Evren neyin içine doğru genişliyor? - Sajan Saini: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, evrenin genişlemek için dışında bulunan başka bir uzaya neden ihtiyaç duymadığını açıklıyor. Hubble’ın gözlemleri ve üzümlü ekmek benzetmesi, uzayın gerilmesinin galaksileri nasıl birbirinden uzaklaştırdığını gösterirken enflasyon ve zar kuramları, doğrudan kanıtların azlığı nedeniyle hâlâ varsayımsal olan olası çoklu evrenleri ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the further the galaxy, the faster it recedes. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: İki değişkenin birlikte nasıl değiştiğini anlatmak için “the + comparative…, the + comparative…” bağlantılı karşılaştırma yapısını öğrenin; örneğin galaksinin uzaklığı arttıkça uzaklaşma hızının da arttığını kesin biçimde ifade edebilirsiniz. 2. building blocks of the universe. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: “building blocks” sözünün gerçek inşaat malzemelerini değil, temel bileşenleri anlatan bir mecaz olduğunu ayırt edin ve bilimsel bir sistemin, kuruluşun ya da düşüncenin ana unsurlarını açıklarken kullanın. 3. So far, though, — Söylem, anlatı ve retorik: Bu geçiş ifadesini, öngörülen bir olasılığı bugüne kadar elde edilen kanıtlarla karşılaştırmak için kullanın; böylece gelecekte keşif yapılmasını imkânsız göstermeden sonucu mevcut kanıtlarla sınırlayabilirsiniz.
Bu derste
The universe began its cosmic life in a big bang nearly 14 billion years ago and has been expanding ever since. Dilbilgisi
0:06Evren kozmik yaşamına yaklaşık 14 milyar yıl önce büyük bir patlamayla başladı ve o zamandan beri genişliyor.
has been expanding ever since: geçmişten bugüne devam eden süreç
Has been expanding, present perfect continuous yapısındadır: has been + fiilin -ing biçimi. Genişlemeyi geçmişte başlamış ve şu anda hâlâ devam eden bir süreç olarak sunar. Ever since, “o zamandan şimdiye kadar” anlamına gelir. Burada Büyük Patlama’yı başlangıç noktası olarak gösterip genişlemeyi günümüze kadar uzatır; dolayısıyla genişlemenin bittiğini anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi grow fiilinin present perfect continuous biçimi ve ardından ever since ile tamamlayın: The town began growing after the station opened and ____.
Cevabı göster
has been growing ever since
expanding into: genişlemenin yöneldiği hedefi veya alanı sormak
Expand into genellikle “belirli bir alana, bölgeye veya faaliyet alanına doğru büyümek ya da yayılmak” anlamına gelir. Into, genişlemenin yöneldiği hedefi veya yeni kapsamı belirtir. Bu soruda ifade, gündelik bir düşünce biçimini evrene uygular: Bir şey büyüyorsa içine doğru büyüyebileceği dış bir alana ihtiyaç duyuyor gibi görünür. Soru bu varsayımı gündeme getirir; evrenin daha büyük bir kabın içinde bulunduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
“What is it expanding into?” sorusunda into, konuşmacının neyi sormasını sağlar?
- Genişlemenin durduğu zaman
- Genişlemenin girdiği alan veya kapsam
- Genişlemenin gerçekleşme hızı
Cevabı göster
Genişlemenin girdiği alan veya kapsam
Einstein's equations of general relativity describe space and time Dilbilgisi
0:22Einstein'ın genel görelilik denklemleri uzay ve zamanı
as a kind of interconnected fabric for the universe. Deyimler
0:27evren için birbiriyle bağlantılı bir tür doku olarak tanımlar.
describe space and time as: describe X as Y kalıbı
describe X as Y kalıbı, “bir betimlemede X’i Y olarak sunmak” anlamına gelir. Bu cümlede X, space and time; Y ise a kind of interconnected fabric ifadesidir. As, X’i açıklamak için kullanılan etiketi, modeli veya bakış açısını getirir. Burada “-iken” anlamına gelmez. Bu kalıp, tanım ve benzetmelerle soyut bir fikri gözde canlandırmayı kolaylaştırır.
Alıştırma
describe X as Y kalıbını tamamlayın: The article describes the brain ____ a complex network.
Cevabı göster
as
bir sistem mecazı olarak interconnected fabric
Interconnected fabric ifadesinde fabric mecaz anlamdadır. Uzay ve zamanı gerçek bir kumaş olarak değil, parçaları birbirine bağlı, dokumaya benzeyen tek bir yapı olarak canlandırır. Bu mecaz, soyut bir sistemi gözde canlandırmayı kolaylaştırır. The fabric of a community gibi ifadelerde de fabric, bir bütünü bir arada tutan bağlantılı yapı anlamına gelebilir.
Alıştırma
Interconnected fabric özgün cümlede ne anlama geliyor?
- Birbirini etkilemeyen ayrı uzay ve zaman parçaları.
- Evrenin her yanına yayılmış gerçek kumaş.
- Parçaları birbirine bağlı bütün bir yapıyı anlatan mecaz.
Cevabı göster
Parçaları birbirine bağlı bütün bir yapıyı anlatan mecaz.
This means that what we know of as space and time Kalıp ifadeler
0:31Bu da uzay ve zaman olarak bildiğimiz şeyin
what we know of as X: ortak bir kavramı adlandırmak
Burada what we know of as space and time, insanların uzay ve zaman olarak anlayıp adlandırdığı olgu veya kavram demektir. What ile başlayan yan cümlenin tamamı bir isim öbeği gibi çalışır ve exists fiilinin öznesidir. Know of as dizisi, insanların aşina olduğu bir kavramı belirli bir adla sunar. Uzay ve zaman hakkında bildiğimiz bilgileri değil, o adla tanımlanan şeyin kendisini gösterir.
Alıştırma
Cümlede what we know of as space and time neyi ifade ediyor?
- insanların uzayın var olduğunu ilk keşfettiği zaman
- insanların uzay ve zaman olarak anlayıp adlandırdığı olgu
- insanların uzay ve zaman hakkında öğrendiği bütün gerçekler
Cevabı göster
insanların uzay ve zaman olarak anlayıp adlandırdığı olgu
But if there is no such thing as space to expand into, Dilbilgisi
0:44Ancak içine doğru genişleyecek uzay diye bir şey yoksa,
there is no such thing as X: bir kavramın varlığını reddetmek
There is no such thing as X, X'in gerçek bir şey veya geçerli bir kategori olarak var olmadığını söyleyen kalıplaşmış bir yapıdır. Genellikle yalnızca belirli bir yerde X bulunmadığını söylemekten daha güçlü biçimde bir varsayımı sorgular. Burada X, space to expand into ifadesinin tamamıdır. To expand into, space sözcüğünü niteler ve evrenin içine doğru genişleyebileceği varsayılan dış uzayı anlatır; cümle evrenin içindeki uzayı inkâr etmez.
Alıştırma
Bu tür bir şeyin var olmadığını belirten dört sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: There is ____ a perfect first draft.
Cevabı göster
no such thing as
What does ... even mean?: bir düşünceyi sorgulamak
What does expanding even mean? cümlesinde even soruyu güçlendirir. Burada “tam olarak” ya da “gerçekte ne demek” anlamına yakındır: konuşan kişi expanding kavramının en temel anlamını sorgular. Even burada “ayrıca” veya beklenmedik bir durumu da kapsama anlamında kullanılmaz. What does X even mean? kalıbı çoğu zaman X’in belirsiz göründüğünü veya arkasındaki varsayımın kabul edilmesinin zor olduğunu gösterir. Bu yüzden nötr What does X mean? sorusundan daha kuşkucu veya sorgulayıcı duyulabilir.
Alıştırma
What does expanding even mean? cümlesinde even ne işe yarar?
- Soruyu güçlendirerek düşünceye ilişkin temel bir kafa karışıklığını veya kuşkuyu gösterir.
- Genişlemenin zaten sona erdiğini gösterir.
- Genişlemenin başka bir şeye ek olarak gerçekleştiği anlamına gelir.
Cevabı göster
Soruyu güçlendirerek düşünceye ilişkin temel bir kafa karışıklığını veya kuşkuyu gösterir.
Edwin Hubble's astronomy observations gave us a definitive answer.
0:52Edwin Hubble'ın astronomi gözlemleri bize kesin bir cevap verdi.
recede or move away from: resmî terim ve sade açıklaması
Burada recede, “uzaklaşmak” veya “geriye çekilmek” anlamına gelir. Uzak galaksilerin Dünya’ya göre giderek daha uzakta olmasını anlatır; bu fiil yalnızca gelgitler veya kıyı çizgileri için kullanılmaz. or move away from the Earth sözleri, farklı bir hareketi belirtmek yerine recede fiilini daha gündelik bir dille yeniden açıklar. Bilimsel açıklamalarda çoğu zaman önce resmî bir terim verilir, ardından or ve daha sade bir ifade kullanılır; böylece okuyucu terimin anlamını bağlamdan çıkarabilir.
Alıştırma
Cümlede “or move away from the Earth” ile “recede” arasında nasıl bir ilişki vardır?
- Ters yönde ikinci bir hareketi anlatır.
- recede fiilini yalnızca okyanus suyunun hareketiyle sınırlar.
- recede fiilini daha sade bir dille açıklar.
Cevabı göster
recede fiilini daha sade bir dille açıklar.
the further ..., the faster ...: bağlantılı karşılaştırma yapısı
Eşleşen the + karşılaştırma biçimi ..., the + karşılaştırma biçimi ... kalıbı, bir şeydeki değişimin başka bir şeydeki değişimle bağlantılı olduğunu gösterir: biri değiştikçe diğeri de değişir. Burada further galaksinin uzaklığını, faster ise uzaklaşma hızını niteler. İki the, normal belirli artikeller değil, birbirine karşılık gelen yapı sözcükleridir. İlk bölüm kısaltılmıştır: the further the galaxy, the further the galaxy is anlamına gelir.
Alıştırma
Eşleşen karşılaştırmayı gereken iki yapı sözcüğüyle tamamlayın: ____ farther the signal travels, ____ weaker it becomes.
Cevabı göster
The · the
Consider a loaf of raisin bread rising in the oven. Anlatım akışı
1:11Fırında kabaran üzümlü bir ekmek düşünün.
Consider ...: bir örnek veya düşünce deneyi sunmak
Bir açıklamanın başında Consider + bir isim öbeği veya durum, “bu örnek hakkında düşünün” ya da “bunu gözünüzde canlandırın” anlamına gelir. Dil bilgisi bakımından, öznesi gizli you olan bir emir cümlesidir; ancak burada dinleyiciden bir karar vermesini istemek yerine onu bir örneğe yönlendirir. Kuru üzümlü ekmek, uzayın genişlemesiyle ilgili soyut düşünce açıklanmadan önce dinleyiciye somut bir model sunar. Consider'ın bu kullanımı, sıradaki görüntünün sonrasında anlatılanları anlamak için kullanılacağını gösterir.
Alıştırma
Bir açıklamada, şu cümledeki Consider ne anlama gelir: “Consider a city where every bus is free.”?
- Daha önce ziyaret edilen bir şehri hatırlamak.
- Bu şehre taşınıp taşınmamaya karar vermek.
- Bu varsayımsal örneği gözünde canlandırıp düşünmek.
Cevabı göster
Bu varsayımsal örneği gözünde canlandırıp düşünmek.
The batter rises by the same amount between each and every raisin.
1:15Hamur her bir kuru üzüm arasında aynı miktarda kabarır.
think of A as a stand-in for B: A'yı B'nin yerine geçen şey olarak düşünmek
think of A as B kalıbı, bir açıklama yaparken veya zihinde canlandırırken A'yı B olarak ele almak demektir. Burada A kuru üzümler, B ise galaksilerin yerine geçen bir şeydir. A stand-in for something, başka bir şeyin yerine kullanılan kişi veya nesnedir. Bir modelde ya da benzetmede, gerçek nesnenin yerini fiilen almadan onu temsil edebilir. Burada kuru üzümler galaksileri gözümüzde canlandırmamıza yardım eder.
Alıştırma
Cümleyi think of A as a stand-in for B kalıbıyla tamamlayın: To read the map, ____ each blue square ____ a stand-in ____ one hospital.
Cevabı göster
think of · as · for
will make the galaxies recede from each other. Dilbilgisi
1:29galaksileri birbirinden uzaklaştıracağını hayal edebiliriz.
intergalactic space: galaksiler arasındaki uzay
Intergalactic, “galaksiler arasında” demektir. “Arasında” anlamına gelen inter- ile “galaksiyle ilgili” anlamına gelen galactic parçalarından oluşur. Bu nedenle intergalactic space, galaksileri birbirinden ayıran uzaydır. the stretching or expansion of intergalactic space isim öbeğinde stretching ve expansion süreci adlandırırken of intergalactic space neyin genişlediğini gösterir. Bu ifade, tek bir galaksinin içindeki uzayı değil, galaksilerin arasındaki uzayın büyümesini anlatır.
Alıştırma
intergalactic space hangi anlama gelir?
- bir gezegenin çevresindeki uzay
- galaksiler arasındaki uzay
- tek bir galaksinin içindeki uzay
Cevabı göster
galaksiler arasındaki uzay
make the galaxies recede: make + nesne + fiilin yalın biçimi
make + nesne + fiilin yalın biçimi, bir şeyin başka bir şeye bir eylem yaptırdığını ya da bir sonuç oluşturduğunu anlatır. Bu cümlede gerilme veya genişleme neden, the galaxies nesne, recede ise ortaya çıkan eylemdir. Etken yapıda make sonrasında to almayan yalın fiil kullanılır: make the galaxies recede; make the galaxies to recede denmez. Will, bu neden-sonuç ilişkisinin gelecekte ortaya çıkacağını ya da beklenen bir sonuç olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için expand fiilini doğru biçimde kullanın: Heat can make metal ____.
Cevabı göster
expand
its far-away neighbors will recede a larger distance Dilbilgisi
1:35uzaktaki komşuları, aynı süre zarfında yakındakilere kıyasla
recede a larger distance than the nearby ones: uzaklaşma mesafesini karşılaştırma
a larger distance than ... ifadesi, iki grubun aynı süre içinde ne kadar uzaklaştığını karşılaştırır. Burada uzaktaki komşular, yakındaki komşulara göre daha büyük bir mesafe uzaklaşır; larger sözcüğü galaxies'i değil distance'ı niteler. the nearby ones ifadesindeki ones, tekrarı önlemek için çoğul sayılabilen neighbors isminin yerini alır. Süre aynı tutulduğu için cümle hareketin ne kadar sürdüğünü değil, gidilen mesafeyi karşılaştırır.
Alıştırma
Hangi cümle karşılaştırmayı doğru biçimde yeniden ifade eder?
- The far-away neighbors are physically larger than the nearby neighbors.
- The far-away neighbors move a greater distance than the nearby neighbors in the same amount of time.
- The nearby neighbors move for a longer amount of time.
Cevabı göster
The far-away neighbors move a greater distance than the nearby neighbors in the same amount of time.
Sure enough: bir beklentinin doğrulandığını belirtmek
Sure enough, “beklendiği gibi” veya “önceki akıl yürütmenin gösterdiği gibi” anlamına gelen bir söylem belirtecidir. Ardından gelen bilginin, bu cümleden önce oluşturulan bir beklentiyi doğruladığını dinleyiciye bildirir. Cümlenin başında ve ardından virgül gelecek şekilde kullanıldığında, önceki bir düşünceyi onu destekleyen kuramsal bir öngörüye bağlar. Bir şeyin “yeterince kesin” olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnekte Sure enough neyi gösteriyor?
- Denklemler kullanılabilecek kadar doğru.
- Konuşmacı öngörüden emin değil.
- Ardından gelen öngörü önceki bir beklentiyle uyuşuyor.
Cevabı göster
Ardından gelen öngörü önceki bir beklentiyle uyuşuyor.
kütleçekimi ile genişleme arasındaki a cosmic tug-of-war
Tug-of-war sözcüğü, iki takımın bir ipin zıt uçlarını çektiği “halat çekme” oyununu gerçek anlamıyla ifade eder. Burada ise bir metafordur: Kütleçekimi ve genişleme, zıt yönlerde etkili olan rakip güçler gibi sunulur. a tug-of-war between A and B kalıbı, soyut bir çatışmayı gözde canlandırmayı kolaylaştırır. Bu görüntüde kütleçekimi maddeyi bir araya çekme eğilimindeyken genişleme büyük ölçekli mesafeleri artırır. Cosmic, bu mücadelenin evren ölçeğinde gerçekleştiğini gösterir; insanların gerçekten oyun oynadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnekte a cosmic tug-of-war neyi anlatıyor?
- Uzayda düzenlenen gerçek bir halat çekme yarışması
- Zıt etkiler olarak kütleçekimi ile genişleme arasındaki rekabet
- Evrenin büyüklüğünü ölçen bir hesaplama
Cevabı göster
Zıt etkiler olarak kütleçekimi ile genişleme arasındaki rekabet
where expansion wins out: genişlemenin üstün geldiği yer
Win out, rekabet, çatışma veya baskıdan sonra sonunda başarılı ya da üstün olmak demektir. out parçacığı nihai sonuç fikrini eklediği için, yalnızca bir şeyin wins olduğunu söylemekten daha güçlüdür. Burada where expansion wins out, kozmik genişlemenin etkisinin yer çekiminden daha güçlü olduğu bölgeleri anlatır. İfade, iki fiziksel etkiyi yarışan kuvvetler gibi sunar; aynı kalıp fikirler, duygular veya seçenekler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi 'sonunda tercih edilen seçenek oldu' anlamındaki öbek fiille tamamlayın: After a long discussion, the safer plan ____.
Cevabı göster
won out
expanding unto itself: kendi kendisine doğru genişlemek
Bu cümlede expanding unto itself, evrenin genişlemesinin dışarıda bir hedefi olmadığını kasıtlı olarak resmî ve yoğun bir biçimde anlatır. Evren, daha büyük bir kabın içine doğru büyüyormuş gibi gösterilmez; uzayan, evrenin içindeki uzayın kendisidir. Itself, the universe ifadesine gönderme yapar. Unto, aynı bütüne doğru veya o bütünün içinde olma yönünde söz sanatsal bir anlam ekler; ancak bu standart bir bilim terimi ya da yaygın bir günlük ifade değildir.
Alıştırma
Bu cümlede expanding unto itself neyi vurguluyor?
- Evren, zaten var olan ikinci bir evrene giriyor.
- Evren dışarıdaki bir kabın içine taşınmıyor; evrenin kendi uzayı esniyor.
- Evren hiçbir fiziksel neden olmadan genişliyor.
Cevabı göster
Evren dışarıdaki bir kabın içine taşınmıyor; evrenin kendi uzayı esniyor.
Önceki noktayı kabul eden bir geçiş ifadesi olarak That said
That said, “az önce söylediğime rağmen” veya “bununla birlikte” anlamına gelen kalıplaşmış bir geçiş ifadesidir. Önceki noktayı kabul eder ve ardından gelen düşüncenin onu sınırlayacağını, bir istisna ekleyeceğini ya da farklı bir açı sunacağını belirtir. Burada, önceki sonuçtan kozmologların hâlâ araştırdığı konularla ilgili yeni bir açıya geçildiğini göstererek düşünceleri düzenler. That said ifadesini tek bir geçiş kalıbı olarak anlayın; bir şeyin söylendiğini bildiren sözcüğü sözcüğüne bir ifade olarak yorumlamayın.
Alıştırma
İlk noktayı kabul edip ardından farklı bir açı ekleyen iki sözcüklü İngilizce geçiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The hotel is far from downtown. ____, it is quiet and affordable.
Cevabı göster
That said
exists beyond our space-time.
2:08uzay-zamanımızın ötesinde var olduğu üzerine spekülasyon yapmak için.
pushing the limits of mathematical models: modellerin kapasite sınırlarını zorlamak
push the limits of X, X'in şu anda ulaşabildiği en uç noktayı sınamak, zorlamak veya genişletmek demektir. Bu mecazi bir kullanımdır; fiziksel bir sınır gerçekten itilmez. Bu cümlede kozmologlar, uzay-zamanımızın ötesinde herhangi bir şey olup olmadığını tahmin ederken matematiksel modelleri bu modellerin açıklayabileceği alanın sınırına yakın sorulara uyguluyor. İfade, çalışmalarını modellerin kapasite sınırlarına ulaşma çabası olarak gösteriyor.
Alıştırma
Bu cümlede pushing the limits of mathematical models ifadesine en uygun anlam hangisidir? The researchers are pushing the limits of mathematical models to study questions that cannot be tested directly.
- Modelleri fiziksel olarak başka bir yere taşımak
- Modelleri açıklayabilecekleri alanın sınırına yakın sorularda kullanmak
- Matematiksel modelleri kullanmayı tamamen reddetmek
Cevabı göster
Modelleri açıklayabilecekleri alanın sınırına yakın sorularda kullanmak
speculate on what, if anything: hiçbir şey olmaması olasılığını açık tutmak
Speculate on, kanıtlanmış bir cevap olduğunu ileri sürmeden belirsiz bir soru üzerinde düşünüp tahminde bulunmak demektir. Burada what, neyin merak edildiğini belirtir: uzay-zamanımızın ötesinde neyin var olabileceğini. Araya giren if anything ifadesi “eğer herhangi bir şey varsa” anlamına gelir. Hiçbir şeyin var olmaması olasılığını açık tutar; bu nedenle what, if anything, exists, what exists ifadesinden daha temkinlidir.
Alıştırma
Cümleyi speculate on ve hiçbir şey bulunmaması olasılığını açık tutan ifadeyle tamamlayın: We can only ____ what, ____, remains beneath the ruins.
Cevabı göster
speculate on · if anything
wild guesses, but hypotheses: desteksiz tahminler ve sınanabilir açıklamalar
not A, but B kalıbı A etiketini reddeder ve onun yerine daha doğru olan B etiketini koyar. Wild guesses, çok az kanıt veya dikkatli akıl yürütmeyle ortaya atılan fikirlerdir; hypotheses ise bir modele, akıl yürütmeye ya da kanıta dayanan ve sınamaya açık açıklama önerileridir. Konuşmacı, hipotezlerin kanıtlanmış olduğunu ileri sürmüyor. Bu karşıtlık, onları kesinleşmiş gerçekler olarak sunmadan bilimsel açıdan güvenilir kılıyor.
Alıştırma
Hangi cümle bir fikri desteksiz bir tahmin olarak değil, ciddi ve sınanabilir bir bilimsel açıklama olarak sunuyor?
- This is a rumor that nobody can examine.
- This hypothesis can be tested against the new data.
- This is just a wild guess with no supporting evidence.
Cevabı göster
This hypothesis can be tested against the new data.
tackle kinks: kusurları veya sorunları ele almak
Burada tackle, zor bir konuyla etkin biçimde ilgilenmek; kinks ise küçük kusurlar, aksaklıklar veya çözülmemiş zorluklar anlamına gelir. Bu ifade, söz konusu hipotezlerin Büyük Patlama teorisindeki sorunları ele aldığını belirtir. Kinks mecazidir: Bir ipteki veya borudaki bükülmenin düzeltilmesi gibi, bir planın, sistemin ya da teorinin sorunlu kısmı da düzeltilmeye çalışılabilir. Burada gerçek bir fiziksel bükülme anlatılmaz.
Alıştırma
Bu cümlede tackle kinks ne anlama gelir?
- Teorideki çözülmemiş sorunları ele almak
- Kanıt olmadan tahmin yürütmek
- Teoride gerçek fiziksel bükülmeler oluşturmak
Cevabı göster
Teorideki çözülmemiş sorunları ele almak
The Big Bang predicts matter to be distributed evenly Dilbilgisi
2:18Büyük Patlama, maddenin evrenin her yerine
predicts matter to be distributed evenly: nesne + edilgen mastar
Yapı predict + nesne + to be + geçmiş zaman ortacı biçimindedir: predicts matter to be distributed evenly. Matter, predicts fiilinin nesnesidir; to be distributed evenly ise bu nesne için öngörülen durumu anlatan bir mastar tümlecidir. Edilgen biçim, matter sözcüğünü dağıtma eylemini yapan olarak göstermez; maddenin nasıl dağılmış olmasının beklendiğine odaklanır. Bu yapı, bir modelin veya teorinin öngörülerini anlatan resmî ya da bilimsel açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi distribute fiilinin edilgen mastar biçimiyle tamamlayın: The simulation predicts the particles ____ evenly throughout the chamber.
Cevabı göster
to be distributed
as a sparse gas: düşük yoğunlukla dağılmış madde
as a sparse gas ifadesinde as, maddenin dağıldığı biçimi veya durumu belirtir: madde gaz biçiminde bulunur. Sparse, bir şeyin uzayda düşük yoğunlukla ya da aralarında büyük boşluklar olacak şekilde dağılması demektir. Yalnızca toplam madde miktarının az olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: The probe passed through a sparse cloud of dust. sparse ne anlama gelir?
- Toz parçacıkları alana seyrek biçimde dağılmıştır.
- Toplam toz miktarı azdır, ancak parçacıkların aralıkları bilinmemektedir.
- Toz hızla hareket etmektedir.
Cevabı göster
Toz parçacıkları alana seyrek biçimde dağılmıştır.
how did galaxies and stars come to be? Öbek fiiller
2:25galaksiler ve yıldızlar nasıl ortaya çıktı?
come to be: var olmaya başlamak veya oluşmak
Come to be; var olmaya başlamak, oluşmak veya bugünkü durumuna doğru gelişmek anlamına gelir. Soru, galaksilerle yıldızların bir yere doğru hareketini değil, kökenlerini sorar. how did X come to be? kalıbı, X’in var olmasına veya bugünkü biçimini almasına hangi sürecin yol açtığını sorar.
Alıştırma
Soruyu, bu derste geçen ve “var olmaya başlamak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: How did this unusual tradition ____?
Cevabı göster
come to be
The inflationary model describes a brief era of incredibly rapid expansion Kalıp ifadeler
2:29Enflasyonist model, erken evrenin enerjisindeki kuantum dalgalanmalarını
a brief era of incredibly rapid expansion: inanılmaz derecede hızlı genişlemenin yaşandığı kısa bir dönem
İfadenin temel adı era'dır; belirli bir durum ya da süreçle tanımlanan bir dönemi anlatır. of öbeği bu süreci, yani incredibly rapid expansion ifadesini adlandırır. Brief dönemin süresini belirtirken incredibly, rapid sözcüğünü güçlendirir ve genişlemenin hızını anlatır. Burada era, uzun bir tarihsel çağ anlamına gelmek zorunda değildir. Brief ve kozmolojik zaman ölçeğiyle birlikte ifade, çok kısa bir erken evreyi anlatır. Başka bağlamlara aktarılabilen kalıp adjective + era of + noun phrase şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir süreçle tanımlanan evreyi anlatmak için era of yapısını doğal biçimde kullanır?
- The industry entered a briefly era of rapid innovation.
- The industry entered a brief era of rapid innovation.
- The industry entered a brief era for rapid innovation.
Cevabı göster
The industry entered a brief era of rapid innovation.
that relates quantum fluctuations in the energy of the early universe Kalıp ifadeler
2:34nihayetinde galaksilere yol açan
relates quantum fluctuations ... to the formation: relate X to Y yapısı
Relates ... to ... ifadesi relate X to Y kalıbını kullanır: özne X ile Y arasında bağlantı kurar. Burada X, quantum fluctuations in the energy of the early universe; Y ise the formation of clumps of gas ifadesidir. Bu kalıp, daha erken bir olguyu daha sonraki bir gelişmeyle ilişkilendirerek bilimsel açıklamadaki bilgileri düzenler.
Alıştırma
relate X to Y kalıbını tamamlayın: The report relates daily exercise ____ heart health.
Cevabı göster
to
that eventually led to galaxies. Kalıp ifadeler
2:40inanılmaz derecede hızlı bir genişleme dönemini anlatır.
eventually led to galaxies: daha sonra ortaya çıkan bir sonucu ifade etmek
Burada led to, “bir sonuca neden oldu veya o sonucu ortaya çıkardı” anlamındadır. Galaksilere fiziksel olarak yol göstermeyi anlatmaz. Led, lead fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Eventually, sonucun hemen değil, bir süreçten veya bir dizi değişiklikten sonra ortaya çıktığını gösterir. Kalıp neden + lead to + sonuç şeklindedir ve sonuç çoğunlukla bir isim öbeği ya da -ing biçimidir.
Alıştırma
Derste öğrendiğiniz ve “neden oldu” anlamına gelen geçmiş zaman ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The heavy rain ____ flooding in several streets.
Cevabı göster
led to
in a greater cosmic reality
2:48sonsuz ve ebedi bir enflasyon geçiren daha büyük bir kozmik gerçeklikte
that undergoes endless eternal inflation. Kelime
2:50tek bir bölgeyi temsil ettiği anlamına da gelebilir.
If we accept this paradigm: bir iddia için koşul belirlemek
Cümlenin başındaki if yan cümlesi, ardından gelen iddia için bir koşul belirler: sonraki sonuç yalnızca bu paradigmanın akıl yürütme çerçevesi olarak kullanıldığı varsayımı altında ele alınır. Burada accept öncelikle fikri beğenmek veya ona duygusal olarak katılmak anlamına gelmez. Modeli başlangıç noktası olarak geçici biçimde benimsemek anlamındadır. Bu yapı, öncülü olası sonuçtan ayırır ve sonucun koşulsuzmuş gibi görünmesini önler.
Alıştırma
If we accept this paradigm ifadesi cümlede ne işlev görür?
- Konuşmacının paradigmadan duygusal olarak hoşlandığını gösterir.
- Sonraki iddianın zaten kanıtlandığını belirtir.
- Sonraki iddianın ele alınacağı koşulu belirler.
Cevabı göster
Sonraki iddianın ele alınacağı koşulu belirler.
that undergoes endless eternal inflation: sonsuz ebedî kozmik şişme yaşamak
Bu ilgi cümleciğinde that, a greater cosmic reality ifadesine gönderme yapar; undergoes ise “bir süreci yaşamak veya bir süreçten geçmek” anlamındadır. Cümlecik, bu daha büyük gerçekliğe ne olduğunu anlatır; gerçekliğin sürece neden olduğunu söylemez. Eternal inflation bir kozmoloji terimidir. Bu modellerde şişme belirli bölgelerde sona erse bile başka bir yerde sürer ve genel olarak son bulmaz. Buradaki inflation, fiyat artışı değil uzayın hızlı genişlemesidir; endless sözcüğü sürecin devamlılığını vurgular.
Alıştırma
Vurgulanan ilgi cümleciği, daha büyük bir kozmik gerçeklik hakkında ne söylüyor?
- Devam eden bir kozmolojik şişme süreci yaşar.
- Her bölgede ekonomik enflasyon yaratır.
- Evrenin tamamındaki bütün genişlemeyi durdurur.
Cevabı göster
Devam eden bir kozmolojik şişme süreci yaşar.
save for the mathematical prediction Kelime
2:57kararsız bir kuantum enerji durumundan kaynaklanabileceğine dair
save for: resmî bir istisna belirteci
Save for, “dışında” veya “hariç” anlamına gelir ve genel bir ifadeye istisna ekler. Buradaki genel ifade, varsayımsal gerçeklik hakkında hiçbir şey bilmediğimizdir; matematiksel öngörü belirtilen tek istisnadır. save for ifadesini tek bir edat öbeği olarak düşünün. Bu kullanımda save, “saklamak” veya “kurtarmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “dışında” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: The theater was empty, ____ one usher.
Cevabı göster
save for
may be driven by an unstable quantum energy state. Dilbilgisi
3:01bu spekülatif şişen gerçeklik hakkında hiçbir şey bilmiyoruz.
may be driven by: olası bir nedeni ifade etmek
may be driven ifadesi, kiplik içeren edilgen bir yapıdır: may olasılık bildirirken be driven, özneyi bir güç, neden veya mekanizmadan etkilenen unsur olarak sunar. Ardından gelen by öbeği bu olası nedeni belirtir. Bu cümlede yazar, kanıtlanmış bir nedensel olguyu değil, olası bir açıklamayı ileri sürer. Kanıtlar bir mekanizmayı destekliyor ancak kesinleştirmiyorsa bu yapı temkinli anlatım için kullanışlıdır.
Alıştırma
may ile drive fiilinin edilgen biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The pattern ____ by changes in temperature.
Cevabı göster
may be driven
settle ... into a stable state: kararlı bir duruma geçmek
settle ... into a stable state yapısında settle, artık kolayca değişmeyen bir duruma ulaşmak demektir. Into, bir durumdan başka bir duruma geçişi gösterir; settle burada bir yerde ev kurup yaşamak anlamına gelmez. by random chance, kararlı sonuca nasıl ulaşıldığını açıklar: bu sonuç bir planla ya da gerçekleşmesi garanti bir yolla değil, rastlantısal olarak ortaya çıkar. Bu niteleyici settle ile into arasına girebilir; buna rağmen settle into, durum değişimini bildiren temel yapı olmaya devam eder.
Alıştırma
"The system may settle by random chance into a stable state," cümlesindeki hedef ifade ne anlama gelir?
- rastlantısal bir sonuçla kararlı bir duruma ulaşmak
- bir planı izledikten sonra kalıcı bir eve taşınmak
- sistemi önceden belirlenmiş bir sonucu izlemeye zorlamak
Cevabı göster
rastlantısal bir sonuçla kararlı bir duruma ulaşmak
stopping inflation and forming bubble universes. Dilbilgisi
3:11enflasyonu durdurup baloncuk evrenler oluşturabilir.
stopping ... and forming ...: sonuç bildiren eş görevli -ing yan tümceleri
Burada stopping inflation and forming bubble universes, birbiriyle eş görevli iki -ing yan tümcesidir. Önceki sürecin ardından gelir ve iki sonucu belirtir: kozmik şişme durur ve baloncuk evrenler oluşur. Stopping ve forming yeni çekimli ana yüklemler değildir. Ana olay, -ing ile sonuç biçimindeki kısa yapı, bilimsel anlatımda bir süreci doğrudan yol açtığı sonuçlara bağlar.
Alıştırma
Bu parçada stopping inflation and forming bubble universes nasıl bir görev üstleniyor?
- Önceki süreçten önce gerçekleşen iki olayı anlatırlar.
- İki çekimli ana yüklemi olan yeni ve bağımsız bir cümle kurarlar.
- Önceki sürecin iki sonucunu eklerler.
Cevabı göster
Önceki sürecin iki sonucunu eklerler.
ours being one of them: ara söz görevi gören bağımsız yapı
ours being one of them, ara söz olarak kullanılan bağımsız bir yapıdır. Ours, our bubble universe yerine geçer; them ise bubble universes ifadesine gönderme yapar. Bu yapı, bizim evrenimizin de bu grubun üyelerinden biri olduğu bilgisini ekler. Being çekimsiz bir ortaçtır, şimdiki zamanın ana yüklemi değildir. Ana tümce Each bubble universe ... would be described ... biçimindedir. Bağımsız yapının kendi öznesi olan ours vardır ve başka bir tam cümle kurmadan arka plan bilgisi verir.
Alıştırma
Hangi cümle, ara bilgi eklemek için bağımsız yapıyı doğru biçimde kullanıyor?
- The four proposals, being ours the shortest, were discussed at the meeting.
- The four proposals, ours is the shortest, were discussed at the meeting.
- The four proposals, ours being the shortest, were discussed at the meeting.
Cevabı göster
The four proposals, ours being the shortest, were discussed at the meeting.
Our universe would be part of a greater multiverse Kelime
3:22Evrenimiz, ebedi enflasyonun fantastik hızının
part of a greater multiverse: daha büyük bir bütünün parçası olmak
Be part of, daha büyük bir bütünün içinde yer almak anlamına gelir. Burada our universe, birden çok evren içeren daha büyük bir yapı olan multiverse içindeki bir evren olarak sunulur. Greater, kapsamın daha geniş veya içerme düzeyinin daha yüksek olduğunu anlatır. Bu cümlede “daha iyi” ya da ahlaken üstün anlamına gelmez. Bir şeyin daha büyük bir sistem içindeki yerini göstermek için part of + daha büyük bir bütün yapısı kullanılabilir.
Alıştırma
“Our school project is part of a greater effort,” cümlesinde greater ne anlama gelir?
- kalite olarak daha iyi
- daha pahalı
- kapsamı daha geniş
Cevabı göster
kapsamı daha geniş
in which the fantastic rate of eternal inflation
3:25komşu bir evrenle karşılaşmamızı imkansız kıldığı
makes it impossible for us to encounter a neighbor universe. Dilbilgisi
3:28daha büyük bir çoklu evrenin parçası olurdu.
makes it impossible for us to encounter: make + it + adjective + for someone + to-infinitive kalıbı
Kalıp make + it + adjective + for someone + to-infinitive biçimindedir. It, make fiilinden sonra nesne yerini dolduran hazırlayıcı bir nesnedir; ardından gelen mastar yan cümlesi gerçekten değerlendirilen durumu belirtir. Burada imkânsız olan durum for us to encounter a neighbor universe ifadesidir. Bu kalıp bir sonucu anlatır: Bir neden, belirli bir kişi ya da grup için bir eylemi easy, hard, possible veya impossible hâle getirir. Aynı yapıyı koruyarak sıfatı, kişiyi ve eylemi değiştirebilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi makes it + adjective + for us to ile tamamlayın ve “mümkün olmayan” anlamındaki sıfatı kullanın: The locked gate ____ enter the park.
Cevabı göster
makes it impossible for us to
Temel kuvvetler tek bir süper kuvvet hâlinde birleşebilir
Burada fundamental forces, kütle çekimi ve elektromanyetizma gibi fizikte tanımlanan temel etkileşimleri ifade eder. Force burada kişisel güç ya da askerî kuvvet değil, teknik bir fizik terimidir. X may unify into Y yapısı, birbirinden ayrı birkaç şeyin tek bir sistem hâline gelebileceğini anlatır. May bunun kuramsal bir olasılık olduğunu gösterir; superforce ise temel kuvvetleri birleştireceği öne sürülen tek etkileşimin adıdır.
Alıştırma
Bu cümlede "our fundamental forces may unify into one superforce" ne anlama gelir?
- Birkaç ordu zaten tek bir askerî grup oluşturdu.
- Temel fiziksel etkileşimler tek bir etkileşim hâlinde birleşebilir.
- İnsanlar son derece güçlü tek bir yetenek kazanacak.
Cevabı göster
Temel fiziksel etkileşimler tek bir etkileşim hâlinde birleşebilir.
vibrating strings are the building blocks of the universe. Deyimler
3:51titreşen sicimler evrenin yapı taşlarıdır.
Evrenin temel yapı taşları
Building blocks gerçek anlamıyla bir şey yapmak için kullanılan bloklardır. Burada ifade, daha büyük bir sistemi oluşturan en temel parçalar için kullanılan bir benzetmedir. Titreşen sicimlere the building blocks of the universe denmesi, önerilen bu modellerde sicimlerin evrenin temel bileşenleri olarak kabul edildiği anlamına gelir. Bunların gerçek bloklar ya da inşaat malzemeleri olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Temel bileşenleri anlatan yaygın benzetmeyle cümleyi tamamlayın: Atoms are the ____ of matter.
Cevabı göster
building blocks
have now been consolidated into a unified description Kelime
3:56şimdi birleşik bir tanımda birleştirilmiştir
have now been consolidated into a unified description: artık birleşik bir açıklamada birleştirilmiş
Have now been consolidated into, present perfect zamanda edilgen bir yapıdır. Competing models eylemden etkilenir: Önceden ayrı olan birkaç model, tek ve bütünleşik bir açıklama oluşturacak şekilde bir araya getirilmiştir. Now, bunun şu anki sonuç olduğunu vurgular. consolidate A into B yapısında A birleştirilen malzeme, B ise düzenli sonuçtur. Edilgen yapıda A özne olur: A has/have been consolidated into B.
Alıştırma
Cümleyi consolidate fiilinin doğru biçimi ve sonucu tanıtan edatla tamamlayın: The three schedules have been ____ one master plan.
Cevabı göster
consolidated into
higher-dimensional surfaces called branes: brane adı verilen yüksek boyutlu yüzeyler
Higher-dimensional surfaces called branes, sıradan bir yüzeyden daha fazla boyuta yayılan ve bilim insanlarının branes dediği kuramsal yapıları anlatır. Called branes, that are called branes ifadesinin kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir ve genel açıklamadan sonra adı tanıtır. Brane, membrane sözcüğünden oluşturulmuş teknik bir fizik terimidir. Bu cümleyi anlamak için branes sözcüğünü gündelik bir nesne olarak değil, bu kuramsal yapıların adı olarak düşünmek yeterlidir.
Alıştırma
Cümlede called branes ne işe yarar?
- Yüksek boyutlu yüzeylere bir ad verir.
- Yüzeylerin telefon görüşmesi yaptığını söyler.
- Yüzeylerin malzemesinin beyin olduğunu belirtir.
Cevabı göster
Yüksek boyutlu yüzeylere bir ad verir.
Our universe may be contained within one such brane,
4:06Evrenimiz, şakacı bir şekilde kütle veya hiper uzay olarak adlandırılan
playfully named the bulk or hyperspace: şakacı bir adlandırma
playfully named the bulk or hyperspace ifadesi, önündeki bilinmeyen yüksek boyutlu yeri niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir; which is playfully named ... anlamına gelir. Playfully, adlandırmanın tonunu yorumlar: adlar yaratıcı ya da hafif şakacı duyulur. Bu fizik bağlamında the bulk, bir brane'in içinde bulunduğu daha yüksek boyutlu uzay için kullanılan teknik bir addır; hyperspace de böyle bir uzayın başka bir adıdır. Or, alternatif adları sunar. Burada bulk sözcüğünü günlük dildeki 'büyük miktar' veya 'bir şeyin çoğu' anlamında okumayın.
Alıştırma
Bu cümlede playfully named the bulk or hyperspace ifadesi ne anlatıyor?
- Yüksek boyutlu yere the bulk ve hyperspace adlı yaratıcı isimler verilmiştir.
- Bulk burada günlük anlamıyla çok miktarda bir şeyi ifade eder.
- Brane, hyperspace adlı bir yerde oyun oynamaktadır.
Cevabı göster
Yüksek boyutlu yere the bulk ve hyperspace adlı yaratıcı isimler verilmiştir.
Both eternal inflation and branes describe a multiverse. Anlatım akışı
4:27Hem ebedi enflasyon hem de zarlar bir çoklu evreni tanımlar.
Both A and B describe ...: iki fikri ortak bir noktada gruplama
Both A and B, eşit konumdaki iki öğeyi tek bir dil bilgisi yapısına yerleştirir ve aynı ifadeyi ikisine de uygular. Burada eternal inflation A, branes B, describe a multiverse ise ortak iddiadır. Bir açıklamada bu kalıp ortak bir noktayı özetler ve okurun farklılıkları karşılaştırmadan önce fikirleri gruplamasına yardım eder. Birleşik özne çoğuldur; bu yüzden fiil describes değil describe olur.
Alıştırma
Maya ile Leo'nun aynı etkinliği yaptığını belirten ikili yapıyı tamamlayın: ____ Maya ____ Leo enjoy chess.
Cevabı göster
Both · and
But while universes in eternal inflation are isolated, Dilbilgisi
4:31Ancak ebedi enflasyondaki evrenler izole iken,
But while A, B: iki durumu karşılaştırma
Burada while, “bir şey olurken” şeklinde bir zaman anlamı taşımaz. İki cümleciği karşılaştırır: sonsuz şişme içindeki evrenler yalıtılmıştır, ancak zar evrenler çarpışabilir. But while A, B kalıbında But önceki düşünceyle bağlantı kurar, ardından önemli bir farkı göstermek için A ile B'yi yan yana getirir. İki cümlecik farklı durumları, özellikleri, tahminleri veya bakış açılarını anlatıyorsa karşılaştırma anlamındaki while kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede while zaman belirtmek yerine iki durumu karşılaştırmak için kullanılmıştır?
- While we were eating dinner, the lights went out.
- While the blue team is faster, the red team makes fewer mistakes.
- While I waited for the bus, I read a comic.
Cevabı göster
While the blue team is faster, the red team makes fewer mistakes.
could bump into each other: olası karşılıklı temas
Bu cümlede could bump into each other, iki zar evrenin çarpışabileceği veya temas edebileceği anlamına gelir. Could olasılık belirtir, each other ise temasın karşılıklı olduğunu gösterir. Bump into, insanlar söz konusu olduğunda “tesadüfen karşılaşmak” anlamına gelebilir. Burada öznenin insan olmaması ve bilimsel bağlam, fiziksel çarpışma anlamını seçtirir.
Alıştırma
"The two satellites could bump into each other," cümlesinde bu ifade ne anlama gelir?
- Birbirlerine mesaj gönderebilirler.
- Kesinlikle birlikte hareket edecekler.
- Birbirleriyle çarpışabilirler.
Cevabı göster
Birbirleriyle çarpışabilirler.
cosmic microwave background: kozmik mikrodalga arka plan ışıması
Genellikle CMB olarak kısaltılan cosmic microwave background, evrenin her yanına yayılmış zayıf mikrodalga ışımasıdır. Erken evrenden kalmıştır; sıradan, görsel bir “arka plan” değildir. Burada çarpışmanın yankısı, bu ışımada gözlemlenebilir bir desen veya iz bulunması anlamına gelir. Bilim insanları varsayılan çarpışmanın kanıtlarını burada arayabilir.
Alıştırma
Bu cümlede cosmic microwave background nedir?
- Yakındaki gezegenlerin ürettiği mikrodalgalar.
- Erken evrenden gelen ve evrenin her yanına yayılmış ışıma.
- Yıldızların arkasındaki koyu renkli görsel bir fon.
Cevabı göster
Erken evrenden gelen ve evrenin her yanına yayılmış ışıma.
a soup of radiation: “radyasyon çorbası” benzetmesi
a soup of radiation ifadesindeki soup bir benzetmedir. Radyasyonu, çorbanın içindeki malzemeler gibi birbirine karışmış ve uzaya yayılmış olarak canlandırır; yiyecek anlamına gelmez. Daha genel olarak a soup of + isim, birçok şeyin aynı ortamda birbirine karışmasını canlı bir biçimde anlatır.
Alıştırma
“The antenna picked up a soup of signals” cümlesinde soup ne anlama gelir?
- Anten bir öğün yemek buldu.
- Çok sayıda sinyal birbirine karışmıştı.
- Her sinyal diğerlerinden tamamen ayrıydı.
Cevabı göster
Çok sayıda sinyal birbirine karışmıştı.
that's a relic from the early Big Bang era. Kelime
4:44kozmik mikrodalga arka planında ortaya çıkabilir.
a relic from the early Big Bang era: Büyük Patlama'nın erken döneminden kalan bir iz
Bu cümlede a relic from ..., çok daha eski bir zamandan günümüze kalmış ve o döneme kanıt oluşturabilecek bir şeyi ifade eder. Burada relic, kozmik mikrodalga arka plan ışımasını dinî bir kutsal emanet olarak değil, erken evrenden kalan bir sinyal olarak tanımlar. a relic from + dönem veya olay kalıbı, günümüze kalan nesnenin, özelliğin ya da izin geçmişteki kaynağını belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede a relic from the early Big Bang era ne anlama gelir?
- Modern bir tören için yapılmış kutsal bir nesne
- Henüz gerçekleşmemiş bir olayla ilgili tahmin
- Erken evrenden günümüze kalan bir iz veya sinyal
Cevabı göster
Erken evrenden günümüze kalan bir iz veya sinyal
So far, though: ancak şimdiye kadar
So far, ifadenin zaman sınırını belirler: şu ana kadar mevcut olan kanıtları anlatır ve daha sonra elde edilecek kanıtların sonucu değiştirebileceği ihtimalini açık bırakır. we've found örneğinde olduğu gibi present perfect ile sık kullanılır. Burada though, ödünleyici bir karşıtlık bağlayıcısıdır. Virgüllerle ayrılarak bir keşif yapılamamasını daha önceki bir beklenti veya olasılıkla karşıtlaştırır. So far, though birlikte yaklaşık olarak “ancak şimdiye kadar” anlamına gelir ve hem zaman kapsamını hem de karşıtlığı göstererek cümledeki bilgiyi düzenler.
Alıştırma
“Ancak şimdiye kadar” anlamına gelen iki ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, ____, the treatment has not reduced the pain.
Cevabı göster
So far · though
Some suspect these differing multiverse hypotheses
4:51Bazıları, bu farklı çoklu evren hipotezlerinin
may eventually coalesce into a common description: sonunda ortak bir açıklamada birleşebilir
Coalesce into, ayrı olan fikirlerin, grupların veya sistemlerin zamanla bir araya gelip tek bir bütün oluşturması demektir. Burada farklı hipotezler, gelecekte ortak bir açıklamayı oluşturabilecek parçalar olarak sunuluyor. May belirsizlik bildirir; eventually ise olası değişimin zaman alan bir sürecin ardından gerçekleşebileceğini gösterir. Cümle, birleşmenin kesin, tamamlanmış veya ani olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi resmî fiil coalesce ve bu fiilin gerektirdiği edatla tamamlayın: Several researchers think their separate models may eventually ____ one explanation.
Cevabı göster
coalesce into
As it stands now: bir yargıyı mevcut durumla sınırlamak
As it stands now, cümlenin başında kullanılan ve şu andaki duruma göre anlamına gelen bir çerçeve ifadedir. It genel olarak konuşulan konuyu belirtir; stands ise fiziksel olarak ayakta durmak değil, mevcut durumda olmak anlamındadır. Bu ifade bir yargının önüne getirildiğinde yargıyı mevcut kanıtlar veya düzenlemelerle sınırlar. Dinleyiciye, sonraki ifadenin şu an için en iyi değerlendirme olduğunu ama ileride değişebileceğini bildirir.
Alıştırma
As it stands now bir ifadenin önünde neyi belirtir?
- Durum fiziksel olarak ayakta durmaktadır.
- İfade her zaman doğru olmuştur ve değişemez.
- İfade mevcut duruma dayanır ve daha sonra değişebilir.
Cevabı göster
İfade mevcut duruma dayanır ve daha sonra değişebilir.
they're speculative explorations of mathematical models.
5:00bunlar matematiksel modellerin spekülatif keşifleridir.
While these models are inspired and guided by many scientific experiments, Dilbilgisi
5:04Bu modeller birçok bilimsel deneyden ilham almış ve yönlendirilmiş olsa da,
While ...: bir noktayı kabul edip ardından sınırlama getirmek
Burada While, ödünleme bildiren bir yan cümle başlatır: Ana cümle bir sınırlama sunmadan önce bilimsel deneylerin modellere ilham verdiğini ve yön verdiğini kabul eder. While A, B kalıbı dengeli bir sav oluşturmaya yardımcı olur. A doğru veya olumlu bir noktayı kabul eder, B ise onunla karşıtlık oluşturan bir gerçeği sunar. Buradaki while, “-iken” değil, “-se de” anlamındadır.
Alıştırma
Bu cümlede While hangi ilişkiyi ifade ediyor?
- Bir noktayı kabul edip ardından bir sınırlama getirir.
- Modellerin neden oluşturulduğunu açıklar.
- Bilimsel deneylerin ne zaman yapıldığını gösterir.
Cevabı göster
Bir noktayı kabul edip ardından bir sınırlama getirir.
very few objective experiments to directly test them: doğrudan sınayacak çok az nesnel deney
Very few, çoğul ve sayılabilen experiments adını niteler. Yalnızca çok küçük bir sayının var olduğunu ve bu sayının yetersiz görüldüğünü belirtir; hiç deney olmadığı anlamına gelmez. to directly test them mastar öbeği deneylerin amacını belirtir. Directly, test fiilini niteler; dolayısıyla sınırlama, modellerin kendisini doğrudan sınayan deneylerle ilgilidir, onlarla ilişkili her türlü kanıtla değil.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “yalnızca çok küçük bir sayı” anlamına gelen iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: There are ____ reliable tests to confirm the result.
Cevabı göster
very few
Until the next Edwin Hubble comes along: Hubble gibi bir sonraki kişi ortaya çıkana kadar
the next Edwin Hubble ifadesinde bilim insanının adı, Hubble'ınki kadar önemli bir atılım yapacak gelecekteki bir gözlemciyi temsil eder. Aynı adı taşıyan başka bir kişi anlamına gelmez. Hubble'ın gözlemleri, evrenin genişlediğine dair önemli kanıtlar sağlamıştır; karşılaştırmaya gücünü veren de budur. Come along burada “ortaya çıkmak” anlamındadır. Until ... comes along bir zaman sınırı belirtir: bu yan cümleden sonra anlatılan durumun, böyle çığır açan bir kişi ortaya çıkana kadar sürmesi beklenir.
Alıştırma
Bu cümlede the next Edwin Hubble ne anlama geliyor?
- Binaya sıradaki olarak gelen herhangi bir astronom.
- Yasal adı da Edwin Hubble olan bir sonraki kişi.
- Benzer derecede önemli bir atılım yapacak gelecekteki bir gözlemci.
Cevabı göster
Benzer derecede önemli bir atılım yapacak gelecekteki bir gözlemci.
about the elegance of their competing models
5:18rekabet eden modellerinin zarafeti hakkında tartışmaya devam edecek
be left to argue about: tartışmaktan başka seçeneği kalmamak
Be left to + fiilin yalın hâli, daha iyi seçenekler ortadan kalkınca geriye o eylemin kaldığını anlatır. Left, edilgen yapıda leave fiilinin geçmiş ortaç biçimidir; birinin fiziksel olarak ayrıldığı anlamına gelmez. Burada scientists will likely be left to argue about ... ifadesi, bilim insanlarının konuyu çözüme kavuşturmak için muhtemelen daha iyi bir yolu olmayacağını ve yalnızca birbiriyle yarışan modellerin zarafetini tartışabileceklerini anlatır. Yapı, özgürce seçilmiş bir plandan çok kısıtlılık veya hayal kırıklığı hissi verir.
Alıştırma
Cümleyi be left to kullanarak tamamlayın: Without more evidence, the team was ____ guess.
Cevabı göster
left to
what, if anything, lies beyond our universe: bir şeyin var olduğunu varsaymamak
if anything sözleri “orada gerçekten bir şey varsa” anlamına gelir. what lies beyond our universe sorusunun içine eklenir; böylece konuşan kişi orada mutlaka bir şey bulunduğunu varsaymaz. Yeniden kullanılabilen what, if anything, + fiil kalıbında “hiçbir şey” olası bir cevap olarak kalır. Virgüller, if anything ifadesinin ana soruya eklenmiş kısa bir ara söz olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hiçbir değişiklik olmamış olabileceğini gösteren iki kelimelik ara sözle cümleyi tamamlayın: We need to find out what, ____, changed after the update.
Cevabı göster
if anything
One of our favorite things about the TED-Ed community
5:27TED-Ed topluluğuyla ilgili en sevdiğimiz şeylerden biri
our shared passion for ...: ortak güçlü tutku
our shared passion for ... ifadesi, bir gruptaki insanların ortaklaşa taşıdığı güçlü heyecanı anlatır. Burada passion romantik aşk değil, derin ilgi ve bağlılık anlamındadır; for ise bu tutkunun konusunu tanıtır. Big questions fiziksel olarak büyük sorular değil, önemli ve geniş kapsamlı sorulardır. Sometimes unanswerable, bunların bazılarının kesin ve nihai bir cevabı olmayabileceğini belirtir.
Alıştırma
“Ortaklaşa taşıdıkları güçlü heyecan” anlamındaki dört kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Lina and Omar discovered ____ astronomy.
Cevabı göster
a shared passion for
to explore big questions like would robots make good judges,
5:38robotlardan iyi bir yargıç olur mu,
use the TED platform to explore big questions: büyük soruları araştırmak için TED platformunu kullanmak
use + araç veya kaynak + to + fiilin yalın hâli yapısı, bir aracı amacıyla ilişkilendirir. are using the TED platform to explore... ifadesinde the platform kullanılan kaynaktır; to explore ise öğrencilerin bu kaynağı hangi amaçla kullandığını açıklar. Buradaki platform, istasyon peronu değil, fikirleri ifade etmek, paylaşmak ve araştırmak için düzenlenmiş bir eğitim ve medya ortamıdır. Sonraki sözlerde questions sözcüğünü big niteler: big questions, basit cevapları olmayabilen kapsamlı ve önemli sorulardır.
Alıştırma
Cümleyi explore fiilinin amaç bildiren biçimiyle tamamlayın: The class uses the digital archive ____ local history.
Cevabı göster
to explore
and why is my cat Penny so small?
5:44ve kedim Penny neden bu kadar küçük gibi büyük soruları araştırmak için.
Visit ed.ted.com/clubs to get started. Öbek fiiller
5:53Başlamak için ed.ted.com/clubs adresini ziyaret edin.
get started: başlamak
Get started, bir etkinliğe veya sürece başlamak anlamına gelen kalıplaşmış bir fiil ifadesidir. Visit ... to get started cümlesinde to ile başlayan bölüm, siteyi ziyaret etmenin amacını belirtir: ziyaret, katılmaya yönelik ilk adımdır. Bu ifade, harekete geçmeye yönelik dostça bir çağrıdır. Burada get, almak anlamına gelmez; get started bir bütün olarak çalışır.
Alıştırma
Eylem çağrısını get started kalıbıyla tamamlayın: Create an account to ____.
Cevabı göster
get started