Ne Kadar Yaşlanabiliriz?: İngilizce çalışma notları
Vsauce
Video özeti: Video, uzun ömrü çocukluğun uzun, ilerleyen yılların hızlı hissedilmesi ve yeni deneyimlerin zaman duygusunu zenginleştirmesiyle ilişkilendiriyor. İngilizce noktaları: 1. “negligible senescence,” ve “biological immortality.” ile anlam ve kullanım düzeyini öğrenip neredeyse hiç yaşlanmamayı gerçek ölümsüzlükten ayırın. 2. “fly by.” ile yılların hızlı geçiyor gibi hissedilmesini anlatan phrasal verb'ü tanıyın; bunu fiziksel uçuş için kullanmayın. 3. “the more novel things” ve “the slower time feels and the more rich it feels.” içinde iki değişimi bağlayan karşılaştırma kalıbını izleyin; günlük İngilizcede genellikle “more rich” yerine “richer” kullanılır.
Bu derste
Gömülü how much time we have yapısı
how much time we have ifadesinde how much time gömülü bir wh yan cümlesi başlatır ve we have düz cümle sırasındadır. Yan cümle, konuşulan veya kontrol edilen bilgiyi, yani kullanılabilir zaman miktarını belirtir; bağımsız bir soru biçiminde değildir. Specifically gibi bir işaretten sonra ana cümle söylenmeden anlaşılabilir: [we are considering] how much time we have. Bu sözler tek başına tam bir doğrudan soru oluşturuyorsa How much time do we have? kullanılır.
Alıştırma
Doğrudan soruyu gömülü bir yan cümle olarak yeniden yazın: 'How much time do we have?' → Before we begin, let's check ____.
Cevabı göster
how much time we have
What's the oldest a person can ever be? Dilbilgisi
0:08Bir insan en fazla kaç yaşına kadar yaşayabilir?
Yaş sınırını soran What's the oldest ... can ever be?
What's the oldest a person can ever be? bir insanın ulaşabileceği mümkün olan en yüksek yaşı sorar. Burada the oldest, yaş ölçeğinin üst sınırını anlatır; kimliği zaten belli olan “en yaşlı kişi” anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen What's the + superlative + subject + can ever + verb? kalıbı, mümkün olan uç bir değeri sorar. Ever, “mümkün olan herhangi bir zamanda veya koşulda” anlamını güçlendirir; soruyu belirli kişiler arasında bir karşılaştırmaya dönüştürmez.
Alıştırma
'What's the oldest a person can ever be?' cümlesinde konuşmacı neyi soruyor?
- Bir insanın ulaşabileceği mümkün olan en yüksek yaş.
- Hayatta olan en yaşlı kişinin adı.
- Belirli bir kişinin şu anki yaşı.
Cevabı göster
Bir insanın ulaşabileceği mümkün olan en yüksek yaş.
Well, the world record for the world's longest living person Kalıp ifadeler
0:12Şöyle ki, dünyanın en uzun yaşayan insanına ilişkin rekor
the world record for + rekor kategorisi
“the world record for + isim öbeği” kalıbı, bir sonucun hangi etkinlikte, kategoride veya başarıda dünyanın en iyisi olduğunu belirtir. Burada “for the world's longest living person” rekor kategorisini belirtir. for ile başlayan bölüm rekoru elinde tutan kişiyi belirtmez. Rekor sahibi “held by” ya da “belongs to” ile tanıtılır veya “holds the world record for” yapısının öznesi yapılır.
Alıştırma
Cümleyi “dünyanın herhangi bir yerindeki en iyi rekor” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: The class holds ____ the most books stacked in one minute.
Cevabı göster
the world record for
a French woman who lived to be 122. Kalıp ifadeler
0:17kendisi 122 yaşına kadar yaşamış Fransız bir kadındı.
live to be + yaş: lived to be 122
“live to be + yaş” kalıbı, bir kişinin yaşamı boyunca o yaşa ulaşması anlamına gelir. Bu cümlede “lived” geçmiş zamandadır: kadın ölmeden önce 122 yaşına ulaştı. Buradaki “to be” sözcükleri amaç bildirmez. “live” fiilini kişinin sonunda ulaştığı yaşa bağlar.
Alıştırma
Cümleyi “o yaşa ulaştı” anlamındaki kalıpla tamamlayın: The giant tortoise ____ 150.
Cevabı göster
lived to be
at this very moment: “tam şu anda” anlamını vurgulamak
at this very moment ifadesindeki very, son derece anlamına gelmez. this very moment sözleri tam bu an anlamını verir; dolayısıyla tüm ifade tam şu anda, içinde bulunduğumuz bu kesin anda demektir. Right now ifadesinden sonra kullanılması, zaman fikrini bilerek tekrarlar ve mesajın özellikle anlık hissedilmesini sağlar. Başka durumlarda da tam olarak içinde bulunulan an önemliyse bu ifadeyi kullanabilirsin.
Alıştırma
“At this very moment, the final votes are being counted,” cümlesinde very hangi anlamı ekler?
- Oy sayımının çok uzun zaman sonra gerçekleşeceğini söyler.
- Oy sayımının tam olarak içinde bulunulan anda gerçekleştiğini vurgular.
- Bunun son derece önemli bir an olduğunu söyler.
Cevabı göster
Oy sayımının tam olarak içinde bulunulan anda gerçekleştiğini vurgular.
living longer and longer: devam eden bir artış
Longer and longer, karşılaştırma biçimi + and + aynı karşılaştırma biçimi yapısını kullanır. Longer sözcüğünün tekrarı gereksiz değildir; miktarın veya derecenin adım adım arttığı, devam eden bir değişimi gösterir. Burada yalnızca sabit bir karşılaştırmada insanların daha uzun yaşadığı söylenmiyor. İnsan ömrünün zamanla uzamaya devam ettiği anlatılıyor. Aynı yapı colder and colder gibi başka kısa karşılaştırma biçimleriyle de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için loud sözcüğünün karşılaştırma biçimini tekrarlanan yapıda kullan: As the parade came closer, the music grew ____.
Cevabı göster
louder and louder
Edilgen present perfect: has already been born
Has already been born, edilgen present perfect yapısındadır: has + already + been + fiilin üçüncü hâli. İngilizcede doğum be born ile ifade edilir; bu nedenle present perfect biçimi has born değil, has been born olur. Already burada has ile been arasına gelir. Tamamlanmış doğum olayı şimdiden önceye yerleştirilir ve şu anda yapılan tahminle bağlantılı olarak sunulur.
Alıştırma
Cümleyi edilgen present perfect ile tamamlayın ve already sözcüğünü doğal konumuna yerleştirin: The final decision ____. make fiilini kullanın.
Cevabı göster
has already been made
According to ile kaynak veya dayanak belirtme
According to, ardından gelen ifadenin kaynağını veya dayanağını belirtir. Tamamlayıcısı bir kişi, belge, kural, veri kümesi ya da hesaplama olabilir. Burada the math, istatistiksel hesaplama anlamına gelir. Bu nedenle according to the math, sonraki iddianın konuşanın dayanaksız kişisel görüşü olarak değil, bu hesaplamadan gelen bir sonuç olarak sunulduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi dış bir kaynağa atıfta bulunan hedef ifadeyle tamamlayın: ____ the school calendar, classes begin on Monday.
Cevabı göster
According to
Here's the thing: asıl noktayı belirtme
Here's the thing konuşmada kullanılan bir yönlendirme ifadesidir. Dinleyiciye sıradaki düşüncenin asıl nokta, sorun, sınırlama veya açıklama olduğunu bildirir. Bu ifadede thing somut bir nesneyi belirtmez. İfadenin tamamı dikkati az önce söylenenden sonra gelecek önemli noktaya çevirir.
Alıştırma
Asıl noktayı belirtmek için cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: ____: we need a simpler plan.
Cevabı göster
Here's the thing
As A changes, B changes: iki değişimi bağlama
Burada as, kademeli bir değişim sürerken, yani '-dıkça' anlamına gelir. As A changes, B changes kalıbı birlikte ilerleyen iki eğilimi bağlar: yaş arttıkça ölme olasılığı da artar. The likelihood of them dying, increases fiilinin öznesidir. Likelihood 'olasılık' demektir; of them dying içinde nesne biçimindeki them, -ing biçiminden önce gelir. Bu yapı günlük ve genel açıklayıcı İngilizcede yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümle as kullanarak iki eğilimin birlikte değiştiğini gösteriyor?
- When the light turns green, cross the street.
- Because the city grew, the council built a new road.
- As the city grows, traffic becomes heavier.
Cevabı göster
As the city grows, traffic becomes heavier.
negligible senescence ve biological immortality
Negligible senescence, bir canlının yaşlandıkça ölçülebilir düzeyde çok az gerileme göstermesi veya hiç gerileme göstermemesi demektir. Biological immortality burada aynı düşünce için kullanılan, anlaşılması daha kolay bir addır: yaşlanmanın kendisi yaşamı kaçınılmaz olarak sona erdiriyor gibi görünmez. Bu bilimsel kullanımda immortality, zarar görmezlik anlamına gelmez. Böyle bir hayvan yine de bir kaza, hastalık veya yırtıcı nedeniyle ölebilir; terim yalnızca ilerleyen yaşlanmanın ölümü kaçınılmaz kıldığının gözlemlenmediğini belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede biological immortality ifadesini en iyi hangi açıklama anlatır?
- Bu hayvanlar her türlü yaralanma ve hastalıktan iyileşebilir.
- Bu hayvanların her koşulda sonsuza dek yaşayacağı kesindir.
- Bu hayvanlarda ölçülebilir yaşlanma çok azdır veya hiç yoktur, ancak başka nedenlerle yine de ölebilirler.
Cevabı göster
Bu hayvanlarda ölçülebilir yaşlanma çok azdır veya hiç yoktur, ancak başka nedenlerle yine de ölebilirler.
have never been observed to actually age. Dilbilgisi
1:12gerçekten yaşlandığı hiç gözlemlenmemiştir.
have never been observed to + fiil
Edilgen present perfect yapısı have/has never been observed to + fiilin yalın hâli, şimdiye kadarki hiçbir gözlemin öznenin bu eylemi yaptığını kaydetmediği anlamına gelir. Buradaki eylem age fiilidir. Edilgen yapı, gözlemcilerin adını vermek yerine hayvanları ve gözlemsel kanıtı odağa alır. Bu, kanıtı dikkatli biçimde aktaran bir ifadedir; gelecekteki her koşul hakkında tahminde bulunmaz. Actually, yaşlanmanın gerçekten meydana gelip gelmediğini vurgular: canlıların normalde yaşlanacağı beklense de ölçülebilir yaşlanma görülmemiştir.
Alıştırma
Dikkatli araştırma ifadesini belirtilen edilgen kanıt yapısıyla tamamlayın: In field studies, this species ____ migrate at night.
Cevabı göster
has never been observed to
Ölçülen bir sonucu belirten clocked in at more than 4,600 years old
Bu cümlede clocked in at, “ölçülen veya kaydedilen değer ... oldu” anlamındadır. Ağacın yaşının 4.600 yıldan fazla olduğu belirlenmiştir; iş yerinde giriş kaydı yapmakla ilgisi yoktur. clock in at + sayısal değer yapısı, özellikle konuşma dilinde veya haber üslubunda ölçülmüş ya da kaydedilmiş bir sonucu sunabilir. Özne ve sayının türü, amaçlanan anlamı belirlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
Raporu, “... olarak ölçüldü” anlamına gelen ve clock içeren geçmiş zaman ifadesiyle tamamlayın: The winning pumpkin ____ 912 kilograms.
Cevabı göster
clocked in at
Methuselah tree ve olağanüstü ileri yaş çağrışımı
Metuşelah, Kutsal Kitap'ta olağanüstü uzun yaşamasıyla tanınan bir kişidir. Bu yaşlı ağaca Methuselah tree adının verilmesi, ağacın çok ileri yaşını vurgulamak için bu çağrışımdan yararlanır. Burada Methuselah, ağacın özel adının bir parçasıdır. Cümle, ağacın Kutsal Kitap'taki kişi olduğunu veya ona ait olduğunu söylemez.
Alıştırma
Methuselah tree adındaki Methuselah neyi çağrıştırır?
- Bunun bütün yaşlı ağaçların bilimsel adı olduğu anlamına gelir.
- Kutsal Kitap'taki kişinin bu ağacın sahibi olduğunu söyler.
- Ağacı, aşırı ileri yaşıyla tanınan bir kişiyle ilişkilendirir.
Cevabı göster
Ağacı, aşırı ileri yaşıyla tanınan bir kişiyle ilişkilendirir.
Government officials won't actually release its exact location
1:35Devlet yetkilileri tam konumunu açıklamıyor
The lifespan of an organism can be even longer than that
1:41Bir organizmanın ömrü bundan bile uzun olabilir
Biyoloji terimi clonal colonies
Burada clonal colonies, aynı ilk genetik bireyden eşeysiz üreme yoluyla gelişen canlı birimlerinden oluşan gruplardır. Görünen parçalar birbirinden ayrı durabilir, ancak aynı genetik kökeni paylaşırlar ve kökler gibi yapılarla bağlı kalabilirler. Grubun tamamı tek bir organizma olarak ele alınabildiği için ömrü, yalnızca görünen her ağacın yaşından değil, klonun ilk ortaya çıkışından itibaren hesaplanabilir.
Alıştırma
Cümlede clonal colonies neyi ifade ediyor?
- Tek bir genetik bireyden eşeysiz olarak üretilen gruplar
- Yalnızca birbirine benzeyen ilişkisiz organizmalar
- Başka bir toprakta kurulmuş insan yerleşimleri
Cevabı göster
Tek bir genetik bireyden eşeysiz olarak üretilen gruplar
these quaking pines all look like individual trees, Anlatım akışı
1:47bu titrek çamların hepsi ayrı ayrı ağaçlar gibi görünür,
look like A, but they're actually B kalıbı
look like A, but actually B kalıbı iki bilgiyi sıraya koyar: önce görünen izlenimi, ardından gerçek durumu verir. But dönüşü gösterir, actually ise ikinci fikrin ilk izlenimi düzelttiğini vurgular. Bu cümlede individual trees görünüşü, all clones ise biyolojik gerçeği ifade eder. Bir şey bir biçimde görünüp aslında başka bir şey çıktığında bu kalıp kullanılabilir.
Alıştırma
Görünüş ile gerçeği karşılaştıran hedef kalıbı tamamlayın: The building ____ a house, ____ a small museum.
Cevabı göster
looks like · but it's actually
and the root system continues to make more trees,
1:56ve bu kök sistemi yeni ağaçlar üretmeye devam eder;
meaning that these trees are all part of the same organism.
1:58yani bu ağaçların hepsi aynı organizmanın parçasıdır.
that this one male quaking pine has been around for at least Kalıp ifadeler
2:05bu tek erkek titrek çamın en az
has been around for at least 80,000 years: en az 80.000 yıldır var olmak
Burada has been around, 'var olmuştur ve hâlâ vardır' anlamına gelir. Present perfect yapısındaki has been, varoluşun geçmişte başladığını ve günümüzde devam ettiğini gösterir. For at least 80,000 years süreyi belirtir. At least bir alt sınır koyduğu için gerçek yaş daha büyük olabilir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp have/has been around for + süre şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi has been around for kalıbıyla tamamlayın: The library ____ at least a century.
Cevabı göster
has been around for
get back to a topic: bir konuya geri dönmek
Get back to + konu, konu dışına çıkmayı bırakıp o konuyu yeniden konuşmaya başlamak anlamına gelir. Burada humans fiziksel bir varış noktasını değil, ana konuyu belirtir. Let's, geçişi ortak bir hareket gibi gösterir ve dinleyicileri konuşmacıyla birlikte ana konuya yönlendirir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp Let's get back to + konu, soru veya görev şeklindedir.
Alıştırma
Konuyu yeniden ele alma ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After the brief interruption, let's ____ the main question.
Cevabı göster
get back to
And rather than talking about how time is, Anlatım akışı
2:14Zamanın nasıl olduğundan söz etmek yerine,
Zamanın nasıl olduğundan değil, nasıl hissettirdiğinden bahsetmek
rather than + -ing kalıbı, bir odağı tartışmanın devam edeceği yön olmaktan çıkarır. Burada rather than talking about how time is, süre veya yaşam uzunluğu gibi zamanla ilgili nesnel gerçekleri bir kenara bırakır; bu gerçeklerin yanlış olduğunu ileri sürmez. Ardından let's + fiilin yalın hâli, yeni ve ortak bir odak önerir: how time feels, yani insanların zamanı öznel olarak nasıl deneyimlediği. Rather than ..., let's ... birlikte kullanıldığında dinleyiciyi eski bir konudan yeni bir konuya yönlendiren bir sunum kalıbı oluşturur.
Alıştırma
Rather than + -ing ..., let's ... kalıbıyla odak değişimini tamamlayın: Rather than ____ every problem, ____ focus on the solution.
Cevabı göster
listing · let's
Intense moments of your life are remembered as lasting much longer Dilbilgisi
2:19Hayatınızdaki yoğun anlar çok daha uzun sürmüş gibi hatırlanır
Uzun sürmüş gibi hatırlanmak: are remembered as lasting
Edilgen be remembered as + -ing kalıbında özne, insanların onu hatırlama biçimine göre sunulur. Burada intense moments are remembered as lasting much longer, yoğun anların hatırlandığında daha uzunmuş gibi göründüğü anlamına gelir. Lasting, as'ten sonra gelen bir tümleçtir; zaman yan cümlesi değildir. Anlamsal öznesi intense moments'tır: uzun süre devam etmiş gibi hatırlananlar bu anlardır; insanlar lasting eylemini yapmaz.
Alıştırma
Hangi cümle, konserin insanların hafızasında çok uzun süre devam etmiş gibi göründüğünü anlatır?
- People remembered to make the concert last for hours.
- The concert is remembered as lasting for hours.
- People remember attending the concert for hours.
Cevabı göster
The concert is remembered as lasting for hours.
Psychologists say that the reason for this is that our brains Dilbilgisi
2:26Psikologlar bunun nedenini, beynimizin olaylarla ilgili
the reason for this is that + yan cümle
the reason for this is that kalıbında this, daha önce belirtilen bir olguya veya duruma gönderme yapar. That'ten sonraki sözler bunun nedenini açıklar. Kalıp the reason for + isim veya zamir + is that + tam bir yan cümle şeklindedir. Açıklamayı net ve ana odak hâline getirmek istediğinizde kullanışlıdır.
Alıştırma
Burada öğretilen tam neden kalıbıyla açıklamayı tamamlayın: The plant grew faster this month. ____ it received more sunlight.
Cevabı göster
The reason for this is that
you're not remembering more things about it, Dilbilgisi
2:38onlarla ilgili daha fazla şey hatırlamıyorsunuz;
not A, but B: bir düşünceyi reddetme ve düzeltme
not A, but B yapısında konuşan kişi A'yı reddeder ve yerine B'yi koyar. Asıl yeni bilgi but'tan sonra gelir. Burada daha fazla şeyi hatırlama düşüncesi reddedilir. Konuşanın kabul ettiği açıklama daha fazla kopya oluşturmaktır; copies, anının daha fazla yerde ya da biçimde kaydedilmesini anlatan basit bir benzetmedir.
Alıştırma
Düzeltmeyi not A, but B kullanarak tamamlayın: A blue whale is ____ a fish ____ a mammal.
Cevabı göster
not · but
during stress the amygdala gets involved and also remembers things. Kalıp ifadeler
2:44stres sırasında amigdala da devreye girip yaşananları kaydeder.
Get involved: rol oynamaya başlamak
Bu cümlede gets involved, “katılmaya veya bir rol oynamaya başlar” anlamına gelir. Amigdala bir etkinliğe katılmayı bilinçli olarak seçmez; vücudun strese verdiği tepki içinde etkinleşir. get involved yapısı, bir sürece giren bir kişiyi, grubu veya sistemi anlatabilir. Katılımın kasıtlı olup olmadığını bağlam gösterir.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen ve “bir rol oynamaya başlar” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: When the alarm sounds, the emergency team ____.
Cevabı göster
gets involved
intense moments are remembered as lasting longer.
2:49yoğun anların daha uzun sürmüş gibi hatırlandığına inanır.
This phenomenon becomes quite mind-blowing on a macro scale. Notlar
2:53Bu olguya makro ölçekte bakınca insanın gerçekten aklı duruyor.
Mind-blowing: son derece şaşırtıcı
Mind-blowing, son derece şaşırtıcı, etkileyici veya hayal etmesi zor anlamına gelen, güçlü vurgu taşıyan gündelik bir sıfattır. Burada olgunun bütün bir yaşam ölçeğinde ele alındığında ne kadar şaşırtıcı göründüğünü değerlendirir. Bu görüntü mecazidir; zihne fiziksel olarak hiçbir şey olmaz. Genellikle ölçülebilir bir özelliği değil, konuşanın tepkisini ifade eder.
Alıştırma
Mind-blowing ifadesinin en doğal kullanımı hangisidir?
- Resmî araştırma makalesi: These data are mind-blowing and prove the hypothesis.
- Gerçek anlamlı tıbbi not: The patient has a mind-blowing injury.
- Heyecanlı sohbet: The planetarium show was mind-blowing!
Cevabı göster
Heyecanlı sohbet: The planetarium show was mind-blowing!
On a macro scale: makro ölçekte
On a macro scale, “geniş ve genel bir düzeyden bakıldığında” anlamına gelir. Bu cümlede dikkat, tek bir kişinin deneyiminden veya tek başına ele alınan bir andan çok daha geniş bir örüntüye kaydırılır. Buradaki macro, analiz ölçeğini belirtir; özellikle makroekonomi anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen on a ... scale kalıbı, bir şeyin ne kadar geniş veya dar bir ölçekte incelendiğini dinleyiciye bildirir.
Alıştırma
Cümleyi “geniş ve sistem düzeyinde bir bakış açısından” anlamındaki dört sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: Individual purchases seem small, but ____, they shape national demand.
Cevabı göster
on a macro scale
Think of it this way: şöyle düşünün
Think of it this way, yeni bir düşünme çerçevesine geçileceğini gösteren bir işarettir. Dinleyiciyi, konuşmacının bir sonraki fikri düzenleme biçimini geçici olarak benimsemeye davet eder; bunun ardından genellikle bir karşılaştırma, benzetme veya basit model gelir. Buradaki it, dinleyicinin hatırlaması gereken bir nesneyi değil, konuşulan konuyu ifade eder. Cümlenin kendisi açıklama değildir; dinleyiciyi gelecek yeni açıklamaya hazırlar.
Alıştırma
Cümleyi yeni bir düşünme çerçevesi sunan beş sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____: A password is like a key to your online home.
Cevabı göster
Think of it this way
turn + yaş: turn 2 years old
turn 2 years old ifadesinde turn, “belirli bir yaşa ulaşmak” anlamına gelir; dönmek veya yön değiştirmek anlamında değildir. İfade, birinin iki yaşına girdiği doğum günü anına odaklanır. Aktarılabilir kalıp turn + yaş biçimindedir. Günlük İngilizcede years old çıkarılabilir: turn two years old ve turn two aynı yaş dönüm noktasını ifade eder.
Alıştırma
Ava is six now. Cümleyi tam turn + age + years old kalıbıyla tamamlayın: On her next birthday, Ava will ____.
Cevabı göster
turn seven years old
And the next year you live through is only a third of your life. Öbek fiiller
3:09Yaşadığınız bir sonraki yıl da hayatınızın yalnızca üçte biridir.
live through + bir dönem veya olay
Live through + bir dönem veya olay, o dönem ya da olay gerçekleşirken onu bizzat deneyimlemek demektir. İfade çoğu zaman dönemi veya olayı sonuna kadar geçirilen bir deneyim olarak sunar. Bu cümlede nesne the next year olduğundan anlam yalnızca “o yılı yaşayıp geçirmek”tir. Savaşlar, afetler veya başka zorluklarla kullanıldığında live through bunlara dayanmayı ya da bunlardan sağ çıkmayı da düşündürebilir. Bu daha güçlü anlam bağlamdan gelir ve öbek fiilin her kullanımında bulunmaz.
Alıştırma
Cümleyi live through ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: By spring, the researchers had ____ months of polar darkness.
Cevabı göster
lived through
By the time you turn 80: daha sonraki bir referans noktası belirlemek
By the time + yan cümle, daha sonraki bir referans noktası belirler. Ana cümle, en geç o noktaya gelindiğinde zaten doğru olan, tamamlanan veya ulaşılan durumu anlatır. Burada you turn 80, 80 yaşına gelme dönüm noktasını belirtir; bir yılın oranı da yaşamın bu aşamasındaki durumu gösterir. Bu yapı, iki olayın yalnızca aynı anda gerçekleştiğini söylemek yerine, belli bir noktaya kadar oluşan değişimi veya ilerlemeyi sık sık vurgular.
Alıştırma
Raporun daha sonraki referans noktasında zaten tamamlanmış olacağını en iyi hangi ifade vurgular? The report will be ready ___ you arrive.
- by the time
- while
- when
Cevabı göster
by the time
because they may explain why your childhood feels like it took so long. Dilbilgisi
3:18çünkü çocukluğunuzun neden bu kadar uzun sürmüş gibi geldiğini açıklayabilir.
Feels like it took so long: feel like + yan cümle
Feel like + özne + fiil, öznel bir izlenim anlatır: konuşan kişi bir şeyi doğruymuş gibi yaşar, ancak bunun nesnel olarak doğru olduğunu iddia etmez. Burada it, childhood sözcüğüne gönderme yapar; took so long ise çocukluğun çok uzun sürmüş gibi görünmesi anlamına gelir. like sözcüğünden sonra gelen bölüm, kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümledir. Bu yapı, algı ile ölçülebilir gerçeklik farklı olabildiğinde kullanışlıdır.
Alıştırma
Nina yolculuğun yalnızca iki gün sürdüğünü biliyor, ancak yolculuk çok daha uzun gelmişti. Hangi cümle feel like + yan cümle kullanarak onun öznel izlenimini ifade eder?
- I feel tired after the trip.
- I feel like taking a week-long trip.
- It feels like the trip lasted a week.
Cevabı göster
It feels like the trip lasted a week.
Zamanın çok hızlı geçmesi anlamında fly by
Bu cümlede fly by, çok hızlı geçmek anlamına gelir. Yıllar gerçekten uçmaz; bu ifade, zamanı bir anda bitmiş gibi görünecek kadar hızlı ilerleyen bir şey olarak betimler. years, weeks veya hours gibi zaman dilimleri özne olduğunda fly by, zamanın beklenenden çok daha hızlı geçtiğine dair öznel bir hissi anlatır. Yalnızca pass demekten daha canlı ve vurgulu bir ifadedir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve çok hızlı geçmek anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: When you're having fun, the hours can ____.
Cevabı göster
fly by
You have more novel experiences when you're young. Kelime
3:26Gençken daha fazla yeni deneyim yaşarsınız.
novel experiences içinde sıfat olan novel
Burada novel, experiences sözcüğünü niteleyen bir sıfattır. Novel experiences, bunları yaşayan kişi için yeni veya alışılmadık deneyimlerdir; novel bu yapıda kurmaca eser anlamına gelmez. Sözcük, deneyimi yaşayan kişinin bakış açısından yeniliğe odaklanır. Bir deneyimi başka birçok kişi daha önce yaşamış olsa bile, o kişi için ilkse novel olabilir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The exchange program gave her several novel experiences. Burada novel ne anlama gelir?
- bir kurmaca eserde anlatılan
- onun için yeni veya alışılmadık
- tuhaf ve korkutucu
Cevabı göster
onun için yeni veya alışılmadık
You first... You have your first...: paralel bir sıralama kurmak
Burada first, birbirine çok benzeyen kalıplarla kurulmuş dört kısa cümlede tekrarlanır: İlk üç cümlede You first + fiil... kullanılır; ardından You have your first + isim gelir. Tekrarlanan başlangıç ve benzer cümle uzunlukları, ayrı örnekleri tek bir paralel sıralamaya dönüştürür. Bu sıralama, “ilk deneyimler” şeklindeki genel düşünceyi somutlaştırır ve birikimli hâle getirir. Ritmi, dinleyicinin örnekler arasında bağlantı kurmasına yardım eder; sondaki first kiss ise diziyi belirgin bir noktada tamamlayarak ikna gücünü artırır.
Alıştırma
Bu bölümde first sözcüğünün ve benzer cümle kalıplarının tekrarlanmasının temel işlevi nedir?
- First sözcüğünün birbirinden ayrı sözlük tanımlarını verir.
- Çeşitli örnekleri, daha büyük bir düşünceyi destekleyen ritmik ve bağlantılı bir sıralamaya dönüştürür.
- Dört olayın da tam olarak aynı yaşta gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster
Çeşitli örnekleri, daha büyük bir düşünceyi destekleyen ritmik ve bağlantılı bir sıralamaya dönüştürür.
These are all deeply and richly remembered by your brain.
3:36Beyniniz bunların hepsini derin ve zengin anılar olarak kaydeder.
it feels as if they took longer to happen. Dilbilgisi
3:40sanki gerçekleşmeleri daha uzun sürmüş gibi gelir.
Öznel bir izlenim için feels as if + yan cümle
it feels as if they took longer to happen cümlesinde feels öznel bir izlenimi belirtir, as if ise bu izlenime uyan durumu tanıtır. Konuşan kişi, deneyimlerin daha uzun bir süreye yayılmış gibi göründüğünü söylüyor; gerçekte nesnel olarak daha uzun sürdüklerini ileri sürmüyor. Yeniden kullanılabilen kalıp özne + feel(s) + as if + yan cümledir. Bir deneyim, ardından gelen yan cümledeki durum doğruymuş gibi bir his veya izlenim oluşturduğunda bu kalıbı kullanın.
Alıştırma
İkinci düşünceyi öznel bir izlenim olarak sunan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The clock says only five minutes have passed, but it ____ we have been waiting for an hour.
Cevabı göster
feels as if
Let's look at a graphical representation of the percentage of your life
3:45Hayatınızın yüzdelerini gösteren bir grafiğe bakalım;
all the way out to + bitiş noktası
All the way out to 80, ölçeğin veya çizimin durmadan 80'e ulaşana kadar devam ettiği anlamına gelir. All the way tüm uzanımı vurgularken out, 80'i genişleyen bir aralık üzerindeki görece uzak bir bitiş noktası olarak sunar. Buradaki out, dışarı çıkmak anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen all the way out to + bitiş noktası kalıbı; bir çizgi, ölçek, zaman çizelgesi, mesafe, program veya sayısal aralık uzak bir sınıra kadar uzandığında kullanışlıdır.
Alıştırma
Bir grafik şu anda 50'de bitiyor, ancak konuşan kişi “We'll extend the horizontal axis all the way out to 100.” diyor. Bu ifade neyi vurgular?
- Yalnızca 100'e yakın değerler gösterilecek ve aralığın ortası atlanacak.
- Eksen dışarı taşınacak ve 100 sayısının yanına yerleştirilecek.
- Eksen, tüm aralık boyunca uzak bitiş noktası olan 100'e kadar devam edecek.
Cevabı göster
Eksen, tüm aralık boyunca uzak bitiş noktası olan 100'e kadar devam edecek.
kapsam sınırlayıcısı olarak under this model
Under this model, «bu modelin sunduğu varsayımlar ve temsil biçimi çerçevesinde» anlamına gelir. Ardından gelen ifadenin kapsamını belirleyerek sonucun bu çerçevenin dışında geçerli olmayabileceğini gösterir. Buradaki under mecazidir: sonuç fiziksel olarak modelin altında değildir, model tarafından yönetilir. Yeniden kullanılabilen under + model, teori, varsayım veya kural yapısı, akıl yürütmede kullanılan çerçeveyi tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi «mevcut modelin varsayımları çerçevesinde» anlamına gelen üç sözcüklü kapsam ifadesiyle tamamlayın: ____, every simulated vehicle follows the same speed limit.
Cevabı göster
Under this model
when you turn 80 years old and look back at your life, Öbek fiiller
4:0280 yaşına gelip hayatınıza dönüp baktığınızda,
look back at your life: hayatına dönüp bakmak
Burada look back at your life, yaşadığın hayatı hatırlayıp üzerinde düşünmek anlamına gelir. Fiziksel olarak başını arkaya çevirmeyi değil, geçmişi değerlendirmeyi anlatır. look back at + something yapısında at, gözden geçirilen zamanı, deneyimi veya şeyi tanıtır. Yalnızca look back dersen tam olarak neyi gözden geçirdiğini belirtmemiş olursun.
Alıştırma
Hangi cümlede look back at geçmişteki bir deneyim üzerine düşünmek anlamında kullanılmıştır?
- Leo looked back at the door when he heard it close.
- At the end of the season, we looked back at how much the team had improved.
- Please look at the schedule before class.
Cevabı göster
At the end of the season, we looked back at how much the team had improved.
isn't your 40s, it's your early 20s: kırklı yaşların değil, yirmili yaşların başı
isn't A, it's B kalıbı önce “A cevap değil” der, ardından doğru cevap olarak B'yi verir. Böylece düzeltme güçlü ve açık olur: A'yı bırakıp B'ye dikkat et. Burada your 40s beklenen cevap, your early 20s ise hayatın nasıl hissedildiğini ölçen konuşmacının modelindeki şaşırtıcı yeni cevaptır. Cümle, hissedilen veya öznel bir orta noktadan söz eder; 20 ile 40'ın matematiksel olarak eşit olduğunu söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle bir cevabı reddedip yerine başka bir cevap koymak için aynı düzeltme kalıbını kullanıyor?
- The hardest parts are starting and continuing.
- Starting can be hard, but continuing takes time too.
- The hardest part isn't starting, it's continuing.
Cevabı göster
The hardest part isn't starting, it's continuing.
The good news here is that: olumlu bir geçiş kalıbı
Bu cümlede The good news here is that bir haber metnini tanıtmaz. Good news sonraki düşünceyi olumlu bir sonuç olarak çerçeveler, here o anda tartışılan konuya gönderme yapar ve that olumlu noktayı içeren yan cümleyi başlatır. Bir söylem kalıbı olarak açıklamanın yönünü kaygı verici bir sonuçtan istisnaya, iyileşme olasılığına veya insanların atabileceği bir adıma çevirir. Dinleyiciyi durumu daha umutlu biçimde yeniden değerlendirmeye hazırlar.
Alıştırma
Bir beceriyi öğrenmenin zaman aldığını açıkladınız. Hangi cümle cesaret verici ve uygulanabilir bir noktaya en iyi geçişi yapar?
- There is a news report about how people learn skills.
- The good news here is that ten minutes of daily practice can make a real difference.
- Learning a skill takes time, so the topic is difficult.
Cevabı göster
The good news here is that ten minutes of daily practice can make a real difference.
the more novel things you do and things you see Dilbilgisi
4:11Ne kadar çok yeni şey yapar ve görürseniz,
The more..., the slower...: bağıntılı karşılaştırma yapısı
The more A, the more/less B bağıntılı bir karşılaştırma yapısıdır: A'nın derecesi veya miktarı değiştikçe B de onunla birlikte değişir. Buradaki ilk the belirli tanımlık işlevinde değildir; iki the yan cümlesi bir çift oluşturur. İlk bölüm değişen etkeni, ikinci bölüm ise buna karşılık gelen sonucu verir. Bu cümlede daha fazla yeni şey yapmak ve görmek, daha fazla yer ziyaret etmek ve daha fazla insanla tanışmak değişen etkendir; bunun sonucunda zaman daha yavaş ve daha zengin hissedilir. Altyazıdaki more rich anlaşılırdır, ancak tarafsız İngilizcede olağan karşılaştırma biçimi richer kullanılır.
Alıştırma
Çift karşılaştırma yapısını tamamlayın: '____ more often you review new words, ____ easier they become to remember.'
Cevabı göster
The · the