Dağ Sıçanı Günü (Groundhog Day) Açıklandı: İngilizce çalışma notları
CGP Grey
Video özeti: Bu anlatım Groundhog Day geleneğini, ünlü hayvanları, Punxsutawney Phil efsanesini ve sondaki film şakasını ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Eşdizim: “is home to” bir yerin veya ayın önemli bir şeyi barındırdığını, gerçek ev anlatmadığını gösterir ve özellikleri ya da etkinlikleri tanıtır. 2. Dil bilgisi ve cümle kalıbı: “Punxsutawney Phil has been making predictions since the 1880s.” present perfect continuous ile since kullanarak geçmiş başlangıcı halen süren etkinliğe bağlar. 3. Kültür ve medya bağlamı: “an infinite time loop” Groundhog Day filmine gönderme yapar; tekrar ve kişisel değişim gerçek bayram inanışı değil, film göndermesidir.
Bu derste
February is home to one of the most important holidays of the year, Kalıp ifadeler
0:00Şubat, yılın en önemli tatillerinden birine ev sahipliği yapar,
is home to: bir şeyi içermek veya ona ev sahipliği yapmak
Bu cümlede is home to, “içerir” veya “barındırır” anlamındadır. Şubat, önemli bir bayramın gerçekleştiği zaman dilimi olarak ele alınır; home gerçek bir ev değil, mecazdır. Bir yerin, zaman diliminin ya da kuruluşun bir şeyi içerdiğini, barındırdığını veya onunla ilişkili olduğunu söylemek için be home to + isim öbeği kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi be home to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: This wetland ____ many rare plants.
Cevabı göster
is home to
not to forget: sona bir öğe daha eklemek
Burada not to forget, listenin sonuna bir öğe daha ekler. “Ayrıca ... da dâhil edilmeli veya anılmalı” anlamına gelir ve son öğeye özel vurgu yapar. Dinleyiciye verilen doğrudan bir emir değil, sıralamaya eklenen bir ara sözdür. Bu cümlede odağın önemli ek öğe olan Groundhog Day'e kaymasına yardımcı olur.
Alıştırma
“The festival offers music and food, not to forget a fireworks show,” cümlesinde not to forget ne işe yarar?
- Havai fişek gösterisinin iptal edildiğini belirtir
- Dinleyiciye bir görevi hatırlaması için doğrudan emir verir
- Listenin sonuna önemli bir öğe daha ekler
Cevabı göster
Listenin sonuna önemli bir öğe daha ekler
Dağ Sıçanı Günü: 2 Şubat geleneği
Dağ Sıçanı Günü, Kuzey Amerika'da 2 Şubat'ta kutlanan bir gelenektir. Geleneğe göre insanlar bir dağ sıçanını gözlemler: gölgesini görmesi kışın altı hafta daha süreceği, gölgesini görmemesi ise baharın erken geleceği anlamına gelir. Bu cümlede Groundhog Day, aynı olayların tekrar etmesi şeklindeki film kaynaklı anlamı değil, gerçek kutlamayı ifade eder. Bu tahmin bilimsel hava tahmini değil, bir halk inanışıdır.
Alıştırma
Bu cümlede Groundhog Day neyi ifade ediyor?
- Her gün tahmin yayımlayan bilimsel bir meteoroloji hizmeti
- Bütün kış mevsiminin resmî adı
- Baharın ne zaman geleceğini tahmin etmeye yönelik bir Kuzey Amerika geleneği
Cevabı göster
Baharın ne zaman geleceğini tahmin etmeye yönelik bir Kuzey Amerika geleneği
If you live outside of Canamerica, Kelime
0:05Eğer Canamerica'nın (Kanada ve Amerika) dışında yaşıyorsanız,
Canamerica: Canada ve America'nın eğlenceli birleşimi
Canamerica, Canada ile America adlarının eğlenceli biçimde birleştirilmesidir. Konuşmacı Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri için tek bir ad uydurur; mizah, iki ülke adının bir araya getirilmesinden doğar. Bu, resmî bir yer adı veya standart bir coğrafya terimi değildir. Komedide ya da medyada böyle bir sözcükle karşılaştığınızda tanıdık sözcük parçalarını bulun ve uydurulan anlamı bağlamdan çıkarmaya çalışın.
Alıştırma
Bu cümlede Canamerica nedir?
- Resmî bir ülke adı
- Kuzey Amerika'nın tamamı için kullanılan standart bir ad
- Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri için eğlenceli bir birleşim
Cevabı göster
Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri için eğlenceli bir birleşim
Bir şeyi sunarken kullanılan “Here you go.”
Bu cümlede here you go, “Size göstermek üzere olduğum şey burada” anlamına gelir. İzleyicinin dikkatini sırada gösterilen hayvana veya görüntüye yöneltir ve sunumu başlatır. Bir yere gitmeyi söyleyen gerçek anlamlı bir talimat değildir. Başka durumlarda bir nesneyi uzatırken, istenen bilgiyi verirken veya ekranda bir şey gösterirken de kullanılabilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız çiziminizi görmek istiyor. Çizimi kaldırıp ona gösteriyorsunuz. Söylenecek en doğal ifade hangisidir?
- Where did you go?
- You go here.
- Here you go.
Cevabı göster
Here you go.
They're basically giant grumpy squirrels who dig burrows underground.
0:10Temel olarak, yeraltında yuvalar kazan devasa, huysuz sincaplardır.
to occasionally make their comfy home a structural hazard to your comfy home. Dilbilgisi
0:14kendi rahat evlerini zaman zaman sizin rahat eviniz için yapısal bir tehlikeye dönüştürebilir.
“make their comfy home a structural hazard”: make + nesne + isim tümleci
Burada make, “yaratmak” değil, “bir şeyin başka bir şeye dönüşmesine neden olmak” anlamındadır. Their comfy home nesnedir; a structural hazard ise bu yuvanın neye dönüştüğünü söyleyen bir isim öbeğidir. Kalıp make + nesne + isim tümleci şeklindedir: make their comfy home a structural hazard. Bir eylem veya durum, bir kişiye ya da şeye yeni bir rol, statü veya sınıflandırma kazandırdığında kullanılır.
Alıştırma
İpucunu kullanarak cümleyi make + nesne + isim tümleci yapısıyla tamamlayın. A loose cable can ____. İpucu: make + the hallway + a safety hazard
Cevabı göster
make the hallway a safety hazard
This explains the first half of their name.
0:18Bu, İngilizce isimlerinin (Groundhog) ilk yarısını (Ground=Toprak) açıklar.
The second half is because they're kind of fat. Ton ve niyet
0:19İkinci yarısı (hog=domuz) ise biraz şişman olmalarından kaynaklanır.
Yumuşatıcı olarak kind of + sıfat
Burada kind of, fat sıfatından önce gelir ve “biraz” ya da “bir bakıma” anlamına gelir. Yargının gücünü azaltır, böylece fat sözü daha az doğrudan duyulur. Bu kullanımda kind of dereceyi yumuşatır. Konuşanın mümkün olan en güçlü iddiayı söylemek yerine yaklaşık veya temkinli bir betimleme yaptığını gösterir.
Alıştırma
“This bag is kind of heavy” cümlesinde kind of ne anlama gelir?
- biraz; yargıyı yumuşatır
- bir çanta türü
- tamamen ve hiç şüphesiz
Cevabı göster
biraz; yargıyı yumuşatır
when winter arrives, they need their excess weight to go into hibernation. Kalıp ifadeler
0:23kış geldiğinde kış uykusuna yatmak için aşırı kilolarına ihtiyaç duyarlar.
go into hibernation: bir duruma girmek
Go into hibernation, kış uykusu durumuna girmek anlamına gelir. Burada go into bir yere gitmeyi değil, durum değişikliğini belirtir. Hibernation, bazı hayvanların soğuk mevsimlerde uzun süre boyunca etkinliklerini büyük ölçüde azalttıkları durumdur. İfadenin tamamı, bir hayvanın bu duruma girmeye başlamasını anlatan doğal bir sözcük birleşimidir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için go into ile kışın girilen hareketsiz durumun adını kullanın: In late autumn, some bats ____.
Cevabı göster
go into hibernation
The story of the holiday is that on February 2nd, Dilbilgisi
0:26Bu tatilin hikayesine göre 2 Şubat'ta,
The story of the holiday is that...: geleneksel bir anlatıyı tanıtmak
The story of the holiday is that ... ifadesinde story, tatille ilgili insanların anlattığı geleneksel hikâye veya açıklama anlamındadır; kurmaca bir öykü anlamına gelmez. Bu ifade, tatilin kökeni ya da anlamı hakkında anlatılanları tanıtır. Burada that, anlatıyı tamamlayan yan cümleyi başlatır: The story of X is that + bilgi. Dinleyiciyi ardından gelecek açıklamaya hazırlar; that, bir nesneyi gösteren “şu” anlamında değildir.
Alıştırma
Doğrudan bir neden yerine geleneksel bir anlatıyı tanıtan cümleyi seçin.
- The festival is on the first Monday in May.
- The story of the festival is that neighbors started it after a long winter.
- The reason for the festival is that it celebrates the first harvest.
Cevabı göster
The story of the festival is that neighbors started it after a long winter.
to peek out of their burrow and look at the world. Öbek fiiller
0:30yuvalarından dışarı göz atmak ve dünyaya bakmak için.
peek out of: bir yerden dışarıya kısa bir bakış
Peek out of bir yer, o yerin içinden kısa ve temkinli bir şekilde dışarı bakmak demektir; çoğu zaman yalnızca gözlerin veya başın görünmesi düşünülür. Bu cümlede dağ sıçanları yuvalarının içindedir ve dış dünyaya küçük, çekingen bir bakış atar. Yapı peek out of + yer şeklindedir: peek hızlı ve dikkatli bakışı, out of ise öznenin dışarıya baktığı yeri belirtir. Buradaki anlamı “yoksun olmak” veya “artık sahip olmamak” değildir.
Alıştırma
Bir yerin içinden dışarıya doğru kısa ve temkinli bakmayı anlatan cümleyi seçin.
- The rabbit peeked out of the box when it heard a sound.
- The rabbit watched the box from across the room.
- The rabbit peeked into the box to find a carrot.
Cevabı göster
The rabbit peeked out of the box when it heard a sound.
If they don't: see their shadow ifadesinin çıkarılması
İkinci if yan cümlesinde don't, don't see their shadow anlamına gelir. Yardımcı fiil do, geniş zamanı ve olumsuzluğu taşır; tekrarlanan see their shadow fiil grubu ise ilk cümleden açıkça anlaşılabildiği için çıkarılır. Then, karşıt koşulun sonucunu tanıtır: gölge görmezlerse baharın erken geleceği öngörülür. Do, does veya did bu şekilde kullanıldığında, dinleyenin kolayca tamamlayabildiği bir fiil grubunu tekrarlamak gerekmez.
Alıştırma
'Doesn't' ifadesinin 'doesn't want the apple' yerine doğru biçimde kullanıldığı seçeneği seçin.
- Mia may want the apple. If she does, give it to her. If she doesn't, put it back.
- Mia may want the apple. If she does, give it to her. If she isn't, put it back.
- Mia may want the apple. If she does, give it to her. If she don't, put it back.
Cevabı göster
Mia may want the apple. If she does, give it to her. If she doesn't, put it back.
The holiday started in the 1800s as a Pennsylvania Dutch custom of weather prediction, Kültür
0:37Bu tatil 1800'lerde bir Pensilvanya Dutch hava tahmini geleneği olarak başladı,
Pennsylvania Dutch: Alman kökenli bir Amerikan topluluğunun adı
Pennsylvania Dutch, Pensilvanya'daki Almanca konuşan göçmen toplulukları, onların soyundan gelenler ve kültürel gelenekleri için kullanılan tarihî bir addır. Bu cümlede, hava tahmini geleneğiyle bayramın şekillenmesine katkıda bulunan topluluğu belirtir. Buradaki Dutch, Hollanda'dan gelen anlamına gelmez. Ad, Almancada Alman veya Almanca anlamındaki Deutsch sözcüğüyle tarihsel olarak bağlantılıdır. Bu nedenle ifade, sözcük sözcük çevrilmek yerine bütün bir kültürel ad olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Bir müze açıklamasında Pennsylvania Dutch ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The exhibit shows Pennsylvania Dutch maps brought from the Netherlands by Dutch sailors.
- Every person who lives in Pennsylvania is Pennsylvania Dutch.
- The exhibit shows Pennsylvania Dutch quilts made by a German-descended community in Pennsylvania.
Cevabı göster
The exhibit shows Pennsylvania Dutch quilts made by a German-descended community in Pennsylvania.
and today is celebrated in Canada and 49 of the 50 states,
0:40ve bugün Kanada'da ve ABD'nin 50 eyaletinden 49'unda kutlanmaktadır,
Ek bilgi veren the exception being Alaska ifadesi
the exception isim grubu, önceki genel ifadeye dâhil olmayan bir unsuru belirtir. Alaska bu istisnanın ne olduğunu gösterir. Being, ek bilgi veren bağımsız yapının içinde the exception ile Alaska’yı birbirine bağlar. Cümlenin şimdiki zaman süreklilik bildiren ana fiili değildir; bu kısa ifade yaklaşık olarak with Alaska as the exception anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi the exception being + isim yapısıyla tamamlayın: The museum opens every day, ____. İstisna olarak Monday’i kullanın.
Cevabı göster
the exception being Monday
which in 2009 decided to forgo Groundhog Day in favor of Marmot Day. Kalıp ifadeler
0:44ki onlar 2009'da Dağ Sıçanı Günü'nden vazgeçip Marmot Günü'nü kutlamaya karar verdiler.
forgo A in favor of B: bir seçenekten vazgeçip diğerini seçmek
Forgo A in favor of B, A’dan vazgeçmek, A’yı atlamak veya kullanmamak ve onun yerine B’yi seçmek anlamına gelir. Burada A Groundhog Day, B ise Marmot Day’dir. Sıra önemlidir: forgo’dan sonraki unsur reddedilir; in favor of’tan sonraki unsur seçilir.
Alıştırma
Cümleyi forgo A in favor of B yapısıyla tamamlayın: To reduce waste, the cafe decided to ____ plastic cups ____ reusable mugs.
Cevabı göster
forgo · in favor of
many groundhogs contend with each other to be the king of seasonal weather prediction. Kelime
0:49birçok dağ sıçanı mevsimsel hava tahmini kralı olmak için birbiriyle yarışır.
contend with each other = birbirleriyle yarışmak
Burada contend with each other, birbirleriyle yarışmak anlamına gelir. Each other, eylemin karşılıklı olduğunu gösterir: her dağ sıçanı diğerlerinin rakibidir. to be the king of seasonal weather prediction amaç ifadesi, yarışma anlamını doğrular. Başka bağlamlarda contend with, bir zorlukla başa çıkmak anlamına gelebilir. Doğru anlamı seçmek için with sözcüğünden sonra ne geldiğine ve belirtilen amaca bakın.
Alıştırma
“Three school teams contend with each other to win the cup,” cümlesinde “contend with each other” ne anlama gelir?
- aynı sorunla birlikte başa çıkmak
- birbirleri için sonucu tahmin etmek
- birbirleriyle yarışmak
Cevabı göster
birbirleriyle yarışmak
Their main weapon in this war being their delightful names, Deyimler
0:53Bu savaştaki ana silahları ise o keyifli isimleridir,
Eğlenceli bir benzetme olarak Their main weapon in this war
Burada war ve weapon birer benzetmedir. Dağ sıçanları yalnızca ilgi ve statü için yarışıyor; gerçekten savaşmıyorlar. Hoş isimlerine silah denmesinin nedeni, bu isimlerin yarışmadaki başlıca avantajları olmasıdır. Zararsız bir yarışmayı ciddi savaş sözcükleriyle anlatmak durumu abartır ve eğlenceli, mizahi bir ton yaratır. Daha genel olarak weapon, şiddet içermeyen bir yarışmada yararlı bir araç veya güçlü yön anlamına gelebilir.
Alıştırma
“In the debate, her strongest weapon was a clear question,” cümlesinde “her strongest weapon” ne anlama gelir?
- onun en etkili avantajı
- birini incitmek için kullanılan gerçek bir nesne
- tartışmayı reddettiği konu
Cevabı göster
onun en etkili avantajı
such as Queen Charlotte and Sir Walter Wally in North Carolina,
0:55Kuzey Carolina'daki Kraliçe Charlotte ve Sir Walter Wally gibi,
Be overshadowed by someone or something: birinin ya da bir şeyin gölgesinde kalmak
Bu cümlede be overshadowed by mecaz anlamda kullanılır. Son dağ sıçanı, komşusu General Beauregard Lee daha çok ilgi çektiği için daha az dikkat çeker; burada gerçek bir gölgeden söz edilmez. be overshadowed by + kişi veya şey kalıbı, bir öznenin başka birinin yanında daha az öne çıkan, daha az önemli veya daha az etkileyici görünmesini anlatır. Somewhat dereceyi yumuşatır: daha az fark edilir ama tamamen göz ardı edilmez.
Alıştırma
Cümleyi “başka bir şey yüzünden daha az ilgi gördü” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The smaller discovery was ____ the headline announcement.
Cevabı göster
overshadowed by
who one must assume has stylish facial hair Ton ve niyet
1:08ki onun şık bir yüz kılına sahip olduğunu varsaymak gerekir
One must assume ile ciddi görünümlü mizahi çıkarım
One must assume, bir sonucu kaçınılmazmış gibi sunar. Buradaki one, “bir kişi” veya “genel olarak insanlar” anlamına gelen kişisiz bir zamirdir; must ise zorunluluk değil, güçlü bir çıkarım ifade eder. Konuşmacının dağ sıçanının şık sakalları olduğuna dair bir kanıtı yoktur. Bu saçma tahmini resmî ve kendinden emin sözlerle ifade etmek, ciddi görünüşlü kuru bir mizah yaratır. Anlatımda böyle abartılı bir kesinlik, “sonucun” gerçek değil, şakanın kendisi olduğuna işaret edebilir.
Alıştırma
“One must assume the cat keeps a tiny diary,” şeklindeki mizahi cümlede one must assume ne işe yarar?
- Konuşmacının günlüğü gördüğünü doğrular.
- Saçma bir tahmini resmî, kendinden emin ve ciddi görünüşlü bir biçimde sunar.
- Kediye günlük tutma zorunluluğu verir.
Cevabı göster
Saçma bir tahmini resmî, kendinden emin ve ciddi görünüşlü bir biçimde sunar.
while drinking mint julep and pining for the day when the South will rise again. Kalıp ifadeler
1:12nane cülebini yudumlarken Güney'in tekrar yükseleceği o günü özlemle beklediğini.
veranda of his plantation home ... mint julep ... the South will rise again içindeki eski Güney karikatürü
Bu ayrıntılar, Amerika'nın eski Güney'ine ilişkin abartılı bir tablo oluşturur. Veranda, çatılı ve açık bir sundurmadır; plantation home, varlıklı plantasyon sahipleri sınıfını ve kölelik tarihini çağrıştırır; mint julep ise Güney gelenekleriyle güçlü biçimde ilişkilendirilen bir içkidir. “The South will rise again”, İç Savaş sonrasında eski Güney'i yeniden kurmaya yönelik söylemleri çağrıştırır. Bu imgeler birlikte, karakteri geçmişe özlem duyan Güneyli bir beyefendi karikatürüne dönüştürür. Konuşmacı bu kişiliği şaka amacıyla uydurmaktadır; dağ sıçanının gerçekten içki içtiğini veya siyasi görüşleri olduğunu söylememektedir.
Alıştırma
Konuşmacı bu ayrıntılarla ne yapıyor?
- Modern Güney siyasetini ciddi biçimde övmek
- Bir dağ sıçanının evi ve içkisi hakkında gerçek bilgi vermek
- Komik etki için abartılı bir eski Güney kişiliği yaratmak
- Mint julep yapımını açıklamak
Cevabı göster
Komik etki için abartılı bir eski Güney kişiliği yaratmak
pining for: derin ve sürekli özlem
Burada pining for, artık bulunmayan, kaybedilmiş ya da gerçekleşmesi pek olası olmayan bir şey için derin ve sürekli özlem duymak demektir. Basitçe bir şeyi istemekten çok daha güçlü ve duygusaldır. pine for + kişi, şey, yer, dönem veya olay yapısı kullanılır. -ing biçimi olan pining for, duygunun sürdüğünü gösterir; burada hayalî karakterin nostaljik ve dramatik görünmesini sağlar.
Alıştırma
Cümleyi pine for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After moving abroad, Maya found herself ____ the family meals she remembered.
Cevabı göster
pining for
who throws an annual party to help him stay on top Deyimler
1:19zirvede kalmasına yardımcı olmak için her yıl bir parti düzenler
stay on top: liderliği korumak
Bu cümlede stay on top, lider ya da en çok öne çıkan kişi olarak kalmak demektir. Partinin Willie’nin kamuoyu önündeki konumunu korumasına yardım ettiği anlatılıyor; ifade fiziksel olarak bir şeyin üstünde kalmak anlamına gelmiyor. Bu ifade, bir yarışmada veya durumda güçlü konumu korumayı anlatabilir. Top sözcüğünün birincilik, başarı veya kontrol anlamlarından hangisini taşıdığını bağlam gösterir.
Alıştırma
Özgün cümlede stay on top ne anlama geliyor?
- Yüksek bir nesnenin üzerinde durmak
- Lider ya da en çok öne çıkan kişi olarak kalmak
- Parti görevleri listesini güncel tutmak
Cevabı göster
Lider ya da en çok öne çıkan kişi olarak kalmak
and make sure that the people keep building epic statues of him.
1:21ve insanların ona destansı heykeller inşa etmeye devam etmesini sağlar.
if there could be only one ... would be: varsayımsal bir seçim
if + could ... would ... kalıbı, geçmişteki bir olayı veya kesinleşmiş bir gerçeği bildirmek yerine bir koşulu hayal eder. Buradaki if there could be only one, grubu yalnızca birinin temsil edebildiğini varsaymak demektir. Punxsutawney Phil would be him ise bu hayalî durumda konuşanın Phil’i seçeceğini belirtir. Birkaç kişi veya şey arasından varsayımsal olarak birini seçmek için If there could be only one X, Y would be it kalıbını kullanabilirsin. Could hayalî sınırı kurar, would ise bu koşuldaki sonucu verir.
Alıştırma
Cümleyi could/would varsayım kalıbıyla tamamla: If there ____ only one team captain, Maya ____ the best choice.
Cevabı göster
could be · would be
Not only is his name the most fun to say, Dilbilgisi
1:27Sadece adını söylemesi en eğlenceli olan o değil,
but he also has quite a posse of top-hatted tuxedoed men Kelime
1:29aynı zamanda silindir şapkalı ve smokinli koca bir maiyeti var
Cümle başındaki Not only is ... but ... also yapısı
Not only, ilk bilgiyi but ... also ile gelen ek veya daha güçlü biçimde vurgulanan ikinci bilgiye bağlar. Burada önce adını söylemenin eğlenceli olduğu belirtilir, sonra da yanında dikkat çekici bir erkek grubu bulunduğu eklenir. Not only cümlenin başına geldiğinde özne ile yardımcı fiilin yeri değiştirilir: is, his name öznesinden önce gelir. but sonrasındaki bölüm normal bildirme sırasını korur: he also has; also has he denmez.
Alıştırma
Cümleyi baştaki Not only kalıbı ve ona eşlik eden bağlaçla tamamlayın: ____ the library quiet right now, ____ it also has comfortable chairs.
Cevabı göster
Not only is · but
quite a posse: epey kalabalık bir maiyet
Quite a + tekil sayılabilen isim, bir şeyin özellikle dikkat çekici, etkileyici, büyük veya sıra dışı olduğunu belirtir. “Bire eşit” anlamında bir miktar bildirmez. Posse başlangıçta kanunun uygulanmasına yardım etmek veya birini kovalamak için toplanan grubu ifade ediyordu. Günümüzün gündelik kullanımında ise bir kişinin çevresindeki arkadaş, yardımcı veya destekçi grubunu mizahi biçimde anlatabilir. Buradaki quite a posse, grubun epey büyük ve çarpıcı görünmesini şakacı bir tonla sağlar.
Alıştırma
“Dikkat çekecek kadar büyük veya etkileyici bir grup” anlamını vermek için vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The actor arrived with ____ of friends and assistants.
Cevabı göster
quite a posse
who look after him and call themselves the Inner Circle. Notlar
1:31ona bakan ve kendilerine Inner Circle (İç Çember) diyen.
look after him: birine bakmak
Look after, “birine bakmak” veya “birini güvende tutma sorumluluğunu üstlenmek” anlamına gelen çok sözcüklü bir fiildir. Burada look after him, grubun Phil’e baktığını anlatır. Look after ifadesini tek bir bütün olarak düşünün: Buradaki look yalnızca “gözlerle bakmak” anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilecek yapı look after + kişi, hayvan, yer veya eşyadır.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz ve “birine bakmak” anlamına gelen iki sözcüklü fiille tamamlayın: Maya will ____ her little brother until dinner.
Cevabı göster
look after
the Inner Circle: belirli bir grubun adı
Bu cümlede the Inner Circle, Punxsutawney Phil’e bakan ve Dağ Sıçanı Günü töreninin yürütülmesine yardım eden grubun adıdır. Büyük harfler ve videonun bağlamı, bunun herhangi bir arkadaş grubu değil, belirli bir grup olduğunu gösterir. Bu ad aynı zamanda önemli bir kişiye yakın, güvenilir küçük bir insan grubunu anlatan yaygın inner circle ifadesiyle de oynar. Bu yaygın anlam gizlilik ve özel konum hissi verir; ancak burada sözcükler, bu adı taşıyan grubu gösterir.
Alıştırma
“They look after Phil and call themselves the Inner Circle,” cümlesinde the Inner Circle neyi ifade eder?
- Bir kişinin en yakın arkadaşlarından oluşan herhangi bir grup
- Phil’e bakan ve törenin yürütülmesine yardım eden adlı grup
- Bir binanın içindeki dairesel bir oda
Cevabı göster
Phil’e bakan ve törenin yürütülmesine yardım eden adlı grup
Punxsutawney Phil has been making predictions since the 1880s. Dilbilgisi
1:34Punxsutawney Phil 1880'lerden beri tahminlerde bulunuyor.
Kaynak belirteci olarak According to them,
“According to them”, sonraki iddianın kaynağı olan kişileri belirtir. Buradaki them, Inner Circle grubuna gönderme yapar. Bu nedenle tahminlerin uzun geçmişi, anlatıcının şahsen kanıtladığı bir bilgi olarak değil, bu grubun anlatımı olarak sunulur. Bu kaynak belirteci, bilgiyi veren kişiyle onu aktaran kişiyi birbirinden ayırır. Konuşmacı, aktardığı bilgiye katılıp katılmadığını veya onun doğru olduğundan emin olup olmadığını göstermeden bir iddiayı aktarabilir.
Alıştırma
Bu cümlede “According to them” bize neyi gösteriyor?
- Anlatıcının bütün tahminleri şahsen yaptığını söyler.
- Kaynağın Inner Circle olduğunu söyler, ancak anlatıcının iddianın doğru olduğunu bildiğini söylemez.
- İddianın resmî bir kurala uygun olduğunu söyler.
Cevabı göster
Kaynağın Inner Circle olduğunu söyler, ancak anlatıcının iddianın doğru olduğunu bildiğini söylemez.
has been making ... since the 1880s: geçmişten bugüne devamlılık
“Has been making”, present perfect continuous yapısıdır: has + been + -ing eki alan fiil. Tahminde bulunma etkinliğinin geçmişte başladığını ve şimdiye kadar devam ettiğini ya da tekrar tekrar gerçekleştiğini gösterir. “Since the 1880s” başlangıç noktasını belirtir. Tahminde bulunmak gibi tekrarlanan bir etkinlikle kullanıldığında, bu uzun dönem boyunca tekrar tekrar tahmin yapıldığı anlamına gelir; tek bir tahminin bütün bu süre boyunca devam ettiğini anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi “study” fiilinin present perfect continuous biçimiyle ve başlangıç noktası belirten sözcükle tamamlayın: Mia ____ English ____ 2021.
Cevabı göster
has been studying · since
Not a X, mind you, but this X: herhangi biri değil, özellikle bu
“not a X ... but this X” kalıbı önce bir grubun genel veya birbirinin yerine geçebilecek bir üyesini reddeder, ardından belirli bir X'i gösterir. Burada a Punxsutawney Phil, bu adı taşıyabilecek bir birey veya sürüm anlamına gelirken this Punxsutawney Phil daha önce konuşulan belirli hayvanı ifade eder. “Mind you” parantez içi bir uyarı gibidir: konuşan kişi bir varsayımı düzeltmek veya şaşırtıcı bir ayrıntıyı vurgulamak için kısa bir ara verir. Dinleyiciye zihnini kontrol etmesini veya hatırlamasını söyleyen gerçek bir emir değildir.
Alıştırma
Bir anlatıcı, “The story is about not a random robot, mind you, but this robot—the one that saved the city.” diyor. Anlatıcı ne yapıyor?
- Dinleyiciye robot kelimesini ezberlemesini emretmek.
- Olası bir varsayımı düzeltmek ve belirli bir robotu göstermek.
- Hikâyedeki robotun yerine herhangi bir robotun geçebileceğini söylemek.
Cevabı göster
Olası bir varsayımı düzeltmek ve belirli bir robotu göstermek.
who is functionally immortal because of a magical life-extending elixir Kelime
1:40sihirli bir ömür uzatma iksiri sayesinde işlevsel olarak ölümsüz olan
functionally immortal: pratikte ölümsüz
Functionally, “pratikteki etkisi bakımından” veya “konuşulan amaç açısından” anlamına gelir. İddiayı sınırlar: ömrü çok uzatıldığı için bu varlık ölümsüzmüş gibi yaşar. Bu nedenle functionally immortal, ölmesinin kesinlikle imkânsız olduğu anlamına gelmek zorunda değildir. Aynı kalıp, katı tanımın doğru olduğunu iddia etmeden pratik sonuçları anlatmanızı sağlar.
Alıştırma
Bir makinenin bütün parçaları vardır, ancak makine açılamaz veya kullanılamaz. Kalıcılık hakkında daha katı bir iddia kurmadan pratik etkisini anlatan cümleyi seçin.
- The machine is functionally useless.
- The machine is permanently useless.
- The machine is beautifully useless.
Cevabı göster
The machine is functionally useless.
so that he can continue to make predictions Dilbilgisi
1:45böylece o tahmin yapmaya devam edebilsin diye
so that he can + fiilin yalın hâli
Burada so that he can continue to make predictions, hazırlığın amacını belirtir. Üyeler, onun tahminlerde bulunmaya devam etmesini mümkün kılmak amacıyla bir şey hazırlar. so that + özne + can + fiilin yalın hâli kalıbı, kimin bir yetenek veya fırsat kazandığını ve neyin mümkün hâle geldiğini açıkça belirtir. “Hangi amaçla?” sorusuna cevap verir; yalnızca “bu nedenle” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi so that + she + can ile tamamlayın: Ava saves the map ____ find the campsite.
Cevabı göster
so that she can
and bring in tourist revenue until the end of time. Notlar
1:46ve zamanın sonuna kadar turizm geliri getirebilsin diye.
bring in tourist revenue: turizm geliri getirmek
Burada bring in, bir şeyi fiziksel olarak içeri taşımak değil, “üretmek” veya “çekmek” anlamına gelir. Tourist revenue, turistlerin ziyaret edip harcama yapması sayesinde bir yerin veya işletmenin elde ettiği turizm geliridir. Başka durumlarda da kullanılabilen bring in + para, iş, müşteri veya ziyaretçi kalıbı, bir etkinliği bu kazancın kaynağı olarak gösterir. Bu cümlede tahminlerin sürmesinin turizm geliri üretmeye devam etmesi beklenir.
Alıştırma
“Üretmek” anlamındaki iki sözcüklü fiille cümleyi tamamlayın: The winter market could ____ extra tourist revenue.
Cevabı göster
bring in
Abartı olarak until the end of time
Until the end of time, “sonsuza dek” veya “hayal edilemeyecek kadar uzun süre” anlamına gelen bilinçli bir abartıdır. Ölçülebilir bir bitiş tarihi vermez ve dünyanın ne zaman sona ereceğini gerçek anlamda tahmin etmez. Buradaki abartı, turizm gelirinin hiç bitmeden süreceği izlenimini vererek mizahi ve dramatik etkiyi güçlendirir.
Alıştırma
Cümlede until the end of time ne ifade ediyor?
- Konuşanın aklında belirli bir bitiş tarihi var.
- Turizm geliri sonsuza dek veya hayal edilemeyecek kadar uzun süre devam edecek.
- Turizm geliri yalnızca o günün sonuna kadar devam edecek.
Cevabı göster
Turizm geliri sonsuza dek veya hayal edilemeyecek kadar uzun süre devam edecek.
that only the president of the Inner Circle can understand.
1:50bunu sadece İç Çember'in başkanı anlayabiliyor.
Yanıtı haber vermek için If you think X, then...
Bu cümle, olası bir görüşü sunup ardından yanıtı haber veren bir yapı kullanır: If you think X, then there are Y things you should consider. if yan cümlesi, dinleyicinin sahip olabileceği bir görüşü ortaya koyar; konuşanın bu görüşe katıldığını göstermez. Ana cümle, tam olarak iki maddeden oluşan düzenli bir yanıtın geleceğini bildirir. Bu, dinleyicinin yanıtı takip etmesini kolaylaştırır ve ciddi ya da komik bir sonuca varmadan önce merak yaratabilir.
Alıştırma
Bu cümle yapısı temel olarak ne yapıyor?
- Olası bir görüş sunar ve iki bölümlü bir yanıtı haber verir.
- Dinleyicilerden iki bayram arasında seçim yapmalarını ister.
- Konuşanın bu görüşe katıldığını belirtir.
Cevabı göster
Olası bir görüş sunar ve iki bölümlü bir yanıtı haber verir.
have no sense of fun: eğlenmeyi bilmemek
Have no sense of fun, eğlenceli ve oyuncu bir ruhtan yoksun olmak ya da eğlenceli olması amaçlanan şeylerden keyif almaya yanaşmamak demektir. Burada şakacı bir eleştiridir: konuşan kişi, karşısındakinin eğlenceli bir şeyi gereğinden fazla ciddiye aldığını söylüyor. Have no sense of + isim kalıbı, belirli bir farkındalık veya niteliğin bulunmadığını anlatır. Bu ifadede sense of fun, bir kişinin eğlenceli durumların tadını çıkarma yeteneğini ve isteğini belirtir.
Alıştırma
Yakın bir arkadaşınız partideki bütün oyunları saçma bulup reddediyor. Burada öğretilen şakacı kişisel eleştiriyi hangi cümle ifade eder?
- You're not having fun right now.
- You have no sense of fun.
- You don't feel like playing this game today.
Cevabı göster
You have no sense of fun.
you better be careful on Groundhog Day Ton ve niyet
1:59Dağ Sıçanı Günü'nde dikkatli olsanız iyi olur
you better be careful: dikkatli olsan iyi olur
Burada you better be careful, you had better be careful ifadesinin had sözcüğü atılmış, gündelik konuşmaya özgü biçimidir. Had better güçlü bir tavsiye veya uyarı verir ve genellikle tavsiyeye uyulmazsa kötü bir şey olabileceğini ima eder. Kalıp özne + (had) better + fiilin yalın hâli şeklindedir. Standart kısaltma olan You'd better be careful içinde 'd, had anlamına gelir; better bir karşılaştırma değildir ve be, to olmadan kullanılır.
Alıştırma
Tava çok sıcak. Had sözcüğünün atıldığı gündelik had better biçimini kullanarak uyarıyı tamamlayın: You ____ careful.
Cevabı göster
better be
because in addition to their weather-predicting day jobs, Kalıp ifadeler
2:00çünkü hava durumu tahmini yaptıkları gündüz işlerine ek olarak,
in addition to: ek bilgi eklemek
in addition to ek bir bilgiyi sunar: cümle önce dağ sıçanlarının hava tahmini işinden söz eder, ardından başka bir yeteneğin ekleneceğini gösterir. Buradaki to bir edattır; bu yüzden arkasından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: in addition to their jobs; in addition to predicting weather. Cümlenin geri kalanı ek bilgiyi verir.
Alıştırma
“Buna ek olarak” anlamındaki ifadeyi tamamlayın: Maya practices the violin every day in ____ to completing her schoolwork.
Cevabı göster
addition
an infinite time loop: Groundhog Day filmine gönderme
an infinite time loop, aynı zaman diliminin görünürde bir sonu olmadan tekrarlandığı bir durumu anlatır. Bu cümlede gerçek Dağ Sıçanı Günü folklorunun bir parçası değildir. Groundhog Day filmine gönderme yapar: ana karakter aynı günü tekrar tekrar yaşar ve ancak kişiliğini değiştirdikten sonra döngüden çıkar. Şaka, filmdeki bu gücü dağ sıçanlarına verir; böylece cümle hava durumuyla ilgili bir gelenekten film göndermesine geçer.
Alıştırma
Bu cümlede an infinite time loop neyi ima ediyor?
- Hava durumu örüntülerinin sonsuza dek tekrarlandığını söyleyen bilimsel bir iddia
- Ana karakter değişene kadar bir günün tekrarlandığı Groundhog Day filmine gönderme
- Dağ sıçanlarının zamanı durdurabildiğine ilişkin gerçek bir Dağ Sıçanı Günü inanışı
Cevabı göster
Ana karakter değişene kadar bir günün tekrarlandığı Groundhog Day filmine gönderme
less of a jerk: daha az sevimsiz olmak
less of a + isim yapısında isim, bir kişiye veya şeye verilen etikettir; less ise bu etiketin ne ölçüde uyduğunu azaltır. Burada less of a jerk, “eskisi kadar bencil, kaba veya sevimsiz olmamak” anlamına gelir. İnsan sayısının azalması anlamına gelmez. Bu ifade tamamen değişmeyi değil, iyileşmeyi anlatır: kişi hâlâ bir jerk gibi davranabilir ama bunu daha düşük bir derecede yapar. Bu yapı less of a problem örneğinde olduğu gibi şeyleri ve durumları da anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, kişinin tamamen değişmiş olması gerekmese de daha az sevimsiz olması gerektiğini söyler?
- Try to meet fewer jerks.
- Try not to be a jerk.
- Try to be less of a jerk.
Cevabı göster
Try to be less of a jerk.