bağlamak

Burada resulting in, önceki durumun tamamının sonucunu gösterir: dalga tepeleri buluşur ve bu da daha parlak bir alan oluşturur. -ing yan cümlesi bu olayın tamamına gönderme yapar; area sözcüğünü resulting fiilinin öznesi yapmaz. Kalıp, neden bildiren cümle, resulting in + isim öbeği şeklindedir. Bu ek -ing yan cümlesinin kendi zamanı yoktur ve neden ile sonucu kısa biçimde bağlar. Özellikle bilimsel ve resmî açıklamalarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi doğru tamamlayan biçimi seçin: The heater failed overnight, ... frozen pipes by morning.

  1. resulted in
  2. results in
  3. resulting in
Cevabı göster

resulting in

The darker bands are where the top of one wave meets the bottom of another,

0:39

Daha karanlık şeritler, bir dalganın tepesiyle diğerinin çukurunun buluştuğu yerlerdir,

so they cancel each other out, Öbek fiiller

0:43

bu nedenle birbirlerini iptal ederler,

Öbek fiiller

cancel each other out: iki zıt etkinin birbirini götürmesi

Burada cancel each other out, dalgaların üst ve alt kısımlarının zıt etkiler oluşturduğu ve bu yüzden birleşik ya da net etkinin zayıfladığı veya yok olduğu anlamına gelir. Each other karşılıklı ilişkiyi gösterir; out ise cancel out öbek fiilinin parçasıdır. Yeniden kullanılabilen kalıp A and B cancel each other out şeklindedir. İki kuvvet, sayı, etki ya da sav birbirine karşı olduğunda ve toplam etkiyi azalttığında kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede cancel each other out ne anlama geliyor? The two equal forces act in opposite directions, so they cancel each other out.

  1. İki kuvvet deneyden çıkarılır.
  2. İki zıt etki birbirini azaltır.
  3. Bir kuvvet diğerini güçlendirir.
Cevabı göster

İki zıt etki birbirini azaltır.

resulting in a less intense or darker area on the screen.

0:45

ve ekranda daha az yoğun veya daha karanlık bir alanla sonuçlanırlar.

Here is a photo of a real interference pattern.

0:49

İşte gerçek bir girişim deseninin bir fotoğrafı.

The original double-slit experiment was conducted in 1801 by British polymath Thomas Young.

0:52

Orijinal çift yarık deneyi 1801 yılında İngiliz hezarfen Thomas Young tarafından yapılmıştır.

Since then, it's been performed with various types of particles, Anlatım akışı

0:58

O zamandan beri, çeşitli türde parçacıklarla gerçekleştirilmiş,

Anlatım akışı

Since then: geçmişteki bir başlangıç noktasını sonraki gelişmelere bağlamak

Since then, 1801 tarihiyle belirtilen olayı daha sonra yaşanan gelişmelere bağlar. Then bu olaya gönderme yaptığı için ifade, 'o zamandan söz konusu sonraki döneme kadar' anlamına gelir; 'bu nedenle' anlamına gelmez. Zaman çizgisini ileri taşır ve başlangıç noktasından sonra olanları tanıtır. Bu sonraki dönem bugüne kadar uzanıyorsa Since then, researchers have repeated the experiment. örneğindeki gibi sıklıkla present perfect ile kullanılır.

Alıştırma

Bir müze 2022'de yeni bir bilim bölümü açtı ve şimdi de sergiler eklemeye devam ediyor. Açılışı devam eden gelişmeye en iyi bağlayan cümle hangisidir?

  1. Then, the museum added twelve new exhibits.
  2. Because of that, the museum has added twelve new exhibits.
  3. Since then, the museum has added twelve new exhibits.
Cevabı göster

Since then, the museum has added twelve new exhibits.

including electrons,

1:01

elektronlar da dahil olmak üzere,

and they were found to behave in the same way. Dilbilgisi

1:03

ve aynı şekilde davrandıkları bulunmuştur.

Dilbilgisi

were found to behave: edilgen bir raporlama yapısı

were found to behave ifadesinde found, 'gözlem veya test yoluyla belirlenmiş' anlamına gelir; 'yeri bulunmuş' anlamına gelmez. Kalıp özne + be + found + to'lu mastardır: they were found to behave in the same way. Bu edilgen raporlama yapısı gözlemlenen sonucu öne çıkarır ve araştırmacıları belirtmez. Kanıt veya bulgunun gözlemi kimin yaptığından daha önemli olduğu durumlarda yaygındır.

Alıştırma

Araştırmacıları arka planda tutarken bir test sonucunu en iyi bildiren cümle hangisidir?

  1. The new filters were found to remove most of the dust.
  2. Researchers found that the new filters removed most of the dust.
  3. The new filters were found removing most of the dust.
Cevabı göster

The new filters were found to remove most of the dust.

This phenomenon occurs even if the photons are fired one at a time, Kalıp ifadeler

1:05

Bu fenomen, fotonlar teker teker ateşlense bile gerçekleşir,

Kalıp ifadeler

one at a time: her turda tam olarak bir tane

One at a time, her turda yalnızca bir fotonun gönderildiği ve sonrakinin ardından gönderildiği anlamına gelir. Belirli bir anda gerçekleşen tek bir olayı değil, sırayla tekrarlanan bir süreci anlatır. Yapı sayı + at a time şeklindedir. Sayı, her turun veya grubun büyüklüğünü belirtir: one at a time, two at a time ve benzeri.

Alıştırma

Her turda tam olarak bir kişinin girmesi anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: For safety, visitors must enter the narrow tunnel ____.

Cevabı göster

one at a time

which suggests that the photon is interfering with itself as if it passes through both slits at once. Dilbilgisi

1:10

bu da fotonun sanki aynı anda iki yarıktan geçiyormuş gibi kendisiyle girişim yaptığını göstermektedir.

Dilbilgisi

as if: hayalî bir karşılaştırma başlatmak

As if, hayal edilen bir durumla karşılaştırma başlatır. Burada girişim, foton her iki yarıktan aynı anda geçseydi meydana gelecek duruma benzer görünür; as if bu görüntüyü tek başına kanıtlanmış bir gerçek olarak sunmaz. As if ifadesinden sonra as if it passes through both slits örneğindeki gibi kendi öznesi ve fiili olan bir yan cümle gelir. Bu yapı, gözlemlenen şey ile onu anlatmak veya açıklamak için kullanılan görüntüyü birbirinden ayırır.

Alıştırma

Hangi cümlede as if, doğrulanmış bir gerçek yerine hayalî bir karşılaştırmayı belirtmek için kullanılmıştır?

  1. The child held the map because the teacher asked her to.
  2. The child held the map as if it were a priceless treasure.
  3. Even if the map is old, the child will keep it safe.
Cevabı göster

The child held the map as if it were a priceless treasure.

Physicists were so stumped that they decided to observe which slit the particle went through. Dilbilgisi

1:17

Fizikçiler o kadar şaşkındılar ki, parçacığın hangi yarıktan geçtiğini gözlemlemeye karar verdiler.

Dilbilgisi

so stumped that: yoğun bir durumu sonucuna bağlamak

so + sıfat + that kalıbı, yoğun bir durumu onun doğurduğu sonuçla bağlar. Burada so, stumped sözcüğünün derecesini güçlendirir; that yan cümlesi de fizikçilerin problemi çözemediği için ne yaptığını açıklar. Stumped, bir cevap veya açıklama bulamamak, yani çıkmaza girmek demektir; fiziksel olarak yaralanmak anlamına gelmez. Aktarılabilir kalıp so + sıfat + that + sonuç biçimindedir.

Alıştırma

Bir problemi çözememe durumunu bunun sonucunda yapılan eyleme bağlayan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The riddle left Nora ____ she asked for a hint.

Cevabı göster

so stumped that

And that's when things get really weird. Anlatım akışı

1:22

Ve işte o zaman işler gerçekten tuhaflaşır.

Anlatım akışı

that's when things get really weird: merak uyandıran bir dönüm noktasını işaretlemek

That's when, az önce sözü edilen olaya geri gönderme yapar ve onu hikâyenin dönüm noktası olarak işaretler. Dinleyiciye “Bu andan itibaren bir sonraki önemli gelişme başlıyor” mesajını verir. Things, fiziksel nesneleri değil durumu veya olayların gidişatını ifade eder. Get, hâline gelmek demektir; really weird ise çok daha tuhaf bir sonucun geleceğini haber verir. Cümle bir bütün olarak merak yaratır ve açıklamayı temel ters köşeye taşır.

Alıştırma

Durumun sebebini açıklamak yerine, tuhaflaşmaya başladığı anı en iyi hangi cümle belirtir?

  1. That's where the weird things are.
  2. That's when things get really weird.
  3. That's why things get really weird.
Cevabı göster

That's when things get really weird.

When scientists used a measuring device to observe the slit that each photon passed through,

1:25

Bilim insanları her fotonun geçtiği yarığı gözlemlemek için bir ölçüm cihazı kullandıklarında,

the interference pattern disappeared,

1:30

girişim deseni ortadan kayboldu,

and the photons started behaving like particles.

1:33

ve fotonlar parçacıklar gibi davranmaya başladı.

Instead of the spectrum of light and dark bands, Kalıp ifadeler

1:36

Aydınlık ve karanlık şerit spektrumu yerine,

we see two bright bands,

1:39

fotonların bir yarığı ya da diğerini seçtiğini gösteren

Kalıp ifadeler

Instead of + isim öbeği: yerini gerçek sonuca bırakan beklenen sonuç

Instead of, beklenen veya başlangıçta mümkün olan ancak gerçekleşmeyen seçeneği belirtir. Burada ortaya çıkmayan sonuç “the spectrum of light and dark bands”, gerçek sonuç ise “two bright bands”dir. Yapı instead of + isim öbeği veya -ing biçimidir. Cümlenin başında kullanıldığında önce elenen seçeneği verir, ardından ana cümle gerçekte ne olduğunu açıklar.

Alıştırma

Gerçekleşmeyen sonucu belirtmek için instead of ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Instead of a full rainbow, the experiment showed only two bright lines.
  2. Instead a full rainbow, the experiment showed only two bright lines.
  3. Instead of the experiment showed a full rainbow, only two bright lines appeared.
Cevabı göster

Instead of a full rainbow, the experiment showed only two bright lines.

indicating that the photons chose one slit or the other.

1:41

iki parlak şerit görüyoruz.

So light can display characteristics of both particles and waves,

1:44

Yani ışık, hem parçacıkların hem de dalgaların özelliklerini sergileyebilir,

known as wave-particle duality. Kelime

1:48

bu dalga-parçacık ikiliği olarak bilinir.

Kelime

known as wave-particle duality: bilimsel kavramı adlandırmak

Known as, bir şeyin kabul edilen adını veya etiketini belirtir. Burada “this phenomenon is known as wave-particle duality” ifadesinin kısaltılmış biçimidir; bu nedenle ad, ışığın hem parçacık benzeri hem de dalga benzeri özellikler göstermesi olgusuna aittir. Duality, iki farklı davranış türünün tek bir fiziksel sistemde bulunması demektir. Ayrı iki görünür nesnenin aynı anda ortaya çıkması gerektiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bilimsel kavramı doğru biçimde adlandıran ifadeyi seçin: Light's combination of wave-like and particle-like behavior is _____ wave-particle duality.

  1. known to
  2. known as
  3. known for
Cevabı göster

known as

It appears that light decides to behave as a wave when it's not being watched

1:51

Görünüşe göre ışık izlenmediğinde dalga gibi davranmaya karar veriyor

and acts like a particle when it is being measured.

1:55

ve ölçüldüğünde bir parçacık gibi hareket ediyor.

The mere act of observing which slit it went through changed the behavior of the photons, Kalıp ifadeler

1:58

Sadece hangi yarıktan geçtiğini gözlemleme eylemi fotonların davranışını değiştirdi,

Kalıp ifadeler

The mere act of observing: eylemin tek başına yeterli olması

the mere act of + -ing kalıbında mere, “yalnızca” veya “bundan başka hiçbir şey değil” anlamına gelir. Burada eylemin kendisinin—yani observing eyleminin—sonucu oluşturmaya yettiğini vurgular. Bu ifade biçimi, sebebi yarattığı etkiye kıyasla şaşırtıcı derecede küçük gösterebilir. Gözlemlemenin kolay veya önemsiz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Yalnızca bu eylemin yeterli olduğunu belirten vurgulu kalıpla cümleyi tamamlayın: The ____ opening the emergency door triggered the alarm.

Cevabı göster

mere act of

almost as if they were aware they were being watched.

2:04

sanki izlendiklerinin farkındaymış gibi.

It's kind of like how in a video game, Anlatım akışı

2:08

Bu tıpkı bir video oyununda,

the environment and objects only load when the player focuses on or interacts with them.

2:10

çevrenin ve nesnelerin yalnızca oyuncu onlara odaklandığında veya onlarla etkileşime girdiğinde yüklenmesi gibidir.

Anlatım akışı

It's kind of like how: yaklaşık bir benzetme tanıtmak

It's kind of like how kalıbında It, açıklanan fikre geri gönderme yapar; how ise karşılaştırma için kullanılan tanıdık durumu tanıtır. Kind of, like sözcüğünün kesinliğini azaltır: İki durum yararlı bir yönden benzerdir, ancak tamamen aynı değildir. Bu kalıp bilgiyi fikir → tanıdık karşılaştırma → açıklama sırasıyla düzenler.

Alıştırma

Yaklaşık bir benzetme tanıtan gündelik kalıbı tamamlayın: A film rental app does not sell you the film. ____ a library lends you a book for a limited time.

Cevabı göster

It's kind of like how

The entire world isn't rendered all at once, Kalıp ifadeler

2:15

Oyunun işlem gücünden tasarruf etmesini ve kaynakları optimize etmesini sağlamak için

Kalıp ifadeler

all at once: her şey aynı anda

Burada all at once, “aynı anda” veya “tek bir işlemde” anlamına gelir. Cümle, oyun dünyasının tamamının tek bir anda birlikte render edilmediğini söylüyor. Başka bağlamlarda all at once, “birdenbire” anlamına da gelebilir. Neyi nitelediğine bakın: birçok şeyin işlenmesinden söz ediliyorsa genellikle eş zamanlılığı; tek bir olayın başlamasından söz ediliyorsa ani oluşu anlatabilir.

Alıştırma

Örnek cümlede all at once ne anlama geliyor?

  1. Render işlemi hemen başlamalıdır.
  2. Tüm dünya tek bir işlemde birlikte render edilir.
  3. Render işlemi beklenmedik biçimde başlar.
Cevabı göster

Tüm dünya tek bir işlemde birlikte render edilir.

allowing the game to save processing power and optimize resources.

2:18

tüm dünya aynı anda oluşturulmaz.

Likewise, light seems to behave like waves,

2:22

Aynı şekilde, ışık da dalgalar gibi davranıyor gibi görünüyor,

but when we observe it,

2:25

ancak onu gözlemlediğimizde,

it's as if we're loading its properties,

2:27

sanki özelliklerini yüklüyormuşuz gibi

causing it to change and act like particles.

2:29

değişmesine ve parçacıklar gibi davranmasına neden oluyoruz.

Physicist Richard Feynman famously said,

2:32

Fizikçi Richard Feynman meşhur bir sözünde şöyle demiştir:

"The double-slit experiment is absolutely impossible to explain in any classical way,

2:35

"Çift yarık deneyini klasik bir şekilde açıklamak kesinlikle imkansızdır,

and has in it the heart of quantum mechanics." Deyimler

2:40

ve kuantum mekaniğinin kalbini içinde barındırır."

Deyimler

the heart of quantum mechanics: temel özü

Burada the heart of, bir şeyin merkezindeki en temel bölümü anlatan bir metafordur. Feynman, çift yarık deneyinin kuantum mekaniğinin merkezinde bulunan temel bilmeceyi veya ilkeyi ortaya koyduğunu söylüyor. Bu metafor, eksiksizliği değil önemi vurgular. Tek başına bu deneyin kuantum mekaniğinin her bölümünü açıkladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “en merkezi ve temel bölüm” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Curiosity is ____ scientific discovery.

Cevabı göster

the heart of

In reality, it contains the only mystery.

2:43

Gerçekte, tek gizemi içinde barındırır.

The most widely accepted theory to explain this phenomenon comes from physicist Niels Bohr,

2:47

Bu fenomeni açıklamak için en yaygın kabul gören teori fizikçi Niels Bohr'dan gelmektedir,

who proposed that particles like photons don't have definite properties until they're observed. Dilbilgisi

2:52

kendisi fotonlar gibi parçacıkların gözlemlenene kadar kesin özelliklere sahip olmadığını öne sürmüştür.

Dilbilgisi

don't have ... until they're observed zaman sınırı kalıbı

Bu kalıpta olumsuz ana cümle, bir durumun belirli bir sınıra kadar geçerli olmadığını söyler: don't have definite properties. until ile başlayan yan cümle bu sınırı belirtir: until they're observed. Burada gözlem, iddiadaki zaman sınırıdır; until fiziksel nedeni açıklamaz. Genel olarak not/don't/won't ... until ... kalıbı, olumsuz durumun belirtilen olaya kadar sürdüğü anlamına gelir.

Alıştırma

Ana cümlenin olumsuz durumunu belirtilen olaya kadar sürdüren zaman sınırı sözcüğüyle cümleyi tamamlayın: The lights won't come on ____ the switch is flipped.

Cevabı göster

until

So in the case of light,

2:58

Yani ışık söz konusu olduğunda,

photons exist in a wave-like form representing a range of possible positions until they are observed. Kalıp ifadeler

2:59

fotonlar gözlemlenene kadar olası konumların bir aralığını temsil eden dalga benzeri bir formda bulunurlar.

Kalıp ifadeler

a range of possible positions ifadesi

Burada a range of, bir aralık veya küme olarak görülen birkaç farklı olasılık anlamına gelir. a range of possible positions ifadesi, tek bir kesin konum yerine olası konumlardan oluşan bir kümeyi anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp a range of + çoğul isim biçimindedir; a range of prices veya a range of choices gibi. Buradaki range, bir yayılım veya küme anlamındadır; atış mesafesi ya da mutfak ocağı anlamına gelmez.

Alıştırma

Seçeneklerin çeşitliliğini göstermek için range içeren hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The club offers ____ activities, from painting to robotics.

Cevabı göster

a range of

When we measure or observe the particle,

3:05

Parçacığı ölçtüğümüzde veya gözlemlediğimizde,

we force it to choose a definite state, Dilbilgisi

3:07

onu belirli bir durum seçmeye zorlarız,

Dilbilgisi

force it to choose: force + nesne + to'lu mastar

force it to choose ifadesinde force fiilinden sonra nesne olan it ve to'lu mastar olan to choose gelir. force + nesne + to do yapısı; baskı, yetki veya bir koşulun nesneyi bir eyleme ya da duruma yönelttiğini anlatır. Nesne bir kişiyse genellikle o kişinin çok az seçeneği olduğunu veya hiç seçeneği olmadığını düşündürür. Buradaki choose kişileştirmedir. Parçacık düşünüp karar vermez; ölçüm, belirli bir durumun ortaya çıkmasına neden olur.

Alıştırma

force, us ve leave sözcüklerini kullanarak cümleyi force + nesne + to'lu mastar yapısıyla tamamlayın: The fire alarm will ____ the building.

Cevabı göster

force us to leave

behaving like particles.

3:10

böylece parçacıklar gibi davranırlar.

This is called the Copenhagen interpretation, Kültür

3:12

Buna Kopenhag yorumu denir,

named in honor of Bohr's home city.

3:14

ve Bohr'un memleketinin onuruna adlandırılmıştır.

Kültür

Copenhagen interpretation: kuantum mekaniği için bir çerçeve

Kopenhag yorumu, kuantum mekaniğinin ölçüm ve fiziksel gerçeklik hakkında ne söylediğini anlamaya yönelik tanınmış bir yaklaşımdır. Buradaki interpretation, belirli bir deney veya şehir politikası değil, teoriyi açıklayan bir çerçeve anlamına gelir. Adını Niels Bohr'un memleketi ve bu çalışmaların önemli bir merkezi olan Kopenhag'dan alır. Bu ad birbiriyle bağlantılı fikirleri kapsar; dolayısıyla Kopenhag'daki her fizikçinin her ayrıntıda aynı görüşte olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede the Copenhagen interpretation terimi neyi adlandırıyor?

  1. Kopenhag'da yapılan bir deney
  2. Kuantum mekaniğini anlamaya yönelik bir çerçeve
  3. Kopenhag şehrinin oluşturduğu bir politika
Cevabı göster

Kuantum mekaniğini anlamaya yönelik bir çerçeve

However, to this day, Kalıp ifadeler

3:17

Ancak bugüne kadar,

no one knows why observing a particle causes its behavior to change.

3:19

bir parçacığı gözlemlemenin onun davranışının neden değişmesine yol açtığını kimse bilmiyor.

Kalıp ifadeler

to this day: geçmişten bugüne kadar devam etme

“To this day”, “geçmişteki bir zamandan bugüne kadar” demektir. Bir durumun, sorunun, geleneğin veya etkinin uzun süredir devam ettiğini vurgular. Bu cümlede nedenin şimdi bile bilinmediğini gösterir. Yalnızca “bugün” anlamına gelmez.

Alıştırma

Gizemin geçmişten bugüne kadar sürdüğünü göstermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The cause remains unknown ___.

  1. today
  2. on this day
  3. to this day
Cevabı göster

to this day

Not everyone was a fan of Bohr's theory. Dilbilgisi

3:24

Herkes Bohr'un teorisinin hayranı değildi.

Dilbilgisi

Not everyone: bir grubun kısmen olumsuzlanması

“Not everyone” kısmi olumsuzluktur: gruptaki en az bir kişinin ifadeye uymadığı anlamına gelir. Hiç kimsenin uymadığı anlamına gelmez. Burada cümle, Bohr'un teorisinin herkes tarafından desteklenmediğini söyler. Bazı kişiler teoriyi yine de beğenmiş veya kabul etmiş olabilir.

Alıştırma

“Not everyone enjoyed the concert” cümlesi ne anlama gelir?

  1. En az bir kişi konserden hoşlanmadı, ancak bazı kişiler hoşlanmış olabilir.
  2. Konserden herkes hoşlandı.
  3. Konserden hiç kimse hoşlanmadı.
Cevabı göster

En az bir kişi konserden hoşlanmadı, ancak bazı kişiler hoşlanmış olabilir.

Einstein disagreed that particles could be in multiple states at once until observed.

3:26

Einstein, parçacıkların gözlemlenene kadar aynı anda birden fazla durumda olabileceği fikrine katılmadı.

He was uncomfortable with the inherent randomness of such an interpretation

3:32

Böyle bir yorumun doğasında var olan rastgelelikten rahatsızdı

and famously said,

3:36

ve şu meşhur sözü söyledi:

"God does not play dice with the universe." Deyimler

3:37

"Tanrı evrenle zar atmaz."

Deyimler

“Tanrı evrenle zar atmaz” mecazı

Burada “Tanrı evrenle zar atmaz” sözü bir mecazdır. “Zar atmak”, sonuçların şans tarafından belirlenmesine izin vermeyi temsil eder. Bu nedenle alıntı, Einstein'ın doğanın temelde rastlantısal olduğunu öne süren bir kuantum mekaniği yorumuna karşı çıkışını ifade eder. Bu, gerçek kumarla ilgili düz anlamlı bir söz veya bilimsel bir kanıt değildir. Cümle, evrenin nasıl işlediğine ilişkin felsefi bir görüşü canlı ve akılda kalıcı bir görüntüyle anlatır.

Alıştırma

Alıntılanan söz bu bağlamda ne anlama geliyor?

  1. Einstein, evrendeki her olayın önceden tahmin edilebileceğini kanıtlamıştı.
  2. Einstein, evrenin temelde şans tarafından yönetildiği düşüncesini reddediyordu.
  3. Einstein, kumarın dini nedenlerle yasaklanması gerektiğine inanıyordu.
Cevabı göster

Einstein, evrenin temelde şans tarafından yönetildiği düşüncesini reddediyordu.

Einstein believed that the universe followed a consistent set of rules,

3:41

Einstein, evrenin tutarlı bir kurallar dizisi izlediğine inanıyordu,

like how his general relativity theory predicted the motion of planets around the sun.

3:45

tıpkı genel görelilik teorisinin gezegenlerin güneş etrafındaki hareketini tahmin etmesi gibi.

He spent his later years trying to develop a unified theory that explained everything in the universe, Dilbilgisi

3:50

Son yıllarını evrendeki her şeyi açıklayan birleşik bir teori geliştirmeye çalışarak geçirdi,

Dilbilgisi

spend ... years trying to develop: sonucu belirsiz bir çabaya yıllar ayırmak

spend + süre + -ing kalıbı, birinin o zamanı nasıl kullandığını anlatır. "spent his later years trying to develop" ifadesinde "his later years" süreyi, "trying" ise o sürede yapılan etkinliği anlatan -ing biçimini gösterir. "Trying to develop", çabanın hedefini belirtir. Sürekli girişimde bulunulduğunu gösterir, ancak kuramın başarıyla geliştirildiğini söylemez. Bu nedenle kalıp, sonucu belirsiz olabilen uzun süreli çalışmaları anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Dört ipucunun hepsini doğru biçimde kullanın: spend, five years, try, develop. Maya ____ a cure, but the project ended before she found one.

Cevabı göster

spent five years trying to develop

but he didn't succeed.

3:55

ama başarılı olamadı.

Physicists recently conducted a variation on the double-slit experiment.

3:57

Fizikçiler yakın zamanda çift yarık deneyi üzerinde bir varyasyon gerçekleştirdiler.

In April 2023,

4:02

Nisan 2023'te,

researchers at Imperial College London swapped out the screen with two slits Öbek fiiller

4:04

Imperial College London'daki araştırmacılar iki yarıklı ekranı

for a transparent material used in smartphone screens called ITO.

4:08

akıllı telefon ekranlarında kullanılan ve ITO adı verilen şeffaf bir malzemeyle değiştirdiler.

Öbek fiiller

swapped out A for B: A'nın yerine B'yi koymak

Burada swapped out, bir parçanın çıkarılıp yerine başka bir parçanın takıldığı anlamına gelir. Çıkarılan öğe iki yarıklı ekran, yerine konan öğe ise saydam ITO malzemesidir. Yaygın kalıp swap out A for B şeklindedir: A çıkarılır, B yerine konur. Nesne bir zamirse fiil ile out arasına gelir: swap it out.

Alıştırma

Cümleyi swap out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The technician ____ the damaged sensor for a new one.

Cevabı göster

swapped out

They first fired a laser beam at the material.

4:13

Malzemeye önce bir lazer ışını yolladılar.

When a second laser was directed at the material and pulsed super quickly in quadrillionths of a second, Kelime

4:16

İkinci bir lazer malzemeye yönlendirilip saniyenin katrilyonda biri gibi süper hızlı bir sürede palslandığında,

Kelime

quadrillionths of a second: saniyenin 10^-15'lik bölümleri

Quadrillionths of a second, her biri saniyenin katrilyonda birine eşit birimleri anlatır. Modern İngilizcede kullanılan kısa ölçeğe göre quadrillion 10^15'tir; dolayısıyla one quadrillionth of a second 10^-15 saniyedir. Çoğul quadrillionths biçimi, tam sayı belirtilmeden zamanın bu çok küçük birimlerin birden fazlasıyla ölçüldüğünü gösterir. Büyük sayı sıra sayısı + of + birim kalıbı, millionths of a meter örneğinde olduğu gibi bir kesir ifade eder.

Alıştırma

Hangi ifade 10^-15 saniyelik birimlerle ölçülen aralıkları anlatır?

  1. quadrillionths of a second
  2. a quarter of a second
  3. quadrillion seconds
Cevabı göster

quadrillionths of a second

it caused the material to become temporarily reflective.

4:22

malzemenin geçici olarak yansıtıcı hale gelmesine neden oldu.

The interaction of laser two with the material changed the frequency, and therefore the color, Dilbilgisi

4:26

İkinci lazerin malzemeyle etkileşimi, malzemeden yansıyan birinci lazerden gelen ışığın

of the light from laser one that was reflected off the material.

4:31

frekansını ve dolayısıyla rengini değiştirdi.

Dilbilgisi

and therefore the color: changed fiilinin paylaşılması

and therefore the color ifadesi, changed fiilinden sonraki nesne yapısını sürdürür: changed the frequency, and therefore (changed) the color. İkinci changed söylenmez; çünkü paralel yapı bu fiilin tamamlanmasını sağlar. Therefore, renk değişimini frekans değişiminin mantıksal sonucu olarak gösterir. The color, the frequency ile paraleldir; therefore sözcüğünün nesnesi değildir.

Alıştırma

Hangi yeniden ifade, vurgulanan bölümün yapısını ve neden-sonuç anlamını doğru şekilde korur?

  1. The interaction changed the frequency instead of changing the color.
  2. The color changed the frequency of the interaction.
  3. The interaction changed the frequency and, as a result, changed the color.
Cevabı göster

The interaction changed the frequency and, as a result, changed the color.

This experiment shows that by manipulating time, Dilbilgisi

4:35

Bu deney, uzaydan ziyade

rather than space,

4:38

zamanı manipüle ederek,

they were able to create interference patterns

4:40

orijinal çift yarık deneyinde gözlemlenen girişime benzer

Dilbilgisi

by manipulating time, rather than space: yöntem ve alternatif

By + -ing, sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir: by manipulating time, “Girişim desenlerini nasıl oluşturabildiler?” sorusunu yanıtlar. Rather than, bu yöntem için seçilmeyen alternatifi belirtir. Karşılaştırılan öğeler time ve space sözcükleridir; cümle, deneyin uzaydaki değişimler yerine zaman içindeki değişimleri kullandığını söyler. Uzayın var olmadığını iddia etmez.

Alıştırma

Hem yöntemi hem de seçilmeyen alternatifi göstermek için cümleyi by + -ing ... rather than + -ing kalıbıyla tamamlayın: The team reduced waste ____ repairing old parts ____ replacing them.

Cevabı göster

by · rather than

similar to the interference observed in the original double-slit experiment.

4:42

girişim desenleri yaratabildiklerini gösteriyor.

There are certain things in life we take for granted. Deyimler

4:47

Hayatta kesin olarak kabul ettiğimiz bazı şeyler vardır.

Deyimler

take something for granted: bir şeyi olağan görüp değerini bilmemek

Bu cümlede take things for granted, bazı şeyleri normal, kesin veya her zaman erişilebilir kabul edip onları sorgulamamak ya da değerlerini fark etmemek anlamına gelir. Bu bir deyimdir; verilmiş bir şeyi almak gibi gerçek anlamlı bir eylemi anlatmaz. Yaygın yapı take + someone/something + for granted şeklindedir. Burada certain things, cümlede daha önce yer alsa da anlam bakımından take fiilinin nesnesidir. Bağlama göre deyim, sorgulanmayan bir varsayımı ya da bir kişinin veya şeyin değerini bilmemeyi vurgulayabilir.

Alıştırma

'We often take clean water for granted,' cümlesinde take clean water for granted ne anlama gelir?

  1. Temiz suyu normal kabul eder ve değerini fark etmeyebiliriz.
  2. Temiz suyu resmî bir hediye olarak alırız.
  3. Temiz suyun güvenli olup olmadığını dikkatle test ederiz.
Cevabı göster

Temiz suyu normal kabul eder ve değerini fark etmeyebiliriz.

If you don't get enough sleep, Dilbilgisi

4:50

Eğer yeterince uyumazsanız,

you'll feel tired and groggy.

4:51

yorgun ve sersemlemiş hissedersiniz.

Dilbilgisi

If you don't get ..., you'll feel ...: birinci koşul cümlesi

Bu yapı, gerçek ve mümkün bir koşulu ve onun beklenen gelecekteki sonucunu anlatmak için kullanılır. if yan cümlesinde geniş zaman kullanılır: If you don't get enough sleep. Sonuç cümlesinde will + fiilin yalın hâli kullanılır: you'll feel. Koşul gelecekle ilgili olsa da normal birinci koşul cümlelerinde if yan cümlesinde genellikle will kullanılmaz. Burada don't koşulu belirtir; will yalnızca tahmin edilen sonuçta yer alır.

Alıştırma

Birinci koşul cümlesini close ve come kullanarak tamamlayın: If the store ____ early, we ____ back tomorrow.

Cevabı göster

closes · will come

If you drive recklessly,

4:53

Dikkatsizce araba kullanırsanız,

you're more likely to get into an accident. Dilbilgisi

4:54

kaza yapma olasılığınız daha yüksektir.

Dilbilgisi

you're more likely to: daha yüksek olasılık ifade etmek

you're more likely to + fiilin yalın hâli, bir koşulun veya eylemin belirli bir sonucun gerçekleşme olasılığını artırdığını anlatır. Bu cümlede pervasızca araç kullanmak, kaza yapma olasılığını artırır. Bu yapı kesinliği değil, olasılığı ifade eder. Sonuç gerçekleşebilir ama garanti değildir; bu nedenle riskler, eğilimler ve beklenen sonuçlar hakkında dikkatli ifadeler kurmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi daha yüksek olasılık bildiren tam İngilizce ifadeyle tamamlayın: If you wear a seat belt, you're ____ avoid serious injury in a crash.

Cevabı göster

more likely to

But sometimes there are principles that govern our lives that we just can't explain. Kelime

4:57

Ancak bazen hayatımızı yöneten ve açıklayamadığımız ilkeler vardır.

Kelime

govern our lives: kontrol etmek veya şekillendirmek anlamındaki govern

Burada govern, bir şeyin nasıl işlediğini kontrol etmek, düzenlemek veya güçlü biçimde şekillendirmek anlamına gelir. Özne bir hükümet değil principles olduğundan principles that govern our lives, yaşamımızdaki düzenleri ve sonuçları etkileyen ilkeleri ifade eder. Bu soyut anlam; kuralların, sistemlerin ve mekanizmaların resmî açıklamalarında yaygındır. Bir şey, kişi veya siyasi otorite olmasa bile bir süreci govern edebilir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: "Simple rules govern how the game works." Burada govern ne anlama gelir?

  1. Sistemin nasıl işlediğini kontrol etmek veya belirlemek
  2. Oyunu etkilemeden tarif etmek
  3. Oyunu oynayan insanlara liderlik etmek
Cevabı göster

Sistemin nasıl işlediğini kontrol etmek veya belirlemek

The perplexing result of the double-slit experiment is up for interpretation, Deyimler

5:02

Çift yarık deneyinin kafa karıştırıcı sonucu yoruma açıktır,

Deyimler

up for interpretation: tek ve kesinleşmiş bir açıklama yok

Bu cümlede up for interpretation, sonucun üzerinde uzlaşılmış tek bir açıklaması olmadığı anlamına gelir. Farklı kişiler bunun ne anlama geldiğini makul biçimde farklı yollarla açıklayabilir. Be up for interpretation kalıbı bir iddiayı, sonucu, kuralı veya sanat eserini hâlâ değerlendirmeye açık olarak sunar. Buradaki interpretation, çeviri değil açıklama veya yorumlama anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümle kanıtın birden fazla makul açıklaması olabileceğini söyler?

  1. The evidence is up for interpretation.
  2. The evidence has only one possible explanation.
  3. The evidence is ready for translation.
Cevabı göster

The evidence is up for interpretation.

with some suggestions that this is evidence our world could be programmed.

5:06

ve bunun dünyamızın programlanmış olabileceğinin kanıtı olduğuna dair bazı iddialar vardır.

So far, not even the best scientific minds can explain the bizarre behavior of particles,

5:11

Şimdiye kadar, en iyi bilimsel beyinler bile parçacıkların tuhaf davranışını açıklayamıyor,

at least not yet. Ton ve niyet

5:17

en azından henüz değil.

Ton ve niyet

at least not yet: olumsuz ifadeyi şimdiki zamanla sınırlamak

At least not yet, önceki olumsuz iddiayı şimdiki zamanla sınırlar. Bilim insanları bu davranışı şu anda açıklayamıyor, ancak konuşan kişi ileride açıklayabilecekleri ihtimalini açık bırakıyor. Olumsuz bir cümlenin ardından eklendiğinde bu ifade temkinli bir düzeltme gibi çalışır: iddianın kalıcı veya kesin görünmesini engeller. Bir olasılığı ifade eder; durumun değişeceğini vaat etmez.

Alıştırma

Hangi yanıt, gelecekte değişme ihtimalini açık bırakarak olumsuz bir ifadeyi daha az kesin hâle getirir?

  1. We can never solve the problem.
  2. We cannot solve the problem anymore.
  3. We cannot solve the problem, at least not yet.
Cevabı göster

We cannot solve the problem, at least not yet.

There are many puzzles that are perplexing.

5:19

Kafa karıştırıcı birçok bulmaca vardır.

For example,

5:22

Örneğin,

can you tell what's wrong with the gears Leonardo da Vinci wanted to use in his military tank design from the 15th century?

5:23

Leonardo da Vinci'nin 15. yüzyıldan kalma askeri tank tasarımında kullanmak istediği dişlilerde neyin yanlış olduğunu söyleyebilir misiniz?

This is one of the thousands of problems you'll find on Brilliant,

5:29

Bu, STEM'i etkileşimli olarak öğrenebileceğiniz bir web sitesi ve uygulama olan

a website and app where you can learn STEM interactively.

5:32

Brilliant'ta bulacağınız binlerce problemden sadece biridir.

My viewers especially love Brilliant's lessons in computer science, data science, and math.

5:35

İzleyicilerim özellikle Brilliant'ın bilgisayar bilimleri, veri bilimi ve matematik derslerini çok seviyor.

Da Vinci's tank design had a flaw in its gear mechanism,

5:41

Da Vinci'nin tank tasarımı, dişli mekanizmasında bir kusura sahipti,

causing the front and back wheels to rotate in opposite directions,

5:44

bu da ön ve arka tekerleklerin zıt yönlerde dönmesine neden oluyordu,

so the tank will never be able to move at all. Dilbilgisi

5:48

bu nedenle tank asla hareket edemeyecekti.

Dilbilgisi

never be able to move at all: hiçbir şekilde hareket edememek

Bu cümlede never zaman kapsamını belirler: gelecekte tankın hareket etme becerisine sahip olacağı hiçbir an olmayacaktır. Be able to beceriyi ifade eder, at all ise olumsuz anlamı “hiçbir şekilde” veya “biraz bile” anlamında güçlendirir. never + be able to + fiil + at all yapısı, bir becerinin tamamen bulunmadığını vurgulu biçimde anlatır. Burada at all, “genel olarak” anlamına gelmez; never tarafından oluşturulan olumsuz anlamın bir parçasıdır.

Alıştırma

Cümleyi, robotun hiçbir hareket etme becerisi olmayacağını anlatan tam ifadeyle tamamlayın: After its wheels lock, the robot will ____.

Cevabı göster

never be able to move at all

This was possibly an oversight or an intentional mistake Kelime

5:51

Bu muhtemelen bir gözden kaçırma veya

Kelime

oversight or an intentional mistake: gözden kaçırma mı, kasıtlı hata mı

Burada an oversight, bir ayrıntının fark edilmemesi veya hatırlanmaması nedeniyle oluşan hata anlamına gelir. Kazara gerçekleşir. Bu cümlede “denetim” anlamına gelmez. or an intentional mistake ifadesi karşıt olasılığı sunar: hatalı ayrıntı oraya bilerek konmuş olabilir. or yapısı, kaza ile kasıtlı eylem olmak üzere iki rakip açıklamayı karşı karşıya getirir.

Alıştırma

Bir tasarımcı gerekli bir güvenlik etiketini kazara eklemeyi unutuyor. En doğru açıklama hangisidir?

  1. It was an oversight.
  2. It was a deliberate choice.
  3. It was an intentional mistake.
Cevabı göster

It was an oversight.

to protect his design from being built without his support. Dilbilgisi

5:55

tasarımının onun desteği olmadan inşa edilmesini önlemek için kasıtlı bir hataydı.

Dilbilgisi

protect his design from being built: from sonrasında edilgen eylem

protect + nesne + from + -ing yapısında nesne, korunan kişi ya da şeyi belirtir; from ise istenmeyen olayı tanıtır. Burada korunan şey his design ifadesidir. design, build eylemine maruz kaldığı için being built edilgen -ing biçimi kullanılır. Bu ifade, başka kişilerin onun katılımı veya desteği olmadan tasarımı inşa etmesini engellemek anlamına gelir; inşa edilen şey his support değildir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için delete fiilinin edilgen -ing biçimini kullanın: The backup protects the files from ____ by mistake.

Cevabı göster

being deleted

For more puzzling questions like these,

5:58

Bunlar gibi daha fazla kafa karıştırıcı soru için,

you can check out Brilliant for free for 30 days by heading to the custom link in my description.

6:00

açıklamamdaki özel bağlantıya giderek Brilliant'a 30 gün boyunca ücretsiz göz atabilirsiniz.

brilliant.org/newsthink.

6:06

brilliant.org/newsthink.

And the first 200 people who sign up with my link

6:09

Ve bağlantımla kaydolan ilk 200 kişi

will get 20% off their premium subscription,

6:12

tüm tekliflere erişim sağlayan

which gives you access to all the offerings.

6:15

premium aboneliklerinde %20 indirim kazanacak.

Thanks for watching.

6:17

İzlediğiniz için teşekkürler.

I'm Cindy Pom.

6:18

Ben Cindy Pom.