Meksika'da Kuş Gözlemcisi Turistler Silahlı Adamlar Tarafından Durduruldu: İngilizce çalışma notları

Inside Edition

Öğrenme zorluğu
388 kelime 183 kel/dk

Video özeti: İki kuş gözlemcisi Meksika'da silahlı adamları, sonraki korkuyu ve 2020 videosunun geç yayılmasını anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “nothing prepared them for” (kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler): beklentinin tersine dönüşünü anlayın; şoka hazırlık için prepare someone for + isim kalıbını kullanın. 2. “off the beaten path.” (deyimler ve mecazlı ifadeler): yaygın güzergâhlardan uzaktaki yer anlamını kavrayın ve beaten path sözlerini kelimesi kelimesine çevirmeyin. 3. “happened in 2020,” ile “video has just gone viral.” (dil bilgisi ve cümle kalıpları): tarihli olay için simple past ile yakın değişim için just içeren present perfect yapılarını karşılaştırın.

Bu derste

These birdwatchers expected a quiet vacation taking photos of tropical wildlife.

0:00

Bu kuş gözlemcileri tropik yaban hayatını fotoğraflayarak sakin bir tatil geçirmeyi bekliyordu.

So nothing prepared them for the nightmare they experienced in Mexico. Kalıp ifadeler

0:06

Bu yüzden hiçbir şey onları Meksika'da yaşadıkları kâbusa hazırlamamıştı.

Kalıp ifadeler

Nothing prepared them for: hiçbir şey onları ... için hazırlamadı

prepare someone for something yapısında, prepare ile for arasındaki kişi daha sonra yaşanacak olaya hazır hâle getirilen kişidir. Burada özne nothing olduğundan cümle, önceki hiçbir bilgi veya deneyimin onları yaşananlara zihinsel olarak hazırlamadığını anlatır. Bu yapı çoğu zaman beklentilerle gerçeklik arasında karşıtlık kurar. Bavul veya ekipman hazırlamadıkları anlamına gelmez; prepared burada bir deneyimle karşılaşmaya hazır olma durumunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, daha önceki hiçbir deneyimin konuşanı hazır hâle getirmediğini belirten yapıyla tamamlayın: I had read every guidebook, but ____ the desert heat.

Cevabı göster

nothing prepared me for

Oh God, they have guns.

0:11

Aman Tanrım, silahları var.

Jesus, Jesus.

0:13

Tanrım, Tanrım.

Go, go, go, go, go, go, go.

0:14

Sür, sür, sür, sür, sür, sür, sür.

No, no, no, no, no, no,

0:15

Hayır, hayır, hayır, hayır, hayır, hayır,

please, please, please, please, please, please.

0:16

Lütfen, lütfen, lütfen, lütfen, lütfen, lütfen.

I still remember seeing down the barrel of the one guy's gun, Kalıp ifadeler

0:18

Adamlardan birinin silahının namlusunun içine baktığım anı hâlâ hatırlıyorum,

thinking like, this is it. Deyimler

0:21

“İşte sonum geldi,” diye düşünüyordum.

Kalıp ifadeler

Seeing down the barrel of one guy's gun: adamlardan birinin silah namlusuna karşıdan bakmak

Bu anlatıda seeing down the barrel of the gun, silahın ağzı doğrudan konuşana çevrildiğinde onun gördüğü açıyı anlatır: Konuşan, namlunun içi veya uzunluğu boyunca bakabilmiştir. Buradaki down, daha aşağı bir konuma doğru değil, bir şeyin uzunluğu “boyunca” anlamındadır. Bu görüntü, anlık ve ölümcül bir tehlikeye işaret eder ve konuşanın neden this is it, yani “ölmek üzereyim” diye düşündüğünü açıklar. the one guy's gun, adamlardan birine ait silahı belirten gündelik bir söyleyiştir.

Alıştırma

Bu cümlede seeing down the barrel of the one guy's gun ne anlama gelir?

  1. Kendisinden daha aşağıda duran bir silaha bakıyordu.
  2. Silah doğrudan ona çevrilmişti, bu yüzden namlu boyunca bakabiliyordu.
  3. Adamlardan biri silahını indiriyordu.
  4. Boş bir silahın içini inceliyordu.
Cevabı göster

Silah doğrudan ona çevrilmişti, bu yüzden namlu boyunca bakabiliyordu.

Deyimler

Son anın geldiğini belirten “This is it”

Hayati tehlike içeren bu bağlamda “this is it”, son anın geldiği anlamına gelir: konuşan kişi ölmek üzere olduğuna inanır. Buradaki “it” belirli bir nesneyi değil, genel olarak korkulan sonucu ifade eder. İfadenin anlamını bağlam belirler. Karar anının ya da son anın geldiğini bildirebilir; başka durumlarda ise bir seçeneğin aranan doğru seçenek olduğunu gösterebilir.

Alıştırma

“This is it” hangi durumda en doğal biçimde “ölmek üzereyim” anlamına gelir?

  1. Bir müşteri istediği ceketi gösterir.
  2. Bir antrenör şampiyonluk maçının başladığını duyurur.
  3. Bir kişi hemen gerçekleşebilecek ölümcül bir tehditle karşı karşıyadır ve sonunun geldiğine inanır.
Cevabı göster

Bir kişi hemen gerçekleşebilecek ölümcül bir tehditle karşı karşıyadır ve sonunun geldiğine inanır.

It started when Aaron Payzant and Logan Howard

0:23

Her şey Aaron Payzant ve Logan Howard

were driving nearly 3,000 miles from Indiana to Cancun.

0:26

Indiana'dan Cancun'a yaklaşık 3.000 mil araba sürerken başladı.

Looks like there's a town up here, Kalıp ifadeler

0:31

İleride bir kasaba var gibi görünüyor,

or a little village.

0:32

ya da küçük bir köy.

Kalıp ifadeler

İhtiyatlı gözlemler için “Looks like there’s ...”

“Looks like there’s ...”, görünür kanıtlardan yola çıkarak ihtiyatlı bir tahminde bulunmak için kullanılan bir konuşma kalıbıdır ve “It appears that there is ...” anlamına gelir. “Looks like” yargıyı kesin bir gerçek olarak sunmak yerine yumuşatır; “there’s” ise var gibi görünen şeyi cümleye getirir. Bu kullanımda “Looks like ...”, “It looks like ...” yapısındaki kişisiz özne “it” sözcüğünü konuşma dilinde düşürür. Bu kalıp haritaya bakarken, yolun ilerisini incelerken veya çevredeki ipuçlarını fark ederken kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrenilen tam üç sözcüklük konuşma kalıbıyla tamamlayın: From the lights on the horizon, ____ a small town ahead.

Cevabı göster

looks like there's

They're on a back road looking for birds to photograph

0:33

Fotoğraflamak için kuş ararken tenha bir yolda ilerliyorlar

when out of nowhere a truck races past. Deyimler

0:36

derken bir anda yanlarından hızla bir kamyon geçiyor.

Deyimler

Out of nowhere: hiçbir uyarı olmadan aniden ortaya çıkma

Out of nowhere, “hiçbir uyarı veya görünür belirti olmadan aniden” anlamına gelir. Bu cümlede kamyonun ortaya çıkışını gözlemleyenler açısından tamamen beklenmedik gösterir ve olayların dönüşünü ani hissettirir. Nowhere normalde hiçbir yer anlamına gelse de burada gerçek bir güzergâhı veya konumu değil, bir deyimi oluşturur. Bir kişiyi, nesneyi, olayı veya fikri önceden hiçbir işaret yokken ortaya çıkmış gibi anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “aniden, hiçbir uyarı olmadan” anlamına gelen deyimle tamamlayın: A deer stepped onto the road ____.

Cevabı göster

out of nowhere

Oh God, they have guns.

0:40

Aman Tanrım, silahları var.

Gunmen leap out.

0:42

Silahlı adamlar araçtan atlıyor.

Jesus, Jesus.

0:44

Tanrım, Tanrım.

Go, go, go, go, go, go, go.

0:44

Sür, sür, sür, sür, sür, sür, sür.

No, no, no, no, no, no,

0:45

Hayır, hayır, hayır, hayır, hayır, hayır,

please, please, please.

0:46

Lütfen, lütfen, lütfen.

Logan does his best to hide his terror Kalıp ifadeler

0:47

Logan dehşetini gizlemek için elinden geleni yapıyor

while Aaron speaks to the gunman as best he can.

0:50

Aaron ise bu sırada silahlı adamla elinden geldiğince konuşuyor.

Kalıp ifadeler

Does his best to ... ile as best he can arasındaki fark

Does his best to hide, do one’s best to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Ana fiil do zamanı taşır ve özneye göre çekimlenir, iyelik sözcüğü özneyle eşleşir, to’lu mastar ise çabanın yöneltildiği eylemi belirtir. As best he can, speaks fiilini niteler ve “yeteneğinin veya durumun sınırları içinde mümkün olan en iyi şekilde” anlamına gelir. Bu, the almayan sabit bir zarf yapısıdır: as best + özne + can/could. İlk yapı, çabayı ana eylem çerçevesi olarak sunar; ikinci yapı ise başka bir eylemin nasıl yapıldığını açıklar. İkisi de çaba belirtir, ancak dilbilgisel görevleri farklıdır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayın. İlk boşlukta do one's best to, ikinci boşlukta as best one can kullanın ve her yapıyı özneye ve geçmiş zamana göre değiştirin: Maya ____ finish the report on time, and after the file became corrupted, she reconstructed it ____.

Cevabı göster

did her best to · as best she could

Please, what?

0:53

Lütfen, ne?

No español, please.

0:55

İspanyolca bilmiyorum, lütfen.

The gunman reassure the Americans that they're not in danger.

0:56

Silahlı adamlar Amerikalılara tehlikede olmadıkları konusunda güvence veriyor.

No, no, no, no, no problem, Ton ve niyet

1:00

Hayır, hayır, hayır, hayır, hayır, sorun yok,

no problem, okay?

1:01

sorun yok, tamam mı?

Ton ve niyet

“No problem, no problem, okay?” ile acil güvence verme

Burada tekrarlanan no problem, karşı tarafı hemen rahatlatmak için söyleniyor: Konuşan kişi “Güvendesiniz; size zarar vermeyeceğim” mesajını vermeye çalışıyor. Bu, bir teşekküre yanıt değildir ve bir işin kolay olduğunu da anlatmaz. Sona eklenen okay?, dinleyenlerin bu güvenceyi anlayıp kabul edip etmediğini kontrol eder. Gergin bir durumda tekrar ve onay sorusu, basit bir ifadeyi insanları acilen sakinleştirme çabasına dönüştürür.

Alıştırma

Gergin bir durumda biri “No problem, no problem, okay?” diye tekrarlıyor. Büyük olasılıkla ne yapmaya çalışıyor?

  1. Yardım ettikleri için dinleyenlere teşekkür etmek.
  2. Dinleyenlerin bir sorunu olup olmadığını sormak.
  3. Dinleyenlere tehlikede olmadıkları konusunda güvence vermek.
  4. Bir işin kolay olduğunu söylemek.
Cevabı göster

Dinleyenlere tehlikede olmadıkları konusunda güvence vermek.

I'm about to pass out. Notlar

1:02

Bayılmak üzereyim.

Dilbilgisi

Yakın gelecek için be about to + fiil

be about to + fiilin yalın hâli yapısında be özneye göre çekimlenir, about to ise olayın son derece yakın olduğunu gösterir. “I'm about to pass out.” cümlesinde konuşan kişi her an bilincini kaybedebileceğini hisseder. Burada about, “yaklaşık” anlamına gelmez. be about to ifadesini gelecekteki zamanı anlatan tek bir yapı olarak düşünün: am, is veya are + about to + fiilin yalın hâli.

Alıştırma

Hareket etmeye yalnızca birkaç saniye kaldığını göstermek için cümleyi be about to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The doors are closing—the train ____ leave.

Cevabı göster

is about to

Öbek fiiller

Pass out: bilincini kaybetmek

Bu cümlede pass out, “bilincini kaybetmek veya bayılmak” anlamındaki geçişsiz bir phrasal verb'dür. Konuşan kişi hâlâ bilincini kaybetmemiştir; I'm about to, olayın zaten gerçekleştiğini değil, bayılmanın çok yakın olduğunu gösterir. Bu anlam, pass ve out ayrı ayrı yorumlanarak çıkarılamaz. Sağlık, stres, korku, sıcaklık veya acil durum bağlamlarında pass out genellikle istem dışı bilinç kaybını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “bilincini kaybetmek” anlamındaki iki sözcüklü phrasal verb ile tamamlayın: The room was spinning, and I thought I was about to ____.

Cevabı göster

pass out

Logan, don't, don't,

1:03

Logan, bayılma, bayılma,

it's okay, it's okay, it's okay.

1:04

her şey yolunda, her şey yolunda, her şey yolunda.

No problem, no problem, okay?

1:05

Sorun yok, sorun yok, tamam mı?

They even shake hands.

1:07

Hatta el sıkışıyorlar.

What's your name?

1:09

Adın ne?

Aaron.

1:10

Aaron.

Aaron.

1:11

Aaron.

Si.

1:12

Evet.

Logan.

1:12

Logan.

Logan.

1:13

Logan.

What's your name?

1:15

Adın ne?

Philip.

1:16

Philip.

Philip.

1:16

Philip.

No problem.

1:17

Sorun yok.

You speak English a little?

1:18

Biraz İngilizce biliyor musun?

A little.

1:19

Biraz.

But Aaron's not convinced the danger has passed. Kalıp ifadeler

1:20

Ancak Aaron tehlikenin geçtiğine ikna olmuş değil.

Kalıp ifadeler

The danger has passed: tehdit sona erdi

the danger has passed ifadesinde pass, tehdit içeren bir dönemin sona erdiği ve artık acil bir tehlike oluşturmadığı anlamına gelir. Has passed, present perfect yapısındadır; önceki tehlikeyi durumun artık güvenli olduğu şeklindeki güncel sonuçla ilişkilendirir. Bu kalıpta danger öznedir; tehlikenin fiziksel olarak birinin yanından geçtiği anlamına gelmez. Daha geniş bir risk sürüyorsa ifade the immediate danger has passed şeklinde daraltılabilir.

Alıştırma

Durumun artık güvenli olduğunu göstermek için cümleyi pass fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The warning sirens are silent, and the danger ____.

Cevabı göster

has passed

Please don't kill us.

1:23

Lütfen bizi öldürmeyin.

Logan explains why they're so far off the beaten path. Deyimler

1:24

Logan neden ana yollardan bu kadar uzakta olduklarını açıklıyor.

Deyimler

Off the beaten path deyimi

Bu cümlede off the beaten path, çoğu insanın düzenli olarak kullandığı veya ziyaret ettiği güzergâhlardan ve yerlerden uzakta olmak anlamına gelir. Yolu kelimenin gerçek anlamıyla “dövülmüş” olarak değil, konumu uzak veya az ziyaret edilen bir yer olarak anlatır. Bu deyim gerçek bir yeri veya güzergâhı tanımlayabilir; ayrıca ana akımın dışındaki sıra dışı bir seçim ya da konu için mecazen de kullanılabilir. Off the beaten path olmak tek başına kaybolmuş olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

“Alışılmış turist rotalarından uzakta” anlamındaki deyimi tamamlayın: We found a quiet village ____.

Cevabı göster

off the beaten path

We just wanna see birds. Kelime

1:28

Biz sadece kuş görmek istiyoruz.

Kelime

want to ifadesinin gayriresmî biçimi wanna

Burada wanna, want to ifadesinin konuşmadaki kısalmış biçimini gösteren gayriresmî bir yazımdır. wanna see içinde ardından yalın fiil olan see gelir ve want to see anlamını taşır. Altyazıdaki bu yazım gündelik ve doğrudan konuşmayı yansıtır; resmî yazıda kullanılan standart yazım değildir. Yazılı wanna normalde want to ifadesini temsil eder, bir isimden önce gelen want a yapısını değil.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve tam olarak duyduğunuz cümleyi seçin. Yalın fiilden önceki iki heceli, kısalmış wanna biçimine dikkat edin.

  1. They wanna visit the new exhibit.
  2. They wanted to visit the new exhibit.
  3. They want a ticket to the new exhibit.
Cevabı göster

They wanna visit the new exhibit.

Did they demand anything from you? Kalıp ifadeler

1:29

Sizden bir şey talep ettiler mi?

Kalıp ifadeler

demand anything from you: demand something from someone yapısı

demand anything from you ifadesinde anything istenebilecek şeyi, from you ise bunu sağlaması beklenen kişiyi belirtir. Demand, talebi sıradan ve kibar bir rica olarak değil, güçlü ya da pazarlığa kapalı bir şart olarak sunar. Tekrar kullanılabilir yapı demand + something + from + someone biçimindedir. Talep edilen şey bir nesne, ödeme, bilgi ya da tavizse ve bunu from’dan sonra gelen kişi sağlayacaksa bu yapı kullanılır.

Alıştırma

demand + thing + from + person yapısını tamamlayın: The auditors demanded records ____ the company.

Cevabı göster

from

Believe it or not, they didn't demand anything from us Anlatım akışı

1:31

İster inanın ister inanmayın, bizden hiçbir şey talep etmediler

other than get out of there.

1:34

oradan gitmemiz dışında.

Anlatım akışı

Şaşırtıcı bilgiyi haber veren Believe it or not

Believe it or not, dinleyiciye bir sonraki bilginin şaşırtıcı veya beklenmesi güç olabileceğini bildiren bir söylem açılışıdır. Burada konuşan kişi beklenmedik sonucu aktarmadan önce karşıtlık yaratır. Genellikle dinleyicinin konuşana inanıp inanmadığını gerçekten sormak yerine beklentileri yönlendirir. Virgül ve kısa duraklama, ifadenin ardından gelen tüm cümle için bir çerçeve oluşturduğunu gösterir.

Alıştırma

Believe it or not bu cümlede ne işlev görür?

  1. Dinleyiciyi şaşırtıcı bir bilgiye hazırlar.
  2. Konuşanın ne olduğunu hatırlayamadığını gösterir.
  3. Dinleyiciden hikâyenin doğru olduğunu kanıtlamasını ister.
Cevabı göster

Dinleyiciyi şaşırtıcı bir bilgiye hazırlar.

They told us that there was more people further up the road,

1:35

Yolun ilerisinde başka insanların da olduğunu söylediler,

and if we stayed on that road and didn't get out of there,

1:38

ve o yolda kalıp oradan gitmezsek,

they they literally signaled.

1:41

onlar... onlar resmen bir işaret yaptılar.

Okay, can we go? Ton ve niyet

1:46

Tamam, gidebilir miyiz?

Ton ve niyet

Can we go? ile gitmek için izin isteme

Bu sahnede “Can we go?”, konuşan kişilerin fiziksel olarak ayrılabilecek durumda olup olmadığını sormaz. Durumu kontrol eden kişiden ayrılmak için izin ister. Konuşan kişiler karşı tarafla eşit güce sahip olmadığından bu kısa soru aynı zamanda temkinli bir yoklama işlevi görür: harekete geçmeden önce gerçekten gitmelerine izin verilip verilmediğini kontrol ederler. Daha genel olarak can we + fiil, konuşanın da içinde bulunduğu bir grup adına izin istemek için kullanılabilir.

Alıştırma

Çıkışı silahlı bir kişi kontrol ediyor. Konuşan kişi “Can we go?” diye sorarak ne yapıyor?

  1. Diğer kişiye bir yere rehberlik etmeyi teklif etmek
  2. Grubun ayrılması için izin istemek
  3. Grubun fiziksel olarak yürüyebildiğini sormak
Cevabı göster

Grubun ayrılması için izin istemek

The nightmare spooked them for the rest of the trip. Kelime

1:50

Bu kâbus yolculuğun geri kalanında da onları tedirgin etti.

Kelime

Spooked them: ani korku ve süren huzursuzluk

Burada spooked them, “onları birden korkuttu ve huzursuz ya da tetikte bıraktı” anlamına gelir. Spook bu cümlede gayriresmî bir fiildir; bir hayaletin onlara bir şey yaptığı anlamına gelmez. Kalıp spook + kişi biçimindedir: etkilenen kişi nesne olur. Düzenli geçmiş zaman biçimi spooked, korkutma olayının tamamlandığını anlatırken devamındaki bağlam korkunun sürdüğünü gösterir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The sudden crash ____, and they stayed nervous for the rest of the night.

Cevabı göster

spooked them

We were really scared from that point on, Kalıp ifadeler

1:53

O andan sonra gerçekten çok korktuk,

like putting chairs against the hotel door. Anlatım akışı

1:55

otel odasının kapısına sandalyeler dayıyorduk.

Kalıp ifadeler

from that point on: o anda başlayıp devam etmek

“From that point on”, belirli bir anı devam eden bir durumun başlangıcı olarak işaretler. Burada korkutucu karşılaşma bu noktadır; korku ve korunmaya yönelik davranışlar sonrasında da sürmüştür. “Point” burada yer veya görüş değil, zaman çizelgesindeki bir an anlamına gelir. “From” başlangıç sınırını belirlerken “on” zaman çizgisini ileri taşır. Bu ifade, bir hikâye yeni ve kalıcı bir duruma geçtiğinde özellikle kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “tam o anda başlayıp sonrasında devam eden” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The system failed once; ____, we checked it every morning.

Cevabı göster

from that point on

Like at night,

1:58

Mesela geceleri,

and I couldn't sleep at night.

1:59

ve geceleri uyuyamıyordum.

Anlatım akışı

like + -ing: konuşmada somut bir örnek eklemek

Burada “like putting chairs against the hotel door”, korkunun davranışta nasıl göründüğüne dair somut bir örnek verir. Konuşan kişi önce genel duyguyu belirtir, ardından gözlemlenebilir bir kanıt eklemek için like + -ing yapısını kullanır. Bu, konuşma dilinde sonradan eklenen bir parçadır; bu nedenle anlamı önceki cümleciğe bağlıdır. Like burada örnek işaretleyicisidir, “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz günlük konuşmaya özgü örnek işaretleyicisiyle tamamlayın: We took extra security measures, ____ checking every window twice.

Cevabı göster

like

The drama happened in 2020, Dilbilgisi

2:01

Bu olay 2020'de yaşandı,

but the video has just gone viral.

2:03

ancak video daha yeni viral hâle geldi.

Dilbilgisi

happened in 2020 ... has just gone viral: sona ermiş geçmiş zaman ve şimdiyle bağlantı

Simple past biçimindeki happened, olayı geçmişte tamamlanmış bir noktaya yerleştirir. Belirli geçmiş zaman ifadesi in 2020, bu zamanı açıkça gösterir. Present perfect biçimindeki has just gone, çok yakın zamanda gerçekleşen bir değişikliği şimdiki duruma bağlar: video internette geniş ölçüde paylaşılmaya başlamış ve şu anda ilgi görmektedir. Buradaki gone viral, “internette hızla yayılmak” demektir; “virüs kapmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi happen ve go fiillerinin uygun biçimleriyle tamamlayın: tarihi belirtilen olay için simple past, yakın zamandaki değişiklik için just ile present perfect kullanın. The accident ____ in 2020, but the safety video ____ viral.

Cevabı göster

happened · has just gone

So, who were the gunmen? Anlatım akışı

2:06

Peki silahlı adamlar kimdi?

Anlatım akışı

So, who were the gunmen? soruyla yapılan bir geçiş olarak

Buradaki So, kesin bir neden-sonuç çıkarımı sunmaz. Zaten bilinenlerle ilgili anlatımı kapatır ve dikkati çözülmemiş bir konuya yöneltir. Doğrudan sorulan who were the gunmen? sorusu bu konuyu açıkça adlandırır: silahlı kişilerin kimliği. Anlatıcı soruyu sesli olarak sorarak açıklamaların veya tahminlerin gelebileceği bir sonraki bölümün gündemini belirler.

Alıştırma

Bir belgeselde anlatıcı şöyle diyor: “The cameras did not show their faces. So, who were the intruders?” Burada So esas olarak ne yapıyor?

  1. Bilinen arka plandan sonraki çözülmemiş soruya geçiş yapar.
  2. Anlatıcının davetsiz kişileri zaten teşhis ettiğini belirtir.
  3. Kamera sorununun davetsiz kişilerin ortaya çıkmasına neden olduğunu gösterir.
Cevabı göster

Bilinen arka plandan sonraki çözülmemiş soruya geçiş yapar.

Could they be a civilian patrol Dilbilgisi

2:08

Acaba bu kişiler sivil bir devriye miydi

keeping a lid on the drug cartels? Deyimler

2:10

ve uyuşturucu kartellerini kontrol altında mı tutuyorlardı?

Dilbilgisi

Could they be ...? ile kimlik hakkında temkinli tahmin

Could they be a civilian patrol ...? cümlesinde could olasılık bildirir: konuşmacı sınırlı kanıta dayanarak olası bir kimlik öne sürer. Burada geçmişteki bir beceriden söz edilmez. Could + özne + be + isim öbeği/sıfat? kalıbı tahmini açık bırakan bir soru kurar: Could she be the new manager? Olumlu bir yanıt yalnızca tahminin doğru olabileceğini gösterir; kanıtlandığını göstermez.

Alıştırma

Hangi cümle “the new neighbors” ifadesini belirsiz bir kimlik tahmini olarak sunar?

  1. Could they be the new neighbors?
  2. Could they meet the new neighbors?
  3. Are they the new neighbors?
Cevabı göster

Could they be the new neighbors?

Deyimler

keep a lid on: bir şeyin kontrolden çıkmasını önlemek

keeping a lid on the drug cartels ifadesinde keep a lid on mecazidir. Bir şeyin faaliyeti, boyutu veya etkileri büyüyüp kontrolden çıkmasın diye onu kontrol etmek ya da sınırlamak anlamına gelir. İfade, bir kabı kapalı tutma imgesine dayanır; ancak tamamen ortadan kaldırma veya yenilgiye uğratma anlamına gelmez. keep a lid on + isim veya isim öbeği şeklinde kullanılır: keep a lid on costs, rumors, or tensions.

Alıştırma

Cümleyi “kontrol etmeyi sürdürmek” anlamındaki dört sözcüklü deyimle tamamlayın: The finance team checks expenses every Friday to ____ costs.

Cevabı göster

keep a lid on

The mystery may never be solved. Dilbilgisi

2:12

Bu gizem belki de hiçbir zaman çözülemeyecek.

Dilbilgisi

may never be solved: edilgen yapıda temkinli olasılık

may never be solved ifadesinde may, sonucun kesin değil olası olduğunu gösterir; burada izin anlamı taşımaz. Never kiplik fiilinden sonra gelir ve gelecekte hiçbir zaman bir çözüme ulaşılamama olasılığını belirtir. Be solved, kiplik fiilinden sonra kullanılan edilgen biçimdir: may + never + be + geçmiş zaman ortacı. Odağı gizemi çözebilecek bilinmeyen kişide değil, gizemin ve belirsiz sonucunun üzerinde tutar. Yeniden kullanılabilir kalıp özne + may + never + be + geçmiş zaman ortacıdır.

Alıştırma

Soruşturmacıların elinde çok az kanıt var ve bir çözümün bulunup bulunmayacağından emin değiller. Bu temkinli olasılığı hangi cümle ifade eder?

  1. The case will never be solved.
  2. The case can never be solved.
  3. The case may never be solved.
Cevabı göster

The case may never be solved.

Did you think you were going to lose your lives? Kalıp ifadeler

2:15

Hayatınızı kaybedeceğinizi düşündünüz mü?

Kalıp ifadeler

lose your lives: çoğul kişiyle lose one's life

Lose your life, özellikle tehlike, kaza, savaş veya şiddetten söz ederken die demenin kalıplaşmış ve örtmeceli bir yoludur. Bu soruda iki kişiye öleceklerini düşünüp düşünmedikleri sorulur; lose burada bir şeyi kaybedip bulamamak anlamına gelmez. İyelik ifadesi ile life veya lives, ilgili kişi sayısına uymalıdır: tek kişi lose their life, birden fazla kişi lose their lives biçimini kullanabilir. Burada you iki kişiyi belirttiği için çoğul your lives kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “died” anlamındaki kalıplaşmış örtmeceli ifadeyle tamamlayın: During the fire, two firefighters ____.

Cevabı göster

lost their lives

Absolutely, definitely.

2:18

Kesinlikle, hiç şüphesiz.

Go, go, go, go, go, go, go.

2:19

Sür, sür, sür, sür, sür, sür, sür.

No, no, no, no, no, no.

2:20

Hayır, hayır, hayır, hayır, hayır, hayır.