Meksika'da Kuş Gözlemcisi Turistler Silahlı Adamlar Tarafından Durduruldu: İngilizce çalışma notları
Inside Edition
Video özeti: İki kuş gözlemcisi Meksika'da silahlı adamları, sonraki korkuyu ve 2020 videosunun geç yayılmasını anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “nothing prepared them for” (kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler): beklentinin tersine dönüşünü anlayın; şoka hazırlık için prepare someone for + isim kalıbını kullanın. 2. “off the beaten path.” (deyimler ve mecazlı ifadeler): yaygın güzergâhlardan uzaktaki yer anlamını kavrayın ve beaten path sözlerini kelimesi kelimesine çevirmeyin. 3. “happened in 2020,” ile “video has just gone viral.” (dil bilgisi ve cümle kalıpları): tarihli olay için simple past ile yakın değişim için just içeren present perfect yapılarını karşılaştırın.
Bu derste
These birdwatchers expected a quiet vacation taking photos of tropical wildlife.
0:00Bu kuş gözlemcileri tropik yaban hayatını fotoğraflayarak sakin bir tatil geçirmeyi bekliyordu.
So nothing prepared them for the nightmare they experienced in Mexico. Kalıp ifadeler
0:06Bu yüzden hiçbir şey onları Meksika'da yaşadıkları kâbusa hazırlamamıştı.
Nothing prepared them for: hiçbir şey onları ... için hazırlamadı
prepare someone for something yapısında, prepare ile for arasındaki kişi daha sonra yaşanacak olaya hazır hâle getirilen kişidir. Burada özne nothing olduğundan cümle, önceki hiçbir bilgi veya deneyimin onları yaşananlara zihinsel olarak hazırlamadığını anlatır. Bu yapı çoğu zaman beklentilerle gerçeklik arasında karşıtlık kurar. Bavul veya ekipman hazırlamadıkları anlamına gelmez; prepared burada bir deneyimle karşılaşmaya hazır olma durumunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, daha önceki hiçbir deneyimin konuşanı hazır hâle getirmediğini belirten yapıyla tamamlayın: I had read every guidebook, but ____ the desert heat.
Cevabı göster
nothing prepared me for
please, please, please, please, please, please.
0:16Lütfen, lütfen, lütfen, lütfen, lütfen, lütfen.
I still remember seeing down the barrel of the one guy's gun, Kalıp ifadeler
0:18Adamlardan birinin silahının namlusunun içine baktığım anı hâlâ hatırlıyorum,
Seeing down the barrel of one guy's gun: adamlardan birinin silah namlusuna karşıdan bakmak
Bu anlatıda seeing down the barrel of the gun, silahın ağzı doğrudan konuşana çevrildiğinde onun gördüğü açıyı anlatır: Konuşan, namlunun içi veya uzunluğu boyunca bakabilmiştir. Buradaki down, daha aşağı bir konuma doğru değil, bir şeyin uzunluğu “boyunca” anlamındadır. Bu görüntü, anlık ve ölümcül bir tehlikeye işaret eder ve konuşanın neden this is it, yani “ölmek üzereyim” diye düşündüğünü açıklar. the one guy's gun, adamlardan birine ait silahı belirten gündelik bir söyleyiştir.
Alıştırma
Bu cümlede seeing down the barrel of the one guy's gun ne anlama gelir?
- Kendisinden daha aşağıda duran bir silaha bakıyordu.
- Silah doğrudan ona çevrilmişti, bu yüzden namlu boyunca bakabiliyordu.
- Adamlardan biri silahını indiriyordu.
- Boş bir silahın içini inceliyordu.
Cevabı göster
Silah doğrudan ona çevrilmişti, bu yüzden namlu boyunca bakabiliyordu.
Son anın geldiğini belirten “This is it”
Hayati tehlike içeren bu bağlamda “this is it”, son anın geldiği anlamına gelir: konuşan kişi ölmek üzere olduğuna inanır. Buradaki “it” belirli bir nesneyi değil, genel olarak korkulan sonucu ifade eder. İfadenin anlamını bağlam belirler. Karar anının ya da son anın geldiğini bildirebilir; başka durumlarda ise bir seçeneğin aranan doğru seçenek olduğunu gösterebilir.
Alıştırma
“This is it” hangi durumda en doğal biçimde “ölmek üzereyim” anlamına gelir?
- Bir müşteri istediği ceketi gösterir.
- Bir antrenör şampiyonluk maçının başladığını duyurur.
- Bir kişi hemen gerçekleşebilecek ölümcül bir tehditle karşı karşıyadır ve sonunun geldiğine inanır.
Cevabı göster
Bir kişi hemen gerçekleşebilecek ölümcül bir tehditle karşı karşıyadır ve sonunun geldiğine inanır.
were driving nearly 3,000 miles from Indiana to Cancun.
0:26Indiana'dan Cancun'a yaklaşık 3.000 mil araba sürerken başladı.
İhtiyatlı gözlemler için “Looks like there’s ...”
“Looks like there’s ...”, görünür kanıtlardan yola çıkarak ihtiyatlı bir tahminde bulunmak için kullanılan bir konuşma kalıbıdır ve “It appears that there is ...” anlamına gelir. “Looks like” yargıyı kesin bir gerçek olarak sunmak yerine yumuşatır; “there’s” ise var gibi görünen şeyi cümleye getirir. Bu kullanımda “Looks like ...”, “It looks like ...” yapısındaki kişisiz özne “it” sözcüğünü konuşma dilinde düşürür. Bu kalıp haritaya bakarken, yolun ilerisini incelerken veya çevredeki ipuçlarını fark ederken kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen tam üç sözcüklük konuşma kalıbıyla tamamlayın: From the lights on the horizon, ____ a small town ahead.
Cevabı göster
looks like there's
They're on a back road looking for birds to photograph
0:33Fotoğraflamak için kuş ararken tenha bir yolda ilerliyorlar
when out of nowhere a truck races past. Deyimler
0:36derken bir anda yanlarından hızla bir kamyon geçiyor.
Out of nowhere: hiçbir uyarı olmadan aniden ortaya çıkma
Out of nowhere, “hiçbir uyarı veya görünür belirti olmadan aniden” anlamına gelir. Bu cümlede kamyonun ortaya çıkışını gözlemleyenler açısından tamamen beklenmedik gösterir ve olayların dönüşünü ani hissettirir. Nowhere normalde hiçbir yer anlamına gelse de burada gerçek bir güzergâhı veya konumu değil, bir deyimi oluşturur. Bir kişiyi, nesneyi, olayı veya fikri önceden hiçbir işaret yokken ortaya çıkmış gibi anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “aniden, hiçbir uyarı olmadan” anlamına gelen deyimle tamamlayın: A deer stepped onto the road ____.
Cevabı göster
out of nowhere
Logan does his best to hide his terror Kalıp ifadeler
0:47Logan dehşetini gizlemek için elinden geleni yapıyor
while Aaron speaks to the gunman as best he can.
0:50Aaron ise bu sırada silahlı adamla elinden geldiğince konuşuyor.
Does his best to ... ile as best he can arasındaki fark
Does his best to hide, do one’s best to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Ana fiil do zamanı taşır ve özneye göre çekimlenir, iyelik sözcüğü özneyle eşleşir, to’lu mastar ise çabanın yöneltildiği eylemi belirtir. As best he can, speaks fiilini niteler ve “yeteneğinin veya durumun sınırları içinde mümkün olan en iyi şekilde” anlamına gelir. Bu, the almayan sabit bir zarf yapısıdır: as best + özne + can/could. İlk yapı, çabayı ana eylem çerçevesi olarak sunar; ikinci yapı ise başka bir eylemin nasıl yapıldığını açıklar. İkisi de çaba belirtir, ancak dilbilgisel görevleri farklıdır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayın. İlk boşlukta do one's best to, ikinci boşlukta as best one can kullanın ve her yapıyı özneye ve geçmiş zamana göre değiştirin: Maya ____ finish the report on time, and after the file became corrupted, she reconstructed it ____.
Cevabı göster
did her best to · as best she could
The gunman reassure the Americans that they're not in danger.
0:56Silahlı adamlar Amerikalılara tehlikede olmadıkları konusunda güvence veriyor.
“No problem, no problem, okay?” ile acil güvence verme
Burada tekrarlanan no problem, karşı tarafı hemen rahatlatmak için söyleniyor: Konuşan kişi “Güvendesiniz; size zarar vermeyeceğim” mesajını vermeye çalışıyor. Bu, bir teşekküre yanıt değildir ve bir işin kolay olduğunu da anlatmaz. Sona eklenen okay?, dinleyenlerin bu güvenceyi anlayıp kabul edip etmediğini kontrol eder. Gergin bir durumda tekrar ve onay sorusu, basit bir ifadeyi insanları acilen sakinleştirme çabasına dönüştürür.
Alıştırma
Gergin bir durumda biri “No problem, no problem, okay?” diye tekrarlıyor. Büyük olasılıkla ne yapmaya çalışıyor?
- Yardım ettikleri için dinleyenlere teşekkür etmek.
- Dinleyenlerin bir sorunu olup olmadığını sormak.
- Dinleyenlere tehlikede olmadıkları konusunda güvence vermek.
- Bir işin kolay olduğunu söylemek.
Cevabı göster
Dinleyenlere tehlikede olmadıkları konusunda güvence vermek.
Yakın gelecek için be about to + fiil
be about to + fiilin yalın hâli yapısında be özneye göre çekimlenir, about to ise olayın son derece yakın olduğunu gösterir. “I'm about to pass out.” cümlesinde konuşan kişi her an bilincini kaybedebileceğini hisseder. Burada about, “yaklaşık” anlamına gelmez. be about to ifadesini gelecekteki zamanı anlatan tek bir yapı olarak düşünün: am, is veya are + about to + fiilin yalın hâli.
Alıştırma
Hareket etmeye yalnızca birkaç saniye kaldığını göstermek için cümleyi be about to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The doors are closing—the train ____ leave.
Cevabı göster
is about to
Pass out: bilincini kaybetmek
Bu cümlede pass out, “bilincini kaybetmek veya bayılmak” anlamındaki geçişsiz bir phrasal verb'dür. Konuşan kişi hâlâ bilincini kaybetmemiştir; I'm about to, olayın zaten gerçekleştiğini değil, bayılmanın çok yakın olduğunu gösterir. Bu anlam, pass ve out ayrı ayrı yorumlanarak çıkarılamaz. Sağlık, stres, korku, sıcaklık veya acil durum bağlamlarında pass out genellikle istem dışı bilinç kaybını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “bilincini kaybetmek” anlamındaki iki sözcüklü phrasal verb ile tamamlayın: The room was spinning, and I thought I was about to ____.
Cevabı göster
pass out
But Aaron's not convinced the danger has passed. Kalıp ifadeler
1:20Ancak Aaron tehlikenin geçtiğine ikna olmuş değil.
The danger has passed: tehdit sona erdi
the danger has passed ifadesinde pass, tehdit içeren bir dönemin sona erdiği ve artık acil bir tehlike oluşturmadığı anlamına gelir. Has passed, present perfect yapısındadır; önceki tehlikeyi durumun artık güvenli olduğu şeklindeki güncel sonuçla ilişkilendirir. Bu kalıpta danger öznedir; tehlikenin fiziksel olarak birinin yanından geçtiği anlamına gelmez. Daha geniş bir risk sürüyorsa ifade the immediate danger has passed şeklinde daraltılabilir.
Alıştırma
Durumun artık güvenli olduğunu göstermek için cümleyi pass fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The warning sirens are silent, and the danger ____.
Cevabı göster
has passed
Logan explains why they're so far off the beaten path. Deyimler
1:24Logan neden ana yollardan bu kadar uzakta olduklarını açıklıyor.
Off the beaten path deyimi
Bu cümlede off the beaten path, çoğu insanın düzenli olarak kullandığı veya ziyaret ettiği güzergâhlardan ve yerlerden uzakta olmak anlamına gelir. Yolu kelimenin gerçek anlamıyla “dövülmüş” olarak değil, konumu uzak veya az ziyaret edilen bir yer olarak anlatır. Bu deyim gerçek bir yeri veya güzergâhı tanımlayabilir; ayrıca ana akımın dışındaki sıra dışı bir seçim ya da konu için mecazen de kullanılabilir. Off the beaten path olmak tek başına kaybolmuş olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
“Alışılmış turist rotalarından uzakta” anlamındaki deyimi tamamlayın: We found a quiet village ____.
Cevabı göster
off the beaten path
want to ifadesinin gayriresmî biçimi wanna
Burada wanna, want to ifadesinin konuşmadaki kısalmış biçimini gösteren gayriresmî bir yazımdır. wanna see içinde ardından yalın fiil olan see gelir ve want to see anlamını taşır. Altyazıdaki bu yazım gündelik ve doğrudan konuşmayı yansıtır; resmî yazıda kullanılan standart yazım değildir. Yazılı wanna normalde want to ifadesini temsil eder, bir isimden önce gelen want a yapısını değil.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve tam olarak duyduğunuz cümleyi seçin. Yalın fiilden önceki iki heceli, kısalmış wanna biçimine dikkat edin.
- They wanna visit the new exhibit.
- They wanted to visit the new exhibit.
- They want a ticket to the new exhibit.
Cevabı göster
They wanna visit the new exhibit.
demand anything from you: demand something from someone yapısı
demand anything from you ifadesinde anything istenebilecek şeyi, from you ise bunu sağlaması beklenen kişiyi belirtir. Demand, talebi sıradan ve kibar bir rica olarak değil, güçlü ya da pazarlığa kapalı bir şart olarak sunar. Tekrar kullanılabilir yapı demand + something + from + someone biçimindedir. Talep edilen şey bir nesne, ödeme, bilgi ya da tavizse ve bunu from’dan sonra gelen kişi sağlayacaksa bu yapı kullanılır.
Alıştırma
demand + thing + from + person yapısını tamamlayın: The auditors demanded records ____ the company.
Cevabı göster
from
Believe it or not, they didn't demand anything from us Anlatım akışı
1:31İster inanın ister inanmayın, bizden hiçbir şey talep etmediler
Şaşırtıcı bilgiyi haber veren Believe it or not
Believe it or not, dinleyiciye bir sonraki bilginin şaşırtıcı veya beklenmesi güç olabileceğini bildiren bir söylem açılışıdır. Burada konuşan kişi beklenmedik sonucu aktarmadan önce karşıtlık yaratır. Genellikle dinleyicinin konuşana inanıp inanmadığını gerçekten sormak yerine beklentileri yönlendirir. Virgül ve kısa duraklama, ifadenin ardından gelen tüm cümle için bir çerçeve oluşturduğunu gösterir.
Alıştırma
Believe it or not bu cümlede ne işlev görür?
- Dinleyiciyi şaşırtıcı bir bilgiye hazırlar.
- Konuşanın ne olduğunu hatırlayamadığını gösterir.
- Dinleyiciden hikâyenin doğru olduğunu kanıtlamasını ister.
Cevabı göster
Dinleyiciyi şaşırtıcı bir bilgiye hazırlar.
They told us that there was more people further up the road,
1:35Yolun ilerisinde başka insanların da olduğunu söylediler,
Can we go? ile gitmek için izin isteme
Bu sahnede “Can we go?”, konuşan kişilerin fiziksel olarak ayrılabilecek durumda olup olmadığını sormaz. Durumu kontrol eden kişiden ayrılmak için izin ister. Konuşan kişiler karşı tarafla eşit güce sahip olmadığından bu kısa soru aynı zamanda temkinli bir yoklama işlevi görür: harekete geçmeden önce gerçekten gitmelerine izin verilip verilmediğini kontrol ederler. Daha genel olarak can we + fiil, konuşanın da içinde bulunduğu bir grup adına izin istemek için kullanılabilir.
Alıştırma
Çıkışı silahlı bir kişi kontrol ediyor. Konuşan kişi “Can we go?” diye sorarak ne yapıyor?
- Diğer kişiye bir yere rehberlik etmeyi teklif etmek
- Grubun ayrılması için izin istemek
- Grubun fiziksel olarak yürüyebildiğini sormak
Cevabı göster
Grubun ayrılması için izin istemek
The nightmare spooked them for the rest of the trip. Kelime
1:50Bu kâbus yolculuğun geri kalanında da onları tedirgin etti.
Spooked them: ani korku ve süren huzursuzluk
Burada spooked them, “onları birden korkuttu ve huzursuz ya da tetikte bıraktı” anlamına gelir. Spook bu cümlede gayriresmî bir fiildir; bir hayaletin onlara bir şey yaptığı anlamına gelmez. Kalıp spook + kişi biçimindedir: etkilenen kişi nesne olur. Düzenli geçmiş zaman biçimi spooked, korkutma olayının tamamlandığını anlatırken devamındaki bağlam korkunun sürdüğünü gösterir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The sudden crash ____, and they stayed nervous for the rest of the night.
Cevabı göster
spooked them
like putting chairs against the hotel door. Anlatım akışı
1:55otel odasının kapısına sandalyeler dayıyorduk.
from that point on: o anda başlayıp devam etmek
“From that point on”, belirli bir anı devam eden bir durumun başlangıcı olarak işaretler. Burada korkutucu karşılaşma bu noktadır; korku ve korunmaya yönelik davranışlar sonrasında da sürmüştür. “Point” burada yer veya görüş değil, zaman çizelgesindeki bir an anlamına gelir. “From” başlangıç sınırını belirlerken “on” zaman çizgisini ileri taşır. Bu ifade, bir hikâye yeni ve kalıcı bir duruma geçtiğinde özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “tam o anda başlayıp sonrasında devam eden” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The system failed once; ____, we checked it every morning.
Cevabı göster
from that point on
like + -ing: konuşmada somut bir örnek eklemek
Burada “like putting chairs against the hotel door”, korkunun davranışta nasıl göründüğüne dair somut bir örnek verir. Konuşan kişi önce genel duyguyu belirtir, ardından gözlemlenebilir bir kanıt eklemek için like + -ing yapısını kullanır. Bu, konuşma dilinde sonradan eklenen bir parçadır; bu nedenle anlamı önceki cümleciğe bağlıdır. Like burada örnek işaretleyicisidir, “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz günlük konuşmaya özgü örnek işaretleyicisiyle tamamlayın: We took extra security measures, ____ checking every window twice.
Cevabı göster
like
happened in 2020 ... has just gone viral: sona ermiş geçmiş zaman ve şimdiyle bağlantı
Simple past biçimindeki happened, olayı geçmişte tamamlanmış bir noktaya yerleştirir. Belirli geçmiş zaman ifadesi in 2020, bu zamanı açıkça gösterir. Present perfect biçimindeki has just gone, çok yakın zamanda gerçekleşen bir değişikliği şimdiki duruma bağlar: video internette geniş ölçüde paylaşılmaya başlamış ve şu anda ilgi görmektedir. Buradaki gone viral, “internette hızla yayılmak” demektir; “virüs kapmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi happen ve go fiillerinin uygun biçimleriyle tamamlayın: tarihi belirtilen olay için simple past, yakın zamandaki değişiklik için just ile present perfect kullanın. The accident ____ in 2020, but the safety video ____ viral.
Cevabı göster
happened · has just gone
So, who were the gunmen? soruyla yapılan bir geçiş olarak
Buradaki So, kesin bir neden-sonuç çıkarımı sunmaz. Zaten bilinenlerle ilgili anlatımı kapatır ve dikkati çözülmemiş bir konuya yöneltir. Doğrudan sorulan who were the gunmen? sorusu bu konuyu açıkça adlandırır: silahlı kişilerin kimliği. Anlatıcı soruyu sesli olarak sorarak açıklamaların veya tahminlerin gelebileceği bir sonraki bölümün gündemini belirler.
Alıştırma
Bir belgeselde anlatıcı şöyle diyor: “The cameras did not show their faces. So, who were the intruders?” Burada So esas olarak ne yapıyor?
- Bilinen arka plandan sonraki çözülmemiş soruya geçiş yapar.
- Anlatıcının davetsiz kişileri zaten teşhis ettiğini belirtir.
- Kamera sorununun davetsiz kişilerin ortaya çıkmasına neden olduğunu gösterir.
Cevabı göster
Bilinen arka plandan sonraki çözülmemiş soruya geçiş yapar.
keeping a lid on the drug cartels? Deyimler
2:10ve uyuşturucu kartellerini kontrol altında mı tutuyorlardı?
Could they be ...? ile kimlik hakkında temkinli tahmin
Could they be a civilian patrol ...? cümlesinde could olasılık bildirir: konuşmacı sınırlı kanıta dayanarak olası bir kimlik öne sürer. Burada geçmişteki bir beceriden söz edilmez. Could + özne + be + isim öbeği/sıfat? kalıbı tahmini açık bırakan bir soru kurar: Could she be the new manager? Olumlu bir yanıt yalnızca tahminin doğru olabileceğini gösterir; kanıtlandığını göstermez.
Alıştırma
Hangi cümle “the new neighbors” ifadesini belirsiz bir kimlik tahmini olarak sunar?
- Could they be the new neighbors?
- Could they meet the new neighbors?
- Are they the new neighbors?
Cevabı göster
Could they be the new neighbors?
keep a lid on: bir şeyin kontrolden çıkmasını önlemek
keeping a lid on the drug cartels ifadesinde keep a lid on mecazidir. Bir şeyin faaliyeti, boyutu veya etkileri büyüyüp kontrolden çıkmasın diye onu kontrol etmek ya da sınırlamak anlamına gelir. İfade, bir kabı kapalı tutma imgesine dayanır; ancak tamamen ortadan kaldırma veya yenilgiye uğratma anlamına gelmez. keep a lid on + isim veya isim öbeği şeklinde kullanılır: keep a lid on costs, rumors, or tensions.
Alıştırma
Cümleyi “kontrol etmeyi sürdürmek” anlamındaki dört sözcüklü deyimle tamamlayın: The finance team checks expenses every Friday to ____ costs.
Cevabı göster
keep a lid on
may never be solved: edilgen yapıda temkinli olasılık
may never be solved ifadesinde may, sonucun kesin değil olası olduğunu gösterir; burada izin anlamı taşımaz. Never kiplik fiilinden sonra gelir ve gelecekte hiçbir zaman bir çözüme ulaşılamama olasılığını belirtir. Be solved, kiplik fiilinden sonra kullanılan edilgen biçimdir: may + never + be + geçmiş zaman ortacı. Odağı gizemi çözebilecek bilinmeyen kişide değil, gizemin ve belirsiz sonucunun üzerinde tutar. Yeniden kullanılabilir kalıp özne + may + never + be + geçmiş zaman ortacıdır.
Alıştırma
Soruşturmacıların elinde çok az kanıt var ve bir çözümün bulunup bulunmayacağından emin değiller. Bu temkinli olasılığı hangi cümle ifade eder?
- The case will never be solved.
- The case can never be solved.
- The case may never be solved.
Cevabı göster
The case may never be solved.
Did you think you were going to lose your lives? Kalıp ifadeler
2:15Hayatınızı kaybedeceğinizi düşündünüz mü?
lose your lives: çoğul kişiyle lose one's life
Lose your life, özellikle tehlike, kaza, savaş veya şiddetten söz ederken die demenin kalıplaşmış ve örtmeceli bir yoludur. Bu soruda iki kişiye öleceklerini düşünüp düşünmedikleri sorulur; lose burada bir şeyi kaybedip bulamamak anlamına gelmez. İyelik ifadesi ile life veya lives, ilgili kişi sayısına uymalıdır: tek kişi lose their life, birden fazla kişi lose their lives biçimini kullanabilir. Burada you iki kişiyi belirttiği için çoğul your lives kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “died” anlamındaki kalıplaşmış örtmeceli ifadeyle tamamlayın: During the fire, two firefighters ____.
Cevabı göster
lost their lives