Bilincinizi Başka Bir Bedene Aktarabilir misiniz?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Selfless'tan başlayan video, anıların başka bedene aktarılmasını sorguluyor; sinir ağları, konnektom ve optogenetiği tanıtıp zihin kopyasının ancak bir taklit olacağını savunuyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. By passing — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: bir süreci açıklarken sonucu doğuran yöntemi belirtmek için by ile -ing biçimini kullanın. 2. read people's minds — Deyimler ve mecazlı ifadeler: bunun sözcükleri okumak değil düşünceleri çıkarsamak olduğunu ve sinir verileriyle ilgili iddianın sınırlarını kavrayın. 3. On top of that, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: kurulmuş bir savı güçlendiren yeni bir gerekçe ekleyip açıklamayı düzenleyin.
Bu derste
hits theaters: sinemalarda gösterime girmek
Eğlence haberlerinde hits theaters, “sinemalarda gösterilmeye başlar” veya “vizyona girer” anlamına gelir. Buradaki hits, fiziksel olarak bir şeye vurma anlamında değil, bir olayın “gelmesi” anlamındadır. Geniş zamandaki hits, önceden planlanmış gelecekteki bir gösterimi anlatabilir; July 10th ise gösterim tarihini verir. İfade, filmin nerede ve ne zaman izlenebileceğini belirtir; filmin başarılı olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi “sinemalarda gösterime girmeye başlar” anlamındaki medya ifadesiyle tamamlayın: The new animated film ____ next Friday.
Cevabı göster
hits theaters
Sir Ben Kingsley transfers his consciousness to Ryan Reynolds' body
0:03Sir Ben Kingsley bilincini Ryan Reynolds'ın bedenine aktarıyor;
in an effort to: amacı bir girişim olarak sunmak
in an effort to + fiilin yalın hâli, bir eylemi motive eden hedefi açıklar. Burada bilinç aktarımını, sonsuza dek hayatta kalma ve ölümsüz olma hedefiyle ilişkilendirir. İfade, eylemi bilinçli bir girişim olarak sunar ve çoğu zaman hedefe ulaşmanın çaba gerektirdiğini veya sonucun belirsiz olduğunu ima eder. Başarılı bir sonucu değil, niyeti belirtir.
Alıştırma
Eylemi bir girişim olarak sunan resmî ifadeyi kullanın: The hospital extended clinic hours ____ shorten waiting times.
Cevabı göster
in an effort to
shedding: bilinç aktarımının hayalî adı
Bu cümlede shedding, bir kişinin bilincinin başka bir bedene aktarıldığı sürece film tarafından verilen hayalî addır. called shedding ifadesi, hikâyenin kendi bilim kurgu kavramı için bir ad tanımladığını gösterir. Burada shedding kelimesinin bir hayvanın tüy ya da deri dökmesi veya bir nesneden malzeme kopması gibi gündelik anlamı kullanılmamalıdır. Tanıdık bir kelime, kurgusal bir dünyada özel bir anlam kazanabilir; bu nedenle çevresindeki tanıma dikkat edilmelidir.
Alıştırma
Bu cümlede shedding ne anlama geliyor?
- Birinin paltosunu çıkarması
- Bir kişinin bilincini yeni bir bedene aktaran hayalî süreç
- Bir hayvanın doğal olarak tüy veya deri dökmesi
Cevabı göster
Bir kişinin bilincini yeni bir bedene aktaran hayalî süreç
who wouldn't want more time to accomplish their dreams and goals Anlatım akışı
0:14hayallerini ve hedeflerini gerçekleştirmek için daha fazla zamanı kim istemez ki,
who wouldn't want: ortak bir isteği varsayan retorik soru
Who wouldn't want ...? biçim olarak olumsuz bir bilgi sorusudur, ancak burada retorik soru işlevi görür. Konuşan kişi bu avantajı neredeyse herkesin isteyeceğini varsaydığı için insanlardan oluşan gerçek bir liste beklemez. Bu yapı, ardından gelen düşünceyi açık ve yaygın olarak paylaşılan bir istek şeklinde sunar. Konuşmacının bir seçeneği açıklamaktan onun çekiciliğini vurgulamaya geçmesine ve dinleyiciyi aynı fikirde olmaya davet etmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Bir arkadaş 'Who wouldn't want an extra day off?' diyor. Büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- Arkadaş, bir gün tatil istemeyen kişilerin adlarına ihtiyaç duyuyor.
- Neredeyse herkes fazladan bir gün tatil ister.
- Hiç kimse fazladan bir gün tatil yapmamalı.
Cevabı göster
Neredeyse herkes fazladan bir gün tatil ister.
Bir isimden sonra kullanılan of your choice
Of your choice bir isimden sonra gelir ve o şeyi özgürce seçebileceğiniz anlamına gelir. Bu cümlede a younger body ifadesini niteler: hayal edilen kişi, hangi genç bedeni alacağını seçebilir. “İsim + of your choice” yapısı, seçim hakkı sunmanın kısa bir yoludur: a color of your choice, a seat of your choice veya a day of your choice.
Alıştırma
Kafe teklifini, müşterinin seçebileceği anlamına gelen üç kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: You can add one syrup ____.
Cevabı göster
of your choice
But is ... actually plausible? ile gerçekçilik sorgulamasına geçiş
But, az önce sunulan çekici olasılıkla bir karşıtlık kurar. Soru, konuşmanın görevini değiştirir: yararları hayal etmeye devam etmek yerine dinleyiciden iddiayı değerlendirmesini ister. Actually bu sorgulamayı daha belirgin hâle getirir; plausible ise fikrin gerçek hayatta inandırıcı veya uygulanabilir olup olmadığını sorar. Başka durumlarda da kullanılabilecek akış şudur: çekici bir fikir sunun, ardından eleştirel analize geçmek için But is ... actually plausible? yapısını kullanın.
Alıştırma
Bir konuşmacı az önce okyanusun altında şehir kurma planını anlattı. Hangi cümle heyecan verici fikirden gerçekçilik sorgulamasına en iyi geçişi yapar?
- But living there is my favorite idea.
- And living there would be very colorful.
- But is living there actually plausible?
Cevabı göster
But is living there actually plausible?
we need to understand how memories are stored.
0:28anıların nasıl depolandığını anlamamız gerekiyor.
First, we need to understand ...: bir ön koşul oluşturmak
First bir söylem düzenleyicisidir: Dinleyicilere, konuşmacının açıklamayı anlamak için gereken temelden başladığını gösterir. Yalnızca bir şeyin ne zaman olduğunu belirtmek yerine akıl yürütmenin sırasını düzenler. we need to understand yan cümlesi, how memories are stored bilgisini daha sonra gelecek içerik için bir ön koşul olarak sunar. First ilk adımı tanıtabilir, ancak konuşmacının daha sonra açıkça Second diyeceğini garanti etmez.
Alıştırma
First, we need to understand özgün cümlede hangi işlevi görüyor?
- Daha sonraki açıklamadan önce gerekli bir ön koşul belirler.
- Sonraki cümlenin kesinlikle Second ile başlayacağını garanti eder.
- Konuşmacının konuyu daha önceki bir zamanda anladığını söyler.
Cevabı göster
Daha sonraki açıklamadan önce gerekli bir ön koşul belirler.
Your brain is a 3-lb lump of fatty tissue Dilbilgisi
0:30Beyniniz, yaklaşık 1,4 kilogram ağırlığında bir yağ dokusu kütlesidir
a 3-lb lump: isimden önce ölçü birimini tekil kullanmak
a 3-lb lump ifadesinde 3-lb, lump isminden önce gelen birleşik bir niteleyicidir. Sayı ve birimden oluşan bu yapıda lb'nin temsil ettiği birim tekil kalır: three-pound diye okunur, three-pounds diye değil. Ölçü bağımsız olarak belirtildiğinde, İngilizcede birden büyük bir sayıdan sonra birim sözcüğünün normal çoğul biçimi kullanılır: The lump weighs three pounds. Ancak yazılı birim simgesi lb'nin kendisine genellikle s eklenmez.
Alıştırma
Kursun altı hafta sürdüğünü belirten sayı-birim niteleyicisiyle cümleyi tamamlayın: She enrolled in a ____ course.
Cevabı göster
six-week
that contains about 86 billion brain cells called neurons. Dilbilgisi
0:32ve nöron adı verilen yaklaşık 86 milyar beyin hücresi içerir.
cells called neurons: adlandırma için kısaltılmış ilgi cümleciği
cells called neurons ifadesinde called neurons, hücrelere verilen adı belirtir. Buradaki called, “telefonla aranan” değil, “adı verilen” anlamındadır. İsim + called + ad kalıbı, “o adla anılan bir varlık” anlamına gelir; burada neurons adı verilen beyin hücrelerini belirtir. Dil bilgisi açısından called, kısaltılmış bir ilgi cümleciğindeki geçmiş zaman ortacıdır: cells called neurons, cells that are called neurons ifadesinin daha kısa biçimidir. Bu kısa yapı tanım ve betimlemelerde yaygındır.
Alıştırma
Hayvanların adını belirtmek için isim + called + ad yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The aquarium contains tiny animals called krill.
- The aquarium contains tiny animals calling krill.
- The aquarium contains tiny animals call krill.
Cevabı göster
The aquarium contains tiny animals called krill.
By passing electricity or chemicals between them, Dilbilgisi
0:36Aralarında elektrik akımı ya da kimyasal maddeler aktararak,
By passing: by + -ing ile yöntem belirtme
By passing, ana cümledeki sonucu mümkün kılan yöntemi belirtir. by + fiil-ing kalıbı “Nasıl?” sorusuna cevap verir: nöronlar, aralarında elektrik veya kimyasal maddeler aktararak sinyal gönderebilir. passing eyleminin örtük yapanı, ana cümlenin öznesi olan neurons sözcüğüdür. Aynı kalıp bir süreci açıkça anlatabilir: biri veya bir şey X yaparak Y sonucuna ulaşır.
Alıştırma
Cümleyi by ve reduce fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ the screen brightness, you can save battery power.
Cevabı göster
By reducing
Most neuroscientists believe memory is stored as a network of neurons
0:41Çoğu sinirbilimci, anıların bir nöron ağı içinde depolandığına inanıyor;
that form links with each other and all fire at the same time. Kelime
0:45bu nöronlar birbiriyle bağlantı kuruyor ve aynı anda etkinleşiyor.
fire: nöronların elektriksel olarak etkinleşmesi
Sinirbilimde fire, “elektriksel bir impuls üretmek” veya “elektriksel olarak etkinleşmek” anlamına gelir. Özne neurons olduğu için burada bu teknik anlam seçilir: yanan bir şey yoktur ve nöronlar fiziksel nesneler fırlatmaz. Burada all fire at the same time, bağlantılı nöronların aynı anda etkinleşmesi anlamına gelir. Bu kullanım, nöronların ve sinir devrelerinin nasıl çalıştığını açıklayan metinlerde yaygındır.
Alıştırma
“During the test, several neurons fire together,” cümlesinde “fire” ne anlama gelir?
- Fiziksel nesneler fırlatırlar.
- Yanmaya başlarlar.
- Elektrik sinyalleri üretirler.
Cevabı göster
Elektrik sinyalleri üretirler.
Each time + yan cümlecik: her tekrarlandığında
Each time bir zaman yan cümleciği başlatır. Each time a memory is recalled, “bir anı her hatırlandığında” veya “anının hatırlandığı her seferde” anlamına gelir. Yan cümlecikteki olayın her tekrarını ana cümlede gerçekleşen sonuçla ilişkilendirir. Yeniden kullanılabilen kalıp Each time + özne + fiil, ana cümle şeklindedir. Burada time, Each time bağlayıcısının bir parçasıdır; bir zaman süresini belirten isim değildir.
Alıştırma
Cümleyi “Each” ile başlayan iki sözcüklü zaman bağlayıcısıyla tamamlayın: “____ the alarm rings, the dog runs to the door.”
Cevabı göster
Each time
scientists have shown that if you stimulate certain parts of the brain with electricity,
0:52bilim insanları, beynin belirli bölgelerini elektrikle uyarırsanız
you can cause an individual to recall certain memories, Dilbilgisi
0:56bir kişinin belirli anıları hatırlamasını sağlayabileceğinizi gösterdi;
cause an individual to recall: cause + nesne + to'lu mastar
cause + nesne + to'lu mastar kalıbı, bir olayın nesneyi ilgilendiren bir sonuç doğurduğunu anlatır. Bu cümlede elektriksel uyarım neden, an individual nesne, to recall certain memories ise ortaya çıkan eylemdir. cause sonrasında sonuç to + fiilin yalın biçimiyle ifade edilir; dolayısıyla yapı cause someone to recall şeklindedir. Bu kalıp cause something to change veya cause someone to react biçiminde de aktarılabilir.
Alıştırma
Cümleyi caused sonrasında recall sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: The treatment caused the patient ____ an old memory.
Cevabı göster
to recall
we could simply track which neurons are activated when you're thinking about it. Dilbilgisi
1:03onu düşünürken hangi nöronların etkinleştiğini izlememiz yeterli olabilir.
teknoloji metaforu olarak download a memory
Bu cümlede download, bilişim alanından alınmış kavramsal bir metafordur. Anı, sinirsel etkinlik içinde belirlenip beyinden okunabilecek bir veriymiş gibi ele alınır. Bu ifade, varsayımsal bir süreci hayal etmeyi kolaylaştırır; ancak tek başına eksiksiz bir anının dijital dosya gibi kopyalanabileceğini kanıtlamaz. Teknoloji alanındaki fiiller zihinsel süreçlere uygulandığında, bilgisayar modelinin hangi kısmının kastedildiğini çevredeki açıklamadan çıkarmak gerekir.
Alıştırma
Cümlede download a memory neyi çağrıştırıyor?
- Kişinin anıyı hemen unutmasını sağlamak.
- İnternetten sıradan bir bilgisayar dosyası almak.
- Bir anıyı beyinden okunabilecek bilgi olarak ele almak.
- Anıların birebir dijital dosyalar olduğunu kanıtlamak.
Cevabı göster
Bir anıyı beyinden okunabilecek bilgi olarak ele almak.
track which neurons are activated: gömülü which yan tümcesinin sözcük dizilişi
Burada which neurons are activated, bir bütün olarak track fiilinin nesnesi olan gömülü bir soru yan tümcesidir. Bağımsız bir soru sormak değil, “hangi nöronların etkinleştiğini belirlemek veya izlemek” anlamına gelir. Gömülü sorunun içinde yan tümce sözcük dizilişi kullanılır: which neurons are activated. Yapı which are neurons activated biçiminde ters çevrilmez. Bu kalıp find out, determine, observe ve track gibi fiillerle de kullanılabilir: fiil + which + isim + yan tümce.
Alıştırma
Gömülü soruyu tamamlamak için which, sensors, are ve activated sözcüklerini birer kez kullanın: The software can track ____ during the test.
Cevabı göster
which sensors are activated
by using computers to match these patterns of firing neurons with real images or scenes,
1:11Bilgisayarlarla bu nöron etkinleşme örüntülerini gerçek görüntü veya sahnelerle eşleştirerek,
we can already read people's minds to a limited degree. Notlar
1:15insanların zihinlerini şimdiden sınırlı ölçüde okuyabiliyoruz.
read people's minds: mecazi anlam
Bu cümlede read people's minds mecazidir: kanıtlardan yola çıkarak insanların ne düşündüğünü çıkarsamak anlamına gelir. Buradaki read, yazılı sözcükleri okumak anlamında değildir. Bu ifade çoğu zaman düşüncelere doğrudan veya alışılmadık derecede doğru erişim izlenimi verir. to a limited degree sınırlaması çok önemlidir: iddiayı daraltır; konuşmacı tam telepatiyi değil, sinirsel örüntülerden kısmi çıkarım yapmayı kasteder.
Alıştırma
“The app can read your mind to a limited degree,” cümlesinde read your mind büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Yazdığınız sözcükleri okumak
- Hiçbir sınır olmadan tüm düşüncelerinizi bilmek
- Mevcut kanıtlardan düşüncelerinizin bir kısmını çıkarsamak
Cevabı göster
Mevcut kanıtlardan düşüncelerinizin bir kısmını çıkarsamak
to a limited degree: ihtiyatlı bir kapsam sınırlayıcısı
To a limited degree, bir iddianın kapsamını sınırlayan bir ifadedir. Önceki iddianın doğru olduğunu, ancak yalnızca kısmen veya belirli sınırlar içinde geçerli olduğunu belirtir. Burada insanların zihinlerini okuyabildiğimiz iddiasını daraltır: bu yetenek eksiksiz veya her bakımdan güvenilir değildir. Bir cümlenin sonunda kullanılan to a limited degree, tüm iddianın ne ölçüde geçerli olduğunu sınırlar. Buradaki degree, akademik bir dereceyi değil, “ölçü” veya “derece” kavramını ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi “yalnızca kısmen” anlamına gelen dört sözcüklü hedef kapsam sınırlayıcısıyla tamamlayın: The new method improves accuracy ____.
Cevabı göster
to a limited degree
Many scientists believe it should one day be possible Dilbilgisi
1:18Birçok bilim insanı, bir gün şunun mümkün olacağına inanıyor:
to create a kind of map of all the neurons in the brain
1:20beyindeki tüm nöronların bir tür haritasını çıkarmak
should one day be possible: geleceğe ilişkin ihtiyatlı bir beklenti
it should one day be possible yapısında should, görev veya zorunluluk değil, bir değerlendirmeye dayanan beklenti ifade eder. Konuşmacı, eylemin büyük olasılıkla uygulanabilir hâle geleceğini öngörür. one day, beklenen bu uygulanabilirliği gelecekteki belirsiz bir zamana yerleştirir. Kişisiz it should be possible to + fiil yapısı, insanların sonunda neler yapabileceğine ilişkin ihtiyatlı tahminlerde bulunmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Örnekteki should one day be possible ne anlama geliyor?
- Bilim insanlarının gelecekte bir zamanda haritayı oluşturma görevi var.
- Bilim insanları, haritayı oluşturmanın gelecekte büyük olasılıkla mümkün hâle geleceğini düşünüyor.
- Haritayı oluşturmak şu anda zaten tamamen mümkün.
Cevabı göster
Bilim insanları, haritayı oluşturmanın gelecekte büyük olasılıkla mümkün hâle geleceğini düşünüyor.
connectome: beynin bağlantılarını gösteren harita
Bu cümlede connectome, bir beynin veya sinir sisteminin sinirsel bağlantılarını kapsamlı biçimde gösteren bir haritadır. Terim, hangi nöronların ya da beyin bölgelerinin birbirine bağlandığına ve bu bağlantıların nasıl düzenlendiğine odaklanır. Sözcük genome örnek alınarak oluşturulmuştur ve bir bütün olarak ele alınan ağı ifade eder. Connectome tek bir nöron değildir; bağlantı haritası da kendiliğinden çalışan bir beyin veya bilinç kopyası anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnekte, beynin sinirsel bağlantı ağını gösteren haritaya ne denirdi?
- A connectome
- Bir bilinç kopyası
- Tek bir nöron
- Bir genom
Cevabı göster
A connectome
Both the United States and the European Union
1:27Hem Amerika Birleşik Devletleri hem de Avrupa Birliği
have launched major research programs with this goal specifically in mind, Kalıp ifadeler
1:29özellikle bu hedefe yönelik büyük araştırma programları başlattı;
launch major research programs: düzenli girişimleri resmen başlatmak
Launched major research programs ifadesinde launch, düzenli ve örgütlü bir girişimi resmen başlatmak anlamına gelir. Research programs nesnesi, sözcüğün kurumsal anlamını seçer; fiziksel olarak havaya gönderilen bir şey veya açılan bir yazılım yoktur. İfade, programları planlama aşamasından etkin uygulama aşamasına geçiyor olarak sunar. Major, launch sözcüğünün anlamını değil, programların ölçeğini veya önemini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadedeki «resmen başlattı» anlamına gelen fiille tamamlayın: After two years of planning, the university ____ a major research program last spring.
Cevabı göster
launched
with this goal specifically in mind: özellikle bu hedefi göz önünde bulundurarak
Bu cümlede with this goal specifically in mind, araştırma programları başlatılırken tüm nöronları ve aralarındaki bağlantıları haritalama hedefinin açıkça dikkate alındığını belirtir. Specifically, bunun yalnızca genel bir ilgi değil, açıkça belirlenmiş bir hedef olduğunu vurgular. Aktarılabilir kalıp with + isim öbeği + in mind şeklindedir. Bir hedefi, hedef kitleyi veya kısıtlamayı karar ya da tasarıma yön veren bir etken olarak sunar; in mind mecazidir ve fiziksel bir konumu belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi with ... in mind kalıbıyla tamamlayın: The museum redesigned the entrance ____ wheelchair users ____.
Cevabı göster
with · in mind
will likely + fiilin yalın hâli: olası gelecek tahmini
Will likely take, sürenin kesin bir gerçek değil, olası bir gelecek sonucu olduğunu belirtir. Bu cümlede konuşan kişi görevin onlarca yıl sürmesini bekler, ancak farklı bir sonuç ihtimalini de açık bırakır. Yapı özne + will + likely + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada likely bir zarftır; kip belirten will sözcüğünden sonra ve take fiilinden önce gelir. Araya herhangi bir be biçimi girmez.
Alıştırma
Tahmini will probably anlamına gelen iki sözcüklü yapıyla tamamlayın: Based on current estimates, the repairs ____ take three weeks.
Cevabı göster
will likely
scientists should be able to build a computer model of the connectome, Dilbilgisi
1:38bilim insanları konnektomun bir bilgisayar modelini oluşturabilecek,
that would be able to send signals between neurons through artificial synapses.
1:43bu model, yapay sinapslar üzerinden nöronlar arasında sinyal gönderebilecek.
once it's done: tamamlanma sonraki adımı mümkün kılar
Once bir zaman yan cümlesi başlatır. once it's done ifadesinde “tamamlanır tamamlanmaz” veya “tamamlandıktan sonra” anlamına gelir; “bir kez” anlamında değildir. Done, görevin tamamlanmış durumunu anlatır. once yan cümlesi, tamamlanmayı sonraki sonucu mümkün kılan nokta olarak gösterir. Konnektom haritalama işi bittikten sonra bilim insanlarının modeli kurmak için gerekli temele sahip olması beklenir. Bu yapı, bir aşamanın önceki bir aşamaya bağlı olduğunu göstermeye yarar.
Alıştırma
“Tamamlandıktan sonra” anlamına gelen, dersteki üç sözcüklü ifadeyle boşluğu doldurun: The repair must be completed first. ____, we can restart the machine.
Cevabı göster
Once it's done
should be able to: yükümlülük değil, beklenen yeterlilik
Should be able to, tahmin bildiren should ile yeterlilik bildiren be able to yapısını birleştirir. Burada, önceki çalışma beklendiği gibi tamamlanırsa bilim insanlarının modeli oluşturabilecek yeterliliğe sahip olmasının muhtemel olduğu anlamına gelir. Bu ifade, bilim insanlarına ne yapmaları gerektiğini söylemez. Gelecekteki bir yeterlilik hakkında gerekçeli fakat kesin olmayan bir tahmin yapar; kabaca “yapabilecek durumda olmaları bekleniyor” demektir.
Alıştırma
Güncelleme neredeyse tamamlandı. Mevcut ilerlemeye göre hangi cümle gelecekteki yeterlilik hakkında güvenli fakat kesin olmayan bir tahmini en iyi ifade eder?
- We should be able to test the app tomorrow.
- We will be able to test the app tomorrow.
- We can test the app tomorrow.
- We should test the app tomorrow.
Cevabı göster
We should be able to test the app tomorrow.
paralel bir soru olarak what about uploading?
Burada what about uploading?, tartışmaya buna karşılık gelen paralel bir soru getirir. Konuşmacı anıların indirilip indirilemeyeceğini ele aldıktan sonra karşıt sürece geçer ve yüklemenin de mümkün olup olmadığını sorar. Daha genel olarak What about + isim veya -ing biçimi, henüz ele alınmamış başka bir yönü, durumu ya da kaygıyı ekleyerek tartışmayı ilerletebilir.
Alıştırma
“We have discussed the cost. What about the time it will take?” cümlesinde What about neyi gündeme getirir?
- Proje hakkında konuşmayı bırakma önerisi
- Zamanın önemli olmadığı iddiası
- Tartışmaya dâhil edilmesi gereken başka bir mesele
Cevabı göster
Tartışmaya dâhil edilmesi gereken başka bir mesele
thanks to a technique called optogenetics. Notlar
1:51“optogenetik” adı verilen bir teknik sayesinde.
devam eden bir değişim olarak becoming a reality
Becoming a reality, bir fikir veya olasılığın gerçekten var olan ya da gerçekleşen bir şeye doğru ilerlemesi demektir. Bu cümlede teknoloji, yalnızca bir fikir olma aşamasını geçmektedir. -ing biçimindeki becoming, devam eden bir değişimi gösterir; bu nedenle ifade tek başına teknolojinin tamamen geliştirilmiş olduğunu söylemez. Become a reality; planlar, umutlar, tahminler ve yeni teknolojiler için yaygın bir sözcük birlikteliğidir.
Alıştırma
Hangi cümle değişimin devam ettiğini ancak henüz tamamlanmamış olabileceğini söyler?
- The plan will remain only an idea.
- The plan is becoming a reality.
- The plan is a reality.
Cevabı göster
The plan is becoming a reality.
thanks to: yararlı bir nedeni tanıtmak
Bu cümlede thanks to, bir sonucu mümkün kılan etkeni tanıtır: optogenetik adı verilen teknik, fikrin gerçeğe dönüşmesine yardımcı olmaktadır. İfade, because of veya as a result of anlamında bir neden bağlantısı kurar; birine teşekkür etme eylemini anlatmaz. Thanks to çoğu zaman nedeni yararlı veya olumlu bir etken olarak sunar. Ancak olgusal bir açıklamada oldukça tarafsız olabilir ve yalnızca sonuçtan sorumlu kişiye, araca, koşula ya da gelişmeye pay verir.
Alıştırma
Konuşan kişi sonucu yararlı bir nedene bağlamak istediğinde cümleyi en iyi tamamlayan ifadeyi seçin: The clinic can now reach remote patients ___ a reliable internet connection.
- thanks to
- apart from
- in spite of
Cevabı göster
thanks to
optogenetics: genetik olarak değiştirilmiş hücreleri ışıkla kontrol etmek
Optogenetik, ışığa tepki verecek şekilde genetik olarak değiştirilmiş hücrelerin faaliyetini ışıkla kontrol eden bilimsel bir tekniktir. Özellikle sinirbilimde yaygındır; araştırmacılar seçilen nöronları hassas bir zamanlamayla etkinleştirebilir veya susturabilir. Burada called optogenetics, daha önce sözü edilen olasılığı gerçeğe yaklaştırdığı belirtilen tekniğe ad verir. Sözcük kontrol yöntemini tanımlar; tek başına, eksiksiz bir anının beyne yazılabileceğini iddia etmez.
Alıştırma
Hangi açıklama optogenetics terimine en uygun tanımdır?
- Eksiksiz bir anıyı beyne kopyalayan bir süreç
- Genetik olarak değiştirilmiş hücreleri ışıkla kontrol eden bir yöntem
- Işığa maruz kalan her hücrenin fotoğrafını çeken bir tarama
Cevabı göster
Genetik olarak değiştirilmiş hücreleri ışıkla kontrol eden bir yöntem
injecting specific neurons with DNA: inject A with B kalıbı
Burada injecting specific neurons with DNA from algae, inject A with B kalıbını kullanır. A, bir şeyi alan hedeftir: specific neurons. B ise bu hedefe yerleştirilen maddedir: DNA from algae. Bu kalıbı başka durumlarda kullanırken alıcıyı doğrudan inject fiilinden sonra, maddeyi ise with sözcüğünden sonra yerleştirin. Bu sırayı korumak, enjekte edilen şey ile onu alan hedefin yerlerini karıştırmayı önler.
Alıştırma
Atın ilacı aldığını anlatmak için cümleyi the horse ve medicine ifadeleriyle tamamlayın: The vet injected ____ with ____.
Cevabı göster
the horse · medicine
that causes them to produce a light-sensitive protein
1:57Bu DNA, nöronların ışığa duyarlı bir protein üretmesini sağlar
involves injecting: involve + -ing kalıbı
Bu cümlede involves injecting, enjeksiyon yapmanın optogenetik sürecine dâhil olan işlemlerden biri olduğunu belirtir. -ing biçimindeki injecting, sürecin içerdiği veya gerektirdiği bir eylemi adlandırır. Bir görev, yöntem veya durumun neler içerdiğini anlatmak için involve + isim ya da involve + -ing kullanılır. “Enjekte etme adımını içermek” anlamında involve to inject kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi check fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The process involves ____ every label.
Cevabı göster
checking
is shone: shine fiilinin edilgen biçimi
Is shone, shine fiilinin “ışığı bir şeye doğru veya bir şeyin içine yöneltmek” anlamındaki edilgen biçimidir. Yapı be + geçmiş zaman ortacıdır: is, şimdiki/geniş zamandaki edilgen yapıyı belirtir; shone ise shine fiilinin düzensiz geçmiş zaman ortacıdır. Light yöneltilen öğedir; ışığı yönelten kişi veya cihaz belirtilmez. Bu edilgen yapı, bilimsel süreçte odağı deneyi yapandan çok ışığa ne yapıldığına verir. Etken biçimde özne eylemi yapan olurdu: Scientists shine light into the brain.
Alıştırma
Cümleyi shine fiilinin şimdiki/geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: “During the test, a narrow beam of light ____ onto the sensor.”
Cevabı göster
is shone
scientists can artificially activate groups of neurons
2:07bilim insanları nöron gruplarını yapay olarak etkinleştirebilir:
In this way, yöntem ile sonucu bağlayan bir ifade olarak
Cümlenin başındaki In this way, hemen önce açıklanan yönteme gönderme yapar. “Az önce açıklanan yöntemi kullanarak” anlamına geldiği için tüm işlemi yeniden anlatmaya gerek kalmaz. Burada way fiziksel bir yol veya yön değil, yöntem demektir. Bu ifade, yeni yan cümleyi o yöntemin doğurduğu bir sonuç veya sağladığı bir imkân olarak sunar: yöntem, yapay etkinleştirmeyi mümkün kılar. Bilgiyi düzenleyen bir bağlayıcıdır ve virgül onu ana cümleden ayırır.
Alıştırma
Sonuç cümlesini, dersteki “az önce anlatılanı yaparak” anlamına gelen bağlayıcıyla tamamlayın: “Label each storage box before moving. ____, you can find everything quickly in the new house.”
Cevabı göster
In this way
associated with particular memories: belirli anılarla ilişkili
Burada associated with, “bağlantılı veya ilişkili olmak” anlamına gelir. Nöron gruplarıyla belirli anılar arasında bir ilişki bulunduğunu söyler; ancak tek başına nöronların bu anılara neden olduğunu belirtmez. Dil bilgisi açısından associated with particular memories, groups of neurons ifadesinden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Hangi grupların kastedildiğini belirler ve groups of neurons that are associated with particular memories yapısına benzer bir işlev görür.
Alıştırma
Cümleyi “mutlaka nedeni olmadan bağlantılı olmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: In the study, late-night screen use was ____ poorer sleep.
Cevabı göster
associated with
and make you think that a scenario like that found in Selfless Dilbilgisi
2:13ve Selfless'ta görülene benzer bir senaryonun
make you think that: make + nesne + fiilin yalın hâli
make you think that yapısında make, “birinin bir şeyi yapmasına neden olmak” anlamındadır ve bir bilginin ya da deneyimin kişinin yargısı üzerindeki etkisini anlatır. Bu cümlede korkutucu görünen bilgiler, dinleyicinin belirli bir düşünceye varmasına yol açabilir. Kalıp make + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir: make you think. Ardından think, düşüncenin içeriğini veren that yan cümlesini alır. Bu etken yapıda make sonrasında to think değil, think kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi make sonrasında think fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The evidence may make you ____ that the original claim was wrong.
Cevabı göster
think
that found in Selfless: isim yerine kullanım ve kısaltılmış ilgi cümlesi
a scenario like that found in Selfless ifadesinde that, daha önce geçen tekil bir şeyin, yani a scenario ifadesinin yerini tutar. Bu nedenle ifade a scenario like the one found in Selfless anlamına gelir. Buradaki that yeni bir yan cümle başlatmaz; bir ad öbeğinin yerine geçer. found in Selfless, that sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortaçlı bir yapıdır. which is found in Selfless ifadesinin kısaltılmış hâlidir. “İsim + like that + geçmiş zaman ortacı” biçimindeki bu sıkı yapı, özenli veya resmî betimlemelerde özellikle yaygındır.
Alıştırma
Altyazıdaki like that found in Selfless ifadesinde that sözcüğünün dil bilgisel görevi nedir?
- Fiziksel olarak uzaktaki bir senaryoyu gösterir.
- scenario sözcüğünün yerini tutar ve found in Selfless onu niteler.
- Ana fiili found olan bir cümle başlatır.
Cevabı göster
scenario sözcüğünün yerini tutar ve found in Selfless onu niteler.
can't be far off: bir şeyin yakın olduğunu öngörmek
Bu cümlede can't be far off, hayal edilen senaryonun gelecekte muhtemelen çok uzakta olmadığını anlatır. Uzaklık dili mecazi biçimde kullanılır: far off, zamanda uzak olmayı veya gerçeğe dönüşmekten uzak olmayı ifade eder; mutlaka mekânsal uzaklık anlamına gelmez. Olumsuz can't be yapısı, konuşanın bildiklerine dayanan güçlü bir çıkarımı, yani bunun çok uzakta olmasının pek olası olmadığını anlatır. Kesin bir tarih vermeden yakınlığı öngörür.
Alıştırma
Cümleyi “muhtemelen yakında gerçekleşecek” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The announcement ____; the reporters are already gathering.
Cevabı göster
can't be far off
too complex to copy: kopyalanamayacak kadar karmaşık
too + adjective + to-infinitive kalıbı, bir özelliğin sonraki eylemi engelleyecek veya uygulanamaz hâle getirecek kadar yüksek bir dereceye ulaştığını anlatır. Burada beynin karmaşıklığı yalnızca yüksek bir karmaşıklık düzeyi olarak değil, onu kopyalamanın önündeki bir engel olarak sunulur. copy fiilinin örtük nesnesi beyin veya beynin işleyişidir. Eylemi yapamayan kişi ya da sistemi belirtmek için for eklenebilir: too complex for current technology to copy.
Alıştırma
Valiz 40 kilo ve onu kaldıramıyorsunuz. Cümleyi too ... to kalıbıyla tamamlayın: The suitcase is ____ for you to lift.
Cevabı göster
too heavy
than the number of stars in the Milky Way Galaxy.
2:27Samanyolu Galaksisi'ndeki yıldızların sayısından.
a thousand times bigger than: katlı karşılaştırma
multiplier + times + comparative adjective + than yapısı, bir miktarın ya da ölçeğin diğerine göre büyüklüğünü karşılaştırır. Bu cümlede a thousand çarpan konumundadır, bigger karşılaştırma sıfatıdır ve than referans miktarı getirir. Günlük konuşmada a thousand times bigger than genellikle toplam ölçeğin veya miktarın referansın yaklaşık bin katı olduğunu anlatmak için kullanılır. Bazı okuyucular bigger than ifadesini başlangıç değerinin üzerine eklenen artış olarak yorumladığı için resmî sayısal yazılarda kesin oran daha açık belirtilmelidir.
Alıştırma
big sözcüğünü multiplier + times + comparative + than yapısında kullanın. Gayriresmî bir karşılaştırmada yeni bir ekranın alanı eskisinin yaklaşık dört katı olarak anlatılıyor: The new display is ____ the old one.
Cevabı göster
four times bigger than
Ekleme bağlacı olarak “On top of that”
“On top of that”, daha önce verilen bilgiye yeni bir nokta ekler ve bunu aynı genel fikri destekleyen ek bir gerekçe olarak sunar. Burada anlatım bir zorluktan diğerine geçer. Açıklamayı üst üste eklenen noktalar biçiminde düzenler; fiziksel bir konumu anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede “On top of that” ne işe yarıyor?
- Beynin nerede bulunduğunu gösterir.
- Önceki cümlenin yol açtığı bir sonucu belirtir.
- Açıklamayı güçlendiren başka bir gerçek ekler.
Cevabı göster
Açıklamayı güçlendiren başka bir gerçek ekler.
“remodeling itself” ifadesinin mecazi anlamı
Remodel genellikle bir binanın yapısını değiştirmek anlamına gelir. Özne beyin olduğunda “remodeling itself” mecazi anlamdadır: beynin yapısı ve bağlantı ağı yavaş yavaş değişmektedir. is constantly ile birlikte kullanılan -ing biçimi, bunu devam eden bir süreç olarak sunar; itself ise your brain ifadesine gönderme yapar. Ardından gelen creating new connections ve letting old ones expire eylemleri bu yeniden şekillenmenin neleri içerdiğini gösterir. Beynin bilinçli olarak kendini yenilediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi remodel fiilinin doğru biçimi ve dönüşlülük zamiriyle tamamlayın: “Even in adults, bone tissue keeps ____ as old tissue is replaced.”
Cevabı göster
remodeling itself
creating new connections and letting old ones expire: paralel -ing öbekleri
Creating new connections ve letting old ones expire, remodeling eyleminin neleri içerdiğini açıklayan, and ile bağlanmış iki paralel -ing öbeğidir. İkisinin de örtük öznesi your brain ifadesidir ve and, iki süreci dil bilgisi bakımından paralel hâle getirir. Burada ones, connections sözcüğünün yerine geçer; expire ise eski bağlantıların giderek zayıflaması veya işlevini yitirmesi anlamındadır. Bu yapı, bir ana cümleden sonra eş zamanlı süreçleri ya da somut etkileri kısa bir liste hâlinde eklemeyi sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle, öznenin nasıl değiştiğini açıklamak için iki paralel -ing öbeği kullanır?
- Producing new flowers, the garden changes, and its old leaves fall.
- The garden changes through the year, producing new flowers and shedding old leaves.
- The garden changes through the year because it produces new flowers.
Cevabı göster
The garden changes through the year, producing new flowers and shedding old leaves.
a reflection of who you are: kimliği ortaya koyan bir metafor
A reflection of who you are, bir şeyin kimliğinizi, karakterinizi veya o anki durumunuzu ortaya koyduğu ya da yansıttığı anlamına gelir. Burada reflection mecazidir: beynin mevcut yapısı, bir yüzeyden yansıyan ışık ya da bir anı olarak değil, kişiyi görünür biçimde gösteren bir işaret olarak ele alınır. a reflection of + isim veya yan cümle kalıbı, gözlemlenebilir bir şeyi onun gösterdiği daha derin niteliklerle ilişkilendirir. who you are içindeki who, kişi olarak kimliğinizi ifade eden bir iç cümleyi başlatır.
Alıştırma
Örnekte a reflection of who you are ne anlama gelir?
- Yüzünüzün gerçek bir ayna görüntüsünü oluşturur.
- Uzun zaman önce yaptığınız bir şeyin anısıdır.
- O andaki kimliğinizi gösterir veya yansıtır.
Cevabı göster
O andaki kimliğinizi gösterir veya yansıtır.
took your entire lifetime to create: take + zaman + to do yapısı
something + take + bir süre + to do yapısında take, 'almak' ya da 'götürmek' değil, 'gerektirmek' anlamına gelir. Burada took your entire lifetime to create, mevcut durumun bir ömür boyunca yaşanan bütün deneyimlerle geliştiğini anlatır. Özne olan it, hem bu süreyi gerektiren şeyi gösterir hem de anlam bakımından create fiilinin söylenmeyen nesnesidir. İfade, aşamalı birikimi vurgular; kişinin sonucu bilinçli olarak tasarladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi take + zaman + to do yapısıyla tamamlayın: The cathedral ____ nearly two centuries ____ complete.
Cevabı göster
took · to
A copy of your mind would just be an imitation,
2:43Zihninizin bir kopyası yalnızca bir taklit olurdu,
and the second it started integrating new thoughts, Dilbilgisi
2:46ve yeni düşünceleri özümsemeye başladığı anda,
helps us appreciate how unique we truly are.
2:52aslında ne kadar eşsiz olduğumuzu anlamamızı sağlar.
'olur olmaz' anlamındaki the second
Burada the second, 'olur olmaz' veya 'tam ... olduğu anda' anlamına gelen bir zaman bağlayıcısıdır. Ardından bir yan cümle gelir: the second + özne + fiil. Bu ifade, yeni düşünceleri, anıları ve deneyimleri özümsemeye başlamayı başka biri hâline gelmenin anlık tetikleyicisi olarak sunar. Bu yapıda second, sıra bildiren 'ikinci' anlamını veya tam bir saniyelik süreyi belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümlede the second, 'olur olmaz' anlamında kullanılmıştır?
- The second the doors opened, the crowd moved forward.
- Give me a second to check the address.
- She finished the second chapter before lunch.
Cevabı göster
The second the doors opened, the crowd moved forward.
in a way: sonucu belirli bir bakış açısıyla yumuşatmak
In a way, “bir açıdan” veya “bir ölçüde” anlamına gelir. Burada, zihnin kopyalanmasıyla ilgili sorunun kendi eşsizliğimizi takdir etmemize yardımcı olduğu sonucunu sınırlar: Bu sonuç belirli bir yorum açısından doğrudur, mutlak bir gerçek olarak sunulmaz. Cümle zarfı olarak ardından gelen yan cümlenin tamamı hakkında yorum yapar. Bir değerlendirmeyi sınırlandırmak, ifadeyi daha temkinli hâle getirmek ve başka bakış açılarına yer bırakmak için kullanılır.
Alıştırma
“Bir açıdan” anlamına gelen bu dersteki üç sözcüklü ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: ____, the extra week was helpful because we found the design flaw.
Cevabı göster
In a way
increasingly sophisticated technology: artan karmaşıklık ve yetenek
Increasingly, “zaman geçtikçe giderek daha fazla” anlamına gelir ve derecenin sürekli arttığını gösterir. Sophisticated, teknoloji için kullanıldığında tasarımı son derece gelişmiş ve karmaşık, ayrıca ileri düzey işlevleri yerine getirebilen anlamındadır. Birlikte increasingly sophisticated technology, karmaşıklığı ve yetenekleri sürekli artan teknoloji demektir. Burada sophisticated teknik gelişimi değerlendirir; insanlar veya zevkler için kullanılabilen “modaya uygun, sosyal açıdan rafine ya da dünyayı tanıyan” anlamlarına gelmez.
Alıştırma
“Giderek daha gelişmiş ve karmaşık” anlamına gelen bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: Modern farms rely on ____ sensors to manage water use.
Cevabı göster
increasingly sophisticated
Geleceğin neler getireceğini kim bilebilir?
Who knows what the future may hold?, gelecekte ne olacağından kimsenin emin olamayacağını anlatan retorik bir sorudur. Genellikle gerçeklere dayalı bir cevap istemez. Burada hold mecaz anlamda kullanılır: gelecek, olayları, fırsatları veya sürprizleri içinde barındıran bir şey olarak düşünülür. Bu soru, çoğu zaman mevcut sınırlamalar kabul edildikten sonra, beklenmedik gelişmelere yer bırakarak bir tahmini sonlandırır.
Alıştırma
Dersin retorik sorusuyla cümleyi tamamlayın: Technology cannot solve this problem yet, but ____?
Cevabı göster
who knows what the future may hold
Perhaps a world like Selfless isn't too far away.
3:00Belki de Selfless'takine benzer bir dünya o kadar uzakta değildir.
and are excited to hear what you all think.
3:06ve hepinizin ne düşündüğünü duymak için sabırsızlanıyoruz.