NASA vs SpaceX - Fark Nedir?: İngilizce çalışma notları

The Infographics Show

Öğrenme zorluğu
1.402 kelime 206 kel/dk

Video: NASA ile SpaceX tarih, finansman, görevler, teknoloji ve gelecek rolleriyle karşılaştırılıyor. Başlıca İngilizce Öğrenme Noktaları: 1. To boldly go where no man has gone before — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Star Trek göndermesini tanıyın ve alıntının uzay keşfini bilinmeyene cesur bir yolculuk olarak sunuşunu anlayın. 2. five times larger than — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: boyut, hız, maliyet veya miktar farkını açık bir referansla anlatmak için katlı karşılaştırmayı kullanın. 3. rub shoulders with — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: sosyal anlamını öğrenin ve Voyager 2'nin Uranüs ile Neptün karşılaşmalarındaki mizahi kişileştirmeyi fark edin.

Bu derste

To boldly go where no man has gone before Kültür

0:00

Daha önce hiç kimsenin gitmediği yerlere cesurca gitmek,

is no small feat given that since the development of space travel Deyimler

0:03

uzay yolculuğunun gelişiminden bu yana küçümsenecek bir başarı değildir,

only three countries have launched a human into space.

0:06

sadece üç ülke uzaya insan göndermiştir.

Kültür

Bir Star Trek göndermesi olarak To boldly go where no man has gone before

Bu ifade, Star Trek’in ünlü açılış anlatımını bilinçli olarak çağrıştırır. Bilim kurgudaki keşif duygusunu gerçek uzay tarihiyle ilgili bir anlatıma taşıyarak görevin maceralı ve benzeri görülmemiş görünmesini sağlar. Bu göndermeyi fark etmek, ifadenin yalnızca bilinmeyen bir yere gitmenin düz anlamını taşımadığını gösterir. Ayrıca cümleye görkemli ve öncü bir ton verir.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ifadenin başlıca etkisi nedir?

  1. İnsanlı uzay uçuşunun resmî hukuki tanımını verir.
  2. Konuşmacının bizzat uzaya gitmeyi planladığını söyler.
  3. Star Trek’i çağrıştırır ve gerçek uzay yolculuğuna maceralı, öncü bir ton verir.
Cevabı göster

Star Trek’i çağrıştırır ve gerçek uzay yolculuğuna maceralı, öncü bir ton verir.

Deyimler

No small feat: zor ve etkileyici bir başarı

No small feat, vurgu yapmak için olumsuzluk kullanan kalıplaşmış bir ifadedir. Başarının küçük olduğu düşüncesini reddeder; bu nedenle “çok zor veya etkileyici bir başarı” ya da kısaca “başarması hiç kolay olmayan bir iş” anlamına gelir. Yaygın yapıda başarı, be + no small feat ifadesinden önce gelir ve çoğu zaman bir isim öbeği ya da -ing yan cümlesiyle belirtilir. Bu dolaylı anlatım övgüyü sakin ve ölçülü, fakat yine de güçlü kılar.

Alıştırma

Cümleyi “zor ve etkileyici bir başarı” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Organizing the entire event in two days was ____.

Cevabı göster

no small feat

The first was Russian cosmonaut Yuri Gagarin

0:08

İlki Rus kozmonot Yuri Gagarin'di,

who orbited the Earth in the Vostok 1 spacecraft

0:11

Vostok 1 uzay aracıyla Dünya'nın yörüngesinde dolanmıştır

on April 12th, 1961.

0:13

tarih 12 Nisan 1961'di.

Only weeks later the US launched their first human into space,

0:15

Sadece haftalar sonra ABD uzaya ilk insanını fırlattı,

Alan Shepard aboard the Freedom 7.

0:18

Freedom 7 içindeki Alan Shepard.

It wouldn't be until 2003 that China would launch its first man into Dilbilgisi

0:21

Çin'in uzaya ilk insanını göndermesi 2003 yılını bulacaktı;

space when the Shenzhou 5 spacecraft successfully took astronaut Yang Liwei

0:24

Shenzhou 5 uzay aracı astronot Yang Liwei'yi başarıyla taşıdığında

on a 21-hour mission to space and back.

0:28

uzaya gidiş ve dönüş olarak 21 saatlik bir göreve çıkardı.

Dilbilgisi

It wouldn't be until ... that ...: “ancak……yılında” kalıbı

It wouldn't be until 2003 that ... olayın ancak 2003'te, zaman çizelgesinin düşündürebileceğinden daha geç gerçekleştiğini anlatır. Baştaki It vurgulanan zamanı hazırlar, that ise gerçekleşen olayı tanıtır. Buradaki would, geçmişten bakıldığında geleceği gösterir: anlatıcı tarihte daha erken bir noktada durup Çin'in daha sonraki fırlatılışına bakar. İstek ya da koşul bildirmez.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak It wouldn't be until ... that ... kısaltmalı kalıbıyla tamamlayın: From the viewpoint of 1995, it ____ 2001 ____ the city opened its first subway line.

Cevabı göster

wouldn't be until · that

With revitalized space programs and private sector space aspirations,

0:31

Yeniden canlanan uzay programları ve özel sektörün uzay hevesleriyle,

developments over the next two years might just make space great again. Kültür

0:34

önümüzdeki iki yıl içindeki gelişmeler uzayı yeniden harika yapabilir.

Kültür

make space great again ifadesindeki gönderme

Make space great again, özellikle Donald Trump'ın seçim kampanyalarıyla özdeşleşen Make America Great Again siyasi sloganının eğlenceli bir uyarlamasıdır. America yerine space kullanılır, ancak kolayca tanınan Make ... Great Again kalıbı korunur. Buradaki gönderme, kamu ve özel sektör etkinliklerinin yeniden canlanmasının uzay araştırmalarına heyecan ve ilerleme getirebileceği düşüncesine esprili, manşet benzeri bir ton katar. Bu bir uzay teknolojisi terimi değildir ve uzayın kendisinin eskiden gerçekten “harika” olduğunu ileri sürmez.

Alıştırma

Bu cümlede make space great again ifadesinin temel etkisi nedir?

  1. Uzaya yönelik ilginin yeniden artmasını anlatmak için tanınmış bir siyasi sloganı esprili biçimde uyarlar.
  2. Uzayın fiziksel durumunun geçmişe göre gerçekten iyileştiğini söyler.
  3. Bir uzay programını yeniden başlatmaya yönelik standart bir teknik terimdir.
Cevabı göster

Uzaya yönelik ilginin yeniden artmasını anlatmak için tanınmış bir siyasi sloganı esprili biçimde uyarlar.

Today we'll compare a veteran space program

0:37

Bugün deneyimli bir uzay programı ile

with a relatively new kid on the block in this episode of the Infographics Show, Deyimler

0:40

nispeten yeni bir acemiyi The Infographics Show'un bu bölümünde karşılaştıracağız,

NASA versus SpaceX.

0:43

NASA, SpaceX'e karşı.

Deyimler

new kid on the block: bir alana yeni katılan kişi veya kuruluş

Bu cümlede new kid on the block, bir alana kısa süre önce girmiş kişi, şirket veya grup anlamına gelir. SpaceX’i çocuk ya da komşu olarak değil, daha yeni bir katılımcı olarak tanımlar. Bu deyim çoğunlukla yeni bir rakibi köklü bir katılımcıyla karşılaştırır. Burada veteran space program ile karşıtlık kurar ve karşılaştırmayı deneyim düzeyine göre düzenler.

Alıştırma

Bu cümlede a new kid on the block ne anlama gelir?

  1. Alana liderlik eden deneyimli bir kuruluş
  2. Mahallede yaşayan bir çocuk
  3. Alana nispeten yeni giren bir katılımcı
Cevabı göster

Alana nispeten yeni giren bir katılımcı

Don't forget to subscribe

0:45

Abone olmayı unutmayın

and click the bell button

0:46

ve zil butonuna tıklamayı da

so that you can be part of our notification squad.

0:46

böylece bildirim ekibimizin bir parçası olabilirsiniz.

We'll start with a brief history of each program.

0:48

Her programın kısa bir tarihiyle başlayacağız.

NASA or the National Aeronautics and Space Administration

0:50

NASA, yani Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi

was created in 1958 when President Dwight D. Eisenhower signed

0:53

1958 yılında Başkan Dwight D. Eisenhower'ın imzalamasıyla kuruldu;

the National Aeronautics and Space Act.

0:56

Ulusal Havacılık ve Uzay Yasası'nı.

According to the act, NASA space exploration

0:58

Bu yasaya göre, NASA'nın uzay keşifleri

would forever be devoted to peaceful purposes Kalıp ifadeler

1:00

her zaman barışçıl amaçlara adanacak

for the benefit of all mankind.

1:02

tüm insanlığın yararı için.

Kalıp ifadeler

be devoted to: bir amaca sürekli bağlılık

be devoted to yapısındaki devoted, çabanın, kaynakların veya dikkatin bir amaca kalıcı biçimde adanmasını anlatır. Burada yapı, NASA’nın uzay araştırmalarının sürekli olarak barışçıl amaçlara yöneltildiğini belirtir. to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: be devoted to a cause; be devoted to improving safety.

Alıştırma

Cümleyi be devoted to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This rescue center ____ caring for injured wildlife.

Cevabı göster

is devoted to

It wasn't until July 20th, 1969 that NASA would iconize space travel

1:04

NASA'nın uzay seyahatini ikonikleştirmesi 20 Temmuz 1969'u buldu;

when it launched the Apollo 11 into space

1:08

Apollo 11'i uzaya fırlattığında

and made the first successful moon landing. Kalıp ifadeler

1:10

ve ilk başarılı Ay inişini gerçekleştirdiğinde.

Kalıp ifadeler

made the first successful moon landing: ilk başarılı Ay inişini gerçekleştirdi

Burada made ... landing, iniş eyleminin tamamlandığı anlamına gelir. Make a landing doğal bir fiil-ad eşdizimidir; moon inişin nereye yapıldığını, first successful ise olayı niteler. Başka bağlamlarda make a safe/smooth/emergency landing denebilir. Daha kısa olan land fiili de doğaldır: the spacecraft landed on the Moon. Standart İngilizcede do a landing genellikle kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümle doğal make + landing eşdizimini kullanıyor?

  1. The rescue helicopter made a safe landing near the village.
  2. The rescue helicopter did a safe landing near the village.
  3. The rescue helicopter made a safe land near the village.
Cevabı göster

The rescue helicopter made a safe landing near the village.

SpaceX, created by multi-talented tech entrepreneur Elon Musk,

1:13

Çok yetenekli teknoloji girişimcisi Elon Musk tarafından kurulan SpaceX,

was founded on May 6th, 2002.

1:16

6 Mayıs 2002'de kuruldu.

Musk's mission is to eventually colonize Mars,

1:18

Musk'ın görevi nihayetinde Mars'ı kolonileştirmek,

having stated on numerous occasions that human extinction Kalıp ifadeler

1:21

bunu Dünya gezegeninde insan neslinin tükenmesinin

on planet Earth is inevitable.

1:23

kaçınılmaz olduğunu defalarca belirterek ifade etmiştir.

Kalıp ifadeler

on numerous occasions: birçok kez

On numerous occasions, “birbirinden ayrı birçok durumda”, yani “birçok kez” anlamına gelir. Burada Musk'ın aynı iddiayı yalnızca bir kez değil, tekrar tekrar dile getirdiğini gösterir. Buradaki occasion, bir şeyin gerçekleştiği veya söylendiği her bir zamanı ifade eder; tören, kutlama ya da özel bir etkinlik olması gerekmez. Bu kalıplaşmış ifadede kullanılan edat on'dur.

Alıştırma

Bu derste öğrendiğiniz ve “birçok kez” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: She has warned us ____ that the road floods after heavy rain.

Cevabı göster

on numerous occasions

SpaceX is, of course, a ways away from achieving this goal Kelime

1:25

SpaceX elbette bu hedefe ulaşmaktan hala çok uzak

Kelime

a ways away from achieving: hedefe ulaşmaya daha çok var

a ways away from achieving this goal ifadesinde a ways away from, “hâlâ oldukça uzak” anlamına gelir. Buradaki mesafe mecazidir: SpaceX henüz hedefe ulaşmamıştır ve hâlâ büyük ilerleme kaydetmesi gerekir. Kalıp be + a ways away from + isim veya -ing biçimidir. Burada from bir edat olduğu için achieve değil, ulaç olan achieving kullanılır.

Alıştırma

“Tamamlamaktan hâlâ oldukça uzak” anlamındaki gündelik Amerikan İngilizcesi ifadesini tamamlayın: The engineers are ____ finishing the design.

Cevabı göster

a ways away from

and while it hasn't yet launched flesh and blood into space, Deyimler

1:28

ve henüz uzaya etten kemikten bir insan fırlatmamış olsa da,

it intends to do so in the second quarter of next year. Dilbilgisi

1:30

gelecek yılın ikinci çeyreğinde bunu yapmayı planlıyor.

Deyimler

flesh and blood: yaşayan insanlar

Burada flesh and blood toplu olarak gerçek, yaşayan insanları ifade eder. Bu kullanım insanlı bir mürettebatı insansız uzay araçlarıyla karşılaştırır; kelimenin gerçek anlamıyla vücut dokusunu ifade etmez. Bu ifade, özellikle my/your own flesh and blood kalıbında aile anlamına da gelebilir. Ancak burada iyelik yapısı yoktur ve insanlar, insan olmayan yük veya makinelerle karşılaştırıldığı için bu anlam uygun değildir.

Alıştırma

“The capsule has carried supplies, but it has not carried flesh and blood yet,” cümlesinde flesh and blood ne anlama gelir?

  1. İnsan vücudu dokusu
  2. Yaşayan insan yolcular
  3. Yakın biyolojik akrabalar
Cevabı göster

Yaşayan insan yolcular

Dilbilgisi

Fiil öbeğinin yerine kullanılan do so

Bu cümlede do so, “az önce belirtilen eylemi gerçekleştirmek” anlamına gelir. So önceki eylemin yerini tutar, do ise fiili sağlar; böylece eylemin tamamını tekrar etmeye gerek kalmaz. Bu yapı konuşmayı ve yazıyı daha özlü hâle getirir. Do biçimi zamana veya kipliğe göre did so, will do so ve can do so şeklinde değişebilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki resmî ikame ifadesiyle tamamlayın: The lab plans to release the results in June, and it expects to ____.

Cevabı göster

do so

Musk has also said that by 2024 SpaceX

1:33

Musk ayrıca SpaceX'in 2024 yılına kadar

will have completed a manned mission to Mars.

1:36

Mars'a insanlı bir görevi tamamlayacağını söyledi.

Moreover, he has boldly proclaimed that in 50 years time

1:38

Dahası, cesurca bir iddiayla 50 yıl içinde

his company's interplanetary transport system

1:41

şirketinin gezegenler arası ulaşım sisteminin

will be delivering up to a million people to the Mars colony.

1:43

Mars kolonisine bir milyona kadar insan taşıyacağını ilan etti.

Musk may seem overly ambitious compared to NASA

1:46

Musk, web sitesinde 2030'lu yıllara kadar

whose website states that it won't be until the 2030s

1:49

kızıl gezegene insan göndermeyeceğini belirten

until it's sending people to the red planet.

1:51

NASA ile karşılaştırıldığında fazla hırslı görünebilir.

Does this mean NASA and SpaceX are competitors?

1:53

Bu NASA ve SpaceX'in rakip olduğu anlamına mı geliyor?

In some ways, yes, as NASA is a government agency Kelime

1:56

Bazı yönlerden evet, çünkü NASA bir devlet kurumu

and SpaceX is a private entity.

1:58

ve SpaceX özel bir kuruluş.

Kelime

a government agency ile a private entity karşılaştırması

Government agency, hükümetin bir parçası olan ve kamu görevlerini yerine getiren bir kuruluştur. Private entity ise hükümetin parçası olmayan ve özel sahipler veya üyeler tarafından kontrol edilen bir kuruluş ya da hukuken tanınmış yapıdır. Cümlede eşleştirilen iki isim öbeği NASA ile SpaceX’i kurumsal statülerine göre sınıflandırır. Entity, company kelimesinden daha geniş kapsamlı ve daha resmîdir; bağlama göre bir şirketi, kâr amacı gütmeyen kuruluşu, ortaklığı veya başka bir kuruluşu ifade edebilir.

Alıştırma

Dersteki iki resmî kuruluş adını kullanın: A federal regulatory body is a ____, while an independently owned contractor is a ____.

Cevabı göster

government agency · private entity

The media has referred to this competition as the first public-private space race. Kalıp ifadeler

2:00

Medya bu rekabeti ilk kamu-özel uzay yarışı olarak adlandırdı.

Kalıp ifadeler

refer to A as B: A’yı B olarak adlandırmak veya tanımlamak

refer to A as B kalıbı, A’yı B diye adlandırmak, etiketlemek veya tanımlamak anlamına gelir. Bu cümlede A, this competition; B ise the first public-private space race ifadesidir. Bu yapı, medyanın kullandığı etiketi aktarır. Konuşanın bu etiketin doğru olduğunu kabul ettiğini otomatik olarak göstermez.

Alıştırma

Cümleyi refer to A as B kalıbıyla tamamlayın: News reports often ____ the storm ____ a historic event.

Cevabı göster

refer to · as

The phrase was dubbed, however, not because of Mars' ambitions,

2:04

Ancak bu tabir, Mars hırsları yüzünden değil,

but after SpaceX announced in 2017

2:07

SpaceX'in 2017'deki açıklamasından sonra ortaya çıktı;

it will be taking people around the moon in 2018.

2:09

2018'de insanları Ay'ın etrafında gezdireceğini duyurmasının ardından.

The main difference being that they would not only be trained astronauts, Dilbilgisi

2:12

Ana fark, bu kişilerin yalnızca eğitimli astronotlar değil,

but extremely wealthy space tourists.

2:15

aynı zamanda son derece zengin uzay turistleri olmasıydı.

Dilbilgisi

not only ... but ... ile paralel tanımlar

not only X but Y eş yapısı, X’e Y’yi ekler ve çoğu zaman Y’nin daha şaşırtıcı ya da önemli görünmesini sağlar. Burada X, trained astronauts; Y ise extremely wealthy space tourists ifadesidir. İki taraf da onların ne olacağını anlatır. but sonrasında would be yeniden varmış gibi anlaşılır; böylece iki tanım dilbilgisi bakımından paralel kalır.

Alıştırma

Cümleyi not only ... but kalıbıyla tamamlayın: The museum is ____ educational ____ fun.

Cevabı göster

not only · but

NASA had before this announcement

2:17

NASA bu duyurudan önce,

made it known that it too would take tourists around the moon, Kalıp ifadeler

2:19

kendisinin de Ay'ın etrafında turistleri gezdireceğini açıklamıştı,

but not until 2019.

2:22

ancak bu 2019'dan önce olmayacaktı.

Kalıp ifadeler

made it known that: resmî duyuru kalıbı

Made it known that, ardından gelen bilginin kamuya açık veya net bir biçimde iletildiğini anlatır. Bu cümlede NASA, turistleri Ay’ın çevresine götürmeyi kendisinin de planladığını daha önce duyurmuştu. Yapı make + it + known + that yan cümlesi biçimindedir. It, asıl mesajı taşıyan that yan cümlesine işaret eden biçimsel nesnedir. İfadeyi belirli bir şeyin sözcük anlamıyla “bilinir hâle getirilmesi” olarak yorumlamayın.

Alıştırma

Cümleyi “kamuya açıkladı” anlamına gelen dört sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: The company ____ the factory would close on Friday.

Cevabı göster

made it known that

The question we now must ask is who has the most funding Anlatım akışı

2:23

Şimdi sormamız gereken soru, uzay turizmini gerçekleştirmek için kimin en fazla fona

and who owns the more advanced technology to make space tourism happen.

2:26

ve kimin daha ileri teknolojiye sahip olduğudur.

Anlatım akışı

The question we now must ask is ...: ana meseleyi tanıtma

The question we now must ask is, arka plan bilgisinden sonraki bölümü yönlendirecek ana meseleye geçildiğini gösterir. Ardından gelen içeriği analiz için temel soru olarak çerçeveler; mutlaka anında sözlü bir yanıt istemez. is sonrasında iki eş görevli who yan cümlesi gelir: who has the most funding ve who owns the more advanced technology. Bu iki yan cümle, incelenecek ölçütlerin finansman ve teknoloji olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, arka plan bilgisinden sunumun sonraki bölümünü düzenleyecek ana meseleye en iyi geçişi sağlar?

  1. The question we now must ask is how we can reduce the cost.
  2. We reduced the cost last year.
  3. Could you tell me the current cost?
Cevabı göster

The question we now must ask is how we can reduce the cost.

In terms of the balance sheet, Anlatım akışı

2:30

Bilanço açısından,

SpaceX raised over $1 billion in funding

2:31

SpaceX 1 milyar doların üzerinde fon topladı;

in 2015 with 11 investors taking part. Kalıp ifadeler

2:34

2015'te 11 yatırımcının katılımıyla.

Anlatım akışı

In terms of + ele alınan yön

In terms of, sonraki ifadeyi düzenleyen belirli bakış açısını tanıtır. Burada dikkati şirketin mali durumuna çevirir; the balance sheet, resmî bir bilançonun kalem kalem incelenmesinden çok genel olarak mali durumu anlatır. Kalıp in terms of + isim öbeğidir. Belirtilen açıdan “değerlendirildiğinde” veya “o açıdan” anlamına gelir. Buradaki terms, bir anlaşmanın “şartları” değil, “yönler” demektir.

Alıştırma

Hangi cümle “Pil ömrü açısından bu model daha uzun dayanır” anlamına gelir?

  1. In terms of battery life, this model lasts longer.
  2. According to battery life, this model lasts longer.
  3. Despite its battery life, this model lasts longer.
Cevabı göster

In terms of battery life, this model lasts longer.

Kalıp ifadeler

taking part: take part ifadesinin -ing biçimi

Taking part, “katılmak” anlamındaki kalıplaşmış take part ifadesinin -ing biçimidir. Cümlede with 11 investors taking part bölümü, finansmana kaç yatırımcının katıldığı bilgisini ekler. take part ifadesini tek bir birim olarak düşünün. Take, zamana veya dil bilgisine göre biçim değiştirir; part ise aynı kalır: take part, took part ve are taking part. Buradaki part, alınıp götürülen ayrı bir “parça” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi take part in kalıbıyla ve take fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Twelve volunteers are ____ the beach cleanup.

Cevabı göster

taking part in

Elon Musk himself is worth over $17 billion.

2:36

Elon Musk'ın tek başına serveti 17 milyar doların üzerindedir.

The tech maverick has his hand in many pots,

2:39

Teknoloji dahisi birçok farklı işle ilgileniyor;

including his venture into the self-driving car market

2:42

otonom araç pazarına girişimi de buna dahil;

with his Tesla Motors company.

2:44

Tesla Motors şirketi ile.

How does SpaceX actually make money

2:46

SpaceX geliştirmelere para akıtırken

while piling it into developments

2:48

ve fırlatmanın maliyeti milyonlarca dolarken

and the millions it costs to launch?

2:49

gerçekte nasıl para kazanıyor?

The answer is sending commercial satellites into space

2:51

Bunun cevabı uzaya ticari uydular göndermektir;

with investor analysis media Motley Fool

2:54

yatırım analiz medyası Motley Fool,

claiming SpaceX charges around $60 million per launch.

2:57

SpaceX'in fırlatma başına yaklaşık 60 milyon dolar talep ettiğini iddia ediyor.

SpaceX charges the government around $20 million

3:00

SpaceX, Uluslararası Uzay İstasyonuna erzak gönderdiğinde

every time it sends supplies to the International Space Station

3:03

veya Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi için uydu fırlattığında,

or launches satellites for the National Oceanic and Atmospheric Administration.

3:06

devletten her seferinde yaklaşık 20 milyon dolar alıyor.

As of June 2017, Kalıp ifadeler

3:10

Haziran 2017 itibarıyla,

SpaceX had launched rockets into space 41 times

3:11

SpaceX uzaya 41 kez roket fırlatmıştı

with this year looking to be a record for the number of space flights. Dilbilgisi

3:14

ve bu yılın uzay uçuşları sayısı açısından rekor bir yıl olması bekleniyor.

Kalıp ifadeler

As of + tarih: raporlama kesim noktasını belirtmek

As of June 2017, Haziran 2017’yi raporun kesim tarihi olarak belirler: 41, o zamana kadar ulaşılan toplam sayıdır. Cümle, yalnızca haziran ayında gerçekleşen olayları değil, o tarihte güncel olan durumun anlık görüntüsünü sunar. Kalıp as of + tarih veya saat biçimindedir ve ardından bir durum ya da rapor gelir. Ana cümlenin zamanı, kesim tarihindeki durumu gösterir; burada past perfect, o tarihten önce tamamlanan fırlatmalara bakar.

Alıştırma

Toplamın raporlama kesim tarihinde güncel olduğunu göstermek için burada öğretilen iki sözcüklü ifadeyi kullanın: ____ March 31, the museum had welcomed 50,000 visitors.

Cevabı göster

As of

Dilbilgisi

with this year looking to be: with + isim + -ing

with this year looking to be yapısında this year, looking fiilinin mantıksal öznesidir. with ifadesinin tamamı ana cümleye arka plan ekler: o sırada elde bulunan kanıtlar, yılın rekor bir yıl olacağını düşündürüyordu. Kalıp ana cümle + with + isim öbeği + -ing cümleciğidir. Başka bir tam bağımsız cümle kurmadan eş zamanlı bir durum, eğilim, sonuç veya neden ekler. Burada looking, gözlerle bakmak değil, görünmek anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi with + isim + -ing yapısını ve parantez içindeki sözcükleri kullanarak tamamlayın: The hikers turned back, ____. (the wind / blow / harder)

Cevabı göster

with the wind blowing harder

According to SpaceX president Gwynne Shotwell,

3:17

SpaceX başkanı Gwynne Shotwell'e göre,

the company will launch every 2 to 3 weeks in 2017.

3:19

şirket 2017'de her 2 ila 3 haftada bir fırlatma yapacak.

According to Motley Fool,

3:22

Motley Fool'a göre,

the total revenue for SpaceX is around $1.3 billion

3:23

SpaceX'in toplam geliri 1.3 milyar dolar civarındayken,

with $195 million in annual profits.

3:26

yıllık kârı 195 milyon dolardır.

Over the years,

3:29

Yıllar boyunca,

NASA has suffered from underfunding, Kalıp ifadeler

3:30

NASA yetersiz fonlama sıkıntısı çekti,

which is one of the reasons

3:32

bu da Ay'a inişten bu yana

why progress regarding the exploration of space

3:33

uzay keşfiyle ilgili ilerlemenin

has been ponderous since the moon landing.

3:34

neden yavaş ve hantal olduğunun sebeplerinden biridir.

Kalıp ifadeler

has suffered from underfunding: yetersiz finansmandan olumsuz etkilenmek

Bu cümlede has suffered from, “... nedeniyle olumsuz etkilenmiş durumda” anlamına gelir. Underfunding, yeterli paranın sürekli olarak eksik olmasıdır; bu nedenle present perfect yapıdaki has suffered, zararlı etkinin geçmişten söz edilen zamana kadar sürdüğünü gösterir. Suffer from; bir kişiyi, kurumu veya sistemi etkileyen uzun süreli bir sorun, durum ya da eksiklik için kullanılabilir. Mutlaka fiziksel acı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi suffer from ifadesinin vurgulanan üç sözcüklük biçimiyle tamamlayın: The community center ____ underfunding for years, so several programs have closed.

Cevabı göster

has suffered from

In 2016,

3:36

2016'da,

President Barack Obama bolstered NASA's ambitions

3:37

Başkan Barack Obama NASA'nın hırslarını destekledi;

with an increased budget of around half a billion dollars,

3:40

yaklaşık yarım milyar dolarlık bütçe artışıyla,

bringing the total budget to around $19 billion. Dilbilgisi

3:42

toplam bütçeyi yaklaşık 19 milyar dolara çıkardı.

Dilbilgisi

bringing the total budget to: toplam bütçeyi belirli bir düzeye çıkarmak

Virgülden sonraki -ing grubu bringing the total budget to around $19 billion, bütçe artışının sonucunu verir. Bu grubun örtük öznesi önceki eylemin tamamıdır: bütçeyi artırmak, toplamın bu rakama ulaşmasını sağlamıştır. Burada bring + toplam veya miktar + to + sayı yapısı, bir şeyi yeni bir düzeye ulaştırmak anlamına gelir. Fiziksel olarak bir şeyi taşımayı anlatmaz.

Alıştırma

Sonuç yapısını bringing ... to ile tamamlayın: The latest donation added $5,000, ____ the campaign total ____ $25,000.

Cevabı göster

bringing · to

This was good news for NASA,

3:44

Bu NASA için iyi bir haberdi,

spurring its administrator Charlie Bolden to announce publicly, Kalıp ifadeler

3:46

ve yönetici Charlie Bolden'i kamuoyuna şu açıklamayı yapmaya teşvik etti:

"NASA is firmly on a journey to Mars.

3:49

"NASA kararlı bir şekilde Mars yolculuğundadır.

Kalıp ifadeler

spur someone to do something: birini bir şey yapmaya sevk etmek

Burada spurring its administrator Charlie Bolden to announce, iyi haberin NASA yöneticisi Charlie Bolden'ı kamuoyuna bir açıklama yapmaya yönelttiği anlamına gelir. Spur burada “bir eylemi teşvik etmek veya harekete geçirmek” anlamındaki bir fiildir; binicilerin kullandığı metal mahmuz anlamındaki isim değildir. Yeniden kullanılabilen yapı spur + someone + to + fiilin yalın hâlidir. -ing yan cümlesi, haber ile sonucu arasında bağlantı kurarak haberin birini ne yapmaya yönelttiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi spur fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The safety report ____ the company to replace the old equipment.

Cevabı göster

spurred

Make no mistake, Ton ve niyet

3:51

Hiç şüpheniz olmasın,

this journey will help guide and define our generation."

3:52

bu yolculuk neslimizi yönlendirmeye ve tanımlamaya yardımcı olacaktır."

Ton ve niyet

Make no mistake: güçlü bir kesinlik işareti

Make no mistake, “bunu açıkça anlayın ve birazdan söyleyeceğim şeyi yanlış anlamayın” demektir. Bu, gerçek bir hatayı arama isteği değil, retorik bir emirdir. Bir iddiadan önce kullanıldığında o iddiayı kesin ve sağlam bir görüş olarak sunar. Burada, yolculuğun bir nesle yön vereceği ve onu tanımlayacağı tahminine ek güç katar.

Alıştırma

Yanlış anlaşılmaması gereken kesin bir uyarıyı hangi cümle doğal biçimde sunar?

  1. Make no mistake: repeated safety violations will have consequences.
  2. There is no mistake: repeated safety violations will have consequences.
  3. Don't get me wrong: repeated safety violations will have consequences.
Cevabı göster

Make no mistake: repeated safety violations will have consequences.

We should note here that while there may be a race to space between the private and the public and space SpaceX and NASA,

3:55

Burada şunu belirtmeliyiz ki; özel sektör ile kamu, ve SpaceX ile NASA arasında uzay için bir yarış olsa da,

the former and other public companies

3:59

ilki ve diğer halka açık şirketler

are working with NASA to make the Mars dream come true.

4:01

Mars rüyasını gerçeğe dönüştürmek için NASA ile işbirliği yapıyor.

NASA has had plenty of setbacks besides underfunding.

4:04

NASA'nın yetersiz finansman dışında da pek çok aksiliği oldu.

This includes the loss of two of its space shuttles in 1986 and 2003.

4:07

Buna 1986 ve 2003 yıllarında iki uzay mekiğinin kaybedilmesi de dahildir.

14 astronauts were killed in total,

4:11

Toplamda 14 astronot hayatını kaybetti,

which didn't help NASA's ambitions.

4:12

ki bu NASA'nın hedefleri için hiç de iyi olmadı.

NASA has launched well over 100 crewed missions to space Kelime

4:14

NASA uzaya 100'ün üzerinde insanlı

and over 1,000 unmanned missions.

4:17

ve 1.000'in üzerinde insansız görev fırlattı.

Kelime

well over 100: 100'den oldukça fazla

well over 100 ifadesinde well, over sözcüğünü güçlendirir. İfade yalnızca 100'den büyük herhangi bir sayıyı değil, “100'den oldukça fazla” bir sayıyı anlatır. Kesin farkı belirtmeden aradaki farkın büyük olduğunu vurgular. Buradaki well bir derece zarfıdır; “iyi bir şekilde” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “oldukça fazla” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The aquarium welcomed ____ 2,000 visitors on opening weekend.

Cevabı göster

well over

NASA's last manned space shuttle launch

4:19

NASA'nın son insanlı uzay mekiği fırlatması,

was with its space transportation system in 2011.

4:21

2011'deki uzay taşıma sistemiyle gerçekleşti.

If you are wondering how astronauts or cosmonauts Anlatım akışı

4:24

Eğer astronotların ya da kozmonotların

these days get to the International Space Station and back down to Earth,

4:26

bugünlerde Uluslararası Uzay İstasyonuna nasıl gidip Dünya'ya nasıl döndüğünü merak ediyorsanız,

they travel on the Soyuz Russian spacecraft.

4:29

Rusların Soyuz uzay aracıyla seyahat ediyorlar.

Anlatım akışı

If you are wondering how: dinleyici odaklı bir geçiş

If you are wondering how, dinleyicinin aklında olabilecek bir “nasıl” sorusunu önceden dile getirir ve ardından yanıtı sunar. Bu cümlede if, gerçekleşmesi gereken bir koşul kurmaz; ifadenin tamamı yolculuk açıklamasına geçiş sağlayan samimi bir bağlayıcıdır. Burada wondering, “merak etmek, bilmek istemek” anlamına gelir; “şaşırmak” anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilecek yapı If you are wondering + soru sözcüklü yan cümledir; how..., why... veya where... gibi ifadelerle kullanılabilir.

Alıştırma

Bu parçada If you are wondering how ifadesinin işlevi nedir? “If you are wondering how the library keeps old books safe, it stores them in climate-controlled rooms.”

  1. Yazarın kütüphane karşısında şaşırdığını gösterir.
  2. Okurun devam etmeden önce bir koşulu yerine getirmesi gerektiğini söyler.
  3. Okurun aklına gelebilecek bir soruyu öngörür ve yanıtı sunar.
Cevabı göster

Okurun aklına gelebilecek bir soruyu öngörür ve yanıtı sunar.

Currently, NASA is not sending humans into space,

4:32

Şu anda NASA uzaya insan göndermiyor,

although running the space station

4:34

uzay istasyonunun işletilmesi

and most space-related activities are a collaboration

4:36

ve uzayla ilgili faaliyetlerin çoğu bir işbirliğidir,

between NASA, Russia, and other countries.

4:38

NASA, Rusya ve diğer ülkeler arasında.

NASA had originally said it would again be sending humans into space Dilbilgisi

4:40

NASA başlangıçta uzaya yeniden insan göndereceğini söylemişti,

in 2021 aboard the Orion spacecraft,

4:43

2021 yılında Orion uzay aracı ile,

but that date has reportedly been moved forward to 2019. Öbek fiiller

4:46

ancak bu tarihin 2019'a çekildiği bildirildi.

Dilbilgisi

said it would again be sending: geçmişten bakılan geleceğin sürekli biçimi

Geçmiş zamandaki aktarım fiili said'den sonra would, will'in geçmiş bakış açısından kullanılan biçimidir. NASA bu açıklamayı yaptığında eylem hâlâ gelecekteydi; burada bir koşul ya da varsayımsal sonuç değil, önceki bir plan anlatılır. would be sending sürekli yapısı, gelecekteki etkinliği planlanmış veya beklenen bir düzenleme olarak sunar. again, insanların uzaya bir kez daha gönderileceğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi will be ifadesinin geçmişten bakılan gelecek zamandaki sürekli biçimiyle tamamlayın: The agency said it ____ launching the satellite the following year.

Cevabı göster

would be

Öbek fiiller

moved forward to 2019: programı daha erken bir tarihe alma

Takvim ve program bağlamında move something forward, bir şeyi daha erken bir zamana almak anlamına gelebilir. Edilgen has been moved forward yapısı tarihin değiştirildiğini, to 2019 ise yeni tarihin 2019 olduğunu belirtir. İlk tarih 2021'di, dolayısıyla 2019 daha erkendir. Tarihler yönü netleştirir: forward burada daha geç anlamına gelmez.

Alıştırma

Toplantı başlangıçta cuma günü için planlanmıştı, ancak artık pazartesi günü yapılacak. Örnekteki kullanıma göre toplantının daha erkene alındığını hangi cümle anlatır?

  1. The meeting has been moved forward to Monday.
  2. The meeting is moving forward on Monday.
  3. The meeting has been moved back to Friday.
Cevabı göster

The meeting has been moved forward to Monday.

Perhaps NASA's greatest recent success

4:49

Belki de NASA'nın yakın zamandaki en büyük başarısı,

was the 2011 launch of its planetary rover

4:51

2011 yılında gezegen keşif aracını fırlatması

and the current work it does on Mars.

4:53

ve aracın şu anda Mars'ta yaptığı çalışmalardır.

Named the Curiosity,

4:55

Curiosity adlı bu araç,

the rover is five times larger than Dilbilgisi

4:56

kızıl gezegeni keşfetmek için gönderilen önceki

previous rovers that were sent to explore the red planet.

4:58

araçlardan beş kat daha büyüktür.

Dilbilgisi

five times larger than ile katlı karşılaştırmalar

Bu cümlede five times larger than, keşif aracının büyüklüğünü önceki araçların büyüklüğüyle karşılaştırır. Yapı, çarpan + karşılaştırma sıfatı + than şeklindedir: five times + larger + than. Burada verilmek istenen mesaj, aracın öncekilerin yaklaşık beş katı büyüklüğünde olduğudur. Bu yapı büyüklük, hız, maliyet ve ölçülebilen başka özellikleri karşılaştırmak için de kullanılabilir. Ancak larger kullanıldığında bazı okurlar çarpanı son toplam yerine eklenen miktar olarak yorumlayabilir. Bu nedenle kesin veriler yazılırken genellikle daha açık bir biçim tercih edilir.

Alıştırma

Hızı karşılaştırmak için çarpan + karşılaştırma sıfatı + than yapısını kullanan cümle hangisidir?

  1. The new processor is three times the speed of the old one.
  2. The new processor is as fast as the old one.
  3. The new processor is three times faster than the old one.
Cevabı göster

The new processor is three times faster than the old one.

You might also be asking yourself,

5:00

Kendi kendinize şunu da soruyor olabilirsiniz,

what is the difference between an astronaut and a cosmonaut? Kültür

5:02

astronot ile kozmonot arasındaki fark nedir?

The answer is not much.

5:04

Cevap: Pek bir fark yok.

Astronauts are trained and certified through NASA and other countries' space programs,

5:05

Astronotlar, NASA ve diğer ülkelerin uzay programları aracılığıyla eğitilip sertifikalandırılırken,

while cosmonauts are trained solely through Russia's space program.

5:09

kozmonotlar yalnızca Rusya'nın uzay programı aracılığıyla eğitilirler.

Kültür

astronaut ve cosmonaut arasındaki fark

Astronaut ve cosmonaut kelimelerinin ikisi de uzaya gitmek ve uzayda çalışmak üzere eğitilen kişileri belirtir. Bu bölümde astronaut, NASA veya diğer ülkelerin programlarında eğitilip sertifikalandırılan kişiler için; cosmonaut ise Rusya'nın uzay programında eğitilen kişiler için kullanılır. Fark, kurumlara ve tarihe bağlı bir adlandırma geleneğidir; farklı bir meslek, görev türü, beceri düzeyi veya rütbe değildir.

Alıştırma

Bu bölümde astronaut ile cosmonaut arasındaki farkı en iyi hangisi açıklar?

  1. Kişinin rütbesi ve beceri düzeyi.
  2. Kişiyle bağlantılı adlandırma geleneği ve uzay programı.
  3. Kişinin kullanabildiği uzay aracı türü.
Cevabı göster

Kişiyle bağlantılı adlandırma geleneği ve uzay programı.

Let's now take a look at recent developments and an inventory of rocket stock. Anlatım akışı

5:12

Şimdi son gelişmelere ve roket envanterine bir göz atalım.

Anlatım akışı

Let's now take a look at ... ile yeni bir konuya geçmek

“Let's now take a look at ...” dinleyiciyi önceki bölümden yeni bir konuya taşır. “Now” geçişi belirtirken “Let's” sonraki bölümü birlikte incelemeye yönelik bir davet havası verir. Buradaki “take a look at”, “ele almak”, “gözden geçirmek” veya “tartışmak” anlamındadır. Bir şeye gerçekten gözle bakmak gerekmez.

Alıştırma

Sunumdaki geçişi hedef ifadeyle tamamlayın: We've covered the costs. ____ the timeline.

Cevabı göster

Let's now take a look at

SpaceX's grandest creation so far is its Falcon Heavy large payload rocket,

5:15

SpaceX'in şu ana kadarki en görkemli eseri büyük yük taşıyıcı roketi Falcon Heavy,

which is scheduled to launch within the next month or two. Kalıp ifadeler

5:20

önümüzdeki bir veya iki ay içinde fırlatılması planlanıyor.

Kalıp ifadeler

is scheduled to launch: planlanmış bir gelecek olayı

“Is scheduled to launch”, be scheduled to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Fırlatmanın gelecekteki resmî bir takvime veya plana yerleştirildiğini belirtir. Edilgen yapı, planlanan olaya odaklanır: planı roketin kendisi yapmaz. Takvim değişebileceği için bu ifade, fırlatmanın tam zamanında gerçekleşeceğini garanti etmez.

Alıştırma

Cümleyi resmî olarak düzenlenmiş bir olay için kullanılan hedef yapıyla tamamlayın: The new clinic ____ open on Monday.

Cevabı göster

is scheduled to

The rocket is designed to carry people

5:22

Roket insan taşımak üzere tasarlandı

and it's with this rocket that SpaceX sees the future. Dilbilgisi

5:24

ve SpaceX geleceği bu roketle görüyor.

Dilbilgisi

“it's with this rocket that ...” içindeki it-cleft vurgu yapısı

it is/was + odaklanan öge + that + yan cümle kalıbı, it-cleft adı verilen vurgu yapısıdır. Burada with this rocket odak konumundadır; konuşmacı, SpaceX'in geleceğe bu roket aracılığıyla baktığını vurgular. Temel bilgi “SpaceX sees the future with this rocket.” cümlesine yakındır. Bu yapıda it, yapısal bir yer tutucudur; roketi ya da başka bir nesneyi göstermez.

Alıştırma

with kullanarak vurgulu it-cleft cümlesini tamamlayın: “____ this small telescope that we spotted the comet.”

Cevabı göster

It was with

SpaceX also has a free-flying spacecraft called Dragon,

5:26

SpaceX'in ayrıca Dragon adında serbest uçan bir uzay aracı var,

which was the first commercial spacecraft ever launched by a private company. Dilbilgisi

5:29

bu özel bir şirket tarafından fırlatılan ilk ticari uzay aracıdır.

Dilbilgisi

Rekor bildiren “the first ... ever launched” kalıbı

the first + isim + ever + geçmiş zaman ortacı kalıbı, bir şeyi tarihteki ilk örnek olarak sunar. Burada ever, zaman aralığını önceki tüm dönemlere genişletir; dolayısıyla bu araçtan önce hiçbir özel şirketin ticari bir uzay aracı fırlatmadığı ileri sürülür. Launched by a private company, spacecraft sözcüğünü niteleyen kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir ve “that was ever launched by a private company.” anlamına gelir. Spacecraft eylemden etkilenen unsur olduğu için geçmiş zaman ortacı launched kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir köprünün robot tarafından inşa edilen ilk köprü olarak tarihî bir rekor kırdığını açıkça belirtir?

  1. It was one of the first bridges built by a robot.
  2. It was the first bridge ever built by a robot.
  3. It was a bridge that a robot had built before.
Cevabı göster

It was the first bridge ever built by a robot.

It currently only carries cargo,

5:32

Şu anda sadece kargo taşıyor,

but SpaceX believes it will be ready for human space travel

5:34

ancak SpaceX, insanlı uzay yolculuğu için hazır olacağına inanıyor;

by as early as 2018. Kalıp ifadeler

5:36

en erken 2018 yılına kadar.

Kalıp ifadeler

by as early as + bir tarih

Bu cümlede by bir son tarih belirtir: SpaceX, aracın belirtilen zamandan daha geç olmamak üzere hazır olmasını bekliyor. as early as ise bu son tarihi tek kesin tarih olarak değil, iyimser ve erken bir olasılık olarak sunar. by as early as + tarih kalıbı, bir sonucun alışılmadık derecede erken bir tarihe kadar elde edilebileceği tahminlerinde kullanışlıdır. İfade believes ile sunulduğu için bu bir garanti değil, tahmindir.

Alıştırma

Tahmini, iyimser bir erken tarihi «en geç o tarihte» anlamıyla birleştiren kalıpla tamamlayın: The city says the new pool could open ____ June.

Cevabı göster

by as early as

The Dragon can be carried on the Falcon Heavy rocket

5:37

Dragon, Falcon Heavy roketiyle

or on SpaceX's other rocket, the Falcon 9.

5:40

ya da SpaceX'in diğer roketi olan Falcon 9 ile taşınabilir.

The history of NASA's space missions is a long and fascinating story

5:42

NASA'nın uzay görevlerinin tarihi uzun ve büyüleyici bir hikayedir

and it is the reason for much of our understanding of space.

5:45

ve uzay anlayışımızın büyük bir kısmının temel nedenidir.

For instance,

5:48

Örneğin,

NASA's space probe Voyager reached the outer planets

5:49

NASA'nın uzay sondası Voyager dış gezegenlere

of Jupiter and Saturn

5:51

Jüpiter ve Satürn'e ulaştı

and 39 years later is still out there navigating interstellar space.

5:52

ve 39 yıl sonra hala yıldızlararası uzayda geziniyor.

Voyager 2 was launched soon after

5:56

Voyager 2 ondan kısa süre sonra fırlatıldı

and was the first spacecraft

5:58

ve ilk uzay aracı oldu;

to rub shoulders with Uranus and Neptune. Deyimler

5:59

Uranüs ve Neptün ile omuz omuza giden.

Deyimler

Eğlenceli bir kişileştirme olarak rub shoulders with

Normalde rub shoulders with, önemli kişilerle veya bir grubun üyeleriyle tanışmak ya da onların yakınında zaman geçirmek anlamına gelir. Gerçekten omuzların birbirine sürtünmesini değil, sosyal teması anlatır. Burada uzay aracı ve gezegenler insan gibi ele alınıyor. Bu eğlenceli kişileştirme, Voyager 2'nin Uranüs ve Neptün'e yaklaştığı anlamına gelir ve yakın geçişlerini canlı ve mizahi biçimde anlatır.

Alıştırma

"The probe rubbed shoulders with Saturn's rings," cümlesinde bu ifade ne anlatıyor?

  1. Sonda halkalarla arkadaşlık kurdu.
  2. Sonda halkalara fiziksel olarak zarar verdi.
  3. Sonda halkaların çok yakınından geçti.
Cevabı göster

Sonda halkaların çok yakınından geçti.

NASA currently has a space probe Juno orbiting Jupiter,

6:01

NASA'nın şu anda Jüpiter yörüngesinde dönen bir uzay sondası, Juno, var,

while another record was broken in 2015

6:04

bunun yanında 2015'te başka bir rekor kırıldı;

when NASA's New Horizons space probe

6:06

NASA'nın New Horizons uzay sondası

did a flyby of the Pluto system.

6:07

Plüton sisteminin yakınından geçiş yaptığında.

Traveling at over 36,000 miles per hour, Dilbilgisi

6:09

Saatte 36.000 milden fazla bir hızla seyahat ederek,

it made history when it came within 6,000 miles of Pluto. Kalıp ifadeler

6:12

Plüton'un 6.000 mil yakınına gelerek tarih yazdı.

Dilbilgisi

Cümle başındaki Traveling at over 36,000 miles per hour -ing öbeği

Cümle başındaki -ing öbeği, ana cümlenin öznesi it’in tarihe geçtiği sırada ne yaptığını anlatır. Öbeğin örtük öznesi de aynı it’tir: uzay aracı o hızla ilerliyordu. Bu yapı, ana olaydan önce arka plan bilgisini kısa biçimde verir. Ana cümlenin öznesi olan isim veya zamir, -ing eylemini yapan taraf olmalıdır; burada Traveling, Pluto’yu veya hızı niteleyemez.

Alıştırma

Hangi cümlede, cümle başındaki -ing öbeği doğru kullanılmıştır?

  1. Crossing the finish line, the crowd cheered for Maya.
  2. As Maya crossed the finish line, the crowd cheered.
  3. Crossing the finish line, Maya raised both arms.
Cevabı göster

Crossing the finish line, Maya raised both arms.

Kalıp ifadeler

made history: unutulmaz bir ilke veya atılıma imza atmak

Made history, make history ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Kelimenin tam anlamıyla tarih üretmek değil, tarihî bir dönüm noktası olarak hatırlanacak kadar önemli veya daha önce yapılmamış bir şeyi başarmak demektir. Burada ifade, uzay aracının yakın geçişini bir ilk veya büyük bir atılım olarak değerlendirir. Genellikle rekor kıran ya da bir şeyi ilk kez başaran insanlar, takımlar, keşifler veya olaylar için kullanılır.

Alıştırma

Önemli bir ilki başarmak anlamına gelen, dersteki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The engineers will ____ if their robot becomes the first to explore the cave.

Cevabı göster

make history

Kalıp ifadeler

came within 6,000 miles of Pluto: Plüton'a 6.000 mil veya daha az mesafeye gelmek

come within + miktar + of + hedef kalıbı, hedefle kalan mesafe bu miktara eşit ya da bundan az olacak kadar yaklaşmak anlamına gelir. Burada uzay aracı Plüton'a en fazla 6.000 mil uzaklıktaki bir noktaya ulaştı; ifade, mesafenin tam olarak 6.000 mil olduğunu söylemez. Aynı kalıp zaman, puan veya ölçülebilen başka bir farkın sınırına yaklaşmayı da anlatabilir. Örneğin come within two points of winning denebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir uzay aracının asteroide 100 mil veya daha az mesafeye geldiğini ancak mesafenin tam olarak 100 mil olduğunu söylemediğini belirtir?

  1. The probe was exactly 100 miles from the asteroid.
  2. The probe came within 100 miles of the asteroid.
  3. The probe traveled 100 miles toward the asteroid.
Cevabı göster

The probe came within 100 miles of the asteroid.

The journey was an astounding 3 billion miles.

6:14

Bu yolculuk şaşırtıcı bir şekilde 3 milyar mildi.

NASA's current biggest development is the Orion launch,

6:17

NASA'nın şu anki en büyük geliştirme projesi Orion fırlatmasıdır;

which will take four astronauts beyond the moon, according to NASA.

6:20

NASA'ya göre bu araç dört astronotu Ay'ın ötesine götürecek.

Other main developments are related to research aboard the International Space Station,

6:23

Diğer ana gelişmeler, Uluslararası Uzay İstasyonundaki araştırmalar,

global aviation, and emerging technologies such as robotics.

6:26

küresel havacılık ve robotik gibi gelişen teknolojilerle ilgilidir.

NASA has achieved truly incredible things,

6:29

NASA gerçekten inanılmaz şeyler başardı,

but will the organization have to move over Öbek fiiller

6:32

peki bu organizasyon, yerini Elon Musk'ın

for Elon Musk's amazing spacecraft technologies?

6:33

şaşırtıcı uzay aracı teknolojilerine mi bırakmak zorunda kalacak?

Öbek fiiller

move over: yeni bir lidere yer açmak

Bu soruda move over mecaz anlamda kullanılır: NASA'nın lider konumunun bir kısmından vazgeçip Elon Musk'ın uzay aracı teknolojilerine yer açmak zorunda kalıp kalmayacağını sorar. NASA'nın fiziksel olarak yer değiştireceği anlamına gelmez. Bu kullanım, rekabeti köklü bir liderin yeni gelen için kenara çekilmesi gibi gösterir. Will X have to move over for Y? türündeki bir soru çarpıcı bir karşılaştırma yapar; Y'nin X'in yerini çoktan aldığını söylemez.

Alıştırma

Hangi cümlede move over, yeni bir lidere veya rakibe yer açmak anlamında mecaz olarak kullanılmıştır?

  1. Please move over so I can sit down.
  2. We moved the meeting over to Friday.
  3. Move over, old payment apps—a faster one is becoming popular.
Cevabı göster

Move over, old payment apps—a faster one is becoming popular.

In 2017,

6:36

2017'de,

rumors surfaced that Donald Trump's administration wants to return to the moon, Kalıp ifadeler

6:37

Donald Trump yönetiminin Ay'a dönmek istediği söylentileri ortaya çıktı,

but will it be with a NASA or SpaceX vehicle?

6:40

ama bu NASA'nın mı yoksa SpaceX'in mi aracıyla olacak?

Kalıp ifadeler

rumors surfaced that: yeni ortaya çıkan doğrulanmamış iddiaları aktarmak

Rumors surfaced that + yan cümle, o içeriğe sahip doğrulanmamış haberlerin ortaya çıkmaya veya kamuoyunca bilinmeye başladığı anlamına gelir. Burada surfaced geçişsiz bir fiildir: söylentilerin kendisi kamuoyunun dikkatine çıkmıştır. Bu ifade, iddianın kanıtlandığını değil, kamuoyunun ondan haberdar olmaya başladığını bildirir. Kaynak ve doğruluk belirsiz kalır; that ile başlayan yan cümle de söylentinin içeriğini verir.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama gelir? Rumors surfaced that the school might change its schedule.

  1. Birisi yazılı söylentileri fiziksel olarak yerden çıkardı.
  2. Doğrulanmamış haberler kamuoyunca bilinmeye başladı.
  3. Program değişikliği resmen doğrulandı.
Cevabı göster

Doğrulanmamış haberler kamuoyunca bilinmeye başladı.

Some critics believe America is big enough for two space programs, public and private,

6:43

Bazı eleştirmenler Amerika'nın hem kamu hem de özel olmak üzere iki uzay programı için yeterince büyük olduğuna inanıyor

and there's enough room on the moon for two future landings.

6:46

ve Ay'da gelecekteki iki iniş için yeterli alan var.

Others have suggested NASA should keep its focus on exploring deep space, Kalıp ifadeler

6:49

Diğerleri, NASA'nın odak noktasını derin uzay keşfine ayırması gerektiğini,

while manned space travel and the possibility of a human colony on Mars

6:52

insanlı uzay seyahatinin ve Mars'ta olası bir insan kolonisinin

should be handled by other agencies. Dilbilgisi

6:55

diğer ajanslar tarafından ele alınması gerektiğini öne sürüyorlar.

Kalıp ifadeler

keep its focus on exploring: mevcut bir önceliği sürdürmek

Keep its focus on exploring, dikkati ve kaynakları keşif faaliyetine yöneltmeyi sürdürmek anlamına gelir. Keep, bunun zaten bir öncelik olduğunu ve yeni bir öncelik getirmek yerine aynı şekilde kalması gerektiğini gösterir. Burada focus bir isimdir, its odağın kime ait olduğunu belirtir ve on sonrasında -ing biçimindeki exploring gelir. Yeniden kullanılabilir kalıp keep + iyelik biçimi + focus + on + isim veya -ing biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi keep + focus sözcüğünün iyelik biçimi + on kullanarak tamamlayın: Even when new requests arrive, ____ finishing the current project.

Cevabı göster

keep your focus on

Dilbilgisi

should be handled by: edilgen bir öneriyle sorumluluk atamak

“Should be handled by”, should ile edilgen yapıdaki be handled ifadesini birleştirir. Should, sorumluluğun nasıl dağıtılması gerektiğine dair bir öneri sunar; be handled, görevi dil bilgisel odağa yerleştirir; by ise sorumlu olması önerilen tarafı belirtir. Burada insanlı uzay yolculuğu ve Mars'ta koloni kurma olasılığı yönetilecek konulardır; other agencies ise bunları yönetmesi önerilen kurumlardır. Bu kullanımda handle, bir şeyi elle tutmak değil, “sorumluluğunu üstlenmek” veya “ilgilenmek” anlamına gelir.

Alıştırma

Öneriyi edilgen sorumluluk yapısıyla tamamlayın: The customer complaint ____ the support manager.

Cevabı göster

should be handled by

How do you think these two programs should move into the future?

6:57

Sizce bu iki program gelecekte nasıl ilerlemeli?

Should NASA and SpaceX share the same space Anlatım akışı

6:59

NASA ve SpaceX aynı uzayı mı paylaşmalı

or should each know its own place?

7:01

yoksa herkes kendi yerini mi bilmeli?

Anlatım akışı

share the same space ... know its own place: kafiyeli bir iki seçenekli kapanış

Bu kapanış, konuyu dengeli bir iki seçenekli soru hâlinde düzenler: NASA ve SpaceX aynı alanı mı paylaşmalı, yoksa her biri kendi yerini mi bilmeli? Should sözcüğünün tekrarlanması ve iki yan cümlenin yapısal olarak eşleşmesi, seçenekleri karşılaştırmayı kolaylaştırır. Space ve place kafiyelidir ve iki sözcük de ek anlam taşır. Space hem faaliyet alanı hem de dış uzay anlamına gelebilir; place atanmış bir rolü gösterebilir. Know one’s place ise kişinin veya kurumun o rolün sınırları içinde kalmasını ima edebilir. Bu söz oyunu, “sorumluluklar örtüşmeli mi, ayrı mı olmalı?” şeklindeki politika sorusunu akılda kalıcı bir kapanışa dönüştürür.

Alıştırma

“share the same space ... know its own place” ifadesinin temel etkisi nedir?

  1. İki paralel seçenek sunar ve karşıtlığı akılda kalıcı kılmak için space ile place arasındaki kafiyeyi kullanır.
  2. İki kurumun aynı fiziksel konumda çalışması gerektiğini söyler.
  3. Kurumların merkezlerinin nerede olduğuyla ilgili birbiriyle ilgisiz iki bilgi verir.
Cevabı göster

İki paralel seçenek sunar ve karşıtlığı akılda kalıcı kılmak için space ile place arasındaki kafiyeyi kullanır.

Let us know in the comments.

7:03

Yorumlarda bize bildirin.

And if you liked this video,

7:04

Ve bu videoyu beğendiyseniz,

be sure to check out Earth versus Mars.

7:05

Dünya Mars'a Karşı videomuza da mutlaka göz atın.

Thanks for watching

7:07

İzlediğiniz için teşekkürler

and as always,

7:08

ve her zamanki gibi,

don't forget to like, share, and subscribe.

7:08

beğenmeyi, paylaşmayı ve abone olmayı unutmayın.

See you next time.

7:10

Bir dahaki sefere görüşmek üzere.