Yeni bir yemek kültürünü öğrenmek ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
900 kelime 163 kel/dk

Video özeti: Ukrayna’dan Hollanda’ya ve İngiltere’den Tobago’ya taşınan iki kadın, alışık olmadıkları malzemelere ve çeşnilendirme yöntemlerine nasıl uyum sağladıklarını anlatıyor. Deneyimleri ve İngiliz cream tea tartışması, yemeklerin yerel kültür hakkında neler gösterebildiğini ortaya koyuyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. getting used to the new food — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Zamanla alışma sürecini anlatan get used to + isim veya gerund yapısını, geçmişteki alışkanlığı belirten used to + fiil yapısından ayırt edin. Bu kalıbı yeni yiyeceklere, rutinlere veya çevrelere uyum sağlamayı anlatırken kullanabilirsiniz. 2. in for a shock — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu kalıbı, birinin şaşırtıcı ya da tatsız bir durumu kesinlikle yaşayacağına dair öngörü olarak tanıyın. Karayipler’deki çeşnilendirme uygulamalarında olduğu gibi, beklentilerin gerçekle çatışmak üzere olduğu durumlarda doğal biçimde kullanabilirsiniz. 3. lots to learn about a place from its food, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu sonuç cümlesinin iki göç hikâyesini ve cream tea tartışmasını tek bir ana düşüncede nasıl birleştirdiğini görün. Benzer bir yapıyla yemek, müzik veya gelenek gibi somut bir özellikten daha geniş bir kültürel çıkarım yapabilirsiniz.

Bu derste

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

0:01

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.

Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:07

Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.

I'm Neil.

0:11

Ben Neil.

And I'm Beth.

0:12

Ve ben Beth.

Every country has its own favorite foods.

0:13

Her ülkenin kendine özgü favori yemekleri vardır.

So when people leave home and move to a different country,

0:16

Bu yüzden insanlar evlerini terk edip farklı bir ülkeye taşındıklarında,

getting used to the new food there can be a surprise. Dilbilgisi

0:19

oradaki yeni yemeklere alışmak şaşırtıcı olabilir.

Dilbilgisi

getting used to the new food: yeni yemeklere alışmak

Getting used to the new food, kişinin kendisi için yeni olan yiyeceklere yavaş yavaş alışması demektir. Getting ile başlayan ifadenin tamamı can be a surprise bölümünün öznesidir. Get used to yapısındaki to bir ilgeçtir. Ardından the new food gibi bir isim grubu veya eating spicy food gibi -ing biçimi gelir. Bu ifade geçmişteki bir alışkanlığı değil, bir şeye uyum sağlama sürecini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi get used to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After a month, Maya began to ____ taking the bus to school.

Cevabı göster

get used to

Food can have strange sounding names. Dilbilgisi

0:23

Yiyeceklerin kulağa tuhaf gelen isimleri olabilir.

Dilbilgisi

strange-sounding names: kulağa garip gelen adlar

Strange sounding names ifadesinde strange ve sounding sözcükleri names sözcüğünün önünde birlikte çalışır. Anlamı “kulağa garip gelen adlar”dır. Bu kısa niteleyici, adların duyulduğunda bıraktığı izlenimi anlatır; yemeğin kendisinin ses çıkardığını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi “kulağa garip gelen” anlamındaki standart birleşik sıfatla tamamlayın: The map lists several ____ village names.

Cevabı göster

strange-sounding

If you know what a toad is,

0:26

Eğer bir toad'un (kara kurbağası) ne olduğunu biliyorsanız,

it's an animal, very similar to a frog,

0:28

kurbağaya çok benzeyen bir hayvandır,

you might be surprised to hear that a famous English meal is toad in the hole. Kültür

0:30

ünlü bir İngiliz yemeğinin toad in the hole olduğunu duyduğunuzda şaşırabilirsiniz.

Kültür

toad in the hole: bir Britanya yemeğinin adı

Toad in the hole, bir Britanya yemeğinin sabit adıdır. Adında karakurbağası anlamındaki toad ve delik anlamındaki hole sözcükleri geçse de gerçek bir hayvanın delikte bulunması anlamına gelmez ve karakurbağası bir malzeme değildir. Yemek genellikle Yorkshire pudingi hamurunda sosis pişirilerek yapılır. Her sözcüğü ayrı ayrı çevirmek yerine bütün ifadeyi bir yemek adı olarak anlayın. Yemek adları mecazlı olabilir ve kullanılan malzemeleri belirtmeyebilir.

Alıştırma

Bu cümlede toad in the hole ne anlama geliyor?

  1. Karakurbağası etinden yapılmış bir yemek.
  2. Bir deliğin içinde oturan gerçek bir karakurbağası.
  3. Adı, malzemelerinin bir listesi olmayan bir Britanya yemeği.
Cevabı göster

Adı, malzemelerinin bir listesi olmayan bir Britanya yemeği.

Don't worry though,

0:35

Yine de endişelenmeyin,

it's made with sausages, not toads. Kalıp ifadeler

0:36

kurbağalarla değil sosislerle yapılıyor.

Kalıp ifadeler

made with sausages: malzemeleri belirtmek

is made with sausages ifadesindeki edilgen be made with + ingredient kalıbı, tarifte kullanılan bir malzemeyi belirtir. Is, it ile kullanılan be biçimidir; made geçmiş zaman ortacı biçiminde kalır ve sausages, with sözcüğünden sonra gelir. Bu kalıp yemeği yapan kişiye değil, malzemelere odaklanır. Ayrıca sosislerin tek malzeme olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi be made with yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: This smoothie ____ bananas and yogurt.

Cevabı göster

is made with

In this program,

0:39

Bu programda,

we're exploring people's first impressions of a new culture through its food. Notlar

0:39

insanların yeni bir kültürle ilgili ilk izlenimlerini yemekleri üzerinden keşfediyoruz.

Kalıp ifadeler

first impressions of a new culture: yeni bir kültür hakkındaki ilk izlenimler

“First impressions of a new culture”, insanların o kültürle ilk karşılaştıklarında oluşturdukları ilk düşünce ve duyguları ifade eder. Buradaki impressions, fiziksel izler değil, kişisel görüşler veya tepkiler anlamındadır. Kullanılabilir kalıp first impression(s) of + kişi, yer, şey veya deneyim şeklindedir. Çoğul first impressions genellikle birkaç ilk tepkiyi veya gözlemi kapsar.

Alıştırma

Bir kişinin bir şehir hakkındaki ilk düşüncelerini doğal biçimde soran cümle hangisidir?

  1. What were your first impressions at the city?
  2. What were your first impressions from the city?
  3. What were your first impressions of the city?
Cevabı göster

What were your first impressions of the city?

Anlatım akışı

through its food: bir kültürü yemekleri aracılığıyla anlamak

“Through its food” ifadesinde through, kültürün nasıl incelendiğini gösterir. Yemek, daha geniş konu olan kültürü anlamak için kullanılan belirli bir yöndür. Its, “a new culture” ifadesine gönderme yapar. Cümle önce geniş konuyu belirtir, sonra onu anlamak için seçilen yolu verir: o kültürün yemeklerine bakmak. Bu kalıpta through + isim, bir taraftan diğerine fiziksel hareketi değil, bir yöntemi veya kanalı anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle through sözcüğünü daha geniş bir konuyu anlama yolunu göstermek için kullanır?

  1. We learned about the town through its music.
  2. We viewed the town from a hill.
  3. We walked through the town after lunch.
Cevabı göster

We learned about the town through its music.

We'll be hearing how two women,

0:44

İki kadının,

one a refugee, Dilbilgisi

0:46

biri mülteci,

the other a dietitian,

0:47

diğeri diyetisyen,

adapted to the food of their new home. Kalıp ifadeler

0:48

yeni evlerinin yemeklerine nasıl uyum sağladıklarını duyacağız.

Dilbilgisi

one a refugee, the other a dietitian: paralel yapıda çıkarılan was

one a refugee, the other a dietitian, iki kadının kimliklerini kısa ve paralel bir yapıyla belirtir. Tam biçimi one was a refugee, and the other was a dietitian şeklindedir. one ve the other bir çift olarak çalışır: one çiftin bir üyesini, the other ise geriye kalan kişiyi belirtir. Tekrarlanan was sözcüğünü çıkarmak, anlamı değiştirmeden anlatımı daha öz hâle getirir.

Alıştırma

Kısaltılmış one a refugee, the other a dietitian betimlemesinin tam anlamını hangi cümle verir?

  1. One was a refugee, and the other was a dietitian.
  2. One refugee became a dietitian.
  3. A refugee introduced another dietitian.
Cevabı göster

One was a refugee, and the other was a dietitian.

Kalıp ifadeler

adapted to the food: adapt to + isim veya -ing biçimi

adapted to the food ifadesindeki adapted, yeni bir yerdeki yemekler tanıdık ve başa çıkılabilir hâle gelsin diye alışkanlıklarını değiştirdikleri anlamına gelir. Yapı adapt to + isim şeklindedir. Buradaki to bir edattır. Ardından bir eylem geliyorsa -ing biçimini kullanın: adapt to eating earlier; adapt to eat earlier değil.

Alıştırma

Eksik edatı yazarak cümleyi tamamlayın: It took Noah a week to adapt ____ his new classroom.

Cevabı göster

to

And as usual,

0:51

Ve her zamanki gibi,

we'll be learning some useful new vocabulary too.

0:52

yeni ve faydalı bazı kelimeler de öğreneceğiz.

But first,

0:55

Ama önce,

I have a question for you, Neil.

0:56

Sana bir sorum var, Neil.

A British summer wouldn't be complete without a traditional cream tea. Notlar

0:58

Geleneksel bir kremalı çay olmadan İngiliz yazı tamamlanmış sayılmaz.

Kalıp ifadeler

wouldn't be complete without: bir deneyimin özel bir unsur olmadan eksik kalacağını söylemek

A wouldn't be complete without B kalıbında B, A deneyiminin vazgeçilmez veya çok sevilen bir parçası olarak sunulur. Burada geleneksel bir cream tea, Britanya'da yazı eksiksiz hissettiren unsurlardan biri olarak gösterilir. Bu ifade çoğu zaman gerçek bir zorunluluktan çok bir duyguyu vurgular. B olmadan A'nın var olamayacağını değil, deneyimde önemli bir şey eksikmiş gibi hissedileceğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, “önemli bir şey eksikmiş gibi hissettirirdi” anlamındaki dört kelimelik ders ifadesiyle tamamlayın: Our picnic ____ homemade sandwiches.

Cevabı göster

wouldn't be complete without

Scones, cream and jam,

1:02

Çörekler, krema ve reçel,

eaten with a cup of tea.

1:04

bir fincan çay eşliğinde yenir.

Kültür

traditional cream tea: çay, scone, krema ve reçel

Cream tea, geleneksel ve hafif bir Britanya öğünü ya da atıştırmalığıdır: çay; scone, genellikle kaymak kıvamındaki clotted cream ve reçelle birlikte servis edilir. İlk cümleden sonraki bölüm bu parçaları sıralar. Bu terim, çayın içine krema karıştırılmış bir fincanı değil, yiyecek ve içeceğin tamamını adlandırır. Krema ve reçel scone üzerine sürüldüğü için hangisinin önce sürüldüğü de geleneğin bir parçası olabilir.

Alıştırma

Bu bağlamda cream tea nedir?

  1. Soğuk ve krema aromalı bir içecek
  2. Scone, clotted cream ve reçelle sunulan geleneksel Britanya çay servisi
  3. İçine krema karıştırılmış bir fincan çay
Cevabı göster

Scone, clotted cream ve reçelle sunulan geleneksel Britanya çay servisi

It sounds lovely,

1:06

Kulağa hoş geliyor,

but strangely, there have been many arguments over cream teas. Kalıp ifadeler

1:07

ama tuhaf bir şekilde kremalı çaylar üzerine pek çok tartışma yaşanıyor.

Kalıp ifadeler

arguments over cream teas: tartışılan konuyu belirtmek

arguments over cream teas ifadesinde over, insanların anlaşamadığı konuyu tanıtır. Bu ifade, cream tea konusunda tekrar tekrar anlaşmazlık yaşandığını anlatır; burada over fiziksel bir konumu belirtmez. Kullanılabilir kalıp argument(s) over + isim veya soru yapısıdır. over sonrasında gelen bölüm, anlaşmazlığın odak noktası olarak sunulur.

Alıştırma

There were arguments over the new rule. cümlesinde over ne işe yarar?

  1. Kuralın üzerindeki fiziksel bir konumu anlatır.
  2. Tartışılan konuyu belirtir.
  3. Tartışmaların sona erdiğini gösterir.
Cevabı göster

Tartışılan konuyu belirtir.

So,

1:11

Peki,

is the cream tea debate about

1:11

kremalı çay tartışması şunlardan hangisiyle ilgili

A, whether to drink tea or coffee,

1:14

A, çay mı yoksa kahve mi içileceği,

B, whether to put cream or jam onto the scone first,

1:17

B, çöreğin üzerine önce krema mı yoksa reçel mi sürüleceği,

or C,

1:21

veya C,

whether strawberry or raspberry jam is better?

1:22

çilek reçelinin mi yoksa ahududu reçelinin mi daha iyi olduğu?

Well,

1:25

Şey,

I think the controversy is whether to add cream or jam first. Dilbilgisi

1:26

Bence tartışma önce kremanın mı yoksa reçelin mi ekleneceği hakkında.

Dilbilgisi

whether to add cream or jam first: seçimi kısa biçimde anlatan yapı

Whether to + fiilin yalın hâli, henüz karara bağlanmamış bir seçimi daha büyük bir cümlede isim gibi işleyen bir bölüme dönüştürür. Burada whether to add cream or jam first, tartışmanın içeriğini, yani hangisinin önce eklenmesi gerektiğini belirtir. to add yapısının öznesi bağlamdan anlaşılır. Seçenekler whether to choose A or B örneğinde olduğu gibi or ile bağlanır.

Alıştırma

Cümleyi kısa whether + mastar yapısıyla tamamlayın: Mia cannot decide ____ walk to school or take the bus.

Cevabı göster

whether to

Okay, Neil.

1:31

Tamam, Neil.

I'll reveal the correct answer later in the program.

1:32

Doğru cevabı programın ilerleyen kısımlarında açıklayacağım.

Natalia Tkachenko arrived in the Netherlands

1:36

Natalia Tkachenko Hollanda'ya ulaştı

after leaving her home in Ukraine following the Russian invasion. Kelime

1:38

Rus işgalinin ardından Ukrayna'daki evinden ayrıldıktan sonra.

Kelime

following the Russian invasion: bir olaydan sonra

Burada following, “sonrasında” anlamına gelen bir edattır. Bu ifade, Natalia’nın Rus işgali başladıktan sonra evinden ayrıldığını belirtir. Bağlam işgali onun ayrılışıyla ilişkilendirir, ancak following sözcüğünün kendisi esas olarak olayların sırasını gösterir. Yeniden kullanılabilecek yapı following + event biçimindedir. Bir olayı kısa ve öz şekilde başka bir olayın sonrasına yerleştirir; fiziksel olarak bir şeyin arkasından gitmek veya onu kovalamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlede “following the Russian invasion” ne anlama geliyor?

  1. Rus işgali başlamadan önce
  2. işgali fiziksel olarak takip ederken
  3. Rus işgali başladıktan sonra
Cevabı göster

Rus işgali başladıktan sonra

She moved in with Weronika Groszewska, Öbek fiiller

1:43

Weronika Groszewska'nın yanına taşındı,

Öbek fiiller

moved in with: biriyle aynı evde yaşamaya başlamak

Moved in with, “biriyle aynı evde yaşamaya başladı” anlamına gelir. Burada with sözcüğünden sonra gelen Weronika, Natalia’nın birlikte yaşamaya başladığı kişidir. Yeniden kullanılabilecek yapı move in with + person biçimindedir. Ana fiil move olduğu için zamana göre değişir: move in with, moved in with veya will move in with.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için move in with ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimini kullanın: After college, Sam ____ his brother.

Cevabı göster

moved in with

who's originally from Poland,

1:45

ki kendisi aslen Polonyalıdır,

and her family,

1:47

ve onun ailesinin,

starting them on a journey to open their own restaurants, Anlatım akışı

1:48

bu da onları kendi restoranlarını açma yolculuğuna başlattı,

Natalia's Kitchen.

1:51

Natalia's Kitchen.

Anlatım akışı

starting them on a journey to open: bir hedefi gelişen bir süreç olarak sunmak

Starting them on a journey to open, restoran açmayı bir anda gerçekleşen tek bir olay olarak değil, burada başlayan ve sonraki aşamalarla devam eden bir süreç olarak sunar. Journey burada mecazdır; gerçek bir seyahat anlamına gelmez. start someone on a journey to do something kalıbı, başlangıç oluşturan bir olayı hedefi olan daha uzun bir sürece bağlar. Them, Natalia, Weronika ve ailelerini ifade eder; to open ise yolculuğun hedefini belirtir.

Alıştırma

Cümlede starting them on a journey to open neyi ifade eder?

  1. Bir restorandan diğerine yapılan gerçek bir yolculuk
  2. Daha sonra gelişmeyen, hemen gerçekleşen bir eylem
  3. Restoranları açma hedefine götüren daha uzun bir sürecin başlangıcı
Cevabı göster

Restoranları açma hedefine götüren daha uzun bir sürecin başlangıcı

Here's Natalia talking with BBC World Service program,

1:53

İşte Natalia, BBC Dünya Servisi programı

The Food Chain.

1:56

The Food Chain (Gıda Zinciri) ile konuşuyor.

Of course,

1:58

Elbette,

at first,

2:00

ilk başta,

it felt like I am well out of what they call my comfort zone. Deyimler

2:01

konfor alanı (comfort zone) dedikleri şeyin tamamen dışındaymışım gibi hissettim.

Deyimler

well out of what they call my comfort zone: tanıdık gelen sınırın çok ötesinde

Out of my comfort zone, konuşanın normalde kendine güvenerek yaptığı şeylerin ötesinde olduğu için yabancı veya rahatsız edici gelen bir durumda bulunmak demektir. Comfort zone, tanıdık etkinlikler alanını anlatan bir mecazdır; fiziksel bir yer değildir. Well, out of ifadesinin derecesini güçlendirir; bu nedenle well out of, o tanıdık alanın çok dışında olmak anlamına gelir. What they call, konuşanın gerçek bir bölgeden söz etmek yerine yaygın comfort zone adlandırmasını kullandığını gösterir.

Alıştırma

Burada well out of what they call my comfort zone ne anlama gelir?

  1. Konuşan kişi rahat bir odanın çok uzağında duruyor.
  2. Konuşan kişi, yaygın olarak konfor alanı denen tanıdık sınırın çok ötesinde olduğunu hissediyor.
  3. Konuşan kişi başka insanlara ait bir yerin adını söylüyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi, yaygın olarak konfor alanı denen tanıdık sınırın çok ötesinde olduğunu hissediyor.

When you stay in a certain environment,

2:05

Belirli bir ortamda kaldığınızda,

you get used to it.

2:07

ona alışırsınız.

But when you move to another country

2:08

Ama başka bir ülkeye taşındığınızda

where you live and work,

2:10

orada yaşayıp çalışırken,

you experience difficulties

2:12

zorluklar yaşarsınız

and you have to adapt to get used to local foods.

2:13

ve yerel yemeklere alışmak için uyum sağlamak zorundasınızdır.

Here, they don't have some of the staples we had in Ukraine. Kelime

2:17

Burada, Ukrayna'da sahip olduğumuz temel gıdalardan (staples) bazıları yok.

Kelime

the staples: düzenli tüketilen temel gıdalar

Bu yiyecek bağlamında the staples, insanların düzenli olarak tükettiği ya da kullandığı ve temel olarak ihtiyaç duyduğu yiyecek veya malzemeleri ifade eder. Burada Ukrayna'dan tanıdık gündelik yiyecekler kastedilir; kâğıtları tutturmak için kullanılan metal zımbalar değil. A staple, Rice is a staple örneğindeki gibi tek bir temel yiyeceği gösterebilir. Çoğul staples ise insanların sık sık yediği veya evde düzenli olarak bulundurduğu bir grup temel gıdayı gösterebilir.

Alıştırma

“The small shop sells staples like rice, flour, and oil” cümlesinde staples ne anlama gelir?

  1. kâğıt için kullanılan metal zımbalar
  2. yemek pişirmeye özel araçlar
  3. düzenli olarak kullanılan veya tüketilen temel gıdalar
Cevabı göster

düzenli olarak kullanılan veya tüketilen temel gıdalar

Ingredients are different,

2:20

Malzemeler farklı,

and so you start working with local foods, Kelime

2:22

bu yüzden yerel yiyeceklerle çalışmaya başlarsınız,

find replacements,

2:25

alternatifler bulursunuz,

cook with what you have. Kalıp ifadeler

2:27

elinizdekilerle yemek yaparsınız.

Kelime

start working with local foods: yerel malzemeleri kullanmaya başlamak

start working with local foods ifadesindeki work with, bir etkinliğin parçası olarak bir şeyi kullanmak ve işlemek anlamına gelir. Konuşan kişi, yerelde bulunabilen yiyeceklerle yemek yapmaya başlar; yiyecekler iş arkadaşları değil, kullanılan malzemelerdir. Bu anlam başka malzemeler, araçlar ve veriler için de geçerlidir: work with clay, work with new software veya work with survey results. Start working with, bunu yapmaya başlamak demektir.

Alıştırma

Cümleyi “bir malzemeyi kullanmaya veya işlemeye başladı” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: When imported wood became too expensive, the workshop ____ local bamboo.

Cevabı göster

started working with

Kalıp ifadeler

cook with what you have: mevcut malzemelerle yemek yapmak

Cook with what you have, o anda elinizde bulunan malzemelerle yemek hazırlamak anlamına gelir. Bu yemek bağlamında what you have, sahip olduğunuz her şeyi değil, kullanılabilecek yiyecekleri belirtir. Fiil + with what you have kalıbı, ideal kaynakları beklemek yerine eldeki kaynakları kullanmayı da anlatabilir.

Alıştırma

Bu durumda cook with what we have ifadesinin en uygun anlamını seçin: The shops are closed, so let's cook with what we have.

  1. Şu anda bulunan malzemeleri kullanmak.
  2. Bize ait olan her eşyayı pişirmek.
  3. Yalnızca daha önce yaptığımız yemekleri hazırlamak.
Cevabı göster

Şu anda bulunan malzemeleri kullanmak.

At first, Natalia felt out of her comfort zone,

2:29

Başlangıçta Natalia, konfor alanının (comfort zone) dışında hissetti,

a familiar situation in which someone feels secure and in control.

2:32

birinin kendini güvende ve kontrol sahibi hissettiği tanıdık bir durum.

She had to adapt to her new life in the Netherlands.

2:37

Hollanda'daki yeni hayatına uyum sağlamak (adapt) zorundaydı.

She had to change in order to succeed in her new situation. Dilbilgisi

2:40

Yeni durumunda başarılı olmak için değişmek zorundaydı.

Dilbilgisi

in order to succeed: amaç belirtmek

In order to succeed, değişimin amacını belirtir: başarılı olabilmesi için değişmesi gerekiyordu. Bu kalıplaşmış yapıda order, emir veya sıra anlamına gelmez. Bir eylemin amacını açıkça belirtmek için in order to + fiilin yalın hâlini kullanın. Daha kısa olan to + fiilin yalın hâli de çoğu zaman aynı amaç anlamını verir.

Alıştırma

Dersi anlatan üç sözcüklü amaç ifadesiyle cümleyi tamamlayın: We left early ____ avoid traffic.

Cevabı göster

in order to

Some of the staple ingredients Natalia used in Ukraine

2:44

Natalia'nın Ukrayna'da kullandığı temel gıda (staple) malzemelerinin bazıları

weren't available in the Netherlands.

2:48

Hollanda'da mevcut değildi.

A staple is a basic and important type of food

2:50

Temel gıda (staple), nüfusun büyük bir kısmı tarafından düzenli olarak tüketilen

that is regularly eaten by a large portion of the population.

2:53

temel ve önemli bir gıda türüdür.

So,

2:59

Bu yüzden,

Natalia adapted her recipes,

2:59

Natalia tariflerini uyarladı,

replacing Ukrainian with Dutch ingredients, Kalıp ifadeler

3:01

Ukrayna malzemelerini Hollanda malzemeleriyle değiştirerek,

to create a new kind of cooking,

3:04

müşterilerinin çok sevdiği

Kalıp ifadeler

replace X with Y: replacing Ukrainian with Dutch ingredients

replace X with Y kalıbı, “X'i kaldırmak veya artık kullanmamak ve yerine Y'yi kullanmak” anlamına gelir. X eski şey, Y ise yeni şeydir. Bu cümlede X, Ukrainian ingredients ifadesidir; Ukrainian sözcüğünden sonraki ingredients anlaşılır ancak söylenmez. Y ise Dutch ingredients ifadesidir. Bir ülkenin yerine başka bir ülkeyi koymak anlamına gelmez. replacing... ile başlayan -ing bölümü, Natalia'nın tariflerini nasıl uyarladığını açıklar.

Alıştırma

replace X with Y kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: She replaced sugar ____ honey.

Cevabı göster

with

which her customers loved.

3:06

yeni bir tür yemek pişirme tarzı yarattı.

Our second story involves Rachel Winter-Roach,

3:08

İkinci hikayemiz Rachel Winter-Roach ile ilgili,

who left her home in England

3:11

İngiltere'deki evini terk edip

to work on the sunny island of Tobago

3:13

güneşli Tobago adasında çalışmaya gitti,

in the southern Caribbean.

3:15

Karayipler'in güneyinde.

Here, Rachel explains some of the food challenges she faced Kalıp ifadeler

3:18

Burada, Rachel yüzleştiği bazı yemek zorluklarını açıklıyor

Kalıp ifadeler

face challenges: food challenges she faced

Face challenges, “zorluklarla karşılaşmak ve onlarla başa çıkmak” anlamına gelir. Buradaki faced, vücudun ön tarafını bir şeye çevirmek anlamında değildir; Rachel yiyecekle ilgili zorluklar yaşamıştır. food challenges she faced ifadesinde she faced, hangi zorluklardan söz edildiğini belirtir. food challenges that she faced de denebilir; burada that söylenmemiştir. Face fiili nesneyi doğrudan alır; bu nedenle face challenges denir, face to challenges denmez.

Alıştırma

Hangi cümle, ekibin proje sırasında çeşitli zorluklarla karşılaştığını doğal biçimde anlatır?

  1. The team looked several challenges during the project.
  2. The team faced several challenges during the project.
  3. The team faced to several challenges during the project.
Cevabı göster

The team faced several challenges during the project.

to BBC World Service program,

3:21

BBC Dünya Servisi programı,

The Food Chain.

3:23

The Food Chain'e.

When I came out to the Caribbean, Kalıp ifadeler

3:25

Karayipler'e geldiğimde,

Kalıp ifadeler

came out to the Caribbean: uzak bir yere gitmek

Bu cümlede came out to the Caribbean, konuşanın daha önce yaşadığı yerden Karayipler'e gittiği anlamına gelir. Out, eski yerden ayrılıp belli bir mesafe katetme hissi ekler; bu kullanım özellikle iş, seyahat veya uzun süreli kalış amacıyla denizaşırı bir yere gitme bağlamında görülür. “Dışarı çıkmak” anlamına gelmez. Bu bağlamda out sözcüğünü ayrı çevirmek yerine came out to + yer yapısını tek bir hareket fikri olarak anlayın.

Alıştırma

Bu cümlede came out to the Caribbean ne anlama geliyor?

  1. Daha önce yaşadığı yerden Karayipler'e gitti.
  2. Karayipler hakkında bir sırrı kamuoyuna açıkladı.
  3. Zaten Karayipler'deyken dışarı çıktı.
Cevabı göster

Daha önce yaşadığı yerden Karayipler'e gitti.

I was really in for a shock Deyimler

3:27

gerçekten şok oldum

when it came to flavoring and seasoning food. Kalıp ifadeler

3:30

yemeklere lezzet ve baharat katma konusu olduğunda.

Deyimler

in for a shock: hoş olmayan bir sürprizle karşılaşmak üzere olmak

Be in for + isim, birinin yakında bir şeyi yaşamasının muhtemel ya da neredeyse kesin olduğunu anlatır. Bu nedenle in for a shock, şaşırtıcı ve büyük olasılıkla hoş olmayan bir deneyimin birini beklediği anlamına gelir. Geçmiş zamandaki was in for a shock, şaşırtıcı olay gerçekleşmeden önceki bir noktadan ileriye bakar. Really, beklenen şaşkınlığı daha güçlü gösterir; in ve for ayrı ayrı çevrilmez.

Alıştırma

Cümleyi “çok hoş olmayan bir sürpriz yaşaması muhtemel” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: If you expect the final level to be easy, you're ____.

Cevabı göster

in for a shock

Kalıp ifadeler

when it came to + isim veya -ing biçimi

When it came to, bir yorumun geçerli olduğu belirli konuyu veya alanı tanıtır. Burada konuşanın yaşadığı şaşkınlığı yiyeceklere tat ve çeşni katma konusuyla sınırlar; her şeyin şaşırtıcı olduğu anlamına gelmez. Bu, when it comes to ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bu ifadede came, bir şeyin gelmesini anlatmaz. To bir edattır; bu nedenle ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir.

Alıştırma

Cümleyi when it comes to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: ____ choosing the poster design, the class voted for the blue one.

Cevabı göster

When it came to

And seasoning is really, really an integral part of food preparation here. Notlar

3:34

Ve burada baharatlandırma, yemek hazırlamanın gerçekten ama gerçekten ayrılmaz bir parçası.

Kelime

seasoning: yiyeceğe tat katma

Yemek bağlamında seasoning, tadı iyileştirmek için tuz, ot, baharat veya benzer malzemeler ekleme işlemini ifade edebilir. Cümle bu işlemi yemek hazırlamanın vazgeçilmez bir aşaması olarak gösterir. Aynı isim, bu amaçla kullanılan malzemeleri veya karışımı da anlatabilir; örneğin The soup needs more seasoning. Yemek bağlamında, ‘tat katmak’ anlamındaki season fiilinden gelir; yılın bir bölümünü anlatan season isminden gelmez.

Alıştırma

Örnek cümlede seasoning sözcüğü esas olarak ne anlama gelir?

  1. Yılın dört mevsiminden biri
  2. Bir öğünü hazırlamak için harcanan süre
  3. Yiyeceğe tat katma işlemi
Cevabı göster

Yiyeceğe tat katma işlemi

Kalıp ifadeler

an integral part of food preparation: yemek hazırlamanın vazgeçilmez bir parçası

“An integral part of X”, “X’in gerekli ve ayrılmaz bir parçası” demektir. O olmadan bütün süreç eksik kalır veya amaçlandığı gibi işlemez. Burada çeşnilendirme, isteğe bağlı bir son dokunuş olarak değil, yemek hazırlamanın merkezî bir unsuru olarak sunuluyor. Integral burada bir sıfattır. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp “an integral part of + isim veya isim öbeği”dir. Bu cümlede integral sözcüğünün matematikteki anlamı kastedilmez.

Alıştırma

“Ayrılmaz bir parçası” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Good communication is ____ successful teamwork.

Cevabı göster

an integral part of

Here, um,

3:40

Burada, hmm,

the seasoning is multiple, multiple layers. Kelime

3:41

baharatlandırma katman katman, çok katmanlı.

Kelime

is multiple, multiple layers: lezzet karmaşıklığı ve konuşmada tekrarlı vurgu

Bu doğaçlama cümlede layers mecaz anlamda kullanılıyor. Çeşnilendirme birkaç farklı lezzet unsurunu bir araya getirir; bu nedenle tek ve basit bir tat yerine karmaşık bir tat oluşur. Multiple sözcüğünün “multiple, multiple” şeklinde tekrarlanması konuşmada güçlü vurgu ekler: çok fazla katman vardır. “The seasoning is multiple layers” ifadesi doğaçlama konuşmaya özgü gevşek bir yapıdır ve kopyalanacak güvenilir bir kalıp değildir. Açık ve başka durumlarda da kullanılabilecek biçim “the seasoning has multiple layers of flavor”dır.

Alıştırma

Bir sosun birçok farklı lezzet unsuru içerdiği fikrini en doğal biçimde hangi cümle ifade eder?

  1. The sauce is multiple layers of flavor.
  2. The sauce has one simple flavor.
  3. The sauce has multiple layers of flavor.
Cevabı göster

The sauce has multiple layers of flavor.

It took me a while to get used to it because everybody has their own way of seasoning Notlar

3:44

Buna alışmam biraz zaman aldı çünkü herkesin kendi baharatlandırma yöntemi

Dilbilgisi

It took me a while to + fiil: bir şeyi yapmak biraz zaman almak

It took me a while to + fiil, bir şeyi yapabilmek veya ona alışmak için biraz zamana ihtiyaç duyduğumu anlatır. Buradaki eylem get used to it olduğundan, konuşan kişi hemen alışmamıştır. Yapı It took + kişi + süre + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. It yapıyı başlatır ancak belirli bir nesneyi göstermez; took gereken süreyi anlatır, bir şeyi alıp götürmek anlamına gelmez.

Alıştırma

It took me a while to yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: It ____ to feel comfortable speaking in meetings.

Cevabı göster

took me a while

and their own little tweaks.

3:49

ve kendilerine has küçük dokunuşları (tweaks) var.

Kalıp ifadeler

their own way of + -ing: bir şeyi kendine özgü biçimde yapma yöntemi

Their own way of seasoning, her kişinin lezzet katmak için kullandığı kendine özgü yöntemi anlatır. Own, her kişinin yönteminin farklı olabileceğini vurgular. Kullanılabilir yapı iyelik sözcüğü + own way of + -ing şeklindedir. Of bir edattır; bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: my own way of drawing, her own way of cooking.

Alıştırma

own way of + -ing yapısını ve pack fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: Everyone has their own way ____ a school bag.

Cevabı göster

of packing

And there are no quantities, Kelime

3:51

Ve miktar diye bir şey yok,

Kelime

are no quantities: tarifte kesin miktarların olmaması

Bu tarif bağlamında there are no quantities, malzemeler bilinse de gram, kaşık, fincan ya da oran gibi kesin miktarların verilmediği anlamına gelir. Çoğul quantities sözcüğü, her malzemeden ne kadar kullanılacağı sorusunu yanıtlar. Sabit miktarlar olmayınca yemeği yapan kişi baharatı deneyimine göre ayarlamak zorundadır.

Alıştırma

Bir tarifte there are no quantities ne anlama gelir?

  1. Malzemeler kalitesizdir.
  2. Malzemelerin kesin miktarları verilmemiştir.
  3. Hiç malzeme yoktur.
Cevabı göster

Malzemelerin kesin miktarları verilmemiştir.

so it really takes a lot of practice, Kalıp ifadeler

3:53

bu yüzden gerçekten çok fazla pratik,

a lot of trial and error. Deyimler

3:57

çok fazla deneme yanılma (trial and error) gerektiriyor.

Kalıp ifadeler

takes a lot of practice: çok fazla pratik gerektirmek

takes a lot of practice ifadesinde takes, “gerektirir” ya da “ihtiyaç duyar” anlamındadır; bir şeyi fiziksel olarak taşımak anlamına gelmez. Özne, ustalaşması zor olan beceriyi veya etkinliği belirtir. Beceri veya etkinlik + takes + pratik miktarı kalıbını kullanın. Burada practice tekrarlı alıştırma anlamındadır ve İngilizcede genellikle sayılamaz; bu yüzden a lot of practice doğaldır, a lot of practices değil.

Alıştırma

“Çok fazla tekrarlı alıştırma gerektirir” anlamındaki vurgulanan kalıpla cümleyi tamamlayın: Becoming fluent ____.

Cevabı göster

takes a lot of practice

Deyimler

trial and error: tekrarlanan denemelerle öğrenmek

Trial and error, bir yöntemi denemeyi, hataları fark etmeyi ve işe yarayan yolu bulana kadar düzeltmeler yapmayı anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede a lot of trial and error, bir beceri öğrenmenin gerekli bir parçası olarak tekrar tekrar deneme yapmayı gösterir. Burada trial, mahkemedeki bir yargılama değil, “deneme” veya “test” anlamındadır. İfadenin tamamı bir süreci adlandırdığı için a lot of doğrudan önüne gelebilir.

Alıştırma

Tekrarlanan deneme ve düzeltmeleri anlatan üç sözcüklü sabit İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: We found the best setting through ____.

Cevabı göster

trial and error

And I think my family did not always appreciate the errors in the trials. Anlatım akışı

3:59

Ve sanırım ailem denemelerdeki hataları her zaman takdir etmedi.

Anlatım akışı

the errors in the trials: trial and error ifadesini yeniden şekillendirmek

the errors in the trials sözleri, önceki kalıplaşmış ifade trial and error'ı bilerek yeniden şekillendirir. Genel bir öğrenme yolunu adlandırmak yerine errors sözcüğünü merkeze koyar ve bu hataların nerede olduğunu belirtmek için in the trials bölümünü kullanır. Çoğul biçimler, denemeleri ve hataları ayrı ayrı gerçekleşmiş somut olaylar gibi gösterir. Bu yeniden düzenleme, trial and error'ın genel fikrinden konuşmacının ailesinin yaşadığı başarısız sonuçlara geçiş yapar. Önceki ifadeye yapılan gönderme, hafif ve kişinin kendisine yönelik bir mizah yaratır. Bu kullanım önceki ifadeye bağlıdır ve yeni bir kalıplaşmış ifade değildir.

Alıştırma

Burada the errors in the trials sözlerinin temel etkisi nedir?

  1. Önceki trial and error ifadesini eğlenceli biçimde yeniden şekillendirir.
  2. the errors in the trials ifadesini trial and error'ın standart karşılığı olarak sunar.
  3. trial sözcüğünün hukuk alanındaki anlamını ortaya koyar.
Cevabı göster

Önceki trial and error ifadesini eğlenceli biçimde yeniden şekillendirir.

When Rachel moved to Tobago,

4:05

Rachel Tobago'ya taşındığında,

she was in for a shock.

4:06

bir şok yaşayacağı kesindi (in for a shock).

The phrase to be in for a shock

4:09

to be in for a shock (şoka girmek/hazır olmak) ifadesi

means to be sure of experiencing a surprising or unpleasant situation.

4:11

şaşırtıcı veya hoş olmayan bir durumu deneyimleyeceğinden emin olmak anlamına gelir.

In Rachel's case,

4:16

Rachel'ın durumunda,

the surprise involved seasoning,

4:17

sürpriz baharatları (seasoning) içeriyordu,

the salt, herbs,

4:19

lezzeti artırmak için yemeğe eklenen tuz, otlar,

and spices added to food to enhance the flavor.

4:21

ve baharatlar.

In the Caribbean,

4:24

Karayipler'de,

seasoning is a big deal. Deyimler

4:25

baharatlandırma önemli bir konudur.

Deyimler

a big deal: çok önemli

Bu cümlede a big deal, “çok önemli” veya “önem verilen” anlamına gelen bir deyimdir. Cümle, Karayip yemek kültüründe baharatlandırmanın özel bir yere sahip olduğunu anlatır. Bu ifade is fiilinden sonra gelen bir isim grubudur, ancak burada büyük bir ticari anlaşma anlamına gelmez. Bir kişi veya grup X'in çok önemli olduğunu düşündüğünde X is a big deal kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

The science fair is a big deal at our school. cümlesinde a big deal ne anlama gelir?

  1. Büyük bir ticari anlaşmadır.
  2. Orada çok önemlidir.
  3. Çok fazla yer kaplar.
Cevabı göster

Orada çok önemlidir.

Everyone has their own seasoning recipe,

4:27

Herkesin kendi baharat tarifi vardır,

including little tweaks or small adjustments, Kelime

4:29

kendilerinin eklediği küçük dokunuşlar (tweaks)

Kelime

little tweaks: küçük ayarlamalar

little tweaks ifadesi, zaten var olan bir şeyde yapılan küçük değişiklikler anlamına gelir. Burada herkes baharat karışımı tarifini kendi yemek yapma biçimine uydurmak için biraz değiştirir. Bir tweak genellikle bir şeyi değiştirmeden geliştirmek, ince ayar yapmak veya kişiselleştirmek demektir. İfadenin hemen ardından gelen small adjustments sözleri de değişikliklerin küçük olduğunu doğrular.

Alıştırma

Cümleyi “küçük ayarlamalar” anlamına gelen vurgulanmış ifadeyle tamamlayın: The poster is almost ready; it only needs a few ____.

Cevabı göster

little tweaks

which they have added themselves.

4:32

veya küçük ayarlamalar da dahil olmak üzere.

It took time for Rachel to develop her seasoning skills, Kalıp ifadeler

4:34

Rachel'ın baharatlandırma becerilerini geliştirmesi zaman aldı,

Kalıp ifadeler

develop her seasoning skills: bir beceriyi zamanla geliştirmek

Develop her seasoning skills, Rachel'ın pratik ve deneyim yoluyla yemekleri uygun biçimde baharatlandırma yeteneğini yavaş yavaş geliştirip güçlendirmesi demektir. Burada develop, bir ürün yaratmak değil, bir beceriyi zamanla güçlendirmek anlamındadır. Özne bir kişi olduğunda develop + a skill ya da skills kalıbı, bir yeteneğin pratik veya deneyimle zaman içinde geliştiğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede develop, bir yeteneği zamanla geliştirmek anlamında kullanılmıştır?

  1. Leo developed the photographs in a darkroom.
  2. Leo developed a new kitchen appliance.
  3. Practice helped Leo develop his cooking skills.
Cevabı göster

Practice helped Leo develop his cooking skills.

mainly through trial and error,

4:37

esasen deneme yanılma yoluyla,

a way of solving problems by trying a number of different methods

4:39

sorunları birkaç farklı yöntem deneyerek çözmenin bir yolu

and learning from the mistakes you make along the way. Kalıp ifadeler

4:43

ve yol boyunca yaptığınız hatalardan öğrenerek.

Kalıp ifadeler

along the way: süreç boyunca

Along the way, bir yolculuk sırasında gerçekleşen şeyleri anlatabilir. Bu cümlede way mecazidir ve farklı yöntemleri deneme sürecini ifade eder. Bu nedenle along the way, “bu süreç boyunca” anlamına gelir. Bu ifade genellikle süreç bitmeden önce ortaya çıkan hataları, öğrenilen dersleri, keşifleri veya değişiklikleri anlatır.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: “We made mistakes along the way, but we finished the project.” Burada along the way ne anlama gelir?

  1. Süreç boyunca
  2. Proje bittikten sonra
  3. Bir yolun kenarında
Cevabı göster

Süreç boyunca

Whether you're fleeing war, Notlar

4:47

İster savaştan kaçıyor olun,

Kelime

you're fleeing war: ciddi tehlikeden kaçmak için ayrılmak

you're fleeing war ifadesinde flee war, savaşın yol açtığı ciddi tehlikeden kurtulmak için ayrılmak anlamına gelir. War, kişinin kaçtığı tehlikedir; bu sıradan bir taşınma değildir. Flee, leave fiilinden daha güçlüdür. Ayrılmanın tehlike veya tehdit yüzünden zorunlu olduğunu gösterir; bu nedenle kişi gerçekten koşmasa bile çoğu zaman aciliyet hissi taşır.

Alıştırma

Hangi cümlede fleeing, insanların ciddi bir tehlikeden kaçtığını gösterir?

  1. The family was moving abroad for a new job.
  2. The family was fleeing war and looking for safety.
  3. The family was leaving for a weekend holiday.
Cevabı göster

The family was fleeing war and looking for safety.

starting a new job,

4:48

ister yeni bir işe başlıyor olun,

or enjoying a cream tea,

4:50

ister kremalı çayın tadını çıkarıyor olun,

it seems there's lots to learn about a place from its food, Anlatım akışı

4:52

bir yer hakkında, oranın yemeklerinden öğrenilecek çok şey var gibi görünüyor,

including Britain.

4:56

İngiltere de dahil.

Dilbilgisi

Whether you're ..., ..., or ...: birçok durum için tek sonuç

Whether you're A, B, or C, ... “bu durumlardan hangisi geçerli olursa olsun” anlamına gelir. Birkaç farklı durumu önce bir araya getirir, ardından hepsi için geçerli tek bir sonuç verir. Dinleyenden bir cevap seçmesini istemez. Sıralanan bölümler aynı dil bilgisi kalıbını kullanmalıdır. Buna paralel yapı denir. Burada fleeing, starting ve enjoying, you're ifadesinden sonra gelen -ing biçimleridir.

Alıştırma

Aynı tavsiyenin üç ulaşım seçeneği için de geçerli olduğunu gösteren kelimeyle cümleyi tamamlayın: ____ you're walking, cycling, or taking the bus, leave home early.

Cevabı göster

Whether

Anlatım akışı

bir yer hakkında yemeklerinden öğrenilecek çok şey olması

There's lots to learn about a place from its food, yerel yemekleri bir yer hakkında bilgi edinme kaynağı olarak sunar. its, a place ifadesine gönderme yapar; from ise bilginin kaynağını gösterir. Yemeğin kendisini incelemenin zor olduğu anlamına gelmez. Bu cümlede ifade aynı zamanda sonuç görevi görür. Önceki yemek hikâyelerini tek bir ana fikir altında toplar: Yemekler bir yerin alışkanlıklarını, anlaşmazlıklarını ve kültürünü gösterebilir.

Alıştırma

Özgün cümlede lots to learn about a place from its food ifadesinin temel söylem işlevi nedir?

  1. Yeni bir yemeğin hazırlanışını anlatmaya başlamak
  2. Önceki örnekleri, yemeklerin bir yerin kültürünü gösterebileceği fikriyle özetlemek
  3. Britanya yemeklerini incelemenin zor olduğunu iddia etmek
Cevabı göster

Önceki örnekleri, yemeklerin bir yerin kültürünü gösterebileceği fikriyle özetlemek

So,

4:57

Öyleyse,

I think it's time to reveal the answer to my question,

4:57

Sanırım sorumun cevabını açıklamanın zamanı geldi,

Neil.

5:00

Neil.

Why is the traditional British cream tea controversial?

5:01

Geleneksel İngiliz kremalı çayı neden tartışmalı?

Well,

5:05

Şey,

I guessed it was because people disagree Kalıp ifadeler

5:05

Ben, insanların aynı fikirde olmaması nedeniyle olduğunu tahmin etmiştim

about whether cream or jam should go on the scone first.

5:08

çöreğe önce krema mı yoksa reçel mi sürülmesi gerektiği konusunda.

Kalıp ifadeler

people disagree about whether: olup olmadığı konusunda anlaşamamak

people disagree about whether + yan cümle, insanların whether ile sunulan soru hakkında farklı görüşlere sahip olduğunu anlatır. Bu cümlede tartışılan seçim, çöreğin üzerine önce kaymağın mı yoksa reçelin mi konması gerektiğidir. whether yan cümlesi doğrudan soru değil, cümle içine yerleştirilmiş bir sorudur. Bu nedenle whether cream or jam should go ... biçimindeki düz cümle sırasını korur; Should cream or jam go ...? biçimini almaz. whether yan cümlesinin tamamı about sonrasında belirtilen tartışmalı konudur.

Alıştırma

Cümleyi, “bir şeyin öyle olup olmadığı konusunda farklı görüşlere sahip olmak” anlamındaki tam üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The judges ____ the rule is fair.

Cevabı göster

disagree about whether

Which was the correct answer.

5:12

Ki bu doğru cevaptı.

And anyone who says it's jam first is just wrong. Ton ve niyet

5:14

Ve önce reçel olduğunu söyleyen herkes sadece yanılıyor.

Ton ve niyet

is just wrong: şakacı ama güçlü bir yargı

Is just wrong doğrudan ve vurgulu bir yargı bildirir: Konuşan kişi bir görüşü açıkça yanlış olarak sunar. Buradaki just, wrong sözcüğünü güçlendirir; “yalnızca” ya da “az önce” anlamına gelmez. Bu eğlenceli yiyecek tartışmasında bu kesinlik, şakacı bir abartıdır. Konuşan kişi ciddi bir kişisel saldırıda bulunmuyor, şakayla bir tarafı tutuyor. Dostça bir ton ve önemsiz bir konu olmadan aynı sözler çok daha sert duyulabilir.

Alıştırma

İki yakın arkadaş pizza malzemeleri hakkında gülerek tartışıyor. Biri “You're just wrong!” diyor. Bu kullanım uygun mudur?

  1. Evet. Önemsiz bir anlaşmazlıkta şakacı ama güçlü bir tutumdur.
  2. Hayır. Bu ifade yalnızca ciddi olgusal hatalar için kullanılabilir.
Cevabı göster

Evet. Önemsiz bir anlaşmazlıkta şakacı ama güçlü bir tutumdur.

Okay,

5:18

Tamam,

let's recap the vocabulary we've learned in this program,

5:18

bu programda öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,

starting with comfort zone,

5:21

comfort zone (konfor alanı) ile başlayarak,

a situation in which you feel comfortable and in control.

5:23

kendinizi rahat ve kontrol sahibi hissettiğiniz bir durum.

To adapt means to change so as to successfully fit in with a new situation. Notlar

5:26

To adapt, yeni bir duruma başarıyla uyum sağlamak için değişmek anlamına gelir.

Dilbilgisi

Amaç bildiren so as to + fiilin yalın hâli

So as to amaç bildirir ve “-mek için” anlamına gelir. Cümlede değişmek eylemdir; yeni bir duruma başarıyla uyum sağlamak ise bu eylemin amacıdır. Kalıp so as to + fiilin yalın hâlidir. so as to successfully fit in örneğinde olduğu gibi to sözcüğünden sonra bir zarf gelebilir. so as to ifadesini tek bir amaç kalıbı olarak okuyun; as to kısmını ayırmayın.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: She lowered her voice ____ avoid waking the baby.

Cevabı göster

so as to

Öbek fiiller

fit in with a new situation: yeni bir duruma uyum sağlamak

Burada fit in with a new situation, o durumda başarılı biçimde yaşayabilmek veya çalışabilmek için kendini uyarlamak anlamına gelir. Bir şeyin fiziksel olarak doğru boyutta olup olmadığını değil, uyum sağlamanın sonucunu anlatır. Yapı fit in with + durum, grup, plan veya bir işi yapma biçimi şeklindedir. Vurgu, çevrede zaten var olan koşullarla uyumlu hâle gelmektedir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The training needs to ____ everyone's work schedule.

Cevabı göster

fit in with

A staple is a basic and important type of food

5:32

A staple (temel gıda), nüfusun büyük bir kısmı tarafından düzenli olarak tüketilen

that is regularly eaten by a large portion of the population.

5:35

temel ve önemli bir gıda türüdür.

The phrase to be in for a shock

5:39

to be in for a shock ifadesi

means to be guaranteed to experience a surprising or unpleasant situation.

5:40

şaşırtıcı veya hoş olmayan bir durumu yaşamanın garanti olması anlamına gelir.

A tweak is a small adjustment to something in order to improve it.

5:46

A tweak, bir şeyi geliştirmek için yapılan küçük bir ayarlamadır.

And finally,

5:50

Ve son olarak,

if you solve a problem by trial and error,

5:51

bir sorunu trial and error (deneme yanılma) yoluyla çözerseniz,

you try a number of different methods

5:54

birçok farklı yöntemi dener

and learn from the mistakes you make.

5:56

ve yaptığınız hatalardan öğrenirsiniz.

Once again,

5:58

Bir kez daha,

our 6 minutes are up. Deyimler

5:59

6 dakikamız doldu.

Deyimler

our 6 minutes are up: altı dakikamız doldu

Bu kapanış cümlesinde our 6 minutes are up, program için ayrılan altı dakikanın sona erdiği anlamına gelir. Burada up bir konumu anlatmaz; ayrılan sürenin bitişini gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilecek yapı time is up veya the ten minutes are up örneğindeki gibi “belirli bir süre + be up” şeklindedir. Belirlenen süreden artık hiç kalmadığını duyurmak için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: Stop writing; the ten minutes ____.

Cevabı göster

are up

And remember to join us again next time here at 6 Minute English.

6:00

Ve bir dahaki sefere burada 6 Minute English'te bize tekrar katılmayı unutmayın.

Goodbye for now.

6:04

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:05

Hoşça kal.

6 Minute English

6:07

6 Minute English

from bbclearningenglish.com.

6:09

bbclearningenglish.com'dan.