Çinli kelebek aşıklar efsanesi - Lijun Zhang: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
675 kelime 175 kel/dk

Video özeti: Zhu Yingtai eğitim alabilmek için erkek kılığına girer, Liang Shanbo ile derin bir bağ kurar, ancak ailesinin ayarladığı evlilik yüzünden ondan ayrılır. Shanbo’nun ölümünden sonra trajik aşkları mezarının başında doruğa ulaşır; mezardan çıkan iki kelebek, sonunda birlikte kavuşabildikleri özgürlüğü simgeler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. became sworn brothers. — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: sworn brothers ifadesinin kan bağıyla değil, ciddi bir yeminle kardeş olan kişileri anlattığını öğrenirsiniz. Bu Doğu Asya geleneğini bilmek, Yingtai ile Shanbo’nun yakınlıklarını nasıl resmîleştirdiklerini ve Yingtai’nin gizli kimliğinin hikâyedeki romantik çatışmayı neden güçlendirdiğini açıklar. 2. took a turn for the worse, — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bir hastalığın, durumun veya havanın belirgin biçimde kötüleştiğini anlatan bu kalıplaşmış ifadeyi öğrenirsiniz. Böylece Shanbo’nun durumundaki ani gerilemeyi izleyebilir ve olumsuz değişimleri sözcükleri bire bir çevirmeden doğal biçimde anlatabilirsiniz. 3. he asked that she burn incense — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Resmî ask that + özne + fiilin yalın hâli yapısını tanırsınız. Bu nedenle she öznesine rağmen burns değil burn kullanılır; yapı, resmî istekleri, önerileri ve talepleri doğru biçimde anlamanıza ve kurmanıza yardımcı olur.

Bu derste

Adjusting her disguise, Zhu Yingtai prepared to bid her parents goodbye. Kalıp ifadeler

0:08

Kılığını düzelten Zhu Yingtai, ailesine veda etmeye hazırlandı.

Kalıp ifadeler

prepared to bid her parents goodbye: anne babasına veda etmeye hazırlandı

prepare to + fiilin yalın hâli, bir sonraki eylemi yapmaya hazırlanmak anlamına gelir. Burada bid her parents goodbye, 'anne babasına veda etmek' demektir. Bid burada eski ve resmî bir anlamla, 'söylemek veya ifade etmek' anlamındadır; açık artırmadaki 'fiyat teklif etmek' anlamında değildir. Kalıp bid + kişi + goodbye/farewell şeklindedir. Vedaya resmî ve öyküleyici bir ton verir.

Alıştırma

Elena'nın ailesine veda ettiği cümleyi bid + kişi + goodbye kalıbıyla tamamlayın: Before boarding the ship, Elena prepared to ____.

Cevabı göster

bid her family goodbye

She had always been a dutiful daughter, Kelime

0:13

Her zaman görevine sadık bir kız olmuş,

staying home and creating works of embroidery that brought her parents pride. Kalıp ifadeler

0:15

evde kalarak ailesini gururlandıran nakış eserleri yaratmıştı.

Kelime

dutiful daughter: sorumluluklarını yerine getiren bir kız evlat

Dutiful, bir rolün veya ilişkinin gerektirdiklerini özenle yerine getiren birini anlatır. Bu nedenle a dutiful daughter, kız evlat olmanın getirdiği sorumlulukları ve beklentileri yerine getiren biridir; yalnızca nazik veya çalışkan olmak anlamına gelmez. Bu cümlede evde kalması ve nakış yapması, anne babasının beklentilerini karşılamış olduğunun işaretleri olarak sunulur.

Alıştırma

Hangi açıklama a dutiful daughter ifadesine en iyi uyar?

  1. Yeni el işlerini herkesten daha hızlı öğrenir.
  2. Ailesinin kendisinden beklediği sorumlulukları özenle yerine getirir.
  3. Doğuştan komiktir ve herkesi güldürür.
Cevabı göster

Ailesinin kendisinden beklediği sorumlulukları özenle yerine getirir.

Kalıp ifadeler

bring someone pride: birinin gurur duymasını sağlamak

Bu cümlede brought her parents pride, nakışların anne babasının gurur duymasını sağladığı anlamına gelir. Burada pride, taşınan fiziksel bir nesne değil, duygusal bir sonuçtur. bring + kişi veya grup + soyut isim kalıbı, bir şeyin duyguya ya da sonuca yol açtığını anlatır. that sözcüğü works of embroidery ifadesine döner; dolayısıyla anne babada gurur duygusu yaratan şey nakışlardır.

Alıştırma

Cümleyi bring fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Her achievement ____ her parents pride.

Cevabı göster

brought

And yet, although only boys were allowed at the Confucius Academy in Hangzhou, Notlar

0:19

Ancak Hangzhou'daki Konfüçyüs Akademisi'ne sadece erkeklerin alınmasına rağmen,

Dilbilgisi

although only boys were allowed: ödünleme ve edilgen izin yapısı

Although bir ödünleme ilişkisi kurar: önce engel oluşturan bir kuralı sunar, ana cümle ise bu engele rağmen neyin hâlâ geçerli olduğunu veya neyin gerçekleştiğini anlatır. Although ile başlayan bölüm bir yan cümledir; virgül, ardından bir ana cümle geleceğini gösterir. Only boys were allowed, be + allowed edilgen yapısını kullanır. Edilgen yapı, kuralı koyan kişiden çok izin verilen gruba ve kurumsal kurala odaklanır. Only doğrudan boys sözcüğünden önce geldiği için izin verilen grubun yalnızca erkek çocuklarla sınırlı olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi although ve allow fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: ____ only members ____ inside, everyone could watch the event online.

Cevabı göster

Although · were allowed

Kültür

Confucius Academy in Hangzhou: geleneksel bir öğrenim ortamı

Bu hikâyede Confucius Academy in Hangzhou, Hangzhou'da Konfüçyüsçü eğitimle ilişkili geleneksel bir öğrenim yerinin adıdır. Bu tarihsel bağlamda academy, modern ve ticari bir eğitim merkezinden çok geleneksel bir akademiye benzeyen resmî bir öğrenim yeri anlamına gelir. Bu ifade, yalnızca erkek çocukları kabul eden kuralı kurumsal bir giriş sınırlaması olarak anlamak için gereken arka planı verir. Ayrıca eğitime erişimin hikâyede neden bir çatışma kaynağı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu hikâyede Confucius Academy in Hangzhou esas olarak neyi gösterir?

  1. Konfüçyüsçü eğitimle ilişkili geleneksel bir öğrenim yeri
  2. Eğitim işlevi olmayan sıradan bir kulüp
  3. Modern ve ticari bir özel ders hizmeti
Cevabı göster

Konfüçyüsçü eğitimle ilişkili geleneksel bir öğrenim yeri

what Yingtai truly wanted was to go to school. Dilbilgisi

0:24

Yingtai'nin asıl istediği okula gitmekti.

Anlatım akışı

And yet, although: güçlü bir ödünleme dönüşünü belirtmek

And yet önceki betimlemeye dönerek hikâyenin o beklentinin tersine yöneldiğini bildirir. Ardından although yalnızca erkek çocukların kabul edilmesi şeklindeki engeli kabul eden bir yan cümleyi başlatır. Bu yapı okuyucuyu üç aşamadan geçirir: önceki beklenti, güçlü bir dönüş ve kabul edilen engel. Sonra asıl odak olan Yingtai'nin gerçek isteği gelir. İki bağlayıcı birlikte çalışarak çatışmayı daha belirgin hâle getirir.

Alıştırma

Örnekte And yet, although bilgiyi düzenleme açısından nasıl bir işlev görür?

  1. Akademiyi ve onun isteğini eşit önemde iki gerçek olarak sıralamakla yetinir.
  2. Önceki betimlemeden güçlü bir dönüş yapar, ardından bir engel sunar ve cümleyi onun gerçek isteğine odaklar.
  3. Akademinin onu kabul etmesinin iki ayrı nedenini verir.
Cevabı göster

Önceki betimlemeden güçlü bir dönüş yapar, ardından bir engel sunar ve cümleyi onun gerçek isteğine odaklar.

Dilbilgisi

What Yingtai truly wanted was to go: gerçek isteğe odaklanan yapı

Bu cümlede what Yingtai truly wanted, “Yingtai'nin gerçekten istediği şey” anlamına gelen bir isim cümleciğidir. Bu cümlecik was fiilinin öznesidir; dolayısıyla what burada soru sormaz. What + özne + truly/really wanted + was to + fiil kalıbı, kişinin asıl isteğine odaklanır. Burada was to go to school bu isteğin ne olduğunu belirtir.

Alıştırma

Geçmiş zamandaki odaklama yapısını want ve be fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: What Leo truly ____ to travel.

Cevabı göster

wanted was

She begged her parents to let her attend dressed as a boy. Notlar

0:27

Erkek kılığına girerek okula gitmesine izin vermeleri için ailesine yalvardı.

Dilbilgisi

begged her parents to let her attend: izin için acil bir rica

Kalıbın tamamı beg + kişi + to let + kişi + fiilin yalın hâli şeklindedir. Anne babasından çok ısrarlı bir istekte bulundu; istediği izin, onların let her attend, yani okula devam etmesine izin vermesiydi. let + kişi yapısından sonra fiil to almadan yalın hâlde gelir: let her attend doğrudur, let her to attend değildir. Attend fiilinin söylenmeyen nesnesi, örneğin okul veya akademi olarak önceki bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

Cümleyi beg ve let fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: Mia was desperate for permission, so she ____ her coach to ____ her play in the final match.

Cevabı göster

begged · let

Kalıp ifadeler

dressed as a boy: bir rolü veya kimliği üstlenerek giyinmek

dressed as a boy ifadesindeki dressed, onun okula giderken nasıl bir durumda ve kıyafette olduğunu anlatan geçmiş ortaç biçimidir. Dress as + rol veya kimlik, kıyafet ya da kılık değiştirme yoluyla kendini o rolde göstermek demektir. Burada yalnızca bir giyim tarzı değil, kimliği gizleyen bir kılık değiştirme anlatılır: insanların onu erkek çocuk sanmasını istemektedir.

Alıştırma

Cümleyi dressed as + role yapısı ve astronaut sözcüğüyle tamamlayın: At the costume party, Maya was ____.

Cevabı göster

dressed as an astronaut

And seeing her determination and clever disguises, Anlatım akışı

0:30

Kararlılığını ve zekice kılık değiştirmesini gören ailesi,

they finally agreed.

0:33

sonunda kabul etti.

Anlatım akışı

And seeing...: nedeni sonuçtan önce vermek

Seeing her determination and clever disguises, cümle başında kullanılan bir present participle yan cümlesidir. Nedeni veya arka planı, ana sonuç olan they finally agreed ifadesinden önce kısa biçimde verir. Buradaki seeing, sürmekte olan bir eylemi seyretmek değil, bu işaretleri fark etmek veya anlamak demektir. seeing ifadesinin örtük öznesi ana cümlenin öznesi they, yani anne babadır: kanıtları gördüler ve kabul ettiler. And, bu neden-sonuç ilişkisini önceki anlatıya bağlar.

Alıştırma

Seeing... ile başlayan yapıyı, görme ve ana eylemi aynı kişi yapacak şekilde doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Seeing the icy road, the driver slowed down.
  2. Seeing the icy road, the driver's speed became slower.
  3. Seeing the icy road, the car was slowed down by the driver.
Cevabı göster

Seeing the icy road, the driver slowed down.

However, they only gave her permission when she promised to keep her true identity a secret, Kalıp ifadeler

0:35

Ancak gerçek kimliğini sır olarak saklayacağına

and eventually return to the traditional path they'd set for her. Kalıp ifadeler

0:40

ve nihayetinde onun için belirledikleri geleneksel yola geri döneceğine söz vermesi şartıyla izin verdiler.

Kalıp ifadeler

gave her permission: ona izin vermek

gave her permission ifadesinde give, izni alan kişiyi dolaylı nesne olarak alır: give + someone + permission. Permission burada genellikle sayılamayan bir isimdir ve ifade, yetkili birinin onun bir şey yapmasına resmî ya da açık biçimde izin verdiğini anlatır. when ile başlayan yan cümle iznin koşullu olduğunu gösterir: ancak o söz verdikten sonra kabul ettiler. Tam olarak hangi eyleme izin verildiği daha geniş bağlamdan anlaşılır; permission sözcüğü bunu tek başına belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için give Maya permission ifadesini geçmiş zamana çevirin: The coach ____ to join the advanced group.

Cevabı göster

gave Maya permission

Kalıp ifadeler

promised to keep her true identity a secret: gerçek kimliğini gizli tutacağına söz verdi

Promised to, onun yapmayı kabul ettiği eylemi belirtir. keep her true identity a secret ifadesinin yapısı keep + nesne + nesne tamamlayıcısıdır: her true identity nesnedir, a secret ise onun hangi durumda kalması gerektiğini açıklar. Yani başkalarının onun gerçekte kim olduğunu öğrenmemesini sağlayacağına söz verdi. Bu hikâyede gizlenen gerçek, başkalarının onu bir oğlan olarak görmesi beklenirken onun kadın olmasıydı.

Alıştırma

Cümleyi ‘başkaları tarafından bilinmeyen’ anlamındaki isim öbeğiyle tamamlayın: We promised to keep the plan ____ until Friday.

Cevabı göster

a secret

Kalıp ifadeler

return to the traditional path they'd set for her: ailesinin belirlediği geleneksel yaşam yoluna dönmek

Bu cümlede path gerçek bir yol değil, bir insanın hayatının yönü için kullanılan bir benzetmedir. the traditional path ondan beklenen geleneksel geleceği, burada evliliği ve ev yaşamını ifade eder. They'd, they had anlamına gelir. they'd set for her, ailesinin bu geleceği onun adına önceden planladığını gösterir. return to, onun bir süre bu plandan uzaklaştığını ancak sonunda geri dönmesinin beklendiğini düşündürür.

Alıştırma

Vurgulanan ifade bu cümlede ne anlama geliyor?

  1. Ondan alışılmış gerçek bir yol boyunca yürüyerek geri dönmesi istendi.
  2. Ailesinin onu takip edebilmesi için yeni bir güzergâh seçti.
  3. Ailesinin onun için planladığı geleneksel yaşama dönmesi bekleniyordu.
Cevabı göster

Ailesinin onun için planladığı geleneksel yaşama dönmesi bekleniyordu.

Elated, Yingtai began her journey to Hangzhou.

0:44

Sevinçten havalara uçan Yingtai, Hangzhou'ya doğru yola koyuldu.

On the way, she found herself at a crossroads, Deyimler

0:47

Yolda kendini bir dönüm noktasında buldu,

unsure which route to take, Kalıp ifadeler

0:49

hangi yoldan gideceğinden emin değildi,

when a young man approached.

0:51

o sırada genç bir adam yaklaştı.

Deyimler

found herself at a crossroads: kendini hem gerçek hem de mecazi bir yol ayrımında bulmak

find oneself ifadesinin ardından bir yer veya durum geldiğinde, kişi genellikle planlamadan kendisini o yerde veya durumda bulduğunu fark eder. Burada kadın gerçekten bir yol ayrımına gelir ve hangi güzergâhı izleyeceğini bilmez. at a crossroads aynı zamanda hayatı farklı yönlere götürebilecek önemli bir seçimle karşı karşıya olmak anlamına gelir. Bu nedenle ifade iki düzeyde işler: yolculuğundaki gerçek bir kavşak ve hayatındaki bir dönüm noktası.

Alıştırma

Vurgulanan ifadenin iki anlamını da en iyi hangi yorum karşılıyor?

  1. Hayatıyla ilgili kararını çoktan vermiştir ve yalnızca genç adamı beklemektedir.
  2. Gerçek bir yol kavşağına gelir ve sahne aynı zamanda önemli bir hayat seçimiyle karşı karşıya olduğunu düşündürür.
  3. Crossroads sözcüğünü hiçbir anlatısal ima olmadan yalnızca haritadaki birkaç yolu adlandırmak için kullanmaktadır.
Cevabı göster

Gerçek bir yol kavşağına gelir ve sahne aynı zamanda önemli bir hayat seçimiyle karşı karşıya olduğunu düşündürür.

Kalıp ifadeler

unsure which route to take: hangi yolu seçeceğinden emin olmamak

Unsure, “emin olmamak” anlamına gelir. Which route to take, unsure ifadesinin anlamını tamamlayan gömülü bir wh- + to-infinitive yan cümlesidir: kişi hangi yolu seçmesi gerektiğini bilmiyordur. Bu, tek başına kullanılan tam bir doğrudan soru değildir. Aktarılabilir kalıp unsure + wh-sözcüğü (bazen bir isimle birlikte) + to + fiilin yalın hâlidir: unsure what to say, unsure where to go veya unsure which book to choose.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için doğrudan soruyu wh- + to-infinitive yapısına dönüştürün: “Which route should I take?” I looked at the map, unsure ____.

Cevabı göster

which route to take

As their eyes met, they shared an instant connection. Notlar

0:53

Gözleri buluştuğunda anında bir bağ hissettiler.

Anlatım akışı

As their eyes met: göz göze geldiklerinde

Burada As, “-dığında” anlamına gelir ve bir zaman yan cümlesi başlatır. As their eyes met ifadesinin ana cümleden önce gelmesi, önce arka plandaki anı verir, ardından anında kurulan bağı ana olay olarak sunar. Their eyes met, iki kişinin göz göze gelmesi demektir. Cümle, iki olayı aynı anda gerçekleşiyormuş gibi birbirine bağlar; buradaki as öncelikle zaman bildirir ve because yerine kullanılmamıştır.

Alıştırma

Bu cümlede baştaki yan cümlenin işlevi nedir? “As their eyes met across the room, they both smiled.”

  1. Neden odada olduklarını açıklar.
  2. İki kişinin de gülümsediği anı belirtir.
  3. Gülümseme biçimlerini karşılaştırır.
Cevabı göster

İki kişinin de gülümsediği anı belirtir.

Kalıp ifadeler

shared an instant connection: anında oluşan karşılıklı bir bağ

Bu cümlede shared an instant connection, iki kişinin hemen güçlü bir uyum, anlayış ya da çekim hissetmesi demektir. Buradaki connection, fiziksel ya da internet bağlantısı değil, duygusal veya kişisel bir bağdır. Shared bu duygunun karşılıklı olduğunu, instant ise bağın hemen oluştuğunu gösterir. Kalıp, bağlama göre arkadaşlıkta, iş birliğinde ya da romantik bir ilişkide hızlı bir uyumu anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede shared an instant connection ne anlama geliyor?

  1. İletişim bilgilerini paylaştılar.
  2. Aynı internet bağlantısını kullandılar.
  3. Hemen karşılıklı, kişisel veya duygusal bir bağ hissettiler.
Cevabı göster

Hemen karşılıklı, kişisel veya duygusal bir bağ hissettiler.

Yingtai learned that his name was Liang Shanbo,

0:56

Yingtai onun adının Liang Shanbo olduğunu

and that he'd be her classmate at the academy.

0:59

ve akademide sınıf arkadaşı olacağını öğrendi.

So they walked the rest of the way together,

1:02

Böylece yolun geri kalanını birlikte yürüdüler,

rapt in conversation. Kelime

1:04

sohbete dalmışlardı.

Kelime

rapt in conversation: konuşmaya tamamen dalmış

Rapt in conversation, konuşmaya tamamen dalmış olmak ve bütün dikkati sohbete vermek demektir. Rapt bir sıfattır ve yalnızca interested demekten daha güçlü ve canlı bir anlam taşır. Virgülden sonraki ifade, yürürken içinde bulundukları durumu anlatır; ayrı bir eylemi adlandırmaz. Rapt edebî ya da hikâye anlatımına özgü bir tona sahiptir, bu yüzden anlatı metinlerinde sık görülür.

Alıştırma

Hangi cümlede rapt in conversation doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The two friends were rapt on conversation and watched the clock closely.
  2. The two friends were rapt in conversation and did not notice the café closing.
  3. The two friends rapt the conversation before the café closed.
Cevabı göster

The two friends were rapt in conversation and did not notice the café closing.

Yingtai realized that, despite her meticulous disguise, Dilbilgisi

1:06

Yingtai, titizlikle hazırlanmış kılığına rağmen,

she felt that she could finally be herself. Kalıp ifadeler

1:09

sonunda kendi gibi olabildiğini hissetti.

Dilbilgisi

despite her meticulous disguise: despite + isim öbeği

Despite her meticulous disguise, ödünleme bildiren bir edat öbeğidir. despite'tan sonra her meticulous disguise isim öbeği gelir; meticulous, her ayrıntının büyük bir özenle ele alındığını anlatır. Tüm ifade, kılık değiştirmesi son derece özenli olmasına rağmen anlamına gelir. Bu öbek, ana düşünceden önce görünürdeki bir engeli sunar. despite + isim öbeğini, bu engel olsa bile ana cümledeki sonucun hâlâ geçerli olduğunu göstermek için kullanabilirsin.

Alıştırma

İsim öbeğinden önce despite yazarak cümleyi tamamla: ____ the heavy rain, the game continued.

Cevabı göster

Despite

Kalıp ifadeler

could finally be herself: özgürce kendisi olabilmek

Be herself, fiziksel olarak kendisine dönüşmek anlamına gelmez. Rol yapmak veya gerçek yönlerini saklamak yerine doğal davranmak; gerçek kişiliğini, düşüncelerini ya da duygularını göstermek anlamına gelir. Could, artık bunu yapma özgürlüğü ya da fırsatı olduğunu hissettiğini gösterir. Finally ise bu özgürlüğün ancak bir bekleyişten veya zorluktan sonra geldiğini vurgular.

Alıştırma

Aylarca düşüncelerini saklayan Lena, onu kabul eden arkadaşlar buldu. 'Lena could finally be herself' ne anlama gelir?

  1. Tamamen farklı bir insana dönüşmüştü.
  2. Yasal kimliğini kanıtlamıştı.
  3. Doğal davranmakta ve gerçek kişiliğini göstermekte özgür hissediyordu.
Cevabı göster

Doğal davranmakta ve gerçek kişiliğini göstermekte özgür hissediyordu.

The two decided to celebrate what they thought would be a long, close friendship, Dilbilgisi

1:12

İkili, uzun ve yakın bir dostluk olacağını düşündükleri bu durumu kutlamaya karar verdiler

and became sworn brothers. Kültür

1:16

ve kan kardeşi oldular.

Dilbilgisi

what they thought would be a long, close friendship: uzun ve yakın bir dostluk olacağını düşündükleri şey

What ile başlayan yan cümlenin tamamı celebrate fiilinin nesnesidir ve kutladıkları ilişkiyi anlatır. İçindeki they thought, would be a long, close friendship ifadesini anlatıcının doğruladığı bir gerçek olarak değil, karakterlerin beklentisi olarak sunar. Would be, geçmişteki bakış açılarından geleceğe yönelir. Bu yapı, birinin o sırada inandığı veya beklediği şeyle sonradan gerçek olduğu anlaşılan şeyi ayırabilir; böylece anlatısal ironi yaratabilir.

Alıştırma

'Maya accepted what she thought would be an easy assignment,' cümlesinde vurgulanan yapı neyi gösterir?

  1. Anlatıcı görevin kesinlikle kolay olduğunu garanti ediyor
  2. Maya görevi çoktan tamamlamıştı
  3. Maya görevin kolay olmasını bekliyordu
Cevabı göster

Maya görevin kolay olmasını bekliyordu

Kültür

became sworn brothers: ant içerek kardeş oldular

Sworn brothers, aralarında kan bağı bulunmayan fakat birbirlerine kardeş gibi davranacaklarına resmî biçimde söz veren erkekleri anlatır. Became, bu yeminin ilişkilerini değiştirdiğini ve tanımladığını gösterir; bu bağ yalnızca yakın arkadaş olmaktan daha güçlü ve törenseldir. Bu Doğu Asya hikâyesi bağlamında böyle bir yemin geleneksel olarak sadakati, karşılıklı desteği ve kalıcı bir bağı anlatır. Yingtai bu noktada erkek sanıldığı için, ilişkileri biyolojik akrabalık olarak değil, dışarıdan kardeşlik olarak tanımlanır.

Alıştırma

Tarihî bir öyküde 'They became sworn brothers' ne anlama gelir?

  1. Yemin ederek kardeşliğe benzer bir bağ kurdular.
  2. Biyolojik anne babalarının aynı olduğunu öğrendiler.
  3. Özel bir bağlılık olmadan sıradan sınıf arkadaşları oldular.
Cevabı göster

Yemin ederek kardeşliğe benzer bir bağ kurdular.

At the academy,

1:17

Akademide,

Yingtai buried herself in books and studied with Shanbo late into the nights. Notlar

1:18

Yingtai kendini kitaplara verdi ve gecenin geç saatlerine kadar Shanbo ile çalıştı.

Deyimler

buried herself in books: okumaya bütünüyle odaklanmak

Bu cümlede buried herself in books mecazidir: Yingtai bütün dikkatini okumaya ve ders çalışmaya vermiş, kitaplar sanki diğer her şeyi dışarıda bırakmıştır. Gerçek anlamda gömülmemiştir. Tekrar kullanılabilen kalıp bury oneself in + isim şeklindedir. Dönüşlülük zamiri özneye göre değişir: I buried myself..., he buried himself..., they buried themselves.... Bu kalıp yalnızca bir etkinliği yapmayı değil, uzun süre derinden ilgilenmeyi vurgular.

Alıştırma

Bury oneself in books kalıbının geçmiş zamanını kullanarak ve zamiri Maya'ya göre değiştirerek cümleyi tamamlayın: Before the final exam, Maya ____ every evening.

Cevabı göster

buried herself in books

Kalıp ifadeler

late into the nights: birçok gece geç saate kadar sürmek

Burada late into the nights, ders çalışmanın birçok gece çok geç bir saate kadar sürdüğü anlamına gelir. Into, etkinliği akşamın daha erken saatlerinden gecenin geç saatlerine uzanan bir süreç olarak gösterirken çoğul nights bu tekrarın altını çizer. Arka arkaya gelen birden fazla gecenin söz konusu olduğu bağlamlarda çoğul biçim kullanılabilir. Ancak tek bir durum için late into the night daha yaygın kalıplaşmış ifadedir ve genel anlatımlarda da çoğu zaman bu tekil biçim kullanılır.

Alıştırma

"For two weeks, the team worked late into the nights," cümlesinde late into the nights hangi anlamı ekler?

  1. Çalışma gece belirtilmemiş bir saatte yalnızca bir kez yapıldı.
  2. Ekip çalışmaya ancak gece yarısından sonra başladı.
  3. Çalışma tekrar tekrar çok geç saatlere kadar sürdü.
Cevabı göster

Çalışma tekrar tekrar çok geç saatlere kadar sürdü.

The two felt at home so long as they were at each other's sides. Notlar

1:23

İkisi de birbirlerinin yanında oldukları sürece kendilerini evlerinde gibi hissettiler.

Deyimler

felt at home: rahat ve kabul edilmiş hissetmek

Felt at home, feel at home ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada “rahat, güvende ve gevşeyebilecek durumda hissetmek” anlamına gelir; “bir evin içinde olmak” anlamına gelmez. Bu ifade bir yerin, grubun veya kişinin insana aidiyet hissi vermesini anlatabilir. Bu cümlede o hissi yaratan şey, ikisinin birlikte olmasıdır.

Alıştırma

“After a few days with the kind host family, Leo felt at home,” İngilizce cümlesinde “felt at home” ne anlama gelir?

  1. Kendi evinin içinde duruyordu.
  2. Kendisini rahat ve kabul edilmiş hissetti.
  3. Hemen ayrılmak istedi.
Cevabı göster

Kendisini rahat ve kabul edilmiş hissetti.

Dilbilgisi

so long as ...: koşul belirtmek

So long as burada bir koşul belirtir ve “şu şartla ki” ya da “… olduğu sürece” anlamına gelir. İkisinin yan yana olması, kendilerini rahat hissetmelerinin koşuludur. At each other's sides ifadesi, birlikte kalma ve birbirini destekleme fikrini de ekler. Bu kullanımda so long as, bir şeyin ne kadar sürdüğünü anlatmaz.

Alıştırma

“Şu şartla ki” anlamına gelen, vurgulanmış üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: You may go outside ____ you stay near the house.

Cevabı göster

so long as

They shared a room,

1:27

Bir odayı paylaşıyorlardı,

but even though Shanbo questioned her about it,

1:28

ancak Shanbo ona bu konuda sorular sorsa da,

Yingtai always used the bathroom alone,

1:30

Yingtai her zaman banyoyu tek başına kullandı

and buttoned her thick robes up to her chin, Kalıp ifadeler

1:32

ve kalın cübbesinin düğmelerini çenesine kadar ilikledi,

no matter the weather. Kalıp ifadeler

1:35

hava nasıl olursa olsun.

Kalıp ifadeler

buttoned her thick robes up to her chin: kalın cübbelerini çenesine kadar ilikledi

buttoned her thick robes up to her chin ifadesinde buttoned, düğmeleri ilikleme eylemini anlatır. Up, cübbelerin kapanacak şekilde iliklendiğini; to her chin ise eylemin ulaştığı en yüksek noktanın çenesi olduğunu gösterir. İfadenin tamamı yalnızca cübbeleri giymekten daha fazlasını anlatır: vücudunu iyice örtmek için onları çok yukarıya kadar ilikler. Bu sahnede bu hareket, vücudunu gizlemesine ve kılığını korumasına yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi button fiilinin geçmiş zamanı ve en yüksek ilikleme noktasını gösteren ifadeyle tamamlayın: Before the cold walk, Nina ____ her coat ____ her chin.

Cevabı göster

buttoned · up to

Kalıp ifadeler

no matter the weather: hava nasıl olursa olsun

No matter the weather, hava değişse bile ana cümlede belirtilen eylemin veya sonucun değişmeyeceği anlamına gelir. Bu ifade ödünleme anlamı katar: iyi hava, kötü hava, sıcak veya soğuk aynı sonuca götürür. Burada the weather, no matter ifadesinden hemen sonra gelen bir isim öbeğidir. Bu ifade, regardless of the weather demenin kısa bir yoludur.

Alıştırma

Hava koşullarının planı değiştirmeyeceğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The outdoor concert will continue no matter the weather.
  2. The outdoor concert will continue no matter of the weather.
  3. The outdoor concert will continue no matter about the weather.
Cevabı göster

The outdoor concert will continue no matter the weather.

Now and again, Yingtai heard students muttering about her secretive behavior. Notlar

1:36

Zaman zaman Yingtai, öğrencilerin onun gizemli davranışları hakkında mırıldandıklarını duyuyordu.

Kalıp ifadeler

Now and again: ara sıra tekrarlanma

Now and again, ara sıra veya zaman zaman anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede Yingtai'nin konuşmaları birden fazla kez, fakat sık olmayan aralıklarla duyduğunu gösterir. Cümlenin başında kullanıldığında tüm olayın gerçekleşme sıklığını belirler. now ve again sözcüklerini ayrı ayrı değil, tek bir bütün olarak anlamak gerekir.

Alıştırma

Cümleyi bu açıklamadaki “ara sıra” anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: ____, our old clock chimes at midnight.

Cevabı göster

Now and again

Anlatım akışı

students muttering about her secretive behavior: artan şüphe

Bu ifade dikkati Yingtai'nin davranışlarından diğer öğrencilerin tepkisine çevirir. Muttering about her behavior, onun davranışları hakkında alçak sesle ve kısmen gizli biçimde konuşmak anlamına gelir; bu konuşma çoğu zaman şüphe veya hoşnutsuzluk taşır. Secretive behavior ise bir şeyi saklamak için yapılıyor gibi görünen davranışları anlatır. Bu tepki hikâyedeki baskıyı düzenler: başkaları tekrar eden bir davranış biçimini fark etmiş ve sorgulamaya başlamıştır. Yingtai'nin sırrı artık daha az güvende görünür ve okur ileride çıkacak sorunlara hazırlanır.

Alıştırma

Vurgulanan ifade hikâyeye temel olarak ne katar?

  1. Başkalarının şüphesinin büyüdüğünü ve baskı yarattığını gösteren işaretler
  2. Herkesin bütün gerçeği zaten bildiğinin kanıtı
  3. Hiçbir gerilim içermeyen dostça ve açık bir konuşma
Cevabı göster

Başkalarının şüphesinin büyüdüğünü ve baskı yarattığını gösteren işaretler

As months slipped into years, Anlatım akışı

1:41

Aylar yıllara dönüşürken,

Yingtai continued to excel at her studies, Kalıp ifadeler

1:43

Yingtai derslerinde üstün başarı göstermeye devam etti

Kalıp ifadeler

continued to excel at her studies: zaman içinde süren üstün başarı

Continued to excel at her studies ifadesinde continued to + fiilin yalın hâli, üstün performansın zaman içinde sürdüğünü gösterir. Temel kalıp excel at + alan veya etkinliktir ve “o alanda son derece iyi performans göstermek” anlamına gelir. Her, her studies isim grubuna aittir; sabit ifadenin bir parçası değildir. Bu isim grubu değiştirilebilir: excel at math, excel at sports veya excel at solving problems.

Alıştırma

“Bir alanda son derece iyi performans göstermek” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After joining the advanced program, Leo continued to ____ science.

Cevabı göster

excel at

and felt like her past and intended future were lifetimes away. Deyimler

1:45

ve geçmişi ile onun için planlanan geleceğinin sanki başka bir hayatta kaldığını hissetti.

Anlatım akışı

As months slipped into years: anlatıda sessiz bir zaman atlaması

As months slipped into years ifadesinde as, ana cümledeki olayların zaman arka planını tanıtır. Slipped into mecazidir: aylar yavaş yavaş ve neredeyse fark edilmeden yıllara dönüşür; gerçekte kayan bir şey yoktur. Bu yan cümle, hikâyedeki uzun bir zaman dilimini kısa bir geçişte özetler. Böylece anlatıcı, zamanın sessizce geçtiği hissini korurken hikâyeyi birkaç yıl ileri taşıyabilir.

Alıştırma

As months slipped into years anlatıda ne işe yarar?

  1. Takvimin fiziksel olarak bir yerden başka bir yere taşındığını söyler.
  2. Uzun ve aşamalı bir zaman geçişini kısa bir anlatı geçişinde özetler.
  3. Zamanın birdenbire birkaç yıllığına durduğunu gösterir.
Cevabı göster

Uzun ve aşamalı bir zaman geçişini kısa bir anlatı geçişinde özetler.

Deyimler

felt like her past and intended future were lifetimes away: geçmişi ve planlanan geleceği birçok ömür uzaktaymış gibi hissetmek

“Felt like” bunun öznel bir izlenim olduğunu gösterir. “Her past and intended future were lifetimes away”, hem geride bıraktığı hayatın hem de ailesinin onun için planladığı hayatın artık ona duygusal ve psikolojik olarak çok uzak göründüğü anlamına gelir. “Lifetimes away” bilinçli bir abartıdır; aradaki mesafeyi birkaç tam ömür varmış gibi anlatır. Gerçekte birkaç ömür geçmemiştir. Bu benzetme, şimdiki deneyiminin onu hayatının bu iki olası biçiminden ne kadar kesin bir biçimde uzaklaştırdığını gösterir.

Alıştırma

Cümledeki “her past and intended future were lifetimes away” ne anlama gelir?

  1. Aralarında tam olarak kaç yıl olduğunu biliyordu.
  2. Gerçekten birkaç farklı hayat yaşamıştı.
  3. Şimdiki hayatından son derece uzaktaymış gibi geliyorlardı.
Cevabı göster

Şimdiki hayatından son derece uzaktaymış gibi geliyorlardı.

Yet the whispers grew louder, Anlatım akışı

1:51

Ancak fısıltılar daha da yüksek sesle duyulmaya başladı

and after three years, she had no choice but to leave. Kalıp ifadeler

1:53

ve üç yılın ardından ayrılmaktan başka çaresi kalmadı.

Anlatım akışı

Yet the whispers grew louder: yine de söylentiler ve baskı giderek güçlendi

“Yet” bir dönüşe işaret eder: daha önce olanlara rağmen bir sorun büyüyordur. Dinleyiciyi önceki durumdan ona karşıt bir gelişmeye yönlendirir. “The whispers grew louder”, gizli konuşmaları büyüyen bir ses görüntüsüne dönüştürür. Burada louder öncelikle gerçek ses düzeyinin artması demek değildir; söylentilerin, şüphelerin ve bunların yarattığı toplumsal baskının görmezden gelinemeyecek kadar güçlendiğini anlatır. Bu yükseliş, ardından gelen sonuca zemin hazırlar: ayrılmak zorunda kalmıştır.

Alıştırma

“Yet the whispers grew louder” anlatıda ne işe yarar?

  1. Bir dönüşü işaret eder ve söylentilerle baskının arttığını gösterir.
  2. Herkesin birdenbire daha yüksek sesle konuşmaya başladığını söyler.
  3. Söylentilerin bir soruna yol açmadan önce sona erdiğini gösterir.
Cevabı göster

Bir dönüşü işaret eder ve söylentilerle baskının arttığını gösterir.

Kalıp ifadeler

had no choice but to leave: gitmekten başka seçeneği olmamak

had no choice but to leave ifadesinde had, have fiilinin geçmiş zaman biçimidir. have no choice but to + fiilin yalın hâli yapısı, yapılabilecek tek bir eylem olduğunu anlatır. Burada gitmek özgürce seçilmiş bir tercih değil, koşulların gerekli kıldığı bir eylemdir. Bu yapıda but to, geriye kalan tek eylemi getirir. But burada ‘ancak’ anlamında karşıtlık kurmaz ve to sonrasında fiilin yalın hâli kullanılır: leave.

Alıştırma

Gitmenin tek seçenek olduğunu belirten kalıp ifadeyi tamamlayın: Because the building was unsafe, we had no choice ____ leave.

Cevabı göster

but to

Parting tearfully, Yingtai asked Shanbo to visit her. Dilbilgisi

1:56

Gözyaşları içinde vedalaşırken, Yingtai Shanbo'dan kendisini ziyaret etmesini istedi.

Dilbilgisi

Parting tearfully: cümle başında -ing öbeği

Parting tearfully, cümlenin başında yer alan kısa bir -ing öbeğidir ve şimdiki zaman ortaç öbeği olarak adlandırılır. Ana eylemin arka planını verir: Yingtai gözyaşları içinde vedalaşırken Shanbo’dan onu ziyaret etmesini istedi. Öbek kendi öznesini açıkça söylemese de eylemi yapan kişiyi ana cümleden anlarız. Gözyaşları içinde vedalaşan kişi Yingtai’dir. Burada part bir isim değil, birinden ayrılmak veya vedalaşmak anlamındaki fiildir.

Alıştırma

Cümleyi okuyun: Parting tearfully, Yingtai asked Shanbo to visit her. Parting tearfully bize ne anlatıyor?

  1. Yingtai, Shanbo’dan onu ziyaret etmesini isterken gözyaşları içinde vedalaşıyordu.
  2. ‘Ayrılık’ adlı olay Shanbo’dan ziyarete gelmesini istedi.
  3. Yingtai çoktan gittikten sonra Shanbo ağlıyordu.
Cevabı göster

Yingtai, Shanbo’dan onu ziyaret etmesini isterken gözyaşları içinde vedalaşıyordu.

When Yingtai returned home,

2:00

Yingtai eve döndüğünde,

her parents announced that the Ma family from the neighboring village

2:02

ailesi komşu köyden Ma ailesinin

had sent a matchmaker to ask their permission for Yingtai to marry their son. Kültür

2:05

Yingtai'nin oğullarıyla evlenmesi için izin istemek üzere bir çöpçatan gönderdiğini duyurdu.

Kültür

had sent a matchmaker to ask their permission: izin istemek için çöpçatan göndermişti

Had sent a matchmaker to ask their permission, ailelerin yürüttüğü geleneksel bir evlilik teklifi sürecini anlatır. Burada matchmaker, Ma ailesinin teklifini Yingtai'nin anne babasına götüren aracıdır; modern bir uygulama veya otomatik eşleştirme aracı değildir. ask their permission for Yingtai to marry their son bölümünde their, Yingtai'nin anne babasını gösterir; for + kişi + to + fiil kısmı ise hangi eylem için izin istendiğini belirtir. Cümlecik, teklifin aileler ve bir aracı tarafından resmî biçimde iletildiğini gösterir; Yingtai'nin kendisinin kabul ettiğini söylemez.

Alıştırma

Vurgulanan bölümde anlatılan süreci en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Ma ailesi bir çöpçatan aracılığıyla Yingtai'nin anne babasına resmî biçimde başvurdu.
  2. Yingtai, Ma ailesinin oğlunu seçmek için bir flört uygulaması kullandı.
  3. Ma ailesinin oğlu, iki aileyi de sürece katmadan Yingtai'ye özel olarak evlenme teklif etti.
Cevabı göster

Ma ailesi bir çöpçatan aracılığıyla Yingtai'nin anne babasına resmî biçimde başvurdu.

They'd found it a fitting match and accepted. Kalıp ifadeler

2:09

Bunu uygun bir eşleşme olarak bulup kabul etmişlerdi.

Kalıp ifadeler

found it a fitting match: bunu uygun bir eşleşme olarak gördüler

Burada found, keşfettiler anlamında değil, değerlendirdiler veya uygun buldular anlamındadır. Yapı find + nesne + nesne tamamlayıcısı biçimindedir: it, önerilen evliliği gösterir; a fitting match ise bu evlilik hakkında verilen yargıyı belirtir. Fitting, uygun veya yerinde demektir. Bu evlilik bağlamında match, bir spor karşılaşması değil, uygun bir eşleşme veya evlilik düzenlemesidir. Ailelerin iki tarafı toplumsal ya da pratik açıdan birbirine uygun gördüğünü de düşündürebilir.

Alıştırma

Cümleyi resmî bir biçimde doğru tamamlayan ifade hangisidir? After reviewing the mentor program, the director ____ for the new volunteer.

  1. found it a fitting match
  2. found it a fitting game
  3. found a matching it
Cevabı göster

found it a fitting match

Trying to hide her disappointment, Yingtai honored their agreement. Kelime

2:12

Hayal kırıklığını gizlemeye çalışan Yingtai, onların anlaşmasına saygı duydu.

Kelime

honored their agreement: bir taahhüdü yerine getirdi

honored their agreement ifadesinde honor, “uymak veya yerine getirmek” anlamına gelen bir fiildir. Yingtai anlaşmanın gerektirdiği şeyi yapar; ifade, onun anlaşmaya hayran olduğu anlamına gelmez. Burada their agreement, ebeveynlerin kabul ettiği evlilik düzenlemesini anlatır. Bu kullanım, hayal kırıklığına uğramasına rağmen verdiği sözü yerine getirdiğini vurgular.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The two teams had accepted the same rules. Even after an argument, they ____.

Cevabı göster

honored their agreement

But as she prepared for another new life, Kalıp ifadeler

2:15

Ancak bambaşka yeni bir hayata hazırlanırken,

she thought of Shanbo.

2:18

aklında hep Shanbo vardı.

Kalıp ifadeler

prepared for another new life: hayatın başka bir önemli dönemine hazırlanmak

prepared for another new life ifadesinde prepare for + isim, “yaklaşan bir şeye hazırlanmak” anlamına gelir. New life, bir günlük düzendeki küçük bir değişikliği değil, hayatın önemli ve yeni bir dönemini anlatır. Another, Yingtai'nin daha önce büyük bir değişim yaşadığını ve şimdi bir yenisiyle karşılaştığını gösterir. Burada planlanan evlilik, hayatının bir sonraki dönemini getirecektir.

Alıştırma

Örnekte prepared for another new life neyi anlatıyor?

  1. Daha önceki hayatının tamamen aynısına dönmeye çalıştı.
  2. Hayatının başka bir önemli dönemine hazırlandı.
  3. Alışılmadık derecede yoğun bir gün için plan yaptı.
Cevabı göster

Hayatının başka bir önemli dönemine hazırlandı.

Meanwhile, he too was distracted,

2:20

Bu arada o da odaklanamıyordu,

his studies dull without Yingtai near. Dilbilgisi

2:22

Yingtai yanında olmadan çalışmaları çok sıkıcıydı.

Dilbilgisi

his studies dull without Yingtai near: bağımsız bir yapı

Vurgulanan sözler bağımsız bir yapı oluşturur: his studies, kendine ait bir özne gibi işlev gören bir isim öbeğidir; dull ise studies sözcüğünü niteleyen bir sıfattır. Bu kısaltılmış anlatım his studies being dull without Yingtai near şeklinde, daha açık olarak da because his studies were dull when Yingtai was not nearby şeklinde genişletilebilir. Ana cümlenin ardından gelen bu yapı, onun dikkatinin neden dağınık olduğunu açıklayan arka plan durumunu verir. Burada dull “sıkıcı, ilgi çekmeyen” anlamındadır; fiil değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, vurgulanan sözlerle aynı isim öbeği + sıfat bağımsız yapısını kullanır?

  1. Maya could not call for help with her dead phone.
  2. Her phone dead, Maya could not call for help.
  3. Her phone was dead, so Maya could not call for help.
Cevabı göster

Her phone dead, Maya could not call for help.

When Shanbo finally visited Yingtai's house,

2:25

Shanbo sonunda Yingtai'nin evini ziyaret ettiğinde,

he came upon a young woman. Öbek fiiller

2:27

genç bir kadınla karşılaştı.

Öbek fiiller

came upon a young woman: beklenmedik bir karşılaşma

Come upon someone or something, bir kişiyle beklenmedik biçimde karşılaşmak ya da bir şeyi tesadüfen bulmak anlamına gelen çok sözcüklü bir fiildir. Bu nedenle geçmiş zaman biçimi came upon a young woman, onun genç kadınla planlı olarak değil, tesadüfen karşılaştığını anlatır. Come upon ifadesini tek bir anlam birimi olarak düşünün. Burada upon, kelime anlamıyla “üstünde” biçimindeki konum anlamını taşımaz.

Alıştırma

Beklenmedik bir keşfi göstermek için come upon ifadesinin geçmiş zaman biçimini kullanın: While exploring the attic, Lena ____ a box of old letters.

Cevabı göster

came upon

He was about to ask for her brother, Dilbilgisi

2:29

Kardeşini sormak üzereydi ki,

Dilbilgisi

was about to ask for: henüz gerçekleşmemiş, gerçekleşmek üzere olan bir eylem

Was about to ask for iki kullanışlı kalıp içerir. was about to + fiilin yalın hâli, bir eylemin hemen yapılmak üzere olduğunu ama henüz gerçekleşmediğini gösterir; burada sıradaki eylem kızın erkek kardeşini sormaktır. ask for + kişi, o kişiyi görmek ya da onunla konuşmak istediğinizi belirtmek demektir. Burada olayların aniden değişmesi, onun kızın erkek kardeşini istemesinden önce durmasına yol açar.

Alıştırma

Eylemin gerçekleşmek üzere olduğunu ama henüz gerçekleşmediğini göstermek için cümleyi vurgulanan kalıpla tamamlayın: At the store, Daniel ____ the manager when the manager came over to help.

Cevabı göster

was about to ask for

but as their eyes met, Anlatım akışı

2:31

gözleri buluştuğunda,

he recognized the young scholar he'd always loved. Anlatım akışı

2:33

her zaman sevdiği o genç öğrenciyi tanıdı.

Anlatım akışı

but as: olaylardaki değişimi kilit ana bağlamak

but ve as sözcükleri burada farklı görevler üstlenir. But, hikâyenin yönünü onun yapmak üzere olduğu şeyden başka bir gelişmeye çevirirken as gözlerinin buluştuğu anı tanıtır. Birlikte but as, tam o anda gerçekleşen ani bir değişimi sunar: göz göze gelmeleri onun karşısındakini tanımasını tetikler. Gözlerinin buluşması imgesinin tekrarı daha önceki bir buluşmayı da hatırlatır ve bu tanımayı ilk bağlarıyla ilişkilendirir.

Alıştırma

Cümlede but as nasıl bir işlev görüyor?

  1. Göz göze gelmelerini, onun soru sormayı planlamasının nedeni olarak sunar.
  2. Olaylarda bir yön değişikliğini gösterir ve tanıma anını göz göze geldikleri ana yerleştirir.
  3. Tanımanın göz göze gelmelerinden çok sonra gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster

Olaylarda bir yön değişikliğini gösterir ve tanıma anını göz göze geldikleri ana yerleştirir.

Anlatım akışı

the young scholar he'd always loved: önceki kimliği açığa çıkaran bir isim öbeği

Bu öyküde the young scholar, Yingtai'nin Shanbo'nun onu akademide tanıdığı hâlini anlatır; Yingtai orada genç bir erkek öğrenci gibi görünüyordu. Buradaki scholar, günümüzün profesyonel akademisyeninden çok “eğitimli öğrenci” ya da “genç okumuş kişi” anlamındadır. İsim öbeğinin tamamı Yingtai'yi önceki rolü üzerinden tanımlar. Shanbo'nun şimdi tanıdığı kişiyi daha önce sevdiği okul arkadaşıyla birleştirir; böylece kimlik bildiren isim, asıl açığa çıkarma işlevini görür.

Alıştırma

Bu cümlede the young scholar he'd always loved öbeğinin temel anlatı işlevi nedir?

  1. Yingtai'yi, Shanbo'nun zaten tanıdığı ve sevdiği öğrenci kimliği üzerinden belirler.
  2. Shanbo'nun hiç tanışmadığı başka bir bilgini tanıtır.
  3. Yingtai'nin modern bir üniversite araştırmacısı olduğunu söyler.
Cevabı göster

Yingtai'yi, Shanbo'nun zaten tanıdığı ve sevdiği öğrenci kimliği üzerinden belirler.

Shanbo knew he couldn't stand being separated from Yingtai again, Kalıp ifadeler

2:36

Shanbo, Yingtai'den bir kez daha ayrı kalmaya dayanamayacağını biliyordu

Kalıp ifadeler

couldn't stand being separated from: edilgen ulaçla güçlü tahammülsüzlük

Burada stand, “dik durmak” değil “tahammül etmek” anlamındadır. Couldn't stand, ayrılık deneyiminin kabul edilemeyecek kadar acı verdiğini anlatır. Yapı can't/couldn't stand + isim veya -ing biçimidir. Being separated, edilgen bir -ing biçimidir: koşullar Shanbo'yu Yingtai'den ayırdığında bundan etkilenen kişi Shanbo'dur. Again, daha önce bir ayrılık yaşandığını gösterir ve duyguyu güçlendirir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi derste öğrenilen ve “birinden ayrı kalmaya tahammül edememek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: After the move, Leo ____ his best friend.

Cevabı göster

couldn't stand being separated from

and asked her to marry him.

2:40

ve ona evlenme teklif etti.

But heartbroken,

2:41

Ama kalbi kırık bir şekilde,

Yingtai told him that she was already promised to another. Kelime

2:43

Yingtai ona zaten bir başkasına söz verildiğini söyledi.

Kelime

was already promised to another: geleneksel bir evlilik düzenlemesi

Bu cümlede was promised to, «biriyle evlenmesi önceden kararlaştırılmış olmak» anlamındadır. Edilgen bir yapıdır: başka kişiler onun evliliğini önceden ayarlamıştır. Another ise başka bir vaadi değil, başka bir erkeği veya evlilik adayını anlatır. Already, bu düzenlemenin bu konuşmadan önce var olduğunu gösterir. İfade, onun bir başkasına verdiği sıradan bir sözü değil, önceden yapılmış bir evlilik düzenlemesini açıklar.

Alıştırma

Geleneksel bir hikâyede 'She was already promised to another' ne anlama gelir?

  1. Başka bir evlenme teklifini önceden reddetmişti.
  2. Başka biriyle evlenmesi önceden ayarlanmıştı.
  3. Başka birine yardım edeceğine önceden söz vermişti.
Cevabı göster

Başka biriyle evlenmesi önceden ayarlanmıştı.

Shanbo was devastated,

2:46

Shanbo yıkılmıştı,

but he understood that Yingtai had to abide by her parents' wishes, Kalıp ifadeler

2:48

ancak Yingtai'nin ailesinin isteklerine uymak zorunda olduğunu anladı

Kalıp ifadeler

had to abide by her parents' wishes: uymak zorunda olmayı resmî biçimde anlatma

had to, onun gerçek bir seçeneği olmadığını gösterir. abide by, bir kurala, karara, anlaşmaya veya yetkili birinin isteğine «uymak ya da itaat etmek» anlamına gelen kalıplaşmış ve oldukça resmî bir ifadedir. Burada her parents' wishes, onun uyması gereken bir zorunluluk olarak ele alınır. Cümle, anne babasıyla aynı fikirde olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

«Kurallara uymak» anlamındaki resmî ifadeyi tamamlayın: Everyone must abide ____ the tournament rules.

Cevabı göster

by

and they parted again.

2:52

ve tekrar yollarını ayırdılar.

Shanbo fell ill and grew weaker by the day. Kalıp ifadeler

2:54

Shanbo hastalandı ve günden güne zayıfladı.

Kalıp ifadeler

fell ill and grew weaker by the day: hastalandı ve gün geçtikçe güçsüzleşti

Fell ill hastalandı, grew weaker ise giderek daha güçsüz hâle geldi demektir. Geçmiş zamandaki bu iki ifade birlikte önce hastalığın başladığını, ardından durumun kötüleştiğini gösterir. Burada by the day, geçen her günle birlikte anlamına gelir. Shanbo'nun yalnızca gündüzleri güçsüz olduğunu değil, her gün bir öncekinden daha güçsüz hâle geldiğini anlatır.

Alıştırma

“The patient grew weaker by the day,” cümlesinde by the day ne anlama gelir?

  1. belirli bir günden önce
  2. geçen her günle birlikte
  3. gündüz vakti
Cevabı göster

geçen her günle birlikte

Worried, his family sent a matchmaker to the Zhu family,

2:57

Endişelenen ailesi Zhu ailesine bir çöpçatan gönderdi,

but because of Yingtai's current engagement, Dilbilgisi

3:00

ancak Yingtai'nin mevcut nişanı nedeniyle,

her father refused the proposal.

3:02

babası teklifi reddetti.

Dilbilgisi

because of Yingtai's current engagement: neden + isim öbeği

Because of bir neden belirtir ve burada ardından Yingtai's current engagement isim öbeği gelir. Edat öbeğinin tamamı babasının teklifi neden reddettiğini açıklar; ayrı bir yan cümle oluşturmaz. Bu evlilik bağlamında current engagement, hâlihazırda var olan nişanı, yani biriyle evlenme sözünü ifade eder. Reddin nedeni bu mevcut bağlılıktır.

Alıştırma

Hangi cümlede because of bir isim öbeğinden önce doğru kullanılmıştır?

  1. Because of it rained heavily, the game was canceled.
  2. Because of the heavy rain, the game was canceled.
  3. Because the heavy rain, the game was canceled.
Cevabı göster

Because of the heavy rain, the game was canceled.

Doing otherwise would bring their family public shame. Notlar

3:04

Aksini yapmak ailelerine toplum önünde utanç getirecekti.

Anlatım akışı

Doing otherwise would...: karşıt eyleme ve sonucuna gönderme yapma

Doing otherwise, “az önce sözü edilen eylemin tersini yapmak” demektir. Burada evlilik teklifini reddetmemeye, yani önceden var olan evlilik taahhüdüne rağmen teklifi kabul etmeye gönderme yapar. Otherwise önceki eylemi tekrar etmeden devam ettirir. Would bring... bu alternatif seçimin varsayılan sonucunu gösterir. Doing otherwise would/could... kalıbı, daha önce belirtilen bir talimatı veya kararı, ona uymamanın sonucuna kısa ve etkili biçimde bağlar.

Alıştırma

Bir antrenör şöyle diyor: “Wear a helmet on the track. Doing otherwise would put you at risk.” Doing otherwise neye gönderme yapıyor?

  1. Kask takmak
  2. Kask takmamak
  3. Pistten ayrılmak
Cevabı göster

Kask takmamak

Kelime

bring their family public shame: toplum önünde itibar kaybına yol açmak

bring their family public shame, bring + etkilenen kişi veya grup + sonuç yapısını kullanır: eylem, ailenin utanç yaşamasına neden olur. Burada bring gerçek anlamda bir taşıma hareketi değildir; “neden olmak” anlamına gelir. Public shame, başka insanlar tarafından görülen ve yargılanan bir itibarsızlıktır. Bu nedenle odak noktası tek bir kişinin özel suçluluk duygusu değil, ailenin itibarının zarar görmesidir. Bu evlilik bağlamında kabul edilen düzenlemeyi bozmak, aileyi toplumsal kınamaya açık hâle getirir.

Alıştırma

“The leaked report brought the organization public shame,” cümlesindeki public shame ne anlama gelir?

  1. Kuruluşun başarısının halka açık biçimde kutlanması
  2. Kişisel olarak hissedilen hafif bir gerginlik
  3. Kuruluşun başkalarının gözündeki itibarının ciddi biçimde zarar görmesi
Cevabı göster

Kuruluşun başkalarının gözündeki itibarının ciddi biçimde zarar görmesi

Shanbo's illness took a turn for the worse, Deyimler

3:07

Shanbo'nun hastalığı kötüye gitti

Deyimler

take a turn for the worse: belirgin biçimde kötüleşmek

"Took a turn for the worse", "take a turn for the worse" kalıplaşmış ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bir durumun belirgin şekilde daha ciddi veya olumsuz hâle geldiğini anlatır. Burada Shanbo'nun hastalığı kötüleşmiştir. Bu ifadede turn, gerçek anlamda bir virajı veya fiziksel dönüşü değil, yön ya da durum değişikliğini anlatır.

Alıştırma

“Belirgin biçimde kötüleşti” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: After a brief improvement, the patient's condition ____ overnight.

Cevabı göster

took a turn for the worse

and sensing he wouldn't live to see her married, Dilbilgisi

3:10

ve onun evlendiğini görecek kadar yaşamayacağını hissederek,

Dilbilgisi

sensing he wouldn't live to see her married: nedeni belirten bir -ing yan cümlesi

sensing ile başlayan bölüm, ana fiil değil, -ing biçiminde bir ortaç yan cümlesidir. Örtük öznesi Shanbo'dur ve bu kişi, ardından gelen ana cümlenin öznesiyle aynıdır. Bu yan cümle, onun fark ettiği durumu bir sonraki eyleminin nedeni olarak sunar. Bu yan cümlede wouldn't live to see, “bir olaya tanık olacak kadar uzun yaşamamak” anlamına gelir. see her married yapısında her nesne, married ise onu açıklayan tümleçtir; anlam, onun evlendiğine tanık olmaktır.

Alıştırma

'Sensing the ice was thin, Nora stepped back,' cümlesinde baştaki -ing yan cümlesi ne işe yarar?

  1. Cümlenin ana fiili olarak görev yapar.
  2. Nora'nın neden geri çekildiğini açıklar.
  3. Buzun geri çekildiğini söyler.
Cevabı göster

Nora'nın neden geri çekildiğini açıklar.

Shanbo wrote Yingtai a final letter.

3:12

Shanbo Yingtai'ye son bir mektup yazdı.

If Yingtai loved him,

3:14

Eğer Yingtai onu seviyorsa,

he asked that she burn incense in front of his tomb when she was on her way to the Ma family. Notlar

3:16

Ma ailesinin evine giderken kendi mezarının önünde tütsü yakmasını istedi.

Dilbilgisi

he asked that she burn incense: resmî bir istekte fiilin yalın hâli

he asked that she burn incense ifadesinde ask, istenen eylemi ask that + özne + fiilin yalın hâli kalıbıyla belirtir. Özne she olsa da burn fiiline -s gelmez. Buna İngilizcede istek bildiren mandative subjunctive denir. Tütsü yakmak, onun düzenli olarak yaptığı bir şey değil, adamın ondan yapmasını istediği eylem olarak sunulur.

Alıştırma

Resmî istek cümlesini arrive fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The coach asked that every player ____ by nine.

Cevabı göster

arrive

Kültür

burn incense in front of his tomb: bir anma töreni

Bu cümlede burn incense in front of his tomb, mezar başında yapılan bir töreni anlatır: Kadın orada tütsü yakarak ölen kişiyi anacak ve ona saygısını gösterecektir. Mezar bağlamı burn incense ifadesine törensel bir anlam verir. Burada amaç yalnızca güzel bir koku yaymak değildir; istek üzüntü ve güçlü bir duygusal ağırlık taşır.

Alıştırma

Bu cümlede burn incense in front of his tomb ne anlama geliyor?

  1. Mezarın yanında yazılı bir mesajı yakmak.
  2. Mezarın çevresindeki havayı hoş bir kokuyla tazelemek.
  3. Ölüleri anma ve onlara saygı gösterme töreni yapmak.
Cevabı göster

Ölüleri anma ve onlara saygı gösterme töreni yapmak.

When Yingtai's wedding day came,

3:21

Yingtai'nin düğün günü geldiğinde,

it also felt like a funeral. Deyimler

3:23

aynı zamanda bir cenaze gibi de hissettiriyordu.

Deyimler

felt like a funeral: bir ortamı benzetmeyle anlatmak

Burada felt like a funeral, ortamla ilgili bir benzetmedir; gerçekten bir cenaze töreni yapıldığını söylemez. Düğün, cenaze kadar ağır ve hüzünlü hissettirir. Bu karşılaştırma, normalde bir düğünden beklediğimiz duyguyu tersine çevirir. Bir durumun yarattığı genel izlenimi göstermek için feel like + isim yapısı kullanılır; özellikle durumun gerçek amacı ile havası belirgin biçimde farklı olduğunda etkilidir.

Alıştırma

Bu cümlede felt like a funeral ne anlama geliyor?

  1. Mekân iki ayrı tören için süslenmişti.
  2. Düğünün havası son derece hüzünlü ve ciddiydi.
  3. Gerçek bir cenaze töreni düğünün yerini aldı.
Cevabı göster

Düğünün havası son derece hüzünlü ve ciddiydi.

As the procession wound through town under stormy skies, Anlatım akışı

3:25

Düğün alayı fırtınalı gökyüzünün altında kasabadan geçerken,

Anlatım akışı

As the procession wound through town under stormy skies: sahneyi hazırlamak

As ile başlayan bölüm, zamana ilişkin bir yan cümledir. Alayın hareketini ve fırtınalı havayı arka plana yerleştirirken ardından gelecek ana olaya hazırlık yapar. Procession, düzenli bir tören grubunu belirtir; wound through town grubun kıvrımlı bir yol boyunca ilerlediğini gösterir ve under stormy skies uğursuz bir ortam ekler. Bu ayrıntılar birlikte anlatımı yavaşlatır ve doruk noktasından önce gerilim oluşturur.

Alıştırma

As yan cümlesinin bilgiyi düzenlemedeki temel görevi nedir?

  1. Ana olaydan önce zamanı, hareketi ve uğursuz arka planı belirler.
  2. Kasabanın fiziksel olarak yaralandığını söyler.
  3. Nihai sonucu bildirir ve hikâyeyi bitirir.
Cevabı göster

Ana olaydan önce zamanı, hareketi ve uğursuz arka planı belirler.

Yingtai broke off and knelt in front of Shanbo's tomb, Öbek fiiller

3:29

Yingtai ayrılıp Shanbo'nun mezarının önünde diz çöktü,

Öbek fiiller

Yingtai broke off: düğün alayından ayrılmak

Bu cümlede broke off, Yingtai'nin düğün alayıyla ilerlemeyi aniden bırakıp izlenen rotadan ayrılarak mezara yönelmesi demektir. Hikâyenin bağlamı, söylenmeyen from the procession anlamını tamamlar; fiziksel olarak kırılan bir nesne yoktur. Stopped ile karşılaştırıldığında broke off yalnızca hareketin durduğunu değil, gruptan ya da izlenen rotadan ayrılmayı da vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede break off, bir kişinin hareket hâlindeki bir gruptan veya rotadan ayrıldığını gösterir?

  1. The cyclist stopped with the pack at a red light.
  2. A piece of the bicycle seat broke off during the ride.
  3. The cyclist broke off from the pack and turned onto a side road.
Cevabı göster

The cyclist broke off from the pack and turned onto a side road.

lighting incense and offering sacrifices through her tears. Kültür

3:32

gözyaşları içinde tütsü yaktı ve adaklar sundu.

Kültür

lighting incense and offering sacrifices: mezar başında yapılan bir yas ritüeli

İki -ing yapısı, mezar başında yapılan iki yas ritüelini anlatır: tütsü yakmak ve törensel adaklar sunmak. Bu bağlamda sacrifices, ölüyü onurlandırmak için sunulan şeyleri ya da bunları resmî bir biçimde sunma eylemini ifade eder. Birbirine and ile bağlanan bu yapılar, Yingtai'nin diz çökmüşken ne yaptığını gösterir ve acısını görünür bir ritüel eylemine dönüştürür.

Alıştırma

Mezar başında geçen cümlede offering sacrifices ne anlama gelir?

  1. Bir hedefe ulaşmak için gelecekteki rahatlığından vazgeçmek
  2. Ölüyü onurlandırmak için törensel adaklar sunmak
  3. Düğün konuklarına sıradan yemek sunmak
Cevabı göster

Ölüyü onurlandırmak için törensel adaklar sunmak

Suddenly,

3:36

Aniden,

a clap of thunder sounded above, Anlatım akışı

3:37

yukarıda bir gök gürültüsü koptu

and a lightning bolt shot through the tomb,

3:39

ve mezarın içinden bir yıldırım geçerek

Anlatım akışı

a clap of thunder ... a lightning bolt: dönüm noktasının işareti

Gök gürültüsü ve şimşek yalnızca arka plandaki hava durumu değildir. Ani ses, ışık ve hareket, olağanüstü bir gücün hikâyeye girdiğini bildirir ve izleyiciyi mezarın açılmasına hazırlar. Cümle önce gök gürültüsünü, ardından mezarın içinden geçen bir şimşeği sunar. Bu hızlı yükseliş, doğaüstü doruk noktasına geçişi düzenler; böylece hava olayı görüntüsü olay örgüsünü etkin biçimde ilerletir.

Alıştırma

Bu sahnedeki gök gürültüsü ve şimşeğin temel anlatı işlevi nedir?

  1. Doğaüstü bir dönüm noktasını bildirir ve sonraki olayı harekete geçirirler.
  2. Karakterlerin sığınacak bir yer bulması gerektiğini gösterirler.
  3. Sıradan hava durumuyla ilgili çıkarılabilir bir ayrıntı eklerler.
Cevabı göster

Doğaüstü bir dönüm noktasını bildirir ve sonraki olayı harekete geçirirler.

fracturing the stone.

3:41

taşı parçaladı.

Without hesitation, Kalıp ifadeler

3:43

Hiç tereddüt etmeden,

Yingtai threw herself in. Öbek fiiller

3:44

Yingtai kendini içeri attı.

Kalıp ifadeler

Without hesitation: kararlı bir eylemi çerçevelemek

Without hesitation, Yingtai'nin şüphe etmek veya yeniden düşünmek için durmadan hemen harekete geçtiğini anlatır. Ana cümleden önce kullanıldığında, onun eylemini hızlı ve kararlı olarak çerçeveler. Bu, without + hesitation ismiyle kurulan bir edat öbeğidir. Virgül, bunun cümle başında yer aldığını ve ardından gelen eylemin tamamını nitelediğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “hemen ve şüphe etmeden” anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: ____, she accepted the challenge.

Cevabı göster

Without hesitation

Öbek fiiller

threw herself in: kararlılıkla kendini içeri atmak

Bu cümlede threw herself in, Yingtai’nin çatlayıp açılan mezarın içine aniden tüm bedeniyle atladığı anlamına gelir. Herself yeniden Yingtai’yi gösterir; in ise bağlamdan zaten bilinen hedefi belirtir. Bu ifade hareketi sıradan bir giriş olarak değil, bilinçli, güçlü ve kararlı bir eylem olarak sunar. Yingtai’nin başka bir nesneyi içeri attığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle Maya’nın yardım etmek için aniden ve bilinçli olarak suya atladığını en iyi gösterir?

  1. Maya threw herself in to help.
  2. Maya threw the rope in to help.
  3. Maya went in to help.
Cevabı göster

Maya threw herself in to help.

As her parents rushed to rescue their daughter,

3:46

Ailesi kızlarını kurtarmak için koşarken,

two butterflies fluttered out of the crack. Öbek fiiller

3:48

çatlaktan iki kelebek kanat çırparak dışarı çıktı.

Öbek fiiller

fluttered out of the crack: çatlaktan kanat çırparak çıkmak

Fluttered out of the crack, kelebeklerin hızlı ve hafif kanat çırpışlarıyla çatlağın içinden dışarı çıktığı anlamına gelir. Fluttered hareketin nasıl yapıldığını, out of the crack ise başlangıç noktasını ve dışarı yönünü belirtir. Genel flew fiiliyle karşılaştırıldığında fluttered daha hafif ve zarif bir görüntü oluşturur. Bu sahnede bu hareket, kelebeklerin doğaüstü biçimde ortaya çıkışını canlı kılar; aynı fiil küçük kuşları, güveleri veya havada dalgalanan hafif nesneleri de anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle hafif bir nesnenin hızlı, yumuşak ve dalgalanan bir hareketle dışarı çıkışını en iyi canlandırır?

  1. A scrap of paper was carried out of the window.
  2. A scrap of paper came out of the window.
  3. A scrap of paper fluttered out of the window.
Cevabı göster

A scrap of paper fluttered out of the window.

This time,

3:51

Bu kez,

Yingtai had transformed for good. Kelime

3:52

Yingtai tamamen dönüşmüştü.

Kelime

had transformed for good: kalıcı bir dönüşüm

had transformed for good ifadesinde for good, “kalıcı olarak” veya “önceki duruma bir daha dönmeden” anlamına gelir. transformed sözcüğünü niteler ve tamamlanmış değişimi nihai hâle getirir; değişimin iyi bir amaçla gerçekleştiği anlamına gelmez. Past perfect yapısı had transformed, değişimi geçmişteki bu anlatı noktasında zaten tamamlanmış olarak sunar. had transformed ve for good birlikte hem tamamlanmışlığı hem de kalıcılığı vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle kapanmanın kalıcı olduğunu söylüyor?

  1. The library changed for the better.
  2. The library closed for good.
  3. The library closed for a good reason.
Cevabı göster

The library closed for good.

Finally free, Anlatım akışı

3:55

Sonunda özgürdü,

she could float forever with Shanbo at her side.

3:56

Shanbo'nun yanında sonsuza dek süzülebilirdi.

Anlatım akışı

Finally free ... could float forever: önce durum, sonra sonuç

Finally free, ana cümleden önce yer alan kısa bir sıfat öbeğidir. Ana cümlenin öznesi olan she sözcüğünü niteler ve sondaki temel sonucu önce verir. Böylece cümlenin geri kalanı, onun özgürlüğe kavuşmasından sonra mümkün hâle gelen durum olarak anlaşılır. Ana cümle daha sonra üç katman ekler: could float yeni olasılığı verir, forever bunu kalıcı hâle getirir ve with Shanbo at her side ona eşlik eden kişiyi ekler. Buradaki could yalnızca fiziksel yeteneği sınamaz; artık önünde açılan yaşamı sunmaya yardımcı olur. Bilginin adım adım genişlemesi, cümleyi duygusal bir kapanışa dönüştürür.

Alıştırma

Cümle, hikâyenin sonunu nasıl düzenliyor?

  1. Yapması gereken, birbiriyle ilgisiz üç eylemi sırayla listeler.
  2. Onun her zaman fiziksel olarak uçabildiğini, ancak artık uçmayı bıraktığını söyler.
  3. Önce onun yeni durumunu verir, ardından gelen kalıcı özgürlüğü ve beraberliği gösterir.
Cevabı göster

Önce onun yeni durumunu verir, ardından gelen kalıcı özgürlüğü ve beraberliği gösterir.

When you travel to the underworld to save your one true love, Anlatım akışı

3:59

Gerçek aşkınızı kurtarmak için yeraltı dünyasına yolculuk ettiğinizde

or stay with them after discovering they were a demon,

4:03

ya da bir iblis olduğunu keşfettikten sonra onunla kaldığınızda,

dig into these two myths, Öbek fiiller

4:06

bu iki efsaneyi inceleyin,

one tragic and one triumphant,

4:07

biri trajik diğeri ise zafer dolu,

to see the lengths that Orpheus and Bai Suzhen will go for love. Deyimler

4:10

Orpheus ve Bai Suzhen'in aşk için ne kadar ileri gidebileceğini görmek için.

Anlatım akışı

When you ... or ...: öneriye götüren iki durum

Baştaki When you ... or ... yan cümlesi, birbirine paralel iki hayali durum sunar. You genel olarak izleyiciyi ifade eder ve izleyiciyi her durumu zihninde canlandırmaya davet eder; or ise tek bir hikâyede art arda gerçekleşen olayları değil, iki farklı mite işaret eden seçenekleri ayırır. Bu yan cümle, asıl davet olan dig into these two myths ifadesine zemin hazırlar. Bu, yaygın bir içerik kancasıdır: önce izleyiciye canlı durumlar sunulur, ardından bunları keşfetmek için izleyeceği veya okuyacağı bir şey önerilir.

Alıştırma

Baştaki When you ... or ... yan cümlesi bu cümlede ne yapıyor?

  1. İki miti önermeden önce izleyiciyi iki farklı mitolojik durumu hayal etmeye davet eder.
  2. İzleyicinin iki durumu da tek bir hikâyede bizzat yaşadığını söyler.
  3. Sırayla tamamlanması gereken iki talimat verir.
Cevabı göster

İki miti önermeden önce izleyiciyi iki farklı mitolojik durumu hayal etmeye davet eder.

Öbek fiiller

dig into: bir konuyu derinlemesine incelemek

Bu cümlede dig into, bir şeyi derinlemesine incelemek veya öğrenmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Konuşan kişi, izleyiciyi gerçekten kazı yapmaya değil, iki miti ayrıntılı biçimde keşfetmeye davet eder. Bir hikâye, konu, sorun, kanıt veya veri gibi nesnelerle kullanıldığında dig into, hızlıca bakmak yerine etkin ve ayrıntılı biçimde incelemeyi ifade eder.

Alıştırma

"Before we decide, let's dig into the evidence," cümlesinde dig into ne anlama gelir?

  1. Kanıtları atlayıp hızla karar vermek
  2. Kanıtları toprağa gömmek
  3. Kanıtları yakından incelemek
Cevabı göster

Kanıtları yakından incelemek

Deyimler

see the lengths that ... will go for love: aşk uğruna ne kadar ileri gidilebileceği

Bu cümlede see the lengths that Orpheus and Bai Suzhen will go for love, ikisinin aşk uğruna ne kadar ileri gitmeye hazır olduğunu, yani hangi zor eylemleri, riskleri veya fedakârlıkları kabul edebileceğini görmek anlamına gelir. lengths burada mecazidir; fiziksel mesafeyi değil, bir dereceyi ölçer. Standart yazılı İngilizcede bu düşünce genellikle the lengths someone will go to for something biçiminde ifade edilir: see the lengths that Orpheus and Bai Suzhen will go to for love. Bir diğer yaygın kalıp go to great lengths to do something ifadesidir ve birinin olağanüstü çaba gösterdiğini doğrudan belirtir.

Alıştırma

"We finally saw the lengths he would go to for his family," cümlesinde lengths içeren ifade ne anlama gelir?

  1. ailesinin sahip olduğu bir şeyin ölçülmüş boyutu
  2. kabul etmeye hazır olduğu çaba, risk veya fedakârlığın miktarı
  3. kendisi ile ailesi arasındaki fiziksel mesafe
Cevabı göster

kabul etmeye hazır olduğu çaba, risk veya fedakârlığın miktarı