Yapay Zeka Balina Koruma Çalışmalarında Yeni Bir Dalga Yaratıyor | Business Insider: İngilizce çalışma notları
Business Insider
Video özeti: Happywhale, balinaları yapay zekâyla izliyor ve Monterey Körfezi için Oceans Initiative'e katılıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. can only do so much — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: başarısızlık ima etmeden gerçek bir sınırı kabul edin; bireysel kapasiteyi ekip çalışmasıyla karşılaştırın. 2. turn the knowledge into action — Deyimler ve mecazlı ifadeler: bilgiyi koruma kararlarına dönüşen bir malzeme gibi görün ve kanıttan somut önlemlere geçin. 3. Going out into Monterey Bay on a boat — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: is fiilinin öznesi olan -ing yan cümlesini tanıyın; deneyimi ve nedenini anlatmak için “-ing + is + değerlendirme + because...” kalıbını kullanın.
Bu derste
The great thing about science is that we are better together Dilbilgisi
0:03Bilimin en güzel yanı, birlikte daha iyi sonuç almamızdır
The great thing about X is that...: X'in harika yanı...
“The great thing about X is that...” kalıbı önce X'in önemli bir avantaja sahip olduğunu belirtir, ardından that ile başlayan yan cümleyle bu avantajın tam olarak ne olduğunu açıklar. Bu cümlede science, X'in yerini doldurur; “we are better together” ise avantajı belirtir. Buradaki that, is fiilinden sonra bir içerik cümleciği başlatır; science sözcüğüne gönderme yapan bir ilgi zamiri değildir. Bu kalıp, bir yararı açıklamak için net bir yer oluşturduğundan düşünceyi yalnızca “X is great” demekten daha ayrıntılı biçimde geliştirir.
Alıştırma
Avantaj belirten kalıbın iki bölümünü kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ a shared calendar ____ everyone can see updates immediately.
Cevabı göster
The great thing about · is that
the reality is: pratik bir sınırlama sunmak
“The reality is”, dinleyicilere sırada pratik bir gerçek veya sınırlama olduğunu bildirir. Ardından çoğu zaman bir umudu, planı veya iyimser beklentiyi düzelten bir düşünce gelir. Bu cümlede ifade, birlikte çalışmanın değerinden tek bir kişinin yapabileceklerinin sınırına geçiş yapar. Bu ifade genellikle ardından gelen yan cümleyi çerçeveler ve sıkça “The reality is that...” biçiminde kullanılır. Konuşma dilinde that atlanabilir. reality sözcüğünü tanımlamaz; sonraki önermeyi dikkate alınması gereken bir gerçek olarak sunar.
Alıştırma
Bir konuşmacı, “We hoped to launch Friday, but the reality is, testing isn't finished.” diyor. “the reality is” ne işe yarıyor?
- Önceki umudu düzelten pratik bir gerçeği ortaya koyar.
- testing sürecinin başarıyla tamamlandığını gösterir.
- reality sözcüğünün sözlük anlamını tanımlar.
Cevabı göster
Önceki umudu düzelten pratik bir gerçeği ortaya koyar.
but together we can document almost every living whale in the North Pacific Ocean.
0:09ama birlikte Kuzey Pasifik Okyanusu'nda yaşayan neredeyse her balinayı belgeleyebiliriz.
can only do so much: bir sınırı kabul etmek
Can only do so much, öznenin yardım edebildiğini veya ilerleme sağlayabildiğini, ancak zaman, kaynak, beceri ya da koşullar nedeniyle gerçek bir sınır bulunduğunu anlatır. “Hiçbir şey yapamamak” anlamına gelmez. Burada only, do so much ifadesinin ulaşabileceği düzeyi sınırlar. Ardından gelen but together, bir kişinin sınırlı erişimiyle grubun başarabileceklerini karşılaştırır. Yeniden kullanılabilecek kalıp “özne + can only do so much” şeklindedir ve ardından çoğu zaman çabayı artıracak veya paylaşacak bir yöntem gelir.
Alıştırma
Gerçek bir sınırı kabul ederken yine de biraz yardımın mümkün olduğunu belirtmek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? I ____ on my own, but the whole team can finish the job.
- can do so much
- can't do anything
- can only do so much
Cevabı göster
can only do so much
I am the co-founder of Happywhale and we're here in my home office in Santa Cruz, California.
0:20Happywhale'in kurucu ortağıyım ve şu anda Kaliforniya'nın Santa Cruz kentindeki ev ofisimdeyiz.
but most of my career was guiding expeditions in Antarctica.
0:29kariyerimin büyük bölümünde Antarktika keşif gezilerine rehberlik ettim.
While ... but: kendiliğinden konuşmada yeniden başlama
Bu kendiliğinden söylenen cümlede While önce ödünleme yapısını başlatır: bilimsel eğitim, konuşanın gerçek kariyeriyle karşılaştırılan arka plandır. Konuşan daha sonra ikinci bir karşıtlık yapısıyla yeniden başlıyormuş gibi but ekler. İki sözcük de aynı karşıtlığı gösterir. Bu örtüşme hazırlıksız konuşmada anlaşılır, ancak planlı bir cümlenin standart yapısı değildir. While I was trained as a scientist, most of my career involved guiding expeditions in Antarctica. ya da I was trained as a scientist, but most of my career involved guiding expeditions in Antarctica. kullanılabilir. Dinlerken While ... but ifadesini özel bir ikili yapı saymak yerine amaçlanan karşıtlığı belirleyin.
Alıştırma
Amaçlanan karşıtlığın en iyi düzenlenmiş biçimi hangi cümledir?
- While I was trained as a scientist, most of my career involved guiding expeditions in Antarctica.
- While I was trained as a scientist but most of my career involved guiding expeditions in Antarctica.
- While I was trained as a scientist, but because most of my career involved guiding expeditions in Antarctica.
Cevabı göster
While I was trained as a scientist, most of my career involved guiding expeditions in Antarctica.
So about 10 years ago I started to make a shift back to science Kalıp ifadeler
0:33Bu yüzden yaklaşık 10 yıl önce yeniden bilime yönelmeye başladım
make a shift back to science: yönünü yeniden bilime çevirmek
make a shift back to + isim kalıbı; işi, dikkati veya yaklaşımı kişinin daha önce yaptığı ya da önemsediği bir şeye yeniden yönlendirmesi anlamına gelir. Bu cümlede mesleki odağın yeniden bilime dönmesini anlatır; fiziksel olarak geriye doğru hareket etmeyi değil. Make a shift değişimi anlamlı bir yön değişikliği olarak sunarken back hedefin daha önceki bir alan veya durum olduğunu belirtir. Started to make ise bunu tek seferde gerçekleşen bir eylemden çok, başlayan bir geçiş süreci olarak gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle Leo'nun daha önce çalıştığı bir alana döndüğünü söylüyor?
- After years in management, Leo moved the laboratory equipment backward.
- After years in management, Leo made a shift to laboratory research for the first time.
- After years in management, Leo made a shift back to laboratory research.
Cevabı göster
After years in management, Leo made a shift back to laboratory research.
and in that I've developed and founded Happywhale.
0:38ve bu süreçte Happywhale'i geliştirip kurdum.
Happywhale is a research platform where anybody can upload photos of whales. Dilbilgisi
0:42Happywhale, herkesin balina fotoğrafları yükleyebildiği bir araştırma platformudur.
a research platform where anybody can upload: herkesin içerik yükleyebildiği bir araştırma platformu
Where, a research platform ifadesini niteleyen tanımlayıcı bir ilgi cümleciği başlatır. Çevrim içi platformu bir ortam olarak ele alır ve insanların orada ne yapabildiğini açıklar: herkes fotoğraf yükleyebilir. Yer olarak anlaşılabilen fiziksel veya dijital isimlerle where; in which, on which ya da at which anlamına gelebilir. Where sonrasındaki cümlecikte platformu temsil eden başka bir sözcüğe gerek yoktur; anybody can upload photos there ile karşılaştırın.
Alıştırma
Hangi cümle insanların dijital bir ortamda ne yapabildiğini açıklamak için where sözcüğünü doğal biçimde kullanıyor?
- This is a forum that students created last year.
- This is a forum which attracts students from many countries.
- This is a forum where students can share study tips.
Cevabı göster
This is a forum where students can share study tips.
We can identify them with AI image recognition.
0:48Balinaları yapay zekâ destekli görüntü tanıma teknolojisiyle tanımlayabiliyoruz.
But what that looks like is you grab a few photos of a whale's tail. Anlatım akışı
0:53Pratikte bu, bir balinanın kuyruğunun birkaç fotoğrafını çekmeniz anlamına geliyor.
What that looks like is: fikirden somut adımlara geçiş
Bu cümlede what that looks like is fiziksel görünüşü sormaz. Konuşanın soyut bir açıklamayı, bunun pratikte nasıl işlediğini gösteren somut bir örneğe dönüştürmek üzere olduğunu belirten bir söylem işaretidir. Yapı what + that + looks like + is + tamamlayıcı biçimindedir. is sonrasında önceki fikrin pratik biçimini veren bir yan cümle, isim öbeği veya -ing öbeği gelebilir. Burada kullanıcının yaptığı eylemi tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi, önceki iddianın pratik biçimini tanıtan beş sözcüklü kalıpla tamamlayın: “The service is designed to be transparent. ____ customers can see every fee before they pay.”
Cevabı göster
What that looks like is
The AI works as a tool that allows us to speed up the work dramatically. Notlar
1:01Yapay zekâ, çalışmamızı büyük ölçüde hızlandırmamızı sağlayan bir araç.
Allows us to + fiilin yalın hâli
Allows us to, allow + kişi + to + fiilin yalın hâli kalıbını izler. Us, allows fiilinin nesnesidir; to speed up ise mümkün hâle getirilen eylemi tanıtır. Özne bir araç, özellik veya koşul olduğunda allow genellikle izin vermek yerine mümkün kılmak anlamına gelir. Burada cümle, yapay zekânın araştırmacıların işi çok daha hızlı yapmasını mümkün kıldığını söyler; yapay zekânın bütün işi tek başına yaptığını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi allow + us + to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: “The search filter ____ find relevant documents in seconds.”
Cevabı göster
allows us to
speed up: bir süreci hızlandırmak
speed up the work ifadesinde speed up, işin daha hızlı ilerlemesini sağlamak anlamına gelen bir öbek fiildir. Speed ve up tek bir anlam birimi oluşturur; burada up yukarı doğru hareketi anlatmaz. Bu yapı, buradaki speed up + isim örneğinde olduğu gibi geçişli kullanılabilir. The review sped up after automation. örneğinde olduğu gibi, sürecin kendisi hızlandığında geçişsiz de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi süreci daha hızlı hâle getirmek anlamındaki öbek fiille tamamlayın: Better indexing can ____ the search.
Cevabı göster
speed up
run a query against a data set: bir veri kümesi üzerinde sorgu çalıştırmak
Veri işlemede run a query against a data set, bir sorguyu söz konusu veri kümesini arama, filtreleme veya karşılaştırma malzemesi olarak kullanarak çalıştırmak anlamına gelir. Run, çalıştırmak veya yürütmek anlamındadır; against ise kontrol edilen koleksiyonu belirtir ve burada karşıtlık ifade etmez. Cümlede that query, bir eşleşme aramak için 100.000 balina kaydına uygulanıyor. Başka bağlamlara aktarılabilen yapı run + a query + against + a database, data set, index, or other collection şeklindedir.
Alıştırma
Teknik yapıyı run ve against ile tamamlayın: To check old records, the analyst will ____ the query ____ the archive.
Cevabı göster
run · against
and that stayed with the whale for the rest of its life. Kalıp ifadeler
1:20bu iz de balinanın ömrü boyunca kaldı.
left a scar: kalıcı fiziksel veya duygusal bir iz bırakmak
Burada left a scar, “bir izin kalmasına neden oldu” demektir. Yapışmış kabuklular ayrıldı ama iz kaldı. Leave, geride kalan sonucu anlatır; kabukluların başka bir yere gittiği anlamına gelmez. Leave fiili, “bir olaydan sonra bir şeyin kalmasına neden olmak” anlamında kullanılabilir. Scar ile birlikte yaygın leave a scar eşdizimini oluşturur. Bu ifade kalıcı bir fiziksel izi veya mecazen derin bir duygusal etkiyi anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi, leave fiilinin geçmiş zamanını kullanan ve “ciltte kalıcı bir iz” anlamına gelen üç sözcüklü eşdizimle tamamlayın: The cut healed, but it ____.
Cevabı göster
left a scar
fell off: bir yüzeyden ayrılıp düşmek
Burada fell off, “yüzeyden ayrılıp düştü” demektir. They, yapışmış kabukluları belirtir: bunlar balinanın kuyruğuna yapışıktı, sonra kuyruktan ayrıldı. Off, yapışık olma durumundan yapışık olmama durumuna geçişi gösterir. Bir şey büyük bir yükseklikten düşmeden de fall off olabilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir etiketin şişeden ayrılıp düştüğünü anlatır?
- The label fell onto the bottle.
- The label fell off the bottle.
- The label fell beside the bottle.
Cevabı göster
The label fell off the bottle.
for the rest of its life: yaşamının geri kalanı boyunca
Bu cümlede for the rest of its life, “yara izinin oluştuğu andan balinanın yaşamının sonuna kadar” anlamına gelir. Rest burada dinlenme değil, geriye kalan bölüm demektir. Kalıp for the rest of + iyelik biçimi + life şeklindedir. İyelik biçimini kişi veya hayvana göre değiştirin: for the rest of my life, for the rest of her life ya da çoğul olarak for the rest of their lives.
Alıştırma
Cümleyi for the rest of + iyelik biçimi + life kalıbıyla tamamlayın: After the operation, he had to take the medicine ____.
Cevabı göster
for the rest of his life
rake marks: paralel diş sıyrığı izleri
Burada rake marks, dişler balinanın derisini sıyırdığında kalan uzun ve yaklaşık olarak paralel birkaç çizik ya da yara izi demektir. Yakındaki killer whale attack marks sözleri, rake sözcüğünün izlerin tarak dişine benzeyen dizilişini anlattığını gösterir. Bu yaban hayatı teriminde rake, marks sözcüğünü niteler. Bir bahçe tırmığının balinaya değdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir deniz biyoloğu, başka bir hayvanın dişleriyle oluşmuş, eşit aralıklı ve paralel birkaç yara izi görüyor. En uygun ad hangisidir?
- tek bir delinme yarası
- rake marks
- doğal bir deri deseni
Cevabı göster
rake marks
There's black and white and everyone's unique.
1:28Siyah ve beyaz renkler var; her balinanın deseni benzersiz.
So we can actually identify every single whale.
1:31Böylece her bir balinayı gerçekten tanımlayabiliyoruz.
I can look at the history of sightings of that whale. Kelime
1:34O balinanın görülme geçmişine bakabiliyorum.
history of sightings: kayıtlı görülmelerin zaman çizelgesi
Sighting, birinin bir hayvanı veya dikkat çeken başka bir nesneyi görüp kaydettiği belirli bir olayı anlatır. Burada history of sightings, o belirli balinanın gözlemlendiği zamanların sıralı kaydıdır. History burada balinanın yaşam öyküsü değil, zaman içinde oluşan kayıt anlamındadır. history of + olay bildiren çoğul isim kalıbı, belgelenmiş bir dizi olayı özetleyebilir.
Alıştırma
Bir hayvanın görüldüğü kayıtlı olayların zaman çizelgesi anlamına gelen ifade hangisidir?
- history of sightings
- field of vision
- life story of the animal
Cevabı göster
history of sightings
and then has been seen a bunch of times here in Monterey Bay Kelime
1:40ardından burada, Monterey Körfezi'nde birçok kez görülmüş
was first seen ... has been seen: ilk olay ve şimdiye kadarki kayıt
Was first seen, simple past zamanının edilgen biçimidir. En eski gözlemi geçmişte tamamlanmış bir noktaya yerleştirir; Baja ise bu ilk kaydın nerede gerçekleştiğini belirtir. Has been seen, present perfect zamanının edilgen biçimidir. Daha sonraki gözlemleri şimdiye kadar uzanan bir kayıtta toplar. Balinanın tam şu anda izlendiği anlamına gelmez. İki edilgen yapı da gözlemciler yerine balinaya ve kaydına odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi see fiilinin doğru edilgen biçimleriyle tamamlayın. İlk gözlem 2021'de gerçekleşti ve kayıt günümüze kadar sürüyor: The bird ____ in 2021 and ____ several times since.
Cevabı göster
was first seen · has been seen
a bunch of times: günlük ve kesin olmayan sıklık ifadesi
Bu cümlede a bunch of times, “birçok kez” anlamına gelir. Kesin bir sayı vermeden veya ima etmeden tekrar tekrar görüldüğünü bildirir. Burada bunch, günlük dilde kullanılan a bunch of miktar ifadesinin bir parçasıdır; fiziksel bir demet anlamına gelmez. a bunch of times kalıbı, tekrarlanan olayları rahat bir dille özetlemek için kullanışlıdır.
Alıştırma
“I've visited that café a bunch of times,” cümlesinde a bunch of times ne anlama gelir?
- Aynı anda birçok yerde
- Tam olarak iki kez
- Kesin sayı verilmeden birçok kez
Cevabı göster
Kesin sayı verilmeden birçok kez
and then also right under the San Francisco Golden Gate Bridge. Kelime
1:44ve San Francisco'daki Golden Gate Köprüsü'nün hemen altında da görülmüş.
right under: kesin bir konumu vurgulama
Bu cümlede right, under sözcüğünü güçlendirir: right under, “tam veya doğrudan altında” anlamına gelir ve konumun kesin ya da şaşırtıcı derecede yakın olduğunu vurgular. Buradaki right, sağ tarafla ilgili değildir. Aynı kalıp right next to ve right behind gibi başka konum ifadeleriyle de kullanılabilir.
Alıştırma
right içeren ve “doğrudan altında” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The cat is ____ the table.
Cevabı göster
right under
and suddenly it becomes an animal with a story. Deyimler
1:51ve bir anda hikâyesi olan bir hayvana dönüşüyor.
ceases to be just ... becomes: aynı özneyi yeniden çerçevelemek
“ceases to be just A ... becomes B” şeklindeki eşleşmiş yapı, düşünceyi önceki ve sonraki bakış açısı arasında bir yeniden çerçeveleme olarak düzenler. “Just a whale” özneyi kimliği belirsiz bir kategoriye indirgerken “an animal with a story” aynı balinayı deneyimleri takip edilebilen bir birey olarak sunar. Balina biyolojik olarak birdenbire değişmez. Yeni kanıtlar, gözlemcilerin onu anlama biçimini değiştirir. Bu yapı, sınırlı bir etiketin yerine daha zengin ve anlamlı bir bakış getirilen başka durumlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi ceases to be just ... becomes yapısıyla tamamlayın: Once the report includes interviews, the survey ____ a collection of percentages and ____ a picture of real families.
Cevabı göster
ceases to be just · becomes
ceases to be: sona eren bir durum için resmî ifade
“Ceases to be”, “is no longer”, yani «artık olmamak» anlamına gelir. Yapı cease + to-infinitive biçimindedir ve be, sona eren durumu ya da kimliği belirtir: bir şey artık yararlı, yasal veya yalnızca belirli bir şey olmaktan çıkar. Bu cümlede önceki tanımın kesin biçimde sona erdiği ve yerine yenisinin geldiği anlatılır. İfade kısa bir duraklama anlamına gelmez. Gündelik “stops being” ifadesinden daha resmîdir ve yazılarda, açıklamalarda ve hazırlanmış konuşmalarda yaygındır.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve ceases to be içeren cümleyi seçin. Ceases içindeki ek vurgusuz heceye odaklanın.
- The old rule seems to be effective in June.
- The old rule ceases to be effective in June.
Cevabı göster
The old rule ceases to be effective in June.
hikâyesi olan bir hayvan
Bu cümlede an animal with a story, farklı yıllarda ve yerlerde yapılan gözlemler sayesinde yaşamı devam eden bir anlatı olarak anlaşılabilen tek bir balinayı ifade eder. Story, balinanın anlattığı bir masalı değil, izlenebilen yaşam geçmişini belirtir. Bu ifade balinayı hafifçe kişileştirir. İzleyici artık isimsiz bir veri noktası veya türün herhangi bir üyesi yerine zaman içinde deneyimler yaşamış bir birey görür; bu da bilimsel bilgiyi duygusal açıdan daha etkileyici hâle getirir.
Alıştırma
Bu cümlede an animal with a story ne anlama geliyor?
- Konuşabilen ve anlattığı masallarla araştırmacıları eğlendiren bir balina
- Bilimsel bir kayıtta bir kez adı geçen herhangi bir balina
- Yaşam geçmişi gözlemler aracılığıyla izlenebilen bir balina
Cevabı göster
Yaşam geçmişi gözlemler aracılığıyla izlenebilen bir balina
And because we can do this so efficiently with AI as a tool, Dilbilgisi
1:53Yapay zekâyı bir araç olarak kullanıp bunu son derece verimli yapabildiğimiz için
we're actually able to build large collaborations Kalıp ifadeler
1:57büyük çaplı iş birlikleri kurabiliyoruz;
where all the researchers of an ocean are able to work together.
2:00böylece aynı okyanusu araştıran tüm araştırmacılar birlikte çalışabiliyor.
bunu çok verimli yapabildiğimiz için ... gerçekten yapabiliyoruz
Because yan cümlesi önce nedeni sunar: Yapay zekâ görevi verimli hâle getirir. Ana cümle daha sonra bunun sonucunda ortaya çıkan beceriyi belirtir: Araştırmacılar büyük iş birlikleri kurabilir. Yeniden kullanılabilir kalıp Because + neden, özne + be able to + sonuç biçimindedir. Actually, sonucun gerçekten elde edildiğini ve belki de daha önce bunu elde etmenin zor olduğunu vurgular. Burada daha önceki yanlış bir ifadeyi düzeltmez.
Alıştırma
Aranabilir bir veri tabanı hızlı karşılaştırmayı mümkün kılıyor. Hangi cümle bu ilişkiyi örnekteki kalıpla açıkça ifade eder?
- Because the database is searchable, we're able to compare records quickly.
- Because we're able to compare records quickly, the database is searchable.
- Because the database is searchable, so we're able to compare records quickly.
Cevabı göster
Because the database is searchable, we're able to compare records quickly.
build large collaborations: büyük ölçekli iş birlikleri kurmak
Bu cümlede build large collaborations, birçok araştırmacı veya grubun birlikte çalışabilmesi için düzenli iş birliği yollarını zaman içinde oluşturmak anlamına gelir. Build burada mecazidir; ortaya çıkan şey fiziksel bir nesne değil, çalışma ilişkilerinden oluşan bir ağdır. Large katılımın ölçeğini anlatır: iş birliğinde birçok kişi, ekip veya kurum bulunabilir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp build + collaboration(s) şeklindedir; ortakları belirtmek için ardından sıkça with veya between gelir.
Alıştırma
Cümleyi “birçok grubun katıldığı ortaklıkları zaman içinde oluşturmak” anlamındaki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The museum hopes to ____ with schools across the state.
Cevabı göster
build large collaborations
and measure the health of their populations,
2:08ve popülasyonlarının sağlığını değerlendirebilirsek
we can essentially use that as an indicator of the health of the oceans. Notlar
2:10bunu okyanusların sağlığının bir göstergesi olarak kullanabiliriz.
use that as an indicator of: bunu bir şeyin göstergesi olarak kullanmak
Use A as an indicator of B, A'yı B'yi değerlendirmeye yarayan bir işaret veya kanıt olarak kullanmak demektir. Burada that, hayvanların ve popülasyonlarının ölçülen sağlık durumuna; B ise okyanusların sağlık durumuna karşılık gelir. Bir indicator, daha geniş bir durumu tahmin etmeye veya izlemeye yardım eder; ancak o duruma neyin sebep olduğunu kendiliğinden kanıtlamaz. Başka durumlara aktarılabilen kalıp use + data/observation + as an indicator of + condition or trend şeklindedir.
Alıştırma
Bir ekip otobüslerin ne sıklıkla zamanında geldiğini ölçüyor. Hangi cümle bu ölçümü genel hizmet güvenilirliğinin dolaylı bir işareti olarak doğru biçimde ifade eder?
- They use that as a cause of service reliability.
- They use that as an indicator of service reliability.
- They use service reliability as an indicator of that.
Cevabı göster
They use that as an indicator of service reliability.
“the health of the oceans”: genel durum anlamında health
Burada the health of the oceans, bedensel sağlık değil, deniz ekosistemlerinin genel durumu ve işleyişi anlamına gelir. Popülasyon istikrarı, biyolojik çeşitlilik, kirlilik düzeyi ve dayanıklılık gibi verileri özetleyebilir. the health of + karmaşık bir sistem kalıbı, sistemin genel olarak ne kadar iyi işlediğini anlatmak için health sözcüğünü mecazi anlamda kullanır. Bu cümlede balina popülasyonlarına ilişkin veriler, daha geniş kapsamlı bu ekolojik durumun göstergelerinden biri sayılmaktadır.
Alıştırma
Bu cümlede “the health of the oceans” ne anlama geliyor?
- Denizde çalışan kişilere sağlanan tıbbi tedavi
- Okyanusun insanlara özgü bir hastalığının olup olmadığı
- Deniz ekosistemlerinin genel durumu ve işleyişi
Cevabı göster
Deniz ekosistemlerinin genel durumu ve işleyişi
We are off to Moss Landing, California Kalıp ifadeler
2:27Kaliforniya'daki Moss Landing'e gidiyoruz;
to meet up with Rob and Erin of Oceans Initiative. Öbek fiiller
2:29Oceans Initiative'ten Rob ve Erin'le buluşacağız.
“We are off to” + yer: yola çıkışı duyurmak
Be off to + bir varış yeri, bulunduğunuz yerden ayrılmak veya o yere doğru yolculuğa başlamak anlamına gelir. We are off to Moss Landing cümlesinde are, we öznesiyle uyumludur; off grubun mevcut yerinden ayrıldığını gösterir, to ise varış yerini belirtir. Bu ifade çoğunlukla bir yolculuğun sonraki bölümünü veya sahne geçişini duyurur ve hareketin şimdi başladığı ya da hemen sonraki adım olduğu hissini verir. Yalnızca varış yerini söylemekle kalmaz, yola çıkışın başladığını da gösterir.
Alıştırma
Yola çıkış duyurusunu tamamlamak için be off to kalıbını kullanın: “Our bags are packed, and we ____ the airport now.”
Cevabı göster
are off to
meet up with: planlanmış, rahat bir buluşma
Meet up with someone, genellikle rahat bir ortamda veya pratik bir amaçla o kişiyle buluşmayı önceden planlamak anlamına gelir. Burada grup, Rob ve Erin'e katılıp ardından birlikte bir şey yapmak için yolculuk ediyor. Kalıp meet up with + kişi veya grup şeklindedir. Up, fiil öbeğinin tamamının bir parçasıdır ve yukarı doğru hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi “biriyle buluşmayı planlamak” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: After the train arrives, we'll ____ our guide outside the station.
Cevabı göster
meet up with
Rob and Erin are two whale scientists and research scientists I've known for many years
2:33Rob ve Erin, uzun yıllardır tanıdığım iki balina bilimcisi ve araştırmacı,
but we've never worked together in the field. Kelime
2:38ancak sahada daha önce hiç birlikte çalışmadık.
in the field: gerçek çalışma sahasında çalışmak
Bu araştırma bağlamında in the field, araştırma konusunun gözlemlendiği veya verilerin toplandığı gerçek yerde çalışmak anlamına gelir; yalnızca laboratuvarda, ofiste ya da uzaktan çalışmaktan farklıdır. Cümle, birbirlerini yıllardır tanımalarına rağmen daha önce birlikte yerinde araştırma yapmadıklarını söylüyor. Anlam bağlama göre değişir: field bir çalışma alanı anlamına da gelebilir, ancak worked together in the field burada gerçek yerde yapılan uygulamalı çalışmaya işaret eder.
Alıştırma
Örnekte in the field ne anlama geliyor?
- Bir tarım arazisinde ayakta durmak
- Belirli bir akademik disiplin içinde çalışmak
- Araştırmanın gerçek yerinde uygulamalı çalışma yapmak
Cevabı göster
Araştırmanın gerçek yerinde uygulamalı çalışma yapmak
So I'm really excited to be out in the field with them
2:40Bu yüzden onlarla sahaya çıkacağım için gerçekten heyecanlıyım
working out how we can fill this data gap Notlar
2:43ve bu veri açığını nasıl kapatabileceğimizi bulmaya çalışacağız.
working out how: hâlâ bir yöntem aramak
“Working out how”, bir yöntem ya da çözüm bulmaya etkin biçimde çalışmak demektir. Buradaki “working out”, fiziksel egzersiz değil, problem çözme anlamındaki bir öbek fiildir; ardından gelen how yan cümlesi çözülmesi gereken sorunu belirtir. -ing biçimi sürecin devam ettiğini gösterir: yöntem zaten bilinmiyor, hâlâ araştırılıyor. İnsanlar ilerlemenin bir yolunu bulmak için düşündüğünde, deneme yaptığında veya birlikte çalıştığında work out how + yan cümle ya da work out how to + fiil yapısını kullanabilirsin.
Alıştırma
Hangi cümle ekibin etkin biçimde bir yöntem bulmaya çalıştığını ifade eder?
- The team knows how to reduce the noise.
- The team is working out at the gym.
- The team is working out how to reduce the noise.
Cevabı göster
The team is working out how to reduce the noise.
fill this data gap: eksik kanıtları eklemek
“Fill this data gap”, mevcut kanıtlarda eksik olan bilgileri anlatmak için gap sözcüğünü mecazi olarak kullanır. Fill, bilinmeyen kısmı küçültmek amacıyla ilgili verileri toplamak veya eklemek demektir. Bu ifade fiziksel bir deliği ya da bozuk bir veri sistemini anlatmaz. this sözcüğü, daha önce konuşulmakta olan belirli eksik bilgiyi gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede fill a data gap alışılmış anlamıyla kullanılmıştır?
- The editor will fill a data gap by correcting a wrong total in the table.
- The new survey will fill a data gap about rural internet access.
- The technician will fill a data gap by restarting the failed database.
Cevabı göster
The new survey will fill a data gap about rural internet access.
that don't have the tools to adequately assess the environment in front of them.
2:49ancak önlerindeki ortamı yeterince değerlendirecek araçlara sahip değiller.
We do science on whales and dolphins around the world. Kelime
3:04Dünyanın dört bir yanında balinalar ve yunuslar üzerine bilimsel araştırmalar yapıyoruz.
conservation non-profit: koruma amaçlı kâr amacı gütmeyen kuruluş
Conservation non-profit, kamusal amacı doğayı, yaşam alanlarını veya yaban hayatını korumak olan ve kârı özel mülk sahiplerine ya da hissedarlara dağıtmayan bir kuruluştur. Burada bu ifade, Oceans Initiative’in balina ve yunus araştırmalarını koruma çalışmalarını desteklemek için kullanan, misyon odaklı bir kuruluş olduğunu gösterir. Non-profit, “parası olmayan” anlamına gelmez. Böyle bir kuruluş bağış veya hibe alabilir, gelir elde edebilir, bütçe yönetebilir ve çalışanlarına ücret ödeyebilir. Temel nokta, kaynaklarının ve herhangi bir fazlanın sahiplerine kâr olarak dağıtılmak yerine kuruluşun misyonunu desteklemesidir.
Alıştırma
Örnekteki conservation non-profit ifadesi kuruluş hakkında ne anlatıyor?
- Koruma misyonu vardır ve kârı özel mülk sahiplerine dağıtmaz.
- Hissedarlara getiri sağlamak amacıyla koruma hizmetleri satan özel bir şirkettir.
- Gelir elde edemez, bütçesi olamaz veya çalışanlarına ücret ödeyemez.
Cevabı göster
Koruma misyonu vardır ve kârı özel mülk sahiplerine dağıtmaz.
do science on whales: balinalar üzerine bilimsel araştırma yapmak
Bu cümlede do science on whales, “balinalar hakkında bilimsel araştırma yürütmek” demenin genel ve konuşma diline özgü bir yoludur. Do science yapılan faaliyeti genel olarak adlandırırken on araştırılan konuyu belirtir. İfade gerçek anlamlı değildir: on, bilim insanlarının fiziksel olarak balinaların üzerinde olduğu anlamına gelmez. Samimi ve kolay anlaşılır bir özetin uygun olduğu durumlarda do science on + konu kalıbı başka araştırma konularıyla da kullanılabilir.
Alıştırma
Do science on whales anlamını koruyarak resmî bir araştırma raporuna en uygun olan cümle hangisidir?
- We do science on whale communication.
- We conduct research on whale communication.
- We do a science on whale communication.
Cevabı göster
We conduct research on whale communication.
to do science to inform conservation Kelime
3:16doğa koruma çalışmalarına yön verecek bilimsel araştırmalar yapmak,
common calling: ortak bir amaç ve görev duygusu
Bu cümlede calling, kişinin belirli bir işi kendi amacı ya da görevi olarak gördüğüne dair güçlü hissi anlatır. Common, calling sözcüğünü niteler: iki araştırmacı aynı içsel bağlılığı hissediyordu. Ardından gelen mastar yapısı bu çağrının içeriğini açıklar. İfade, bir telefon aramasını ya da resmî bir unvanı değil, paylaşılan bir misyonu adlandırır.
Alıştırma
Altyazıdaki common calling ne anlama geliyor?
- İki kişiye verilen sıradan bir görev
- İki kişinin yaptığı bir telefon araması
- Aynı unvana sahip resmî bir pozisyon
- İki kişinin paylaştığı, derinden hissedilen bir amaç
Cevabı göster
İki kişinin paylaştığı, derinden hissedilen bir amaç
inform conservation: eyleme kanıtla yön vermek
Burada inform, bir kararı ya da eylem yönünü şekillendiren bilgi veya kanıt sağlamak anlamına gelir. Conservation mesaj alan bir kişi değil, yön verilen faaliyettir. inform + policy, practice, strategy veya decisions yapısı araştırma ve profesyonel yazılarda yaygındır. Bu nedenle do science to inform conservation, doğa koruma uzmanlarının seçimlerini iyileştirebilecek kanıtlar üretmek anlamına gelir.
Alıştırma
Bir araştırma raporunda “The survey will inform conservation policy” ne anlama gelir?
- Doğa koruma politikasını şekillendirmeye yardımcı olacak kanıtlar sağlayacak.
- Doğa koruma politikasına bir bildirim gönderecek.
- Doğa koruma politikasının zaten başarılı olduğunu bildirecek.
- Doğa koruma politikasını gereksiz hâle getirecek.
Cevabı göster
Doğa koruma politikasını şekillendirmeye yardımcı olacak kanıtlar sağlayacak.
but more importantly make sure that we advocate for policy makers, Anlatım akışı
3:18ama daha da önemlisi politika yapıcıları,
But more importantly: sonraki noktaya daha yüksek öncelik vermek
But more importantly, dikkati başka yöne çeviren ve sıradaki noktaya az önce belirtilen noktadan daha yüksek öncelik veren bir söylem belirtecidir. But geçişi gösterirken more importantly önem sıralamasını açıkça belirtir. Burada, bilgiden koruyucu eyleme geçmenin konuşmacının temel önceliği olduğunu dinleyiciye bildirir. Dinleyicinin bir sonraki fikri daha güçlü veya daha önemli bir sav olarak görmesini istediğinizde bu kalıbı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
İkinci hedefin daha yüksek önceliğe sahip olduğunu ve odağı değiştirdiğini en iyi hangi geçiş ifadesi gösterir? We need accurate data. ___, we need to act on it.
- For example
- But more importantly
- Also
Cevabı göster
But more importantly
Turn the knowledge into action: dönüşümü turn A into B ile anlatmak
Turn the knowledge into action, başlangıçtaki bir biçim veya durumdan bir sonuca geçişi anlatmak için turn A into B kalıbını kullanır. Knowledge A, action ise B'dir. Buradaki değişim mecazidir: insanlar bildiklerini somut kararlar ve adımlar yoluyla uygular. Aynı kalıp turn an idea into a plan gibi örneklerde de kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, ‘çalışmada bulunanları pratik adımlar atmak için kullanmak’ anlamına gelen tam hedef ifadeyle tamamlayın: After the safety study, the team must ____ by changing its procedures.
Cevabı göster
turn the findings into action
Can't wait to + fiil: heyecanlı beklenti
Can't wait to + fiilin yalın hâli, konuşanın yakında bir şeyi yapmak için çok istekli veya heyecanlı olduğunu belirtir. Burada gerçekten bekleyememek değil, yolculuğa başlama konusundaki coşku anlatılır. Gündelik konuşmada bu yaygın kalıptaki I öznesi çoğu zaman atılır. Tam cümle I can't wait to get on the road. olurdu.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “çok heyecanla beklemek” anlamındaki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: Our vacation starts tomorrow, and I ____ see the ocean.
Cevabı göster
can't wait to
get on the road: yolculuğa başlamak
Get on the road, özellikle bir araçla yolculuğa başlamak veya yola çıkmak anlamına gelir. Bir yolun üzerine fiziksel olarak adım atmayı değil, yolculuğun başlamasını anlatır. Bu ifadede get, hazırlanma veya bekleme durumundan hareket hâline geçişi belirtir. Temel bilgi “artık yola çıkma zamanı” olduğunda kullanışlıdır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “yolculuğa başlamak” anlamındaki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: The car is packed, so let's ____ before traffic gets heavy.
Cevabı göster
get on the road
We're almost to the marina where we're going to meet up with Ted Kelime
3:47Ted'le buluşacağımız marinaya varmak üzereyiz
be almost to + yer: almost to the marina
“We're almost to the marina” cümlesindeki be almost to + yer, yolcuların o yere varmaya çok yakın olduğunu belirtir. Almost, varışa doğru ilerleme derecesini ifade eder; marinayı tanımlamaz. Bu, Amerikan İngilizcesinde gündelik konuşmalarda yaygın bir kalıptır. Daha geniş kullanım alanına sahip be almost at + yer alternatifi de varmaya yakın olma şeklindeki aynı temel anlamı verir.
Alıştırma
Cümleyi Amerikan İngilizcesindeki be almost to + yer konuşma kalıbıyla tamamlayın: We're ____ the station; just two more blocks.
Cevabı göster
almost to
and I'm really excited to go out on the boat and look for whales, Kalıp ifadeler
3:50ve tekneyle açılıp balina arayacağım için çok heyecanlıyım;
look for dolphins and other marine wildlife.
3:54yunusları ve diğer deniz canlılarını da arayacağız.
Açık deniz etkinliği için go out on the boat
Go out on the boat ifadesinde go out, bir etkinlik için kıyıdan ayrılıp suya açılmak; on the boat ise tekneyi etkinliğin yapıldığı ortam olarak belirtmek anlamına gelir. Burada ifade, planlanan yaban hayatı aramasını tanıtır. Tekne yolculuğunu yalnızca başka bir hedefe ulaşma aracı olarak değil, başlı başına bir etkinlik olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşanların kıyıdan ayrılıp suda yaban hayatını izleyerek zaman geçireceğini belirtir?
- We're going to go out on the boat to watch seabirds.
- We're going to go by boat to the island.
- We're going to get on the boat at the dock.
Cevabı göster
We're going to go out on the boat to watch seabirds.
And I think this partnership between Oceans Initiative and Happywhale
3:57Bence Oceans Initiative ile Happywhale arasındaki bu ortaklık
in protecting these species that we care about. Öbek fiiller
4:04ve önemsediğimiz bu türlerin korunmasına katkı sağlayacak.
make an impact: fark edilir bir etki yaratmak
Make an impact, fark edilir bir etki veya gerçek bir değişim yaratmak demektir. Burada ortaklığın türlerin korunmasını iyileştirmesinin beklendiğini anlatır; impact fiziksel bir çarpışma değil, soyut bir etkidir. En yaygın yapı make an impact on + etkilenen hedeftir. in protecting these species örneğindeki gibi in + ulaç yapısı, değişimin gerçekleştiği faaliyeti veya alanı gösterebilir.
Alıştırma
Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The new literacy program could ___ on graduation rates.
- build an impact
- perform an impact
- make an impact
- do an impact
Cevabı göster
make an impact
care about: birini veya bir şeyi önemli görmek
Care about, birini veya bir şeyi önemli görmek ve onunla ilgili kaygı ya da ilgi duymak demektir. Burada, türlerin korunmasının konuşan kişi ve başkaları için neden kişisel olarak önemli olduğunu açıklar. Yapı care + about + isim, zamir, ulaç veya soru sözcüklü yan cümledir: care about these species, care about them, care about protecting wildlife veya care about what happens. Bu anlam için about gereklidir.
Alıştırma
Meselenin konuşan kişi için önemli olduğunu ifade edecek şekilde cümleyi tamamlayın: I care ____ how the new policy affects families.
Cevabı göster
about
Yeterliliği kontrol etmek için Are we okay for + resource?
Burada Are we okay for gas?, planlanan yolculuğu sorunsuz tamamlamak için yeterli yakıt olup olmadığını sorar. Okay, “plan için yeterli” demektir; “sağlıklı” ya da “kalitesi kabul edilebilir” anlamına gelmez. Tekrar kullanılabilen Are we okay for + resource? kalıbı, ortak bir planda zaman veya para gibi bir şeyin yeterli olup olmadığını kısaca kontrol eder.
Alıştırma
Araba yolculuğundan önce bir kaynağı kontrol etmek için bu dersteki kalıbı tamamlayın: Are we ____ for gas?
Cevabı göster
okay
Hybrid sözcüğünün tek başına araç ismi olarak kullanımı
Bu sürüş bağlamında a hybrid, yakıtla çalışan bir motor ile elektrik motorunu birleştiren hibrit bir araçtır. Çevrede benzin ve sürüşten söz edildiği için anlam açıktır ve car ya da vehicle ismi kullanılmamıştır. Hybrid başka bağlamlarda pek çok farklı birleşimi anlatabilir. Bu nedenle neyin karışımı olduğunu yakındaki kelimelerden belirlemek gerekir. Burada a hybrid, yalnızca yakıtı verimli kullanan herhangi bir otomobil demek değildir.
Alıştırma
“Maya bought a hybrid for her long commute,” cümlesindeki a hybrid büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Çok az yakıt kullanan herhangi bir araç
- Yakıtla çalışan bir motor ile elektrik motorunu birleştiren araç
- Yakıtla çalışan motoru olmayan tamamen elektrikli araç
Cevabı göster
Yakıtla çalışan bir motor ile elektrik motorunu birleştiren araç
super efficient ifadesinde gayriresmî pekiştirici super
Gündelik İngilizce konuşmada super, bir sıfatın önüne gelerek derece bildiren bir zarf gibi kullanılabilir. Burada super efficient, “çok verimli” demektir: hibrit araç yakıtı veya enerjiyi çok az israfla kullanır. Bu cümlede super, bir süper kahramanı veya resmî bir teknik sınıfı ifade etmez. super + adjective kalıbı, hevesli ve rahat bir değerlendirme yapmak için başka durumlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
Bu gündelik cümlede super efficient, hibrit araç hakkında ne anlatıyor?
- Resmî olarak super adlı bir kategoriye yerleştirilmiştir.
- Yakıtı veya enerjiyi çok az israfla kullanır.
- Diğer bütün arabalardan daha hızlı gider.
Cevabı göster
Yakıtı veya enerjiyi çok az israfla kullanır.
not going to have to stop for a while: gelecekte gereklilik olmaması
be going to + have to + fiilin yalın hâli yapısı, gelecekteki bir gerekliliği öngörür. not ile olumsuz yapıldığında —We're not going to have to stop— konuşanların yakıt almak için durmanın gerekli olmayacağını düşündüğünü belirtir. Bu, bir yasaktan farklıdır; durmalarının yasak olduğu anlamına gelmez. For a while, bu öngörüyü şu andan itibaren belirli bir süreyle sınırlar; dolayısıyla daha sonra durmak gerekebilir.
Alıştırma
Kitabı yakın zamanda iade etmenin gerekli olmayacağını göstermek için cümleyi not going to have to + verb yapısıyla tamamlayın: The library book has been renewed, so I am ____ for another two weeks.
Cevabı göster
not going to have to return it
So excited to have you: sıcak bir karşılamada atılan I'm
So excited to have you, I'm so excited to have you cümlesinin konuşma dilindeki samimi ve kısaltılmış biçimidir. Karşılama durumu özne ile fiili açıkça gösterdiği için bunlar söylenmez. Buradaki have you, birine sahip olmak değil, onu aramızda görmek veya etkinliğin bir parçası olarak karşılamak anlamına gelir. Kalıp, birinin varlığı ya da katılımı hakkında sıcak bir heyecan ifade eder.
Alıştırma
Bir projeye katılan kişiye söylenecek doğal, sıcak ve samimi karşılama cümlesi hangisidir?
- So excited having you on the project.
- So excited to own you on the project.
- So exciting to have you on the project.
- So excited to have you on the project.
Cevabı göster
So excited to have you on the project.
going off: canlı ve heyecanlı bir ortamı anlatan olumlu argo
Bu bağlamda going off, hareketin canlı, yoğun ve heyecan verici olduğu, yani pek çok şeyin yaşandığı anlamına gelir. Yakındaki çok sayıda balina ve iyi koşullarla ilgili sözler ifadeye olumlu bir anlam kazandırır. Go off ifadesinin birbiriyle ilgisiz birkaç yaygın anlamı vardır; bu nedenle tek başına yorumlanamaz. Özneye ve duruma bakın: coşkulu bir tonla anlatılan bir etkinlik veya ortam bu argo anlamı destekleyebilirken alarm, patlayıcı ya da yiyecek farklı bir anlama işaret eder.
Alıştırma
Kalabalık bir konserde bir arkadaşınız gülümseyerek "This place is going off!" diyor. Büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- Bina patlamak üzere.
- Mekân canlı ve heyecan verici.
- Bir alarm çalmaya başladı.
- Yiyecek bozuldu.
Cevabı göster
Mekân canlı ve heyecan verici.
Nice to see you too. ile Nice to meet you. arasındaki fark
Bir selamlaşma olarak “Nice to see you”, karşıdaki kişinin önceden tanındığını ve onu yeniden görmekten memnuniyet duyulduğunu anlatır. Buradaki “too”, karşıdaki kişinin daha önce ifade ettiği aynı dostça duyguya karşılık verir. “Nice to meet you” ise ilk kez tanıştırılmayı belirtir. Bir grup ortamında konuşan kişi, tanıdığı biri için “see”, yeni tanıştırıldığı biri için de “meet” kullanabilir.
Alıştırma
İlk iş gününde daha önce hiç karşılaşmadığın bir iş arkadaşıyla tanıştırılıyorsun. Ne söylemelisin?
- Nice to see you too.
- Nice to meet you.
- Nice to see you again.
Cevabı göster
Nice to meet you.
I'm excited to take you out on my fast raft. Öbek fiiller
4:57Sizi hızlı botumla gezdireceğim için heyecanlıyım.
take you out on my fast raft: geziye çıkarma kalıbı
“Take you out on my fast raft”, take + person + out + on + watercraft kalıbını izler. Birini kıyıdan veya başlangıç noktasından uzaklaştırıp o deniz aracıyla bir geziye ya da etkinliğe götürmek anlamına gelir. “Out” dışarı çıkılan geziyi, “on my fast raft” ise kullanılan aracı belirtir. Anlamı kalıbın tamamı ve bağlam belirler. Buradaki “take you out”, ulaşımı ve birlikte yaşanan bir deneyimi anlatır; randevuya çıkmayı, bir nesneyi dışarı çıkarmayı veya birine zarar vermeyi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi hedef take + person + out + on kalıbıyla tamamla. Limandaki bir rehber seni yelkenlisiyle geziye davet ediyor: Tomorrow, I'll ____ my sailboat.
Cevabı göster
take you out on
receding away from the shore: yavaşça geri çekilme
Bu cümlede receding, yavaş yavaş geri çekilmek veya kapladığı alanın küçülmesi anlamına gelir. Sis kıyıdan uzaklaştığı için görüşün iyileşmesi beklenmektedir. Recede normalde geçişsizdir: geri çekilen şey özne olur. Away from the shore yönü belirtir; recede fiilinin nesnesi değildir.
Alıştırma
Cümleyi recede fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: By noon, the floodwater was slowly ____ from the houses.
Cevabı göster
receding
net görüş koşulları için good visibility
Bu cümlede good visibility, görüş koşullarının yararlı bir mesafeye kadar net görmeyi sağlaması demektir. Sis uzaklaştığında suyu görmek ve uzaktaki nesneleri bulmak kolaylaşacaktır. Visibility, özellikle hava durumu, sürüş, havacılık ve denizcilik bağlamlarında genel görüş koşullarını veya nesnelerin görülebildiği mesafeyi ifade eder. Good visibility yerleşik bir eşdizimdir ve insanların can see well olduğunu söylemekten daha kesindir.
Alıştırma
Net görüş koşullarını anlatan standart iki sözcüklü eşdizimle cümleyi tamamlayın: After the fog lifted, the pilot reported ____ for the approach.
Cevabı göster
good visibility
Konuşma söylem belirleyicisi olarak you know,
Burada you know, cümlenin içinde kullanılan bir söylem belirleyicisidir. Konuşana düşüncesini düzenlemek için kısa bir süre verir ve fikri, dinleyiciyle paylaşılan ya da dinleyicinin kolayca takip edebileceği bir şey gibi hafifçe sunar. Gerçek anlamda bir soru değildir ve yes ya da no yanıtı istemez. Çıkarıldığında ana önerme değişmez: iyi bir görüş mesafesine sahip olmayı beklemektedirler.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz içeriğin aynısını seçin. have ile good arasındaki kısa ve vurgusuz ifadeye odaklanın.
- We'll have good visibility.
- We'll have, you know, good visibility.
Cevabı göster
We'll have, you know, good visibility.
açıklayıcı bir ekleme yapan I mean
Burada I mean, önceki iddiayı açıklığa kavuşturan bir söylem belirtecidir. “We know where the whales are” genel bir ifadedir; “they're pretty easy to find right now” ise bu güvenin somut dayanağını açıklar. İlk cümleyi iptal etmez veya onunla çelişmez. Konuşmada I mean, konuşma sırasını korurken bir düşünceyi yeniden ifade etmeye, kapsamını daraltmaya veya daha somut hâle getirmeye yardımcı olur.
Alıştırma
Bu konuşmada I mean ne işe yarıyor? “The route is simple. I mean, it is a straight walk from the station.”
- İlk ifadeyi destekleyen belirli bir açıklama ekler.
- Konuyu konuşanın kişisel görüşüne çevirir.
- İlk ifadeyi geri çeker ve güzergâhın zor olduğunu söyler.
Cevabı göster
İlk ifadeyi destekleyen belirli bir açıklama ekler.
pretty easy: derece zarfı olarak pretty
pretty easy ifadesinde pretty, easy sözcüğünü niteleyen bir derece zarfıdır. “Oldukça” veya “epey” anlamına gelir; yani ifade, onları bulmanın nispeten kolay olduğunu söyler, herhangi bir şeyin güzel göründüğünü değil. Bir güçlendirici olarak pretty genellikle extremely kadar kesin ve güçlü duyulmaz; ancak derecesi konuşanın tonuna göre değişebilir. right now, bu yargıyı mevcut durumla sınırlar.
Alıştırma
“The app is pretty easy to use,” cümlesinde pretty easy ne anlama gelir?
- istisnasız biçimde aşırı derecede kolay
- güzel ve kolay
- oldukça kolay
Cevabı göster
oldukça kolay
Looking forward to seeing some whales. Kalıp ifadeler
5:09Balinaları görmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.
Looking forward to seeing: look forward to + ulaç biçimi
look forward to, bir şeyi mutlulukla beklemek anlamına gelir. look forward to seeing ifadesinde to bir edattır; bu nedenle ardından seeing ulaç biçimi gelir. look forward to the trip örneğindeki gibi bir isim de gelebilir. Burada I'm atılmış ve gündelik konuşmada kullanılan Looking forward to... parçası oluşmuştur. Tam bir cümle olarak I'm looking forward to seeing some whales. denir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için meet fiilinin doğru biçimini kullanın: I'm looking forward to ____ you next week.
Cevabı göster
meeting
I am too: fiil öbeğini tekrarlamadan katılmak
Bu yanıtta I am too, “I am looking forward to seeing some whales too.” anlamına gelir. Am, önceki konuşmadaki be ile kurulmuş fiil öbeğinin yerini tutarken too, konuşanın aynı olumlu duyguyu paylaştığını gösterir. Bu, kısa bir katılma kalıbıdır: özne + önceki cümleye uyan yardımcı fiil + too. Yardımcı fiil önceki yan cümleyle uyuşmalıdır; bu nedenle I'm looking forward... sonrasında am kullanılır, ancak başka cümlelerde do, have veya can gerekebilir.
Alıştırma
Leo'nun yanıtını Maya'nın cümlesine uyan yardımcı fiille tamamlayın: Maya: I'm looking forward to the concert. Leo: I ____ too.
Cevabı göster
am
because you're out in a very wild and natural environment.
5:20çünkü kendinizi son derece vahşi ve doğal bir ortamda buluyorsunuz.
Going out into Monterey Bay on a boat ifadesinin -ing öznesi olması
Going out into Monterey Bay on a boat, is fiilinin öznesidir. -ing öbeğinin tamamı tek bir etkinliği adlandırır; bu nedenle going burada şimdiki zamanın sürekli biçimindeki bir fiil değildir ve etkinlik tekil is ile kullanılır. Bu kalıp bir etkinliği değerlendirmeyi sağlar: -ing ile etkinlik + is + değerlendirme. Ardından because yan cümlesi bu değerlendirmenin nedenini verebilir; burada da olan budur.
Alıştırma
-ing ile belirtilen etkinliğin tamamını değerlendirmek için cümleyi be fiilinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: Exploring a new city on foot ____ rewarding because you notice small details.
Cevabı göster
is
İddiayı yumuşatan yaklaşık ifade sort of
Burada sort of, iddiayı yumuşatır. Konuşmacı, ortamın bir bakıma "in the animal zone" diye betimlenebileceğini söylerken animal zone ifadesinin katı bir kategori değil, gayriresmî ve yaklaşık bir etiket olduğunu da belirtir. sort of + betimleme kalıbı, konuşmacının yararlı ama tamamen kesin olmayan bir niteleme yapmasını sağlar. It's sort of in the animal zone cümlesinde sort of, ardından gelen betimlemenin tamamını niteler; hayvanları sıralamak anlamına gelmez.
Alıştırma
İngilizce "The plan is sort of risky," cümlesinde sort of ne anlatır?
- Konuşmacı bir miktar risk görüyor ama iddiasını daha az kesin söylüyor.
- Konuşmacı resmî bir risk kategorisine ad veriyor.
- Konuşmacı riskleri sıraya koyuyor.
Cevabı göster
Konuşmacı bir miktar risk görüyor ama iddiasını daha az kesin söylüyor.
Nature at a scale that's hard to grasp. Notlar
5:25Ölçeğini kavramanın zor olduğu bir doğayla karşı karşıyasınız.
Vurgulu bir parça olarak Nature at a scale that's hard to grasp
Bu satır, tam bir ana cümle değil, bir ad öbeği parçasıdır. Nature temel addır; at a scale that's hard to grasp ise ana betimlemeyi ekler. that's içindeki çekimli fiil yalnızca scale sözcüğünü niteleyen ilgi cümleciğinde yer alır; Nature için bir ana cümle fiili yoktur. Önceki düşüncenin ardından gelen bu parça, belgesel altyazısı veya kapanış vurgusu gibi işlev görür. Tam bir önerme sunmak yerine mesajı son bir görüntüye sıkıştırır ve devasa ölçeği ve duygusal etkiyi odağa getirir. Bu tür bilinçli parçalar anlatımda, başlıklarda, altyazılarda ve reklamlarda yaygındır. Resmî açıklayıcı yazıda ise genellikle Nature appears on a scale that's hard to grasp örneğindeki gibi bir ana cümle yeniden kurulur.
Alıştırma
Bir belgesel "A world untouched by time." yazısıyla sona eriyor. Bu parça o bağlamda neden etkilidir?
- Ana cümle fiiliyle tam ve resmî bir açıklama verir.
- Son düşünceyi vurgu için canlı bir ad öbeğine sıkıştırır.
- Yazarın fiili unuttuğunu ve amaçlanan hiçbir etki olmadığını gösterir.
Cevabı göster
Son düşünceyi vurgu için canlı bir ad öbeğine sıkıştırır.
at a scale: belirli bir büyüklüğü anlatmak
At a scale, “belirli bir büyüklük, kapsam veya düzeyde” anlamına gelir. Bu cümlede a scale that's hard to grasp, doğayı büyüklüğünü tam olarak anlamanın veya hayal etmenin zor olduğu kadar engin gösterir. at a scale + niteleyici yapısı, bir şeyin var olduğu veya gerçekleştiği büyüklüğü belirtir; örneğin at a scale that changes the outcome. Buradaki scale “ölçek” veya “büyüklük” anlamındadır; tartı, derecelendirme işaretleri ya da balık pulu değildir.
Alıştırma
Hangi cümle belirli bir büyüklüğü tanımlamak için at a scale + ilgi cümleciği yapısını kullanır?
- The program now operates at a scale that requires round-the-clock support.
- The program now operates on a global scale across five continents.
- The program is finally operating at scale after years of testing.
Cevabı göster
The program now operates at a scale that requires round-the-clock support.
hard to grasp: bütünüyle kavraması zor
hard to grasp ifadesinde grasp mecazi anlamda kullanılır: Zihnin bir düşünceyi tutabilmesi gibi, bir şeyi zihinsel olarak anlamak anlamına gelebilir. Bu cümlede ölçeği bütünüyle anlamak veya gözünde canlandırmak zordur; fiziksel olarak tutulan bir şey yoktur. Bu ifade, kişinin bütün anlamını kolayca kavrayamadığı soyut fikirler, devasa miktarlar, karmaşık sistemler veya geniş kapsamlı etkiler için özellikle doğaldır.
Alıştırma
“The consequences are hard to grasp,” İngilizce cümlesinde hard to grasp ne anlama gelir?
- Kesin sayılarla açıklaması kolay
- Tek elle tutması zor
- Bütünüyle anlaması zor
Cevabı göster
Bütünüyle anlaması zor