6 Minute English: Uzak toplulukları birbirine bağlamak: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Program, günümüzün birbirine bağlı dünyasını hâlâ süren internet eşitsizliğiyle karşılaştırıyor; İngiltere kırsalındaki istikrarsız bağlantıdan, çiftçilerin güvenilir hava durumu bilgisi alabilmesi için ortak bir iletişim kulesi kuran Pakistan köylerine uzanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. You might think it's people living in the most remote and isolated places with the greatest difficulty getting online, but that's not always true. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Önce yaygın bir varsayımı dile getirip ardından onu bozan yapıyı tanıyın; sunumlarda veya açıklayıcı metinlerde şaşırtıcı bir düzeltmeyi açıkça ortaya koymak için bu kalıbı kullanın. 2. can be quite spasmodic — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: spasmodic sözcüğünün yalnızca ara sıra ve düzensiz çalışan bağlantı, hizmet ya da etkinliği anlattığını kavrayın; “yavaş” veya “kötü” sorunu yeterince kesin belirtmediğinde bu sözcüğü kullanın. 3. straight from the horse's mouth, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bilginin konuya hâkim, güvenilir bir kaynaktan doğrudan alındığını anlayın; bunu kişiden kişiye aktarılan bilgiden ayırın ve kaynağın güvenilirliğinin önemli olduğu durumlarda deyimi kullanın.
Bu derste
Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.
0:07Merhaba, ben BBC Learning English'ten Six Minute English.
Now, if you're old enough to remember the early days of dial-up internet, Notlar
0:13Şimdi, çevirmeli internetin ilk günlerini hatırlayacak kadar yaşlıysanız,
you're old enough to remember: hatırlayacak yaşta olmak
you're old enough to remember ifadesinde old enough, çok yaşlı olmak değil, hatırlamayı mümkün kılacak bir yaşta olmak demektir. Konuşmacı, dinleyicinin çevirmeli internetin ilk dönemleriyle ilgili bir anıya sahip olabilecek yaşta olup olmadığını soruyor. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı sıfat + enough + to + fiil şeklindedir. Enough sıfattan sonra gelir ve gereken dereceyi belirtir; old enough to vote ve strong enough to lift it buna örnektir.
Alıştırma
'Yeterli yaşta' anlamındaki iki kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Maya is ____ to travel alone.
Cevabı göster
old enough
early days of: bir şeyin ilk dönemleri
The early days of something, bir şeyin henüz yeni olduğu veya gelişmeye başladığı dönemi ifade eder. Burada days, belirli sayıda takvim gününü değil, bir aşamayı veya dönemi anlatır. Bir teknolojinin, şirketin, kariyerin veya ilişkinin başlangıcını geçmişe bakarak anlatırken in the early days of + isim yapısı sıkça kullanılır.
Alıştırma
'These photos show the early days of aviation' cümlesinde early days of ne anlama gelir?
- belirli bir uçuşun ilk birkaç takvim günü
- uçuşların yapıldığı her günün erken saatleri
- havacılığın henüz gelişmeye başladığı dönem
Cevabı göster
havacılığın henüz gelişmeye başladığı dönem
dial-up internet: telefon hattıyla kurulan eski bir bağlantı
Dial-up internet, internete bağlanmanın eski bir yoludur: modem, sıradan bir telefon hattı üzerinden numara çevirir. Genellikle yavaştı ve bağlanırken çoğu zaman kolayca tanınan bir dizi ses çıkarırdı. Bu cümlede ifade, teknolojinin adıdır; yalnızca “yavaş internet” anlamına gelmez. Telefon hattından, modemden veya internete bağlıyken telefon görüşmesi yapılamamasından söz edilmesi yaygın ipuçlarıdır.
Alıştırma
Bu cümlede dial-up internet ne anlama geliyor?
- Telefon hattı üzerinden numara çevrilerek kurulan eski bir internet bağlantısı
- Telefon hattı olmadan bağlanan modern bir kablosuz ağ
- Bir internet sitesinde yukarı kaydırma yöntemi
Cevabı göster
Telefon hattı üzerinden numara çevrilerek kurulan eski bir internet bağlantısı
then you'll know the unforgettable sound of the handshake. Kelime
0:17o zaman o unutulmaz el sıkışma (handshake) sesini biliyorsunuzdur.
the handshake: cihazların bağlantı kurması
Bilgisayar ağlarında handshake, bağlantı devam etmeden önce iki cihazın nasıl iletişim kuracakları konusunda anlaşmasını sağlayan sinyal veya bilgi alışverişidir. Burada the handshake, çevirmeli modemin bağlantıyı görüşme sürecidir. The sound of the handshake, iki insanın el sıkışmasının sesi değil, bu süreçte ortaya çıkan sestir.
Alıştırma
Bir ağ kılavuzunda “The devices are performing a handshake” ne anlama gelir?
- Cihazlar rastgele bir müzik sesi çıkarıyor.
- Cihazlar bağlantı kurmak için bilgi alışverişi yapıyor.
- İki kişi el sıkışarak birbirini selamlıyor.
Cevabı göster
Cihazlar bağlantı kurmak için bilgi alışverişi yapıyor.
The clicks and squeaks your computer made as it struggled Kalıp ifadeler
0:21Bilgisayarınızın telefon hattı üzerinden internete bağlanmak için çabalarken
to connect to the internet through the telephone line. Kelime
0:24çıkardığı tıklama ve gıcırtı seslerini.
struggled to connect to the internet: internete bağlanmakta zorlandı
Struggle to do something, bir şeyi yapmanın zor olması ve çoğu zaman tekrar tekrar denemeyi gerektirmesi demektir. Burada it bilgisayarı belirtir. İnsanlar için kullanılan struggle fiili bilgisayar için kullanılarak yavaş ve istikrarsız bağlantı zahmetli bir iş gibi gösterilir. Connect to the internet, connect to + ağ, hizmet veya cihaz yapısını kullanır. İlk to, struggle to + fiilin yalın hâli yapısına aittir; ikinci to ise connect fiilinden sonra gelen edattır.
Alıştırma
Cümleyi struggle to + fiilin yalın hâli ve connect to yapılarını geçmiş zamanda kullanarak tamamlayın: In the crowded café, my laptop ____ the Wi-Fi.
Cevabı göster
struggled to connect to
through the telephone line: telefon hattı üzerinden
Through + isim, bir şeyi taşıyan güzergâhı veya aracı gösterebilir. Bu çevirmeli internet bağlamında telefon hattı, internet bağlantısının kullandığı fiziksel kanaldır. Bu anlam, fiziksel bir alanın içinden kelimenin tam anlamıyla geçmekle sınırlı değildir: sinyaller through a cable yoluyla ilerleyebilir ve talepler through a website or system yoluyla gönderilebilir.
Alıştırma
through the telephone line ifadesinde through neyi belirtir?
- Bağlantının sahibi olan kişi
- Bağlantı için kullanılan kanal
- Bağlantının başladığı zaman
Cevabı göster
Bağlantı için kullanılan kanal
Dial-up internet was slow and websites took forever to load. Deyimler
0:30Çevirmeli internet yavaştı ve web sitelerinin yüklenmesi sonsuza kadar sürerdi.
took forever to load: yüklenmesi çok uzun sürdü
websites took forever to load ifadesinde took forever to, bir şeyin gerçekleşmesinin çok uzun sürdüğü anlamına gelir. Forever burada bilinçli bir abartıdır; sayfaların hiçbir zaman yüklenmediği söylenmez. Kullanılabilecek kalıp something takes/took forever to + fiilin yalın hâlidir. Bu kalıp çoğu zaman konuşanın sabırsızlığını veya hayal kırıklığını da yansıtır.
Alıştırma
Cümleyi ‘gerçekleşmesi çok uzun sürdü’ anlamındaki samimi ifadeyle tamamlayın: The software update ____ finish.
Cevabı göster
took forever to
And because you couldn't use both the internet and the telephone at the same time, Dilbilgisi
0:35Ve aynı anda hem interneti hem de telefonu kullanamadığınız için,
both the internet and the telephone at the same time: ikisini aynı anda kullanmak
couldn't use both the internet and the telephone at the same time ifadesinde both A and B iki şeyi birbirine bağlar. At the same time ise sorunun bunları birlikte kullanmak olduğunu gösterir. Bu, iki hizmetin de kullanılamadığı anlamına gelmez. Her biri ayrı ayrı kullanılabilirdi, ancak aynı anda birlikte kullanılamazdı.
Alıştırma
Bu cümlenin anlamını seçin: You cannot use both the camera and the flashlight at the same time.
- Kamerayı ve el fenerini birlikte kullanmanız gerekir.
- İkisinden birini ayrı ayrı kullanabilirsiniz, ancak ikisini birlikte kullanamazsınız.
- Ne kamera ne de el feneri kullanılabilir.
Cevabı göster
İkisinden birini ayrı ayrı kullanabilirsiniz, ancak ikisini birlikte kullanamazsınız.
this was usually followed by someone shouting,
0:40bunu genellikle birinin şöyle bağırması izlerdi,
Get off the computer: cihazı kullanmayı bırakmak
Bu cümlede get off the computer, kişinin bilgisayarı kullanmayı bırakıp başkasının kullanabilmesi için ondan uzaklaşması anlamına gelir. Nesne bir cihaz olduğunda get off, o cihazı kullanmayı sona erdirmeyi anlatabilir; bilgisayarın üzerinden aşağı inmeye yönelik gerçek anlamlı bir talimat değildir. Get fiilinin yalın biçimi, öznesi söylenmeyen you olan bir emir cümlesini başlatır. Bu nedenle söz, bir durumu anlatmak yerine doğrudan talimat verir.
Alıştırma
Bu cümlede Get off the computer ne anlama geliyor?
- Bilgisayarı kullanmayı bırakmak.
- Bilgisayarı kapatmak.
- Bilgisayarın üzerinden aşağı inmek.
Cevabı göster
Bilgisayarı kullanmayı bırakmak.
making a phone call: doğal make + isim birlikteliği
Make a phone call, bir telefon araması yapmayı anlatan doğal fiil–isim birlikteliğidir. I'm making a phone call cümlesinde am making şimdiki zaman yapısındadır ve aramanın şu anda gerçekleştiğini gösterir. Burada call bir isimdir; bu yüzden İngilizcede do değil, make kullanılır. Call fiil olarak da kullanılabilir, ancak o zaman cümle yapısı değişir.
Alıştırma
Cümleyi “bir telefon araması yapmak” anlamındaki doğal ifadeyle tamamlayın: I need to ____ before the clinic closes.
Cevabı göster
make a phone call
since then ... has changed: geçmişteki bir noktadan bugüne değişim
Since then, daha önce belirtilmiş geçmiş bir zamana gönderme yapar ve “o zamandan şimdiye kadar” anlamına gelir. Daha uzun olan In the 30 years since then ifadesinde geçmişteki başlangıç noktasını ve bugüne kadar uzanan süreyi gösterir. Present perfect biçimi has changed bu zaman aralığıyla uyumludur: internetin değişimini bu dönem boyunca gelişen ve şu anki durum açısından önemli olan bir sonuç şeklinde sunar. Dramatically, “büyük ölçüde” demektir; mutlaka “aniden” anlamına gelmez.
Alıştırma
Since then ve improve fiilinin present perfect biçimiyle cümleyi tamamlayın: The community opened a new library in 2021. ____, access to books ____ greatly.
Cevabı göster
Since then · has improved
Fiber optics and broadband have created superfast internet speeds Kelime
0:51Fiber optik ve geniş bant, süper hızlı internet bağlantıları
Fiber optics and broadband: teknoloji ve hizmet
Fiber optics, verileri çok ince cam veya plastik lifler içinden ışık darbeleri olarak gönderen teknolojidir. Broadband, yüksek hızlı ve her zaman kullanılabilir internet bağlantısını ifade eden daha geniş bir terimdir; fiber, kablo, DSL veya başka sistemlerle sağlanabilir. Bu cümlede Fiber optics and broadband, have created yapısının birleşik öznesidir ve çok hızlı interneti mümkün kılan teknolojileri ve hizmetleri temsil eder. Fiber, Amerikan İngilizcesindeki yaygın yazımdır; fibre ise Britanya İngilizcesindeki yaygın yazımdır ve anlam değişmez.
Alıştırma
Fiber optics ile broadband arasındaki ilişkiyi hangi ifade doğru açıklar?
- Fiber optics her türlü kablosuz sinyal demektir; broadband ise yalnızca eski çevirmeli bağlantıyı ifade eder.
- Fiber optics ve broadband tamamen aynı teknolojinin iki adıdır.
- Fiber optics belirli bir veri iletim teknolojisidir; broadband ise geniş bir yüksek hızlı internet hizmeti kategorisidir.
Cevabı göster
Fiber optics belirli bir veri iletim teknolojisidir; broadband ise geniş bir yüksek hızlı internet hizmeti kategorisidir.
where physical distances between people are no longer a barrier to communication, Kalıp ifadeler
0:58Öyle ki insanlar arasındaki fiziksel mesafeler artık iletişim için bir engel olmaktan çıktı,
no longer a barrier to communication: artık iletişimin önünde bir engel olmamak
Burada no longer, geçmişte doğru olan bir durumun artık doğru olmadığını gösterir. A barrier to communication, iletişimi zorlaştıran veya imkânsız kılan herhangi bir şeydir; dolayısıyla cümle, fiziksel mesafenin artık insanların iletişim kurmasını engellemediğini söyler. Yeniden kullanılabilen kalıp X is no longer a barrier to + isim veya -ing biçimidir. Geçmişteki bir engelin ortadan kalktığını ya da aşıldığını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi no longer a barrier to hedef kalıbıyla tamamlayın: With remote lessons, location is ____ learning.
Cevabı göster
no longer a barrier to
the global village: küresel köy metaforu
The global village, iletişim teknolojisinin uzak yerlerdeki insanların hızla etkileşim kurmasını ve sanki küçük bir köyde birlikte yaşıyorlarmış gibi birbirlerine yakın hissetmesini sağladığı bir dünya için kullanılan metafordur. Bu cümlede ifade, birbirine bağlı çevrim içi dünyanın oluşturduğu duruma ad verir. Dünyanın gerçekten bir köy olduğu veya fiziksel mesafenin yok olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu bağlamda the global village ne anlama gelir?
- İletişim uzun mesafeleri hızla aşabildiği için dünya birbirine sıkı sıkıya bağlı hissedilir.
- Dünyadaki herkes artık tek bir fiziksel köyde yaşamaktadır.
- İletişim bütün ülkeleri ve kültürleri aynı hâle getirmiştir.
Cevabı göster
İletişim uzun mesafeleri hızla aşabildiği için dünya birbirine sıkı sıkıya bağlı hissedilir.
But take a closer look and you'll still find people around the world with a slow connection Kalıp ifadeler
1:07Ancak daha yakından bakarsanız, dünya çapında yavaş bağlantısı olan
But take a closer look: genel görünümden ayrıntılara geçiş
Take a closer look, “bir şeyi daha dikkatli incelemek” anlamına gelir. Closer burada ayrıntılara daha fazla dikkat etmeyi anlatır; her zaman fiziksel olarak yaklaşmak anlamına gelmez. Yeni bir noktanın başındaki But, ilk izlenimle bir karşıtlık kurar. İfadenin tamamı, dinleyiciyi genel görüntünün ötesine bakmaya ve daha az belirgin ayrıntıları fark etmeye çağırır.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki “daha dikkatli incelemek” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The design looks simple, but ____, and you'll notice several hidden details.
Cevabı göster
take a closer look
no internet at all: tamamen yokluğu vurgulama
No internet at all, “kesinlikle hiç internet yok” anlamına gelir. No ifadeyi zaten olumsuz yapar; at all vurgu ekleyerek hiçbir internet bulunmadığını özellikle netleştirir. Or, bu tamamen yok olma durumunu bir listedeki başka bir olasılığa bağlar. no + isim + at all kalıbı başka şeylerle de kullanılabilir: no time at all, no sound at all.
Alıştırma
Cümleyi tamamen yokluğu vurgulayan iki sözcüklü son ifadeyle tamamlayın: The cabin had no phone signal ____.
Cevabı göster
at all
we'll be finding out about how some communities are working together to fix their internet connection problems Notlar
1:16bazı toplulukların internet bağlantısı sorunlarını yerel halkın yararına çözmek için
find out about: etkin biçimde bilgi edinmek
find out about something, soru sorarak, okuyarak, izleyerek ya da araştırarak bir konu hakkında bilgi edinmek demektir. Zaten var olan bilgiden çok yeni bir şey öğrenme sürecini vurgular. Bu program girişinde we'll be finding out about... izleyicilere sırada ne öğreneceklerini söyler. Ardından bir isim öbeği ya da buradaki gibi how ile başlayan bir yan cümle gelebilir.
Alıştırma
Leo kulüp hakkında henüz bilgi sahibi değil, ancak bilgi edinmeyi planlıyor. Hangi cümle uygundur?
- Leo knows about the club already.
- Leo wants to forget about the club.
- Leo wants to find out about the club.
Cevabı göster
Leo wants to find out about the club.
communities are working together to fix: iş birliği ve ortak amaç
Communities are working together to fix..., yerel insan gruplarının tek bir amaç doğrultusunda iş birliği yaptığı anlamına gelir. Are working devam eden bir eylemi, together iş birliğini, to fix ise bu iş birliğinin amacını gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp subject + be + working together to + verb biçimindedir. Özne olarak people, teams, communities veya organisations kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi work together to + verb kalıbı ve fix fiiliyle tamamlayın: The neighbours will ____ the damaged fence.
Cevabı göster
work together to fix
for the benefit of local people. Kalıp ifadeler
1:22birlikte nasıl çalıştıkları hakkında bilgi edineceğiz.
for the benefit of local people: yerel halkın yararına
For the benefit of + bir kişi veya grup, “o kişi ya da gruba yardımcı olma amacıyla” demektir. Bu ifadede local people, eylemden yararlanması amaçlanan gruptur. Buradaki benefit, bir avantajı veya refahta iyileşmeyi ifade eder; yalnızca parayla sınırlı değildir.
Alıştırma
Cümleyi “yerel sakinlerin yararlanması için” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: The park was redesigned ____ local residents.
Cevabı göster
for the benefit of
but do you know the name of the first ever internet browser, Kalıp ifadeler
1:33peki ilk internet tarayıcısının, yani web sitelerini aramak için kullanılan
the first ever internet browser: tarihteki ilk internet tarayıcısı
The first ever + tekil isim yapısında first zaman bakımından en erken olanı belirtir, ever ise zaman aralığını söz konusu edilen tarihin tamamına genişletir. Bu nedenle the first ever internet browser, tarihteki ilk internet tarayıcısı anlamına gelir. Ever vurgu ve tarihî bir dönüm noktası hissi katar. Yalnızca first kullanılsa da ifade gerçeği anlatır, ancak vurgu daha zayıf olur.
Alıştırma
Cümleyi first ve tarihî bir ilki vurgulayan sözcükle tamamlayın: Maya became the town's ____ chess champion.
Cevabı göster
first ever
engine for searching websites: yazılım sistemi anlamındaki engine
Buradaki engine, bir araca güç veren fiziksel motor anlamına gelmez. Bir işlevin çalışmasını sağlayan yazılım aracı veya sistemi anlamına gelir. The engine for searching websites, web sayfalarını bulan sistemdir. Teknoloji bağlamında engine, translation engine veya recommendation engine örneklerinde olduğu gibi, bir görevin arkasındaki temel sistemi adlandırmak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Bu ifadede engine ne anlama geliyor?
- bir işlevi yerine getiren yazılım sistemi
- internet sitelerine bakan bir kişi
- bir araçtaki fiziksel motor
Cevabı göster
bir işlevi yerine getiren yazılım sistemi
You might think it's people living in the most remote and isolated places with the greatest difficulty getting online, Notlar
1:51Çevrimiçi olma konusunda en büyük zorluğu en uzak ve izole yerlerde yaşayan insanların yaşadığını düşünebilirsiniz,
most remote and isolated places: uzaklık ve kopukluk
Bu ifadede remote, şehirlerden, hizmetlerden veya diğer merkezlerden uzak olmayı; isolated ise diğer insanlardan ya da yerlerden ayrı kalmayı ve ulaşım veya iletişimin sınırlı olmasını anlatır. Birlikte kullanıldıklarında hem uzak hem de dış dünyayla bağlantısı zayıf yerleri betimlerler. Most, bu yerlerin iki özelliğin birleşimi bakımından en uç noktada olduğunu gösterir.
Alıştırma
most remote and isolated places nasıl yerleri anlatır?
- En uç durumdaki yerler: çok uzakta ve diğerlerinden kopuk olanlar
- Kalabalık ama girilmesi zor yerler
- Yakın ve bağlantıları iyi olan yerler
Cevabı göster
En uç durumdaki yerler: çok uzakta ve diğerlerinden kopuk olanlar
the greatest difficulty getting online: difficulty + -ing yapısı
Burada difficulty bir isimdir ve getting online zor olan eylemi belirtir. İngilizcede özellikle have difficulty doing something gibi yapılarda difficulty + -ing yaygın olarak kullanılır. The greatest, difficulty sözcüğünü niteler; dolayısıyla cümle, bu insanların karşılaştırılan diğer insanlardan daha fazla internete bağlanma güçlüğü yaşadığını söyler.
Alıştırma
Cümleyi read fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Maya has difficulty ____ small text on her phone.
Cevabı göster
reading
You might think ..., but that's not always true: bir varsayımı ortaya koyup düzeltmek
You might think ..., dinleyicinin yapması muhtemel bir varsayımı ortaya koyar. But that's not always true ise bu varsayımı hemen sınırlar ve dinleyiciyi daha karmaşık ya da şaşırtıcı bilgilere hazırlar. Bu, bilgiyi düzenleyen bir kalıptır: önce tanıdık bir beklenti oluşturur, ardından düzeltme geleceğini belirtir. Dinleyiciye doğrudan yanıldığını söylemeden karşıtlığı izlemesini sağlar.
Alıştırma
Bu cümle açıklamayı nasıl düzenliyor?
- Eşit önemde üç neden verir.
- Önce muhtemel bir varsayımı sunar, sonra bunun düzeltilmesi gerektiğini belirtir.
- Hiç karşıtlık kurmadan son cevabı bildirir.
Cevabı göster
Önce muhtemel bir varsayımı sunar, sonra bunun düzeltilmesi gerektiğini belirtir.
people struggle to connect: internete bağlanmakta zorlanmak
Struggle to + fiilin yalın hâli, çoğu zaman denedikten sonra bile bir şeyi yapmakta güçlük çekmek demektir. Burada people struggle to connect, insanların internete veya bir ağa bağlanmakta zorlandığını anlatır. Ağla ilgili çevre bağlamı anlamı açık hâle getirdiği için connect fiilinin nesnesi belirtilmemiştir. Başka bir bağlamda hedefi ekleyin: connect to the internet, connect to Wi-Fi veya connect to the call.
Alıştırma
Cümleyi “internete bağlanmakta zorlanmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: When the signal is weak, people ____.
Cevabı göster
struggle to connect
including BBC Radio listener Katie,
2:03buna sorununu BBC World Service programı Digital Planet'e anlatan
who explained her problem to BBC World Service program Digital Planet. Kültür
2:06BBC Radyo dinleyicisi Katie de dahil.
BBC World Service program Digital Planet: medya kaynağını belirleme
BBC World Service, BBC'nin uluslararası yayın hizmetidir. Digital Planet, bu cümlede adı geçen, teknoloji ve dijital dünyayla ilgili radyo programının başlığıdır. Bu ifadede program sözcüğü, Digital Planet'ın bir radyo programı olduğunu belirtir. Kaynak ifadesi, Katie'nin sorununu bir yayın bağlamında anlattığını gösterir. Bir şeyi explained to a program biçiminde söylemek, onu programın sunucularına, yapımcılarına veya dinleyicilerine anlatmanın kısa bir yoludur.
Alıştırma
BBC World Service program Digital Planet ifadesinde program ne anlama gelir?
- bir bilgisayar yazılımı
- Digital Planet adlı bir radyo programı
- bir okul programı
Cevabı göster
Digital Planet adlı bir radyo programı
Our internet can be quite spasmodic here, Kelime
2:14Burada internetimiz oldukça kesintili (spasmodic) olabiliyor,
can be quite spasmodic: düzensiz ve kesintili hizmet
can be quite spasmodic ifadesinde can be, bu durumun sürekli değil zaman zaman yaşandığını gösterir; quite ise dereceyi artırır ve burada yaklaşık olarak “oldukça” anlamına gelir. Spasmodic, bir şeyin aralarda boşluklar veya kesintiler olacak şekilde düzensiz bölümler hâlinde gerçekleşmesi ya da çalışması demektir. Burada güvenilir olmayan, düzensiz biçimde çalışıp kesilen bir internet bağlantısını anlatır. Özellikle bağlantının yavaş olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
The heating can be quite spasmodic in this old building ne anlama gelir?
- Isıtma durup yeniden başlayarak düzensiz biçimde çalışır.
- Isıtma ücretsiz kullanılabilir.
- Isıtma her zaman yavaş çalışır.
Cevabı göster
Isıtma durup yeniden başlayarak düzensiz biçimde çalışır.
and I think that that's due to most of our underground cabling is very old and somewhat dodgy, Notlar
2:17ve sanırım bunun nedeni yeraltı kablolarımızın çoğunun çok eski ve biraz şüpheli (dodgy),
that that's due to: nedenden önceki iki that biçimi
I think that that's due to... ifadesinde ilk that, think fiilinin içeriğini bildiren yan cümleyi başlatır. Sonraki that, that's içindeki öznedir; that's, that is anlamına gelir ve daha önce sözü edilen internet sorununa gönderme yapar. Ardından due to nedeni tanıtır. Dolayısıyla iki that biçimi yanlışlıkla tekrarlanmış değildir. Tam örnek daha sonra eksiksiz bir yan cümle olan most of our underground cabling is... ile devam eder. Bunu, doğal konuşmada That's due to old cabling ile That's because most of the cabling is old kalıplarının kendiliğinden karışması olarak anlamak en uygunudur. Özenli İngilizcede yeniden kullanılabilecek kalıp I think that that's due to + isim öbeğidir.
Alıştırma
Durumu okuyun: The connection keeps dropping. Hangi devam cümlesi özenli İngilizcede that that's due to yapısını doğal biçimde kullanır?
- I think that that's due to the underground cabling is old.
- I think that that's due to old underground cabling.
- I think that that's due old underground cabling.
Cevabı göster
I think that that's due to old underground cabling.
somewhat dodgy, tatty: şüpheli güvenilirlik ve yıpranmış görünüm
Somewhat, 'bir dereceye kadar' anlamına gelir ve eleştiriyi yumuşatır. Burada dodgy, güvenilmez, şüpheli veya düzgün çalışmayan bir şey için kullanılan gündelik Britanya İngilizcesidir; tatty ise yıpranmış ve bakımsız bir görünümü anlatır. Dodgy ve tatty sözcüklerini birlikte kullanmak iki değerlendirme verir: şey güvenilir olmayabilir ve ayrıca kötü durumda görünür. Bunlar kesin teknik açıklamalar değil, günlük konuşmadaki öznel değerlendirmelerdir.
Alıştırma
Burada somewhat dodgy, tatty neyi ifade ediyor?
- Eski moda ama tamamen güvenilir.
- Biraz güvenilmez ve yıpranmış görünüyor.
- Yepyeni ve özenle bakımı yapılmış.
Cevabı göster
Biraz güvenilmez ve yıpranmış görünüyor.
needs replacing: need + -ing yapısının edilgen anlamı
Needs replacing, need + -ing yapısını kullanır. Replacing biçim olarak etken görünse de yapı edilgen anlam taşır: birinin o şeyi değiştirmesi gerekir. O şeyin başka bir şeyi değiştireceği anlamına gelmez. Bu yapı, bakım veya yapılması gereken işler hakkında konuşurken özellikle Britanya İngilizcesinde yaygındır. Needs replacing ile needs to be replaced aynı anlama gelir.
Alıştırma
“Değiştirilmesi gerekiyor” anlamını vermek için need + -ing ile tamamlayın: This cracked screen ____ before the phone can be sold.
Cevabı göster
needs replacing
She describes her internet connection as spasmodic, Kalıp ifadeler
2:30İnternet bağlantısını kesintili (spasmodic) olarak tanımlıyor,
describe A as B: bağlantıyı spasmodic olarak tanımlamak
describe A as B kalıbı, “A’nın B niteliğine, adına veya rolüne sahip olduğunu söylemek” demektir. Burada A her internet connection, B ise spasmodic olduğundan, bağlantıyı düzensiz, kesilip yeniden gelen bir şey olarak sunuyor. Doğrudan the connection is spasmodic demekle karşılaştırıldığında bu yapı, betimlemenin ona ait olduğunu vurgular. Birinin bir şeyi nasıl adlandırdığını veya değerlendirdiğini aktarmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi describe A as B kalıbındaki eksik sözcükle tamamlayın: The critic described the film ____ confusing.
Cevabı göster
as
She thinks this is because her internet cables are dodgy,
2:39Bunun, kötü veya güvenilmez anlamına gelen bir argo olan
slang for bad or untrustworthy. Kelime
2:43internet kablolarının şüpheli (dodgy) olmasından kaynaklandığını düşünüyor.
slang for bad or untrustworthy: dodgy sözcüğünü açıklamak
slang for X ifadesi, bir sözcüğün ya da ifadenin gündelik olduğunu ve yaklaşık olarak X anlamına geldiğini belirtir. Burada dodgy sözcüğüne dönüktür; tam biçimi dodgy, which is slang for bad or untrustworthy olur. İsim internet cables olduğundan, dodgy bu bağlamda kalitesiz veya güvenilmez demektir. Buradaki untrustworthy anlamı açıklayan bir ipucudur; kablolara insanlara özgü ahlaki bir nitelik yüklemez.
Alıştırma
Bu cümlede slang for bad or untrustworthy ifadesi dodgy hakkında ne anlatıyor?
- Dodgy sözcüğünün bu sözcüklerin ilk harflerinden oluşan bir kısaltma olduğunu söyler.
- Dodgy sözcüğünü yaklaşık olarak bu anlama gelen gündelik bir sözcük olarak sunar.
- Bir internet kablosunun resmî teknik adını verir.
Cevabı göster
Dodgy sözcüğünü yaklaşık olarak bu anlama gelen gündelik bir sözcük olarak sunar.
A dodgy internet connection might be irritating, Anlatım akışı
2:45Sorunlu bir internet bağlantısı sinir bozucu olabilir,
might be irritating, but ... more serious: rahatsızlıktan ciddi sonuçlara
Cümle önce might be irritating ifadesiyle güvenilmez bir internet bağlantısını nispeten küçük bir rahatsızlık olarak sunar. Ardından but, dikkati sonuçların daha ciddi olabileceği dünyanın başka yerlerine yöneltir. Buradaki karşıtlık iki bağlantı türü arasında değil, etkilerin dereceleri arasındadır. Bu yapı, daha önemli bir konuya geçmeden önce küçük bir kaygıyı kabul eder. Burada but, bilgiyi kişisel bir rahatsızlıktan daha geniş ve ciddi bir soruna doğru yükselterek düzenler.
Alıştırma
Bu cümlede but sözcüğünün bilgiyi düzenlemedeki temel işlevi nedir?
- Aynı soruna ilişkin eşit derecede ciddi iki örnek verir.
- İnternet bağlantısının güvenilmez olduğu iddiasını düzeltir.
- Küçük bir kişisel rahatsızlıktan başka yerlerdeki daha ciddi sonuçlara geçer.
Cevabı göster
Küçük bir kişisel rahatsızlıktan başka yerlerdeki daha ciddi sonuçlara geçer.
one of the country's most fertile regions: “en … bölgelerden biri”
one of + belirleyici + üstünlük derecesi + çoğul sayılabilen isim kalıbı, bir üyenin belirli bir niteliğe en yüksek derecede sahip olan grupta bulunduğunu anlatır. Burada most fertile, verimliliği en yüksek grubu belirtir; one of ise bu gruptan bir bölge seçer. İfadenin tamamı tek bir üyeyi gösterse de bir gruba gönderme yaptığı için regions çoğul olmalıdır. İyelik biçimi country's, karşılaştırma grubunu o ülkedeki bölgelerle sınırlar.
Alıştırma
Cümleyi region kelimesinin çoğul biçimiyle tamamlayın: The river valley is one of the country's most fertile ____.
Cevabı göster
regions
but also one of the least connected. Dilbilgisi
3:00ancak aynı zamanda en az bağlantıya sahip bölgelerden biri.
the Pakistani Punjab: Pencap'ın Pakistan'daki kısmı
Burada the Pakistani Punjab, Pencap bölgesinin Pakistan'da bulunan kısmını ifade eder. Pencap, günümüzde Pakistan ve Hindistan'a yayılan tarihî ve coğrafi bir bölgedir; bu yüzden Pakistani sözcüğü Pakistan tarafını belirtir. Cümleyi anlamak için gereken temel arka plan budur: ifade bir yer adıdır ve one of the country's most fertile regions burayı Pakistan'ın bir bölgesi olarak tanımlar. country's ifadesindeki country, Pakistan'dır.
Alıştırma
Burada the Pakistani Punjab neyi ifade ediyor?
- Punjab adlı Pakistanlı bir kişi.
- Pakistan ve Hindistan'daki bütün tarım bölgeleri.
- Pencap bölgesinin Pakistan'da bulunan kısmı.
Cevabı göster
Pencap bölgesinin Pakistan'da bulunan kısmı.
but also one of the least connected: “bağlantı düzeyi en düşük yerlerden biri”
One of the least connected, bir üyeyi bağlantı düzeyi en düşük olan gruba yerleştirir. Least ters yönde bir üstünlük derecesi kurar: bağlantı düzeyinin en yüksek olduğunu söylemek yerine bölgeyi bu düzeyin en düşük olduğu yerler arasına koyar. Regions ismi önceki ifadeden anlaşılır, bu nedenle connected sözcüğünden sonra tekrarlanmaz. But also ikinci bilgiyi ekler ve bunu olumlu most fertile tanımıyla karşılaştırır.
Alıştırma
Hangi cümle kütüphanenin bağlantı düzeyi en düşük yerler arasında olduğunu söylüyor?
- The library is one of the least connected places in town.
- The library is not connected to the town.
- The library is one of the less connected places in town.
Cevabı göster
The library is one of the least connected places in town.
His village is a 3-hour drive from the nearest town, Kalıp ifadeler
3:03Köyü en yakın kasabaya arabayla 3 saat uzaklıkta,
a 3-hour drive from: sürüş süresiyle mesafe anlatımı
Burada a 3-hour drive from the nearest town, mesafeyi normal araba yolculuğu süresiyle ifade eder. En yakın kasaba ile köy arasında arabayla yaklaşık üç saatlik yol olduğu anlamına gelir. 3-hour yapısında sayı ve zaman birimi, drive sözcüğünden önce gelen ve kısa çizgiyle bağlanan birleşik bir niteleyici oluşturur. Birim tekil kalır: 3-hour denir, 3-hours denmez. Yeniden kullanılabilen kalıp a/an + süre + drive from + yer şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi three hours + drive from ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The campsite is a ____ the nearest shop.
Cevabı göster
three-hour drive from
even with 2G: sonucu değiştirmeyen yararlı bir koşul
even with 2G ifadesi, onun telefon görüşmesi yapamadığını belirten ana açıklamadan sonra gelir. 2G mobil ağına erişimi yardımcı olması beklenebilecek bir koşul olarak sunar, ancak olumsuz sonucun yine de değişmediğini gösterir. Yeniden kullanılabilen even with + isim öbeği kalıbı, görünüşte yararlı bir şeye sahip olunsa veya o şey kullanılsa bile sonucun değişmediğini anlatır. Sonda kullanıldığında gerçekleşmeyen beklentiyi sonuçtan sonra ekler ve ona daha fazla vurgu yapar.
Alıştırma
Örnekte even with 2G neyi gösteriyor?
- Telefon görüşmelerini kolaylaştırdığı için 2G kullanır.
- 2G erişimi olsa bile telefon görüşmesi yapmak mümkün değildir.
- Yalnızca 2G'yi kapattıktan sonra telefon görüşmesi yapabilir.
Cevabı göster
2G erişimi olsa bile telefon görüşmesi yapmak mümkün değildir.
basic weather information like knowing when rain is coming Dilbilgisi
3:11yağmurun ne zaman geleceğini bilmek gibi temel hava durumu bilgileri,
knowing when rain is coming: gömülü bir when yan cümlesi
Burada knowing, know fiilinin -ing biçimidir ve bilme eyleminin isim gibi kullanılmasını sağlar. knowing when rain is coming ifadesinin tamamı, like sözcüğünden sonra temel hava durumu bilgisine örnek olarak gelir. when rain is coming, bilinen bilginin içeriğini verir. Daha büyük bir ifadenin içine gömülü olduğu için is rain coming soru dizilişi değil, rain is coming düz cümle dizilişi kullanılır. know/knowing yapısından sonra where, how, what veya why geldiğinde de bu kalıp kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede knowing sonrasında gömülü when yan cümlesi doğru kullanılmıştır?
- Knowing when does the shop close helps us plan.
- Knowing when closes the shop helps us plan.
- Knowing when the shop closes helps us plan.
Cevabı göster
Knowing when the shop closes helps us plan.
can mean the difference between his crops succeeding or failing. Kalıp ifadeler
3:14mahsullerinin başarılı olup olmaması arasındaki fark anlamına gelebilir.
can mean the difference between ... succeeding or failing: başarıyla başarısızlık arasındaki belirleyici farkı yaratmak
Burada mean, bir sözcüğün tanımını vermek anlamında değildir. Can mean the difference between A and B, bir şeyin birbirinden çok farklı iki sonuçtan hangisinin gerçekleşeceğini belirleyen kritik etken olabileceğini anlatır. his crops succeeding or failing ifadesinde his crops, iki -ing biçiminin de anlaşılan öznesidir. Birbirine paralel succeeding ve failing biçimleri iki olası sonucu belirtir.
Alıştırma
İki sonuç arasındaki belirleyici etken olmak anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: Checking the map can ____ arriving on time and getting lost.
Cevabı göster
mean the difference between
he doesn't have a reliable weather report. Kalıp ifadeler
3:19güvenilir bir hava durumu raporuna sahip değil.
a reliable weather report: güvenilir bir hava durumu raporu
Burada a reliable weather report, plan yaparken güvenilebilecek hava durumu bilgisini ifade eder. Reliable, güvenilir veya sürekli olarak itimat edilebilir demektir; yalnızca iyi anlamına gelmez. reliable + isim kalıbı bilgi, insan, hizmet ve ekipmanlarla sık kullanılır: a reliable source, a reliable guide veya a reliable connection.
Alıştırma
a reliable weather report ifadesinde reliable ne anlama gelir?
- Her zaman eğlencelidir.
- Genellikle güvenilebilir.
- Alışılmadık derecede uzundur.
Cevabı göster
Genellikle güvenilebilir.
So the villagers decided to build their own 50-m high telephone transmission tower Kelime
3:22Bu nedenle köylüler, beş köyden oluşan bir ağı internete bağlayan
build their own 50-m high telephone transmission tower: kendilerine ait 50 m yüksekliğinde bir telefon iletim kulesi inşa etmek
Vurgulanan fiil öbeğinde build, nesne olarak uzun bir isim öbeği alır. Ana isim tower sözcüğüdür. Their own sahipliği belirtir; 50-m high amaçlanan yüksekliği verir; telephone transmission ise kulenin telefon sinyallerini taşıma işlevini açıklar. Benzer teknik öbekleri çözümlemek için önce sondaki ana ismi bulun, sonra niteleyicileri sağdan sola ekleyin. Burada telephone, transmission sözcüğünü; telephone transmission ise tower sözcüğünü niteler.
Alıştırma
50 ve metre kullanarak standart Britanya İngilizcesindeki isim öncesi niteleyiciyi tamamlayın: They built a ____ tower.
Cevabı göster
50-metre-high
linking a network of five villages to the internet. Kalıp ifadeler
3:28kendi 50 metre yüksekliğindeki telefon iletim kulesini inşa etmeye karar verdiler.
linking ... to the internet ifadesinde link A to B
link A to B kalıbı “A'yı B'ye bağlamak” anlamına gelir. Burada A, a network of five villages; B ise the internet ifadesidir. Bu kalıp teknoloji ve altyapıdan söz ederken yaygın olarak kullanılır. Linking, link fiilinin -ing biçimidir. Burada bir bağlantı işlevini, yani bir şeyin ne yaptığını anlatır; tek başına tam bir cümle oluşturmaz.
Alıştırma
link A to B kalıbını tamamlayın: The new cable links the village ____ the internet.
Cevabı göster
to
Here is Aamer talking to BBC World Service program Digital Planet.
3:32İşte Aamer, BBC World Service programı Digital Planet ile konuşuyor.
We used to do the conventional farming like just getting information from the word of mouth. Notlar
3:36Eskiden sadece kulaktan kulağa (word of mouth) bilgi almak gibi geleneksel tarım yapardık.
We used to do ifadesinde used to + fiilin yalın hâli
used to + fiilin yalın hâli, geçmişte tekrarlanan bir eylemi veya geçmişteki bir durumu anlatır ve genellikle bunun artık geçerli olmadığını ima eder. Bu nedenle We used to do, geçmişteki bir yapma biçimine gönderme yapar ve geçmiş ile bugün arasında karşıtlık kurar. used to sonrasında fiilin yalın hâli kullanılır: did veya doing değil, do. Bu parça daha fazla bilgiyle devam edebilir ya da do, bağlamdan zaten anlaşılan bir eylemin yerini tutabilir.
Alıştırma
Artık değişmiş bir geçmiş alışkanlığı anlatan hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: When I was younger, I ____ visit my grandparents every Sunday, but now I only call them.
Cevabı göster
used to
the conventional farming: yerleşmiş tarım yöntemleri
Bu ifadede conventional, yerleşmiş ve bilinen yöntemleri izleyen farming türünü anlatır. Burada alışılmış yaklaşım en yeni teknolojilerle karşılaştırılır; ancak bu karşılaştırma geleneksel tarımın kötü olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu ifadede conventional farming ne anlama gelir?
- Her zaman en yeni teknolojiyi kullanan tarım
- Yerleşmiş ve bilinen yöntemlere dayanan tarım
- Yalnızca kapalı alanlarda yapılan tarım
Cevabı göster
Yerleşmiş ve bilinen yöntemlere dayanan tarım
from the word of mouth: standart deyim by word of mouth
Word of mouth deyimi, insanların birbirine anlatması sayesinde bilginin resmî olmayan bir biçimde yayılması anlamına gelir. İletişim kanalını anlatır; birinin ağzındaki sözcükler anlamına gelmez. Vurgulanan kullanımın anlatmak istediği through word of mouth ifadesidir. Standart İngilizcede genellikle the olmadan by word of mouth veya through word of mouth kullanılır; from the word of mouth bu deyimin alışılmış biçimi değildir.
Alıştırma
Hangi seçenek cümleyi doğal biçimde tamamlar ve insanların birbirine anlattığı anlamını verir? The small bakery became popular ___.
- yazılı bir duyuru aracılığıyla
- by word of mouth
- from the word of mouth
Cevabı göster
by word of mouth
I'm using the latest technologies to have gadgets available with us Kelime
3:42yanımızda kullanabileceğimiz aletlerimiz (gadgets) olması için en son teknolojileri kullanıyorum
the latest technologies: mevcut en yeni teknolojiler
the latest technologies ifadesi, şu anda mevcut olan en yeni veya en yakın zamanda geliştirilmiş teknolojiler anlamına gelir. Bilim ve teknoloji bağlamlarında latest çoğu zaman modern ya da ileri düzey olma anlamını da çağrıştırır, ancak temel anlamı zamansal yeniliktir. Burada technologies çoğuldur; bu nedenle birden fazla yöntem, sistem veya teknik araca işaret eder. the latest + çoğul isim kalıbı, the latest devices veya the latest discoveries gibi ifadelerde de kullanılabilir.
Alıştırma
Araştırmacıların mevcut en yeni teknolojileri kullandığını söyleyen cümle hangisidir?
- Researchers use the latest technologies.
- Researchers used technology in their latest project.
- Researchers use the last technology in the sequence.
Cevabı göster
Researchers use the latest technologies.
and taking information right from the horse's mouth,
3:47ve bilgiyi doğrudan "atın ağzından" (horse's mouth) alıyorum,
sözlü bir yumuşatma ifadesi olarak you can say
Burada you can say, dinleyiciye konuşma izni vermek için kullanılmıyor. Sözlü bir yumuşatma ifadesidir: Konuşmacı, ardından gelen sözleri bir şeyi anlatmanın olası veya yaklaşık bir yolu olarak sunar. Bu ara ifade, konuşmacıya mesajı düzenlemek veya değiştirmek için de kısa bir süre kazandırabilir. Bu şekilde ayrı kullanıldığını duyduğunuzda, ardından dinleyiciye yönelik bir talimat değil, bir adlandırma, özet veya yeniden ifade bekleyin.
Alıştırma
“The delay was, you can say, a small warning,” cümlesinde you can say, dinleyiciye gerçek anlamıyla konuşma izni mi veriyor?
- Evet. Gerçek anlamıyla konuşma izni veriyor.
- Hayır. Yaklaşık bir tanım sunuyor.
Cevabı göster
Hayır. Yaklaşık bir tanım sunuyor.
through internet and the technology we have in our hands. Deyimler
3:50internet ve elimizdeki teknoloji sayesinde.
we have in our hands: kullanıma ve kontrole açık
“the technology we have in our hands” ifadesinde “we have in our hands” yan cümlesi “technology” sözcüğünü niteler. Bu, teknolojinin konuşan kişilerin kullanımına hazır olduğu ve onlar tarafından kullanılabildiği anlamına gelir. Burada “in our hands” kısmen mecazidir. Erişim ve kontrol duygusu katar; teknolojinin gerçekten birinin elinde tutulması gerekmez.
Alıştırma
Burada “the technology we have in our hands” neyi vurguluyor?
- Teknoloji kullanabileceğimiz ve kontrol edebileceğimiz durumdadır.
- Her teknoloji parçası gerçekten elde tutulmaktadır.
- Teknoloji erişimimizin dışındadır.
Cevabı göster
Teknoloji kullanabileceğimiz ve kontrol edebileceğimiz durumdadır.
So this is what I'm doing in my farm practices. Kelime
3:54Yani çiftlik uygulamalarımda yaptığım şey bu.
farm practices: tarımda kullanılan yöntemler
“farm practices” ifadesinde “practices”, bir beceriyi geliştirmek için yapılan alıştırmalar değil, tarımda kullanılan yöntemler ve işlemler anlamına gelir. İfadenin tamamı çiftlik işlerinin gerçekte nasıl yürütüldüğünü anlatır. Çoğul “practices” sözcüğünün bu anlamı, “business practices” ve “safety practices” örneklerinde olduğu gibi bir alanın veya faaliyetin ardından sık görülür. “Farming practices” de aynı düşünceyi ifade etmenin yaygın bir yoludur.
Alıştırma
Bu cümlede “farm practices” ne anlama geliyor?
- Farm sözcüğünü öğrenmek için yapılan alıştırmalar
- Tarımda kullanılan yöntemler
- Bir çiftlikte yapılan spor antrenmanı
Cevabı göster
Tarımda kullanılan yöntemler
Before the community-built tower brought the internet to his village, Notlar
3:57Toplum tarafından inşa edilen kule, köyüne internet getirmeden önce,
the community-built tower: birleşik bir niteleyici
community-built ifadesinde community inşaatı yapan kişileri belirtir, built ise tower sözcüğünü niteler. İki sözcük tower'dan önce tek bir sıfat gibi birlikte çalışır: topluluk tarafından inşa edilmiş bir kule. Kısa çizgi, iki sözcüklü grubun tek bir niteleyici olarak görülmesini kolaylaştırır. Bu özlü kullanım haberlerde ve bilgilendirici metinlerde yaygındır.
Alıştırma
a community-built tower ne anlama gelir?
- Topluluktaki insanlar tarafından inşa edilen bir kule
- Bir topluluğun yanına inşa edilen bir kule
- Bir topluluk inşa eden bir kule
Cevabı göster
Topluluktaki insanlar tarafından inşa edilen bir kule
brought the internet to his village: bring A to B kalıbı
Brought, bring fiilinin geçmiş zaman biçimidir. bring A to B kalıbının bu kullanımında A erişilebilir hâle gelen hizmet veya kaynaktır, B ise onu alan yerdir. Burada kule, köyün internete erişmesini sağlamıştır. Bu kalıpta bring gerçek anlamda taşıma bildirmez: internet bir nesne gibi taşınmaz. Bir hizmete veya kaynağa erişimin bir yere ulaştırılmasını anlatır.
Alıştırma
bring A to B kalıbını tamamlayın: The new clinic brought health care ____ the island.
Cevabı göster
to
Aamer got his weather report by word of mouth,
4:01Aamer hava durumu raporunu insanların birbirine anlatmasıyla aktarılan
information passed on by people telling each other. Öbek fiiller
4:04kulaktan kulağa (word of mouth) bilgi ile alıyordu.
information passed on: kısaltılmış bir edilgen yapı
information passed on ifadesinde passed on, information sözcüğünü aktarılmış bir şey olarak tanımlar. Dil bilgisi açısından bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir ve information that is passed on ifadesinin kısaltılmış edilgen biçimidir. Burada pass on, bir şeyi başka bir kişiye vermek veya anlatmak, çoğu zaman da kişiden kişiye aktarılmasını sağlamak demektir. by people telling each other bölümü, kimlerin hangi yöntemle aktardığını gösterir: insanlar birbirine anlatarak bilgiyi iletir.
Alıştırma
Cümleyi, pass fiilinin “başka insanlara aktarılmış” anlamındaki iki sözcüklü biçimiyle tamamlayın: The warning was ____ to every family.
Cevabı göster
passed on
Now there's stable internet that works, Kalıp ifadeler
4:07Şimdi ise çalışan istikrarlı bir internet var,
stable internet that works: istikrar ve gerçek kullanılabilirlik
stable internet that works ifadesinde stable, sürekli kesilmek veya öngörülemez biçimde değişmek yerine tutarlı kalan bir bağlantıyı tanımlar. That works, internet hakkında ek bilgi veren bir ilgi tümcesidir; works ise beklendiği gibi işlev görmek demektir. İfade birlikte iki pratik özelliği vurgular: bağlantı istikrarlıdır ve gerçekten kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle bağlantının hem istikrarlı hem de kullanılabilir olduğunu açıkça belirtir?
- The internet is fast when it is available.
- We have stable internet that works throughout the day.
- The connection is stable, but it does not work.
Cevabı göster
We have stable internet that works throughout the day.
thanks to a tower high enough to pick up a telephone signal, Notlar
4:09telefon sinyalini yakalayacak kadar yüksek bir kule sayesinde,
thanks to: olumlu bir sonucun payını nedenine vermek
Thanks to, bir sonucun nedenini belirtir ve genellikle bu nedene olumlu bir pay verir. Burada internetin çalışmasını kule mümkün kılar; bu yüzden ifade yaklaşık olarak “nedeniyle ve olumlu pay ona verilerek” anlamına gelir. Thanks to sonrasında a tower gibi bir isim öbeği gelir. Doğrudan tam bir yan cümle getirmez.
Alıştırma
“Nedeniyle ve olumlu pay vererek” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: We found our way home ____ Leo's map.
Cevabı göster
thanks to
pick up a telephone signal: bir sinyali almak
Pick up a telephone signal ifadesinde pick up, bir sinyali almak veya algılamak anlamına gelir. Bir antenin, telefonun ya da radyonun neyi alabildiğini anlatır; fiziksel olarak bir şeyi yerden kaldırmak anlamında değildir. High enough to pick up... yapısı, kulenin sinyal alabilecek kadar yüksek olduğunu söyler. Buradaki to pick up..., bu yüksekliğin neyi mümkün kıldığını açıklar.
Alıştırma
"The radio can pick up a weak signal at night," cümlesinde pick up ne anlama gelir?
- Sinyali yerden kaldırmak
- Sinyali almak veya algılamak
- Sinyalin sesini yükseltmek
Cevabı göster
Sinyali almak veya algılamak
which it then sends into the villages via solar-powered receivers, Kelime
4:13kule bunu daha sonra bir tür cihaz olan
via solar-powered receivers: yol ve enerji kaynağı
Via, bir eylemde kullanılan yolu veya aracı belirtir. Burada via solar-powered receivers, sinyalin köylere nasıl gönderildiğini açıklar: sinyal bu alıcılar üzerinden geçer. Solar-powered, receivers sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır. “Güneş enerjisiyle çalışan” anlamına gelir ve kısa çizgi iki sözcüğün tek bir niteleyici olarak birlikte çalışmasını sağlar.
Alıştırma
Şu sözcükleri doğal bir ifade oluşturacak şekilde kullanarak cümleyi tamamlayın: via, solar-powered, receivers. The warning signal reaches the island ____.
Cevabı göster
via solar-powered receivers
meaning a small electronic device which does something useful.
4:18güneş enerjisiyle çalışan alıcılarla köylere gönderiyor.
gadget: küçük ve kullanışlı bir cihaz
Bu cümlede gadget, yararlı bir iş yapan küçük bir elektronik cihaz anlamına gelir. Ardından gelen sözler terimi doğrudan tanımlar. Daha geniş günlük İngilizcede gadget, elektronik olmayan küçük ve kullanışlı bir aracı da belirtebilir. Kesin bir teknik kategoriden çok kullanışlı, zekice tasarlanmış veya yeni bir şey izlenimi verir.
Alıştırma
Bu cümlede gadget ne anlama geliyor?
- Büyük bir sanayi binası
- Küçük ve kullanışlı bir elektronik cihaz
- İki köy arasındaki bir güzergâh
Cevabı göster
Küçük ve kullanışlı bir elektronik cihaz
an idiom meaning from a reliable source or from someone who knows what they're talking about.
4:27güvenilir bir kaynaktan veya ne hakkında konuştuğunu bilen birinden anlamına gelen bir deyim.
straight from the horse's mouth: doğrudan güvenilir bir kaynaktan
straight from the horse's mouth, bilgiyi olayları doğrudan bilen bir kişiden veya başka bir yetkili kaynaktan alma anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede hava durumu raporlarının birkaç kişi üzerinden aktarılmadığını, doğrudan ve güvenilir olduğunu gösterir. straight sözcüğü, bilginin kaynaktan doğrudan gelmesi fikrini güçlendirir. İfade mecazidir; gerçek bir attan söz etmez.
Alıştırma
Mia, “The director told me herself.” diyor. Mia'nın haberi nasıl aldığını en iyi hangi ifade anlatır?
- by word of mouth
- straight from the horse's mouth
- from an anonymous rumor
Cevabı göster
straight from the horse's mouth
The internet brings reliable climatic information, Kelime
4:34İnternet güvenilir iklim bilgilerini getiriyor,
reliable climatic information: güvenilir iklim bilgileri
reliable climatic information ifadesinde reliable, bilginin güvenilir olduğunu; climatic ise iklimle ilgili olduğunu belirtir. İklim, daha uzun dönemlerdeki düzenleri ve koşulları tanımladığı için bu ifade yalnızca bugünün veya yarının hava durumunu değil, güvenilir iklim bilgilerini anlatır. climatic, resmî ve teknik bir tona sahip sıfattır. Climate information da yaygındır ve modern raporlarda çoğu zaman daha doğal görünür; ancak climatic information dil bilgisi açısından doğrudur.
Alıştırma
Bir araştırmacı otuz yıl boyunca ölçülen yağış düzenlerini anlatıyor. Hangi ifade en uygundur?
- this afternoon's weather report
- reliable climatic information
- an eyewitness account
Cevabı göster
reliable climatic information
which means a good harvest not just for Aamer and his family, Dilbilgisi
4:37bu da sadece Aamer ve ailesi için değil,
but for all the families living in the five connected villages.
4:41birbirine bağlı beş köyde yaşayan tüm aileler için iyi bir hasat anlamına geliyor.
not just for Aamer and his family, but for all the families: kapsamı genişletme
not just A, but B kalıbı önce A'yı kapsar, ardından genellikle daha geniş veya daha çok vurgulanan B'yi ekler. Burada iyi hasat Aamer ve ailesine yarar sağlar; bu yarar birbirine bağlı beş köydeki her aileyi kapsayacak şekilde genişler. not just ifadesini duyduğunuzda but bölümünü bekleyin. Bu bölüm kapsamın genişlemesini tamamlar ve genellikle asıl vurguyu taşır. for sözcüğünün tekrarlanması iki gruba aynı dil bilgisi biçimini verir.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak not just for ... but for ... çiftiyle tamamlayın: The free classes are ____ beginners, ____ experienced learners too.
Cevabı göster
not just for · but for
It's a great example of community action and of people looking after each other. Notlar
4:45Bu, topluluk eyleminin ve birbirine göz kulak olan insanların harika bir örneğidir.
example of community action: bir topluluğun ortak çabası
Bu cümlede an example of community action, bir topluluğun üyelerinin ortak bir amaç veya ihtiyaç için birlikte çalıştığını gösteren bir örnek anlamına gelir. Community grubu belirtir; action ise fiziksel hareketi veya bir filmdeki aksiyon sahnesini değil, somut adımları ya da çabayı ifade eder. an example of + isim grubu yapısı, belirli bir olayın daha geniş bir düşünceyi gösterdiğini anlatır. Konuşmacı yalnızca olayı övmekle kalmaz, olayın temsil ettiği iş birliği türünü de adlandırır.
Alıştırma
Hangi durum community action için en iyi örnektir?
- Komşular boş bir arsayı bahçeye dönüştürmek için birlikte çalışır.
- Bir koşucu toplum merkezinde tek başına egzersiz yapar.
- Bir oyuncu köyde geçen bir filmde aksiyon sahnesi oynar.
Cevabı göster
Komşular boş bir arsayı bahçeye dönüştürmek için birlikte çalışır.
people looking after each other: birbirleriyle ilgilenen insanlar
people looking after each other ifadesinde look after, birine bakmak, yardım etmek veya onu korumak anlamına gelir. Bu bir öbek fiildir; after, look ile birlikte tek bir anlam oluşturur ve yalnızca zaman ya da konum bildirmez. each other eylemi karşılıklı hâle getirir. Yani insanlar hem başkalarıyla ilgilenir hem de başkalarından ilgi görür. Looking after each other, people sözcüğünü niteleyen ve nasıl insanlardan söz edildiğini belirten bir -ing grubudur.
Alıştırma
Cümleyi birine bakmak anlamındaki öbek fiille tamamlayın: On school trips, the children ____ each other.
Cevabı göster
look after
Something which may have been lost since the early idealistic days of the internet. Notlar
4:50İnternetin ilk idealist günlerinden bu yana kaybolmuş olabilecek bir şey.
may have been lost: geçmiş hakkında temkinli ve edilgen olasılık
May have been lost, sonucu bugün hâlâ geçerli olabilecek geçmişteki bir değişiklik hakkında temkinli bir tahmin sunar. May belirsizlik belirtir, have ise olası kaybı şimdiki zamandan önceye yerleştirir; böylece konuşan kişi kaybı kesin bir gerçek olarak ifade etmez. Been lost, yan cümleyi edilgen yapar: Something artık mevcut olmayabilecek şeydir ve buna neden olan kişi ya da sebep belirtilmez. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp “kiplik fiil + have + been + geçmiş zaman ortacı”dır.
Alıştırma
Cümleyi may ve lose fiilinin tamamlanmış edilgen biçimiyle tamamlayın: The original map ____ during the move.
Cevabı göster
may have been lost
early idealistic days of the internet: internetin idealist ilk dönemi
Bu ifadede days, yirmi dört saatlik birkaç gün değil, bir dönem veya çağ anlamına gelir. The early ... days of something, bir şeyin ilk aşamasını ifade eder. Idealistic, bu aşamayı güçlü umutlar ve ilkelerle şekillenmiş olarak anlatır. Hayranlık belirtebilir ama bu umutların gerçekçi olmaktan çok iyimser olduğunu da düşündürebilir; burada internetin ilk dönemi, daha sonraki bir zamandan bakılarak umut dolu bir çağ olarak sunulur.
Alıştırma
Burada early idealistic days of the internet ne anlama geliyor?
- İnsanların interneti ilk kez kullandığı birkaç ayrı gün.
- İnternetin güçlü ideallerle şekillenmiş umut dolu ilk dönemi.
- İnternetin teknik açıdan kusursuz biçimi.
Cevabı göster
İnternetin güçlü ideallerle şekillenmiş umut dolu ilk dönemi.
speaking of the early internet: bağlantılı bir konuya geçiş
Speaking of + isim öbeği, daha önce sözü edilen bir konuyu yeniden ele alıp onunla ilgili bir yorum veya soru başlatan söylem belirtecidir. Yaklaşık olarak “bu konu açılmışken” anlamına gelir; “bu konu hakkında yüksek sesle konuşurken” demek değildir. Burada And önceki noktayla bağlantıyı görünür tutar, speaking of the early internet ise sonraki bilginin bu konuyla ilgili olacağını gösterir. İfade geçişi düzenler; internet hakkında yeni bir bilgi eklemez.
Alıştırma
Cümleyi sabit geçiş ifadesi speaking of ile tamamlayın: ____ school, did you finish your science project?
Cevabı göster
Speaking of
I asked you for the name of the very first internet browser?
4:59sana ilk internet tarayıcısının adını sormuştum?
I'm afraid: bir düzeltmeyi yumuşatmak
Buradaki I'm afraid, konuşanın korktuğu anlamına gelmez. Yaklaşık olarak ne yazık ki veya bunu söylediğim için üzgünüm anlamı veren nazik bir ara sözdür ve Sam'in yanıldığını belirten ifadeyi yumuşatır. Kötü bir haberi, anlaşmazlığı, reddi veya düzeltmeyi aktarırken kullanılabilir. Bu cümlede ana mesajdan sonra parantez içi bir yorum gibi gelir, ancak sık sık başta da kullanılır: I'm afraid you're wrong.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: You were wrong, I'm afraid, Sam. Burada I'm afraid ne işe yarıyor?
- Sam'in yanıldığını belirten düzeltmeyi yumuşatır.
- Konuşanın Sam'den korktuğunu söyler.
- Sam'e korkması gerektiğini söyler.
Cevabı göster
Sam'in yanıldığını belirten düzeltmeyi yumuşatır.
Way back before Google: hikâyeyi uzak geçmişe yerleştirmek
Way back before Google, Google'ın var olmasından veya günlük yaşamın bir parçası hâline gelmesinden çok uzun süre önce anlamına gelir. Burada way, back sözcüğünü güçlendirir; dolayısıyla way back zamanda çok geriyi anlatırken before Google zaman için bir referans noktası sağlar. Bu ifade, hikâyenin zaman çerçevesini açar. Sonraki olaylar anlatılmadan önce dinleyeni çok daha eski bir döneme götürür.
Alıştırma
Vurgulanan hikâye anlatımı kalıbıyla cümleyi tamamlayın: ____ smartphones, families often used printed road maps.
Cevabı göster
Way back before
the first internet browser was called the World Wide Web, Kültür
5:10ilk internet tarayıcısı World Wide Web olarak adlandırılıyordu,
the World Wide Web: İlk Web Tarayıcısının Adı
Bu cümlede the World Wide Web, ilk web tarayıcısının adı olarak kullanılıyor. Tarih kaynaklarında programın özel adı genellikle WorldWideWeb biçiminde tek kelime yazılır; program aynı zamanda bir web düzenleyicisiydi ve daha sonra Nexus adını aldı. Aynı sözcükler normalde internet üzerinden erişilen bağlantılı sayfa ve kaynaklar sistemi olan Web'i anlatır. Buradaki was called, sonraki sözcüklerin tarihî bir program adı işlevi gördüğünü gösterir; bunlar tüm internetin adı değildir.
Alıştırma
Bu cümlede the World Wide Web neyin adı olarak kullanılıyor?
- İnternet altyapısının tamamı
- İlk web tarayıcısı
- Modern bir arama motoru
Cevabı göster
İlk web tarayıcısı
invented by none other than cyber legend Sir Tim Berners-Lee, Notlar
5:13ve bence Aamer'ın topluluk internetini duymaktan memnun olacak olan
invented by none other than: Önemli Bir Kişiyi Vurgulayarak Açıklamak
Invented by, bir şeyi yaratmaktan sorumlu kişiyi belirtir. Kişinin adından önce none other than eklemek, bu bilgiyi vurgulu bir açıklamaya dönüştürür: Mucit tam olarak bu önemli veya belki de beklenmedik kişidir. None other than, 'sözü edilen kişinin ta kendisi' veya 'bu kişiden başkası değil' anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Sözcüklerini ayrı ayrı çevirmek yerine ifadeyi bir bütün olarak anlayın.
Alıştırma
‘Şaşırtıcı biçimde bu önemli kişi tarafından yaratılmış’ anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: The new telescope was ____ Dr. Shah.
Cevabı göster
invented by none other than
cyber legend Sir Tim Berners-Lee: dijital teknolojinin efsane ismi
Sir Tim Berners-Lee, World Wide Web’i icat eden bilgisayar bilimcisidir ve bu nedenle web tarihinin merkezî isimlerinden biridir. Onun adını tanımak, buradaki göndermenin tarihsel önemini anlamayı sağlar. Cyber legend ifadesi coşkulu bir övgüdür: onu internet ve dijital teknoloji alanında tanınmış ve çok etkili bir kişi olarak gösterir. Bu, resmî bir unvan değildir. Sir ise Britanya’da şövalyelik unvanı verilen erkekler için kullanılan resmî hitaptır.
Alıştırma
Tim Berners-Lee burada neden cyber legend olarak adlandırılıyor?
- İlk sosyal medya uygulamasını geliştirdi.
- World Wide Web’i icat etti ve web tarihinin önemli bir ismi oldu.
- İnternetle ilgili bir hikâyenin hayalî kahramanıdır.
Cevabı göster
World Wide Web’i icat etti ve web tarihinin önemli bir ismi oldu.
who I think would be pleased to hear about Aamer’s community internet. Dilbilgisi
5:17siber efsane Sir Tim Berners-Lee'den başkası tarafından icat edilmedi.
would be pleased to hear about: bir habere verilecek olumlu tepkiyi tahmin etmek
I think [he] would be pleased... ifadesinde would, tepkinin bilinen bir gerçek değil, konuşanın temkinli tahmini olduğunu gösterir. Konuşan kişi Tim Berners-Lee’nin nasıl tepki vereceğini hayal eder; cümle onun haberi gerçekten duyduğunu veya zaten memnun olduğunu söylemez. Kalıp would + be + pleased + to + fiil şeklindedir. Burada hear about + bir şey, yalnızca onun sesini duymak değil, “o şeyden haberdar olmak veya onunla ilgili haber almak” anlamına gelir. İfadenin tamamı “öğrense memnun olurdu” demektir.
Alıştırma
Tahmin cümlesini would + be + pleased + to hear about yapısıyla tamamlayın: Your coach ____ your progress.
Cevabı göster
would be pleased to hear about
let's recap the vocabulary we've learned about internet connections between people living at a physical distance Notlar
5:23modern dünyada,
Let's recap: tekrar bölümünü başlatan ifade
Let's recap, “ana noktaları kısaca gözden geçirelim” anlamına gelir. Let's, konuşan kişiyi ve dinleyenleri sonraki adımı birlikte yapmaya çağırırken recap daha önce ele alınmış bilgilere odaklanır. Burada konuşmayı düzenleyen bir işaret görevi görür: Right bir geçişi belirtir, let's recap ise öğrenilen kelimelerin gözden geçirilmeye başlanacağını bildirir.
Alıştırma
Let's ve recap fiiliyle tamamlayın: Before the quiz, ____ the key ideas.
Cevabı göster
let's recap
At a physical distance: gerçek mekânsal ayrılık
At a physical distance, aynı yerde olmak yerine gerçek mekânda birbirinden ayrı olmak anlamına gelir. Physical, mesafenin türünü belirtir: insanların duygusal olarak ne kadar yakın olduğunu değil, bedenlerinin nerede bulunduğunu anlatır. İnternet bağlantılarını anlatan bu ifadede, insanlar mekânsal olarak ayrı olsalar bile bağlantı kurabilecekleri açıklanır. İfade tek başına aralarındaki mesafenin tam olarak ne kadar olduğunu söylemez.
Alıştırma
“The team collaborated online at a physical distance,” cümlesinde at a physical distance ne anlama gelir?
- Ufukta uzakta görünüyorlardı.
- Birbirlerinden hoşlanmıyorlardı.
- Gerçek mekânda birbirlerinden ayrıydılar.
Cevabı göster
Gerçek mekânda birbirlerinden ayrıydılar.
in the modern world,
5:30fiziksel mesafeyle yaşayan insanlar arasındaki internet bağlantıları hakkında,
something described as "the global village".
5:31"küresel köy" olarak tanımlanan şey hakkında öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim.
In other words: yeniden ifade etmeyi başlatmak
In other words, konuşmacının aynı temel mesajı daha açık, basit veya doğrudan bir biçimde ifade etmek üzere olduğunu gösterir. Bu cümlede, önceki açıklamayı it's dodgy şeklinde yeniden ifade eder; ardından cümlenin geri kalanı dodgy sözcüğünün kötü veya güvenilmez anlamına geldiğini açıklar. Bu ifadeyi duyduğunuzda sonraki cümleyi öncekiyle ilişkilendirin. Burada konu değişmiyor; aynı düşünce yeniden ifade ediliyor.
Alıştırma
Hangi cümle ilk düşünceyi In other words kullanarak yeniden ifade ediyor?
- This bottle is empty. In other words, there is nothing left to drink.
- This bottle is empty. Meanwhile, there is nothing left to drink.
- This bottle is empty. For example, there is nothing left to drink.
Cevabı göster
This bottle is empty. In other words, there is nothing left to drink.
If you know something by word of mouth,
5:45Bir şeyi word of mouth (kulaktan kulağa) ile biliyorsanız,
Whereas if you hear it from the horse's mouth, Anlatım akışı
5:51Oysa eğer doğrudan atın ağzından (from the horse's mouth) duyarsanız,
it's come directly from a reliable source of information.
5:53doğrudan güvenilir bir bilgi kaynağından gelmiştir.
Whereas: karşıt durumu tanıtmak
Whereas önceki bir duruma gönderme yapar ve ondan farklı, karşıt bir durumu tanıtır. Burada önceki düşünce by word of mouth yoluyla aktarılan bilgidir; whereas ise from the horse's mouth, yani bilgiyi birinci elden bir kaynaktan doğrudan duyma durumuna geçiş yapar. Whereas if you hear... yapısında whereas iki durum arasındaki karşıtlığı gösterirken if ikinci durumun içindeki koşulu belirler. Böylece bu sözcük, dinleyenin iki açıklama arasındaki farkı anlamasına yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümle iki tercihi whereas kullanarak karşılaştırıyor?
- Mia prefers working in the morning, whereas Leo works best at night.
- Mia prefers working in the morning because Leo works best at night.
- Mia prefers working in the morning, so Leo works best at night.
Cevabı göster
Mia prefers working in the morning, whereas Leo works best at night.
a gadget is a small electronic device with a useful purpose.
5:57bir gadget yararlı bir amaca sahip küçük bir elektronik cihazdır.
our 6 minutes are up: ayrılan sürenin bitmesi
İngilizcede belirli bir süre için be up kullanıldığında, o sürenin bittiği ve kullanılabilir zaman kalmadığı anlatılır. Burada our 6 minutes are up, programın altı dakikalık bölümünün sona erdiği anlamına gelir; up fiziksel bir konumu anlatmaz. Once again, aynı kapanışın tekrarlandığını gösterir. Cümlenin tamamı, programı bitirme zamanının geldiğini doğal biçimde bildirir.
Alıştırma
Cümleyi your time ve be up yapısının kısaltılmamış geniş zaman biçimiyle tamamlayın: Please stop writing; ____.
Cevabı göster
your time is up