Pes etmek üzere olanlar için: İngilizce çalışma notları

Life Of Riza

Öğrenme zorluğu
889 kelime 196 kel/dk

Video özeti: Bir içerik üreticisi, YouTube kanalının üç haftada 10.000 aboneden 100.000 aboneye çıkmasının ardındaki yedi yıllık deneme sürecini anlatıyor. Görünüşte ani olan bu atılımın özgün üretim, hazırlık ve fırsatın bir araya gelmesiyle gerçekleştiği sonucuna varıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. It looked like it happened fast, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. Bir olayın dışarıdan nasıl göründüğünü önce kabul edip ardından daha uzun ve karmaşık gerçeği sunmayı öğrenin. Bu anlatım çerçevesini görünür bir sonucu, onun arkasındaki emek, başarısız denemeler ve hazırlıkla karşılaştırmak için kullanabilirsiniz. 2. there really is no such thing as overnight success. — Deyimler ve mecazlı ifadeler. Bu güçlü ifadenin, önemli bir başarının bir anda gerçekleştiği düşüncesini reddettiğini anlayın. Görünüşte ani bir başarının çoğunlukla istikrarlı çalışmaya ve fırsat geldiğinde hazır olmaya dayandığını savunurken bu ifadeden yararlanabilirsiniz. 3. Whether you've found my videos recently or have been with me since the beginning, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları. whether ... or ... yapısının birbirine karşıt iki grubu tek bir ifadede nasıl kapsadığını fark edin. Bu kalıbı, ne zaman katıldıklarına, neyi seçtiklerine ya da hangi durumda olduklarına bakmadan herkese teşekkür ederken veya hitap ederken uyarlayabilirsiniz.

Bu derste

I've been living out with a suitcase for the past month Notlar

0:31

Son bir aydır bir bavulla yaşıyorum,

Dilbilgisi

I've been living: şimdiye kadar devam eden bir faaliyet

I've been living, have + been + fiil-ing yapısını izler; I've, I have ifadesinin kısaltmasıdır. Başlangıcı geçmişe yerleştirir ve yaşam durumunu şimdiye kadar sürmüş ya da şimdiyle doğrudan bağlantılı olarak sunar. Vurgu, bitmiş bir geçmiş olayda değil, devam eden deneyimdedir. Bu cümlede for the past month süreyi belirtirken I've been living, konuşanın bu dönem boyunca söz konusu durumda olduğunu gösterir. Present perfect continuous, daha önce başlayıp hâlâ devam eden bir faaliyet veya geçici durum için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi work fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: I ____ late every night this week.

Cevabı göster

have been working

Kalıp ifadeler

for the past month: şimdiye kadar süren bir dönem

For the past month, “şimdi sona eren bir aylık dönem boyunca” anlamına gelir. For sürenin ne kadar olduğunu belirtir; the past month ise şimdiki zamandan geriye doğru bir ay olarak hesaplanır. Bu ifade, daha önceki zamanı şimdiye bağladıkları için present perfect veya present perfect continuous ile sık kullanılır. Bu cümlede devam eden durumun ne kadar sürdüğünü belirtir; geçmişte tamamlanmış bir takvim ayını göstermez.

Alıştırma

Hangi cümle, posta kutusunu her gün kontrol etme eyleminin şimdiye kadar olan bir aylık dönemde sürdüğünü anlatır?

  1. I checked the mailbox every day last month.
  2. I'll check the mailbox every day next month.
  3. I've checked the mailbox every day for the past month.
Cevabı göster

I've checked the mailbox every day for the past month.

and honestly

0:34

ve dürüst olmak gerekirse,

I've only been home a couple of days Kalıp ifadeler

0:34

tekrar ayrılmam gerekmeden önce

at a time before needing to leave again.

0:36

evde her seferinde sadece birkaç gün kalabildim.

Kalıp ifadeler

a couple of days at a time: her seferinde birkaç gün

a couple of days at a time ifadesinde a couple of days her kalışın yaklaşık süresini, genellikle iki gün civarını verir; at a time ise “her seferinde” veya “her ayrı dönem için” anlamındadır. Burada konuşan kişi her ziyaretinde evde yalnızca birkaç gün kalabilir. Miktar veya süre + at a time kalıbı, bir etkinliği kesintisiz tek bir dönem yerine ayrı turlar ya da dönemler hâlinde anlatır. Sayı ve birim değiştirilebilir: two hours at a time, one person at a time.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: I can rent the cabin for a couple of days at a time. a couple of days at a time neyi anlatıyor?

  1. Her kiralama dönemi yaklaşık iki gün sürer.
  2. Kiralama belirli bir saatte başlar.
  3. Kulübe yalnızca bir kez kiralanabilir.
Cevabı göster

Her kiralama dönemi yaklaşık iki gün sürer.

But this time I'm glad to be back Kalıp ifadeler

0:38

Ama bu sefer döndüğüme sevindim

Kalıp ifadeler

I'm glad to be back: geri dönmüş olmaktan mutluyum

I'm glad to be back, geri dönmüş olmaktan dolayı mutlu veya rahatlamış hissetmek anlamına gelir. Be back geri dönüşün sonucunu anlatır: konuşan kişi artık yeniden tanıdık bir yerde, etkinlikte veya gruptadır. Nereye dönüldüğü bağlamdan belliyse söylenmeyebilir. home, at school, in town veya with the team ile de belirtilebilir.

Alıştırma

Uzun bir aradan sonra okula yeni geldiniz. Geri dönmüş olmaktan mutlu olduğunuzu en doğal biçimde hangi cümle anlatır?

  1. I'm glad to go back.
  2. I'm glad to be away.
  3. I'm glad to be back.
Cevabı göster

I'm glad to be back.

because I have a special package that has been waiting for me. Dilbilgisi

0:39

çünkü beni bekleyen özel bir paketim var.

Dilbilgisi

that has been waiting for me: ilgi tümceciği ve devam eden süre

That has been waiting for me, a special package ifadesini niteleyen bir ilgi tümceciğidir. That, package sözcüğüne gönderme yapar ve paketi açıklayan bilgi ekler. Has been waiting, present perfect continuous yapısıdır: bekleme daha önce başlamış ve şimdiye kadar sürüyormuş gibi sunulur. Bir paket gerçekten bekleyemeyeceği için konuşmacı hafif bir kişileştirme yaparak paketin bir süredir orada durmasını daha canlı anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, paketin daha önce beklemeye başladığını ve hâlâ beklediğini göstermek için bir ilgi tümceciği kullanır?

  1. The package that has been waiting for me is finally open.
  2. The package that is waiting for Sam arrived today.
  3. I waited for the package before opening it.
Cevabı göster

The package that has been waiting for me is finally open.

Oh,

0:42

Oh,

oh no,

0:44

oh hayır,

oh here we go again. Deyimler

0:46

oh yine başlıyoruz.

Deyimler

Oh, here we go again: tekrarlanan bir duruma tepki

Here we go again, tanıdık bir durumun — çoğu zaman can sıkıcı, sorunlu veya öngörülebilir bir durumun — yeniden başladığını ya da yaşandığını belirten deyimsel bir tepkidir. Genellikle “yine bir yere gidiyoruz” anlamına gelen gerçek bir ifade değildir. Oh, anlık bir duygusal tepki ekler. Söyleyişe göre tüm cümle yorgun, sinirli veya şakacı biçimde eğlenmiş duyulabilir; belirli bir kişiyi suçlamak zorunda olmadan tekrarlanan durumu yorumlar.

Alıştırma

Bir toplantı yine aynı eski tartışmaya dönüyor. Hangi tepki, belirli bir kişiyi doğrudan suçlamadan tekrarlanan durumun tamamına karşı hafif bir bıkkınlık gösterir?

  1. There you go again.
  2. Here we go again.
  3. Here we are again.
Cevabı göster

Here we go again.

It's my fault.

0:48

Bu benim hatam.

Oh,

0:51

Oh,

oh no,

0:53

oh hayır,

oh there you go again. Ton ve niyet

0:54

oh yine yapıyorsun.

Ton ve niyet

Oh, there you go again: tekrarlanan bir davranışa dikkat çekmek

There you go again, “Yine o bildik şeyi yapıyorsun” anlamına gelir. Dinleyiciye yöneltilir ve tekrarlanan bir davranışı yorumlar; birinin fiziksel olarak bir yere gittiğini anlatmaz. Oh, konuşanın anlık tepkisini gösterir. Tonlamaya ve ilişkiye göre bu söz şakacı, sabırsız ya da suçlayıcı duyulabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir alışkanlığı tekrarladığı için dinleyiciye doğrudan çıkışır?

  1. Here we go again—the printer has stopped working.
  2. There you go again, blaming the traffic for being late.
  3. There you are, beside the front desk.
Cevabı göster

There you go again, blaming the traffic for being late.

It's your fault.

0:57

Bu senin hatan.

Home

1:04

Ev,

sweet home.

1:04

güzel evim.

To say the last few weeks have changed my life Deyimler

1:09

Son birkaç haftanın hayatımı değiştirdiğini söylemek

would be an understatement.

1:11

hafif kalır.

Deyimler

To say ... would be an understatement: fazla hafif kalan bir anlatım

To say X would be an understatement, X’in doğru olduğunu ancak gerçeği anlatmak için fazlasıyla hafif kaldığını belirtir. Understatement, bir şeyi gerçekte olduğundan daha az aşırı veya daha az önemli gösteren anlatımdır. Burada konuşan kişi, son birkaç haftanın hayatını değiştirdiğinden şüphe etmiyor. Yapı iddiayı güçlendiriyor: değişim, bu sözlerin ima ettiğinden bile daha büyüktü.

Alıştırma

Sabit ifadeyi tek sözcükle tamamlayın: To say the rescue was difficult would be an ____.

Cevabı göster

understatement

How do you feel before you're YouTube famous? Kültür

1:14

YouTube'da ünlü olmadan önce nasıl hissedersin?

Kültür

YouTube famous: belirli bir platform içindeki şöhret

Bu cümlede YouTube famous, YouTube'daki varlığı veya içerikleri sayesinde tanınmak anlamına gelir. Kişi platformun izleyicileri arasında çok tanınsa da genel halkın bildiği bir ünlü olmayabilir. YouTube sözcüğünü famous sözcüğünün önüne getirmek, şöhretin alanını sınırlar. Günlük dilde başka topluluk veya platform adları da aynı şekilde kullanılabilir.

Alıştırma

Cümledeki YouTube famous ifadesi büyük olasılıkla ne anlama geliyor?

  1. YouTube tarafından teknisyen olarak işe alınmak
  2. Her ülkede ve her medya türünde ünlü olmak
  3. YouTube izleyicileri arasında veya YouTube sayesinde tanınmak
Cevabı göster

YouTube izleyicileri arasında veya YouTube sayesinde tanınmak

On May 10th, 2023,

1:18

10 Mayıs 2023'te,

I hit 10,000 subscribers on my channel. Kelime

1:20

kanalımda 10.000 aboneye ulaştım.

Kelime

hit 10,000 subscribers: sayısal bir dönüm noktasına ulaşmak

Burada hit, belirli bir sayıya veya dönüm noktasına ulaşmak anlamına gelir. I hit 10,000 subscribers, kanalın abone sayısının 10.000'e yükseldiğini belirtir; hit fiziksel bir vurma eylemini anlatmaz. Hit + sayı, seviye veya hedef kalıbında hit, at ya da to olmadan doğrudan dönüm noktasını alır.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve ‘sayısal bir dönüm noktasına ulaştı’ anlamına gelen fiille tamamlayın: The podcast ____ 50,000 downloads last week.

Cevabı göster

hit

Let's go.

1:23

Hadi.

Let's go.

1:26

Hadi.

Guys,

1:28

Çocuklar,

10,000

1:28

10.000

And three weeks later,

1:30

Ve üç hafta sonra,

on May 28th, 2023,

1:31

28 Mayıs 2023'te,

I posted episode three of the vlog yesterday Kültür

1:33

dün vlog'un üçüncü bölümünü yayınladım

Kültür

posted episode three of the vlog: bir serinin bölümünü yayımlamak

İçerik üreticilerinin dilinde posted, bir içeriğin çevrim içi yayımlandığı anlamına gelir. Episode three, ad + sayı biçimindeki başlık düzenini kullanır ve vlog serisinin üçüncü bölümünü belirtir. İçeriğe episode three of the vlog denmesi, vlogu düzenli olarak devam eden bir seri şeklinde sunar. Episode yalnızca televizyon için kullanılmaz; podcastler, vloglar ve diğer çevrim içi seriler de bölümlerden oluşabilir.

Alıştırma

Burada “posted episode three of the vlog” ne anlama geliyor?

  1. Üç vlog bölümünü birine postayla gönderdi
  2. Vlogun üçüncü bölümünü çevrim içi yayımladı
  3. Bir televizyon dizisinin üçüncü bölümü hakkında video yayımladı
Cevabı göster

Vlogun üçüncü bölümünü çevrim içi yayımladı

and I think I was at like, Ton ve niyet

1:37

ve sanırım oradaydım,

I'm going to say I was at like 80,

1:38

sanırım 80 falandı,

yeah, 80,000 subscribers.

1:40

evet, 80.000 abone.

Ton ve niyet

I was at like ... 80, yeah, 80,000: konuşurken tahmin ve öz düzeltme

Konuşmacı önceden düzenlenmiş bir cümle kurmak yerine konuşurken bir sayıyı hatırlamaya çalışıyor. I think, like ve I'm going to say ifadelerinin tümü kesinlik düzeyini azaltır. I was at like 80,000 subscribers ifadesinde was at, sayının o düzeye ulaştığını; like ise hoşlanmak fiilini değil, yaklaşık anlamını taşır. Konuşmacı önce 80 der, duraklar ve ardından sayıyı 80,000 olarak tamamlar; yeah onaylama işaretidir. Bu, konuşma sırasında yapılan tek bir öz düzeltmedir; iki ayrı toplam değildir. Hatırlanması gereken bilgi yaklaşık 80.000 abonedir.

Alıştırma

Konuşmacı vurgulanan bölümde ne yapıyor?

  1. Belleğinden tahmin yürütüyor ve sayıyı yaklaşık 80.000 olarak tamamlıyor
  2. İki kesin abone toplamı veriyor: 80 ve 80.000
  3. 80.000 abonenin bir şeyi beğendiğini söylüyor
Cevabı göster

Belleğinden tahmin yürütüyor ve sayıyı yaklaşık 80.000 olarak tamamlıyor

And I woke up

1:42

Ve uyandım

and I was like almost at 100k. Kelime

1:43

ve neredeyse 100 bin olmuştum.

Kelime

almost at 100k: sayısal bir dönüm noktasına yaklaşmak

Burada at, ilgili sayının belirli bir düzeyde olduğunu gösterir. Almost at 100k, sayının 100.000’e yaklaştığı ama henüz ulaşmadığı anlamına gelir; k burada thousand, yani “bin” sözcüğünün kısa gösterimidir. I was like, ardından gelen sözleri konuşanın o andaki doğal tepkisi veya düşüncesi olarak sunar. Bu yüzden ifade resmî bir veri raporundan çok konuşma dilindeki bir anlatımdır.

Alıştırma

“The page is almost at 100k followers,” cümlesi için hangisi doğrudur?

  1. Sayfa 100.000 takipçiye yakındır ama henüz bu sayıya ulaşmamıştır.
  2. Sayfa şimdiden 1.000.000 takipçiyi geçmiştir.
  3. Sayfanın tam olarak 100 takipçisi vardır.
Cevabı göster

Sayfa 100.000 takipçiye yakındır ama henüz bu sayıya ulaşmamıştır.

That feels insane.

1:45

Bu çılgınca hissettiriyor.

Oh my gosh.

1:49

Aman Tanrım.

That's crazy, man.

1:52

Bu delice, dostum.

Guys,

1:53

Çocuklar,

we hit 100k Kelime

1:54

100 bin olduk

and it's still going.

1:57

ve hala artıyor.

Kelime

we hit 100k: ortak bir dönüm noktasına ulaşmak

Hit 100k ifadesindeki hit, 100.000 sayısal dönüm noktasına ulaşmak demektir. Yalnızca bu eşiğe yaklaşmayı değil, eşiğe ulaşmayı veya onu geçmeyi vurgular. Konuşan kişi I yerine we kullanır. Bir içerik üreticisi izleyicileriyle konuşurken bu kapsayıcı we, izleyicileri veya destekçileri başarının bir parçası sayabilir ve dönüm noktasını ortak bir kutlamaya dönüştürebilir. Ancak tek başına kanalın birden fazla sahibi olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Tek başına çalışan bir içerik üreticisi izleyicilerine “We hit 100k!” diyor. Buradaki we büyük olasılıkla ne yapar?

  1. Kanalın birkaç kişiye ait olduğunu kanıtlar.
  2. Sayının 100.000’in altına düştüğü anlamına gelir.
  3. Dönüm noktasını izleyicilerle paylaşılan bir başarı olarak sunar.
Cevabı göster

Dönüm noktasını izleyicilerle paylaşılan bir başarı olarak sunar.

It looked like it happened fast, Anlatım akışı

2:04

Hızlı olmuş gibi görünüyordu,

but there were a lot of things that I tried

2:06

ama denediğim çok şey oldu

and ultimately a few things I had to learn on my own Kalıp ifadeler

2:08

ve nihayetinde kendi başıma öğrenmem gereken birkaç şey vardı

that finally made it work. Kalıp ifadeler

2:12

ki bunlar en sonunda işe yaramasını sağladı.

Anlatım akışı

It looked like ... but ...: karşıtlıktan önce görünürdeki durumu sunmak

It looked like it happened fast önce şu ilk izlenimi sunar: Sonuç sanki çok çabuk ortaya çıkmıştı. Looked like bunun eksiksiz anlatım değil, yalnızca dışarıdan görünen durum olduğunu belirtir. Ardından gelen but bu izlenimi düzelterek görünmeyen denemeleri ve öğrenme sürecini anlatır. Bu, hikâye anlatırken kullanışlı bir düzendir: Önce bir şeyin nasıl göründüğünü kabul edip sonra daha karmaşık gerçeği açıklamak.

Alıştırma

Cümlenin başındaki “It looked like it happened fast” nasıl bir işlev görüyor?

  1. But ile başlayan bölümün karmaşıklaştıracağı görünürdeki bir durumu sunar.
  2. Olayın kesinlikle hızlı gerçekleştiğini kanıtlar.
  3. Bütün önemli ayrıntıların zaten verildiğini belirtir.
Cevabı göster

But ile başlayan bölümün karmaşıklaştıracağı görünürdeki bir durumu sunar.

Kalıp ifadeler

had to learn on my own: geçmişteki zorunluluk ve bağımsız öğrenme

Had to burada geçmişteki bir zorunluluğu ifade eder: Koşullar öğrenmeyi gerekli hâle getirmiştir. Learn on my own, birinin doğrudan öğretmesi veya yardım etmesi olmadan bağımsız şekilde öğrenmek demektir. Birlikte kullanıldığında had to learn on my own, konuşanın bazı şeyleri kendi başına çözmesi gerektiğini anlatır. Yalnızca fiziksel olarak tek başına ders çalışmayı seçtiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: When I started coding, no classes were available, so I ____.

Cevabı göster

had to learn on my own

Kalıp ifadeler

finally made it work: tekrarlanan çabadan sonra başarmak

Bu cümlede made it work, konuşanın genel çabasının veya yönteminin başarılı olmasını sağladığı anlamına gelir. it, konuşanın gerçekleştirmeye çalıştığı şeyi geniş anlamda karşılar; work burada bir işe sahip olmak değil, çalışmak, etkili olmak veya başarılı olmak demektir. Finally, başarılı sonucun ancak birçok deneme ve öğrenme sürecinden sonra geldiğini gösterir. Başka durumlara da aktarılabilen make + nesne + work yapısı; bir planın, sistemin, düzenlemenin veya başka bir durumun başarıyla işlemesini aktif olarak sağlamayı anlatır.

Alıştırma

Değişikliklerin programın başarılı olmasını sağladığını anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Our original schedule failed, but after moving two meetings, we finally ____.

Cevabı göster

made it work

Hitting 100k is a huge milestone for every aspiring YouTuber. Notlar

2:14

100 bin olmak her hevesli YouTuber için büyük bir dönüm noktasıdır.

Kalıp ifadeler

a huge milestone: büyük bir başarı dönüm noktası

A huge milestone, daha uzun bir yolculuktaki çok önemli bir ilerleme veya başarı noktasını ifade eder. Burada 100 bine ulaşmak, YouTuber olma yolunda çalışan biri için önemli bir aşama olarak sunulur. Milestone burada yol kenarındaki fiziksel bir işaret değil, mecazi bir ifadedir. Huge, bu aşamanın son derece önemli ve kutlanmaya değer olduğu düşüncesini güçlendirir.

Alıştırma

Çok önemli bir başarı aşaması anlamına gelen dersteki dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Opening its first overseas office was ____ for the company.

Cevabı göster

a huge milestone

Kelime

aspiring YouTuber: bu role ulaşmak için çalışan kişi

Aspiring YouTuber ifadesinde aspiring, “olmayı uman ve bunun için çalışan” anlamına gelir. Bu rolü elde etmeye çalışan birini anlatır; kişinin mutlaka şimdiden başarılı veya alanında yerleşmiş olduğu anlamına gelmez. Every, ifadeyi bu hedefe sahip olan herkes için geçerli hâle getirir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi okuyun ve Maya'yı en iyi anlatan ifadeyi seçin: Maya has just started a channel and hopes to make it her career.

  1. an inspiring YouTuber
  2. an aspiring YouTuber
  3. an established YouTuber
Cevabı göster

an aspiring YouTuber

It means you're doing something right. Kalıp ifadeler

2:19

Bu, bir şeyleri doğru yaptığınız anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

you're doing something right: temkinli ve olumlu bir çıkarım

You're doing something right, iyi bir sonucun yönteminizin veya yönünüzün en azından bir bölümünün etkili olduğunu gösterdiği anlamına gelir. Something övgüyü sınırlı tutar: her şeyin kusursuz olduğunu iddia etmez ve tek bir belirli eylemi göstermez. Bu ifade genellikle birini cesaretlendirmek veya kanıtlardan olumlu bir sonuç çıkarmak için kullanılır.

Alıştırma

İngilizce durumu okuyun ve temkinli, olumlu bir değerlendirme için en uygun tamamlamayı seçin: The bakery's customers keep coming back. The owners must be ____.

  1. doing something right
  2. doing the right thing
  3. doing everything right
Cevabı göster

doing something right

And for me,

2:22

Ve benim için,

it was an indication that maybe I was finally starting to get closer to my dreams. Kalıp ifadeler

2:23

bu nihayet hayallerime yaklaşmaya başladığımın bir göstergesiydi.

Kalıp ifadeler

finally starting to get closer to my dreams: sonunda hayallerime yaklaşmaya başlamak

Get closer to, bir şeyle aradaki mesafenin azalması demektir. Dreams ile kullanıldığında bu mesafe mecazidir: konuşan kişi fiziksel olarak yaklaşmıyor, hayallerini gerçekleştirme yolunda ilerlemeye başlıyor. Starting to bu ilerlemenin henüz başladığını, finally ise uzun bir bekleyişin veya sürekli çabanın ardından ortaya çıktığını gösterir. İfadenin tamamı umut verici bir ilerleme anlatır; hayallerin çoktan gerçekleştiğini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi get closer to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: With every training session, I am ____ my goal.

Cevabı göster

getting closer to

Anak, Kültür

2:30

Anak,

are you busy?

2:31

meşgul müsün?

Kültür

Aile içi bir hitap olarak Anak

Anak burada sıradan bir İngilizce sözcük değildir. Güneydoğu Asya’daki çeşitli dillerde çocuk anlamında kullanılan İngilizce dışı bir terimdir ve bu cümlede kişiye seslenmek için kullanılan aile içi bir hitap görevi görür; yaklaşık olarak çocuk veya evladım anlamındadır. Virgül, Anak sözcüğünün bir seslenme ifadesi olduğunu gösterir: dinleyiciye seslenir, are you busy? ise tam sorudur. Cümlenin başındaki konumu ve büyük harfle başlaması, tek başına bunun bir kişi adı olduğunu göstermez.

Alıştırma

“Anak, are you busy?” cümlesinde Anak sözcüğünün en olası işlevi nedir?

  1. Kişinin ne kadar meşgul olduğunu açıklar.
  2. Dinleyiciye seslenmek için kullanılan aile içi bir hitaptır.
  3. Soruyu başlatan İngilizce bir fiildir.
Cevabı göster

Dinleyiciye seslenmek için kullanılan aile içi bir hitaptır.

But it wasn't as easy as you think. Dilbilgisi

2:32

Ama düşündüğünüz kadar kolay olmadı.

Dilbilgisi

wasn't as easy as you think: olumsuz as ... as karşılaştırması

wasn't as easy as you think ifadesinde wasn't ... as ... as, as + sıfat + as karşılaştırma yapısının olumsuz biçimidir. Gerçek durumun dinleyenin varsaydığından daha az kolay, yani daha zor olduğunu anlatır. Sondaki as you think yan cümlesi karşılaştırma ölçütünü verir. Konuşan kişi, deneyimi neyin zorlaştırdığını açıklamadan önce bir beklentiyi düzeltmek için tüm yapıyı kullanır.

Alıştırma

Olumsuz karşılaştırmayı as ... as ile tamamlayın: The repair wasn't ____ easy ____ the video made it look.

Cevabı göster

as · as

Ever since I was a kid, Kalıp ifadeler

2:50

Çocukluğumdan beri,

Kalıp ifadeler

Ever since I was a kid: devam eden bir başlangıç noktası

Ever since I was a kid, çocukluğu bir durumun, alışkanlığın veya yinelenen davranışın başlangıç noktası olarak gösterir ve bunun daha sonraki bir referans zamanına, çoğu kez bugüne kadar sürdüğünü belirtir. Ever, bu başlangıç noktası ile sonrasında yaşananlar arasındaki bağı vurgular. Cümlenin başında bu zaman yan cümlesi uzun süreli arka planı kurar; ardından neyin devam ettiğini söyleyen bir ana cümle gelmelidir. Durum bugün hâlâ geçerliyse ana cümlede genellikle present perfect kullanılır: Ever since I was a kid, I've loved maps.

Alıştırma

Cümleyi, başlangıç noktasından bugüne kadar süren dönemi vurgulayan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ I joined the team, I've practiced every morning.

Cevabı göster

Ever since

I wanted to be one of two things. Dilbilgisi

2:51

iki şeyden biri olmak istiyordum.

Dilbilgisi

be one of two things: iki olasılıktan biri

one of two things ifadesinde one, iki üyeli bir grubun tek bir üyesini gösterir; bu nedenle be one of two things, “iki olasılıktan biri olmak” demektir. Buradaki things, fiziksel nesneleri değil, genel olarak rolleri veya meslekleri anlatır. Buradaki kalıp one of + sayı + çoğul sayılabilir isim biçimindedir. one of two careers ve one of three reasons buna örnektir. Yalnızca bir üye seçilse de isim tüm grubu adlandırdığı için çoğul kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi doğru tamamlayan ifadeyi seçin: After reviewing both possibilities, the cause must be ____.

  1. one of two things
  2. one of two thing
  3. one from two things
Cevabı göster

one of two things

One,

2:53

Birincisi,

a cinematographer, Kelime

2:54

bir görüntü yönetmeni,

but I didn't even really know what that was.

2:55

ama bunun tam olarak ne olduğunu bile bilmiyordum.

Kelime

cinematographer: film görüntüsünün yaratıcı yönetmeni

Cinematographer, bir filmin nasıl görüntüleneceğini yönlendiren sinema profesyonelidir. Genellikle görüntü yönetmeni olarak adlandırılır ve ışık, lensler, kadraj, kamera hareketleri ve genel görsel görünümle ilgili kararlara katkıda bulunur. Bu cümlede sözcük, film yapımındaki belirli bir mesleği adlandırır. Sadece kamera kullanan herhangi bir kişi anlamına gelmez.

Alıştırma

Film yapımında cinematographer mesleğini en iyi hangi açıklama tanımlar?

  1. Çoğunlukla fotoğraf çeken bir kişi.
  2. Çekimler sırasında ana görevi kamerayı kullanmak olan bir ekip üyesi.
  3. Kamera çalışmasını ve görsel görünümü tasarlamaya yardımcı olan bir sinema profesyoneli.
Cevabı göster

Kamera çalışmasını ve görsel görünümü tasarlamaya yardımcı olan bir sinema profesyoneli.

All I knew was that they worked with movies. Dilbilgisi

2:57

Tek bildiğim filmlerle çalıştıklarıydı.

Dilbilgisi

All I knew was that: bildiklerinizi sınırlı göstermek

All I knew, bildiğim her şey anlamına gelir; ancak was that ile birlikte kullanıldığında tek ve sınırlı bir bilgiyi sunar: tek bildiğim … idi. That ile başlayan yan cümle bu bilginin içeriğini verir. Bu kalıp, kişinin çok az bilgi sahibi olduğu bir dönemi anlatırken sık kullanılır. Bilginin önemini değil, bilinenlerin ne kadar sınırlı olduğunu vurgular.

Alıştırma

Hedef All I knew ... kalıbıyla tamamlayın: ____ the store closed at six.

Cevabı göster

All I knew was that

And second,

2:59

Ve ikincisi,

was a YouTuber.

3:01

bir YouTuber olmaktı.

There were countless bad videos that I made

3:04

Yaptığım sayısız kötü video vardı

and most of the time I didn't even know what I was doing. Kalıp ifadeler

3:05

ve çoğu zaman ne yaptığımı bile bilmiyordum.

Kalıp ifadeler

most of the time I didn't even know what I was doing: deneyimsizliği ifade etmek

Most of the time, çoğu zaman anlamına gelir ancak her zaman demek değildir. I didn't even know what I was doing, konuşanın sık sık net bir yönteminin, yönünün veya güveninin olmadığını ekler. Even bu belirsizliği güçlendirir ve daha şaşırtıcı gösterir. Geçmişe dönük bir anlatıda bu söz genellikle kişinin kendi fiziksel hareketlerinin gerçekten farkında olmadığını söylemez. Deneyimsiz olduğunu ve ilerlerken ne yapacağını çözmeye çalıştığını güçlü, çoğu zaman da kendisiyle alay eden bir şekilde anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede I didn't even know what I was doing en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Yaptığım fiziksel hareketleri unutmuştum.
  2. Görevi tamamen anlamıştım.
  3. Deneyimsizdim ve nasıl devam edeceğimden emin değildim.
Cevabı göster

Deneyimsizdim ve nasıl devam edeceğimden emin değildim.

After years of trying, Kalıp ifadeler

3:09

Yıllarca denedikten sonra,

it felt like I could never crack the code Deyimler

3:10

sanki o şifreyi asla çözemeyecekmişim gibi hissettim,

on how to have a YouTube channel.

3:12

bir YouTube kanalına nasıl sahip olunacağı konusunda.

Kalıp ifadeler

After years of trying ile cümle başında zaman çerçevesi kurmak

After years of trying, zaman bildiren bir edat öbeğidir. After, uzun bir dönemin ardından gelen zamanı gösterir; years of trying bu dönemi adlandırır ve trying, of'tan sonra gelen gerund yani isim-fiil biçimidir. Cümlenin başında kullanıldığında birçok denemeyi arka plan bilgisi olarak özetler; böylece ana cümle daha sonraki duyguya veya sonuca odaklanır. Virgül, baştaki bu zaman çerçevesini ana cümleden ayırır.

Alıştırma

“Uzun yıllar süren çabanın ardından” anlamını veren bu dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, Lina finally opened her own bakery.

Cevabı göster

After years of trying

Deyimler

could never crack the code: yöntemi bulamamak

could never crack the code ifadesinde crack the code mecaz anlamdadır. Bir şeyin işlemesini sağlayan gizli düzeni veya pratik yöntemi keşfetmek anlamına gelir; burada code gerçek bir şifreyi ya da bilgisayar programını belirtmez. Could never, başarısızlığın tekrarlanan denemeler boyunca sürdüğünü gösterir. Konuşmacı, bir YouTube kanalını etkili biçimde yürütmenin yolunu bulamadığını hissediyordu. Daha genel olarak crack the code on how to + verb, zor bir yöntemi çözmeyi anlatabilir.

Alıştırma

“I could never crack the code for attracting regular customers.” İngilizce cümlesi ne anlama gelir?

  1. Düzenli müşterilere hizmet verirken sürekli kuralları çiğnedim.
  2. Düzenli müşteriler için bir türlü yazılım yazamadım.
  3. Düzenli müşterileri çekmenin etkili bir yolunu bir türlü bulamadım.
Cevabı göster

Düzenli müşterileri çekmenin etkili bir yolunu bir türlü bulamadım.

And what was once my childhood dream Dilbilgisi

3:15

Ve bir zamanlar çocukluk hayalim olan şey

started to feel more and more unattainable. Dilbilgisi

3:17

giderek daha da ulaşılamaz gelmeye başladı.

Dilbilgisi

What was once my childhood dream: özne görevindeki what yan cümlesi

Vurgulanan bölümde what was once my childhood dream, started fiilinin öznesidir. Bu, kaynaşmış bir ilgi yan cümlesidir: what, “… olan şey” anlamına gelir; bu nedenle yan cümlenin tamamı daha sonra ulaşılamaz gelmeye başlayan şeyi belirtir. once burada “eskiden” veya “geçmişteki bir dönemde” anlamına gelen bir zaman zarfıdır; tek bir olayın sayısını belirtmez. what was once + isim öbeği kalıbı, bir şeyi daha sonraki değişimi anlatmadan önce geçmişteki kimliğiyle tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi what was once kullanarak tamamlayın: ____ a small library is now a busy community center.

Cevabı göster

What was once

Dilbilgisi

Feel more and more unattainable: giderek artan derece

more and more + sıfat, bir özelliğin zaman içinde kademeli olarak arttığını gösterir. more and more unattainable, “başarılması giderek daha zor veya imkânsız” anlamına gelir. Burada feel bir bağ fiilidir; dolayısıyla unattainable, hayalin konuşan kişiye nasıl göründüğünü açıklar. Bu ifade giderek güçlenen bir algıyı aktarır; hayalin nesnel olarak imkânsız olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi “giderek daha ulaşılmaz” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: After several failed attempts, the championship began to feel ____.

Cevabı göster

more and more unattainable

And then a couple months ago,

3:21

Ve sonra birkaç ay önce,

I had an idea

3:22

bir fikrim oldu

and that was to start a vlog.

3:24

ve o da bir vlog'a başlamaktı.

And everybody tells you not to start a vlog Dilbilgisi

3:28

Ve herkes sana bir vlog'a başlamamanı söyler

unless like you have an audience

3:30

zaten bir izleyici kitlen yoksa

and blah blah blah blah. Deyimler

3:32

ve falan filan.

Dilbilgisi

not to start a vlog unless ...: tavsiyeye istisna getiren koşul

tell someone not to do X unless Y yapısında not to do X talimatı ya da tavsiyeyi, unless Y ise istisna koşulunu belirtir. Burada vlog çekmeye başlamama tavsiyesi, bir izleyici kitleniz yoksa geçerlidir. “If Y is not true, do not do X.” şeklinde yeniden ifade edilebilir. Y kısıtlamayı kaldırır; ancak tek başına X’i yapmanın gerekli ya da kesinlikle iyi bir fikir olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi “if not” anlamına gelen sözcükle tamamlayın: The guide told us not to enter the cave ____ a ranger was with us.

Cevabı göster

unless

Deyimler

blah blah blah blah: kalan sözleri küçümseyerek atlama

Blah blah blah, konuşanın tekrarlamak istemediği sözlerin yerine geçer. Burada konuşan, bilinen bir tavsiyeye başladıktan sonra kalan kısmı atlar ve onu tahmin edilebilir, tekrarlı ya da ayrıntılı biçimde anlatmaya değmez görür. Bu ifade çoğu zaman küçümseyici, sabırsız veya alaycı bir ton katar. blah sözcüğünü dört kez tekrarlamak gündelik etkiyi güçlendirir; ancak kesin tutum yine söyleyişe ve bağlama bağlıdır.

Alıştırma

Bu cümlede blah blah blah blah neyi ifade ediyor?

  1. Konuşan birinden eksik ayrıntıları açıklamasını istiyor.
  2. Konuşan her ayrıntıyı doğru biçimde tekrar ediyor.
  3. Konuşan kalan kısmı bilinen ya da önemsiz sözler olarak görüp atlıyor.
Cevabı göster

Konuşan kalan kısmı bilinen ya da önemsiz sözler olarak görüp atlıyor.

And I didn't listen to them.

3:34

Ve onları dinlemedim.

I was bored,

3:35

Sıkılmıştım,

unchallenged,

3:36

mücadelesiz kalmıştım,

and I needed something to push me creatively. Kalıp ifadeler

3:36

ve beni yaratıcı olarak zorlayacak bir şeye ihtiyacım vardı.

Kalıp ifadeler

needed something to push me creatively: beni yaratıcı açıdan zorlayacak bir şeye ihtiyaç duymak

needed something to push me creatively ifadesindeki push mecazidir. Konuşanı fiziksel olarak itmek değil, yaratıcı çalışmalarının gelişmesi için ona meydan okumak veya motivasyon vermek anlamına gelir. Yapı need + something + to + fiil şeklindedir. Creatively, kişinin hangi alanda zorlanmak istediğini belirtir: fikir geliştirme ve yaratıcı işler üretme.

Alıştırma

a project that pushes me creatively büyük olasılıkla ne yapar?

  1. Beni fiziksel olarak bir yerden başka bir yere iter.
  2. İşin bütün zor kısımlarını ortadan kaldırır.
  3. Yeni fikirler ve beceriler geliştirmem için beni zorlar.
Cevabı göster

Yeni fikirler ve beceriler geliştirmem için beni zorlar.

And at some point,

3:39

Ve bir noktada,

I literally was not even going to upload that first episode of the vlog Dilbilgisi

3:40

o vlog'un ilk bölümünü yüklemeyecektim bile

until a couple of my friends pushed me to do it. Kalıp ifadeler

3:43

ta ki birkaç arkadaşım beni bunu yapmaya itene kadar.

Dilbilgisi

literally was not even going to ... until ...: gerçekten yapmayı düşünmüyordu, ta ki...

Was not even going to upload ... konuşanın önceki niyetini anlatır: yüklemek planın hiçbir parçası değildi. Even olumsuzluğu güçlendirir, literally ise bunun gerçekten böyle olduğunu konuşma dilinde vurgular. Until durumu değiştiren olayı tanıtır. Arkadaşları teşvik etmeden önce yükleme planı yoktu; teşvikten sonra kişi bunu yapmaya karar verdi. Bu yapı, başlangıçtaki niyeti ve daha sonra onu değiştiren tetikleyici olayı göstermek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi wasn't even going to ... until ... kalıbıyla tam olarak tamamlayın: Jordan ____ apply for the internship ____ his mentor encouraged him.

Cevabı göster

wasn't even going to · until

Kalıp ifadeler

push someone to do something: birini güçlü biçimde harekete teşvik etmek

push someone to do something yapısında push mecaz anlamdadır: bir kişiyi harekete geçmesi için güçlü biçimde teşvik etmek, zorlamak veya ona baskı yapmak anlamına gelir. Burada arkadaşların etkisi konuşmacının kararını değiştirmiş ve videoyu yüklemesine yol açmıştır. Me etkilenen kişidir; to do it ise yapılacak eylemi belirtir. It, vlogun ilk bölümünü yükleme eylemine gönderme yaparak bu eylemin tekrar edilmesini önler.

Alıştırma

Hangi cümlede push, bir kişinin başka birini harekete geçmesi için güçlü biçimde teşvik ettiği veya zorladığı anlamındadır?

  1. My coach asked whether the race had started.
  2. My coach pushed me to enter the race.
  3. My coach pushed the door open for me.
Cevabı göster

My coach pushed me to enter the race.

And that ended up being the one thing Öbek fiiller

3:45

Ve o sonuç olarak tek şey oldu

that actually,

3:47

ki aslında,

one,

3:48

bir,

felt right

3:49

doğru hissettiren

and two,

3:50

ve iki,

made my channel pretty much take off. Öbek fiiller

3:50

kanalımın resmen uçuşa geçmesini sağlayan.

Öbek fiiller

ended up being: sonunda ortaya çıkan sonuç

Ended up being, bir şeyin sonunda belirli bir biçimde sonuçlandığını veya öyle olduğunun ortaya çıktığını anlatır. Olaylar geliştikten sonra ulaşılan sonuca geriye dönüp bakar ve özellikle sonuç ilk planda yer almadığında kullanılır. Burada that, vlogu yükleme eylemine gönderme yapar; the one thing ise bunun sonuçta nasıl bir rol oynadığını belirten tamamlayıcıdır. Bu yapıda end up sözcüğünü -ing biçimindeki being izler; ardından bir isim öbeği veya sıfat gelir: ended up being a success; ended up being useful.

Alıştırma

Cümleyi end up being ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The backup plan ____ our best option.

Cevabı göster

ended up being

Öbek fiiller

take off: hızla başarı kazanmaya başlamak

Burada take off, “çok hızlı büyümeye, ilgi çekmeye veya başarılı olmaya başlamak” anlamına gelen geçişsiz bir öbek fiildir. Kanalın gerçek anlamda yerden havalanması söz konusu değildir. made my channel pretty much take off yapısında make + nesne + fiilin yalın hâli neden bildirir: bu seçim, kanalın hızla başarılı olmaya başlamasını sağlamıştır. Pretty much ifadeyi yumuşatır ve “aşağı yukarı” ya da “büyük ölçüde” anlamı katar.

Alıştırma

“Çok hızlı başarılı olmaya başlamak” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: After a well-known chef recommended the shop, the business began to ____.

Cevabı göster

take off

So,

3:53

Yani,

in hindsight, Anlatım akışı

3:53

geriye dönüp baktığımda,

don't listen to anybody.

3:55

kimseyi dinlemeyin.

Anlatım akışı

in hindsight: sonradan yapılan bir değerlendirmeyi belirtmek

In hindsight, “ne olduğunu öğrendikten sonra şimdi geriye baktığımda” anlamına gelir. Dinleyiciye, değerlendirmenin konuşmacının o anda bildiklerinden değil, daha sonra edindiği bilgilerden kaynaklandığını gösterir. Cümlenin başında kullanıldığında anlatıdan geriye dönük bir sonuca geçiş yaparak bilgiyi düzenler. Böylece ardından gelen tavsiye, sonuçtan çıkarılan bir ders olarak sunulur.

Alıştırma

Bu cümlede in hindsight neyi bildiriyor? In hindsight, we chose the better route.

  1. Konuşmacı arkasındaki bir yönü tarif eder.
  2. Konuşmacı herhangi bir şey olmadan önce tahminde bulunur.
  3. Değerlendirme, daha sonra ne olduğunu bilmeye dayanır.
Cevabı göster

Değerlendirme, daha sonra ne olduğunu bilmeye dayanır.

So,

4:01

Yani,

that's the condensed version. Anlatım akışı

4:02

bu kısaltılmış versiyon.

Anlatım akışı

That's the condensed version: özeti bitirip ayrıntılara geçmek

The condensed version, ana noktaları koruyup birçok ayrıntıyı dışarıda bırakan daha kısa bir anlatımdır. Konuşan kişi That's the condensed version diyerek hızlı özeti bitirir ve ardından daha kapsamlı, belki de daha karmaşık bir anlatımın gelebileceğini belirtir. Bu ifade, bilgiyi genel bakıştan ayrıntılara doğru düzenler.

Alıştırma

Burada "That's the condensed version" neyin işaretini verir?

  1. Bu, bütün ayrıntıları içeren eksiksiz anlatımdı.
  2. Bu kısa bir özetti ve ardından daha fazla ayrıntı gelebilir.
  3. Önceki özet olgusal olarak tamamen yanlıştı.
Cevabı göster

Bu kısa bir özetti ve ardından daha fazla ayrıntı gelebilir.

But truthfully, Anlatım akışı

4:05

Ama dürüst olmak gerekirse,

sometimes it felt like an eternity.

4:06

bazen bir sonsuzluk gibi geldi.

Anlatım akışı

But truthfully ... felt like an eternity: açık sözlü bir duyguya geçiş

But truthfully bir geçiş yaratır: but bu ifadeyi önceki özetle karşılaştırır, truthfully ise daha açık sözlü ve kişisel bir görüşün geleceğini bildirir. Sometimes, bu duygunun sürekli olmadığını göstererek iddiayı sınırlar. Felt like an eternity bilinçli bir abartıdır. Deneyimin gerçekten sonsuza kadar sürdüğü değil, yaşanırken son derece uzun ya da zor geldiği anlamına gelir. Cümlenin bütünü, basitleştirilmiş bir özetten konuşanın iç dünyasına geçer.

Alıştırma

Bu cümle anlatıda ne yapıyor?

  1. Açık sözlü bir duyguya geçer ve deneyimin ne kadar uzun geldiğini abartır.
  2. Kesin bir süre vererek deneyimin hiç bitmediğini gösterir.
  3. Konuşanın önceki özetinin tamamen yanlış olduğunu söyler.
Cevabı göster

Açık sözlü bir duyguya geçer ve deneyimin ne kadar uzun geldiğini abartır.

I took breaks,

4:27

Molalar verdim,

I tried different careers.

4:28

farklı kariyerler denedim.

I wanted to quit about 50 times,

4:30

Yaklaşık 50 kez bırakmak istedim,

but somehow videos is all I ever wanted to do. Dilbilgisi

4:33

ama nedense videolar hep yapmak istediğim tek şeydi.

Dilbilgisi

all I ever wanted to do: uzun süredir taşınan tek bir hedef

all I ever wanted to do ifadesindeki all, “her şey” değil, “tek şey” anlamına gelir. Ever, “hatırlanan dönem içindeki herhangi bir zamanda” anlamını ekler; böylece ifade, video yapmayı konuşanın uzun süredir taşıdığı tek temel hedef olarak sunar. Kullanılabilir kalıp X is/was all + özne + ever wanted to do şeklindedir. X, en önemli olan etkinliği veya hedefi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi all ve ever içeren hedef kalıpla tamamlayın: Becoming a pilot was ____.

Cevabı göster

all I ever wanted to do

You know,

5:00

Biliyorsunuz,

I think I made around 50 or more videos

5:01

sanırım 50 ya da daha fazla video yaptım

before I started making stuff that was decent.

5:04

düzgün bir şeyler yapmaya başlamadan önce.

I also tried to make all sorts of videos. Kalıp ifadeler

5:07

Ayrıca her türlü videoyu yapmayı denedim.

Kalıp ifadeler

make all sorts of videos: birçok farklı türde video yapmak

make all sorts of videos ifadesinde all sorts of, “birçok farklı türde” anlamına gelir. Her türü tek tek saymadan geniş bir video çeşitliliğini özetlemeyi sağlar. Kullanılabilir yapı all sorts of + isim şeklindedir: all sorts of questions, all sorts of music.

Alıştırma

Hangi cümle kulübün birçok farklı türde etkinlik sunduğunu doğal biçimde ifade eder?

  1. The club offers a sort of activities.
  2. The club offers all of the activities.
  3. The club offers all sorts of activities.
Cevabı göster

The club offers all sorts of activities.

I tried to make things like the people who I looked up to on YouTube, Öbek fiiller

5:10

YouTube'da hayran olduğum insanlar gibi bir şeyler yapmaya çalıştım,

Öbek fiiller

“looked up to”: hayranlık duymak ve örnek almak

Looked up to, look up to someone ifadesinin geçmiş zaman biçimidir ve “birine hayranlık veya saygı duymak ve onu örnek almak” anlamına gelir. Bu cümlede YouTube’daki kişiler, konuşanın benzemek istediği içerik üreticileridir. To, ifadenin ayrılmaz bir parçasıdır. Nesne to’dan sonra gelir: look up to a teacher, look up to them.

Alıştırma

Cümleyi, “hayranlık duydu ve örnek aldı” anlamındaki hedef öbek fiilin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: As a teenager, Maya ____ her basketball coach.

Cevabı göster

looked up to

but really all I was trying to do was find out Dilbilgisi

5:13

ama aslında tek yapmaya çalıştığım şey öğrenmekti,

what exactly was my thing. Kelime

5:16

tam olarak benim tarzımın ne olduğunu.

Dilbilgisi

“All I was trying to do was find out”: tek gerçek amacı belirtmek

All I was trying to do was find out, All + özne içeren yan cümle + be + yalın fiil yapısını kullanır. Burada all “tek şey” anlamına gelir; böylece cümle dışarıdan görülen birkaç eylemi tek bir gerçek amaca indirger: bir cevap bulmak. Bu yapı, yanlış anlaşılmış olabilecek bir amacı açıklamak için kullanışlıdır. Was’tan sonra finding out değil, find out gibi fiilin yalın biçimi kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi hedef yapının tam biçimiyle tamamlayın: ____ why the account was locked.

Cevabı göster

All I was trying to do was find out

Kelime

my thing: bana uyan ilgi alanı, beceri veya yön

Burada my thing, konuşanın sahip olduğu bir nesne anlamına gelmez. Günlük dildeki someone's thing kalıbı, bir kişinin özellikle sevdiği, iyi olduğu veya kendisine uygun hissettiği bir etkinlik, konu, tarz ya da alanı anlatır. what exactly was my thing ifadesinde konuşan kişi, kendisine en uygun yaratıcı yönü belirlemeye çalışıyor. Kesin anlam bağlama göre değişir; sevilen bir ilgi alanını, güçlü bir yönü veya kişisel bir tarzı anlatabilir.

Alıştırma

Örnekte my thing ifadesine en yakın anlam hangisidir?

  1. bana ait bir nesne
  2. bana uygun yön veya tarz
  3. tamamlamam gereken bir görev
Cevabı göster

bana uygun yön veya tarz

Nonetheless, Anlatım akışı

5:19

Yine de,

each time I tried to choose a topic that I was passionate about Kalıp ifadeler

5:20

her seferinde tutkulu olduğum bir konu seçmeye çalıştım

Anlatım akışı

Nonetheless: bir engelden sonra ödünleme bildirmek

Nonetheless, "az önce söylenen şeye rağmen" anlamına gelir. Daha önceki bir zorluğa veya karşıt gerçeğe gönderme yapan ve sonraki eylem ya da ifadenin yine de geçerli olduğunu gösteren bir cümle zarfıdır. Bu cümlenin başında, önceki belirsizlikten yeni bir konu seçme girişimine geçerek anlatıyı düzenler. Ardındaki virgül, bunun yan tümcenin bir parçası değil, cümleyi başlatan bir bağlayıcı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Örnekte Nonetheless sözcüğünün görevini en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. Bir konu seçmenin ilk nedenini tanıtır.
  2. Önceki bir zorluğu kabul eder ve yine de gerçekleşen başka bir girişimi tanıtır.
  3. Kişinin denemeyi tamamen bıraktığını gösterir.
Cevabı göster

Önceki bir zorluğu kabul eder ve yine de gerçekleşen başka bir girişimi tanıtır.

Kalıp ifadeler

be passionate about: güçlü bir tutkuyu ifade etmek

Be passionate about, bir şeye çok önem vermek ve ona karşı güçlü bir heyecan duymak anlamına gelir. Yaygın yapı be + passionate about + isim, zamir veya -ing biçimidir. Bu cümlede that, topic sözcüğüne gönderme yapar; dolayısıyla I was passionate about, konuşanın hangi konuyu seçtiğini açıklar. İlgi cümleciğinde about edatı sonda kalır: a topic that I was passionate about.

Alıştırma

Kalıplaşmış birleşimi tamamlayın: Maya is passionate ____ protecting the ocean.

Cevabı göster

about

and I tried to make the video as best as I could to the skill level I was at. Kalıp ifadeler

5:24

ve videoyu o anki beceri seviyemle elimden gelenin en iyisi yapmaya çalıştım.

Kalıp ifadeler

as best as I could: sınırlarım içinde elimden geleni yapmak

As best as I could, o anda yeteneklerimin elverdiği en iyi şekilde anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Konuşanın ne kadar çaba veya beceri kullanabildiğini anlatır; sonucun nesnel olarak mükemmel olduğunu garanti etmez. Cümlede tried to make the video bölümünü niteler. Could geçmiş zaman bakışına uyar; şimdiki bir durum için genellikle as best as I can kullanılır.

Alıştırma

Best kullanarak kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: I handled the situation as ____ as I could.

Cevabı göster

best

Kalıp ifadeler

to the skill level I was at: o zamanki beceri seviyesi

Burada to the skill level I was at, “o sırada sahip olduğum becerinin sınırları içinde” demektir. Bu ifade as best as I could sözünün kapsamını belirler: konuşan kişi bir uzmanın yapabileceği en iyi işi değil, o zamanki becerilerinin izin verdiği en iyi işi yapmıştır. the skill level I was at isim grubunda I was at, skill level ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir. İngilizcede be at a level, birini soyut bir beceri aşamasına yerleştirir. to bir sınırı veya standardı gösteriyor şeklinde anlaşılabilir, ancak ifadenin tamamı doğaçlama konuşmaya özgü, gevşek bir yapıdır.

Alıştırma

Cümlede to the skill level I was at bize ne anlatıyor?

  1. Video, konuşan kişinin o zamanki yeteneğinin sınırları içinde yapıldı.
  2. Konuşan kişi videoyu yapmadan önce profesyonel seviyeye ulaşmıştı.
  3. Video yalnızca aynı beceri seviyesindeki izleyiciler için tasarlandı.
Cevabı göster

Video, konuşan kişinin o zamanki yeteneğinin sınırları içinde yapıldı.

I treated each video like it was going to be the one. Kelime

5:28

Her videoya o meşhur video olacakmış gibi davrandım.

Kelime

be the one: dönüm noktası olacak başarıya dönüşmek

Burada the one, sonunda başarılı olacak veya büyük bir atılım yaratacak belirli videoyu ifade eder. One, video sözcüğünün yerine geçerken the, bağlam sayesinde belirlenebilen özel ve beklenen bir sonucu gösterir; 1 sayısı anlamına gelmez. Her videoya bu şekilde yaklaşmak, konuşan kişinin her yüklemeye olası bir atılım kadar emek verdiğini ve önem atfettiğini gösterir.

Alıştırma

Burada be the one hangi anlama geliyor?

  1. Numaralandırılmış bir dizide birinci video olmak.
  2. Var olan tek video olmak.
  3. Sonunda başarılı olacak veya bir atılım yaratacak video olmak.
Cevabı göster

Sonunda başarılı olacak veya bir atılım yaratacak video olmak.

But still,

5:32

Ama yine de,

it never was.

5:33

asla olmadı.

But all it took was for one video to hit Notlar

5:36

Ama tek gereken bir videonun patlaması

and for the right people to find it.

5:39

ve doğru kişilerin onu bulmasıydı.

Dilbilgisi

all it took was for one video to hit: temel koşulu belirtmek

all it took was ... kalıbı, büyük bir değişimin nedenini küçük veya basit bir gereklilik olarak sunar. Vurgulanan bölümde bu gereklilik for one video to hit, yani bir videonun başarılı olmasıdır. Yapı All it took was for + isim öbeği + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. for yan cümlesi, sonucu tetiklemeye yeten olayı belirtir. Cümlenin tamamında and for the right people to find it ile ikinci bir for yan cümlesi bağlandığı için tam koşul iki olayı da içerir.

Alıştırma

Cümleyi All it took was for + isim öbeği + to + fiilin yalın hâli kalıbıyla tamamlayın: The policy changed quickly. ____ one parent to ask.

Cevabı göster

All it took was for

Kelime

one video to hit: hit fiilinin “başarılı olmak” anlamı

Burada hit, “başarılı olmak, ilgi görmeye başlamak veya dikkat çekmek” anlamına gelen gayriresmî ve geçişsiz bir fiildir. One video to hit, bir videonun gerçek atılımı sağlayan içerik hâline gelmesi demektir. Bu anlam, içerik üreticileri ve platformlarla ilgili bağlamdan gelir. Hit tek başına izlenme sayısını belirtmez veya videonun tamamen viral olduğunu garanti etmez; başarının ölçeği daha geniş bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

“We kept uploading until one short finally hit,” cümlesinde hit ne anlama gelir?

  1. fiziksel bir nesneye çarptı
  2. başarılı oldu ve dikkat çekti
  3. belirtilen bir sayıya ulaştı
Cevabı göster

başarılı oldu ve dikkat çekti

So,

5:42

Yani,

two things that happened when my videos finally started to click, Deyimler

5:43

videolarım sonunda tıklanmaya başladığında olan iki şey,

Deyimler

finally started to click: sonunda yoluna girmeye başlamak

Bu cümlede my videos finally started to click, videoların içerik olarak iyi sonuç vermeye başladığı anlamına gelir: içerik üreticisinin yaklaşımı yerine oturuyor ve daha iyi karşılık almaya başlıyordu. click burada mecazidir; bir videoya basmayı veya videoyu seçmeyi anlatmaz. something starts to click kalıbı, işlemeyen veya anlaşılmayan bir şeyin etkili ya da anlaşılır hâle gelmeye başlamasını belirtir. finally, değişimin bekledikten veya tekrar tekrar çabaladıktan sonra gerçekleştiğini ekler.

Alıştırma

Cümleyi okuyun: After a few rehearsals, the new routine finally started to click. started to click ne anlama gelir?

  1. Düzen tıklama sesi çıkarmaya başladı.
  2. Biri ekranda bu düzeni seçti.
  3. Düzen sorunsuz işlemeye başladı.
Cevabı göster

Düzen sorunsuz işlemeye başladı.

when I stopped doing things that I didn't want to do Dilbilgisi

5:46

yapmak istemediğim şeyleri yapmayı bıraktığımda

and started doing things that I actually want to do,

5:49

ve aslında yapmak istediğim şeyleri yapmaya başladığımda,

Dilbilgisi

stopped doing ... and started doing ...: paralel yapıyla değişim anlatma

Bu yan cümle when I stopped doing X and started doing Y paralel kalıbını kullanır. Burada hem stopped hem de started sonrasında -ing biçimi gelir; böylece eski eylem ile onun yerini alan eylem birbiriyle eşleşen dil bilgisel konumlara yerleştirilir. Bu dengeli yapı değişimi izlemeyi kolaylaştırır: önce sona eren, ardından başlayan şey verilir. actually, ikinci eylem grubunun konuşanın gerçekten istediği şeylerle uyuştuğunu vurgular. Bu kalıp alışkanlık, yöntem veya öncelik değişikliklerini özetlemek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hedef paralel kalıbı kullanarak cümleyi tamamlayın: I ____ my phone during study time and ____ short notes instead.

Cevabı göster

stopped checking · started taking

which seems very like you should be doing them,

5:52

ki bu zaten yapmanız gereken bir şeymiş gibi geliyor,

I don't know what the term is for that.

5:56

bunun terimi nedir bilmiyorum.

Common sense.

5:59

Sağduyu.

And second,

6:00

Ve ikincisi,

I think the key thing that made my channel go from 10,000 subscribers Dilbilgisi

6:00

bence kanalımı 10.000 aboneden

to 100k subscribers in three weeks

6:05

üç hafta içinde 100 bin aboneye çıkaran en önemli şey

Dilbilgisi

the key thing that made my channel go from X to Y: değişimin temel nedenini belirtmek

that made my channel go from ... ilgi cümleciği, ortaya çıkardığı etkiyi açıklayarak the key thing ifadesini niteler. make + nesne + fiilin yalın hâli yapısında made nedeni sunar, my channel etkilenen ögedir ve go, önünde to olmadan yalın hâlde kullanılır. Go from X to Y bir değişimin başlangıç ve bitiş noktalarını gösterir. In three weeks ise süreyi ekler. Bu kalıp büyümeye, düşüşe veya başka önemli bir değişime yol açan etkeni belirtmek için kullanılabilir.

Alıştırma

made, my score ve go from ifadelerini kullanarak cümleyi tamamlayın: The new study plan ____ 60 to 85 last term.

Cevabı göster

made my score go from

was that when that one video did hit the algorithm, Dilbilgisi

6:09

o tek video algoritmaya düştüğünde,

Dilbilgisi

did hit: olumlu cümlede vurgu yapan did

that one video did hit... olumlu cümlesinde did, vurgu yardımcı fiilidir. Gerçekten veya hakikaten anlamı katar; olayın gerçekten yaşandığını, çoğu zaman bir şüpheye karşı ya da başka durumlarla karşılaştırarak vurgular. Yapı özne + did + fiilin yalın hâli şeklindedir. did sonrasındaki hit yalın hâldedir. Hit sözcüğünün yalın ve geçmiş biçimleri aynı yazıldığı için kural, reach gibi bir fiille daha açık görülür: did reach doğrudur, did reached değildir.

Alıştırma

did ve reach fiilini kullanarak vurgulu olumlu cümleyi tamamlayın: Despite the slow start, the campaign ____ its goal.

Cevabı göster

did reach

when the algorithm finally chose me, Kültür

6:11

algoritma nihayet beni seçtiğinde,

Kültür

the algorithm finally chose me: platform önerilerini kişileştirme

the algorithm finally chose me ifadesi, platformun öneri algoritmasını sanki seçim yapan bir insanmış gibi kişileştirir. Bu bağlamda, içerik üreticisinin içeriğinin sonunda daha güçlü biçimde önerilmeye ve daha geniş görünürlük kazanmaya başladığı anlamına gelir; algoritma kelimenin gerçek anlamıyla bir insanı seçmemiştir. finally sözcüğü bunun bir süre bekledikten sonra gerçekleştiği anlamını ekler. Bu kişileştirme, içerik üreticilerinin platformun içeriği dağıtma biçimindeki görünmeyen bir değişimi anlatmasına yardımcı olur.

Alıştırma

Bir içerik üreticisinin anlatısında the algorithm finally chose me büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Algoritma bilinç kazanıp beni kişisel olarak onayladı.
  2. İçeriğim sonunda platform önerileri aracılığıyla çok daha geniş bir kitleye dağıtıldı.
  3. Platform, öneri sistemini tasarlamam için beni işe aldı.
Cevabı göster

İçeriğim sonunda platform önerileri aracılığıyla çok daha geniş bir kitleye dağıtıldı.

I already had a bunch of videos on my channel that I put in a lot of effort in Notlar

6:14

kanalımda halihazırda çok emek verdiğim bir sürü videomun olmasıydı

Kelime

a bunch of videos: gayriresmî bir sayı ifadesi

a bunch of videos ifadesinde a bunch of, “çok sayıda” veya “oldukça fazla” anlamına gelen gayriresmî bir sayı ifadesidir. Kesin bir sayı vermez ve videos sayılabilen bir ad olduğu için çoğuldur. Bu ifade cümleye konuşma diline ve kişisel bir anlatıya özgü bir ton verir. Burada yalnızca kanalda zaten çok sayıda video bulunduğunu söyler.

Alıştırma

Cümledeki a bunch of videos kullanımını en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. videoların kesin sayısı
  2. fiziksel olarak bir demet hâlinde bağlanmış videolar için resmî bir terim
  3. çok sayıda videoyu gayriresmî ve kesin olmayan biçimde söylemenin bir yolu
Cevabı göster

çok sayıda videoyu gayriresmî ve kesin olmayan biçimde söylemenin bir yolu

Kalıp ifadeler

put in a lot of effort: çok çaba harcamak

Put in a lot of effort, bir şeye büyük miktarda enerji ve emek ayırmak anlamına gelir. Yalnızca son sonucu değil, süreç boyunca harcanan emeği vurgular. Yeniden kullanılabilecek yapı put in + miktar bildiren ifade + effort biçimindedir; put in more effort buna bir örnektir. Özgün ilgi cümleciğinde vurgulanan bölüm effort ile biter; sondaki in, bu emeği anlatılan videos ile ilişkilendirir.

Alıştırma

put in a lot of effort ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. büyük miktarda enerji ve emek harcamak
  2. neredeyse hiç çalışmadan bitirmek
  3. işi başka birinden yapmasını istemek
Cevabı göster

büyük miktarda enerji ve emek harcamak

and it was there for people to discover after seeing that initial video.

6:18

ve o ilk videoyu gördükten sonra insanların keşfetmesi için oradaydı.

So,

6:21

Yani,

there really is no such thing as overnight success. Deyimler

6:22

gerçekten bir gecede başarı diye bir şey yoktur.

Deyimler

There really is no such thing as overnight success: bir gecede başarı diye bir şey yoktur

There is no such thing as X, X’in gerçek bir olasılık veya geçerli bir düşünce olarak var olmadığını belirtir. Really olumsuzluğu güçlendirir; dolayısıyla cümle overnight success düşüncesini kesin biçimde reddeder. Burada overnight success, gece elde edilen başarıyı değil, aniden ortaya çıkmış gibi görünen başarıyı anlatır. Cümle, görünür başarının genellikle daha önceki emek veya hazırlığa dayandığını düşündürür.

Alıştırma

Düşünceyi kesin biçimde reddeden ifadeyle cümleyi tamamlayın: There is ____ a perfect shortcut.

Cevabı göster

no such thing as

But there is preparation meets opportunity. Deyimler

6:25

Ama hazırlık ve fırsatın buluşması vardır.

Deyimler

preparation meets opportunity: hazırlık fırsatla buluşur

Preparation meets opportunity, iki soyut düşünceyi sanki birbirleriyle buluşabilirlermiş gibi kişileştirir. Önceden yapılan çalışma, edinilen beceri veya planlama doğru fırsat geldiğinde sonuç verebilir; fırsat tek başına her şeyi açıklamaz. But, bu düşünceyi önceki ifadeyle karşıtlık kurarak bağlar. Ancak cümle yazıldığı hâliyle standart İngilizcede there is ifadesinin ardından preparation meets opportunity gibi çekimli fiil içeren bir cümlecik doğrudan gelemez. Kendi cümlenizde But preparation meets opportunity ya da There is a moment when preparation meets opportunity deyin.

Alıştırma

preparation meets opportunity düşüncesini en iyi hangi ifade anlatır?

  1. Fırsat, hazırlığı gereksiz hâle getirir.
  2. Önceden yapılan hazırlık, doğru fırsat geldiğinde sonuç verebilir.
  3. Hiçbir fırsat ortaya çıkmasa bile hazırlık başarıyı garanti eder.
Cevabı göster

Önceden yapılan hazırlık, doğru fırsat geldiğinde sonuç verebilir.

Build your gold mine. Deyimler

6:35

Kendi altın madeninizi inşa edin.

Deyimler

Build your gold mine: kendi altın madenini oluştur

Gold mine burada büyük bir değer birikimini anlatan bir metafordur; kelimenin gerçek anlamıyla altın çıkarılan bir yer değildir. Burada your gold mine, ilgi veya fırsat gelmeden önce oluşturduğunuz yararlı içerik, çalışmalar ya da becerilerdir. Build emir kipi, dinleyiciye başarıyı beklemek yerine bu değerli temeli aşama aşama oluşturmasını söyler. Bu imge, uzun vadeli birikimi somut ve ödüllendirici gösterir.

Alıştırma

Bir içerik üreticisine verilen tavsiyede Build your gold mine büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Herhangi bir şey üretmeden önce şanslı bir fırsat beklemek.
  2. Altının gömülü olduğu gerçek bir yer aramak.
  3. Keşfedilmeye devam edebilecek değerli bir çalışma bütünü oluşturmak.
Cevabı göster

Keşfedilmeye devam edebilecek değerli bir çalışma bütünü oluşturmak.

They say chasing your dreams isn't linear. Deyimler

6:40

Hayallerinizin peşinden koşmanın doğrusal olmadığını söylerler.

Deyimler

Chasing your dreams isn't linear: hayallerinin peşinden gitmek doğrusal değildir

Bu cümlede chasing your dreams, bir hedef için çabalamayı bir yol üzerinde ilerlemeye benzetir. Linear, açık bir sırayla istikrarlı ve doğrudan ilerlemek demektir. Sürecin isn't linear olduğu söylendiğinde, ilerlemede duraklamalar, gerilemeler, sapmalar veya ani sıçramalar olabileceği anlatılır. Bu, hiç ilerleme olmadığı anlamına gelmez; ilerlemenin düzensiz ve adım adım öngörülemez olduğu anlamına gelir.

Alıştırma

İlerlemenin istikrarlı ve doğrudan bir yol izlemediğini anlatan iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Learning a new skill ____; progress can be uneven.

Cevabı göster

isn't linear

It's a long waiting period of work with no return Anlatım akışı

6:43

Getirisi olmayan uzun bir bekleme ve çalışma dönemidir

and then one day it happens all at once. Kalıp ifadeler

6:46

ve sonra bir gün her şey birden olur.

Anlatım akışı

A long waiting period of work with no return: karşılık alınmadan çalışılan uzun bir bekleme dönemi

Vurgulanan bölüm, hazırlık bilgisini tek ve uzun bir aşama olarak düzenler: a long waiting period ana isim öbeğidir; of work with no return ise bu aşamayı neyin belirlediğini açıklar. Burada return, geri dönme eylemini değil, çalışmadan elde edilen sonuç, ödül veya faydayı ifade eder. Bu aşama and then ifadesinden önce yer alarak görünür bir karşılık olmadan süren uzun çabanın arka planını kurar. Ardından cümle one day ve all at once ile ani bir sonuca geçer. Bilgi akışı şöyledir: görünür karşılığı olmayan uzun çaba, ardından ani bir atılım.

Alıştırma

Vurgulanan bölüm cümlede esas olarak ne yapar?

  1. Çalışmanın hemen karşılık verdiğini söyler.
  2. Konuyu bir yolculuktan dönmeye çevirir.
  3. Ani değişimden önce görünür sonuç alınamayan uzun bir çaba dönemini kurar.
Cevabı göster

Ani değişimden önce görünür sonuç alınamayan uzun bir çaba dönemini kurar.

Kalıp ifadeler

one day it happens all at once: ani bir dönüm noktası

Burada one day, planlanmış veya bilinen bir tarihi değil, daha sonra gelecek belirsiz bir zamanı ifade eder. Uzun bir bekleyişten sonraki dönüm noktasını gösterir. All at once değişimi ani ve yoğunlaşmış biçimde sunar. Görünür bir karşılığın olmadığı uzun dönem ile sonuçların kısa sürede ortaya çıkması arasında karşıtlık kurar; her sonucun tam olarak aynı saniyede gerçekleşmesi gerekmez.

Alıştırma

all ve once sözcüklerini içeren ve “aniden birlikte” anlamına gelen üç sözcüklük hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: For weeks, the inbox was quiet; then one day, several replies arrived ____.

Cevabı göster

all at once

I didn't understand that until it happened.

6:53

Başıma gelene kadar bunu anlamamıştım.

So,

6:55

Yani,

whoever said that,

6:56

bunu kim söylediyse,

you were right.

6:58

haklıydın.

2

6:59

2

1

6:59

1

In the end, Anlatım akışı

7:01

Sonuç olarak,

I just looked at what I naturally liked,

7:02

sadece doğal olarak neyi sevdiğime baktım,

made notes on what was missing, Kalıp ifadeler

7:04

neyin eksik olduğuna dair notlar aldım,

and then made it.

7:07

ve sonra onu yaptım.

Anlatım akışı

In the end: nihai sonucu tanıtmak

In the end, önceki süreçten nihai sonuca, karara veya çıkarıma geçiş yapan ve cümlenin başında kullanılan bir söylem belirtecidir. Burada sonraki eylemleri, konuşanın sonunda ne yaptığını anlatan temel özet olarak sunar. Bir zaman çizelgesinin son noktasını veya bir şeyin fiziksel ucunu belirtmek yerine, bütün süreci özetler.

Alıştırma

Hangi cümlede In the end bir sürecin nihai sonucunu tanıtmak için kullanılmıştır?

  1. At the end of the street, turn left.
  2. In the end, we chose the smaller apartment.
  3. By the end of June, we had saved enough money.
Cevabı göster

In the end, we chose the smaller apartment.

Kalıp ifadeler

make notes on what was missing: eksik olanları not etmek

make notes on something yapısında make notes “gözlemleri veya önemli noktaları yazmak”, on ise notların konusunu belirtmek için kullanılır. Burada konu what was missing olduğu için konuşan kişi fark ettiği eksikleri kaydetmiştir. what was missing, cümle içine yerleşmiş bir wh-yan cümleciğidir. Soru dizilişi yerine what was missing şeklindeki düz cümle dizilişini kullanır ve yan cümleciğin tamamı on edatının tümleci olur.

Alıştırma

Cümleyi make notes on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the review, we ____ what was missing.

Cevabı göster

made notes on

Because the sooner you can be you, Dilbilgisi

7:09

Çünkü ne kadar erken kendiniz olursanız,

the sooner people looking for you will find you.

7:11

sizi arayan insanlar da sizi o kadar erken bulacaktır.

Dilbilgisi

the sooner ..., the sooner ...: ne kadar erken..., o kadar erken...

the sooner ..., the sooner ..., “bir olay ne kadar erken gerçekleşirse başka bir olay da o kadar erken gerçekleşir” anlamına gelen eşleşmeli bir karşılaştırma yapısıdır. İlk yan cümle değişen koşulu ortaya koyar, ikinci yan cümle ise buna bağlı sonucu verir. İki the de bu kalıbın zorunlu parçalarıdır. Bu cümlede be you, gerçek kişiliğini veya tarzını göstermek anlamına gelir. Ana fikir, bunu daha erken göstermenin senin gibi birini arayan insanların seni daha erken bulmasına yardımcı olmasıdır. Because, bütün fikri önceki sözün nedeni olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi eşleşmeli the sooner ... the sooner ... yapısıyla tamamlayın: ____ you ask for help, ____ you can solve the problem.

Cevabı göster

The sooner · the sooner

And that is when it begins. Anlatım akışı

7:15

Ve işte o zaman her şey başlar.

Anlatım akışı

And that is when it begins: önceki fikre dönerek düşünceyi sonlandırmak

Buradaki that, yeni bir şeyi adlandırmak yerine az önce söylenen temel düşünceye gönderme yapar. That is when it begins, önceki durumu yeni bir aşamanın gerçekten başladığı an olarak sunar. Bu cümle kapanışta önceki fikri kısa bir göndermeyle toplar ve düşünceyi net biçimde sonuca bağlar. Bu kalıp, tüm ayrıntıları tekrarlamadan bitişe hem kesinlik hem de ileriye dönük bir his verebilir.

Alıştırma

Bu cümle, konuşmacının düşüncesinin sonunda temel olarak ne yapar?

  1. Dinleyicilere bir şeyin ne zaman başladığını sorar.
  2. Kesin tarihi olan yeni bir olay tanıtır.
  3. Önceki fikre gönderme yapar ve onu gerçek başlangıç noktası olarak sunar.
Cevabı göster

Önceki fikre gönderme yapar ve onu gerçek başlangıç noktası olarak sunar.

That's so cute.

7:25

Bu çok tatlı.

Oh my gosh.

7:27

Aman Tanrım.

We did it,

7:36

Başardık,

folks.

7:36

millet.

We did it.

7:37

Başardık.

Hi.

7:41

Merhaba.

Thank you, guys.

7:42

Teşekkürler, çocuklar.

We did it.

7:43

Başardık.

100k in three weeks,

7:44

Üç haftada 100 bin,

but more like seven years. Ton ve niyet

7:46

ama daha çok yedi yıl gibi.

Ton ve niyet

but more like seven years: önceki bir tahmini düzeltmek

More like + sayı veya isim öbeği, daha önce verilen bir tahmini ya da tanımı düzeltir. Burada but düzeltmeye işaret eder: three weeks ilk iddiadır, seven years ise daha doğru zaman aralığı olarak sunulur. Bu kalıpta more like, “daha yakın” veya “daha doğrusu” anlamına gelir. Konuşmacının basitleştirilmiş bir sayıyı, durumun tamamını daha iyi yansıtan bir sayıyla hızla değiştirmesini sağlar.

Alıştırma

“Daha doğrusu” anlamındaki hedef ifadeyle düzeltmeyi tamamlayın: The trip didn't take two days—it took ____ two weeks.

Cevabı göster

more like

It's been a journey. Deyimler

7:49

Uzun bir yolculuk oldu.

Deyimler

It's been a journey: bir deneyimin mecazi özeti

It's been a journey ifadesinde journey, gerçek bir seyahat yerine uzun bir deneyimin tamamını özetleyen bir mecaz olarak kullanılır. Sürecin değişim, emek, zorluk, öğrenme veya gelişim içerdiğini düşündürür. It's been biçimindeki present perfect, geçmişteki bu süreci konuşanın şimdiki bakış açısına bağlar. İfade geriye dönüp değerlendirme havası taşır; ancak deneyimin her yönünün iyi mi kötü mü olduğunu tek başına belirtmez.

Alıştırma

Bir kişi uzun bir projeyi değerlendirirken It's been a journey derse bu en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Proje çok hızlı ve kolay bir şekilde bitti.
  2. Konuşan kişi proje sırasında gerçek bir seyahate çıktı.
  3. Proje uzun ve değişimlerle dolu bir deneyimdi.
Cevabı göster

Proje uzun ve değişimlerle dolu bir deneyimdi.

but at the same time, Anlatım akışı

7:50

ama aynı zamanda,

I feel like I'm just scratching the surface Deyimler

7:50

bu kanala getirmek istediğim tüm fikirlerin

on all the ideas that I want to bring to this channel.

7:52

sadece yüzeyini kazıyormuşum gibi hissediyorum.

Anlatım akışı

but at the same time: karşıt bir bakış açısı eklemek

Bu cümlede but at the same time, esas olarak iki eylemin tam aynı anda gerçekleştiğini anlatmaz. İki bakış açısını düzenler: but karşıtlığa işaret eder, at the same time ise yeni bakış açısının öncekiyle birlikte doğru olduğunu gösterir. Böylece konuşan kişi geçmişteki ilerlemeyi kabul ederken yapılacak daha çok şey olduğunu da ekleyebilir. Bu bağlayıcı, ilk düşünceyi geçersiz kılmak yerine iki yönlü ve dengeli bir tutum oluşturur.

Alıştırma

but at the same time bu cümlede ne yapıyor: The apartment is small, but at the same time, it feels comfortable?

  1. İlk tanımın yanlış olduğunu ileri sürer.
  2. Dairenin belirli bir anda boyut değiştirdiğini söyler.
  3. Zıtlık taşıyan ama aynı zamanda doğru olan bir nokta ekler.
Cevabı göster

Zıtlık taşıyan ama aynı zamanda doğru olan bir nokta ekler.

Deyimler

I'm just scratching the surface: keşfetmeye daha yeni başlamak

Scratch the surface, çok daha büyük bir şeyin yalnızca küçük bir kısmını ele almak, anlamak veya geliştirmek anlamına gelen bir deyimdir. Burada gerçek anlamda bir yüzeyi kazımayı anlatmaz; just da ilerlemenin ne kadar sınırlı olduğunu vurgular. Konuşmacı, kanalla ilgili pek çok fikrin hâlâ keşfedilmediğini ve şimdiye kadarki çalışmaların yalnızca bir başlangıç olduğunu söylüyor. Bu ifade genellikle keşfedilecek veya yapılacak çok daha fazla şey kaldığını ima eder.

Alıştırma

Bu bağlamda "I'm just scratching the surface" ne anlama geliyor?

  1. Fikirlerimin yalnızca küçük bir kısmını keşfettim.
  2. Bir nesnenin dış kısmını fiziksel olarak kazıyorum.
  3. Kanal için düşündüğüm bütün fikirleri tamamladım.
Cevabı göster

Fikirlerimin yalnızca küçük bir kısmını keşfettim.

Whether you've found my videos recently Dilbilgisi

7:55

İster videolarımı yeni bulmuş olun

or have been with me since the beginning,

7:57

ister en başından beri benimle olun,

Dilbilgisi

Whether you've found ... or have been ...: iki durumu da kapsamak

Whether A or B iki alternatif sunar ve ardından gelen ana ifadenin her iki durumda da geçerli olduğunu belirtir. Burada A videoları yakın zamanda bulanları, B ise en başından beri konuşmacıyla birlikte olanları kapsar; böylece hem yeni hem de uzun süredir izleyen kişiler dâhil edilir. Bu yan cümle, ana mesajdan önce dinleyici kitlesini düzenler; dinleyiciden bir seçim yapmasını istemez. Cümlenin başında bulunduğu için ardından virgül gelir ve düşüncenin tamamlanması için sonraki ana cümleye ihtiyaç duyar. Present perfect zaman karşıtlığını kurmaya yardımcı olur: you've found yakın zamandaki bir keşfi belirtirken have been ... since the beginning geçmişten bugüne süren bir durumu anlatır.

Alıştırma

Karşılamanın her iki durumda da geçerli olduğunu gösteren sözcükle cümleyi tamamlayın: ____ this is your first meeting or you've attended before, you're welcome.

Cevabı göster

Whether

I just want to say thank you so much for your support, Ton ve niyet

7:58

desteğiniz için çok teşekkür etmek istiyorum,

for subscribing,

8:01

abone olduğunuz için,

for all the comments.

8:02

tüm yorumlar için.

Ton ve niyet

want to say thank you so much for ...: teşekkür nedenlerini sıralamak

Want to say thank you so much, içten bir teşekkürü sıcak ve konuşma diline uygun biçimde dile getirmenin yoludur. Thank you so much, mesajı resmîleştirmeden teşekkürün gücünü artırır. Thank you ifadesinden sonra gelen for, teşekkürün nedenini belirtir. Konuşmacı for kelimesini tekrarlayarak üç paralel nedeni açıkça sıralar: bir isim öbeği (your support), bir -ing biçimi (subscribing) ve başka bir isim öbeği (all the comments).

Alıştırma

Teşekkür cümlesini tamamlayın: Thank you so much ____ staying late to help us.

Cevabı göster

for

I see all the comments

8:03

Tüm yorumları görüyorum

and I'm just excited for the future of this channel. Kalıp ifadeler

8:05

ve bu kanalın geleceği için sadece heyecanlıyım.

Kalıp ifadeler

excited for the future of ...: geleceğe yönelik olumlu beklenti

Be excited for the future of something, bir şeyin nasıl gelişeceği konusunda mutlu ve umutlu hissetmek demektir. Burada for edatının nesnesi the future of this channel olduğundan konuşmacı kanalın sonraki aşamalarını olumlu bir beklentiyle beklemektedir. Future ile kullanıldığında excited çoğu zaman kontrolsüz bir duygusal heyecandan ziyade olumlu beklenti anlatır. Kalıp, be excited for the future of + proje, grup, yer veya kuruluş biçiminde yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle toplum bahçesinin gelecekte nasıl gelişeceğine dair olumlu beklentiyi ifade eder?

  1. We're excited for the future of the community garden.
  2. We're excited for the volunteers who won an award.
  3. We're excited to plant tomatoes in the community garden.
Cevabı göster

We're excited for the future of the community garden.

Yeah.

8:08

Evet.

Let's get it. Deyimler

8:09

Hadi yapalım.

Deyimler

Gayriresmî bir motivasyon sözü olarak Let's get it

Burada Let's get it, “Hadi başlayalım” ya da “Haydi, yapalım” anlamına gelen gayriresmî bir motivasyon sözüdür. Get, belirli bir nesneyi almak anlamına gelmez; ifadenin tamamı enerji ve harekete geçmeye hazır olma duygusu taşır. Videonun bu bölümünün sonunda yeni bilgi eklemek yerine son bir motivasyon sağlar.

Alıştırma

Let's get it! hangi durumda gayriresmî bir motivasyon sözü olarak en doğal kullanılır?

  1. Bir takım arkadaşı bunu maç başlamadan hemen önce söyler.
  2. Bir çalışan bunu resmî bir denetim raporunun kapanış cümlesi olarak kullanır.
  3. Bir öğretmen bunu bir dil bilgisi kaynağında get fiilini tanımlamak için kullanır.
Cevabı göster

Bir takım arkadaşı bunu maç başlamadan hemen önce söyler.

As always, Anlatım akışı

8:10

Her zaman olduğu gibi,

thank you, guys, Ton ve niyet

8:11

teşekkürler, çocuklar,

so much for watching

8:11

izlediğiniz için çok teşekkürler

Ton ve niyet

Video kapanışında thank you, guys, so much for watching

Bir videonun sonunda thank you, guys, so much for watching sıcak bir kapanış kalıbıdır. thank you minnettarlığı ifade eder, so much bu duyguyu güçlendirir ve for watching teşekkürün nedenini belirtir. Buradaki guys, izleyici kitlesine yönelik samimi bir hitaptır ve yalnızca erkek izleyicileri ifade etmez. Cümlenin tamamı, konuşmacının videoyu dostça ve kişisel bir tonla bitirmesini sağlar.

Alıştırma

Bu yaygın teşekkür kalıbını eksik edatla tamamlayın: Thank you, everyone, so much ____ joining us today.

Cevabı göster

for

and I'll see you in the next one. Kültür

8:13

ve bir sonrakinde görüşürüz.

Anlatım akışı

As always: alışılmış bir kapanış düzenine işaret etme

Cümlenin başındaki As always, ardından gelen her şeyi tanıdık ve tekrarlanan bir düzenin parçası olarak çerçeveler. “Önceki seferlerde olduğu gibi” anlamına gelir. Burada izleyicilere teşekkür etmenin ve vedalaşmanın içerik üreticisinin olağan kapanış adımları olduğunu gösterir. Böylece dinleyen kişi As always ifadesini ana mesaj olarak görmek yerine kapanış bölümüne geçildiğini anlar.

Alıştırma

Tekrarlanan bu kapanışı, “önceki seferlerde olduğu gibi” anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____, thank you for your help this week.

Cevabı göster

As always

Kültür

I'll see you in the next one: one bir sonraki video demektir

Bir YouTube videosunun sonunda I'll see you in the next one, “bir sonraki videoda görüşürüz” anlamına gelir. Bir seri bağlamında neyin kastedildiği açık olduğu için video adı söylenmez; one, bilinen ve sayılabilen tekil bir ögenin yerine geçer. I'll see you samimi bir kapanış ifadesidir; yüz yüze görüşüleceğine dair gerçek bir söz değildir. İzleyiciyi serinin bir sonraki içeriği için geri dönmeye davet eder.

Alıştırma

Bir videonun sonunda I'll see you in the next one. en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Konuşmacı sıradaki kişiye bakacak.
  2. Konuşmacı izleyiciyle hemen yüz yüze buluşacak.
  3. Konuşmacı, izleyicinin bir sonraki video veya bölüm için geri dönmesini bekliyor.
Cevabı göster

Konuşmacı, izleyicinin bir sonraki video veya bölüm için geri dönmesini bekliyor.

Bye.

8:16

Hoşça kalın.