Hangi yemeklik yağ en iyisi? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
953 kelime 169 kel/dk

Video özeti: Program, yemeklik yağlarla ilgili birbiriyle çelişen iddiaları inceliyor ve avokado yağı gibi pahalı seçeneklerin fiyatlarını haklı çıkaracak yararlar sağlayıp sağlamadığını sorguluyor. Bir beslenme uzmanı, kişisel damak zevkinin bu ürünleri satın almaya gerekçe olabileceğini söylüyor; ancak “süper gıdalar” ve “mucize yağlar” hakkındaki birçok iddiayı saçmalık olarak nitelendiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. finding out whether — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: whether yan cümlesinin, cevabı henüz bilinmeyen ve araştırılması gereken bir soruyu nasıl çerçevelediğini öğrenin. Bu kalıbı sunumlarda, raporlarda, deneylerde veya haber tarzı girişlerde, sonucu önceden varsaymadan neyin kontrol edileceğini belirtmek için kullanabilirsiniz. 2. What the heck — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu gündelik ifadenin yalnızca bilgi istemediğini; çelişkili tavsiyeler yüzünden ne yapacağını bilemeyen konuşmacının kafa karışıklığını, şaşkınlığını veya hafif kızgınlığını da aktardığını fark edin. Samimi konuşmalarda kullanılabilir, resmî ortamlarda ise kaçınılmalıdır. 3. hogwash. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bir iddiayı saçma veya gerçek dışı diye güçlü biçimde reddeden bu gündelik sözcüğü anlayın. Böylece konuşmacının belirgin kuşkucu tutumunu sezebilir ve sert bir reddedişi tarafsız biçimde dile getirilen bir görüş ayrılığından ayırabilirsiniz.

Bu derste

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

0:00

bbclearningenglish.com'dan 6 Dakika İngilizce.

Hello and welcome to

0:08

Merhaba ve hoş geldiniz,

6 Minute English from BBC Learning English.

0:09

BBC Learning English'ten 6 Dakika İngilizce'ye.

I'm Georgie.

0:12

Ben Georgie.

And I'm Neil.

0:12

Ben de Neil.

Georgie, today we're talking about cooking oils Anlatım akışı

0:14

Georgie, bugün yemeklik yağlar hakkında konuşuyoruz

and which products are best for our health.

0:16

ve hangi ürünlerin sağlığımız için en iyisi olduğunu tartışıyoruz.

Anlatım akışı

today we're talking about: bu oturumun konusunu tanıtmak

Today we're talking about + konu yapısı, dinleyicilere bu bölümün, dersin veya konuşmanın neye odaklanacağını bildiren bir açılış ifadesidir. Buradaki today yalnızca tarih vermez; konuşmayı da düzenler. Selamlaşmadan ana konuya geçiş sağlar.

Alıştırma

Bir dersin başında Today we're talking about ... ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Kesin takvim tarihini verir.
  2. Bu oturumun konusunu tanıtır.
  3. Dinleyicilerden bir konu seçmelerini ister.
Cevabı göster

Bu oturumun konusunu tanıtır.

What do you use to cook with? Dilbilgisi

0:19

Yemek pişirirken ne kullanırsın?

Dilbilgisi

use to cook with?: soruyu with ile bitirmek

What do you use to cook with? sorusunda what; yağ, araç veya cihaz gibi yemek pişirirken kullanılan şeyi sorar. Sondaki with, what ile bağlantılıdır: «ne ile?». Bir edatı cümlenin sonunda bırakmaya preposition stranding denir. Bu yapı günlük İngilizce sorularda normaldir ve sorunun kolay söylenmesini sağlar.

Alıştırma

Yazı yazmak için kullanılan aracı sormak üzere aynı sonda edat kalıbıyla soruyu tamamlayın: What do you use to write ____?

Cevabı göster

with

Olive oil, butter, maybe avocado oil?

0:21

Zeytinyağı, tereyağı, belki de avokado yağı?

Um when I want my food to be rich and creamy, Kalıp ifadeler

0:24

Hımm, yemeğimin zengin ve kremsi olmasını istediğimde,

I use butter.

0:28

tereyağı kullanırım.

Kalıp ifadeler

rich and creamy: yoğun tat ve pürüzsüz doku

Yemekleri anlatırken rich, genellikle yiyeceğin bol miktarda yağ, şeker veya yoğunlaştırılmış malzeme içermesinden kaynaklanan dolgun, yoğun ve doyurucu bir tadı belirtir. Burada “varlıklı” anlamına gelmez. Creamy, krema gibi pürüzsüz ve koyu bir dokuyu anlatır; yiyeceğin süt ürünü içermesi gerekmez. rich and creamy birlikte kullanıldığında hem tadın yoğunluğunu hem de dokunun pürüzsüzlüğünü över.

Alıştırma

Yemekle ilgili “The sauce is rich and creamy,” cümlesinde rich and creamy neyi anlatır?

  1. Pahalıdır ve büyük bir kapta gelir.
  2. Dolgun bir tadı ve krema gibi pürüzsüz bir dokusu vardır.
  3. Tadı hafif, dokusu suludur.
Cevabı göster

Dolgun bir tadı ve krema gibi pürüzsüz bir dokusu vardır.

But usually for everyday meals, Kelime

0:29

Ama genellikle günlük öğünler için

I just use olive oil.

0:31

sadece zeytinyağı kullanıyorum.

Kelime

everyday meals: everyday ve every day farkı

everyday meals ifadesinde everyday, “sıradan” veya “normal bir rutinin parçası” anlamına gelen ve tek kelime olarak yazılan bir sıfattır. Doğrudan meals sözcüğünün önünde yer alır ve özel bir gün için hazırlanan yemekleri değil, normal öğünleri anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede everyday sıfat olarak doğru kullanılmıştır?

  1. I wear these shoes everyday.
  2. These are my every day shoes.
  3. These are my everyday shoes.
Cevabı göster

These are my everyday shoes.

What about you?

0:32

Peki ya sen?

Yes, it varies. Ton ve niyet

0:33

Evet, değişiyor.

Ton ve niyet

“It varies”: Kesin hüküm vermeden yanıtlamak

“It varies”, tek ve değişmez bir yanıt olmadığını, yanıtın koşullara göre değiştiğini anlatır. Bu cümlede it, fiziksel olarak değişen belirli bir nesneyi değil, konuşulan seçimi temsil eder. Bu kısa yanıt, konuşanın kesin bir cevap vermekten kaçınmasına yardımcı olur ve hangi seçimin hangi duruma uygun olduğuna dair ayrıntılara doğal bir geçiş sağlar.

Alıştırma

Bir müşteri “Is the wait always twenty minutes?” diye soruyor. Hangi yanıt, cevabın duruma göre değiştiğini belirtir?

  1. No, it varies.
  2. Yes, it is always exactly twenty minutes.
  3. I did not hear the question.
Cevabı göster

No, it varies.

Um but I guess for East Asian food, Ton ve niyet

0:34

Hımm ama sanırım Doğu Asya yemekleri için

I might sometimes use sesame oil.

0:37

bazen susam yağı kullanabilirim.

Ton ve niyet

“I guess”: Kişisel bir yargıyı yumuşatma

Burada “I guess”, konuşanın kişisel yargısını yumuşatır. “I think” veya “I suppose” ifadelerine yakındır, ancak yanıtı kesin bir sonuçtan çok temkinli ve gündelik bir düşünce olarak sunar. Ardından gelen kısmı hafızaya veya tercihe dayanan yaklaşık bir görüş olarak çerçeveler. Konuşanın bir tahmin sorusunu yanıtladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“I guess Maya may be busy today” cümlesinde I guess ifadesinin temel görevi nedir?

  1. Görüşü kanıtlanmış bir gerçek olarak sunar.
  2. Konuşanın hiçbir görüşü olmadığını gösterir.
  3. Görüşü temkinli ve gündelik gösterir.
Cevabı göster

Görüşü temkinli ve gündelik gösterir.

Now, there are so many different oils we can use for our food

0:40

Şu anda yemeğimiz için kullanabileceğimiz çok sayıda farklı yağ var

and some of them are very expensive and claim to have big health benefits. Notlar

0:43

ve bunlardan bazıları çok pahalı, üstelik sağlığa büyük faydaları olduğunu iddia ediyorlar.

Dilbilgisi

claim to have: doğrulanmamış bir iddiayı aktarmak

Bu cümlede claim to have, “bir şeye sahip olduğunu iddia etmek” anlamına gelir. Özne olan some of them ürünleri belirtir; have fiilinden sonra reklamı yapılan sağlık faydaları gelir. Claim, birinin söylediğini aktarır ancak bunun doğru olduğunu onaylamaz. Böylece konuşan kişi sağlıkla ilgili iddiaya belli bir mesafede durur.

Alıştırma

Bu cümlede claim to have ne anlatıyor?

  1. Ürünlerin bu faydalara sahip olduğu söyleniyor, ancak iddia doğrulanmış değil.
  2. Ürünler bu faydaları daha sonra elde etmeyi planlamaktadır.
  3. Ürünler bu faydaları kanıtlarla ispatlamıştır.
Cevabı göster

Ürünlerin bu faydalara sahip olduğu söyleniyor, ancak iddia doğrulanmış değil.

Kalıp ifadeler

big health benefits: sağlık üzerindeki büyük olumlu etkiler

Health benefits, “sağlık üzerindeki olumlu etkiler” anlamına gelir. Burada big vurgu ekler; bu nedenle big health benefits sağlık açısından büyük veya önemli faydalar demektir. Benefits sözcüğünün buradaki anlamını health belirler. Bu ifadede “faydalar” anlamındadır; bir işverenin sunduğu çalışan yan hakları anlamına gelmez.

Alıştırma

“Sağlık üzerindeki olumlu etkiler” anlamına gelen dersteki kalıpla cümleyi tamamlayın: Daily exercise can have big ____.

Cevabı göster

health benefits

Today, we'll be finding out whether these products are worth the money Notlar

0:48

Bugün, bu ürünlerin ödenen paraya değip değmeyeceğini

Dilbilgisi

finding out whether + yan cümle: ... olup olmadığını öğrenmek

Finding out whether + yan cümle, kontrol ederek, deneyerek veya bilgi edinerek evet-hayır türündeki bir sorunun cevabını öğrenmek demektir. Whether, ardından gelen yan cümleyi dolaylı soruya dönüştürür: whether these products are worth the money. Burada we'll be finding out, araştırmayı programın bundan sonra yapacağı etkinlik olarak sunar. Ürünlerin paraya değdiğinin zaten bilindiğini söylemez. Yeniden kullanılabilecek kalıp find out whether + özne + fiildir.

Alıştırma

Find out ifadesini doğru biçimde ve whether ile kullanarak cümleyi tamamlayın: The trial will help us ____ the battery lasts all day.

Cevabı göster

find out whether

Kalıp ifadeler

worth the money: verilen paraya değmek

Worth the money, bir ürünün, hizmetin veya deneyimin fiyatını haklı çıkaracak kadar kalite ya da fayda sunması demektir. Yine de pahalı olabilir; önemli olan alınan değerin ödenen paraya karşılık gelmesidir. Worth burada sıfattır. be worth + isim grubu yapısını kullanın; bu nedenle these products are worth the money doğru yapıdır. Worth, araya of almadan doğrudan the money ile kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle yıllık kartın fiyatına karşılık yeterli değer sunduğunu doğal biçimde ifade eder?

  1. This annual pass worths the money.
  2. This annual pass is worth the money.
  3. This annual pass is worth of the money.
Cevabı göster

This annual pass is worth the money.

and can really help us eat more healthily. Dilbilgisi

0:51

ve daha sağlıklı beslenmemize gerçekten yardımcı olup olamayacaklarını öğreneceğiz.

Dilbilgisi

help us eat more healthily: help + nesne + to almayan fiil

help + nesne + fiilin yalın hâli kalıbı, bir kişinin ya da şeyin başka birinin bir eylemi daha kolay yapmasına yardım ettiğini anlatır. help us eat içinde us, yardımı alan kişileri gösteren nesnedir; eat ise eylemi adlandıran fiilin yalın hâlidir. more healthily nasıl yediğimizi, yani daha sağlıklı bir şekilde yediğimizi belirtir. help us to eat de dil bilgisi açısından doğrudur; ancak modern İngilizcede, özellikle günlük konuşmada, help sonrasındaki to çoğu zaman kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi parantezde verilen fiilin yalın hâliyle tamamlayın: This guide can help families ____ healthier meals. (plan)

Cevabı göster

plan

Yes, and don't forget to go to our website for a transcript of this programme

0:55

Evet ve bu programın metnini bizimle birlikte okumak

to read along and a worksheet to test what you've learned. Öbek fiiller

0:59

ve öğrendiklerinizi test edeceğiniz çalışma kağıdını almak için web sitemize gitmeyi unutmayın.

Öbek fiiller

read along: metni aynı hızda takip ederek okumak

Read along, biri konuşurken ya da bir kayıt veya video aynı içerikte ilerlerken yazılı kelimeleri takip etmek demektir. Burada dinleyicilere, dinlerken yazılı metni kullanmaları söyleniyor. Along, başka bir şeyle aynı hızda ilerleme anlamını ekler. Sessizce okuyabilirsiniz; bu nedenle read along tek başına sesli okumak anlamına gelmez.

Alıştırma

Konuşmanız gerekmeden, yazılı kelimeleri sesle aynı hızda takip etmek anlamına gelen seçenek hangisidir?

  1. read aloud — yazılı kelimeleri sesli söylemek
  2. read ahead — metnin daha ilerideki bir bölümüne geçmek
  3. read along — metni sesle aynı hızda takip etmek
Cevabı göster

read along — metni sesle aynı hızda takip etmek

Visit bbclearningenglish.com.

1:02

bbclearningenglish.com adresini ziyaret edin.

OK. Georgie.

1:05

Tamam, Georgie.

Let's start with a question. Anlatım akışı

1:06

Bir soru ile başlayalım.

Anlatım akışı

Let's start with: ilk konuyu tanıtmak

Let's start with + bir isim veya isim öbeği, bir etkinlikte ya da tartışmada ilk ele alınacak şeyi tanıtır. Bu cümlede a question, bilgi yarışmasının ilk bölümüdür. Bu ifade, sıranın nereden başladığını göstererek bilgiyi düzenler. Buradaki with, konuşmacıya katılan bir kişiyi değil, başlangıç içeriğini gösterir.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ a quick warm-up.

Cevabı göster

Let's start with

In the UK, a popular oil to cook with is olive oil. Dilbilgisi

1:08

Birleşik Krallık'ta yemek pişirmek için popüler bir yağ zeytinyağıdır.

Dilbilgisi

to cook with: oil sözcüğünün kullanım amacını açıklamak

a popular oil to cook with ifadesinde to cook with mastar öbeği oil sözcüğünden sonra gelir ve onun kullanımını açıklar: insanların yemek pişirirken kullanabileceği bir yağdır. Önce gelen oil ismi, with edatının nesnesi olarak anlaşılır çünkü temel ilişki cook with oil şeklindedir. oil mastar öbeğinden önce geldiğinde with sonda kalır. Aynı isim + to'lu mastar + edat kalıbı, başka yararlı nesne veya malzemeleri de açıklayabilir.

Alıştırma

Yazmak için kullanılabilen bir kalemi anlatmak üzere "oil to cook with" ile aynı kalıbı kullanan ifade hangisidir?

  1. a pen with writing
  2. a pen to be written
  3. a pen to write with
Cevabı göster

a pen to write with

But which country produces the most olive oil?

1:12

Peki en çok zeytinyağını hangi ülke üretiyor?

Is it A, Italy, B, Greece, or C, Spain?

1:15

A İtalya mı, B Yunanistan mı, yoksa C İspanya mı?

Ooh, that's difficult.

1:20

Ooo, bu zor.

I know that Spain produces a lot,

1:21

İspanya'nın çok ürettiğini biliyorum,

but I think I'm going to go with Italy. Öbek fiiller

1:23

ama sanırım İtalya'yı seçeceğim.

Öbek fiiller

go with Italy: bir cevap seçmek

Bu cümlede go with Italy, mevcut cevaplar arasından “İtalya'yı seçmek” anlamına gelir. go with ifadesi karar verdiğiniz seçeneği belirtir; burada biriyle birlikte seyahat etmek anlamında değildir. go with + seçenek kalıbı; testlerde, sipariş verirken ve günlük kararlarda seçiminizi söylemenin doğal ve konuşma diline uygun bir yoludur.

Alıştırma

Cümleyi go with ve parantez içindeki seçeneği kullanarak tamamlayın: I think I'll ____. (the blue one)

Cevabı göster

go with the blue one

OK.

1:25

Tamam.

Well, we'll find out if that's the right answer at the end of the programme. Kalıp ifadeler

1:26

Pekala, programın sonunda doğru cevabın bu olup olmadığını öğreneceğiz.

Kalıp ifadeler

at the end of the programme: son bölümü belirtmek

At the end of the programme, zamanı programın son bölümüne yerleştirir. at the end of + olay veya süre yapısı, son kısmı göstererek “ne zaman?” sorusunu yanıtlar. Burada izleyiciye, cevabın program son bölümüne ulaşana kadar açıklanmayacağı söylenir.

Alıştırma

Hangi cümle oylamanın toplantının son bölümünde yapılacağı anlamına gelir?

  1. We'll finish the meeting before we vote.
  2. We'll vote at the end of the meeting.
  3. We'll vote in the end.
Cevabı göster

We'll vote at the end of the meeting.

Now, lots of us are careful about the amount of fat we eat. Kalıp ifadeler

1:31

Bugünlerde birçoğumuz yediğimiz yağ miktarı konusunda dikkatliyiz.

Kalıp ifadeler

be careful about + dikkat edilmesi gereken bir konu

Be careful about something, bir sorundan kaçınmak veya iyi bir seçim yapmak için bir şeye özellikle dikkat etmek anlamına gelir. Bu cümlede dikkat edilen konu, insanların yediği yağ miktarıdır. about sözcüğünden sonra bir isim öbeği, -ing biçimi veya soru sözcüğüyle başlayan bir öbek gelebilir: careful about the cost, careful about sharing photos, careful about what you post. Bu anlam için kullanılan standart edat about’tur; for değildir.

Alıştırma

careful about kalıbını eksik edatla tamamlayın: Leo is careful ____ what he posts online.

Cevabı göster

about

We might avoid fast food and treats like chocolate or cake, Kelime

1:35

Fast food ve çikolata veya kek gibi atıştırmalıklardan kaçınabiliriz,

Kelime

treats like chocolate or cake: keyif veren yiyecekler

Burada treats, insanların çikolata veya kek gibi özel bir şey olarak keyifle yediği küçük yiyecekleri anlatan sayılabilir bir ismin çoğuludur. Like örnekleri tanıtır ve burada «örneğin» ya da «gibi» anlamındadır. Bir yiyeceğe treat demek, alınan keyfi veya ara sıra verilen ödül duygusunu vurgular. Çevresindeki cümle bu yiyecekleri kişinin sınırlayabileceği yiyeceklerle birlikte saysa da sözcük kendiliğinden sağlıksız anlamına gelmez. Burada treats bir isimdir; birine davranmak veya bakım vermek anlamındaki treat fiili değildir.

Alıştırma

"We brought a few treats for the picnic," cümlesinde treats büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Başka insanlara davranma biçimleri
  2. Özel bir şey olarak getirilen küçük ve keyifli yiyecekler
  3. Her gün yenen ana öğünler
Cevabı göster

Özel bir şey olarak getirilen küçük ve keyifli yiyecekler

but lots of the fat we eat comes from the oils we cook with.

1:39

ancak yediğimiz yağın büyük kısmı yemek yaparken kullandığımız yağlardan gelir.

Yes, and some expensive oils claim to contain other vitamins that are good for us. Kalıp ifadeler

1:43

Evet ve bazı pahalı yağların bizim için iyi olan başka vitaminler içerdiği iddia ediliyor.

Kalıp ifadeler

good for us: bir faydayı ifade etmek

Good for + kişi veya şey, o kişi ya da şey için yararlı olmak anlamına gelir. Bu cümlede that are good for us, vitamins sözcüğünü açıklayarak vitaminlerin sağlığımıza veya genel iyilik hâlimize faydalı olduğunu belirtir. For edatı, faydayı kimin gördüğünü gösterir. Vitaminlerin bizim için hazırlandığı veya yalnızca bize ayrıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için good sözcüğünü doğru edatla kullanın: Regular exercise is ____.

Cevabı göster

good for us

But are these claims true?

1:48

Peki bu iddialar doğru mu?

It can be confusing. Ton ve niyet

1:49

Kafa karıştırıcı olabilir.

Ton ve niyet

It can be confusing: bir zorluğu daha yumuşak biçimde kabul etmek

It can be confusing, bir durumun veya bilginin bazen anlaşılmasının zor olabileceğini belirtir. Can be olasılık ya da genel bir eğilim ifade ettiği için It is confusing kadar kesin değildir. Bu cümle aynı zamanda iletişimsel bir işlev görür: dinleyiciyi suçlamadan onun zorlanabileceğini kabul eder ve daha açık bir açıklamaya giriş yapabilir.

Alıştırma

İfadenin doğru olup olmadığına karar verin: “It can be confusing”, “It is confusing” ifadesinden daha az kesin duyulur.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

Presenter of BBC Radio 4 program Sliced Bread,

1:51

BBC Radio 4 programı Sliced Bread'in sunucusu,

Greg Foot, has lots of emails about the problem.

1:54

Greg Foot, sorunla ilgili pek çok e-posta alıyor.

I'll tell you what, Sarah Ton ve niyet

1:58

Sana bir şey söyleyeyim, Sarah.

Ton ve niyet

I'll tell you what: konuşanın sıradaki düşüncesini tanıtmak

I'll tell you what konuşmada kalıp olarak kullanılan bir giriş ifadesidir. Burada yaklaşık olarak “Söylemek istediğim şu” veya “Şunu dinle” anlamına gelir ve konuşanın biraz vurgu yaparak bir yorumda bulunacağını bildirir. what sözcüğü cevap bekleyen bir soru değildir ve cümlede eksik bir nesne de yoktur. Bütün ifadeyi, konuşmayı düzenleyen ve dikkati birazdan söylenecek olana yönelten bir söylem belirleyicisi olarak düşünün.

Alıştırma

“I'll tell you what, this plan might work” cümlesinde I'll tell you what ne işe yarar?

  1. Konuşanın sıradaki yorumunu tanıtır.
  2. Daha sonra açıklama yapacağına söz verir.
  3. Dinleyiciye ne söylemek istediğini sorar.
Cevabı göster

Konuşanın sıradaki yorumunu tanıtır.

We have had an absolute wok-load of emails sent to [email protected] Deyimler

1:59

[email protected] adresine bir sürü (wok-load) e-posta geldi

asking about cooking oils.

2:04

yemeklik yağlar hakkında sorular soran.

Deyimler

an absolute wok-load of: miktarı abartan bir kelime oyunu

An absolute wok-load of, “çok büyük miktarda veya sayıda” anlamına gelen esprili bir abartıdır. Bilinen gündelik a load of kalıbını değiştirir; absolute ise bolluk duygusunu daha da güçlendirir. Wok bir yemek pişirme tavasıdır; bu nedenle wok-load yemeklik yağ konusuna gönderme yapar. Bu, o an için yaratılmış bir şakadır; tanınmış bir ölçü birimi veya standart bir kalıp ifade değildir.

Alıştırma

Örnekteki “an absolute wok-load of emails” ne anlama geliyor?

  1. Fiziksel olarak bir wok içine yerleştirilmiş e-postalar
  2. E-postaları saymak için kullanılan standart bir birim
  3. Yemek temalı bir şakayla anlatılan çok büyük sayıda e-posta
Cevabı göster

Yemek temalı bir şakayla anlatılan çok büyük sayıda e-posta

Listener Alastair in Midlothian

2:06

Midlothian'dan dinleyici Alastair

wrote that for years, we were told to cook with polyunsaturated oils like sunflower oil. Notlar

2:08

yıllarca bize ayçiçek yağı gibi çoklu doymamış yağlarla yemek pişirmemizin söylendiğini yazdı.

Anlatım akışı

for years: uzun süreli bir arka plan oluşturmak

“For years”, ardından gelen durumun uzun fakat tam olarak belirtilmeyen bir süre boyunca devam ettiğini veya tekrarlandığını anlatır. “Tam olarak hangi yıllarda?” değil, “ne kadar süreyle?” sorusunu yanıtlar. Ana cümleden önce kullanıldığında yeni veya karşıt bir bilgiden önce uzun süreli bir arka plan oluşturur. “For years, X; but now Y” gibi bir yapıda kullanışlıdır.

Alıştırma

“For years” bu cümlede ne işe yarar: “For years, the town used coal for heating, but now it uses solar power”?

  1. Kasabanın kömürü yalnızca bir kez kullandığını söyler.
  2. Değişiklikten önce uzun süreli bir arka plan oluşturur.
  3. Değişikliğin gerçekleştiği kesin yılı belirtir.
Cevabı göster

Değişiklikten önce uzun süreli bir arka plan oluşturur.

Dilbilgisi

were told to: bir yönerge veya tavsiye almak

“Were told to + fiilin yalın hâli”, “tell someone to + fiilin yalın hâli” yapısının edilgen biçimidir. Buradaki “to cook”, insanlara yapmaları söylenen veya tavsiye edilen eylemi belirtir. Edilgen yapı, bilgiyi alan “we” sözcüğünü odakta tutar ve kaynağı belirtmez. Yönergeyi veya tavsiyeyi kimin verdiğinden çok içeriği önemli olduğunda kullanılır.

Alıştırma

Etken cümleyi edilgen yapıya çevirip boşluğu tamamlayın: “The guide told us to wait by the gate.” “We ____ wait by the gate.”

Cevabı göster

were told to

Kelime

polyunsaturated oils: bir beslenme sınıfı

Polyunsaturated oils, çoklu doymamış yağlar bakımından zengin yağları ifade eder. Beslenme alanında polyunsaturated, yağ asitlerinin birden fazla karbon-karbon çift bağı içerdiği anlamına gelir. Bu nedenle ifade bir marka veya pişirme yöntemi değil, kimyasal ve beslenmeyle ilgili bir sınıftır. Bu cümlede sunflower oil bu sınıfa örnek olarak verilir. İfade yağı sınıflandırır; tek başına yağın sağlıklı mı yoksa zararlı mı olduğunu belirlemez.

Alıştırma

Bu cümlede polyunsaturated oils neyi adlandırıyor?

  1. Bir ayçiçek yağı markası
  2. Bir yağın yağ asidi bileşimine dayanan beslenme sınıfı
  3. Yiyecekleri düşük ısıda pişirme yöntemi
Cevabı göster

Bir yağın yağ asidi bileşimine dayanan beslenme sınıfı

But now, all the YouTube doctor experts are telling us seed oils are harmful. Kelime

2:14

Ama şimdi, YouTube'daki tüm doktor uzmanları bize tohum yağlarının zararlı olduğunu söylüyor.

Kelime

YouTube doctor experts: gayriresmî ve şüpheci bir etiket

YouTube doctor experts ifadesi, YouTube'da doktor veya uzman olarak sağlık tavsiyesi sunan kişiler için doğaçlama kurulmuş bir isim öbeğidir. Resmî bir meslek unvanı değildir ve bu ifade tek başına hiç kimsenin yeterliliğini doğrulamaz. all the ifadesinden sonra geldiğinde bu kişileri geniş bir çevrim içi eğilim olarak bir araya toplar. Bu sıra dışı etiket biraz şüpheci veya küçümseyici duyulabilir; dolayısıyla konuşmacı profesyonel bir grubu tarafsızca tanımlamak yerine onların iddiasını belli bir mesafeyle aktarır.

Alıştırma

Bu cümledeki YouTube doctor experts hakkında doğru değerlendirmeyi seçin.

  1. Şüphe ifade edebilen gayriresmî bir etiket
  2. Resmî ve tarafsız bir tıbbi unvan
Cevabı göster

Şüphe ifade edebilen gayriresmî bir etiket

Kelime

seed oils: bitki tohumlarından üretilen yağlar

Seed oils, ayçiçeği veya susam tohumu gibi bitki tohumlarından üretilen yağlar için kullanılan bir kategori adıdır. Yağın kaynağını belirtir; “zararlı yağ” anlamına gelmez. Bu cümlede harmful, internetteki yorumculara atfedilen ayrı bir iddiadır. Seed oils ayrıca bütün bitkisel yağlarla tam olarak aynı anlama gelmez: zeytinyağı gibi bazı bitki yağları esas olarak meyveden elde edilir.

Alıştırma

Cümlede seed oils neyi adlandırıyor?

  1. Bitkilerden gelen bütün yağlar
  2. Bitki tohumlarından üretilen bir yağ kategorisi
  3. Adı kendi başına zararlı anlamına gelen yağlar
Cevabı göster

Bitki tohumlarından üretilen bir yağ kategorisi

They advocate consuming extra virgin olive oil, Kelime

2:18

Sızma zeytinyağı tüketmeyi savunuyorlar,

Kelime

advocate consuming: advocate + ulaç

Advocate consuming, bir şeyi yemeyi veya kullanmayı kamuya açık biçimde desteklemek ya da savunmak anlamına gelir. Advocate, yalnızca like demekten daha resmidir ve çoğu zaman kamusal bir tartışmada bir görüş ortaya koyar. Burada advocate bir fiildir ve hemen ardından consuming ulaç biçimi gelir: advocate doing something. Bu yapıda sonraki fiilden önce to kullanılmaz.

Alıştırma

Advocate fiilinin doğru biçimini ve use fiilinin ulaç biçimini kullanın: The organization ____ reusable containers.

Cevabı göster

advocates using

Kelime

extra virgin olive oil: yerleşik bir gıda kalite derecesi adı

Extra virgin olive oil, zeytinyağının kalite derecesini belirten yerleşik bir gıda etiketi adıdır. Yağ, zeytinlerden mekanik yöntemlerle doğrudan elde edilir ve kalite standartlarını karşılamalıdır. Bu İngilizce adda extra virgin, olive oil ifadesini tek bir öbek olarak niteler; anlamı extra ve virgin kelimelerinin günlük anlamlarını toplayarak kurmayın. Bu cümlede insanların tüketilmesini savunduğu üründür. Derece adı yağın türünü belirtir, ancak tek başına yağın her pişirme yöntemi için en iyi seçenek olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bir gıda etiketinde extra virgin olive oil neyi adlandırır?

  1. İçine fazladan malzeme eklenmiş zeytinyağı
  2. Hiç açılmamış bir şişedeki zeytinyağı
  3. Zeytinyağının kabul görmüş bir kalite derecesi
Cevabı göster

Zeytinyağının kabul görmüş bir kalite derecesi

but as I understand it, that's not suitable for frying a fish. Notlar

2:21

ama anladığım kadarıyla bu da balık kızartmak için uygun değil.

Ton ve niyet

as I understand it: kişisel anlayışı temkinli biçimde belirtmek

As I understand it, “şu anki anlayışıma göre” anlamına gelir. Ardından gelen ifadenin tamamını konuşanın yorumu olarak çerçeveler; böylece ifade daha az kesin duyulur ve düzeltmeye yer bırakır. it zamiri, konuşulan konuya veya duruma genel olarak gönderme yapar. İfade, “bunu tamamen anlıyorum” demek değildir; konuşanın o anda inandığı şeyin sınırını belirtir.

Alıştırma

“As I understand it, the museum is closed on Mondays,” cümlesindeki başlangıç ifadesi neyi belirtir?

  1. Bu, konuşanın mevcut anlayışıdır ve düzeltilebilir.
  2. Konuşan konuyu hiçbir şekilde anlayamamaktadır.
  3. Konuşan, ifadenin kesinlikle doğru olduğundan emindir.
Cevabı göster

Bu, konuşanın mevcut anlayışıdır ve düzeltilebilir.

Kalıp ifadeler

suitable for frying: suitable for + -ing biçimi

Suitable for frying, “kızartma amacıyla kullanılmaya uygun” demektir. suitable for + isim veya -ing biçimi yapısında for amaçlanan kullanımı tanıtır, frying ise etkinliği belirtir. Burada not suitable for frying, yağın bu pişirme yöntemi için iyi bir seçim olmadığını anlatır. Aynı yapı; araçların, malzemelerin, kursların, yerlerin veya ürünlerin bir amaca uygunluğunu değerlendirmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi doğru edatla tamamlayın: This pan is suitable ____ frying eggs.

Cevabı göster

for

Also, I hear that over a certain temperature, olive oil turns harmful. Notlar

2:24

Ayrıca, belirli bir sıcaklığın üzerinde zeytinyağının zararlı hale geldiğini duyuyorum.

Kalıp ifadeler

over a certain temperature: sıcaklık eşiğini aşmak

Over a certain temperature, “belirtilmemiş bir sıcaklık sınırının üzerinde” demektir. Burada over, bir şeyin fiziksel olarak üstünde olmayı değil, sayısal bir eşiği anlatır. A certain temperature, konuşan kişi sayıyı vermese de belirli bir sınır noktası olduğunu gösterir. Cümlenin başındaki bu ifade, sonraki sonucun gerçekleştiğinin söylendiği koşulu belirler.

Alıştırma

"Over a certain temperature, the device shuts down," cümlesinde over ne anlama gelir?

  1. yalnızca tek bir kesin sıcaklıkta
  2. belirtilmemiş bir sıcaklık sınırının üzerinde
  3. fiziksel olarak termometrenin üzerinde
Cevabı göster

belirtilmemiş bir sıcaklık sınırının üzerinde

Kelime

turns harmful: durum değişimi için turn + sıfat

Burada turns harmful, bir şeyin değişip zararlı hâle gelmesi demektir. Turn bağ fiil olarak kullanılır; harmful ise ortaya çıkan durumu adlandıran sıfattır. Buradaki turn, “dönmek” anlamında değildir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp turn + sıfat yapısıdır. Isı veya zaman gibi bir etken sonrasında yeni bir duruma geçişi vurgular.

Alıştırma

Turn fiilinin geçmiş zaman biçimini ve red sıfatını kullanarak cümleyi tamamlayın: The sky ____ just before sunset.

Cevabı göster

turned red

What the heck do I use for frying and roasting? Ton ve niyet

2:29

O halde kızartma ve fırınlama için ne kullanacağım ben (what the heck)?

Ton ve niyet

What the heck: soruya duygu katmak

What the heck...? yapısında the heck, sorunun içinde kullanılan gayriresmî bir pekiştiricidir. Güçlü bir kafa karışıklığı, şaşkınlık veya hafif bir rahatsızlık eklediği için soru tamamen tarafsız değildir. Burada, bıkkın bir tonla söylenen “Ne kullanmam gerekiyor?” anlamına yakındır. Heck, hell sözcüğünün daha yumuşak bir alternatifidir; yine de soruyu gündelik ve duygu yüklü yapar.

Alıştırma

Yargılayın: Bir müşteriye gönderilen resmî e-postada 'What the heck is causing this delay?' uygun ölçüde tarafsız bir sorudur.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Greg says that he's received a wok-load of emails.

2:32

Greg, bir "wok-load" (bir sürü) e-posta aldığını söylüyor.

A load of something is a lot of something. Kalıp ifadeler

2:36

A load of something, bir şeyin çok fazla olması demektir.

Kalıp ifadeler

A load of something: gündelik dilde büyük miktar

Bu cümlede a load of something, “bir şeyden çok miktarda” anlamına gelir. Buradaki load gerçekten taşınan bir yükü anlatmaz; ifadenin tamamı miktar bildiren gündelik bir kalıp olarak kullanılır. Yapı a load of + çoğul sayılabilen isim veya sayılamayan isim şeklindedir: a load of emails ve a load of work gibi. Bu yapıyı tanımak, bağlam “çok büyük bir miktar” anlamı verdiğinde wok-load gibi eğlenceli birleşik kelimeleri de anlamanıza yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “çok miktarda” anlamına gelen tam gündelik ifadeyle tamamlayın: Before the school fair starts, we still have ____ work to do.

Cevabı göster

a load of

You'll also commonly hear the expression shed-load or truck-load. Deyimler

2:39

Ayrıca shed-load veya truck-load ifadelerini de yaygın olarak duyarsınız.

Deyimler

shed-load veya truck-load: büyük miktarları eğlenceli biçimde abartma

Shed-load ve truck-load, çok büyük bir miktarı canlandırmak için shed veya truck sözcüğünü -load önüne getirir. Bu cümlede bunlar gündelik miktar ifadeleridir; bir kulübenin veya kamyonun gerçekten dolu olduğu iddiası değildir. Aynı yapı, bağlam şakayı açık hâle getirdiğinde wok-load örneğindeki gibi başka bir isimle eğlenceli biçimde kullanılabilir. Bazı birleşik kelimeler diğerlerinden daha yerleşiktir; bu nedenle yeni türetilmiş bir biçim standart olmaktan çok mizahi gelebilir.

Alıştırma

Gündelik bir mesajda biri “We've had a truck-load of complaints today.” yazıyor. Büyük olasılıkla ne demek istiyor?

  1. Çok büyük sayıda şikâyet aldılar.
  2. Her şikâyeti teslim etmek için bir kamyona ihtiyaçları var.
  3. Şikâyetlerin tam ağırlığını biliyorlar.
Cevabı göster

Çok büyük sayıda şikâyet aldılar.

These are used to emphasize how much of something there is.

2:43

Bunlar, bir şeyin ne kadar çok olduğunu vurgulamak için kullanılır.

Yes, and Greg uses wok-load as a fun expression because he's talking about cooking oils

2:46

Evet, ve Greg yemeklik yağlardan bahsettiği için eğlenceli bir ifade olarak wok-load'u kullanıyor

and a wok is a kind of pan.

2:52

çünkü wok bir tür tavaya denir.

Greg reads one of the emails from a confused listener,

2:54

Greg, kafası karışık bir dinleyiciden gelen e-postalardan birini okuyor,

Alistair,

2:57

YouTube'da ayçiçek yağı gibi yağların sizin için kötü olduğunu savunan videolar izlediğini söyleyen

who says that he's watched YouTube videos that argue that oils like sunflower oil are bad for Notlar

2:58

Alistair.

you. These videos advocate using extra-virgin olive oil.

3:03

Bu videolar sızma zeytinyağı kullanımını savunuyor (advocate).

Dilbilgisi

argue that: Bir iddia öne sürmek ve desteklemek

Burada argue that, kavga etmek değil, bir iddia öne sürmek veya onu desteklemek anlamına gelir. That ile başlayan yan cümle iddianın kendisini verir: oils like sunflower oil are bad for you. Argue that, bir kişinin, makalenin, raporun veya videonun görüşünü aktarmak için kullanılır. Bu görüşün gerekçelerle sunulduğunu sık sık ima eder; bu yüzden yalnızca birinin bir şeyden söz ettiğini söylemekten daha güçlüdür.

Alıştırma

Cümleyi argue that yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The article ____ daily reading builds vocabulary.

Cevabı göster

argues that

Kalıp ifadeler

bad for you: Sağlığa veya genel duruma zararlı

Bad for you, etkilenen kişi için zararlı veya sağlıksız demektir. Bu cümlede yağların insanların sağlığı üzerinde olumsuz bir etkisi olduğu iddiasını anlatır. For, etkilenen kişiyi veya şeyi belirtir; bir şeyin «sana verilmesi» anlamına gelmez. Be bad for + etkilenen kişi veya şey kalıbını kullanın: bad for children, bad for your eyes veya bad for the environment. Karşıt kalıp be good for şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle, çok az uyumanın sağlığınıza zarar verebileceğini doğal biçimde ifade eder?

  1. Too little sleep is bad for you.
  2. Too little sleep is bad with you.
  3. Too little sleep is bad to you.
Cevabı göster

Too little sleep is bad for you.

If you advocate something, you encourage people to use it.

3:08

Eğer bir şeyi 'advocate' ederseniz, insanları onu kullanmaya teşvik edersiniz.

But Alastair has also heard bad things about olive oil

3:12

Ancak Alastair zeytinyağı hakkında kötü şeyler de duymuş

and that you can't use it at high temperatures.

3:15

ve yüksek sıcaklıklarda kullanılamayacağını.

He asks, what the heck can he use for roasting and frying?

3:18

Fırınlama ve kızartma için ne kullanabileceğini (what the heck) soruyor?

What the heck is an informal phrase we can use to express frustration or surprise.

3:22

What the heck, hayal kırıklığı veya sürprizi ifade etmek için kullanabileceğimiz resmi olmayan bir ifadedir.

It does seem like there's a lot of advice about cooking oils Ton ve niyet

3:27

Görünüşe göre yemeklik yağlar hakkında gerçekten çok fazla tavsiye var

and that not everyone agrees. Anlatım akışı

3:30

ve herkes aynı fikirde değil.

Ton ve niyet

It does seem like: seem ile vurgulu does kullanımı

It does seem like... ifadesinde does vurgu ekler. Daha nötr biçim It seems like... şeklindedir. does eklendiğinde konuşan, bu izlenimi güçlü biçimde kabul eder: durum gerçekten böyle görünüyor. Yine de seem, bunun kanıtlanmış bir gerçek değil, eldeki işaretlere dayanan bir izlenim olduğunu gösterir. Buradaki does yalnızca yardımcı fiil konumunu doldurmaz; konuşanın bu izlenimi kabul edişini güçlendirir.

Alıştırma

Cümleyi It seems like ifadesinin vurgulu biçimiyle tamamlayın: ____ the schedule is too tight.

Cevabı göster

It does seem like

Anlatım akışı

not everyone agrees: kısmi olumsuzluk

Not everyone agrees, tam bir uzlaşma olmadığını belirtir: en az bir kişi aynı fikirde değildir, ancak bazıları aynı fikirde olabilir. not + everyone kalıbı kısmi olumsuzluk oluşturur. Burada ifade, birbiriyle çelişen çeşitli tavsiyeleri dikkatli bir şekilde özetler. Herkesin karşı çıktığı ya da hiç kimsenin aynı fikirde olmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

"Not everyone agrees with the plan" ne anlama gelir?

  1. Herkes plana katılıyor.
  2. Hiç kimse plana katılmıyor.
  3. En az bir kişi plana katılmıyor; diğerleri katılıyor olabilir.
Cevabı göster

En az bir kişi plana katılmıyor; diğerleri katılıyor olabilir.

Yes, and some of the advice is to use very expensive options such as coconut oil and avocado oil. Anlatım akışı

3:32

Evet ve bazı tavsiyeler hindistan cevizi yağı ve avokado yağı gibi çok pahalı seçenekleri kullanmak yönünde.

Anlatım akışı

such as: somut örnekler vermek

Bu cümlede such as, very expensive options ifadesini daha somut hâle getiren örnekleri tanıtır: coconut oil ve avocado oil, bu daha geniş grubun iki üyesidir. Such as genellikle tam bir liste değil, örnekler verir. Genel kategori + such as + bir veya daha fazla örnek kalıbını kullanarak genel bilgiyi somutlaştırabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümle coats and gloves ögelerinin warm clothes kategorisine örnek olduğunu such as ile doğru biçimde gösterir?

  1. We need warm clothes instead of coats and gloves.
  2. We need warm clothes because coats and gloves keep us warm.
  3. We need warm clothes such as coats and gloves.
Cevabı göster

We need warm clothes such as coats and gloves.

People who advocate using these oils say they are wonder products. Kelime

3:38

Bu yağları kullanmayı savunan kişiler, bunların mucize ürünler (wonder products) olduğunu söylüyor.

Kelime

wonder products: reklam niteliğinde bir iddia

Wonder products, olağanüstü etkili, neredeyse sihirli sonuçlar verdiği iddia edilen ürünler anlamına gelir. Burada wonder, products sözcüğünü niteler; merak etmek anlamında değildir. Bu ifade son derece olumlu ve reklam niteliği taşıyan bir etiketi aktarır. Savunan kişilerin bu yağları nasıl sunduğunu gösterir; öne sürülen faydaların bilimsel olarak kanıtlandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümleyi okuyun: The company calls the filter a wonder product. wonder product ifadesinin en yakın anlamı nedir?

  1. Amacı bilinmeyen bir ürün
  2. Olağanüstü güçlü faydaları varmış gibi tanıtılan bir ürün
  3. İnsanlarda merak uyandırmak için tasarlanmış bir ürün
Cevabı göster

Olağanüstü güçlü faydaları varmış gibi tanıtılan bir ürün

A wonder product is an item,

3:42

Bir mucize ürün, bir eşya,

usually a food or medicine,

3:44

genellikle bir yiyecek veya ilaçtır,

that is very effective or beneficial for people.

3:45

insanlar için çok etkili veya faydalıdır.

But not everyone is convinced that expensive cooking oils are worth the money. Ton ve niyet

3:48

Ancak herkes pahalı yemeklik yağların o paraya değdiğine ikna olmuş değil.

Ton ve niyet

not everyone is convinced: kısmi olumsuzlukla görüş ayrılığı

Not everyone is convinced kısmi bir olumsuzluktur. En azından bazı kişilerin ikna olmadığını veya hâlâ şüpheleri bulunduğunu anlatır; hiç kimsenin iddiayı kabul etmediğini söylemez. not everyone + fiil yapısı, konuşanın mutlak bir iddiada bulunmadan görüş ayrılığını aktarmasını sağlar. Burada convinced sözcüğünden sonra gelen that yan cümlesi, şüphe duyulan iddiayı belirtir: pahalı yemeklik yağların verilen paraya değdiği.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: not everyone is convinced, hiç kimsenin ikna olmadığı anlamına gelir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Nita Forouhi is professor of population health and nutrition at the University of Cambridge. Kelime

3:53

Nita Forouhi, Cambridge Üniversitesi'nde nüfus sağlığı ve beslenme profesörüdür.

Kelime

population health and nutrition: grup düzeyinde bir akademik alan

Population health and nutrition, insan gruplarının sağlığını ve beslenmesini inceleyen resmî bir akademik alandır. Buradaki population, bir yerde yaşayan insanların sayısını değil, incelenen bir insan grubunu ifade eder. Bu cümlede ifade, profesörün alanını belirtir. Uzmanlığının yalnızca tek bir kişinin tedavisiyle değil, grup düzeyindeki örüntüler, nedenler ve sonuçlarla ilgili olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede population health and nutrition neyi adlandırıyor?

  1. Bir yerde kaç kişinin yaşadığının sayımı
  2. Yalnızca tek bir kişiye uygulanan tıbbi tedavi
  3. İnsan gruplarının sağlığı ve beslenmesiyle ilgili bir akademik alan
Cevabı göster

İnsan gruplarının sağlığı ve beslenmesiyle ilgili bir akademik alan

And she talked to BBC Radio 4's Sliced Bread

3:59

Ve BBC Radio 4'ün Sliced Bread programı

host, Greg Foot, about expensive cooking oils like avocado oil.

4:02

sunucusu Greg Foot ile avokado yağı gibi pahalı yemeklik yağlar hakkında konuştu.

What do you think, Nita?

4:07

Ne düşünüyorsun, Nita?

What might justify the price tag? Kelime

4:08

O fiyat etiketini ne haklı çıkarabilir?

Kelime

justify the price tag: fiyatı makul göstermek

Justify the price tag ifadesi, genellikle ürünün kalitesi veya faydaları sayesinde fiyatı makul gösterecek kadar iyi bir gerekçe sunmak anlamına gelir. Bu sorudaki might, bunu sağlayabilecek olası bir özellik ya da avantajın ne olduğunu sormaktadır. Price tag yalnızca ürüne takılı fiziksel fiyat etiketini değil, genel olarak ürünün fiyatını da ifade edebilir.

Alıştırma

İnceleme cümlesini, fiyatı makul göstermek anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: The laptop is expensive, but its special features may ____.

Cevabı göster

justify the price tag

Certainly, avocado oil is good for all the reasons mentioned.

4:10

Kesinlikle, avokado yağı bahsedilen tüm nedenlerden dolayı iyidir.

But is it worth justifying the cost? Dilbilgisi

4:15

Ama maliyetini haklı çıkarmaya değer mi?

Dilbilgisi

worth justifying the cost: worth + ulaç

Burada worth sözcüğünden sonra justifying the cost ulaç grubu gelir. be worth + -ing yapısı, bir eylemin harcanacak zamana, çabaya veya zahmete değdiğini anlatır. Bu yapıda worth sözcüğünden sonra to justify değil, justifying kullanılır. Sözcüğü sözcüğüne bakıldığında soru, maliyeti savunmaya veya açıklamaya çalışmanın başlı başına buna değip değmediğini sorar. Bağlamda ayrıca faydaların maliyeti makul gösterecek kadar güçlü olup olmadığı konusunda kuşku belirtir.

Alıştırma

Cümleyi worth ve discuss fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The issue is difficult, but it is ____.

Cevabı göster

worth discussing

If you're a particular connoisseur of the taste it brings Kelime

4:19

Eğer onun getirdiği tada özel bir ilginiz varsa

Kelime

connoisseur of: derin bilgi ve takdir yeteneği

A connoisseur of something, belirli bir alanda derin bilgiye, dikkatli bir değerlendirme yeteneğine ve takdire sahip kişiyi anlatır. Bu ifade genellikle yemek, sanat, müzik veya şarap gibi kalite ya da tarzın değerlendirildiği alanlarda kullanılır. Burada a connoisseur of the taste, yağın kattığı lezzeti özellikle iyi fark edip değerlendirebilen biri anlamına gelir. Bu kişinin mesleki bir uzman olması gerekmez; ifade, yalnızca birinin bu tadı sevdiğini söylemekten daha güçlü ve daha resmîdir.

Alıştırma

“Ravi is a connoisseur of classical music,” cümlesinde connoisseur of ne anlama gelir?

  1. Klasik müziği bir kez dinlemiş biri
  2. Klasik müzik hakkında çok şey bilen, onu değerlendirip takdir edebilen biri
  3. Her tür klasik müziği profesyonel olarak icra eden biri
Cevabı göster

Klasik müzik hakkında çok şey bilen, onu değerlendirip takdir edebilen biri

and you prefer it and you have the

4:23

ve onu tercih ediyorsanız ve

money, then knock yourself out. Deyimler

4:24

paranız varsa, o zaman keyfinize bakın (knock yourself out).

Deyimler

knock yourself out: devam etmek için gündelik izin

Knock yourself out, istersen yap, devam et anlamına gelen gündelik bir deyimdir. İzin verir veya konuşanın itiraz etmeyeceğini gösterir; burada kişinin kendisini gerçekten bayıltması anlamına gelmez. Bu cümlede konuşan kişi satın almayı güçlü biçimde önermiyor. Anlatılmak istenen, tadını seviyor ve maddi olarak karşılayabiliyorsanız onu seçmekte özgür olduğunuzdur. Söyleyiş tonuna göre deyim dostça veya biraz ilgisiz gelebilir.

Alıştırma

“If you want to paint the box purple, knock yourself out,” cümlesindeki deyim genellikle nasıl bir tutum ifade eder?

  1. Gündelik izin: istiyorsan yap.
  2. Boyamayı hemen bırakma emri.
  3. Boyamanın fiziksel olarak tehlikeli olduğuna dair bir uyarı.
Cevabı göster

Gündelik izin: istiyorsan yap.

But there's lots of myths around these superfoods Kelime

4:27

Ancak bu süper gıdalar,

Kelime

myths around: bir konu hakkında yaygın fakat kuşkulu fikirler

Bu cümlede myths, sık sık tekrarlanan fakat yanlış, yanıltıcı veya güçlü kanıtlarla desteklenmeyen fikirler demektir; tanrılar ya da kahramanlar hakkındaki geleneksel öyküler anlamına gelmez. myths around + konu yapısı, bu yanlış inanışları ele alınan konuya bağlar. Buradaki konu superfoods olduğundan ifade, bu gıdalarla ilgili kuşkulu sağlık iddialarına işaret eder.

Alıştırma

“There are many myths around sleep.” cümlesinde myths around sleep büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Uykunun bir karakter olduğu geleneksel efsaneler
  2. Uyku hakkında yaygın fakat kuşkulu fikirler
  3. Uyku hakkında kanıtlanmış gerçeklerin listesi
Cevabı göster

Uyku hakkında yaygın fakat kuşkulu fikirler

and wonder oils and wonder this and that Anlatım akışı

4:31

mucize yağlar, o mucizesi bu mucizesi etrafında pek çok efsane var

Kelime

superfoods: bilimsel bir kategori değil, sağlığa yönelik tanıtım etiketi

Superfoods, alışılmadık ölçüde besleyici veya sağlığa özellikle yararlı olarak sunulan gıdalar için medya ve pazarlamada kullanılan bir etikettir. Kesin bir bilimsel ya da tıbbi kategori değildir. Bu cümlede superfoods sözcüğünün wonder oils ve “wonder this and that” ile yan yana kullanılması ona kuşkucu bir ton verir: konuşan kişi özel güçleri doğrulamıyor, abartılı sağlık iddialarını sorguluyor.

Alıştırma

Şu iddiayı değerlendirin: “Superfoods”, hastalıkları iyileştirdiği kanıtlanmış gıdalar için kullanılan resmî bir bilimsel kategoridir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Anlatım akışı

wonder this and that: küçümseyici bir genelleme

wonder this and that ifadesinde this and that belirli isimler değil, genel yer tutuculardır. Konuşmacı wonder oils ile başlayan listeyi, mucize ürün diye tanıtılan diğer her şeyi tek tek adlandırmadan kapsayacak şekilde genişletir. X this and X that kalıbı, bağlam açık olduğunda bazen X this and that biçiminde kısaltılır ve küçümseyici bir liste oluşturur. Birbirine benzeyen o kadar çok etiket veya iddia olduğunu ve bunları tekrarlamaya değmediğini düşündürebilir; bu nedenle burada sabırsızlık ve şüphe de aktarır.

Alıştırma

wonder this and that bu cümlede ne yapıyor?

  1. This ve That adlı iki ürünün adını söyler.
  2. İki bilimsel kategoriyi dikkatle birbirinden ayırır.
  3. Birçok benzer mucize ürünü küçümseyici bir tonla bir araya toplar.
Cevabı göster

Birçok benzer mucize ürünü küçümseyici bir tonla bir araya toplar.

and it's just all, I'm afraid, hogwash. Deyimler

4:34

ve korkarım hepsi sadece saçmalıktan (hogwash) ibaret.

Deyimler

hogwash: bir iddiayı tamamen saçmalık diye nitelemek

Hogwash, saçmalık veya gerçekliği ve değeri olmayan iddialar anlamına gelen, sayılamayan ve gündelik bir isimdir. Bu cümlede all daha önce sözü edilen iddialara gönderme yapar; hogwash ise bunların hepsini birden reddeder. Bu sözcük yalnızca küçük bir hatayı belirtmez; güçlü bir inançsızlık ve küçümseme aktarır. I'm afraid söyleyişi biraz yumuşatır, ancak nihai yargı yine de sert ve doğrudandır.

Alıştırma

hogwash burada nasıl bir tutum ifade ediyor?

  1. İddialar kısmen doğru, ancak daha fazla ayrıntı gerekiyor.
  2. İddialar şaşırtıcı ama yararlı.
  3. İddialar tamamen saçmalık.
Cevabı göster

İddialar tamamen saçmalık.

Nita says that avocado oil does have some health benefits, Dilbilgisi

4:39

Nita, avokado yağının sağlığa bazı faydaları olduğunu söylüyor,

Dilbilgisi

does have: Olumlu cümlede vurgulu do

Burada does have, has fiilinin vurgulu biçimidir. Nötr ifade avocado oil has some health benefits olurdu; does eklenince konuşmacı bu yararların gerçekten var olduğunu vurgular. Olumlu bir cümlede do/does/did + fiilin yalın hâli, bir gerçeği doğrulamak, bir şüpheyi düzeltmek veya bir sınırlama eklemeden önce doğru bir noktayı kabul etmek için kullanılabilir. Burada does soru ya da olumsuzluk oluşturmaz ve have, does sonrasında yalın hâlde kalır.

Alıştırma

Cümleyi has fiilinin vurgulu biçimiyle tamamlayın: The plan ____ one clear advantage.

Cevabı göster

does have

but she's not sure they are worth the cost of a bottle.

4:42

ancak bunların bir şişe bedeline değip değmeyeceğinden emin değil.

She says if you like the taste and are happy to spend the Kalıp ifadeler

4:45

Tadını seviyorsanız ve seve seve

money, then knock yourself out.

4:48

para harcayacaksanız, o zaman keyfinize bakın, diyor.

Kalıp ifadeler

are happy to spend: Sevinçten çok harcamaya istekli olmak

Burada are happy to spend, are willing to spend anlamındadır. Happy, eylemin olumlu biçimde kabul edildiğini anlatır; kişinin ödeme yaparken sevinç duyduğu anlamına gelmek zorunda değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp be happy to + fiilin yalın hâlidir. İstekliliği samimi ve rahat bir şekilde ifade eder. Bu if cümleciğinde, masrafın seçiminizin bir parçası olarak sizin için kabul edilebilir olduğu anlamına gelir.

Alıştırma

İstekliliği göstermek için happy to ve spend kullanın: If you ____ the money, choose the larger room.

Cevabı göster

are happy to spend

The expression knock yourself out means go ahead.

4:50

Knock yourself out ifadesi, keyfinize bakın / devam edin anlamına gelir.

But Nita is also concerned about all the health claims about expensive wonder products like avocado oil.

4:54

Ancak Nita, avokado yağı gibi pahalı mucize ürünlerle ilgili tüm sağlık iddialarından da endişe duyuyor.

She says that many claims are hogwash.

5:01

Pek çok iddianın zırva (hogwash) olduğunu söylüyor.

They're nonsense and products are not worth spending money on.

5:04

Bunlar saçmalık ve ürünler para harcamaya değmez.

OK. maybe I'll stick to my olive oil then. Öbek fiiller

5:07

Tamam. Belki de o zaman zeytinyağıma sadık kalmalıyım.

Öbek fiiller

stick to: mevcut bir seçimi sürdürmek

Bu cümlede stick to, başka bir şeye geçmek yerine mevcut seçimi kullanmaya devam etmek anlamına gelir. Konuşan kişi zeytinyağı kullanmayı sürdürebilir. Kalıp stick to + isim veya -ing biçimidir. Bir planı, kuralı, alışkanlığı ya da seçimi sürdürmekten söz ederken kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz ve 'izlemeye devam etmek' anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We agreed on this route, so let's ____ it.

Cevabı göster

stick to

And that reminds me of your question, Neil. Anlatım akışı

5:10

Bu arada bu da bana senin sorunu hatırlattı Neil.

Anlatım akışı

that reminds me of: mevcut konuyu önceki bir noktaya bağlamak

That reminds me of, mevcut konuyla onun akla getirdiği bir şey arasında bağlantı kurar. Burada that önceki konuşmayı gösterir, your question ise konuşan kişinin geri döndüğü eski konudur. Bu ifade konuşmayı düzenler ve konu geçişinin ani değil bağlantılı görünmesini sağlar: mevcut fikir, ilgili başka bir noktaya götürür.

Alıştırma

That reminds me of your question bir konuşmada temel olarak ne işe yarar?

  1. Konuyu değiştirmeden konuşmayı bitirir.
  2. Mevcut konuyu daha önceki ilgili bir soruya bağlar.
  3. Sorunun yanıtlanmasının imkânsız olduğunu söyler.
Cevabı göster

Mevcut konuyu daha önceki ilgili bir soruya bağlar.

Yes, I asked you which country produces the most olive oil.

5:12

Evet, sana en çok zeytinyağını hangi ülkenin ürettiğini sormuştum.

And I said Italy.

5:16

Ben de İtalya demiştim.

And I'm afraid you are wrong. Ton ve niyet

5:19

Ve korkarım ki yanılıyorsun.

Ton ve niyet

I'm afraid you are wrong: bir düzeltmeyi yumuşatmak

Bu cümlede I'm afraid, konuşanın korktuğu anlamına gelmez. Karşı tarafın cevabının yanlış olduğunu bildiren, hoş olmayan bir düzeltmeyi yumuşak biçimde başlatır. I'm afraid + yan cümle kalıbı; kötü haberin, anlaşmazlığın veya reddin daha az sert duyulmasını sağlar. Mesajı yumuşatır, ancak you are wrong yine de doğrudan bir düzeltmedir.

Alıştırma

I'm afraid you are wrong cümlesinde I'm afraid ne işe yarar?

  1. Konuşanın cevaptan korktuğunu söyler.
  2. Konuşanın cevabın yanlış olup olmadığından emin olmadığını gösterir.
  3. Hoş olmayan bir düzeltmeyi nazikçe başlatır.
Cevabı göster

Hoş olmayan bir düzeltmeyi nazikçe başlatır.

No.

5:21

Olamaz.

It is in fact Spain. Anlatım akışı

5:22

Aslında o İspanya.

Anlatım akışı

is in fact: gerçek cevapla düzeltmek

It is in fact Spain cümlesinde in fact, Spain ifadesini önceki tahmini düzelten gerçek cevap olarak işaretler. Bilgiyi yalnızca yeni bir gerçek eklemek yerine önceki bilginin yerine geçen bir düzeltme olarak düzenler. X is in fact Y kalıbı, yanlış bilgiyi doğru bilgiyle değiştirmek için kullanışlıdır. In fact şaşırtıcı bir gerçeği de vurgulayabilir, ancak burada asıl görevi düzeltmedir.

Alıştırma

Dersin ifadesiyle düzeltmeyi tamamlayın: The meeting ____ on Thursday, not Friday.

Cevabı göster

is in fact

OK. let's recap the vocabulary we've learned in this Anlatım akışı

5:24

Tamam. Bu

programme, starting with a load of something,

5:26

programda öğrendiğimiz kelimeleri 'a load of something' (bir sürü şey) ile başlayarak özetleyelim,

Anlatım akışı

let's recap: önceki noktaların gözden geçirileceğini belirtmek

Let's recap, konuşmacının yeni bilgiler vermekten daha önce ele alınmış noktaları kısaca gözden geçirmeye geçtiğini dinleyicilere bildirir. Burada programdaki kelimelerin tekrarını başlatır. Let's, gözden geçirme işini konuşmacı ile dinleyicilerin birlikte yapacağı bir şey olarak sunar. Buradaki gibi let's recap + isim grubu ya da let's recap what/how/why... yapıları kullanılabilir.

Alıştırma

Bir sunucu "Let's recap the three ideas we discussed." diyor. Sunucu neyin işaretini veriyor?

  1. Önceki fikirleri kısaca gözden geçirme
  2. Gözden geçirme yapılmayan bir ara
  3. Tamamen yeni bir konu
Cevabı göster

Önceki fikirleri kısaca gözden geçirme

which means a lot of something.

5:29

ki bu da bir şeyden çok miktarda olması demektir.

We also commonly hear shed-load and truck-load.

5:31

Ayrıca yaygın olarak shed-load ve truck-load'u duyarız.

If you advocate something, you encourage people to use it or do

5:34

Eğer bir şeyi 'advocate' ediyorsanız (savunuyorsanız), insanları onu kullanmaya veya

it. The expression what the heck is used to express frustration or surprise.

5:38

yapmaya teşvik edersiniz. 'What the heck' (bu da ne böyle) ifadesi hayal kırıklığı veya sürpriz ifade etmek için kullanılır.

A wonder product is something that people think is very effective or beneficial.

5:43

Mucize ürün (wonder product), insanların çok etkili veya faydalı olduğunu düşündüğü bir şeydir.

The expression knock yourself out means go ahead.

5:48

Knock yourself out ifadesi rahatına bak / devam et anlamına gelir.

And if something is described as hogwash, it's nonsense or not true.

5:51

Ve eğer bir şey 'hogwash' olarak tanımlanıyorsa, o saçmalıktır veya doğru değildir.

Once again, our six minutes are up. Kalıp ifadeler

5:56

Altı dakikamızın sonuna yine geldik.

Kalıp ifadeler

six minutes are up: ayrılan sürenin sona ermesi

Six minutes are up, ayrılan altı dakikalık sürenin sona erdiği anlamına gelir. Burada be up, süre sınırının dolması anlamındadır; dakikaların fiziksel olarak “yukarıda” olduğunu anlatmaz. Bu cümlede six minutes dil bilgisi açısından çoğul olduğu için are kullanılır. Tekil veya sayılamayan time ismiyle yaygın biçim time is up şeklindedir.

Alıştırma

Kısa sınavın süresi beş dakikaydı. Duyuruyu tamamlamak için five minutes ve be fiilinin doğru biçimini kullanın: Your ____, so please put down your pencils.

Cevabı göster

five minutes are up

Try the free interactive quiz on our website to test the vocabulary you've learned.

5:58

Öğrendiğiniz kelimeleri test etmek için web sitemizdeki ücretsiz interaktif testi çözmeyi deneyin.

Visit bbclearningenglish.com.

6:02

bbclearningenglish.com adresini ziyaret edin.

Goodbye for now.

6:05

Şimdilik hoşça kalın.

Goodbye.

6:05

Hoşça kalın.

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

6:07

bbclearningenglish.com'dan 6 Dakika İngilizce.