Seksomni (Uyku Seks Hastalığı) Nedir?: İngilizce çalışma notları

The Infographics Show

Öğrenme zorluğu
1.349 kelime 196 kel/dk

Video özeti: Bu açıklama seksomniyi, araştırma zorluklarını ve tanının rıza ile hukuki sorumluluğu karmaşıklaştırdığı davaları ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. get fresh with her — Deyimler ve mecazlı ifadeler: istenmeyen cinsel yakınlaşmayı anlatan eski bir örtmeceyi tanıyın; fresh sözcüğünü gerçek anlamıyla okumayın. 2. Even though it's notoriously difficult to research sexsomnia, a few cases have been found — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: bilinen engeli şaşırtıcı sonuçla eksiksiz bir ödünleme yapısında bağlayın. 3. cleared of rape charges — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: belirli suçlamaların kaldırıldığını bildiren hukuk ifadesini mahkûmiyetle karıştırmayın.

Bu derste

You wake up to the sound of shouting and screaming. Kalıp ifadeler

0:00

Bağırış ve çığlık sesleriyle uyanıyorsun.

Kalıp ifadeler

“wake up to the sound of + isim” yapısı

Bu cümlede wake up to the sound of + isim veya -ing biçimi, o sesi duyarak uyanmak anlamına gelir. to’dan sonraki bölüm, uyandığınız anda kulağınıza ne geldiğini belirtir. Buradaki to bir edattır; mastarın parçası değildir. the sound of ifadesinden sonra the sound of rain veya the sound of people arguing örneklerinde olduğu gibi bir isim ya da -ing biçimi kullanılır.

Alıştırma

“Bir sesi duyarak uyanmak” anlamındaki kalıpla cümleyi tamamlayın: Every morning, I ____ birds outside my window.

Cevabı göster

wake up to the sound of

Your girlfriend is pushing you out of the bed

0:03

Kız arkadaşın seni yataktan itiyor,

demanding that you leave or

0:05

gitmeni ya da

at least sleep on the sofa.

0:06

en azından kanepede uyumanı istiyor.

What's going on?

0:08

Neler oluyor?

You were fast asleep minding your own business. Deyimler

0:09

Sen kendi hâlinde derin derin uyuyordun.

Deyimler

“minding your own business”: anlamı ve tonu

Minding your own business, kendi işinizle ilgilenmek ve başkalarının işine karışmamak anlamına gelir. You were fast asleep minding your own business cümlesinde -ing grubu, kişinin içinde bulunduğu durumu ayrıca betimler. Kişiyi olaylara karışmamış ve sorun çıkaracak hiçbir şey yapmamış biri olarak gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede mind your own business kaba bir emir olarak değil, tarafsız bir anlatı betimlemesi olarak kullanılmıştır?

  1. I was minding my own business when the lights went out.
  2. Mind your own business and stop asking questions.
  3. She runs her own business near the station.
Cevabı göster

I was minding my own business when the lights went out.

Is she tripping or something? Kelime

0:11

Kafayı mı yedi, ne oldu?

Kelime

gündelik argo olarak tripping

Bu soruda tripping, “mantıksız davranmak”, “saçmalamak” veya “akla aykırı tepki vermek” anlamındaki gündelik bir argo sözcüktür. Fiziksel olarak takılıp düşmek anlamına gelmez. Is she tripping or something? sorusu, kadının davranışını veya muhakemesini saçma bularak küçümser. Or something, sorunun tam olarak ne olduğunu belirtmekten kaçınır ancak şüpheci ve saygısız ton devam eder.

Alıştırma

Tripping hangi durumda örnektekiyle aynı argo anlama sahiptir?

  1. Birinin ayağı basamağa takılır ve neredeyse düşer.
  2. Biri halüsinojen bir maddenin etkisinde olmayı anlatır.
  3. Bir arkadaş şöyle der: “You think I stole your phone? You're tripping.”
Cevabı göster

Bir arkadaş şöyle der: “You think I stole your phone? You're tripping.”

Hearing her voice going to high pitched mode

0:13

Sesinin giderek tizleştiğini duyarken

as she hurls accusations your way, Kalıp ifadeler

0:15

sana suçlamalar yağdırması üzerine,

your automatic reaction is to get defensive. Kalıp ifadeler

0:17

otomatik olarak savunmaya geçiyorsun.

Kalıp ifadeler

hurls accusations your way: sana sert suçlamalar yöneltmek

Hurls accusations your way, bir şeyi fırlatma imgesine dayanan bir mecazdır. Hurls, suçlamaların sert ve saldırgan hissedilmesini sağlarken your way “senin yönüne” anlamına gelir. İfade bir bütün olarak kadının sana düşmanca suçlamalar yönelttiğini anlatır. Bu imge yalnızca bir suçlamanın yapılmasına değil, suçlamanın saldırıya benzer biçimde aktarılmasına odaklanır. Bu yüzden ifade, sıradan bir suçlama bildiriminden daha canlı ve daha az tarafsızdır.

Alıştırma

Cümleyi hurl + accusations eşdiziminin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the debate, the candidate ____ at his opponent.

Cevabı göster

hurled accusations

Kalıp ifadeler

Get defensive: savunmaya geçmek

Bu cümlede get defensive, eleştirildiğini veya suçlandığını hissettiğin için temkinli ve kendini koruyan bir tutuma geçmek anlamına gelir. Fiziksel savunmayı değil, duygusal ve konuşma sırasındaki bir tepkiyi anlatır. get + sıfat kalıbı, bir duruma geçişe odaklanır. Get defensive olan biri inkâr edebilir, bahane üretebilir veya karşı çıkabilir; ancak ifade tek başına belirli bir eylemi belirtmez ve kişinin suçlu olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Eleştirildiğini hissettiği için temkinli duruma geçmek anlamındaki get + sıfat ifadesiyle cümleyi tamamlayın: When her coach mentioned one mistake, Maya started to ____ instead of listening.

Cevabı göster

get defensive

Still,

0:19

Yine de,

you try to stay calm and defend yourself.

0:20

sakin kalmaya ve kendini savunmaya çalışıyorsun.

This has happened before

0:22

Bu daha önce de oldu

and you know how it ended last time.

0:23

ve geçen sefer nasıl bittiğini biliyorsun.

After a few moments,

0:25

Birkaç dakika sonra,

you take in what she's actually saying. Öbek fiiller

0:26

aslında ne söylediğini anlamaya başlıyorsun.

Öbek fiiller

Take in what someone is saying: birinin söylediklerini özümsemek

Burada take in, bilgiyi özümsemek, işlemek ve tamamen anlamak demektir. Nesnesi what she's actually saying yan cümlesidir ve dinleyicinin sonunda anladığı mesajı belirtir. Bu kullanım çoğu zaman anlamanın hemen gerçekleşmediğini ima eder: bilgi karmaşık, duygusal veya şaşırtıcı olabilir; bu nedenle dinleyicinin bilgiyi kavraması için biraz zamana ihtiyacı vardır. Bir şeyi fiziksel olarak içeri almak anlamına gelmez.

Alıştırma

Dersin tamamen işlemek ve anlamak anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiiliyle cümleyi tamamlayın: I had to read the email twice to ____ what it really meant.

Cevabı göster

take in

She's claiming

0:28

İddiasına göre,

you were aggressively thrusting

0:29

sertçe kalça hareketleri yapıyor

and trying to get fresh with her while she was asleep. Deyimler

0:30

ve o uyurken ona sarkıntılık etmeye çalışıyordun.

Deyimler

get fresh with her: cinsel sınırları aşmayı anlatan eski moda bir örtmece

“Get fresh with someone”, istenmeyen cinsel yakınlaşmalarda bulunmak veya birine cinsel biçimde dokunmak anlamına gelen eski moda, gündelik bir örtmecedir. Burada get fresh with her, kadın uyurken ona karşı gerçekleştirildiği iddia edilen cinsel davranışı anlatır; fresh, “yeni” veya “yakın zamanda olmuş” anlamına gelmez. Bu ifade kullanılan sözleri yumuşatır, ancak davranışın ciddiyetini azaltmaz. Eski diyaloglarda veya anlatılarda gördüğünüzde, hangi somut davranışın kastedildiğini bağlamdan belirleyin.

Alıştırma

Cümleyi “istenmeyen bir cinsel yakınlaşmada bulunmak” anlamındaki eski moda deyimle tamamlayın: The report says a guest tried to ____ a server at the party.

Cevabı göster

get fresh with

Nonsense.

0:33

Saçmalık.

You were asleep too.

0:34

Sen de uyuyordun.

Maybe she was just dreaming.

0:35

Belki de sadece rüya görüyordu.

But she seems so convinced

0:37

Ama o kadar emin görünüyor ki

that you don't dare suggest it. Dilbilgisi

0:38

bunu söylemeye cesaret edemiyorsun.

Dilbilgisi

don't dare suggest: dare + to olmadan fiilin yalın hâli

don't dare suggest yapısında dare sözcüğünden hemen sonra to kullanılmadan suggest fiilinin yalın hâli gelir. don't/doesn't/didn't dare + fiilin yalın hâli yapısı, birinin sonuçlardan korktuğu için bir şeyi yapmaya veya söylemeye cesaret edemediğini belirtir. Burada you don't dare suggest it, onun kesin tavrının bu fikri öne sürmekten kaçınmanıza neden olduğu anlamına gelir. Dare, don't dare to suggest örneğinde olduğu gibi normal bir fiil olarak da kullanılabilir. Her iki biçim de dil bilgisi açısından doğrudur, ancak to içermeyen biçim daha kısa ve olumsuz cümleciklerde yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi to kullanmadan dare + suggest fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: Mia sounded so certain that I didn't ____ another explanation.

Cevabı göster

dare suggest

What's going on?

0:40

Neler oluyor?

Sexsomnia is a rare disorder

0:41

Seksomni, nadir görülen bir bozukluktur

that causes some unusual sleeping habits.

0:43

ve bazı sıra dışı uyku alışkanlıklarına yol açar.

Whereas insomniacs have trouble sleeping, Anlatım akışı

0:45

Uykusuzluk çekenler uyumakta zorlanırken,

sexsomniacs engage in sexual acts while asleep. Kalıp ifadeler

0:47

seksomnisi olanlar uykuda cinsel eylemlerde bulunur.

Anlatım akışı

Doğrudan karşıtlık için Whereas A, B

Cümlenin başındaki “Whereas”, birbiriyle ilişkili iki olgudan ilkini sunar ve ana cümlenin onunla karşıtlık kuracağını belirtir. İki yan cümle de uykuyla ilgili davranışlar şeklindeki aynı konu içinde kalır, ancak farklı grupları ve davranışları anlatır. Bu, söylemi düzenleyen bir kullanımdır: whereas, “buna karşılık” anlamına gelir; “-dığı sırada” şeklinde bir zaman anlamı taşımaz. Yeniden kullanılabilir kalıp Whereas A, B şeklindedir ve girişteki karşıtlık yan cümlesi ana cümleden virgülle ayrılır.

Alıştırma

En uygun bağlacı seçin: “_____ the north side is mostly residential, the south side contains most of the factories.”

  1. Whereas
  2. Because
  3. Unless
Cevabı göster

Whereas

Kalıp ifadeler

engage in sexual acts: etkinliği anlatan resmî ifade

Bu cümlede engage in sexual acts, “cinsel davranışa katılmak veya bu davranışı gerçekleştirmek” anlamına gelir. Engage in ifadesinden sonra bir etkinliği adlandıran isim ya da isim öbeği gelir: engage in + activity. Bu ifade resmî ve betimleyicidir. Davranışın gerçekleştiğini belirtir, ancak kişinin uyanık olduğunu, bunu kasıtlı yaptığını veya rıza verdiğini kendi başına söylemez; bu bilgiler bağlamdan gelmelidir.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrenilen ve “katıldı” anlamına gelen iki sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: The researchers asked whether participants had ____ risky online behavior.

Cevabı göster

engaged in

This is different from having a wet dream

0:51

Bu, ıslak rüya görmekten

or an orgasmic experience during your slumber

0:53

ya da uykuda orgazm yaşamaktan farklıdır.

because the person engages in full-on sexual acts

0:56

Çünkü kişi tam anlamıyla cinsel eylemlerde bulunur;

like masturbation or intercourse.

0:59

mastürbasyon veya cinsel ilişki gibi.

When they wake up,

1:01

Uyandıklarında,

they have no idea what just happened.

1:02

az önce ne olduğu hakkında hiçbir fikirleri yoktur.

Imagine you could lose your virginity

1:04

Bekâretini kaybedip

and not even realize.

1:06

bunun farkına bile varmadığını düşünsene.

Madness.

1:08

Tam bir çılgınlık.

It's also possible to combine this sleep sex

1:09

Uykuda gerçekleşen bu cinsel davranışlar

with sleep talking and sleepwalking.

1:12

uykuda konuşma ve uyurgezerlikle de birleşebilir.

So,

1:14

Yani,

you could have the full shebang with some freaky outdoor sex outside Deyimler

1:14

dışarıda acayip bir açık hava seksiyle bütün paketi yaşayabilir

and dirty talk.

1:17

ve müstehcen şeyler söyleyebilirsin.

Deyimler

have the full shebang: her şeyin dâhil olması

Have the full shebang, “ilgili bütün parçalar dâhil olmak üzere her şeyi elde etmek ya da deneyimlemek” demektir. Burada shebang ayrı bir sözcük anlamıyla yorumlanmaz; ifadenin tamamı gayriresmî bir deyim olarak kullanılır. Bu cümlede, uykuyla ilgili birkaç sıra dışı davranışı mizahi biçimde bir araya getirerek abartılı bir “tam paket” gibi sunar. Daha genel olarak, bütün temel parçaları içeren bir paket, plan, etkinlik veya deneyim için the full shebang kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki gayriresmî deyimin aynısıyla tamamlayın: The premium ticket includes dinner, front-row seats, and a backstage tour—you get ____.

Cevabı göster

the full shebang

Madness.

1:18

Tam bir çılgınlık.

Having sex in your sleep might sound harmless or even pleasurable,

1:19

Uykuda seks yapmak zararsız, hatta keyifli gelebilir,

but it can lead to some dire consequences. Kalıp ifadeler

1:23

ama korkunç sonuçlara yol açabilir.

Kalıp ifadeler

lead to some dire consequences: son derece ciddi sonuçlara yol açmak

Lead to, “bir sonuca neden olmak veya bir sonuç doğurmak” demektir ve burada ardından some dire consequences isim öbeği gelir. Yeniden kullanılabilen yapı lead to + isim veya isim öbeğidir; lead to losing access örneğinde olduğu gibi bir -ing biçimi de alabilir. Dire, consequences sözcüğünü güçlendirir: yalnızca rahatsız edici değil, son derece ciddi veya felaket niteliğinde demektir. Lead to dire consequences bir araya geldiğinde neden-sonuç ilişkisine dair güçlü bir uyarı oluşturur. Burada but, zararsız görünen bir şeyden ciddi zarar olasılığına geçiş yapar.

Alıştırma

Hangi cümle bir davranışın son derece ciddi sonuçlara neden olabileceği konusunda en uygun uyarıyı yapar?

  1. Ignoring the safety checks could follow from dire consequences.
  2. Ignoring the safety checks could lead to dire consequences.
  3. Ignoring the safety checks could lead to a small inconvenience.
Cevabı göster

Ignoring the safety checks could lead to dire consequences.

But first, Anlatım akışı

1:25

Ama önce,

let's look at the science behind this sexy phenomenon.

1:25

bu seksi olayın arkasındaki bilime bakalım.

Anlatım akışı

Geçiş ifadesi olarak But first, let's look at ...

“But first, let's look at ...”, dinleyicinin beklediği anlatım yönünü geçici olarak durdurur ve ana konu devam etmeden önce anlaşılması gereken arka plan bilgisini araya sokar. Buradaki “but” güçlü bir karşı çıkışı değil, geçici bir yön değişikliğini gösterir. “First” bilginin yeni sırasını belirler; “let's look at” ise dinleyiciyi konuşmacıyla birlikte bir konuyu incelemeye davet eder. Yeniden kullanılabilecek kalıp şöyledir: bir sonucu veya sonraki adımı önceden belirtip ardından “But first, let's look at + arka plan konusu” demek.

Alıştırma

“But first, let's look at the basic rule behind the result,” cümlesindeki başlangıç geçişi ne yapar?

  1. Sonucu tamamen yanlış olduğu gerekçesiyle reddeder.
  2. Beklenen sonraki adımı duraklatır ve önce yararlı bir arka plan sunar.
  3. Açıklamanın bittiğini bildirir.
Cevabı göster

Beklenen sonraki adımı duraklatır ve önce yararlı bir arka plan sunar.

Sexsomnia is a type of parasomnia,

1:28

Seksomni bir parasomni türüdür.

a term that encompasses all kinds of abnormal activities

1:30

Parasomni, her türlü anormal etkinliği kapsayan bir terimdir

that can happen while we're asleep.

1:33

ve bunlar biz uyurken gerçekleşebilir.

Sleepwalking and sleep talking are the most common and well-known.

1:35

Uyurgezerlik ve uykuda konuşma en yaygın ve bilinen türlerdir.

But it turns out Anlatım akışı

1:38

Ancak anlaşılan o ki

we can get up to all kinds of weird stuff. Öbek fiiller

1:39

uykuda her türlü tuhaf şeyi yapabiliyoruz.

Anlatım akışı

Şaşırtıcı bir keşfi sunan But it turns out ...

“But it turns out ...”, daha sonra açıklığa kavuşan ve dinleyicinin beklediği şeyi değiştiren ya da genişleten bir gerçeği sunar. “But”, önceki düşünceyle olan karşıtlığı vurgular. “it turns out (that) + clause” yapısında “it” biçimsel bir öznedir ve belirli bir şeyi göstermez. Asıl bilgi sonraki yan cümlede bulunur; “that” ise burada olduğu gibi çoğu zaman atılır.

Alıştırma

Bir konuşmacı “We thought the package was lost, but it turns out it was delivered next door.” diyor. “but it turns out” neyin işaretidir?

  1. Konuşmacının hâlâ doğrulayamadığı belirsiz bir olasılık.
  2. Önceki inancı düzelten, sonradan keşfedilmiş bir gerçek.
  3. Paketi gelecekte araştırma planı.
Cevabı göster

Önceki inancı düzelten, sonradan keşfedilmiş bir gerçek.

Öbek fiiller

get up to: alışılmadık bir şey yapmak

Burada get up to, “bir şey yapmak veya bir etkinliğe karışmak” anlamına gelir. Nesnesi all kinds of weird stuff olduğu için eğlenceli bir ton taşır ve davranışın alışılmadık, yaramazca ya da biraz şüpheli olduğunu düşündürür. Yapı get up to + etkinliği adlandıran isim öbeği şeklindedir. Bu ifade, tarafsız do fiiline göre konuşanın tutumunu daha belirgin biçimde yansıtır.

Alıştırma

Cümleyi get up to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the sleepover, we ____ a few harmless pranks.

Cevabı göster

got up to

Sleep-related eating disorders

1:41

Uykuyla ilişkili yeme bozuklukları

make people binge eat while asleep.

1:43

insanların uyurken tıkınırcasına yemesine neden olur.

Confusional arousals

1:45

Konfüzyonel uyanmalar,

aren't the weird stuff

1:46

başkalarına anlatmaman gereken

you're into that you shouldn't tell others about.

1:47

hoşlandığın o tuhaf şeyler değildir.

They're also known as sleep drunkenness

1:49

Bunlara uyku sarhoşluğu da denir,

because they make us function at lower brain capacity

1:51

çünkü beynimizin daha düşük kapasiteyle çalışmasına

and talk rubbish.

1:54

ve saçma sapan konuşmamıza yol açarlar.

And REM sleep behavior disorders

1:56

REM uykusu davranış bozukluklarında ise

see people fighting imaginary intruders

1:57

insanlar hayalî davetsiz misafirlerle savaşır

or running away from non-existent monsters.

2:00

ya da var olmayan canavarlardan kaçar.

Different types of parasomnia take place

2:02

Farklı parasomni türleri

at different points in the sleep cycle.

2:04

uyku döngüsünün farklı noktalarında ortaya çıkar.

When we first nod off, Öbek fiiller

2:06

İlk kez uykuya daldığımızda,

we go into a light sleep for a few minutes.

2:07

birkaç dakikalığına hafif uykuya geçeriz.

Öbek fiiller

nod off: istemeden uykuya dalmak

Nod off, genellikle kısa bir süreliğine istemeden uykuya dalmak anlamına gelir. Burada planlı olarak yatağa gitmeyi değil, hafif uykunun başladığı anı belirtir. İfade, uykusu gelen kişinin başının öne doğru düşmesi görüntüsünden gelir; ancak tam öbek fiil “uykuya dalmak” anlamındadır. Nod tek başına yalnızca başı aşağı yukarı hareket ettirmeyi anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşanın kısa süreliğine ve istemeden uykuya daldığını en açık biçimde anlatır?

  1. I nodded off during the lecture.
  2. I nodded during the lecture.
  3. I went to bed after the lecture.
Cevabı göster

I nodded off during the lecture.

Then we enter the second stage of sleep,

2:09

Sonra uykunun ikinci evresine gireriz.

which is also pretty light and ideal

2:11

Bu evre de oldukça hafiftir ve

for brief naps.

2:13

kısa şekerlemeler için idealdir.

In the third and fourth stages,

2:14

Üçüncü ve dördüncü evrelerde,

we finally enter deep sleep,

2:16

sonunda derin uykuya geçeriz.

a restorative state that helps us boost our immune system,

2:17

Bu, bağışıklık sistemimizi güçlendirmeye,

energy,

2:20

enerjimizi yenilemeye

and repair our body tissue.

2:20

ve vücut dokularımızı onarmaya yardım eden dinlendirici bir durumdur.

Afterward,

2:22

Daha sonra,

we go into rapid eye movement

2:22

hızlı göz hareketi evresine,

or REM sleep for around 90 minutes.

2:24

yani yaklaşık 90 dakikalık REM uykusuna geçeriz.

At this point,

2:26

Bu noktada,

the brain becomes more active

2:27

beyin daha aktif hâle gelir

and we can consolidate our memories. Kalıp ifadeler

2:28

ve anılarımızı pekiştirebiliriz.

Kalıp ifadeler

Consolidate our memories: anıları kararlı hâle getirip bütünleştirmek

Uyku ve biliş bağlamında consolidate our memories, yeni oluşan anıları daha kararlı hâle getirmek ve uzun süreli belleğe entegre etmek anlamına gelir. Consolidate burada geçişli bir fiildir: beyin anıları pekiştirir. Bu ifade, bir olayı bilinçli olarak hatırlamaya veya yeniden canlandırmaya çalışmayı değil, beyindeki bir süreci anlatır. Bilimsel metinlerde consolidate memories, bellek izlerini daha kalıcı olmaları için kararlı hâle getirip düzenlemek şeklinde anlaşılmalıdır.

Alıştırma

“Anıları uzun süreli depolama için kararlı hâle getirmek” anlamındaki bilimsel eşdizimle cümleyi tamamlayın: A good night's sleep helps the brain ____ after studying.

Cevabı göster

consolidate memories

It's also the part of sleep where we dream.

2:30

Aynı zamanda rüya gördüğümüz uyku evresidir.

Most cases of sexsomnia take

2:32

Seksomni vakalarının çoğu

place during non-rapid eye movement

2:34

hızlı göz hareketlerinin olmadığı uykuda,

or NREM during stages three and four.

2:36

yani üçüncü ve dördüncü evredeki NREM uykusunda gerçekleşir.

Since these are the deepest stages of the sleep cycle

2:38

Bunlar uyku döngüsünün en derin evreleri olduğu

and don't involve dreams,

2:41

ve rüya içermediği için,

the mind can go a little crazy.

2:42

zihin biraz kontrolden çıkabilir.

The parts of the brain that control

2:45

Beynin

vision, movement,

2:46

görme, hareket

and emotion remain awake during NREM sleep.

2:47

ve duyguları kontrol eden bölümleri NREM uykusunda uyanık kalır.

But the parts controlling memory,

2:50

Ancak hafızayı,

decision-making,

2:51

karar vermeyi

and rationality are asleep.

2:52

ve mantığı kontrol eden bölümler uyur.

Yep,

2:54

Evet,

sounds like a recipe for disaster. Deyimler

2:55

tam bir felaket tarifi gibi.

Deyimler

Sounds like a recipe for disaster: felakete davetiye çıkarıyor gibi

Sounds like, ardından gelen kısmın konuşmacının durumla ilgili değerlendirmesi olduğunu gösterir. A recipe for disaster bir benzetmedir: Malzemelerin birleşerek bir yemek ortaya çıkarması gibi, anlatılan koşulların da birleşip ciddi sorunlara veya başarısızlığa yol açması beklenir. Konuşmacı, genellikle kuru veya iğneleyici bir tonla güçlü bir olumsuz tahminde bulunur. Disaster mutlaka gerçek bir felaket değil, çok kötü sonuçlanan bir durum anlamına gelebilir; recipe ise yemek pişirmeyle ilgili değildir.

Alıştırma

Çok kötü sonuçlanması muhtemel bir birleşimi anlatan ifadeyle tepkiyi tamamlayın: They want to launch tonight without testing anything. That ____.

Cevabı göster

sounds like a recipe for disaster

Most types of parasomnia occur during NREM sleep,

2:57

Çoğu parasomni türü NREM uykusunda ortaya çıkar,

including sleepwalking and sleep talking.

3:00

uyurgezerlik ve uykuda konuşma da buna dâhildir.

But there are also a few disorders that can happen during REM sleep.

3:02

Ancak REM uykusunda gerçekleşebilen birkaç bozukluk da vardır.

A key example is sleep paralysis, Kültür

3:05

Bunun önemli bir örneği uyku felcidir:

waking up paralyzed

3:07

felç olmuş hâlde uyanmak

while partially emerged in a dream state,

3:08

ve rüya hâlinden yalnızca kısmen çıkmış olmak,

which is why it's so terrifying.

3:10

işte bu yüzden çok korkutucudur.

Kültür

Uyku felci

Sleep paralysis, uykudan uyanıklığa geçiş sırasında kişinin bilinci açıldığı hâlde normal şekilde hareket edemediği veya konuşamadığı geçici bir durumdur. Bu cümlede “waking up paralyzed while partially emerged in a dream state” ifadesi terimi açıklar; kalıcı felç anlamına gelmez. Bu deneyim, REM uykusuyla uyanıklık çakıştığında yaşanabilir ve bu yüzden çok korkutucu gelebilir. Cümle, her olayda rüya veya halüsinasyon görüldüğünü söylemez.

Alıştırma

Bu cümlede sleep paralysis ne anlama geliyor?

  1. Uyanık veya kısmen uyanık olduğu hâlde geçici olarak hareket edememe durumu
  2. Omurilik yaralanmasının yol açtığı kalıcı hareket kaybı
  3. Kişinin açıkça hatırladığı sıradan bir rüya
Cevabı göster

Uyanık veya kısmen uyanık olduğu hâlde geçici olarak hareket edememe durumu

Because sexsomnia occurs during deep sleep Dilbilgisi

3:12

Seksomni derin uykuda gerçekleştiği

and we don't remember it when we wake up,

3:14

ve uyandığımızda bunu hatırlamadığımız için,

it's difficult to diagnose yourself.

3:17

kendi kendine teşhis koymak zordur.

Dilbilgisi

Because ... it's difficult to diagnose neden-sonuç yapısı

Because neden bildiren yan cümleyi başlatır: Durum derin uyku sırasında ortaya çıkar ve sonrasında hatırlanmaz. Ana cümle daha sonra sonucu veya değerlendirmeyi verir: it's difficult to diagnose yourself. it's difficult to diagnose yapısında it, işlevsel veya görünüşte öznedir. Asıl anlam taşıyan eylem, to mastarı olan to diagnose içinde bulunur. Bu yapı, konuşanın önce uzun bir neden sunup ardından net bir değerlendirmeye varmasını sağlar: Because ..., it's difficult to .... Burada diagnose yourself, durumu kişinin kendi başına fark etmesi veya belirlemesi anlamındadır; resmî bir tıbbi tanıyı kendi kendine koymak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi it's difficult to kalıbıyla tamamlayın: Because the records are incomplete, ____ verify the date.

Cevabı göster

it's difficult to

Symptoms include heavy breathing,

3:19

Belirtiler arasında ağır nefes alma,

sweating, masturbating,

3:20

terleme, mastürbasyon,

pelvic thrusting,

3:22

kalça hareketleri,

spontaneous orgasm,

3:23

kendiliğinden orgazm,

fondling,

3:24

elleme,

an elevated heart rate,

3:25

yüksek kalp atış hızı

and blank stares.

3:26

ve boş bakışlar bulunur.

To me,

3:28

Bana göre,

that just sounds like the normal state of a hormone-filled teenager.

3:28

bu sadece hormon dolu bir ergenin normal hâline benziyor.

But there you go.

3:31

Ama durum bu.

Although we have a vague understanding of sexsomnia now, Dilbilgisi

3:32

Artık seksomni hakkında kabaca bir fikrimiz olsa da

it's still murky on the details.

3:35

ayrıntılar hâlâ belirsiz.

Dilbilgisi

Although ... it's still murky: ilerlemeyi kabul ederken sınırlamayı korumak

Although bir ödün ilişkisi kurar: konuşmacı artık belli ölçüde anlayış bulunduğunu kabul eder. Ardından ana cümle daha önemli olan sınırlamayı sunar; ayrıntılar hâlâ belirsizdir. Still, durumun devam ettiğini vurgular: Although yan cümlesinde kabul edilen ilerlemeye rağmen belirsizlik sürmektedir. Although ..., ... still ... kalıbı, ilerleme ile çözülmemiş bir sorunu temkinli biçimde dengelemek için kullanışlıdır; still ana cümlede yer alır ancak dilbilgisel olarak zorunlu değildir.

Alıştırma

İlerlemeyi kabul ederken bir sınırlamayı korumak için Although ... still ... kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Although the pilot study is promising, several safety questions are still unresolved.
  2. Although the pilot study is promising, but several safety questions are still unresolved.
  3. Although the pilot study is promising, so several safety questions are still unresolved.
Cevabı göster

Although the pilot study is promising, several safety questions are still unresolved.

What causes it?

3:37

Buna ne sebep oluyor?

How often does it happen?

3:37

Ne sıklıkla gerçekleşiyor?

We're still not sure.

3:39

Hâlâ emin değiliz.

Naturally,

3:40

Doğal olarak,

it's pretty challenging for scientists to investigate sexsomnia.

3:40

bilim insanlarının seksomniyi araştırması oldukça zordur.

You can't just repeatedly make two people fall asleep together

3:44

İki kişiyi tekrar tekrar birlikte uyutamazsınız

in a laboratory

3:46

bir laboratuvarda,

hoping that eventually they'll have sex while sleeping.

3:47

eninde sonunda uykuda seks yapmalarını umarak.

Then repeat it with a hundred other couples

3:50

Sonra bunu başka yüz çiftle daha tekrarlamanız gerekir,

because you need a bigger sample size to reach any conclusion. Kalıp ifadeler

3:52

çünkü bir sonuca ulaşmak için daha büyük bir örneklem gerekir.

Kalıp ifadeler

reach any conclusion: conclusion ile kullanılan doğal eşdizim

Reach a conclusion, “kanıtları değerlendirdikten sonra bir yargıya veya karara varmak” anlamındaki standart eşdizimdir. Burada savunulabilir bir yargıya ulaşmayı mümkün kılacak koşul, daha büyük bir örneklemdir. Bu koşul bağlamında any, “tek bir tane bile” anlamı katar: mevcut örneklemle araştırmacılar güvenilir tek bir sonuca bile sorumlu biçimde varamaz. Belirli bir sonuç hakkındaki olumlu ifadelerde bağlama göre a/an veya the kullanılır; örneğin reach a conclusion ya da reach the conclusion that ....

Alıştırma

Cümleyi, reach ile kurulan ve “güvenilir tek bir yargı bile oluşturmak” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The evidence is too limited to ____.

Cevabı göster

reach any conclusion

We'll probably be in the dark about this one for a long time. Deyimler

3:55

Muhtemelen bu konuda uzun süre karanlıkta kalacağız.

Deyimler

be in the dark about something: bir konu hakkında bilgi sahibi olmamak

Bu cümlede be in the dark about this one, bu belirli konu hakkında bilgi veya anlayış sahibi olmamak anlamına gelir. Dark mecazidir; fiziksel ortamın karanlık olduğunu anlatmaz. Kalıp be in the dark about + konu şeklindedir ve bir kişi ya da grubun bilgisiz bırakıldığını gösterir. Buradaki this one, tartışılan soruya, yani uykuda cinsel davranışın nedenlerine ve görülme sıklığına gönderme yapar.

Alıştırma

Cümleyi “hakkında bilgi sahibi olmamak” anlamına gelen deyimle tamamlayın: Because the results were confidential, the public remained ____ the investigation.

Cevabı göster

in the dark about

However,

3:58

Yine de,

there are some theories.

3:58

bazı teoriler var.

Some researchers think the causes of sexsomnia could be exhaustion,

4:00

Bazı araştırmacılar seksomninin nedenlerinin aşırı yorgunluk,

alcohol, drugs, anxiety,

4:03

alkol, uyuşturucu, kaygı,

or poor sleeping conditions,

4:05

kötü uyku koşulları

and sharing a bed with someone,

4:06

ve biriyle aynı yatağı paylaşmak olabileceğini düşünüyor.

although it's hard to ignore that one altogether.

4:08

Gerçi sonuncusunu tamamen göz ardı etmek zor.

So,

4:10

Yani,

we can only assume that attempting to cope with extreme stress Kalıp ifadeler

4:11

aşırı stresle başa çıkmaya çalışırken

by taking drugs,

4:14

uyuşturucu kullanmanın,

partying until the early hours,

4:16

sabahın ilk saatlerine kadar eğlenmenin

and getting into bed with your friend who has an uncomfortable mattress

4:17

ve rahatsız bir yatağı olan arkadaşınla aynı yatağa girmenin

is a terrible idea and not a healthy coping mechanism.

4:21

berbat bir fikir ve sağlıksız bir başa çıkma yöntemi olduğunu varsayabiliriz.

Kalıp ifadeler

cope with extreme stress: aşırı stresle başa çıkmak

Cope with extreme stress, çok yüksek düzeyde psikolojik veya pratik baskıyı yönetmek ya da ona dayanmak anlamına gelir. Extreme, stress sözcüğünü niteler ve baskının şiddetini vurgular. Kalıp cope with + zor durum, duygu veya talep şeklindedir. Coping, elinden geldiğince işlevini sürdürmek veya zorluğu atlatmak anlamına gelir; zorluğun kaynağının çözüldüğü ya da ortadan kaldırıldığı anlamına gelmez. Burada attempting to cope, sıralanan eylemlerin amaçlanan hedefini anlatır; onları onaylamaz. Anlatıcı bu yöntemleri açıkça sağlıksız olarak değerlendirir.

Alıştırma

Hangi cümle, baskının ortadan kalktığını ima etmeden birinin çok şiddetli baskıyla başa çıktığını doğal biçimde anlatır?

  1. She is learning to cope with extreme stress at work.
  2. She is learning to cope extreme stress at work.
  3. She is learning to solve extreme stress at work.
Cevabı göster

She is learning to cope with extreme stress at work.

You learn something new every day.

4:23

İnsan her gün yeni bir şey öğreniyor.

Even though it's notoriously difficult to research sexsomnia, Dilbilgisi

4:25

Seksomniyi araştırmak herkesçe bilindiği üzere çok zor olsa da

a few cases have been found

4:28

birkaç vaka bulundu

Dilbilgisi

Even though ..., a few cases have been found ödünleme yapısı

Even though bir ödünleme ilişkisi kurar: araştırmanın zor olduğu gerçektir, ancak bu zorluk ana cümledeki karşıt sonucu engellemez. even though yan cümlesini başa getirmek, sınırlamayı arka plan bilgisine dönüştürür ve a few cases have been found bölümünü önemli bir karşıt kanıt olarak öne çıkarır. Have been found edilgen present perfect yapısıdır: araştırmacıları belirtmeden bugüne kadar yapılan keşifleri bildirir. A few az ama gerçek bir sayıyı ifade eder; dolayısıyla cümle bazı vakaların gerçekten var olduğunu doğrular. few ise sayının azlığını daha olumsuz biçimde değerlendirirdi.

Alıştırma

İlk cümleyi gerçek bir engel olarak sunan iki sözcüklü ödünleme bağlacıyla cümleyi tamamlayın: ____ the archive is incomplete, several useful records have been recovered.

Cevabı göster

Even though

and I'll tell you now,

4:30

ve şimdiden söyleyeyim,

it doesn't end well.

4:31

sonları iyi bitmiyor.

The first case of sexsomnia was reported as recently as 1986. Dilbilgisi

4:32

İlk seksomni vakası ancak 1986'da bildirildi.

Dilbilgisi

Zamanın geçliğini vurgulayan as recently as 1986

As recently as + zaman noktası, bir şeyin konuşmacının şaşırtıcı derecede geç veya bugüne yakın bulduğu bir zamanda doğru olduğunu ya da gerçekleştiğini belirtir. Burada yalnızca raporun tarihini vermek yerine ilk raporun 1986'ya kadar ortaya çıkmadığını vurgular. İlk as, as + zarf + as derece kalıbını başlatır; ikinci as ise zaman sınırını sunar. Vurgu yalnızca recently sözcüğünden değil, kalıbın tamamından gelir.

Alıştırma

2020'nin şaşırtıcı derecede geç bir tarih olduğunu gösteren üç sözcüklü vurgu kalıbıyla cümleyi tamamlayın: The clinic was still using fax machines ____ 2020.

Cevabı göster

as recently as

That could be because humans are getting progressively hornier over time,

4:37

Bunun nedeni insanların zamanla giderek daha azgın hâle gelmesi olabilir,

but most likely it's just because nobody thought it was worthwhile to report before then.

4:40

ama büyük ihtimalle daha önce kimse bunu bildirmeye değer görmemişti.

I mean,

4:44

Yani,

what person in their right mind would ring up their doctor after they masturbated in their sleep? Notlar

4:45

aklı başında kim uykusunda mastürbasyon yaptıktan sonra doktorunu arar ki?

Deyimler

in their right mind: aklı başında olmak

In their right mind, açık ve mantıklı düşünüp sağduyulu karar vermek anlamına gelir. Buradaki their tekildir ve cinsiyet belirtmez; genel anlamdaki person ismine gönderme yapar. what person ... would ...? biçimindeki retorik soruda bu ifade tıbbi bir teşhis değildir. Konuşan kişi, eylemi o kadar mantıksız veya utandırıcı bulur ki sağduyulu hiçbir insanın bunu yapmayacağını ima eder.

Alıştırma

‘Açık ve sağduyulu düşünmek’ anlamındaki deyimi tamamlayın: No one ____ would send their password to a stranger.

Cevabı göster

in their right mind

Öbek fiiller

ring up their doctor: doktorunu telefonla aramak

Ring up someone, o kişiyi telefonla aramak anlamına gelir. Burada their doctor aranan kişidir; ring bir zil veya çalma sesi anlamına gelmez. Ring up ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne isim olduğunda ring up your doctor ve ring your doctor up biçimlerinin ikisi de mümkündür. Nesne zamir olduğunda zamiri ortaya koyun: ring them up; ring up them demeyin.

Alıştırma

‘Telefonla aramak’ anlamındaki gayriresmî Britanya İngilizcesi öbek fiilini kullanın: If the fever gets worse, I'll ____.

Cevabı göster

ring up my doctor

You'd just shrug it off and go about your day, Öbek fiiller

4:49

Omuz silkerek günlük hayatına devam ederdin,

Öbek fiiller

shrug it off: olumsuz bir şeyi önemsememek

Shrug it off, endişe verici, utandırıcı veya olumsuz bir şeyi önemsiz sayıp ondan etkilenmemek anlamına gelir. Buradaki it, olağandışı deneyimi ifade eder; konuşmacı kişinin bunu önemsemeyerek normal hayatına devam edeceğini varsayar. Shrug off ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse zamir ortada yer almalıdır: shrug it off doğrudur, shrug off it değildir. Nesne bir isimse hem shrug off the comment hem de shrug the comment off kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi shrug off ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The criticism was unfair, so Lena decided to ____ and keep working.

Cevabı göster

shrug it off

wouldn't you? Ton ve niyet

4:51

değil mi?

Ton ve niyet

wouldn't you?: onay isteyen soru eklentisi

You'd just shrug it off cümlesinde You'd, you would anlamına gelir ve varsayımsal bir tepki sunar. Olumsuz soru eklentisi wouldn't you?, olumlu would cümlesiyle eşleşir. Burada soru eklentisi yeni bilgi isteyen tarafsız bir soru değildir. Tepkiyi makul olarak çerçeveler ve dinleyiciyi aynı fikirde olmaya çağırır; bu da konuşmacının görüşünü kabul etmesi için hafif bir baskı yaratabilir.

Alıştırma

Bir sorun olursa dinleyicinin konuşmacıya söyleyeceğine dair olumlu varsayımsal iddiaya katılım istemek için soru eklentisini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. You wouldn't tell me if something was wrong, would you?
  2. You'd tell me if something was wrong, didn't you?
  3. You'd tell me if something was wrong, wouldn't you?
Cevabı göster

You'd tell me if something was wrong, wouldn't you?

Even now,

4:51

Şimdi bile,

only 194 cases have ever been reported

4:52

yalnızca 194 vaka bildirilmiş durumda

and there's very little information available about most of them.

4:55

ve çoğu hakkında çok az bilgi var.

But in 2017,

4:58

Ancak 2017'de,

one man in the UK was successfully diagnosed

4:59

Birleşik Krallık'taki bir adama doğru teşhis kondu.

after ending up in hot water with both his current and his ex-girlfriend. Deyimler

5:02

Hem o zamanki hem de eski kız arkadaşıyla başı derde girdikten sonra.

Deyimler

ending up in hot water: sonunda başı derde girmek

Burada ending up in hot water, sonunda ciddi bir belaya düşmek ya da tepki ve sonuçlarla karşılaşmak anlamına gelir. Hot water deyimseldir; gerçek anlamda sıcak suyu anlatmaz. Yapı end up + in + bir durum biçimindedir. Sorunu, önceki eylem veya olayların vardığı nihai sonuç olarak sunar; with both his current and his ex-girlfriend ise sorun yaşadığı iki kişiyi belirtir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi, dersteki “sonunda başı derde girmek” anlamına gelen deyimle tamamlayın: If you keep ignoring the safety rules, you may ____ with your manager.

Cevabı göster

end up in hot water

We don't know his actual name,

5:06

Gerçek adını bilmiyoruz,

so let's call him Bob.

5:07

bu yüzden ona Bob diyelim.

First,

5:09

İlk olarak,

Bob crashed at his ex-girlfriend's house one night. Kelime

5:09

Bob bir gece eski kız arkadaşının evinde kaldı.

Kelime

crashed at his ex-girlfriend's house: eski kız arkadaşının evinde kaldı

Burada crashed at his ex-girlfriend's house, o gece eski kız arkadaşının evinde kalıp uyuduğu anlamına gelir. Crash at + yer, crash fiilinin gündelik konuşmadaki bir kullanımıdır ve genellikle geçici, kolaylık amacıyla veya fazla resmiyet olmadan ayarlanmış bir gece kalmayı anlatır. İfade tek başına kişinin davet edilip edilmediğini, neden kaldığını ya da başka neler olduğunu belirtmez. at edatı kalınan yeri gösterir; bu anlamın araç çarpışması veya bilgisayar arızasıyla ilgisi yoktur.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dersteki iki sözcüklü gündelik ifadeyle tamamlayın: My dorm was locked, so I ____ my friend's apartment for the night.

Cevabı göster

crashed at

It's not a good idea at the best of times,

5:11

En iyi koşullarda bile iyi bir fikir değildir,

but in fairness to him, Anlatım akışı

5:13

ama hakkını teslim etmek gerekirse,

they had a kid together.

5:14

birlikte bir çocukları vardı.

Anlatım akışı

Değerlendirmeyi dengeleyen in fairness to him

In fairness to him, bir erkek hakkındaki olumsuz değerlendirmenin fazla tek taraflı olmaması için onun lehine bir gerçeği sunan bir yorum ifadesidir. Burada ortak çocuklarının olması, erkeğin seçimini daha anlaşılır hâle getirir. Bu ifade eleştiriyi geri çekmez veya onun tamamen haklı olduğunu söylemez. in fairness to + kişi kalıbı, son karara varmadan önce o kişinin koşullarını da hesaba katmayı ister.

Alıştırma

Cümleyi in fairness to + kişi kalıbıyla ve Leo adını kullanarak tamamlayın: The room was still messy, but ____, he had spent the morning fixing the broken sink.

Cevabı göster

in fairness to Leo

What could go wrong, Ton ve niyet

5:16

Ne ters gidebilirdi ki,

right?

5:16

değil mi?

Ton ve niyet

İronik soru What could go wrong, right?

Yüzeyde konuşan kişi hangi sorunların ortaya çıkabileceğini sorar. Ancak burada soru, abartılı bir özgüven sergilerken aslında bunun tersini, yani sorun çıkmasının muhtemel olduğunu ima eder. Sondaki right?, dinleyiciyi bu sahte özgüvene katılmaya çağırır. Bir sonraki olay kötü sonuçlandığı için cümle güven vermek yerine başarısızlığı ironik biçimde önceden haber verir.

Alıştırma

Anlatıcı, plan kötü biçimde başarısız olmadan hemen önce “What could go wrong, right?” diyor. Bu cümle ne ima eder?

  1. Konuşan kişi olası risklerin ayrıntılı bir listesini istiyor.
  2. Plan kesinlikle güvenli ve konuşan kişi rahatlamış hissediyor.
  3. Muhtemelen bir şeyler ters gidecek ve konuşan kişi ironi yapıyor.
Cevabı göster

Muhtemelen bir şeyler ters gidecek ve konuşan kişi ironi yapıyor.

Turns out a lot can go wrong. Anlatım akışı

5:17

Meğer pek çok şey ters gidebilirmiş.

Anlatım akışı

Turns out ... ile beklenmedik bir sonucu açıklama

Turns out + yan cümle kalıbı, It turns out that + yan cümle yapısının konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. Önceki beklenti ya da tahminlerin ardından doğru olduğu anlaşılan gerçeği sunar. Bu cümlede, daha önceki 'hiçbir şey ters gitmez' güvenini ironik biçimde tersine çevirir: gerçekte birçok şey ters gidebilirdi. İfade, anlatıyı varsayımdan gerçeğe taşır.

Alıştırma

Cümleyi It turns out that yapısının konuşma dilindeki kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: ____ the keys were in my bag all along.

Cevabı göster

Turns out

Bob woke up to find his ex screaming at him Dilbilgisi

5:19

Bob uyandığında eski kız arkadaşını kendisine bağırırken buldu;

accusing him of rape.

5:21

ona tecavüzle suçluyordu.

Dilbilgisi

woke up to find ... ile uyandıktan sonraki beklenmedik keşfi anlatma

wake up to find + nesne veya durum kalıbı, birinin uyanıp ardından bir durumla karşılaşması anlamına gelir. to find mastarı, uyanma amacını değil, uyanmanın ardından gelen sonucu ya da keşfi anlatır. Burada find fiilinin nesnesi his ex ifadesidir; screaming at him ise Bob sahneyi fark ettiğinde kadının ne yaptığını açıklar. Bu yapı, keşfin anlık veya beklenmedik hissedildiği anlatılarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi wake up to find yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: I ____ the kitchen floor covered in water.

Cevabı göster

woke up to find

He was confused and alarmed

5:23

Kafası karışmış ve endişelenmişti,

believing he'd done nothing of the sort, Deyimler

5:24

böyle bir şey yapmadığına inanıyordu.

Deyimler

done nothing of the sort: güçlü bir inkâr

Burada done nothing of the sort, “az önce sözü edilen davranış türüne benzer hiçbir şey yapmamış olmak” demektir. The sort, daha önce belirtilen eylem türüne gönderme yapar; sort burada bir şeyleri sıralamak anlamına gelmez. Nothing of the sort vurgulu bir inkârdır. Bir iddia veya varsayımı yalnızca nothing demekten daha güçlü ve daha açık biçimde reddeder.

Alıştırma

Bir iş arkadaşınız “You deleted the files.” diyor. Siz de “I did nothing of the sort.” diye yanıtlıyorsunuz. Ne demek istiyorsunuz?

  1. Bunların ne tür dosyalar olduğundan emin değilim.
  2. Dosyaları sildim ama farklı bir sırayla.
  3. Dosyaları silmeye benzer hiçbir şey yapmadım.
Cevabı göster

Dosyaları silmeye benzer hiçbir şey yapmadım.

but decided it was best to leave promptly

5:26

Ama hemen ayrılmanın en iyisi olduğuna karar verdi

and let her calm down. Dilbilgisi

5:28

ve onun sakinleşmesine izin verdi.

Dilbilgisi

let her calm down: let + nesne + fiilin yalın hâli

Let her calm down yapısında let sözcüğünden sonra nesne olan her ve fiilin yalın hâli calm gelir; to kullanılmaz: let + nesne + fiilin yalın hâli. Sakinleşen kişi her ile gösterilen kişidir. Burada let, sürecin gerçekleşmesine izin vermek veya araya girmemek anlamına gelir. Başka bir kişinin eylemi yaptığı veya değişimi yaşadığı durumlarda bu yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Let, her ve rest sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: She looks exhausted, so please ____.

Cevabı göster

let her rest

It was probably a bad call to not talk it out Notlar

5:29

Konuşup meseleyi çözmemek

and investigate further

5:32

ve daha fazla araştırmamak muhtemelen kötü bir karardı.

Kelime

a bad call: kötü bir karar

Burada a bad call, telefon görüşmesi değil, kötü bir karar veya hatalı bir değerlendirme anlamına gelir. Cümle, konuyu konuşmama ve daha fazla araştırmama seçimini değerlendirir. Call, bir durum değerlendirildikten sonra verilen karar anlamına gelebilir. it was a bad call demek, seçimin sonucunu veya ne kadar akıllıca olduğunu eleştirir; tek başına kişinin kötü niyetle davrandığını göstermez.

Alıştırma

“Skipping the safety check was a bad call,” cümlesinde a bad call ne anlama gelir?

  1. Kötü bir karar
  2. Kıl payı atlatılan bir tehlike
  3. Verilmesi zor bir karar
Cevabı göster

Kötü bir karar

Öbek fiiller

talk it out: sorunu konuşarak çözmek

Talk it out, bir sorunu veya anlaşmazlığı ilgili kişilerin birbirini anlayıp çözüme yaklaşabilmesi için ayrıntılı biçimde konuşmak anlamına gelir. Konudan yalnızca söz etmeyi değil, konuşarak sorunun üzerinde çalışmayı vurgular. Bu öbek fiil ayrılabilir: talk the problem out. Nesne bir zamirse talk ile out arasına gelir: talk it out denir, talk out it denmez.

Alıştırma

Cümleyi talk ... out yapısını doğru sırayla kullanarak tamamlayın: We were both upset, so we sat down to ____.

Cevabı göster

talk it out

because the incident ended with him being accused of rape Dilbilgisi

5:33

Çünkü olay, tecavüzle suçlanması

and convicted as guilty by the jury.

5:35

ve jüri tarafından suçlu bulunmasıyla sonuçlandı.

Dilbilgisi

end with him being accused of rape: onun tecavüzle suçlanmasıyla sonuçlanmak

End with + isim veya -ing yan cümlesi, bir olayın ya da olaylar zincirinin nihai sonucunu sunar. Buradaki nihai sonuç him being accused of rape, yani onun tecavüzle suçlanmasıdır. him being accused yapısında him, olaydan etkilenen kişiyi belirtir; being accused ise edilgen yapıdadır: Birisi onu suçlamıştır. Bu ifade bir suçlamayı bildirir; suçun kanıtlandığını veya kişinin hüküm giydiğini göstermez. Yeniden kullanılabilen kalıp end with + person + being + geçmiş zaman ortacıdır.

Alıştırma

Cümleyi end with yapısının geçmiş zamanı + him + being + geçmiş zaman ortacı ile tamamlayın: After months of questions about Marcus, the investigation ____ of fraud.

Cevabı göster

ended with him being accused

Still,

5:38

Yine de,

Bob didn't understand what had happened and believed he was innocent.

5:38

Bob ne olduğunu anlamıyordu ve masum olduğuna inanıyordu.

Then a similar pattern happened with his next girlfriend.

5:42

Sonraki kız arkadaşıyla da benzer bir durum yaşandı.

The first night they slept in the same bed,

5:44

Aynı yatakta uyudukları ilk gece,

she was annoyed to find him fondling her

5:46

kadın onun kendisini ellediğini görünce rahatsız oldu.

and thrusting in the middle of the night,

5:49

Gecenin bir yarısı kalça hareketleri de yapıyordu,

but brushed it off and said nothing.

5:50

ama kadın bunu önemsemedi ve hiçbir şey söylemedi.

Then another night after a boozy party,

5:52

İçkili bir partiden sonraki başka bir gece,

she was woken up in the middle of the night.

5:54

kadın gecenin bir yarısı uyandı.

She shouted at Bob angrily,

5:56

Bob'a öfkeyle bağırdı.

angry that he'd wake her up and have such little respect for her boundaries. Kalıp ifadeler

5:58

Kendisini uyandırmasına ve sınırlarına bu kadar az saygı göstermesine kızmıştı.

Kalıp ifadeler

Respect for her boundaries: onun kişisel sınırlarına saygı

Respect for someone's boundaries, bir kişinin kendisi için belirlediği kişisel sınırları kabul etmek ve bunlara saygı göstermek anlamına gelir. Boundaries burada coğrafi değil, mecazi anlamdadır; bu sınırlar beden, mahremiyet, zaman, duygular veya ilişkilerle ilgili olabilir. Kalıp respect for + kişi veya şey biçimindedir. have such little respect for her boundaries ifadesinde little, saygı miktarının çok düşük olduğunu belirtir; bu nedenle ifade onun davranışını güçlü biçimde eleştirir.

Alıştırma

Cümleyi respect for + bir iyelik sıfatı + boundaries ile tamamlayın. Sınırları önemli olan kişi kadındır: He showed very little ____ when she asked him not to read her private messages.

Cevabı göster

respect for her boundaries

It was so out of character, Deyimler

6:01

Bu davranış ona hiç benzemiyordu.

too.

6:02

Üstelik hiç.

He was usually so gentle and thoughtful.

6:03

Normalde çok nazik ve düşünceliydi.

Deyimler

Out of character: kişinin olağan hâline uymayan davranış

Burada out of character, bir kişinin davranışının olağan davranış biçimine uymadığı anlamına gelir. Sonraki cümle onun genellikle yumuşak huylu ve düşünceli olduğunu belirttiği için önceki davranış bu yerleşik örüntüyle uyuşmaz. Bu ifade, kişilikte kalıcı bir değişimi değil, geçici bir eylem veya tepkiyi anlatır. Buradaki character, kurmaca bir rolü değil, kişinin yerleşik mizacını ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi “birinin olağan davranışına benzemeyen” anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: The angry outburst was ____ for someone who is normally calm.

Cevabı göster

out of character

Much to her surprise, Kalıp ifadeler

6:05

Kadını çok şaşırtan şekilde,

Bob seemed taken aback, Deyimler

6:06

Bob afallamış görünüyordu,

confused,

6:07

kafası karışıktı

and denied anything had happened.

6:07

ve hiçbir şey olmadığını inkâr etti.

Kalıp ifadeler

Much to her surprise: bir olayı beklenmedik olarak sunmak

Much to her surprise, ana cümledeki olayın onu çok şaşırttığını belirten değerlendirici bir ifadedir. Much tepkinin şiddetini artırırken her, bu duyguyu yaşayan kişiyi gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp much to + iyelik ifadesi + duygu adı biçimindedir; much to my relief ve much to their disappointment buna örnektir. Ana cümlenin başında veya sonrasında yer alabilir. Buradaki to, bir hedefe doğru hareketi değil, bir olayın kişi üzerindeki duygusal etkisini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi her sözcüğünü kullanan ve “Lena’yı çok şaşırtacak şekilde” anlamına gelen dört sözcüklü sabit ifadeyle tamamlayın: ____, the committee accepted her proposal without changes.

Cevabı göster

Much to her surprise

Deyimler

Be taken aback: ani bir şaşkınlığa tepki vermek

Bu cümlede seemed taken aback, Bob'un duyduğu şey karşısında aniden şaşırmış ve kısa süreliğine afallamış göründüğü anlamına gelir. Yalnızca genel bir şaşkınlık hissini değil, beklenmedik bir şeye verilen anlık tepkiyi anlatır. Yaygın yapı take + kişi + aback şeklindedir: The news took him aback. Edilgen kullanımda kişi + be/seem + taken aback özellikle yaygındır. Buradaki seemed, Bob'un gözlemciye nasıl göründüğünü belirtir.

Alıştırma

Cümleyi take someone aback ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The sudden accusation ____, and I needed a moment to answer.

Cevabı göster

took me aback

Was he an evil gaslighting genius, Kelime

6:09

İnsanlara kendi gerçekliklerini sorgulatan şeytani bir manipülasyon dehası mıydı,

or was there something even stranger going on here?

6:11

yoksa burada daha da tuhaf bir şey mi oluyordu?

Kelime

Gaslighting: birinin gerçeklik algısını tekrar tekrar manipüle etmek

Bu soruda gaslighting, bir psikolojik manipülasyon örüntüsünü anlatır: Bir kişi olayları tekrar tekrar inkâr eder, değiştirir veya çarpıtır; böylece diğer kişi kendi hafızasından, algısından ya da yargısından şüphe etmeye başlar. Bu nedenle birini gaslighting genius olarak adlandırmak güçlü ve kınayıcı bir suçlamadır; dishonest sözcüğünün nötr bir eş anlamlısı değildir. Burada -ing biçimindeki gaslighting, genius sözcüğünü niteler. evil gaslighting genius, bu tür manipülasyonu gerçekleştirmekte olağanüstü becerikli kötü bir kişi anlamına gelir. Anlatıcı bunu kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, olası bir açıklama olarak sunar.

Alıştırma

Bir kişi birkaç ay boyunca eşyaları saklıyor, sonra partnerinin bir şeyler hayal ettiğini ve kendi hafızasına güvenemeyeceğini söylüyor. Buna gaslighting demek doğru mudur?

  1. Hayır — bu yalnızca sıradan bir anlaşmazlıktır.
  2. Evet — bu gaslighting örneğidir.
Cevabı göster

Evet — bu gaslighting örneğidir.

Bob saw a doctor who pointed out the rare disease of sexsomnia.

6:14

Bob bir doktora gitti ve doktor nadir görülen seksomni hastalığından söz etti.

Suddenly,

6:17

Birdenbire,

everything made sense.

6:18

her şey anlam kazandı.

He wasn't a forgetful sexual predator.

6:19

O, yaşadıklarını unutan bir cinsel saldırgan değildi.

He'd literally been sleeping throughout all the incidents.

6:21

Tüm olaylar boyunca gerçekten uyuyordu.

To verify it really was sexsomnia,

6:24

Bunun gerçekten seksomni olduğunu doğrulamak için,

the doctor referred him to a sleep clinic in London Kalıp ifadeler

6:27

doktor onu Londra'daki bir uyku kliniğine sevk etti

where he could be monitored.

6:29

ve orada gözlem altına alınmasını sağladı.

Kalıp ifadeler

birini uyku kliniğine sevk etmek

Burada referred him to a sleep clinic, doktorun daha uzman bir değerlendirme yapılması için onu o kliniğe yönlendirdiği anlamına gelir. Bu, yalnızca klinikten söz etmek değil, sağlık hizmetlerindeki resmî bir adımdır. Yeniden kullanılabilir kalıp refer + kişi + to + uzman, hizmet veya yer biçimindedir. Bakım alacak kişi to’dan önce, sevki kabul eden uzman ya da kurum ise to’dan sonra gelir.

Alıştırma

her kullanarak refer someone to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın: After reviewing Maya's scans, the doctor ____ a neurologist for further tests.

Cevabı göster

referred her to

The researchers put electrodes to his scalp as he slept

6:30

Araştırmacılar uyurken kafa derisine elektrotlar yerleştirdi

to monitor his brain activity

6:33

ve beyin faaliyetlerini izledi.

and found some surprising results.

6:34

Ortaya şaşırtıcı sonuçlar çıktı.

During the incidents,

6:36

Olaylar sırasında,

Bob was effectively both awake and asleep at the same time. Dilbilgisi

6:37

Bob fiilen aynı anda hem uyanık hem de uykudaydı.

Dilbilgisi

aynı anda hem uyanık hem de uykuda

both awake and asleep ifadesi, görünüşte çelişkili iki durumu eşgüdümlü biçimde bağlar. both ilk sıfatı, and ikinci sıfatı tanıtır; at the same time ise durumların sırayla değil, birlikte var olduğunu açıkça belirtir. Burada effectively iddiayı sınırlar: pratik açıdan uyanıklık ve uyku özellikleri birlikte bulunuyordu. Bu, Bob’ın mümkün olan her anlamda tamamen uyanık ve aynı zamanda tamamen uykuda olduğu anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilir both A and B ... at the same time kalıbı, iki özelliği veya durumu eşzamanlı olarak sunar ve çoğu zaman şaşırtıcı bir gerilimi vurgular.

Alıştırma

Cümleyi both ... and ... at the same time kalıbıyla tamamlayın: The internship was ____ exhausting ____ exciting ____.

Cevabı göster

both · and · at the same time

The sleep cycle of regular people was out the window. Deyimler

6:40

Normal insanların uyku döngüsünden eser yoktu.

Deyimler

out the window: artık geçerli olmamak

Out the window, bir kuralın, planın, beklentinin veya normal bir düzenin artık geçerli olmadığını ya da terk edildiğini anlatan bir deyimdir. Bir şeyin gerçekten pencereden çıktığını anlatmaz. Bu cümlede sıradan insanların uyku döngüsü artık güvenilir bir ölçüt olarak kullanılamamaktadır. Bu ifade, yeni koşulların beklenen düzeni bozup eski kuralı işe yaramaz hâle getirmesini vurgular.

Alıştırma

The old schedule went out the window cümlesinde out the window ne anlama gelir?

  1. Program hâlâ değerlendiriliyordu
  2. Program en başından beri imkânsızdı
  3. Alışılmış program artık geçerli değil
Cevabı göster

Alışılmış program artık geçerli değil

There were both the slow brain waves associated with deep sleep

6:43

Hem derin uykuyla bağlantılı yavaş beyin dalgaları

and the fast rhythms and brain waves associated with being awake.

6:46

hem de uyanıklıkla bağlantılı hızlı ritimler ve beyin dalgaları vardı.

They diagnosed him with sexsomnia.

6:49

Ona seksomni teşhisi koydular.

Another man from Scotland was cleared of rape charges Kalıp ifadeler

6:52

İskoçya'dan başka bir adam da tecavüz suçlamalarından beraat etti.

after doctors diagnosed him with sexsomnia,

6:54

Doktorlar ona seksomni teşhisi koyduktan sonra.

Kalıp ifadeler

cleared of rape charges: tecavüz suçlamalarından aklanmak

Cleared of rape charges, hukuk ve haber dilinde kullanılan bir ifadedir. Was cleared of rape charges içindeki cleared, kişinin bu suçlamalar nedeniyle artık hukuken sorumlu tutulmadığını belirtir; genellikle davanın bu suçlamalar için mahkûmiyet olmadan sonuçlandığını anlatır. Yapı clear + kişi + of + charges şeklindedir. Bu ifade hukuki sonucu bildirir, suçlamanın arkasındaki her gerçekle ilgili eksiksiz bir hüküm vermez. Bu cümlede seksomni teşhisi, adamın aklanmasının ilgili nedeni olarak sunuluyor; ancak ifade tek başına suçlamanın uydurma olduğu veya bütün ayrıntıların çürütüldüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

He was cleared of rape charges cümlesindeki cleared of rape charges neyi bildirir?

  1. Kişi bu suçlamalarla ilgili bir kararı hâlâ beklemektedir
  2. Kişi bu suçlamalardan suçlu bulunmuştur
  3. Kişi artık bu suçlamalardan hukuken sorumlu tutulmamaktadır
Cevabı göster

Kişi artık bu suçlamalardan hukuken sorumlu tutulmamaktadır

but it's still a legal gray area for now. Deyimler

6:56

Ancak şimdilik bu hâlâ hukuki bir gri alan.

Deyimler

Hukuki bir gri alan

Bu cümlede a legal gray area, hukukun açıkça sınıflandırmadığı veya düzenlemediği bir durumu ifade eder. Gray burada mecazidir: mesele kesin biçimde iki taraftan birine yerleştirilemez; bu nedenle uygulanacak kural, sorumluluk veya sonuç belirsiz olabilir. Bir durumu a legal gray area diye nitelemek, hiçbir yasanın uygulanmadığı ya da bir kişinin otomatik olarak sorumluluktan kurtulduğu anlamına gelmez. Hukuki durumun hâlâ yorumlanması, açıklığa kavuşturulması veya daha belirli bir kuralla düzenlenmesi gerektiğini belirtir.

Alıştırma

Hukuki durumu belirsiz bir olayı ifade eden üç kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Because existing copyright law does not clearly address this technology, its use remains a ____.

Cevabı göster

legal gray area

Now,

6:59

Şimdi,

check out our videos about why everything you know about sleep is wrong

7:00

uyku hakkında bildiğiniz her şeyin neden yanlış olduğunu anlatan videolarımıza

and what your bad dreams say about you.

7:03

ve kötü rüyalarınızın sizin hakkınızda ne söylediğine göz atın.