Megalodon neden nesli tükendi? - Jack Cooper ve Catalina Pimiento: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
643 kelime 132 kel/dk

Video özeti: Fosilleşmiş dişler, omurlar, ısırık izleri ve vücut modellerinden yararlanan video; megalodonun boyutunu, beslenmesini ve küresel yayılımını yeniden kuruyor, yok oluşunu açıklıyor ve bu avcının kaybını ekosistem değişimleriyle ve günümüzdeki köpek balığı koruma çalışmalarıyla ilişkilendiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. nurseries — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Deniz ekolojisinde bu tanıdık sözcüğün çocuk bakım kurumlarını değil, genç hayvanların beslendiği ve geliştiği korunaklı alanları anlattığını öğrenin. Bu özel anlam, küçük fosil dişlerinin yoğun bulunduğu bölgelerden eski kıyı habitatlarının işlevinin nasıl çıkarıldığını anlamanızı sağlar. 2. By the time / the global climate had cooled, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir zaman yan cümlesiyle past perfect yapısının, megalodonlar ortadan kalktığında soğumanın zaten gerçekleşmiş olduğunu nasıl gösterdiğini kavrayın. Bu kalıbı tarihsel veya bilimsel anlatımlarda olay sırasını ve nedensel arka planı açıkça sunmak için kullanabilirsiniz. 3. bones well-bitten and waters well-wandered. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Paralel yapı, yinelenen ritim ve alışılmadık birleşik biçimlerin hem avlanmayı hem göçü hatırlatan şiirsel bir kapanış oluşturduğunu fark edin. Böylece çağrışım yaratan retorik bir özeti, kelimesi kelimesine bilimsel bir iddiadan ayırabilirsiniz.

Bu derste

In 1667, a Danish scientist finally concluded

0:06

1667'de, Danimarkalı bir bilim insanı sonunda şu sonuca vardı:

that certain mysterious stones

0:10

sözde tıbbi güçleri nedeniyle değer verilen

prized for their supposed medicinal powers Kalıp ifadeler

0:13

bazı gizemli taşlar,

Kalıp ifadeler

prized for their supposed medicinal powers: sözde tıbbi güçleri nedeniyle değer verilen

be prized for + neden yapısı, o neden dolayısıyla çok değerli görülmek anlamına gelir. Bu isim öbeğinde stones prized for ... ifadesi stones that were prized for ... yapısının kısaltılmış biçimidir; bu nedenle prized edilgen anlam taşır. Supposed, bu tıbbi güçlerin kanıtlanmış değil, iddia edilmiş veya inanılmış olduğunu gösterir. Böylece anlatıcı eski inancı gerçek olarak kabul etmeden aktarır.

Alıştırma

Örnekte prized for their supposed medicinal powers ne anlama gelir?

  1. İnsanlar iyileştirici güçleri olduğuna inandığı için çok değer verilen
  2. Tıp ödülü kazanmasıyla tanınan
  3. Tıbbi testlerle hastalıkları iyileştirdiği kanıtlanan
Cevabı göster

İnsanlar iyileştirici güçleri olduğuna inandığı için çok değer verilen

hadn't fallen from the sky during lunar eclipses

0:16

ay tutulmaları sırasında gökten düşmemişlerdi

and weren't serpent tongues. Kültür

0:19

ve yılan dili de değillerdi.

Kültür

serpent tongues: eski ve yanlış bir inanış

Serpent tongues sözcük anlamıyla “yılan dilleri” demektir; ancak bu cümlede bazı gizemli fosil nesneler için ileri sürülmüş eski ve yanlış bir açıklamayı adlandırır. İnsanlar bir zamanlar bu nesnelerin yılan dili olduğunu düşünmüştür; anlatıcı bu tanımlamayı reddeder. Serpent, snake için kullanılan edebî veya eski moda bir sözcüktür ve mitlerle efsanelerde sık görülür. Bu sözcük seçimi tarihî inanca eski ve efsanevi bir hava verir.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı? Bu cümlede serpent tongues modern bir bilimsel ad olarak değil, eski ve yanlış bir tanımlama olarak sunuluyor.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

In fact, they were fossilized teeth. Anlatım akışı

0:21

Aslında, fosilleşmiş dişlerdi.

Anlatım akışı

In fact: gerçek açıklamayı sunmak

In fact bir söylem belirtecidir. Burada, sonraki ifadenin daha önceki yanlış bir düşünceyi düzelttiğini ve gerçek açıklamayı verdiğini gösterir: Bu nesneler fosilleşmiş dişlerdi. In fact ifadesini okuduğunda veya duyduğunda yeni bilginin önceki bilgiyle nasıl ilişkili olduğuna dikkat et. Bu kullanımda ifade, örnek eklemek yerine yanlış bir izlenimi doğru bilgiyle değiştirir.

Alıştırma

“In fact, they were fossilized teeth” cümlesinde In fact ne işe yarar?

  1. Genel bir ifadeye örnek verir.
  2. Önceki bir düşünceyi düzeltir ve gerçek açıklamayı verir.
  3. Konuşanın emin olmadığını gösterir.
Cevabı göster

Önceki bir düşünceyi düzeltir ve gerçek açıklamayı verir.

Many belonging to a prehistoric species that would come to be called megalodon, Dilbilgisi

0:24

Çoğu, daha sonra megalodon olarak adlandırılacak olan tarih öncesi bir türe,

Dilbilgisi

would come to be called: geçmişten bakıldığında daha sonra yerleşen ad

Tarihsel anlatıda would come to be called, “daha sonra bu adla anılmaya başlandı” anlamına gelir. Would, geçmişteki bir noktadan anlatıcının gerçekleştiğini bildiği daha sonraki bir gelişmeye bakar; burada varsayım bildirmez. Come to be called, adın zaman içinde ortaya çıktığını veya kabul gördüğünü düşündürür. Bu, türün hikâyenin daha erken noktasında zaten bu adı taşıdığını söylemekten farklıdır.

Alıştırma

“Daha sonra bu adla tanınmaya başladı” anlamındaki ifadeyle tarihsel anlatımı tamamla: The small settlement ____ Rivergate.

Cevabı göster

would come to be called

the biggest shark to ever live. Dilbilgisi

0:29

gelmiş geçmiş en büyük köpekbalığına aitti.

Dilbilgisi

the biggest shark to ever live: gelmiş geçmiş en büyük köpek balığı

the biggest shark to ever live ifadesinde the biggest shark, en üstünlük derecesi içeren bir isim öbeğidir. shark sözcüğünden sonra gelen to ever live mastar yan cümlesi karşılaştırma grubunu belirler: herhangi bir dönemde yaşamış bütün köpek balıkları. the + en üstünlük derecesi + isim + to ever + fiilin yalın hâli şeklindeki kullanılabilir kalıp, birinin veya bir şeyin tarih boyunca o eylemi yapanların tümü arasında en yüksek ya da en düşük dereceye sahip olduğunu belirtir. Burada to amaç bildirmez.

Alıştırma

Hangi cümle, onun turnuva tarihinde sayı atmış diğer tüm oyunculardan daha genç olduğu anlamına gelir?

  1. She is a young player who hopes to score in the tournament.
  2. She is the youngest player to ever score in the tournament.
  3. She is the youngest player on the field right now.
Cevabı göster

She is the youngest player to ever score in the tournament.

So, what was it like when megalodon ruled the seas? Notlar

0:33

Peki, megalodon denizlere hükmederken dünya nasıldı?

Dilbilgisi

what was it like: bir durumun betimlenmesini istemek

What was it like ...? sorusunda like, sorunun bir durumu veya deneyimi betimlemeyi istemesini sağlar. Buradaki it, when megalodon ruled the seas ifadesinin belirttiği dönemdeki dünyayı veya genel koşulları geniş anlamda anlatır. Uygun bir cevap o dönemin koşullarını, tehlikelerini veya atmosferini betimler. Soru, bir şeyin adını ya da kimliğini sormaz.

Alıştırma

Bir arkadaşınız "What was it like to move to a new city?" diye soruyor. Hangi tür cevap en uygundur?

  1. Deneyimin ve nasıl hissettirdiğinin bir betimlemesi.
  2. Yalnızca şehrin adı.
  3. Yalnızca taşınmanın kesin tarihi.
Cevabı göster

Deneyimin ve nasıl hissettirdiğinin bir betimlemesi.

Deyimler

megalodon ruled the seas: üstünlüğü anlatan bir mecaz

Bu soruda megalodon ruled the seas, megalodonun okyanustaki en güçlü yırtıcılardan biri olduğu ve ekosisteminde üstün bir konumda bulunduğu anlamına gelir. Buradaki rule mecazdır; okyanusu bir kral ya da hükûmet gibi yönetmek anlamına gelmez. Yazarlar üstünlük fikrini canlı bir şekilde anlatmak için rule + yer veya alan yapısını kullanır. Bu ifade, ekolojik güçle ilgili bilimsel bir düşünceyi gözde canlandırılması kolay bir görüntüye dönüştürür.

Alıştırma

“For decades, the company ruled the market,” cümlesinde ruled the market ne anlama gelir?

  1. Pazara yeni girmişti.
  2. Pazarda üstün bir konumdaydı.
  3. Pazar için yasalar çıkarıyordu.
Cevabı göster

Pazarda üstün bir konumdaydı.

And what brought this formidable predator to extinction? Kalıp ifadeler

0:38

Ve bu korkutucu yırtıcıyı yok olmaya sürükleyen şey neydi?

Kalıp ifadeler

brought this formidable predator to extinction: neden-sonuç yapısı

Bring + nesne + to extinction, bir türün veya grubun tamamen yok olmasına neden olmak anlamına gelir. Burada brought geçmiş zaman biçimidir, this formidable predator nesnedir ve to extinction fiziksel bir varış noktasını değil, nihai sonucu belirtir. What, brought fiilinin öznesidir; dolayısıyla soru bu sonucu hangi nedenin ortaya çıkardığını sorar.

Alıştırma

Uyarıyı bring ... to extinction kullanarak tamamlayın: Severe habitat loss could ____ this species ____ extinction.

Cevabı göster

bring · to

Because their skeletons were cartilaginous, Kelime

0:42

İskeletleri kıkırdaktan oluştuğu için,

what remains of megalodons are mostly scattered clues, Notlar

0:44

megalodonlardan geriye kalanlar çoğunlukla dağınık ipuçlarıdır;

Kelime

cartilaginous: kıkırdaktan yapılmış

Cartilaginous, sert kemik yerine sağlam ama esnek bir doku olan kıkırdaktan yapılmış demektir. Bu cümlede sözcük, tam megalodon iskeletlerinin fosil olarak kalma ihtimalinin neden düşük olduğunu ve araştırmacıların neden yalnızca dağınık ipuçları bulduğunu açıklar.

Alıştırma

Bir biyoloji metninde cartilaginous skeleton çoğunlukla neden oluşur?

  1. Sert kemik
  2. Kıkırdak
  3. Kabuk
Cevabı göster

Kıkırdak

Dilbilgisi

Özne olarak what remains of megalodons

What remains of megalodons, isim gibi görev yapan bir yan cümledir. Daha açık söylemek gerekirse, what “geriye kalan şey veya şeyler”, remains ise “varlığını sürdürmek” anlamına gelen bir fiildir. Burada what bir soru oluşturmaz. Yan cümlenin tamamı cümlenin öznesidir. Bu yapı, geriye kalan malzeme veya kanıtlardan her birini tek tek saymadan söz etmeyi sağlar.

Alıştırma

Cümleyi what remains of yapısıyla tamamlayın: ____ the old theater will be preserved by the city.

Cevabı göster

What remains of

like some isolated vertebrae and lots of their enamel-protected teeth. Kelime

0:48

izole edilmiş birkaç omur ve mine ile korunan pek çok dişi gibi.

Deyimler

scattered clues: eksik fosil kanıtları

Bu cümlede scattered clues, birbirinden ayrı ve eksik fosil buluntularını anlatan bir mecazdır. Scattered, kanıtların tek ve eksiksiz bir örnek oluşturmaktan ziyade farklı kalıntılar arasında dağılmış olduğunu belirtir. Kalıntılara clues denmesi bilimsel araştırmayı bir soruşturma gibi gösterir: Her fosil bir çıkarımı destekleyebilir, ancak araştırmacıların sonuca varmadan önce parçaları bir araya getirmesi gerekir.

Alıştırma

Bu cümlede scattered clues fosil kanıtları hakkında ne anlatıyor?

  1. Birisi kanıtları bilerek saklamıştır.
  2. Kanıtlar eksiktir ve parçaların birleştirilmesi gerekir.
  3. Kanıtlar zaten eksiksiz bir tablo sunmaktadır.
Cevabı göster

Kanıtlar eksiktir ve parçaların birleştirilmesi gerekir.

Kelime

enamel-protected teeth: birleşik sıfat

Enamel-protected, teeth sözcüğünü niteleyen ve kısa çizgiyle bağlanan birleşik bir sıfattır. İsim + geçmiş zaman ortacı kalıbını izler: enamel korumayı neyin sağladığını, protected ise dişlerin durumunu belirtir. Bu bilimsel bağlamda ifade, sert dış katmanın daha yumuşak yapılar yok olduktan sonra dişlerin kalabilmesinin nedenlerinden biri olduğuna işaret eder.

Alıştırma

Birleşik sıfatı tamamlamak için protect fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanın: The paleontologist examined an enamel-____ tooth from the site.

Cevabı göster

protected

Like many sharks,

0:53

Çoğu köpekbalığı gibi,

megalodons could shed and replace thousands of teeth over the course of their lives. Kalıp ifadeler

0:54

megalodonlar da yaşamları boyunca binlerce diş döküp yenilerini çıkarabilirlerdi.

Kalıp ifadeler

shed and replace: iki aşamalı bir yenilenme süreci

Bu cümlede shed, ‘atmak’ değil, ‘doğal olarak dökmek veya kaybetmek’ anlamına gelir. Megalodonların eski dişleri doğal biçimde dökülür, ardından yeni dişler onların yerini alırdı; replace bu döngünün ikinci bölümünü adlandırır. shed ve replace eş görevli fiilleri thousands of teeth nesnesini paylaşır. Bu kısa yapı, eski bir şeyin kaybedilip yerine yenisinin geçtiği tekrarlanan bir yenilenme döngüsünü anlatır.

Alıştırma

Biyolojik süreci dersteki iki eylemli ifadeyle tamamlayın: Some sharks ____ worn teeth throughout their lives.

Cevabı göster

shed and replace

Kalıp ifadeler

over the course of their lives: yaşamın tamamını kapsayan zaman aralığı

over the course of their lives, tüm ifadenin zaman aralığını belirler. ‘Yaşamları boyunca’ anlamına gelir ve binlerce dişin bir defada değiştirilen miktar değil, ömür boyu biriken toplam olduğunu gösterir. over the course of + bir zaman aralığı yapısı, genellikle o dönem boyunca gelişen değişimi, tekrarı veya birikimi anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir toplamın uzun bir dönem boyunca yavaş yavaş biriktiğini en iyi gösterir?

  1. Over the course of his career, the photographer took thousands of pictures.
  2. Before his career, the photographer took thousands of pictures.
  3. At the end of his career, the photographer took thousands of pictures.
Cevabı göster

Over the course of his career, the photographer took thousands of pictures.

Interestingly,

0:59

İlginç bir şekilde,

some fossil sites harbor especially high numbers of small megalodon teeth. Kelime

1:00

bazı fosil alanları özellikle yüksek sayılarda küçük megalodon dişleri barındırır.

Kelime

harbor especially high numbers of: olağanüstü sayıda barındırmak

Burada harbor, “içermek veya barındırmak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Fosil alanları alışılmadık derecede çok sayıda küçük megalodon dişi içerir; harbor burada gemiler için korunaklı bir yeri anlatan “liman” ismi değildir. especially high numbers of ifadesinde especially, high sözcüğünü güçlendirir: miktar diğer alanlarla karşılaştırıldığında olağanüstü derecede büyüktür. Bu resmî yapı, özellikle kolayca görülemeyen bir şeyi içinde bulunduran bir yeri veya organizmayı anlatmak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

“These caves harbor especially high numbers of bats.” cümlesinde harbor especially high numbers of ne anlama gelir?

  1. Mağaralar işlek limanların yakınında bulunuyor.
  2. Mağaralar yakın zamanda çok sayıda yarasa kaybetti.
  3. Mağaralar olağanüstü derecede çok sayıda yarasa barındırıyor.
Cevabı göster

Mağaralar olağanüstü derecede çok sayıda yarasa barındırıyor.

Experts believe these were nurseries Kelime

1:06

Uzmanlar bunların,

that supported countless generations of budding megalodons. Kelime

1:09

sayısız nesil genç megalodonu destekleyen "kreşler" olduğuna inanıyor.

Kelime

nurseries: yavru hayvanların büyüdüğü yaşam alanları

Burada nurseries, yavru hayvanların beslenebildiği, barınabildiği ve büyüyebildiği doğal yaşam alanları anlamına gelir. Bu alanlar insan çocuklarına ayrılmış odalar değildi; uzmanlar genç megalodonların gelişirken buraları kullandığına inanıyor. Nursery sözcüğü her zaman genç canlıların büyümesini destekleme genel fikrini taşır. Sözcüğün bebekler veya çocuklarla, genç bitkilerle ya da buradaki gibi bir ekosistemdeki yavru hayvanlarla mı ilgili olduğunu bağlam gösterir.

Alıştırma

“The sheltered lagoon is a nursery for young rays.” cümlesinde nursery nedir?

  1. Genç bitkilerin yetiştirildiği veya satıldığı bir yer
  2. Bebeklere veya küçük çocuklara bakılan bir yer
  3. Yavru hayvanların beslenip büyüyebildiği bir yaşam alanı
Cevabı göster

Yavru hayvanların beslenip büyüyebildiği bir yaşam alanı

Kelime

countless generations of budding megalodons: gelişmekte olan sayısız megalodon nesli

Countless generations of, kolayca sayılamayacak kadar çok nesil demektir. Bu ifade, yaşam alanının çok uzun bir süre boyunca genç megalodonları nesiller boyu desteklediğini anlatır. Burada budding mecazidir. Genç ve hâlâ gelişmekte olan megalodonları betimler; üzerlerinde gerçekten bitki tomurcukları çıktığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: The academy trained generations of budding chefs. budding chefs kimlerdir?

  1. Aşçılık alanında gelişmeye yeni başlayan kişiler
  2. Aşçıların yeni yetiştirmeye başladığı bitkiler
  3. Çoktan emekli olmuş deneyimli aşçılar
Cevabı göster

Aşçılık alanında gelişmeye yeni başlayan kişiler

They grew up in sheltered and food-packed shallow waters Notlar

1:13

Korumalı ve yiyecek dolu sığ sularda büyürlerdi,

Öbek fiiller

grew up: genç bir evreden olgunluğa doğru büyümek

Grew up, grow up fiilinin basit geçmiş zaman biçimidir. Burada genç megalodonların erken bir aşamadan olgunluğa doğru geliştiğini anlatır. in ile başlayan edat grubu, onların nerede ve nasıl bir ortamda geliştiğini belirtir. Grow up hem insanlar hem de hayvanlar için doğal biçimde kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi grow up fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The rescued bear cubs ____ in a protected forest.

Cevabı göster

grew up

Kelime

sheltered and food-packed shallow waters: korunaklı ve yiyecek dolu sığ sular

Bu isim grubunda sheltered ve food-packed sözcüklerinin ikisi de shallow waters ifadesini niteler. Sheltered, suyun açıkta kalmak yerine korunaklı olduğunu anlatır; food-packed ise içinde çok miktarda kullanılabilir yiyecek bulunduğunu canlı bir biçimde belirtir. Yazar, bu niteleyicileri ismin önünde art arda kullanarak yaşam alanının iki avantajını —güvenlik ve bol yiyecek— kısa bir popüler bilim betimlemesinde toplar. food-packed içindeki kısa çizgi, iki sözcüğün tek bir sıfat gibi çalışmasını sağlar.

Alıştırma

sheltered and food-packed shallow waters ifadesi bu yaşam alanı hakkında ne anlatır?

  1. Korunaklıdır ve bol miktarda yiyecek içerir.
  2. Derindir, açıkta kalır ve neredeyse hiç yiyecek içermez.
  3. Yiyecek saklanmak üzere paketlendiği için sığdır.
Cevabı göster

Korunaklıdır ve bol miktarda yiyecek içerir.

before becoming unrivaled adult marine hunters. Kelime

1:16

rakipsiz yetişkin deniz avcıları olmadan önce.

Kelime

unrivaled adult marine hunters: rakipsiz yetişkin deniz avcıları

Unrivaled, eşi veya dengi olmayan anlamına gelir: söz konusu özellik bakımından hiçbir rakip o kişiyle ya da şeyle boy ölçüşemez. Burada yetişkinleri, başka avcıların eşleşemeyeceği deniz avcıları olarak güçlü biçimde niteler. Bu sözcük güçlü bir değerlendirme yapar; yakınlarında başka hayvanlar olmadan avlandıklarını kelimesi kelimesine söylemez. Karşılaştırma son derece güçlüyse unrivaled + isim yapısı kullanılabilir.

Alıştırma

unrivaled adult marine hunters ifadesinde unrivaled ne anlama gelir?

  1. Başka bir hayvanla hiç karşılaşmamışlardı.
  2. Avlanmayı öğrenmeye daha yeni başlamışlardı.
  3. Başka hiçbir avcı onlarla boy ölçüşemezdi.
Cevabı göster

Başka hiçbir avcı onlarla boy ölçüşemezdi.

Looking at the similarities with great white shark teeth, Anlatım akışı

1:20

Büyük beyaz köpekbalığı dişleriyle olan benzerliklere bakıldığında,

scientists estimate that megalodons might have stretched up to 20 m, Dilbilgisi

1:24

bilim insanları megalodonların boyunun 20 metreye kadar uzayabileceğini tahmin ediyor;

Anlatım akışı

Looking at the similarities...: tahminden önce kanıt sunmak

Baştaki -ing yan cümlesi Looking at..., bilim insanlarının tahminde bulunmadan önce hangi kanıtı incelediğini gösterir. Burada looking at yalnızca bir şeye gözlerini çevirmek değil, “incelemek veya dikkate almak” anlamındadır. Bu yan cümlenin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan scientists sözcüğüdür. Kanıtı önce vermek, “kanıttan sonuca” doğru bir bilgi akışı oluşturur: önce dişlerdeki benzerlik, sonra tahmin gelir. Bir yargıya nasıl varıldığını açıklarken bu yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Cümle başındaki Looking at the similarities... ifadesi hangi işlevi görür?

  1. Bilim insanlarının tahminine temel olan kanıtı sunar.
  2. Köpek balıklarının bilim insanlarını izlediğini söyler.
  3. Her megalodonun tam olarak 20 metre uzunluğunda olduğunu kanıtlar.
Cevabı göster

Bilim insanlarının tahminine temel olan kanıtı sunar.

Dilbilgisi

might have stretched up to 20 m: geçmişteki üst sınır için temkinli tahmin

might have stretched, doğrudan doğrulanamayan geçmişteki bir durum hakkında temkinli bir iddiada bulunmak için might have + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Burada stretched, uzunluğun belirli bir değere kadar “uzanması” anlamındadır; megalodonun ne kadar uzun olabileceğini anlatır, bedenini germe hareketini değil. up to 20 m bir üst sınır verir: 20 metre tahmin edilen en yüksek değerdir, her megalodonun boyu değildir. might have ve up to birlikte iki tür temkin ifade eder: geçmişe ilişkin belirsizlik ve kesin ölçüm yerine bir üst sınır.

Alıştırma

Hangi cümle geçmişteki olası bir üst sınır hakkında temkinli bir tahminde bulunur?

  1. The ancient tree definitely grew exactly 40 meters tall.
  2. The young tree might grow at least 40 meters next year.
  3. The ancient tree might have grown up to 40 meters tall.
Cevabı göster

The ancient tree might have grown up to 40 meters tall.

three times longer than great whites. Notlar

1:29

bu, büyük beyaz köpekbalıklarından üç kat daha uzun bir ölçü.

Dilbilgisi

three times longer than: amaçlanan oran ve belirsizlik

Bu cümlede three times longer than, bir uzunluğu büyük beyaz köpek balıklarının uzunluğuyla karşılaştırır. Kalıp çarpan + times + karşılaştırma sıfatı + than şeklindedir: three times + longer + than. Günlük bilim anlatımında veya medya İngilizcesinde genellikle toplam uzunluğun yaklaşık üç kat olduğunu ifade etmek için kullanılır. Kesin hesaplamalarda dikkatli olun: three times longer, %300 daha uzun şeklinde de okunabilir; bu durumda toplam uzunluk dört kat olur. 3:1 oranını açıkça belirtmek için three times as long as kullanın.

Alıştırma

Hangi cümle yeni köprünün toplam uzunluğunun eski köprünün tam üç katı olduğunu açıkça belirtir?

  1. The new bridge is three times as long as the old bridge.
  2. The new bridge is three times longer than the old bridge.
  3. The new bridge is three times long as the old bridge.
Cevabı göster

The new bridge is three times as long as the old bridge.

Kelime

great whites: great white sharks ifadesinin kısa biçimi

Burada great whites, great white sharks yani büyük beyaz köpek balıkları anlamına gelir. Great white bu köpek balığı türü için kullanılan yerleşik bir kısa addır; çoğul -s eki de cümlenin birden fazla köpek balığına veya genel olarak bu türün üyelerine gönderme yaptığını gösterir. Buradaki whites sözcüğü yalnızca beyaz renk anlamına gelmez. Hayvanların boyutlarının karşılaştırıldığı bağlam, düşürülmüş olan sharks sözcüğünü tamamlar.

Alıştırma

Bu hayvan boyutu karşılaştırmasında great whites ne anlama gelir?

  1. büyük beyaz nesneler
  2. beyaz dişli köpek balıkları
  3. great white sharks
Cevabı göster

great white sharks

And during their reign, Deyimler

1:32

Ve yaklaşık 20 milyon yıl önce başlayan

which began around 20 million years ago,

1:33

hükümdarlıkları boyunca,

Deyimler

during their reign: egemenlik dönemi için bir mecaz

Reign sözcüğü gerçek anlamıyla bir kralın veya kraliçenin hüküm sürdüğü dönemdir. Burada during their reign mecazdır: megalodonların güçlü yırtıcılar olarak denizlere egemen olduğu dönemi ifade eder. Krallık imgesi bilimsel anlatımı daha canlı kılar. Megalodonların bir hükümeti veya gerçek bir krallığı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı? Bu cümlede during their reign, megalodonların gerçek bir krallığı olduğu anlamına gelir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

megalodons lived just about everywhere, Kalıp ifadeler

1:36

megalodonlar hemen hemen her yerde yaşadılar;

Kalıp ifadeler

just about everywhere: neredeyse her yerde

Just about everywhere ifadesinde just about, “neredeyse” veya “hemen hemen” demektir. Everywhere sözcüğünün kesinliğini yumuşatır; bu nedenle tüm ifade, birkaç istisnaya yer bırakarak “neredeyse her yerde” anlamına gelir. Bir şeyin kelimenin tam anlamıyla her yerde bulunduğunu iddia etmeden çok geniş bir alanı vurgulamanın doğal bir yoludur.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “neredeyse her yerde” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After the parade, colorful paper was ____ along the main street.

Cevabı göster

just about everywhere

with individuals also potentially undertaking transoceanic migrations. Kelime

1:39

hatta bazı bireyler okyanus ötesi göçler bile gerçekleştirmiş olabilir.

Kelime

undertaking transoceanic migrations: okyanus aşırı göçü resmî biçimde ifade etmek

Bu ifadede undertaking, “gerçekleştirmek” veya “yürütmek”; transoceanic ise “bir okyanusu aşan” anlamına gelir. Dolayısıyla bireyler bir okyanusu aşan göçler gerçekleştirebilir. Undertake resmî bir fiildir ve burada ardından transoceanic migrations isim grubu gelir. Göçü kapsamlı bir faaliyet olarak sunması bilimsel anlatıma uygundur; bir hayvanın yolculuğu insanlar gibi bilinçli biçimde planladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede undertake, “kapsamlı ve planlı bir faaliyeti gerçekleştirmek” anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The scientists will undertake extremely careful.
  2. The scientists will undertake a sandwich before lunch.
  3. The scientists will undertake a detailed survey of the reef.
Cevabı göster

The scientists will undertake a detailed survey of the reef.

The world was warmer,

1:45

Dünya daha sıcaktı

and the ocean was brimming with life. Deyimler

1:46

ve okyanus yaşamla dolup taşıyordu.

Deyimler

was brimming with life: bolluğu canlı biçimde anlatmak

Brimming, gerçek anlamıyla bir kabın ağzına kadar dolu olmasını anlatır. the ocean was brimming with life ifadesinde okyanus dolu bir kap gibi tasvir edilir; dolayısıyla ifade, okyanusta bol miktarda etkin yaşam bulunduğu anlamına gelir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp be brimming with + isim şeklindedir. Life, ideas, confidence veya enthusiasm gibi isimlerle kullanıldığında canlı ve enerjik bir his katar.

Alıştırma

Cümleyi brimming with ifadesiyle tamamlayın: After the good news, Lena was ____ confidence.

Cevabı göster

brimming with

Otters and dugongs thrived in newly formed kelp forests, Kelime

1:49

Su samurları ve dugonglar yeni oluşan yosun ormanlarında gelişti

Kelime

thrive in newly formed kelp forests: yeni oluşan kelp ormanlarında gelişip çoğalmak

Thrived in newly formed kelp forests, hayvanların o yaşam alanında yalnızca bulunduğunu veya hayatta kaldığını değil, çok iyi gelişip çoğaldığını anlatır. in edatı, hayvanların gelişip çoğaldığı ortamı gösterir. newly formed, kelp forests ifadesini niteler ve bu ormanların yakın zamanda oluştuğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle kurbağaların yeni yaşam alanında özellikle iyi geliştiğini söylüyor?

  1. The frogs survived in the new habitat.
  2. The frogs lived in the new habitat.
  3. The frogs thrived in the new habitat.
Cevabı göster

The frogs thrived in the new habitat.

and baleen whales were at their most diverse. Kalıp ifadeler

1:53

ve balina kemikli balinalar çeşitliliklerinin zirvesindeydi.

Kalıp ifadeler

at their most diverse: çeşitliliklerinin en yüksek olduğu durumda

At their most diverse, “çeşitliliklerinin en yüksek olduğu durumda veya dönemde” anlamına gelir. Burada their, bir grup olarak balenli balinalara gönderme yapar; diverse ise bu grubun kendi içinde ne kadar çeşitli olduğunu anlatır. Yapı at + iyelik belirleyicisi + most + sıfat şeklindedir: at its busiest, at her happiest, at their strongest. Aynı kişinin, nesnenin veya grubun belirli bir zamanda ya da belirli koşullarda bir özelliğin zirvesine ulaştığı durumu gösterir.

Alıştırma

Özneye uygun iyelik biçimini ve zirve durum yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The garden is ____ in late spring.

Cevabı göster

at its most colorful

Megalodons had no shortage of high-energy edible options, Kalıp ifadeler

1:56

Megalodonların yüksek enerjili yiyecek seçenekleri konusunda hiçbir sıkıntısı yoktu

Kalıp ifadeler

had no shortage of: bolluğu vurgulamak

Had no shortage of, “çok miktarda vardı” veya “gereğinden de fazlası vardı” anlamına gelir. Bir şeyin bol olduğunu vurgulamak için shortage, yani “kıtlık veya eksiklik”, olumsuzlanır. Kalıp have, has ya da had no shortage of + isim öbeği biçimindedir. Burada megalodonların yiyebileceği yüksek enerjili pek çok şey bulunduğu, yiyeceğin kıt olmadığı anlatılır.

Alıştırma

Geçmiş zamandaki no shortage of ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: Even after two hours of discussion, the group ____ new ideas.

Cevabı göster

had no shortage of

and it seems they were ambitious eaters. Deyimler

2:00

ve öyle görünüyor ki hırslı yiyicilerdi.

Deyimler

ambitious eaters: eğlenceli kişileştirme

Ambitious genellikle zor veya etkileyici bir şeyi amaçlayan bir kişiyi tanımlar. Hayvanlara ambitious eaters demek, insana ait bu özelliği beslenmeye aktarır ve alışılmadık derecede cesur bir iştahı ya da beslenme davranışını mizahi biçimde anlatır. Bu, hayvanların bilinçli insan hedefleri olduğunu söyleyen bir iddia değil, eğlenceli bir kişileştirmedir. Popüler bilimde bu tür ifadeler anlatımı canlı kılabilir, ancak kesin bir bilimsel terim işlevi görmez.

Alıştırma

Ambitious eaters bu cümlede nasıl bir işlev görüyor?

  1. Beslenme davranışlarını alışılmadık derecede cesurmuş gibi eğlenceli biçimde sunar.
  2. Kesin bir bilimsel sınıflandırma görevi görür.
  3. Hayvanlara insana özgü kariyer hedefleri verir.
Cevabı göster

Beslenme davranışlarını alışılmadık derecede cesurmuş gibi eğlenceli biçimde sunar.

Generally, as carnivores consume protein-rich meat, Dilbilgisi

2:03

Genelde, etoburlar protein açısından zengin et tükettikçe,

certain nitrogen isotopes accumulate in their tissues, Kelime

2:06

bazı nitrojen izotopları dokularında birikir;

Kelime

accumulate in their tissues: bir yerde zamanla birikmek

Accumulate in their tissues, “vücut dokularının içinde zamanla birikmek” anlamına gelir. İzotoplar öznedir; in ise birikmenin gerçekleştiği yeri belirtir. Accumulate, miktarın veya yoğunluğun zaman içinde arttığını ifade eder. be present in ifadesinden daha güçlüdür: Bir şey bir yerde bulunabilir, ancak miktarı artmaya devam etmeyebilir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz iki sözcüklü bilimsel eş dizimle tamamlayın: Certain chemicals can ____ body tissues over time.

Cevabı göster

accumulate in

including the enamel of their teeth.

2:10

dişlerinin minesi de dahil.

Dilbilgisi

as carnivores consume...: as ile süreç arka planı kurmak

Buradaki as, “...iken” ya da “bu süreç gerçekleşirken” anlamındadır. as yan cümlesi ana ifadenin süreç arka planını verir: Etçiller et tüketir ve bu beslenme süreci devam ederken azot izotopları birikir. Başka cümlelerde as “çünkü” anlamına gelebilir, ancak burada temel anlam bu değildir. Ayrıca ardından carnivores consume... şeklinde tam bir yan cümle geldiği için “etçil olarak” anlamına da gelmez.

Alıştırma

Örnek cümlede as sözcüğünün temel işlevi nedir?

  1. Etçilleri protein açısından zengin etle doğrudan karşılaştırır.
  2. Et tüketimini izotop birikiminin süreç arka planı olarak sunar.
  3. Etçillerin et rolü yaptığını ifade eder.
Cevabı göster

Et tüketimini izotop birikiminin süreç arka planı olarak sunar.

Analyzing megalodon teeth, Anlatım akışı

2:13

Bilim insanları megalodon dişlerini analiz ederek,

scientists confirmed they were apex predators that not only ate large prey species, Notlar

2:15

sadece büyük av türlerini değil,

Anlatım akışı

Analyzing megalodon teeth: yöntemi önce sunan bir -ing öbeği

Analyzing megalodon teeth, cümlenin başında kullanılan -ing biçimli bir yan öbektir. Ana cümledeki sonuca hangi yöntemle ulaşıldığını gösterir: Bilim insanları dişleri inceledi ve ardından hayvanlarla ilgili bir bilgiyi doğruladı. Yöntemin önce verilmesi, bilgiyi “yöntem → bulgu” sırasına koyar. Analyzing eyleminin söylenmeyen öznesi ana cümlenin öznesi scientists'tır; bu yüzden dişler analizi yapan değil, analiz edilen şeydir.

Alıştırma

Cümlenin başındaki Analyzing megalodon teeth öbeğinin görevi nedir?

  1. Yöntemle ilgisi olmayan ikinci bir bulgu verir.
  2. Bulguyu söylemeden önce kullanılan yöntemi verir.
  3. Dişlerin analizi yaptığını söyler.
Cevabı göster

Bulguyu söylemeden önce kullanılan yöntemi verir.

Kelime

apex predators: besin ağının tepesindeki yırtıcılar

Apex predators, bir besin ağının en üstünde veya en üstüne yakın yerde bulunan yırtıcılardır. Yetişkin bireylerin o ekosistemde genellikle onları düzenli olarak avlayan doğal avcıları yoktur. Burada apex, ekolojik sıralamadaki en yüksek noktayı ifade eder. Bu terim, bir yırtıcının beslenme ilişkilerindeki konumunu anlatır; yalnızca büyüklüğünü, gücünü veya insanlar için ne kadar tehlikeli olduğunu anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki iki sözcüklü ekoloji terimiyle tamamlayın: As an adult, the tiger has no regular natural predators and is an ____ in its ecosystem.

Cevabı göster

apex predator

but also other predators,

2:22

diğer yırtıcıları

Dilbilgisi

not only ... but also ... ile ikinci noktayı güçlendirme

Not only ... but also ... birbiriyle ilişkili iki bilgiyi bağlar ve ikinci bilgiyi eklenen, daha güçlü bir adım gibi gösterir. Burada ilk av grubu büyük av türleridir; daha çarpıcı ek bilgi ise diğer yırtıcılardır. Ate fiilinin anlamı ikinci bölümde de devam eder; bu yüzden but also other predators, but also ate other predators anlamına gelir. Tekrarlanan fiilin atılması cümleyi kısa tutarken ikili yapı iki nesneyi açıkça düzenler.

Alıştırma

not only ... but also yapısını tamamlayın: The camera ____ records video ____ takes clear photos.

Cevabı göster

not only · but also

perhaps even each other. Anlatım akışı

2:24

ve belki de birbirlerini bile yiyen en üst düzey yırtıcılar olduklarını doğruladılar.

Anlatım akışı

perhaps even each other: belirsizlik ve kademeli vurgu

Perhaps son iddiayı doğrulanmış bir gerçek değil, bir olasılık olarak gösterirken even onu listedeki en şaşırtıcı adım olarak öne çıkarır. Perhaps even birlikte kullanıldığında, dizi kesinlik iddiasında bulunmadan çarpıcı bir fikirle biter. Each other, aynı grubun üyelerinin eylemi birbirlerine yaptığını gösterir. Önceki yan cümledeki ate fiili burada da anlaşılır; dolayısıyla parça, onların belki birbirlerini bile yediği anlamına gelir. Bu kısa ek, son olasılığı daha belirgin kılar.

Alıştırma

Bu kapanışta perhaps even nasıl bir etki yaratır?

  1. Kesin olduğunu iddia etmeden daha şaşırtıcı bir olasılık sunar.
  2. Son olasılığın kesinlikle gerçekleştiğini kanıtlar.
  3. Son ögenin önceki ögelerden daha önemsiz olduğunu gösterir.
Cevabı göster

Kesin olduğunu iddia etmeden daha şaşırtıcı bir olasılık sunar.

In addition to megalodon's teeth, Kalıp ifadeler

2:27

Megalodon dişlerinin yanı sıra,

researchers have access to one exceptionally well-preserved spinal column Notlar

2:29

araştırmacılar, olağanüstü derecede iyi korunmuş bir omurga sütununa erişime sahip;

Kalıp ifadeler

In addition to: Bir Öğe Daha Eklemek

In addition to, “…-e ek olarak” veya “… yanında” anlamına gelir. Bu cümlede araştırmacılar dişleri kanıt olarak inceleyebildikleri gibi iyi korunmuş bir omurgayı da inceleyebilir; ifade, iki kanıt türünün de dâhil olduğunu gösterir. Yapı in addition to + isim, zamir veya -ing biçimidir. Yeni bir öğeyi daha önce ele alınan bilgiye bağlar.

Alıştırma

Hangi cümle, raporun fotoğrafların yanında görüşmeleri de ek bir kaynak olarak kullandığını anlatır?

  1. Because of photographs, the report uses interviews.
  2. In addition to photographs, the report uses interviews.
  3. Instead of photographs, the report uses interviews.
Cevabı göster

In addition to photographs, the report uses interviews.

Kalıp ifadeler

have access to: Bir Şeyi Kullanabilmek veya Elde Edebilmek

Have access to, bir şeye ulaşabilmek, onu kullanabilmek, elde edebilmek veya inceleyebilmek ya da bunları yapma iznine sahip olmak anlamına gelir. Burada araştırmacılar omurgayı inceleyebilir; cümle onun sahibi olduklarını söylemez. Yapı have access to + isim öbeğidir. Bu ifadede access isim, to ise edattır.

Alıştırma

Hangi cümle, arşivin araştırmacılara ait olduğunu söylemeden onu kullanma izinleri veya imkânları olduğunu belirtir?

  1. The researchers built an entrance to the archive.
  2. The researchers own the archive.
  3. The researchers have access to the archive.
Cevabı göster

The researchers have access to the archive.

Kelime

olağanüstü iyi korunmuş omurga

İfadenin ana ismi spinal column olup sırtta birbirine bağlı omurlardan oluşan omurgayı belirtir. Well-preserved, omurganın hâlâ çok iyi durumda olduğunu anlatır; exceptionally ise bu niteliği güçlendirerek “alışılmadık derecede” veya “olağanüstü ölçüde” anlamını katar. Bilimsel yazılarda veya müze açıklamalarında bu ifade, eski bir örneğin özgün biçimini özellikle yararlı kanıtlar sunacak kadar koruduğunu gösterir. Well-preserved içindeki kısa çizgi, iki sözcüğün spinal column önünde tek bir sıfat olarak birlikte çalıştığını gösterir.

Alıştırma

“an exceptionally well-preserved spinal column” ifadesinde exceptionally well-preserved neyi belirtir?

  1. Omurga alışılmadık derecede hızlı keşfedilmiştir.
  2. Omurga alışılmadık derecede çok sayıda kemik içerir.
  3. Omurga alışılmadık derecede iyi durumda kalmıştır.
Cevabı göster

Omurga alışılmadık derecede iyi durumda kalmıştır.

that comprises 141 vertebrae of a 46-year-old megalodon. Kelime

2:34

bu, 46 yaşındaki bir megalodona ait 141 omurdan oluşuyor.

Kelime

comprises 141 vertebrae: 141 omuru içerir

Comprises, “parçaları olarak içerir” anlamına gelir. That comprises 141 vertebrae ifadesindeki ilgi cümleciği spinal column ifadesini açıklar: bütün olan spinal column öznedir, 141 vertebrae ise parçaları doğrudan nesne olarak belirtir. Yeniden kullanılabilecek kalıp whole + comprise(s) + parts şeklindedir. Comprise, resmî bilimsel, teknik ve betimleyici metinlerde yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi comprise fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The research collection ____ 200 labeled samples.

Cevabı göster

comprises

A 3D model of the megalodon's body

2:40

Megalodonun vücudunun 3 boyutlu modeli,

suggests that its stomach could reach volumes of almost 10,000 L, Notlar

2:43

midesinin neredeyse 10.000 litrelik bir hacme ulaşabileceğini

Kalıp ifadeler

suggests that ile temkinli bir çıkarım sunma

Bu cümlede suggests that, bir modelden veya başka kanıtlardan çıkarılan sonucu tanıtır. “Bunun muhtemelen doğru olduğunu gösterir” anlamındadır; “birine bir şey yapmasını önerir” anlamına gelmez. suggests fiili iddiayı temkinli tutar: kanıt tahmini destekler, ancak onu kesin bir gerçek olarak ortaya koymaz. Bu yapı, verilerin, modellerin veya gözlemlerin neye işaret ettiğini açıklarken sık kullanılır.

Alıştırma

Bir bilim raporunda “The model suggests that the planet has an ocean” ne anlatır?

  1. Model sonucu hiçbir kuşkuya yer bırakmadan kanıtladı.
  2. Model sonucu destekliyor, ancak sonuç kesin değil.
  3. Model gezegene bir eylemde bulunmasını öneriyor.
Cevabı göster

Model sonucu destekliyor, ancak sonuç kesin değil.

Kelime

could reach volumes of almost 10,000 L ile tahminî kapasiteyi ifade etme

Burada reach ölçülen bir düzeyi anlatır: midenin kapasitesi yaklaşık 10.000 litreye kadar çıkabilir. Bir yere doğru hareket edip varmayı anlatmaz. Could, bu sayının bir olasılık veya tahmin olduğunu belirtir; almost ise miktarın 10.000 litrenin altında ancak ona yakın olduğunu gösterir. Bu kalıpta reach, ölçülebilen bir şeyi yüksek veya en yüksek değerle ilişkilendirir.

Alıştırma

Hangi cümle, tankların tahminî en yüksek kapasitesinin 2.000 litrenin biraz altında olduğunu söyler?

  1. The tanks could reach volumes of more than 2,000 liters.
  2. The tanks could travel to volumes of almost 2,000 liters.
  3. The tanks could reach volumes of almost 2,000 liters.
Cevabı göster

The tanks could reach volumes of almost 2,000 liters.

big enough to fit an entire orca. Dilbilgisi

2:48

ve bütün bir orkayı sığdıracak kadar büyük olduğunu gösteriyor.

Dilbilgisi

big enough to fit: sıfat + enough + to + fiil

Big enough to fit, sıfat + enough + to + fiilin yalın hâli kalıbını izler. Boyutun, bir şeyin içine sığmasını sağlayacak düzeye ulaştığını anlatır. Enough, big sözcüğünden sonra gelir; to ile başlayan bölüm ise mümkün olan sonucu belirtir. Buradaki fit, “yer olmak” veya “içine almak” anlamındadır; “birine uygun beden ya da biçimde olmak” anlamında değildir. Bu kalıp strong enough to lift it ve clear enough to read örneklerindeki gibi başka sıfatlarla da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi tek sözcükle tamamlayın: The suitcase is big ____ to fit all our clothes.

Cevabı göster

enough

Reconstructing their jaws, Anlatım akışı

2:52

Araştırmacılar çenelerini yeniden inşa ederek,

researchers think megalodons could eat a now-extinct 7-m sperm whale Kelime

2:54

megalodonların şu an soyu tükenmiş 7 metrelik bir ispermeçet balinasını

Anlatım akışı

Reconstructing their jaws, ...: sonuçtan önce yöntem

Baştaki -ing cümleciği Reconstructing their jaws, araştırma eylemini önce verir. Ardından researchers think ile başlayan ana cümle araştırmacıların sonucunu sunar. Burada çeneleri yeniden oluşturmak, bu sonucu destekleyen yöntemdir. Yöntemi öne alan bu sıralama, sonucu belirtmeden önce ona nasıl ulaşıldığını gösterir. reconstructing eylemini yapanlar da ana cümlenin öznesi olan researchers grubudur.

Alıştırma

“Reconstructing their jaws,” cümlede hangi görevi görür?

  1. Araştırmacıların sonucundan önce yöntemi veya dayanağı verir.
  2. Çenelerin kendi kendilerini yeniden oluşturduğunu söyler.
  3. Araştırmacıların reddettiği bir sonucu ortaya koyar.
Cevabı göster

Araştırmacıların sonucundan önce yöntemi veya dayanağı verir.

Kelime

now-extinct 7-m sperm whale: üst üste gelen niteleyicileri çözümleme

Bu isim öbeğinin ana unsuru sperm whale ifadesidir. Önündeki sözcükler iki açıklamayı üst üste getirir: now-extinct, bu balina türünün bugün artık var olmadığını; 7-m ise uzunluğunun yedi metre olduğunu belirtir. Yoğun isim önü niteleyicilerini çözmek için sağdaki ana isimden başlayın ve sola doğru ilerlerken bilgileri ekleyin: bir ispermeçet balinası, yedi metrelik bir ispermeçet balinası ve son olarak günümüzde soyu tükenmiş bir türe ait olanı. Bu sıkıştırılmış yapı bilim ve haber metinlerinde yaygındır.

Alıştırma

a now-extinct 7-m sperm whale neyi anlatır?

  1. Günümüzde artık var olmayan bir türe ait yedi metre uzunluğunda bir ispermeçet balinası
  2. Yaşayan, yedi metre uzunluğunda bir ispermeçet balinası
  3. Yedi milyon yıl önce yaşamış, soyu tükenmiş bir ispermeçet balinası
Cevabı göster

Günümüzde artık var olmayan bir türe ait yedi metre uzunluğunda bir ispermeçet balinası

in as few as four bites. Kalıp ifadeler

2:59

sadece dört ısırıkta yiyebileceğini düşünüyorlar.

Kalıp ifadeler

in as few as four bites: şaşırtıcı derecede küçük bir sayıyı vurgulama

In as few as four bites, eylemin yalnızca dört ısırıkla tamamlanabileceği anlamına gelir. In, tamamlamak için gereken ısırık sayısını belirtirken as few as, four sayısını şaşırtıcı derecede düşük olası bir sayı olarak vurgular. Düşük olası sayıyı vurgulamak için as few as + sayı + çoğul sayılabilen isim yapısını kullanın: as few as three steps. Bu yapı sonucun her zaman tam olarak dört olduğunu söylemez; dört tanenin yeterli olabileceğini belirtir.

Alıştırma

Şaşırtıcı derecede küçük bir sayı için as ... as kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The robot can be built in ____ six steps.

Cevabı göster

as few as

And the fossilized bones of ancient cetaceans do indeed show evidence of megalodon bite marks, Dilbilgisi

3:01

Ve antik deniz memelilerinin fosilleşmiş kemikleri gerçekten de megalodon ısırık izlerinin kanıtlarını gösteriyor,

Dilbilgisi

do indeed show evidence of: do ile vurgu

Bu olumlu cümlede do, soru işareti değil, vurgu yapan bir yardımcı fiildir. Indeed onaylamayı daha da güçlendirir; bu nedenle do indeed show evidence of, fosilleşmiş kemiklerin ısırık izlerine dair gerçekten kanıt sunduğu anlamına gelir. Vurgu amaçlı do’dan sonra fiilin yalın hâli kullanılır: do show doğrudur, do shows değildir. Bu yapı, şüpheyle karşılanabilecek veya az önce ele alınmış bir iddiayı kesin biçimde doğrulamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Kanıtı güçlü biçimde doğrulamak için cümleyi do indeed show evidence of ile tamamlayın: The records ____ repeated flooding.

Cevabı göster

do indeed show evidence of

including some that healed over, Öbek fiiller

3:07

iyileşmiş olan bazıları da dahil;

confirming that megalodons pursued live prey. Notlar

3:09

bu da megalodonların canlı av peşinde koştuğunu doğruluyor.

Anlatım akışı

confirming that: kanıtı bir sonuca bağlamak

Confirming that, hemen önce verilen kanıtın desteklediği sonucu açıklar. Burada iyileşmiş ısırık izleri gözlemdir; that yan cümlesi ise megalodonların hâlâ canlı olan hayvanları avladığı sonucunu belirtir. Dil bilgisi açısından confirming, önceki cümleciğe bağlanan bir şimdiki zaman ortacı ekidir. Bu kısa yapı, önce kanıtı sunup ardından kanıtın neyi doğruladığını açıklamayı sağlar.

Alıştırma

Confirming that bu cümlede ne yapıyor: The backup opened correctly, confirming that the file was not damaged?

  1. Önceki sonucu, onun desteklediği sonuca bağlar.
  2. Sonuçla ilgisi olmayan ayrı bir hikâye başlatır.
  3. Sonucun reddedildiğini gösterir.
Cevabı göster

Önceki sonucu, onun desteklediği sonuca bağlar.

Öbek fiiller

healed over: yaranın yüzeyden kapanması

Healed over, heal over öbek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bir yaranın veya hasarlı bölgenin, yüzeyinde yeni doku oluşmasıyla kapanması anlamına gelir. Buradaki over fiilin bir parçasıdır; 'yukarıda' anlamına gelen ayrı bir yer ifadesi değildir. Burada fosil kayıtlarındaki bazı ısırık yaralarını anlatır. Yaraların iyileşmiş olması, hayvanların toparlanacak kadar uzun süre hayatta kaldığını gösterir ve megalodonların canlı avlara saldırdığı fikrini destekler.

Alıştırma

'Yüzeyi kapanarak iyileşti' anlamındaki geçmiş zamanlı öbek fiili kullanın: After a week, the small cut ____ completely.

Cevabı göster

healed over

Kelime

pursued live prey: canlı avların peşine düştü

Pursued live prey, yakalamak amacıyla canlı hayvanları etkin biçimde takip etmek veya kovalamak anlamına gelir. Bu bağlamda, zaten ölmüş hayvanlarla beslenmekten farklı olarak aktif avlanmayı gösterir. Pursued, pursue fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve chased sözcüğünden daha resmîdir. Live, prey sözcüğünden önce gelen ve “canlı” anlamına gelen bir sıfattır; burada “ikamet etmek” veya “canlı yayın” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle şahinin canlı hayvanları kovaladığını doğal biçimde ifade eder?

  1. The falcon's prey appeared in a live broadcast.
  2. The falcon pursued live prey.
  3. The falcon lived near its prey.
Cevabı göster

The falcon pursued live prey.

But if megalodons were so powerful, Anlatım akışı

3:14

Peki ama megalodonlar bu kadar güçlüyse,

why did they go extinct? Kalıp ifadeler

3:16

neden soyları tükendi?

Anlatım akışı

But if ..., why did ...?: karşıtlık kuran soru

But if ..., why did ...? bir öncülü, onunla çelişiyor gibi görünen bir sonuçla yan yana getirir. Burada çok güçlü olmaları, megalodonların hayatta kalacağı beklentisini doğururken why did artık açıklanması gereken sonucu ortaya koyar. Bu soru, bilgiyi megalodonların gücünü anlatmaktan yok oluşlarının nedenini araştırmaya yönlendirir. if yan cümlesi burada esas olarak geleceğe ilişkin bir koşul kurmaz; soruyu bir bilmece gibi çerçevelemek için öncülü geçici olarak kabul eder.

Alıştırma

Örnekte But if ..., why did ...? yapısı ne işe yarıyor?

  1. Megalodonların gücüne ilişkin başka bir örnek verir.
  2. Önceki iddiayı açıklama gerektiren bir bilmeceye dönüştürür.
  3. Megalodonların güçlü olmadığını kanıtlar.
Cevabı göster

Önceki iddiayı açıklama gerektiren bir bilmeceye dönüştürür.

Kalıp ifadeler

go extinct: “bir hâle gelmek” anlamındaki go

go extinct ifadesinde go, “bir yere gitmek” değil, “bir hâle gelmek” veya “yeni bir duruma girmek” anlamındadır. İfade, bir türün ya da popülasyonun artık var olmadığı duruma gelmesini anlatır. Bu durum değişikliği kalıbı go missing, go quiet ve go wrong gibi ifadelerde de görülür. Soruda geçmiş zaman işaretini did taşıdığı için ana fiil yalın hâlde kalır: did they go extinct denir, did they went extinct denmez.

Alıştırma

Koruma uyarısını hedef ifadeyle tamamlayın: Without protection, this species could ____.

Cevabı göster

go extinct

It seems there were a few contributing factors. Kalıp ifadeler

3:18

Görünüşe göre katkıda bulunan birkaç faktör vardı.

Kalıp ifadeler

contributing factors: bir sonucun arkasındaki etkenler

Bu cümlede contributing factors, sonucun ortaya çıkmasına katkı sağlayan etkenler demektir. Bir etken tek başına sonucu doğurmaya yetmese bile contributing factor olabilir. Çoğul a few contributing factors ifadesi, konuşanın sonucu tamamen açıklayan tek bir neden değil, birden fazla etki olduğunu düşündüğünü gösterir.

Alıştırma

“There were a few contributing factors.” cümlesinde contributing factors ne anlama gelir?

  1. Birkaç kişi yararlı bağışlarda bulundu.
  2. Birkaç etken sonucun ortaya çıkmasına katkıda bulundu.
  3. Tek bir neden sonucu tamamen açıklıyor.
Cevabı göster

Birkaç etken sonucun ortaya çıkmasına katkıda bulundu.

By the time they disappeared around 3 and 1/2 million years ago, Dilbilgisi

3:21

Yaklaşık 3,5 milyon yıl önce ortadan kaybolduklarında,

the global climate had cooled,

3:25

küresel iklim soğumuş,

Dilbilgisi

By the time ... the global climate had cooled: geçmişteki iki olayın sırası

By the time, geçmişteki daha sonraki bir zamanı, yani onların ortadan kaybolduğu zamanı belirtir. Simple past biçimindeki disappeared bu referans noktasını kurar. The global climate had cooled, bu noktadan daha geriye bakmak için past perfect yapısını, yani had + past participle biçimini kullanır. Soğumanın daha önce gerçekleştiğini ve o zamana gelindiğinde iklimin zaten daha soğuk olduğunu anlatır. Kullanışlı kalıp By the time + simple past, ... had + past participle biçimindedir.

Alıştırma

Cümleyi close fiilinin iki kelimelik past perfect biçimiyle tamamlayın: By the time we reached the library, it ____ for the day.

Cevabı göster

had closed

causing more glaciers to form and the sea level to drop. Notlar

3:27

daha fazla buzulun oluşmasına ve deniz seviyesinin düşmesine neden olmuştu.

Dilbilgisi

causing more glaciers to form: sonuç bildiren -ing yan cümlesi

Causing, -ing biçimli bir sonuç yan cümlesi başlatır. Önceki durumun tamamına bağlanır ve bu durumun hangi sonucu doğurduğunu anlatır; yeni bir ana olay başlatmaz. Bu sonuç yan cümlesinde cause + object + to-infinitive kalıbı kullanılır: more glaciers etkilenen nesnedir, to form ise ortaya çıkan değişimi belirtir. Bu kısa yapı, neden-sonuç zincirlerini açıklarken yaygındır.

Alıştırma

Sonuç yan cümlesini cause sözcüğünün doğru -ing biçimiyle tamamlayın: The temperature stayed below freezing, ____ more ice to form.

Cevabı göster

causing

Kalıp ifadeler

the sea level to drop: cause + object + to-infinitive kalıbı

The sea level to drop, causing tarafından yönetilen ikinci object + to-infinitive sonucudur. more glaciers to form ile eş görevli olarak bağlanmıştır; bu nedenle causing iki sonuç için de geçerlidir ve ikinci sonucun önünde tekrarlanmaz. Drop burada yükseklik veya ölçülen seviye azalmak anlamındaki geçişsiz bir fiildir. Yeniden kullanılabilecek kalıp cause + object + to-infinitive yapısıdır; cause the water level to drop bunun bir örneğidir.

Alıştırma

Cümleyi drop sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: The drought caused the reservoir level ____.

Cevabı göster

to drop

This dried up many coastal habitats, Öbek fiiller

3:31

Bu birçok kıyı habitatını kuruttu,

Öbek fiiller

dried up: suyun veya bir kaynağın tükenmesi

Dry up, mevcut suyun tamamını veya neredeyse tamamını kaybetmek ya da ıslak bir şeyin suyunu kaybetmesine neden olmak demektir. Bu cümlede özne olan This nedeni belirtir ve dried up geçişlidir: birçok kıyı habitatının ihtiyaç duyduğu suyu kaybetmesine ve yok olmasına ya da habitat işlevini yitirmesine neden olmuştur. Bu öbek fiil, The lake dried up. örneğindeki gibi geçişsiz de olabilir. Ayrıca para, malzeme, iş veya fırsatlar artık mevcut olmadığında mecaz anlamda kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi dry up öbek fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After months without rain, the lake ____ completely.

Cevabı göster

dried up

meaning some of the world's most resource-rich marine sites were lost. Kelime

3:33

yani dünyanın en kaynak zengini deniz alanlarından bazıları kaybedildi.

Kelime

most resource-rich marine sites: kısa ve birleşik bir sıfat

Ana isim sites kelimesidir. Marine bunların ne tür alanlar olduğunu belirtirken resource-rich, çok veya bol kaynağa sahip olmak demektir. Most, resource-rich ifadesini üstünlük derecesine dönüştürür; dolayısıyla bu ifade dünyada kaynakların en bol olduğu deniz alanlarından bazılarını anlatır. Resource-rich, resource ismi ile rich sıfatından oluşan birleşik bir sıfattır. Kısa çizgi, iki kelimenin sites önünde birlikte tek bir niteleyici olarak çalıştığını gösterir ve marine sites that are rich in resources ifadesini daha kısa bir yapıya sıkıştırır. Bu özlü yapı bilim ve haber yazılarında yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi rich in resources anlamına gelen kısa çizgili sıfatla tamamlayın: The survey identified a ____ coastal zone.

Cevabı göster

resource-rich

About a third of all marine megafauna eventually went extinct, Notlar

3:38

Deniz megafaunasının yaklaşık üçte biri sonunda yok oldu,

Dilbilgisi

About a third of all: bütün grubun yaklaşık üçte biri

about + kesir + of all + isim öbeği kalıbı, bir grubun tamamı içindeki tahmini oranı belirtir. About sayının yaklaşık olduğunu, a third üç eşit parçadan birini ifade eder; of all marine megafauna ise ölçülen grubun tamamını gösterir. Buradaki ifade, her bir hayvanın üçte biri değil, bir grup olarak deniz megafaunasının yaklaşık %33’ü anlamına gelir. Oran + of + grup yapısını gördüğünüzde önce oranı, ardından bu oranın uygulandığı grubu belirleyin.

Alıştırma

Cümleyi About ile başlayıp all ile biten ve “tüm gruptaki yaklaşık her üç öğeden biri” anlamına gelen beş kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____ the library books are checked out.

Cevabı göster

About a third of all

Kelime

Marine megafauna: çok büyük okyanus hayvanları

Marine megafauna, okyanusta yaşayan veya okyanusa bağımlı çok büyük hayvanlar için kullanılan bir ekoloji terimidir. Marine denizle ilgili demektir, mega- büyük boyutu belirtir, fauna ise bir yerin, ortamın ya da dönemin hayvan topluluğudur. Bu ifade tek bir türü ya da yalnızca memelileri değil, geniş bir kategoriyi adlandırır. Bu cümlede marine megafauna, yok oluş ifadesinde sayılan hayvan kategorisinin tamamıdır.

Alıştırma

Bir ekoloji yazısında marine megafauna neyi ifade eder?

  1. Okyanustaki tüm canlılar
  2. Yalnızca balinalar ve yunuslar
  3. Okyanusla ilişkili çok büyük hayvanlar
Cevabı göster

Okyanusla ilişkili çok büyük hayvanlar

Kalıp ifadeler

went extinct: yok olma durumuna geçmek

Went extinct, go extinct ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bu yapıda go, “bir yere gitmek” değil, “olmak” veya “yeni bir duruma geçmek” anlamına gelir; extinct ise yaşayan hiçbir üyenin kalmadığı sonuç durumudur. Cümlede eventually, yok oluşu zaman içinde ilerleyen bir sürecin nihai sonucu olarak sunar. İfade, sayılan deniz hayvanı grupları veya türleri için kullanılır; tek tek hayvanların ölümünü anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi go extinct ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: This bird ____ in the nineteenth century.

Cevabı göster

went extinct

so fewer prey species were available.

3:41

bu yüzden mevcut av türleri azaldı.

And megalodons already faced high energetic demands because of their size Kalıp ifadeler

3:44

Ve megalodonlar, boyutları nedeniyle zaten yüksek enerji talepleriyle karşı karşıyaydı;

Kalıp ifadeler

faced high energetic demands: büyük enerji gereksinimlerine sahip olmak

Faced high energetic demands, “çok büyük enerji gereksinimlerini karşılamak zorundaydı” anlamına gelir. Face burada “zor bir koşulu yaşamak veya onunla başa çıkmak” anlamına gelen geçişli bir fiildir; high ise gereksinimlerin düzeyini belirtir. Burada energetic, “enerjik” veya “hevesli” değil, teknik anlamıyla “enerjiyle ilgili” demektir. Büyük bedenleri nedeniyle megalodonlar normal etkinliklerini ve vücut işlevlerini sürdürmek için çok fazla enerjiye ihtiyaç duyuyordu.

Alıştırma

Bu cümlede faced high energetic demands ne anlama gelir?

  1. başkalarından son derece enerjik davranmalarını istediler
  2. büyük bir hevesle davrandılar
  3. büyük enerji gereksinimlerini karşılamak zorundaydılar
Cevabı göster

büyük enerji gereksinimlerini karşılamak zorundaydılar

and the mechanism they likely used to regulate their body temperature, Kelime

3:49

ve vücut ısılarını düzenlemek için kullandıkları muhtemel mekanizma nedeniyle,

Kelime

vücut sıcaklıklarını düzenlemek

Bu cümlede regulate their body temperature, iç sıcaklığı vücudun iyi çalışabileceği bir aralıkta kontrol etmek ve korumak anlamına gelir. Regulate yalnızca tek bir değişikliği değil, sürekli ve kontrollü bir süreci anlatır. regulate + vücut işlevi kalıbı biyoloji ve tıpta yaygındır. Buradaki their, sözü edilen hayvanları belirtir.

Alıştırma

Cümleyi öğrendiğiniz biyoloji eşdizimiyle tamamlayın: Mammals use several processes to ____.

Cevabı göster

regulate their body temperature

which allowed them to navigate cold waters Dilbilgisi

3:52

soğuk sularda gezinmelerini

and attack prey with bursts of speed. Kalıp ifadeler

3:55

ve avlarına patlayıcı bir hızla saldırmalarını sağlayan bu sistem onları zorladı.

Dilbilgisi

allowed them to navigate ... and attack: allow + nesne + to do

Allowed them to navigate cold waters and attack prey, bir koşulun veya özelliğin bu eylemleri mümkün kıldığını göstermek için allow + nesne + to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Them nesnedir ve navigate, to'dan sonraki ilk yalın fiildir. And, navigate ile attack fiillerini aynı öznenin yaptığı iki eylem olarak bağlar. Attack öncesinde to sözcüğünün tekrarlanması gerekmez; allowed them to navigate ... and attack tamamlanmış bir yapıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede allow + nesne + to do yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. The app allowed users save files offline.
  2. The app allowed users to save files offline.
  3. The app allowed to users save files offline.
Cevabı göster

The app allowed users to save files offline.

Kalıp ifadeler

bursts of speed: kısa ve ani ivmelenmeler

Bursts of speed, çok hızlı hareket edilen kısa ve ani dönemler anlamına gelir. Bu cümlede hayvanın sürekli en yüksek hızda kalması gerekmez; saldırmak için birden hızlanır. a burst of + isim yapısı, bir şeyi ani, kısa ve güçlü bir olay olarak sunar. Çoğul bursts, bu hızlı ivmelenmenin birden fazla kez gerçekleşebileceğini gösterir.

Alıştırma

Kısa ve ani ivmelenmeleri anlatan vurgulanmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The cyclist passed two riders with short ____.

Cevabı göster

bursts of speed

Environmental changes may have made megalodons vulnerable Dilbilgisi

3:58

Çevresel değişiklikler megalodonları savunmasız hale getirmiş

Dilbilgisi

may have made megalodons vulnerable: geçmişteki olası bir neden

May have + geçmiş zaman ortacı, geçmişteki bir olay veya neden hakkında temkinli bir tahmin ifade eder. Burada çevresel değişiklikler kanıtlanmış bir gerçek değil, olası bir neden olarak sunulur. make + nesne + sıfat yapısında sıfat, nesnede oluşan durumu adlandırır. Made megalodons vulnerable, megalodonların zarar görmeye veya tehdit edilmeye daha açık hâle gelmesine neden oldu demektir.

Alıştırma

Olası bir geçmiş nedeni göstermek için vurgulanan may have + make yapısıyla cümleyi tamamlayın: The heat wave ____ the lake unsafe.

Cevabı göster

may have made

and increasingly put them in competition with other predators, Kalıp ifadeler

4:01

ve onları diğer yırtıcılarla giderek daha fazla rekabete sokmuş olabilir;

Kalıp ifadeler

put them in competition with: rekabet ilişkisine sokmak

put them in competition with other predators ifadesinde put, bir şeyi fiziksel olarak bir yere koymak değil, “bir duruma sokmak” anlamındadır. Kalıp put + nesne + in competition with + rakip biçimindedir: them nesnedir; other predators ise kiminle rekabet ettiklerini gösterir. Bu ifade, rekabet edenlerin dışındaki bir nedeni öne çıkarır. Yalnızca rekabet ettiklerini değil, değişen koşulların bir rekabet ilişkisi oluşturduğunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi put ... in competition with kalıbıyla tamamlayın: The new rule ____ local shops ____ larger companies.

Cevabı göster

put · in competition with

including the great white shark,

4:05

görece yeni gelen

a relative newcomer. Kelime

4:07

büyük beyaz köpekbalığı da buna dahil.

Kelime

a relative newcomer: karşılaştırmaya göre daha yeni

a relative newcomer ifadesinde relative, “başkalarıyla karşılaştırılarak değerlendirilen” anlamında bir sıfattır. Newcomer yalnızca bir insanı belirtmez; daha sonra ortaya çıkan veya bir alana giren bir türü, şirketi, teknolojiyi ya da başka bir katılımcıyı da belirtebilir. Bu ifade mutlak zaman bakımından “çok yeni” anlamına gelmez. Karşılaştırılan şeyler çok daha eskiyse, eski bir şey bile a relative newcomer olabilir.

Alıştırma

Bu cümlede a relative newcomer ne anlama gelir?

  1. Tam olarak aynı anda ortaya çıkan kişi veya şey
  2. Yeni gelmiş bir akraba
  3. Karşılaştırılan diğerlerinden daha sonra ortaya çıkan kişi veya şey
Cevabı göster

Karşılaştırılan diğerlerinden daha sonra ortaya çıkan kişi veya şey

Because megalodons were highly mobile predators, Dilbilgisi

4:09

Megalodonlar oldukça hareketli yırtıcılar oldukları için,

their extinction had global consequences. Kalıp ifadeler

4:12

soylarının tükenmesinin küresel sonuçları oldu.

Dilbilgisi

Because megalodons were highly mobile predators: önce neden, sonra sonuç

Baştaki Because megalodons were highly mobile predators yan tümcesi, ana tümcedeki sonucun nedenini verir. Cümleye because ile başlamak, okuyucunun sonuçtan önce nedeni anlamasını sağlar. Yeniden kullanılabilir kalıp Because + subject + verb, main clause biçimindedir. Because yan tümcesi başta olduğunda, onu ana tümceden genellikle virgül ayırır.

Alıştırma

Cümlenin başındaki Because yan tümcesi ne işe yarar?

  1. Ana tümcedeki sonucun nedenini verir.
  2. İlgisiz yeni bir konu açar.
  3. Soylarının tükenmesinin ne zaman olduğunu söyler.
Cevabı göster

Ana tümcedeki sonucun nedenini verir.

Kalıp ifadeler

global consequences: dünya çapında hissedilen etkiler

global consequences ifadesinde global, etkilerin kapsamını anlatır: etkiler tek bir yerde kalmak yerine dünyaya veya dünya çapındaki sistemlere yayılır. Consequences, bir olayın ya da eylemin ardından ortaya çıkan sonuçlardır. Bu ifade çoğu zaman önemli veya ciddi etkilere işaret eder. Burada soy tükenmesinin etkilerinin tek bir bölgeyle sınırlı kalmayıp dünya çapında olduğu anlatılır.

Alıştırma

global consequences ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. hiçbir etki doğurmayan olaylar
  2. küçük bir yerel alanla sınırlı sonuçlar
  3. dünya çapında hissedilen önemli etkiler
Cevabı göster

dünya çapında hissedilen önemli etkiler

The end of their long-distance travels

4:14

Uzun mesafe yolculuklarının sona ermesi,

probably disrupted nutrient transport between different ecosystems, Kelime

4:17

muhtemelen farklı ekosistemler arasındaki besin taşınmasını kesintiye uğrattı

Kelime

disrupted nutrient transport between different ecosystems: farklı ekosistemler arasındaki besin maddesi taşınımını bozdu

Bu cümlede disrupted, “normalde işleyen bir süreci kesintiye uğrattı veya bozdu” anlamına gelir. Nutrient transport, yolcu ya da araç taşımacılığı değil, besin maddelerinin hareketidir. between different ecosystems ifadesi, besin maddelerinin ekosistem sınırlarını aşarak hareket ettiğini gösterir. İfadenin bütünü, ekolojik bir akış veya süreçteki değişimi anlatır.

Alıştırma

Örnekte nutrient transport ne anlama geliyor?

  1. Tek tek hayvanlara yiyecek teslim edilmesi
  2. Besin maddelerinin bir ekosistemden diğerine hareketi
  3. Ekosistemler arasında yolculuk eden bilim insanlarının ulaşımı
Cevabı göster

Besin maddelerinin bir ekosistemden diğerine hareketi

and many animals were suddenly released from the immense predatory pressure of their bite. Deyimler

4:21

ve birçok hayvan, ani bir şekilde onların muazzam avcılık baskısından kurtuldu.

Deyimler

released from the immense predatory pressure: muazzam avcı baskısından kurtulmuş

Were released from, bir kuvvetin veya kısıtlamanın hayvanlar üzerindeki etkisinin sona erdiğini göstermek için edilgen be released from yapısını kullanır. Buradaki released mecazidir; hayvanlar fiziksel olarak bir yerden dışarı salınmamıştır. Predatory pressure, avcıların neden olduğu sürekli hayatta kalma baskısıdır. Immense bu baskının son derece büyük olduğunu gösterir; dolayısıyla ifade, hayvanların birdenbire bu çok güçlü tehditle artık karşılaşmadığı anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi “artık avcıların son derece büyük baskısı altında olmamak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: When the sharks disappeared, the smaller fish were ____.

Cevabı göster

released from immense predatory pressure

Interestingly, some marine mammals dramatically increased in size afterwards, Kalıp ifadeler

4:27

İlginç bir şekilde, bazı deniz memelileri daha sonra boyut olarak dramatik bir şekilde büyüdüler;

Kalıp ifadeler

dramatically increased in size: boyutu çarpıcı biçimde arttı

"Increased in size", vücut boyutunun büyüdüğü anlamına gelir. "Dramatically", değişimin küçük değil, büyük ve kolayca fark edilir olduğunu belirten bir derece zarfıdır. "Dramatically + değişim fiili" kalıbı; boyut, sayı, hız veya ölçülebilir başka bir özellikteki güçlü değişimi anlatabilir.

Alıştırma

"The lake dramatically increased in size" cümlesinde dramatically neyi belirtir?

  1. Göl bir tiyatro gösterisi sırasında değişti.
  2. Göl yalnızca biraz büyüdü.
  3. Göl çok daha büyük hâle geldi.
Cevabı göster

Göl çok daha büyük hâle geldi.

which was perhaps partially afforded Kelime

4:31

bu da muhtemelen kısmen,

because they were no longer dealing with such a mega-existential threat. Notlar

4:33

artık böylesine devasa bir varoluşsal tehditle uğraşmak zorunda kalmadıkları için mümkün oldu.

Kelime

which was perhaps partially afforded: belki kısmen mümkün kılındı

"Which", daha önce sözü edilen vücut boyutundaki artışı gösterir. Burada "was afforded", "gerçekleşmesi için gerekli koşullar sağlandı" veya "mümkün kılındı" anlamına gelir; yeterli paraya sahip olmakla ilgili değildir. "Perhaps", açıklamanın kesin olmadığını; "partially" ise sonucun yalnızca bir bölümünü açıkladığını belirtir. Bu sözcükler birlikte, kanıtlanmış ya da eksiksiz bir neden yerine temkinli ve sınırlı bir neden sunar.

Alıştırma

"This freedom was perhaps partially afforded by the policy," cümlesinde perhaps partially afforded ne anlama gelir?

  1. Politika, bu özgürlüğün mümkün olmasına yardımcı olmuş olabilir.
  2. Birinin bu özgürlüğü satın almaya yetecek kadar parası olmuş olabilir.
  3. Politika bu özgürlüğün tamamını kesinlikle tek başına oluşturdu.
Cevabı göster

Politika, bu özgürlüğün mümkün olmasına yardımcı olmuş olabilir.

Kalıp ifadeler

no longer dealing with: önceki bir sorunun sona ermesi

Bu cümlede no longer, zaman içindeki bir değişimi belirtir: Daha önce tehditle uğraşıyorlardı, fakat şimdi artık uğraşmıyorlar. no longer, dealing with ifadesini niteler; dolayısıyla bütün ifade, tehditle yüzleşme veya onu yönetme durumunun sona erdiğini anlatır. Deal with; bir kişi, sorun, görev veya tehlikeyle ilgilenmek, onu yönetmek ya da onunla yüzleşmek anlamına gelebilir. Burada bir tehditle başa çıkmak anlamındadır; ticari bir anlaşma yapmak anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Once the roof was repaired, the family was ____ leaks during storms.

Cevabı göster

no longer dealing with

Deyimler

mega-existential threat: bilinçli olarak abartılan varoluşsal tehlike

Existential threat, bir türün, grubun veya başka bir varlığın devamlılığını ya da hayatta kalmasını tehdit edecek kadar ciddi bir tehlikedir. Bu cümlede sıradan bir günlük sorunu değil, hayatta kalma düzeyindeki bir tehdidi anlatır. Burada mega-, son derece büyük veya güçlü anlamı veren gayriresmî bir güçlendiricidir. Zaten güçlü olan existential threat ifadesiyle birleştirilmesi, standart bir teknik kategori yaratmak yerine tehlikeyi bilinçli olarak abartır ve dramatik, eğlenceli bir vurgu ekler.

Alıştırma

İfadenin doğru olup olmadığına karar verin: Eğlenceli veya dramatik bir anlatımda mega-existential threat, daha standart olan existential threat ifadesine bilinçli bir abartı katabilir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

Knowing that the decline of apex predators can destabilize entire ecosystems, Notlar

4:38

En üst düzey yırtıcıların azalmasının tüm ekosistemleri istikrarsızlaştırabileceğini bilen

Dilbilgisi

Knowing that: bilinen bir gerçeği sonrasına dayanak yapmak

Knowing that, çekimsiz bir -ing yan cümlesi başlatır. Burada ardından gelen that yan cümlesini—the decline of apex predators can destabilize entire ecosystems—zaten bilinen bir gerçek olarak sunar. Bu arka plan bilgisi, ardından gelen ana cümledeki eylem, karar veya sonuç için bir neden ya da dayanak oluşturur. Ana cümledeki eylemi yapan kişi normalde bu gerçeği bilen kişidir.

Alıştırma

Cümlenin başındaki Knowing that burada hangi işlevi görür?

  1. Öznenin gerçeği henüz öğrenmediğini söyler.
  2. İki olayın tam olarak aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
  3. Bilinen bir gerçeği ardından gelenlerin dayanağı olarak sunar.
Cevabı göster

Bilinen bir gerçeği ardından gelenlerin dayanağı olarak sunar.

Kelime

the decline of apex predators: azalma, yok oluş değil

The decline of apex predators bir isim öbeğidir. Decline burada zaman içinde azalma veya kötüleşme anlamına gelen bir isimdir; of apex predators ise neyin azaldığını belirtir. Apex predators, besin zincirinin en üstünde veya üst basamaklarına yakın olan yırtıcılardır. Bu nedenle ifade, sayılarında ya da popülasyonlarının genel durumunda aşağı yönlü bir eğilimi anlatır; tamamen ortadan kayboldukları anlamına gelmez. Bu isim öbeği burada can destabilize ifadesinin öznesidir.

Alıştırma

The decline of apex predators burada ne anlama gelir?

  1. Sayıları veya genel durumları kötüye gidiyor.
  2. Hepsi tamamen ortadan kayboldu.
  3. Eskisinden daha fazla ava saldırıyorlar.
Cevabı göster

Sayıları veya genel durumları kötüye gidiyor.

Kelime

destabilize entire ecosystems: bütün ekosistemlerin dengesini bozmak

Burada destabilize, “daha az istikrarlı hâle getirmek” veya “dengeyi bozmak” demektir. Nesnesi entire ecosystems olduğundan, etkinin yalnızca tek bir türe değil, birbirine bağlı doğal sistemin tamamına yayıldığını gösterir. Kalıp neden + can destabilize + sistem şeklindedir. Bir değişikliğin, sistemi tamamen yok etmeden daha büyük bir düzeni nasıl bozabileceğini anlatmak için kullanılır.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama geliyor? A sudden shortage could destabilize the local economy.

  1. Yerel ekonominin zaten istikrarlı olduğunu kanıtlayabilir.
  2. Yerel ekonomiyi tamamen ortadan kaldırabilir.
  3. Yerel ekonomiyi istikrarsız hâle getirebilir.
Cevabı göster

Yerel ekonomiyi istikrarsız hâle getirebilir.

conservationists are working to prevent today's sharks from facing a similar fate, Notlar

4:43

çevreciler, günümüz köpekbalıklarının benzer bir kaderle karşılaşmasını önlemek için çalışıyorlar;

Kelime

conservationists: doğayı koruyan kişiler

Conservationists, doğayı; özellikle yaban hayatını, yaşam alanlarını ve doğal kaynakları korumak için çalışan kişilerdir. Bu cümlede sözcük, günümüzdeki köpek balığı popülasyonlarının aynı kötü sonuçla karşılaşmasını engellemeye çalışan kişi veya grupları anlatır. -ist son eki bir etkinlik veya amaçla bağlantılı kişiyi gösterir; sondaki -s ise conservationists sözcüğünü çoğul yapar.

Alıştırma

Nesli tehlike altındaki deniz kaplumbağalarını ve yuvalama kumsallarını korumaya odaklanan bir yaban hayatı haberinde en kesin sözcük hangisidir?

  1. collectors
  2. conservationists
  3. environmentalists
Cevabı göster

conservationists

Kalıp ifadeler

working to prevent ... from facing a similar fate: benzer bir kaderi önlemek için çalışmak

are working to, bir hedefe yönelik çabanın hâlâ sürdüğünü gösterir; hedefe zaten ulaşıldığı anlamına gelmez. Prevent + nesne + from + -ing biçimi, o kişi ya da şeyin bir eylemi yapmasını veya bir sonucu yaşamasını engellemek demektir. Burada nesne today's sharks ifadesidir; face a similar fate ise daha önce sözü edilen hayvanla aynı türde ciddi ve olumsuz bir sonuç yaşamak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi working to prevent ... from facing a similar fate ile tamamlayın: After one wetland was destroyed, local groups are ____ the nearby marsh ____ a similar fate.

Cevabı göster

working to prevent · from facing

this time because of humans. Anlatım akışı

4:49

ancak bu kez insanlar yüzünden.

Anlatım akışı

this time because of humans: farklı bir nedeni belirtmek

this time, daha önceki benzer bir olaya gönderme yapar ve dinleyiciden o olayla şimdiki olayı karşılaştırmasını ister. Bilgiyi, başka bir zamanda gerçekleşen benzer bir sonuç şeklinde düzenler. because of humans daha sonra neyin farklı olduğunu belirtir: bu kez neden insan faaliyetidir. Bu kısa ek, nedeni daha fazla vurgular.

Alıştırma

Bu cümlede this time because of a broken light ne işe yarar: The school play was delayed again, this time because of a broken light?

  1. Bozuk bir lambanın bütün gecikmelere neden olduğunu söyler.
  2. En son gecikmeyi önceki bir gecikmeyle ilişkilendirir ve bu seferki nedeni belirtir.
  3. Konuyu sahne ışıklarının nasıl üretildiğine çevirir.
Cevabı göster

En son gecikmeyi önceki bir gecikmeyle ilişkilendirir ve bu seferki nedeni belirtir.

And meanwhile, the megalodon remains a colossal testament to ecological interdependence Notlar

4:51

Bu arada megalodon, ekolojik dayanışmanın

Kalıp ifadeler

remains a colossal testament to: ... için hâlâ son derece güçlü bir kanıt olmak

Bu cümlede remains a colossal testament to, “... için hâlâ son derece güçlü bir kanıt olmak” anlamına gelir. Remains, geçmişten kalan bir şeyi onun bugün de süren anlamına bağlar; a testament to ise bunun kanıtladığı düşünceyi ya da niteliği belirtir. Colossal, testament ifadesini güçlendirir. Çok büyük bir boyutu çağrıştırabilir, ancak burada asıl olarak kanıtın özellikle güçlü ve önemli olduğunu anlatır; megalodon kelimenin gerçek anlamıyla tanıklık etmiyor.

Alıştırma

Örnekte remains a colossal testament to ne anlama geliyor?

  1. ... kişisine devasa bir yasal vasiyet bırakmak
  2. fiziksel olarak ... yanında kalmak
  3. ... için hâlâ son derece güçlü bir kanıt olmak
Cevabı göster

... için hâlâ son derece güçlü bir kanıt olmak

Kelime

ecological interdependence: ekolojik karşılıklı bağımlılık

Ekolojik karşılıklı bağımlılık, organizmaların ve çevrelerinin bağlantılı bir sistem oluşturması demektir: Canlılar birbirine dayanır ve birbirini etkiler; bir bölümdeki değişiklik diğer bölümleri de etkileyebilir. Inter- parçalar arasında bir ilişki olduğunu gösterir; bu yüzden bağımlılık yalnızca tek yönlü değil, karşılıklı ya da ağ biçimindedir. Burada terim, megalodonu daha büyük bir ekolojik düşüncenin örneğine dönüştürür: Hiçbir tür tamamen tek başına değildir; bir türü ilgilendiren değişiklikler sistemin başka yerlerini de etkileyebilir.

Alıştırma

Hangi durum ecological interdependence kavramını en iyi gösterir?

  1. Bir kuş yalnızca tüylerinin rengiyle tanımlanır.
  2. Bir taş, kapalı ve boş bir kutuda tek başına durur.
  3. Arılar çiçeklerden besin alır ve çiçekler arılar tarafından tozlaştırılır.
Cevabı göster

Arılar çiçeklerden besin alır ve çiçekler arılar tarafından tozlaştırılır.

and millions of years of bones well-bitten Anlatım akışı

4:57

ve milyonlarca yıldır iyi ısırılmış kemiklerin

and waters well-wandered.

5:00

ve geniş çapta dolaşılmış suların devasa bir kanıtı olarak kalıyor.

Anlatım akışı

bones well-bitten and waters well-wandered: şiirsel bir paralel kapanış

Bu kapanış iki paralel bölümden oluşur: bones, waters ile; well-bitten ise well-wandered ile eşleşir. Tekrarlanan biçim, avlanmayı ve denizdeki hareketi dengeli ve ritmik bir özete dönüştürür. İki well- biçimi de yaygın kalıplaşmış ifadeler değil, yaratıcı ve şiirsel birleşimlerdir. Bunları kabaca birçok kez ısırılmış kemikler ve geniş ölçüde dolaşılmış sular olarak anlayın; burada biçim, gerçek anlam kadar önemlidir.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı? Burada well-bitten ve well-wandered, sıradan bilimsel yazılarda kullanmaya uygun yaygın kalıplaşmış ifadelerdir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Sharks have always commanded a sense of awe and reverence, Kalıp ifadeler

5:04

Köpekbalıkları her zaman bir huşu ve saygı uyandırmıştır,

Kalıp ifadeler

commanded a sense of awe and reverence: doğal olarak bir tepki uyandırmak

Bu cümlede commanded, emir vermek anlamına gelmez. Command + bir tepki veya duygu, o tepkiyi doğal olarak oluşturmak, uyandırmak ya da kazanmak demektir. Köpek balıkları uzun zamandır insanlarda hayranlıkla karışık korku ve derin saygı uyandırır. Bu anlam respect, attention, admiration ve awe gibi isimlerle yaygındır. Tepkiyi öznenin nitelikleri oluşturur; özne bunu doğrudan kimseden istemez.

Alıştırma

Köpek balıklarıyla ilgili cümlede commanded sözcüğünün en yakın anlamı nedir?

  1. insanlara doğrudan emir verdi
  2. okyanusun tüm kontrolünü ele geçirdi
  3. doğal olarak bir duygu veya tepki uyandırdı
Cevabı göster

doğal olarak bir duygu veya tepki uyandırdı

but what makes these magnificent creatures such formidable hunters Dilbilgisi

5:08

ancak bu muhteşem yaratıkları böylesine korkutucu avcılar

Dilbilgisi

what makes X such Y?: X’i böyle bir Y yapan nedir?

what makes X such Y yapısında what, X'in Y rolüne veya tanımına sahip olmasına neden olan etkeni ya da özellikleri sorar. Burada X, these magnificent creatures; sonuç tanımı ise such formidable hunters ifadesidir. Dil bilgisi yapısı make + nesne + nesne tamamlayıcısı şeklindedir. Burada make, üretmek değil, bir şeyi belirli bir duruma getirmek anlamına gelir. Sorunun öznesi what olduğu için nötr biçimde does make değil makes kullanılır. Such, formidable hunters isim grubunu başlatır; böylece soru, hayvanların avlanma yeteneğinin açıklanmasına doğal biçimde geçiş yapar.

Alıştırma

what makes X such Y yapısını doğru kullanan nötr soru hangisidir?

  1. What makes dolphins such effective communicators?
  2. What does make dolphins such effective communicators?
  3. What makes dolphins so effective communicators?
Cevabı göster

What makes dolphins such effective communicators?

and vital components of the marine ecosystem? Kelime

5:12

ve deniz ekosisteminin hayati bileşenleri yapan şey nedir?

Kelime

vital components of the marine ecosystem: deniz ekosisteminin hayati bileşenleri

vital components of ifadesi, daha büyük bir bütünün sağlıklı biçimde işlemesi için gerekli olan parçaları anlatır. Burada vital, yalnızca important demekten daha güçlüdür: bu parçalar olmadan sistem düzgün çalışmayabilir. Örnekte components, canlıları yalnızca deniz ekosisteminde yaşayan hayvanlar olarak değil, o ekosistemin parçaları olarak gösterir. Çoğul components biçimi, these creatures ile uyumludur.

Alıştırma

vital components of a system ifadesinde vital ne anlama gelir?

  1. sistemin düzgün çalışması için vazgeçilmez
  2. canlı ve hareket edebilen
  3. büyük ve kolayca görülebilen
Cevabı göster

sistemin düzgün çalışması için vazgeçilmez

Get to know these ancient and powerful creatures with these videos.

5:15

Bu antik ve güçlü yaratıkları bu videolarla tanıyın.