Nezaket ne kadar önemlidir? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
1.002 kelime 175 kel/dk

Video özeti: Neil ve Beth, nezaket konusunda yalnızca kullanılan kelimelere bakarak karar verilemeyeceğini inceliyor. Sert bir rica, bir çocuğun Michael Rosen’a samimi biçimde seslenmesi ve bir annenin kızının davranışından utanması üzerinden; tonun, dinleyenin yorumunun, toplumsal kuralların ve kabul görmenin bir davranışın kaba sayılmasını nasıl etkilediğini gösteriyorlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. You, give me that pen. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Yumuşatıcı içermeyen bir emirle doğrudan hitabın neden buyurgan duyulabileceğini fark edin; konuşanın karşı taraf üzerindeki toplumsal baskıyı azaltmak istediği durumlarda ricaya please veya could you gibi ögeler katmanın gereğini değerlendirin. 2. politeness is as much to do with the person being spoken to as the person speaking, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: as much to do with... as... karşılaştırma yapısını anlayın ve bir sonuç ya da yargının yalnızca tek bir tarafın sorumluluğu olmadığını, iki tarafla da eşit ölçüde ilişkili olduğunu savunmak için kullanın. 3. mind your P's and Q's. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Harfleri gerçek anlamıyla yorumlamadan bunun nazik davranmayı hatırlatan Britanya İngilizcesine özgü bir deyim olduğunu anlayın; birini görgü kurallarına veya toplumsal davranışlarına dikkat etmesi için uyarırken kullanılabileceğini ayırt edin.

Bu derste

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

0:00

bbclearningenglish.com'dan Six Minute English.

Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:07

Merhaba, BBC Learning English'ten Six Minute English'e hoş geldiniz.

I'm Neil.

0:11

Ben Neil.

And I'm Beth.

0:12

Ve ben Beth.

In this program, we're talking about politeness. Anlatım akışı

0:13

Bu programda nezaket hakkında konuşuyoruz.

Anlatım akışı

In this program, we're talking about... ile konuyu tanıtmak

Bir programın başında bu cümle, dinleyicilere programın hangi konuya odaklanacağını söyler. In this program çerçeveyi belirler, we're talking about ise konuyu tanıtır. Buradaki şimdiki zaman, yalnızca sürmekte olan bir konuşmayı anlatmaz; planlanan konuyu da duyurur. Bu kalıp In this class/episode/presentation, we're talking about + konu şeklinde uyarlanabilir. Ortamı ve konuyu değiştirerek sırada neyin ele alınacağını açıkça söyleyebilirsiniz.

Alıştırma

Konuyu duyuran bu açılışı, dersteki kısaltılmış ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: In this episode, ____ ocean animals.

Cevabı göster

we're talking about

Britain has a reputation for being a polite place Kalıp ifadeler

0:16

İngiltere'nin kibar bir yer olmak gibi bir ünü vardır,

where children are told to say please and thank you. Dilbilgisi

0:20

çocuklara 'lütfen' ve 'teşekkür ederim' demeleri öğretilir.

Kalıp ifadeler

has a reputation for being a polite place: kibar bir yer olarak tanınmak

Bu cümlede has a reputation for being a polite place, Britanya'nın genel olarak kibar bir yer diye düşünüldüğü anlamına gelir. Reputation insanların paylaştığı ortak izlenimdir; bu nedenle cümle herkesin her zaman kibar olduğunu ileri sürmez. have/has a reputation for being + tanım kalıbı, bir kişinin, yerin veya grubun genel olarak nasıl görüldüğünü anlatır. being'den sonra bir sıfat veya isim grubu gelebilir.

Alıştırma

Bu cümlenin anlamı nedir? "The town has a reputation for being friendly."

  1. İnsanlar genellikle kasabanın cana yakın olduğunu düşünür.
  2. Kasabadaki herkes her zaman cana yakındır.
  3. Kasaba daha yeni cana yakın olmaya karar verdi.
Cevabı göster

İnsanlar genellikle kasabanın cana yakın olduğunu düşünür.

Dilbilgisi

are told to say: be told to ile edilgen talimatlar

are told to say ifadesinde çocuklar talimatı alan taraftır. are told, tell fiilinin edilgen biçimidir; to say ise yapmaları beklenen eylemi belirtir. Kullanılabilir kalıp be told to + fiilin yalın hâlidir. Odak, talimatı alan kişidedir; bu yüzden talimatı veren kişinin belirtilmesi gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi tell fiilinin edilgen talimat yapısıyla tamamlayın: At the museum, visitors ____ keep their voices low.

Cevabı göster

are told to

But in real life, that isn't always true. Kalıp ifadeler

0:23

Fakat gerçek hayatta bu her zaman doğru değildir.

Kalıp ifadeler

in real life: izlenimleri gerçekle karşılaştırmak

in real life, bir fikirde, hikâyede, görüntüde veya genel inanışta değil, gerçek yaşamda ya da deneyimde anlamına gelir. Burada insanların bekleyebileceği şey ile gerçekte doğru olan şey arasında karşıtlık kurar. Bu ifade, dinleyiciyi bir izlenimden gerçeğe taşımak için sık sık but sözcüğünden sonra gelir. Bu kalıplaşmış ifadede real life normalde artikel almaz.

Alıştırma

Cümleyi “gerçek günlük deneyimde” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The toy looks huge in the photo, but ____ it is quite small.

Cevabı göster

in real life

You, give me that pen. Ton ve niyet

0:26

Sen, bana o kalemi ver.

Ton ve niyet

Doğrudan emir olarak You, give me that pen.

Bu cümlede You dinleyeni özellikle hedef gösterir, give ise emir kipindedir. Birlikte, yumuşatıcı içermeyen doğrudan bir emir oluştururlar: Konuşan kişi kibarca yardım istemek yerine birine ne yapacağını söyler. could you veya please gibi yumuşatıcılar bulunmadığı için sıradan bir istekte buyurgan ya da saygısızca gelebilir. Bir nesnenin uzatılmasını istemenin normal yolu olarak değil, duyulduğunda anlaşılması gereken kaba bir örnek olarak düşünülmelidir.

Alıştırma

Bir sınıf arkadaşından sana bir kalem uzatmasını istiyorsun. Hangi cümle kibardır?

  1. Give me that pen now.
  2. You, give me that pen.
  3. Could you pass me that pen, please?
Cevabı göster

Could you pass me that pen, please?

I'm sorry.

0:28

Özür dilerim.

That was a bit rude. Ton ve niyet

0:29

Bu biraz kaba oldu.

Ton ve niyet

a bit rude: eleştiriyi yumuşatmak

a bit rude ifadesinde a bit “biraz” anlamına gelir ve rude sıfatından önce gelir. Eleştirinin sertliğini azaltır: Konuşan kişi davranışın kaba olduğunu söylemeye devam eder, ancak bunu daha az doğrudan bir şekilde yapar. Bu bir yumuşatma ifadesidir. Yargının aktarılma biçimini yumuşatır; rude sözcüğünü olumlu hâle getirmez ve konuşanın yalnızca biraz rahatsız olduğu anlamına da gelmez.

Alıştırma

Eleştiriyi daha az doğrudan yapmak için örnekteki iki sözcüklü yumuşatma ifadesini kullan: The reply sounded ____ rude.

Cevabı göster

a bit

Well, what should I have said? Dilbilgisi

0:30

Peki, ne demeliydim?

Dilbilgisi

Geçmişte söylenenleri değerlendirmek için What should I have said?

What should I have said?, konuşma gerçekleştikten sonra daha iyi bir ifade seçiminin ne olduğunu sorar. Genellikle konuşanın önceki sözlerinin yanlış, kaba veya belirsiz olabileceğini fark ettiğini gösterir. Yapı should have + fiilin üçüncü hâlidir. Burada said, say fiilinin üçüncü hâlidir. Bu what sorusu, bundan sonra ne söyleneceğini değil, geçmişte hangi davranışın veya ifadenin daha iyi olacağını sorar.

Alıştırma

Önceki cevabınızın kaba duyulduğunu fark ettikten sonra say fiilinin geçmişi değerlendiren biçimiyle soruyu tamamlayın: What should I ____ instead?

Cevabı göster

have said

How about Ton ve niyet

0:31

Şuna ne dersin:

Neil, please, could you pass me the pen? Ton ve niyet

0:32

Neil, lütfen, kalemi bana uzatabilir misin?

Ton ve niyet

Önerilen bir ifadeyi tanıtmak için How about

Burada How about, önerilen başka bir ifadeyi tanıtır: Konuşan kişi, devamındaki sözleri istekte bulunmanın daha iyi bir yolu olarak sunar. “Şöyle söylesen nasıl olur?” gibi işlev görür. İfade, önerilen isteğin tamamını, yani Neil, please, could you pass me the pen? bölümünü kapsar. “Neil hakkında ne düşünüyorsun?” anlamına gelmez. How about sonrasındaki duraklamayı fark etmek cümleyi doğru gruplamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Örnekte How about ne işe yarıyor?

  1. Neil hakkındaki bir görüşü sorar.
  2. Neil'in kalemi kaybettiğini söyler.
  3. Önerilen, daha nazik bir ifadeyi tanıtır.
Cevabı göster

Önerilen, daha nazik bir ifadeyi tanıtır.

Ton ve niyet

please, could you pass me the pen? ile kibar rica

Bu cümlede please ve could you, pass me the pen ifadesini doğrudan bir emir olmaktan çıkarıp kibar bir ricaya dönüştürür. Could you burada öncelikle beceriyi sormaz; Neil'dan eylemi yapmasını ister. Kalıp could you + fiilin yalın hâli + ...? şeklindedir. Pass someone something, bir nesneyi o kişiye uzatmak anlamına gelir; bu yüzden pass me the pen, kalemin konuşana uzatılmasını ister.

Alıştırma

Hedef kibar ricayı eksik fiille tamamlayın: Could you ____ me the pen, please?

Cevabı göster

pass

Fine.

0:34

Peki.

Neil, could you please pass me the pen?

0:35

Neil, lütfen kalemi bana uzatabilir misin?

There you go. Kalıp ifadeler

0:37

Buyur.

Kalıp ifadeler

There you go: bir şeyi uzatırken

There you go, bir nesneyi birine uzattığınız anda veya onun için küçük bir işi bitirdiğinizde kullanılan kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Bu sahnede Here it is ya da This is for you anlamındadır. Karşıdaki kişiye bir yere gitmesini söyleyen bir talimat değildir. İstenen şeyin verildiğini veya küçük işin tamamlandığını bildirir.

Alıştırma

Sınıf arkadaşınıza istediği kalemi uzatıyorsunuz. Söylenecek en doğal söz hangisidir?

  1. There it goes.
  2. There you go.
  3. You go there.
Cevabı göster

There you go.

That's much better.

0:38

Bu çok daha iyi.

Now, listen as BBC Radio 4 presenter Michael Rosen,

0:39

Şimdi, İngiltere'de tanınmış bir şair ve çocuk kitabı yazarı olan

who is a well-known poet and children's author in Britain,

0:43

BBC Radio 4 sunucusu Michael Rosen'ın,

describes what happened to him one day.

0:47

bir gün başına gelenleri nasıl anlattığını dinleyin.

Recently, this is how it went. Anlatım akışı

0:49

Geçenlerde, olay şöyle gelişti.

Anlatım akışı

this is how it went: arka plandan olayların akışına geçmek

Burada this is how it went, konuşanın geçmişteki bir olayın akışını anlatmaya başlayacağını bildirir. How it went, birinin nereye gittiğini değil, durumun nasıl geliştiğini anlatır. Bu ifade bir geçiş görevi görür: önce arka plan veya zaman bilgisi verilir, ardından ayrıntılı anlatı başlar. Ne olduğunu adım adım anlatmadan önce kullanılabilir.

Alıştırma

this is how ve go fiilinin geçmiş zamanını kullanarak geçiş ifadesini tamamlayın: My first day at camp was surprising. ____. First, I met my group, and then we built a tent.

Cevabı göster

This is how it went

A boy was walking past me in the street,

0:51

Sokakta yanımdan bir çocuk geçiyordu,

stopped and said,

0:53

durdu ve şöyle dedi:

"Hey, you're thingy, innit! Notlar

0:54

"Hey, sen şeysin, değil mi!

Ton ve niyet

Hey, you're thingy, innit!: birinin kimliğini son derece samimi biçimde sormak

Cümlenin tamamı son derece samimi ve özensiz duyulur. Hey doğrudan dikkat çeker; thingy konuşanın hatırlayamadığı veya kullanmamayı seçtiği bir adın yerine geçer; innit ise burada yaklaşık aren't you? işlevi gören, İngiliz İngilizcesine özgü çok günlük bir onay ifadesidir. Bu sözcükler birlikte kullanıldığında birinin kimliğini sorarken normalde korunan nazik mesafe ortadan kalkar. Yakın arkadaşlar arasında şakacı duyulabilir; ancak tanımadığınız veya saygılı biçimde hitap etmeniz gereken birine karşı umursamaz ya da kırıcı gelebilir. Etki ilişkiye, ses tonuna ve dinleyenin tepkisine bağlıdır.

Alıştırma

Yargılayın: “Hey, you're thingy, innit!” yeni tanıştığınız bir öğretmenin kimliğini doğrulamanın güvenli ve nazik bir yoludur.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Kelime

thingy: unutulan bir adın yerine kullanılan söz

Thingy, bir ad o anda akla gelmediğinde kullanılan son derece gündelik bir yer tutucu sözcüktür. Burada you're ifadesinden sonra gelir ve kişinin adının yerini alır; Türkçedeki “şey” veya “adı neydi” gibi işlev görür. Konuşanın doğru adı bilmediğini ya da hatırlayamadığını gösterirken cümlenin devam etmesini sağlar. Bir nesnenin adı hatırlanmadığında da kullanılabilir.

Alıştırma

Konuşan kişi burada thingy kullanarak ne yapıyor?

  1. Unutulan bir kişinin adını geçici olarak değiştirmek
  2. Kişinin karakterini anlatmak
  3. Kişinin resmî unvanını kullanmak
Cevabı göster

Unutulan bir kişinin adını geçici olarak değiştirmek

Kelime

innit: “değil mi?” anlamında çok gündelik bir Britanya İngilizcesi eki

Innit, isn't it ifadesinden gelen, Britanya İngilizcesine özgü son derece gündelik bir konuşma biçimidir. Bu cümlenin sonunda yaklaşık olarak right? yani “değil mi?” anlamında bir soru eki görevi görür ve dinleyiciden kim olduğuna dair onay ister. Britanya'daki bazı konuşma çeşitlerinde innit genel bir soru eki gibi çalışır ve özneyle fiile uyacak biçimde değişmez. Bu yüzden burada standart bir soru eki gibi you're ile dil bilgisel uyum göstermez.

Alıştırma

Cümleyi burada öğretilen son derece gündelik Britanya İngilizcesi genel soru ekiyle tamamlayın: You're Maya, ____?

Cevabı göster

innit

Now, that one seems to break all the rules. Deyimler

0:57

Bu cümle tüm kuralları yıkıyor gibi görünüyor.

Deyimler

break all the rules: geleneklerin dışına çıkmak

Break the rules, kurallara veya kabul edilen geleneklere uymamak demektir. Bu cümlede that one, alışılmış düzene uymuyor gibi görünür; break fiziksel olarak zarar vermek anlamına gelmez. All vurgu katar. Çoğu zaman olası her kuralı kelimesi kelimesine değil, “birçok önemli açıdan” anlamını verir.

Alıştırma

Örnekte break all the rules ne anlama geliyor?

  1. Yazılı bir kural listesini fiziksel olarak parçalamak
  2. Her kuralı tek tek açıklamak
  3. Alışılmış kurallara veya geleneklere uymamak
Cevabı göster

Alışılmış kurallara veya geleneklere uymamak

And because it broke the rules,

1:00

Ve kuralları yıktığı için

it gave me a problem.

1:01

beni bir problemle baş başa bıraktı.

How do I answer it?

1:03

Buna nasıl cevap veririm?

A boy saw Michael Rosen and said,

1:04

Bir çocuk Michael Rosen'ı gördü ve şöyle dedi:

"Hey, you're innit!

1:07

"Hey, sen... değil mi!

He used the word thingy because,

1:09

Çocuk 'thingy' (şey) kelimesini kullandı çünkü

although he recognised Michael,

1:11

Michael'ı tanımasına rağmen,

he couldn't remember his name.

1:13

adını hatırlayamamıştı.

He also said,

1:15

Ayrıca,

innit,

1:16

söylediğini vurgulamak için

which is short for "isn't it," Kalıp ifadeler

1:16

"isn't it"in kısaltması olan

Kalıp ifadeler

is short for: tam biçimi belirtmek

A is short for B kalıbı, A'nın B'nin kısaltılmış biçimi olduğunu açıklar. Kısa biçimi is short for ifadesinden önce, uzun veya tam biçimi ise for sözcüğünden sonra koyun. Burada which, innit ifadesine gönderme yapar ve isn't it daha tam ifade olarak sunulur.

Alıştırma

A is short for B sabit kalıbını tamamlayın: Exam is short ____ examination.

Cevabı göster

for

to emphasise what he'd said.

1:18

innit dedi.

So, was the boy being impolite

1:20

Peki, çocuk kaba mı davranıyordu,

or was he just happy meeting a famous person in the street?

1:22

yoksa sokakta ünlü biriyle karşılaştığı için sadece mutlu muydu?

And why do we teach kids to be polite in the first place? Kalıp ifadeler

1:26

Ve neden en başta çocuklara kibar olmayı öğretiyoruz?

Kalıp ifadeler

in the first place: başlangıçtaki nedeni sormak

Bir why sorusunda in the first place, bir şeyin başlangıçtaki veya temel nedenini sorar. Burada çocuklara nezaketin nasıl öğretildiğinden öteye geçilir ve yetişkinlerin neden en başta nezaket öğretmeye başladığı sorgulanır. İfade çoğunlukla cümlenin sonlarına gelir. Gerçek bir yeri belirtmek veya bir listenin ilk maddesini tanıtmak yerine “en başta” ya da “aslında neden” anlamını ekler.

Alıştırma

Soruyu başlangıçtaki nedeni soran dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: Why did Maya join the club ____?

Cevabı göster

in the first place

That's what we'll be discussing in this program, Anlatım akışı

1:29

İşte bu programda bunu tartışacağız,

using some useful new vocabulary.

1:32

bunu yaparken bazı faydalı yeni kelimeler de öğreneceğiz.

Anlatım akışı

That's what we'll be discussing...: bir soruyu sıradaki konuya bağlamak

That, hemen önce sözü edilen soruya veya fikre gönderme yapar. what we'll be discussing “tartışacağımız şey” demektir; böylece cümle önceki soruyu programın sıradaki konusu yapar. Bu yapı, daha önce verilen bilgiyi sırada ne olduğuna dair bir ön izlemeye bağlar. Sorunun tamamını tekrarlamadan ana tartışmanın başladığını açıkça gösterir.

Alıştırma

Soruyu sıradaki konu yapan ve That's ile başlayan beş kelimelik ifadeyle geçişi tamamlayın: How can we save water? ____ today.

Cevabı göster

That's what we'll be discussing

But first,

1:34

Ama önce,

I have a question for you, Neil.

1:34

sana bir sorum var, Neil.

The British are well known for being polite, as we've said,

1:36

İngilizler dediğimiz gibi kibar olmalarıyla tanınırlar

and there's even an idiom we use in certain situations

1:40

ve hatta belirli durumlarda birine

to remind someone to be especially polite.

1:43

özellikle kibar olmasını hatırlatmak için kullandığımız bir deyim bile vardır.

But what is it?

1:47

Ama nedir bu?

Is it A, mind your A's and B's?

1:48

Acaba A, mind your A's and B's mi?

B, mind your P's and Q's?

1:51

B, mind your P's and Q's mu?

Or C, mind your X's and Y's?

1:54

Yoksa C, mind your X's and Y's mi?

Well, I know the answer to this,

1:56

Eh, bunun cevabını biliyorum,

but I'm going to say C, mind your X's and Y's,

1:59

ama bence harika olduğu için

because I think it's brilliant.

2:02

C, mind your X's and Y's diyeceğim.

Okay, interesting.

2:04

Tamam, ilginç.

Well, we'll find out the correct answer later in the program. Öbek fiiller

2:06

Peki, doğru cevabı programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.

Öbek fiiller

find out: bilgi öğrenmek

Find out, genellikle kontrol ettikten, sorduktan, bekledikten veya araştırdıktan sonra bir bilgiyi öğrenmek ya da ortaya çıkarmak demektir. Burada doğru cevap henüz bilinmiyor; programın ilerleyen bölümünde açıklanacak. Find out ifadesinden sonra find out the result örneğindeki gibi bilgi belirten bir isim gelebilir. Ayrıca find out why it happened örneğindeki gibi soru sözcüğüyle veya whether ile başlayan bir yan cümle de gelebilir.

Alıştırma

“Bilgiyi öğrenmek” anlamını vermek için find sözcüğünü bir sözcükle tamamlayın: Check the school website to ____ when the holiday starts.

Cevabı göster

find out

So, let's return to the boy who said, Anlatım akışı

2:10

Şimdi, ünlü şair Michael Rosen'a

"Hey, you're thingy, innit!

2:12

"Hey, sen şeysin, değil mi!

to famous poet Michael Rosen.

2:14

diyen çocuğa geri dönelim.

Anlatım akışı

let's return to ...: önceki konuya dönmek

Let's return to ..., dinleyicilerin dikkatini daha önce sözü edilen bir kişiye, olaya, soruya veya konuya geri yönlendiren bir geçiş ifadesidir. Burada kısa bir ara konudan sonra programı yeniden çocuğa döndürür. Let's, dinleyiciyi konuşmacıyı takip etmeye davet eder; return to ise önceki konu akışını belirtir. Yapı Let's return to + isim öbeği şeklindedir.

Alıştırma

Dersteki üç sözcüklü geçiş ifadesini kullanın: After that short story, ____ our first question.

Cevabı göster

let's return to

Was that impolite or not?

2:16

Bu kaba mıydı değil miydi?

Professor Louise Mullany, who studies the language of politeness,

2:18

Nezaket dilini inceleyen Profesör Louise Mullany'nin

has an answer.

2:22

bir cevabı var.

She thinks that politeness is as much to do with the person being spoken to Dilbilgisi

2:24

BBC Radio 4'un Word of Mouth programında anlattığına göre,

Dilbilgisi

being spoken to: speak to yapısının edilgen -ing biçimi

Being spoken to, the person ifadesini niteleyen edilgen bir -ing öbeğidir. The person being spoken to, “birinin konuştuğu kişi” demektir; yani bu kişi eylemi yapan değil, eylemi alan taraftır. Temel yapı speak to someone şeklindedir. Edilgen yapıda someone eylemi alan konuma geçer, ancak to yerinde kalır: someone is being spoken to. To çıkarılırsa yapı bozulur.

Alıştırma

speak to yapısının edilgen -ing biçimini kullanın: The person ____ looked calm during the conversation.

Cevabı göster

being spoken to

as the person speaking, as she explained to BBC Radio 4 program Word of Mouth.

2:28

nezaketin konuşan kişi kadar kendisiyle konuşulan kişiyle de ilgili olduğunu düşünüyor.

Dilbilgisi

as much to do with A as B: A ve B’nin eşit ölçüde ilgili olması

X is as much to do with A as B yapısı, A ve B’nin X’le eşit ölçüde ilgili olduğunu gösterir. Be to do with “... ile ilgili olmak” demektir; as much ... as ise bu ilişkinin derecesini karşılaştırır. Burada A kendisine hitap edilen kişi, B ise konuşan kişidir. Konuşmacı tek taraflı bir görüşü düzeltiyor: nezaket yalnızca konuşanın seçimlerine değil, dinleyenin deneyimine de bağlıdır.

Alıştırma

İki etkenin de eşit ölçüde ilgili olduğunu göstermek için cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: Team success is ____ clear roles as hard work.

Cevabı göster

as much to do with

I think the crucial thing there is in how you've perceived it. Kelime

2:34

Bence buradaki kritik nokta bunu nasıl algıladığınızdır.

Kelime

how you've perceived it: dinleyicinin yorumu

how you've perceived it, “onu nasıl anladığın ya da yorumladığın” anlamına gelir. Burada perceive, bir şeyi yalnızca gözle görmekten değil, zihinde oluşan izlenimden söz eder. You've perceived yapısındaki present perfect, bu yorumlama biçimini şu anda yapılan değerlendirmeyle ilişkilendirir. Dinleyicinin anlayışı, sözlerin kibar, kaba ya da bambaşka bir şekilde algılanmasını etkileyebilir.

Alıştırma

how you've perceived it ifadesi ne anlama gelir?

  1. onu yüksek sesle nasıl tekrarladığın
  2. onu nerede gördüğün
  3. onu nasıl anladığın ya da yorumladığın
Cevabı göster

onu nasıl anladığın ya da yorumladığın

So, obviously, he's not giving us the conventional, Kelime

2:37

Yani belli ki bize klasik bir

"Oh, good afternoon, Mr. Rosen,"

2:40

"Ah, iyi günler Bay Rosen,"

or a more formal approach.

2:42

ya da daha resmi bir yaklaşım sunmuyor.

Kelime

not giving us the conventional ... or a more formal approach: alışılmış ya da daha resmî biçimi kullanmamak

Not giving us the conventional ... or a more formal approach, onun alışılmış ve beklenen kibar selamlaşma biçimini kullanmadığı anlamına gelir. Giving us burada bir nesneyi vermek değil, belirli bir konuşma biçimini sunmak veya kullanmaktır. Bu konuşma diline özgü yapıda, the conventional ifadesinden sonra greeting veya approach gibi bir isim anlaşılır ancak söylenmez. “Good afternoon, Mr. Rosen” alışılmış ve görece resmî bir selamlaşma örneğidir. Conventional, geleneklere uygun veya beklenen olmayı; formal ise özenli kibarlığı ve toplumsal mesafeyi vurgular. Cümle resmiyet düzeyini anlatır; samimi bir selamlaşma kendiliğinden kabalık anlamına gelmez.

Alıştırma

Konuşmacı not giving us the conventional ... or a more formal approach sözüyle ne demek istiyor?

  1. Alışılmış ve görece resmî selamlaşma biçimini kullanmıyor.
  2. Mümkün olan en resmî selamlaşmayı kullanıyor.
  3. Bay Rosen'a fiziksel bir nesne veriyor.
Cevabı göster

Alışılmış ve görece resmî selamlaşma biçimini kullanmıyor.

It's very, very informal.

2:43

Bu çok, çok resmiyetten uzak.

And he can't remember your name,

2:45

Adınızı hatırlayamıyor

and he's saying innit!

2:47

ve innit diyor!

Now, that has been interpreted by you as non-threatening to you. Dilbilgisi

2:48

Şimdi, bu sizin tarafınızdan tehditkar olmayan bir durum olarak yorumlandı.

Dilbilgisi

has been interpreted by you as non-threatening to: edilgen interpret A as B yapısı

Interpret A as B, “A'yı B anlamına ya da B niteliğine sahip olarak anlamak” demektir. Burada that A'dır, non-threatening to you ise B'dir. Bu, dinleyenin değerlendirmesidir; nesnel bir gerçek değildir. Has been interpreted, present perfect zamanda edilgen yapıdır. Değerlendirilen şeyi başa alır; by you ise değerlendirmeyi yapan kişiyi gösterir. Yeniden kullanılabilecek kalıp A has been interpreted by someone as B şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi interpret fiilinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: The message ____ by Leo as a warning.

Cevabı göster

has been interpreted

You don't see him as insulting you, Dilbilgisi

2:52

Sizi aşağılıyor olarak görmüyorsunuz

Dilbilgisi

see him as insulting you: see X as Y ile değerlendirme

See X as Y, “X'i Y olarak görmek veya değerlendirmek” demektir. Buradaki see gözle görmek anlamında değildir: him değerlendirilen kişidir; insulting you ise dinleyenin ona yakıştırmadığı davranıştır. -ing yapısındaki insulting you, Y konumundadır. Bu nedenle You don't see him as insulting you, dinleyenin onun davranışını bir hakaret olarak değerlendirmediği anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, eyleme doğrudan tanık olmak yerine onun davranışını hakaret olarak değerlendirdiğiniz anlamına gelir?

  1. You see him as insulting you.
  2. You see him insulting you.
Cevabı göster

You see him as insulting you.

and you're actually quite kindly disposed to that person.

2:54

ve aslında o kişiye karşı oldukça sempatik yaklaşıyorsunuz.

So, you haven't interpreted it as offensive or aggressive.

2:57

Yani bunu saldırgan ya da hakaret edici olarak yorumlamadınız.

You've said, I think you described it as being quite civil, actually. Kelime

3:00

Sanırım bunu aslında oldukça nazik olarak tanımladınız.

Kelime

quite civil: kibar ve ölçülü

Burada quite civil, makul ölçüde kibar, saygılı ve açıkça düşmanca olmayan demektir. Civil toplumsal davranışı değerlendirir: kişi temel nezaket ve özdenetim sınırları içinde kalır. Britanya İngilizcesinde quite, civil gibi sıfatlardan önce çoğu zaman fairly veya rather gibi ölçülü bir değerlendirme verir. Civil sözcüğüne formal, yani resmî anlamını katmaz; buradaki civil, vatandaşlarla ya da medeni hukukla ilgili değildir.

Alıştırma

Örnekte quite civil ifadesinin en yakın anlamı nedir?

  1. Medeni hukukla ilgili
  2. Makul ölçüde kibar ve açıkça düşmanca olmayan
  3. Son derece resmî ve törensel
Cevabı göster

Makul ölçüde kibar ve açıkça düşmanca olmayan

Michael Rosen didn't feel that the boy was insulting him.

3:03

Michael Rosen çocuğun kendisine hakaret ettiğini hissetmedi.

To insult someone means to be rude or offensive to them. Kelime

3:06

Birine hakaret etmek (insult), onlara kaba veya kırıcı davranmak demektir.

Kelime

insult someone: birini aşağılamak veya gücendirmek

Insult someone, bir kişiye ciddi biçimde saygısızca davranan, çoğu zaman onu küçümseyen veya aşağılayan bir şey söylemek ya da yapmak demektir. Genellikle yalnızca biraz kaba olmaktan daha güçlüdür. Burada insult geçişli bir fiildir; bu yüzden etkilenen kişi doğrudan ardından gelir: insult someone denir, insult to someone denmez.

Alıştırma

Başka bir kişiye ciddi biçimde saygısızlık etmek anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: You can disagree without trying to ____.

Cevabı göster

insult someone

Although his speech was very informal, Dilbilgisi

3:09

Çocuğun konuşması çok gayriresmi olsa da,

Michael thought the boy was actually pleased to see him,

3:12

Michael onun aslında kendisini gördüğüne sevindiğini düşündü

not rude at all.

3:15

ve hiç de kaba bulmadı.

Dilbilgisi

Although his speech was very informal: although ile ödünleme belirtmek

Although his speech was very informal, karşıtlık ve ödünleme bildiren bir yan cümledir. Önce çocuğun resmiyetten uzak bir şekilde konuştuğunu kabul eder, ardından ana cümle farklı bir değerlendirme sunar. Resmiyetten uzak konuşma, kişinin kaba olduğu beklentisini doğurabilir; ancak burada bu beklenti reddedilir. although, bir gerçek doğru olsa da diğer noktanın da geçerli olduğunu anlatır. Standart İngilizcede normalde Although ..., but ... yazılmaz. Although karşıtlığı zaten belirtir.

Alıştırma

Cümleyi although ile tamamlayın: ____ the path was steep, the children reached the top.

Cevabı göster

Although

Michael was well disposed to the boy. Kelime

3:16

Michael çocuğa karşı olumlu bir tutum (well disposed) içindeydi.

Kelime

well disposed to the boy: çocuğa karşı olumlu bir tutuma sahip olmak

Be well disposed to someone, bir kişiye karşı dostça veya olumlu bir tutuma sahip olmak demektir. Michael'ın çocuk hakkındaki olumlu görüşünü anlatır; ikisinin yakın arkadaş olduğu anlamına gelmek zorunda değildir. Yapı be + well disposed + to/towards + kişi veya şey şeklindedir. Genellikle biri hakkında iyi düşünmeye veya bir fikri olumlu karşılamaya yönelik genel bir eğilimi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi bu notta geçen ve “olumlu bir tutuma sahipti” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Before the vote, the chair was ____ the proposal.

Cevabı göster

well disposed to

He liked and approved of him.

3:19

Onu sevdi ve onayladı.

So, you could say that politeness is subjective. Kelime

3:21

Yani nezaketin öznel olduğunu söyleyebilirsiniz.

Kelime

politeness is subjective: nezaket yargıları değişebilir

Burada politeness is subjective, bir şeyin kibar görünüp görünmemesinin kişinin duygularına, bakış açısına veya beklentilerine bağlı olabileceği anlamına gelir. Farklı insanlar aynı sözleri ya da davranışları farklı değerlendirebilir. Subjective, herkesin tam olarak aynı şekilde doğrulayabildiği bir olgudan çok bir görüşü veya değerlendirmeyi anlatır. Bu, toplumsal kuralların hiç önemli olmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede subjective ne anlama geliyor?

  1. Yargı tek bir sabit ölçümle kanıtlanabilir.
  2. Yargı herkes tarafından kabul edilir.
  3. Yargı kısmen kişisel görüşlere veya duygulara bağlıdır.
Cevabı göster

Yargı kısmen kişisel görüşlere veya duygulara bağlıdır.

If Michael doesn't feel offended, Anlatım akışı

3:24

Eğer Michael alınmıyorsa,

then where is the offense?

3:26

o zaman hakaret nerededir?

Anlatım akışı

If..., then where...?: bir öncülü sorgulayıcı sonuca bağlamak

if yan cümlesi bir başlangıç noktası, yani bir öncül verir: Michael kendini gücenmiş hissetmiyor. Then bu öncülü ardından gelen soruya açıkça bağlar ve dinleyiciden öncül kabul edildiğinde ortaya çıkan sonucu düşünmesini ister. Where is the offense? retorik bir sorudur. Bir yer sormaz; ortada gerçekten bir hakaret olup olmadığını veya bunun açık bir dayanağı bulunup bulunmadığını sorgular. Then çıkarılabilir, ancak kullanılması öncülden sonuca giden bağlantıyı daha belirgin hâle getirir.

Alıştırma

Bu if...then... sorusunun temel işlevi nedir?

  1. Bir öncül belirtir ve ardından bir hakaretin var olup olmadığını sorgular.
  2. Hakaretin gerçekleştiği fiziksel yeri sorar.
  3. Michael'ın daha önce şikâyet ettiğini bildirir.
Cevabı göster

Bir öncül belirtir ve ardından bir hakaretin var olup olmadığını sorgular.

Then why do we teach children to be polite at all?

3:28

O zaman çocuklara neden kibar olmayı öğretiyoruz ki?

Well, according to Professor Mulaney,

3:31

Profesör Mullany'ye göre,

it's to do with the rules of society. Kalıp ifadeler

3:33

bunun toplumun kurallarıyla ilgisi var.

Kalıp ifadeler

It's to do with...: bir şeyin neyle ilgili olduğunu söylemek

Tam kalıp, it's to do with the rules of society örneğindeki gibi be + to do with + bir şey veya konudur. Anlamı “... ile ilgili olmak”tır. Burada the rules of society bağlantının ne olduğunu belirtir; do, “bir eylem yapmak” anlamına gelmez. Bu kalıbı bir durumun, sorunun veya fikrin ne hakkında olduğunu ya da neyle bağlantılı olduğunu söylemek için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

“... ile ilgili olabilir” anlamındaki ifadeyi tamamlayın: The strange noise may ____ the fan.

Cevabı göster

be to do with

That's right.

3:35

Doğru.

Louise thinks that by teaching our kids politeness, Dilbilgisi

3:36

Louise, çocuklarımıza nezaketi öğreterek

they enjoy the benefits of being accepted in society. Kalıp ifadeler

3:39

onların toplum tarafından kabul edilmenin avantajlarından faydalandıklarını düşünüyor.

Dilbilgisi

by teaching...: by + -ing ile yöntem belirtmek

by teaching our kids politeness ifadesinde by + -ing, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. Bağlamdan, öğretme işini yetişkinlerin yaptığını ve daha sonra anlatılan yararı çocukların elde ettiğini anlarız. by sözcüğünden sonra teaching, practicing veya asking gibi -ing biçimleri kullanılır; teach gibi yalın biçimler kullanılmaz. by + -ing ifadesi sonuçtan önce veya sonra gelebilir, ancak cümle eylemi kimin yaptığını açıkça göstermelidir.

Alıştırma

Yöntemi göstermek için by + practice fiilinin -ing biçimini kullanın: Leo improved his spelling ____ every day.

Cevabı göster

by practicing

Kalıp ifadeler

being accepted in society: edilgen -ing biçimi

Being accepted, accept fiilinin edilgen -ing biçimidir: kişi birini ya da bir şeyi kabul eden taraf değil, kabul gören taraftır. Burada society daha geniş topluluğu ifade eder; dolayısıyla being accepted in society, o topluluğa ait ve uyum sağlayan biri olarak görülmek demektir. of edatından sonra bütün ifade, yararları ortaya çıkaran durumu adlandırır. Başka cümlelere aktarılabilecek kalıp, the benefits of being accepted örneğindeki gibi edat + being + geçmiş zaman ortacıdır.

Alıştırma

Cümleyi accept fiilinin edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: The article discusses the benefits of ____ in society.

Cevabı göster

being accepted

So, imagine how embarrassed she felt Anlatım akışı

3:43

2 yaşındaki kızı kreşteki aşçıyı defalarca görmezden gelip

when her 2-year-old daughter repeatedly ignored the cook at her nursery school

3:46

merhaba demeyi reddettiğinde

and refused to say hello. Kalıp ifadeler

3:51

onun ne kadar utandığını bir düşünün.

Anlatım akışı

So, imagine how embarrassed she felt: dinleyiciyi hikâyenin içine çekmek

So, konuşmacının önceki olgulardan bunların duygusal sonucuna geçtiğini gösterir. Ardından imagine, dinleyicileri durumu gözlerinde canlandırmaya doğrudan davet eder; böylece ayrıntılar devam etmeden önce hikâye daha canlı hâle gelir ve empati oluşur. How embarrassed she felt bir soru değildir. did she feel biçimindeki soru sırası yerine normal ifade sırası olan she felt kullanılır. Bu yapı, cümle içine yerleşmiş bir ünlem gibi çalışarak utanmanın derecesini vurgular.

Alıştırma

“So, imagine how embarrassed she felt” hikâyede nasıl bir işlev görür?

  1. Dinleyiciden olayın ne kadar sürdüğünü hesaplamasını ister.
  2. Olayın gerçekte yaşanmadığını söyler.
  3. Hikâye devam etmeden önce dinleyiciyi kadının duygusunu gözünde canlandırmaya davet eder.
Cevabı göster

Hikâye devam etmeden önce dinleyiciyi kadının duygusunu gözünde canlandırmaya davet eder.

Kalıp ifadeler

refused to say hello: bir şeyi yapmayı reddetmek

Refused to say hello, birinin başka birini selamlamak istemediğini ve bunu yapmadığını anlatır. Say hello yalnızca hello kelimesini söylemeyi değil, sosyal bir davranış olarak selam vermeyi ifade eder. Kalıp refuse + to + fiilin yalın hâlidir: refuse to say, refuse to answer, refuse to go. Refused geçmiş zamanı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi refuse fiilinin geçmiş biçimi ve gerekli mastar işaretiyle tamamlayın: Even after Mia was asked to greet the visitor, she ____ say hello.

Cevabı göster

refused to

Here's Louise Melanie telling the story to BBC Radio 4's Word of Mouth.

3:53

İşte Louise Mullany BBC Radio 4'un Word of Mouth programında bu hikayeyi anlatıyor.

The cook looked so disappointed.

3:59

Aşçı o kadar hayal kırıklığına uğramış görünüyordu ki.

And as I mentioned in the book,

4:01

Kitapta da bahsettiğim gibi,

it felt to me like there were lots of other children Dilbilgisi

4:02

bana öyle geldi ki başka bir sürü çocuk vardı

skipping and skipping and jumping past going, "Hello." Anlatım akışı

4:04

zıplayarak ve seke seke geçip 'Merhaba' diyen.

Dilbilgisi

it felt to me like: kişisel bir izlenimi belirtmek

It felt to me like, bir durumla ilgili olarak konuşanın kişisel izlenimini aktarır. Burada konuşan kişi, birçok başka çocuğun yanından geçerken selam verdiği izlenimine kapıldığını hatırlıyor; bu ifade, o görüntüyü ölçülmüş bir gerçek olarak sunmuyor. To me, yargının konuşan kişiye ait olduğunu belirtir; like ise durumun nasıl göründüğünü anlatan bölümü başlatır: it felt to me like + yan cümle. Bu kalıp ifadeyi daha az kesin hâle getirir.

Alıştırma

Bu cümlenin başındaki kalıp ne anlama gelir? It felt to me like everyone had already left.

  1. Herkesin gittiğini doğrulanmış bir gerçek olarak bildirir.
  2. Herkesin gitmesini konuşanın kişisel izlenimi olarak sunar.
  3. Konuşanın eliyle dokunduğu şeyi anlatır.
Cevabı göster

Herkesin gitmesini konuşanın kişisel izlenimi olarak sunar.

Anlatım akışı

skipping and skipping and jumping past going: canlı bir hareket akışı oluşturmak

skipping and skipping ifadesindeki tekrar, yeni bir bilgi eklemek yerine hareketi uzatır. Çocukların canlı hareketini kesintisiz hissettirir ve dinleyene hareketli bir sahneyi gözünde canlandırması için zaman verir. Birbirine bağlanan skipping, jumping ve going gibi -ing biçimleri, hareketi ve konuşmayı tek bir akıcı dizi olarak sunar. Burada going, alıntılanan “Hello” sözünü tanıtır ve yaklaşık olarak çocukların geçerken bunu söylediğini anlatır. Bu sözlü anlatım kalıbı, eylemleri ayrı olaylardan oluşan düzenli bir liste gibi değil, o anda göründükleri akışa göre düzenler.

Alıştırma

Burada “skipping and skipping and jumping past going” ifadesinin temel anlatım etkisi nedir?

  1. Her çocuğun yalnızca bir tane dikkatli hareket yaptığını söyler.
  2. going sözcüğünü yalnızca başka bir yere gitmeyi anlatmak için kullanır.
  3. Hareketleri canlı ve kesintisiz bir sahneye dönüştürür.
Cevabı göster

Hareketleri canlı ve kesintisiz bir sahneye dönüştürür.

Being really friendly children.

4:07

Gerçekten arkadaş canlısı çocuklar.

And my daughter was just there,

4:09

Ve kızım sadece orada duruyordu,

and we started to make excuses for her, Kalıp ifadeler

4:10

ve onun için bahaneler üretmeye (make excuses) başladık,

Kalıp ifadeler

make excuses for her: birini savunmak için nedenler sunmak

Make excuses for her, eleştirilebilecek bir davranışı için onu savunan veya haklı gösteren nedenler sunmak demektir. Özne olan we bu nedenleri sunar; for her ise suçlanmaktan korunmaya çalışılan kişiyi belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp make excuses for someone şeklindedir. Bu ifade, çoğu zaman olanları tarafsızca açıklamak yerine nedenlerin savunmacı veya tam olarak inandırıcı olmadığını ima eder.

Alıştırma

“Birini savunmak için nedenler sunmak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Whenever Mia breaks a rule, her brother tries to ____ her.

Cevabı göster

make excuses for

like, "Oh, she's tired.

4:12

mesela, "Ah, o yorgun.

Oh, she's teething. Kelime

4:14

Ah, diş çıkarıyor.

Kelime

teething: yeni dişlerin çıkması

Teething, bir bebeğin veya küçük çocuğun yeni dişlerinin diş etlerinden çıkması demektir. Bu cümlede she's teething, çocuğun davranışını veya nasıl hissettiğini açıklayabilecek fiziksel bir neden verir.

Alıştırma

She's teething. cümlesindeki teething ne anlama gelir?

  1. Bir şeyi ısırıyor.
  2. Dişlerini fırçalıyor.
  3. Yeni dişleri çıkıyor.
Cevabı göster

Yeni dişleri çıkıyor.

She's this and she's that."

4:15

O şöyle, o böyle."

Because the embarrassment was so strong, Dilbilgisi

4:16

Çünkü utanç çok büyüktü,

and I felt awful walking back past the kitchen on my way out. Notlar

4:18

ve çıkarken tekrar mutfağın önünden geçerken kendimi berbat hissettim.

Dilbilgisi

Because the embarrassment was so strong: neden sunmak

Because bir neden sunar. Because the embarrassment was so strong ifadesinde the embarrassment was so strong yan cümlesi, yoğun utancı konuşanın tepkisinin nedeni olarak gösterir. Strong burada fiziksel gücü değil, duygunun yoğunluğunu anlatır. because yan cümlesini başa koymak, dinleyenin sonuçtan veya tepkiden önce nedeni duymasını sağlar. Yapı Because + özne + fiil, ana cümle şeklindedir. Özenli yazı dilinde baştaki neden yan cümlesinin sonuna virgül konur.

Alıştırma

Baştaki Because the embarrassment was so strong yan cümlesi ne işe yarar?

  1. Konuşanın tepkisinin sonucunu verir.
  2. Konuşanın tepkisinin nedenini verir.
  3. İlgisiz bir konuya geçer.
Cevabı göster

Konuşanın tepkisinin nedenini verir.

Dilbilgisi

felt awful walking...: feel + sıfat + -ing

felt awful walking back past the kitchen ifadesinde felt awful, konuşanın olumsuz duygusunu belirtir. walking back past the kitchen şeklindeki -ing yan cümlesi, bu duyguyu yaşadığı sırada ne yaptığını gösterir. feel + sıfat + -ing kalıbını, birinin bir eylemi yaparken nasıl hissettiğini söylemek için kullanabilirsin. Genellikle duyguyu yaşayan kişiyle -ing eylemini yapan kişi aynıdır; burada konuşan kişi hem kendini berbat hissediyor hem de yürüyor.

Alıştırma

Cümleyi talk fiilinin -ing biçimiyle tamamla: I felt nervous ____ to the class.

Cevabı göster

talking

Kalıp ifadeler

on my way out: çıkarken

On my way out, 'çıkarken' veya 'çıkma sürecinde' anlamına gelir. Bu cümlede mutfağın önünden yürüme eyleminin, konuşan kişi ayrılırken gerçekleştiğini gösterir. Kalıp on + iyelik + way + yön veya yer şeklindedir: on her way in, on our way home. Out, bulunulan yerden uzaklaşmayı belirtir; her zaman açık havaya çıkmak anlamına gelmez.

Alıştırma

'Ben çıkarken' anlamına gelen, bu dersteki dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamla: I switched off the lights ____.

Cevabı göster

on my way out

I was almost trying to hide my face going, Deyimler

4:21

Neredeyse yüzümü saklamaya çalışıp,

Deyimler

hide my face: utançtan gözlerden kaçmak istemek

Bu cümlede hide my face, utanmayı başkalarının kendisini görmesini istememe duygusu olarak anlatır. Gerçekten yüzü kapatmayı veya başka tarafa çevirmeyi de anlatabilir; ancak burada asıl nokta duygudur: Konuşan kişi, başkalarının dikkatinden kaçmak isteyecek kadar utanmıştır. Bu ifade, içteki bir duyguyu fiziksel bir görüntüye dönüştürür. Kişi gerçekten yüzünü saklamamış olsa bile abartılı bir anlatım olarak kullanılabilir.

Alıştırma

"I wanted to hide my face after I said the wrong name," cümlesinde hide my face büyük olasılıkla ne anlatıyor?

  1. Yüzünü soğuk havadan korumak istedi.
  2. Birinin nasıl göründüğünü hatırlamaya çalışıyordu.
  3. Utandı ve başkalarının kendisini görmemesini istedi.
Cevabı göster

Utandı ve başkalarının kendisini görmemesini istedi.

"I'm the one with the really rude child."

4:23

"O cidden kaba çocuğun annesi benim," diye düşünüyordum.

When her daughter didn't say hello to an adult,

4:25

Kızı bir yetişkine merhaba demediğinde

Louise made excuses for her.

4:28

Louise onun için bahaneler üretti.

If you make excuses for someone,

4:30

Eğer birisi için bahane üretirseniz (make excuses),

you try to explain the reasons for their behavior.

4:32

onların davranışlarının sebeplerini açıklamaya çalışırsınız.

For example, Louise said her daughter was tired.

4:35

Örneğin, Louise kızının yorgun olduğunu söyledi.

She was growing new teeth.

4:38

Yeni dişlerinin çıktığını söyledi.

She was this and that.

4:39

Şöyleydi, böyleydi (this and that) dedi.

The idiom this and that can be used to describe various unspecified things.

4:41

This and that (şu bu) deyimi çeşitli belirsiz şeyleri tanımlamak için kullanılabilir.

For example, if someone asks what you did this afternoon,

4:45

Örneğin, birisi size bu öğleden sonra ne yaptığınızı sorarsa

you might reply,

4:48

şöyle cevap verebilirsiniz:

"Oh, not much.

4:49

"Pek bir şey değil.

I stayed at home.

4:50

Evde kaldım.

I watched TV.

4:51

Televizyon izledim.

I did this and that." Deyimler

4:51

Şunu bunu (this and that) yaptım."

Deyimler

this and that: belirtilmeyen çeşitli şeyler

I did this and that cümlesinde this and that, belirtilmeyen çeşitli etkinlikleri veya küçük işleri belirsiz biçimde özetler. Konuşan kişi, her ayrıntıyı tek tek söylemek yerine birkaç ayrıntıyı bir arada toplar. Burada ifade normalde tam olarak iki eylemi saymaz. Ayrıntıların tek tek sıralanacak kadar önemli ya da gerekli olmadığını gösterir.

Alıştırma

"We chatted about this and that," cümlesinde this and that ne anlama gelir?

  1. Birbirine zıt iki eylem.
  2. Önceden belirlenmiş tam iki şey.
  3. Tek tek adı söylenmeyen çeşitli şeyler.
Cevabı göster

Tek tek adı söylenmeyen çeşitli şeyler.

Politeness means different things to different people, Kalıp ifadeler

4:53

Nezaket farklı insanlar için farklı anlamlara gelir,

but we still like it when people are polite to us.

4:56

ama insanlar bize kibar davrandığında bu yine de hoşumuza gider.

Kalıp ifadeler

different things to different people: kişiden kişiye değişen anlamlar

X means different things to different people kalıbında aynı fikir her kişi için farklı bir anlam taşıyabilir. Burada insanların neyin nazik davranış sayıldığı konusunda aynı görüşte olmayabileceği anlatılır. things sözcüğü fiziksel nesneleri değil, farklı anlamları veya fikri anlama yollarını belirtir. Kişisel deneyim, değer veya önceliklerden etkilenen fikirler için bu kalıbı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade different things to different people ile tamamlayın: Success means ____.

Cevabı göster

different things to different people

And I think the polite thing to do now is reveal the answer to my question, Dilbilgisi

4:59

Ve sanırım şu an yapılması gereken en kibar şey sorumun cevabını açıklamak,

Dilbilgisi

the polite thing to do now is reveal: the ... thing to do is + fiilin yalın hâli

the + sıfat + thing to do is + fiilin yalın hâli kalıbı bir eylemi belirtirken aynı zamanda o eylemi değerlendirir. Burada polite eylemin görgülü olduğunu, now zamanını belirtir; reveal ise konuşanın daha sonra ne yapacağını açıklar. is sözcüğünden sonra, is reveal örneğindeki gibi fiilin yalın hâli kullanılabilir. Is to reveal biçimi de dil bilgisi açısından doğrudur. Bu kalıp right, best veya polite gibi bir değerlendirmeden net bir sonraki eyleme geçmeyi sağlar.

Alıştırma

Kalıbı wait fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: The best thing to do now is ____.

Cevabı göster

wait

Neil. So, the idiom that we use to remind someone to be polite

5:03

Neil. Birine kibar olmasını hatırlatmak için kullandığımız deyim

is not mind your X's and Y's.

5:08

mind your X's and Y's değil.

I'm sorry, Neil.

5:12

Üzgünüm, Neil.

It's mind your P's and Q's. Deyimler

5:13

Cevap mind your P's and Q's.

Deyimler

Mind your P's and Q's: Görgü kurallarına dikkat etme uyarısı

Mind your P's and Q's, “görgü kurallarına ve davranışlarına dikkat et” anlamına gelen kalıplaşmış bir deyimdir. Burada mind “dikkat etmek” demektir; P's and Q's ise deyimin bütününün bir parçasıdır, harflerle ilgili gerçek anlamlı bir talimat değildir. Doğrudan bir emir olarak söylendiğinde birine kibar ve özenli davranmasını söyler. İfadeyi tek bir kalıp olarak öğrenmek en iyisidir.

Alıştırma

“Görgü kurallarına dikkat etmek” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: At the awards dinner, remember to ____.

Cevabı göster

mind your P's and Q's

That's a shame. Ton ve niyet

5:14

Ne yazık.

Ton ve niyet

That's a shame: Kötü habere karşı nazik bir tepki

That's a shame. hayal kırıklığı yaratan veya üzücü bir habere verilen nazik bir tepkidir. Burada “Ne yazık” ya da “Bunu duyduğuma üzüldüm” anlamına gelir ve hafif bir hayal kırıklığı veya yakınlık gösterebilir. Bu kullanımda shame, kimseyi kötü davranmakla suçlamaz. Yorum kişinin karakteriyle değil, durumun üzücü olmasıyla ilgilidir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “The school trip has been cancelled.” diyor. Hangi cevap hafif hayal kırıklığını veya yakınlığı doğal biçimde ifade eder?

  1. That's a shame.
  2. That's shameful.
  3. You should be ashamed.
Cevabı göster

That's a shame.

X's and Y's is much better.

5:15

X's and Y's çok daha iyiydi.

Okay, now let's recap the vocabulary we've learnt, Anlatım akışı

5:17

Tamam, şimdi öğrendiğimiz kelimeleri tekrar edelim,

Anlatım akışı

Let's recap the vocabulary we've learnt: tekrara geçiş işareti

Let's recap the vocabulary we've learnt, yeni bir konudan kısa bir tekrara geçildiğini bildirir. Recap, ana noktaları yeniden gözden geçirmek demektir; let's ise dinleyicileri bunu konuşan kişiyle birlikte yapmaya davet eder. The vocabulary we've learnt, neyin tekrar edileceğini, yani daha önce öğrenilen kelimeleri belirtir. Cümlenin tamamı, dinleyicilerin sonraki bölümün nasıl düzenlendiğini anlamasına yardımcı olur.

Alıştırma

Öğretmenin tekrar işaretini let's ve recap fiiliyle tamamlayın: ____ the three words from today's lesson.

Cevabı göster

Let's recap

starting with thingy,

5:21

thingy ile başlıyoruz,

an informal word that's used if you can't remember someone's or something's name.

5:23

birinin veya bir şeyin adını hatırlayamadığınızda kullanılan gayriresmi bir kelime.

People also use the slang words what's-his-name or what's-her-name for the same reason. Kelime

5:28

İnsanlar aynı sebeple what's-his-name veya what's-her-name argo kelimelerini de kullanırlar.

Kelime

what's-his-name / what's-her-name: unutulan bir kişi adının yerine kullanımı

What's-his-name ve what's-her-name, konuşan kişi birinin adını hatırlayamadığında kullanılan gayriresmî geçici adlardır. Geleneksel olarak what's-his-name bir erkek veya erkek çocuğu, what's-her-name ise bir kadın veya kız çocuğu belirtir. Her ifade bir soruya benzese de kısa çizgiler ifadenin tek bir birim olarak kullanıldığını gösterir. Cümle içinde kişinin adını sormak yerine o adın yerini alabilir.

Alıştırma

Gündelik bir konuşmada erkek tesisatçının adını hatırlayamıyorsunuz. Hangi cümle geçici adı doğal biçimde kullanır?

  1. I called what's-her-name, the male plumber who fixed our sink.
  2. I called what's-his-name, the plumber who fixed our sink.
  3. I called what's-its-name, the plumber who fixed our sink.
Cevabı göster

I called what's-his-name, the plumber who fixed our sink.

In it is a short form of the tag question isn't it? Kelime

5:34

"In it" (innit), "isn't it?" soru eklentisinin kısa halidir.

Kelime

tag question: düz cümleden sonra gelen kısa soru

Tag question, isn't it? örneğindeki gibi bir düz cümlenin sonuna eklenen kısa bir sorudur. Genellikle karşı taraftan cümleyi doğrulamasını veya cümleye katılmasını ister. Burada isn't it? bir tag question olarak adlandırılıyor. Konuşma dilindeki innit, isn't it? ile bağlantılı çok gündelik bir kısaltma olarak açıklanıyor; normal in it ifadesi değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede tag question vardır?

  1. Where is my coat?
  2. The game was fun, wasn't it?
  3. Please close the door.
Cevabı göster

The game was fun, wasn't it?

It's used to add emphasis to a statement.

5:37

Bir ifadeye vurgu katmak için kullanılır.

The adjective insulting means rude or offensive.

5:40

Insulting (hakaret edici) sıfatı, kaba veya kırıcı anlamına gelir.

If you are well disposed to someone,

5:44

Eğer birine well disposed (olumlu bir tutum içinde) iseniz,

you like and approve of them.

5:46

onu sever ve onaylarsınız.

When you make excuses for someone,

5:47

Birisi için make excuses (bahane ürettiğinizde),

you explain the reasons for their bad behavior.

5:50

onların kötü davranışlarının sebeplerini açıklarsınız.

And finally, the idiom this and that describes various unspecified things.

5:52

Ve son olarak, this and that (şu bu) deyimi çeşitli belirsiz şeyleri tanımlar.

Once again,

5:58

Bir kez daha,

our Six minutes are up,

5:58

altı dakikamız doldu,

but why not test yourself with the program quiz and worksheet available now on our website, Ton ve niyet

5:59

ama neden web sitemizde bulunan program testi ve çalışma kağıdıyla kendinizi test etmiyorsunuz?

Ton ve niyet

why not test yourself with... ile hafif bir öneride bulunmak

Why not + fiilin yalın biçimi, hafif ve samimi bir öneride bulunmanın yaygın bir yoludur. Bu cümlede why not test yourself... dinleyiciyi testi denemeye davet eder; gerçekten bir neden sormaz. Test yourself with + test, çalışma kâğıdı veya başka bir materyal, bildiklerinizi kontrol etmek için o materyali kullanmak anlamına gelir.

Alıştırma

Samimi öneriyi dersteki iki kelimelik başlangıçla tamamlayın: ____ test yourself with this short quiz?

Cevabı göster

Why not

bbclearningenglish.com.

6:04

bbclearningenglish.com.

Goodbye for now.

6:06

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:07

Güle güle.

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

6:08

bbclearningenglish.com'dan Six Minute English.