Çinli kelebek aşıklar efsanesi - Lijun Zhang: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Zhu Yingtai eğitim alabilmek için erkek kılığına girer, Liang Shanbo ile derin bir bağ kurar, ancak ailesinin ayarladığı evlilik yüzünden ondan ayrılır. Shanbo’nun ölümünden sonra trajik aşkları mezarının başında doruğa ulaşır; mezardan çıkan iki kelebek, sonunda birlikte kavuşabildikleri özgürlüğü simgeler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. became sworn brothers. — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: sworn brothers ifadesinin kan bağıyla değil, ciddi bir yeminle kardeş olan kişileri anlattığını öğrenirsiniz. Bu Doğu Asya geleneğini bilmek, Yingtai ile Shanbo’nun yakınlıklarını nasıl resmîleştirdiklerini ve Yingtai’nin gizli kimliğinin hikâyedeki romantik çatışmayı neden güçlendirdiğini açıklar. 2. took a turn for the worse, — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bir hastalığın, durumun veya havanın belirgin biçimde kötüleştiğini anlatan bu kalıplaşmış ifadeyi öğrenirsiniz. Böylece Shanbo’nun durumundaki ani gerilemeyi izleyebilir ve olumsuz değişimleri sözcükleri bire bir çevirmeden doğal biçimde anlatabilirsiniz. 3. he asked that she burn incense — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Resmî ask that + özne + fiilin yalın hâli yapısını tanırsınız. Bu nedenle she öznesine rağmen burns değil burn kullanılır; yapı, resmî istekleri, önerileri ve talepleri doğru biçimde anlamanıza ve kurmanıza yardımcı olur.
Bu derste
Adjusting her disguise, Zhu Yingtai prepared to bid her parents goodbye. Kalıp ifadeler
0:08Kılığını düzelten Zhu Yingtai, ailesine veda etmeye hazırlandı.
prepared to bid her parents goodbye: anne babasına veda etmeye hazırlandı
prepare to + fiilin yalın hâli, bir sonraki eylemi yapmaya hazırlanmak anlamına gelir. Burada bid her parents goodbye, 'anne babasına veda etmek' demektir. Bid burada eski ve resmî bir anlamla, 'söylemek veya ifade etmek' anlamındadır; açık artırmadaki 'fiyat teklif etmek' anlamında değildir. Kalıp bid + kişi + goodbye/farewell şeklindedir. Vedaya resmî ve öyküleyici bir ton verir.
Alıştırma
Elena'nın ailesine veda ettiği cümleyi bid + kişi + goodbye kalıbıyla tamamlayın: Before boarding the ship, Elena prepared to ____.
Cevabı göster
bid her family goodbye
staying home and creating works of embroidery that brought her parents pride. Kalıp ifadeler
0:15evde kalarak ailesini gururlandıran nakış eserleri yaratmıştı.
dutiful daughter: sorumluluklarını yerine getiren bir kız evlat
Dutiful, bir rolün veya ilişkinin gerektirdiklerini özenle yerine getiren birini anlatır. Bu nedenle a dutiful daughter, kız evlat olmanın getirdiği sorumlulukları ve beklentileri yerine getiren biridir; yalnızca nazik veya çalışkan olmak anlamına gelmez. Bu cümlede evde kalması ve nakış yapması, anne babasının beklentilerini karşılamış olduğunun işaretleri olarak sunulur.
Alıştırma
Hangi açıklama a dutiful daughter ifadesine en iyi uyar?
- Yeni el işlerini herkesten daha hızlı öğrenir.
- Ailesinin kendisinden beklediği sorumlulukları özenle yerine getirir.
- Doğuştan komiktir ve herkesi güldürür.
Cevabı göster
Ailesinin kendisinden beklediği sorumlulukları özenle yerine getirir.
bring someone pride: birinin gurur duymasını sağlamak
Bu cümlede brought her parents pride, nakışların anne babasının gurur duymasını sağladığı anlamına gelir. Burada pride, taşınan fiziksel bir nesne değil, duygusal bir sonuçtur. bring + kişi veya grup + soyut isim kalıbı, bir şeyin duyguya ya da sonuca yol açtığını anlatır. that sözcüğü works of embroidery ifadesine döner; dolayısıyla anne babada gurur duygusu yaratan şey nakışlardır.
Alıştırma
Cümleyi bring fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Her achievement ____ her parents pride.
Cevabı göster
brought
And yet, although only boys were allowed at the Confucius Academy in Hangzhou, Notlar
0:19Ancak Hangzhou'daki Konfüçyüs Akademisi'ne sadece erkeklerin alınmasına rağmen,
although only boys were allowed: ödünleme ve edilgen izin yapısı
Although bir ödünleme ilişkisi kurar: önce engel oluşturan bir kuralı sunar, ana cümle ise bu engele rağmen neyin hâlâ geçerli olduğunu veya neyin gerçekleştiğini anlatır. Although ile başlayan bölüm bir yan cümledir; virgül, ardından bir ana cümle geleceğini gösterir. Only boys were allowed, be + allowed edilgen yapısını kullanır. Edilgen yapı, kuralı koyan kişiden çok izin verilen gruba ve kurumsal kurala odaklanır. Only doğrudan boys sözcüğünden önce geldiği için izin verilen grubun yalnızca erkek çocuklarla sınırlı olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi although ve allow fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: ____ only members ____ inside, everyone could watch the event online.
Cevabı göster
Although · were allowed
Confucius Academy in Hangzhou: geleneksel bir öğrenim ortamı
Bu hikâyede Confucius Academy in Hangzhou, Hangzhou'da Konfüçyüsçü eğitimle ilişkili geleneksel bir öğrenim yerinin adıdır. Bu tarihsel bağlamda academy, modern ve ticari bir eğitim merkezinden çok geleneksel bir akademiye benzeyen resmî bir öğrenim yeri anlamına gelir. Bu ifade, yalnızca erkek çocukları kabul eden kuralı kurumsal bir giriş sınırlaması olarak anlamak için gereken arka planı verir. Ayrıca eğitime erişimin hikâyede neden bir çatışma kaynağı olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu hikâyede Confucius Academy in Hangzhou esas olarak neyi gösterir?
- Konfüçyüsçü eğitimle ilişkili geleneksel bir öğrenim yeri
- Eğitim işlevi olmayan sıradan bir kulüp
- Modern ve ticari bir özel ders hizmeti
Cevabı göster
Konfüçyüsçü eğitimle ilişkili geleneksel bir öğrenim yeri
what Yingtai truly wanted was to go to school. Dilbilgisi
0:24Yingtai'nin asıl istediği okula gitmekti.
And yet, although: güçlü bir ödünleme dönüşünü belirtmek
And yet önceki betimlemeye dönerek hikâyenin o beklentinin tersine yöneldiğini bildirir. Ardından although yalnızca erkek çocukların kabul edilmesi şeklindeki engeli kabul eden bir yan cümleyi başlatır. Bu yapı okuyucuyu üç aşamadan geçirir: önceki beklenti, güçlü bir dönüş ve kabul edilen engel. Sonra asıl odak olan Yingtai'nin gerçek isteği gelir. İki bağlayıcı birlikte çalışarak çatışmayı daha belirgin hâle getirir.
Alıştırma
Örnekte And yet, although bilgiyi düzenleme açısından nasıl bir işlev görür?
- Akademiyi ve onun isteğini eşit önemde iki gerçek olarak sıralamakla yetinir.
- Önceki betimlemeden güçlü bir dönüş yapar, ardından bir engel sunar ve cümleyi onun gerçek isteğine odaklar.
- Akademinin onu kabul etmesinin iki ayrı nedenini verir.
Cevabı göster
Önceki betimlemeden güçlü bir dönüş yapar, ardından bir engel sunar ve cümleyi onun gerçek isteğine odaklar.
What Yingtai truly wanted was to go: gerçek isteğe odaklanan yapı
Bu cümlede what Yingtai truly wanted, “Yingtai'nin gerçekten istediği şey” anlamına gelen bir isim cümleciğidir. Bu cümlecik was fiilinin öznesidir; dolayısıyla what burada soru sormaz. What + özne + truly/really wanted + was to + fiil kalıbı, kişinin asıl isteğine odaklanır. Burada was to go to school bu isteğin ne olduğunu belirtir.
Alıştırma
Geçmiş zamandaki odaklama yapısını want ve be fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: What Leo truly ____ to travel.
Cevabı göster
wanted was
She begged her parents to let her attend dressed as a boy. Notlar
0:27Erkek kılığına girerek okula gitmesine izin vermeleri için ailesine yalvardı.
begged her parents to let her attend: izin için acil bir rica
Kalıbın tamamı beg + kişi + to let + kişi + fiilin yalın hâli şeklindedir. Anne babasından çok ısrarlı bir istekte bulundu; istediği izin, onların let her attend, yani okula devam etmesine izin vermesiydi. let + kişi yapısından sonra fiil to almadan yalın hâlde gelir: let her attend doğrudur, let her to attend değildir. Attend fiilinin söylenmeyen nesnesi, örneğin okul veya akademi olarak önceki bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Cümleyi beg ve let fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: Mia was desperate for permission, so she ____ her coach to ____ her play in the final match.
Cevabı göster
begged · let
dressed as a boy: bir rolü veya kimliği üstlenerek giyinmek
dressed as a boy ifadesindeki dressed, onun okula giderken nasıl bir durumda ve kıyafette olduğunu anlatan geçmiş ortaç biçimidir. Dress as + rol veya kimlik, kıyafet ya da kılık değiştirme yoluyla kendini o rolde göstermek demektir. Burada yalnızca bir giyim tarzı değil, kimliği gizleyen bir kılık değiştirme anlatılır: insanların onu erkek çocuk sanmasını istemektedir.
Alıştırma
Cümleyi dressed as + role yapısı ve astronaut sözcüğüyle tamamlayın: At the costume party, Maya was ____.
Cevabı göster
dressed as an astronaut
And seeing her determination and clever disguises, Anlatım akışı
0:30Kararlılığını ve zekice kılık değiştirmesini gören ailesi,
And seeing...: nedeni sonuçtan önce vermek
Seeing her determination and clever disguises, cümle başında kullanılan bir present participle yan cümlesidir. Nedeni veya arka planı, ana sonuç olan they finally agreed ifadesinden önce kısa biçimde verir. Buradaki seeing, sürmekte olan bir eylemi seyretmek değil, bu işaretleri fark etmek veya anlamak demektir. seeing ifadesinin örtük öznesi ana cümlenin öznesi they, yani anne babadır: kanıtları gördüler ve kabul ettiler. And, bu neden-sonuç ilişkisini önceki anlatıya bağlar.
Alıştırma
Seeing... ile başlayan yapıyı, görme ve ana eylemi aynı kişi yapacak şekilde doğru kullanan cümle hangisidir?
- Seeing the icy road, the driver slowed down.
- Seeing the icy road, the driver's speed became slower.
- Seeing the icy road, the car was slowed down by the driver.
Cevabı göster
Seeing the icy road, the driver slowed down.
However, they only gave her permission when she promised to keep her true identity a secret, Kalıp ifadeler
0:35Ancak gerçek kimliğini sır olarak saklayacağına
and eventually return to the traditional path they'd set for her. Kalıp ifadeler
0:40ve nihayetinde onun için belirledikleri geleneksel yola geri döneceğine söz vermesi şartıyla izin verdiler.
gave her permission: ona izin vermek
gave her permission ifadesinde give, izni alan kişiyi dolaylı nesne olarak alır: give + someone + permission. Permission burada genellikle sayılamayan bir isimdir ve ifade, yetkili birinin onun bir şey yapmasına resmî ya da açık biçimde izin verdiğini anlatır. when ile başlayan yan cümle iznin koşullu olduğunu gösterir: ancak o söz verdikten sonra kabul ettiler. Tam olarak hangi eyleme izin verildiği daha geniş bağlamdan anlaşılır; permission sözcüğü bunu tek başına belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için give Maya permission ifadesini geçmiş zamana çevirin: The coach ____ to join the advanced group.
Cevabı göster
gave Maya permission
promised to keep her true identity a secret: gerçek kimliğini gizli tutacağına söz verdi
Promised to, onun yapmayı kabul ettiği eylemi belirtir. keep her true identity a secret ifadesinin yapısı keep + nesne + nesne tamamlayıcısıdır: her true identity nesnedir, a secret ise onun hangi durumda kalması gerektiğini açıklar. Yani başkalarının onun gerçekte kim olduğunu öğrenmemesini sağlayacağına söz verdi. Bu hikâyede gizlenen gerçek, başkalarının onu bir oğlan olarak görmesi beklenirken onun kadın olmasıydı.
Alıştırma
Cümleyi ‘başkaları tarafından bilinmeyen’ anlamındaki isim öbeğiyle tamamlayın: We promised to keep the plan ____ until Friday.
Cevabı göster
a secret
return to the traditional path they'd set for her: ailesinin belirlediği geleneksel yaşam yoluna dönmek
Bu cümlede path gerçek bir yol değil, bir insanın hayatının yönü için kullanılan bir benzetmedir. the traditional path ondan beklenen geleneksel geleceği, burada evliliği ve ev yaşamını ifade eder. They'd, they had anlamına gelir. they'd set for her, ailesinin bu geleceği onun adına önceden planladığını gösterir. return to, onun bir süre bu plandan uzaklaştığını ancak sonunda geri dönmesinin beklendiğini düşündürür.
Alıştırma
Vurgulanan ifade bu cümlede ne anlama geliyor?
- Ondan alışılmış gerçek bir yol boyunca yürüyerek geri dönmesi istendi.
- Ailesinin onu takip edebilmesi için yeni bir güzergâh seçti.
- Ailesinin onun için planladığı geleneksel yaşama dönmesi bekleniyordu.
Cevabı göster
Ailesinin onun için planladığı geleneksel yaşama dönmesi bekleniyordu.
Elated, Yingtai began her journey to Hangzhou.
0:44Sevinçten havalara uçan Yingtai, Hangzhou'ya doğru yola koyuldu.
found herself at a crossroads: kendini hem gerçek hem de mecazi bir yol ayrımında bulmak
find oneself ifadesinin ardından bir yer veya durum geldiğinde, kişi genellikle planlamadan kendisini o yerde veya durumda bulduğunu fark eder. Burada kadın gerçekten bir yol ayrımına gelir ve hangi güzergâhı izleyeceğini bilmez. at a crossroads aynı zamanda hayatı farklı yönlere götürebilecek önemli bir seçimle karşı karşıya olmak anlamına gelir. Bu nedenle ifade iki düzeyde işler: yolculuğundaki gerçek bir kavşak ve hayatındaki bir dönüm noktası.
Alıştırma
Vurgulanan ifadenin iki anlamını da en iyi hangi yorum karşılıyor?
- Hayatıyla ilgili kararını çoktan vermiştir ve yalnızca genç adamı beklemektedir.
- Gerçek bir yol kavşağına gelir ve sahne aynı zamanda önemli bir hayat seçimiyle karşı karşıya olduğunu düşündürür.
- Crossroads sözcüğünü hiçbir anlatısal ima olmadan yalnızca haritadaki birkaç yolu adlandırmak için kullanmaktadır.
Cevabı göster
Gerçek bir yol kavşağına gelir ve sahne aynı zamanda önemli bir hayat seçimiyle karşı karşıya olduğunu düşündürür.
unsure which route to take: hangi yolu seçeceğinden emin olmamak
Unsure, “emin olmamak” anlamına gelir. Which route to take, unsure ifadesinin anlamını tamamlayan gömülü bir wh- + to-infinitive yan cümlesidir: kişi hangi yolu seçmesi gerektiğini bilmiyordur. Bu, tek başına kullanılan tam bir doğrudan soru değildir. Aktarılabilir kalıp unsure + wh-sözcüğü (bazen bir isimle birlikte) + to + fiilin yalın hâlidir: unsure what to say, unsure where to go veya unsure which book to choose.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için doğrudan soruyu wh- + to-infinitive yapısına dönüştürün: “Which route should I take?” I looked at the map, unsure ____.
Cevabı göster
which route to take
As their eyes met, they shared an instant connection. Notlar
0:53Gözleri buluştuğunda anında bir bağ hissettiler.
As their eyes met: göz göze geldiklerinde
Burada As, “-dığında” anlamına gelir ve bir zaman yan cümlesi başlatır. As their eyes met ifadesinin ana cümleden önce gelmesi, önce arka plandaki anı verir, ardından anında kurulan bağı ana olay olarak sunar. Their eyes met, iki kişinin göz göze gelmesi demektir. Cümle, iki olayı aynı anda gerçekleşiyormuş gibi birbirine bağlar; buradaki as öncelikle zaman bildirir ve because yerine kullanılmamıştır.
Alıştırma
Bu cümlede baştaki yan cümlenin işlevi nedir? “As their eyes met across the room, they both smiled.”
- Neden odada olduklarını açıklar.
- İki kişinin de gülümsediği anı belirtir.
- Gülümseme biçimlerini karşılaştırır.
Cevabı göster
İki kişinin de gülümsediği anı belirtir.
shared an instant connection: anında oluşan karşılıklı bir bağ
Bu cümlede shared an instant connection, iki kişinin hemen güçlü bir uyum, anlayış ya da çekim hissetmesi demektir. Buradaki connection, fiziksel ya da internet bağlantısı değil, duygusal veya kişisel bir bağdır. Shared bu duygunun karşılıklı olduğunu, instant ise bağın hemen oluştuğunu gösterir. Kalıp, bağlama göre arkadaşlıkta, iş birliğinde ya da romantik bir ilişkide hızlı bir uyumu anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede shared an instant connection ne anlama geliyor?
- İletişim bilgilerini paylaştılar.
- Aynı internet bağlantısını kullandılar.
- Hemen karşılıklı, kişisel veya duygusal bir bağ hissettiler.
Cevabı göster
Hemen karşılıklı, kişisel veya duygusal bir bağ hissettiler.
rapt in conversation: konuşmaya tamamen dalmış
Rapt in conversation, konuşmaya tamamen dalmış olmak ve bütün dikkati sohbete vermek demektir. Rapt bir sıfattır ve yalnızca interested demekten daha güçlü ve canlı bir anlam taşır. Virgülden sonraki ifade, yürürken içinde bulundukları durumu anlatır; ayrı bir eylemi adlandırmaz. Rapt edebî ya da hikâye anlatımına özgü bir tona sahiptir, bu yüzden anlatı metinlerinde sık görülür.
Alıştırma
Hangi cümlede rapt in conversation doğal biçimde kullanılmıştır?
- The two friends were rapt on conversation and watched the clock closely.
- The two friends were rapt in conversation and did not notice the café closing.
- The two friends rapt the conversation before the café closed.
Cevabı göster
The two friends were rapt in conversation and did not notice the café closing.
Yingtai realized that, despite her meticulous disguise, Dilbilgisi
1:06Yingtai, titizlikle hazırlanmış kılığına rağmen,
she felt that she could finally be herself. Kalıp ifadeler
1:09sonunda kendi gibi olabildiğini hissetti.
despite her meticulous disguise: despite + isim öbeği
Despite her meticulous disguise, ödünleme bildiren bir edat öbeğidir. despite'tan sonra her meticulous disguise isim öbeği gelir; meticulous, her ayrıntının büyük bir özenle ele alındığını anlatır. Tüm ifade, kılık değiştirmesi son derece özenli olmasına rağmen anlamına gelir. Bu öbek, ana düşünceden önce görünürdeki bir engeli sunar. despite + isim öbeğini, bu engel olsa bile ana cümledeki sonucun hâlâ geçerli olduğunu göstermek için kullanabilirsin.
Alıştırma
İsim öbeğinden önce despite yazarak cümleyi tamamla: ____ the heavy rain, the game continued.
Cevabı göster
Despite
could finally be herself: özgürce kendisi olabilmek
Be herself, fiziksel olarak kendisine dönüşmek anlamına gelmez. Rol yapmak veya gerçek yönlerini saklamak yerine doğal davranmak; gerçek kişiliğini, düşüncelerini ya da duygularını göstermek anlamına gelir. Could, artık bunu yapma özgürlüğü ya da fırsatı olduğunu hissettiğini gösterir. Finally ise bu özgürlüğün ancak bir bekleyişten veya zorluktan sonra geldiğini vurgular.
Alıştırma
Aylarca düşüncelerini saklayan Lena, onu kabul eden arkadaşlar buldu. 'Lena could finally be herself' ne anlama gelir?
- Tamamen farklı bir insana dönüşmüştü.
- Yasal kimliğini kanıtlamıştı.
- Doğal davranmakta ve gerçek kişiliğini göstermekte özgür hissediyordu.
Cevabı göster
Doğal davranmakta ve gerçek kişiliğini göstermekte özgür hissediyordu.
The two decided to celebrate what they thought would be a long, close friendship, Dilbilgisi
1:12İkili, uzun ve yakın bir dostluk olacağını düşündükleri bu durumu kutlamaya karar verdiler
what they thought would be a long, close friendship: uzun ve yakın bir dostluk olacağını düşündükleri şey
What ile başlayan yan cümlenin tamamı celebrate fiilinin nesnesidir ve kutladıkları ilişkiyi anlatır. İçindeki they thought, would be a long, close friendship ifadesini anlatıcının doğruladığı bir gerçek olarak değil, karakterlerin beklentisi olarak sunar. Would be, geçmişteki bakış açılarından geleceğe yönelir. Bu yapı, birinin o sırada inandığı veya beklediği şeyle sonradan gerçek olduğu anlaşılan şeyi ayırabilir; böylece anlatısal ironi yaratabilir.
Alıştırma
'Maya accepted what she thought would be an easy assignment,' cümlesinde vurgulanan yapı neyi gösterir?
- Anlatıcı görevin kesinlikle kolay olduğunu garanti ediyor
- Maya görevi çoktan tamamlamıştı
- Maya görevin kolay olmasını bekliyordu
Cevabı göster
Maya görevin kolay olmasını bekliyordu
became sworn brothers: ant içerek kardeş oldular
Sworn brothers, aralarında kan bağı bulunmayan fakat birbirlerine kardeş gibi davranacaklarına resmî biçimde söz veren erkekleri anlatır. Became, bu yeminin ilişkilerini değiştirdiğini ve tanımladığını gösterir; bu bağ yalnızca yakın arkadaş olmaktan daha güçlü ve törenseldir. Bu Doğu Asya hikâyesi bağlamında böyle bir yemin geleneksel olarak sadakati, karşılıklı desteği ve kalıcı bir bağı anlatır. Yingtai bu noktada erkek sanıldığı için, ilişkileri biyolojik akrabalık olarak değil, dışarıdan kardeşlik olarak tanımlanır.
Alıştırma
Tarihî bir öyküde 'They became sworn brothers' ne anlama gelir?
- Yemin ederek kardeşliğe benzer bir bağ kurdular.
- Biyolojik anne babalarının aynı olduğunu öğrendiler.
- Özel bir bağlılık olmadan sıradan sınıf arkadaşları oldular.
Cevabı göster
Yemin ederek kardeşliğe benzer bir bağ kurdular.
Yingtai buried herself in books and studied with Shanbo late into the nights. Notlar
1:18Yingtai kendini kitaplara verdi ve gecenin geç saatlerine kadar Shanbo ile çalıştı.
buried herself in books: okumaya bütünüyle odaklanmak
Bu cümlede buried herself in books mecazidir: Yingtai bütün dikkatini okumaya ve ders çalışmaya vermiş, kitaplar sanki diğer her şeyi dışarıda bırakmıştır. Gerçek anlamda gömülmemiştir. Tekrar kullanılabilen kalıp bury oneself in + isim şeklindedir. Dönüşlülük zamiri özneye göre değişir: I buried myself..., he buried himself..., they buried themselves.... Bu kalıp yalnızca bir etkinliği yapmayı değil, uzun süre derinden ilgilenmeyi vurgular.
Alıştırma
Bury oneself in books kalıbının geçmiş zamanını kullanarak ve zamiri Maya'ya göre değiştirerek cümleyi tamamlayın: Before the final exam, Maya ____ every evening.
Cevabı göster
buried herself in books
late into the nights: birçok gece geç saate kadar sürmek
Burada late into the nights, ders çalışmanın birçok gece çok geç bir saate kadar sürdüğü anlamına gelir. Into, etkinliği akşamın daha erken saatlerinden gecenin geç saatlerine uzanan bir süreç olarak gösterirken çoğul nights bu tekrarın altını çizer. Arka arkaya gelen birden fazla gecenin söz konusu olduğu bağlamlarda çoğul biçim kullanılabilir. Ancak tek bir durum için late into the night daha yaygın kalıplaşmış ifadedir ve genel anlatımlarda da çoğu zaman bu tekil biçim kullanılır.
Alıştırma
"For two weeks, the team worked late into the nights," cümlesinde late into the nights hangi anlamı ekler?
- Çalışma gece belirtilmemiş bir saatte yalnızca bir kez yapıldı.
- Ekip çalışmaya ancak gece yarısından sonra başladı.
- Çalışma tekrar tekrar çok geç saatlere kadar sürdü.
Cevabı göster
Çalışma tekrar tekrar çok geç saatlere kadar sürdü.
The two felt at home so long as they were at each other's sides. Notlar
1:23İkisi de birbirlerinin yanında oldukları sürece kendilerini evlerinde gibi hissettiler.
felt at home: rahat ve kabul edilmiş hissetmek
Felt at home, feel at home ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada “rahat, güvende ve gevşeyebilecek durumda hissetmek” anlamına gelir; “bir evin içinde olmak” anlamına gelmez. Bu ifade bir yerin, grubun veya kişinin insana aidiyet hissi vermesini anlatabilir. Bu cümlede o hissi yaratan şey, ikisinin birlikte olmasıdır.
Alıştırma
“After a few days with the kind host family, Leo felt at home,” İngilizce cümlesinde “felt at home” ne anlama gelir?
- Kendi evinin içinde duruyordu.
- Kendisini rahat ve kabul edilmiş hissetti.
- Hemen ayrılmak istedi.
Cevabı göster
Kendisini rahat ve kabul edilmiş hissetti.
so long as ...: koşul belirtmek
So long as burada bir koşul belirtir ve “şu şartla ki” ya da “… olduğu sürece” anlamına gelir. İkisinin yan yana olması, kendilerini rahat hissetmelerinin koşuludur. At each other's sides ifadesi, birlikte kalma ve birbirini destekleme fikrini de ekler. Bu kullanımda so long as, bir şeyin ne kadar sürdüğünü anlatmaz.
Alıştırma
“Şu şartla ki” anlamına gelen, vurgulanmış üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: You may go outside ____ you stay near the house.
Cevabı göster
so long as
and buttoned her thick robes up to her chin, Kalıp ifadeler
1:32ve kalın cübbesinin düğmelerini çenesine kadar ilikledi,
buttoned her thick robes up to her chin: kalın cübbelerini çenesine kadar ilikledi
buttoned her thick robes up to her chin ifadesinde buttoned, düğmeleri ilikleme eylemini anlatır. Up, cübbelerin kapanacak şekilde iliklendiğini; to her chin ise eylemin ulaştığı en yüksek noktanın çenesi olduğunu gösterir. İfadenin tamamı yalnızca cübbeleri giymekten daha fazlasını anlatır: vücudunu iyice örtmek için onları çok yukarıya kadar ilikler. Bu sahnede bu hareket, vücudunu gizlemesine ve kılığını korumasına yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi button fiilinin geçmiş zamanı ve en yüksek ilikleme noktasını gösteren ifadeyle tamamlayın: Before the cold walk, Nina ____ her coat ____ her chin.
Cevabı göster
buttoned · up to
no matter the weather: hava nasıl olursa olsun
No matter the weather, hava değişse bile ana cümlede belirtilen eylemin veya sonucun değişmeyeceği anlamına gelir. Bu ifade ödünleme anlamı katar: iyi hava, kötü hava, sıcak veya soğuk aynı sonuca götürür. Burada the weather, no matter ifadesinden hemen sonra gelen bir isim öbeğidir. Bu ifade, regardless of the weather demenin kısa bir yoludur.
Alıştırma
Hava koşullarının planı değiştirmeyeceğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The outdoor concert will continue no matter the weather.
- The outdoor concert will continue no matter of the weather.
- The outdoor concert will continue no matter about the weather.
Cevabı göster
The outdoor concert will continue no matter the weather.
Now and again, Yingtai heard students muttering about her secretive behavior. Notlar
1:36Zaman zaman Yingtai, öğrencilerin onun gizemli davranışları hakkında mırıldandıklarını duyuyordu.
Now and again: ara sıra tekrarlanma
Now and again, ara sıra veya zaman zaman anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede Yingtai'nin konuşmaları birden fazla kez, fakat sık olmayan aralıklarla duyduğunu gösterir. Cümlenin başında kullanıldığında tüm olayın gerçekleşme sıklığını belirler. now ve again sözcüklerini ayrı ayrı değil, tek bir bütün olarak anlamak gerekir.
Alıştırma
Cümleyi bu açıklamadaki “ara sıra” anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: ____, our old clock chimes at midnight.
Cevabı göster
Now and again
students muttering about her secretive behavior: artan şüphe
Bu ifade dikkati Yingtai'nin davranışlarından diğer öğrencilerin tepkisine çevirir. Muttering about her behavior, onun davranışları hakkında alçak sesle ve kısmen gizli biçimde konuşmak anlamına gelir; bu konuşma çoğu zaman şüphe veya hoşnutsuzluk taşır. Secretive behavior ise bir şeyi saklamak için yapılıyor gibi görünen davranışları anlatır. Bu tepki hikâyedeki baskıyı düzenler: başkaları tekrar eden bir davranış biçimini fark etmiş ve sorgulamaya başlamıştır. Yingtai'nin sırrı artık daha az güvende görünür ve okur ileride çıkacak sorunlara hazırlanır.
Alıştırma
Vurgulanan ifade hikâyeye temel olarak ne katar?
- Başkalarının şüphesinin büyüdüğünü ve baskı yarattığını gösteren işaretler
- Herkesin bütün gerçeği zaten bildiğinin kanıtı
- Hiçbir gerilim içermeyen dostça ve açık bir konuşma
Cevabı göster
Başkalarının şüphesinin büyüdüğünü ve baskı yarattığını gösteren işaretler
Yingtai continued to excel at her studies, Kalıp ifadeler
1:43Yingtai derslerinde üstün başarı göstermeye devam etti
continued to excel at her studies: zaman içinde süren üstün başarı
Continued to excel at her studies ifadesinde continued to + fiilin yalın hâli, üstün performansın zaman içinde sürdüğünü gösterir. Temel kalıp excel at + alan veya etkinliktir ve “o alanda son derece iyi performans göstermek” anlamına gelir. Her, her studies isim grubuna aittir; sabit ifadenin bir parçası değildir. Bu isim grubu değiştirilebilir: excel at math, excel at sports veya excel at solving problems.
Alıştırma
“Bir alanda son derece iyi performans göstermek” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After joining the advanced program, Leo continued to ____ science.
Cevabı göster
excel at
and felt like her past and intended future were lifetimes away. Deyimler
1:45ve geçmişi ile onun için planlanan geleceğinin sanki başka bir hayatta kaldığını hissetti.
As months slipped into years: anlatıda sessiz bir zaman atlaması
As months slipped into years ifadesinde as, ana cümledeki olayların zaman arka planını tanıtır. Slipped into mecazidir: aylar yavaş yavaş ve neredeyse fark edilmeden yıllara dönüşür; gerçekte kayan bir şey yoktur. Bu yan cümle, hikâyedeki uzun bir zaman dilimini kısa bir geçişte özetler. Böylece anlatıcı, zamanın sessizce geçtiği hissini korurken hikâyeyi birkaç yıl ileri taşıyabilir.
Alıştırma
As months slipped into years anlatıda ne işe yarar?
- Takvimin fiziksel olarak bir yerden başka bir yere taşındığını söyler.
- Uzun ve aşamalı bir zaman geçişini kısa bir anlatı geçişinde özetler.
- Zamanın birdenbire birkaç yıllığına durduğunu gösterir.
Cevabı göster
Uzun ve aşamalı bir zaman geçişini kısa bir anlatı geçişinde özetler.
felt like her past and intended future were lifetimes away: geçmişi ve planlanan geleceği birçok ömür uzaktaymış gibi hissetmek
“Felt like” bunun öznel bir izlenim olduğunu gösterir. “Her past and intended future were lifetimes away”, hem geride bıraktığı hayatın hem de ailesinin onun için planladığı hayatın artık ona duygusal ve psikolojik olarak çok uzak göründüğü anlamına gelir. “Lifetimes away” bilinçli bir abartıdır; aradaki mesafeyi birkaç tam ömür varmış gibi anlatır. Gerçekte birkaç ömür geçmemiştir. Bu benzetme, şimdiki deneyiminin onu hayatının bu iki olası biçiminden ne kadar kesin bir biçimde uzaklaştırdığını gösterir.
Alıştırma
Cümledeki “her past and intended future were lifetimes away” ne anlama gelir?
- Aralarında tam olarak kaç yıl olduğunu biliyordu.
- Gerçekten birkaç farklı hayat yaşamıştı.
- Şimdiki hayatından son derece uzaktaymış gibi geliyorlardı.
Cevabı göster
Şimdiki hayatından son derece uzaktaymış gibi geliyorlardı.
Yet the whispers grew louder, Anlatım akışı
1:51Ancak fısıltılar daha da yüksek sesle duyulmaya başladı
and after three years, she had no choice but to leave. Kalıp ifadeler
1:53ve üç yılın ardından ayrılmaktan başka çaresi kalmadı.
Yet the whispers grew louder: yine de söylentiler ve baskı giderek güçlendi
“Yet” bir dönüşe işaret eder: daha önce olanlara rağmen bir sorun büyüyordur. Dinleyiciyi önceki durumdan ona karşıt bir gelişmeye yönlendirir. “The whispers grew louder”, gizli konuşmaları büyüyen bir ses görüntüsüne dönüştürür. Burada louder öncelikle gerçek ses düzeyinin artması demek değildir; söylentilerin, şüphelerin ve bunların yarattığı toplumsal baskının görmezden gelinemeyecek kadar güçlendiğini anlatır. Bu yükseliş, ardından gelen sonuca zemin hazırlar: ayrılmak zorunda kalmıştır.
Alıştırma
“Yet the whispers grew louder” anlatıda ne işe yarar?
- Bir dönüşü işaret eder ve söylentilerle baskının arttığını gösterir.
- Herkesin birdenbire daha yüksek sesle konuşmaya başladığını söyler.
- Söylentilerin bir soruna yol açmadan önce sona erdiğini gösterir.
Cevabı göster
Bir dönüşü işaret eder ve söylentilerle baskının arttığını gösterir.
had no choice but to leave: gitmekten başka seçeneği olmamak
had no choice but to leave ifadesinde had, have fiilinin geçmiş zaman biçimidir. have no choice but to + fiilin yalın hâli yapısı, yapılabilecek tek bir eylem olduğunu anlatır. Burada gitmek özgürce seçilmiş bir tercih değil, koşulların gerekli kıldığı bir eylemdir. Bu yapıda but to, geriye kalan tek eylemi getirir. But burada ‘ancak’ anlamında karşıtlık kurmaz ve to sonrasında fiilin yalın hâli kullanılır: leave.
Alıştırma
Gitmenin tek seçenek olduğunu belirten kalıp ifadeyi tamamlayın: Because the building was unsafe, we had no choice ____ leave.
Cevabı göster
but to
Parting tearfully, Yingtai asked Shanbo to visit her. Dilbilgisi
1:56Gözyaşları içinde vedalaşırken, Yingtai Shanbo'dan kendisini ziyaret etmesini istedi.
Parting tearfully: cümle başında -ing öbeği
Parting tearfully, cümlenin başında yer alan kısa bir -ing öbeğidir ve şimdiki zaman ortaç öbeği olarak adlandırılır. Ana eylemin arka planını verir: Yingtai gözyaşları içinde vedalaşırken Shanbo’dan onu ziyaret etmesini istedi. Öbek kendi öznesini açıkça söylemese de eylemi yapan kişiyi ana cümleden anlarız. Gözyaşları içinde vedalaşan kişi Yingtai’dir. Burada part bir isim değil, birinden ayrılmak veya vedalaşmak anlamındaki fiildir.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: Parting tearfully, Yingtai asked Shanbo to visit her. Parting tearfully bize ne anlatıyor?
- Yingtai, Shanbo’dan onu ziyaret etmesini isterken gözyaşları içinde vedalaşıyordu.
- ‘Ayrılık’ adlı olay Shanbo’dan ziyarete gelmesini istedi.
- Yingtai çoktan gittikten sonra Shanbo ağlıyordu.
Cevabı göster
Yingtai, Shanbo’dan onu ziyaret etmesini isterken gözyaşları içinde vedalaşıyordu.
her parents announced that the Ma family from the neighboring village
2:02ailesi komşu köyden Ma ailesinin
had sent a matchmaker to ask their permission for Yingtai to marry their son. Kültür
2:05Yingtai'nin oğullarıyla evlenmesi için izin istemek üzere bir çöpçatan gönderdiğini duyurdu.
had sent a matchmaker to ask their permission: izin istemek için çöpçatan göndermişti
Had sent a matchmaker to ask their permission, ailelerin yürüttüğü geleneksel bir evlilik teklifi sürecini anlatır. Burada matchmaker, Ma ailesinin teklifini Yingtai'nin anne babasına götüren aracıdır; modern bir uygulama veya otomatik eşleştirme aracı değildir. ask their permission for Yingtai to marry their son bölümünde their, Yingtai'nin anne babasını gösterir; for + kişi + to + fiil kısmı ise hangi eylem için izin istendiğini belirtir. Cümlecik, teklifin aileler ve bir aracı tarafından resmî biçimde iletildiğini gösterir; Yingtai'nin kendisinin kabul ettiğini söylemez.
Alıştırma
Vurgulanan bölümde anlatılan süreci en iyi hangi seçenek açıklar?
- Ma ailesi bir çöpçatan aracılığıyla Yingtai'nin anne babasına resmî biçimde başvurdu.
- Yingtai, Ma ailesinin oğlunu seçmek için bir flört uygulaması kullandı.
- Ma ailesinin oğlu, iki aileyi de sürece katmadan Yingtai'ye özel olarak evlenme teklif etti.
Cevabı göster
Ma ailesi bir çöpçatan aracılığıyla Yingtai'nin anne babasına resmî biçimde başvurdu.
They'd found it a fitting match and accepted. Kalıp ifadeler
2:09Bunu uygun bir eşleşme olarak bulup kabul etmişlerdi.
found it a fitting match: bunu uygun bir eşleşme olarak gördüler
Burada found, keşfettiler anlamında değil, değerlendirdiler veya uygun buldular anlamındadır. Yapı find + nesne + nesne tamamlayıcısı biçimindedir: it, önerilen evliliği gösterir; a fitting match ise bu evlilik hakkında verilen yargıyı belirtir. Fitting, uygun veya yerinde demektir. Bu evlilik bağlamında match, bir spor karşılaşması değil, uygun bir eşleşme veya evlilik düzenlemesidir. Ailelerin iki tarafı toplumsal ya da pratik açıdan birbirine uygun gördüğünü de düşündürebilir.
Alıştırma
Cümleyi resmî bir biçimde doğru tamamlayan ifade hangisidir? After reviewing the mentor program, the director ____ for the new volunteer.
- found it a fitting match
- found it a fitting game
- found a matching it
Cevabı göster
found it a fitting match
Trying to hide her disappointment, Yingtai honored their agreement. Kelime
2:12Hayal kırıklığını gizlemeye çalışan Yingtai, onların anlaşmasına saygı duydu.
honored their agreement: bir taahhüdü yerine getirdi
honored their agreement ifadesinde honor, “uymak veya yerine getirmek” anlamına gelen bir fiildir. Yingtai anlaşmanın gerektirdiği şeyi yapar; ifade, onun anlaşmaya hayran olduğu anlamına gelmez. Burada their agreement, ebeveynlerin kabul ettiği evlilik düzenlemesini anlatır. Bu kullanım, hayal kırıklığına uğramasına rağmen verdiği sözü yerine getirdiğini vurgular.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The two teams had accepted the same rules. Even after an argument, they ____.
Cevabı göster
honored their agreement
But as she prepared for another new life, Kalıp ifadeler
2:15Ancak bambaşka yeni bir hayata hazırlanırken,
prepared for another new life: hayatın başka bir önemli dönemine hazırlanmak
prepared for another new life ifadesinde prepare for + isim, “yaklaşan bir şeye hazırlanmak” anlamına gelir. New life, bir günlük düzendeki küçük bir değişikliği değil, hayatın önemli ve yeni bir dönemini anlatır. Another, Yingtai'nin daha önce büyük bir değişim yaşadığını ve şimdi bir yenisiyle karşılaştığını gösterir. Burada planlanan evlilik, hayatının bir sonraki dönemini getirecektir.
Alıştırma
Örnekte prepared for another new life neyi anlatıyor?
- Daha önceki hayatının tamamen aynısına dönmeye çalıştı.
- Hayatının başka bir önemli dönemine hazırlandı.
- Alışılmadık derecede yoğun bir gün için plan yaptı.
Cevabı göster
Hayatının başka bir önemli dönemine hazırlandı.
his studies dull without Yingtai near. Dilbilgisi
2:22Yingtai yanında olmadan çalışmaları çok sıkıcıydı.
his studies dull without Yingtai near: bağımsız bir yapı
Vurgulanan sözler bağımsız bir yapı oluşturur: his studies, kendine ait bir özne gibi işlev gören bir isim öbeğidir; dull ise studies sözcüğünü niteleyen bir sıfattır. Bu kısaltılmış anlatım his studies being dull without Yingtai near şeklinde, daha açık olarak da because his studies were dull when Yingtai was not nearby şeklinde genişletilebilir. Ana cümlenin ardından gelen bu yapı, onun dikkatinin neden dağınık olduğunu açıklayan arka plan durumunu verir. Burada dull “sıkıcı, ilgi çekmeyen” anlamındadır; fiil değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, vurgulanan sözlerle aynı isim öbeği + sıfat bağımsız yapısını kullanır?
- Maya could not call for help with her dead phone.
- Her phone dead, Maya could not call for help.
- Her phone was dead, so Maya could not call for help.
Cevabı göster
Her phone dead, Maya could not call for help.
When Shanbo finally visited Yingtai's house,
2:25Shanbo sonunda Yingtai'nin evini ziyaret ettiğinde,
came upon a young woman: beklenmedik bir karşılaşma
Come upon someone or something, bir kişiyle beklenmedik biçimde karşılaşmak ya da bir şeyi tesadüfen bulmak anlamına gelen çok sözcüklü bir fiildir. Bu nedenle geçmiş zaman biçimi came upon a young woman, onun genç kadınla planlı olarak değil, tesadüfen karşılaştığını anlatır. Come upon ifadesini tek bir anlam birimi olarak düşünün. Burada upon, kelime anlamıyla “üstünde” biçimindeki konum anlamını taşımaz.
Alıştırma
Beklenmedik bir keşfi göstermek için come upon ifadesinin geçmiş zaman biçimini kullanın: While exploring the attic, Lena ____ a box of old letters.
Cevabı göster
came upon
was about to ask for: henüz gerçekleşmemiş, gerçekleşmek üzere olan bir eylem
Was about to ask for iki kullanışlı kalıp içerir. was about to + fiilin yalın hâli, bir eylemin hemen yapılmak üzere olduğunu ama henüz gerçekleşmediğini gösterir; burada sıradaki eylem kızın erkek kardeşini sormaktır. ask for + kişi, o kişiyi görmek ya da onunla konuşmak istediğinizi belirtmek demektir. Burada olayların aniden değişmesi, onun kızın erkek kardeşini istemesinden önce durmasına yol açar.
Alıştırma
Eylemin gerçekleşmek üzere olduğunu ama henüz gerçekleşmediğini göstermek için cümleyi vurgulanan kalıpla tamamlayın: At the store, Daniel ____ the manager when the manager came over to help.
Cevabı göster
was about to ask for
he recognized the young scholar he'd always loved. Anlatım akışı
2:33her zaman sevdiği o genç öğrenciyi tanıdı.
but as: olaylardaki değişimi kilit ana bağlamak
but ve as sözcükleri burada farklı görevler üstlenir. But, hikâyenin yönünü onun yapmak üzere olduğu şeyden başka bir gelişmeye çevirirken as gözlerinin buluştuğu anı tanıtır. Birlikte but as, tam o anda gerçekleşen ani bir değişimi sunar: göz göze gelmeleri onun karşısındakini tanımasını tetikler. Gözlerinin buluşması imgesinin tekrarı daha önceki bir buluşmayı da hatırlatır ve bu tanımayı ilk bağlarıyla ilişkilendirir.
Alıştırma
Cümlede but as nasıl bir işlev görüyor?
- Göz göze gelmelerini, onun soru sormayı planlamasının nedeni olarak sunar.
- Olaylarda bir yön değişikliğini gösterir ve tanıma anını göz göze geldikleri ana yerleştirir.
- Tanımanın göz göze gelmelerinden çok sonra gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster
Olaylarda bir yön değişikliğini gösterir ve tanıma anını göz göze geldikleri ana yerleştirir.
the young scholar he'd always loved: önceki kimliği açığa çıkaran bir isim öbeği
Bu öyküde the young scholar, Yingtai'nin Shanbo'nun onu akademide tanıdığı hâlini anlatır; Yingtai orada genç bir erkek öğrenci gibi görünüyordu. Buradaki scholar, günümüzün profesyonel akademisyeninden çok “eğitimli öğrenci” ya da “genç okumuş kişi” anlamındadır. İsim öbeğinin tamamı Yingtai'yi önceki rolü üzerinden tanımlar. Shanbo'nun şimdi tanıdığı kişiyi daha önce sevdiği okul arkadaşıyla birleştirir; böylece kimlik bildiren isim, asıl açığa çıkarma işlevini görür.
Alıştırma
Bu cümlede the young scholar he'd always loved öbeğinin temel anlatı işlevi nedir?
- Yingtai'yi, Shanbo'nun zaten tanıdığı ve sevdiği öğrenci kimliği üzerinden belirler.
- Shanbo'nun hiç tanışmadığı başka bir bilgini tanıtır.
- Yingtai'nin modern bir üniversite araştırmacısı olduğunu söyler.
Cevabı göster
Yingtai'yi, Shanbo'nun zaten tanıdığı ve sevdiği öğrenci kimliği üzerinden belirler.
Shanbo knew he couldn't stand being separated from Yingtai again, Kalıp ifadeler
2:36Shanbo, Yingtai'den bir kez daha ayrı kalmaya dayanamayacağını biliyordu
couldn't stand being separated from: edilgen ulaçla güçlü tahammülsüzlük
Burada stand, “dik durmak” değil “tahammül etmek” anlamındadır. Couldn't stand, ayrılık deneyiminin kabul edilemeyecek kadar acı verdiğini anlatır. Yapı can't/couldn't stand + isim veya -ing biçimidir. Being separated, edilgen bir -ing biçimidir: koşullar Shanbo'yu Yingtai'den ayırdığında bundan etkilenen kişi Shanbo'dur. Again, daha önce bir ayrılık yaşandığını gösterir ve duyguyu güçlendirir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi derste öğrenilen ve “birinden ayrı kalmaya tahammül edememek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: After the move, Leo ____ his best friend.
Cevabı göster
couldn't stand being separated from
Yingtai told him that she was already promised to another. Kelime
2:43Yingtai ona zaten bir başkasına söz verildiğini söyledi.
was already promised to another: geleneksel bir evlilik düzenlemesi
Bu cümlede was promised to, «biriyle evlenmesi önceden kararlaştırılmış olmak» anlamındadır. Edilgen bir yapıdır: başka kişiler onun evliliğini önceden ayarlamıştır. Another ise başka bir vaadi değil, başka bir erkeği veya evlilik adayını anlatır. Already, bu düzenlemenin bu konuşmadan önce var olduğunu gösterir. İfade, onun bir başkasına verdiği sıradan bir sözü değil, önceden yapılmış bir evlilik düzenlemesini açıklar.
Alıştırma
Geleneksel bir hikâyede 'She was already promised to another' ne anlama gelir?
- Başka bir evlenme teklifini önceden reddetmişti.
- Başka biriyle evlenmesi önceden ayarlanmıştı.
- Başka birine yardım edeceğine önceden söz vermişti.
Cevabı göster
Başka biriyle evlenmesi önceden ayarlanmıştı.
but he understood that Yingtai had to abide by her parents' wishes, Kalıp ifadeler
2:48ancak Yingtai'nin ailesinin isteklerine uymak zorunda olduğunu anladı
had to abide by her parents' wishes: uymak zorunda olmayı resmî biçimde anlatma
had to, onun gerçek bir seçeneği olmadığını gösterir. abide by, bir kurala, karara, anlaşmaya veya yetkili birinin isteğine «uymak ya da itaat etmek» anlamına gelen kalıplaşmış ve oldukça resmî bir ifadedir. Burada her parents' wishes, onun uyması gereken bir zorunluluk olarak ele alınır. Cümle, anne babasıyla aynı fikirde olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
«Kurallara uymak» anlamındaki resmî ifadeyi tamamlayın: Everyone must abide ____ the tournament rules.
Cevabı göster
by
Shanbo fell ill and grew weaker by the day. Kalıp ifadeler
2:54Shanbo hastalandı ve günden güne zayıfladı.
fell ill and grew weaker by the day: hastalandı ve gün geçtikçe güçsüzleşti
Fell ill hastalandı, grew weaker ise giderek daha güçsüz hâle geldi demektir. Geçmiş zamandaki bu iki ifade birlikte önce hastalığın başladığını, ardından durumun kötüleştiğini gösterir. Burada by the day, geçen her günle birlikte anlamına gelir. Shanbo'nun yalnızca gündüzleri güçsüz olduğunu değil, her gün bir öncekinden daha güçsüz hâle geldiğini anlatır.
Alıştırma
“The patient grew weaker by the day,” cümlesinde by the day ne anlama gelir?
- belirli bir günden önce
- geçen her günle birlikte
- gündüz vakti
Cevabı göster
geçen her günle birlikte
Worried, his family sent a matchmaker to the Zhu family,
2:57Endişelenen ailesi Zhu ailesine bir çöpçatan gönderdi,
but because of Yingtai's current engagement, Dilbilgisi
3:00ancak Yingtai'nin mevcut nişanı nedeniyle,
because of Yingtai's current engagement: neden + isim öbeği
Because of bir neden belirtir ve burada ardından Yingtai's current engagement isim öbeği gelir. Edat öbeğinin tamamı babasının teklifi neden reddettiğini açıklar; ayrı bir yan cümle oluşturmaz. Bu evlilik bağlamında current engagement, hâlihazırda var olan nişanı, yani biriyle evlenme sözünü ifade eder. Reddin nedeni bu mevcut bağlılıktır.
Alıştırma
Hangi cümlede because of bir isim öbeğinden önce doğru kullanılmıştır?
- Because of it rained heavily, the game was canceled.
- Because of the heavy rain, the game was canceled.
- Because the heavy rain, the game was canceled.
Cevabı göster
Because of the heavy rain, the game was canceled.
Doing otherwise would bring their family public shame. Notlar
3:04Aksini yapmak ailelerine toplum önünde utanç getirecekti.
Doing otherwise would...: karşıt eyleme ve sonucuna gönderme yapma
Doing otherwise, “az önce sözü edilen eylemin tersini yapmak” demektir. Burada evlilik teklifini reddetmemeye, yani önceden var olan evlilik taahhüdüne rağmen teklifi kabul etmeye gönderme yapar. Otherwise önceki eylemi tekrar etmeden devam ettirir. Would bring... bu alternatif seçimin varsayılan sonucunu gösterir. Doing otherwise would/could... kalıbı, daha önce belirtilen bir talimatı veya kararı, ona uymamanın sonucuna kısa ve etkili biçimde bağlar.
Alıştırma
Bir antrenör şöyle diyor: “Wear a helmet on the track. Doing otherwise would put you at risk.” Doing otherwise neye gönderme yapıyor?
- Kask takmak
- Kask takmamak
- Pistten ayrılmak
Cevabı göster
Kask takmamak
bring their family public shame: toplum önünde itibar kaybına yol açmak
bring their family public shame, bring + etkilenen kişi veya grup + sonuç yapısını kullanır: eylem, ailenin utanç yaşamasına neden olur. Burada bring gerçek anlamda bir taşıma hareketi değildir; “neden olmak” anlamına gelir. Public shame, başka insanlar tarafından görülen ve yargılanan bir itibarsızlıktır. Bu nedenle odak noktası tek bir kişinin özel suçluluk duygusu değil, ailenin itibarının zarar görmesidir. Bu evlilik bağlamında kabul edilen düzenlemeyi bozmak, aileyi toplumsal kınamaya açık hâle getirir.
Alıştırma
“The leaked report brought the organization public shame,” cümlesindeki public shame ne anlama gelir?
- Kuruluşun başarısının halka açık biçimde kutlanması
- Kişisel olarak hissedilen hafif bir gerginlik
- Kuruluşun başkalarının gözündeki itibarının ciddi biçimde zarar görmesi
Cevabı göster
Kuruluşun başkalarının gözündeki itibarının ciddi biçimde zarar görmesi
take a turn for the worse: belirgin biçimde kötüleşmek
"Took a turn for the worse", "take a turn for the worse" kalıplaşmış ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bir durumun belirgin şekilde daha ciddi veya olumsuz hâle geldiğini anlatır. Burada Shanbo'nun hastalığı kötüleşmiştir. Bu ifadede turn, gerçek anlamda bir virajı veya fiziksel dönüşü değil, yön ya da durum değişikliğini anlatır.
Alıştırma
“Belirgin biçimde kötüleşti” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: After a brief improvement, the patient's condition ____ overnight.
Cevabı göster
took a turn for the worse
and sensing he wouldn't live to see her married, Dilbilgisi
3:10ve onun evlendiğini görecek kadar yaşamayacağını hissederek,
sensing he wouldn't live to see her married: nedeni belirten bir -ing yan cümlesi
sensing ile başlayan bölüm, ana fiil değil, -ing biçiminde bir ortaç yan cümlesidir. Örtük öznesi Shanbo'dur ve bu kişi, ardından gelen ana cümlenin öznesiyle aynıdır. Bu yan cümle, onun fark ettiği durumu bir sonraki eyleminin nedeni olarak sunar. Bu yan cümlede wouldn't live to see, “bir olaya tanık olacak kadar uzun yaşamamak” anlamına gelir. see her married yapısında her nesne, married ise onu açıklayan tümleçtir; anlam, onun evlendiğine tanık olmaktır.
Alıştırma
'Sensing the ice was thin, Nora stepped back,' cümlesinde baştaki -ing yan cümlesi ne işe yarar?
- Cümlenin ana fiili olarak görev yapar.
- Nora'nın neden geri çekildiğini açıklar.
- Buzun geri çekildiğini söyler.
Cevabı göster
Nora'nın neden geri çekildiğini açıklar.
he asked that she burn incense in front of his tomb when she was on her way to the Ma family. Notlar
3:16Ma ailesinin evine giderken kendi mezarının önünde tütsü yakmasını istedi.
he asked that she burn incense: resmî bir istekte fiilin yalın hâli
he asked that she burn incense ifadesinde ask, istenen eylemi ask that + özne + fiilin yalın hâli kalıbıyla belirtir. Özne she olsa da burn fiiline -s gelmez. Buna İngilizcede istek bildiren mandative subjunctive denir. Tütsü yakmak, onun düzenli olarak yaptığı bir şey değil, adamın ondan yapmasını istediği eylem olarak sunulur.
Alıştırma
Resmî istek cümlesini arrive fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The coach asked that every player ____ by nine.
Cevabı göster
arrive
burn incense in front of his tomb: bir anma töreni
Bu cümlede burn incense in front of his tomb, mezar başında yapılan bir töreni anlatır: Kadın orada tütsü yakarak ölen kişiyi anacak ve ona saygısını gösterecektir. Mezar bağlamı burn incense ifadesine törensel bir anlam verir. Burada amaç yalnızca güzel bir koku yaymak değildir; istek üzüntü ve güçlü bir duygusal ağırlık taşır.
Alıştırma
Bu cümlede burn incense in front of his tomb ne anlama geliyor?
- Mezarın yanında yazılı bir mesajı yakmak.
- Mezarın çevresindeki havayı hoş bir kokuyla tazelemek.
- Ölüleri anma ve onlara saygı gösterme töreni yapmak.
Cevabı göster
Ölüleri anma ve onlara saygı gösterme töreni yapmak.
felt like a funeral: bir ortamı benzetmeyle anlatmak
Burada felt like a funeral, ortamla ilgili bir benzetmedir; gerçekten bir cenaze töreni yapıldığını söylemez. Düğün, cenaze kadar ağır ve hüzünlü hissettirir. Bu karşılaştırma, normalde bir düğünden beklediğimiz duyguyu tersine çevirir. Bir durumun yarattığı genel izlenimi göstermek için feel like + isim yapısı kullanılır; özellikle durumun gerçek amacı ile havası belirgin biçimde farklı olduğunda etkilidir.
Alıştırma
Bu cümlede felt like a funeral ne anlama geliyor?
- Mekân iki ayrı tören için süslenmişti.
- Düğünün havası son derece hüzünlü ve ciddiydi.
- Gerçek bir cenaze töreni düğünün yerini aldı.
Cevabı göster
Düğünün havası son derece hüzünlü ve ciddiydi.
As the procession wound through town under stormy skies, Anlatım akışı
3:25Düğün alayı fırtınalı gökyüzünün altında kasabadan geçerken,
As the procession wound through town under stormy skies: sahneyi hazırlamak
As ile başlayan bölüm, zamana ilişkin bir yan cümledir. Alayın hareketini ve fırtınalı havayı arka plana yerleştirirken ardından gelecek ana olaya hazırlık yapar. Procession, düzenli bir tören grubunu belirtir; wound through town grubun kıvrımlı bir yol boyunca ilerlediğini gösterir ve under stormy skies uğursuz bir ortam ekler. Bu ayrıntılar birlikte anlatımı yavaşlatır ve doruk noktasından önce gerilim oluşturur.
Alıştırma
As yan cümlesinin bilgiyi düzenlemedeki temel görevi nedir?
- Ana olaydan önce zamanı, hareketi ve uğursuz arka planı belirler.
- Kasabanın fiziksel olarak yaralandığını söyler.
- Nihai sonucu bildirir ve hikâyeyi bitirir.
Cevabı göster
Ana olaydan önce zamanı, hareketi ve uğursuz arka planı belirler.
Yingtai broke off and knelt in front of Shanbo's tomb, Öbek fiiller
3:29Yingtai ayrılıp Shanbo'nun mezarının önünde diz çöktü,
Yingtai broke off: düğün alayından ayrılmak
Bu cümlede broke off, Yingtai'nin düğün alayıyla ilerlemeyi aniden bırakıp izlenen rotadan ayrılarak mezara yönelmesi demektir. Hikâyenin bağlamı, söylenmeyen from the procession anlamını tamamlar; fiziksel olarak kırılan bir nesne yoktur. Stopped ile karşılaştırıldığında broke off yalnızca hareketin durduğunu değil, gruptan ya da izlenen rotadan ayrılmayı da vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede break off, bir kişinin hareket hâlindeki bir gruptan veya rotadan ayrıldığını gösterir?
- The cyclist stopped with the pack at a red light.
- A piece of the bicycle seat broke off during the ride.
- The cyclist broke off from the pack and turned onto a side road.
Cevabı göster
The cyclist broke off from the pack and turned onto a side road.
lighting incense and offering sacrifices through her tears. Kültür
3:32gözyaşları içinde tütsü yaktı ve adaklar sundu.
lighting incense and offering sacrifices: mezar başında yapılan bir yas ritüeli
İki -ing yapısı, mezar başında yapılan iki yas ritüelini anlatır: tütsü yakmak ve törensel adaklar sunmak. Bu bağlamda sacrifices, ölüyü onurlandırmak için sunulan şeyleri ya da bunları resmî bir biçimde sunma eylemini ifade eder. Birbirine and ile bağlanan bu yapılar, Yingtai'nin diz çökmüşken ne yaptığını gösterir ve acısını görünür bir ritüel eylemine dönüştürür.
Alıştırma
Mezar başında geçen cümlede offering sacrifices ne anlama gelir?
- Bir hedefe ulaşmak için gelecekteki rahatlığından vazgeçmek
- Ölüyü onurlandırmak için törensel adaklar sunmak
- Düğün konuklarına sıradan yemek sunmak
Cevabı göster
Ölüyü onurlandırmak için törensel adaklar sunmak
a clap of thunder ... a lightning bolt: dönüm noktasının işareti
Gök gürültüsü ve şimşek yalnızca arka plandaki hava durumu değildir. Ani ses, ışık ve hareket, olağanüstü bir gücün hikâyeye girdiğini bildirir ve izleyiciyi mezarın açılmasına hazırlar. Cümle önce gök gürültüsünü, ardından mezarın içinden geçen bir şimşeği sunar. Bu hızlı yükseliş, doğaüstü doruk noktasına geçişi düzenler; böylece hava olayı görüntüsü olay örgüsünü etkin biçimde ilerletir.
Alıştırma
Bu sahnedeki gök gürültüsü ve şimşeğin temel anlatı işlevi nedir?
- Doğaüstü bir dönüm noktasını bildirir ve sonraki olayı harekete geçirirler.
- Karakterlerin sığınacak bir yer bulması gerektiğini gösterirler.
- Sıradan hava durumuyla ilgili çıkarılabilir bir ayrıntı eklerler.
Cevabı göster
Doğaüstü bir dönüm noktasını bildirir ve sonraki olayı harekete geçirirler.
Without hesitation: kararlı bir eylemi çerçevelemek
Without hesitation, Yingtai'nin şüphe etmek veya yeniden düşünmek için durmadan hemen harekete geçtiğini anlatır. Ana cümleden önce kullanıldığında, onun eylemini hızlı ve kararlı olarak çerçeveler. Bu, without + hesitation ismiyle kurulan bir edat öbeğidir. Virgül, bunun cümle başında yer aldığını ve ardından gelen eylemin tamamını nitelediğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “hemen ve şüphe etmeden” anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: ____, she accepted the challenge.
Cevabı göster
Without hesitation
threw herself in: kararlılıkla kendini içeri atmak
Bu cümlede threw herself in, Yingtai’nin çatlayıp açılan mezarın içine aniden tüm bedeniyle atladığı anlamına gelir. Herself yeniden Yingtai’yi gösterir; in ise bağlamdan zaten bilinen hedefi belirtir. Bu ifade hareketi sıradan bir giriş olarak değil, bilinçli, güçlü ve kararlı bir eylem olarak sunar. Yingtai’nin başka bir nesneyi içeri attığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle Maya’nın yardım etmek için aniden ve bilinçli olarak suya atladığını en iyi gösterir?
- Maya threw herself in to help.
- Maya threw the rope in to help.
- Maya went in to help.
Cevabı göster
Maya threw herself in to help.
two butterflies fluttered out of the crack. Öbek fiiller
3:48çatlaktan iki kelebek kanat çırparak dışarı çıktı.
fluttered out of the crack: çatlaktan kanat çırparak çıkmak
Fluttered out of the crack, kelebeklerin hızlı ve hafif kanat çırpışlarıyla çatlağın içinden dışarı çıktığı anlamına gelir. Fluttered hareketin nasıl yapıldığını, out of the crack ise başlangıç noktasını ve dışarı yönünü belirtir. Genel flew fiiliyle karşılaştırıldığında fluttered daha hafif ve zarif bir görüntü oluşturur. Bu sahnede bu hareket, kelebeklerin doğaüstü biçimde ortaya çıkışını canlı kılar; aynı fiil küçük kuşları, güveleri veya havada dalgalanan hafif nesneleri de anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle hafif bir nesnenin hızlı, yumuşak ve dalgalanan bir hareketle dışarı çıkışını en iyi canlandırır?
- A scrap of paper was carried out of the window.
- A scrap of paper came out of the window.
- A scrap of paper fluttered out of the window.
Cevabı göster
A scrap of paper fluttered out of the window.
had transformed for good: kalıcı bir dönüşüm
had transformed for good ifadesinde for good, “kalıcı olarak” veya “önceki duruma bir daha dönmeden” anlamına gelir. transformed sözcüğünü niteler ve tamamlanmış değişimi nihai hâle getirir; değişimin iyi bir amaçla gerçekleştiği anlamına gelmez. Past perfect yapısı had transformed, değişimi geçmişteki bu anlatı noktasında zaten tamamlanmış olarak sunar. had transformed ve for good birlikte hem tamamlanmışlığı hem de kalıcılığı vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle kapanmanın kalıcı olduğunu söylüyor?
- The library changed for the better.
- The library closed for good.
- The library closed for a good reason.
Cevabı göster
The library closed for good.
Finally free ... could float forever: önce durum, sonra sonuç
Finally free, ana cümleden önce yer alan kısa bir sıfat öbeğidir. Ana cümlenin öznesi olan she sözcüğünü niteler ve sondaki temel sonucu önce verir. Böylece cümlenin geri kalanı, onun özgürlüğe kavuşmasından sonra mümkün hâle gelen durum olarak anlaşılır. Ana cümle daha sonra üç katman ekler: could float yeni olasılığı verir, forever bunu kalıcı hâle getirir ve with Shanbo at her side ona eşlik eden kişiyi ekler. Buradaki could yalnızca fiziksel yeteneği sınamaz; artık önünde açılan yaşamı sunmaya yardımcı olur. Bilginin adım adım genişlemesi, cümleyi duygusal bir kapanışa dönüştürür.
Alıştırma
Cümle, hikâyenin sonunu nasıl düzenliyor?
- Yapması gereken, birbiriyle ilgisiz üç eylemi sırayla listeler.
- Onun her zaman fiziksel olarak uçabildiğini, ancak artık uçmayı bıraktığını söyler.
- Önce onun yeni durumunu verir, ardından gelen kalıcı özgürlüğü ve beraberliği gösterir.
Cevabı göster
Önce onun yeni durumunu verir, ardından gelen kalıcı özgürlüğü ve beraberliği gösterir.
When you travel to the underworld to save your one true love, Anlatım akışı
3:59Gerçek aşkınızı kurtarmak için yeraltı dünyasına yolculuk ettiğinizde
or stay with them after discovering they were a demon,
4:03ya da bir iblis olduğunu keşfettikten sonra onunla kaldığınızda,
to see the lengths that Orpheus and Bai Suzhen will go for love. Deyimler
4:10Orpheus ve Bai Suzhen'in aşk için ne kadar ileri gidebileceğini görmek için.
When you ... or ...: öneriye götüren iki durum
Baştaki When you ... or ... yan cümlesi, birbirine paralel iki hayali durum sunar. You genel olarak izleyiciyi ifade eder ve izleyiciyi her durumu zihninde canlandırmaya davet eder; or ise tek bir hikâyede art arda gerçekleşen olayları değil, iki farklı mite işaret eden seçenekleri ayırır. Bu yan cümle, asıl davet olan dig into these two myths ifadesine zemin hazırlar. Bu, yaygın bir içerik kancasıdır: önce izleyiciye canlı durumlar sunulur, ardından bunları keşfetmek için izleyeceği veya okuyacağı bir şey önerilir.
Alıştırma
Baştaki When you ... or ... yan cümlesi bu cümlede ne yapıyor?
- İki miti önermeden önce izleyiciyi iki farklı mitolojik durumu hayal etmeye davet eder.
- İzleyicinin iki durumu da tek bir hikâyede bizzat yaşadığını söyler.
- Sırayla tamamlanması gereken iki talimat verir.
Cevabı göster
İki miti önermeden önce izleyiciyi iki farklı mitolojik durumu hayal etmeye davet eder.
dig into: bir konuyu derinlemesine incelemek
Bu cümlede dig into, bir şeyi derinlemesine incelemek veya öğrenmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Konuşan kişi, izleyiciyi gerçekten kazı yapmaya değil, iki miti ayrıntılı biçimde keşfetmeye davet eder. Bir hikâye, konu, sorun, kanıt veya veri gibi nesnelerle kullanıldığında dig into, hızlıca bakmak yerine etkin ve ayrıntılı biçimde incelemeyi ifade eder.
Alıştırma
"Before we decide, let's dig into the evidence," cümlesinde dig into ne anlama gelir?
- Kanıtları atlayıp hızla karar vermek
- Kanıtları toprağa gömmek
- Kanıtları yakından incelemek
Cevabı göster
Kanıtları yakından incelemek
see the lengths that ... will go for love: aşk uğruna ne kadar ileri gidilebileceği
Bu cümlede see the lengths that Orpheus and Bai Suzhen will go for love, ikisinin aşk uğruna ne kadar ileri gitmeye hazır olduğunu, yani hangi zor eylemleri, riskleri veya fedakârlıkları kabul edebileceğini görmek anlamına gelir. lengths burada mecazidir; fiziksel mesafeyi değil, bir dereceyi ölçer. Standart yazılı İngilizcede bu düşünce genellikle the lengths someone will go to for something biçiminde ifade edilir: see the lengths that Orpheus and Bai Suzhen will go to for love. Bir diğer yaygın kalıp go to great lengths to do something ifadesidir ve birinin olağanüstü çaba gösterdiğini doğrudan belirtir.
Alıştırma
"We finally saw the lengths he would go to for his family," cümlesinde lengths içeren ifade ne anlama gelir?
- ailesinin sahip olduğu bir şeyin ölçülmüş boyutu
- kabul etmeye hazır olduğu çaba, risk veya fedakârlığın miktarı
- kendisi ile ailesi arasındaki fiziksel mesafe
Cevabı göster
kabul etmeye hazır olduğu çaba, risk veya fedakârlığın miktarı