9 faydalı futbol ifadesi - Hayat İçin İngilizce dersi: İngilizce çalışma notları
British Council | English
Video özeti: Anlatıcı, Liverpool’un 2005 Şampiyonlar Ligi finalinde AC Milan karşısında gerçekleştirdiği dramatik geri dönüşü anlatıyor. Maçın tamamen değişen akışı, akılda kalıcı futbol ifadelerini öğretmek ve karşılaşmanın neden İstanbul Mucizesi diye anıldığını açıklamak için kullanılıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. off to a flying start. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Milan’ın erken üstünlük kurması gibi olağanüstü başarılı bir başlangıcı anlattığını kavrayabilir; ifadeyi maçlar, projeler, kurslar veya daha ilk andan hızla ilerleyen başka etkinlikler için doğal biçimde kullanabilirsiniz. 2. a game of two halves. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: İki devredeki performansın ya da gidişatın belirgin biçimde farklı olduğu durumlarda kullanılan bu futbol yorumu kalıbını tanıyabilir ve son aşaması başlangıcından keskin biçimde ayrılan deneyimlere uyarlayabilirsiniz. 3. park the bus — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: İfadenin gerçek bir araçtan değil, takımın neredeyse tamamının savunmaya çekilip hücumu büyük ölçüde bırakmasından söz ettiğini anlayabilir; böylece taktik analizleri takip edip aşırı savunmacı bir yaklaşımı tarif edebilirsiniz.
Bu derste
I love football, and I love talking about it.
0:00Futbolu çok seviyorum ve üzerine konuşmaya da bayılıyorum.
Today, I'm going to give you nine useful expressions to talk about this beautiful game. Notlar
0:02Bugün, bu güzel oyun hakkında konuşurken kullanabileceğiniz dokuz faydalı ifadeyi sizlerle paylaşacağım.
I'm going to give you... ile ders içeriğini önceden belirtmek
Bu cümlede I'm going to, konuşanın biraz sonra yapacağı planı tanıtır; bir yere hareket etmeyi anlatmaz. Ardından fiilin yalın hâli olan give gelir. Burada give you nine useful expressions, dinleyiciye dokuz yararlı ifadeyi sunmak veya öğretmek anlamındadır. I'm going to give you... bir dersin, videonun ya da sunumun başında verilecek içeriği önceden belirtmenin doğal bir yoludur.
Alıştırma
Ders girişini plan bildiren going to + give yapısıyla tamamlayın: Today, I'm ____ three useful phrases.
Cevabı göster
going to give you
this beautiful game: futbol için sevgi dolu bir ad
Burada this beautiful game, football yani futbol anlamına gelir. Bu ifade, Britanya ve uluslararası futbol kültüründe futbol için kullanılan tanıdık ve sevgi dolu bir ad olan the beautiful game sözünü hatırlatır. This, daha önce konuşulan futbol konusunu işaret eder. Beautiful sözcüğü hayranlık katar; ifade yalnızca güzel görünen herhangi bir oyunu anlatmaz.
Alıştırma
Bir futbol programında this beautiful game büyük olasılıkla neyi ifade eder?
- Görselleri güzel olan herhangi bir oyun
- Bir güzellik yarışması
- Futbol
Cevabı göster
Futbol
See if you can catch them in my story. Kelime
0:07Bakalım hikayemdeki bu ifadeleri yakalayabilecek misiniz?
catch them: ifadeleri duyup ayırt etmek
Burada catch them, hikâyeyi dinlerken ifadeleri doğru şekilde duyup ayırt etmek anlamına gelir. Them, bu cümlenin hemen öncesinde sözü edilen dokuz yararlı ifadeyi belirtir. Catch burada bir şeyi elle yakalamak değil, bilgiyi algılamakla ilgilidir. Sözlü bilgiyle kullanıldığında catch çoğu zaman bir sözcük, isim, sayı veya fikri tanıyacak ya da anlayacak kadar net duymak anlamına gelir.
Alıştırma
See if you can catch them in my story. cümlesinde catch them ne anlama gelir?
- ifadeleri ellerinle yakalamak
- ifadeleri duyup ayırt etmek
- ifadelere yetişecek kadar hızlı koşmak
Cevabı göster
ifadeleri duyup ayırt etmek
So, it was 2005, Liverpool versus AC Milan in Istanbul. Kelime
0:14Sene 2005'ti, İstanbul'da Liverpool ve AC Milan karşı karşıya geliyordu.
versus: karşı karşıya gelen iki tarafı göstermek
Versus, iki rakibin veya tarafın arasına getirilir. Burada Liverpool versus AC Milan, Liverpool'un AC Milan'a karşı oynaması demektir; sözcük maçtaki iki takımı gösterir. X versus Y kalıbı bir davanın, tartışmanın veya karşılaştırmanın iki tarafını da gösterebilir. Her kullanımda X ile Y'yi karşıt ya da karşılaştırılan taraflar olarak sunar.
Alıştırma
Liverpool versus AC Milan maç ifadesinde versus nasıl bir ilişki gösterir?
- Liverpool, AC Milan'a aittir.
- Liverpool, AC Milan'a karşı oynuyor.
- Liverpool ve AC Milan aynı kulüptür.
Cevabı göster
Liverpool, AC Milan'a karşı oynuyor.
the Miracle in Istanbul: ünlü bir futbol maçının adı
the Miracle in Istanbul, İstanbul'da oynanan ve Liverpool'un AC Milan karşısında şaşırtıcı bir geri dönüş yaptığı UEFA Şampiyonlar Ligi finalinin ünlü adıdır. Buradaki miracle, neredeyse imkânsız görünen bir sonucu anlatan güçlü ve duygulu bir spor ifadesidir. Anlatıcı dinî bir olaydan söz etmiyor.
Alıştırma
Bu cümlede the Miracle in Istanbul neyi adlandırıyor?
- İstanbul'daki bir futbol stadyumu
- İstanbul'da gerçekleşen dinî bir mucize
- Şaşırtıcı bir geri dönüşle hatırlanan ünlü bir futbol maçı
Cevabı göster
Şaşırtıcı bir geri dönüşle hatırlanan ünlü bir futbol maçı
Going into the game, a lot of people thought Milan would win quite easily, Notlar
0:22Maça çıkarken birçok kişi Milan'ın oldukça kolay kazanacağını düşünüyordu,
Going into the game: olay öncesi arka planı tanıtmak
Going into the game, “maç başlamak üzereyken” veya “maç başlamadan önce” anlamına gelir. Ardından gelen görüşün zaman çerçevesini, yani insanların o anda ne beklediğini belirtir. Burada into fiziksel hareket anlatmaz. going into + olay veya dönem yapısı, o olayın ya da dönemin başlangıcındaki durumu, duyguyu, bilgiyi veya beklentiyi tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için bu sözcükleri doğru sıraya koyun: race / the / into / Going. ____, Mia felt nervous but ready.
Cevabı göster
Going into the race
would win: geçmişten görülen geleceğe ilişkin bir tahmin
a lot of people thought Milan would win ifadesinde thought, bakış açısını geçmişe yerleştirir. O geçmiş anda galibiyet hâlâ gelecekteydi; bu nedenle would win, “daha sonra kazanmasının beklendiği” anlamına gelir. Bu, geçmişten görülen gelecektir. Bu cümlede would kibar bir rica bildirmez ve varsayımsal bir koşul sunmaz.
Alıştırma
win fiilinin geçmişten görülen gelecek biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Before the race, everyone thought Leo ____.
Cevabı göster
would win
and surely enough, they were off to a flying start. Notlar
0:26ve nitekim maça fırtına gibi başladılar.
surely enough: beklentiyi onu destekleyen kanıta bağlamak
Surely enough, daha sonra olanları önceki bir beklentiyi destekleyen bir gelişme olarak sunar. Burada insanların Milan'ın iyi oynaması yönünde bir beklentisi vardır ve güçlü başlangıç bu beklentinin gerçekleşme yolunda olduğuna dair kanıt olarak gösterilir. İfade, anlatıyı iki adımda düzenler: önce beklenti, ardından onu destekleyen olay. Yerleşik ve yaygın kalıp sure enough biçimindedir; surely enough burada anlaşılır olsa da daha az kullanılır.
Alıştırma
Örnekte surely enough neyi belirtir?
- Konuşan ilgisiz bir konuya geçer.
- Sonraki olay önceki bir beklentiyi destekler.
- İfade, bir şeyin miktarının yeterli olduğunu söyler.
Cevabı göster
Sonraki olay önceki bir beklentiyi destekler.
be off to a flying start: çok başarılı bir başlangıç yapmak
be off to a flying start ifadesi, çok başarılı bir şekilde başlayıp hemen ivme kazanmak demektir. Bu cümlede çok iyi bir başlangıç yaptılar ve hızla üstünlük sağladılar. Buradaki flying mecazidir. Gerçek anlamda havada uçmayı değil, hızı ve güçlü bir ileri gidişi anlatır.
Alıştırma
'Havada hareket etmek' anlamına gelen kelimeyle kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The team scored in the first minute and was off to a ____ start.
Cevabı göster
flying
Maldini scored a great goal only a minute into the game. Kalıp ifadeler
0:29Maçın henüz birinci dakikasında Maldini harika bir gol attı.
only a minute into the game: süre + into + olay
Only a minute into the game, gol olduğunda maçın başlayalı yalnızca bir dakika olduğu anlamına gelir. Buradaki into, bir olayın zaman akışı içindeki noktayı gösterir; bir yerin içine doğru hareketi anlatmaz. Tekrar kullanılabilen kalıp süre + into + olay şeklindedir. Only, çok az zaman geçtiğini ve golün alışılmadık derecede erken geldiğini vurgular.
Alıştırma
Toplantı daha yeni başlamıştı. Alarmın başlangıçtan iki dakika sonra çaldığını gösteren kelimeyi ekleyin: Just two minutes ____ the meeting, the fire alarm rang.
Cevabı göster
into
The game was pretty close after that with Milan creating a lot of scoring opportunities, Kalıp ifadeler
0:32Bu golden sonra Milan'ın birçok gol pozisyonu ürettiği oldukça çekişmeli bir maç oldu,
Spor anlatımında scoring opportunities
Sporda scoring opportunities, bir oyuncunun veya takımın gol atmak ya da sayı kazanmak için gerçek bir fırsata sahip olduğu durumları anlatır. Burada ifade, Milan'ın tekrar tekrar tehlikeli hücum konumlarına girdiği anlamına gelir. creating a lot of scoring opportunities ifadesindeki creating, oyun yoluyla bu fırsatları oluşturmak demektir. Hatırlanması yararlı doğal kelime birlikteliği create scoring opportunities şeklindedir.
Alıştırma
Spor analizi cümlesini scoring opportunities ifadesiyle tamamlayın: Good passing created several ____ in the second half.
Cevabı göster
scoring opportunities
and 5 minutes before halftime, Shevchenko goes through on goal and puts it on a plate for Crespo. Notlar
0:36ve ilk yarının bitimine 5 dakika kala, Shevchenko kaleye doğru ilerledi ve adeta Crespo'ya 'al da at' dedi.
Futbolda goes through on goal
Futbolda goes through on goal, bir hücum oyuncusunun savunmayı geçip kaleyi doğrudan tehdit edebileceği açık bir konuma ilerlemesi demektir; çoğu zaman geçmesi gereken yalnızca kaleci kalır. Fiziksel olarak kalenin içinden geçmek anlamına gelmez. Biçim dil bilgisine göre değişebilir: go through on goal, went through on goal veya be through on goal. Buradaki goes, maç anlatımında kullanılan şimdiki zaman biçimidir.
Alıştırma
Futbol cümlesini go through on goal ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After beating the last defender, the striker ____, but the goalkeeper saved the shot.
Cevabı göster
went through on goal
puts it on a plate for someone: bir fırsatı çok kolay hâle getirmek
Burada puts it on a plate for Crespo, Shevchenko'nun Crespo'ya son derece kolay bir gol şansı verdiği anlamına gelir. Bu mecazlı bir ifadedir; gerçek bir tabaktan söz edilmez. Başka durumlarda da kullanılabilen put something on a plate for someone kalıbı, diğer kişinin çok az çabayla başarılı olabileceği kadar iyi bir fırsat hazırlamak demektir. Bu cümlede nesne olan it pası veya fırsatı, for Crespo ise bundan yararlanan kişiyi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi hedef deyimin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: This perfect low cross ____ the striker.
Cevabı göster
puts it on a plate for
2-0 down: iki farkla geride olmak
2-0 down, takımımızın kaybettiği anlamına gelir: diğer takımın iki golü vardır, bizim ise hiç golümüz yoktur. Burada down fiziksel bir yönü değil, skor durumunu anlatır. be + score + down kalıbı skoru geride olan takımın bakış açısından sunar: one-nil down 0-1 kaybetmek, three-two down ise 2-3 kaybetmek demektir.
Alıştırma
We are 2-0 down ifadesinde hangisi doğrudur?
- Bizim iki golümüz var, diğer takımın ise hiç golü yok.
- İki takım da ikişer gol attı.
- Diğer takımın iki golü var, bizim ise hiç golümüz yok.
Cevabı göster
Diğer takımın iki golü var, bizim ise hiç golümüz yok.
and not long after that, Taka splits the defence with a beautiful pass, and Crespo scores another. Notlar
0:43ve bundan çok geçmeden Kaká harika bir pasla defansı ikiye böldü ve Crespo bir gol daha attı.
not long after that: anlatımı zaman içinde ileri taşımak
Not long after that, “az önce sözü edilen olaydan kısa bir süre sonra” demektir. That önceki olaya gönderme yapar; long ise burada mesafeyi değil, zaman miktarını anlatır. Bu ifade bir olayı sonrakine bağlar ve anlatımı hızla ileri taşır. Olaylar arasında kısa bir süre olduğunda hikâyelerde, maç özetlerinde ve adım adım anlatımlarda kullanılabilir.
Alıştırma
not long after that, sonraki olayın zamanı hakkında ne anlatır?
- Konuşan kişi, önceki olaydan daha eski bir zamana dönüyor.
- Sonraki olay, önceki olaydan kısa bir süre sonra gerçekleşti.
- Sonraki olay uzak bir yerde gerçekleşti.
Cevabı göster
Sonraki olay, önceki olaydan kısa bir süre sonra gerçekleşti.
splits the defence: futbolda savunma hattını yarmak
Futbolda splits the defence, rakibin savunma hattında boşluk açmak ya da hücumun geçebilmesi için topu bu hattın arasından geçirmek anlamına gelir. İfade, bir şeyi fiziksel olarak kesmeyi değil, savunma düzenini bozmayı anlatır. Bu cümlede with a beautiful pass, Taka’nın bunu nasıl yaptığını gösterir: pası savunma hattını geçer ve ardından gelen fırsatı yaratır.
Alıştırma
“Düzenli savunma hattını geçer” anlamındaki hedef ifadeyle futbol anlatımını tamamlayın: The midfielder ____ with a sharp pass.
Cevabı göster
splits the defence
heads dropped: öz güvenini kaybetmek
Bu cümlede our heads dropped, moralimizin bozulduğu ve öz güvenimizi kaybettiğimiz anlamına gelir. Başı aşağı eğmek bu duyguyu gözümüzde canlandırır; asıl nokta konuşanların nereye baktığı değil, morallerinin düşmesidir. Bir aksilik bir kişinin veya grubun gözle görülür biçimde umudunu kaybetmesine yol açtığında someone's head dropped ya da our/their heads dropped kalıbı kullanılabilir.
Alıştırma
“After our best player left the game, our heads dropped,” cümlesinde our heads dropped esas olarak ne anlatır?
- Başımızı sallayarak onayladık.
- Bir şey almak için eğildik.
- Moralimiz bozuldu.
Cevabı göster
Moralimiz bozuldu.
and a lot of Liverpool fans around the world thought the game was over.
0:52ve dünyanın dört bir yanındaki birçok Liverpool taraftarı maçın bittiğini düşündü.
But, this was a game of two halves. Deyimler
0:56Ancak, bu futbolun iki farklı yarıdan oluşan bir oyun olduğunun kanıtıydı.
a game of two halves: birbirine zıt aşamalar
Futbol yorumlarında a game of two halves, ilk ve ikinci yarının çok farklı geçtiği anlamına gelir: takımlar farklı oynamış veya maçın kontrolü bir taraftan diğerine geçmiş olabilir. Buradaki But, kötü geçen ilk yarının hikâyenin tamamı olmadığını gösterir. Bu ifade, birbirinden keskin biçimde farklı iki aşaması olan herhangi bir deneyim için spor benzetmesi olarak da kullanılabilir. Yalnızca bir maçın iki yarısı olduğu yönündeki açık gerçeği belirtmez.
Alıştırma
İki yarısı birbirinden çok farklı olan bir maçı anlatan Britanya futbolu ifadesini tamamlayın: The first half was dull, but the second was thrilling; it was ____.
Cevabı göster
a game of two halves
fight back: direnip kontrolü yeniden ele geçirmeye çalışmak
Bu cümlede fight back, baskı altında kaldıktan veya geriye düştükten sonra karşılık verip kontrolü yeniden ele geçirmeye çalışmak demektir. Takım yeniden hücum ederek geride olduğu durumu düzeltmeye hazırdır; ifade mutlaka fiziksel bir kavga anlamına gelmez. Burada fight back, ready to ifadesinden sonra tek başına kullanılır. Karşı konulan baskıyı veya sorunu belirtmek için fight back against something kullanılır.
Alıştırma
Bir takım iki gol gerideyken güçlü biçimde hücum etmeye başlıyor. “They are fighting back” ne anlama gelir?
- Fiziksel bir kavga başlatıyorlar.
- Dezavantaja direniyor ve toparlanmaya çalışıyorlar.
- Maçtan ayrılıyorlar.
Cevabı göster
Dezavantaja direniyor ve toparlanmaya çalışıyorlar.
10 minutes in, Riise puts in a great cross, Notlar
1:00İkinci yarının 10. dakikasında Riise harika bir orta açtı,
10 minutes in: başlangıçtan sonra geçen on dakika
10 minutes in, bir olayın veya aşamanın başlamasından bu yana on dakika geçtiğini belirtir. Burada ikinci yarı içindeki zamanı gösterir: ikinci yarı başladıktan yaklaşık on dakika sonra. Kalıp süre + in şeklindedir. Olay bağlamdan zaten anlaşıldığı için adı belirtilmez. Açık değilse ten minutes into the meeting örneğinde olduğu gibi into ile olayı belirtin.
Alıştırma
Toplantı zaten başladı. Işıkların toplantı başladıktan on dakika sonra söndüğünü hangi cümle anlatır?
- Ten minutes inside, the lights went out.
- Ten minutes in, the lights went out.
- In ten minutes, the lights went out.
Cevabı göster
Ten minutes in, the lights went out.
put in a great cross: topu kale önüne göndermek
Futbolda put in a cross, topu geniş bir bölgeden kalenin önündeki alana göndermek demektir. Bu cümlede hareketi Riise yapar; great ise ortanın çok iyi olduğunu ve bir gol fırsatı yarattığını anlatır. Burada put in, bir nesneyi fiziksel olarak başka bir şeyin içine koymak anlamına gelmez. Cross, bu şekilde kale önüne gönderilen topu anlatan bir futbol ismidir.
Alıştırma
Futbol anlatımını put in a great cross ifadesinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The right-back ____, and the striker heads the ball toward goal.
Cevabı göster
puts in a great cross
and Gerrard scores a great header against the run of play. Deyimler
1:02ve Gerrard oyunun gidişatının aksine harika bir kafa golü attı.
against the run of play: maçın gidişatına ters biçimde
Against the run of play, bir golün veya önemli olayın maçın o ana kadarki gelişimine ters düşmesi demektir. Daha az tehlikeli görünen taraf beklenmedik biçimde gol atar veya başarı elde eder. Run of play, oyuncuların koşmasını değil, maçın genel düzenini ve hangi tarafın üstün göründüğünü anlatır. İfade olayın şaşırtıcı olduğunu vurgular, ancak tek başına olayın şans eseri gerçekleştiğini söylemez.
Alıştırma
Cümleyi against the run of play spor deyimiyle tamamlayın: The visitors scored ____ after being under pressure for twenty minutes.
Cevabı göster
against the run of play
Šmicer tries his luck from long range and sends the ball into the bottom corner of the net. Notlar
1:07Šmicer uzak mesafeden şansını denedi ve topu ağların alt köşesine gönderdi.
tries his luck: başarı umuduyla denemek
Tries his luck, “sonuç belirsiz olsa da başarı umuduyla denemek” anlamına gelir. Burada Šmicer, riskli olmasına rağmen uzaktan şut çekmeye karar verir. Try one's luck kalıbında iyelik sözcüğü özneye göre değişir: I try my luck, she tries her luck ve they try their luck. Luck belirsizliği vurgular; eylemin beceri gerektirmediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi try, doğru iyelik sözcüğü ve luck ile tamamlayın: The contest is difficult, but I'll ____.
Cevabı göster
try my luck
from long range: uzak bir konumdan
From long range, “hedeften uzaktaki bir konumdan” anlamına gelir. Bu futbol anlatımında Šmicer'ın kaleden uzaktayken şut çektiğini belirtir. Burada range mesafe anlamındadır. Edat öbeğinin tamamı eylemden sonra kullanılır: shoot from long range.
Alıştırma
Şutun uzaktan geldiğini anlatmak için from long range ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The player scored from long range.
- The player scored a long-range goal.
- The player stood close to the goal.
Cevabı göster
The player scored from long range.
the bottom corner of the net: kalenin alt köşesi
Futbolda the bottom corner of the net, kale direğinin zeminle birleştiği yere yakın olan kale içindeki alt köşelerden birini anlatır. send the ball into + yer yapısında bu ifade, şutun nereye gittiğini belirtir. Buradaki net, kale ağı anlamındadır. Corner, sahanın korner bayrağı bölgesi değil, kale ağzının içindeki bir köşedir. Bu anlatım, kalecinin ulaşmasının genellikle zor olduğu alçak bir noktaya gönderilen şutu gözünüzde canlandırır.
Alıştırma
Bu futbol cümlesinde the bottom corner of the net hangi yeri anlatır?
- Sahanın korner bayrağı bölgesi
- Kalenin içindeki alt köşe
- Orta yuvarlağın arkasındaki alan
Cevabı göster
Kalenin içindeki alt köşe
one goal behind: bir gol geride olmak
Be one goal behind yapısı, bir takımın rakibinden bir gol daha az attığını ifade eder. Behind, takımın fiziksel konumunu değil, skor ilişkisini anlatır. Sayı değişebilir; örneğin two goals behind iki gol geride olmak demektir. Only, skor farkının küçük ve kapatılabilir görünmesini sağlar. Bu cümlede takımın aradaki farkı azalttığını ve bir gol atarak beraberliği yakalayabileceğini düşündürür.
Alıştırma
Skor Tigers 2, Lions 3. Bir Tigers taraftarı 'We're only one goal behind.' diyor. Bu ne anlama gelir?
- İki takım da aynı sayıda gol attı.
- Tigers, Lions takımından bir gol daha fazla attı.
- Tigers, Lions takımından bir gol daha az attı.
Cevabı göster
Tigers, Lions takımından bir gol daha az attı.
10 minutes after that, Gerrard goes through on goal
1:14Bundan 10 dakika sonra, Gerrard kaleye doğru ilerledi
fouled in the penalty box: ceza sahasında faule maruz kalmak
Burada he's fouled, he is fouled anlamındadır: başka bir oyuncu ona faul yapar. Edilgen yapı, kural dışı hareketin ona yapıldığını gösterir; onun başka birine faul yaptığını söylemez. In the penalty box, faulün futbol sahasındaki ceza alanı içinde gerçekleştiğini belirtir. Savunma takımının kendi ceza alanında yaptığı cezalandırılabilir bir faul penaltıya yol açabilir.
Alıştırma
Bu futbol cümlesinde he's fouled in the penalty box ne anlama gelir?
- O, ceza sahası içinde başka bir oyuncuya faul yapar.
- O, ceza sahasını kirletir.
- Başka bir oyuncu ceza sahası içinde ona faul yapar.
Cevabı göster
Başka bir oyuncu ceza sahası içinde ona faul yapar.
Xabi Alonso, who is one of my favorite players,
1:21En sevdiğim oyunculardan biri olan Xabi Alonso,
steps up to take this: vuruşu yapmak için öne çıkıyor
Step up to do something, gerekli veya önemli bir işi yapmak için öne çıkmak anlamına gelir. Sadece ayakları ileri doğru hareket ettirmeyi değil, çoğu zaman sorumluluk üstlenmeyi de ifade eder. Burada oyuncu vuruşu yapmak için öne çıkar. This, daha önce sözü edilen penaltıyı gösterir; take ise penaltıyı kullanmak veya vuruşu yapmak anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi step up ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the team needed a leader, Sara ____ to help.
Cevabı göster
stepped up
keeper: goalkeeper kelimesinin kısa biçimi
Futbolda keeper, goalkeeper kelimesinin yaygın bir kısa biçimidir. Burada genel olarak bir şeyi koruyan ya da gözeten kişiyi değil, penaltıyı kurtaran oyuncuyu belirtir. Spor anlatımı hızlı ilerlediği için bu kısa kelime, oyunun akışını yavaşlatmadan oyuncuyu belirtmeye yardımcı olur.
Alıştırma
“The keeper saves it,” cümlesindeki keeper kimi ifade ediyor?
- Kaleci
- Antrenör
- Hakem
Cevabı göster
Kaleci
but Alonso reacts quickly and scores it anyway. Anlatım akışı
1:26ancak Alonso çabuk davrandı ve dönen topu ağlara gönderdi.
scores it anyway: engel sonucu değiştirmez
Cümlenin sonunda anyway, “buna rağmen” veya “yine de” anlamına gelir. Kaleci ilk vuruşu kurtardı, ancak bu engel Alonso'nun dönen topa vurup gol atmasını önlemedi. Bu kullanım, engel → sonuç düzenini oluşturur: Bir şey sonucun gerçekleşme ihtimalini azalttı, ama sonuç yine de gerçekleşti. Alonso'nun dikkatsizce gol attığı veya gol atmak için rastgele bir yol seçtiği anlamına gelmez.
Alıştırma
“The shot was blocked, but she scored anyway” cümlesinde anyway neyi gösterir?
- Konuşmacı ilgisiz bir konuya geçiyor.
- Dikkatsiz bir şekilde gol attı.
- Önceki engel onun gol atmasını önlemedi.
Cevabı göster
Önceki engel onun gol atmasını önlemedi.
The last 10 minutes of the game were really tense.
1:29Maçın son 10 dakikası gerçekten çok gergindi.
and we even had to park the bus at times. Deyimler
1:33ve bazen otobüsü kaleye çekmek zorunda bile kaldık.
park the bus: futbolda çok geride savunma
Futbolda park the bus, çok sayıda oyuncuyu topun arkasında tutup hücuma çok az çıkarak kaleye yakın ve derinde savunma yapmak demektir. Bu bir deyimdir; gerçekten bir araç park etmekten söz etmez. Bu cümlede had to, takımın bazı anlarda bu çok savunmacı taktiği kullanmak zorunda kaldığını gösterir. Bir takımın kalesini veya üstünlüğünü korumak için savunma bölgesine çok sayıda oyuncu yığmasını anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Çok geride ve kalabalık savunma yapmak anlamındaki futbol deyimiyle cümleyi tamamlayın: With only ten players left, we had to ____ for the final five minutes.
Cevabı göster
park the bus
But, we survived, which meant the game would go to extra time. Notlar
1:35Ancak dayandık ve bu da maçın uzatmalara gideceği anlamına geliyordu.
which meant: bir durumu sonucuna bağlamak
Burada which, tek bir isme değil, we survived cümleciğinin anlattığı durumun tamamına gönderme yapar. Virgül, sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğini başlatır ve meant sonucu verir: dayandıkları için maç uzatmalara gidecekti. Tam durum, which meant + sonuç kalıbı, önceki bir olayın sonucunu aynı cümle içinde eklemenizi sağlar.
Alıştırma
Önceki durumun tamamının sonucunu which meant ile doğru biçimde veren cümle hangisidir?
- The bridge was closed, which meant we had to take another road.
- The bridge which meant was closed, we had to take another road.
- The bridge was closed, that meant we had to take another road.
Cevabı göster
The bridge was closed, which meant we had to take another road.
go to extra time: uzatmalara gitmek
Bu cümlede go to extra time, normal sürenin eşitlikle bitmesi nedeniyle maçın resmî uzatma devrelerine geçeceği anlamına gelir. Özne the game ifadesidir; go to ise maçın bir sonraki aşamaya geçtiğini gösterir. Buradaki extra time, müsabaka kurallarındaki resmî bir aşamadır. Günlük hayattaki boş ek zaman anlamına gelmez ve normal süre bitmeden eklenen birkaç dakikayı da anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi go to extra time ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The teams were tied after normal time, so the match had to ____.
Cevabı göster
go to extra time
still even: skor hâlâ eşit
Skor bağlamında even, iki tarafın skorunun aynı olduğunu belirten bir sıfattır. Bu nedenle the game was still even, iki tarafın da önde olmadığı anlamına gelir. Still, durumun değişmediğini gösterir: skor daha önce de eşitti ve uzatmalar sırasında da eşit kalmıştı. Even başka bağlamlarda farklı anlamlara gelebilir; bu yüzden skor bağlamı temel ipucudur.
Alıştırma
"After three rounds, the teams were still even," cümlesinde still even ne anlama gelir?
- İki tarafın skoru hâlâ aynıydı.
- Maç adil bir şekilde oynanıyordu.
- Bir taraf az önce öne geçmişti.
Cevabı göster
İki tarafın skoru hâlâ aynıydı.
This meant the game would be decided on a penalty shootout. Dilbilgisi
1:41Bu, maçın sonucunun penaltı atışlarıyla belirleneceği anlamına geliyordu.
would be decided on a penalty shootout: geçmişten bakılan gelecekte edilgen yapı
Buradaki would be decided, would + be + decided fiilinin üçüncü hâlinden oluşur. Geçmişteki bir noktadan anlatılan hikâyede would, o anda henüz gerçekleşmemiş olan sonraki olayı gösterir. Edilgen be decided yapısı ise karar veren kişiyi değil, maçı özne olarak tutar. Maçın decided olması, kazananın belirleneceği anlamına gelir. On a penalty shootout, sonucun penaltı atışları aracılığıyla belirleneceğini anlatır; birinin penaltı atışları yapılıp yapılmayacağını seçtiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi decide fiilinin geçmişten bakılan gelecekteki edilgen biçimiyle tamamlayın: The organizers said the result ____ by a tie-breaker.
Cevabı göster
would be decided
Now, I was too nervous to watch the penalty shootout, Dilbilgisi
1:44O anlarda penaltı atışlarını izleyemeyecek kadar gergindim,
too nervous to watch: too + sıfat + to-mastar
Too nervous to watch, too + sıfat + to-mastar yapısını kullanır. Too, duygunun eylemi engelleyecek bir düzeye ulaştığını anlatır: konuşan kişi o kadar gergindir ki kendini izlemeye ikna edemez. Very nervous yalnızca gerginliğin yüksek derecesini anlatır. Too nervous to watch ise sonucu da içerir; bu nedenle buradaki too yalnızca very anlamına gelmez.
Alıştırma
Too, tired sıfatı ve to ile tamamlayın: After the long walk, Ben was ____ carry his backpack.
Cevabı göster
too tired to
and we won 3-2 on penalties to win the Champions League final. Kelime
1:48ve penaltılarda 3-2 kazanarak Şampiyonlar Ligi finalini kazandık.
won 3-2 on penalties: penaltı atışlarının sonucunu bildirmek
Won 3-2 on penalties, takımın penaltı atışlarını üç başarılı vuruşa karşı iki vuruşla kazandığı anlamına gelir. won sonrasındaki skor penaltı atışlarının skorudur; on penalties ise maçın nasıl karara bağlandığını anlatır. Bu ifade normal sürenin veya uzatmaların skorunu vermek zorunda değildir. Buradaki penalties, penaltı atışlarını anlatır; takımın bir ceza yüzünden kazandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Takımın penaltı atışlarını 4-3 kazandığını belirten ifadeyle futbol haberini tamamlayın: The match was level after extra time, but we ____.
Cevabı göster
won 4-3 on penalties
This is one of the best comebacks I've ever seen, Dilbilgisi
1:52Bu hayatımda gördüğüm en iyi geri dönüşlerden biri,
one of the best comebacks I've ever seen: çok yüksek bir kişisel değerlendirme
One of the best + çoğul isim, bir şeyin en üstteki küçük gruba ait olduğunu belirtir; onun tek ve mutlak en iyi örnek olduğunu söylemez. Bu nedenle comeback yerine çoğul comebacks kullanılır. I've ever seen, konuşanın şimdiye kadar gördüğü her şeyi değerlendirme kapsamına alır. Bu yaşam deneyimi bugüne kadar uzandığı için present perfect kullanılır. Sporda comeback, gerideyken veya kötü bir durumdayken toparlanmayı, yani geri dönüşü anlatır. İfadenin tamamı bu geri dönüşe çok yüksek bir kişisel değer verir.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak one of the best ... I've ever seen kalıbıyla tamamlayın: This is ____ comebacks ____.
Cevabı göster
one of the best · I've ever seen
even though we had our backs against the wall for most of the game, Notlar
1:56maçın büyük bir bölümünde köşeye sıkışmış olsak da,
even though: karşıt sonuçtan önce gerçek bir durumu kabul etme
Even though bir ödünleme ilişkisi kurar: ardından gelen yan cümle, farklı bir sonuç beklememize yol açabilecek gerçek veya kabul edilmiş bir durumu belirtir. Bu cümlede we had our backs against the wall for most of the game zor koşuldur. Daha sonra gelen ana cümle, bununla karşıtlık oluşturan sonucu verir. even though yan cümlesini nihai sonuç olarak yorumlamayın.
Alıştırma
Gerçek bir zorluğu karşıt bir sonuçtan önce belirten iki sözcüklü bağlaçla cümleyi tamamlayın: ____ Noah was tired, he finished his homework.
Cevabı göster
Even though
had our backs against the wall: ağır baskı altında köşeye sıkışmak
have one's back against the wall deyimi, çok az seçeneğin veya kaçış yolunun bulunduğu son derece zor bir durumda olmak anlamına gelir. Daha fazla geri çekilemeyen bir kişinin görüntüsünden gelir, ancak ifade genellikle mecazidir. Burada had, have fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Çoğul we öznesiyle iyelik sözcüğü ve isim our backs olur: we had our backs against the wall.
Alıştırma
Cümleyi have our backs against the wall ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After both of our goalkeepers were injured, we ____.
Cevabı göster
had our backs against the wall
came out on top: sonunda galip gelmek
Came out on top, come out on top deyiminin geçmiş zaman biçimidir. Burada bir yarışma veya zor durumdan sonra “sonunda kazandı” ya da “en güçlü konumda bitirdi” anlamına gelir. Bir yerden fiziksel olarak çıkmayı veya bir şeyin üstünde bulunmayı anlatmaz. Bu ifade sonuca odaklanır ve çoğu zaman kazanmanın kolay veya kesin olmadığını düşündürür.
Alıştırma
Cümleyi come out on top ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After three close rounds, Lena ____.
Cevabı göster
came out on top
And that's why this was the Miracle in Istanbul. Anlatım akışı
2:00Ve işte bu yüzden bu İstanbul Mucizesiydi.
that's why: önceki nedene gönderme yapıp sonucu belirtmek
That's why, daha önce verilmiş bir nedene veya anlatılmış bir olaya gönderme yapar ve ardından bunun sonucunu ya da çıkarımını sunar. Bu cümlede that's, önceki anlatının tamamına gönderme yapar; why sonrasındaki bölüm ise sonucu vererek the Miracle in Istanbul adını açıklar. Bu bir soru değil, bildirme cümlesidir. Bilgi düzeni şöyledir: daha önce belirtilen neden veya durum → that's why → sonuç veya çıkarım.
Alıştırma
“The battery was dead. That's why the car would not start,” cümlesinde that's why ne yapar?
- Akünün neden bittiğini sorar.
- Bitmiş aküye, sonucun nedeni olarak gönderme yapar.
- Akünün bitmesi için yeni bir neden sunar.
Cevabı göster
Bitmiş aküye, sonucun nedeni olarak gönderme yapar.
go through them: maddeleri tek tek gözden geçirmek
Bu cümlede go through, bir grup maddeyi tek tek gözden geçirmek veya açıklamak anlamına gelir. Them, daha önce sözü edilen ifadelere gönderme yapar. Go through fiilinin nesnesi liste, cevaplar ya da adımlar gibi içerikler olduğunda, fiziksel olarak içlerinden geçmeyi değil, içeriği sırayla ele almayı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrenilen ve “tek tek gözden geçirmek” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: Before the meeting ends, let's ____ the final checklist.
Cevabı göster
go through
This is when you make a really easy scoring opportunity for a teammate.
2:12Bu, bir takım arkadaşınıza gerçekten kolay bir gol fırsatı yarattığınız andır.
This is when you pass the ball straight through the defense.
2:18Bu, topu doğrudan defansın arasından geçirdiğiniz andır.
After that, we had heads dropped.
2:21Sonra, heads dropped (Morali bozulmak / Omuzları düşmek) dedik.
This means to feel demotivated or to give up. Öbek fiiller
2:24Bu, motivasyonunu kaybetmek veya pes etmek anlamına gelir.
give up: denemeyi bırakmak
Bu cümlede give up, denemeyi veya çabalamayı bırakmak, yani pes etmek anlamına gelir. Motivasyonunu kaybetmenin olası sonuçlarından biridir. Ana fikir, yalnızca bir şeyi zor bulmak veya hayal kırıklığına uğramak değil, denemeyi sona erdirmektir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrenilen ve “denemeyi bırakmak” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: The puzzle is difficult, but please don't ____.
Cevabı göster
give up
And then, we had a game of two halves.
2:28Ve sonra, a game of two halves (İki farklı yarıdan oluşan oyun) karşımıza çıktı.
This just means the first half was very different to the second half. Kelime
2:30Bu sadece ilk yarının ikinci yarıdan çok farklı olduğu anlamına gelir.
Britanya İngilizcesinde different to
Bu cümlede different to, anlatılan şeyi karşılaştırmada kullanılan şeye bağlar. İlk yarı ikinci yarıyla karşılaştırılıyor ve ikisi birbirine benzemiyordu. Different to, Britanya İngilizcesinde normal bir kalıptır. to edatı different sözcüğünün temel anlamını değiştirmez; karşılaştırılan unsuru gösterir.
Alıştırma
Britanya İngilizcesinde iki şeyi doğal biçimde karşılaştıran cümle hangisidir?
- This picture is different at that one.
- This picture is different to that one.
- This picture is different of that one.
Cevabı göster
This picture is different to that one.
or when the other team is playing better than you.
2:40veya diğer takım sizden daha iyi oynuyorken gol atmak anlamına gelir.
Beklenmedik bir koşul için even when
Even when, normalde sonucun gerçekleşme ihtimalini azaltacak gerçek ya da tekrarlanan bir durumu tanıtır. Burada takım iyi oynamadığında bile gol atılabileceği anlatılır. Kalıp, sonuç + even when + durum şeklindedir. Even, “bu duruma rağmen” anlamını ekler; when tek başına yalnızca zamanı veya durumu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, gerçekten yaşanan zor bir duruma rağmen Maya'nın denemeyi sürdürdüğünü anlatır?
- Maya keeps trying even when the work is hard.
- Maya keeps trying when the work is hard.
- Maya keeps trying because the work is hard.
Cevabı göster
Maya keeps trying even when the work is hard.
playing good ile playing well arasındaki fark
Bu gündelik cümlede playing good, playing well anlamına gelir; yani iyi oynamayı veya başarılı bir performans göstermeyi anlatır. Bu biçim bazen gündelik konuşmada duyulabilir. Standart İngilizcede good genellikle a good player örneğindeki gibi bir sıfattır. Well ise bir kişinin nasıl oynadığını belirten zarftır. Özenli konuşmada, okul ödevlerinde ve resmî yazılarda playing well kullanın.
Alıştırma
Takımın başarılı oynadığını standart İngilizceyle anlatan cümle hangisidir?
- The team is playing well.
- The team is playing good.
Cevabı göster
The team is playing well.
In football, this means to attempt to score a goal from an unlikely position.
2:43Futbolda bu, beklenmedik bir pozisyondan gol atmaya çalışmak anlamına gelir.
This means everyone in your team comes back to defend
2:49Bu, takımınızdaki herkesin savunmaya geri dönmesi
under a lot of pressure: büyük baskı altında olmak
Under a lot of pressure, talepler, zorluklar, beklentiler veya sınırlı zaman nedeniyle yoğun stres yaşamak anlamına gelir. Buradaki under fiziksel bir konumu anlatmaz; be under pressure, bir kişinin içinde bulunduğu durumu anlatan deyimsel bir yapıdır. Temel kalıp be under pressure şeklindedir. A lot of eklemek baskının güçlü olduğunu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki “yoğun stres yaşamak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Maya is ____ before the final exam.
Cevabı göster
under a lot of pressure
and you have to hold on for dear life. Deyimler
2:58ve can havliyle direnmeniz gerektiği anlamına gelir.
hold on for dear life: can havliyle tutunmak veya direnmek
Hold on for dear life, bırakmak tehlikeli olacağı için bir şeyi olabildiğince sıkı tutmak anlamına gelen bir deyimdir. Hayatını kurtarmak için bir yere tutunma görüntüsü yaratır. Mecaz olarak da aşırı baskı altında devam etmek veya bir konumu korumak anlamında kullanılabilir. Bu cümlede konuşan kişi bu güçlü mecaz anlamı kullanıyor. Dear life, “sevgili hayat” anlamına gelmez; for dear life, “hayatın buna bağlıymış gibi” demektir.
Alıştırma
Hold içeren ve “tehlike nedeniyle olabildiğince sıkı tutunmak” anlamına gelen deyimle cümleyi tamamlayın: The raft hit the rapids, so we had to ____.
Cevabı göster
hold on for dear life