Peppa Pig Masalları 🐷 1 Nisan Şakası! 🐷: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
284 kelime 128 kel/dk

Video özeti: Peppa ve ailesi, 1 Nisan Şaka Günü’nü birbirlerine art arda eğlenceli şakalar yaparak kutlar. Her şakanın ardından ne olduğu açıklanır ve neşeli bir tepki gelir; hikâye, bütün ailenin bu geleneğin tadını çıkarmasıyla sona erer. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. April Fools! — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Bu sözün 1 Nisan şakası açığa çıkarılırken kullanılan geleneksel bir ünlem olduğunu anlayın. Şaşırtıcı olayın yalnızca bir şaka olduğunu hedefteki kişiye bildirir; o kişiye kelimenin gerçek anlamıyla “aptal” diye hitap etmez. 2. You got me again, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu eğlenceli bağlamda got me ifadesinin fiziksel olarak “beni yakaladın” değil, “beni yine kandırdın” ya da “yine şakana düştüm” anlamına geldiğini ayırt edin. Birinin şakasına kandığınızı kızmadan, neşeli biçimde kabul etmek için kullanabilirsiniz. 3. That reminds me, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Konuşulan konuyu, o anda akla gelen ilgili bir bilgiye bağlamayı öğrenin. Bu geçiş kalıbı konuşmada konu değiştirmeyi doğal hâle getirir; bir hikâyede ise sıradaki olayı veya yeni bir sürprizi hazırlayabilir.

Bu derste

Peppa Pig Tales.

0:00

Peppa Pig Masalları.

It is morning and Peppa is having some delicious breakfast.

0:04

Sabah oldu ve Peppa lezzetli bir kahvaltı yapıyor.

What's happened to the cereal? Dilbilgisi

0:10

Mısır gevreğine ne olmuş?

Dilbilgisi

What's happened to ...? ile beklenmedik bir mevcut durumu sormak

Bu cümlede What's, What has anlamındadır: What has happened to the cereal? Present perfect, daha önce gerçekleşen bir değişikliği mısır gevreğinin şu an görülen beklenmedik durumuna bağlar. Belirli bir kişinin ya da şeyin farklı göründüğünü fark edip nasıl bu hâle geldiğini sormak istediğinde What's happened to + kişi veya şey? yapısını kullanabilirsin. To ile başlayan bölüm, etkilenen kişiyi ya da şeyi gösterir.

Alıştırma

Tekerleği eğilmiş bir bisiklet gördüğünde soruyu dersteki present perfect yapısıyla tamamla: ____ the bicycle?

Cevabı göster

What's happened to

April Fools! Kültür

0:14

Nisan Bir!

Kültür

April Fools! ile şakayı açıklamak

April Fools!, 1 Nisan şakası açıklandığında kullanılan yerleşik bir ünlemdir. Şaşırtıcı sözün ya da olayın bir şaka olduğunu ve dinleyicinin eğlence amacıyla kandırıldığını anlatır. Buradaki Fools ciddi bir hakaret değildir. 1 Nisan bağlamı, ifadenin tamamına şakacı anlamını verir.

Alıştırma

1 Nisan'da Leo bir arkadaşına hiç kurabiye kalmadığını söyler, sonra kurabiyeleri çıkarır. Arkadaşı bu zararsız şakadan hoşlanıyorsa April Fools! demek uygun mudur?

  1. Uygun
  2. Uygun değil
Cevabı göster

Uygun

April Fools?

0:16

Nisan Bir mi?

What's that?

0:18

O da ne?

Today is April Fools' Day. Kültür

0:20

Bugün 1 Nisan Şaka Günü.

Kültür

April Fools' Day: şakaların arkasındaki özel gün

April Fools' Day, 1 Nisan'da kutlanan ve insanların geleneksel olarak zararsız şakalar yaptığı ya da eğlence amacıyla uydurma hikâyeler anlattığı günün adıdır. Bu cümlede günün adı, ardından gelen şakaların nedenini açıklayan arka planı verir. Fools' içindeki kesme işareti, kalıplaşmış özel adın bir parçasıdır. Cümlenin belirli bir fool kişisinden söz ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayın: The holiday on April 1 is called ____.

Cevabı göster

April Fools' Day

It's a day where people make each other laugh by playing silly jokes, Dilbilgisi

0:22

İnsanların saçma şakalar yaparak birbirlerini güldürdüğü bir gün,

Dilbilgisi

a day where + yan cümle: bir günde neler olduğunu anlatmak

Gündelik konuşmada a day where + yan cümle, günü bir ortam gibi sunar ve o gün genellikle neler olduğunu anlatır. Burada where, a day ifadesini people make each other laugh... tam yan cümlesine bağlar; böylece bir yer sormak yerine günün tipik etkinliğini tanımlar. day gibi zaman bildiren bir isimle a day when, zaman ilişkisini daha kesin biçimde verir ve özenli resmî yazıda sıklıkla tercih edilir. Yine de a day where, konuşma dilindeki açıklamalarda yaygın ve doğaldır.

Alıştırma

Hangi cümle bir günün tipik etkinliklerini anlatmak için a day where yapısını doğru kullanır?

  1. The school fair is a day where families play games and meet the teachers.
  2. The school fair is a day where families playing games and meeting the teachers.
  3. The school fair is a day where do families play games and meet the teachers?
Cevabı göster

The school fair is a day where families play games and meet the teachers.

Dilbilgisi

make each other laugh: make + nesne + fiilin yalın hâli

make each other laugh ifadesinde make ettirgen anlam taşır: insanların birbirlerini güldürmesini anlatır. Each other nesnedir ve eylemin karşılıklı olduğunu gösterir. Etken yapıdaki ettirgen make'den sonra sonraki fiilin yalın hâli kullanılır: make + nesne + laugh; araya to gelmez. Bu kalıp make me smile ve make them wait ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Cümleyi laugh fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The funny video made my brother ____.

Cevabı göster

laugh

Dilbilgisi

by playing silly jokes: yöntem bildiren by + -ing

By playing silly jokes, “İnsanlar birbirlerini nasıl güldürür?” sorusunu yanıtlar. Buradaki by, “bu yöntemi kullanarak” anlamındadır; “yanında” anlamına gelmez. By bir yöntemi tanıttığında ardından bir isim veya -ing biçimi gelir. Bu nedenle by playing içinde play, playing olur. Bu yapı, bir sonucun nasıl elde edildiğini açıklamak için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi restart fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: He fixed the tablet by ____ it.

Cevabı göster

restarting

like I just did with your cereal.

0:27

tıpkı az önce benim senin mısır gevreğine yaptığım gibi.

I like silly jokes.

0:29

Saçma şakaları severim.

Can we do one on Daddy? Kalıp ifadeler

0:32

Babaya da bir tane yapabilir miyiz?

Kalıp ifadeler

do one on Daddy?: one daha önce sözü edilen bir şakanın yerini tutar

do one on Daddy ifadesinde one, daha önce sözü edilen tekil ve sayılabilen bir ismin, yani a silly joke ifadesinin yerini tutar. 1 sayısını değil, aynı türden başka bir şakayı anlatır. on edatı, Daddy'nin şakanın hedefi olduğunu gösterir. İfadenin tamamı, aynı türden bir şakayı Daddy'ye de yapıp yapamayacaklarını sorar.

Alıştırma

'Can we do one on Daddy?' cümlesinde one neyin yerini tutuyor?

  1. Daha önce sözü edilen türden başka bir şaka
  2. Daddy'ye ait bir şey
  3. Bir sayısı
Cevabı göster

Daha önce sözü edilen türden başka bir şaka

That's a great idea.

0:35

Bu harika bir fikir.

Daddy Pig is reading on the sofa,

0:37

Baba Domuz kanepede kitap okuyor,

but Mummy Pig and Peppa have come to play a joke on him. Kalıp ifadeler

0:39

ama Anne Domuz ve Peppa ona bir şaka yapmaya geldiler.

Kalıp ifadeler

play a joke on him: play a joke on someone kalıbı

Play a joke on someone, bir kişiyi şakanın veya küçük bir oyunun hedefi yapmak anlamına gelen kalıplaşmış bir yapıdır. on edatı hedefi gösterir; bu nedenle on him fiziksel bir konumu anlatmaz. Burada him, Daddy Pig'i ifade eder. Cümle, Mummy Pig ile Peppa'nın ona eğlenceli bir oyun oynamaya geldiklerini söyler.

Alıştırma

“Liam'ı bir şakanın hedefi yapmak” anlamındaki kalıbı tamamlayın: They decided to ____ Liam.

Cevabı göster

play a joke on

Could you please pass my glasses, Mummy Pig? Ton ve niyet

0:43

Gözlüklerimi uzatabilir misin lütfen, Anne Domuz?

Ton ve niyet

Could you please pass ...?: Bir şeyin uzatılmasını kibarca istemek

Could you please + fiilin yalın hâli, kibarca bir istekte bulunma kalıbıdır. Burada Could you, Anne Domuz’un bunu yapabilecek durumda olup olmadığını gerçekten sorgulamaz; ondan nazikçe bunu yapmasını ister. Yakındaki bir nesneyle kullanıldığında pass, o nesneyi birine uzatmak veya iletmek anlamına gelir. Bu cümlede pass my glasses, gözlüğü konuşan kişiye uzatmak demektir.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki kibar rica kalıbıyla tamamlayın: ____ the bread?

Cevabı göster

Could you please pass

Of course. Ton ve niyet

0:46

Elbette.

Ton ve niyet

Of course.: Bir isteği gönüllü olarak kabul etmek

Of course. isteğe verilen olumlu bir yanıttır. Burada “Evet, elbette” veya “Memnuniyetle” anlamına gelir ve konuşanın yardım etmeyi hemen kabul ettiğini gösterir. Bu ifade bir şeyin açık veya bariz olduğunu da anlatabilir, ancak bu konuşmada görevi bu değildir. Önceki istek onu bir kabul yanıtı yapar; sıcak bir ton da dostça duyulmasını sağlar.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “Could you help me carry this box?” diye soruyor. Hangi yanıt isteği gönüllü biçimde kabul eder?

  1. Never mind.
  2. Of course.
  3. I don't think so.
Cevabı göster

Of course.

Peppa and Mummy Pig are playing a joke on Daddy Pig.

0:48

Peppa ve Anne Domuz, Baba Domuz'a şaka yapıyorlar.

Thank you.

0:52

Teşekkürler.

That's strange.

0:55

Bu çok tuhaf.

These glasses have made it even harder to see. Dilbilgisi

0:57

Bu gözlükler görmeyi daha da zorlaştırdı.

Dilbilgisi

have made it even harder to see: make it + karşılaştırma + to-infinitive

Make it + karşılaştırma sıfatı + to-infinitive yapısında it, sonraki eylemi önceden temsil eden geçici nesnedir. Kolaylaşan veya zorlaşan şey to-infinitive ile belirtilen eylemdir; burada gözlükler görme eylemini daha zor hâle getirmiştir. Have made, değişikliği sonucu şu anda da devam eden bir durum olarak verir. Even ise harder ifadesini güçlendirir: görmek zaten zordu ve gözlükler bunu daha da zorlaştırdı.

Alıştırma

Make, it, even ve hard sözcüklerini doğru biçimlerde kullanarak cümleyi tamamlayın: It was already dark, and the thick fog has ____ to see the road.

Cevabı göster

made it even harder

April Fools!

1:01

Nisan Bir!

Oh, these are joke glasses. Kelime

1:05

Ah, bunlar şaka gözlükleri.

Kelime

joke glasses: bir ismin başka bir ismi nitelemesi

Joke glasses ifadesinde joke ismi, gözlüğün amacını veya türünü belirtmek için glasses kelimesinden önce gelir. Anlamı, şaka ya da muziplik için kullanılan gözlüktür; şaka anlatabilen gözlük değildir. İngilizcede bir ismi başka bir ismin önüne koyarak nitelemek yaygındır. İlk isim genellikle tekil kalır ve “Ne tür?” ya da “Ne için?” gibi soruları yanıtlar.

Alıştırma

Cümlede joke glasses ne anlama geliyor?

  1. Fıkra anlatabilen bir gözlük.
  2. Sadece komik görünen bir gözlük.
  3. Şaka ya da muziplik için kullanılan bir gözlük.
Cevabı göster

Şaka ya da muziplik için kullanılan bir gözlük.

Very funny, but you won't be able to play another joke on me. Notlar

1:09

Çok komik, ama bana başka bir şaka daha yapamazsınız.

Ton ve niyet

Very funny, but ...: şakayı kabul edip ardından karşı çıkmak

Burada Very funny, şakanın komik olduğunu kısaca kabul eder; ancak but sözün yönünü hemen değiştirir. Konuşan kişi övgüye devam etmez; aynı numaranın bir daha işe yaramayacağına dair kendinden emin bir uyarıya geçer. Bu kalıp, karşı çıkmadan veya sınır koymadan önce hafif bir kabul bildirmenizi sağlar: Very funny, but + asıl vurgulamak istediğiniz cevap.

Alıştırma

Konuşan kişi örnekte Very funny, but ... ile ne yapıyor?

  1. Yalnızca şakayı coşkuyla över.
  2. Birinden şakayı açıklamasını ister.
  3. Şakayı kısaca kabul eder, sonra bir daha işe yaramayacağı konusunda uyarır.
Cevabı göster

Şakayı kısaca kabul eder, sonra bir daha işe yaramayacağı konusunda uyarır.

Dilbilgisi

you won't be able to: gelecekte yapamama veya imkânsızlık

you won't be able to + fiilin yalın hâli yapısında won't durumu geleceğe taşır, be able to ise kişinin yeterli beceriye, fırsata veya gerçek bir olanağa sahip olmayacağı için eylemi yapmasının imkânsız olduğunu belirtir. Burada konuşan kişi, karşısındakinin ona yeniden şaka yapmayı başaramayacağını öngörür. be able to sonrasında to ve fiilin yalın hâli kullanılır: be able to play doğrudur, be able to playing değildir.

Alıştırma

Örnekte gösterilen be able to yapısının kısaltılmış gelecek zaman olumsuzunu kullanın: The road is closed, so we ____ drive to the village tonight.

Cevabı göster

won't be able to

I am much too clever for that. Dilbilgisi

1:15

Bunun için fazla zekiyim.

Dilbilgisi

much too clever for that: very clever ifadesinden daha güçlü bir aşırılık

Much too + sıfat, bir özelliğin uygun veya beklenen sınırın çok ötesine geçtiğini anlatır. Much burada too sözcüğünü güçlendirir; “çok sayıda” anlamına gelmez. Bu cümlede too clever for that, “o numaraya kanmayacak kadar akıllı” demektir. Konuşan kişi yalnızca çok akıllı olduğunu söylemez; kendinden emin ve biraz övüngen bir iddiada bulunur.

Alıştırma

Hangi cümle, bedenin konuşan kişi için uygun olanı fazlasıyla aştığını söylüyor?

  1. This coat is much too large for me.
  2. This coat is large enough for me.
  3. This coat is very large for me.
Cevabı göster

This coat is much too large for me.

Peppa is playing another joke on Daddy Pig.

1:18

Peppa, Baba Domuz'a başka bir şaka daha yapıyor.

Oh, no.

1:22

Ah, hayır.

I can't open this tube of crisps. Kelime

1:23

Bu cips kutusunu açamıyorum.

Kelime

tube of crisps: Britanya İngilizcesinde ambalaj ve atıştırmalık söz varlığı

A tube of crisps, sert ve silindir biçimli bir kapta satılan cips anlamına gelir. Tube ambalajı, of crisps ise içindekini belirtir; esnek bir ambalaj için normalde tube yerine packet veya bag kullanılır. Britanya İngilizcesinde crisps, Amerikan İngilizcesinde genellikle chips denilen ince ve çıtır patates atıştırmalığıdır. Britanya İngilizcesinde chips daha çok sıcak servis edilen kızarmış patates çubuklarını veya parçalarını ifade eder.

Alıştırma

Britanya İngilizcesinde a tube of crisps en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. bir porsiyon sıcak kızarmış patates çubuğu
  2. bir kutu bisküvi
  3. silindir biçimli bir kapta ince patates atıştırmalıkları
Cevabı göster

silindir biçimli bir kapta ince patates atıştırmalıkları

Can you help me, Daddy?

1:27

Bana yardım eder misin, Baba?

Of course, Peppa.

1:29

Elbette, Peppa.

That gave me a fright. Kalıp ifadeler

1:37

Bu beni korkuttu.

Kalıp ifadeler

That gave me a fright: give someone a fright ile «birini aniden korkutmak»

Give someone a fright, birinin aniden korkmasına veya irkilmesine neden olmak demektir. That gave me a fright. cümlesinde That tepkiye neden olan şeyi, me etkilenen kişiyi, a fright ise o ani korkuyu belirtir. Buradaki give, bir nesneyi birine vermek anlamına gelmez. Bu yapı, bir deneyime veya tepkiye neden olmayı anlatır.

Alıştırma

‘Ani bir korku yaşamama neden oldu’ anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The sudden knock ____.

Cevabı göster

gave me a fright

April Fools!

1:41

Nisan Bir!

You got me again, Peppa. Deyimler

1:44

Beni yine kandırdın, Peppa.

Deyimler

You got me again: şaka yoluyla «beni yine kandırdın»

Şakacı bir durumda You got me, “beni kandırdın” veya “numaran bende işe yaradı” anlamına gelir. Buradaki get gerçek anlamında değildir; birini fiziksel olarak yakalamayı anlatmaz. Again, bunun daha önce de yaşandığını gösterir: konuşan kişi, karşısındaki kişinin kendisini bir kez daha başarıyla kandırdığını kabul eder.

Alıştırma

Şakacı bir numaradan sonra You got me again ne anlama gelir?

  1. Bana başka bir nesne verdin.
  2. Beni yine fiziksel olarak yakalayıp tuttun.
  3. Beni yine başarıyla kandırdın.
Cevabı göster

Beni yine başarıyla kandırdın.

Well done. Ton ve niyet

1:47

Aferin.

Ton ve niyet

Well done: iyi bir sonucu övmek

“Well done.”, bir şeyi başarıyla veya iyi yapan birini övmek için kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada şakanın başarılı sonucunu onaylar. Bu ifadede done, bir şeyin yalnızca bitmiş ya da pişmiş olduğu anlamına gelmez. Kalıbın tamamı tek başına olumlu geri bildirim olarak kullanılabilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız zor bir yapbozu az önce tamamladı. Sonucu doğal biçimde övmek için hangisini söyleyebilirsiniz?

  1. Never mind.
  2. You're welcome.
  3. Well done.
Cevabı göster

Well done.

Would you like to help me play an April Fools' Day joke Ton ve niyet

1:50

Anne Domuz'a bir 1 Nisan şakası yapmama

on Mummy Pig, Peppa?

1:54

yardım etmek ister misin, Peppa?

Ton ve niyet

Would you like to help me: yardım için nazik bir davet

Would you like to help me + fiilin yalın hâli? belirli bir etkinlikte yardım etmesi için birini nazikçe davet etmenin yoludur. Bu cümlede konuşan kişi Peppa’yı sıradaki eyleme katılmaya davet eder; onun genel olarak yardım etmekten hoşlanıp hoşlanmadığını sormaz. help me ifadesinden sonra gelen fiil genellikle to olmadan yalın hâlde kullanılır: help me play, help me carry, help me make. Would you like to, daveti doğrudan bir ricaya göre daha yumuşak yapar.

Alıştırma

Dersteki nazik davet kalıbını kullanın: ____ carry these boxes?

Cevabı göster

Would you like to help me

Peppa and her family have finished dinner Dilbilgisi

1:57

Peppa ve ailesi akşam yemeğini bitirdiler

and are now eating dessert.

2:00

ve şimdi tatlı yiyorlar.

Dilbilgisi

have finished ... and are now eating ...: tamamlanmış arka plan ve şimdiki eylem

Have finished dinner, İngilizcedeki present perfect yapısındadır. Akşam yemeğini artık tamamlanmış ve sonucu şu anki durumla ilgili bir olay olarak sunar; böylece sonraki eylemin arka planını kurar. Are now eating dessert, present continuous yapısındadır ve şu anda devam eden eylemi belirtir. İki yapı and ile bağlandığında, tamamlanan bir aşamadan şu anda yapılan etkinliğe geçiş düzenlenir.

Alıştırma

Cümleyi finish fiilinin present perfect, walk fiilinin present continuous biçimiyle tamamlayın: We ____ the tour and ____ back to the hotel.

Cevabı göster

have finished · are now walking

Aha!

2:03

Aha!

Me and Peppa have made a tasty chocolate cake Kelime

2:04

Ben ve Peppa lezzetli bir çikolatalı pasta yaptık

Kelime

Özne konumunda Me and Peppa ile Peppa and I karşılaştırması

Bu cümlede Me and Peppa öznedir ve Peppa and I anlamına gelir. Bu biçim, rahat aile konuşmaları ve çocukların konuşması dâhil olmak üzere çok samimi gündelik konuşmalarda yaygındır. Düzenlenmiş standart İngilizcede özne konumunda Peppa and I kullanılır. Özgün biçim rahat bir konuşma havası yaratır, ancak resmî yazı için önerilen kalıp değildir.

Alıştırma

Şu ifadeyi değerlendirin: “Me and Alex wrote the report” resmî bir raporda önerilen biçimdir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

for dessert, haven't we, Peppa? Dilbilgisi

2:08

tatlı için, değil mi Peppa?

Dilbilgisi

Present perfect cümlesinden sonra haven't we, Peppa? soru eklentisi

haven't we, önceki olumlu ifadeye eklenen bir soru eklentisidir. Konuşan kişi, Peppa'nın bu ifadenin doğru olduğunu onaylamasını bekler; bu, bağımsız bir olumsuz soru değildir. Ana cümlede present perfect yapısı have made kullanıldığı için soru eklentisi de have yardımcı fiilini olumsuz haven't biçiminde tekrarlar. Me and Peppa, konuşan kişiyle Peppa'yı ifade ettiği için soru eklentisinde we kullanılır. Sondaki Peppa bir hitaptır ve soru eklentisinin dil bilgisi yapısına dahil değildir.

Alıştırma

Soru eklentisini tamamlayın: We have packed everything, ____?

Cevabı göster

haven't we

Yes.

2:10

Evet.

How lovely!

2:12

Ne kadar hoş!

It looks delicious. Kalıp ifadeler

2:14

Çok lezzetli görünüyor.

Kalıp ifadeler

looks delicious: görünüşe dayalı izlenim için look + sıfat

looks delicious ifadesinde look, 'görünüşüne bakıldığında öyle izlenim vermek' anlamına gelen bağlayıcı bir fiildir. Gözleri bir şeye yöneltme eylemini anlatmaz. Delicious, özne olan it sözcüğünü tanımlayan bir sıfattır. Çoğunlukla görünüşe dayanan bir izlenimi look + sıfat yapısıyla anlatabilirsiniz: looks nice, looks difficult veya looks expensive. Özne it gibi üçüncü tekil şahıs olduğunda looks kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede look, 'görünüşüne bakıldığında öyle izlenim vermek' anlamında bağlayıcı fiil olarak kullanılmıştır?

  1. The puzzle looks difficult.
  2. Maya looks for the puzzle.
  3. Maya looks at the puzzle.
Cevabı göster

The puzzle looks difficult.

My fork doesn't seem to work. Dilbilgisi

2:21

Çatalım işe yaramıyor gibi.

Dilbilgisi

doesn't seem to work: ihtiyatlı bir yargı

doesn't seem to work ifadesindeki seem to, konuşanın gördüklerine dayanarak bir yargıya vardığını gösterir. Konuşan kişi çatalın düzgün işlemediğini düşünür, ancak başka bir açıklamanın mümkün olduğunu da kabul eder. Buradaki work, bir işte çalışmak değil, işlev görmek veya beklenen etkiyi yaratmak anlamındadır. something doesn't seem to work kalıbı; bir araç, cihaz, bağlantı veya yöntem etkisiz görünüyorsa kullanılabilir.

Alıştırma

Yeni bir anahtar denediniz, ancak kilit hâlâ açılmıyor ve nedenini henüz bilmiyorsunuz. Hangi cümle ihtiyatlı bir yargı ifade eder?

  1. This key works perfectly.
  2. This key doesn't seem to work.
  3. This key definitely doesn't work.
Cevabı göster

This key doesn't seem to work.

Try with your hands.

2:25

Ellerinle dene.

Peppa and Daddy are playing a joke on Mummy Pig.

2:27

Peppa ve Baba, Anne Domuz'a şaka yapıyorlar.

This isn't a cake.

2:33

Bu bir pasta değil.

This is a sponge with icing on it. Kelime

2:35

Bu üzeri kremalı bir sünger.

Kelime

a sponge with icing on it, sponge cake değil

Burada sponge, bir pasta türü değil, sıradan ve emici bir sünger anlamındadır. İlk cümle olan This isn't a cake, bu anlamı kesinleştirir. With icing on it, süngerin yüzeyine pasta kreması sürüldüğünü belirtir. Bu kaplama nesneyi pastaya benzetir; nesnenin aslında yenmeyen bir sünger olduğunun anlaşılması da şakayı oluşturur.

Alıştırma

Örnekte a sponge with icing on it neyi anlatır?

  1. Üzeri pasta kremasıyla kaplı sıradan bir sünger
  2. Sünger biçimi verilmiş krema
  3. Üzerinde fazladan krema olan gerçek bir pandispanya
Cevabı göster

Üzeri pasta kremasıyla kaplı sıradan bir sünger

April Fools!

2:38

Nisan Bir!

What a clever joke. Dilbilgisi

2:43

Ne kadar zekice bir şaka.

Dilbilgisi

What a clever joke: What a + sıfat + isim ünlemi

What a clever joke. bir soru değil, ünlem cümlesidir. Burada What güçlü bir tepkiyi başlatır; konuşan kişi şakanın zekice olduğunu söyleyerek onu över. Tekil ve sayılabilen bir isimle What a + sıfat + isim kalıbı kullanılır: What a clever joke! Bu kalıp That is a clever joke. cümlesinden daha güçlü bir hayranlık veya şaşkınlık taşır.

Alıştırma

What a + sıfat + tekil isim kalıbının başındaki iki sözcüğü kullanarak ünlemi tamamlayın: ____ wonderful surprise!

Cevabı göster

What a

That reminds me, George brought some biscuits for you, Peppa. Notlar

2:45

Bu bana hatırlattı, George senin için biraz bisküvi getirdi, Peppa.

Anlatım akışı

That reminds me: ilgili bir düşünceye geçmek

That reminds me konuşmada kullanılan bir geçiş ifadesidir. That, az önce söylenen şeye gönderme yapar ve bu ifadenin konuşana ilgili bir bilgiyi düşündürdüğünü gösterir. Buradaki temel görevi konuşmayı düzenlemektir: belleğin nasıl çalıştığını anlatmaktan çok, sıradaki konuyu doğal biçimde başlatır.

Alıştırma

Mevcut konunun size ilgili bir görevi hatırlattığını göstermek için That ile başlayan üç sözcüklü geçiş ifadesini kullanın: ____, I need to charge the camera.

Cevabı göster

That reminds me

Kelime

Britanya İngilizcesinde biscuits

Bu Britanya İngilizcesi bağlamında biscuits, küçük ve genellikle gevrek fırınlanmış atıştırmalıklar demektir; Amerikan İngilizcesinde sıkça cookies denen yiyeceklere yaklaşık olarak karşılık gelir. Bölgesel çeşit önemlidir: Amerikan İngilizcesinde biscuits genellikle yumuşak, ekmeğe benzeyen fırın ürünlerini ifade eder. Kastedilen anlamı belirlemek için İngilizce çeşidine ve yemek bağlamına bakın.

Alıştırma

Bir Britanya çocuk programında biri “I brought some biscuits.” diyor. Büyük olasılıkla hangi yiyeceği kastediyor?

  1. Yumuşak, ekmek benzeri bir Amerikan biscuit'i
  2. Küçük, genellikle gevrek fırınlanmış bir atıştırmalık
  3. Bir dilim pasta
Cevabı göster

Küçük, genellikle gevrek fırınlanmış bir atıştırmalık

Yay!

2:51

Yaşasın!

Thank you, George.

2:52

Teşekkürler, George.

I love biscuits.

2:54

Bisküviye bayılırım.

April Fools!

2:58

Nisan Bir!

Peppa loves April Fools' Day.

3:00

Peppa 1 Nisan Şaka Günü'nü sever.

Everyone loves April Fools' Day.

3:03

Herkes 1 Nisan Şaka Günü'nü sever.