Aklınızı Başınızdan Alacak Şaşırtıcı Gerçekler Bölüm 1: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Meraklar bitkilerden uzaya, bedene, hayvanlara ve tarihe uzanıyor; sürpriz ve karşılaştırmalar onları bağlıyor. İngilizce noktaları: 1. “are more closely related to animals than plants?” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: “be more closely related to A than B” yapısını öğrenin; iki öge to edatını paylaşarak yakınlığı karşılaştırabilir. 2. “So much so that” — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: önceki durumun sonraki sonucu doğuracak dereceye ulaştığını neden-sonuç açıklamasında gösterin. 3. “To the same token,” — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: altyazıdaki biçimin standart olmadığını fark edin; aynı akıl yürütmeyi paralel örneğe taşırken “by the same token” kullanın.
Bu derste
but did you know that cashews grow on apples? Anlatım akışı
0:02ama kaju fıstığının kaju elmasının üzerinde yetiştiğini biliyor muydunuz?
but did you know that: şaşırtıcı bir bilgiyi tanıtmak
“But”, dinleyicinin zaten biliyor olabileceği şeylerden şaşırtıcı yeni bir bilgiye geçiş yapar. “Did you know that ...?” biçim olarak bir sorudur, ancak burada asıl işlevi dikkat çekmek ve ardından gelen bilgiyi tanıtmaktır. Bilinen bir bilgiden sonra “but did you know that + clause?” kullanmak karşıtlık ve merak yaratır. Bu ifade genellikle gerçek bir cevap istemek yerine insanları dinlemeye devam etmeye yönlendirir.
Alıştırma
Bu cümlede “but did you know that” ifadesinin temel görevi nedir?
- Konuşmacının yeni bilginin muhtemelen yanlış olduğunu düşündüğünü göstermek
- Konuşmacı devam etmeden önce dinleyiciden ayrıntılı bir cevap istemek
- Bilinen bilgiden şaşırtıcı bir gerçeğe geçip dikkat çekmek
Cevabı göster
Bilinen bilgiden şaşırtıcı bir gerçeğe geçip dikkat çekmek
In this case: bir ifadeyi tek bir durumla sınırlamak
“In this case”, “bu belirli durumda” anlamına gelir. Açıklamayı konuşulan örnekle sınırlar; bu nedenle ifade otomatik olarak her durum için geçerli bir kural sayılmamalıdır. Burada “case”, hukuki dava veya kap değil, durum ya da koşullar bütünü anlamındadır. Bu ifade sık sık cümlenin başına gelir ve ardından virgül konur.
Alıştırma
Hangi ifade anlatımı konuşulan belirli örnekle en iyi şekilde sınırlar? “The game usually takes an hour. ___, it ended early because only two people played.”
- In this case
- In any case
- In general
Cevabı göster
In this case
botanikte accessory fruit
Accessory fruit, belirgin ya da etli kısmı kısmen veya tamamen yumurtalık dışındaki bitki dokularından gelişen meyve benzeri bir yapıyı anlatan botanik terimidir. Buradaki apple, sıradan bir elmayı değil cashew apple denen kaju elmasını ifade eder. Bu teknik birleşik terimde accessory, yumurtalıktan gelişen kısmı tamamlayan anlamındadır; moda aksesuarı ya da süs amaçlı meyve anlamına gelmez. Accessory fruit ifadesini tek bir terim olarak anlamak gerekir.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki botanik terimiyle tamamlayın: The fleshy part of a pear includes tissue outside the ovary, so it is an ____.
Cevabı göster
accessory fruit
with the cashew growing: with + isim + -ing
with + isim + -ing yapısı, tamamlanmış bir cümleye arka plan ayrıntısını kısa ve yoğun biçimde ekler. with sonrasındaki isim, -ing biçiminin anlamca öznesidir; with ile grow bir öbek fiil oluşturmaz. Burada büyüyen şey the cashew, on top ise yer bildiren bölümdür. Bu yapı, ayrı bir tam cümle başlatmadan ana durumla birlikte gerçekleşen bir eylemi veya durumu anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için with, her brother ve wait fiilinin -ing biçimini kullanın: Nina went into the clinic, ____ outside.
Cevabı göster
with her brother waiting
Or how about the fact that mushrooms are more closely related to animals than plants? Dilbilgisi
0:09Peki mantarların bitkilerden ziyade hayvanlarla daha yakın akraba olduğunu biliyor muydunuz?
are more closely related to A than B: A ile B’ye kıyasla daha yakın ilişkili olmak
be more closely related to A than B kalıbı iki ilişkinin gücünü karşılaştırır. Öznenin A ile bağının B ile bağından daha güçlü olduğunu belirtir. Bu bağ aile, evrim, fikirler veya verilerle ilgili olabilir. Burada fiziksel benzerlik değil, evrimsel akrabalık anlatılır. Closely, related sözcüğünü niteler ve related, to ile kullanılır. Kısa bitiş olan than plants kısmında tekrarlanan sözcükler söylenmez; tam karşılaştırma mushrooms are more closely related to animals than they are to plants şeklindedir. Animals ve plants paralel karşılaştırma ögeleridir.
Alıştırma
Tam olarak kısa be more closely related to A than B kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: Lions ____ cats ____ dogs.
Cevabı göster
are more closely related to · than
is more recent than that of mushrooms and plants. Dilbilgisi
0:16mantarlarla bitkilerin ortak atasından daha yakın bir geçmişte yaşamıştır.
common ancestor: paylaşılan evrimsel ata
Evrimsel biyolojide common ancestor, iki veya daha fazla soyun kendisinden geldiği daha eski bir canlı veya popülasyondur. Burada common, bu grupların paylaştığı anlamına gelir; sıradan veya sık görülen anlamına gelmez. Ortak ata, evrimsel soy ağacındaki bir bağlantıyı gösterir. Bu cümlede bir ortak atanın daha yakın zamanda yaşadığını söylemek, soyların ne zaman ayrıldığını karşılaştırır; recent, atanın modern çağda yaşadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Dogs and wolves share a common ancestor cümlesinde common ancestor ne anlama gelir?
- modern çağda yaşamış bir ata
- sıradan veya yaygın olan bir ata
- iki grubun da paylaştığı bir ata
Cevabı göster
iki grubun da paylaştığı bir ata
Tekil bir isim öbeğinin yerine kullanılan that of
Bu karşılaştırmada that, tekil isim öbeği the most common ancestor yerine kullanılır. Ardından gelen of mushrooms and plants ikinci çifti belirtir; dolayısıyla that of mushrooms and plants, the most common ancestor of mushrooms and plants anlamına gelir. Bu değiştirme, isim öbeğini tekrarlamadan karşılaştırmanın iki tarafını paralel tutar. Buradaki that bir zamirdir; yan cümle bağlayıcısı değildir ve mushrooms sözcüğüne gönderme yapmaz.
Alıştırma
the climate of ifadesini tekrarlamaktan kaçınan iki sözcüklü yapıyla cümleyi tamamlayın: The climate of the coast is milder than ____ the mountains.
Cevabı göster
that of
Though they receive some minerals from the soil, Dilbilgisi
0:22Topraktan bazı mineraller alsalar da,
Ana noktadan önce ödünleme bildiren Though
Though, ödünleme bildiren bir yan cümleyi başlatır. Ağaçların topraktan bazı mineraller aldığını doğru kabul eder, fakat bu gerçeği ana sonuç olarak değil, arka plan bilgisi olarak sunar. Ardından ana cümle, açıklamanın vurgulamak istediği noktayı taşır: havadaki karbondioksit ağaca girer. Bu yapı, konuşanın ana iddiadan vazgeçmeden sınırlı veya karşıt bir gerçeği kabul etmesini sağlar.
Alıştırma
Standart İngilizcede hangi cümle Though ile ilk gerçeği kabul ederken ikinci gerçeği ana nokta olarak sunar?
- Though the library was busy, so Maya found a quiet seat.
- Though the library was busy, but Maya found a quiet seat.
- Though the library was busy, Maya found a quiet seat.
Cevabı göster
Though the library was busy, Maya found a quiet seat.
and with the help of the sun removes the oxygen. Kalıp ifadeler
0:26ve güneşin yardımıyla içindeki oksijen ayrıştırılır.
with the help of: bir sonucu neyin mümkün kıldığını belirtmek
With the help of, başka bir kişi ya da şeyin katkısıyla ana sonucun mümkün olduğunu gösterir. Bu cümlede güneş ışığı süreci destekler; güneşin bir insan gibi bilinçli biçimde yardım ettiği anlamına gelmez. of'tan sonraki sözcükler yardımın ya da desteğin kaynağını belirtir.
Alıştırma
with, the, help ve of sözcüklerini doğru sıraya koyun: Nina fixed the bike ____ her dad.
Cevabı göster
with the help of
This carbon is left with water to create the substance of the tree.
0:29Geriye kalan bu karbon, suyla birleşerek ağacın maddesini oluşturur.
And did you know that there's enough water in Lake Superior Dilbilgisi
0:32Peki Superior Gölü'nde o kadar çok su olduğunu,
to cover all of North and South America with 1 ft of water?
0:35bu suyun Kuzey ve Güney Amerika'nın tamamını 1 fit derinliğinde kaplayabileceğini biliyor muydunuz?
enough water ... to cover: enough + isim + to + fiil
enough water to cover yapısında enough, water isminden önce gelir. Su miktarının to cover ile belirtilen sonucu gerçekleştirmeye yeterli olduğunu anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı enough + isim + to + fiilin yalın hâlidir. enough water in Lake Superior to cover... örneğinde olduğu gibi isim ile to bölümü arasına bir yer ifadesi girebilir; temel yapı değişmez.
Alıştırma
enough ile water sözcüklerini doğru sıraya koyun: We have ____ to fill every bottle.
Cevabı göster
enough water
Or that there are more stars in the visible universe
0:38Ya da görünür evrendeki yıldızların sayısının,
than all the grains of sand on all the beaches of Earth?
0:41Dünya'daki tüm plajlarda bulunan kum tanelerinin toplamından daha fazla olduğunu?
is the amount of stars that would fill 1,500 Milky Way galaxies.
0:50Samanyolu gibi 1.500 galaksiyi dolduracak yıldız sayısına eşittir.
And yet: şaşırtıcı bir karşıtlığı belirtme
And yet bu cümleyi önceki fikre bağlar ve sıradaki gerçeğin karşılaştırıldığında şaşırtıcı olduğunu bildirir. Burada daha da şaşırtıcı bir sayı sunar. Bu kullanımda yet, “ancak” ya da “yine de” demektir; “şimdiye kadar” anlamında değildir. And yeni cümleyi önceki noktaya bağlarken yet dönüşü işaretler.
Alıştırma
Cümleyi, şaşırtıcı bir karşıtlık bildiren bu nottaki iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: “The jar looked empty. ____ one tiny coin was still inside.”
Cevabı göster
And yet
cerebral cortex: serebrumun kıvrımlı dış tabakası
Cerebral cortex, yani serebral korteks, beynin büyük üst bölümü olan serebrumun ince ve kıvrımlı dış tabakasıdır. Görme, işitme, dil, hafıza ve planlı hareket gibi işlevlerde rol oynar. Bu cümlede cerebral cortex beynin yalnızca bir anatomik bölümünü adlandırır. Alone, devasa sinaps sayısının tüm beyne değil, tek başına bu bölgeye ait olduğunu vurgular.
Alıştırma
Bilimsel bir metinde cerebral cortex neyi adlandırır?
- Beynin tamamı ve tüm bölümleri
- Beynin dışındaki bir sinir ağı
- Serebrumun ince ve kıvrımlı dış tabakası
Cevabı göster
Serebrumun ince ve kıvrımlı dış tabakası
making everything in the universe mostly nothing, Dilbilgisi
0:58bu da evrendeki her şeyin büyük ölçüde hiçlikten oluştuğu anlamına gelir,
making ...: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi
Virgülden sonra gelen making yan cümlesi, önceki ifadenin sonucunu veya mantıksal neticesini gösterir. Burada atomların neredeyse tamamen boşluktan oluşması, evrendeki her şeyin büyük ölçüde hiçlik olduğu sonucuna götürür. Making bir şimdiki zaman ortacıdır; devam eden zaman yapısındaki bir fiilin parçası değildir. Making’in mantıksal nedeni önceki durumun tamamıdır. Bu kalıp, “and this makes ...” ifadesini daha kısa bir açıklamaya dönüştürür.
Alıştırma
Sonucu göstermek için cümleyi make fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The new software removed two steps, ____ the task easier.
Cevabı göster
making
which by the way is constantly replacing its cells. Kalıp ifadeler
1:02bu arada vücudunuz hücrelerini sürekli yeniler.
by the way: kısa bir yan bilgi sunmak
By the way, konuşmayla bağlantılı ancak mevcut noktanın merkezinde olmayan ek bir bilgiyi sunan, araya giren bir söylem belirtecidir. Burada hücrelerin yenilenmesiyle ilgili gerçeği yan bir yorum olarak gösterir. Bu ifade, dinleyicilere devamındaki sözleri kısa bir konu dışına çıkış olarak değerlendirmelerini söyler. Gerçek anlamda bir yol veya güzergâhtan söz etmez; konuşmacı daha sonra ana düşünce çizgisine dönebilir.
Alıştırma
Kısa bir yan bilgiyi sunan üç sözcüklü söylem belirtecini kullanın: We can meet at ten. ____, did Maya send you the address?
Cevabı göster
By the way
So much so that every 10 years your entire body has replaced itself. Kalıp ifadeler
1:05Öyle ki her 10 yılda bir tüm vücudunuz kendini baştan sona yenilemiş olur.
So much so that ile yoğun bir sonucu belirtmek
So much so that hemen önce anlatılan derecenin geriye dönük olarak karşılığını verir ve çarpıcı bir sonuç sunar: Önceki ifade o kadar büyük bir ölçüde doğrudur ki ardından gelen yan cümledeki olay gerçekleşir. Burada hücrelerin sürekli yenilenmesi sürecini, daha sonra belirtilen büyük ölçekli sonuca taşır. Bu bir sonuç bağlantısıdır, amaç bağlantısı değildir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki dereceyi sonuca bağlayan tam ifadeyle tamamlayın: The wind intensified overnight, ____ several roads were closed by morning.
Cevabı göster
so much so that
meaning you have no more in common with your previous self Kalıp ifadeler
1:11yani önceki hâlinizle ortak noktalarınız,
than any other human being that's lived or will ever live.
1:13yaşamış ya da yaşayacak başka herhangi bir insanla paylaştıklarınızdan daha fazla değildir.
have no more in common with ... than ... ile sınırlı benzerlik anlatmak
Have something in common with someone or something, bir kişi ya da şeyle özellikleri, ilgi alanlarını, deneyimleri veya nitelikleri paylaşmak anlamına gelir. Örnekte, önceki hâlinizle ne kadar ortak yönünüz olduğu ölçülüyor. No more ... than bir karşılaştırma kurar: Önceki hâlinizle ortak yönlerinizin miktarı, başka herhangi bir insanla ortak yönlerinizden fazla değildir. than'den sonra yinelenecek sözcükler tekrar söylenmeden anlaşılır. Buradaki no more, “ek olarak başka şey yok” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “daha benzer değilim” anlamındaki karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: After one brief meeting, I ____ that celebrity than I do with any other stranger.
Cevabı göster
have no more in common with
there are more bacterial cells in your body than actual somatic body cells. Kelime
1:17vücudunuzda, kendi somatik hücrelerinizden daha fazla bakteri hücresi bulunur.
Bütün dönemi bağlayan zaman ifadesi All the while
All the while, “bütün o süre boyunca, aynı anda” anlamına gelen bir zaman bağlama ifadesidir. Devam etmekte olan bir sürece veya anlatıma geri gönderme yapar ve o süre boyunca geçerli kalan başka bir gerçeği ekler. Burada önceki zaman çizgisini sürdürürken dikkati bakteri hücrelerine çevirir. Eklenen gerçeğe çoğu zaman hafif bir şaşkınlık veya karşıtlık etkisi verir.
Alıştırma
Hangi cümlede all the while, bir gerçeğin başka bir etkinliğin tamamı boyunca sürdüğünü gösterir?
- Mia practiced the piano so that her brother would start reading.
- Mia practiced the piano for an hour. All the while, her brother was reading beside her.
- Mia practiced the piano after her brother finished reading.
Cevabı göster
Mia practiced the piano for an hour. All the while, her brother was reading beside her.
Biyolojide somatic body cells
Biyolojide somatic, bir canlının normal ve üremeyle ilgili olmayan vücut hücrelerini ifade eder. Somatik hücre, deri veya kas hücresi gibi canlının kendisine ait bir hücredir; sperm ya da yumurta hücresi değildir. Bu cümlede somatic body cells, vücutta yaşayan bakteri hücrelerinin aksine kişinin kendi vücut hücrelerini anlatır. Body, somatic sözcüğünde zaten bulunan anlamın bir kısmını tekrar ederek teknik terimi kolaylaştırır; standart terim genellikle somatic cells biçimindedir.
Alıştırma
Bir biyoloji metninde hangi hücreler somatik hücrelerdir?
- Sperm ve yumurta hücreleri
- Deri hücreleri gibi hayvanın kendi vücut hücrelerinin çoğu
- Hayvanın bağırsağında yaşayan bakteri hücreleri
Cevabı göster
Deri hücreleri gibi hayvanın kendi vücut hücrelerinin çoğu
made it to + bir varış noktası veya dönüm noktası
Burada made it to, bir noktaya başarıyla ulaşmak anlamına gelir. Son nokta age 18 olduğundan, yan cümle kişinin 18 yaşına ulaştığını ya da o yaşa kadar yaşadığını ifade eder. Make burada gerçek anlamıyla kullanılmaz; it de make it to + son nokta kalıbının bir parçasıdır. Son nokta bir yaş, yer, etkinlik, aşama veya son tarih olabilir. Kalıp çoğu zaman oraya ulaşmanın biraz çaba gerektirdiğini sezdirir; ancak burada olduğu gibi bağlam bu sezdirimi çok hafif de yapabilir.
Alıştırma
Vurgulanan üç sözcüklü kalıbın doğru geçmiş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın: After several delays, the team ____ the final round.
Cevabı göster
made it to
3,200 to 3,500 weekends left in your lifetime. Kelime
1:24ömrünüzde yalnızca 3.200 ila 3.500 hafta sonu kalmış demektir.
istatistik niteleyicisi olarak on average
On average, 3.200 ile 3.500 sayısının insanlar genelinde bir ortalama veya geniş bir tahmin olduğunu, her kişi için garanti edilen kesin bir sayı olmadığını gösterir. Virgüller bunun parantez içi bir zarf öbeği gibi kullanıldığını gösterir; temel cümle hâlâ you have ... weekends left biçimindedir. Görevi, sayının nasıl yorumlanması gerektiğini belirtmektir. Bu sabit ifadede kullanılan edat on sözcüğüdür.
Alıştırma
Cümleyi on kullanan iki sözcüklü sabit istatistik niteleyicisiyle tamamlayın: ____, this battery lasts ten hours, though individual results vary.
Cevabı göster
On average
Bir miktardan sonra left: “kalan”
Bu cümlede left, yön bildiren “sol” ya da yalnızca “ayrıldı” anlamında değil, “kalan” veya “hâlâ yaşanabilecek” anlamındadır. Ömrün geri kalanında hâlâ deneyimlenebilecek 3.200 ila 3.500 hafta sonunu anlatır. Başka durumlara aktarılabilen yapı have + miktar veya şey + left biçimindedir; have 57 summers left buna örnektir. Left, miktardan veya isimden sonra gelir ve geriye ne kaldığını açıklayan bir tümleç görevi görür.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz ve “kalan” anlamına gelen sözcükle tamamlayın: We have only ten minutes ____ before the library closes.
Cevabı göster
left
Sonraki noktayı öne çıkarmak için More importantly,
More importantly, sonraki ifadeyi önceki ifadenin üzerinde konumlandıran bir cümle belirtecidir. Bilgi hiyerarşisinde bir değişiklik olduğunu gösterir: konuşan kişi yalnızca başka bir bilgi eklemekle kalmaz, dinleyicilere sıradaki bilgiye daha fazla ağırlık vermelerini söyler. Burada, hafta sonlarının sayısından sonra kalan yazların sayısını daha güçlü nokta olarak sunar. More, iki ifadenin sayısal büyüklüğünü değil, önem derecesini karşılaştırır.
Alıştırma
İkinci noktanın daha önemli olduğunu göstermek için cümleyi dersteki iki sözcüklü geçiş ifadesiyle tamamlayın: The new route is shorter. ____, it is much safer.
Cevabı göster
More importantly
And did you know that while dragonflies have legs, Dilbilgisi
1:32Peki yusufçukların bacakları olmasına rağmen,
Zaman değil, karşıtlık bildiren while
Bu cümlede while, “bir şey olurken” anlamına gelmez. Bir karşıtlık kurar: Yusufçukların bacaklarının olması bize yürüyebileceklerini düşündürür, ama yürüyemezler. İkinci gerçek şaşırtıcıysa veya ilk gerçeğin düşündürdüğünden farklıysa iki gerçeği karşılaştırmak için while kullanılabilir. Burada while, although kelimesine yakındır; when anlamında değildir.
Alıştırma
“While the backpack is small, it holds a lot,” cümlesinde while neyi gösterir?
- Birinin çanta hazırladığı zaman
- İki gerçek arasındaki karşıtlık
- İki eylemin aynı anda gerçekleşmesi
Cevabı göster
İki gerçek arasındaki karşıtlık
if the female dies or is removed ... will become ile gerçek bir gelecek koşulu
if ile başlayan yan cümle olası bir koşulu verir: the female dies or is removed. Dies etken, is removed ise edilgen yapıdadır; yani bir şey veya biri dişiyi bulunduğu yerden çıkarır. Sonuç cümlesinde will + fiilin yalın hâli kullanılır: will become. Gerçekleşmesi mümkün olan bu tür gelecek koşullarında yaygın yapı if + geniş zaman, will + fiilin yalın hâlidir. Sonuç gelecekle ilgili olsa da if yan cümlesinde şimdiki zaman biçimi kullanılır.
Alıştırma
if yan cümlesinde geniş zamanı, sonuçta ise will + fiilin yalın hâlini kullan: If the rain ____ (stop), we ____ (play) outside.
Cevabı göster
stops · will play
Hayvanların sosyal hiyerarşilerinde dominant male
Bu hayvan davranışı bağlamında dominant male, gruptaki en yüksek sosyal konuma sahip erkek hayvanı ifade eder. Bu konum, hayvana kaynaklara, bölgeye veya üreme fırsatlarına öncelikli erişim sağlayabilir. Dominant, bir hiyerarşi içindeki göreli konumu anlatır; tek başına hayvanın fiziksel olarak en büyük, en güçlü veya en saldırgan olduğu anlamına gelmez. Bu cümlede konum önemlidir, çünkü dişi ortadan kaybolduktan sonra hangi erkeğin cinsiyet değiştireceğini belirler.
Alıştırma
Palyaço balığı cümlesinde dominant male en doğrudan neyi belirtir?
- En sık saldıran erkek
- Gruptaki fiziksel olarak en büyük erkek
- Gruptaki en yüksek sosyal konuma sahip erkek
Cevabı göster
Gruptaki en yüksek sosyal konuma sahip erkek
than to when the stegosaurus roamed the Earth.
1:44Stegosaurus'un Dünya'da dolaştığı döneme kıyasla.
Karşılaştırma boyutunu belirten “in terms of time,”
In terms of time, karşılaştırmayı belirli bir boyutla sınırlar: zaman. Dinleyiciye hayvanların görünüşünü, büyüklüğünü veya evrimsel ilişkisini değil, dinozor dönemlerinin birbirinden ne kadar uzak olduğunu karşılaştırmasını söyler. in terms of + isim veya isim öbeği kalıbı, bir değerlendirme ya da karşılaştırmadan önce kullanışlıdır: in terms of cost, in terms of safety, in terms of speed. Bu cümlede virgüller ifadeyi araya eklenen bir çerçeve olarak ayırır; in terms of time sözcükleri tek başına hangisinin daha yakın olduğunu belirtmez.
Alıştırma
structural stability karşılaştırmanın belirtilmiş tek boyutu olacak şekilde cümleyi in terms of kalıbıyla tamamlayın: ____, the older bridge performs better than the newer one.
Cevabı göster
In terms of structural stability
closer to X than to Y: iki referans noktasını karşılaştırma
closer to X than to Y yapısında closer, aynı şeyin iki referans noktasına olan uzaklığını karşılaştırır. to sözcüğünü yinelemek iki tarafı paralel tutar: to today ve to when the stegosaurus roamed the Earth. Burada when the stegosaurus roamed the Earth bir zaman noktası olarak işlev görür. Cümle, Tiranozor ile bugün arasındaki zaman aralığının Tiranozor ile Stegozor dönemi arasındaki aralıktan daha kısa olduğunu söyler; Tiranozorun bugün yaşadığını söylemez.
Alıştırma
Eksik iki sözcüklük bağlantıyı yazarak paralel karşılaştırmayı tamamlayın: The library is closer to the park ____ the station.
Cevabı göster
than to
To the same token değil, by the same token
To the same token standart bir deyim değildir. by the same token kullanılmalıdır. Bu ifade “aynı nedenle” veya “aynı mantığı kullanarak” anlamına gelir ve paralel bir sonuç ya da örnek sunar. Bu bölümde Kleopatra hakkındaki bilgi, önceki zaman çizelgesi karşılaştırmasını aynı mantıkla genişletir. İfade, iki bilginin tamamen aynı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle ilk iddiayı aynı mantığı kullanarak doğal biçimde genişletir?
- A new player needs time to learn the rules. By the same token, a new employee needs time to learn workplace routines.
- A new player needs time to learn the rules. To the same token, a new employee needs time to learn workplace routines.
- A new player needs time to learn the rules. On the other hand, a new employee needs time to learn workplace routines.
Cevabı göster
A new player needs time to learn the rules. By the same token, a new employee needs time to learn workplace routines.
Mısır tarihi zaman çizelgesinde Kleopatra
Kleopatra MÖ 1. yüzyılda, Giza'daki başlıca piramitlerin inşasından çok sonra yaşadı; onun döneminde bu piramitler zaten iki bin yıldan daha eskiydi. İlk Ay'a iniş ise ondan yaklaşık iki bin yıl sonra gerçekleşti. Bu nedenle Kleopatra ve piramitler Antik Mısır tarihinin parçaları olsalar da birbirine yakın dönemlere ait değildir. Aradaki bu büyük zaman farkı, karşılaştırmayı hem mümkün hem de şaşırtıcı kılar.
Alıştırma
Cümledeki şaşırtıcı karşılaştırmayı hangi zaman çizelgesi açıklar?
- Kleopatra, Giza'daki başlıca piramitlerin inşasından çok sonra ve ilk Ay'a inişten yaklaşık iki bin yıl önce yaşadı.
- Kleopatra, ilk Ay'a inişten kısa süre önce Giza'daki başlıca piramitlerin inşasına yardım etti.
- Kleopatra, Giza'daki başlıca piramitler ve ilk Ay'a iniş aynı dönemdeydi.
Cevabı göster
Kleopatra, Giza'daki başlıca piramitlerin inşasından çok sonra ve ilk Ay'a inişten yaklaşık iki bin yıl önce yaşadı.
manually: otomatik değil, bilinçli kontrol
Bu cümlede manually, “ellerini kullanarak” değil, “bilinçli biçimde kontrol ederek” anlamına gelir. Nefes almak normalde otomatik gerçekleşir; ancak bundan söz edilmesi, kısa süreliğine nefesini fark edip kontrol etmene yol açabilir. Bu sözcük genellikle automatically ile karşıtlık oluşturur. Bir makine veya işlem için manually, eylemi bir kişinin doğrudan kontrol ettiğini belirtir; burada aynı fikir nefes almaya esprili biçimde uygulanmıştır.
Alıştırma
Hangi cümlede manually, normalde otomatik olan bir vücut hareketini bilinçli biçimde kontrol etme anlamında ve aynı esprili şekilde kullanılmıştır?
- After someone mentioned blinking, I started blinking manually.
- The lights turned on automatically at sunset.
- I entered the address manually because the form could not import it.
Cevabı göster
After someone mentioned blinking, I started blinking manually.
Got a burning question you want answered? Notlar
1:57Aklınızı kurcalayan ve yanıtını istediğiniz bir soru mu var?
Kısaltılmış konuşma sorusu olarak Got a ...?
Bu soruda Got a ...?, Have you got a ...? ifadesinin konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir ve Do you have a ...? ile aynı anlama gelir. Baştaki Have you sözcükleri atılmıştır; ancak soru biçimi ve bağlam, bunun geçmiş zamandaki bir olayı bildirmek yerine karşı tarafı cevap vermeye çağırdığını gösterir. Konuşan kişi, dinleyicilere doğrudan seslenmek ve hızlı bir karşılık almak için bu kısa kalıbı kullanır. İfade, birinin geçmişte bir şeyi teslim alıp almadığını değil, şu anda ona sahip olup olmadığını sorar.
Alıştırma
Got a burning question you want answered? ifadesinin anlamını en iyi koruyan tam soru hangisidir?
- Have you got a burning question you want answered?
- Did you get an answer to a burning question?
- Was a burning question given to you?
Cevabı göster
Have you got a burning question you want answered?
burning question: gerçek ateş değil, güçlü merak
Burning question, özellikle acil veya önemli görünen ya da insanın düşünmekten kendini alamadığı bir soru için kullanılan bir deyimdir. Burada gerçekten yanan bir şey yoktur. Bu cümlede ifade, izleyicinin merakını güçlendirir ve çağrıyı daha enerjik kılar. Genellikle “cevabını en çok istediğiniz soru” anlamına gelir; dolayısıyla aciliyet bir tehlikeden değil, duygusal veya düşünsel meraktan kaynaklanabilir.
Alıştırma
Burning question hangi durumda en doğal seçimdir?
- Bir bilim konuşmasından sonra bir çocuk, en çok açıklanmasını istediği şeyi sormak için heyecanlanır.
- Bir hastanın durumu değiştiği için bir hemşirenin hemen yanıt alması gerekir.
- Bir politika raporu, yetkililerin yakında ele alması gereken ciddi bir mesele belirler.
Cevabı göster
Bir bilim konuşmasından sonra bir çocuk, en çok açıklanmasını istediği şeyi sormak için heyecanlanır.
question you want answered?: want + nesne + past participle
Burada you want answered, question sözcüğünü niteleyen bir ilgi tümcesidir. Tam biçim a question that you want answered şeklindedir; İngilizcede nesne görevindeki that ilgi zamiri sıkça düşürülür. Tümce içinde düşürülen that, question sözcüğüne gönderme yapar ve want fiilinin nesnesi olur. want + object + past participle yapısında object eylemden etkilenir, past participle ise istenen sonucu anlatır. Yani sorunun yanıtlanması istenir; soru kendi başına başka bir şeyi yanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi "check" fiilinin past participle biçimiyle tamamla: I want this document ____ before I send it.
Cevabı göster
checked
Ask it in the comments or on Facebook and Twitter.
1:59Bunu yorumlarda ya da Facebook ve Twitter'da sorun.
And subscribe for more weekly science videos.
2:01Her hafta daha fazla bilim videosu için abone olun.