Yeni bir yemek kültürünü öğrenmek ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Ukrayna’dan Hollanda’ya ve İngiltere’den Tobago’ya taşınan iki kadın, alışık olmadıkları malzemelere ve çeşnilendirme yöntemlerine nasıl uyum sağladıklarını anlatıyor. Deneyimleri ve İngiliz cream tea tartışması, yemeklerin yerel kültür hakkında neler gösterebildiğini ortaya koyuyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. getting used to the new food — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Zamanla alışma sürecini anlatan get used to + isim veya gerund yapısını, geçmişteki alışkanlığı belirten used to + fiil yapısından ayırt edin. Bu kalıbı yeni yiyeceklere, rutinlere veya çevrelere uyum sağlamayı anlatırken kullanabilirsiniz. 2. in for a shock — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu kalıbı, birinin şaşırtıcı ya da tatsız bir durumu kesinlikle yaşayacağına dair öngörü olarak tanıyın. Karayipler’deki çeşnilendirme uygulamalarında olduğu gibi, beklentilerin gerçekle çatışmak üzere olduğu durumlarda doğal biçimde kullanabilirsiniz. 3. lots to learn about a place from its food, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu sonuç cümlesinin iki göç hikâyesini ve cream tea tartışmasını tek bir ana düşüncede nasıl birleştirdiğini görün. Benzer bir yapıyla yemek, müzik veya gelenek gibi somut bir özellikten daha geniş bir kültürel çıkarım yapabilirsiniz.
Bu derste
Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:07Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.
So when people leave home and move to a different country,
0:16Bu yüzden insanlar evlerini terk edip farklı bir ülkeye taşındıklarında,
getting used to the new food there can be a surprise. Dilbilgisi
0:19oradaki yeni yemeklere alışmak şaşırtıcı olabilir.
getting used to the new food: yeni yemeklere alışmak
Getting used to the new food, kişinin kendisi için yeni olan yiyeceklere yavaş yavaş alışması demektir. Getting ile başlayan ifadenin tamamı can be a surprise bölümünün öznesidir. Get used to yapısındaki to bir ilgeçtir. Ardından the new food gibi bir isim grubu veya eating spicy food gibi -ing biçimi gelir. Bu ifade geçmişteki bir alışkanlığı değil, bir şeye uyum sağlama sürecini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi get used to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After a month, Maya began to ____ taking the bus to school.
Cevabı göster
get used to
Food can have strange sounding names. Dilbilgisi
0:23Yiyeceklerin kulağa tuhaf gelen isimleri olabilir.
strange-sounding names: kulağa garip gelen adlar
Strange sounding names ifadesinde strange ve sounding sözcükleri names sözcüğünün önünde birlikte çalışır. Anlamı “kulağa garip gelen adlar”dır. Bu kısa niteleyici, adların duyulduğunda bıraktığı izlenimi anlatır; yemeğin kendisinin ses çıkardığını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi “kulağa garip gelen” anlamındaki standart birleşik sıfatla tamamlayın: The map lists several ____ village names.
Cevabı göster
strange-sounding
you might be surprised to hear that a famous English meal is toad in the hole. Kültür
0:30ünlü bir İngiliz yemeğinin toad in the hole olduğunu duyduğunuzda şaşırabilirsiniz.
toad in the hole: bir Britanya yemeğinin adı
Toad in the hole, bir Britanya yemeğinin sabit adıdır. Adında karakurbağası anlamındaki toad ve delik anlamındaki hole sözcükleri geçse de gerçek bir hayvanın delikte bulunması anlamına gelmez ve karakurbağası bir malzeme değildir. Yemek genellikle Yorkshire pudingi hamurunda sosis pişirilerek yapılır. Her sözcüğü ayrı ayrı çevirmek yerine bütün ifadeyi bir yemek adı olarak anlayın. Yemek adları mecazlı olabilir ve kullanılan malzemeleri belirtmeyebilir.
Alıştırma
Bu cümlede toad in the hole ne anlama geliyor?
- Karakurbağası etinden yapılmış bir yemek.
- Bir deliğin içinde oturan gerçek bir karakurbağası.
- Adı, malzemelerinin bir listesi olmayan bir Britanya yemeği.
Cevabı göster
Adı, malzemelerinin bir listesi olmayan bir Britanya yemeği.
made with sausages: malzemeleri belirtmek
is made with sausages ifadesindeki edilgen be made with + ingredient kalıbı, tarifte kullanılan bir malzemeyi belirtir. Is, it ile kullanılan be biçimidir; made geçmiş zaman ortacı biçiminde kalır ve sausages, with sözcüğünden sonra gelir. Bu kalıp yemeği yapan kişiye değil, malzemelere odaklanır. Ayrıca sosislerin tek malzeme olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi be made with yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: This smoothie ____ bananas and yogurt.
Cevabı göster
is made with
we're exploring people's first impressions of a new culture through its food. Notlar
0:39insanların yeni bir kültürle ilgili ilk izlenimlerini yemekleri üzerinden keşfediyoruz.
first impressions of a new culture: yeni bir kültür hakkındaki ilk izlenimler
“First impressions of a new culture”, insanların o kültürle ilk karşılaştıklarında oluşturdukları ilk düşünce ve duyguları ifade eder. Buradaki impressions, fiziksel izler değil, kişisel görüşler veya tepkiler anlamındadır. Kullanılabilir kalıp first impression(s) of + kişi, yer, şey veya deneyim şeklindedir. Çoğul first impressions genellikle birkaç ilk tepkiyi veya gözlemi kapsar.
Alıştırma
Bir kişinin bir şehir hakkındaki ilk düşüncelerini doğal biçimde soran cümle hangisidir?
- What were your first impressions at the city?
- What were your first impressions from the city?
- What were your first impressions of the city?
Cevabı göster
What were your first impressions of the city?
through its food: bir kültürü yemekleri aracılığıyla anlamak
“Through its food” ifadesinde through, kültürün nasıl incelendiğini gösterir. Yemek, daha geniş konu olan kültürü anlamak için kullanılan belirli bir yöndür. Its, “a new culture” ifadesine gönderme yapar. Cümle önce geniş konuyu belirtir, sonra onu anlamak için seçilen yolu verir: o kültürün yemeklerine bakmak. Bu kalıpta through + isim, bir taraftan diğerine fiziksel hareketi değil, bir yöntemi veya kanalı anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle through sözcüğünü daha geniş bir konuyu anlama yolunu göstermek için kullanır?
- We learned about the town through its music.
- We viewed the town from a hill.
- We walked through the town after lunch.
Cevabı göster
We learned about the town through its music.
adapted to the food of their new home. Kalıp ifadeler
0:48yeni evlerinin yemeklerine nasıl uyum sağladıklarını duyacağız.
one a refugee, the other a dietitian: paralel yapıda çıkarılan was
one a refugee, the other a dietitian, iki kadının kimliklerini kısa ve paralel bir yapıyla belirtir. Tam biçimi one was a refugee, and the other was a dietitian şeklindedir. one ve the other bir çift olarak çalışır: one çiftin bir üyesini, the other ise geriye kalan kişiyi belirtir. Tekrarlanan was sözcüğünü çıkarmak, anlamı değiştirmeden anlatımı daha öz hâle getirir.
Alıştırma
Kısaltılmış one a refugee, the other a dietitian betimlemesinin tam anlamını hangi cümle verir?
- One was a refugee, and the other was a dietitian.
- One refugee became a dietitian.
- A refugee introduced another dietitian.
Cevabı göster
One was a refugee, and the other was a dietitian.
adapted to the food: adapt to + isim veya -ing biçimi
adapted to the food ifadesindeki adapted, yeni bir yerdeki yemekler tanıdık ve başa çıkılabilir hâle gelsin diye alışkanlıklarını değiştirdikleri anlamına gelir. Yapı adapt to + isim şeklindedir. Buradaki to bir edattır. Ardından bir eylem geliyorsa -ing biçimini kullanın: adapt to eating earlier; adapt to eat earlier değil.
Alıştırma
Eksik edatı yazarak cümleyi tamamlayın: It took Noah a week to adapt ____ his new classroom.
Cevabı göster
to
we'll be learning some useful new vocabulary too.
0:52yeni ve faydalı bazı kelimeler de öğreneceğiz.
A British summer wouldn't be complete without a traditional cream tea. Notlar
0:58Geleneksel bir kremalı çay olmadan İngiliz yazı tamamlanmış sayılmaz.
wouldn't be complete without: bir deneyimin özel bir unsur olmadan eksik kalacağını söylemek
A wouldn't be complete without B kalıbında B, A deneyiminin vazgeçilmez veya çok sevilen bir parçası olarak sunulur. Burada geleneksel bir cream tea, Britanya'da yazı eksiksiz hissettiren unsurlardan biri olarak gösterilir. Bu ifade çoğu zaman gerçek bir zorunluluktan çok bir duyguyu vurgular. B olmadan A'nın var olamayacağını değil, deneyimde önemli bir şey eksikmiş gibi hissedileceğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, “önemli bir şey eksikmiş gibi hissettirirdi” anlamındaki dört kelimelik ders ifadesiyle tamamlayın: Our picnic ____ homemade sandwiches.
Cevabı göster
wouldn't be complete without
traditional cream tea: çay, scone, krema ve reçel
Cream tea, geleneksel ve hafif bir Britanya öğünü ya da atıştırmalığıdır: çay; scone, genellikle kaymak kıvamındaki clotted cream ve reçelle birlikte servis edilir. İlk cümleden sonraki bölüm bu parçaları sıralar. Bu terim, çayın içine krema karıştırılmış bir fincanı değil, yiyecek ve içeceğin tamamını adlandırır. Krema ve reçel scone üzerine sürüldüğü için hangisinin önce sürüldüğü de geleneğin bir parçası olabilir.
Alıştırma
Bu bağlamda cream tea nedir?
- Soğuk ve krema aromalı bir içecek
- Scone, clotted cream ve reçelle sunulan geleneksel Britanya çay servisi
- İçine krema karıştırılmış bir fincan çay
Cevabı göster
Scone, clotted cream ve reçelle sunulan geleneksel Britanya çay servisi
but strangely, there have been many arguments over cream teas. Kalıp ifadeler
1:07ama tuhaf bir şekilde kremalı çaylar üzerine pek çok tartışma yaşanıyor.
arguments over cream teas: tartışılan konuyu belirtmek
arguments over cream teas ifadesinde over, insanların anlaşamadığı konuyu tanıtır. Bu ifade, cream tea konusunda tekrar tekrar anlaşmazlık yaşandığını anlatır; burada over fiziksel bir konumu belirtmez. Kullanılabilir kalıp argument(s) over + isim veya soru yapısıdır. over sonrasında gelen bölüm, anlaşmazlığın odak noktası olarak sunulur.
Alıştırma
There were arguments over the new rule. cümlesinde over ne işe yarar?
- Kuralın üzerindeki fiziksel bir konumu anlatır.
- Tartışılan konuyu belirtir.
- Tartışmaların sona erdiğini gösterir.
Cevabı göster
Tartışılan konuyu belirtir.
B, whether to put cream or jam onto the scone first,
1:17B, çöreğin üzerine önce krema mı yoksa reçel mi sürüleceği,
whether strawberry or raspberry jam is better?
1:22çilek reçelinin mi yoksa ahududu reçelinin mi daha iyi olduğu?
I think the controversy is whether to add cream or jam first. Dilbilgisi
1:26Bence tartışma önce kremanın mı yoksa reçelin mi ekleneceği hakkında.
whether to add cream or jam first: seçimi kısa biçimde anlatan yapı
Whether to + fiilin yalın hâli, henüz karara bağlanmamış bir seçimi daha büyük bir cümlede isim gibi işleyen bir bölüme dönüştürür. Burada whether to add cream or jam first, tartışmanın içeriğini, yani hangisinin önce eklenmesi gerektiğini belirtir. to add yapısının öznesi bağlamdan anlaşılır. Seçenekler whether to choose A or B örneğinde olduğu gibi or ile bağlanır.
Alıştırma
Cümleyi kısa whether + mastar yapısıyla tamamlayın: Mia cannot decide ____ walk to school or take the bus.
Cevabı göster
whether to
I'll reveal the correct answer later in the program.
1:32Doğru cevabı programın ilerleyen kısımlarında açıklayacağım.
after leaving her home in Ukraine following the Russian invasion. Kelime
1:38Rus işgalinin ardından Ukrayna'daki evinden ayrıldıktan sonra.
following the Russian invasion: bir olaydan sonra
Burada following, “sonrasında” anlamına gelen bir edattır. Bu ifade, Natalia’nın Rus işgali başladıktan sonra evinden ayrıldığını belirtir. Bağlam işgali onun ayrılışıyla ilişkilendirir, ancak following sözcüğünün kendisi esas olarak olayların sırasını gösterir. Yeniden kullanılabilecek yapı following + event biçimindedir. Bir olayı kısa ve öz şekilde başka bir olayın sonrasına yerleştirir; fiziksel olarak bir şeyin arkasından gitmek veya onu kovalamak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümlede “following the Russian invasion” ne anlama geliyor?
- Rus işgali başlamadan önce
- işgali fiziksel olarak takip ederken
- Rus işgali başladıktan sonra
Cevabı göster
Rus işgali başladıktan sonra
moved in with: biriyle aynı evde yaşamaya başlamak
Moved in with, “biriyle aynı evde yaşamaya başladı” anlamına gelir. Burada with sözcüğünden sonra gelen Weronika, Natalia’nın birlikte yaşamaya başladığı kişidir. Yeniden kullanılabilecek yapı move in with + person biçimindedir. Ana fiil move olduğu için zamana göre değişir: move in with, moved in with veya will move in with.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için move in with ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimini kullanın: After college, Sam ____ his brother.
Cevabı göster
moved in with
starting them on a journey to open their own restaurants, Anlatım akışı
1:48bu da onları kendi restoranlarını açma yolculuğuna başlattı,
starting them on a journey to open: bir hedefi gelişen bir süreç olarak sunmak
Starting them on a journey to open, restoran açmayı bir anda gerçekleşen tek bir olay olarak değil, burada başlayan ve sonraki aşamalarla devam eden bir süreç olarak sunar. Journey burada mecazdır; gerçek bir seyahat anlamına gelmez. start someone on a journey to do something kalıbı, başlangıç oluşturan bir olayı hedefi olan daha uzun bir sürece bağlar. Them, Natalia, Weronika ve ailelerini ifade eder; to open ise yolculuğun hedefini belirtir.
Alıştırma
Cümlede starting them on a journey to open neyi ifade eder?
- Bir restorandan diğerine yapılan gerçek bir yolculuk
- Daha sonra gelişmeyen, hemen gerçekleşen bir eylem
- Restoranları açma hedefine götüren daha uzun bir sürecin başlangıcı
Cevabı göster
Restoranları açma hedefine götüren daha uzun bir sürecin başlangıcı
Here's Natalia talking with BBC World Service program,
1:53İşte Natalia, BBC Dünya Servisi programı
it felt like I am well out of what they call my comfort zone. Deyimler
2:01konfor alanı (comfort zone) dedikleri şeyin tamamen dışındaymışım gibi hissettim.
well out of what they call my comfort zone: tanıdık gelen sınırın çok ötesinde
Out of my comfort zone, konuşanın normalde kendine güvenerek yaptığı şeylerin ötesinde olduğu için yabancı veya rahatsız edici gelen bir durumda bulunmak demektir. Comfort zone, tanıdık etkinlikler alanını anlatan bir mecazdır; fiziksel bir yer değildir. Well, out of ifadesinin derecesini güçlendirir; bu nedenle well out of, o tanıdık alanın çok dışında olmak anlamına gelir. What they call, konuşanın gerçek bir bölgeden söz etmek yerine yaygın comfort zone adlandırmasını kullandığını gösterir.
Alıştırma
Burada well out of what they call my comfort zone ne anlama gelir?
- Konuşan kişi rahat bir odanın çok uzağında duruyor.
- Konuşan kişi, yaygın olarak konfor alanı denen tanıdık sınırın çok ötesinde olduğunu hissediyor.
- Konuşan kişi başka insanlara ait bir yerin adını söylüyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi, yaygın olarak konfor alanı denen tanıdık sınırın çok ötesinde olduğunu hissediyor.
and you have to adapt to get used to local foods.
2:13ve yerel yemeklere alışmak için uyum sağlamak zorundasınızdır.
Here, they don't have some of the staples we had in Ukraine. Kelime
2:17Burada, Ukrayna'da sahip olduğumuz temel gıdalardan (staples) bazıları yok.
the staples: düzenli tüketilen temel gıdalar
Bu yiyecek bağlamında the staples, insanların düzenli olarak tükettiği ya da kullandığı ve temel olarak ihtiyaç duyduğu yiyecek veya malzemeleri ifade eder. Burada Ukrayna'dan tanıdık gündelik yiyecekler kastedilir; kâğıtları tutturmak için kullanılan metal zımbalar değil. A staple, Rice is a staple örneğindeki gibi tek bir temel yiyeceği gösterebilir. Çoğul staples ise insanların sık sık yediği veya evde düzenli olarak bulundurduğu bir grup temel gıdayı gösterebilir.
Alıştırma
“The small shop sells staples like rice, flour, and oil” cümlesinde staples ne anlama gelir?
- kâğıt için kullanılan metal zımbalar
- yemek pişirmeye özel araçlar
- düzenli olarak kullanılan veya tüketilen temel gıdalar
Cevabı göster
düzenli olarak kullanılan veya tüketilen temel gıdalar
start working with local foods: yerel malzemeleri kullanmaya başlamak
start working with local foods ifadesindeki work with, bir etkinliğin parçası olarak bir şeyi kullanmak ve işlemek anlamına gelir. Konuşan kişi, yerelde bulunabilen yiyeceklerle yemek yapmaya başlar; yiyecekler iş arkadaşları değil, kullanılan malzemelerdir. Bu anlam başka malzemeler, araçlar ve veriler için de geçerlidir: work with clay, work with new software veya work with survey results. Start working with, bunu yapmaya başlamak demektir.
Alıştırma
Cümleyi “bir malzemeyi kullanmaya veya işlemeye başladı” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: When imported wood became too expensive, the workshop ____ local bamboo.
Cevabı göster
started working with
cook with what you have: mevcut malzemelerle yemek yapmak
Cook with what you have, o anda elinizde bulunan malzemelerle yemek hazırlamak anlamına gelir. Bu yemek bağlamında what you have, sahip olduğunuz her şeyi değil, kullanılabilecek yiyecekleri belirtir. Fiil + with what you have kalıbı, ideal kaynakları beklemek yerine eldeki kaynakları kullanmayı da anlatabilir.
Alıştırma
Bu durumda cook with what we have ifadesinin en uygun anlamını seçin: The shops are closed, so let's cook with what we have.
- Şu anda bulunan malzemeleri kullanmak.
- Bize ait olan her eşyayı pişirmek.
- Yalnızca daha önce yaptığımız yemekleri hazırlamak.
Cevabı göster
Şu anda bulunan malzemeleri kullanmak.
At first, Natalia felt out of her comfort zone,
2:29Başlangıçta Natalia, konfor alanının (comfort zone) dışında hissetti,
a familiar situation in which someone feels secure and in control.
2:32birinin kendini güvende ve kontrol sahibi hissettiği tanıdık bir durum.
She had to adapt to her new life in the Netherlands.
2:37Hollanda'daki yeni hayatına uyum sağlamak (adapt) zorundaydı.
She had to change in order to succeed in her new situation. Dilbilgisi
2:40Yeni durumunda başarılı olmak için değişmek zorundaydı.
in order to succeed: amaç belirtmek
In order to succeed, değişimin amacını belirtir: başarılı olabilmesi için değişmesi gerekiyordu. Bu kalıplaşmış yapıda order, emir veya sıra anlamına gelmez. Bir eylemin amacını açıkça belirtmek için in order to + fiilin yalın hâlini kullanın. Daha kısa olan to + fiilin yalın hâli de çoğu zaman aynı amaç anlamını verir.
Alıştırma
Dersi anlatan üç sözcüklü amaç ifadesiyle cümleyi tamamlayın: We left early ____ avoid traffic.
Cevabı göster
in order to
Some of the staple ingredients Natalia used in Ukraine
2:44Natalia'nın Ukrayna'da kullandığı temel gıda (staple) malzemelerinin bazıları
A staple is a basic and important type of food
2:50Temel gıda (staple), nüfusun büyük bir kısmı tarafından düzenli olarak tüketilen
that is regularly eaten by a large portion of the population.
2:53temel ve önemli bir gıda türüdür.
replacing Ukrainian with Dutch ingredients, Kalıp ifadeler
3:01Ukrayna malzemelerini Hollanda malzemeleriyle değiştirerek,
replace X with Y: replacing Ukrainian with Dutch ingredients
replace X with Y kalıbı, “X'i kaldırmak veya artık kullanmamak ve yerine Y'yi kullanmak” anlamına gelir. X eski şey, Y ise yeni şeydir. Bu cümlede X, Ukrainian ingredients ifadesidir; Ukrainian sözcüğünden sonraki ingredients anlaşılır ancak söylenmez. Y ise Dutch ingredients ifadesidir. Bir ülkenin yerine başka bir ülkeyi koymak anlamına gelmez. replacing... ile başlayan -ing bölümü, Natalia'nın tariflerini nasıl uyarladığını açıklar.
Alıştırma
replace X with Y kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: She replaced sugar ____ honey.
Cevabı göster
with
Our second story involves Rachel Winter-Roach,
3:08İkinci hikayemiz Rachel Winter-Roach ile ilgili,
Here, Rachel explains some of the food challenges she faced Kalıp ifadeler
3:18Burada, Rachel yüzleştiği bazı yemek zorluklarını açıklıyor
face challenges: food challenges she faced
Face challenges, “zorluklarla karşılaşmak ve onlarla başa çıkmak” anlamına gelir. Buradaki faced, vücudun ön tarafını bir şeye çevirmek anlamında değildir; Rachel yiyecekle ilgili zorluklar yaşamıştır. food challenges she faced ifadesinde she faced, hangi zorluklardan söz edildiğini belirtir. food challenges that she faced de denebilir; burada that söylenmemiştir. Face fiili nesneyi doğrudan alır; bu nedenle face challenges denir, face to challenges denmez.
Alıştırma
Hangi cümle, ekibin proje sırasında çeşitli zorluklarla karşılaştığını doğal biçimde anlatır?
- The team looked several challenges during the project.
- The team faced several challenges during the project.
- The team faced to several challenges during the project.
Cevabı göster
The team faced several challenges during the project.
came out to the Caribbean: uzak bir yere gitmek
Bu cümlede came out to the Caribbean, konuşanın daha önce yaşadığı yerden Karayipler'e gittiği anlamına gelir. Out, eski yerden ayrılıp belli bir mesafe katetme hissi ekler; bu kullanım özellikle iş, seyahat veya uzun süreli kalış amacıyla denizaşırı bir yere gitme bağlamında görülür. “Dışarı çıkmak” anlamına gelmez. Bu bağlamda out sözcüğünü ayrı çevirmek yerine came out to + yer yapısını tek bir hareket fikri olarak anlayın.
Alıştırma
Bu cümlede came out to the Caribbean ne anlama geliyor?
- Daha önce yaşadığı yerden Karayipler'e gitti.
- Karayipler hakkında bir sırrı kamuoyuna açıkladı.
- Zaten Karayipler'deyken dışarı çıktı.
Cevabı göster
Daha önce yaşadığı yerden Karayipler'e gitti.
when it came to flavoring and seasoning food. Kalıp ifadeler
3:30yemeklere lezzet ve baharat katma konusu olduğunda.
in for a shock: hoş olmayan bir sürprizle karşılaşmak üzere olmak
Be in for + isim, birinin yakında bir şeyi yaşamasının muhtemel ya da neredeyse kesin olduğunu anlatır. Bu nedenle in for a shock, şaşırtıcı ve büyük olasılıkla hoş olmayan bir deneyimin birini beklediği anlamına gelir. Geçmiş zamandaki was in for a shock, şaşırtıcı olay gerçekleşmeden önceki bir noktadan ileriye bakar. Really, beklenen şaşkınlığı daha güçlü gösterir; in ve for ayrı ayrı çevrilmez.
Alıştırma
Cümleyi “çok hoş olmayan bir sürpriz yaşaması muhtemel” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: If you expect the final level to be easy, you're ____.
Cevabı göster
in for a shock
when it came to + isim veya -ing biçimi
When it came to, bir yorumun geçerli olduğu belirli konuyu veya alanı tanıtır. Burada konuşanın yaşadığı şaşkınlığı yiyeceklere tat ve çeşni katma konusuyla sınırlar; her şeyin şaşırtıcı olduğu anlamına gelmez. Bu, when it comes to ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bu ifadede came, bir şeyin gelmesini anlatmaz. To bir edattır; bu nedenle ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir.
Alıştırma
Cümleyi when it comes to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: ____ choosing the poster design, the class voted for the blue one.
Cevabı göster
When it came to
And seasoning is really, really an integral part of food preparation here. Notlar
3:34Ve burada baharatlandırma, yemek hazırlamanın gerçekten ama gerçekten ayrılmaz bir parçası.
seasoning: yiyeceğe tat katma
Yemek bağlamında seasoning, tadı iyileştirmek için tuz, ot, baharat veya benzer malzemeler ekleme işlemini ifade edebilir. Cümle bu işlemi yemek hazırlamanın vazgeçilmez bir aşaması olarak gösterir. Aynı isim, bu amaçla kullanılan malzemeleri veya karışımı da anlatabilir; örneğin The soup needs more seasoning. Yemek bağlamında, ‘tat katmak’ anlamındaki season fiilinden gelir; yılın bir bölümünü anlatan season isminden gelmez.
Alıştırma
Örnek cümlede seasoning sözcüğü esas olarak ne anlama gelir?
- Yılın dört mevsiminden biri
- Bir öğünü hazırlamak için harcanan süre
- Yiyeceğe tat katma işlemi
Cevabı göster
Yiyeceğe tat katma işlemi
an integral part of food preparation: yemek hazırlamanın vazgeçilmez bir parçası
“An integral part of X”, “X’in gerekli ve ayrılmaz bir parçası” demektir. O olmadan bütün süreç eksik kalır veya amaçlandığı gibi işlemez. Burada çeşnilendirme, isteğe bağlı bir son dokunuş olarak değil, yemek hazırlamanın merkezî bir unsuru olarak sunuluyor. Integral burada bir sıfattır. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp “an integral part of + isim veya isim öbeği”dir. Bu cümlede integral sözcüğünün matematikteki anlamı kastedilmez.
Alıştırma
“Ayrılmaz bir parçası” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Good communication is ____ successful teamwork.
Cevabı göster
an integral part of
the seasoning is multiple, multiple layers. Kelime
3:41baharatlandırma katman katman, çok katmanlı.
is multiple, multiple layers: lezzet karmaşıklığı ve konuşmada tekrarlı vurgu
Bu doğaçlama cümlede layers mecaz anlamda kullanılıyor. Çeşnilendirme birkaç farklı lezzet unsurunu bir araya getirir; bu nedenle tek ve basit bir tat yerine karmaşık bir tat oluşur. Multiple sözcüğünün “multiple, multiple” şeklinde tekrarlanması konuşmada güçlü vurgu ekler: çok fazla katman vardır. “The seasoning is multiple layers” ifadesi doğaçlama konuşmaya özgü gevşek bir yapıdır ve kopyalanacak güvenilir bir kalıp değildir. Açık ve başka durumlarda da kullanılabilecek biçim “the seasoning has multiple layers of flavor”dır.
Alıştırma
Bir sosun birçok farklı lezzet unsuru içerdiği fikrini en doğal biçimde hangi cümle ifade eder?
- The sauce is multiple layers of flavor.
- The sauce has one simple flavor.
- The sauce has multiple layers of flavor.
Cevabı göster
The sauce has multiple layers of flavor.
It took me a while to get used to it because everybody has their own way of seasoning Notlar
3:44Buna alışmam biraz zaman aldı çünkü herkesin kendi baharatlandırma yöntemi
It took me a while to + fiil: bir şeyi yapmak biraz zaman almak
It took me a while to + fiil, bir şeyi yapabilmek veya ona alışmak için biraz zamana ihtiyaç duyduğumu anlatır. Buradaki eylem get used to it olduğundan, konuşan kişi hemen alışmamıştır. Yapı It took + kişi + süre + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. It yapıyı başlatır ancak belirli bir nesneyi göstermez; took gereken süreyi anlatır, bir şeyi alıp götürmek anlamına gelmez.
Alıştırma
It took me a while to yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: It ____ to feel comfortable speaking in meetings.
Cevabı göster
took me a while
their own way of + -ing: bir şeyi kendine özgü biçimde yapma yöntemi
Their own way of seasoning, her kişinin lezzet katmak için kullandığı kendine özgü yöntemi anlatır. Own, her kişinin yönteminin farklı olabileceğini vurgular. Kullanılabilir yapı iyelik sözcüğü + own way of + -ing şeklindedir. Of bir edattır; bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: my own way of drawing, her own way of cooking.
Alıştırma
own way of + -ing yapısını ve pack fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: Everyone has their own way ____ a school bag.
Cevabı göster
of packing
are no quantities: tarifte kesin miktarların olmaması
Bu tarif bağlamında there are no quantities, malzemeler bilinse de gram, kaşık, fincan ya da oran gibi kesin miktarların verilmediği anlamına gelir. Çoğul quantities sözcüğü, her malzemeden ne kadar kullanılacağı sorusunu yanıtlar. Sabit miktarlar olmayınca yemeği yapan kişi baharatı deneyimine göre ayarlamak zorundadır.
Alıştırma
Bir tarifte there are no quantities ne anlama gelir?
- Malzemeler kalitesizdir.
- Malzemelerin kesin miktarları verilmemiştir.
- Hiç malzeme yoktur.
Cevabı göster
Malzemelerin kesin miktarları verilmemiştir.
takes a lot of practice: çok fazla pratik gerektirmek
takes a lot of practice ifadesinde takes, “gerektirir” ya da “ihtiyaç duyar” anlamındadır; bir şeyi fiziksel olarak taşımak anlamına gelmez. Özne, ustalaşması zor olan beceriyi veya etkinliği belirtir. Beceri veya etkinlik + takes + pratik miktarı kalıbını kullanın. Burada practice tekrarlı alıştırma anlamındadır ve İngilizcede genellikle sayılamaz; bu yüzden a lot of practice doğaldır, a lot of practices değil.
Alıştırma
“Çok fazla tekrarlı alıştırma gerektirir” anlamındaki vurgulanan kalıpla cümleyi tamamlayın: Becoming fluent ____.
Cevabı göster
takes a lot of practice
trial and error: tekrarlanan denemelerle öğrenmek
Trial and error, bir yöntemi denemeyi, hataları fark etmeyi ve işe yarayan yolu bulana kadar düzeltmeler yapmayı anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede a lot of trial and error, bir beceri öğrenmenin gerekli bir parçası olarak tekrar tekrar deneme yapmayı gösterir. Burada trial, mahkemedeki bir yargılama değil, “deneme” veya “test” anlamındadır. İfadenin tamamı bir süreci adlandırdığı için a lot of doğrudan önüne gelebilir.
Alıştırma
Tekrarlanan deneme ve düzeltmeleri anlatan üç sözcüklü sabit İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: We found the best setting through ____.
Cevabı göster
trial and error
And I think my family did not always appreciate the errors in the trials. Anlatım akışı
3:59Ve sanırım ailem denemelerdeki hataları her zaman takdir etmedi.
the errors in the trials: trial and error ifadesini yeniden şekillendirmek
the errors in the trials sözleri, önceki kalıplaşmış ifade trial and error'ı bilerek yeniden şekillendirir. Genel bir öğrenme yolunu adlandırmak yerine errors sözcüğünü merkeze koyar ve bu hataların nerede olduğunu belirtmek için in the trials bölümünü kullanır. Çoğul biçimler, denemeleri ve hataları ayrı ayrı gerçekleşmiş somut olaylar gibi gösterir. Bu yeniden düzenleme, trial and error'ın genel fikrinden konuşmacının ailesinin yaşadığı başarısız sonuçlara geçiş yapar. Önceki ifadeye yapılan gönderme, hafif ve kişinin kendisine yönelik bir mizah yaratır. Bu kullanım önceki ifadeye bağlıdır ve yeni bir kalıplaşmış ifade değildir.
Alıştırma
Burada the errors in the trials sözlerinin temel etkisi nedir?
- Önceki trial and error ifadesini eğlenceli biçimde yeniden şekillendirir.
- the errors in the trials ifadesini trial and error'ın standart karşılığı olarak sunar.
- trial sözcüğünün hukuk alanındaki anlamını ortaya koyar.
Cevabı göster
Önceki trial and error ifadesini eğlenceli biçimde yeniden şekillendirir.
means to be sure of experiencing a surprising or unpleasant situation.
4:11şaşırtıcı veya hoş olmayan bir durumu deneyimleyeceğinden emin olmak anlamına gelir.
a big deal: çok önemli
Bu cümlede a big deal, “çok önemli” veya “önem verilen” anlamına gelen bir deyimdir. Cümle, Karayip yemek kültüründe baharatlandırmanın özel bir yere sahip olduğunu anlatır. Bu ifade is fiilinden sonra gelen bir isim grubudur, ancak burada büyük bir ticari anlaşma anlamına gelmez. Bir kişi veya grup X'in çok önemli olduğunu düşündüğünde X is a big deal kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
The science fair is a big deal at our school. cümlesinde a big deal ne anlama gelir?
- Büyük bir ticari anlaşmadır.
- Orada çok önemlidir.
- Çok fazla yer kaplar.
Cevabı göster
Orada çok önemlidir.
including little tweaks or small adjustments, Kelime
4:29kendilerinin eklediği küçük dokunuşlar (tweaks)
little tweaks: küçük ayarlamalar
little tweaks ifadesi, zaten var olan bir şeyde yapılan küçük değişiklikler anlamına gelir. Burada herkes baharat karışımı tarifini kendi yemek yapma biçimine uydurmak için biraz değiştirir. Bir tweak genellikle bir şeyi değiştirmeden geliştirmek, ince ayar yapmak veya kişiselleştirmek demektir. İfadenin hemen ardından gelen small adjustments sözleri de değişikliklerin küçük olduğunu doğrular.
Alıştırma
Cümleyi “küçük ayarlamalar” anlamına gelen vurgulanmış ifadeyle tamamlayın: The poster is almost ready; it only needs a few ____.
Cevabı göster
little tweaks
It took time for Rachel to develop her seasoning skills, Kalıp ifadeler
4:34Rachel'ın baharatlandırma becerilerini geliştirmesi zaman aldı,
develop her seasoning skills: bir beceriyi zamanla geliştirmek
Develop her seasoning skills, Rachel'ın pratik ve deneyim yoluyla yemekleri uygun biçimde baharatlandırma yeteneğini yavaş yavaş geliştirip güçlendirmesi demektir. Burada develop, bir ürün yaratmak değil, bir beceriyi zamanla güçlendirmek anlamındadır. Özne bir kişi olduğunda develop + a skill ya da skills kalıbı, bir yeteneğin pratik veya deneyimle zaman içinde geliştiğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede develop, bir yeteneği zamanla geliştirmek anlamında kullanılmıştır?
- Leo developed the photographs in a darkroom.
- Leo developed a new kitchen appliance.
- Practice helped Leo develop his cooking skills.
Cevabı göster
Practice helped Leo develop his cooking skills.
a way of solving problems by trying a number of different methods
4:39sorunları birkaç farklı yöntem deneyerek çözmenin bir yolu
and learning from the mistakes you make along the way. Kalıp ifadeler
4:43ve yol boyunca yaptığınız hatalardan öğrenerek.
along the way: süreç boyunca
Along the way, bir yolculuk sırasında gerçekleşen şeyleri anlatabilir. Bu cümlede way mecazidir ve farklı yöntemleri deneme sürecini ifade eder. Bu nedenle along the way, “bu süreç boyunca” anlamına gelir. Bu ifade genellikle süreç bitmeden önce ortaya çıkan hataları, öğrenilen dersleri, keşifleri veya değişiklikleri anlatır.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: “We made mistakes along the way, but we finished the project.” Burada along the way ne anlama gelir?
- Süreç boyunca
- Proje bittikten sonra
- Bir yolun kenarında
Cevabı göster
Süreç boyunca
you're fleeing war: ciddi tehlikeden kaçmak için ayrılmak
you're fleeing war ifadesinde flee war, savaşın yol açtığı ciddi tehlikeden kurtulmak için ayrılmak anlamına gelir. War, kişinin kaçtığı tehlikedir; bu sıradan bir taşınma değildir. Flee, leave fiilinden daha güçlüdür. Ayrılmanın tehlike veya tehdit yüzünden zorunlu olduğunu gösterir; bu nedenle kişi gerçekten koşmasa bile çoğu zaman aciliyet hissi taşır.
Alıştırma
Hangi cümlede fleeing, insanların ciddi bir tehlikeden kaçtığını gösterir?
- The family was moving abroad for a new job.
- The family was fleeing war and looking for safety.
- The family was leaving for a weekend holiday.
Cevabı göster
The family was fleeing war and looking for safety.
it seems there's lots to learn about a place from its food, Anlatım akışı
4:52bir yer hakkında, oranın yemeklerinden öğrenilecek çok şey var gibi görünüyor,
Whether you're ..., ..., or ...: birçok durum için tek sonuç
Whether you're A, B, or C, ... “bu durumlardan hangisi geçerli olursa olsun” anlamına gelir. Birkaç farklı durumu önce bir araya getirir, ardından hepsi için geçerli tek bir sonuç verir. Dinleyenden bir cevap seçmesini istemez. Sıralanan bölümler aynı dil bilgisi kalıbını kullanmalıdır. Buna paralel yapı denir. Burada fleeing, starting ve enjoying, you're ifadesinden sonra gelen -ing biçimleridir.
Alıştırma
Aynı tavsiyenin üç ulaşım seçeneği için de geçerli olduğunu gösteren kelimeyle cümleyi tamamlayın: ____ you're walking, cycling, or taking the bus, leave home early.
Cevabı göster
Whether
bir yer hakkında yemeklerinden öğrenilecek çok şey olması
There's lots to learn about a place from its food, yerel yemekleri bir yer hakkında bilgi edinme kaynağı olarak sunar. its, a place ifadesine gönderme yapar; from ise bilginin kaynağını gösterir. Yemeğin kendisini incelemenin zor olduğu anlamına gelmez. Bu cümlede ifade aynı zamanda sonuç görevi görür. Önceki yemek hikâyelerini tek bir ana fikir altında toplar: Yemekler bir yerin alışkanlıklarını, anlaşmazlıklarını ve kültürünü gösterebilir.
Alıştırma
Özgün cümlede lots to learn about a place from its food ifadesinin temel söylem işlevi nedir?
- Yeni bir yemeğin hazırlanışını anlatmaya başlamak
- Önceki örnekleri, yemeklerin bir yerin kültürünü gösterebileceği fikriyle özetlemek
- Britanya yemeklerini incelemenin zor olduğunu iddia etmek
Cevabı göster
Önceki örnekleri, yemeklerin bir yerin kültürünü gösterebileceği fikriyle özetlemek
I think it's time to reveal the answer to my question,
4:57Sanırım sorumun cevabını açıklamanın zamanı geldi,
Why is the traditional British cream tea controversial?
5:01Geleneksel İngiliz kremalı çayı neden tartışmalı?
I guessed it was because people disagree Kalıp ifadeler
5:05Ben, insanların aynı fikirde olmaması nedeniyle olduğunu tahmin etmiştim
about whether cream or jam should go on the scone first.
5:08çöreğe önce krema mı yoksa reçel mi sürülmesi gerektiği konusunda.
people disagree about whether: olup olmadığı konusunda anlaşamamak
people disagree about whether + yan cümle, insanların whether ile sunulan soru hakkında farklı görüşlere sahip olduğunu anlatır. Bu cümlede tartışılan seçim, çöreğin üzerine önce kaymağın mı yoksa reçelin mi konması gerektiğidir. whether yan cümlesi doğrudan soru değil, cümle içine yerleştirilmiş bir sorudur. Bu nedenle whether cream or jam should go ... biçimindeki düz cümle sırasını korur; Should cream or jam go ...? biçimini almaz. whether yan cümlesinin tamamı about sonrasında belirtilen tartışmalı konudur.
Alıştırma
Cümleyi, “bir şeyin öyle olup olmadığı konusunda farklı görüşlere sahip olmak” anlamındaki tam üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The judges ____ the rule is fair.
Cevabı göster
disagree about whether
And anyone who says it's jam first is just wrong. Ton ve niyet
5:14Ve önce reçel olduğunu söyleyen herkes sadece yanılıyor.
is just wrong: şakacı ama güçlü bir yargı
Is just wrong doğrudan ve vurgulu bir yargı bildirir: Konuşan kişi bir görüşü açıkça yanlış olarak sunar. Buradaki just, wrong sözcüğünü güçlendirir; “yalnızca” ya da “az önce” anlamına gelmez. Bu eğlenceli yiyecek tartışmasında bu kesinlik, şakacı bir abartıdır. Konuşan kişi ciddi bir kişisel saldırıda bulunmuyor, şakayla bir tarafı tutuyor. Dostça bir ton ve önemsiz bir konu olmadan aynı sözler çok daha sert duyulabilir.
Alıştırma
İki yakın arkadaş pizza malzemeleri hakkında gülerek tartışıyor. Biri “You're just wrong!” diyor. Bu kullanım uygun mudur?
- Evet. Önemsiz bir anlaşmazlıkta şakacı ama güçlü bir tutumdur.
- Hayır. Bu ifade yalnızca ciddi olgusal hatalar için kullanılabilir.
Cevabı göster
Evet. Önemsiz bir anlaşmazlıkta şakacı ama güçlü bir tutumdur.
let's recap the vocabulary we've learned in this program,
5:18bu programda öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,
a situation in which you feel comfortable and in control.
5:23kendinizi rahat ve kontrol sahibi hissettiğiniz bir durum.
To adapt means to change so as to successfully fit in with a new situation. Notlar
5:26To adapt, yeni bir duruma başarıyla uyum sağlamak için değişmek anlamına gelir.
Amaç bildiren so as to + fiilin yalın hâli
So as to amaç bildirir ve “-mek için” anlamına gelir. Cümlede değişmek eylemdir; yeni bir duruma başarıyla uyum sağlamak ise bu eylemin amacıdır. Kalıp so as to + fiilin yalın hâlidir. so as to successfully fit in örneğinde olduğu gibi to sözcüğünden sonra bir zarf gelebilir. so as to ifadesini tek bir amaç kalıbı olarak okuyun; as to kısmını ayırmayın.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: She lowered her voice ____ avoid waking the baby.
Cevabı göster
so as to
fit in with a new situation: yeni bir duruma uyum sağlamak
Burada fit in with a new situation, o durumda başarılı biçimde yaşayabilmek veya çalışabilmek için kendini uyarlamak anlamına gelir. Bir şeyin fiziksel olarak doğru boyutta olup olmadığını değil, uyum sağlamanın sonucunu anlatır. Yapı fit in with + durum, grup, plan veya bir işi yapma biçimi şeklindedir. Vurgu, çevrede zaten var olan koşullarla uyumlu hâle gelmektedir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The training needs to ____ everyone's work schedule.
Cevabı göster
fit in with
A staple is a basic and important type of food
5:32A staple (temel gıda), nüfusun büyük bir kısmı tarafından düzenli olarak tüketilen
that is regularly eaten by a large portion of the population.
5:35temel ve önemli bir gıda türüdür.
means to be guaranteed to experience a surprising or unpleasant situation.
5:40şaşırtıcı veya hoş olmayan bir durumu yaşamanın garanti olması anlamına gelir.
A tweak is a small adjustment to something in order to improve it.
5:46A tweak, bir şeyi geliştirmek için yapılan küçük bir ayarlamadır.
if you solve a problem by trial and error,
5:51bir sorunu trial and error (deneme yanılma) yoluyla çözerseniz,
our 6 minutes are up: altı dakikamız doldu
Bu kapanış cümlesinde our 6 minutes are up, program için ayrılan altı dakikanın sona erdiği anlamına gelir. Burada up bir konumu anlatmaz; ayrılan sürenin bitişini gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilecek yapı time is up veya the ten minutes are up örneğindeki gibi “belirli bir süre + be up” şeklindedir. Belirlenen süreden artık hiç kalmadığını duyurmak için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: Stop writing; the ten minutes ____.
Cevabı göster
are up
And remember to join us again next time here at 6 Minute English.
6:00Ve bir dahaki sefere burada 6 Minute English'te bize tekrar katılmayı unutmayın.