Nezaket ne kadar önemlidir? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Neil ve Beth, nezaket konusunda yalnızca kullanılan kelimelere bakarak karar verilemeyeceğini inceliyor. Sert bir rica, bir çocuğun Michael Rosen’a samimi biçimde seslenmesi ve bir annenin kızının davranışından utanması üzerinden; tonun, dinleyenin yorumunun, toplumsal kuralların ve kabul görmenin bir davranışın kaba sayılmasını nasıl etkilediğini gösteriyorlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. You, give me that pen. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Yumuşatıcı içermeyen bir emirle doğrudan hitabın neden buyurgan duyulabileceğini fark edin; konuşanın karşı taraf üzerindeki toplumsal baskıyı azaltmak istediği durumlarda ricaya please veya could you gibi ögeler katmanın gereğini değerlendirin. 2. politeness is as much to do with the person being spoken to as the person speaking, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: as much to do with... as... karşılaştırma yapısını anlayın ve bir sonuç ya da yargının yalnızca tek bir tarafın sorumluluğu olmadığını, iki tarafla da eşit ölçüde ilişkili olduğunu savunmak için kullanın. 3. mind your P's and Q's. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Harfleri gerçek anlamıyla yorumlamadan bunun nazik davranmayı hatırlatan Britanya İngilizcesine özgü bir deyim olduğunu anlayın; birini görgü kurallarına veya toplumsal davranışlarına dikkat etmesi için uyarırken kullanılabileceğini ayırt edin.
Bu derste
Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.
0:07Merhaba, BBC Learning English'ten Six Minute English'e hoş geldiniz.
In this program, we're talking about politeness. Anlatım akışı
0:13Bu programda nezaket hakkında konuşuyoruz.
In this program, we're talking about... ile konuyu tanıtmak
Bir programın başında bu cümle, dinleyicilere programın hangi konuya odaklanacağını söyler. In this program çerçeveyi belirler, we're talking about ise konuyu tanıtır. Buradaki şimdiki zaman, yalnızca sürmekte olan bir konuşmayı anlatmaz; planlanan konuyu da duyurur. Bu kalıp In this class/episode/presentation, we're talking about + konu şeklinde uyarlanabilir. Ortamı ve konuyu değiştirerek sırada neyin ele alınacağını açıkça söyleyebilirsiniz.
Alıştırma
Konuyu duyuran bu açılışı, dersteki kısaltılmış ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: In this episode, ____ ocean animals.
Cevabı göster
we're talking about
Britain has a reputation for being a polite place Kalıp ifadeler
0:16İngiltere'nin kibar bir yer olmak gibi bir ünü vardır,
where children are told to say please and thank you. Dilbilgisi
0:20çocuklara 'lütfen' ve 'teşekkür ederim' demeleri öğretilir.
has a reputation for being a polite place: kibar bir yer olarak tanınmak
Bu cümlede has a reputation for being a polite place, Britanya'nın genel olarak kibar bir yer diye düşünüldüğü anlamına gelir. Reputation insanların paylaştığı ortak izlenimdir; bu nedenle cümle herkesin her zaman kibar olduğunu ileri sürmez. have/has a reputation for being + tanım kalıbı, bir kişinin, yerin veya grubun genel olarak nasıl görüldüğünü anlatır. being'den sonra bir sıfat veya isim grubu gelebilir.
Alıştırma
Bu cümlenin anlamı nedir? "The town has a reputation for being friendly."
- İnsanlar genellikle kasabanın cana yakın olduğunu düşünür.
- Kasabadaki herkes her zaman cana yakındır.
- Kasaba daha yeni cana yakın olmaya karar verdi.
Cevabı göster
İnsanlar genellikle kasabanın cana yakın olduğunu düşünür.
are told to say: be told to ile edilgen talimatlar
are told to say ifadesinde çocuklar talimatı alan taraftır. are told, tell fiilinin edilgen biçimidir; to say ise yapmaları beklenen eylemi belirtir. Kullanılabilir kalıp be told to + fiilin yalın hâlidir. Odak, talimatı alan kişidedir; bu yüzden talimatı veren kişinin belirtilmesi gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi tell fiilinin edilgen talimat yapısıyla tamamlayın: At the museum, visitors ____ keep their voices low.
Cevabı göster
are told to
But in real life, that isn't always true. Kalıp ifadeler
0:23Fakat gerçek hayatta bu her zaman doğru değildir.
in real life: izlenimleri gerçekle karşılaştırmak
in real life, bir fikirde, hikâyede, görüntüde veya genel inanışta değil, gerçek yaşamda ya da deneyimde anlamına gelir. Burada insanların bekleyebileceği şey ile gerçekte doğru olan şey arasında karşıtlık kurar. Bu ifade, dinleyiciyi bir izlenimden gerçeğe taşımak için sık sık but sözcüğünden sonra gelir. Bu kalıplaşmış ifadede real life normalde artikel almaz.
Alıştırma
Cümleyi “gerçek günlük deneyimde” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The toy looks huge in the photo, but ____ it is quite small.
Cevabı göster
in real life
Doğrudan emir olarak You, give me that pen.
Bu cümlede You dinleyeni özellikle hedef gösterir, give ise emir kipindedir. Birlikte, yumuşatıcı içermeyen doğrudan bir emir oluştururlar: Konuşan kişi kibarca yardım istemek yerine birine ne yapacağını söyler. could you veya please gibi yumuşatıcılar bulunmadığı için sıradan bir istekte buyurgan ya da saygısızca gelebilir. Bir nesnenin uzatılmasını istemenin normal yolu olarak değil, duyulduğunda anlaşılması gereken kaba bir örnek olarak düşünülmelidir.
Alıştırma
Bir sınıf arkadaşından sana bir kalem uzatmasını istiyorsun. Hangi cümle kibardır?
- Give me that pen now.
- You, give me that pen.
- Could you pass me that pen, please?
Cevabı göster
Could you pass me that pen, please?
a bit rude: eleştiriyi yumuşatmak
a bit rude ifadesinde a bit “biraz” anlamına gelir ve rude sıfatından önce gelir. Eleştirinin sertliğini azaltır: Konuşan kişi davranışın kaba olduğunu söylemeye devam eder, ancak bunu daha az doğrudan bir şekilde yapar. Bu bir yumuşatma ifadesidir. Yargının aktarılma biçimini yumuşatır; rude sözcüğünü olumlu hâle getirmez ve konuşanın yalnızca biraz rahatsız olduğu anlamına da gelmez.
Alıştırma
Eleştiriyi daha az doğrudan yapmak için örnekteki iki sözcüklü yumuşatma ifadesini kullan: The reply sounded ____ rude.
Cevabı göster
a bit
Geçmişte söylenenleri değerlendirmek için What should I have said?
What should I have said?, konuşma gerçekleştikten sonra daha iyi bir ifade seçiminin ne olduğunu sorar. Genellikle konuşanın önceki sözlerinin yanlış, kaba veya belirsiz olabileceğini fark ettiğini gösterir. Yapı should have + fiilin üçüncü hâlidir. Burada said, say fiilinin üçüncü hâlidir. Bu what sorusu, bundan sonra ne söyleneceğini değil, geçmişte hangi davranışın veya ifadenin daha iyi olacağını sorar.
Alıştırma
Önceki cevabınızın kaba duyulduğunu fark ettikten sonra say fiilinin geçmişi değerlendiren biçimiyle soruyu tamamlayın: What should I ____ instead?
Cevabı göster
have said
Neil, please, could you pass me the pen? Ton ve niyet
0:32Neil, lütfen, kalemi bana uzatabilir misin?
Önerilen bir ifadeyi tanıtmak için How about
Burada How about, önerilen başka bir ifadeyi tanıtır: Konuşan kişi, devamındaki sözleri istekte bulunmanın daha iyi bir yolu olarak sunar. “Şöyle söylesen nasıl olur?” gibi işlev görür. İfade, önerilen isteğin tamamını, yani Neil, please, could you pass me the pen? bölümünü kapsar. “Neil hakkında ne düşünüyorsun?” anlamına gelmez. How about sonrasındaki duraklamayı fark etmek cümleyi doğru gruplamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Örnekte How about ne işe yarıyor?
- Neil hakkındaki bir görüşü sorar.
- Neil'in kalemi kaybettiğini söyler.
- Önerilen, daha nazik bir ifadeyi tanıtır.
Cevabı göster
Önerilen, daha nazik bir ifadeyi tanıtır.
please, could you pass me the pen? ile kibar rica
Bu cümlede please ve could you, pass me the pen ifadesini doğrudan bir emir olmaktan çıkarıp kibar bir ricaya dönüştürür. Could you burada öncelikle beceriyi sormaz; Neil'dan eylemi yapmasını ister. Kalıp could you + fiilin yalın hâli + ...? şeklindedir. Pass someone something, bir nesneyi o kişiye uzatmak anlamına gelir; bu yüzden pass me the pen, kalemin konuşana uzatılmasını ister.
Alıştırma
Hedef kibar ricayı eksik fiille tamamlayın: Could you ____ me the pen, please?
Cevabı göster
pass
There you go: bir şeyi uzatırken
There you go, bir nesneyi birine uzattığınız anda veya onun için küçük bir işi bitirdiğinizde kullanılan kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Bu sahnede Here it is ya da This is for you anlamındadır. Karşıdaki kişiye bir yere gitmesini söyleyen bir talimat değildir. İstenen şeyin verildiğini veya küçük işin tamamlandığını bildirir.
Alıştırma
Sınıf arkadaşınıza istediği kalemi uzatıyorsunuz. Söylenecek en doğal söz hangisidir?
- There it goes.
- There you go.
- You go there.
Cevabı göster
There you go.
Now, listen as BBC Radio 4 presenter Michael Rosen,
0:39Şimdi, İngiltere'de tanınmış bir şair ve çocuk kitabı yazarı olan
who is a well-known poet and children's author in Britain,
0:43BBC Radio 4 sunucusu Michael Rosen'ın,
this is how it went: arka plandan olayların akışına geçmek
Burada this is how it went, konuşanın geçmişteki bir olayın akışını anlatmaya başlayacağını bildirir. How it went, birinin nereye gittiğini değil, durumun nasıl geliştiğini anlatır. Bu ifade bir geçiş görevi görür: önce arka plan veya zaman bilgisi verilir, ardından ayrıntılı anlatı başlar. Ne olduğunu adım adım anlatmadan önce kullanılabilir.
Alıştırma
this is how ve go fiilinin geçmiş zamanını kullanarak geçiş ifadesini tamamlayın: My first day at camp was surprising. ____. First, I met my group, and then we built a tent.
Cevabı göster
This is how it went
Hey, you're thingy, innit!: birinin kimliğini son derece samimi biçimde sormak
Cümlenin tamamı son derece samimi ve özensiz duyulur. Hey doğrudan dikkat çeker; thingy konuşanın hatırlayamadığı veya kullanmamayı seçtiği bir adın yerine geçer; innit ise burada yaklaşık aren't you? işlevi gören, İngiliz İngilizcesine özgü çok günlük bir onay ifadesidir. Bu sözcükler birlikte kullanıldığında birinin kimliğini sorarken normalde korunan nazik mesafe ortadan kalkar. Yakın arkadaşlar arasında şakacı duyulabilir; ancak tanımadığınız veya saygılı biçimde hitap etmeniz gereken birine karşı umursamaz ya da kırıcı gelebilir. Etki ilişkiye, ses tonuna ve dinleyenin tepkisine bağlıdır.
Alıştırma
Yargılayın: “Hey, you're thingy, innit!” yeni tanıştığınız bir öğretmenin kimliğini doğrulamanın güvenli ve nazik bir yoludur.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
thingy: unutulan bir adın yerine kullanılan söz
Thingy, bir ad o anda akla gelmediğinde kullanılan son derece gündelik bir yer tutucu sözcüktür. Burada you're ifadesinden sonra gelir ve kişinin adının yerini alır; Türkçedeki “şey” veya “adı neydi” gibi işlev görür. Konuşanın doğru adı bilmediğini ya da hatırlayamadığını gösterirken cümlenin devam etmesini sağlar. Bir nesnenin adı hatırlanmadığında da kullanılabilir.
Alıştırma
Konuşan kişi burada thingy kullanarak ne yapıyor?
- Unutulan bir kişinin adını geçici olarak değiştirmek
- Kişinin karakterini anlatmak
- Kişinin resmî unvanını kullanmak
Cevabı göster
Unutulan bir kişinin adını geçici olarak değiştirmek
innit: “değil mi?” anlamında çok gündelik bir Britanya İngilizcesi eki
Innit, isn't it ifadesinden gelen, Britanya İngilizcesine özgü son derece gündelik bir konuşma biçimidir. Bu cümlenin sonunda yaklaşık olarak right? yani “değil mi?” anlamında bir soru eki görevi görür ve dinleyiciden kim olduğuna dair onay ister. Britanya'daki bazı konuşma çeşitlerinde innit genel bir soru eki gibi çalışır ve özneyle fiile uyacak biçimde değişmez. Bu yüzden burada standart bir soru eki gibi you're ile dil bilgisel uyum göstermez.
Alıştırma
Cümleyi burada öğretilen son derece gündelik Britanya İngilizcesi genel soru ekiyle tamamlayın: You're Maya, ____?
Cevabı göster
innit
Now, that one seems to break all the rules. Deyimler
0:57Bu cümle tüm kuralları yıkıyor gibi görünüyor.
break all the rules: geleneklerin dışına çıkmak
Break the rules, kurallara veya kabul edilen geleneklere uymamak demektir. Bu cümlede that one, alışılmış düzene uymuyor gibi görünür; break fiziksel olarak zarar vermek anlamına gelmez. All vurgu katar. Çoğu zaman olası her kuralı kelimesi kelimesine değil, “birçok önemli açıdan” anlamını verir.
Alıştırma
Örnekte break all the rules ne anlama geliyor?
- Yazılı bir kural listesini fiziksel olarak parçalamak
- Her kuralı tek tek açıklamak
- Alışılmış kurallara veya geleneklere uymamak
Cevabı göster
Alışılmış kurallara veya geleneklere uymamak
is short for: tam biçimi belirtmek
A is short for B kalıbı, A'nın B'nin kısaltılmış biçimi olduğunu açıklar. Kısa biçimi is short for ifadesinden önce, uzun veya tam biçimi ise for sözcüğünden sonra koyun. Burada which, innit ifadesine gönderme yapar ve isn't it daha tam ifade olarak sunulur.
Alıştırma
A is short for B sabit kalıbını tamamlayın: Exam is short ____ examination.
Cevabı göster
for
or was he just happy meeting a famous person in the street?
1:22yoksa sokakta ünlü biriyle karşılaştığı için sadece mutlu muydu?
And why do we teach kids to be polite in the first place? Kalıp ifadeler
1:26Ve neden en başta çocuklara kibar olmayı öğretiyoruz?
in the first place: başlangıçtaki nedeni sormak
Bir why sorusunda in the first place, bir şeyin başlangıçtaki veya temel nedenini sorar. Burada çocuklara nezaketin nasıl öğretildiğinden öteye geçilir ve yetişkinlerin neden en başta nezaket öğretmeye başladığı sorgulanır. İfade çoğunlukla cümlenin sonlarına gelir. Gerçek bir yeri belirtmek veya bir listenin ilk maddesini tanıtmak yerine “en başta” ya da “aslında neden” anlamını ekler.
Alıştırma
Soruyu başlangıçtaki nedeni soran dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: Why did Maya join the club ____?
Cevabı göster
in the first place
That's what we'll be discussing in this program, Anlatım akışı
1:29İşte bu programda bunu tartışacağız,
That's what we'll be discussing...: bir soruyu sıradaki konuya bağlamak
That, hemen önce sözü edilen soruya veya fikre gönderme yapar. what we'll be discussing “tartışacağımız şey” demektir; böylece cümle önceki soruyu programın sıradaki konusu yapar. Bu yapı, daha önce verilen bilgiyi sırada ne olduğuna dair bir ön izlemeye bağlar. Sorunun tamamını tekrarlamadan ana tartışmanın başladığını açıkça gösterir.
Alıştırma
Soruyu sıradaki konu yapan ve That's ile başlayan beş kelimelik ifadeyle geçişi tamamlayın: How can we save water? ____ today.
Cevabı göster
That's what we'll be discussing
The British are well known for being polite, as we've said,
1:36İngilizler dediğimiz gibi kibar olmalarıyla tanınırlar
to remind someone to be especially polite.
1:43özellikle kibar olmasını hatırlatmak için kullandığımız bir deyim bile vardır.
Well, we'll find out the correct answer later in the program. Öbek fiiller
2:06Peki, doğru cevabı programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.
find out: bilgi öğrenmek
Find out, genellikle kontrol ettikten, sorduktan, bekledikten veya araştırdıktan sonra bir bilgiyi öğrenmek ya da ortaya çıkarmak demektir. Burada doğru cevap henüz bilinmiyor; programın ilerleyen bölümünde açıklanacak. Find out ifadesinden sonra find out the result örneğindeki gibi bilgi belirten bir isim gelebilir. Ayrıca find out why it happened örneğindeki gibi soru sözcüğüyle veya whether ile başlayan bir yan cümle de gelebilir.
Alıştırma
“Bilgiyi öğrenmek” anlamını vermek için find sözcüğünü bir sözcükle tamamlayın: Check the school website to ____ when the holiday starts.
Cevabı göster
find out
let's return to ...: önceki konuya dönmek
Let's return to ..., dinleyicilerin dikkatini daha önce sözü edilen bir kişiye, olaya, soruya veya konuya geri yönlendiren bir geçiş ifadesidir. Burada kısa bir ara konudan sonra programı yeniden çocuğa döndürür. Let's, dinleyiciyi konuşmacıyı takip etmeye davet eder; return to ise önceki konu akışını belirtir. Yapı Let's return to + isim öbeği şeklindedir.
Alıştırma
Dersteki üç sözcüklü geçiş ifadesini kullanın: After that short story, ____ our first question.
Cevabı göster
let's return to
Professor Louise Mullany, who studies the language of politeness,
2:18Nezaket dilini inceleyen Profesör Louise Mullany'nin
She thinks that politeness is as much to do with the person being spoken to Dilbilgisi
2:24BBC Radio 4'un Word of Mouth programında anlattığına göre,
being spoken to: speak to yapısının edilgen -ing biçimi
Being spoken to, the person ifadesini niteleyen edilgen bir -ing öbeğidir. The person being spoken to, “birinin konuştuğu kişi” demektir; yani bu kişi eylemi yapan değil, eylemi alan taraftır. Temel yapı speak to someone şeklindedir. Edilgen yapıda someone eylemi alan konuma geçer, ancak to yerinde kalır: someone is being spoken to. To çıkarılırsa yapı bozulur.
Alıştırma
speak to yapısının edilgen -ing biçimini kullanın: The person ____ looked calm during the conversation.
Cevabı göster
being spoken to
as the person speaking, as she explained to BBC Radio 4 program Word of Mouth.
2:28nezaketin konuşan kişi kadar kendisiyle konuşulan kişiyle de ilgili olduğunu düşünüyor.
as much to do with A as B: A ve B’nin eşit ölçüde ilgili olması
X is as much to do with A as B yapısı, A ve B’nin X’le eşit ölçüde ilgili olduğunu gösterir. Be to do with “... ile ilgili olmak” demektir; as much ... as ise bu ilişkinin derecesini karşılaştırır. Burada A kendisine hitap edilen kişi, B ise konuşan kişidir. Konuşmacı tek taraflı bir görüşü düzeltiyor: nezaket yalnızca konuşanın seçimlerine değil, dinleyenin deneyimine de bağlıdır.
Alıştırma
İki etkenin de eşit ölçüde ilgili olduğunu göstermek için cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: Team success is ____ clear roles as hard work.
Cevabı göster
as much to do with
I think the crucial thing there is in how you've perceived it. Kelime
2:34Bence buradaki kritik nokta bunu nasıl algıladığınızdır.
how you've perceived it: dinleyicinin yorumu
how you've perceived it, “onu nasıl anladığın ya da yorumladığın” anlamına gelir. Burada perceive, bir şeyi yalnızca gözle görmekten değil, zihinde oluşan izlenimden söz eder. You've perceived yapısındaki present perfect, bu yorumlama biçimini şu anda yapılan değerlendirmeyle ilişkilendirir. Dinleyicinin anlayışı, sözlerin kibar, kaba ya da bambaşka bir şekilde algılanmasını etkileyebilir.
Alıştırma
how you've perceived it ifadesi ne anlama gelir?
- onu yüksek sesle nasıl tekrarladığın
- onu nerede gördüğün
- onu nasıl anladığın ya da yorumladığın
Cevabı göster
onu nasıl anladığın ya da yorumladığın
not giving us the conventional ... or a more formal approach: alışılmış ya da daha resmî biçimi kullanmamak
Not giving us the conventional ... or a more formal approach, onun alışılmış ve beklenen kibar selamlaşma biçimini kullanmadığı anlamına gelir. Giving us burada bir nesneyi vermek değil, belirli bir konuşma biçimini sunmak veya kullanmaktır. Bu konuşma diline özgü yapıda, the conventional ifadesinden sonra greeting veya approach gibi bir isim anlaşılır ancak söylenmez. “Good afternoon, Mr. Rosen” alışılmış ve görece resmî bir selamlaşma örneğidir. Conventional, geleneklere uygun veya beklenen olmayı; formal ise özenli kibarlığı ve toplumsal mesafeyi vurgular. Cümle resmiyet düzeyini anlatır; samimi bir selamlaşma kendiliğinden kabalık anlamına gelmez.
Alıştırma
Konuşmacı not giving us the conventional ... or a more formal approach sözüyle ne demek istiyor?
- Alışılmış ve görece resmî selamlaşma biçimini kullanmıyor.
- Mümkün olan en resmî selamlaşmayı kullanıyor.
- Bay Rosen'a fiziksel bir nesne veriyor.
Cevabı göster
Alışılmış ve görece resmî selamlaşma biçimini kullanmıyor.
Now, that has been interpreted by you as non-threatening to you. Dilbilgisi
2:48Şimdi, bu sizin tarafınızdan tehditkar olmayan bir durum olarak yorumlandı.
has been interpreted by you as non-threatening to: edilgen interpret A as B yapısı
Interpret A as B, “A'yı B anlamına ya da B niteliğine sahip olarak anlamak” demektir. Burada that A'dır, non-threatening to you ise B'dir. Bu, dinleyenin değerlendirmesidir; nesnel bir gerçek değildir. Has been interpreted, present perfect zamanda edilgen yapıdır. Değerlendirilen şeyi başa alır; by you ise değerlendirmeyi yapan kişiyi gösterir. Yeniden kullanılabilecek kalıp A has been interpreted by someone as B şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi interpret fiilinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: The message ____ by Leo as a warning.
Cevabı göster
has been interpreted
see him as insulting you: see X as Y ile değerlendirme
See X as Y, “X'i Y olarak görmek veya değerlendirmek” demektir. Buradaki see gözle görmek anlamında değildir: him değerlendirilen kişidir; insulting you ise dinleyenin ona yakıştırmadığı davranıştır. -ing yapısındaki insulting you, Y konumundadır. Bu nedenle You don't see him as insulting you, dinleyenin onun davranışını bir hakaret olarak değerlendirmediği anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle, eyleme doğrudan tanık olmak yerine onun davranışını hakaret olarak değerlendirdiğiniz anlamına gelir?
- You see him as insulting you.
- You see him insulting you.
Cevabı göster
You see him as insulting you.
and you're actually quite kindly disposed to that person.
2:54ve aslında o kişiye karşı oldukça sempatik yaklaşıyorsunuz.
So, you haven't interpreted it as offensive or aggressive.
2:57Yani bunu saldırgan ya da hakaret edici olarak yorumlamadınız.
You've said, I think you described it as being quite civil, actually. Kelime
3:00Sanırım bunu aslında oldukça nazik olarak tanımladınız.
quite civil: kibar ve ölçülü
Burada quite civil, makul ölçüde kibar, saygılı ve açıkça düşmanca olmayan demektir. Civil toplumsal davranışı değerlendirir: kişi temel nezaket ve özdenetim sınırları içinde kalır. Britanya İngilizcesinde quite, civil gibi sıfatlardan önce çoğu zaman fairly veya rather gibi ölçülü bir değerlendirme verir. Civil sözcüğüne formal, yani resmî anlamını katmaz; buradaki civil, vatandaşlarla ya da medeni hukukla ilgili değildir.
Alıştırma
Örnekte quite civil ifadesinin en yakın anlamı nedir?
- Medeni hukukla ilgili
- Makul ölçüde kibar ve açıkça düşmanca olmayan
- Son derece resmî ve törensel
Cevabı göster
Makul ölçüde kibar ve açıkça düşmanca olmayan
Michael Rosen didn't feel that the boy was insulting him.
3:03Michael Rosen çocuğun kendisine hakaret ettiğini hissetmedi.
To insult someone means to be rude or offensive to them. Kelime
3:06Birine hakaret etmek (insult), onlara kaba veya kırıcı davranmak demektir.
insult someone: birini aşağılamak veya gücendirmek
Insult someone, bir kişiye ciddi biçimde saygısızca davranan, çoğu zaman onu küçümseyen veya aşağılayan bir şey söylemek ya da yapmak demektir. Genellikle yalnızca biraz kaba olmaktan daha güçlüdür. Burada insult geçişli bir fiildir; bu yüzden etkilenen kişi doğrudan ardından gelir: insult someone denir, insult to someone denmez.
Alıştırma
Başka bir kişiye ciddi biçimde saygısızlık etmek anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: You can disagree without trying to ____.
Cevabı göster
insult someone
Michael thought the boy was actually pleased to see him,
3:12Michael onun aslında kendisini gördüğüne sevindiğini düşündü
Although his speech was very informal: although ile ödünleme belirtmek
Although his speech was very informal, karşıtlık ve ödünleme bildiren bir yan cümledir. Önce çocuğun resmiyetten uzak bir şekilde konuştuğunu kabul eder, ardından ana cümle farklı bir değerlendirme sunar. Resmiyetten uzak konuşma, kişinin kaba olduğu beklentisini doğurabilir; ancak burada bu beklenti reddedilir. although, bir gerçek doğru olsa da diğer noktanın da geçerli olduğunu anlatır. Standart İngilizcede normalde Although ..., but ... yazılmaz. Although karşıtlığı zaten belirtir.
Alıştırma
Cümleyi although ile tamamlayın: ____ the path was steep, the children reached the top.
Cevabı göster
Although
Michael was well disposed to the boy. Kelime
3:16Michael çocuğa karşı olumlu bir tutum (well disposed) içindeydi.
well disposed to the boy: çocuğa karşı olumlu bir tutuma sahip olmak
Be well disposed to someone, bir kişiye karşı dostça veya olumlu bir tutuma sahip olmak demektir. Michael'ın çocuk hakkındaki olumlu görüşünü anlatır; ikisinin yakın arkadaş olduğu anlamına gelmek zorunda değildir. Yapı be + well disposed + to/towards + kişi veya şey şeklindedir. Genellikle biri hakkında iyi düşünmeye veya bir fikri olumlu karşılamaya yönelik genel bir eğilimi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi bu notta geçen ve “olumlu bir tutuma sahipti” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Before the vote, the chair was ____ the proposal.
Cevabı göster
well disposed to
So, you could say that politeness is subjective. Kelime
3:21Yani nezaketin öznel olduğunu söyleyebilirsiniz.
politeness is subjective: nezaket yargıları değişebilir
Burada politeness is subjective, bir şeyin kibar görünüp görünmemesinin kişinin duygularına, bakış açısına veya beklentilerine bağlı olabileceği anlamına gelir. Farklı insanlar aynı sözleri ya da davranışları farklı değerlendirebilir. Subjective, herkesin tam olarak aynı şekilde doğrulayabildiği bir olgudan çok bir görüşü veya değerlendirmeyi anlatır. Bu, toplumsal kuralların hiç önemli olmadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede subjective ne anlama geliyor?
- Yargı tek bir sabit ölçümle kanıtlanabilir.
- Yargı herkes tarafından kabul edilir.
- Yargı kısmen kişisel görüşlere veya duygulara bağlıdır.
Cevabı göster
Yargı kısmen kişisel görüşlere veya duygulara bağlıdır.
If..., then where...?: bir öncülü sorgulayıcı sonuca bağlamak
if yan cümlesi bir başlangıç noktası, yani bir öncül verir: Michael kendini gücenmiş hissetmiyor. Then bu öncülü ardından gelen soruya açıkça bağlar ve dinleyiciden öncül kabul edildiğinde ortaya çıkan sonucu düşünmesini ister. Where is the offense? retorik bir sorudur. Bir yer sormaz; ortada gerçekten bir hakaret olup olmadığını veya bunun açık bir dayanağı bulunup bulunmadığını sorgular. Then çıkarılabilir, ancak kullanılması öncülden sonuca giden bağlantıyı daha belirgin hâle getirir.
Alıştırma
Bu if...then... sorusunun temel işlevi nedir?
- Bir öncül belirtir ve ardından bir hakaretin var olup olmadığını sorgular.
- Hakaretin gerçekleştiği fiziksel yeri sorar.
- Michael'ın daha önce şikâyet ettiğini bildirir.
Cevabı göster
Bir öncül belirtir ve ardından bir hakaretin var olup olmadığını sorgular.
Then why do we teach children to be polite at all?
3:28O zaman çocuklara neden kibar olmayı öğretiyoruz ki?
It's to do with...: bir şeyin neyle ilgili olduğunu söylemek
Tam kalıp, it's to do with the rules of society örneğindeki gibi be + to do with + bir şey veya konudur. Anlamı “... ile ilgili olmak”tır. Burada the rules of society bağlantının ne olduğunu belirtir; do, “bir eylem yapmak” anlamına gelmez. Bu kalıbı bir durumun, sorunun veya fikrin ne hakkında olduğunu ya da neyle bağlantılı olduğunu söylemek için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
“... ile ilgili olabilir” anlamındaki ifadeyi tamamlayın: The strange noise may ____ the fan.
Cevabı göster
be to do with
Louise thinks that by teaching our kids politeness, Dilbilgisi
3:36Louise, çocuklarımıza nezaketi öğreterek
they enjoy the benefits of being accepted in society. Kalıp ifadeler
3:39onların toplum tarafından kabul edilmenin avantajlarından faydalandıklarını düşünüyor.
by teaching...: by + -ing ile yöntem belirtmek
by teaching our kids politeness ifadesinde by + -ing, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. Bağlamdan, öğretme işini yetişkinlerin yaptığını ve daha sonra anlatılan yararı çocukların elde ettiğini anlarız. by sözcüğünden sonra teaching, practicing veya asking gibi -ing biçimleri kullanılır; teach gibi yalın biçimler kullanılmaz. by + -ing ifadesi sonuçtan önce veya sonra gelebilir, ancak cümle eylemi kimin yaptığını açıkça göstermelidir.
Alıştırma
Yöntemi göstermek için by + practice fiilinin -ing biçimini kullanın: Leo improved his spelling ____ every day.
Cevabı göster
by practicing
being accepted in society: edilgen -ing biçimi
Being accepted, accept fiilinin edilgen -ing biçimidir: kişi birini ya da bir şeyi kabul eden taraf değil, kabul gören taraftır. Burada society daha geniş topluluğu ifade eder; dolayısıyla being accepted in society, o topluluğa ait ve uyum sağlayan biri olarak görülmek demektir. of edatından sonra bütün ifade, yararları ortaya çıkaran durumu adlandırır. Başka cümlelere aktarılabilecek kalıp, the benefits of being accepted örneğindeki gibi edat + being + geçmiş zaman ortacıdır.
Alıştırma
Cümleyi accept fiilinin edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: The article discusses the benefits of ____ in society.
Cevabı göster
being accepted
So, imagine how embarrassed she felt Anlatım akışı
3:432 yaşındaki kızı kreşteki aşçıyı defalarca görmezden gelip
when her 2-year-old daughter repeatedly ignored the cook at her nursery school
3:46merhaba demeyi reddettiğinde
So, imagine how embarrassed she felt: dinleyiciyi hikâyenin içine çekmek
So, konuşmacının önceki olgulardan bunların duygusal sonucuna geçtiğini gösterir. Ardından imagine, dinleyicileri durumu gözlerinde canlandırmaya doğrudan davet eder; böylece ayrıntılar devam etmeden önce hikâye daha canlı hâle gelir ve empati oluşur. How embarrassed she felt bir soru değildir. did she feel biçimindeki soru sırası yerine normal ifade sırası olan she felt kullanılır. Bu yapı, cümle içine yerleşmiş bir ünlem gibi çalışarak utanmanın derecesini vurgular.
Alıştırma
“So, imagine how embarrassed she felt” hikâyede nasıl bir işlev görür?
- Dinleyiciden olayın ne kadar sürdüğünü hesaplamasını ister.
- Olayın gerçekte yaşanmadığını söyler.
- Hikâye devam etmeden önce dinleyiciyi kadının duygusunu gözünde canlandırmaya davet eder.
Cevabı göster
Hikâye devam etmeden önce dinleyiciyi kadının duygusunu gözünde canlandırmaya davet eder.
refused to say hello: bir şeyi yapmayı reddetmek
Refused to say hello, birinin başka birini selamlamak istemediğini ve bunu yapmadığını anlatır. Say hello yalnızca hello kelimesini söylemeyi değil, sosyal bir davranış olarak selam vermeyi ifade eder. Kalıp refuse + to + fiilin yalın hâlidir: refuse to say, refuse to answer, refuse to go. Refused geçmiş zamanı belirtir.
Alıştırma
Cümleyi refuse fiilinin geçmiş biçimi ve gerekli mastar işaretiyle tamamlayın: Even after Mia was asked to greet the visitor, she ____ say hello.
Cevabı göster
refused to
Here's Louise Melanie telling the story to BBC Radio 4's Word of Mouth.
3:53İşte Louise Mullany BBC Radio 4'un Word of Mouth programında bu hikayeyi anlatıyor.
it felt to me like there were lots of other children Dilbilgisi
4:02bana öyle geldi ki başka bir sürü çocuk vardı
skipping and skipping and jumping past going, "Hello." Anlatım akışı
4:04zıplayarak ve seke seke geçip 'Merhaba' diyen.
it felt to me like: kişisel bir izlenimi belirtmek
It felt to me like, bir durumla ilgili olarak konuşanın kişisel izlenimini aktarır. Burada konuşan kişi, birçok başka çocuğun yanından geçerken selam verdiği izlenimine kapıldığını hatırlıyor; bu ifade, o görüntüyü ölçülmüş bir gerçek olarak sunmuyor. To me, yargının konuşan kişiye ait olduğunu belirtir; like ise durumun nasıl göründüğünü anlatan bölümü başlatır: it felt to me like + yan cümle. Bu kalıp ifadeyi daha az kesin hâle getirir.
Alıştırma
Bu cümlenin başındaki kalıp ne anlama gelir? It felt to me like everyone had already left.
- Herkesin gittiğini doğrulanmış bir gerçek olarak bildirir.
- Herkesin gitmesini konuşanın kişisel izlenimi olarak sunar.
- Konuşanın eliyle dokunduğu şeyi anlatır.
Cevabı göster
Herkesin gitmesini konuşanın kişisel izlenimi olarak sunar.
skipping and skipping and jumping past going: canlı bir hareket akışı oluşturmak
skipping and skipping ifadesindeki tekrar, yeni bir bilgi eklemek yerine hareketi uzatır. Çocukların canlı hareketini kesintisiz hissettirir ve dinleyene hareketli bir sahneyi gözünde canlandırması için zaman verir. Birbirine bağlanan skipping, jumping ve going gibi -ing biçimleri, hareketi ve konuşmayı tek bir akıcı dizi olarak sunar. Burada going, alıntılanan “Hello” sözünü tanıtır ve yaklaşık olarak çocukların geçerken bunu söylediğini anlatır. Bu sözlü anlatım kalıbı, eylemleri ayrı olaylardan oluşan düzenli bir liste gibi değil, o anda göründükleri akışa göre düzenler.
Alıştırma
Burada “skipping and skipping and jumping past going” ifadesinin temel anlatım etkisi nedir?
- Her çocuğun yalnızca bir tane dikkatli hareket yaptığını söyler.
- going sözcüğünü yalnızca başka bir yere gitmeyi anlatmak için kullanır.
- Hareketleri canlı ve kesintisiz bir sahneye dönüştürür.
Cevabı göster
Hareketleri canlı ve kesintisiz bir sahneye dönüştürür.
and we started to make excuses for her, Kalıp ifadeler
4:10ve onun için bahaneler üretmeye (make excuses) başladık,
make excuses for her: birini savunmak için nedenler sunmak
Make excuses for her, eleştirilebilecek bir davranışı için onu savunan veya haklı gösteren nedenler sunmak demektir. Özne olan we bu nedenleri sunar; for her ise suçlanmaktan korunmaya çalışılan kişiyi belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp make excuses for someone şeklindedir. Bu ifade, çoğu zaman olanları tarafsızca açıklamak yerine nedenlerin savunmacı veya tam olarak inandırıcı olmadığını ima eder.
Alıştırma
“Birini savunmak için nedenler sunmak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Whenever Mia breaks a rule, her brother tries to ____ her.
Cevabı göster
make excuses for
teething: yeni dişlerin çıkması
Teething, bir bebeğin veya küçük çocuğun yeni dişlerinin diş etlerinden çıkması demektir. Bu cümlede she's teething, çocuğun davranışını veya nasıl hissettiğini açıklayabilecek fiziksel bir neden verir.
Alıştırma
She's teething. cümlesindeki teething ne anlama gelir?
- Bir şeyi ısırıyor.
- Dişlerini fırçalıyor.
- Yeni dişleri çıkıyor.
Cevabı göster
Yeni dişleri çıkıyor.
and I felt awful walking back past the kitchen on my way out. Notlar
4:18ve çıkarken tekrar mutfağın önünden geçerken kendimi berbat hissettim.
Because the embarrassment was so strong: neden sunmak
Because bir neden sunar. Because the embarrassment was so strong ifadesinde the embarrassment was so strong yan cümlesi, yoğun utancı konuşanın tepkisinin nedeni olarak gösterir. Strong burada fiziksel gücü değil, duygunun yoğunluğunu anlatır. because yan cümlesini başa koymak, dinleyenin sonuçtan veya tepkiden önce nedeni duymasını sağlar. Yapı Because + özne + fiil, ana cümle şeklindedir. Özenli yazı dilinde baştaki neden yan cümlesinin sonuna virgül konur.
Alıştırma
Baştaki Because the embarrassment was so strong yan cümlesi ne işe yarar?
- Konuşanın tepkisinin sonucunu verir.
- Konuşanın tepkisinin nedenini verir.
- İlgisiz bir konuya geçer.
Cevabı göster
Konuşanın tepkisinin nedenini verir.
felt awful walking...: feel + sıfat + -ing
felt awful walking back past the kitchen ifadesinde felt awful, konuşanın olumsuz duygusunu belirtir. walking back past the kitchen şeklindeki -ing yan cümlesi, bu duyguyu yaşadığı sırada ne yaptığını gösterir. feel + sıfat + -ing kalıbını, birinin bir eylemi yaparken nasıl hissettiğini söylemek için kullanabilirsin. Genellikle duyguyu yaşayan kişiyle -ing eylemini yapan kişi aynıdır; burada konuşan kişi hem kendini berbat hissediyor hem de yürüyor.
Alıştırma
Cümleyi talk fiilinin -ing biçimiyle tamamla: I felt nervous ____ to the class.
Cevabı göster
talking
on my way out: çıkarken
On my way out, 'çıkarken' veya 'çıkma sürecinde' anlamına gelir. Bu cümlede mutfağın önünden yürüme eyleminin, konuşan kişi ayrılırken gerçekleştiğini gösterir. Kalıp on + iyelik + way + yön veya yer şeklindedir: on her way in, on our way home. Out, bulunulan yerden uzaklaşmayı belirtir; her zaman açık havaya çıkmak anlamına gelmez.
Alıştırma
'Ben çıkarken' anlamına gelen, bu dersteki dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamla: I switched off the lights ____.
Cevabı göster
on my way out
hide my face: utançtan gözlerden kaçmak istemek
Bu cümlede hide my face, utanmayı başkalarının kendisini görmesini istememe duygusu olarak anlatır. Gerçekten yüzü kapatmayı veya başka tarafa çevirmeyi de anlatabilir; ancak burada asıl nokta duygudur: Konuşan kişi, başkalarının dikkatinden kaçmak isteyecek kadar utanmıştır. Bu ifade, içteki bir duyguyu fiziksel bir görüntüye dönüştürür. Kişi gerçekten yüzünü saklamamış olsa bile abartılı bir anlatım olarak kullanılabilir.
Alıştırma
"I wanted to hide my face after I said the wrong name," cümlesinde hide my face büyük olasılıkla ne anlatıyor?
- Yüzünü soğuk havadan korumak istedi.
- Birinin nasıl göründüğünü hatırlamaya çalışıyordu.
- Utandı ve başkalarının kendisini görmemesini istedi.
Cevabı göster
Utandı ve başkalarının kendisini görmemesini istedi.
"I'm the one with the really rude child."
4:23"O cidden kaba çocuğun annesi benim," diye düşünüyordum.
you try to explain the reasons for their behavior.
4:32onların davranışlarının sebeplerini açıklamaya çalışırsınız.
For example, Louise said her daughter was tired.
4:35Örneğin, Louise kızının yorgun olduğunu söyledi.
The idiom this and that can be used to describe various unspecified things.
4:41This and that (şu bu) deyimi çeşitli belirsiz şeyleri tanımlamak için kullanılabilir.
For example, if someone asks what you did this afternoon,
4:45Örneğin, birisi size bu öğleden sonra ne yaptığınızı sorarsa
this and that: belirtilmeyen çeşitli şeyler
I did this and that cümlesinde this and that, belirtilmeyen çeşitli etkinlikleri veya küçük işleri belirsiz biçimde özetler. Konuşan kişi, her ayrıntıyı tek tek söylemek yerine birkaç ayrıntıyı bir arada toplar. Burada ifade normalde tam olarak iki eylemi saymaz. Ayrıntıların tek tek sıralanacak kadar önemli ya da gerekli olmadığını gösterir.
Alıştırma
"We chatted about this and that," cümlesinde this and that ne anlama gelir?
- Birbirine zıt iki eylem.
- Önceden belirlenmiş tam iki şey.
- Tek tek adı söylenmeyen çeşitli şeyler.
Cevabı göster
Tek tek adı söylenmeyen çeşitli şeyler.
Politeness means different things to different people, Kalıp ifadeler
4:53Nezaket farklı insanlar için farklı anlamlara gelir,
but we still like it when people are polite to us.
4:56ama insanlar bize kibar davrandığında bu yine de hoşumuza gider.
different things to different people: kişiden kişiye değişen anlamlar
X means different things to different people kalıbında aynı fikir her kişi için farklı bir anlam taşıyabilir. Burada insanların neyin nazik davranış sayıldığı konusunda aynı görüşte olmayabileceği anlatılır. things sözcüğü fiziksel nesneleri değil, farklı anlamları veya fikri anlama yollarını belirtir. Kişisel deneyim, değer veya önceliklerden etkilenen fikirler için bu kalıbı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade different things to different people ile tamamlayın: Success means ____.
Cevabı göster
different things to different people
And I think the polite thing to do now is reveal the answer to my question, Dilbilgisi
4:59Ve sanırım şu an yapılması gereken en kibar şey sorumun cevabını açıklamak,
the polite thing to do now is reveal: the ... thing to do is + fiilin yalın hâli
the + sıfat + thing to do is + fiilin yalın hâli kalıbı bir eylemi belirtirken aynı zamanda o eylemi değerlendirir. Burada polite eylemin görgülü olduğunu, now zamanını belirtir; reveal ise konuşanın daha sonra ne yapacağını açıklar. is sözcüğünden sonra, is reveal örneğindeki gibi fiilin yalın hâli kullanılabilir. Is to reveal biçimi de dil bilgisi açısından doğrudur. Bu kalıp right, best veya polite gibi bir değerlendirmeden net bir sonraki eyleme geçmeyi sağlar.
Alıştırma
Kalıbı wait fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: The best thing to do now is ____.
Cevabı göster
wait
Neil. So, the idiom that we use to remind someone to be polite
5:03Neil. Birine kibar olmasını hatırlatmak için kullandığımız deyim
Mind your P's and Q's: Görgü kurallarına dikkat etme uyarısı
Mind your P's and Q's, “görgü kurallarına ve davranışlarına dikkat et” anlamına gelen kalıplaşmış bir deyimdir. Burada mind “dikkat etmek” demektir; P's and Q's ise deyimin bütününün bir parçasıdır, harflerle ilgili gerçek anlamlı bir talimat değildir. Doğrudan bir emir olarak söylendiğinde birine kibar ve özenli davranmasını söyler. İfadeyi tek bir kalıp olarak öğrenmek en iyisidir.
Alıştırma
“Görgü kurallarına dikkat etmek” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: At the awards dinner, remember to ____.
Cevabı göster
mind your P's and Q's
That's a shame: Kötü habere karşı nazik bir tepki
That's a shame. hayal kırıklığı yaratan veya üzücü bir habere verilen nazik bir tepkidir. Burada “Ne yazık” ya da “Bunu duyduğuma üzüldüm” anlamına gelir ve hafif bir hayal kırıklığı veya yakınlık gösterebilir. Bu kullanımda shame, kimseyi kötü davranmakla suçlamaz. Yorum kişinin karakteriyle değil, durumun üzücü olmasıyla ilgilidir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “The school trip has been cancelled.” diyor. Hangi cevap hafif hayal kırıklığını veya yakınlığı doğal biçimde ifade eder?
- That's a shame.
- That's shameful.
- You should be ashamed.
Cevabı göster
That's a shame.
Okay, now let's recap the vocabulary we've learnt, Anlatım akışı
5:17Tamam, şimdi öğrendiğimiz kelimeleri tekrar edelim,
Let's recap the vocabulary we've learnt: tekrara geçiş işareti
Let's recap the vocabulary we've learnt, yeni bir konudan kısa bir tekrara geçildiğini bildirir. Recap, ana noktaları yeniden gözden geçirmek demektir; let's ise dinleyicileri bunu konuşan kişiyle birlikte yapmaya davet eder. The vocabulary we've learnt, neyin tekrar edileceğini, yani daha önce öğrenilen kelimeleri belirtir. Cümlenin tamamı, dinleyicilerin sonraki bölümün nasıl düzenlendiğini anlamasına yardımcı olur.
Alıştırma
Öğretmenin tekrar işaretini let's ve recap fiiliyle tamamlayın: ____ the three words from today's lesson.
Cevabı göster
Let's recap
an informal word that's used if you can't remember someone's or something's name.
5:23birinin veya bir şeyin adını hatırlayamadığınızda kullanılan gayriresmi bir kelime.
People also use the slang words what's-his-name or what's-her-name for the same reason. Kelime
5:28İnsanlar aynı sebeple what's-his-name veya what's-her-name argo kelimelerini de kullanırlar.
what's-his-name / what's-her-name: unutulan bir kişi adının yerine kullanımı
What's-his-name ve what's-her-name, konuşan kişi birinin adını hatırlayamadığında kullanılan gayriresmî geçici adlardır. Geleneksel olarak what's-his-name bir erkek veya erkek çocuğu, what's-her-name ise bir kadın veya kız çocuğu belirtir. Her ifade bir soruya benzese de kısa çizgiler ifadenin tek bir birim olarak kullanıldığını gösterir. Cümle içinde kişinin adını sormak yerine o adın yerini alabilir.
Alıştırma
Gündelik bir konuşmada erkek tesisatçının adını hatırlayamıyorsunuz. Hangi cümle geçici adı doğal biçimde kullanır?
- I called what's-her-name, the male plumber who fixed our sink.
- I called what's-his-name, the plumber who fixed our sink.
- I called what's-its-name, the plumber who fixed our sink.
Cevabı göster
I called what's-his-name, the plumber who fixed our sink.
In it is a short form of the tag question isn't it? Kelime
5:34"In it" (innit), "isn't it?" soru eklentisinin kısa halidir.
tag question: düz cümleden sonra gelen kısa soru
Tag question, isn't it? örneğindeki gibi bir düz cümlenin sonuna eklenen kısa bir sorudur. Genellikle karşı taraftan cümleyi doğrulamasını veya cümleye katılmasını ister. Burada isn't it? bir tag question olarak adlandırılıyor. Konuşma dilindeki innit, isn't it? ile bağlantılı çok gündelik bir kısaltma olarak açıklanıyor; normal in it ifadesi değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede tag question vardır?
- Where is my coat?
- The game was fun, wasn't it?
- Please close the door.
Cevabı göster
The game was fun, wasn't it?
The adjective insulting means rude or offensive.
5:40Insulting (hakaret edici) sıfatı, kaba veya kırıcı anlamına gelir.
If you are well disposed to someone,
5:44Eğer birine well disposed (olumlu bir tutum içinde) iseniz,
you explain the reasons for their bad behavior.
5:50onların kötü davranışlarının sebeplerini açıklarsınız.
And finally, the idiom this and that describes various unspecified things.
5:52Ve son olarak, this and that (şu bu) deyimi çeşitli belirsiz şeyleri tanımlar.
but why not test yourself with the program quiz and worksheet available now on our website, Ton ve niyet
5:59ama neden web sitemizde bulunan program testi ve çalışma kağıdıyla kendinizi test etmiyorsunuz?
why not test yourself with... ile hafif bir öneride bulunmak
Why not + fiilin yalın biçimi, hafif ve samimi bir öneride bulunmanın yaygın bir yoludur. Bu cümlede why not test yourself... dinleyiciyi testi denemeye davet eder; gerçekten bir neden sormaz. Test yourself with + test, çalışma kâğıdı veya başka bir materyal, bildiklerinizi kontrol etmek için o materyali kullanmak anlamına gelir.
Alıştırma
Samimi öneriyi dersteki iki kelimelik başlangıçla tamamlayın: ____ test yourself with this short quiz?
Cevabı göster
Why not