6 Minute English: Uzak toplulukları birbirine bağlamak: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
901 kelime 157 kel/dk

Video özeti: Program, günümüzün birbirine bağlı dünyasını hâlâ süren internet eşitsizliğiyle karşılaştırıyor; İngiltere kırsalındaki istikrarsız bağlantıdan, çiftçilerin güvenilir hava durumu bilgisi alabilmesi için ortak bir iletişim kulesi kuran Pakistan köylerine uzanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. You might think it's people living in the most remote and isolated places with the greatest difficulty getting online, but that's not always true. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Önce yaygın bir varsayımı dile getirip ardından onu bozan yapıyı tanıyın; sunumlarda veya açıklayıcı metinlerde şaşırtıcı bir düzeltmeyi açıkça ortaya koymak için bu kalıbı kullanın. 2. can be quite spasmodic — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: spasmodic sözcüğünün yalnızca ara sıra ve düzensiz çalışan bağlantı, hizmet ya da etkinliği anlattığını kavrayın; “yavaş” veya “kötü” sorunu yeterince kesin belirtmediğinde bu sözcüğü kullanın. 3. straight from the horse's mouth, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bilginin konuya hâkim, güvenilir bir kaynaktan doğrudan alındığını anlayın; bunu kişiden kişiye aktarılan bilgiden ayırın ve kaynağın güvenilirliğinin önemli olduğu durumlarda deyimi kullanın.

Bu derste

Six Minute English from BBC Learning English.

0:01

BBC Learning English'ten Six Minute English.

Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:07

Merhaba, ben BBC Learning English'ten Six Minute English.

I'm Neil.

0:11

Ben Neil.

And I'm Sam.

0:12

Ve ben de Sam.

Now, if you're old enough to remember the early days of dial-up internet, Notlar

0:13

Şimdi, çevirmeli internetin ilk günlerini hatırlayacak kadar yaşlıysanız,

Dilbilgisi

you're old enough to remember: hatırlayacak yaşta olmak

you're old enough to remember ifadesinde old enough, çok yaşlı olmak değil, hatırlamayı mümkün kılacak bir yaşta olmak demektir. Konuşmacı, dinleyicinin çevirmeli internetin ilk dönemleriyle ilgili bir anıya sahip olabilecek yaşta olup olmadığını soruyor. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı sıfat + enough + to + fiil şeklindedir. Enough sıfattan sonra gelir ve gereken dereceyi belirtir; old enough to vote ve strong enough to lift it buna örnektir.

Alıştırma

'Yeterli yaşta' anlamındaki iki kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Maya is ____ to travel alone.

Cevabı göster

old enough

Kalıp ifadeler

early days of: bir şeyin ilk dönemleri

The early days of something, bir şeyin henüz yeni olduğu veya gelişmeye başladığı dönemi ifade eder. Burada days, belirli sayıda takvim gününü değil, bir aşamayı veya dönemi anlatır. Bir teknolojinin, şirketin, kariyerin veya ilişkinin başlangıcını geçmişe bakarak anlatırken in the early days of + isim yapısı sıkça kullanılır.

Alıştırma

'These photos show the early days of aviation' cümlesinde early days of ne anlama gelir?

  1. belirli bir uçuşun ilk birkaç takvim günü
  2. uçuşların yapıldığı her günün erken saatleri
  3. havacılığın henüz gelişmeye başladığı dönem
Cevabı göster

havacılığın henüz gelişmeye başladığı dönem

Kelime

dial-up internet: telefon hattıyla kurulan eski bir bağlantı

Dial-up internet, internete bağlanmanın eski bir yoludur: modem, sıradan bir telefon hattı üzerinden numara çevirir. Genellikle yavaştı ve bağlanırken çoğu zaman kolayca tanınan bir dizi ses çıkarırdı. Bu cümlede ifade, teknolojinin adıdır; yalnızca “yavaş internet” anlamına gelmez. Telefon hattından, modemden veya internete bağlıyken telefon görüşmesi yapılamamasından söz edilmesi yaygın ipuçlarıdır.

Alıştırma

Bu cümlede dial-up internet ne anlama geliyor?

  1. Telefon hattı üzerinden numara çevrilerek kurulan eski bir internet bağlantısı
  2. Telefon hattı olmadan bağlanan modern bir kablosuz ağ
  3. Bir internet sitesinde yukarı kaydırma yöntemi
Cevabı göster

Telefon hattı üzerinden numara çevrilerek kurulan eski bir internet bağlantısı

then you'll know the unforgettable sound of the handshake. Kelime

0:17

o zaman o unutulmaz el sıkışma (handshake) sesini biliyorsunuzdur.

Kelime

the handshake: cihazların bağlantı kurması

Bilgisayar ağlarında handshake, bağlantı devam etmeden önce iki cihazın nasıl iletişim kuracakları konusunda anlaşmasını sağlayan sinyal veya bilgi alışverişidir. Burada the handshake, çevirmeli modemin bağlantıyı görüşme sürecidir. The sound of the handshake, iki insanın el sıkışmasının sesi değil, bu süreçte ortaya çıkan sestir.

Alıştırma

Bir ağ kılavuzunda “The devices are performing a handshake” ne anlama gelir?

  1. Cihazlar rastgele bir müzik sesi çıkarıyor.
  2. Cihazlar bağlantı kurmak için bilgi alışverişi yapıyor.
  3. İki kişi el sıkışarak birbirini selamlıyor.
Cevabı göster

Cihazlar bağlantı kurmak için bilgi alışverişi yapıyor.

The clicks and squeaks your computer made as it struggled Kalıp ifadeler

0:21

Bilgisayarınızın telefon hattı üzerinden internete bağlanmak için çabalarken

to connect to the internet through the telephone line. Kelime

0:24

çıkardığı tıklama ve gıcırtı seslerini.

Kalıp ifadeler

struggled to connect to the internet: internete bağlanmakta zorlandı

Struggle to do something, bir şeyi yapmanın zor olması ve çoğu zaman tekrar tekrar denemeyi gerektirmesi demektir. Burada it bilgisayarı belirtir. İnsanlar için kullanılan struggle fiili bilgisayar için kullanılarak yavaş ve istikrarsız bağlantı zahmetli bir iş gibi gösterilir. Connect to the internet, connect to + ağ, hizmet veya cihaz yapısını kullanır. İlk to, struggle to + fiilin yalın hâli yapısına aittir; ikinci to ise connect fiilinden sonra gelen edattır.

Alıştırma

Cümleyi struggle to + fiilin yalın hâli ve connect to yapılarını geçmiş zamanda kullanarak tamamlayın: In the crowded café, my laptop ____ the Wi-Fi.

Cevabı göster

struggled to connect to

Kelime

through the telephone line: telefon hattı üzerinden

Through + isim, bir şeyi taşıyan güzergâhı veya aracı gösterebilir. Bu çevirmeli internet bağlamında telefon hattı, internet bağlantısının kullandığı fiziksel kanaldır. Bu anlam, fiziksel bir alanın içinden kelimenin tam anlamıyla geçmekle sınırlı değildir: sinyaller through a cable yoluyla ilerleyebilir ve talepler through a website or system yoluyla gönderilebilir.

Alıştırma

through the telephone line ifadesinde through neyi belirtir?

  1. Bağlantının sahibi olan kişi
  2. Bağlantı için kullanılan kanal
  3. Bağlantının başladığı zaman
Cevabı göster

Bağlantı için kullanılan kanal

Yes, I remember that strange noise.

0:27

Evet, o garip gürültüyü hatırlıyorum.

Dial-up internet was slow and websites took forever to load. Deyimler

0:30

Çevirmeli internet yavaştı ve web sitelerinin yüklenmesi sonsuza kadar sürerdi.

Deyimler

took forever to load: yüklenmesi çok uzun sürdü

websites took forever to load ifadesinde took forever to, bir şeyin gerçekleşmesinin çok uzun sürdüğü anlamına gelir. Forever burada bilinçli bir abartıdır; sayfaların hiçbir zaman yüklenmediği söylenmez. Kullanılabilecek kalıp something takes/took forever to + fiilin yalın hâlidir. Bu kalıp çoğu zaman konuşanın sabırsızlığını veya hayal kırıklığını da yansıtır.

Alıştırma

Cümleyi ‘gerçekleşmesi çok uzun sürdü’ anlamındaki samimi ifadeyle tamamlayın: The software update ____ finish.

Cevabı göster

took forever to

And because you couldn't use both the internet and the telephone at the same time, Dilbilgisi

0:35

Ve aynı anda hem interneti hem de telefonu kullanamadığınız için,

Dilbilgisi

both the internet and the telephone at the same time: ikisini aynı anda kullanmak

couldn't use both the internet and the telephone at the same time ifadesinde both A and B iki şeyi birbirine bağlar. At the same time ise sorunun bunları birlikte kullanmak olduğunu gösterir. Bu, iki hizmetin de kullanılamadığı anlamına gelmez. Her biri ayrı ayrı kullanılabilirdi, ancak aynı anda birlikte kullanılamazdı.

Alıştırma

Bu cümlenin anlamını seçin: You cannot use both the camera and the flashlight at the same time.

  1. Kamerayı ve el fenerini birlikte kullanmanız gerekir.
  2. İkisinden birini ayrı ayrı kullanabilirsiniz, ancak ikisini birlikte kullanamazsınız.
  3. Ne kamera ne de el feneri kullanılabilir.
Cevabı göster

İkisinden birini ayrı ayrı kullanabilirsiniz, ancak ikisini birlikte kullanamazsınız.

this was usually followed by someone shouting,

0:40

bunu genellikle birinin şöyle bağırması izlerdi,

"Get off the computer, Öbek fiiller

0:43

"Bilgisayardan çık,

Öbek fiiller

Get off the computer: cihazı kullanmayı bırakmak

Bu cümlede get off the computer, kişinin bilgisayarı kullanmayı bırakıp başkasının kullanabilmesi için ondan uzaklaşması anlamına gelir. Nesne bir cihaz olduğunda get off, o cihazı kullanmayı sona erdirmeyi anlatabilir; bilgisayarın üzerinden aşağı inmeye yönelik gerçek anlamlı bir talimat değildir. Get fiilinin yalın biçimi, öznesi söylenmeyen you olan bir emir cümlesini başlatır. Bu nedenle söz, bir durumu anlatmak yerine doğrudan talimat verir.

Alıştırma

Bu cümlede Get off the computer ne anlama geliyor?

  1. Bilgisayarı kullanmayı bırakmak.
  2. Bilgisayarı kapatmak.
  3. Bilgisayarın üzerinden aşağı inmek.
Cevabı göster

Bilgisayarı kullanmayı bırakmak.

I'm making a phone call." Kalıp ifadeler

0:45

telefon görüşmesi yapacağım."

Kalıp ifadeler

making a phone call: doğal make + isim birlikteliği

Make a phone call, bir telefon araması yapmayı anlatan doğal fiil–isim birlikteliğidir. I'm making a phone call cümlesinde am making şimdiki zaman yapısındadır ve aramanın şu anda gerçekleştiğini gösterir. Burada call bir isimdir; bu yüzden İngilizcede do değil, make kullanılır. Call fiil olarak da kullanılabilir, ancak o zaman cümle yapısı değişir.

Alıştırma

Cümleyi “bir telefon araması yapmak” anlamındaki doğal ifadeyle tamamlayın: I need to ____ before the clinic closes.

Cevabı göster

make a phone call

In the 30 years since then, Dilbilgisi

0:46

O zamandan bu yana geçen 30 yılda,

the internet has changed dramatically.

0:48

internet önemli ölçüde değişti.

Dilbilgisi

since then ... has changed: geçmişteki bir noktadan bugüne değişim

Since then, daha önce belirtilmiş geçmiş bir zamana gönderme yapar ve “o zamandan şimdiye kadar” anlamına gelir. Daha uzun olan In the 30 years since then ifadesinde geçmişteki başlangıç noktasını ve bugüne kadar uzanan süreyi gösterir. Present perfect biçimi has changed bu zaman aralığıyla uyumludur: internetin değişimini bu dönem boyunca gelişen ve şu anki durum açısından önemli olan bir sonuç şeklinde sunar. Dramatically, “büyük ölçüde” demektir; mutlaka “aniden” anlamına gelmez.

Alıştırma

Since then ve improve fiilinin present perfect biçimiyle cümleyi tamamlayın: The community opened a new library in 2021. ____, access to books ____ greatly.

Cevabı göster

Since then · has improved

Fiber optics and broadband have created superfast internet speeds Kelime

0:51

Fiber optik ve geniş bant, süper hızlı internet bağlantıları

Kelime

Fiber optics and broadband: teknoloji ve hizmet

Fiber optics, verileri çok ince cam veya plastik lifler içinden ışık darbeleri olarak gönderen teknolojidir. Broadband, yüksek hızlı ve her zaman kullanılabilir internet bağlantısını ifade eden daha geniş bir terimdir; fiber, kablo, DSL veya başka sistemlerle sağlanabilir. Bu cümlede Fiber optics and broadband, have created yapısının birleşik öznesidir ve çok hızlı interneti mümkün kılan teknolojileri ve hizmetleri temsil eder. Fiber, Amerikan İngilizcesindeki yaygın yazımdır; fibre ise Britanya İngilizcesindeki yaygın yazımdır ve anlam değişmez.

Alıştırma

Fiber optics ile broadband arasındaki ilişkiyi hangi ifade doğru açıklar?

  1. Fiber optics her türlü kablosuz sinyal demektir; broadband ise yalnızca eski çevirmeli bağlantıyı ifade eder.
  2. Fiber optics ve broadband tamamen aynı teknolojinin iki adıdır.
  3. Fiber optics belirli bir veri iletim teknolojisidir; broadband ise geniş bir yüksek hızlı internet hizmeti kategorisidir.
Cevabı göster

Fiber optics belirli bir veri iletim teknolojisidir; broadband ise geniş bir yüksek hızlı internet hizmeti kategorisidir.

and an interconnected online world

0:55

ve birbirine bağlı bir çevrimiçi dünya yarattı.

where physical distances between people are no longer a barrier to communication, Kalıp ifadeler

0:58

Öyle ki insanlar arasındaki fiziksel mesafeler artık iletişim için bir engel olmaktan çıktı,

Kalıp ifadeler

no longer a barrier to communication: artık iletişimin önünde bir engel olmamak

Burada no longer, geçmişte doğru olan bir durumun artık doğru olmadığını gösterir. A barrier to communication, iletişimi zorlaştıran veya imkânsız kılan herhangi bir şeydir; dolayısıyla cümle, fiziksel mesafenin artık insanların iletişim kurmasını engellemediğini söyler. Yeniden kullanılabilen kalıp X is no longer a barrier to + isim veya -ing biçimidir. Geçmişteki bir engelin ortadan kalktığını ya da aşıldığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi no longer a barrier to hedef kalıbıyla tamamlayın: With remote lessons, location is ____ learning.

Cevabı göster

no longer a barrier to

a situation expressed in the phrase

1:03

bu durum şu ifadeyle dile getirilir:

"the global village". Deyimler

1:05

"küresel köy".

Deyimler

the global village: küresel köy metaforu

The global village, iletişim teknolojisinin uzak yerlerdeki insanların hızla etkileşim kurmasını ve sanki küçük bir köyde birlikte yaşıyorlarmış gibi birbirlerine yakın hissetmesini sağladığı bir dünya için kullanılan metafordur. Bu cümlede ifade, birbirine bağlı çevrim içi dünyanın oluşturduğu duruma ad verir. Dünyanın gerçekten bir köy olduğu veya fiziksel mesafenin yok olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu bağlamda the global village ne anlama gelir?

  1. İletişim uzun mesafeleri hızla aşabildiği için dünya birbirine sıkı sıkıya bağlı hissedilir.
  2. Dünyadaki herkes artık tek bir fiziksel köyde yaşamaktadır.
  3. İletişim bütün ülkeleri ve kültürleri aynı hâle getirmiştir.
Cevabı göster

İletişim uzun mesafeleri hızla aşabildiği için dünya birbirine sıkı sıkıya bağlı hissedilir.

But take a closer look and you'll still find people around the world with a slow connection Kalıp ifadeler

1:07

Ancak daha yakından bakarsanız, dünya çapında yavaş bağlantısı olan

Kalıp ifadeler

But take a closer look: genel görünümden ayrıntılara geçiş

Take a closer look, “bir şeyi daha dikkatli incelemek” anlamına gelir. Closer burada ayrıntılara daha fazla dikkat etmeyi anlatır; her zaman fiziksel olarak yaklaşmak anlamına gelmez. Yeni bir noktanın başındaki But, ilk izlenimle bir karşıtlık kurar. İfadenin tamamı, dinleyiciyi genel görüntünün ötesine bakmaya ve daha az belirgin ayrıntıları fark etmeye çağırır.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki “daha dikkatli incelemek” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The design looks simple, but ____, and you'll notice several hidden details.

Cevabı göster

take a closer look

or no internet at all. Dilbilgisi

1:13

veya hiç interneti olmayan insanları hala bulabilirsiniz.

Dilbilgisi

no internet at all: tamamen yokluğu vurgulama

No internet at all, “kesinlikle hiç internet yok” anlamına gelir. No ifadeyi zaten olumsuz yapar; at all vurgu ekleyerek hiçbir internet bulunmadığını özellikle netleştirir. Or, bu tamamen yok olma durumunu bir listedeki başka bir olasılığa bağlar. no + isim + at all kalıbı başka şeylerle de kullanılabilir: no time at all, no sound at all.

Alıştırma

Cümleyi tamamen yokluğu vurgulayan iki sözcüklü son ifadeyle tamamlayın: The cabin had no phone signal ____.

Cevabı göster

at all

In this program,

1:15

Bu programda,

we'll be finding out about how some communities are working together to fix their internet connection problems Notlar

1:16

bazı toplulukların internet bağlantısı sorunlarını yerel halkın yararına çözmek için

Öbek fiiller

find out about: etkin biçimde bilgi edinmek

find out about something, soru sorarak, okuyarak, izleyerek ya da araştırarak bir konu hakkında bilgi edinmek demektir. Zaten var olan bilgiden çok yeni bir şey öğrenme sürecini vurgular. Bu program girişinde we'll be finding out about... izleyicilere sırada ne öğreneceklerini söyler. Ardından bir isim öbeği ya da buradaki gibi how ile başlayan bir yan cümle gelebilir.

Alıştırma

Leo kulüp hakkında henüz bilgi sahibi değil, ancak bilgi edinmeyi planlıyor. Hangi cümle uygundur?

  1. Leo knows about the club already.
  2. Leo wants to forget about the club.
  3. Leo wants to find out about the club.
Cevabı göster

Leo wants to find out about the club.

Kalıp ifadeler

communities are working together to fix: iş birliği ve ortak amaç

Communities are working together to fix..., yerel insan gruplarının tek bir amaç doğrultusunda iş birliği yaptığı anlamına gelir. Are working devam eden bir eylemi, together iş birliğini, to fix ise bu iş birliğinin amacını gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp subject + be + working together to + verb biçimindedir. Özne olarak people, teams, communities veya organisations kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi work together to + verb kalıbı ve fix fiiliyle tamamlayın: The neighbours will ____ the damaged fence.

Cevabı göster

work together to fix

for the benefit of local people. Kalıp ifadeler

1:22

birlikte nasıl çalıştıkları hakkında bilgi edineceğiz.

Kalıp ifadeler

for the benefit of local people: yerel halkın yararına

For the benefit of + bir kişi veya grup, “o kişi ya da gruba yardımcı olma amacıyla” demektir. Bu ifadede local people, eylemden yararlanması amaçlanan gruptur. Buradaki benefit, bir avantajı veya refahta iyileşmeyi ifade eder; yalnızca parayla sınırlı değildir.

Alıştırma

Cümleyi “yerel sakinlerin yararlanması için” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: The park was redesigned ____ local residents.

Cevabı göster

for the benefit of

And of course,

1:24

Ve elbette,

we'll be learning some new vocabulary too.

1:25

bazı yeni kelimeler de öğreneceğiz.

But before I have a question for you, Sam.

1:28

Ama önce sana bir sorum var Sam.

We've been talking about the early days of the internet,

1:31

İnternetin ilk günlerinden bahsettik,

but do you know the name of the first ever internet browser, Kalıp ifadeler

1:33

peki ilk internet tarayıcısının, yani web sitelerini aramak için kullanılan

Kalıp ifadeler

the first ever internet browser: tarihteki ilk internet tarayıcısı

The first ever + tekil isim yapısında first zaman bakımından en erken olanı belirtir, ever ise zaman aralığını söz konusu edilen tarihin tamamına genişletir. Bu nedenle the first ever internet browser, tarihteki ilk internet tarayıcısı anlamına gelir. Ever vurgu ve tarihî bir dönüm noktası hissi katar. Yalnızca first kullanılsa da ifade gerçeği anlatır, ancak vurgu daha zayıf olur.

Alıştırma

Cümleyi first ve tarihî bir ilki vurgulayan sözcükle tamamlayın: Maya became the town's ____ chess champion.

Cevabı göster

first ever

the engine for searching websites? Kelime

1:37

motorun adını biliyor musun?

Kelime

engine for searching websites: yazılım sistemi anlamındaki engine

Buradaki engine, bir araca güç veren fiziksel motor anlamına gelmez. Bir işlevin çalışmasını sağlayan yazılım aracı veya sistemi anlamına gelir. The engine for searching websites, web sayfalarını bulan sistemdir. Teknoloji bağlamında engine, translation engine veya recommendation engine örneklerinde olduğu gibi, bir görevin arkasındaki temel sistemi adlandırmak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Bu ifadede engine ne anlama geliyor?

  1. bir işlevi yerine getiren yazılım sistemi
  2. internet sitelerine bakan bir kişi
  3. bir araçtaki fiziksel motor
Cevabı göster

bir işlevi yerine getiren yazılım sistemi

Was it A,

1:39

A,

Ask Jeeves,

1:41

Ask Jeeves mi,

B,

1:42

B,

World Wide Web,

1:43

World Wide Web mi,

or C,

1:44

yoksa C,

Yahoo?

1:44

Yahoo mu?

Hmm.

1:45

Hmm.

I'll guess it was C,

1:46

Sanırım C,

Yahoo.

1:47

Yahoo.

Okay, Sam.

1:48

Tamam, Sam.

We'll find out the answer later.

1:49

Cevabı daha sonra öğreneceğiz.

You might think it's people living in the most remote and isolated places with the greatest difficulty getting online, Notlar

1:51

Çevrimiçi olma konusunda en büyük zorluğu en uzak ve izole yerlerde yaşayan insanların yaşadığını düşünebilirsiniz,

Kalıp ifadeler

most remote and isolated places: uzaklık ve kopukluk

Bu ifadede remote, şehirlerden, hizmetlerden veya diğer merkezlerden uzak olmayı; isolated ise diğer insanlardan ya da yerlerden ayrı kalmayı ve ulaşım veya iletişimin sınırlı olmasını anlatır. Birlikte kullanıldıklarında hem uzak hem de dış dünyayla bağlantısı zayıf yerleri betimlerler. Most, bu yerlerin iki özelliğin birleşimi bakımından en uç noktada olduğunu gösterir.

Alıştırma

most remote and isolated places nasıl yerleri anlatır?

  1. En uç durumdaki yerler: çok uzakta ve diğerlerinden kopuk olanlar
  2. Kalabalık ama girilmesi zor yerler
  3. Yakın ve bağlantıları iyi olan yerler
Cevabı göster

En uç durumdaki yerler: çok uzakta ve diğerlerinden kopuk olanlar

Dilbilgisi

the greatest difficulty getting online: difficulty + -ing yapısı

Burada difficulty bir isimdir ve getting online zor olan eylemi belirtir. İngilizcede özellikle have difficulty doing something gibi yapılarda difficulty + -ing yaygın olarak kullanılır. The greatest, difficulty sözcüğünü niteler; dolayısıyla cümle, bu insanların karşılaştırılan diğer insanlardan daha fazla internete bağlanma güçlüğü yaşadığını söyler.

Alıştırma

Cümleyi read fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Maya has difficulty ____ small text on her phone.

Cevabı göster

reading

but that's not always true.

1:58

ancak bu her zaman doğru değildir.

Anlatım akışı

You might think ..., but that's not always true: bir varsayımı ortaya koyup düzeltmek

You might think ..., dinleyicinin yapması muhtemel bir varsayımı ortaya koyar. But that's not always true ise bu varsayımı hemen sınırlar ve dinleyiciyi daha karmaşık ya da şaşırtıcı bilgilere hazırlar. Bu, bilgiyi düzenleyen bir kalıptır: önce tanıdık bir beklenti oluşturur, ardından düzeltme geleceğini belirtir. Dinleyiciye doğrudan yanıldığını söylemeden karşıtlığı izlemesini sağlar.

Alıştırma

Bu cümle açıklamayı nasıl düzenliyor?

  1. Eşit önemde üç neden verir.
  2. Önce muhtemel bir varsayımı sunar, sonra bunun düzeltilmesi gerektiğini belirtir.
  3. Hiç karşıtlık kurmadan son cevabı bildirir.
Cevabı göster

Önce muhtemel bir varsayımı sunar, sonra bunun düzeltilmesi gerektiğini belirtir.

Even here in the UK,

2:00

Burada İngiltere'de bile,

people struggle to connect, Kalıp ifadeler

2:01

insanlar bağlanmakta zorluk çekiyor,

Kalıp ifadeler

people struggle to connect: internete bağlanmakta zorlanmak

Struggle to + fiilin yalın hâli, çoğu zaman denedikten sonra bile bir şeyi yapmakta güçlük çekmek demektir. Burada people struggle to connect, insanların internete veya bir ağa bağlanmakta zorlandığını anlatır. Ağla ilgili çevre bağlamı anlamı açık hâle getirdiği için connect fiilinin nesnesi belirtilmemiştir. Başka bir bağlamda hedefi ekleyin: connect to the internet, connect to Wi-Fi veya connect to the call.

Alıştırma

Cümleyi “internete bağlanmakta zorlanmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: When the signal is weak, people ____.

Cevabı göster

struggle to connect

including BBC Radio listener Katie,

2:03

buna sorununu BBC World Service programı Digital Planet'e anlatan

who explained her problem to BBC World Service program Digital Planet. Kültür

2:06

BBC Radyo dinleyicisi Katie de dahil.

Kültür

BBC World Service program Digital Planet: medya kaynağını belirleme

BBC World Service, BBC'nin uluslararası yayın hizmetidir. Digital Planet, bu cümlede adı geçen, teknoloji ve dijital dünyayla ilgili radyo programının başlığıdır. Bu ifadede program sözcüğü, Digital Planet'ın bir radyo programı olduğunu belirtir. Kaynak ifadesi, Katie'nin sorununu bir yayın bağlamında anlattığını gösterir. Bir şeyi explained to a program biçiminde söylemek, onu programın sunucularına, yapımcılarına veya dinleyicilerine anlatmanın kısa bir yoludur.

Alıştırma

BBC World Service program Digital Planet ifadesinde program ne anlama gelir?

  1. bir bilgisayar yazılımı
  2. Digital Planet adlı bir radyo programı
  3. bir okul programı
Cevabı göster

Digital Planet adlı bir radyo programı

Hi, I'm Katie.

2:11

Merhaba, ben Katie.

I live in Dorset in England.

2:12

İngiltere'de Dorset'te yaşıyorum.

Our internet can be quite spasmodic here, Kelime

2:14

Burada internetimiz oldukça kesintili (spasmodic) olabiliyor,

Kelime

can be quite spasmodic: düzensiz ve kesintili hizmet

can be quite spasmodic ifadesinde can be, bu durumun sürekli değil zaman zaman yaşandığını gösterir; quite ise dereceyi artırır ve burada yaklaşık olarak “oldukça” anlamına gelir. Spasmodic, bir şeyin aralarda boşluklar veya kesintiler olacak şekilde düzensiz bölümler hâlinde gerçekleşmesi ya da çalışması demektir. Burada güvenilir olmayan, düzensiz biçimde çalışıp kesilen bir internet bağlantısını anlatır. Özellikle bağlantının yavaş olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

The heating can be quite spasmodic in this old building ne anlama gelir?

  1. Isıtma durup yeniden başlayarak düzensiz biçimde çalışır.
  2. Isıtma ücretsiz kullanılabilir.
  3. Isıtma her zaman yavaş çalışır.
Cevabı göster

Isıtma durup yeniden başlayarak düzensiz biçimde çalışır.

and I think that that's due to most of our underground cabling is very old and somewhat dodgy, Notlar

2:17

ve sanırım bunun nedeni yeraltı kablolarımızın çoğunun çok eski ve biraz şüpheli (dodgy),

Kalıp ifadeler

that that's due to: nedenden önceki iki that biçimi

I think that that's due to... ifadesinde ilk that, think fiilinin içeriğini bildiren yan cümleyi başlatır. Sonraki that, that's içindeki öznedir; that's, that is anlamına gelir ve daha önce sözü edilen internet sorununa gönderme yapar. Ardından due to nedeni tanıtır. Dolayısıyla iki that biçimi yanlışlıkla tekrarlanmış değildir. Tam örnek daha sonra eksiksiz bir yan cümle olan most of our underground cabling is... ile devam eder. Bunu, doğal konuşmada That's due to old cabling ile That's because most of the cabling is old kalıplarının kendiliğinden karışması olarak anlamak en uygunudur. Özenli İngilizcede yeniden kullanılabilecek kalıp I think that that's due to + isim öbeğidir.

Alıştırma

Durumu okuyun: The connection keeps dropping. Hangi devam cümlesi özenli İngilizcede that that's due to yapısını doğal biçimde kullanır?

  1. I think that that's due to the underground cabling is old.
  2. I think that that's due to old underground cabling.
  3. I think that that's due old underground cabling.
Cevabı göster

I think that that's due to old underground cabling.

tatty,

2:24

yıpranmış (tatty) olması,

Kelime

somewhat dodgy, tatty: şüpheli güvenilirlik ve yıpranmış görünüm

Somewhat, 'bir dereceye kadar' anlamına gelir ve eleştiriyi yumuşatır. Burada dodgy, güvenilmez, şüpheli veya düzgün çalışmayan bir şey için kullanılan gündelik Britanya İngilizcesidir; tatty ise yıpranmış ve bakımsız bir görünümü anlatır. Dodgy ve tatty sözcüklerini birlikte kullanmak iki değerlendirme verir: şey güvenilir olmayabilir ve ayrıca kötü durumda görünür. Bunlar kesin teknik açıklamalar değil, günlük konuşmadaki öznel değerlendirmelerdir.

Alıştırma

Burada somewhat dodgy, tatty neyi ifade ediyor?

  1. Eski moda ama tamamen güvenilir.
  2. Biraz güvenilmez ve yıpranmış görünüyor.
  3. Yepyeni ve özenle bakımı yapılmış.
Cevabı göster

Biraz güvenilmez ve yıpranmış görünüyor.

and needs replacing. Dilbilgisi

2:24

ve değiştirilmesi gerekiyor.

Dilbilgisi

needs replacing: need + -ing yapısının edilgen anlamı

Needs replacing, need + -ing yapısını kullanır. Replacing biçim olarak etken görünse de yapı edilgen anlam taşır: birinin o şeyi değiştirmesi gerekir. O şeyin başka bir şeyi değiştireceği anlamına gelmez. Bu yapı, bakım veya yapılması gereken işler hakkında konuşurken özellikle Britanya İngilizcesinde yaygındır. Needs replacing ile needs to be replaced aynı anlama gelir.

Alıştırma

“Değiştirilmesi gerekiyor” anlamını vermek için need + -ing ile tamamlayın: This cracked screen ____ before the phone can be sold.

Cevabı göster

needs replacing

Katie lives in Dorset,

2:26

Katie, İngiltere'nin güneybatısındaki kırsal bir bölge olan

a rural part of Southwest England.

2:28

Dorset'te yaşıyor.

She describes her internet connection as spasmodic, Kalıp ifadeler

2:30

İnternet bağlantısını kesintili (spasmodic) olarak tanımlıyor,

Kalıp ifadeler

describe A as B: bağlantıyı spasmodic olarak tanımlamak

describe A as B kalıbı, “A’nın B niteliğine, adına veya rolüne sahip olduğunu söylemek” demektir. Burada A her internet connection, B ise spasmodic olduğundan, bağlantıyı düzensiz, kesilip yeniden gelen bir şey olarak sunuyor. Doğrudan the connection is spasmodic demekle karşılaştırıldığında bu yapı, betimlemenin ona ait olduğunu vurgular. Birinin bir şeyi nasıl adlandırdığını veya değerlendirdiğini aktarmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi describe A as B kalıbındaki eksik sözcükle tamamlayın: The critic described the film ____ confusing.

Cevabı göster

as

suddenly working,

2:34

aniden çalışıyor,

but only for a short time,

2:35

ancak sadece kısa bir süreliğine,

and not in a regular way.

2:37

ve düzenli bir şekilde değil.

She thinks this is because her internet cables are dodgy,

2:39

Bunun, kötü veya güvenilmez anlamına gelen bir argo olan

slang for bad or untrustworthy. Kelime

2:43

internet kablolarının şüpheli (dodgy) olmasından kaynaklandığını düşünüyor.

Kelime

slang for bad or untrustworthy: dodgy sözcüğünü açıklamak

slang for X ifadesi, bir sözcüğün ya da ifadenin gündelik olduğunu ve yaklaşık olarak X anlamına geldiğini belirtir. Burada dodgy sözcüğüne dönüktür; tam biçimi dodgy, which is slang for bad or untrustworthy olur. İsim internet cables olduğundan, dodgy bu bağlamda kalitesiz veya güvenilmez demektir. Buradaki untrustworthy anlamı açıklayan bir ipucudur; kablolara insanlara özgü ahlaki bir nitelik yüklemez.

Alıştırma

Bu cümlede slang for bad or untrustworthy ifadesi dodgy hakkında ne anlatıyor?

  1. Dodgy sözcüğünün bu sözcüklerin ilk harflerinden oluşan bir kısaltma olduğunu söyler.
  2. Dodgy sözcüğünü yaklaşık olarak bu anlama gelen gündelik bir sözcük olarak sunar.
  3. Bir internet kablosunun resmî teknik adını verir.
Cevabı göster

Dodgy sözcüğünü yaklaşık olarak bu anlama gelen gündelik bir sözcük olarak sunar.

A dodgy internet connection might be irritating, Anlatım akışı

2:45

Sorunlu bir internet bağlantısı sinir bozucu olabilir,

but in other parts of the world,

2:49

ancak dünyanın diğer bölgelerinde,

the consequences can be more serious.

2:50

sonuçları daha ciddi olabilir.

Anlatım akışı

might be irritating, but ... more serious: rahatsızlıktan ciddi sonuçlara

Cümle önce might be irritating ifadesiyle güvenilmez bir internet bağlantısını nispeten küçük bir rahatsızlık olarak sunar. Ardından but, dikkati sonuçların daha ciddi olabileceği dünyanın başka yerlerine yöneltir. Buradaki karşıtlık iki bağlantı türü arasında değil, etkilerin dereceleri arasındadır. Bu yapı, daha önemli bir konuya geçmeden önce küçük bir kaygıyı kabul eder. Burada but, bilgiyi kişisel bir rahatsızlıktan daha geniş ve ciddi bir soruna doğru yükselterek düzenler.

Alıştırma

Bu cümlede but sözcüğünün bilgiyi düzenlemedeki temel işlevi nedir?

  1. Aynı soruna ilişkin eşit derecede ciddi iki örnek verir.
  2. İnternet bağlantısının güvenilmez olduğu iddiasını düzeltir.
  3. Küçük bir kişisel rahatsızlıktan başka yerlerdeki daha ciddi sonuçlara geçer.
Cevabı göster

Küçük bir kişisel rahatsızlıktan başka yerlerdeki daha ciddi sonuçlara geçer.

Aamer Hayat is a farmer who lives in the Pakistani Punjab, Kültür

2:53

Aamer Hayat, Pakistan Pencap'ta yaşayan bir çiftçi,

one of the country's most fertile regions, Dilbilgisi

2:57

ülkenin en verimli bölgelerinden biri,

Dilbilgisi

one of the country's most fertile regions: “en … bölgelerden biri”

one of + belirleyici + üstünlük derecesi + çoğul sayılabilen isim kalıbı, bir üyenin belirli bir niteliğe en yüksek derecede sahip olan grupta bulunduğunu anlatır. Burada most fertile, verimliliği en yüksek grubu belirtir; one of ise bu gruptan bir bölge seçer. İfadenin tamamı tek bir üyeyi gösterse de bir gruba gönderme yaptığı için regions çoğul olmalıdır. İyelik biçimi country's, karşılaştırma grubunu o ülkedeki bölgelerle sınırlar.

Alıştırma

Cümleyi region kelimesinin çoğul biçimiyle tamamlayın: The river valley is one of the country's most fertile ____.

Cevabı göster

regions

but also one of the least connected. Dilbilgisi

3:00

ancak aynı zamanda en az bağlantıya sahip bölgelerden biri.

Kültür

the Pakistani Punjab: Pencap'ın Pakistan'daki kısmı

Burada the Pakistani Punjab, Pencap bölgesinin Pakistan'da bulunan kısmını ifade eder. Pencap, günümüzde Pakistan ve Hindistan'a yayılan tarihî ve coğrafi bir bölgedir; bu yüzden Pakistani sözcüğü Pakistan tarafını belirtir. Cümleyi anlamak için gereken temel arka plan budur: ifade bir yer adıdır ve one of the country's most fertile regions burayı Pakistan'ın bir bölgesi olarak tanımlar. country's ifadesindeki country, Pakistan'dır.

Alıştırma

Burada the Pakistani Punjab neyi ifade ediyor?

  1. Punjab adlı Pakistanlı bir kişi.
  2. Pakistan ve Hindistan'daki bütün tarım bölgeleri.
  3. Pencap bölgesinin Pakistan'da bulunan kısmı.
Cevabı göster

Pencap bölgesinin Pakistan'da bulunan kısmı.

Dilbilgisi

but also one of the least connected: “bağlantı düzeyi en düşük yerlerden biri”

One of the least connected, bir üyeyi bağlantı düzeyi en düşük olan gruba yerleştirir. Least ters yönde bir üstünlük derecesi kurar: bağlantı düzeyinin en yüksek olduğunu söylemek yerine bölgeyi bu düzeyin en düşük olduğu yerler arasına koyar. Regions ismi önceki ifadeden anlaşılır, bu nedenle connected sözcüğünden sonra tekrarlanmaz. But also ikinci bilgiyi ekler ve bunu olumlu most fertile tanımıyla karşılaştırır.

Alıştırma

Hangi cümle kütüphanenin bağlantı düzeyi en düşük yerler arasında olduğunu söylüyor?

  1. The library is one of the least connected places in town.
  2. The library is not connected to the town.
  3. The library is one of the less connected places in town.
Cevabı göster

The library is one of the least connected places in town.

His village is a 3-hour drive from the nearest town, Kalıp ifadeler

3:03

Köyü en yakın kasabaya arabayla 3 saat uzaklıkta,

Kalıp ifadeler

a 3-hour drive from: sürüş süresiyle mesafe anlatımı

Burada a 3-hour drive from the nearest town, mesafeyi normal araba yolculuğu süresiyle ifade eder. En yakın kasaba ile köy arasında arabayla yaklaşık üç saatlik yol olduğu anlamına gelir. 3-hour yapısında sayı ve zaman birimi, drive sözcüğünden önce gelen ve kısa çizgiyle bağlanan birleşik bir niteleyici oluşturur. Birim tekil kalır: 3-hour denir, 3-hours denmez. Yeniden kullanılabilen kalıp a/an + süre + drive from + yer şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi three hours + drive from ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The campsite is a ____ the nearest shop.

Cevabı göster

three-hour drive from

and he can't make a phone call,

3:06

ve telefon görüşmesi yapamıyor,

even with 2G. Anlatım akışı

3:08

2G ile bile.

Anlatım akışı

even with 2G: sonucu değiştirmeyen yararlı bir koşul

even with 2G ifadesi, onun telefon görüşmesi yapamadığını belirten ana açıklamadan sonra gelir. 2G mobil ağına erişimi yardımcı olması beklenebilecek bir koşul olarak sunar, ancak olumsuz sonucun yine de değişmediğini gösterir. Yeniden kullanılabilen even with + isim öbeği kalıbı, görünüşte yararlı bir şeye sahip olunsa veya o şey kullanılsa bile sonucun değişmediğini anlatır. Sonda kullanıldığında gerçekleşmeyen beklentiyi sonuçtan sonra ekler ve ona daha fazla vurgu yapar.

Alıştırma

Örnekte even with 2G neyi gösteriyor?

  1. Telefon görüşmelerini kolaylaştırdığı için 2G kullanır.
  2. 2G erişimi olsa bile telefon görüşmesi yapmak mümkün değildir.
  3. Yalnızca 2G'yi kapattıktan sonra telefon görüşmesi yapabilir.
Cevabı göster

2G erişimi olsa bile telefon görüşmesi yapmak mümkün değildir.

For Aamer,

3:10

Aamer için,

basic weather information like knowing when rain is coming Dilbilgisi

3:11

yağmurun ne zaman geleceğini bilmek gibi temel hava durumu bilgileri,

Dilbilgisi

knowing when rain is coming: gömülü bir when yan cümlesi

Burada knowing, know fiilinin -ing biçimidir ve bilme eyleminin isim gibi kullanılmasını sağlar. knowing when rain is coming ifadesinin tamamı, like sözcüğünden sonra temel hava durumu bilgisine örnek olarak gelir. when rain is coming, bilinen bilginin içeriğini verir. Daha büyük bir ifadenin içine gömülü olduğu için is rain coming soru dizilişi değil, rain is coming düz cümle dizilişi kullanılır. know/knowing yapısından sonra where, how, what veya why geldiğinde de bu kalıp kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede knowing sonrasında gömülü when yan cümlesi doğru kullanılmıştır?

  1. Knowing when does the shop close helps us plan.
  2. Knowing when closes the shop helps us plan.
  3. Knowing when the shop closes helps us plan.
Cevabı göster

Knowing when the shop closes helps us plan.

can mean the difference between his crops succeeding or failing. Kalıp ifadeler

3:14

mahsullerinin başarılı olup olmaması arasındaki fark anlamına gelebilir.

Kalıp ifadeler

can mean the difference between ... succeeding or failing: başarıyla başarısızlık arasındaki belirleyici farkı yaratmak

Burada mean, bir sözcüğün tanımını vermek anlamında değildir. Can mean the difference between A and B, bir şeyin birbirinden çok farklı iki sonuçtan hangisinin gerçekleşeceğini belirleyen kritik etken olabileceğini anlatır. his crops succeeding or failing ifadesinde his crops, iki -ing biçiminin de anlaşılan öznesidir. Birbirine paralel succeeding ve failing biçimleri iki olası sonucu belirtir.

Alıştırma

İki sonuç arasındaki belirleyici etken olmak anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: Checking the map can ____ arriving on time and getting lost.

Cevabı göster

mean the difference between

Without the internet,

3:18

İnternet olmadan,

he doesn't have a reliable weather report. Kalıp ifadeler

3:19

güvenilir bir hava durumu raporuna sahip değil.

Kalıp ifadeler

a reliable weather report: güvenilir bir hava durumu raporu

Burada a reliable weather report, plan yaparken güvenilebilecek hava durumu bilgisini ifade eder. Reliable, güvenilir veya sürekli olarak itimat edilebilir demektir; yalnızca iyi anlamına gelmez. reliable + isim kalıbı bilgi, insan, hizmet ve ekipmanlarla sık kullanılır: a reliable source, a reliable guide veya a reliable connection.

Alıştırma

a reliable weather report ifadesinde reliable ne anlama gelir?

  1. Her zaman eğlencelidir.
  2. Genellikle güvenilebilir.
  3. Alışılmadık derecede uzundur.
Cevabı göster

Genellikle güvenilebilir.

So the villagers decided to build their own 50-m high telephone transmission tower Kelime

3:22

Bu nedenle köylüler, beş köyden oluşan bir ağı internete bağlayan

Kelime

build their own 50-m high telephone transmission tower: kendilerine ait 50 m yüksekliğinde bir telefon iletim kulesi inşa etmek

Vurgulanan fiil öbeğinde build, nesne olarak uzun bir isim öbeği alır. Ana isim tower sözcüğüdür. Their own sahipliği belirtir; 50-m high amaçlanan yüksekliği verir; telephone transmission ise kulenin telefon sinyallerini taşıma işlevini açıklar. Benzer teknik öbekleri çözümlemek için önce sondaki ana ismi bulun, sonra niteleyicileri sağdan sola ekleyin. Burada telephone, transmission sözcüğünü; telephone transmission ise tower sözcüğünü niteler.

Alıştırma

50 ve metre kullanarak standart Britanya İngilizcesindeki isim öncesi niteleyiciyi tamamlayın: They built a ____ tower.

Cevabı göster

50-metre-high

linking a network of five villages to the internet. Kalıp ifadeler

3:28

kendi 50 metre yüksekliğindeki telefon iletim kulesini inşa etmeye karar verdiler.

Kalıp ifadeler

linking ... to the internet ifadesinde link A to B

link A to B kalıbı “A'yı B'ye bağlamak” anlamına gelir. Burada A, a network of five villages; B ise the internet ifadesidir. Bu kalıp teknoloji ve altyapıdan söz ederken yaygın olarak kullanılır. Linking, link fiilinin -ing biçimidir. Burada bir bağlantı işlevini, yani bir şeyin ne yaptığını anlatır; tek başına tam bir cümle oluşturmaz.

Alıştırma

link A to B kalıbını tamamlayın: The new cable links the village ____ the internet.

Cevabı göster

to

Here is Aamer talking to BBC World Service program Digital Planet.

3:32

İşte Aamer, BBC World Service programı Digital Planet ile konuşuyor.

We used to do the conventional farming like just getting information from the word of mouth. Notlar

3:36

Eskiden sadece kulaktan kulağa (word of mouth) bilgi almak gibi geleneksel tarım yapardık.

Dilbilgisi

We used to do ifadesinde used to + fiilin yalın hâli

used to + fiilin yalın hâli, geçmişte tekrarlanan bir eylemi veya geçmişteki bir durumu anlatır ve genellikle bunun artık geçerli olmadığını ima eder. Bu nedenle We used to do, geçmişteki bir yapma biçimine gönderme yapar ve geçmiş ile bugün arasında karşıtlık kurar. used to sonrasında fiilin yalın hâli kullanılır: did veya doing değil, do. Bu parça daha fazla bilgiyle devam edebilir ya da do, bağlamdan zaten anlaşılan bir eylemin yerini tutabilir.

Alıştırma

Artık değişmiş bir geçmiş alışkanlığı anlatan hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: When I was younger, I ____ visit my grandparents every Sunday, but now I only call them.

Cevabı göster

used to

Kelime

the conventional farming: yerleşmiş tarım yöntemleri

Bu ifadede conventional, yerleşmiş ve bilinen yöntemleri izleyen farming türünü anlatır. Burada alışılmış yaklaşım en yeni teknolojilerle karşılaştırılır; ancak bu karşılaştırma geleneksel tarımın kötü olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu ifadede conventional farming ne anlama gelir?

  1. Her zaman en yeni teknolojiyi kullanan tarım
  2. Yerleşmiş ve bilinen yöntemlere dayanan tarım
  3. Yalnızca kapalı alanlarda yapılan tarım
Cevabı göster

Yerleşmiş ve bilinen yöntemlere dayanan tarım

Deyimler

from the word of mouth: standart deyim by word of mouth

Word of mouth deyimi, insanların birbirine anlatması sayesinde bilginin resmî olmayan bir biçimde yayılması anlamına gelir. İletişim kanalını anlatır; birinin ağzındaki sözcükler anlamına gelmez. Vurgulanan kullanımın anlatmak istediği through word of mouth ifadesidir. Standart İngilizcede genellikle the olmadan by word of mouth veya through word of mouth kullanılır; from the word of mouth bu deyimin alışılmış biçimi değildir.

Alıştırma

Hangi seçenek cümleyi doğal biçimde tamamlar ve insanların birbirine anlattığı anlamını verir? The small bakery became popular ___.

  1. yazılı bir duyuru aracılığıyla
  2. by word of mouth
  3. from the word of mouth
Cevabı göster

by word of mouth

Now,

3:41

Şimdi,

I'm using the latest technologies to have gadgets available with us Kelime

3:42

yanımızda kullanabileceğimiz aletlerimiz (gadgets) olması için en son teknolojileri kullanıyorum

Kelime

the latest technologies: mevcut en yeni teknolojiler

the latest technologies ifadesi, şu anda mevcut olan en yeni veya en yakın zamanda geliştirilmiş teknolojiler anlamına gelir. Bilim ve teknoloji bağlamlarında latest çoğu zaman modern ya da ileri düzey olma anlamını da çağrıştırır, ancak temel anlamı zamansal yeniliktir. Burada technologies çoğuldur; bu nedenle birden fazla yöntem, sistem veya teknik araca işaret eder. the latest + çoğul isim kalıbı, the latest devices veya the latest discoveries gibi ifadelerde de kullanılabilir.

Alıştırma

Araştırmacıların mevcut en yeni teknolojileri kullandığını söyleyen cümle hangisidir?

  1. Researchers use the latest technologies.
  2. Researchers used technology in their latest project.
  3. Researchers use the last technology in the sequence.
Cevabı göster

Researchers use the latest technologies.

and taking information right from the horse's mouth,

3:47

ve bilgiyi doğrudan "atın ağzından" (horse's mouth) alıyorum,

you can say, Ton ve niyet

3:50

diyebiliriz,

Ton ve niyet

sözlü bir yumuşatma ifadesi olarak you can say

Burada you can say, dinleyiciye konuşma izni vermek için kullanılmıyor. Sözlü bir yumuşatma ifadesidir: Konuşmacı, ardından gelen sözleri bir şeyi anlatmanın olası veya yaklaşık bir yolu olarak sunar. Bu ara ifade, konuşmacıya mesajı düzenlemek veya değiştirmek için de kısa bir süre kazandırabilir. Bu şekilde ayrı kullanıldığını duyduğunuzda, ardından dinleyiciye yönelik bir talimat değil, bir adlandırma, özet veya yeniden ifade bekleyin.

Alıştırma

“The delay was, you can say, a small warning,” cümlesinde you can say, dinleyiciye gerçek anlamıyla konuşma izni mi veriyor?

  1. Evet. Gerçek anlamıyla konuşma izni veriyor.
  2. Hayır. Yaklaşık bir tanım sunuyor.
Cevabı göster

Hayır. Yaklaşık bir tanım sunuyor.

through internet and the technology we have in our hands. Deyimler

3:50

internet ve elimizdeki teknoloji sayesinde.

Deyimler

we have in our hands: kullanıma ve kontrole açık

“the technology we have in our hands” ifadesinde “we have in our hands” yan cümlesi “technology” sözcüğünü niteler. Bu, teknolojinin konuşan kişilerin kullanımına hazır olduğu ve onlar tarafından kullanılabildiği anlamına gelir. Burada “in our hands” kısmen mecazidir. Erişim ve kontrol duygusu katar; teknolojinin gerçekten birinin elinde tutulması gerekmez.

Alıştırma

Burada “the technology we have in our hands” neyi vurguluyor?

  1. Teknoloji kullanabileceğimiz ve kontrol edebileceğimiz durumdadır.
  2. Her teknoloji parçası gerçekten elde tutulmaktadır.
  3. Teknoloji erişimimizin dışındadır.
Cevabı göster

Teknoloji kullanabileceğimiz ve kontrol edebileceğimiz durumdadır.

So this is what I'm doing in my farm practices. Kelime

3:54

Yani çiftlik uygulamalarımda yaptığım şey bu.

Kelime

farm practices: tarımda kullanılan yöntemler

“farm practices” ifadesinde “practices”, bir beceriyi geliştirmek için yapılan alıştırmalar değil, tarımda kullanılan yöntemler ve işlemler anlamına gelir. İfadenin tamamı çiftlik işlerinin gerçekte nasıl yürütüldüğünü anlatır. Çoğul “practices” sözcüğünün bu anlamı, “business practices” ve “safety practices” örneklerinde olduğu gibi bir alanın veya faaliyetin ardından sık görülür. “Farming practices” de aynı düşünceyi ifade etmenin yaygın bir yoludur.

Alıştırma

Bu cümlede “farm practices” ne anlama geliyor?

  1. Farm sözcüğünü öğrenmek için yapılan alıştırmalar
  2. Tarımda kullanılan yöntemler
  3. Bir çiftlikte yapılan spor antrenmanı
Cevabı göster

Tarımda kullanılan yöntemler

Before the community-built tower brought the internet to his village, Notlar

3:57

Toplum tarafından inşa edilen kule, köyüne internet getirmeden önce,

Kelime

the community-built tower: birleşik bir niteleyici

community-built ifadesinde community inşaatı yapan kişileri belirtir, built ise tower sözcüğünü niteler. İki sözcük tower'dan önce tek bir sıfat gibi birlikte çalışır: topluluk tarafından inşa edilmiş bir kule. Kısa çizgi, iki sözcüklü grubun tek bir niteleyici olarak görülmesini kolaylaştırır. Bu özlü kullanım haberlerde ve bilgilendirici metinlerde yaygındır.

Alıştırma

a community-built tower ne anlama gelir?

  1. Topluluktaki insanlar tarafından inşa edilen bir kule
  2. Bir topluluğun yanına inşa edilen bir kule
  3. Bir topluluk inşa eden bir kule
Cevabı göster

Topluluktaki insanlar tarafından inşa edilen bir kule

Kalıp ifadeler

brought the internet to his village: bring A to B kalıbı

Brought, bring fiilinin geçmiş zaman biçimidir. bring A to B kalıbının bu kullanımında A erişilebilir hâle gelen hizmet veya kaynaktır, B ise onu alan yerdir. Burada kule, köyün internete erişmesini sağlamıştır. Bu kalıpta bring gerçek anlamda taşıma bildirmez: internet bir nesne gibi taşınmaz. Bir hizmete veya kaynağa erişimin bir yere ulaştırılmasını anlatır.

Alıştırma

bring A to B kalıbını tamamlayın: The new clinic brought health care ____ the island.

Cevabı göster

to

Aamer got his weather report by word of mouth,

4:01

Aamer hava durumu raporunu insanların birbirine anlatmasıyla aktarılan

information passed on by people telling each other. Öbek fiiller

4:04

kulaktan kulağa (word of mouth) bilgi ile alıyordu.

Öbek fiiller

information passed on: kısaltılmış bir edilgen yapı

information passed on ifadesinde passed on, information sözcüğünü aktarılmış bir şey olarak tanımlar. Dil bilgisi açısından bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir ve information that is passed on ifadesinin kısaltılmış edilgen biçimidir. Burada pass on, bir şeyi başka bir kişiye vermek veya anlatmak, çoğu zaman da kişiden kişiye aktarılmasını sağlamak demektir. by people telling each other bölümü, kimlerin hangi yöntemle aktardığını gösterir: insanlar birbirine anlatarak bilgiyi iletir.

Alıştırma

Cümleyi, pass fiilinin “başka insanlara aktarılmış” anlamındaki iki sözcüklü biçimiyle tamamlayın: The warning was ____ to every family.

Cevabı göster

passed on

Now there's stable internet that works, Kalıp ifadeler

4:07

Şimdi ise çalışan istikrarlı bir internet var,

Kalıp ifadeler

stable internet that works: istikrar ve gerçek kullanılabilirlik

stable internet that works ifadesinde stable, sürekli kesilmek veya öngörülemez biçimde değişmek yerine tutarlı kalan bir bağlantıyı tanımlar. That works, internet hakkında ek bilgi veren bir ilgi tümcesidir; works ise beklendiği gibi işlev görmek demektir. İfade birlikte iki pratik özelliği vurgular: bağlantı istikrarlıdır ve gerçekten kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bağlantının hem istikrarlı hem de kullanılabilir olduğunu açıkça belirtir?

  1. The internet is fast when it is available.
  2. We have stable internet that works throughout the day.
  3. The connection is stable, but it does not work.
Cevabı göster

We have stable internet that works throughout the day.

thanks to a tower high enough to pick up a telephone signal, Notlar

4:09

telefon sinyalini yakalayacak kadar yüksek bir kule sayesinde,

Kalıp ifadeler

thanks to: olumlu bir sonucun payını nedenine vermek

Thanks to, bir sonucun nedenini belirtir ve genellikle bu nedene olumlu bir pay verir. Burada internetin çalışmasını kule mümkün kılar; bu yüzden ifade yaklaşık olarak “nedeniyle ve olumlu pay ona verilerek” anlamına gelir. Thanks to sonrasında a tower gibi bir isim öbeği gelir. Doğrudan tam bir yan cümle getirmez.

Alıştırma

“Nedeniyle ve olumlu pay vererek” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: We found our way home ____ Leo's map.

Cevabı göster

thanks to

Öbek fiiller

pick up a telephone signal: bir sinyali almak

Pick up a telephone signal ifadesinde pick up, bir sinyali almak veya algılamak anlamına gelir. Bir antenin, telefonun ya da radyonun neyi alabildiğini anlatır; fiziksel olarak bir şeyi yerden kaldırmak anlamında değildir. High enough to pick up... yapısı, kulenin sinyal alabilecek kadar yüksek olduğunu söyler. Buradaki to pick up..., bu yüksekliğin neyi mümkün kıldığını açıklar.

Alıştırma

"The radio can pick up a weak signal at night," cümlesinde pick up ne anlama gelir?

  1. Sinyali yerden kaldırmak
  2. Sinyali almak veya algılamak
  3. Sinyalin sesini yükseltmek
Cevabı göster

Sinyali almak veya algılamak

which it then sends into the villages via solar-powered receivers, Kelime

4:13

kule bunu daha sonra bir tür cihaz olan

Kelime

via solar-powered receivers: yol ve enerji kaynağı

Via, bir eylemde kullanılan yolu veya aracı belirtir. Burada via solar-powered receivers, sinyalin köylere nasıl gönderildiğini açıklar: sinyal bu alıcılar üzerinden geçer. Solar-powered, receivers sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır. “Güneş enerjisiyle çalışan” anlamına gelir ve kısa çizgi iki sözcüğün tek bir niteleyici olarak birlikte çalışmasını sağlar.

Alıştırma

Şu sözcükleri doğal bir ifade oluşturacak şekilde kullanarak cümleyi tamamlayın: via, solar-powered, receivers. The warning signal reaches the island ____.

Cevabı göster

via solar-powered receivers

a type of gadget, Kelime

4:17

ve işe yarar küçük elektronik bir alet anlamına gelen

meaning a small electronic device which does something useful.

4:18

güneş enerjisiyle çalışan alıcılarla köylere gönderiyor.

Kelime

gadget: küçük ve kullanışlı bir cihaz

Bu cümlede gadget, yararlı bir iş yapan küçük bir elektronik cihaz anlamına gelir. Ardından gelen sözler terimi doğrudan tanımlar. Daha geniş günlük İngilizcede gadget, elektronik olmayan küçük ve kullanışlı bir aracı da belirtebilir. Kesin bir teknik kategoriden çok kullanışlı, zekice tasarlanmış veya yeni bir şey izlenimi verir.

Alıştırma

Bu cümlede gadget ne anlama geliyor?

  1. Büyük bir sanayi binası
  2. Küçük ve kullanışlı bir elektronik cihaz
  3. İki köy arasındaki bir güzergâh
Cevabı göster

Küçük ve kullanışlı bir elektronik cihaz

This means Aamer now gets his weather reports straight from the horse's mouth, Deyimler

4:22

Bu, Aamer'ın artık hava durumu raporlarını doğrudan "atın ağzından" aldığı anlamına gelir,

an idiom meaning from a reliable source or from someone who knows what they're talking about.

4:27

güvenilir bir kaynaktan veya ne hakkında konuştuğunu bilen birinden anlamına gelen bir deyim.

Deyimler

straight from the horse's mouth: doğrudan güvenilir bir kaynaktan

straight from the horse's mouth, bilgiyi olayları doğrudan bilen bir kişiden veya başka bir yetkili kaynaktan alma anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede hava durumu raporlarının birkaç kişi üzerinden aktarılmadığını, doğrudan ve güvenilir olduğunu gösterir. straight sözcüğü, bilginin kaynaktan doğrudan gelmesi fikrini güçlendirir. İfade mecazidir; gerçek bir attan söz etmez.

Alıştırma

Mia, “The director told me herself.” diyor. Mia'nın haberi nasıl aldığını en iyi hangi ifade anlatır?

  1. by word of mouth
  2. straight from the horse's mouth
  3. from an anonymous rumor
Cevabı göster

straight from the horse's mouth

The internet brings reliable climatic information, Kelime

4:34

İnternet güvenilir iklim bilgilerini getiriyor,

Kelime

reliable climatic information: güvenilir iklim bilgileri

reliable climatic information ifadesinde reliable, bilginin güvenilir olduğunu; climatic ise iklimle ilgili olduğunu belirtir. İklim, daha uzun dönemlerdeki düzenleri ve koşulları tanımladığı için bu ifade yalnızca bugünün veya yarının hava durumunu değil, güvenilir iklim bilgilerini anlatır. climatic, resmî ve teknik bir tona sahip sıfattır. Climate information da yaygındır ve modern raporlarda çoğu zaman daha doğal görünür; ancak climatic information dil bilgisi açısından doğrudur.

Alıştırma

Bir araştırmacı otuz yıl boyunca ölçülen yağış düzenlerini anlatıyor. Hangi ifade en uygundur?

  1. this afternoon's weather report
  2. reliable climatic information
  3. an eyewitness account
Cevabı göster

reliable climatic information

which means a good harvest not just for Aamer and his family, Dilbilgisi

4:37

bu da sadece Aamer ve ailesi için değil,

but for all the families living in the five connected villages.

4:41

birbirine bağlı beş köyde yaşayan tüm aileler için iyi bir hasat anlamına geliyor.

Dilbilgisi

not just for Aamer and his family, but for all the families: kapsamı genişletme

not just A, but B kalıbı önce A'yı kapsar, ardından genellikle daha geniş veya daha çok vurgulanan B'yi ekler. Burada iyi hasat Aamer ve ailesine yarar sağlar; bu yarar birbirine bağlı beş köydeki her aileyi kapsayacak şekilde genişler. not just ifadesini duyduğunuzda but bölümünü bekleyin. Bu bölüm kapsamın genişlemesini tamamlar ve genellikle asıl vurguyu taşır. for sözcüğünün tekrarlanması iki gruba aynı dil bilgisi biçimini verir.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak not just for ... but for ... çiftiyle tamamlayın: The free classes are ____ beginners, ____ experienced learners too.

Cevabı göster

not just for · but for

It's a great example of community action and of people looking after each other. Notlar

4:45

Bu, topluluk eyleminin ve birbirine göz kulak olan insanların harika bir örneğidir.

Kelime

example of community action: bir topluluğun ortak çabası

Bu cümlede an example of community action, bir topluluğun üyelerinin ortak bir amaç veya ihtiyaç için birlikte çalıştığını gösteren bir örnek anlamına gelir. Community grubu belirtir; action ise fiziksel hareketi veya bir filmdeki aksiyon sahnesini değil, somut adımları ya da çabayı ifade eder. an example of + isim grubu yapısı, belirli bir olayın daha geniş bir düşünceyi gösterdiğini anlatır. Konuşmacı yalnızca olayı övmekle kalmaz, olayın temsil ettiği iş birliği türünü de adlandırır.

Alıştırma

Hangi durum community action için en iyi örnektir?

  1. Komşular boş bir arsayı bahçeye dönüştürmek için birlikte çalışır.
  2. Bir koşucu toplum merkezinde tek başına egzersiz yapar.
  3. Bir oyuncu köyde geçen bir filmde aksiyon sahnesi oynar.
Cevabı göster

Komşular boş bir arsayı bahçeye dönüştürmek için birlikte çalışır.

Öbek fiiller

people looking after each other: birbirleriyle ilgilenen insanlar

people looking after each other ifadesinde look after, birine bakmak, yardım etmek veya onu korumak anlamına gelir. Bu bir öbek fiildir; after, look ile birlikte tek bir anlam oluşturur ve yalnızca zaman ya da konum bildirmez. each other eylemi karşılıklı hâle getirir. Yani insanlar hem başkalarıyla ilgilenir hem de başkalarından ilgi görür. Looking after each other, people sözcüğünü niteleyen ve nasıl insanlardan söz edildiğini belirten bir -ing grubudur.

Alıştırma

Cümleyi birine bakmak anlamındaki öbek fiille tamamlayın: On school trips, the children ____ each other.

Cevabı göster

look after

Something which may have been lost since the early idealistic days of the internet. Notlar

4:50

İnternetin ilk idealist günlerinden bu yana kaybolmuş olabilecek bir şey.

Dilbilgisi

may have been lost: geçmiş hakkında temkinli ve edilgen olasılık

May have been lost, sonucu bugün hâlâ geçerli olabilecek geçmişteki bir değişiklik hakkında temkinli bir tahmin sunar. May belirsizlik belirtir, have ise olası kaybı şimdiki zamandan önceye yerleştirir; böylece konuşan kişi kaybı kesin bir gerçek olarak ifade etmez. Been lost, yan cümleyi edilgen yapar: Something artık mevcut olmayabilecek şeydir ve buna neden olan kişi ya da sebep belirtilmez. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp “kiplik fiil + have + been + geçmiş zaman ortacı”dır.

Alıştırma

Cümleyi may ve lose fiilinin tamamlanmış edilgen biçimiyle tamamlayın: The original map ____ during the move.

Cevabı göster

may have been lost

Kelime

early idealistic days of the internet: internetin idealist ilk dönemi

Bu ifadede days, yirmi dört saatlik birkaç gün değil, bir dönem veya çağ anlamına gelir. The early ... days of something, bir şeyin ilk aşamasını ifade eder. Idealistic, bu aşamayı güçlü umutlar ve ilkelerle şekillenmiş olarak anlatır. Hayranlık belirtebilir ama bu umutların gerçekçi olmaktan çok iyimser olduğunu da düşündürebilir; burada internetin ilk dönemi, daha sonraki bir zamandan bakılarak umut dolu bir çağ olarak sunulur.

Alıştırma

Burada early idealistic days of the internet ne anlama geliyor?

  1. İnsanların interneti ilk kez kullandığı birkaç ayrı gün.
  2. İnternetin güçlü ideallerle şekillenmiş umut dolu ilk dönemi.
  3. İnternetin teknik açıdan kusursuz biçimi.
Cevabı göster

İnternetin güçlü ideallerle şekillenmiş umut dolu ilk dönemi.

And speaking of the early internet, Anlatım akışı

4:55

Ve ilk internetten bahsetmişken,

Anlatım akışı

speaking of the early internet: bağlantılı bir konuya geçiş

Speaking of + isim öbeği, daha önce sözü edilen bir konuyu yeniden ele alıp onunla ilgili bir yorum veya soru başlatan söylem belirtecidir. Yaklaşık olarak “bu konu açılmışken” anlamına gelir; “bu konu hakkında yüksek sesle konuşurken” demek değildir. Burada And önceki noktayla bağlantıyı görünür tutar, speaking of the early internet ise sonraki bilginin bu konuyla ilgili olacağını gösterir. İfade geçişi düzenler; internet hakkında yeni bir bilgi eklemez.

Alıştırma

Cümleyi sabit geçiş ifadesi speaking of ile tamamlayın: ____ school, did you finish your science project?

Cevabı göster

Speaking of

it's time to answer my question.

4:57

soruma cevap verme zamanı geldi.

Remember,

4:59

Hatırlarsan,

I asked you for the name of the very first internet browser?

4:59

sana ilk internet tarayıcısının adını sormuştum?

I guessed it was C,

5:03

C olduğunu tahmin etmiştim,

Yahoo.

5:04

Yahoo.

So was I right?

5:05

Peki haklı mıydım?

You were wrong,

5:06

Yanıldın,

I'm afraid, Ton ve niyet

5:07

korkarım ki,

Sam.

5:08

Sam.

Ton ve niyet

I'm afraid: bir düzeltmeyi yumuşatmak

Buradaki I'm afraid, konuşanın korktuğu anlamına gelmez. Yaklaşık olarak ne yazık ki veya bunu söylediğim için üzgünüm anlamı veren nazik bir ara sözdür ve Sam'in yanıldığını belirten ifadeyi yumuşatır. Kötü bir haberi, anlaşmazlığı, reddi veya düzeltmeyi aktarırken kullanılabilir. Bu cümlede ana mesajdan sonra parantez içi bir yorum gibi gelir, ancak sık sık başta da kullanılır: I'm afraid you're wrong.

Alıştırma

Cümleyi okuyun: You were wrong, I'm afraid, Sam. Burada I'm afraid ne işe yarıyor?

  1. Sam'in yanıldığını belirten düzeltmeyi yumuşatır.
  2. Konuşanın Sam'den korktuğunu söyler.
  3. Sam'e korkması gerektiğini söyler.
Cevabı göster

Sam'in yanıldığını belirten düzeltmeyi yumuşatır.

Way back before Google, Anlatım akışı

5:09

Google'dan çok önce,

Anlatım akışı

Way back before Google: hikâyeyi uzak geçmişe yerleştirmek

Way back before Google, Google'ın var olmasından veya günlük yaşamın bir parçası hâline gelmesinden çok uzun süre önce anlamına gelir. Burada way, back sözcüğünü güçlendirir; dolayısıyla way back zamanda çok geriyi anlatırken before Google zaman için bir referans noktası sağlar. Bu ifade, hikâyenin zaman çerçevesini açar. Sonraki olaylar anlatılmadan önce dinleyeni çok daha eski bir döneme götürür.

Alıştırma

Vurgulanan hikâye anlatımı kalıbıyla cümleyi tamamlayın: ____ smartphones, families often used printed road maps.

Cevabı göster

Way back before

the first internet browser was called the World Wide Web, Kültür

5:10

ilk internet tarayıcısı World Wide Web olarak adlandırılıyordu,

Kültür

the World Wide Web: İlk Web Tarayıcısının Adı

Bu cümlede the World Wide Web, ilk web tarayıcısının adı olarak kullanılıyor. Tarih kaynaklarında programın özel adı genellikle WorldWideWeb biçiminde tek kelime yazılır; program aynı zamanda bir web düzenleyicisiydi ve daha sonra Nexus adını aldı. Aynı sözcükler normalde internet üzerinden erişilen bağlantılı sayfa ve kaynaklar sistemi olan Web'i anlatır. Buradaki was called, sonraki sözcüklerin tarihî bir program adı işlevi gördüğünü gösterir; bunlar tüm internetin adı değildir.

Alıştırma

Bu cümlede the World Wide Web neyin adı olarak kullanılıyor?

  1. İnternet altyapısının tamamı
  2. İlk web tarayıcısı
  3. Modern bir arama motoru
Cevabı göster

İlk web tarayıcısı

invented by none other than cyber legend Sir Tim Berners-Lee, Notlar

5:13

ve bence Aamer'ın topluluk internetini duymaktan memnun olacak olan

Deyimler

invented by none other than: Önemli Bir Kişiyi Vurgulayarak Açıklamak

Invented by, bir şeyi yaratmaktan sorumlu kişiyi belirtir. Kişinin adından önce none other than eklemek, bu bilgiyi vurgulu bir açıklamaya dönüştürür: Mucit tam olarak bu önemli veya belki de beklenmedik kişidir. None other than, 'sözü edilen kişinin ta kendisi' veya 'bu kişiden başkası değil' anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Sözcüklerini ayrı ayrı çevirmek yerine ifadeyi bir bütün olarak anlayın.

Alıştırma

‘Şaşırtıcı biçimde bu önemli kişi tarafından yaratılmış’ anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: The new telescope was ____ Dr. Shah.

Cevabı göster

invented by none other than

Kültür

cyber legend Sir Tim Berners-Lee: dijital teknolojinin efsane ismi

Sir Tim Berners-Lee, World Wide Web’i icat eden bilgisayar bilimcisidir ve bu nedenle web tarihinin merkezî isimlerinden biridir. Onun adını tanımak, buradaki göndermenin tarihsel önemini anlamayı sağlar. Cyber legend ifadesi coşkulu bir övgüdür: onu internet ve dijital teknoloji alanında tanınmış ve çok etkili bir kişi olarak gösterir. Bu, resmî bir unvan değildir. Sir ise Britanya’da şövalyelik unvanı verilen erkekler için kullanılan resmî hitaptır.

Alıştırma

Tim Berners-Lee burada neden cyber legend olarak adlandırılıyor?

  1. İlk sosyal medya uygulamasını geliştirdi.
  2. World Wide Web’i icat etti ve web tarihinin önemli bir ismi oldu.
  3. İnternetle ilgili bir hikâyenin hayalî kahramanıdır.
Cevabı göster

World Wide Web’i icat etti ve web tarihinin önemli bir ismi oldu.

who I think would be pleased to hear about Aamer’s community internet. Dilbilgisi

5:17

siber efsane Sir Tim Berners-Lee'den başkası tarafından icat edilmedi.

Dilbilgisi

would be pleased to hear about: bir habere verilecek olumlu tepkiyi tahmin etmek

I think [he] would be pleased... ifadesinde would, tepkinin bilinen bir gerçek değil, konuşanın temkinli tahmini olduğunu gösterir. Konuşan kişi Tim Berners-Lee’nin nasıl tepki vereceğini hayal eder; cümle onun haberi gerçekten duyduğunu veya zaten memnun olduğunu söylemez. Kalıp would + be + pleased + to + fiil şeklindedir. Burada hear about + bir şey, yalnızca onun sesini duymak değil, “o şeyden haberdar olmak veya onunla ilgili haber almak” anlamına gelir. İfadenin tamamı “öğrense memnun olurdu” demektir.

Alıştırma

Tahmin cümlesini would + be + pleased + to hear about yapısıyla tamamlayın: Your coach ____ your progress.

Cevabı göster

would be pleased to hear about

Yes.

5:21

Evet.

Right,

5:23

Pekala,

let's recap the vocabulary we've learned about internet connections between people living at a physical distance Notlar

5:23

modern dünyada,

Anlatım akışı

Let's recap: tekrar bölümünü başlatan ifade

Let's recap, “ana noktaları kısaca gözden geçirelim” anlamına gelir. Let's, konuşan kişiyi ve dinleyenleri sonraki adımı birlikte yapmaya çağırırken recap daha önce ele alınmış bilgilere odaklanır. Burada konuşmayı düzenleyen bir işaret görevi görür: Right bir geçişi belirtir, let's recap ise öğrenilen kelimelerin gözden geçirilmeye başlanacağını bildirir.

Alıştırma

Let's ve recap fiiliyle tamamlayın: Before the quiz, ____ the key ideas.

Cevabı göster

let's recap

Kalıp ifadeler

At a physical distance: gerçek mekânsal ayrılık

At a physical distance, aynı yerde olmak yerine gerçek mekânda birbirinden ayrı olmak anlamına gelir. Physical, mesafenin türünü belirtir: insanların duygusal olarak ne kadar yakın olduğunu değil, bedenlerinin nerede bulunduğunu anlatır. İnternet bağlantılarını anlatan bu ifadede, insanlar mekânsal olarak ayrı olsalar bile bağlantı kurabilecekleri açıklanır. İfade tek başına aralarındaki mesafenin tam olarak ne kadar olduğunu söylemez.

Alıştırma

“The team collaborated online at a physical distance,” cümlesinde at a physical distance ne anlama gelir?

  1. Ufukta uzakta görünüyorlardı.
  2. Birbirlerinden hoşlanmıyorlardı.
  3. Gerçek mekânda birbirlerinden ayrıydılar.
Cevabı göster

Gerçek mekânda birbirlerinden ayrıydılar.

in the modern world,

5:30

fiziksel mesafeyle yaşayan insanlar arasındaki internet bağlantıları hakkında,

something described as "the global village".

5:31

"küresel köy" olarak tanımlanan şey hakkında öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim.

If your internet is spasmodic,

5:34

İnternetiniz spasmodic (kesintili) ise,

it's irregular,

5:36

düzensizdir,

stopping then suddenly working for a short time.

5:37

durup aniden kısa bir süreliğine çalışır.

In other words, Anlatım akışı

5:40

Başka bir deyişle,

it's dodgy,

5:41

kötü veya güvenilmez anlamına gelen argo bir kelime olan

a slang word meaning bad or unreliable.

5:42

dodgy (şüpheli) durumdadır.

Anlatım akışı

In other words: yeniden ifade etmeyi başlatmak

In other words, konuşmacının aynı temel mesajı daha açık, basit veya doğrudan bir biçimde ifade etmek üzere olduğunu gösterir. Bu cümlede, önceki açıklamayı it's dodgy şeklinde yeniden ifade eder; ardından cümlenin geri kalanı dodgy sözcüğünün kötü veya güvenilmez anlamına geldiğini açıklar. Bu ifadeyi duyduğunuzda sonraki cümleyi öncekiyle ilişkilendirin. Burada konu değişmiyor; aynı düşünce yeniden ifade ediliyor.

Alıştırma

Hangi cümle ilk düşünceyi In other words kullanarak yeniden ifade ediyor?

  1. This bottle is empty. In other words, there is nothing left to drink.
  2. This bottle is empty. Meanwhile, there is nothing left to drink.
  3. This bottle is empty. For example, there is nothing left to drink.
Cevabı göster

This bottle is empty. In other words, there is nothing left to drink.

If you know something by word of mouth,

5:45

Bir şeyi word of mouth (kulaktan kulağa) ile biliyorsanız,

it's been passed verbally from person to person.

5:47

kişiden kişiye sözlü olarak aktarılmıştır.

Whereas if you hear it from the horse's mouth, Anlatım akışı

5:51

Oysa eğer doğrudan atın ağzından (from the horse's mouth) duyarsanız,

it's come directly from a reliable source of information.

5:53

doğrudan güvenilir bir bilgi kaynağından gelmiştir.

Anlatım akışı

Whereas: karşıt durumu tanıtmak

Whereas önceki bir duruma gönderme yapar ve ondan farklı, karşıt bir durumu tanıtır. Burada önceki düşünce by word of mouth yoluyla aktarılan bilgidir; whereas ise from the horse's mouth, yani bilgiyi birinci elden bir kaynaktan doğrudan duyma durumuna geçiş yapar. Whereas if you hear... yapısında whereas iki durum arasındaki karşıtlığı gösterirken if ikinci durumun içindeki koşulu belirler. Böylece bu sözcük, dinleyenin iki açıklama arasındaki farkı anlamasına yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümle iki tercihi whereas kullanarak karşılaştırıyor?

  1. Mia prefers working in the morning, whereas Leo works best at night.
  2. Mia prefers working in the morning because Leo works best at night.
  3. Mia prefers working in the morning, so Leo works best at night.
Cevabı göster

Mia prefers working in the morning, whereas Leo works best at night.

And finally,

5:57

Ve son olarak,

a gadget is a small electronic device with a useful purpose.

5:57

bir gadget yararlı bir amaca sahip küçük bir elektronik cihazdır.

Once again, Deyimler

6:01

Bir kez daha,

our 6 minutes are up.

6:02

6 dakikamız doldu.

Deyimler

our 6 minutes are up: ayrılan sürenin bitmesi

İngilizcede belirli bir süre için be up kullanıldığında, o sürenin bittiği ve kullanılabilir zaman kalmadığı anlatılır. Burada our 6 minutes are up, programın altı dakikalık bölümünün sona erdiği anlamına gelir; up fiziksel bir konumu anlatmaz. Once again, aynı kapanışın tekrarlandığını gösterir. Cümlenin tamamı, programı bitirme zamanının geldiğini doğal biçimde bildirir.

Alıştırma

Cümleyi your time ve be up yapısının kısaltılmamış geniş zaman biçimiyle tamamlayın: Please stop writing; ____.

Cevabı göster

your time is up

Bye for now.

6:03

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:04

Hoşça kal.

Six Minute English from BBC Learning English.

6:05

BBC Learning English'ten Six Minute English.