Reddedilme Duygusu Nasıl Aşılır: İngilizce çalışma notları
The School of Life
Video tanıtımı: Reddedilince üzüntüyü yaşamayı, boş umudu ve suçlamayı bırakmayı, iki kişinin de ilişkiyi isteyip istemediğini sormayı ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. ‘bore yourself back into an appetite for life.’ — Deyimler ve mecazi ifadeler: üzülmekten sıkılıp yaşama isteğine dönme imgesi, iyileşmeyi hareket gibi anlatır. 2. ‘feeds into’ — Phrasal verbler: bir alışkanlığın tek neden olmadan büyük bir duygu örüntüsüne katkıda bulunup onu güçlendirdiğini anlatın. 3. ‘worth mourning,’ — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: değeri belirtmek için worth ardından gerund kullanın; mourning etkin görünse de yas tutulan şeyin relationship olduğunu anlayın.
Bu derste
it will happen to us all at some point. Kalıp ifadeler
0:08bir noktada hepimizin başına gelecektir.
Romantik bir ilişkide Being dropped
Burada Being dropped, romantik ilişkiyi karşı tarafın bitirmesi, yani kişinin terk edilmesi anlamına gelir. Dropped, edilgen being + geçmiş zaman ortacı yapısındaki geçmiş zaman ortacıdır; bu nedenle kişi eylemi yapan değil, eyleme maruz kalan taraftır. Anlam fiziksel değil, mecazidir: kimse düşmüyor veya birinin elinden bırakılmıyor. İlişki bağlamında drop, ayrılığı reddedilen kişinin başına gelen bir şey olarak sunar.
Alıştırma
'After being dropped by her boyfriend, Lena avoided dating for a while,' cümlesinde being dropped ne anlama gelir?
- Erkek arkadaşı onu yanlışlıkla düşürdü.
- Erkek arkadaşı romantik ilişkilerini bitirdi.
- Erkek arkadaşı onu arabayla başka bir yere götürdü.
Cevabı göster
Erkek arkadaşı romantik ilişkilerini bitirdi.
Belirsiz bir zaman için at some point
At some point, belirli olmayan bir zamanda demektir. Burada, olayın herkesin hayatında gerçekleşebileceği gelecekteki bir zamana işaret eder, ancak bunun tam olarak ne zaman olacağını söylemez. Bu ifade, zamana ve bağlama göre geçmişi veya geleceği gösterebilir. Bir olayı zaman içinde bir yere yerleştirir ama ne zaman olduğunu belirtmez; önceden bilinen bir randevuya veya son tarihe işaret etmez.
Alıştırma
'Belirli olmayan bir zamanda' anlamına gelen ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: We need to discuss this ____, but no exact time has been set.
Cevabı göster
at some point
Mecaz olarak “negotiating the pain”
Burada “negotiating the pain” ifadesinde negotiate mecaz anlamda kullanılır. Duygu ile aklı dengeleyerek acıyla yaşamanın uygulanabilir bir yolunu etkin biçimde bulmak anlamına gelir. Acı hakkında pazarlık yapılan ikinci bir kişi yoktur ve amaç acıyı silmek değildir. negotiate + soyut bir zorluk yapısı, başa çıkmayı devam eden bir uyum ve ayarlama süreci olarak sunabilir.
Alıştırma
Cümledeki “negotiating the pain” ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Acının ne kadar güçlü olduğunu tam olarak ölçmek
- Acıya kimin neden olduğu konusunda başka biriyle pazarlık etmek
- Bir miktar akıl kullanarak acıyla yaşamanın uygulanabilir bir yolunu bulmak
Cevabı göster
Bir miktar akıl kullanarak acıyla yaşamanın uygulanabilir bir yolunu bulmak
Sınırlı bir miktar anlamındaki “a measure of”
“a measure of reason” ifadesinde measure, miktar veya derece anlamına gelen sayılabilen bir isimdir. a measure of + soyut isim yapısı “bir miktar” veya “bir derece” anlamına gelir; genellikle etki yaratacak kadar bir miktarı anlatır ancak bu miktarın büyük ya da kesin olması gerekmez. Burada aklı, acıyla başa çıkarken kullanılan unsurlardan biri olarak sunar. Ölçme eylemini ifade etmez.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “bir derece” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Her calm reply restored ____ trust after the argument.
Cevabı göster
a measure of
A number of tips suggest themselves. Kalıp ifadeler
0:17Bir dizi ipucu kendiliğinden ortaya çıkıyor.
suggest themselves: fikirlerin kendiliğinden belirginleşmesi
Burada suggest themselves, 'kendiliğinden akla gelmek' veya 'birinin önermesine gerek kalmadan belirginleşmek' anlamındadır. Özne tips sözcüğüdür; ortaya çıkan şey ipuçlarıdır ve bunlar kelimenin gerçek anlamıyla kendilerini önermemektedir. Bu resmî kalıp genellikle özne + suggest itself/themselves biçimindedir. Durumdan doğal olarak çıkan seçenekleri, sonuçları veya çözümleri sunmaya yarar.
Alıştırma
'Kendiliğinden belirginleşti' anlamındaki resmî kalıpla cümleyi tamamlayın: After we compared the evidence, two explanations ____.
Cevabı göster
suggested themselves
Firstly, don't attempt to minimize what's happened.
0:19İlk olarak, olan biteni küçümsemeye çalışmayın.
has no place here: bir şeyin uygunsuz olduğunu kesin biçimde belirtmek
Burada has no place, 'bu durumda uygun, kabul edilebilir veya yararlı değildir' anlamına gelir. Place mecazidir; fiziksel bir konumu değil, meşru bir rolü veya uygunluğu ifade eder. Tekrar kullanılabilen kalıp X has no place here/in Y biçimindedir. Bir tutumu, davranışı veya uygulamayı belirli bir bağlamdan kesin biçimde dışlar.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan kalıpla tamamlayın: In a respectful debate, personal abuse ____.
Cevabı göster
has no place here
you eventually bore yourself back into an appetite for life. Deyimler
0:33en sonunda hayattan tat alma iştahınız size geri dönene dek kendinizden sıkılın.
so much room, so much time ... so many melancholic songs ile miktar belirtme
so much + sayılamayan isim ve so many + çoğul sayılabilen isim kalıplarının tekrarı, vurgulu bir sıralama oluşturur. Burada room soyut anlamda alanı ifade eder ve time da sayılamaz; bu nedenle ikisi de much alır. Songs ise çoğul ve sayılabilen bir isimdir, bu yüzden many alır. Bu cümlede so miktarı veya sayıyı güçlendirerek “bu kadar çok” anlamına gelir. I was tired, so I left cümlesindeki sonuç bildiren so bağlacı değildir. Aynı kalıbın tekrarı, listeye bilinçli ve giderek biriken bir ritim verir.
Alıştırma
Paralel cümleyi so much ve so many ile tamamlayın: The project demanded ____ patience and ____ late nights.
Cevabı göster
so much · so many
bore yourself back into an appetite for life: sıkılarak yaşama isteğine geri dönmek
Bore yourself into + durum, bir etkinlikten veya koşuldan öylesine sıkılmayı anlatır ki bu sıkıntı kişiyi farklı bir duruma iter. Burada uzun süre üzüntünün içinde kalmak, sonunda üzüntünün kendisini bıktırıcı hâle getirir ve hayata karşı iştahı yeniden uyandırır. Back bir geri dönüşü belirtir: dolu dolu yaşama isteği, kişinin daha önce sahip olduğu ve yeniden kazandığı bir şey olarak sunulur. Bu söz mizahi ve yaratıcı bir metafordur; hayatın kendisinin sıkıcı olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bu cümlede "you bore yourself back into an appetite for life" ne anlama geliyor?
- Üzüntü içinde kalmaktan bıkar ve hayata katılma isteğini yeniden kazanırsın.
- Hayatın kendisinin sıkıcı olduğuna karar verir ve hayattan uzaklaşırsın.
- Üzüntün kaybolana kadar diğer insanların seni eğlendirmesini sağlarsın.
Cevabı göster
Üzüntü içinde kalmaktan bıkar ve hayata katılma isteğini yeniden kazanırsın.
Secondly, believe them when they said it. Ton ve niyet
0:39İkinci olarak, bunu söylediklerinde onlara inanın.
believe them when they said it: belirtilen kararı doğru kabul etmek
Burada believe them, bu belirli ifadeyi doğru kabul etmek ve ciddiye almak demektir. Them konuşan kişiyi, it ise o kişinin daha önce dile getirdiği reddi veya kararı belirtir. Bu, kişinin söylediği her şeye inanmak anlamına gelmez. İlişki tavsiyelerinde believe + kişi, geçmişteki nezaketten farklı bir mesaj çıkarmayı bırakıp kişinin doğrudan söylediği sözleri esas almayı anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede believe them ne anlama geliyor?
- Dile getirdikleri kararı doğru kabul etmek.
- Her durumda söyledikleri her şeye güvenmek.
- Başarılı olacaklarına inanmak.
Cevabı göster
Dile getirdikleri kararı doğru kabul etmek.
Don't imagine that their past sweetness and kind words
0:41Geçmişteki tatlılıklarının ve nazik sözlerinin
provides any covert indications of future commitment. Kelime
0:45gelecekteki bir bağlılık için gizli işaretler sağladığını hayal etmeyin.
covert indications of future commitment: gelecekteki bağlılığın gizli işaretleri
Bu ifadede covert indications, gizli olan veya açıkça belirtilmeyen işaretlerdir. Future commitment, daha sonra ilişkiye yatırım yapmaya veya ilişkide kalmaya devam etme isteğidir. of future commitment bölümü, işaretlerin neye işaret edeceğini belirtir. Cümle Don't imagine ile başladığı için konuşmacı bu yorumu reddeder: geçmişteki tatlılık ve nazik sözler gelecekteki bir sözün gizli kanıtı değildir. Bir indication yalnızca ipucudur, bağlılığın kendisi değildir.
Alıştırma
covert indications of future commitment ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Bir ilişkinin süreceğini kanıtlayan sıcak davranışlar.
- Birinin gelecekte bağlılık gösterebileceğine dair gizli işaretler.
- Birinin daha önce verdiği açık bir söz.
Cevabı göster
Birinin gelecekte bağlılık gösterebileceğine dair gizli işaretler.
if they didn't quite have the courage to do so themselves. Dilbilgisi
0:51eğer onlar bunu bizzat yapacak cesareti tam olarak bulamadılarsa.
do so themselves: eylemin yerine geçmek ve yapan kişiyi vurgulamak
Burada do so, daha önce belirtilen kill any remaining hope (geriye kalan tüm umudu yok etmek) eyleminin yerine geçer. So tam olarak bu eyleme gönderme yapar; dolayısıyla ifade genel anlamda 'bir şey yapmak' demek değildir. Vurgu işlevindeki themselves, eylemi başka birine bırakmak yerine bizzat onların gerçekleştireceğini belirtir. Bu yapı, tüm fiil öbeğini tekrarlamadan eylemi kimin yaptığını vurgular.
Alıştırma
'The adults offered to build the model, but the teens wanted to do so themselves,' cümlesinde do so themselves ne anlama gelir?
- Gençler belirtilmemiş başka bir eylem yapmak istedi.
- Gençler maketi bizzat yapmak istedi.
- Gençler maketi yetişkinlerin yapmasını istedi.
Cevabı göster
Gençler maketi bizzat yapmak istedi.
Don't imagine that anyone can love on command. Kalıp ifadeler
0:55Kimsenin komutla sevebileceğini düşünmeyin.
on command: emir veya işaret verildiğinde harekete geçmek
On command, biri bir emir, işaret veya yönlendirme verdiğinde hemen anlamına gelir. Her istendiğinde ortaya çıkarılabilen bir eylemi veya tepkiyi anlatır. Bu cümlede ifade olumsuz biçimde kullanılır: sırf biri talep ediyor diye sevgi bir düğmeyle açılır gibi ortaya çıkmaz. İfade yalnızca bilgisayar veya askerî bağlamlarla sınırlı değildir; eğitimle öğrenilen eylemleri, performansları ya da beklenen tepkileri de anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede on command, bir eylemin her emir veya işaret verildiğinde gerçekleştiğini anlatır?
- The command appears on the screen.
- Rina is in command of the rescue team.
- The trained dog sits on command.
Cevabı göster
The trained dog sits on command.
lies outside the will: bilinçli seçimin ötesinde
Burada lies outside, the will yani iradeyi sınırları olan bir alan gibi gösterir. Bu sınırın dışında kalan bir şey, bilinçli seçimin denetleyebileceği alanın ötesindedir. The will, kişinin bilinçli olarak seçim yapma gücü demektir. Dolayısıyla cümle, çekim hissetme kapasitesinin kişinin yalnızca çaba göstererek istediği anda açabileceği bir şey olmadığını söyler.
Alıştırma
"The capacity to feel attracted lies outside the will," cümlesindeki vurgulanan ifade ne anlama gelir?
- Çekim fiziksel olarak başka bir yerde bulunur.
- Çekim, bilinçli bir seçimle doğrudan kontrol edilemez.
- Çekim geleceğe yönelik bir plandır.
- İnsanlar çok çabaladığında çekim güçlenir.
Cevabı göster
Çekim, bilinçli bir seçimle doğrudan kontrol edilemez.
It isn't a question of them not trying hard enough. Dilbilgisi
1:03Bu, onların yeterince çabalamaması meselesi değildir.
isn't a question of: bir açıklamayı dışlamak
It isn't a question of X, X'in asıl mesele ya da açıklama olmadığı anlamına gelir. Konuşmacı bu yapıyı, nedenin yetersiz çaba olduğu düşüncesini reddetmek için kullanır. of sözcüğünden sonra X bir ad öbeği ya da -ing yan cümlesi olabilir. them not trying hard enough ifadesinde them, trying eylemini yapan kişileri belirtir; not ise trying hard enough ifadesini olumsuz yapar. Burada question, yanıt bekleyen bir soru değil, “söz konusu mesele” demektir.
Alıştırma
Çaba eksikliğini açıklama olarak doğal biçimde dışlayan ifadeyi seçin: "It ___ trying harder; the instructions are unclear."
- doesn't question
- isn't a question about
- isn't a question of
- has no question of
Cevabı göster
isn't a question of
and nor were you good for wanting them. Dilbilgisi
1:12siz de onları istediğiniz için iyi değildiniz.
nor were you: nor sonrasında olumsuz devrik yapı
Nor, önceki olumsuz ifadeye ikinci bir olumsuz yargı ekler. Burada önce onların sevmedikleri için kötü olmadıkları söylenir; ardından senin de sırf onları istediğin için iyi olmadığın eklenir. Eklenen yan cümlenin başında nor kullanıldığında çekimli yardımcı fiil özneden önce gelir: nor + were + you. Buna olumsuz devrik yapı denir. Aynı kalıp nor did I ve nor can she örneklerinde de görülür. nor yan cümleyi zaten olumsuz yaptığı için ayrıca not eklenmez.
Alıştırma
Cümleyi nor, Ben öznesi ve be fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Ava was not careless for asking a question, and ____ foolish for answering honestly.
Cevabı göster
nor was Ben
that took you down different and conflicting routes. Deyimler
1:16bu da sizi farklı ve çatışan yollara sürükledi.
took you down different and conflicting routes: yol benzetmesi
Bu ifade yol benzetmesi kullanır. Took you down ... routes, haz arayışının iki kişiyi farklı yaşama, seçim yapma veya davranma biçimlerine yönelttiği anlamına gelir; gerçek bir yolculuğu anlatmaz. take + someone + down + a route/path kalıbı, bir etkiyi, hedefi veya olayı kişiyi belirli bir yöne götüren güç olarak sunar. different and conflicting, ortaya çıkan yönlerin birbiriyle uyuşmadığını ve çatışabileceğini belirtir.
Alıştırma
Bu cümledeki yol ifadesi ne anlama geliyor? One small decision took the project down a risky route.
- Projenin riskli bir yönde gelişmesine neden oldu.
- Projeyi fiziksel olarak tehlikeli bir yolda hareket ettirdi.
- Projedeki bütün riskleri ortadan kaldırdı.
Cevabı göster
Projenin riskli bir yönde gelişmesine neden oldu.
like tiny boats on the swells of unconscious psychoanalytic and biological seas: genişletilmiş bir benzetme
like sözcüğü bir benzetme başlatır: bilinçli zihinler küçük teknelere, bilinçdışı psikanalitik ve biyolojik güçler ise geniş ve hareketli bir denize benzetilir. Görüntüdeki büyüklük ve hareket farkı, kontrolün sınırlı olduğunu gösterir. Bilinçli düşünce biraz yön verebilir, ancak daha derin zihinsel süreçler ve bedensel güçler tarafından taşınır ve etkilenir. Denizler mecazidir; psychoanalytic ve biological sözcüklerinin ikisi de bu denizleri niteler.
Alıştırma
Bu benzetme bilinçli düşünce hakkında ne anlatıyor?
- Gerçek bir okyanusta fiziksel olarak yolculuk eder.
- Bilinçdışı ve biyolojik güçleri tamamen kontrol eder.
- Bir ölçüde yön verebilir, ancak daha derin güçlerden büyük ölçüde etkilenir.
- Herhangi bir düşünceyi taşıyamayacak kadar küçüktür.
Cevabı göster
Bir ölçüde yön verebilir, ancak daha derin güçlerden büyük ölçüde etkilenir.
So don't turn this into a morality tale. Dilbilgisi
1:27Bu yüzden bunu ahlaki bir hikayeye dönüştürmeyin.
turn this into a morality tale: turn A into B kalıbı
turn A into B kalıbı, A'yı değiştirip B hâline getirmek veya A'yı yeni bir biçimde sunmak demektir. Burada this mevcut durumu, a morality tale ise kimin iyi, kötü, haklı veya haksız olduğu çerçevesinde kurulan bir hikâyeyi anlatır. Konuşan kişi gerçek anlamda fiziksel bir dönüşümden söz etmiyor. Don't turn this into... ifadesi, 'bu durumu ... olarak yeniden yorumlama veya şekillendirme' anlamına gelir. Karmaşık bir olayı basit bir ahlaki yargıya dönüştürmeye karşı uyarır.
Alıştırma
Cümleyi turn A into B kalıbıyla tamamlayın: We plan to ____ the spare room ____ a studio.
Cevabı göster
turn · into
not because they were bad or indeed unsure.
1:33kötü ya da gerçekten kararsız oldukları için değil.
because they're nice, which doesn't, though, mean that they want you. Dilbilgisi
1:38çünkü onlar iyi insanlar, ki bu yine de sizi istedikleri anlamına gelmez.
which doesn't, though, mean that...: “bu yine de ... anlamına gelmez”
Buradaki which, önceki düşüncenin tamamına, yani iyi insanlar oldukları için suçluluk hissetmelerine gönderme yapar. Ardından gelen yan cümle, bu gerçekten daha güçlü bir sonuç çıkarılmasını engeller: suçluluk duymaları, seninle hâlâ bir ilişki istediklerini kanıtlamaz. Though, parantez içi gibi kullanılan bir karşıtlık belirtecidir. Which ile başlayan yan cümlenin normal sırasını değiştirmeden “yine de” anlamı ekler: which + does not + mean + that yan cümlesi. Bu kalıp, bir gerçeği kabul edip ardından o gerçekten makul olarak çıkarılabilecek sonucu sınırlamanızı sağlar.
Alıştırma
Gerçeği kabul edip sonucu engelleyen tamamlamayı seçin: The interview was short, ____ they rejected me.
- though which doesn't mean that
- which doesn't, though, mean that
- which means, though, that
Cevabı göster
which doesn't, though, mean that
are predisposed to: önceden var olan bir eğilim
Are predisposed to, “bir şeyi daha olası kılan önceden var olan bir eğilime sahip olmak” anlamına gelir. Bu cümlede birçok insan, kendisini reddeden kişiler hakkında özellikle olumlu düşünmeye yönelten önceden var olan zihinsel bir eğilim taşır. İfade bir eğilimi anlatır; kesinleşmiş ya da gerçekleşmiş bir sonucu değil. Buradaki kalıp be predisposed to + fiilin yalın hâlidir: are predisposed to think. To bir edat olarak işlev gördüğünde ifadenin ardından predisposed to anxiety veya predisposed to worrying örneklerindeki gibi bir isim ya da -ing biçimi de gelebilir.
Alıştırma
“Önceden var olan bir eğilimi bulunmak” anlamındaki resmî ifadeyi kullanın: Because of his family history, he ____ develop migraines.
Cevabı göster
is predisposed to
think especially well of someone: biri hakkında özellikle olumlu düşünmek
think well of someone, biri hakkında olumlu bir görüşe sahip olmak veya ona saygı duymak demektir. Burada especially, well’in derecesini güçlendirir; bu nedenle think especially well of people, o kişiler hakkında özellikle olumlu düşünmek anlamına gelir. well, think fiilinin ifade ettiği değerlendirmenin nasıl olduğunu anlatır; kişilerin sağlıklı olduğu ya da birinin çok ustaca düşündüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümlede think especially well of people ne anlama geliyor?
- Onların sağlıklı olduğuna inanmak
- Onlar hakkında özellikle olumlu bir görüşe sahip olmak
- Onları olağandışı bir dikkatle düşünmek
Cevabı göster
Onlar hakkında özellikle olumlu bir görüşe sahip olmak
It feeds into our reserves of self-hatred. Öbek fiiller
1:49Bu, içimizdeki kendinden nefret etme rezervlerini besler.
feeds into: daha büyük bir sürece katkıda bulunmak
Bu cümlede feeds into, mevcut kendinden nefret etme birikimine katkıda bulunmak ve onu güçlendirmek anlamına gelir. It ile gönderme yapılan eğilimi, daha geniş bir duygusal örüntüye eklenen girdilerden biri olarak sunar. Bu öbek fiil, birkaç etkinin bir süreç içinde birleştiği durumlarda kullanışlıdır. Genellikle tek bir etkenin bütün sonucu doğrudan yarattığını değil, sonuca katkıda bulunduğunu anlatır.
Alıştırma
Small misunderstandings can feed into a much bigger conflict. cümlesinde feed into ne anlama gelir?
- Bütün sonucu tamamen tek başına yaratmak
- Çatışmanın içine fiziksel olarak yiyecek koymak
- Daha büyük bir sonuca katkıda bulunmak ve onu güçlendirmeye yardımcı olmak
Cevabı göster
Daha büyük bir sonuca katkıda bulunmak ve onu güçlendirmeye yardımcı olmak
But this isn't romanticism, it's an illness. Anlatım akışı
1:52Ama bu romantizm değil, bir hastalıktır.
This isn't X, it's Y: bir etiketi reddedip yenisiyle değiştirmek
“this isn't X, it's Y” kalıbı bir yorumu reddeder ve hemen başka bir yorumla değiştirir. İki etiket de aynı davranışı anlattığı için konuşanın temel yargısı ikinci cümlecikte yer alır. Burada romanticism davranışı duygusal açıdan ideal bir şey gibi gösterirken illness onu sert biçimde sağlıksız bir durum olarak yeniden adlandırır. Bu cümlede “illness” sözbilimsel bir değerlendirmedir; tek başına tıbbi tanı oluşturmaz.
Alıştırma
Notta verilen kalıpla düzeltmeyi tamamlayın. Konuşan kişi“confidence” etiketini reddedip yerine“arrogance” getiriyor: This isn't confidence; ____.
Cevabı göster
it's arrogance
The true challenge is to stop being so revolted by people Dilbilgisi
1:55Asıl zorluk, aslında bizi isteyen insanlardan
so revolted by ... so admiring of: paralel sıfat kalıpları
“Revolted”, güçlü iğrenmeye yol açan şeyi göstermek için “by” ile; “admiring” ise olumlu değerlendirilen kişi veya şeyi göstermek için “of” ile kullanılır. İki ifadede de “so”, “bu kadar yüksek bir derecede” anlamına gelen bir derece zarfıdır; “bu nedenle” anlamına gelmez. so + sıfat + edat kalıbının tekrarı, iki tutum arasında dengeli bir karşıtlık kurar. Sondaki “those who don't” ifadesinde tekrarlanan “want us” sözleri düşürülmüştür; dolayısıyla ifade “those who don't want us” anlamına gelir.
Alıştırma
Notta verilen iki sıfat-edat kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: Mia was ____ the cruelty and ____ the volunteer who stepped in.
Cevabı göster
so revolted by · so admiring of
Think back to when you rejected people. Öbek fiiller
2:05İnsanları reddettiğiniz zamanları hatırlayın.
Think back to: geçmişteki bir zamanı hatırlamak
Think back to, “zihninde geçmişteki bir zamana veya deneyime dönmek” anlamına gelir. Bu cümlede when yan cümlesi hatırlanacak geçmiş durumu, yani başkalarını reddettiğin zamanları belirtir. Kullanılabilir kalıp think back to + geçmişteki bir zaman, olay, deneyim veya yan cümledir. Birini bugünü anlamak için anılarından yararlanmaya yönlendirir; bir düşünceyi başka birine geri göndermek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak hatırlatmayı tamamlayın: Before you judge him, ____ the time when you made the same mistake.
Cevabı göster
think back to
You didn't hate them or regret them.
2:08Onlardan nefret etmediniz, onları reddettiğiniz için pişman da olmadınız.
Don't connect up the rejection with everything you fear and hate Öbek fiiller
2:15Reddedilmeyi, kendiniz olmaya dair korktuğunuz ve nefret ettiğiniz
connect up the rejection with: A ile B arasında zihinsel bağ kurmak
Connect up A with B, “A ile B arasında bağlantı kurmak” anlamına gelir. Buradaki bağlantı zihinsel ve yoruma dayalıdır: konuşan kişi, tek bir reddedilmeyi kendinle ilgili bütün korkuların veya olumsuz duyguların kanıtı olarak görmemen konusunda uyarır. Kalıp connect up + A + with + B şeklindedir. Up, parçaları tek ve eksiksiz bir açıklamada birleştirme duygusu katar; bu cümlede herhangi bir cihaz veya kablo bağlanmıyor.
Alıştırma
Burada connect up the rejection with everything you fear and hate about being you ne anlama geliyor?
- Başka birine reddedilmenin hiç yaşanmadığını söylemek.
- Reddedilmeyi kendinle ilgili bütün olumsuz duygularının kanıtı olarak görmek.
- Reddedilmeyi kaydetmesi için bir cihaz bağlamak.
Cevabı göster
Reddedilmeyi kendinle ilgili bütün olumsuz duygularının kanıtı olarak görmek.
accuse someone of something: birini bir şeyle suçlamak
accuse someone of something yapısında accuse fiilinden sonra gelen kişi suçlamanın hedefidir; of'tan sonra gelen isim veya -ing biçimi ise kişiye atfedilen kusuru ya da eylemi belirtir. Burada them hedefi, cowardice ise onlara atfedilen olumsuz niteliği gösterir. Kalıp accuse + kişi + of + isim/-ing biçimidir. Of suçlamanın içeriğini tanıtır; aitlik bildirmez.
Alıştırma
Cümleyi accuse fiilinin doğru biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: Yesterday, the referee ____ the player ____ deliberately wasting time.
Cevabı göster
accused · of
Don't offer them sex in the hope of changing their mind. Kalıp ifadeler
2:27Fikirlerini değiştirmeleri umuduyla onlara seks teklif etmeyin.
in the hope of + -ing: bir şeyi yapma umuduyla
in the hope of + -ing kalıbı, bir eylemin arkasındaki umulan sonucu veya amacı belirtir. Burada söz konusu teklif, karşı tarafın kararını değiştirebileceği beklentisiyle yapılmış olurdu. Bu ifade sonucu bir garanti olarak değil, bir umut olarak sunar. Of bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: of changing denir; of change veya of to change denmez.
Alıştırma
Umut edilen bir sonucu göstermek için hedef ifadeyi kullanın: He left the porch light on ____ helping the guests find the house.
Cevabı göster
in the hope of
Don't imagine that people can fall back in love with someone Kalıp ifadeler
2:30İnsanların acıyarak veya suçluluk duyarak
fall back in love with someone: birine yeniden âşık olmak
Fall back in love with someone, önceki duygular zayıfladıktan veya bittikten sonra o kişiye yeniden romantik duygular beslemek demektir. back sözcüğü, önceki bir duygusal duruma dönüşü belirtir. fall in love ifadesinin anlattığı değişimin tamamını niteler; geriye doğru düşmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi, back içeren ve “birine karşı yeniden romantik duygular geliştirmek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: After reconnecting, Lena began to ____ her former partner.
Cevabı göster
fall back in love with
out of pity or of guilt: bir nedeni belirtmek
Out of + duygu veya tutum bildiren bir isim, bir eylemin nedenini belirtebilir: out of pity “kişi acıma hissettiği için”, out of guilt ise “kişi kendini suçlu hissettiği için” demektir. Bu parçada ifade olası bir neden sunar; bir yerden dışarı doğru hareketi anlatmaz. out of pity or of guilt ifadesinde out, iki seçenek arasında ortaktır. Tam yapı out of pity or out of guilt şeklindedir; of sözcüğünün tekrarlanması ikinci ismin birinciyle açıkça paralel olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, “merak ettiği için” anlamına gelen out of + isim yapısıyla tamamlayın: Mia opened the old box ____.
Cevabı göster
out of curiosity
And don't defensively maintain that they had a fear of intimacy.
2:35Ve savunmaya geçerek onların yakınlık korkusu olduğunu iddia etmeyin.
Just try to laugh and have a few rounds of casual sex
2:40Sadece gülmeye çalışın ve eğer yardımcı olacaksa
Öneriyi yumuşatan if that helps
Burada if that helps, önceki öneriyi bir koşula bağlar: yalnızca sana yararlı olacaksa dene. That sözcüğü yalnızca laugh ifadesine değil, önceki önerinin tamamına gönderme yapar. Bu ifade, konuşanın kesinliğini ve karşı tarafa uyguladığı baskıyı azaltır. Kararı dinleyene bırakır; dinleyenin yardıma ihtiyacı olup olmadığını soran bir soru değildir.
Alıştırma
Örnekte if that helps ne işe yarıyor?
- Önerinin tamamını, yararlı olup olmamasına bağlı olarak isteğe bağlı hâle getiriyor.
- Önerinin sorunu kesinlikle çözeceğini vaat ediyor.
- Dinleyenin birinden yardım almaya ihtiyacı olup olmadığını soruyor.
Cevabı göster
Önerinin tamamını, yararlı olup olmamasına bağlı olarak isteğe bağlı hâle getiriyor.
But above all, don't keep thinking of the end of this relationship Notlar
2:45Ama her şeyden önce, bu ilişkinin sonunu
En yüksek önceliği belirten above all
Above all, dinleyene bir liste veya tartışmadaki bir sonraki noktanın en önemli nokta olduğunu bildirir. Burada önceki birkaç öneriden konuşanın asıl tavsiyesine geçiş yapar. Bilgiyi önceliğe göre düzenler; fiziksel bir konumu anlatmaz.
Alıştırma
Son talimatı en önemli talimat olarak belirten ifadeyi seçin: You can bring snacks and music, but ____, remember the tickets.
- after all
- above all
- at all
Cevabı göster
above all
keep thinking of A as B: A'yı sürekli B olarak görmek
think of A as B kalıbı, A'yı B olarak görmek, sınıflandırmak veya değerlendirmek anlamına gelir. Burada A, the end of this relationship; B ise tragically sad ifadesidir. Dolayısıyla ilişkinin sonuna bu nitelendirme verilir. keep + -ing, bir eylemi ya da bakış açısını sürdürme veya ona tekrar tekrar dönme anlamını ekler. Don't keep thinking ... dinleyiciden ilişkiyi hatırlamayı bırakmasını değil, aynı hüzünlü çerçeveyi kullanmayı bırakmasını ister.
Alıştırma
Cümleyi keep thinking of A as B ile tamamlayın: Don't ____ one mistake ____ proof that you cannot learn.
Cevabı göster
keep thinking of · as
would be one to which two people desperately wanted to belong. Dilbilgisi
2:55iki insanın umutsuzca ait olmak istediği ilişki olurdu.
worth mourning: worth + -ing yapısı
Worth + -ing, bir şeyin değeri veya önemi nedeniyle bir eylemi yapmanın anlamlı olduğunu belirtir. a relationship worth mourning ifadesinde ilişki, yas tutulmayı hak edecek kadar önemlidir. worth önündeki isim, -ing fiilinin anlamca nesnesidir: people mourn the relationship. Biçim etken görünse de edilgen bir anlam taşır; bu nedenle a relationship worth mourning, yas tutulmayı hak eden bir ilişki demektir.
Alıştırma
Cümleyi discuss fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: This question is worth ____ before we decide.
Cevabı göster
discussing
one to which ... wanted to belong: resmî bir ilgi cümleciği
Burada one, relationship sözcüğünün yerini tutar; to which two people desperately wanted to belong ilgi cümleciği de bu ilişkiyi açıklar. Temel yapı two people desperately wanted to belong to the relationship biçimindedir. Belong, to edatıyla kullanıldığı için resmî İngilizcede to, which sözcüğünün önüne taşınabilir: to which ... belong. Buradaki to bir edattır, mastar işaretleyicisi değildir.
Alıştırma
Belong to içindeki edatı ilgi zamirinin önüne taşıyarak resmî ilgi cümleciğini tamamlayın: This is the team ____ Maya wants to belong.
Cevabı göster
to which
in the end: nihai sonucu belirtmek
In the end, konuşanın ne olduğunu, neyin mümkün göründüğünü veya neyin önemli olduğunu değerlendirdikten sonraki nihai sonucunu belirtir. Burada düşünce sürecini kapatır ve son yargıyı sunar. Bir yerin, olayın veya zaman diliminin son bölümünü belirtmez. Düşünce akışını düzenler: önceki fikirler değişebilir, ancak geriye kalan sonuç budur.
Alıştırma
Birden fazla seçenek değerlendirildikten sonraki nihai kararı belirten ifadeyi seçin: We discussed three routes, but ____ we took the train.
- in the end
- at the end
Cevabı göster
in the end
despite all the promising signs: nihai sonuçla karşıtlık
Despite bir ödünleme ilişkisi kurar: normalde farklı bir sonuç beklenmesine yol açacak bilgiyi sunar. Buradaki all the promising signs, ilişkinin iyi gidebileceğini düşündüren birçok işaret bulunduğu anlamına gelir. Ana cümle ise bunun tersini söyler: sonuçta ilişki o türden değildi. Yeniden kullanılabilen yapı despite + isim öbeği, ana cümle biçimindedir; ana cümle beklenmeyen sonucu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede all the warning signs isim öbeğinden önce ödünleme ifadesi doğru kullanılmıştır?
- Despite all the warning signs, they continued the trip.
- Although all the warning signs, they continued the trip.
- Despite of all the warning signs, they continued the trip.
Cevabı göster
Despite all the warning signs, they continued the trip.
at all: olumsuzluğu güçlendirme
At all olumsuz bir ifadeyi vurgular. Burada wasn't that kind of relationship ifadesini güçlendirerek hafif veya kısmi bir olumsuzluk yerine hiçbir bakımdan o tür bir ilişki olmadığını belirtir. Bu ifade olumsuzluğu en küçük dereceyi bile kapsayacak biçimde genişletir: not interested at all hiç ilgi duymamak anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede olumsuzluğu güçlendirmek için at all doğal biçimde kullanılmıştır?
- I understand this rule at all.
- I don't understand this rule at all.
- I understand this rule very at all.
Cevabı göster
I don't understand this rule at all.