Evren neyin içine doğru genişliyor? - Sajan Saini: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
796 kelime 148 kel/dk

Video özeti: Video, evrenin genişlemek için dışında bulunan başka bir uzaya neden ihtiyaç duymadığını açıklıyor. Hubble’ın gözlemleri ve üzümlü ekmek benzetmesi, uzayın gerilmesinin galaksileri nasıl birbirinden uzaklaştırdığını gösterirken enflasyon ve zar kuramları, doğrudan kanıtların azlığı nedeniyle hâlâ varsayımsal olan olası çoklu evrenleri ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the further the galaxy, the faster it recedes. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: İki değişkenin birlikte nasıl değiştiğini anlatmak için “the + comparative…, the + comparative…” bağlantılı karşılaştırma yapısını öğrenin; örneğin galaksinin uzaklığı arttıkça uzaklaşma hızının da arttığını kesin biçimde ifade edebilirsiniz. 2. building blocks of the universe. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: “building blocks” sözünün gerçek inşaat malzemelerini değil, temel bileşenleri anlatan bir mecaz olduğunu ayırt edin ve bilimsel bir sistemin, kuruluşun ya da düşüncenin ana unsurlarını açıklarken kullanın. 3. So far, though, — Söylem, anlatı ve retorik: Bu geçiş ifadesini, öngörülen bir olasılığı bugüne kadar elde edilen kanıtlarla karşılaştırmak için kullanın; böylece gelecekte keşif yapılmasını imkânsız göstermeden sonucu mevcut kanıtlarla sınırlayabilirsiniz.

Bu derste

The universe began its cosmic life in a big bang nearly 14 billion years ago and has been expanding ever since. Dilbilgisi

0:06

Evren kozmik yaşamına yaklaşık 14 milyar yıl önce büyük bir patlamayla başladı ve o zamandan beri genişliyor.

Dilbilgisi

has been expanding ever since: geçmişten bugüne devam eden süreç

Has been expanding, present perfect continuous yapısındadır: has been + fiilin -ing biçimi. Genişlemeyi geçmişte başlamış ve şu anda hâlâ devam eden bir süreç olarak sunar. Ever since, “o zamandan şimdiye kadar” anlamına gelir. Burada Büyük Patlama’yı başlangıç noktası olarak gösterip genişlemeyi günümüze kadar uzatır; dolayısıyla genişlemenin bittiğini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi grow fiilinin present perfect continuous biçimi ve ardından ever since ile tamamlayın: The town began growing after the station opened and ____.

Cevabı göster

has been growing ever since

But what is it expanding into? Kalıp ifadeler

0:15

Peki ama neyin içine doğru genişliyor?

Kalıp ifadeler

expanding into: genişlemenin yöneldiği hedefi veya alanı sormak

Expand into genellikle “belirli bir alana, bölgeye veya faaliyet alanına doğru büyümek ya da yayılmak” anlamına gelir. Into, genişlemenin yöneldiği hedefi veya yeni kapsamı belirtir. Bu soruda ifade, gündelik bir düşünce biçimini evrene uygular: Bir şey büyüyorsa içine doğru büyüyebileceği dış bir alana ihtiyaç duyuyor gibi görünür. Soru bu varsayımı gündeme getirir; evrenin daha büyük bir kabın içinde bulunduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

“What is it expanding into?” sorusunda into, konuşmacının neyi sormasını sağlar?

  1. Genişlemenin durduğu zaman
  2. Genişlemenin girdiği alan veya kapsam
  3. Genişlemenin gerçekleşme hızı
Cevabı göster

Genişlemenin girdiği alan veya kapsam

That's a complicated question.

0:19

Bu karmaşık bir soru.

Here's why.

0:21

İşte nedeni.

Einstein's equations of general relativity describe space and time Dilbilgisi

0:22

Einstein'ın genel görelilik denklemleri uzay ve zamanı

as a kind of interconnected fabric for the universe. Deyimler

0:27

evren için birbiriyle bağlantılı bir tür doku olarak tanımlar.

Dilbilgisi

describe space and time as: describe X as Y kalıbı

describe X as Y kalıbı, “bir betimlemede X’i Y olarak sunmak” anlamına gelir. Bu cümlede X, space and time; Y ise a kind of interconnected fabric ifadesidir. As, X’i açıklamak için kullanılan etiketi, modeli veya bakış açısını getirir. Burada “-iken” anlamına gelmez. Bu kalıp, tanım ve benzetmelerle soyut bir fikri gözde canlandırmayı kolaylaştırır.

Alıştırma

describe X as Y kalıbını tamamlayın: The article describes the brain ____ a complex network.

Cevabı göster

as

Deyimler

bir sistem mecazı olarak interconnected fabric

Interconnected fabric ifadesinde fabric mecaz anlamdadır. Uzay ve zamanı gerçek bir kumaş olarak değil, parçaları birbirine bağlı, dokumaya benzeyen tek bir yapı olarak canlandırır. Bu mecaz, soyut bir sistemi gözde canlandırmayı kolaylaştırır. The fabric of a community gibi ifadelerde de fabric, bir bütünü bir arada tutan bağlantılı yapı anlamına gelebilir.

Alıştırma

Interconnected fabric özgün cümlede ne anlama geliyor?

  1. Birbirini etkilemeyen ayrı uzay ve zaman parçaları.
  2. Evrenin her yanına yayılmış gerçek kumaş.
  3. Parçaları birbirine bağlı bütün bir yapıyı anlatan mecaz.
Cevabı göster

Parçaları birbirine bağlı bütün bir yapıyı anlatan mecaz.

This means that what we know of as space and time Kalıp ifadeler

0:31

Bu da uzay ve zaman olarak bildiğimiz şeyin

exists only as part of the universe

0:34

yalnızca evrenin bir parçası olarak var olduğu

and not beyond it.

0:37

ve onun ötesinde olmadığı anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

what we know of as X: ortak bir kavramı adlandırmak

Burada what we know of as space and time, insanların uzay ve zaman olarak anlayıp adlandırdığı olgu veya kavram demektir. What ile başlayan yan cümlenin tamamı bir isim öbeği gibi çalışır ve exists fiilinin öznesidir. Know of as dizisi, insanların aşina olduğu bir kavramı belirli bir adla sunar. Uzay ve zaman hakkında bildiğimiz bilgileri değil, o adla tanımlanan şeyin kendisini gösterir.

Alıştırma

Cümlede what we know of as space and time neyi ifade ediyor?

  1. insanların uzayın var olduğunu ilk keşfettiği zaman
  2. insanların uzay ve zaman olarak anlayıp adlandırdığı olgu
  3. insanların uzay ve zaman hakkında öğrendiği bütün gerçekler
Cevabı göster

insanların uzay ve zaman olarak anlayıp adlandırdığı olgu

Now, when everyday objects expand,

0:38

Şimdi, gündelik nesneler genişlediğinde,

they move out into more space.

0:41

daha fazla alana doğru hareket ederler.

But if there is no such thing as space to expand into, Dilbilgisi

0:44

Ancak içine doğru genişleyecek uzay diye bir şey yoksa,

what does expanding even mean? Ton ve niyet

0:48

genişlemek ne anlama gelir?

Dilbilgisi

there is no such thing as X: bir kavramın varlığını reddetmek

There is no such thing as X, X'in gerçek bir şey veya geçerli bir kategori olarak var olmadığını söyleyen kalıplaşmış bir yapıdır. Genellikle yalnızca belirli bir yerde X bulunmadığını söylemekten daha güçlü biçimde bir varsayımı sorgular. Burada X, space to expand into ifadesinin tamamıdır. To expand into, space sözcüğünü niteler ve evrenin içine doğru genişleyebileceği varsayılan dış uzayı anlatır; cümle evrenin içindeki uzayı inkâr etmez.

Alıştırma

Bu tür bir şeyin var olmadığını belirten dört sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: There is ____ a perfect first draft.

Cevabı göster

no such thing as

Ton ve niyet

What does ... even mean?: bir düşünceyi sorgulamak

What does expanding even mean? cümlesinde even soruyu güçlendirir. Burada “tam olarak” ya da “gerçekte ne demek” anlamına yakındır: konuşan kişi expanding kavramının en temel anlamını sorgular. Even burada “ayrıca” veya beklenmedik bir durumu da kapsama anlamında kullanılmaz. What does X even mean? kalıbı çoğu zaman X’in belirsiz göründüğünü veya arkasındaki varsayımın kabul edilmesinin zor olduğunu gösterir. Bu yüzden nötr What does X mean? sorusundan daha kuşkucu veya sorgulayıcı duyulabilir.

Alıştırma

What does expanding even mean? cümlesinde even ne işe yarar?

  1. Soruyu güçlendirerek düşünceye ilişkin temel bir kafa karışıklığını veya kuşkuyu gösterir.
  2. Genişlemenin zaten sona erdiğini gösterir.
  3. Genişlemenin başka bir şeye ek olarak gerçekleştiği anlamına gelir.
Cevabı göster

Soruyu güçlendirerek düşünceye ilişkin temel bir kafa karışıklığını veya kuşkuyu gösterir.

In 1929,

0:51

1929'da,

Edwin Hubble's astronomy observations gave us a definitive answer.

0:52

Edwin Hubble'ın astronomi gözlemleri bize kesin bir cevap verdi.

His survey of the night sky

0:57

Gece gökyüzü üzerine yaptığı araştırmada

found all far-away galaxies recede Kelime

0:58

uzaktaki tüm galaksilerin geri çekildiğini

or move away from the Earth.

1:01

ya da Dünya'dan uzaklaştığını keşfetti.

Kelime

recede or move away from: resmî terim ve sade açıklaması

Burada recede, “uzaklaşmak” veya “geriye çekilmek” anlamına gelir. Uzak galaksilerin Dünya’ya göre giderek daha uzakta olmasını anlatır; bu fiil yalnızca gelgitler veya kıyı çizgileri için kullanılmaz. or move away from the Earth sözleri, farklı bir hareketi belirtmek yerine recede fiilini daha gündelik bir dille yeniden açıklar. Bilimsel açıklamalarda çoğu zaman önce resmî bir terim verilir, ardından or ve daha sade bir ifade kullanılır; böylece okuyucu terimin anlamını bağlamdan çıkarabilir.

Alıştırma

Cümlede “or move away from the Earth” ile “recede” arasında nasıl bir ilişki vardır?

  1. Ters yönde ikinci bir hareketi anlatır.
  2. recede fiilini yalnızca okyanus suyunun hareketiyle sınırlar.
  3. recede fiilini daha sade bir dille açıklar.
Cevabı göster

recede fiilini daha sade bir dille açıklar.

Moreover,

1:04

Dahası,

the further the galaxy, Dilbilgisi

1:04

galaksi ne kadar uzaksa,

the faster it recedes.

1:06

o kadar hızlı uzaklaşıyordu.

Dilbilgisi

the further ..., the faster ...: bağlantılı karşılaştırma yapısı

Eşleşen the + karşılaştırma biçimi ..., the + karşılaştırma biçimi ... kalıbı, bir şeydeki değişimin başka bir şeydeki değişimle bağlantılı olduğunu gösterir: biri değiştikçe diğeri de değişir. Burada further galaksinin uzaklığını, faster ise uzaklaşma hızını niteler. İki the, normal belirli artikeller değil, birbirine karşılık gelen yapı sözcükleridir. İlk bölüm kısaltılmıştır: the further the galaxy, the further the galaxy is anlamına gelir.

Alıştırma

Eşleşen karşılaştırmayı gereken iki yapı sözcüğüyle tamamlayın: ____ farther the signal travels, ____ weaker it becomes.

Cevabı göster

The · the

How can we interpret this?

1:08

Bunu nasıl yorumlayabiliriz?

Consider a loaf of raisin bread rising in the oven. Anlatım akışı

1:11

Fırında kabaran üzümlü bir ekmek düşünün.

Anlatım akışı

Consider ...: bir örnek veya düşünce deneyi sunmak

Bir açıklamanın başında Consider + bir isim öbeği veya durum, “bu örnek hakkında düşünün” ya da “bunu gözünüzde canlandırın” anlamına gelir. Dil bilgisi bakımından, öznesi gizli you olan bir emir cümlesidir; ancak burada dinleyiciden bir karar vermesini istemek yerine onu bir örneğe yönlendirir. Kuru üzümlü ekmek, uzayın genişlemesiyle ilgili soyut düşünce açıklanmadan önce dinleyiciye somut bir model sunar. Consider'ın bu kullanımı, sıradaki görüntünün sonrasında anlatılanları anlamak için kullanılacağını gösterir.

Alıştırma

Bir açıklamada, şu cümledeki Consider ne anlama gelir: “Consider a city where every bus is free.”?

  1. Daha önce ziyaret edilen bir şehri hatırlamak.
  2. Bu şehre taşınıp taşınmamaya karar vermek.
  3. Bu varsayımsal örneği gözünde canlandırıp düşünmek.
Cevabı göster

Bu varsayımsal örneği gözünde canlandırıp düşünmek.

The batter rises by the same amount between each and every raisin.

1:15

Hamur her bir kuru üzüm arasında aynı miktarda kabarır.

If we think of raisins as a stand-in for galaxies Kelime

1:19

Kuru üzümleri galaksilerin yerine

and batter as the space between them,

1:22

ve hamuru da aralarındaki boşluk olarak düşünürsek,

Kelime

think of A as a stand-in for B: A'yı B'nin yerine geçen şey olarak düşünmek

think of A as B kalıbı, bir açıklama yaparken veya zihinde canlandırırken A'yı B olarak ele almak demektir. Burada A kuru üzümler, B ise galaksilerin yerine geçen bir şeydir. A stand-in for something, başka bir şeyin yerine kullanılan kişi veya nesnedir. Bir modelde ya da benzetmede, gerçek nesnenin yerini fiilen almadan onu temsil edebilir. Burada kuru üzümler galaksileri gözümüzde canlandırmamıza yardım eder.

Alıştırma

Cümleyi think of A as a stand-in for B kalıbıyla tamamlayın: To read the map, ____ each blue square ____ a stand-in ____ one hospital.

Cevabı göster

think of · as · for

we can imagine that the stretching or expansion of intergalactic space Kelime

1:25

galaksiler arası boşluğun gerilmesinin veya genişlemesinin

will make the galaxies recede from each other. Dilbilgisi

1:29

galaksileri birbirinden uzaklaştıracağını hayal edebiliriz.

Kelime

intergalactic space: galaksiler arasındaki uzay

Intergalactic, “galaksiler arasında” demektir. “Arasında” anlamına gelen inter- ile “galaksiyle ilgili” anlamına gelen galactic parçalarından oluşur. Bu nedenle intergalactic space, galaksileri birbirinden ayıran uzaydır. the stretching or expansion of intergalactic space isim öbeğinde stretching ve expansion süreci adlandırırken of intergalactic space neyin genişlediğini gösterir. Bu ifade, tek bir galaksinin içindeki uzayı değil, galaksilerin arasındaki uzayın büyümesini anlatır.

Alıştırma

intergalactic space hangi anlama gelir?

  1. bir gezegenin çevresindeki uzay
  2. galaksiler arasındaki uzay
  3. tek bir galaksinin içindeki uzay
Cevabı göster

galaksiler arasındaki uzay

Dilbilgisi

make the galaxies recede: make + nesne + fiilin yalın biçimi

make + nesne + fiilin yalın biçimi, bir şeyin başka bir şeye bir eylem yaptırdığını ya da bir sonuç oluşturduğunu anlatır. Bu cümlede gerilme veya genişleme neden, the galaxies nesne, recede ise ortaya çıkan eylemdir. Etken yapıda make sonrasında to almayan yalın fiil kullanılır: make the galaxies recede; make the galaxies to recede denmez. Will, bu neden-sonuç ilişkisinin gelecekte ortaya çıkacağını ya da beklenen bir sonuç olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için expand fiilini doğru biçimde kullanın: Heat can make metal ____.

Cevabı göster

expand

And for any galaxy,

1:33

Ve herhangi bir galaksi için,

its far-away neighbors will recede a larger distance Dilbilgisi

1:35

uzaktaki komşuları, aynı süre zarfında yakındakilere kıyasla

than the nearby ones in the same amount of time.

1:37

daha büyük bir mesafeye uzaklaşacaktır.

Dilbilgisi

recede a larger distance than the nearby ones: uzaklaşma mesafesini karşılaştırma

a larger distance than ... ifadesi, iki grubun aynı süre içinde ne kadar uzaklaştığını karşılaştırır. Burada uzaktaki komşular, yakındaki komşulara göre daha büyük bir mesafe uzaklaşır; larger sözcüğü galaxies'i değil distance'ı niteler. the nearby ones ifadesindeki ones, tekrarı önlemek için çoğul sayılabilen neighbors isminin yerini alır. Süre aynı tutulduğu için cümle hareketin ne kadar sürdüğünü değil, gidilen mesafeyi karşılaştırır.

Alıştırma

Hangi cümle karşılaştırmayı doğru biçimde yeniden ifade eder?

  1. The far-away neighbors are physically larger than the nearby neighbors.
  2. The far-away neighbors move a greater distance than the nearby neighbors in the same amount of time.
  3. The nearby neighbors move for a longer amount of time.
Cevabı göster

The far-away neighbors move a greater distance than the nearby neighbors in the same amount of time.

Sure enough, Anlatım akışı

1:42

Beklenildiği gibi,

the equations of general relativity predict

1:43

genel görelilik denklemleri

Anlatım akışı

Sure enough: bir beklentinin doğrulandığını belirtmek

Sure enough, “beklendiği gibi” veya “önceki akıl yürütmenin gösterdiği gibi” anlamına gelen bir söylem belirtecidir. Ardından gelen bilginin, bu cümleden önce oluşturulan bir beklentiyi doğruladığını dinleyiciye bildirir. Cümlenin başında ve ardından virgül gelecek şekilde kullanıldığında, önceki bir düşünceyi onu destekleyen kuramsal bir öngörüye bağlar. Bir şeyin “yeterince kesin” olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte Sure enough neyi gösteriyor?

  1. Denklemler kullanılabilecek kadar doğru.
  2. Konuşmacı öngörüden emin değil.
  3. Ardından gelen öngörü önceki bir beklentiyle uyuşuyor.
Cevabı göster

Ardından gelen öngörü önceki bir beklentiyle uyuşuyor.

a cosmic tug-of-war Deyimler

1:45

kütleçekimi ile genişleme arasında

between gravity and expansion.

1:47

kozmik bir halat çekme yarışını öngörüyor.

Deyimler

kütleçekimi ile genişleme arasındaki a cosmic tug-of-war

Tug-of-war sözcüğü, iki takımın bir ipin zıt uçlarını çektiği “halat çekme” oyununu gerçek anlamıyla ifade eder. Burada ise bir metafordur: Kütleçekimi ve genişleme, zıt yönlerde etkili olan rakip güçler gibi sunulur. a tug-of-war between A and B kalıbı, soyut bir çatışmayı gözde canlandırmayı kolaylaştırır. Bu görüntüde kütleçekimi maddeyi bir araya çekme eğilimindeyken genişleme büyük ölçekli mesafeleri artırır. Cosmic, bu mücadelenin evren ölçeğinde gerçekleştiğini gösterir; insanların gerçekten oyun oynadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte a cosmic tug-of-war neyi anlatıyor?

  1. Uzayda düzenlenen gerçek bir halat çekme yarışması
  2. Zıt etkiler olarak kütleçekimi ile genişleme arasındaki rekabet
  3. Evrenin büyüklüğünü ölçen bir hesaplama
Cevabı göster

Zıt etkiler olarak kütleçekimi ile genişleme arasındaki rekabet

It's only in the dark void between galaxies

1:49

Sadece galaksiler arasındaki karanlık boşlukta

where expansion wins out Öbek fiiller

1:52

genişleme kazanır

and space stretches.

1:54

ve uzay gerilir.

Öbek fiiller

where expansion wins out: genişlemenin üstün geldiği yer

Win out, rekabet, çatışma veya baskıdan sonra sonunda başarılı ya da üstün olmak demektir. out parçacığı nihai sonuç fikrini eklediği için, yalnızca bir şeyin wins olduğunu söylemekten daha güçlüdür. Burada where expansion wins out, kozmik genişlemenin etkisinin yer çekiminden daha güçlü olduğu bölgeleri anlatır. İfade, iki fiziksel etkiyi yarışan kuvvetler gibi sunar; aynı kalıp fikirler, duygular veya seçenekler için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi 'sonunda tercih edilen seçenek oldu' anlamındaki öbek fiille tamamlayın: After a long discussion, the safer plan ____.

Cevabı göster

won out

So there's our answer.

1:56

İşte cevabımız.

The universe is expanding unto itself. Kelime

1:58

Evren kendi içine doğru genişliyor.

Kelime

expanding unto itself: kendi kendisine doğru genişlemek

Bu cümlede expanding unto itself, evrenin genişlemesinin dışarıda bir hedefi olmadığını kasıtlı olarak resmî ve yoğun bir biçimde anlatır. Evren, daha büyük bir kabın içine doğru büyüyormuş gibi gösterilmez; uzayan, evrenin içindeki uzayın kendisidir. Itself, the universe ifadesine gönderme yapar. Unto, aynı bütüne doğru veya o bütünün içinde olma yönünde söz sanatsal bir anlam ekler; ancak bu standart bir bilim terimi ya da yaygın bir günlük ifade değildir.

Alıştırma

Bu cümlede expanding unto itself neyi vurguluyor?

  1. Evren, zaten var olan ikinci bir evrene giriyor.
  2. Evren dışarıdaki bir kabın içine taşınmıyor; evrenin kendi uzayı esniyor.
  3. Evren hiçbir fiziksel neden olmadan genişliyor.
Cevabı göster

Evren dışarıdaki bir kabın içine taşınmıyor; evrenin kendi uzayı esniyor.

That said, Anlatım akışı

2:01

Bununla birlikte,

Anlatım akışı

Önceki noktayı kabul eden bir geçiş ifadesi olarak That said

That said, “az önce söylediğime rağmen” veya “bununla birlikte” anlamına gelen kalıplaşmış bir geçiş ifadesidir. Önceki noktayı kabul eder ve ardından gelen düşüncenin onu sınırlayacağını, bir istisna ekleyeceğini ya da farklı bir açı sunacağını belirtir. Burada, önceki sonuçtan kozmologların hâlâ araştırdığı konularla ilgili yeni bir açıya geçildiğini göstererek düşünceleri düzenler. That said ifadesini tek bir geçiş kalıbı olarak anlayın; bir şeyin söylendiğini bildiren sözcüğü sözcüğüne bir ifade olarak yorumlamayın.

Alıştırma

İlk noktayı kabul edip ardından farklı bir açı ekleyen iki sözcüklü İngilizce geçiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The hotel is far from downtown. ____, it is quiet and affordable.

Cevabı göster

That said

cosmologists are pushing the limits of mathematical models Deyimler

2:02

kozmologlar matematiksel modellerin sınırlarını zorlayarak

to speculate on what, Dilbilgisi

2:06

neyin,

if anything,

2:07

eğer bir şey varsa,

exists beyond our space-time.

2:08

uzay-zamanımızın ötesinde var olduğu üzerine spekülasyon yapmak için.

Deyimler

pushing the limits of mathematical models: modellerin kapasite sınırlarını zorlamak

push the limits of X, X'in şu anda ulaşabildiği en uç noktayı sınamak, zorlamak veya genişletmek demektir. Bu mecazi bir kullanımdır; fiziksel bir sınır gerçekten itilmez. Bu cümlede kozmologlar, uzay-zamanımızın ötesinde herhangi bir şey olup olmadığını tahmin ederken matematiksel modelleri bu modellerin açıklayabileceği alanın sınırına yakın sorulara uyguluyor. İfade, çalışmalarını modellerin kapasite sınırlarına ulaşma çabası olarak gösteriyor.

Alıştırma

Bu cümlede pushing the limits of mathematical models ifadesine en uygun anlam hangisidir? The researchers are pushing the limits of mathematical models to study questions that cannot be tested directly.

  1. Modelleri fiziksel olarak başka bir yere taşımak
  2. Modelleri açıklayabilecekleri alanın sınırına yakın sorularda kullanmak
  3. Matematiksel modelleri kullanmayı tamamen reddetmek
Cevabı göster

Modelleri açıklayabilecekleri alanın sınırına yakın sorularda kullanmak

Dilbilgisi

speculate on what, if anything: hiçbir şey olmaması olasılığını açık tutmak

Speculate on, kanıtlanmış bir cevap olduğunu ileri sürmeden belirsiz bir soru üzerinde düşünüp tahminde bulunmak demektir. Burada what, neyin merak edildiğini belirtir: uzay-zamanımızın ötesinde neyin var olabileceğini. Araya giren if anything ifadesi “eğer herhangi bir şey varsa” anlamına gelir. Hiçbir şeyin var olmaması olasılığını açık tutar; bu nedenle what, if anything, exists, what exists ifadesinden daha temkinlidir.

Alıştırma

Cümleyi speculate on ve hiçbir şey bulunmaması olasılığını açık tutan ifadeyle tamamlayın: We can only ____ what, ____, remains beneath the ruins.

Cevabı göster

speculate on · if anything

These aren't wild guesses, Kelime

2:11

Bunlar çılgın tahminler değil,

but hypotheses that tackle kinks Deyimler

2:13

Büyük Patlama'nın bilimsel teorisindeki

in the scientific theory of the Big Bang.

2:15

pürüzleri ele alan hipotezlerdir.

Kelime

wild guesses, but hypotheses: desteksiz tahminler ve sınanabilir açıklamalar

not A, but B kalıbı A etiketini reddeder ve onun yerine daha doğru olan B etiketini koyar. Wild guesses, çok az kanıt veya dikkatli akıl yürütmeyle ortaya atılan fikirlerdir; hypotheses ise bir modele, akıl yürütmeye ya da kanıta dayanan ve sınamaya açık açıklama önerileridir. Konuşmacı, hipotezlerin kanıtlanmış olduğunu ileri sürmüyor. Bu karşıtlık, onları kesinleşmiş gerçekler olarak sunmadan bilimsel açıdan güvenilir kılıyor.

Alıştırma

Hangi cümle bir fikri desteksiz bir tahmin olarak değil, ciddi ve sınanabilir bir bilimsel açıklama olarak sunuyor?

  1. This is a rumor that nobody can examine.
  2. This hypothesis can be tested against the new data.
  3. This is just a wild guess with no supporting evidence.
Cevabı göster

This hypothesis can be tested against the new data.

Deyimler

tackle kinks: kusurları veya sorunları ele almak

Burada tackle, zor bir konuyla etkin biçimde ilgilenmek; kinks ise küçük kusurlar, aksaklıklar veya çözülmemiş zorluklar anlamına gelir. Bu ifade, söz konusu hipotezlerin Büyük Patlama teorisindeki sorunları ele aldığını belirtir. Kinks mecazidir: Bir ipteki veya borudaki bükülmenin düzeltilmesi gibi, bir planın, sistemin ya da teorinin sorunlu kısmı da düzeltilmeye çalışılabilir. Burada gerçek bir fiziksel bükülme anlatılmaz.

Alıştırma

Bu cümlede tackle kinks ne anlama gelir?

  1. Teorideki çözülmemiş sorunları ele almak
  2. Kanıt olmadan tahmin yürütmek
  3. Teoride gerçek fiziksel bükülmeler oluşturmak
Cevabı göster

Teorideki çözülmemiş sorunları ele almak

The Big Bang predicts matter to be distributed evenly Dilbilgisi

2:18

Büyük Patlama, maddenin evrenin her yerine

across the universe

2:22

seyrek bir gaz olarak

as a sparse gas. Kelime

2:23

eşit şekilde dağılacağını öngörüyor.

Dilbilgisi

predicts matter to be distributed evenly: nesne + edilgen mastar

Yapı predict + nesne + to be + geçmiş zaman ortacı biçimindedir: predicts matter to be distributed evenly. Matter, predicts fiilinin nesnesidir; to be distributed evenly ise bu nesne için öngörülen durumu anlatan bir mastar tümlecidir. Edilgen biçim, matter sözcüğünü dağıtma eylemini yapan olarak göstermez; maddenin nasıl dağılmış olmasının beklendiğine odaklanır. Bu yapı, bir modelin veya teorinin öngörülerini anlatan resmî ya da bilimsel açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi distribute fiilinin edilgen mastar biçimiyle tamamlayın: The simulation predicts the particles ____ evenly throughout the chamber.

Cevabı göster

to be distributed

Kelime

as a sparse gas: düşük yoğunlukla dağılmış madde

as a sparse gas ifadesinde as, maddenin dağıldığı biçimi veya durumu belirtir: madde gaz biçiminde bulunur. Sparse, bir şeyin uzayda düşük yoğunlukla ya da aralarında büyük boşluklar olacak şekilde dağılması demektir. Yalnızca toplam madde miktarının az olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi okuyun: The probe passed through a sparse cloud of dust. sparse ne anlama gelir?

  1. Toz parçacıkları alana seyrek biçimde dağılmıştır.
  2. Toplam toz miktarı azdır, ancak parçacıkların aralıkları bilinmemektedir.
  3. Toz hızla hareket etmektedir.
Cevabı göster

Toz parçacıkları alana seyrek biçimde dağılmıştır.

But then,

2:25

Peki o halde,

how did galaxies and stars come to be? Öbek fiiller

2:25

galaksiler ve yıldızlar nasıl ortaya çıktı?

Öbek fiiller

come to be: var olmaya başlamak veya oluşmak

Come to be; var olmaya başlamak, oluşmak veya bugünkü durumuna doğru gelişmek anlamına gelir. Soru, galaksilerle yıldızların bir yere doğru hareketini değil, kökenlerini sorar. how did X come to be? kalıbı, X’in var olmasına veya bugünkü biçimini almasına hangi sürecin yol açtığını sorar.

Alıştırma

Soruyu, bu derste geçen ve “var olmaya başlamak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: How did this unusual tradition ____?

Cevabı göster

come to be

The inflationary model describes a brief era of incredibly rapid expansion Kalıp ifadeler

2:29

Enflasyonist model, erken evrenin enerjisindeki kuantum dalgalanmalarını

Kalıp ifadeler

a brief era of incredibly rapid expansion: inanılmaz derecede hızlı genişlemenin yaşandığı kısa bir dönem

İfadenin temel adı era'dır; belirli bir durum ya da süreçle tanımlanan bir dönemi anlatır. of öbeği bu süreci, yani incredibly rapid expansion ifadesini adlandırır. Brief dönemin süresini belirtirken incredibly, rapid sözcüğünü güçlendirir ve genişlemenin hızını anlatır. Burada era, uzun bir tarihsel çağ anlamına gelmek zorunda değildir. Brief ve kozmolojik zaman ölçeğiyle birlikte ifade, çok kısa bir erken evreyi anlatır. Başka bağlamlara aktarılabilen kalıp adjective + era of + noun phrase şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir süreçle tanımlanan evreyi anlatmak için era of yapısını doğal biçimde kullanır?

  1. The industry entered a briefly era of rapid innovation.
  2. The industry entered a brief era of rapid innovation.
  3. The industry entered a brief era for rapid innovation.
Cevabı göster

The industry entered a brief era of rapid innovation.

that relates quantum fluctuations in the energy of the early universe Kalıp ifadeler

2:34

nihayetinde galaksilere yol açan

to the formation of clumps of gas

2:38

gaz kümelerinin oluşumuyla ilişkilendiren,

Kalıp ifadeler

relates quantum fluctuations ... to the formation: relate X to Y yapısı

Relates ... to ... ifadesi relate X to Y kalıbını kullanır: özne X ile Y arasında bağlantı kurar. Burada X, quantum fluctuations in the energy of the early universe; Y ise the formation of clumps of gas ifadesidir. Bu kalıp, daha erken bir olguyu daha sonraki bir gelişmeyle ilişkilendirerek bilimsel açıklamadaki bilgileri düzenler.

Alıştırma

relate X to Y kalıbını tamamlayın: The report relates daily exercise ____ heart health.

Cevabı göster

to

that eventually led to galaxies. Kalıp ifadeler

2:40

inanılmaz derecede hızlı bir genişleme dönemini anlatır.

Kalıp ifadeler

eventually led to galaxies: daha sonra ortaya çıkan bir sonucu ifade etmek

Burada led to, “bir sonuca neden oldu veya o sonucu ortaya çıkardı” anlamındadır. Galaksilere fiziksel olarak yol göstermeyi anlatmaz. Led, lead fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Eventually, sonucun hemen değil, bir süreçten veya bir dizi değişiklikten sonra ortaya çıktığını gösterir. Kalıp neden + lead to + sonuç şeklindedir ve sonuç çoğunlukla bir isim öbeği ya da -ing biçimidir.

Alıştırma

Derste öğrendiğiniz ve “neden oldu” anlamına gelen geçmiş zaman ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The heavy rain ____ flooding in several streets.

Cevabı göster

led to

If we accept this paradigm, Anlatım akışı

2:42

Eğer bu paradigmayı kabul edersek,

it may also imply our universe represents one region

2:44

bu aynı zamanda evrenimizin,

in a greater cosmic reality

2:48

sonsuz ve ebedi bir enflasyon geçiren daha büyük bir kozmik gerçeklikte

that undergoes endless eternal inflation. Kelime

2:50

tek bir bölgeyi temsil ettiği anlamına da gelebilir.

Anlatım akışı

If we accept this paradigm: bir iddia için koşul belirlemek

Cümlenin başındaki if yan cümlesi, ardından gelen iddia için bir koşul belirler: sonraki sonuç yalnızca bu paradigmanın akıl yürütme çerçevesi olarak kullanıldığı varsayımı altında ele alınır. Burada accept öncelikle fikri beğenmek veya ona duygusal olarak katılmak anlamına gelmez. Modeli başlangıç noktası olarak geçici biçimde benimsemek anlamındadır. Bu yapı, öncülü olası sonuçtan ayırır ve sonucun koşulsuzmuş gibi görünmesini önler.

Alıştırma

If we accept this paradigm ifadesi cümlede ne işlev görür?

  1. Konuşmacının paradigmadan duygusal olarak hoşlandığını gösterir.
  2. Sonraki iddianın zaten kanıtlandığını belirtir.
  3. Sonraki iddianın ele alınacağı koşulu belirler.
Cevabı göster

Sonraki iddianın ele alınacağı koşulu belirler.

Kelime

that undergoes endless eternal inflation: sonsuz ebedî kozmik şişme yaşamak

Bu ilgi cümleciğinde that, a greater cosmic reality ifadesine gönderme yapar; undergoes ise “bir süreci yaşamak veya bir süreçten geçmek” anlamındadır. Cümlecik, bu daha büyük gerçekliğe ne olduğunu anlatır; gerçekliğin sürece neden olduğunu söylemez. Eternal inflation bir kozmoloji terimidir. Bu modellerde şişme belirli bölgelerde sona erse bile başka bir yerde sürer ve genel olarak son bulmaz. Buradaki inflation, fiyat artışı değil uzayın hızlı genişlemesidir; endless sözcüğü sürecin devamlılığını vurgular.

Alıştırma

Vurgulanan ilgi cümleciği, daha büyük bir kozmik gerçeklik hakkında ne söylüyor?

  1. Devam eden bir kozmolojik şişme süreci yaşar.
  2. Her bölgede ekonomik enflasyon yaratır.
  3. Evrenin tamamındaki bütün genişlemeyi durdurur.
Cevabı göster

Devam eden bir kozmolojik şişme süreci yaşar.

We know nothing of this speculative inflating reality,

2:54

Sonsuz genişlemesinin

save for the mathematical prediction Kelime

2:57

kararsız bir kuantum enerji durumundan kaynaklanabileceğine dair

Kelime

save for: resmî bir istisna belirteci

Save for, “dışında” veya “hariç” anlamına gelir ve genel bir ifadeye istisna ekler. Buradaki genel ifade, varsayımsal gerçeklik hakkında hiçbir şey bilmediğimizdir; matematiksel öngörü belirtilen tek istisnadır. save for ifadesini tek bir edat öbeği olarak düşünün. Bu kullanımda save, “saklamak” veya “kurtarmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “dışında” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: The theater was empty, ____ one usher.

Cevabı göster

save for

that its endless expansion

2:59

matematiksel tahmin haricinde,

may be driven by an unstable quantum energy state. Dilbilgisi

3:01

bu spekülatif şişen gerçeklik hakkında hiçbir şey bilmiyoruz.

Dilbilgisi

may be driven by: olası bir nedeni ifade etmek

may be driven ifadesi, kiplik içeren edilgen bir yapıdır: may olasılık bildirirken be driven, özneyi bir güç, neden veya mekanizmadan etkilenen unsur olarak sunar. Ardından gelen by öbeği bu olası nedeni belirtir. Bu cümlede yazar, kanıtlanmış bir nedensel olguyu değil, olası bir açıklamayı ileri sürer. Kanıtlar bir mekanizmayı destekliyor ancak kesinleştirmiyorsa bu yapı temkinli anlatım için kullanışlıdır.

Alıştırma

may ile drive fiilinin edilgen biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The pattern ____ by changes in temperature.

Cevabı göster

may be driven

In many local regions,

3:05

Birçok yerel bölgede,

however,

3:06

ancak,

the energy may settle by random chance Kalıp ifadeler

3:07

enerji tesadüfen

into a stable state,

3:10

kararlı bir duruma yerleşebilir,

Kalıp ifadeler

settle ... into a stable state: kararlı bir duruma geçmek

settle ... into a stable state yapısında settle, artık kolayca değişmeyen bir duruma ulaşmak demektir. Into, bir durumdan başka bir duruma geçişi gösterir; settle burada bir yerde ev kurup yaşamak anlamına gelmez. by random chance, kararlı sonuca nasıl ulaşıldığını açıklar: bu sonuç bir planla ya da gerçekleşmesi garanti bir yolla değil, rastlantısal olarak ortaya çıkar. Bu niteleyici settle ile into arasına girebilir; buna rağmen settle into, durum değişimini bildiren temel yapı olmaya devam eder.

Alıştırma

"The system may settle by random chance into a stable state," cümlesindeki hedef ifade ne anlama gelir?

  1. rastlantısal bir sonuçla kararlı bir duruma ulaşmak
  2. bir planı izledikten sonra kalıcı bir eve taşınmak
  3. sistemi önceden belirlenmiş bir sonucu izlemeye zorlamak
Cevabı göster

rastlantısal bir sonuçla kararlı bir duruma ulaşmak

stopping inflation and forming bubble universes. Dilbilgisi

3:11

enflasyonu durdurup baloncuk evrenler oluşturabilir.

Dilbilgisi

stopping ... and forming ...: sonuç bildiren eş görevli -ing yan tümceleri

Burada stopping inflation and forming bubble universes, birbiriyle eş görevli iki -ing yan tümcesidir. Önceki sürecin ardından gelir ve iki sonucu belirtir: kozmik şişme durur ve baloncuk evrenler oluşur. Stopping ve forming yeni çekimli ana yüklemler değildir. Ana olay, -ing ile sonuç biçimindeki kısa yapı, bilimsel anlatımda bir süreci doğrudan yol açtığı sonuçlara bağlar.

Alıştırma

Bu parçada stopping inflation and forming bubble universes nasıl bir görev üstleniyor?

  1. Önceki süreçten önce gerçekleşen iki olayı anlatırlar.
  2. İki çekimli ana yüklemi olan yeni ve bağımsız bir cümle kurarlar.
  3. Önceki sürecin iki sonucunu eklerler.
Cevabı göster

Önceki sürecin iki sonucunu eklerler.

Each bubble universe,

3:15

Bizimki de dahil olmak üzere

ours being one of them, Dilbilgisi

3:16

her bir baloncuk evren,

would be described by its own Big Bang

3:18

kendi Büyük Patlaması

and laws of physics.

3:20

ve fizik yasalarıyla tanımlanır.

Dilbilgisi

ours being one of them: ara söz görevi gören bağımsız yapı

ours being one of them, ara söz olarak kullanılan bağımsız bir yapıdır. Ours, our bubble universe yerine geçer; them ise bubble universes ifadesine gönderme yapar. Bu yapı, bizim evrenimizin de bu grubun üyelerinden biri olduğu bilgisini ekler. Being çekimsiz bir ortaçtır, şimdiki zamanın ana yüklemi değildir. Ana tümce Each bubble universe ... would be described ... biçimindedir. Bağımsız yapının kendi öznesi olan ours vardır ve başka bir tam cümle kurmadan arka plan bilgisi verir.

Alıştırma

Hangi cümle, ara bilgi eklemek için bağımsız yapıyı doğru biçimde kullanıyor?

  1. The four proposals, being ours the shortest, were discussed at the meeting.
  2. The four proposals, ours is the shortest, were discussed at the meeting.
  3. The four proposals, ours being the shortest, were discussed at the meeting.
Cevabı göster

The four proposals, ours being the shortest, were discussed at the meeting.

Our universe would be part of a greater multiverse Kelime

3:22

Evrenimiz, ebedi enflasyonun fantastik hızının

Kelime

part of a greater multiverse: daha büyük bir bütünün parçası olmak

Be part of, daha büyük bir bütünün içinde yer almak anlamına gelir. Burada our universe, birden çok evren içeren daha büyük bir yapı olan multiverse içindeki bir evren olarak sunulur. Greater, kapsamın daha geniş veya içerme düzeyinin daha yüksek olduğunu anlatır. Bu cümlede “daha iyi” ya da ahlaken üstün anlamına gelmez. Bir şeyin daha büyük bir sistem içindeki yerini göstermek için part of + daha büyük bir bütün yapısı kullanılabilir.

Alıştırma

“Our school project is part of a greater effort,” cümlesinde greater ne anlama gelir?

  1. kalite olarak daha iyi
  2. daha pahalı
  3. kapsamı daha geniş
Cevabı göster

kapsamı daha geniş

in which the fantastic rate of eternal inflation

3:25

komşu bir evrenle karşılaşmamızı imkansız kıldığı

makes it impossible for us to encounter a neighbor universe. Dilbilgisi

3:28

daha büyük bir çoklu evrenin parçası olurdu.

Dilbilgisi

makes it impossible for us to encounter: make + it + adjective + for someone + to-infinitive kalıbı

Kalıp make + it + adjective + for someone + to-infinitive biçimindedir. It, make fiilinden sonra nesne yerini dolduran hazırlayıcı bir nesnedir; ardından gelen mastar yan cümlesi gerçekten değerlendirilen durumu belirtir. Burada imkânsız olan durum for us to encounter a neighbor universe ifadesidir. Bu kalıp bir sonucu anlatır: Bir neden, belirli bir kişi ya da grup için bir eylemi easy, hard, possible veya impossible hâle getirir. Aynı yapıyı koruyarak sıfatı, kişiyi ve eylemi değiştirebilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi makes it + adjective + for us to ile tamamlayın ve “mümkün olmayan” anlamındaki sıfatı kullanın: The locked gate ____ enter the park.

Cevabı göster

makes it impossible for us to

The Big Bang also predicts

3:32

Büyük Patlama aynı zamanda

that in that early hot universe,

3:33

o erken dönem sıcak evreninde,

our fundamental forces Kelime

3:35

temel kuvvetlerimizin

may unify into one superforce.

3:37

bir süper kuvvet halinde birleşebileceğini de öngörür.

Kelime

Temel kuvvetler tek bir süper kuvvet hâlinde birleşebilir

Burada fundamental forces, kütle çekimi ve elektromanyetizma gibi fizikte tanımlanan temel etkileşimleri ifade eder. Force burada kişisel güç ya da askerî kuvvet değil, teknik bir fizik terimidir. X may unify into Y yapısı, birbirinden ayrı birkaç şeyin tek bir sistem hâline gelebileceğini anlatır. May bunun kuramsal bir olasılık olduğunu gösterir; superforce ise temel kuvvetleri birleştireceği öne sürülen tek etkileşimin adıdır.

Alıştırma

Bu cümlede "our fundamental forces may unify into one superforce" ne anlama gelir?

  1. Birkaç ordu zaten tek bir askerî grup oluşturdu.
  2. Temel fiziksel etkileşimler tek bir etkileşim hâlinde birleşebilir.
  3. İnsanlar son derece güçlü tek bir yetenek kazanacak.
Cevabı göster

Temel fiziksel etkileşimler tek bir etkileşim hâlinde birleşebilir.

Mathematical string theories

3:41

Matematiksel sicim teorileri

suggest descriptions of this unification

3:42

atom altı kuarklar ve elektronlar için

in addition to a fundamental structure

3:45

temel bir yapıya ek olarak

for subatomic quarks and electrons.

3:47

bu birleşmenin tanımlarını önerir.

In these proposed models,

3:49

Bu önerilen modellerde,

vibrating strings are the building blocks of the universe. Deyimler

3:51

titreşen sicimler evrenin yapı taşlarıdır.

Deyimler

Evrenin temel yapı taşları

Building blocks gerçek anlamıyla bir şey yapmak için kullanılan bloklardır. Burada ifade, daha büyük bir sistemi oluşturan en temel parçalar için kullanılan bir benzetmedir. Titreşen sicimlere the building blocks of the universe denmesi, önerilen bu modellerde sicimlerin evrenin temel bileşenleri olarak kabul edildiği anlamına gelir. Bunların gerçek bloklar ya da inşaat malzemeleri olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Temel bileşenleri anlatan yaygın benzetmeyle cümleyi tamamlayın: Atoms are the ____ of matter.

Cevabı göster

building blocks

Competing models for strings

3:55

Sicimler için rekabet eden modeller

have now been consolidated into a unified description Kelime

3:56

şimdi birleşik bir tanımda birleştirilmiştir

Kelime

have now been consolidated into a unified description: artık birleşik bir açıklamada birleştirilmiş

Have now been consolidated into, present perfect zamanda edilgen bir yapıdır. Competing models eylemden etkilenir: Önceden ayrı olan birkaç model, tek ve bütünleşik bir açıklama oluşturacak şekilde bir araya getirilmiştir. Now, bunun şu anki sonuç olduğunu vurgular. consolidate A into B yapısında A birleştirilen malzeme, B ise düzenli sonuçtur. Edilgen yapıda A özne olur: A has/have been consolidated into B.

Alıştırma

Cümleyi consolidate fiilinin doğru biçimi ve sonucu tanıtan edatla tamamlayın: The three schedules have been ____ one master plan.

Cevabı göster

consolidated into

and suggest these structures

4:00

ve bu yapıların

may interact with massive higher-dimensional surfaces Kültür

4:01

zarlar adı verilen devasa yüksek boyutlu yüzeylerle

called branes.

4:04

etkileşime girebileceğini öne sürer.

Kültür

higher-dimensional surfaces called branes: brane adı verilen yüksek boyutlu yüzeyler

Higher-dimensional surfaces called branes, sıradan bir yüzeyden daha fazla boyuta yayılan ve bilim insanlarının branes dediği kuramsal yapıları anlatır. Called branes, that are called branes ifadesinin kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir ve genel açıklamadan sonra adı tanıtır. Brane, membrane sözcüğünden oluşturulmuş teknik bir fizik terimidir. Bu cümleyi anlamak için branes sözcüğünü gündelik bir nesne olarak değil, bu kuramsal yapıların adı olarak düşünmek yeterlidir.

Alıştırma

Cümlede called branes ne işe yarar?

  1. Yüksek boyutlu yüzeylere bir ad verir.
  2. Yüzeylerin telefon görüşmesi yaptığını söyler.
  3. Yüzeylerin malzemesinin beyin olduğunu belirtir.
Cevabı göster

Yüksek boyutlu yüzeylere bir ad verir.

Our universe may be contained within one such brane,

4:06

Evrenimiz, şakacı bir şekilde kütle veya hiper uzay olarak adlandırılan

floating in an unknown higher-dimensional place

4:09

bilinmeyen yüksek boyutlu bir yerde süzülen

playfully named the bulk or hyperspace. Kültür

4:13

böyle bir zarın içinde yer alıyor olabilir.

Kültür

playfully named the bulk or hyperspace: şakacı bir adlandırma

playfully named the bulk or hyperspace ifadesi, önündeki bilinmeyen yüksek boyutlu yeri niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir; which is playfully named ... anlamına gelir. Playfully, adlandırmanın tonunu yorumlar: adlar yaratıcı ya da hafif şakacı duyulur. Bu fizik bağlamında the bulk, bir brane'in içinde bulunduğu daha yüksek boyutlu uzay için kullanılan teknik bir addır; hyperspace de böyle bir uzayın başka bir adıdır. Or, alternatif adları sunar. Burada bulk sözcüğünü günlük dildeki 'büyük miktar' veya 'bir şeyin çoğu' anlamında okumayın.

Alıştırma

Bu cümlede playfully named the bulk or hyperspace ifadesi ne anlatıyor?

  1. Yüksek boyutlu yere the bulk ve hyperspace adlı yaratıcı isimler verilmiştir.
  2. Bulk burada günlük anlamıyla çok miktarda bir şeyi ifade eder.
  3. Brane, hyperspace adlı bir yerde oyun oynamaktadır.
Cevabı göster

Yüksek boyutlu yere the bulk ve hyperspace adlı yaratıcı isimler verilmiştir.

Other branes containing other types of universes

4:16

Diğer evren türlerini içeren diğer zarlar

may coexist in hyperspace

4:20

hiper uzayda bir arada var olabilir

and neighboring branes

4:22

ve komşu zarlar

may even share certain fundamental forces

4:23

kütleçekimi gibi bazı temel kuvvetleri

like gravity.

4:26

bile paylaşabilir.

Both eternal inflation and branes describe a multiverse. Anlatım akışı

4:27

Hem ebedi enflasyon hem de zarlar bir çoklu evreni tanımlar.

Anlatım akışı

Both A and B describe ...: iki fikri ortak bir noktada gruplama

Both A and B, eşit konumdaki iki öğeyi tek bir dil bilgisi yapısına yerleştirir ve aynı ifadeyi ikisine de uygular. Burada eternal inflation A, branes B, describe a multiverse ise ortak iddiadır. Bir açıklamada bu kalıp ortak bir noktayı özetler ve okurun farklılıkları karşılaştırmadan önce fikirleri gruplamasına yardım eder. Birleşik özne çoğuldur; bu yüzden fiil describes değil describe olur.

Alıştırma

Maya ile Leo'nun aynı etkinliği yaptığını belirten ikili yapıyı tamamlayın: ____ Maya ____ Leo enjoy chess.

Cevabı göster

Both · and

But while universes in eternal inflation are isolated, Dilbilgisi

4:31

Ancak ebedi enflasyondaki evrenler izole iken,

brane universes could bump into each other. Öbek fiiller

4:34

zar evrenleri birbirine çarpabilir.

Dilbilgisi

But while A, B: iki durumu karşılaştırma

Burada while, “bir şey olurken” şeklinde bir zaman anlamı taşımaz. İki cümleciği karşılaştırır: sonsuz şişme içindeki evrenler yalıtılmıştır, ancak zar evrenler çarpışabilir. But while A, B kalıbında But önceki düşünceyle bağlantı kurar, ardından önemli bir farkı göstermek için A ile B'yi yan yana getirir. İki cümlecik farklı durumları, özellikleri, tahminleri veya bakış açılarını anlatıyorsa karşılaştırma anlamındaki while kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede while zaman belirtmek yerine iki durumu karşılaştırmak için kullanılmıştır?

  1. While we were eating dinner, the lights went out.
  2. While the blue team is faster, the red team makes fewer mistakes.
  3. While I waited for the bus, I read a comic.
Cevabı göster

While the blue team is faster, the red team makes fewer mistakes.

Öbek fiiller

could bump into each other: olası karşılıklı temas

Bu cümlede could bump into each other, iki zar evrenin çarpışabileceği veya temas edebileceği anlamına gelir. Could olasılık belirtir, each other ise temasın karşılıklı olduğunu gösterir. Bump into, insanlar söz konusu olduğunda “tesadüfen karşılaşmak” anlamına gelebilir. Burada öznenin insan olmaması ve bilimsel bağlam, fiziksel çarpışma anlamını seçtirir.

Alıştırma

"The two satellites could bump into each other," cümlesinde bu ifade ne anlama gelir?

  1. Birbirlerine mesaj gönderebilirler.
  2. Kesinlikle birlikte hareket edecekler.
  3. Birbirleriyle çarpışabilirler.
Cevabı göster

Birbirleriyle çarpışabilirler.

An echo of such a collision

4:37

Böyle bir çarpışmanın yankısı

may appear in the cosmic microwave background, Kültür

4:39

erken Büyük Patlama döneminden kalma

Kültür

cosmic microwave background: kozmik mikrodalga arka plan ışıması

Genellikle CMB olarak kısaltılan cosmic microwave background, evrenin her yanına yayılmış zayıf mikrodalga ışımasıdır. Erken evrenden kalmıştır; sıradan, görsel bir “arka plan” değildir. Burada çarpışmanın yankısı, bu ışımada gözlemlenebilir bir desen veya iz bulunması anlamına gelir. Bilim insanları varsayılan çarpışmanın kanıtlarını burada arayabilir.

Alıştırma

Bu cümlede cosmic microwave background nedir?

  1. Yakındaki gezegenlerin ürettiği mikrodalgalar.
  2. Erken evrenden gelen ve evrenin her yanına yayılmış ışıma.
  3. Yıldızların arkasındaki koyu renkli görsel bir fon.
Cevabı göster

Erken evrenden gelen ve evrenin her yanına yayılmış ışıma.

a soup of radiation Deyimler

4:42

evrenimizin her yerindeki

throughout our universe

4:43

bir radyasyon çorbası olan

Deyimler

a soup of radiation: “radyasyon çorbası” benzetmesi

a soup of radiation ifadesindeki soup bir benzetmedir. Radyasyonu, çorbanın içindeki malzemeler gibi birbirine karışmış ve uzaya yayılmış olarak canlandırır; yiyecek anlamına gelmez. Daha genel olarak a soup of + isim, birçok şeyin aynı ortamda birbirine karışmasını canlı bir biçimde anlatır.

Alıştırma

“The antenna picked up a soup of signals” cümlesinde soup ne anlama gelir?

  1. Anten bir öğün yemek buldu.
  2. Çok sayıda sinyal birbirine karışmıştı.
  3. Her sinyal diğerlerinden tamamen ayrıydı.
Cevabı göster

Çok sayıda sinyal birbirine karışmıştı.

that's a relic from the early Big Bang era. Kelime

4:44

kozmik mikrodalga arka planında ortaya çıkabilir.

Kelime

a relic from the early Big Bang era: Büyük Patlama'nın erken döneminden kalan bir iz

Bu cümlede a relic from ..., çok daha eski bir zamandan günümüze kalmış ve o döneme kanıt oluşturabilecek bir şeyi ifade eder. Burada relic, kozmik mikrodalga arka plan ışımasını dinî bir kutsal emanet olarak değil, erken evrenden kalan bir sinyal olarak tanımlar. a relic from + dönem veya olay kalıbı, günümüze kalan nesnenin, özelliğin ya da izin geçmişteki kaynağını belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede a relic from the early Big Bang era ne anlama gelir?

  1. Modern bir tören için yapılmış kutsal bir nesne
  2. Henüz gerçekleşmemiş bir olayla ilgili tahmin
  3. Erken evrenden günümüze kalan bir iz veya sinyal
Cevabı göster

Erken evrenden günümüze kalan bir iz veya sinyal

So far, Anlatım akışı

4:47

Şimdiye kadar,

though,

4:47

yine de,

we've found no such cosmic echo.

4:48

böyle bir kozmik yankı bulamadık.

Anlatım akışı

So far, though: ancak şimdiye kadar

So far, ifadenin zaman sınırını belirler: şu ana kadar mevcut olan kanıtları anlatır ve daha sonra elde edilecek kanıtların sonucu değiştirebileceği ihtimalini açık bırakır. we've found örneğinde olduğu gibi present perfect ile sık kullanılır. Burada though, ödünleyici bir karşıtlık bağlayıcısıdır. Virgüllerle ayrılarak bir keşif yapılamamasını daha önceki bir beklenti veya olasılıkla karşıtlaştırır. So far, though birlikte yaklaşık olarak “ancak şimdiye kadar” anlamına gelir ve hem zaman kapsamını hem de karşıtlığı göstererek cümledeki bilgiyi düzenler.

Alıştırma

“Ancak şimdiye kadar” anlamına gelen iki ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, ____, the treatment has not reduced the pain.

Cevabı göster

So far · though

Some suspect these differing multiverse hypotheses

4:51

Bazıları, bu farklı çoklu evren hipotezlerinin

may eventually coalesce into a common description Kelime

4:54

sonunda ortak bir tanımda birleşebileceğinden

or be replaced by something else.

4:57

veya başka bir şeyle değiştirilebileceğinden şüpheleniyor.

Kelime

may eventually coalesce into a common description: sonunda ortak bir açıklamada birleşebilir

Coalesce into, ayrı olan fikirlerin, grupların veya sistemlerin zamanla bir araya gelip tek bir bütün oluşturması demektir. Burada farklı hipotezler, gelecekte ortak bir açıklamayı oluşturabilecek parçalar olarak sunuluyor. May belirsizlik bildirir; eventually ise olası değişimin zaman alan bir sürecin ardından gerçekleşebileceğini gösterir. Cümle, birleşmenin kesin, tamamlanmış veya ani olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi resmî fiil coalesce ve bu fiilin gerektirdiği edatla tamamlayın: Several researchers think their separate models may eventually ____ one explanation.

Cevabı göster

coalesce into

As it stands now, Anlatım akışı

4:59

Şu anki haliyle,

Anlatım akışı

As it stands now: bir yargıyı mevcut durumla sınırlamak

As it stands now, cümlenin başında kullanılan ve şu andaki duruma göre anlamına gelen bir çerçeve ifadedir. It genel olarak konuşulan konuyu belirtir; stands ise fiziksel olarak ayakta durmak değil, mevcut durumda olmak anlamındadır. Bu ifade bir yargının önüne getirildiğinde yargıyı mevcut kanıtlar veya düzenlemelerle sınırlar. Dinleyiciye, sonraki ifadenin şu an için en iyi değerlendirme olduğunu ama ileride değişebileceğini bildirir.

Alıştırma

As it stands now bir ifadenin önünde neyi belirtir?

  1. Durum fiziksel olarak ayakta durmaktadır.
  2. İfade her zaman doğru olmuştur ve değişemez.
  3. İfade mevcut duruma dayanır ve daha sonra değişebilir.
Cevabı göster

İfade mevcut duruma dayanır ve daha sonra değişebilir.

they're speculative explorations of mathematical models.

5:00

bunlar matematiksel modellerin spekülatif keşifleridir.

While these models are inspired and guided by many scientific experiments, Dilbilgisi

5:04

Bu modeller birçok bilimsel deneyden ilham almış ve yönlendirilmiş olsa da,

Dilbilgisi

While ...: bir noktayı kabul edip ardından sınırlama getirmek

Burada While, ödünleme bildiren bir yan cümle başlatır: Ana cümle bir sınırlama sunmadan önce bilimsel deneylerin modellere ilham verdiğini ve yön verdiğini kabul eder. While A, B kalıbı dengeli bir sav oluşturmaya yardımcı olur. A doğru veya olumlu bir noktayı kabul eder, B ise onunla karşıtlık oluşturan bir gerçeği sunar. Buradaki while, “-iken” değil, “-se de” anlamındadır.

Alıştırma

Bu cümlede While hangi ilişkiyi ifade ediyor?

  1. Bir noktayı kabul edip ardından bir sınırlama getirir.
  2. Modellerin neden oluşturulduğunu açıklar.
  3. Bilimsel deneylerin ne zaman yapıldığını gösterir.
Cevabı göster

Bir noktayı kabul edip ardından bir sınırlama getirir.

there are very few objective experiments Dilbilgisi

5:09

henüz bunları doğrudan test edebilecek

to directly test them yet.

5:11

çok az nesnel deney var.

Dilbilgisi

very few objective experiments to directly test them: doğrudan sınayacak çok az nesnel deney

Very few, çoğul ve sayılabilen experiments adını niteler. Yalnızca çok küçük bir sayının var olduğunu ve bu sayının yetersiz görüldüğünü belirtir; hiç deney olmadığı anlamına gelmez. to directly test them mastar öbeği deneylerin amacını belirtir. Directly, test fiilini niteler; dolayısıyla sınırlama, modellerin kendisini doğrudan sınayan deneylerle ilgilidir, onlarla ilişkili her türlü kanıtla değil.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “yalnızca çok küçük bir sayı” anlamına gelen iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: There are ____ reliable tests to confirm the result.

Cevabı göster

very few

Until the next Edwin Hubble comes along, Kültür

5:13

Bir sonraki Edwin Hubble gelene kadar,

Kültür

Until the next Edwin Hubble comes along: Hubble gibi bir sonraki kişi ortaya çıkana kadar

the next Edwin Hubble ifadesinde bilim insanının adı, Hubble'ınki kadar önemli bir atılım yapacak gelecekteki bir gözlemciyi temsil eder. Aynı adı taşıyan başka bir kişi anlamına gelmez. Hubble'ın gözlemleri, evrenin genişlediğine dair önemli kanıtlar sağlamıştır; karşılaştırmaya gücünü veren de budur. Come along burada “ortaya çıkmak” anlamındadır. Until ... comes along bir zaman sınırı belirtir: bu yan cümleden sonra anlatılan durumun, böyle çığır açan bir kişi ortaya çıkana kadar sürmesi beklenir.

Alıştırma

Bu cümlede the next Edwin Hubble ne anlama geliyor?

  1. Binaya sıradaki olarak gelen herhangi bir astronom.
  2. Yasal adı da Edwin Hubble olan bir sonraki kişi.
  3. Benzer derecede önemli bir atılım yapacak gelecekteki bir gözlemci.
Cevabı göster

Benzer derecede önemli bir atılım yapacak gelecekteki bir gözlemci.

scientists will likely be left to argue Kalıp ifadeler

5:16

bilim insanları muhtemelen

about the elegance of their competing models

5:18

rekabet eden modellerinin zarafeti hakkında tartışmaya devam edecek

Kalıp ifadeler

be left to argue about: tartışmaktan başka seçeneği kalmamak

Be left to + fiilin yalın hâli, daha iyi seçenekler ortadan kalkınca geriye o eylemin kaldığını anlatır. Left, edilgen yapıda leave fiilinin geçmiş ortaç biçimidir; birinin fiziksel olarak ayrıldığı anlamına gelmez. Burada scientists will likely be left to argue about ... ifadesi, bilim insanlarının konuyu çözüme kavuşturmak için muhtemelen daha iyi bir yolu olmayacağını ve yalnızca birbiriyle yarışan modellerin zarafetini tartışabileceklerini anlatır. Yapı, özgürce seçilmiş bir plandan çok kısıtlılık veya hayal kırıklığı hissi verir.

Alıştırma

Cümleyi be left to kullanarak tamamlayın: Without more evidence, the team was ____ guess.

Cevabı göster

left to

and continue to dream about what, Dilbilgisi

5:20

ve evrenimizin ötesinde

if anything,

5:23

eğer bir şey varsa,

lies beyond our universe.

5:24

ne yattığını hayal etmeye devam edeceklerdir.

Dilbilgisi

what, if anything, lies beyond our universe: bir şeyin var olduğunu varsaymamak

if anything sözleri “orada gerçekten bir şey varsa” anlamına gelir. what lies beyond our universe sorusunun içine eklenir; böylece konuşan kişi orada mutlaka bir şey bulunduğunu varsaymaz. Yeniden kullanılabilen what, if anything, + fiil kalıbında “hiçbir şey” olası bir cevap olarak kalır. Virgüller, if anything ifadesinin ana soruya eklenmiş kısa bir ara söz olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hiçbir değişiklik olmamış olabileceğini gösteren iki kelimelik ara sözle cümleyi tamamlayın: We need to find out what, ____, changed after the update.

Cevabı göster

if anything

One of our favorite things about the TED-Ed community

5:27

TED-Ed topluluğuyla ilgili en sevdiğimiz şeylerden biri

is our shared passion for big, Kalıp ifadeler

5:29

büyük ve

sometimes unanswerable questions.

5:31

bazen cevaplanamayan sorulara duyduğumuz ortak tutkudur.

Kalıp ifadeler

our shared passion for ...: ortak güçlü tutku

our shared passion for ... ifadesi, bir gruptaki insanların ortaklaşa taşıdığı güçlü heyecanı anlatır. Burada passion romantik aşk değil, derin ilgi ve bağlılık anlamındadır; for ise bu tutkunun konusunu tanıtır. Big questions fiziksel olarak büyük sorular değil, önemli ve geniş kapsamlı sorulardır. Sometimes unanswerable, bunların bazılarının kesin ve nihai bir cevabı olmayabileceğini belirtir.

Alıştırma

“Ortaklaşa taşıdıkları güçlü heyecan” anlamındaki dört kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Lina and Omar discovered ____ astronomy.

Cevabı göster

a shared passion for

Students in our TED-Ed Clubs program,

5:34

TED-Ed Kulüpleri programımızdaki öğrenciler,

for example,

5:36

örneğin,

are using the TED platform Kalıp ifadeler

5:37

TED platformunu kullanıyorlar;

to explore big questions like would robots make good judges,

5:38

robotlardan iyi bir yargıç olur mu,

where does confidence come from,

5:42

özgüven nereden gelir,

Kalıp ifadeler

use the TED platform to explore big questions: büyük soruları araştırmak için TED platformunu kullanmak

use + araç veya kaynak + to + fiilin yalın hâli yapısı, bir aracı amacıyla ilişkilendirir. are using the TED platform to explore... ifadesinde the platform kullanılan kaynaktır; to explore ise öğrencilerin bu kaynağı hangi amaçla kullandığını açıklar. Buradaki platform, istasyon peronu değil, fikirleri ifade etmek, paylaşmak ve araştırmak için düzenlenmiş bir eğitim ve medya ortamıdır. Sonraki sözlerde questions sözcüğünü big niteler: big questions, basit cevapları olmayabilen kapsamlı ve önemli sorulardır.

Alıştırma

Cümleyi explore fiilinin amaç bildiren biçimiyle tamamlayın: The class uses the digital archive ____ local history.

Cevabı göster

to explore

and why is my cat Penny so small?

5:44

ve kedim Penny neden bu kadar küçük gibi büyük soruları araştırmak için.

If you're between 8 and 18 years old,

5:47

Eğer 8 ila 18 yaş arasındaysanız,

we want you to share your big question

5:49

büyük sorunuzu

or big idea with TED.

5:52

veya büyük fikrinizi TED ile paylaşmanızı istiyoruz.

Visit ed.ted.com/clubs to get started. Öbek fiiller

5:53

Başlamak için ed.ted.com/clubs adresini ziyaret edin.

Öbek fiiller

get started: başlamak

Get started, bir etkinliğe veya sürece başlamak anlamına gelen kalıplaşmış bir fiil ifadesidir. Visit ... to get started cümlesinde to ile başlayan bölüm, siteyi ziyaret etmenin amacını belirtir: ziyaret, katılmaya yönelik ilk adımdır. Bu ifade, harekete geçmeye yönelik dostça bir çağrıdır. Burada get, almak anlamına gelmez; get started bir bütün olarak çalışır.

Alıştırma

Eylem çağrısını get started kalıbıyla tamamlayın: Create an account to ____.

Cevabı göster

get started