Yabani Ginseng Neden Bu Kadar Pahalı? | So Expensive | Business Insider: İngilizce çalışma notları
Business Insider
Video özeti: Belgesel, Güney Kore'deki yabani ve doğala benzer yetiştirilen ginsengin yüksek fiyatını uzun yetişme, özenli hasat, tartışmalı tıbbi kanıtlar ve sertifikayla açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “stumbled upon” — Öbek fiiller: Hong'un kökü tesadüfen bulduğunu anlayın ve ifadeyi planlı arama değil beklenmedik keşif için kullanın. 2. “the more scars, the higher the price.” — Dilbilgisi ve cümle kalıpları: bağıntılı karşılaştırmayı tanıyın ve bir etkenin diğeriyle birlikte değiştiğini anlatın. 3. “remains to be established.” — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: bu bilimsel çekinceyi kanıtlarla henüz doğrulanmamış olarak okuyun; çürütülmüş anlamına gelmediğini ayırın.
Bu derste
Hong Daesik has stumbled upon something truly rare. Öbek fiiller
0:00Hong Daesik gerçekten nadir bir şeyi tesadüfen buldu.
stumbled upon: bir şeyi tesadüfen bulmak
Stumbled upon, “tesadüfen buldu veya rastladı” anlamına gelir. Buradaki has stumbled upon, keşfin planlanmadığını anlatır; Hong Daesik’in gerçekten ayağının takıldığı anlamına gelmez. Bu, stumble upon + bir şey, bilgi, kişi veya yer yapısıyla kullanılan bir öbek fiildir. Present perfect biçimindeki has stumbled upon, tesadüfi keşfi yakın zamanda gerçekleşmiş ve sonucu şu anda önemli olan bir olay olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümlede stumbled upon “tesadüfen bulmak” anlamında kullanılmıştır?
- While cleaning the garage, Maya stumbled upon a box of old photographs.
- Maya tripped over a box and fell to the floor.
- Maya deliberately searched every shelf for the missing file.
Cevabı göster
While cleaning the garage, Maya stumbled upon a box of old photographs.
It's a ginseng root that grew naturally in the wild
0:04Bu, doğada kendiliğinden yetişen bir ginseng köküdür
and it will sell for tens of thousands of dollars. Kalıp ifadeler
0:10ve on binlerce dolara satılacak.
sell for + tutar: satış fiyatını belirtmek
Sell for + bir tutar, “o fiyata satılmak” anlamına gelir. it will sell for tens of thousands of dollars cümlesinde ürün öznedir ve ifade, satıştan elde edebileceği fiyatı tahmin eder. Bir satış fiyatını bildirmek veya tahmin etmek için ürün + sell for + tutar yapısını kullanın. Fiil geçmiş, şimdiki veya gelecek zamanda olabilir: sold for, sells for veya will sell for.
Alıştırma
Cümleyi “bu fiyata satılmak” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: At the charity auction, the signed jersey is expected to ____ more than $5,000.
Cevabı göster
sell for
Yaklaşık miktar bildiren tens of thousands of dollars
tens of thousands of dollars ifadesindeki tens of thousands, kesin bir toplamı değil, genellikle 20.000 ile 90.000 arasındaki yaklaşık bir miktarı anlatır. Dolayısıyla tüm ifade, on binlerce dolarlık yaklaşık bir fiyat anlamına gelir. Kalıp tens/hundreds of thousands of + çoğul sayılabilen isim şeklindedir. Hem tens hem de thousands çoğuldur ve isimden önce of kullanılması gerekir: tens of thousands of dollars.
Alıştırma
20.000–90.000 dolar civarındaki yaklaşık miktarı anlatan tam ifadeyle tamamlayın: The renovation could cost ____.
Cevabı göster
tens of thousands of dollars
But most other classes of ginseng won't sell for anywhere near this much. Kalıp ifadeler
0:18Ancak diğer ginseng türlerinin çoğu bunun yanına bile yaklaşan bir fiyata satılmaz.
won't sell for anywhere near this much: miktarın çok altında
won't sell for anywhere near this much olumsuz cümlesinde anywhere near, miktarı veya dereceyi karşılaştırır. “Bu miktara yaklaşmamak bile” anlamına gelir; yani beklenen satış fiyatı çok daha düşüktür. Yeniden kullanılabilir kalıp olumsuz fiil + anywhere near + miktar, düzey, kalite veya sonuç şeklindedir. This much, daha önce belirtilen bir miktara gönderme yapar; miktar açık değilse doğrudan belirtilmelidir.
Alıştırma
“Our old laptop won't sell for anywhere near this much,” cümlesinde konuşan kişi ne söylüyor?
- Bu miktardan çok daha ucuza satılacak.
- Neredeyse bu miktara satılacak.
- Buraya yakın bir yerde satılacak.
Cevabı göster
Bu miktardan çok daha ucuza satılacak.
Bu kökü bu kadar özel yapan nedir?
What makes this root so special? cümlesinde make ettirgen bir anlam taşır: “bir şeyin belirli bir niteliğe sahip olmasına yol açmak” demektir, “üretmek” değildir. What buna yol açan etkeni, this root nesneyi, so special ise ortaya çıkan niteliği gösterir. Aktarılabilir kalıp What makes + nesne + sıfat? biçimindedir ve belirli bir niteliği hangi etkenin, özelliğin veya mekanizmanın oluşturduğunu sorar. so, special sözcüğünün derecesini güçlendirir.
Alıştırma
Soruyu What makes + nesne + sıfat kalıbıyla tamamlayın: ____ this app so useful?
Cevabı göster
What makes
Ginseng is one of the most popular herbs in the world, Dilbilgisi
0:32Ginseng, dünyanın en popüler şifalı bitkilerinden biridir,
en popüler şifalı bitkilerden biri
One of the most popular herbs, ginsengin popülerlik ölçeğinin en üstündeki bitkiler grubuna ait olduğunu belirtir; ginsengin tek başına en popüler bitki olduğunu iddia etmez. Kalıp one of the + en üstünlük derecesi + çoğul sayılabilen isim biçimindedir. herbs çoğuldur çünkü içinden bir üyenin seçildiği grubu adlandırır. Cümlenin öznesi tekil Ginseng olduğundan fiil is olur. in the world yalnızca karşılaştırmanın kapsamını belirler; temel kalıbın parçası değildir.
Alıştırma
Cümleyi one of the + en üstünlük derecesi + çoğul isim kalıbıyla tamamlayın: The cheetah is ____ on Earth.
Cevabı göster
one of the fastest animals
a single ginseng root found growing naturally in the wild in South Korea Dilbilgisi
0:39Güney Kore'de doğada kendiliğinden yetişen tek bir ginseng kökü
can cost thousands of dollars depending on its age. Kalıp ifadeler
0:43yaşına bağlı olarak binlerce dolara mal olabilir.
found growing naturally in the wild: doğada kendiliğinden yetişirken bulunmuş
Found growing naturally in the wild, a single ginseng root ifadesini niteleyen kısaltılmış edilgen bir ilgi yan cümlesidir. Tam biçimi that is found growing naturally in the wild şeklindedir: kök, found eylemine maruz kalan şeydir; growing ise insanlar onu bulduğunda ne yaptığını anlatır. “İsim + found + -ing biçimi” kalıbı iki düşünceyi tek bir ifadede birleştirir: bir şey keşfedilir ve o anda bir etkinlik içindedir ya da belirli bir durumdadır.
Alıştırma
“A rare plant found growing beside the road was protected,” cümlesinde “found growing” bize ne anlatır?
- Bitki, büyümekte olan bir şeyi keşfetti.
- Bitki ancak biri yolu bulduktan sonra dikildi.
- Bitki büyürken keşfedildi.
Cevabı göster
Bitki büyürken keşfedildi.
depending on its age: yaşına bağlı olarak
Depending on its age, fiyatı değişken hâle getiren bir koşul ekler. Kesin fiyatın kökün yaşına göre değiştiği anlamına gelir; cümle tek ve sabit bir fiyat vermez. Bir sonucu, seçimi veya planı hangi etkenin değiştirebileceğini göstermek için depending on + isim ya da isim öbeğini kullanın. Buradaki its, ginseng kökünü ifade eder.
Alıştırma
Planın bir koşula göre değiştiğini anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: “We may eat outside or indoors, ____ the weather.”
Cevabı göster
depending on
could only cost about $25 for 10 roots in South Korea.
0:49Güney Kore'de 10 kök için yalnızca yaklaşık 25 dolara mal olabilir.
On the other hand: karşıt tarafı tanıtmak
On the other hand, daha önce sunulan bir bilgiyle karşıtlık oluşturan ikinci bir olguyu, seçeneği veya bakış açısını tanıtır. Burada izleyiciye, yetiştirilmiş ginsengin çok daha düşük fiyatını daha önce belirtilen yabani ginsengin yüksek fiyatıyla karşılaştırması gerektiğini gösterir. Bu ifade iki bilgi arasındaki ilişkiyi düzenler; fiziksel bir “diğer el” anlamına gelmez. İlk taraf zaten açıksa ikinci tarafı tek başına tanıtabilir, bu nedenle on the one hand ifadesinin daha önce kullanılması gerekmez.
Alıştırma
Karşıtlığı en iyi tamamlayan bağlayıcıyı seçin: “The city-center apartment is convenient. ____, the suburban apartment offers much more space.”
- On the other hand
- Moreover
- For example
Cevabı göster
On the other hand
and it can cost hundreds to thousands of dollars.
0:58ve fiyatı yüzlerce dolardan binlerce dolara kadar çıkabilir.
Wild simulated ginseng: ormanda yetişen ama gerçekten yabani olmayan ginseng
Wild simulated ginseng, genellikle tohumdan başlayarak doğal bir ormana bilinçli şekilde ekilen ve yabani bitkilerinkine benzeyen koşullarda büyümeye bırakılan ginsengdir. Simulated, yetişme ortamını ve yöntemini anlatır; ginsengin yapay ya da sahte olduğu anlamına gelmez. Bu kategori, bilinçli olarak ekilmemiş gerçek yabani ginsengden ve daha kontrollü tarım koşullarında yetiştirilen tarla ginsenginden farklıdır. Tireli wild-simulated ginseng yazımı da aynı kategoriyi adlandırır.
Alıştırma
Bir yetiştirici ginseng tohumlarını ormana eker ve doğala yakın koşullarda gelişmelerine izin verir. En uygun ad hangisidir?
- field-cultivated ginseng
- wild ginseng
- wild-simulated ginseng
Cevabı göster
wild-simulated ginseng
Hong Daesik has been growing and harvesting wild simulated ginseng in the mountains around Suncheon,
1:02Hong Daesik, Suncheon çevresindeki dağlarda yabani ortamda ginseng yetiştirip hasat ediyor.
For 28 years ... has been growing and harvesting: geçmişten bugüne süreklilik
For 28 years, faaliyetin başlangıcından anlatımın şimdiki anına kadar geçen süreyi belirtir. Has been growing and harvesting, present perfect continuous yapısındadır; dolayısıyla iş geçmişte başlamış ve hâlâ devam ediyormuş gibi sunulmuştur. Growing ve harvesting, has been yapısını ortak kullanan iki paralel -ing biçimidir. Bu yapı, dönem boyunca devam eden uzun süreli bir faaliyeti veya tekrarlanan işi anlatır; iki eylemin her an kesintisiz biçimde aynı anda yapıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi manage fiilinin present perfect continuous biçimi ve süre belirteciyle tamamlayın: Maya ____ the community garden ____ five years.
Cevabı göster
has been managing · for
Wild ginseng used to grow here naturally, Dilbilgisi
1:09Yabani ginseng eskiden burada doğal olarak yetişirdi,
used to grow: eskiden yetişirdi, artık yetişmiyor
Used to + fiilin yalın hâli, geçmişteki bir alışkanlığı veya durumu artık günümüzde geçerli değilmiş gibi sunar. Burada used to grow, yabani ginsengin geçmişte bu yerde doğal olarak yetiştiğini belirtir; çevresindeki bağlam ise bunu günümüzdeki kıtlığıyla karşılaştırır. used to sonrasındaki fiil yalın hâlde kalır: grow kullanılır; grew veya growing kullanılmaz. Bu kalıp, geçmişte tekrarlanan eylemleri veya uzun süre devam etmiş geçmiş durumları anlatabilir.
Alıştırma
Eski bir alışkanlığı anlatmak için cümleyi used to ve cycle fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: Leo ____ to school, but now he takes the bus.
Cevabı göster
used to cycle
but demand for the herb has led to overharvesting, Kalıp ifadeler
1:12ancak bu bitkiye olan talep aşırı hasada yol açtı
has led to overharvesting: neden ve güncel sonucu
Bu cümlede has led to, “neden oldu” anlamındadır. Talep, bitkiyi bir yere götürmemiş; overharvesting, yani aşırı hasat sonucunu doğurmuştur. Kalıp lead to + isim veya -ing biçimidir ve buradaki to bir edattır. Şimdiki tamamlanmış zaman biçimi has led, daha önce başlayıp süren talebi, bugüne kadar birikmiş ve hâlâ önem taşıyan bir sonuca bağlar. Bu yapı rapor ve analizlerde neden-sonuç ilişkisi kurmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi lead to ifadesinin şimdiki tamamlanmış zaman biçimiyle tamamlayın: Constant exposure to salt water ____ serious corrosion in the bridge.
Cevabı göster
has led to
making it incredibly rare to find today, Dilbilgisi
1:14ve günümüzde onu bulmayı inanılmaz derecede zorlaştırdı.
making it incredibly rare to find today: sonuç bildiren yan cümle
Virgülden sonraki making yan cümlesi, önceki durumun sonucunu belirtir: aşırı hasat, bitkinin günümüzde son derece nadir bulunması sonucunu doğurmuştur. Making, led ile eş görevli ikinci bir eylem değildir; önceki durumun tamamı bu sonucun nedeni olarak anlaşılır. Sonuç yan cümlesinde make + nesne + sıfat, ortaya çıkan durumu anlatır: making it incredibly rare. Burada it bitkiyi gösterir, incredibly rare sözcüğünü güçlendirir ve to find today nadirlik düşüncesini tamamlar. Bu kısa sonuç yapısı açıklayıcı ve haber tarzı metinlerde yaygındır.
Alıştırma
Hangi tamamlama, virgül + making sonuç yan cümlesiyle doğal bir sonucu doğru biçimde ekler? The new signs clarified the route, _____.
- made it easier for visitors to find the entrance
- making visitors found the entrance more easily
- making it easier for visitors to find the entrance
- and making it was easy for visitors to find the entrance
Cevabı göster
making it easier for visitors to find the entrance
which is why harvesters have moved to growing the similar-looking but less expensive wild-simulated variety. Anlatım akışı
1:17Bu yüzden toplayıcılar, görünüşü benzer ama daha ucuz olan yabani ortamda yetiştirilen çeşide yöneldi.
which is why: önce neden, sonra sonuç
Which, tek bir isme değil, hemen önce anlatılan durumun tamamına gönderme yapar. Which is why... yan cümlesi bu durumu, ardından gelen sonucun nedeni hâline getirir. Burada ifade, bunun toplayıcıların başka bir çeşide yönelmesinin nedeni olduğunu anlatır. Why bir soru oluşturmuyor; bu kalıp bilgiyi önce neden, sonra sonuç sırasıyla düzenliyor.
Alıştırma
Nedene gönderme yapıp sonucunu tanıtan bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: The library was closed, ____ we studied at home.
Cevabı göster
which is why
In order to harvest wild-simulated ginseng, Dilbilgisi
1:23Yabani ortamda yetiştirilen ginsengi hasat edebilmek için
Amaç bildiren In order to + fiilin yalın hâli
In order to, bir eylemin amacını tanıtır. Ardından fiilin yalın hâli gelir: in order to harvest. Amaç eylemini yapan kişinin ana cümlenin öznesi olduğu anlaşılır. Burada Daesik, ginsengi daha sonra hasat edebilmek için tohum eker; order burada emir veya satın alma siparişi anlamına gelmez.
Alıştırma
Yukarıda öğrenilen üç sözcüklü açık amaç ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ arrive before the crowds, Elena left home early.
Cevabı göster
In order to
But growing this type of ginseng may not be worth the hassle. Kalıp ifadeler
1:28Ancak bu tür ginsengi yetiştirmek bunca zahmete değmeyebilir.
worth the hassle: çabayı yararla karşılaştırmak
Burada worth the hassle, beklenen yararın ortaya çıkan zahmet, zaman ve çabayı haklı çıkaracak kadar değerli olması demektir. A hassle mutlaka bir tartışma anlamına gelmez; zahmetli veya karmaşık herhangi bir süreci ifade edebilir. May not ile birlikte konuşan kişi temkinli biçimde olumsuz bir değerlendirme yapar: Bu tür ginsengi yetiştirmek, sonucun haklı çıkarabileceğinden daha fazla çaba gerektirebilir. Be worth the hassle kalıbı, bir yararı onu elde etmek için gereken zahmetle karşılaştırırken kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “rahatsızlığa değecek kadar değerli” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The refund is only five dollars, so filling out six forms isn't ____.
Cevabı göster
worth the hassle
90% of the wild-simulated plants Daesik grows won't survive.
1:32Daesik'in yabani ortamda yetiştirdiği bitkilerin %90'ı hayatta kalmıyor.
In fact: bir iddiayı kanıtla güçlendirmek
In fact yeni cümleyi önceki değerlendirmeye bağlar ve bu değerlendirmeyi güçlendiren belirli bir kanıt sunar. %90'lık başarısızlık oranı, bu ginsengi yetiştirmenin neden uğraşına değmeyebileceğini açıklar. Bu bağlaç otomatik olarak karşı çıkma bildirmez. Daha genel olarak, bir olgu ekleyerek önceki ifadeyi güçlendirebilir, netleştirebilir veya düzeltebilir; aradaki kesin ilişki çevredeki cümlelerden anlaşılır.
Alıştırma
Bu alıntıda In fact ne yapıyor: “But growing this type of ginseng may not be worth the hassle. In fact, 90% of the wild-simulated plants Daesik grows won't survive.”?
- Önceki şüpheyi güçlendiren somut bir kanıt ekler.
- Önceki ifadeyi desteklemeyen ilgisiz bir örnek sunar.
- Konuşanın karşıt görüşe geçtiğini belirtir.
Cevabı göster
Önceki şüpheyi güçlendiren somut bir kanıt ekler.
This is partly due to the plant's need for ample shade Kalıp ifadeler
1:45Bunun nedenlerinden biri, bitkinin bol gölgeye ihtiyaç duyması
partly due to: Birden Fazla Nedenden Birini Belirtmek
Partly due to, “kısmen ... nedeniyle” anlamına gelir. Bu cümlede bitkinin bol gölgeye ihtiyaç duyması, düşük hayatta kalma oranının nedenlerinden biridir; ancak tek neden olarak sunulmaz. Yapı, sonuç + be + partly due to + isim veya isim öbeği şeklindedir. Partly, neden iddiasını sınırlar ve birden fazla olası nedeni olan sonuçları daha dikkatli ve doğru biçimde açıklamayı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve “kısmen ... nedeniyle” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The delay was ____ heavy traffic.
Cevabı göster
partly due to
ginseng is also vulnerable to hungry animals. Kalıp ifadeler
1:53ginseng aç hayvanlara karşı da savunmasızdır.
When grown in forests: Kısaltılmış Edilgen Yan Cümle
When grown in forests, when ginseng is grown in forests ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Ginseng yetiştirilen şeydir; bu nedenle grown, edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacıdır ve basit geçmiş zaman fiili değildir. Yan cümlenin öznesi ana cümlenin öznesiyle aynı olduğunda İngilizcede yan cümlenin öznesi ve be biçimi çıkarılabilir. Kısaltılmış yan cümle, ana ifadenin geçerli olduğu zamanı veya koşulu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, ilacın sıcak bir yerde saklandığında etkisini kaybettiğini anlatmak için kısaltılmış edilgen bir when yan cümlesini doğru kullanır?
- When stored in a warm place, the pharmacist loses strength.
- When storing in a warm place, the medicine loses strength.
- When stored in a warm place, the medicine loses strength.
Cevabı göster
When stored in a warm place, the medicine loses strength.
vulnerable to: olası zarara açık olmak
Vulnerable to, to sözcüğünden sonra belirtilen şey nedeniyle zarar görme, etkilenme veya saldırıya uğrama olasılığının yüksek olduğunu anlatır. Bu cümlede tehdit hungry animals ifadesidir: ormanda yetişen ginseng bu hayvanlar tarafından yenebilir veya başka bir şekilde zarar görebilir. Kalıp be vulnerable to + isim veya isim öbeği şeklindedir. Canlıları, insanları, sistemleri veya planları anlatabilir; vulnerable her zaman duygusal olarak kırılgan olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi kalıpta kullanılan edatla tamamlayın: The seedlings are vulnerable ____ frost during their first week.
Cevabı göster
to
Daesik can begin harvesting the ginseng he's planted.
2:15Daesik ektiği ginsengi hasat etmeye başlayabilir.
Harvesting these roots requires special attention and care.
2:18Bu kökleri hasat etmek özel dikkat ve özen gerektirir.
being careful not to damage any part of it. Dilbilgisi
2:23hiçbir kısmına zarar vermemeye dikkat etmelidir.
being careful not to damage: ana eyleme eşlik eden bir -ing yan cümleciği
Being careful not to damage any part of it, Daesik'in kazma işlemini nasıl yaptığını açıklayan ek bir -ing yan cümleciğidir. Anlamca öznesi Daesik'tir ve dikkatli olma durumu kökün çevresini kazma eylemiyle aynı anda gerçekleşir. careful not to + fiil yapısında not, mastarla bağlantılıdır: damage kaçınılmak istenen sonucu belirtir. Bu nedenle ifade, Daesik'in dikkatli olmadığı anlamına gelmez; being de burada bağımsız bir ilerleyici zaman fiili değildir.
Alıştırma
“Leo packed the glass vase, being careful not to crack it,” cümlesindeki -ing yan cümleciği neyi gösterir?
- Leo'nun dikkatli olmadığı ve vazoyu çatlattığı
- Paketlemeden sonra gerçekleşen ilgisiz bir eylem
- Leo'nun bir sonuçtan kaçınmaya çalışırken paketleme işlemini nasıl yaptığı
Cevabı göster
Leo'nun bir sonuçtan kaçınmaya çalışırken paketleme işlemini nasıl yaptığı
Roots that grow in forests are often much smaller,
2:53Ormanda yetişen kökler genellikle çok daha küçüktür,
growth scars on ginseng can be used to determine its age. Dilbilgisi
3:00ginsengdeki büyüme izleri de yaşını belirlemek için kullanılabilir.
Similar to trees, ile benzetme sunmak
Bu cümlede Similar to trees, cümle başında karşılaştırma çerçevesi kurmak amacıyla kullanılmıştır. Dinleyicinin, büyüme izleri yaş gösterebilen ağaçlar gibi tanıdık bir örnekten yararlanarak ginseng hakkındaki daha az bilinen iddiayı anlamasını sağlar. Karşılaştırma yalnızca büyüme izlerinden yaş belirleme şeklindeki ortak mekanizmayla sınırlıdır. Ginseng ile ağaçların her bakımdan benzer olduğu anlamına gelmez. Daha genel olarak, cümle başındaki bir karşılaştırma yeni bir açıklamadan önce tanıdık bilgiyi sunabilir.
Alıştırma
“Similar to a table of contents, a site map helps readers find information,” cümlesindeki başlangıç ifadesi ne yapar?
- Site haritası ile içindekiler tablosunun her bakımdan aynı olduğunu söyler.
- Okurların ne zaman bilgi aramaya başladığını söyler.
- Site haritasını tanıdık bir şeyle sınırlı bir karşılaştırma yaparak açıklar.
Cevabı göster
Site haritasını tanıdık bir şeyle sınırlı bir karşılaştırma yaparak açıklar.
can be used to determine ile işlev anlatmak
Can be used to determine, can + be + geçmiş zaman ortacı + to-infinitive yapısını izler. Özne olan growth scars on ginseng, birinin kullanabileceği kanıt olarak sunulur; determine bulmak ya da kesinleştirmek anlamına gelir ve nesnesi its age ifadesidir. Bu edilgen yapı, kullanan kişiden çok işlev veya yöntem önemli olduğunda yararlıdır: X can be used to do Y.
Alıştırma
Cümleyi dersteki beş sözcüklü işlev yapısıyla tamamlayın: The color scale ____ the temperature of each region.
Cevabı göster
can be used to determine
the more ..., the higher ... bağıntılı karşılaştırması
the + karşılaştırma ..., the + karşılaştırma ... kalıbı, birlikte değişen iki değişkeni birbirine bağlar. Burada yara izi sayısındaki artış, fiyattaki artışa karşılık gelir. İki bölüm de kısaltılmıştır: the more scars, the more scars there are anlamına; the higher the price ise the higher the price is anlamına gelir. İlk bölüm değişen bir ölçek belirler, ikinci bölüm de buna karşılık gelen sonucu veya eğilimi verir. Bu kalıp bir ilişki ifade eder, ancak tek başına kesin bir nedensellik kanıtlamaz.
Alıştırma
more ve confident kullanarak bağıntılı karşılaştırma cümlesini tamamlayın: ____ you practice, ____ you become.
Cevabı göster
The more · the more confident
So why are older and wilder ginseng roots so valuable anyway?
4:02Peki daha yaşlı ve daha yabani ginseng kökleri neden bu kadar değerlidir?
Older roots are believed to have higher concentrations of ginsenosides, Dilbilgisi
4:06Daha yaşlı köklerin daha yüksek yoğunlukta ginsenozit içerdiğine inanılır,
Aktarım bildiren edilgen yapı olarak are believed to have
Are believed to have, aktarım bildiren edilgen bir yapıdır. Yapısı özne + be + believed + to have + isim öbeği şeklindedir: older roots daha yüksek yoğunluklara sahip olduğu düşünülen şeylerdir; inanan kişiler değildir. Edilgen yapı, inancın kaynağını belirtmez ve iddiayı mesafeli biçimde sunar. İddiayı doğrudan kanıtlanmış gerçek olarak onaylamak yerine yaygın olarak aktarılan bir görüşü veya çıkarımı işaret eder.
Alıştırma
Temkinli aktarımı believe fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: Ancient tunnels ____ secret chambers.
Cevabı göster
are believed to have
the all-star bioactive ingredient of ginseng that many believe gives it medicinal benefits. Deyimler
4:10bunlar ginsengin tıbbi faydalarının kaynağı olduğuna inanılan başlıca biyoaktif bileşenlerdir.
Mecaz anlamlı all-star sıfatı
Burada all-star, bioactive ingredient ifadesini mecazlı biçimde niteler. Ginseng bileşenini en öne çıkan, en çok övgü alan ve en fazla dikkat çeken bileşen olarak sunar; bir sporcu ya da resmî bilimsel kategori olarak değil. Bu benzetme açıklamaya canlı, medya diline yakın bir ton verir. Vurgu ve övgü taşır, ancak bileşenin tıbbi etkileri olduğunu tek başına kanıtlamaz.
Alıştırma
Bu cümlede all-star, bileşen hakkında ne anlatıyor?
- Yalnızca ünlü sporcular için tasarlanmış bir bileşendir.
- En öne çıkan ve en çok övgü alan bileşen olarak sunulur.
- Resmî bir all-star bilimsel sertifikası almıştır.
Cevabı göster
En öne çıkan ve en çok övgü alan bileşen olarak sunulur.
Higher concentrations of these compounds are believed to make the root more potent.
4:16Bu bileşiklerin yoğunluğu arttıkça kökün daha etkili olduğuna inanılır.
But not all of ginseng's benefits have been scientifically verified. Dilbilgisi
4:20Ancak ginsengin faydalarının tümü bilimsel olarak doğrulanmış değildir.
not all ... have been scientifically verified ile kısmi olumsuzluk
Not all, olumsuzluğu ginseng için öne sürülen faydaların tamamına uygular. Cümle, bilimsel doğrulamanın her faydayı kapsamadığını, yani en az birinin doğrulanmamış kaldığını söyler. Hiçbirinin doğrulanmadığı anlamına gelmez ve hangilerinin doğrulanıp doğrulanmadığını belirtmez. Have been scientifically verified, present perfect passive yapısıdır. Doğrulamayı yapan araştırmacılardan veya çalışmalardan söz etmeden, faydaların bugüne kadarki kanıt durumuna odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi kısmi olumsuzluk ifadesi ve verify fiilinin present perfect passive biçimiyle tamamlayın: But ____ of ginseng's benefits ____.
Cevabı göster
not all · have been scientifically verified
While some studies suggest ginseng has medicinal benefits, Anlatım akışı
4:24Bazı araştırmalar ginsengin tıbbi faydaları olduğunu,
like reducing pain and improving learning,
4:28örneğin ağrıyı azaltıp öğrenmeyi geliştirebildiğini öne sürerken,
While some studies ..., other studies ...: kanıtları dengeli sunma
Baştaki While yan cümlesi kanıtların bir tarafını kabul eder: bazı çalışmalar olası tıbbi yararlar bildirmektedir. Ana cümle daha sonra karşı ağırlığı sunar: diğer çalışmalar bu etkileri sorgulamaktadır. Burada while, during the time that anlamında değil, although veya whereas anlamındadır. While some studies ..., other studies ... çerçevesi, hangisinin doğru olduğuna karar vermeden birbiriyle çatışan iki kanıt grubunu düzenler. Ayrıca suggest geçici ve ihtiyatlı bir bulguyu aktarır; prove fiilinden daha zayıftır.
Alıştırma
Dengeli kanıt çerçevesini While ve other ile tamamlayın: ____ some surveys report greater satisfaction, ____ surveys find no change.
Cevabı göster
While · other
This study suggests ginseng is no more effective than a placebo in enhancing physical performance. Dilbilgisi
4:33Bu araştırma, fiziksel performansı artırmada ginsengin plasebodan daha etkili olmadığını öne sürüyor.
No more effective than a placebo: plasebodan daha etkili değil
No more effective than a placebo, plaseboyu karşılaştırmanın üst sınırı olarak belirler: çalışma ginsengin daha yüksek bir etkililiğe sahip olduğunu bulmamıştır. Ginseng plaseboyla aynı performansı göstermiş veya daha kötü sonuç vermiş olabilir. Sonuç yalnızca fiziksel performansı artırma konusuyla sınırlıdır. Bu ifade tek başına ginsengin her bakımdan sıfır etkiye sahip olduğunu söylemez.
Alıştırma
Effective ile no more ... than karşılaştırmasını tamamlayın: In the trial, the herbal drink was ____ effective than a placebo at reducing fatigue.
Cevabı göster
no more
And this larger study suggests that the clinical efficacy of ginseng remains to be established. Kelime
4:39Daha kapsamlı olan bu araştırma ise ginsengin klinik etkinliğinin hâlâ kanıtlanması gerektiğini belirtiyor.
remains to be established: henüz kanıtlanması gerekiyor
Burada remains to be established, ginsengin klinik etkinliğinin yeterli kanıtla henüz doğrulanmadığı anlamına gelir. Daha kapsamlı çalışma soruyu açık bırakır; ginsengin etkisiz olduğu sonucuna varmaz. X remains to be established kalıbı, bir iddia veya gerçeğin hâlâ kanıtlanması gerektiğini belirten resmî ve temkinli bir ifadedir. Özne konumundaki X, doğrulanmayı bekleyen şeyi belirtir; to be established ise edilgen yapıdadır.
Alıştırma
Kanıtların hâlâ yetersiz olduğunu belirten, dersteki resmî ifadeyle araştırma cümlesini tamamlayın: The treatment's long-term safety ____.
Cevabı göster
remains to be established
Once harvested: once + geçmiş zaman ortacı
Once harvested, once ginseng has been harvested veya after it is harvested anlamına gelen kısaltılmış edilgen bir zaman yan cümlesidir. Harvested, ginsenge uygulanan bir eylemi anlatır; hasat işini ginsengin yaptığı anlamına gelmez. harvested sözcüğünün örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan ginseng ile aynıdır. once + geçmiş zaman ortacı kalıbı, özellikle süreç açıklamalarında ve talimatlarda bir eylemin tamamlanmasından sonraki noktayı kısa ve öz biçimde belirtir.
Alıştırma
Kısa süreç cümlesini open fiilinin kısaltılmış edilgen biçimiyle tamamlayın: Once ____, the package should be stored in a cool place.
Cevabı göster
opened
So fresh roots are typically consumed immediately,
4:49Bu yüzden taze kökler genellikle hemen tüketilir,
Kısa raf ömrü
Shelf life, bir ürünün belirtildiği şekilde saklandığında güvenli, etkili veya kabul edilebilir kalitede kalmasının beklendiği süredir. A short shelf life, bu sürenin kısa olduğu anlamına gelir. Bu cümlede short shelf life, taze ginsengin neden genellikle daha uzun dayanan biçimlerde satıldığını açıklar. Bu terim, ürünün kullanılabilirlik süresini belirtir; bir ürünün mağaza rafında gerçekten ne kadar kaldığını anlatmaz.
Alıştırma
Bir ürünün kullanılabilir saklama süresini belirten ve shelf ile başlayan iki sözcüklü terimle tamamlayın: This unopened soup has a ____ of eighteen months when stored in a cool, dry place.
Cevabı göster
shelf life
a majority of the ginseng products you'll find in stores are sold in liquid, Dilbilgisi
4:58mağazalarda bulacağınız ginseng ürünlerinin çoğu sıvı,
Because of + isim öbeği
Because of, ana cümledeki sonucun nedenini belirtir. Bir edat gibi çalıştığı için nesne olarak bir isim öbeği alır; bu cümledeki isim öbeği its short shelf life ifadesidir. Neden bir şey, olay veya durum olarak ifade edildiğinde because of + isim öbeği yapısını kullanın. Neden öbeği sonuçtan önce veya sonra gelebilir.
Alıştırma
because ile kurulan ve ardından isim öbeği gelebilen iki sözcüklü yapıyla tamamlayın: ____ the road closure, the bus arrived late.
Cevabı göster
Because of
products you'll find in stores ifadesinde düşürülen ilgi zamiri
products you'll find in stores ifadesinde products temel isimdir; you'll find in stores ise hangi ürünlerden söz edildiğini belirleyen tanımlayıcı bir ilgi yan cümlesidir. Tam biçim products that/which you'll find in stores şeklindedir. İlgi zamiri, find fiilinin nesnesi olacağı için düşürülebilir: you will find the products. In stores da bu ilgi yan cümlesine aittir. Ana cümlenin yüklemi are sold ile başlar; bu nedenle düşürmeyi fark etmek uzun isim öbeğini doğru çözümlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
products you'll find in stores ifadesinde you'll find in stores hangi işlevi görür?
- Ürünlerin nerede satıldığını belirten ana yüklemdir.
- Products sözcüğünü niteleyen tanımlayıcı bir ilgi yan cümlesidir; find fiilinin nesnesi olan that veya which düşürülmüştür.
- Ne bulacağınızı soran bağımsız bir sorudur.
Cevabı göster
Products sözcüğünü niteleyen tanımlayıcı bir ilgi yan cümlesidir; find fiilinin nesnesi olan that veya which düşürülmüştür.
wild simulated ginseng has been listed as a special forest product in South Korea, Kültür
5:05yabani ortamda yetiştirilen ginseng Güney Kore'de özel orman ürünü olarak sınıflandırılıyor,
Since 2011 ... has been listed as: hâlâ süren edilgen bir statü
Since 2011 bir başlangıç noktası belirler; has been listed as ise edilgen present perfect yapısıdır. Bu ikisi birlikte, resmî sınıflandırmanın 2011'de başladığını ve anlatının şu anki zamanında hâlâ geçerli ya da önemli olduğunu bildirir. Edilgen yapı odağı wild simulated ginseng üzerinde tutar; sınıflandırmayı yapan makamın burada belirtilmesi gerekmez. Listed as, öğeye verilen kategoriyi tanıtır. Bu kalıpta since zaman bildirir; because anlamındaki bağlaç değildir.
Alıştırma
Cümleyi list as fiilinin edilgen present perfect biçimiyle tamamlayın: Since 2020, the building ____ a protected landmark, and it still has that status today.
Cevabı göster
has been listed as
special forest product: Güney Kore'deki resmî bir kategori
Bu cümlede special forest product, “olağanüstü derecede iyi bir orman ürünü” anlamında gelişigüzel bir övgü değil, Güney Kore'deki resmî bir ürün sınıflandırmasıdır. Bu etiket, doğala benzer koşullarda yetiştirilen ginsengi idari bir kategoriye yerleştirir. Bu sınıflandırma, yetiştirme ve dağıtımın neden devlet denetimine tabi olabildiğini açıklamaya yardımcı olur. Genel olarak bir isim öbeği listed as ifadesinden sonra geliyor ve bağlamda düzenlemeyle ilgili ayrıntılar veriliyorsa, onu resmî bir kategori adı olarak yorumlayın.
Alıştırma
Bu cümlede special forest product ne anlama geliyor?
- Ormanda keşfedilen herhangi bir nesne
- Devlet düzenlemeleriyle bağlantılı resmî bir ürün kategorisi
- Tadı özellikle güzel olan bir orman ürünü
Cevabı göster
Devlet düzenlemeleriyle bağlantılı resmî bir ürün kategorisi
with everything from cultivation to distribution controlled by the Korean government. Kalıp ifadeler
5:10ve yetiştirmeden dağıtıma kadar her şey Kore hükümeti tarafından denetleniyor.
everything from cultivation to distribution: ara öğeleri de içeren bir aralık
everything from A to B yapısı, A ve B'yi geniş bir aralığın iki uç noktası olarak sunar. Aradaki aşamaları veya öğeleri tek tek adlandırmadan kapsar. Burada cultivation başlangıç noktası, distribution ise bitiş noktasıdır; dolayısıyla controlled yalnızca bu iki aşamaya değil, zincirin tamamına uygulanır. Aynı kalıp hizmet, konu, etkinlik veya süreç adımlarından oluşan geniş aralıkları özetleyebilir.
Alıştırma
Cümleyi everything from A to B kalıbıyla tamamlayın: The festival offers ____ children's games ____ live concerts.
Cevabı göster
everything from · to
wild-simulated products in Korea need to pass inspections to guarantee their quality and authenticity. Kalıp ifadeler
5:18Kore'deki bu ürünler, kalite ve özgünlüklerini güvence altına almak için denetimlerden geçmek zorunda.
pass inspections: gerekli standartları karşılayarak denetimi geçmek
Burada pass inspections, denetçilerin veya düzenleyici bir kurumun kontrol ettiği standartları karşılamak anlamına gelir. Yalnızca bir denetimin gerçekleştiğini değil, başarılı bir sonucu belirtir. Başka bağlamlara aktarılabilen pass + inspection/test/check kalıbı, bir kişinin, ürünün veya sürecin zorunlu bir değerlendirmeyi başarıyla tamamladığını anlatır. Bu cümlede denetimlerin amacı kaliteyi ve özgünlüğü doğrulamaktır.
Alıştırma
Bir fabrika gerekli tüm güvenlik standartlarını karşıladı. Hangi cümle denetim sonucunun başarılı olduğunu belirtir?
- The factory underwent the inspections.
- The factory passed the inspections.
- The factory failed the inspections.
Cevabı göster
The factory passed the inspections.
This helps ensure the product is high quality and sustainable
5:25Bu, ürünün yüksek kaliteli ve sürdürülebilir olmasını sağlarken
while giving ginseng harvesters like Daesik the opportunity to profit from the crop. Kalıp ifadeler
5:28Daesik gibi ginseng toplayıcılarına da bu mahsulden kazanç sağlama fırsatı veriyor.
giving someone the opportunity to do something: birine bir şey yapma fırsatı vermek
Vurgulanan ifade give + someone + the opportunity + to-infinitive kalıbını izler. Giving, yararlanan kişileri, yani Daesik gibi ginseng toplayıcılarını ve mümkün hâle gelen eylemi, yani to profit from the crop ifadesini belirtir. While sonrasındaki -ing cümleciği, bunu kaliteyi ve sürdürülebilirliği sağlamanın yanında ortaya çıkan ek bir etki olarak sunar. An opportunity bir eylemi mümkün kılar; kişinin kesinlikle harekete geçeceğini veya başarılı olacağını garanti etmez. From the crop ifadesi olası kazancın kaynağını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi give someone the opportunity to do something kalıbını kullanarak tamamlayın: The internship gives each student ____ with experienced engineers.
Cevabı göster
the opportunity to work
And as demand for alternative medicines and healthy foods increases,
5:33Alternatif tıp ürünlerine ve sağlıklı gıdalara talep arttıkça,
the pressure to supply wild and simulated ginseng will also likely grow,
5:37yabani ve yabani ortamda yetiştirilen ginseng tedarik etme baskısı da muhtemelen artacak,
which is why creating a sustainable market for ginseng is more important than ever. Kalıp ifadeler
5:42bu yüzden sürdürülebilir bir ginseng pazarı oluşturmak her zamankinden daha önemli.
her zamankinden daha önemli
More important than ever, bir şeyin şimdi geçmişteki herhangi bir zamandan daha önemli olduğu anlamına gelir. Ever, şimdiye kadarki tüm geçmiş zamanı kapsar; sonsuza kadar anlamına gelmez. more + adjective + than ever kalıbı, şimdiyle yapılan karşılaştırmayı güçlü biçimde vurgular. Burada sürdürülebilir bir ginseng pazarı oluşturmanın özellikle şimdi gerekli olduğunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, şimdi geçmişteki herhangi bir zamandan daha önemli anlamına gelen dört sözcüklük ifadeyle tamamlayın: As summers get hotter, saving water is ____.
Cevabı göster
more important than ever