CRISPR ile DNA nasıl düzenlenir? - Andrea M. Henle: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu video, CRISPR’ın doğal bir bakteri savunma sisteminden programlanabilir bir gen düzenleme yöntemine dönüşümünü anlatıyor; kılavuz RNA ile Cas9’un DNA’yı nasıl değiştirdiğini açıklıyor ve tıp, tarım, araştırma ve etik açısından sonuçlarını ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. where did this medical marvel come from? How does it work? And what can it do? — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Art arda gelen soruların açıklama için nasıl bir yol haritası oluşturduğunu fark edin. Üç aşamalı ilerleyiş, konuşmacının CRISPR’ın kökenini, çalışma mekanizmasını ve olası kullanımlarını ele alacağını bildirir; böylece bilimsel bir sunumun düzenini önceden kestirebilirsiniz. 2. Just by injecting — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: just by + -ing yapısının, bir yöntemi önemli bir sonuç üretmek için tek başına yeterli olarak nasıl sunduğunu anlayın. Deneyleri, teknik süreçleri veya pratik çözümleri açıklarken bir işlemi sonucuna bağlamak için bu kısa kalıbı kullanabilirsiniz. 3. technology raises big ethical questions. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir yeniliğin ahlaki değerlendirme gerektiren sorunlar doğurduğunu söylemek için kullanılan doğal raise ethical questions eşdizimini öğrenin. Bu ifade; öngörülmeyen etkileri, uzun vadeli belirsizliği ve güçlü bir teknolojinin sorumlu kullanımına ilişkin kararları tartışmanıza yardımcı olur.
Bu derste
From the smallest single-celled organism to the largest creatures on Earth, Dilbilgisi
0:06En küçük tek hücreli organizmadan Dünya'daki en büyük yaratıklara kadar,
From the smallest ... to the largest: tam bir aralık belirtmek
From A to B yapısında from tek başına kaynak bildirmez. Bu ikili iki uç noktayı belirtir ve aralıktaki her şeyi kapsar; burada en küçük organizmalardan en büyük canlılara kadar uzanır. Başta verilen bu aralık, ana cümledeki every living thing ifadesine zemin hazırlar. Açıklayıcı metinlerde genel bir düşünceyi belirtmeden önce geniş kapsamı göstermek için bu yapı sıkça kullanılır.
Alıştırma
From ... to ... aralık yapısını tamamlayın: ____ beginners ____ experts, everyone can use this guide.
Cevabı göster
From · to
defined by its genes: bir şeyi şekillendiren etkeni belirtmek
Be defined by edilgen bir yapıdır. by'dan sonra gelen şeyin özneye temel niteliğini verdiğini anlatır. Burada genler, her canlının temel özelliklerini belirleyen unsur olarak sunulur; birinin sözlük tanımı yazdığı anlamına gelmez. Bu yapı bilimsel ve diğer resmî açıklamalarda yaygındır. Özneyi, onun nasıl bir şey olduğunu en güçlü biçimde şekillendiren etkenle bağlar.
Alıştırma
Hangi cümle, açık kuralların oyuna temel niteliğini veren özellik olduğunu anlatır?
- The game is defined by its clear rules.
- The game is described by its designer.
- The game is defined as an activity with clear rules.
Cevabı göster
The game is defined by its clear rules.
The DNA contained in our genes acts like an instruction manual for our cells. Deyimler
0:15Genlerimizde bulunan DNA, hücrelerimiz için bir kullanım kılavuzu gibi işlev görür.
acts like an instruction manual: işlev karşılaştırması
Burada acts like an instruction manual, DNA’nın bir kılavuza benzer işlev gördüğü anlamına gelir: DNA’daki bilgi, hücrelere ne yapacakları konusunda yol gösterir. Bu karşılaştırma fiziksel biçimle değil, işlevle ilgilidir. Bilimsel açıklamalarda act like + isim yapısı, soyut bir görevi tanıdık bir nesneyle karşılaştırarak anlaşılır kılar.
Alıştırma
Cümlede acts like an instruction manual, DNA hakkında ne anlatıyor?
- Bir kitapla tamamen aynı fiziksel biçime sahiptir.
- Hücreler için kâğıda basılmıştır.
- Benzer bir yönlendirme işlevi vardır.
Cevabı göster
Benzer bir yönlendirme işlevi vardır.
are strung together in precise sequences, Öbek fiiller
0:22hücreye nasıl davranacağını söyleyen ve her özelliğimizin temelini oluşturan
building blocks: daha büyük bir sistemin temel birimleri
Building blocks, birleşerek daha büyük bir şeyi oluşturan temel birimler için kullanılan bir benzetmedir. Burada dört DNA bazı building blocks olarak adlandırılır, çünkü bunların kesin dizilimleri genetik bilgiyi oluşturur. Bu benzetme, küçük parçaların birleşip daha büyük bir bütün oluşturduğu görüntüsünü kullanarak soyut bir biyolojik sistemi zihinde canlandırmayı kolaylaştırır.
Alıştırma
Vurgulanan benzetmeyle cümleyi tamamlayın: Amino acids are the ____ proteins.
Cevabı göster
building blocks of
strung together: düzenli bir sırayla birbirine bağlanmış
are strung together ifadesindeki edilgen yapı, birbirinden ayrı birkaç öğenin art arda bağlandığını anlatır. Bu ifade, nesneleri bir ipe dizme görüntüsünden gelir; ancak gerçek bir ipin bulunması gerekmez. Burada in precise sequences sıralamayı önemli hâle getirir: parçalar yalnızca bir araya toplanmış ya da karıştırılmış değildir, düzenli bir dizi oluşturacak biçimde bağlanmıştır.
Alıştırma
Kliplerin bir zaman çizelgesi oluşturmak için art arda düzenlendiğini anlatan cümle hangisidir?
- The short clips were strung together in chronological order.
- The short clips were stored in one folder.
- Background music was mixed with the short clips.
Cevabı göster
The short clips were strung together in chronological order.
which tell the cell how to behave and form the basis for our every trait. Kalıp ifadeler
0:24kesin dizilimler halinde birbirine bağlanır.
form the basis for: temel dayanağı oluşturmak
Form the basis for, bir şeyin temel dayanağını sağlamak anlamına gelir. A + form/forms the basis for + B yapısında A, B'nin bağlı olduğu temel fikirleri, gerçekleri ya da koşulları sağlar; fiil A ile uyumlu olur. Bu cümlede which, önceki precise sequences ifadesine gönderme yapar. Bu diziler her bir özelliğin temel dayanağı olarak sunulur; basis burada soyut bir temeldir, fiziksel bir taban değildir.
Alıştırma
Sabit kalıbı eksik isimle tamamlayın: Good evidence forms the ____ for a fair decision.
Cevabı göster
basis
But with recent advancements in gene editing tools, Kalıp ifadeler
0:29Ancak gen düzenleme araçlarındaki son gelişmeler sayesinde,
scientists can change an organism's fundamental features in record time. Kalıp ifadeler
0:33bilim insanları bir organizmanın temel özelliklerini rekor sürede değiştirebiliyor.
recent advancements in gene editing tools: gen düzenleme araçlarındaki son gelişmeler
recent advancements in gene editing tools ifadesi, genleri düzenlemek için kullanılan teknoloji ve yöntemlerdeki son gelişmeleri anlatır. Buradaki tools, el aletlerini değil, teknik sistemleri ve yöntemleri ifade eder. Cümle başındaki with + isim öbeği, ana sonucu mümkün kılan arka plan koşulunu verir. Bilim ve teknolojideki ilerlemeleri tanıtmak için advancements in + alan veya teknoloji kalıbını kullanabilirsin.
Alıştırma
Teknik bir alandaki ilerlemeyi anlatmak için advancements in ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- Recent advancements in battery technology have made charging faster.
- Recent advancements battery technology have made charging faster.
- Recent advancements on battery technology have made charging faster.
Cevabı göster
Recent advancements in battery technology have made charging faster.
in record time: rekor sürede
In record time, olağan dışı derecede kısa bir sürede, yani son derece hızlı biçimde demektir. Bu cümlede bilim insanlarının yalnızca planlanan zamanda bitirmesi değil, değişikliği ne kadar hızlı yapabildiği vurgulanır. Record, en iyi veya sıra dışı bir süreyi ifade eder. Günlük konuşmada, resmî bir rekor ölçülmemiş olsa bile bu ifade vurgulu bir abartı olarak kullanılabilir.
Alıştırma
“The repair crew restored power in record time,” cümlesinde in record time ne anlama gelir?
- Son derece hızlı biçimde
- Planlanan zamanda
- Yazılı bir kayıt oluştururken
Cevabı göster
Son derece hızlı biçimde
engineer drought-resistant crops: fiil olarak engineer
Burada engineer, bir şeyi bilimsel veya teknik yöntemlerle bilinçli olarak tasarlamak ya da değiştirmek anlamına gelen bir fiildir. Engineer drought-resistant crops, ürünlere az suyla yaşamalarını sağlayacak özellikler kazandırmak demektir. can kip belirtecinden sonra engineer fiilinin yalın biçimi gelir ve crops bu fiilin nesnesidir. Bu yapı, engineer sözcüğünün bir kişiyi değil, bir eylemi anlattığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, araştırmacıların ilaç üretebilmesi için bakterileri teknik yöntemlerle bilinçli olarak değiştirdiği anlamına gelir?
- Researchers grew bacteria to make medicine.
- Researchers engineered bacteria to make medicine.
- Researchers harvested bacteria to make medicine.
Cevabı göster
Researchers engineered bacteria to make medicine.
that don't brown: fiil olarak brown
That don't brown ifadesinde brown, don't sözcüğünden sonra gelen yalın biçimde bir fiildir. Kahverengiye dönüşmek anlamına gelir; dolayısıyla bu yan cümle, rengi kahverengiye dönüşmeyen elmaları anlatır. That, apples sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciği başlatır. İngilizcede bazı renk sözcükleri renk değişimini anlatırken fiil olabilir. Burada brown yalnızca bir renk durumunu değil, bir değişim sürecini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle muz dilimlerinin zamanla kahverengiye dönüşmediğini söyler?
- The banana slices aren't brown.
- The banana slices don't brown.
- The banana slices look brown.
Cevabı göster
The banana slices don't brown.
They might even prevent the spread of infectious outbreaks Kalıp ifadeler
0:43Hatta bulaşıcı salgınların yayılmasını önleyebilir
prevent the spread of: … yayılmasını önlemek
prevent the spread of ifadesi, bir şeyin daha fazla kişiye veya yere aktarılmasını, dolaşıma girmesini ya da yayılmasını durdurmak anlamına gelir. Bu cümlede bulaşıcı hastalık salgınlarının daha fazla yayılmasını önlemeyi anlatır. Yapı prevent + the spread + of + isim veya isim öbeği şeklindedir. Burada spread, önünde the bulunduğu için isimdir; of ise yayılan şeyi tanıtır. Aynı yapı mikroplar, yangın, söylentiler veya yanlış bilgiler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi prevent the spread of ifadesindeki isimle tamamlayın: Good ventilation can help prevent the ____ of respiratory viruses.
Cevabı göster
spread
and develop cures for genetic diseases. Kalıp ifadeler
0:45ve genetik hastalıklar için tedaviler geliştirebilirler.
develop cures for: … için kesin tedaviler geliştirmek
develop cures for ifadesi, araştırma ve test yoluyla belirli hastalıkları iyileştirecek etkili yöntemler geliştirmek anlamına gelir. Develop, bir şeyi hızlıca yapmaktan çok dikkatli bir çalışma sürecini anlatır. Cures, develop fiilinin nesnesi olan çoğul bir isimdir; fiil değildir. For, bu iyileştirme yöntemlerinin hedeflediği hastalıkları tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Researchers are working to ____ several rare diseases.
Cevabı göster
develop cures for
CRISPR is the fastest easiest and cheapest of the gene editing tools Dilbilgisi
0:48CRISPR, bilimin bu yeni dalgasından sorumlu olan
the fastest easiest and cheapest: üç paralel üstünlük biçimi
Bu cümlede the fastest, easiest, and cheapest, paralel bağlanmış üç üstünlük derecesi sıfatıdır. CRISPR’ı diğer gen düzenleme araçlarıyla üç ayrı açıdan karşılaştırırlar: hız, kullanım kolaylığı ve maliyet. Bu sıfatların hiçbiri diğerini nitelemez. Tek bir the, paralel listenin tamamını başlatır; bu nedenle İngilizcede easiest veya cheapest önünde the sözcüğünü tekrarlamak gerekmez. Düzenlenmiş yazıda listeyi açıkça göstermek için normalde virgül kullanılır: the fastest, easiest, and cheapest.
Alıştırma
fast, easy ve cheap sözcüklerinin üstünlük biçimlerini kullanın: Of the three tools, this one is the ____, ____, and ____ to use.
Cevabı göster
fastest · easiest · cheapest
responsible for this new wave of science. Deyimler
0:53en hızlı, en kolay ve en ucuz gen düzenleme aracıdır.
new wave of science: yeni bir eğilim için kullanılan mecaz
Burada wave, birbiriyle ilişkili bilimsel faaliyet ve değişimlerin geniş çapta yükselişini anlatan bir mecazdır. This new wave of science, denizde hareket eden suyu değil, bilimdeki yeni bir dönemi veya eğilimi ifade eder. Bu görüntü, birçok gelişmenin birlikte ortaya çıkıp ivme kazandığını düşündürür; bu nedenle yalnızca tek bir yeni keşfi anlatmaktan daha güçlüdür.
Alıştırma
Hangi durum en doğal biçimde a new wave of science olarak tanımlanabilir?
- Okyanus suyu deniz kenarındaki bir araştırma istasyonuna girer.
- Birbiriyle ilişkili birçok keşif ve araştırma projesi bir alanı yeniden şekillendirmeye başlar.
- Bir laboratuvar bozuk bir mikroskobu değiştirir.
Cevabı göster
Birbiriyle ilişkili birçok keşif ve araştırma projesi bir alanı yeniden şekillendirmeye başlar.
Where did ...? How does ...? And what can ...? ile açıklamanın yolunu göstermek
Bu üç soru, açıklamanın izleyeceği yolu önceden gösteren bir soru dizisi oluşturur. Konuyu sırasıyla köken, işleyiş ve yapabilecekleri olarak üçe ayırır. Bunlar yol gösteren retorik sorulardır: anlatıcı izleyiciden cevap beklemez, sonraki bölümlerde hangi soruların cevaplanacağını belirtir. Böylece karmaşık bir konuyu takip etmek kolaylaşır.
Alıştırma
Bu soru dizisinin metindeki temel işlevi nedir?
- Anlatıcının konu hakkında hiçbir şey bilmediğini göstermek
- İzleyiciden üç sorunun hepsini hemen cevaplamasını istemek
- Konunun kökeni, işleyişi ve kullanım alanlarıyla ilgili açıklamayı önceden göstermek
Cevabı göster
Konunun kökeni, işleyişi ve kullanım alanlarıyla ilgili açıklamayı önceden göstermek
Surprisingly, CRISPR is actually a natural process
1:01Şaşırtıcı bir şekilde, CRISPR aslında uzun süredir
that's long functioned as a bacterial immune system. Dilbilgisi
1:06bakteriyel bir bağışıklık sistemi olarak işlev gören doğal bir süreçtir.
'that's long functioned as' = 'that has long functioned as'
that's long functioned as ifadesinde that's, that is değil, that has anlamına gelir. Functioned, present perfect yapı olan has functioned içindeki geçmiş zaman ortacıdır; long ise ‘uzun zamandır’ demektir. İlgi cümleciği, bu doğal sürecin uzun bir dönem boyunca bakteriyel bağışıklık sistemi görevi gördüğünü anlatır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp şudur: bir şey + has long functioned as + bir rol.
Alıştırma
that's long functioned as ifadesinde that's ne anlama gelir?
- that is
- that has
- that was
Cevabı göster
that has
Originally found defending single-celled bacteria and archaea Kalıp ifadeler
1:09Başlangıçta tek hücreli bakterileri ve arkeleri
defending A against B: A'yı B'ye karşı savunmak
defend A against B kalıbında A korunan kişi veya şey, B ise tehdittir. Bu cümlede A bölümü single-celled bacteria and archaea, B bölümü ise invading viruses ifadesidir. Bu kalıpta against, “bir fikre karşı çıkmak” değil, “bir tehdide karşı koymak” anlamındadır. Aynı yapı saldırı, hastalık, zarar veya başka tehditlere karşı korumayı anlatabilir.
Alıştırma
Standart defend A against B kalıbını tamamlayın: A hard shell can defend an animal ____ predators.
Cevabı göster
against
naturally occurring CRISPR uses two main components. Kalıp ifadeler
1:16doğal olarak oluşan CRISPR iki ana bileşen kullanır.
İsimden önce naturally occurring
Naturally occurring, “insanlar tarafından yapılmadan veya ortaya çıkarılmadan doğada var olan ya da gerçekleşen” anlamına gelir. Bu cümlede ifade CRISPR'ı niteler ve onun doğal bir biyolojik sistem olduğunu belirtir. İki sözcüklük ifadenin tamamı isimden önce gelen bir niteleyici olarak çalışır. Occurring cümlenin ana fiili değildir; ana fiil uses sözcüğüdür.
Alıştırma
“Doğada bulunan, insanlar tarafından yapılmamış” anlamındaki iki sözcüklük niteleyiciyle tamamlayın: The cave contains ____ crystals.
Cevabı göster
naturally occurring
The first are short snippets of repetitive DNA sequences Kalıp ifadeler
1:20Birincisi, düzenli aralıklarla kümelenmiş kısa palindromik tekrarlar
are short snippets of repetitive DNA sequences: tekrarlayan DNA dizilerinin kısa parçaları
Bu cümlede are, The first ifadesini ardından gelen açıklamaya bağlar. Short snippets of, daha büyük bir diziden veya bilgi bütününden seçilmiş kısa parçalar anlamına gelir. Buradaki büyük bütün, tekrarlayan DNA dizileridir. Snippet özellikle metin, kod, ses veya dizi verisi gibi küçük bilgi parçaları için doğal bir sözcüktür. Bu nedenle bilimsel verilerde small pieces gibi genel bir ifadeden daha uygundur. Repetitive, DNA sequences ifadesini niteler ve parçaların hangi tür dizilerden geldiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede snippets, kısa bilgi parçaları anlamında kullanılmıştır?
- The app displays every book in full.
- The app displays short snippets of text.
- The app displays heavy pieces of metal.
Cevabı göster
The app displays short snippets of text.
called clustered regularly interspaced short palindromic repeats: CRISPR'ın tam adı
Called, bilimsel adı tanıtır. Vurgulanan sıfat dizisi repeats sözcüğüyle devam ederek clustered regularly interspaced short palindromic repeats terimini oluşturur. Bu, CRISPR kısaltmasının açılımıdır. Tüm diziyi, sözcükleri serbestçe yeniden sıralanabilen sıradan bir açıklama değil, yerleşmiş bir teknik ad olarak düşünün. Düzenli aralıklarla kümeler hâlinde bulunan kısa palindromik DNA tekrarlarını adlandırır. Ardından gelen or simply CRISPRs daha kısa adı verir.
Alıştırma
called clustered regularly interspaced short palindromic repeats ifadesinin cümledeki görevi nedir?
- Birbiriyle ilgisiz eylemleri zaman sırasıyla listeler.
- CRISPRs olarak kısaltılan tam bilimsel adı verir.
- DNA'nın gevrek bir tadı olduğunu söyler.
Cevabı göster
CRISPRs olarak kısaltılan tam bilimsel adı verir.
Cas or CRISPR-associated: Cas adının açık biçimi
Cas, CRISPR-associated ifadesinin kısaltılmış hâlidir. “Cas or CRISPR-associated proteins” ifadesinde or, terimin açık biçimini sunar; bu nedenle iki adlandırma farklı iki grubu değil, aynı proteinleri belirtir. CRISPR-associated, proteins sözcüğünü niteler ve “CRISPR sistemiyle ilişkili” anlamına gelir. Buradaki associated, sosyal ilişkiyi değil, bilimsel bir bağlantıyı veya sınıflandırmayı anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede “CRISPR-associated proteins” ne anlama gelir?
- CRISPR ile sosyalleşen proteinler
- CRISPR tarafından parçalara ayrılan proteinler
- CRISPR sistemiyle bağlantılı proteinler
Cevabı göster
CRISPR sistemiyle bağlantılı proteinler
chop up DNA: DNA'yı parçalara ayırmak
Chop up DNA, DNA'yı daha küçük parçalara veya bölümlere ayırmak demektir. Bu öbek fiil sonuca odaklanır: Başlangıçtaki zincir birkaç parçaya dönüşür. Up, öbek fiilin bir parçasıdır; yukarı yönü anlatmaz. Bu ifade, DNA üzerinde çalışan küçücük makaslar görüntüsü oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve “daha küçük parçalara kesmek” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The machine can ____ the cardboard into small pieces.
Cevabı göster
chop up
like molecular scissors: işlevi karşılaştırma yoluyla açıklamak
Burada like molecular scissors, işlevi anlatan bir benzetmedir. Cas proteinleri DNA'yı moleküler düzeyde keser; bu nedenle konuşmacı onların yaptığı işi makasın yaptığı işe benzetir. Bu ifade gerçek makasları veya makasla tamamen aynı bir şekli anlatmaz. Görünmeyen bir biyolojik süreci tanıdık bir görüntüye dönüştürür. Genel olarak like + isim yapısı, bir şeyin nasıl çalıştığını tanıdık bir nesneyle karşılaştırarak açıklayabilir.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: Bu cümlede like molecular scissors, bakterinin içinde gerçek makaslar olduğu anlamına gelir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
Cas proteins cut out a segment of the viral DNA Öbek fiiller
1:42Cas proteinleri, bakterinin CRISPR bölgesine dikmek üzere
cut out a segment of: bir bütünün bir bölümünü çıkarmak
Cut out a segment of, daha büyük bir bütünün bir bölümünü ayırıp çıkarmak anlamına gelir. Cümlede a segment bir bölümü, daha büyük bütün ise the viral DNA ifadesini belirtir. Kalıp cut out + a segment/piece/section + of + bütün şeklindedir. out önemlidir: seçilen bölümün bütünden çıkarıldığını gösterir; yalnızca bir noktadan kesildiğini anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “daha büyük bir bütünden bir bölümü çıkardı” anlamına gelen beş kelimelik ifadeyle tamamlayın: The editor ____ the interview and saved it as a separate clip.
Cevabı göster
cut out a segment of
to stitch into the bacterium's CRISPR region, Öbek fiiller
1:45viral DNA'nın bir bölümünü kesip çıkarır
stitch into: bir parçayı daha büyük bir bütüne eklemek
Burada stitch into, bir DNA parçasını bakterinin CRISPR bölgesine bağlayarak o bölgenin bir parçası hâline getirmeyi anlatan canlı bir benzetmedir. İğne ve iplikle gerçek bir dikiş yapılmaz. Başka bağlamlara da aktarılabilen stitch A into B kalıbı, A’yı daha büyük bir bütün olan B’ye bağlanan bir parça olarak gösterir. Genellikle A’yı yalnızca B’nin yakınına koymayı değil, bilinçli ve oldukça uyumlu bir şekilde bağlamayı ifade eder.
Alıştırma
Bu bağlamda stitch into ne anlama gelir?
- Saklanan bir kayıttan bir parçayı çıkarmak
- Bir parçayı daha büyük bir yapıya bağlayarak onun parçası hâline getirmek
- Kumaşı iğne ve iplikle dikmek
Cevabı göster
Bir parçayı daha büyük bir yapıya bağlayarak onun parçası hâline getirmek
capturing a chemical snapshot of the infection. Deyimler
1:49ve enfeksiyonun kimyasal bir enstantanesini yakalar.
capturing a chemical snapshot of: moleküler bir kaydı saklamak
capturing a chemical snapshot of the infection ifadesi mecazlıdır. Bakteri, istilacının nasıl olduğunu hızlıca kaydeder gibi enfeksiyondan küçük bir moleküler bilgi parçasını saklar; burada kamera kullanılmaz. Snapshot, her olayın eksiksiz geçmişini değil, sınırlı ama yararlı bir kaydı ifade eder. Daha genel olarak capture a snapshot of X, X’in belirli bir andaki görünümünü veya kaydını saklamak anlamına gelir.
Alıştırma
Burada capturing a chemical snapshot of the infection ne anlama gelir?
- Enfeksiyonun sınırlı bir moleküler kaydını saklamak
- Enfeksiyonun küçük bir kamerayla fotoğrafını çekmek
- Enfeksiyondaki her olayı tüm ayrıntılarıyla kaydetmek
Cevabı göster
Enfeksiyonun sınırlı bir moleküler kaydını saklamak
Those viral codes are then copied into short pieces of RNA. Öbek fiiller
1:52Bu viral kodlar daha sonra kısa RNA parçalarına kopyalanır.
then copied ... into: sonraki edilgen adım ve sonucu
then copied ifadesinde then, bir sıradaki sonraki adımı gösterir; copied ise edilgen are copied fiil grubundaki geçmiş zaman ortacıdır. Viral kodlar eylemi yapan değil, kopyalanan taraftır. Ardından gelen into, kopyalanan bilginin gittiği yeri veya aldığı biçimi belirtir. Burada copied into short pieces of RNA, bilginin RNA biçiminde yeniden üretildiği anlamına gelir; sonucu belirtilmeden yalnızca çoğaltıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Süreç cümlesini tamamlamak için are, then, copied ve into sözcüklerini doğru sıraya koyun: The backup files ____ a secure archive.
Cevabı göster
are then copied into
But in the case of CRISPR: tartışmayı tek bir duruma indirgeme
But, önceki genel açıklamadan daha özel bir noktaya geçildiğini gösterir. In the case of CRISPR, tartışmayı tek bir duruma, yani özellikle CRISPR'a bakılan duruma indirger. Dinleyiciyi RNA'nın buradaki rolü hakkında daha özel bir açıklamaya hazırlar. in the case of + isim kalıbı, açıklamaları ve karşılaştırmaları düzenleyen bir söylem belirtecidir. Burada case, bir kap veya hukuki dava değil, belirli bir durum ya da örnek anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi başlangıç, olası bir olayın gerçekleşmesinden değil, belirli bir örneğin ele alınmasından söz eder?
- In the case of electric buses, battery weight matters.
- Battery weight matters in any case.
- In case of a fire, leave by the stairs.
Cevabı göster
In the case of electric buses, battery weight matters.
RNA binds to a special protein called Cas9. Kalıp ifadeler
2:02RNA, Cas9 adı verilen özel bir proteine bağlanır.
binds to: bağlanma eşini belirtmek
Bu bilimsel cümlede binds to, “…… ile bağ kurar veya etkileşime girer” anlamındadır. RNA bağlanmaya katılan taraflardan biridir; Cas9 proteini ise onun bağlanma eşidir. to edatı, neye bağlanıldığını gösterir. Burada Cas9'a doğru hareket edildiğini belirtmez.
Alıştırma
“Bir şeye bağlanmak” anlamındaki bilimsel kalıbı tamamlayın: The antibody binds ____ a protein on the virus.
Cevabı göster
to
latching onto free-floating genetic material Öbek fiiller
2:10serbestçe dolaşan genetik materyale tutunur
act like scouts: işlevsel bir benzetme
act like scouts işlevsel bir benzetmedir. İzciler ileriyi araştırıp yararlı bilgiler bulur; bu nedenle ifade, kompleksleri benzer bir arama görevi yürütüyor gibi gösterir. Kompleksler gerçek anlamda izci değildir ve bilinçli varlıklar olarak anlatılmaz. act like + rol veya nesne kalıbı, bir şeyin işlevini ya da davranışını tanıdık bir şeyle karşılaştırarak ne yaptığını açıklayabilir.
Alıştırma
“Tiny robots act like scouts, searching the tunnel for danger,” cümlesinde act like scouts ne anlama gelir?
- Robotlar izcilere benzer bir arama görevi yürütür.
- Robotlar insan izcilerle aynı görünüşe sahiptir.
- Robotlar izcilik eğitimi almış bilinçli insanlardır.
Cevabı göster
Robotlar izcilere benzer bir arama görevi yürütür.
latching onto: sıkıca kavramak veya tutunmak
Latch onto, bir şeyi sıkıca kavramak veya ona tutunmak anlamına gelir. Burada latching onto, serbestçe dolaşan genetik materyale yalnızca dokunmayı değil, ona tutunmayı anlatır. Latching, latch fiilinin -ing biçimidir; onto ise kavranan veya tutunulan nesneyi belirtir. Bu öbek fiil, mecazi olarak bir fikri, ipucunu veya fırsatı hızla benimsemeyi de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi latch onto ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The safety clip ____ the metal ring and held firm.
Cevabı göster
latched onto
searching for a match to: eşleşen bir öğe aramak
Search for a match to something, bir şeyle eşleşen bir öğe aramak anlamına gelir. Bu cümlede match, spor karşılaşması değil, eşleşen bir sonuç anlamındaki isimdir. To the virus bölümü, karşılaştırmada kullanılan referansı belirtir. Aranan şey, ilgili örüntüsü virüsle eşleşen genetik materyaldir.
Alıştırma
"The database is searching for a match to the DNA sample," cümlesinde veri tabanı ne bulmaya çalışıyor?
- DNA örneğinin yer aldığı bir spor karşılaşması
- DNA örneğini silmenin bir yolu
- DNA örneğine karşılık gelen bir kayıt
Cevabı göster
DNA örneğine karşılık gelen bir kayıt
If the virus invades again: tetikleyici bir koşul belirlemek
“If the virus invades again”, bir koşul belirleyen if yan cümlesidir. Virüsün kesin olarak yeniden istila ettiğini söylemez. Ana cümle, koşul gerçekleştiğinde ortaya çıkan tepkileri verir: gözcü kompleks virüsü tanır ve Cas9 virüsün DNA'sını yok eder. Bu koşul-sonuç yapısı, bir sistemin veya sürecin nasıl çalıştığını açıklarken sıkça kullanılır.
Alıştırma
Bu cümlede “If the virus invades again” ne işe yarar?
- Virüsün kesinlikle yeniden istila ettiğini belirtir.
- Virüsün ne olduğunu tanımlar.
- Sonraki tepkileri başlatan koşulu belirler.
Cevabı göster
Sonraki tepkileri başlatan koşulu belirler.
Lots of bacteria have this type of defense mechanism, Kalıp ifadeler
2:23Çoğu bakterinin bu tür bir savunma mekanizması vardır,
type of defense mechanism: bir sistemin kendini koruma yolu
“Defense mechanism”, bir tehdide karşı koruma sağlayan süreç, özellik veya sistem anlamına gelir. Korumanın nasıl çalıştığına odaklandığı için tek başına “defense” sözcüğünden daha özeldir. “this type of defense mechanism” ifadesindeki “this type”, daha önce açıklanan koruma türüne gönderme yapar. Burada “mechanism”, bir şeyin çalışma biçimi demektir; fiziksel bir makine parçası değildir.
Alıştırma
Bu cümlede defense mechanism ne anlama gelir?
- Bir motorda kullanılan fiziksel makine parçası
- Saldırı başlatma yöntemi
- Bir tehdide karşı koruma sağlayan süreç veya sistem
Cevabı göster
Bir tehdide karşı koruma sağlayan süreç veya sistem
how to hijack CRISPR to target not just viral DNA, Notlar
2:30CRISPR'ı yalnızca viral DNA'yı değil, hemen hemen her organizmadaki
scientists figured ... out: bilim insanları nasıl yapılacağını buldu
Vurgulanan sözcükler bir sonraki out sözcüğüyle tamamlanır: scientists figured out. Burada figure out how to + fiil, bir şeyin nasıl yapılacağı sorununu çözmek veya bir yöntem bulmak anlamına gelir. Bilim insanları CRISPR'ı farklı bir amaca yönlendirmenin yolunu buldu. Bilimsel bir anlatıda bu ifade bir dönüm noktasını gösterir: yöntem daha önce bilinmiyordu, ardından araştırmacılar yöntemi çözdü.
Alıştırma
Ekibin bir şeyin nasıl yapılacağını çözdüğünü anlatan deyimsel fiili seçin: After several tests, the team ___ how to keep the medicine cool.
- looked after
- pointed out
- figured out
Cevabı göster
figured out
but any DNA in almost any organism.
2:34herhangi bir DNA'yı hedefleyecek şekilde nasıl ele geçireceklerini buldular.
hijack CRISPR: mevcut bir sistemi başka yöne çevirmek
Hijack CRISPR ifadesindeki hijack bir mecazdır. Var olan bir sistemin kontrolünü ele geçirip onu yeni bir amaca yönlendirmek anlamına gelir. Bilim insanları CRISPR'ın doğal DNA hedefleme yeteneğini, yalnızca viral DNA yerine seçilen DNA'yı da hedefleyebilmesi için uyarladı. Fiil, kontrolü ele geçirme şeklindeki gerçek anlamından bir iz taşır; bu nedenle canlı ve güçlü duyulur. Bu cümlede uçak kaçırma suçu veya fiziksel hırsızlık anlatılmaz.
Alıştırma
Cümlede hijack CRISPR ne anlama geliyor?
- CRISPR'ın doğal mekanizmasını yeni bir görev için uyarlamak.
- CRISPR'ı artık çalışamayacak şekilde yok etmek.
- CRISPR'ı şiddet içeren bir suçla çalmak.
Cevabı göster
CRISPR'ın doğal mekanizmasını yeni bir görev için uyarlamak.
target not just viral DNA, but any DNA: kapsamı genişletme
target not just viral DNA, but any DNA ifadesinde not just A, but B eşleşik yapısı kapsamı genişletir. Viral DNA hâlâ kapsama dahildir; asıl nokta, artık tek hedef olmamasıdır. İkinci bölüm olan any DNA in almost any organism, çok daha geniş kapsamı özellikle vurgular. Sınırlı bir durumdan daha geniş bir iddiaya geçmek istediğinizde bu yapıyı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi not just ... but ... yapısıyla tamamlayın: The club welcomes ____ beginners, ____ players of every skill level.
Cevabı göster
not just · but
With the right tools: gerekli bir koşulu belirtme
With the right tools, cümlenin başında yer alan ve ardından gelen sonuç için gereken koşulu veya kaynağı belirten bir ifadedir. Burada uygun araçların bulunması, antiviral bağışıklık sisteminin hassas bir gen düzenleme aracına dönüşmesini mümkün kılar. Bu yapıda with, “biriyle birlikte” değil, “gerekli şey sağlandığında” veya “kullanarak” anlamına gelir. Tekrar kullanılabilen With + kaynak veya koşul, + sonuç kalıbı, elde bulunan şeyi gerçekleşebilecek sonuca bağlar.
Alıştırma
"With a clear plan, the team can finish on time," cümlesinde with neyi belirtir?
- Sonucun kendisi
- Sonucu mümkün kılan koşul
- Takıma eşlik eden bir kişi veya şey
Cevabı göster
Sonucu mümkün kılan koşul
which can alter DNA and change specific genes Kalıp ifadeler
2:44DNA'yı değiştirebilen ve belirli genleri
alter DNA and change specific genes: paralel fiiller ve resmî alter
alter DNA and change specific genes ifadesinde alter ve change, and ile bağlanan paralel yalın fiillerdir. İkisi de daha önce gelen can yardımcı fiiline bağlıdır: can alter ... and (can) change .... Bu ifade, teknolojinin birbiriyle ilişkili iki sonucunu sunar. Burada alter “değiştirmek” anlamına gelir; ancak bir şeyin biçiminde, durumunda veya özelliklerinde değişiklikten söz ederken sık kullanılan daha resmî bir seçimdir. Nesnesi DNA olduğunda “değişikliğe uğratmak” anlamındadır; kıyafet tadilatıyla ilgili anlamı burada geçerli değildir. Specific genes, genel olarak genleri değil, belirli hedef genleri ifade eder.
Alıştırma
Bu cümlede alter DNA and change specific genes ifadesi neyi gösterir?
- Yalnızca change fiilinin can sözcüğüne bağlı olduğu iki eylem
- Alter kelimesinin daha resmî ve teknik duyulduğu iki paralel değişiklik eylemi
- DNA'yı değiştirmek ile genleri olduğu gibi bırakmak arasındaki karşıtlık
Cevabı göster
Alter kelimesinin daha resmî ve teknik duyulduğu iki paralel değişiklik eylemi
almost as easily as fixing a typo. Deyimler
2:47neredeyse bir yazım hatasını düzeltmek kadar kolayca değiştirebilen hassas bir gen düzenleme aracı haline gelir.
almost as easily as fixing a typo: eylemlerin kolaylığını karşılaştırma
Tam ifade almost as easily as fixing a typo şeklindedir. İki eylemin nasıl gerçekleştirildiğini karşılaştırmak için as + zarf + as yapısını kullanır. Easily önceki eylemin nasıl yapıldığını anlatırken fixing a typo, yani bir yazım hatasını düzeltmek, tanıdık bir karşılaştırma noktası sağlar. Bu bir benzetmedir; iki etkinliğin tamamen aynı olduğu iddiası değildir. Almost karşılaştırmayı yumuşatır: İlk eylem kolaylık bakımından bir yazım hatasını düzeltmeye yakın gösterilir, ancak karmaşıklık, risk veya sonuçlar bakımından aynı olmak zorunda değildir.
Alıştırma
Karşılaştırmayı tamamlamak için almost ve easy sözcüğünün zarf biçimini kullanın: You can update the app ____ as sending a message.
Cevabı göster
almost as easily
Here's how it works in the...: bir süreci açıklamaya giriş
“Here's how it works” ifadesindeki here, fiziksel bir yeri göstermez. İfade “Şöyle işliyor” anlamına gelir ve ardından gelecek açıklamayı başlatır. Bu cümlede it, CRISPR gen düzenlemeyi ifade eder; in the lab ise sürecin gerçekleştiği ortamı belirtir. Bir söylem işareti olarak bu ifade, konuşmacının genel bir girişten mekanizmaya veya adımlara geçtiğini gösterir. Bunu duyduğunuzda, sonraki cümlelerin ne olduğunu ve olayların hangi sırayla gerçekleştiğini açıklamasını bekleyebilirsiniz.
Alıştırma
Bu cümlede Here's how it works esas olarak neyi gösterir?
- Fiziksel bir yerin gösterilmesini isteme
- Sürecin adım adım açıklanmasına geçiş
- Başka açıklama yapmadan konuyu bitirme
Cevabı göster
Sürecin adım adım açıklanmasına geçiş
guide RNA: guide, RNA'nın işlevini belirtir
Guide RNA, Cas9 enzimini eşleşen bir DNA hedefine yönlendirmek üzere tasarlanmış bir RNA molekülünü ifade eden CRISPR terimidir. Bu cümlede to match the gene they want to edit, bilim insanlarının bu molekülün dizisini nasıl seçtiğini açıklar. Burada guide, isim niteleyicisi olarak RNA'dan önce gelir ve RNA'nın işlevini, yani yönlendirme amacıyla kullanıldığını belirtir. Geziye liderlik eden bir kişi anlamına gelmez. Bu tür birleşik ifadelerde son isim, nesnenin ne olduğunu —bir RNA türü—; önceki sözcük ise amacını belirtir.
Alıştırma
Sistemi hedefine yönlendiren RNA için kullanılan iki sözcüklü CRISPR terimini yazın: Scientists design a ____ to match the target DNA sequence.
Cevabı göster
guide RNA
to match the gene: amaç ve match fiilinin teknik anlamı
to match the gene mastar öbeği, kılavuz RNA’nın tasarlanma amacını belirtir: hedef genle eşleşecek şekilde tasarlanır. Burada match, bir yarışmada rekabet etmek değil, hedef gendeki ilgili diziyle uyuşmak anlamındadır. they want to edit yan cümlesi hangi genin kastedildiğini belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede to match the gene ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?
- Kılavuz RNA, hedef genle eşleşecek şekilde tasarlanır.
- Kılavuz RNA, genle yarışacak şekilde tasarlanır.
- Bilim insanları gen için bir ad seçmektedir.
Cevabı göster
Kılavuz RNA, hedef genle eşleşecek şekilde tasarlanır.
attach it to Cas9: attach A to B kalıbı
Attach it to Cas9, attach A to B kalıbını kullanır ve A’yı B’ye bağlamak veya sabitlemek anlamına gelir. Burada it, guide RNA’yı ifade eder; Cas9 ise onun bağlandığı hedeftir. to edatı bağlantı hedefini gösterir. Bu kalıbı yeniden kullanırken A’yı to’dan önce, B’yi ise sonra yerleştirin.
Alıştırma
attach A to B kalıbını tamamlayın: Please attach the label ____ the box.
Cevabı göster
to
Like the viral RNA in the CRISPR immune system, Anlatım akışı
2:59CRISPR bağışıklık sistemindeki viral RNA gibi,
the guide RNA directs Cas9 to the target gene Kalıp ifadeler
3:03kılavuz RNA, Cas9'u hedef gene yönlendirir
Like the viral RNA: karşılaştırma sunma
Burada Like, “... gibi” anlamına gelen bir edattır; “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir. Cümlenin başındaki ifade, viral RNA’yı karşılaştırma noktası olarak sunar. Bu karşılaştırma açıklamayı düzenler: yeni kavram olan kılavuz RNA’yı, viral RNA ile ilişkilendirilen benzer bir yönlendirme rolüne bağlar. Cümle Like + isim öbeği ile başlıyorsa iki şeyin ortak özelliğini ana cümlede arayın.
Alıştırma
Cümlenin başındaki Like the viral RNA ne işe yarar?
- Bir karşılaştırma sunar.
- İki fikrin birbirinin karşıtı olduğunu gösterir.
- Konuşanın viral RNA’dan hoşlandığını söyler.
Cevabı göster
Bir karşılaştırma sunar.
RNA directs Cas9: direct A to B yapısı
Bu cümlede directs, “yönlendirir” anlamında bir fiildir. Yönlendirmeyi kılavuz RNA yapar; Cas9 ise yönlendirilen ögedir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı direct someone or something to a place, target, or source biçimindedir. Burada to the target gene, Cas9’un gideceği yeri veya hedefi belirtir.
Alıştırma
direct A to B yapısını direct fiilinin doğru biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: The sign ____ visitors ____ the exit.
Cevabı göster
directs · to
and the protein's molecular scissors snip the DNA. Deyimler
3:06ve proteinin moleküler makası DNA'yı keser.
molecular scissors snip the DNA: küçük ve hassas bir kesme benzetmesi
“Molecular scissors”, Cas9 proteininin kesme işlevini anlatan bir benzetmedir. Görünmeyen bir moleküler işlemi tanıdık bir makas görüntüsüne dönüştürür; proteinin içinde gerçek bir araç bulunduğu anlamına gelmez. Burada “snip”, küçük ve kontrollü bir kesik atmak anlamındadır. Bu sözcükler birlikte, Cas9'un DNA'yı parçalamak ya da ezmek yerine hassas biçimde kestiğini anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede “molecular scissors snip the DNA” ne anlama gelir?
- Protein, gerçek bir metal makas kullanır.
- Protein, DNA'da küçük ve hassas bir kesik oluşturur.
- Protein, DNA'yı geniş çapta ve kontrolsüz biçimde parçalar.
Cevabı göster
Protein, DNA'da küçük ve hassas bir kesik oluşturur.
the key to CRISPR's power: CRISPR'ın gücünün temel nedeni
“the key to CRISPR's power” ifadesinde key mecaz anlamda kullanılır. CRISPR'ın bu kadar etkili çalışmasını sağlayan temel nedeni belirtir; kilit açmak için kullanılan fiziksel bir anahtar değildir. Buradaki “This”, kılavuz RNA'nın Cas9'u seçilen bir gene yönlendirmesi düşüncesine gönderme yapar. Cümle, bu hedefleme yeteneğini CRISPR'ın gücünün ana açıklaması olarak sunar. Genel olarak the key to + isim veya -ing biçimi, bir sonuç için en önemli etkeni belirtir.
Alıştırma
Cümleyi the key to ifadesiyle tamamlayın: Clear communication is ____ successful teamwork.
Cevabı göster
the key to
Just by injecting Cas9 bound to a short piece of custom guide RNA, Notlar
3:13Kısa bir özel kılavuz RNA parçasına bağlı Cas9 enjekte ederek,
bound to: bağlı veya ilişkili olma durumu
Burada bound to, “bir şeye bağlı” veya “bir şeyle ilişkili” anlamına gelir. Cas9 bound to a short piece of custom guide RNA, “kısa bir özel kılavuz RNA parçasına bağlı Cas9” demektir. Bound, bind fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. bound to ... sözleri, Cas9'u niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciği oluşturur ve onun durumunu açıklar. Bu moleküler bağlamda “kesinlikle olacak” anlamına gelmez ve bir yere yolculuğu anlatmaz.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The medicine is bound to a carrier protein. bound to ne anlama gelir?
- kesin ya da çok büyük olasılıkla gerçekleşecek
- proteine bağlı veya onunla ilişkili
- bir hedefe doğru yolculuk eden
Cevabı göster
proteine bağlı veya onunla ilişkili
scientists can edit practically any gene in the genome. Kalıp ifadeler
3:19bilim insanları genomdaki hemen hemen her geni düzenleyebilirler.
Just by injecting: yöntemi gösteren just by + -ing yapısı
Just by injecting, bir eylemi sonuca götüren yöntem olarak sunmak için just by + -ing kalıbını kullanır. Bu cümlede Cas9–kılavuz RNA kompleksini enjekte etmek, bilim insanlarının genleri düzenleyebilmesi için yeterlidir; just, yalnızca bu yöntemin yeterli olduğu anlamını ekler. by bir yöntemi gösterdiğinde, ardından gelen fiil by injecting ve by changing örneklerindeki gibi -ing biçimini alır. Buradaki by, “bu eylem aracılığıyla” demektir; by Friday ifadesindeki gibi “en geç” anlamına gelmez.
Alıştırma
Parantez içindeki fiilin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Just by ____ the filter, you can make the picture clearer. (adjust)
Cevabı göster
adjusting
edit practically any gene in: practically “neredeyse” demektir
Bu cümlede edit, DNA’yı değiştirmek; practically ise “neredeyse” demektir. practically any gene ifadesi, olası kapsamın son derece geniş olduğunu ancak nadir sınırlara veya istisnalara yine de yer bıraktığını anlatır. Burada practically, any gene ifadesini niteler; “pratik veya uygulamalı bir şekilde” anlamına gelmez. Bu kullanım, bilimsel bir açıklamanın mutlak bir iddiada bulunmadan güçlü görünmesini sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede practically any gene ne anlama gelir?
- olası istisnalarla birlikte neredeyse her gen
- kesinlikle hiçbir istisna olmadan her gen
- pratik veya yararlı olan herhangi bir gen
Cevabı göster
olası istisnalarla birlikte neredeyse her gen
Once the DNA is cut: Once sonraki adımın zaman koşulunu tanıtır
Once, sonraki adımdan önce gerçekleşmesi gereken olayı tanıtır: DNA kesilir. Burada “olur olmaz” veya “bu gerçekleştiğinde” anlamına gelir; dolayısıyla onarım girişimi kesme işleminden sonra gelir. Once burada bir bağlaçtır; “bir kez” anlamındaki zarf değildir. Süreç açıklamalarında Once + özne + geniş zaman fiili, ... kalıbı gelecekteki veya beklenen bir sonucu tanıtabilir; once yan cümlesinde normalde will kullanılmaz.
Alıştırma
“Once the gate opens, the crowd will move forward” cümlesinde Once ne görev yapar?
- Kalabalığın kapı açılmadan önce ilerlediğini söyler.
- Kapının yalnızca bir kez açıldığını söyler.
- Sonraki sonucun ardından gerçekleştiği olayı tanıtır.
Cevabı göster
Sonraki sonucun ardından gerçekleştiği olayı tanıtır.
trim the broken ends and join them back together. Notlar
3:29kırık uçları keser ve tekrar birleştirir.
trim the broken ends ifadesindeki the broken ends
trim the broken ends ifadesinde the broken ends, DNA koptuğunda oluşan fiziksel uçları belirtir. Trim, birleştirilmeye hazır olmaları için bu uçlardaki küçük, düzensiz veya gereksiz parçaları çıkarmak anlamına gelir. and sözcüğü, uçları düzeltme aşamasını sonraki eyleme, yani uçları yeniden birleştirmeye bağlar. Burada ends fiziksel uçlar anlamındadır; bir sürecin sona ermesi anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede trim the broken ends ne anlama gelir?
- Hâlâ sağlam olan uçları süslemek.
- Kopma olduğunda süreci durdurmak.
- Kopmayla oluşan uçlardaki küçük ve gereksiz parçaları çıkarmak.
Cevabı göster
Kopmayla oluşan uçlardaki küçük ve gereksiz parçaları çıkarmak.
join them back together: bağlantıyı yeniden kurmak
Join them back together, ayrılmış parçaları yeniden bağlamak anlamına gelir. Them, daha önce geçen the broken ends ifadesini belirtir; back together ise sonucu, yani parçaların yeniden bağlantılı duruma dönmesini anlatır. Bu yapı, bir onarım veya yeniden montaj daha önce bağlı olan parçaları eski bağlantılı durumuna getirdiğinde kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi back together ile tamamlayın: After the toy snapped in two, Leo glued the pieces ____.
Cevabı göster
back together
called non-homologous end joining: bir onarım sürecini adlandırma
Bu cümlede called non-homologous end joining, hemen önce sözü edilen onarım sürecinin adını verir. Virgüller, bu ifadenin yeni bir ana eylem değil, süreci tanıtan ek bilgi olduğunu gösterir. Non-homologous end joining, bir DNA onarım mekanizmasının tam teknik adıdır. Sözcükleri ayrı ayrı değil, tek bir terim olarak düşünün; burada önemli olan bunun sürecin adı olmasıdır.
Alıştırma
called non-homologous end joining ifadesi cümlede ne yapıyor?
- Sürecin birini aradığını söyler.
- Sürecin gerçekleştirdiği ayrı bir eylemi tanıtır.
- Onarım sürecinin resmî adını verir.
Cevabı göster
Onarım sürecinin resmî adını verir.
and can lead to extra or missing bases. Kalıp ifadeler
3:37ve fazladan veya eksik bazlara yol açabilir.
prone to mistakes: hata yapma eğilimi
Be prone to, özellikle istenmeyen bir şeyi “yaşama veya yapma eğiliminde olmak” anlamına gelir. Buradaki prone to mistakes, onarım sürecinin hata yapmaya yönelik doğal bir risk taşıdığını belirtir. Bu ifade hataları kasıtlı bir seçim ya da tek seferlik planlanmış bir olay olarak değil, bir eğilim olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle sürekli bir riski anlatmak için prone to ifadesini doğal biçimde kullanıyor?
- This system is prone to make errors.
- This system is prone errors.
- This system is prone to errors.
Cevabı göster
This system is prone to errors.
can lead to extra or missing bases: olası bir sonucu belirtmek
Can lead to olası bir sonucu belirtir: hataya açık süreç, bulunmaması gereken bazların eklenmesine veya bulunması gereken bazların atlanmasına neden olabilir. Lead to içindeki to bir edattır. Burada ardından extra or missing bases isim öbeği gelir. Kalıp, neden + can lead to + olası sonuç şeklindedir.
Alıştırma
Hedef ifadeyi tamamlayın: A weak password can lead ____ security problems.
Cevabı göster
to
The resulting gene is often unusable and turned off. Öbek fiiller
3:41Ortaya çıkan gen genellikle kullanılamaz ve kapatılır.
and turned off: etkisiz bir geni tanımlamak
Turned off burada genin etkin olmadığını veya artık normal biçimde ifade edilmediğini anlatır. Bir cihazı kapatma şeklindeki gündelik imgeden yararlanır, ancak gerçek bir fiziksel anahtar söz konusu değildir. And, genle ilgili ikinci bir tanım ekler. Is fiili iki bölüm için de geçerlidir: gen çoğu zaman kullanılamaz durumdadır ve devre dışıdır.
Alıştırma
"The gene was turned off," biyoloji cümlesinde turned off ne anlama gelir?
- Gen etkisiz hâle geldi veya normal biçimde ifade edilmeyi bıraktı.
- Gen hücreden fiziksel olarak çıkarıldı.
- Gen bir elektrik anahtarına bağlandı.
Cevabı göster
Gen etkisiz hâle geldi veya normal biçimde ifade edilmeyi bıraktı.
of template DNA: onarımda başvuru örneği olarak kullanılan DNA
a sequence of template DNA ifadesinde of, sequence sözcüğünü dizinin oluştuğu DNA'ya bağlar; template ise DNA'yı niteler. Template DNA, onarım sürecinin kopyalayabileceği bir örnek olarak sağlanan DNA dizisidir. Burada template, “izlenecek model” genel anlamını korur; yalnızca hazır bir belge veya slayt şablonunu ifade etmez.
Alıştırma
Şu İngilizce cümleyi okuyun: The lab added template DNA to guide repair. template ne anlama gelir?
- başvuru örneği olarak kullanılan bir model
- DNA'da geçici bir değişiklik
- tamamlanmış bir ofis dosyası
Cevabı göster
başvuru örneği olarak kullanılan bir model
CRISPR cocktail: deney bileşenlerinden oluşan bir karışım
CRISPR cocktail ifadesinde cocktail mecazidir. Tek bir işlem için birleştirilen CRISPR ile ilgili deney bileşenlerinin karışımını anlatır; bir içecek değildir. Bu kullanım, birkaç maddeyi birlikte çalışan bir bileşim olarak sunar. Tıp ve bilim iletişiminde cocktail benzer şekilde ilaçların, moleküllerin veya tedavilerin bir birleşimini ifade edebilir.
Alıştırma
Şu İngilizce cümleyi okuyun: The researchers tested a cocktail of proteins in the lab. cocktail ne anlama gelir?
- araştırmacılar için hazırlanmış alkollü bir içecek
- birkaç proteinden oluşan bir karışım
- gösterişli bir adı olan tek bir protein
Cevabı göster
birkaç proteinden oluşan bir karışım
cellular proteins can perform a different DNA repair process
3:51hücresel proteinler, homoloji yönlendirmeli onarım adı verilen
called homology-directed repair: homoloji yönlendirmeli onarım adını tanıtmak
called + ad yapısı, kendisinden önceki ad öbeğinin resmî adını belirtir. Burada called homology-directed repair, önceki farklı DNA onarım sürecinin adını verir. Homoloji yönlendirmeli onarım, yeniden oluşturmayı yönlendirmek için homolog veya çok yakın eşleşen bir DNA şablonu kullanır. Directed, onarımın şablon bilgisince yönlendirildiğini anlatır; bir insanın proteinlere emir verdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede called homology-directed repair ne işe yarıyor?
- Bir insanın proteinleri yönettiğini söyler.
- DNA onarım sürecinin resmî adını verir.
- Onarımın DNA şablonu olmadan gerçekleştiğini belirtir.
Cevabı göster
DNA onarım sürecinin resmî adını verir.
is used as a ...: … olarak kullanılmak
Be used as + ad, bir şeyin o adla belirtilen rolü veya işlevi üstlendiğini anlatır. Edilgen yapı be + used + as biçimindedir; cümlede şablon DNA bir blueprint, yani plan olarak kullanılır. Blueprint burada mecazidir. DNA gerçek bir mimari çizim değildir; onarım sürecinin izleyebileceği bilgiler sağlar. Aynı yapı, bir nesnenin, yerin veya bilgi kaynağının belirli bir rol üstlenmesini anlatabilir.
Alıştırma
“Bir şey rolünde işlev görür” anlamını veren bu dersteki edilgen yapıyla cümleyi tamamlayın: At the science fair, a tablet ____ the display screen.
Cevabı göster
is used as
repairing a defective gene or even inserting a completely new one. Dilbilgisi
4:03kusurlu bir geni onarmak veya hatta tamamen yeni bir tane yerleştirmek için bir plan olarak kullanılır.
repairing ... or even inserting ...: paralel -ing öbekleri
Repairing ... ve inserting ... paralel -ing öbekleridir. Önceki yan cümleye bağlıdırlar ve yeniden yapılandırma sürecinin sağlayabileceği iki olası sonucu ya da yolu eklerler; repairing yeni ve tamamlanmış bir ifade başlatmaz. Or even ikinci olasılığı daha ileri bir adım olarak sunar: süreç mevcut kusurlu bir geni onarabilir, hatta tamamen yeni bir gen yerleştirebilir. One, gene sözcüğünün yerini tutar.
Alıştırma
Burada replacing ve building nasıl bir rol oynuyor? The workshop can restore old bicycles, replacing worn parts or even building an entirely new frame.
- Her biri yeni bir cümle başlatan iki ayrı ana fiildir.
- İki olasılık ekleyen paralel -ing öbekleridir; or even ikinci olasılığı güçlendirir.
- Replacing nedeni, building ise zamanı belirtir.
Cevabı göster
İki olasılık ekleyen paralel -ing öbekleridir; or even ikinci olasılığı güçlendirir.
could potentially create new treatments for diseases Dilbilgisi
4:10kistik fibrozis veya orak hücre anemisi gibi
could potentially create new treatments içindeki potentially create new
Potentially create new içinde potentially, “muhtemelen” anlamını verir. Daha geniş olan could potentially create new treatments ifadesinde could ile birlikte tahmini bilinçli olarak temkinli hâle getirir: yeni tedaviler gelecekte ortaya çıkabilecek olası bir sonuçtur; kesin veya zaten elde edilmiş bir sonuç değildir. New, treatments sözcüğünü; potentially ise create fiilini niteler. Bu yapı, umut verici bir etkiden kesin bir söz vermeden bahsetmeyi sağlar.
Alıştırma
Bu cümleyle ilgili ifadeyi değerlendirin: A longer growing season could potentially create new opportunities for local farmers. Cümle, yeni fırsatların kesinlikle ortaya çıkacağını söylüyor.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
linked to specific genetic errors, Kalıp ifadeler
4:14belirli genetik hatalara bağlı hastalıklar için
like cystic fibrosis or sickle-cell anemia. Kültür
4:16potansiyel olarak yeni tedaviler yaratabileceği anlamına gelir.
linked to specific genetic errors: bir ilişkiyi ifade etmek
linked to specific genetic errors ifadesinde linked to, “ilişkili” veya “bağlantılı” anlamına gelir. Hastalıklarla belirli genetik değişiklikler arasında bir ilişki bulunduğunu belirtir. Bu ifade, iki şeyin “aynı” olduğu anlamına gelmez. Tek başına doğrudan bir nedeni de kanıtlamaz. İlişkinin ne kadar güçlü olduğunu belirlemek için çevredeki kanıtlara bakmak gerekir.
Alıştırma
Hangi cümle, doğrudan bir nedenin kanıtlandığını söylemeden bir ilişkiyi belirtir?
- The condition is the same as a change in this gene.
- The condition is caused by a change in this gene.
- The condition is linked to a change in this gene.
Cevabı göster
The condition is linked to a change in this gene.
cystic fibrosis or sickle-cell anemia: iki kalıtsal hastalık
Cystic fibrosis (kistik fibroz) ve sickle-cell anemia (orak hücreli anemi), kalıtsal hastalıkların adlarıdır. Kistik fibroz, akciğerleri ve sindirimi etkileyebilen yoğun ve yapışkan mukusa yol açar. Orak hücreli anemi, anormal hemoglobinin alyuvarları sert ve orak biçimli hâle getirebildiği bir kan hastalığıdır. Burada bu iki ad, belirli genetik değişikliklerle ilişkili hastalıklara örnek olarak verilmiştir. Kısa çizgiyle yazılan sickle-cell, tam hastalık adının bir parçasıdır; listedeki ayrı bir öğe değildir.
Alıştırma
Örnekte cystic fibrosis ve sickle-cell anemia nedir?
- Belirli genetik değişikliklerle ilişkili hastalık örnekleri
- Bir hücrenin iki bölümünün adı
- İki gen düzenleme aracının adı
Cevabı göster
Belirli genetik değişikliklerle ilişkili hastalık örnekleri
And since it's not limited to humans: neden bildiren since
Burada since, because yani “çünkü” anlamındadır. since it's not limited to humans yan cümlesi ana sonucu açıklayan nedeni verir: the applications are almost endless. Not limited to humans, olası kullanım alanlarının insanların ötesine geçtiğini belirtir. Genel olarak since bir gerçeği neden olarak sunup bu gerçekten çıkan sonuca bağlanabilir.
Alıştırma
“Since the library is closed, we'll study at home,” İngilizce cümlesinde since ne anlama gelir?
- çünkü
- -dığı zamandan beri
- -mesine rağmen
Cevabı göster
çünkü
CRISPR could create plants that yield larger fruit, Kelime
4:23CRISPR daha büyük meyve veren bitkiler,
that yield larger: yield üretmek anlamındadır
that yield larger fruit ifadesinde yield fiildir ve sonuç olarak “üretmek” anlamına gelir. that ile başlayan yan cümle bitkileri tanımlar: Bu bitkiler daha büyük meyveler üretir. Yield sözcüğünün bu anlamı ürünler, enerji, kâr ve ölçülebilen diğer sonuçlarla sık kullanılır. Yield sözcüğünden sonra gelene bakın: fruit gibi bir sözcük genellikle neyin üretildiğini belirtir.
Alıştırma
“The new solar panels yield more power on sunny days,” İngilizce cümlesinde yield ne anlama gelir?
- ölçmek
- boyun eğmek
- üretmek
Cevabı göster
üretmek
can't transmit malaria: sıtmayı bulaştıramamak
Burada transmit, hastalığa yol açan bir etkeni bir konaktan başka bir konağa geçirmek demektir. Sivrisinekler taşıyıcı, yani vector görevi görür; bu nedenle mosquitoes that can't transmit malaria, ısırıkları yoluyla insanlara sıtma bulaştıramayan sivrisinekleri anlatır. Transmit, enfeksiyonun yoluna veya taşıyıcısına odaklandığı için tıbbi ve bilimsel açıklamalarda yaygındır. Aynı yapı transmit a virus, transmit a parasite ve transmit an infection ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
“Bir hastalığı taşıyıcı aracılığıyla geçirmek” anlamındaki hedef resmî fiille cümleyi tamamlayın: Ticks can ____ Lyme disease to humans.
Cevabı göster
transmit
or even reprogram drug-resistant cancer cells. Kalıp ifadeler
4:29veya hatta ilaca dirençli kanser hücrelerini yeniden programlayabilir.
even reprogram drug-resistant cancer cells: ilaca dirençli kanser hücrelerini bile yeniden programlamak
Burada reprogram, hücrelerin nasıl çalıştığını kontrol eden talimatları veya süreçleri bilinçli olarak değiştirmek demektir. Bilgisayar programlama dilini biyolojiye taşır. Drug-resistant, cancer cells ifadesini niteler ve hücrelerin bir veya daha fazla ilaca iyi yanıt vermediği anlamına gelir. Even, bunu çevredeki örneklere göre daha şaşırtıcı veya daha geniş kapsamlı bir olasılık olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede even reprogram drug-resistant cancer cells ne anlama gelir?
- Kanser hücrelerine sıradan bilgisayar yazılımı yüklemek
- Tüm ilaçları kanser hücrelerinden fiziksel olarak uzak tutmak
- İlaçlara dirençli kanser hücrelerinin çalışma biçimini değiştirmek
Cevabı göster
İlaçlara dirençli kanser hücrelerinin çalışma biçimini değiştirmek
It's also a powerful tool for studying the genome, Kalıp ifadeler
4:33Aynı zamanda genomu incelemek için güçlü bir araçtır,
allowing scientists to watch what happens Dilbilgisi
4:36bilim insanlarının bir organizma içinde genler
powerful tool for studying the genome: bir aracın amacını belirtme
a powerful tool for studying the genome ifadesi, genomu incelemek için kullanılan çok etkili bir araç veya yöntem anlamına gelir. Burada powerful, fiziksel gücü değil, aracın ne kadar yararlı ya da etkili olduğunu anlatır. tool for + -ing yapısında for amacı belirtir. Burada for bir edat olduğu için, ardından bir fiil gelirse -ing biçimi kullanılır: for study değil, for studying.
Alıştırma
study fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: A microscope is a powerful tool for ____ tiny cells.
Cevabı göster
studying
when genes are turned off or changed within an organism. Öbek fiiller
4:37kapatıldığında veya değiştirildiğinde ne olduğunu izlemelerine olanak tanır.
allowing scientists to watch what happens: bir işlev veya sonuç ekleme
Allowing scientists to watch what happens, önceki ifadeye bağlanan bir -ing öbeğidir. Aracın işlevini veya sonucunu ekler: araç bu gözlemi mümkün kılar. Allowing, yeni bir cümlenin temel yüklemi değildir. Yapı allow + kişi + to + fiil şeklindedir: allowing scientists to watch. What happens, onların gözlemlediği şeyi belirtir; ardından gelen when yan cümlesi ise sonucu hangi koşulda gözlemlediklerini açıklar.
Alıştırma
Tam cümlede allowing scientists to watch what happens ne işlev görür?
- Allowing sözcüğünü temel yüklem olarak kullanan ayrı ve tamamlanmış bir cümle başlatır.
- Bilim insanlarının başkalarının sonucu gözlemlemesini engellediği anlamına gelir.
- Daha önce açıklanan aracın işlevini veya sonucunu ekler.
Cevabı göster
Daha önce açıklanan aracın işlevini veya sonucunu ekler.
are turned off or changed: genetikte paralel edilgen fiiller
Bu ifade be + geçmiş zaman ortacı edilgen yapısını kullanır: genes eylemlere maruz kalan ögedir. Çoğul özne genes ile are kullanılır; turned off ve changed, are yardımcı fiilini paylaşan paralel geçmiş zaman ortaçlarıdır. Genetikte turn a gene off, bir genin ifade edilmesini ya da etkinliğini durdurmak veya büyük ölçüde azaltmak demektir; fiziksel bir cihazı kapatmak değildir. Changed daha geniştir ve genin ya da durumunun değiştirildiğini belirtir. Within an organism bunun nerede gerçekleştiğini gösterir.
Alıştırma
Bu genetik bağlamında genes are turned off ne anlama gelir?
- Genler etkisiz hâle getirilir veya ifade edilmeleri durur.
- Genler organizmayı kendiliğinden terk eder.
- Genler fiziksel olarak bir makineyi kapatır.
Cevabı göster
Genler etkisiz hâle getirilir veya ifade edilmeleri durur.
isn't perfect yet: sınırlamalara geçişi bildiren bir çekince
Burada isn't perfect yet bir çekince ekler: CRISPR'ın olanaklarından söz edildikten sonra sınırlamalara, risklere veya sorunlara geçileceğini bildirir. Cümle, açıklamayı teknolojinin yapabildiklerinden hâlâ geliştirilmesi gerekenlere taşır. Yet “şu ana kadar” anlamı verir ve gelecekte gelişme olasılığını açık bırakır. Konuşmacı CRISPR'ın değersiz olduğunu ya da hiçbir zaman iyi çalışamayacağını söylemiyor.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? “CRISPR isn't perfect yet” ifadesi CRISPR'ı işe yaramaz diyerek tamamen reddeder.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
It doesn't always make just the intended changes. Kalıp ifadeler
4:43Her zaman sadece amaçlanan değişiklikleri yapmaz.
make just the intended changes: yalnızca amaçlanan değişiklikleri meydana getirmek
make just the intended changes ifadesinde make 'üretmek, meydana getirmek', intended ise planlanmış veya istenmiş değişiklikleri anlatır. Just, the intended changes isim grubunun kapsamını sınırlar ve burada 'yalnızca' anlamına gelir. doesn't always make just the intended changes yan cümlesinin tamamı, sonucun planlananların dışında değişiklikler de içerebileceğini belirtir. Amaçlanan değişikliklerin hiç gerçekleşmediği anlamına gelmez.
Alıştırma
The update made just the requested changes cümlesinde just neyi belirtir?
- Güncelleme yalnızca istenen değişiklikleri yaptı.
- Güncelleme mümkün olan her değişikliği yaptı.
- Güncelleme değişiklikleri kısa süre önce yaptı.
Cevabı göster
Güncelleme yalnızca istenen değişiklikleri yaptı.
And since it's difficult to predict the long-term implications of a CRISPR edit, Kalıp ifadeler
4:47Ve bir CRISPR düzenlemesinin uzun vadeli sonuçlarını tahmin etmek zor olduğundan,
long-term implications of + isim: bir şeyin uzun vadeli sonuçları
Burada implications, konuşmadaki 'imalar' değil, bir eylemin ardından ortaya çıkabilecek olası etkiler veya sonuçlar anlamına gelir. Long-term, bu sonuçların çok daha sonra ortaya çıkabileceğini veya önem kazanabileceğini belirtir. the long-term implications of + isim kalıbı, bir şeyle bağlantılı gelecekteki sonuçları ifade eder. Bu cümlede of a CRISPR edit, sonuçlarını tahmin etmenin zor olduğu eylemi belirtir.
Alıştırma
'Zaman içinde ortaya çıkabilecek olası sonuçlar' anlamına gelen dersteki üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: We need to consider the ____ this policy.
Cevabı göster
long-term implications of
this technology raises big ethical questions. Kalıp ifadeler
4:51bu teknoloji büyük etik soruları gündeme getiriyor.
raises big ethical questions: önemli etik soruları gündeme getirir
Burada raise questions, insanların düşünmesi veya tartışması gereken konuların ortaya çıkmasına neden olmak demektir; bir şeyi fiziksel olarak kaldırmak anlamına gelmez. Ethical questions, neyin doğru, yanlış, adil veya sorumlu olduğuyla ilgili meselelerdir. Raises big ethical questions ifadesindeki big, meselelerin önemli ve geniş etkili olduğunu gösterir. Something raises questions kalıbı, yeni bir eylem, keşif veya teknolojinin incelenmesi gereken kaygılar doğurduğunu anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Teklifin tartışılması gereken ahlaki meseleler doğurduğunu anlatmak için cümleyi raise fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The proposal ____ serious ethical questions.
Cevabı göster
raises
It's up to us to decide the best course forward Notlar
4:55CRISPR tek hücreli organizmaları geride bırakıp
It's up to us to decide: karar vermek bize düşer
It's up to us to decide, seçim yapma yetkisinin veya sorumluluğunun bize ait olduğu anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp It's up to + kişi + to + fiil şeklindedir. Buradaki up to, fiziksel bir yönü değil, bir kararı kimin kontrol ettiğini veya karardan kimin sorumlu olduğunu belirten bir deyimdir. Bu cümlede us geniş bir grubu ifade eder: yalnızca konuşanın küçük grubunu değil, toplumu veya insanlığı anlatır. İfade, konuyu ortak bir seçim ve sorumluluk hâline getirir.
Alıştırma
Komitenin karar verme sorumluluğuna sahip olduğunu göstermek için cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: ____ choose the safest plan.
Cevabı göster
It's up to the committee to
the best course forward: gelecekteki eylemler için bir yol
the best course forward isim öbeğinde course, okuldaki bir ders değil, bir eylem yönü veya planı anlamına gelir. Forward bundan sonra ne olması gerektiğini gösterir; bu nedenle tüm ifade, şu andan itibaren izlenecek en iyi yol demektir. Bu ifade, karar vermeyi bir rota seçmek gibi anlatır. Bu cümlede, nasıl devam edileceğine teknolojinin kendisinin değil, insanların karar vermesi gerektiğini belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede the best course forward ne anlama geliyor?
- Bundan sonra okunacak en iyi ders
- Bir yere giden fiziksel olarak en hızlı yol
- Bundan sonra ne yapılacağına ilişkin en iyi plan veya yön
Cevabı göster
Bundan sonra ne yapılacağına ilişkin en iyi plan veya yön
and heads into labs, farms, hospitals, and organisms around the world. Öbek fiiller
5:01en iyi yolu belirlemek bize kalmış.
leaves single-celled organisms behind: önceki bir aşamayı geride bırakmak
Burada leaves single-celled organisms behind, CRISPR’ın gelişimini bir yolculuk gibi anlatır. CRISPR’ın doğal olarak ortaya çıktığı tek hücreli canlılar bağlamının ötesine geçerek çok daha geniş araştırma ve uygulama alanlarına girdiği anlamına gelir. Leave X behind, daha önceki bir aşamayı veya sınırlı bir ortamı geride bırakıp ilerlemeyi anlatabilir. Canlıların gerçekten bir yerde terk edildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede leaves single-celled organisms behind ne anlama geliyor?
- CRISPR bazı canlıları yanlışlıkla bir laboratuvarda unutmuş.
- CRISPR, ilk tek hücreli canlı bağlamının ötesine geçerek daha geniş kullanım alanlarına yöneliyor.
- CRISPR tüm tek hücreli canlıların yok olmasına neden oluyor.
Cevabı göster
CRISPR, ilk tek hücreli canlı bağlamının ötesine geçerek daha geniş kullanım alanlarına yöneliyor.
heads into ... around the world: dünya genelinde yeni alanlara yayılma
Buradaki heads, bir vücut bölümünü ifade eden isim değil, head fiilinin üçüncü tekil kişi biçimidir. Head into, bir yere, duruma veya aşamaya doğru ilerleyip onun içine girmek anlamına gelir. Bu kullanım CRISPR'a hareket hâlindeymiş gibi bir anlam kazandırır: CRISPR dünya genelindeki laboratuvarlara, çiftliklere, hastanelere ve canlı organizmalara yayılmaktadır. Özne bir teknoloji veya proje olduğunda head into gerçek anlamda yürümeyi değil, genişlemeyi ya da yeni bir aşamaya geçişi anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi head into ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After a successful trial, the program ____ its next phase.
Cevabı göster
heads into
Wrap your head around: zor bir şeyi kavramak
Wrap your head around something, karmaşık, şaşırtıcı veya kabul edilmesi zor bir şeyi anlamak ya da anlamaya çalışmak anlamına gelen bir deyimdir. Fiziksel bir hareketi anlatmaz. Wrap your head around... emir biçiminde kullanıldığında konuşmacı, izleyiciyi genetik oynatma listesi aracılığıyla CRISPR'ın etkilerini daha derinlemesine incelemeye davet eder. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: wrap my head around, wrap her head around ve benzeri.
Alıştırma
Deyimi I ile uyumlu biçimi kullanarak tamamlayın: I still can't ____ this sudden change.
Cevabı göster
wrap my head around
being developed around the world and in the universe right now.
5:15geliştirilmekte olan akıllara durgunluk veren diğer bilimsel gelişmelere bir bakın.
other mind-blowing science: başka şaşırtıcı bilimsel çalışmalar
Burada other mind-blowing science, şaşırtıcı ve heyecan verici başka bilimsel çalışmaları veya içerikleri anlatır. Other, az önce gösterilenlere ek örnekler olduğunu belirtirken mind-blowing çok güçlü ve olumlu bir tepki ifade eder; zihnin gerçekten patlaması anlamına gelmez. mind-blowing, kısa çizgiyle yazılan birleşik bir sıfattır; science sözcüğünden önce gelerek konuşanın değerlendirmesini gösterir. check out... gibi medya yönlendirmelerinde öneriyi coşkulu ve dikkat çekici kılar.
Alıştırma
Hangi cümlede mind-blowing doğal bir şekilde kullanılmıştır?
- The view of Earth from space was mind-blowing.
- The routine safety notice was mind-blowing because it contained no new information.
- The instructions were mind-blowing because they were hard to understand.
Cevabı göster
The view of Earth from space was mind-blowing.