NASA vs SpaceX - Fark Nedir?: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video: NASA ile SpaceX tarih, finansman, görevler, teknoloji ve gelecek rolleriyle karşılaştırılıyor. Başlıca İngilizce Öğrenme Noktaları: 1. To boldly go where no man has gone before — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Star Trek göndermesini tanıyın ve alıntının uzay keşfini bilinmeyene cesur bir yolculuk olarak sunuşunu anlayın. 2. five times larger than — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: boyut, hız, maliyet veya miktar farkını açık bir referansla anlatmak için katlı karşılaştırmayı kullanın. 3. rub shoulders with — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: sosyal anlamını öğrenin ve Voyager 2'nin Uranüs ile Neptün karşılaşmalarındaki mizahi kişileştirmeyi fark edin.
Bu derste
only three countries have launched a human into space.
0:06sadece üç ülke uzaya insan göndermiştir.
Bir Star Trek göndermesi olarak To boldly go where no man has gone before
Bu ifade, Star Trek’in ünlü açılış anlatımını bilinçli olarak çağrıştırır. Bilim kurgudaki keşif duygusunu gerçek uzay tarihiyle ilgili bir anlatıma taşıyarak görevin maceralı ve benzeri görülmemiş görünmesini sağlar. Bu göndermeyi fark etmek, ifadenin yalnızca bilinmeyen bir yere gitmenin düz anlamını taşımadığını gösterir. Ayrıca cümleye görkemli ve öncü bir ton verir.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan ifadenin başlıca etkisi nedir?
- İnsanlı uzay uçuşunun resmî hukuki tanımını verir.
- Konuşmacının bizzat uzaya gitmeyi planladığını söyler.
- Star Trek’i çağrıştırır ve gerçek uzay yolculuğuna maceralı, öncü bir ton verir.
Cevabı göster
Star Trek’i çağrıştırır ve gerçek uzay yolculuğuna maceralı, öncü bir ton verir.
No small feat: zor ve etkileyici bir başarı
No small feat, vurgu yapmak için olumsuzluk kullanan kalıplaşmış bir ifadedir. Başarının küçük olduğu düşüncesini reddeder; bu nedenle “çok zor veya etkileyici bir başarı” ya da kısaca “başarması hiç kolay olmayan bir iş” anlamına gelir. Yaygın yapıda başarı, be + no small feat ifadesinden önce gelir ve çoğu zaman bir isim öbeği ya da -ing yan cümlesiyle belirtilir. Bu dolaylı anlatım övgüyü sakin ve ölçülü, fakat yine de güçlü kılar.
Alıştırma
Cümleyi “zor ve etkileyici bir başarı” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Organizing the entire event in two days was ____.
Cevabı göster
no small feat
who orbited the Earth in the Vostok 1 spacecraft
0:11Vostok 1 uzay aracıyla Dünya'nın yörüngesinde dolanmıştır
Only weeks later the US launched their first human into space,
0:15Sadece haftalar sonra ABD uzaya ilk insanını fırlattı,
It wouldn't be until 2003 that China would launch its first man into Dilbilgisi
0:21Çin'in uzaya ilk insanını göndermesi 2003 yılını bulacaktı;
space when the Shenzhou 5 spacecraft successfully took astronaut Yang Liwei
0:24Shenzhou 5 uzay aracı astronot Yang Liwei'yi başarıyla taşıdığında
on a 21-hour mission to space and back.
0:28uzaya gidiş ve dönüş olarak 21 saatlik bir göreve çıkardı.
It wouldn't be until ... that ...: “ancak……yılında” kalıbı
It wouldn't be until 2003 that ... olayın ancak 2003'te, zaman çizelgesinin düşündürebileceğinden daha geç gerçekleştiğini anlatır. Baştaki It vurgulanan zamanı hazırlar, that ise gerçekleşen olayı tanıtır. Buradaki would, geçmişten bakıldığında geleceği gösterir: anlatıcı tarihte daha erken bir noktada durup Çin'in daha sonraki fırlatılışına bakar. İstek ya da koşul bildirmez.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak It wouldn't be until ... that ... kısaltmalı kalıbıyla tamamlayın: From the viewpoint of 1995, it ____ 2001 ____ the city opened its first subway line.
Cevabı göster
wouldn't be until · that
With revitalized space programs and private sector space aspirations,
0:31Yeniden canlanan uzay programları ve özel sektörün uzay hevesleriyle,
developments over the next two years might just make space great again. Kültür
0:34önümüzdeki iki yıl içindeki gelişmeler uzayı yeniden harika yapabilir.
make space great again ifadesindeki gönderme
Make space great again, özellikle Donald Trump'ın seçim kampanyalarıyla özdeşleşen Make America Great Again siyasi sloganının eğlenceli bir uyarlamasıdır. America yerine space kullanılır, ancak kolayca tanınan Make ... Great Again kalıbı korunur. Buradaki gönderme, kamu ve özel sektör etkinliklerinin yeniden canlanmasının uzay araştırmalarına heyecan ve ilerleme getirebileceği düşüncesine esprili, manşet benzeri bir ton katar. Bu bir uzay teknolojisi terimi değildir ve uzayın kendisinin eskiden gerçekten “harika” olduğunu ileri sürmez.
Alıştırma
Bu cümlede make space great again ifadesinin temel etkisi nedir?
- Uzaya yönelik ilginin yeniden artmasını anlatmak için tanınmış bir siyasi sloganı esprili biçimde uyarlar.
- Uzayın fiziksel durumunun geçmişe göre gerçekten iyileştiğini söyler.
- Bir uzay programını yeniden başlatmaya yönelik standart bir teknik terimdir.
Cevabı göster
Uzaya yönelik ilginin yeniden artmasını anlatmak için tanınmış bir siyasi sloganı esprili biçimde uyarlar.
new kid on the block: bir alana yeni katılan kişi veya kuruluş
Bu cümlede new kid on the block, bir alana kısa süre önce girmiş kişi, şirket veya grup anlamına gelir. SpaceX’i çocuk ya da komşu olarak değil, daha yeni bir katılımcı olarak tanımlar. Bu deyim çoğunlukla yeni bir rakibi köklü bir katılımcıyla karşılaştırır. Burada veteran space program ile karşıtlık kurar ve karşılaştırmayı deneyim düzeyine göre düzenler.
Alıştırma
Bu cümlede a new kid on the block ne anlama gelir?
- Alana liderlik eden deneyimli bir kuruluş
- Mahallede yaşayan bir çocuk
- Alana nispeten yeni giren bir katılımcı
Cevabı göster
Alana nispeten yeni giren bir katılımcı
so that you can be part of our notification squad.
0:46böylece bildirim ekibimizin bir parçası olabilirsiniz.
We'll start with a brief history of each program.
0:48Her programın kısa bir tarihiyle başlayacağız.
NASA or the National Aeronautics and Space Administration
0:50NASA, yani Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi
was created in 1958 when President Dwight D. Eisenhower signed
0:531958 yılında Başkan Dwight D. Eisenhower'ın imzalamasıyla kuruldu;
would forever be devoted to peaceful purposes Kalıp ifadeler
1:00her zaman barışçıl amaçlara adanacak
be devoted to: bir amaca sürekli bağlılık
be devoted to yapısındaki devoted, çabanın, kaynakların veya dikkatin bir amaca kalıcı biçimde adanmasını anlatır. Burada yapı, NASA’nın uzay araştırmalarının sürekli olarak barışçıl amaçlara yöneltildiğini belirtir. to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: be devoted to a cause; be devoted to improving safety.
Alıştırma
Cümleyi be devoted to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This rescue center ____ caring for injured wildlife.
Cevabı göster
is devoted to
It wasn't until July 20th, 1969 that NASA would iconize space travel
1:04NASA'nın uzay seyahatini ikonikleştirmesi 20 Temmuz 1969'u buldu;
and made the first successful moon landing. Kalıp ifadeler
1:10ve ilk başarılı Ay inişini gerçekleştirdiğinde.
made the first successful moon landing: ilk başarılı Ay inişini gerçekleştirdi
Burada made ... landing, iniş eyleminin tamamlandığı anlamına gelir. Make a landing doğal bir fiil-ad eşdizimidir; moon inişin nereye yapıldığını, first successful ise olayı niteler. Başka bağlamlarda make a safe/smooth/emergency landing denebilir. Daha kısa olan land fiili de doğaldır: the spacecraft landed on the Moon. Standart İngilizcede do a landing genellikle kullanılmaz.
Alıştırma
Hangi cümle doğal make + landing eşdizimini kullanıyor?
- The rescue helicopter made a safe landing near the village.
- The rescue helicopter did a safe landing near the village.
- The rescue helicopter made a safe land near the village.
Cevabı göster
The rescue helicopter made a safe landing near the village.
SpaceX, created by multi-talented tech entrepreneur Elon Musk,
1:13Çok yetenekli teknoloji girişimcisi Elon Musk tarafından kurulan SpaceX,
Musk's mission is to eventually colonize Mars,
1:18Musk'ın görevi nihayetinde Mars'ı kolonileştirmek,
having stated on numerous occasions that human extinction Kalıp ifadeler
1:21bunu Dünya gezegeninde insan neslinin tükenmesinin
on numerous occasions: birçok kez
On numerous occasions, “birbirinden ayrı birçok durumda”, yani “birçok kez” anlamına gelir. Burada Musk'ın aynı iddiayı yalnızca bir kez değil, tekrar tekrar dile getirdiğini gösterir. Buradaki occasion, bir şeyin gerçekleştiği veya söylendiği her bir zamanı ifade eder; tören, kutlama ya da özel bir etkinlik olması gerekmez. Bu kalıplaşmış ifadede kullanılan edat on'dur.
Alıştırma
Bu derste öğrendiğiniz ve “birçok kez” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: She has warned us ____ that the road floods after heavy rain.
Cevabı göster
on numerous occasions
SpaceX is, of course, a ways away from achieving this goal Kelime
1:25SpaceX elbette bu hedefe ulaşmaktan hala çok uzak
a ways away from achieving: hedefe ulaşmaya daha çok var
a ways away from achieving this goal ifadesinde a ways away from, “hâlâ oldukça uzak” anlamına gelir. Buradaki mesafe mecazidir: SpaceX henüz hedefe ulaşmamıştır ve hâlâ büyük ilerleme kaydetmesi gerekir. Kalıp be + a ways away from + isim veya -ing biçimidir. Burada from bir edat olduğu için achieve değil, ulaç olan achieving kullanılır.
Alıştırma
“Tamamlamaktan hâlâ oldukça uzak” anlamındaki gündelik Amerikan İngilizcesi ifadesini tamamlayın: The engineers are ____ finishing the design.
Cevabı göster
a ways away from
it intends to do so in the second quarter of next year. Dilbilgisi
1:30gelecek yılın ikinci çeyreğinde bunu yapmayı planlıyor.
flesh and blood: yaşayan insanlar
Burada flesh and blood toplu olarak gerçek, yaşayan insanları ifade eder. Bu kullanım insanlı bir mürettebatı insansız uzay araçlarıyla karşılaştırır; kelimenin gerçek anlamıyla vücut dokusunu ifade etmez. Bu ifade, özellikle my/your own flesh and blood kalıbında aile anlamına da gelebilir. Ancak burada iyelik yapısı yoktur ve insanlar, insan olmayan yük veya makinelerle karşılaştırıldığı için bu anlam uygun değildir.
Alıştırma
“The capsule has carried supplies, but it has not carried flesh and blood yet,” cümlesinde flesh and blood ne anlama gelir?
- İnsan vücudu dokusu
- Yaşayan insan yolcular
- Yakın biyolojik akrabalar
Cevabı göster
Yaşayan insan yolcular
Fiil öbeğinin yerine kullanılan do so
Bu cümlede do so, “az önce belirtilen eylemi gerçekleştirmek” anlamına gelir. So önceki eylemin yerini tutar, do ise fiili sağlar; böylece eylemin tamamını tekrar etmeye gerek kalmaz. Bu yapı konuşmayı ve yazıyı daha özlü hâle getirir. Do biçimi zamana veya kipliğe göre did so, will do so ve can do so şeklinde değişebilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki resmî ikame ifadesiyle tamamlayın: The lab plans to release the results in June, and it expects to ____.
Cevabı göster
do so
will have completed a manned mission to Mars.
1:36Mars'a insanlı bir görevi tamamlayacağını söyledi.
Moreover, he has boldly proclaimed that in 50 years time
1:38Dahası, cesurca bir iddiayla 50 yıl içinde
will be delivering up to a million people to the Mars colony.
1:43Mars kolonisine bir milyona kadar insan taşıyacağını ilan etti.
whose website states that it won't be until the 2030s
1:49kızıl gezegene insan göndermeyeceğini belirten
until it's sending people to the red planet.
1:51NASA ile karşılaştırıldığında fazla hırslı görünebilir.
Does this mean NASA and SpaceX are competitors?
1:53Bu NASA ve SpaceX'in rakip olduğu anlamına mı geliyor?
a government agency ile a private entity karşılaştırması
Government agency, hükümetin bir parçası olan ve kamu görevlerini yerine getiren bir kuruluştur. Private entity ise hükümetin parçası olmayan ve özel sahipler veya üyeler tarafından kontrol edilen bir kuruluş ya da hukuken tanınmış yapıdır. Cümlede eşleştirilen iki isim öbeği NASA ile SpaceX’i kurumsal statülerine göre sınıflandırır. Entity, company kelimesinden daha geniş kapsamlı ve daha resmîdir; bağlama göre bir şirketi, kâr amacı gütmeyen kuruluşu, ortaklığı veya başka bir kuruluşu ifade edebilir.
Alıştırma
Dersteki iki resmî kuruluş adını kullanın: A federal regulatory body is a ____, while an independently owned contractor is a ____.
Cevabı göster
government agency · private entity
The media has referred to this competition as the first public-private space race. Kalıp ifadeler
2:00Medya bu rekabeti ilk kamu-özel uzay yarışı olarak adlandırdı.
refer to A as B: A’yı B olarak adlandırmak veya tanımlamak
refer to A as B kalıbı, A’yı B diye adlandırmak, etiketlemek veya tanımlamak anlamına gelir. Bu cümlede A, this competition; B ise the first public-private space race ifadesidir. Bu yapı, medyanın kullandığı etiketi aktarır. Konuşanın bu etiketin doğru olduğunu kabul ettiğini otomatik olarak göstermez.
Alıştırma
Cümleyi refer to A as B kalıbıyla tamamlayın: News reports often ____ the storm ____ a historic event.
Cevabı göster
refer to · as
The phrase was dubbed, however, not because of Mars' ambitions,
2:04Ancak bu tabir, Mars hırsları yüzünden değil,
it will be taking people around the moon in 2018.
2:092018'de insanları Ay'ın etrafında gezdireceğini duyurmasının ardından.
The main difference being that they would not only be trained astronauts, Dilbilgisi
2:12Ana fark, bu kişilerin yalnızca eğitimli astronotlar değil,
but extremely wealthy space tourists.
2:15aynı zamanda son derece zengin uzay turistleri olmasıydı.
not only ... but ... ile paralel tanımlar
not only X but Y eş yapısı, X’e Y’yi ekler ve çoğu zaman Y’nin daha şaşırtıcı ya da önemli görünmesini sağlar. Burada X, trained astronauts; Y ise extremely wealthy space tourists ifadesidir. İki taraf da onların ne olacağını anlatır. but sonrasında would be yeniden varmış gibi anlaşılır; böylece iki tanım dilbilgisi bakımından paralel kalır.
Alıştırma
Cümleyi not only ... but kalıbıyla tamamlayın: The museum is ____ educational ____ fun.
Cevabı göster
not only · but
made it known that it too would take tourists around the moon, Kalıp ifadeler
2:19kendisinin de Ay'ın etrafında turistleri gezdireceğini açıklamıştı,
made it known that: resmî duyuru kalıbı
Made it known that, ardından gelen bilginin kamuya açık veya net bir biçimde iletildiğini anlatır. Bu cümlede NASA, turistleri Ay’ın çevresine götürmeyi kendisinin de planladığını daha önce duyurmuştu. Yapı make + it + known + that yan cümlesi biçimindedir. It, asıl mesajı taşıyan that yan cümlesine işaret eden biçimsel nesnedir. İfadeyi belirli bir şeyin sözcük anlamıyla “bilinir hâle getirilmesi” olarak yorumlamayın.
Alıştırma
Cümleyi “kamuya açıkladı” anlamına gelen dört sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: The company ____ the factory would close on Friday.
Cevabı göster
made it known that
The question we now must ask is who has the most funding Anlatım akışı
2:23Şimdi sormamız gereken soru, uzay turizmini gerçekleştirmek için kimin en fazla fona
and who owns the more advanced technology to make space tourism happen.
2:26ve kimin daha ileri teknolojiye sahip olduğudur.
The question we now must ask is ...: ana meseleyi tanıtma
The question we now must ask is, arka plan bilgisinden sonraki bölümü yönlendirecek ana meseleye geçildiğini gösterir. Ardından gelen içeriği analiz için temel soru olarak çerçeveler; mutlaka anında sözlü bir yanıt istemez. is sonrasında iki eş görevli who yan cümlesi gelir: who has the most funding ve who owns the more advanced technology. Bu iki yan cümle, incelenecek ölçütlerin finansman ve teknoloji olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, arka plan bilgisinden sunumun sonraki bölümünü düzenleyecek ana meseleye en iyi geçişi sağlar?
- The question we now must ask is how we can reduce the cost.
- We reduced the cost last year.
- Could you tell me the current cost?
Cevabı göster
The question we now must ask is how we can reduce the cost.
In terms of + ele alınan yön
In terms of, sonraki ifadeyi düzenleyen belirli bakış açısını tanıtır. Burada dikkati şirketin mali durumuna çevirir; the balance sheet, resmî bir bilançonun kalem kalem incelenmesinden çok genel olarak mali durumu anlatır. Kalıp in terms of + isim öbeğidir. Belirtilen açıdan “değerlendirildiğinde” veya “o açıdan” anlamına gelir. Buradaki terms, bir anlaşmanın “şartları” değil, “yönler” demektir.
Alıştırma
Hangi cümle “Pil ömrü açısından bu model daha uzun dayanır” anlamına gelir?
- In terms of battery life, this model lasts longer.
- According to battery life, this model lasts longer.
- Despite its battery life, this model lasts longer.
Cevabı göster
In terms of battery life, this model lasts longer.
taking part: take part ifadesinin -ing biçimi
Taking part, “katılmak” anlamındaki kalıplaşmış take part ifadesinin -ing biçimidir. Cümlede with 11 investors taking part bölümü, finansmana kaç yatırımcının katıldığı bilgisini ekler. take part ifadesini tek bir birim olarak düşünün. Take, zamana veya dil bilgisine göre biçim değiştirir; part ise aynı kalır: take part, took part ve are taking part. Buradaki part, alınıp götürülen ayrı bir “parça” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi take part in kalıbıyla ve take fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Twelve volunteers are ____ the beach cleanup.
Cevabı göster
taking part in
Elon Musk himself is worth over $17 billion.
2:36Elon Musk'ın tek başına serveti 17 milyar doların üzerindedir.
including his venture into the self-driving car market
2:42otonom araç pazarına girişimi de buna dahil;
The answer is sending commercial satellites into space
2:51Bunun cevabı uzaya ticari uydular göndermektir;
claiming SpaceX charges around $60 million per launch.
2:57SpaceX'in fırlatma başına yaklaşık 60 milyon dolar talep ettiğini iddia ediyor.
SpaceX charges the government around $20 million
3:00SpaceX, Uluslararası Uzay İstasyonuna erzak gönderdiğinde
every time it sends supplies to the International Space Station
3:03veya Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi için uydu fırlattığında,
or launches satellites for the National Oceanic and Atmospheric Administration.
3:06devletten her seferinde yaklaşık 20 milyon dolar alıyor.
with this year looking to be a record for the number of space flights. Dilbilgisi
3:14ve bu yılın uzay uçuşları sayısı açısından rekor bir yıl olması bekleniyor.
As of + tarih: raporlama kesim noktasını belirtmek
As of June 2017, Haziran 2017’yi raporun kesim tarihi olarak belirler: 41, o zamana kadar ulaşılan toplam sayıdır. Cümle, yalnızca haziran ayında gerçekleşen olayları değil, o tarihte güncel olan durumun anlık görüntüsünü sunar. Kalıp as of + tarih veya saat biçimindedir ve ardından bir durum ya da rapor gelir. Ana cümlenin zamanı, kesim tarihindeki durumu gösterir; burada past perfect, o tarihten önce tamamlanan fırlatmalara bakar.
Alıştırma
Toplamın raporlama kesim tarihinde güncel olduğunu göstermek için burada öğretilen iki sözcüklü ifadeyi kullanın: ____ March 31, the museum had welcomed 50,000 visitors.
Cevabı göster
As of
with this year looking to be: with + isim + -ing
with this year looking to be yapısında this year, looking fiilinin mantıksal öznesidir. with ifadesinin tamamı ana cümleye arka plan ekler: o sırada elde bulunan kanıtlar, yılın rekor bir yıl olacağını düşündürüyordu. Kalıp ana cümle + with + isim öbeği + -ing cümleciğidir. Başka bir tam bağımsız cümle kurmadan eş zamanlı bir durum, eğilim, sonuç veya neden ekler. Burada looking, gözlerle bakmak değil, görünmek anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi with + isim + -ing yapısını ve parantez içindeki sözcükleri kullanarak tamamlayın: The hikers turned back, ____. (the wind / blow / harder)
Cevabı göster
with the wind blowing harder
the company will launch every 2 to 3 weeks in 2017.
3:19şirket 2017'de her 2 ila 3 haftada bir fırlatma yapacak.
the total revenue for SpaceX is around $1.3 billion
3:23SpaceX'in toplam geliri 1.3 milyar dolar civarındayken,
has been ponderous since the moon landing.
3:34neden yavaş ve hantal olduğunun sebeplerinden biridir.
has suffered from underfunding: yetersiz finansmandan olumsuz etkilenmek
Bu cümlede has suffered from, “... nedeniyle olumsuz etkilenmiş durumda” anlamına gelir. Underfunding, yeterli paranın sürekli olarak eksik olmasıdır; bu nedenle present perfect yapıdaki has suffered, zararlı etkinin geçmişten söz edilen zamana kadar sürdüğünü gösterir. Suffer from; bir kişiyi, kurumu veya sistemi etkileyen uzun süreli bir sorun, durum ya da eksiklik için kullanılabilir. Mutlaka fiziksel acı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi suffer from ifadesinin vurgulanan üç sözcüklük biçimiyle tamamlayın: The community center ____ underfunding for years, so several programs have closed.
Cevabı göster
has suffered from
President Barack Obama bolstered NASA's ambitions
3:37Başkan Barack Obama NASA'nın hırslarını destekledi;
with an increased budget of around half a billion dollars,
3:40yaklaşık yarım milyar dolarlık bütçe artışıyla,
bringing the total budget to around $19 billion. Dilbilgisi
3:42toplam bütçeyi yaklaşık 19 milyar dolara çıkardı.
bringing the total budget to: toplam bütçeyi belirli bir düzeye çıkarmak
Virgülden sonraki -ing grubu bringing the total budget to around $19 billion, bütçe artışının sonucunu verir. Bu grubun örtük öznesi önceki eylemin tamamıdır: bütçeyi artırmak, toplamın bu rakama ulaşmasını sağlamıştır. Burada bring + toplam veya miktar + to + sayı yapısı, bir şeyi yeni bir düzeye ulaştırmak anlamına gelir. Fiziksel olarak bir şeyi taşımayı anlatmaz.
Alıştırma
Sonuç yapısını bringing ... to ile tamamlayın: The latest donation added $5,000, ____ the campaign total ____ $25,000.
Cevabı göster
bringing · to
spurring its administrator Charlie Bolden to announce publicly, Kalıp ifadeler
3:46ve yönetici Charlie Bolden'i kamuoyuna şu açıklamayı yapmaya teşvik etti:
spur someone to do something: birini bir şey yapmaya sevk etmek
Burada spurring its administrator Charlie Bolden to announce, iyi haberin NASA yöneticisi Charlie Bolden'ı kamuoyuna bir açıklama yapmaya yönelttiği anlamına gelir. Spur burada “bir eylemi teşvik etmek veya harekete geçirmek” anlamındaki bir fiildir; binicilerin kullandığı metal mahmuz anlamındaki isim değildir. Yeniden kullanılabilen yapı spur + someone + to + fiilin yalın hâlidir. -ing yan cümlesi, haber ile sonucu arasında bağlantı kurarak haberin birini ne yapmaya yönelttiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi spur fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The safety report ____ the company to replace the old equipment.
Cevabı göster
spurred
this journey will help guide and define our generation."
3:52bu yolculuk neslimizi yönlendirmeye ve tanımlamaya yardımcı olacaktır."
Make no mistake: güçlü bir kesinlik işareti
Make no mistake, “bunu açıkça anlayın ve birazdan söyleyeceğim şeyi yanlış anlamayın” demektir. Bu, gerçek bir hatayı arama isteği değil, retorik bir emirdir. Bir iddiadan önce kullanıldığında o iddiayı kesin ve sağlam bir görüş olarak sunar. Burada, yolculuğun bir nesle yön vereceği ve onu tanımlayacağı tahminine ek güç katar.
Alıştırma
Yanlış anlaşılmaması gereken kesin bir uyarıyı hangi cümle doğal biçimde sunar?
- Make no mistake: repeated safety violations will have consequences.
- There is no mistake: repeated safety violations will have consequences.
- Don't get me wrong: repeated safety violations will have consequences.
Cevabı göster
Make no mistake: repeated safety violations will have consequences.
We should note here that while there may be a race to space between the private and the public and space SpaceX and NASA,
3:55Burada şunu belirtmeliyiz ki; özel sektör ile kamu, ve SpaceX ile NASA arasında uzay için bir yarış olsa da,
are working with NASA to make the Mars dream come true.
4:01Mars rüyasını gerçeğe dönüştürmek için NASA ile işbirliği yapıyor.
NASA has had plenty of setbacks besides underfunding.
4:04NASA'nın yetersiz finansman dışında da pek çok aksiliği oldu.
This includes the loss of two of its space shuttles in 1986 and 2003.
4:07Buna 1986 ve 2003 yıllarında iki uzay mekiğinin kaybedilmesi de dahildir.
well over 100: 100'den oldukça fazla
well over 100 ifadesinde well, over sözcüğünü güçlendirir. İfade yalnızca 100'den büyük herhangi bir sayıyı değil, “100'den oldukça fazla” bir sayıyı anlatır. Kesin farkı belirtmeden aradaki farkın büyük olduğunu vurgular. Buradaki well bir derece zarfıdır; “iyi bir şekilde” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “oldukça fazla” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The aquarium welcomed ____ 2,000 visitors on opening weekend.
Cevabı göster
well over
was with its space transportation system in 2011.
4:212011'deki uzay taşıma sistemiyle gerçekleşti.
If you are wondering how astronauts or cosmonauts Anlatım akışı
4:24Eğer astronotların ya da kozmonotların
these days get to the International Space Station and back down to Earth,
4:26bugünlerde Uluslararası Uzay İstasyonuna nasıl gidip Dünya'ya nasıl döndüğünü merak ediyorsanız,
If you are wondering how: dinleyici odaklı bir geçiş
If you are wondering how, dinleyicinin aklında olabilecek bir “nasıl” sorusunu önceden dile getirir ve ardından yanıtı sunar. Bu cümlede if, gerçekleşmesi gereken bir koşul kurmaz; ifadenin tamamı yolculuk açıklamasına geçiş sağlayan samimi bir bağlayıcıdır. Burada wondering, “merak etmek, bilmek istemek” anlamına gelir; “şaşırmak” anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilecek yapı If you are wondering + soru sözcüklü yan cümledir; how..., why... veya where... gibi ifadelerle kullanılabilir.
Alıştırma
Bu parçada If you are wondering how ifadesinin işlevi nedir? “If you are wondering how the library keeps old books safe, it stores them in climate-controlled rooms.”
- Yazarın kütüphane karşısında şaşırdığını gösterir.
- Okurun devam etmeden önce bir koşulu yerine getirmesi gerektiğini söyler.
- Okurun aklına gelebilecek bir soruyu öngörür ve yanıtı sunar.
Cevabı göster
Okurun aklına gelebilecek bir soruyu öngörür ve yanıtı sunar.
and most space-related activities are a collaboration
4:36ve uzayla ilgili faaliyetlerin çoğu bir işbirliğidir,
NASA had originally said it would again be sending humans into space Dilbilgisi
4:40NASA başlangıçta uzaya yeniden insan göndereceğini söylemişti,
but that date has reportedly been moved forward to 2019. Öbek fiiller
4:46ancak bu tarihin 2019'a çekildiği bildirildi.
said it would again be sending: geçmişten bakılan geleceğin sürekli biçimi
Geçmiş zamandaki aktarım fiili said'den sonra would, will'in geçmiş bakış açısından kullanılan biçimidir. NASA bu açıklamayı yaptığında eylem hâlâ gelecekteydi; burada bir koşul ya da varsayımsal sonuç değil, önceki bir plan anlatılır. would be sending sürekli yapısı, gelecekteki etkinliği planlanmış veya beklenen bir düzenleme olarak sunar. again, insanların uzaya bir kez daha gönderileceğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi will be ifadesinin geçmişten bakılan gelecek zamandaki sürekli biçimiyle tamamlayın: The agency said it ____ launching the satellite the following year.
Cevabı göster
would be
moved forward to 2019: programı daha erken bir tarihe alma
Takvim ve program bağlamında move something forward, bir şeyi daha erken bir zamana almak anlamına gelebilir. Edilgen has been moved forward yapısı tarihin değiştirildiğini, to 2019 ise yeni tarihin 2019 olduğunu belirtir. İlk tarih 2021'di, dolayısıyla 2019 daha erkendir. Tarihler yönü netleştirir: forward burada daha geç anlamına gelmez.
Alıştırma
Toplantı başlangıçta cuma günü için planlanmıştı, ancak artık pazartesi günü yapılacak. Örnekteki kullanıma göre toplantının daha erkene alındığını hangi cümle anlatır?
- The meeting has been moved forward to Monday.
- The meeting is moving forward on Monday.
- The meeting has been moved back to Friday.
Cevabı göster
The meeting has been moved forward to Monday.
five times larger than ile katlı karşılaştırmalar
Bu cümlede five times larger than, keşif aracının büyüklüğünü önceki araçların büyüklüğüyle karşılaştırır. Yapı, çarpan + karşılaştırma sıfatı + than şeklindedir: five times + larger + than. Burada verilmek istenen mesaj, aracın öncekilerin yaklaşık beş katı büyüklüğünde olduğudur. Bu yapı büyüklük, hız, maliyet ve ölçülebilen başka özellikleri karşılaştırmak için de kullanılabilir. Ancak larger kullanıldığında bazı okurlar çarpanı son toplam yerine eklenen miktar olarak yorumlayabilir. Bu nedenle kesin veriler yazılırken genellikle daha açık bir biçim tercih edilir.
Alıştırma
Hızı karşılaştırmak için çarpan + karşılaştırma sıfatı + than yapısını kullanan cümle hangisidir?
- The new processor is three times the speed of the old one.
- The new processor is as fast as the old one.
- The new processor is three times faster than the old one.
Cevabı göster
The new processor is three times faster than the old one.
Astronauts are trained and certified through NASA and other countries' space programs,
5:05Astronotlar, NASA ve diğer ülkelerin uzay programları aracılığıyla eğitilip sertifikalandırılırken,
while cosmonauts are trained solely through Russia's space program.
5:09kozmonotlar yalnızca Rusya'nın uzay programı aracılığıyla eğitilirler.
astronaut ve cosmonaut arasındaki fark
Astronaut ve cosmonaut kelimelerinin ikisi de uzaya gitmek ve uzayda çalışmak üzere eğitilen kişileri belirtir. Bu bölümde astronaut, NASA veya diğer ülkelerin programlarında eğitilip sertifikalandırılan kişiler için; cosmonaut ise Rusya'nın uzay programında eğitilen kişiler için kullanılır. Fark, kurumlara ve tarihe bağlı bir adlandırma geleneğidir; farklı bir meslek, görev türü, beceri düzeyi veya rütbe değildir.
Alıştırma
Bu bölümde astronaut ile cosmonaut arasındaki farkı en iyi hangisi açıklar?
- Kişinin rütbesi ve beceri düzeyi.
- Kişiyle bağlantılı adlandırma geleneği ve uzay programı.
- Kişinin kullanabildiği uzay aracı türü.
Cevabı göster
Kişiyle bağlantılı adlandırma geleneği ve uzay programı.
Let's now take a look at recent developments and an inventory of rocket stock. Anlatım akışı
5:12Şimdi son gelişmelere ve roket envanterine bir göz atalım.
Let's now take a look at ... ile yeni bir konuya geçmek
“Let's now take a look at ...” dinleyiciyi önceki bölümden yeni bir konuya taşır. “Now” geçişi belirtirken “Let's” sonraki bölümü birlikte incelemeye yönelik bir davet havası verir. Buradaki “take a look at”, “ele almak”, “gözden geçirmek” veya “tartışmak” anlamındadır. Bir şeye gerçekten gözle bakmak gerekmez.
Alıştırma
Sunumdaki geçişi hedef ifadeyle tamamlayın: We've covered the costs. ____ the timeline.
Cevabı göster
Let's now take a look at
SpaceX's grandest creation so far is its Falcon Heavy large payload rocket,
5:15SpaceX'in şu ana kadarki en görkemli eseri büyük yük taşıyıcı roketi Falcon Heavy,
which is scheduled to launch within the next month or two. Kalıp ifadeler
5:20önümüzdeki bir veya iki ay içinde fırlatılması planlanıyor.
is scheduled to launch: planlanmış bir gelecek olayı
“Is scheduled to launch”, be scheduled to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Fırlatmanın gelecekteki resmî bir takvime veya plana yerleştirildiğini belirtir. Edilgen yapı, planlanan olaya odaklanır: planı roketin kendisi yapmaz. Takvim değişebileceği için bu ifade, fırlatmanın tam zamanında gerçekleşeceğini garanti etmez.
Alıştırma
Cümleyi resmî olarak düzenlenmiş bir olay için kullanılan hedef yapıyla tamamlayın: The new clinic ____ open on Monday.
Cevabı göster
is scheduled to
and it's with this rocket that SpaceX sees the future. Dilbilgisi
5:24ve SpaceX geleceği bu roketle görüyor.
“it's with this rocket that ...” içindeki it-cleft vurgu yapısı
it is/was + odaklanan öge + that + yan cümle kalıbı, it-cleft adı verilen vurgu yapısıdır. Burada with this rocket odak konumundadır; konuşmacı, SpaceX'in geleceğe bu roket aracılığıyla baktığını vurgular. Temel bilgi “SpaceX sees the future with this rocket.” cümlesine yakındır. Bu yapıda it, yapısal bir yer tutucudur; roketi ya da başka bir nesneyi göstermez.
Alıştırma
with kullanarak vurgulu it-cleft cümlesini tamamlayın: “____ this small telescope that we spotted the comet.”
Cevabı göster
It was with
SpaceX also has a free-flying spacecraft called Dragon,
5:26SpaceX'in ayrıca Dragon adında serbest uçan bir uzay aracı var,
which was the first commercial spacecraft ever launched by a private company. Dilbilgisi
5:29bu özel bir şirket tarafından fırlatılan ilk ticari uzay aracıdır.
Rekor bildiren “the first ... ever launched” kalıbı
the first + isim + ever + geçmiş zaman ortacı kalıbı, bir şeyi tarihteki ilk örnek olarak sunar. Burada ever, zaman aralığını önceki tüm dönemlere genişletir; dolayısıyla bu araçtan önce hiçbir özel şirketin ticari bir uzay aracı fırlatmadığı ileri sürülür. Launched by a private company, spacecraft sözcüğünü niteleyen kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir ve “that was ever launched by a private company.” anlamına gelir. Spacecraft eylemden etkilenen unsur olduğu için geçmiş zaman ortacı launched kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir köprünün robot tarafından inşa edilen ilk köprü olarak tarihî bir rekor kırdığını açıkça belirtir?
- It was one of the first bridges built by a robot.
- It was the first bridge ever built by a robot.
- It was a bridge that a robot had built before.
Cevabı göster
It was the first bridge ever built by a robot.
but SpaceX believes it will be ready for human space travel
5:34ancak SpaceX, insanlı uzay yolculuğu için hazır olacağına inanıyor;
by as early as + bir tarih
Bu cümlede by bir son tarih belirtir: SpaceX, aracın belirtilen zamandan daha geç olmamak üzere hazır olmasını bekliyor. as early as ise bu son tarihi tek kesin tarih olarak değil, iyimser ve erken bir olasılık olarak sunar. by as early as + tarih kalıbı, bir sonucun alışılmadık derecede erken bir tarihe kadar elde edilebileceği tahminlerinde kullanışlıdır. İfade believes ile sunulduğu için bu bir garanti değil, tahmindir.
Alıştırma
Tahmini, iyimser bir erken tarihi «en geç o tarihte» anlamıyla birleştiren kalıpla tamamlayın: The city says the new pool could open ____ June.
Cevabı göster
by as early as
or on SpaceX's other rocket, the Falcon 9.
5:40ya da SpaceX'in diğer roketi olan Falcon 9 ile taşınabilir.
The history of NASA's space missions is a long and fascinating story
5:42NASA'nın uzay görevlerinin tarihi uzun ve büyüleyici bir hikayedir
and it is the reason for much of our understanding of space.
5:45ve uzay anlayışımızın büyük bir kısmının temel nedenidir.
NASA's space probe Voyager reached the outer planets
5:49NASA'nın uzay sondası Voyager dış gezegenlere
and 39 years later is still out there navigating interstellar space.
5:52ve 39 yıl sonra hala yıldızlararası uzayda geziniyor.
Eğlenceli bir kişileştirme olarak rub shoulders with
Normalde rub shoulders with, önemli kişilerle veya bir grubun üyeleriyle tanışmak ya da onların yakınında zaman geçirmek anlamına gelir. Gerçekten omuzların birbirine sürtünmesini değil, sosyal teması anlatır. Burada uzay aracı ve gezegenler insan gibi ele alınıyor. Bu eğlenceli kişileştirme, Voyager 2'nin Uranüs ve Neptün'e yaklaştığı anlamına gelir ve yakın geçişlerini canlı ve mizahi biçimde anlatır.
Alıştırma
"The probe rubbed shoulders with Saturn's rings," cümlesinde bu ifade ne anlatıyor?
- Sonda halkalarla arkadaşlık kurdu.
- Sonda halkalara fiziksel olarak zarar verdi.
- Sonda halkaların çok yakınından geçti.
Cevabı göster
Sonda halkaların çok yakınından geçti.
NASA currently has a space probe Juno orbiting Jupiter,
6:01NASA'nın şu anda Jüpiter yörüngesinde dönen bir uzay sondası, Juno, var,
Traveling at over 36,000 miles per hour, Dilbilgisi
6:09Saatte 36.000 milden fazla bir hızla seyahat ederek,
it made history when it came within 6,000 miles of Pluto. Kalıp ifadeler
6:12Plüton'un 6.000 mil yakınına gelerek tarih yazdı.
Cümle başındaki Traveling at over 36,000 miles per hour -ing öbeği
Cümle başındaki -ing öbeği, ana cümlenin öznesi it’in tarihe geçtiği sırada ne yaptığını anlatır. Öbeğin örtük öznesi de aynı it’tir: uzay aracı o hızla ilerliyordu. Bu yapı, ana olaydan önce arka plan bilgisini kısa biçimde verir. Ana cümlenin öznesi olan isim veya zamir, -ing eylemini yapan taraf olmalıdır; burada Traveling, Pluto’yu veya hızı niteleyemez.
Alıştırma
Hangi cümlede, cümle başındaki -ing öbeği doğru kullanılmıştır?
- Crossing the finish line, the crowd cheered for Maya.
- As Maya crossed the finish line, the crowd cheered.
- Crossing the finish line, Maya raised both arms.
Cevabı göster
Crossing the finish line, Maya raised both arms.
made history: unutulmaz bir ilke veya atılıma imza atmak
Made history, make history ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Kelimenin tam anlamıyla tarih üretmek değil, tarihî bir dönüm noktası olarak hatırlanacak kadar önemli veya daha önce yapılmamış bir şeyi başarmak demektir. Burada ifade, uzay aracının yakın geçişini bir ilk veya büyük bir atılım olarak değerlendirir. Genellikle rekor kıran ya da bir şeyi ilk kez başaran insanlar, takımlar, keşifler veya olaylar için kullanılır.
Alıştırma
Önemli bir ilki başarmak anlamına gelen, dersteki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The engineers will ____ if their robot becomes the first to explore the cave.
Cevabı göster
make history
came within 6,000 miles of Pluto: Plüton'a 6.000 mil veya daha az mesafeye gelmek
come within + miktar + of + hedef kalıbı, hedefle kalan mesafe bu miktara eşit ya da bundan az olacak kadar yaklaşmak anlamına gelir. Burada uzay aracı Plüton'a en fazla 6.000 mil uzaklıktaki bir noktaya ulaştı; ifade, mesafenin tam olarak 6.000 mil olduğunu söylemez. Aynı kalıp zaman, puan veya ölçülebilen başka bir farkın sınırına yaklaşmayı da anlatabilir. Örneğin come within two points of winning denebilir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir uzay aracının asteroide 100 mil veya daha az mesafeye geldiğini ancak mesafenin tam olarak 100 mil olduğunu söylemediğini belirtir?
- The probe was exactly 100 miles from the asteroid.
- The probe came within 100 miles of the asteroid.
- The probe traveled 100 miles toward the asteroid.
Cevabı göster
The probe came within 100 miles of the asteroid.
The journey was an astounding 3 billion miles.
6:14Bu yolculuk şaşırtıcı bir şekilde 3 milyar mildi.
NASA's current biggest development is the Orion launch,
6:17NASA'nın şu anki en büyük geliştirme projesi Orion fırlatmasıdır;
which will take four astronauts beyond the moon, according to NASA.
6:20NASA'ya göre bu araç dört astronotu Ay'ın ötesine götürecek.
Other main developments are related to research aboard the International Space Station,
6:23Diğer ana gelişmeler, Uluslararası Uzay İstasyonundaki araştırmalar,
global aviation, and emerging technologies such as robotics.
6:26küresel havacılık ve robotik gibi gelişen teknolojilerle ilgilidir.
but will the organization have to move over Öbek fiiller
6:32peki bu organizasyon, yerini Elon Musk'ın
for Elon Musk's amazing spacecraft technologies?
6:33şaşırtıcı uzay aracı teknolojilerine mi bırakmak zorunda kalacak?
move over: yeni bir lidere yer açmak
Bu soruda move over mecaz anlamda kullanılır: NASA'nın lider konumunun bir kısmından vazgeçip Elon Musk'ın uzay aracı teknolojilerine yer açmak zorunda kalıp kalmayacağını sorar. NASA'nın fiziksel olarak yer değiştireceği anlamına gelmez. Bu kullanım, rekabeti köklü bir liderin yeni gelen için kenara çekilmesi gibi gösterir. Will X have to move over for Y? türündeki bir soru çarpıcı bir karşılaştırma yapar; Y'nin X'in yerini çoktan aldığını söylemez.
Alıştırma
Hangi cümlede move over, yeni bir lidere veya rakibe yer açmak anlamında mecaz olarak kullanılmıştır?
- Please move over so I can sit down.
- We moved the meeting over to Friday.
- Move over, old payment apps—a faster one is becoming popular.
Cevabı göster
Move over, old payment apps—a faster one is becoming popular.
rumors surfaced that Donald Trump's administration wants to return to the moon, Kalıp ifadeler
6:37Donald Trump yönetiminin Ay'a dönmek istediği söylentileri ortaya çıktı,
but will it be with a NASA or SpaceX vehicle?
6:40ama bu NASA'nın mı yoksa SpaceX'in mi aracıyla olacak?
rumors surfaced that: yeni ortaya çıkan doğrulanmamış iddiaları aktarmak
Rumors surfaced that + yan cümle, o içeriğe sahip doğrulanmamış haberlerin ortaya çıkmaya veya kamuoyunca bilinmeye başladığı anlamına gelir. Burada surfaced geçişsiz bir fiildir: söylentilerin kendisi kamuoyunun dikkatine çıkmıştır. Bu ifade, iddianın kanıtlandığını değil, kamuoyunun ondan haberdar olmaya başladığını bildirir. Kaynak ve doğruluk belirsiz kalır; that ile başlayan yan cümle de söylentinin içeriğini verir.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama gelir? Rumors surfaced that the school might change its schedule.
- Birisi yazılı söylentileri fiziksel olarak yerden çıkardı.
- Doğrulanmamış haberler kamuoyunca bilinmeye başladı.
- Program değişikliği resmen doğrulandı.
Cevabı göster
Doğrulanmamış haberler kamuoyunca bilinmeye başladı.
Some critics believe America is big enough for two space programs, public and private,
6:43Bazı eleştirmenler Amerika'nın hem kamu hem de özel olmak üzere iki uzay programı için yeterince büyük olduğuna inanıyor
and there's enough room on the moon for two future landings.
6:46ve Ay'da gelecekteki iki iniş için yeterli alan var.
Others have suggested NASA should keep its focus on exploring deep space, Kalıp ifadeler
6:49Diğerleri, NASA'nın odak noktasını derin uzay keşfine ayırması gerektiğini,
while manned space travel and the possibility of a human colony on Mars
6:52insanlı uzay seyahatinin ve Mars'ta olası bir insan kolonisinin
should be handled by other agencies. Dilbilgisi
6:55diğer ajanslar tarafından ele alınması gerektiğini öne sürüyorlar.
keep its focus on exploring: mevcut bir önceliği sürdürmek
Keep its focus on exploring, dikkati ve kaynakları keşif faaliyetine yöneltmeyi sürdürmek anlamına gelir. Keep, bunun zaten bir öncelik olduğunu ve yeni bir öncelik getirmek yerine aynı şekilde kalması gerektiğini gösterir. Burada focus bir isimdir, its odağın kime ait olduğunu belirtir ve on sonrasında -ing biçimindeki exploring gelir. Yeniden kullanılabilir kalıp keep + iyelik biçimi + focus + on + isim veya -ing biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi keep + focus sözcüğünün iyelik biçimi + on kullanarak tamamlayın: Even when new requests arrive, ____ finishing the current project.
Cevabı göster
keep your focus on
should be handled by: edilgen bir öneriyle sorumluluk atamak
“Should be handled by”, should ile edilgen yapıdaki be handled ifadesini birleştirir. Should, sorumluluğun nasıl dağıtılması gerektiğine dair bir öneri sunar; be handled, görevi dil bilgisel odağa yerleştirir; by ise sorumlu olması önerilen tarafı belirtir. Burada insanlı uzay yolculuğu ve Mars'ta koloni kurma olasılığı yönetilecek konulardır; other agencies ise bunları yönetmesi önerilen kurumlardır. Bu kullanımda handle, bir şeyi elle tutmak değil, “sorumluluğunu üstlenmek” veya “ilgilenmek” anlamına gelir.
Alıştırma
Öneriyi edilgen sorumluluk yapısıyla tamamlayın: The customer complaint ____ the support manager.
Cevabı göster
should be handled by
How do you think these two programs should move into the future?
6:57Sizce bu iki program gelecekte nasıl ilerlemeli?
Should NASA and SpaceX share the same space Anlatım akışı
6:59NASA ve SpaceX aynı uzayı mı paylaşmalı
share the same space ... know its own place: kafiyeli bir iki seçenekli kapanış
Bu kapanış, konuyu dengeli bir iki seçenekli soru hâlinde düzenler: NASA ve SpaceX aynı alanı mı paylaşmalı, yoksa her biri kendi yerini mi bilmeli? Should sözcüğünün tekrarlanması ve iki yan cümlenin yapısal olarak eşleşmesi, seçenekleri karşılaştırmayı kolaylaştırır. Space ve place kafiyelidir ve iki sözcük de ek anlam taşır. Space hem faaliyet alanı hem de dış uzay anlamına gelebilir; place atanmış bir rolü gösterebilir. Know one’s place ise kişinin veya kurumun o rolün sınırları içinde kalmasını ima edebilir. Bu söz oyunu, “sorumluluklar örtüşmeli mi, ayrı mı olmalı?” şeklindeki politika sorusunu akılda kalıcı bir kapanışa dönüştürür.
Alıştırma
“share the same space ... know its own place” ifadesinin temel etkisi nedir?
- İki paralel seçenek sunar ve karşıtlığı akılda kalıcı kılmak için space ile place arasındaki kafiyeyi kullanır.
- İki kurumun aynı fiziksel konumda çalışması gerektiğini söyler.
- Kurumların merkezlerinin nerede olduğuyla ilgili birbiriyle ilgisiz iki bilgi verir.
Cevabı göster
İki paralel seçenek sunar ve karşıtlığı akılda kalıcı kılmak için space ile place arasındaki kafiyeyi kullanır.