Anne vs Baba: Neleri Miras Aldınız?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
710 kelime 186 kel/dk

Video özeti: Video; renk körlüğü, kellik, yüz benzerliği, beyin ve mitokondriyal DNA üzerinde anne ile babanın etkisini karşılaştırır, ardından kişisel genetik testlerden söz eder. İngilizce noktaları: 1. can thank your mother. - Konuşma edimbilimi ve tutum: teşekkür kılığına giren mizahi bir sorumluluk yüklemeyi fark edin ve thank sözcüğünü yalnızca gerçek minnettarlık sanmayın. 2. used to believe - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: artık kabul edilmeyen eski bir inancı belirtin ve önceki bilimsel bilgiyle güncel anlayış arasındaki karşıtlığı izleyin. 3. found out - Öbek fiiller: test yoluyla bilgi edinmeyi anlatın ve bu anlamı fiziksel bir nesneyi bulma anlamındaki find kullanımından ayırın.

Bu derste

This episode is supported by 23andMe.

0:00

Bu bölüm 23andMe tarafından destekleniyor.

It's easy to feel like you're an even mix of your parents, Dilbilgisi

0:03

Anne ve babanızın eşit bir karışımı olduğunuzu düşünmek kolaydır,

but that's not always the case. Kalıp ifadeler

0:06

ama durum her zaman böyle değildir.

Dilbilgisi

It's easy to feel like + tam yan cümle

Bu cümlede It's easy to feel like + yan cümle, doğal biçimde oluşabilecek bir izlenimi tanıtır: özellikleri anne ve babanızdan eşit oranda aldığınız izlenimini. Easy, birinin bu izlenimi ne kadar kolay edinebileceğini anlatır; izlenimin doğru olduğunu söylemez. feel like ifadesinden sonra özne ve fiil içeren tam bir yan cümle geldiğinde bu yapı, “... olduğu izlenimine kapılmak” veya “kişiye ... gibi gelmek” anlamındadır. Konuşmacının daha sonra bu ilk izlenimi sorgulamasına veya düzeltmesine alan bırakır.

Alıştırma

Doğal bir ilk izlenim sunan kalıpla cümleyi tamamlayın: “____ the shortest route is the fastest, but traffic can change that.”

Cevabı göster

It's easy to feel like

Kalıp ifadeler

not always the case: durum her zaman böyle değildir

Burada the case, “gerçek durum” anlamına gelir ve çocuğun anne ve babasının eşit bir karışımı olduğu yönündeki önceki düşünceye gönderme yapar. Not always the case, bu düşüncenin bazı durumlarda doğru olabileceği ancak her durumda doğru olmadığı anlamına gelir. Bu ifade bir genellemeyi tamamen reddetmek yerine nazikçe sınırlar. Yaygın bir örüntüyü kabul ederken istisnalara da yer açmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

“Bu bazen doğru olabilir, ama her durumda doğru değildir” anlamındaki nazik düzeltmeyi en iyi hangi cümle verir?

  1. That is always the case.
  2. That is not always the case.
  3. That is not the case.
Cevabı göster

That is not always the case.

So, who should you be blaming over those traits you don't like?

0:08

Peki, sevmediğiniz özellikleriniz için kimi suçlamalısınız?

What did you inherit from mom, Kalıp ifadeler

0:11

Annenizden neleri miras aldınız,

and what came from dad?

0:13

babanızdan neler geldi?

Kalıp ifadeler

inherit from: bir özelliğin veya malın kimden miras kaldığını belirtmek

Inherit from, bir kişiden aile yoluyla ya da yasal miras yoluyla bir özellik veya mal almak anlamına gelir. From'dan sonra, bunu aktaran kişi gelir; aktarılan şey genetik bir özellik ya da bir mal olabilir. Bu soruda inherit from, anne ve babayı iki olası kaynak olarak karşı karşıya getirir ve hangi özelliklerin kimden geldiğini karşılaştırır. Yalnızca annenin kişiyi etkilediğini söylemez; anneyi miras alınan bir özelliğin kaynağı olarak gösterir.

Alıştırma

Doğru kaynak edatını ekleyerek cümleyi tamamlayın: Nora inherited the recipe collection ____ her grandmother.

Cevabı göster

from

Colorblind?

0:14

Renk körü müsünüz?

If you're a male,

0:15

Eğer erkekseniz,

you can thank your mother. Ton ve niyet

0:16

bunun için annenize teşekkür edebilirsiniz.

Ton ve niyet

can thank your mother: anneye şakacı biçimde sorumluluk yüklemek

Can thank your mother, kelimesi kelimesine annenize teşekkür edebileceğiniz anlamına geliyor gibi görünür; ancak burada hafif ve çoğu zaman ironik bir şekilde neden veya sorumluluk yükleme ifadesidir. Sonuç hoş olmasa bile bir özelliğin ya da sonucun sorumluluğunu veya övgüsünü belirli bir kişiye bağlar. Bu cümlede konuşan kişi, miras alınan özelliği şakayla anneye bağlar. Can gerçekten teşekkür etme talimatı vermez; bu sorumluluk yüklemesini hafif ve takılmacı gösterir.

Alıştırma

'If you're a male, you can thank your mother' cümlesinde can thank your mother bu bağlamda ne anlama gelir?

  1. Konuşan kişi, ilgili kalıtsal özellikten annenin sorumlu olduğunu şakayla söylüyor.
  2. Sana anneni arayıp içtenlikle teşekkür etmen söyleniyor.
  3. Annen sana teşekkür etmenin doğru yolunu öğretti.
Cevabı göster

Konuşan kişi, ilgili kalıtsal özellikten annenin sorumlu olduğunu şakayla söylüyor.

Red-green colorblindness is an X-linked disorder Kelime

0:17

Kırmızı-yeşil renk körlüğü, X kromozomuna bağlı bir bozukluktur

that affects nearly 6% of the male population worldwide,

0:20

ve dünya genelindeki erkek nüfusunun yaklaşık %6'sını,

but only 0.4% of females.

0:23

kadınların ise yalnızca %0,4'ünü etkiler.

Kelime

X-linked disorder: X kromozomuna bağlı bir durum

X'e bağlı bozukluk, X kromozomundaki ilgili bir gen varyantının neden olduğu genetik bir durumdur. Buradaki linked, kalıtım biçiminin bu kromozomla bağlantılı olduğunu anlatır; bozukluğun bir internet “bağlantısı” olduğu anlamına gelmez. Erkeklerde genellikle bir, kadınlarda ise genellikle iki X kromozomu bulunduğundan, X'e bağlı bir varyant iki grubu farklı oranlarda etkileyebilir. Bu nedenle terim, cümledeki yüzdeleri açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede X-linked disorder ne anlama geliyor?

  1. Kırmızı rengi görmenin neden olduğu bir bozukluk
  2. X kromozomundaki bir varyantı içeren genetik bir durum
  3. İnternet bağlantısıyla paylaşılan bir durum
Cevabı göster

X kromozomundaki bir varyantı içeren genetik bir durum

This is because males only inherit one X chromosome, Anlatım akışı

0:25

Bunun nedeni, erkeklerin yalnızca bir X kromozomu miras almasıdır;

which is from their mother,

0:28

bu kromozom annelerinden gelir

and that's where red-green colorblindness comes from.

0:30

ve kırmızı-yeşil renk körlüğü de bu kromozomdan kaynaklanır.

Anlatım akışı

This is because: önceki ifadenin nedenini sunmak

This is because, cümleyi hemen önceki ifadenin açıklaması hâline getirir. This, daha önce belirtilen gerçeğe —erkeklerdeki oranın çok daha yüksek olmasına— gönderme yapar; because ise nedeni sunar. Kalıp şöyledir: ifade veya sonuç. This is because + neden. Önceki ifadenin tamamını tekrarlamadan okuyucunun neden-sonuç ilişkisini takip etmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Nedeni sunan ifadeyle açıklamayı tamamlayın: The playground is empty. ____ it is raining.

Cevabı göster

This is because

If you're a female,

0:32

Eğer kadınsanız,

you have to get the X-variant from both parents,

0:33

X varyantını hem annenizden hem babanızdan almanız gerekir;

so that 0.4% can blame dad as well.

0:36

dolayısıyla bu %0,4'lük kesim babayı da suçlayabilir.

Balding?

0:39

Saçınız mı dökülüyor?

A big component comes from the X-chromosome here too,

0:40

Burada da önemli bir etken X kromozomundan geliyor,

so you likely inherited this from your mom.

0:43

yani bunu muhtemelen annenizden miras aldınız.

However,

0:45

Bununla birlikte,

a study involving 52,000 people found Anlatım akışı

0:46

52.000 kişiyi kapsayan bir araştırma,

that genes on other chromosomes can affect this condition

0:48

diğer kromozomlardaki genlerin de bu durumu etkileyebildiğini;

on top of environmental factors such as age, Kalıp ifadeler

0:52

yaş,

stress, and diet.

0:54

stres ve beslenme gibi çevresel etkenlerin de rol oynadığını ortaya koydu.

Anlatım akışı

a study involving 52,000 people found that ...: kanıt sunan bir yapı

a study involving 52,000 people found that ... araştırmayı ve örneklemini önce verip ardından sonucu sunan bir kanıt bildirme yapısıdır. Önce araştırmayı ve katılımcı grubunu belirtir, sonra found that ile bulguyu tanıtır. Buradaki involving 52,000 people, araştırmaya 52.000 katılımcının dahil edildiğini belirtir. Bulguyu ortaya koyanlar katılımcıların kendisi değil, araştırmanın sonuçlarıdır. Bu yapı, sonucu vermeden önce kanıtı sunar.

Alıştırma

Kanıt bildiren bu yapıyı doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. A study found involving 120 volunteers that the cream reduced itching.
  2. 120 volunteers involving a study found that the cream reduced itching.
  3. A study involving 120 volunteers found that the cream reduced itching.
Cevabı göster

A study involving 120 volunteers found that the cream reduced itching.

Kalıp ifadeler

on top of ...: ek bir etken eklemek

Bu cümlede on top of, ek olarak anlamına gelir; fiziksel olarak üstünde anlamına gelmez. Daha önce belirtilen etkenlere başka bir etken ekler: hem diğer kromozomlardaki genler hem de çevresel faktörler bu durumu etkileyebilir. Bu kullanımda ifade, eklenen etkeni özellikle dikkat çekici hâle getirir veya onu fazladan bir yük gibi gösterir. Nedenleri, maliyetleri, sorumlulukları veya sorunları birbirine eklemek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede on top of ek bir sorun veya sorumluluk katmak için kullanılmıştır?

  1. On top of the long flight, we had to wait three hours for our bags.
  2. The keys were on top of the table beside the mail.
  3. Because of the long flight, we had to wait three hours for our bags.
Cevabı göster

On top of the long flight, we had to wait three hours for our bags.

So, mom isn't entirely to blame. Ton ve niyet

0:55

Yani bütün suçu anneye atamayız.

Ton ve niyet

isn't entirely to blame: tüm suçun ona ait olmaması

isn't entirely to blame ifadesinde olumsuzluk entirely sözcüğüne yönelir: cümle tüm sorumluluğu reddeder, her türlü sorumluluğu değil. Anne hâlâ nedenlerden biri olabilir, ancak başka nedenler de önemlidir. not entirely ifadesini değerlendirme bildiren bir sözle kullanmak, mutlak bir yargı yerine ölçülü bir yargı oluşturur. Böylece sorumluluk daha dikkatli ve adil biçimde ele alınabilir.

Alıştırma

“mom isn't entirely to blame” ifadesinin burada amaçlanan anlamı nedir?

  1. Hiçbir sorumluluğu yoktur.
  2. Kısmen sorumlu olabilir, ancak başka nedenler de önemlidir.
  3. Tek neden odur.
Cevabı göster

Kısmen sorumlu olabilir, ancak başka nedenler de önemlidir.

Research has also found that the shape of the end of your nose,

0:57

Araştırmalar ayrıca burnunuzun ucunun şeklinin,

the area above and below the lips,

1:01

dudakların üstünde ve altında kalan bölgenin,

cheekbones,

1:02

elmacık kemiklerinin

and the inner corner of the eye

1:03

ve gözün iç köşesinin

are highly influenced by genetics.

1:05

genetikten büyük ölçüde etkilendiğini ortaya koydu.

And interestingly,

1:07

İlginçtir ki,

the more they resemble your father as a child, Dilbilgisi

1:08

çocukken babanıza ne kadar çok benziyorsanız,

the healthier you're likely to be.

1:11

daha sağlıklı olma olasılığınız da o kadar yüksek.

Dilbilgisi

the more ... the healthier: ne kadar çok..., o kadar sağlıklı...

The more ..., the healthier ... ifadesi the + comparative ..., the + comparative ... bağıntılı karşılaştırma yapısını kullanır. Değişen iki dereceyi birbirine bağlar: ilki arttıkça ikincisi de artma eğilimi gösterir. Burada babanın çocukluğundaki hâline daha çok benzemek, sağlıklı olma olasılığının daha yüksek olmasıyla ilişkilendirilir. likely sözcüğü bunun bir eğilim veya tahmin olduğunu gösterir; bir garanti değildir ve bir değişimin diğerine neden olduğunun kanıtı da değildir. Bu yapıda iki the da normal belirli tanımlık değil, dil bilgisel işarettir.

Alıştırma

İki bağıntılı karşılaştırma işaretini tamamlayın: ____ more you exercise, ____ healthier you become.

Cevabı göster

The · the

Why?

1:13

Neden mi?

Scientists believe that a father-child resemblance

1:14

Bilim insanları, baba ile çocuk arasındaki benzerliğin

causes fathers to spend more time engaging in positive parenting, Dilbilgisi

1:16

babaların olumlu ebeveynlik davranışlarına daha fazla zaman ayırmasını sağladığına

which ultimately contributes to healthier kids. Kalıp ifadeler

1:20

ve bunun da sonuçta çocukların daha sağlıklı olmasına katkıda bulunduğuna inanıyor.

Dilbilgisi

cause someone to do something: birinin bir şey yapmasına neden olmak

cause + kişi + to-infinitive kalıbı, bir etkenin kişinin eylemine veya tepkisine yol açtığını anlatır. Bu cümlede baba ile çocuk arasındaki benzerlik neden olarak sunulur, fathers etkilenen gruptur ve to spend ortaya çıkan davranıştır. To, fathers sonrasında gelen mastarın bir parçasıdır. Bu kalıp, bir etken ile kişinin eylemi arasındaki bağlantıyı açıkça gösterdiği için analitik açıklamalarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi leave fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The alarm caused everyone ____ the building.

Cevabı göster

to leave

Dilbilgisi

spend more time doing something: bir şeyi yapmaya daha fazla zaman ayırmak

spend + zaman miktarı + -ing kalıbı, bir kişinin bir etkinliğe ne kadar zaman ayırdığını anlatır. spend more time engaging ifadesinde more, time sözcüğünü niteler; engaging ise etkinliği belirtir. spend time sonrasında etkinlik için spend an hour reading örneğindeki gibi -ing biçimi kullanılır. Zaman miktarı more time, two hours veya the whole afternoon olabilir.

Alıştırma

Cümleyi review fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The team spent two hours ____ the proposal.

Cevabı göster

reviewing

Kalıp ifadeler

contributes to: bir sonucun arkasındaki etkenlerden biri

Bu cümlede contributes to, çeşitli etkenlerden biri olarak bir sonucun oluşmasına “yardım eder” anlamındadır. Olumlu ebeveynliğe daha fazla zaman ayırmak, çocukların daha sağlıklı olabilmesinin tek nedeni değil, nedenlerinden biri olarak sunulur. Buradaki to bir edattır; bu nedenle bu kalıptan sonra bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: contribute to healthier outcomes; contribute to improving health.

Alıştırma

Cümleyi “kısmi neden olmak” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A quiet bedtime routine can ____ better sleep.

Cevabı göster

contribute to

Now, even though you get half of your 46 chromosomes from mom Dilbilgisi

1:23

Her ne kadar 46 kromozomunuzun yarısını annenizden

and the other half from dad,

1:26

diğer yarısını da babanızdan alsanız da,

a study involving genetically diverse mice found

1:28

genetik çeşitliliğe sahip fareleri kapsayan bir araştırma,

that for 60% of genes,

1:30

genlerin %60'ında

the paternal copy was more active than the maternal copy. Kelime

1:32

babadan gelen kopyanın anneden gelen kopyadan daha aktif olduğunu ortaya koydu.

Dilbilgisi

even though: gerçek bir durumu kabul etme

Burada even though, konuşanın doğru kabul ettiği bir gerçeği belirtir: kromozomlar anne ve babadan eşit olarak gelir. Ana cümle daha sonra bunun yanında şaşırtıcı görünebilecek başka bir gerçeği verir: anne ve babadan gelen iki gen kopyasının aynı ölçüde etkin olması gerekmez. even though, gerçek bir durumu kabul ettikten sonra onunla zıtlık oluşturan fakat yine de doğru olan bir sonucu belirtmek için kullanılır.

Alıştırma

Maya gerçekten bütün gece çalıştı ama yine de kendini hazırlıksız hissetti. Hangi cümle onun çalışmasını gerçek bir durum olarak sunar?

  1. Even if Maya studied all night, she felt unprepared.
  2. Because Maya studied all night, she felt unprepared.
  3. Even though Maya studied all night, she felt unprepared.
Cevabı göster

Even though Maya studied all night, she felt unprepared.

Kelime

Babadan gelen paternal copy ve anneden gelen maternal copy

Burada paternal babadan gelen, maternal ise anneden gelen anlamındadır. Her sıfat copy sözcüğünü, yani aynı genin o ebeveynden miras alınan sürümünü niteler. Bu sözcükler ebeveyn kökenini belirtir. Genin yalnızca erkeklerde veya yalnızca kadınlarda bulunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Genetik notunu ebeveyn kökenini belirten iki resmî sıfatla tamamlayın: The copy inherited from the father is the ____ copy, and the copy inherited from the mother is the ____ copy.

Cevabı göster

paternal · maternal

This phenomenon is known as allelic imbalance. Notlar

1:36

Bu olgu, alelik dengesizlik olarak bilinir.

Kültür

Aleller arasındaki eşit olmayan etkinlik olarak allelic imbalance

Allelic imbalance, aynı genin iki alelinin, yani kalıtılan iki sürümünün aynı ölçüde etkin veya ifade edilmiş olmadığı anlamına gelir. Bu cümlede baba kökenli kopya anne kökenli kopyadan daha etkindir; dolayısıyla etkinlikleri arasında bir dengesizlik vardır. Bu terim, etkinliğin veya ifadenin eşit olmamasını anlatır; tek başına kromozom sayılarının eşit olmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi durum allelic imbalance örneğidir?

  1. Bir hücrede bütün bir kromozomun fazladan kopyası bulunur
  2. İki ebeveyn aynı sayıda kromozom sağlar
  3. Bir genin bir aleli diğer alelden daha güçlü biçimde ifade edilir
Cevabı göster

Bir genin bir aleli diğer alelden daha güçlü biçimde ifade edilir

Kalıp ifadeler

Is known as: kabul görmüş bir adı tanıtmak

Edilgen be known as ifadesi bir kişiyi, şeyi veya olguyu kabul görmüş adı ya da etiketiyle bağlar. Burada is, tekil özne This phenomenon ile uyumludur ve allelic imbalance tanıtılan addır. Yeniden kullanılabilen kalıp subject + be known as + name/title/term biçimindedir. Be fiilini özneye ve zamana göre değiştirin: is known as, are known as veya was known as.

Alıştırma

Hangi cümle bir sürecin kabul görmüş adını doğru biçimde tanıtır?

  1. The process is known evaporation.
  2. The process is known as evaporation.
  3. The process is known for evaporation.
Cevabı göster

The process is known as evaporation.

The same study also noted that the brains of these particular mice

1:39

Aynı araştırmada, bu farelerin beyinlerinin de

more closely resembled that of their dad than their mom. Dilbilgisi

1:42

annelerinin beyninden çok babalarının beynine benzediği belirtildi.

Dilbilgisi

Tekil adın yerine geçen that of their dad

That of their dad ifadesindeki that, tekil bir adın, yani babalarının beyninin yerine geçer. Böylece adın tekrarı önlenir ve karşılaştırma farelerin beyinleriyle bir kişi olarak babaları arasında yapılıyormuş gibi görünmez. That sözcüğünün bu kullanımı özenli karşılaştırmalarda yaygındır. That veya those seçimini cümlenin öznesinin tekil ya da çoğul olması değil, karşılaştırmada atlanan adın tekil ya da çoğul olması belirler.

Alıştırma

Tekil ad yerine geçen yapıyı kullanarak 'the climate' tekrarını önleyin: The climate of the coast is milder than ____ the mountains.

Cevabı göster

that of

However, in humans,

1:45

Ancak insanlarda

we actually see the opposite.

1:47

aslında tam tersini görüyoruz.

Our brains are more similar to our mother,

1:49

Beyinlerimiz annemizin beynine daha çok benziyor;

which is particularly true for daughters. Kalıp ifadeler

1:51

bu durum özellikle kız çocukları için geçerli.

Kalıp ifadeler

particularly true for: genel bir iddianın kapsamını daraltmak

Burada particularly true for, önceki genel ifadenin kapsamını daraltır: İddia, söz konusu kişilere uygulanır ancak kız çocukları için özellikle güçlü veya açık biçimde geçerlidir. true for + grup/kişi yapısında true, sadık anlamına değil, o durum için geçerli veya uygulanabilir anlamına gelir. Bu yapı, konuşmacının önce geniş bir iddia sunmasına, ardından bu iddianın en güçlü biçimde geçerli olduğu grubu belirtmesine olanak tanır: This is true for everyone, but particularly true for X. Her durumu aynı göstermek yerine iddianın kapsamını sınırlar.

Alıştırma

Genel bir iddiayı bir grupla sınırlandıran ifadeyi kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: Remote work can reduce commuting stress for many employees, and this is ____ parents with young children.

Cevabı göster

particularly true for

Interestingly,

1:53

İlginç bir şekilde,

the similar brain regions are actually associated with depressive conditions, Kalıp ifadeler

1:54

benzerlik gösteren bu beyin bölgeleri aslında depresif durumlarla ilişkilidir;

suggesting that mood disorders may pass from mother to daughter. Anlatım akışı

1:59

bu da duygudurum bozukluklarının anneden kıza geçebileceğini düşündürüyor.

Kalıp ifadeler

associated with: ilişki var, kanıtlanmış neden yok

be associated with yapısında özne, with sözcüğünden sonra gelen olguyla ilişkilendirilir. Burada ifade, benzer beyin bölgeleri ile depresif durumlar arasında gözlemlenmiş bir ilişki olduğunu belirtir. Araştırma dilinde associated with dikkatle kullanılır: Bir ilişkinin bulunması, tek başına unsurlardan birinin diğerine neden olduğunu göstermez. İfadeyi caused by ile değiştirmek için nedensel bir mekanizmaya ilişkin kanıt gerekir.

Alıştırma

Bir araştırma, daha az uyuyan kişilerin daha fazla stres bildirdiğini buluyor ancak nedenselliği test etmiyor. Hangi cümle bulguyu doğru biçimde aktarır?

  1. Short sleep is caused by higher stress.
  2. Short sleep causes higher stress.
  3. Short sleep is associated with higher stress.
Cevabı göster

Short sleep is associated with higher stress.

Anlatım akışı

suggesting that: kanıtı temkinli bir çıkarıma bağlamak

Suggesting that, önceki gözlemi bir çıkarıma bağlayan geniş zaman ortacı yapısındaki bir ifadedir. Bir şeyin, bir düşüncenin doğru olabileceğine işaret ettiğini belirtir; onu kanıtladığını değil. Burada beyin bölgeleri arasındaki benzerlik, duygu durum bozukluklarının anneden kıza geçebileceğine dair bir ipucu olarak sunulur. Ardından gelen may, sonucu kesinlikten uzak tutar; böylece konuşmacı doğrulanmış bir neden ileri sürmek yerine kanıtlardan temkinli bir çıkarım oluşturur.

Alıştırma

Kanıtın sonucu ispatlamak yerine olası bir sonuca işaret ettiğini göstermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The lights are on and the door is unlocked, ___ someone may still be inside.

  1. assuming that
  2. denying that
  3. suggesting that
  4. proving that
Cevabı göster

suggesting that

Biologists used to believe that all DNA came from the nucleus, Dilbilgisi

2:02

Biyologlar eskiden tüm DNA'nın çekirdekten geldiğine inanırdı,

but now we know that the mitochondria,

2:05

ama artık mitokondrilerin,

aka the powerhouse of the cell, Kelime

2:07

yani hücrenin enerji santrallerinin,

also kicks in some protein-coding genes. Öbek fiiller

2:10

protein kodlayan bazı genleri de sağladığını biliyoruz.

Dilbilgisi

used to believe: değişmiş bir geçmiş inancı belirtmek

Used to believe, used to + believe fiilinin yalın hâli kalıbına sahiptir. Geçmişte bir süre boyunca benimsenmiş, fakat artık geçerli olmadığı belirtilen bir inancı anlatır. Bu cümlede, tüm DNA’nın çekirdekten geldiği düşüncesini eski bir bilimsel görüş olarak işaretlerken but now we know düzeltilmiş görüşü tanıtır. Temel karşıtlık, geçmişteki bilgi ile günümüzdeki bilgi arasındadır.

Alıştırma

İnancın geçmişte var olduğunu ancak artık güncel olmadığını göstermek için cümleyi en iyi hangi seçenek tamamlar? People ___ that the Sun went around the Earth, but we now know the Earth moves around the Sun.

  1. used to believe
  2. are used to believing
  3. believe
  4. will believe
Cevabı göster

used to believe

Kelime

aka: aynı şey için başka bir ad belirtmek

Burada aka, also known as ifadesinin kısaltmasıdır ve diğer adıyla anlamına gelir. the powerhouse of the cell ifadesini mitochondria için bilinen alternatif bir ad olarak sunar; iki ad farklı iki nesneyi değil, aynı şeyi belirtir. Virgüller arasına yerleştirilen aka, kısa bir ara tanımlama ekler. Y, X’in başka bir adı, lakabı veya yaygın etiketi olduğunda X, aka Y kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi diğer adıyla anlamına gelen üç harfli gündelik kısaltmayla tamamlayın: Our neighborhood cat, ____ Socks, waits by the bakery every morning.

Cevabı göster

aka

Öbek fiiller

kicks in: pay veya kaynak katkısında bulunmak

Burada kicks in, katkıda bulunur veya sağlar anlamına gelen gündelik bir öbek fiildir. Mitokondriler, bazı protein kodlayan genleri sağlayan bir unsur olarak sunulur; gerçekten bir şeye tekme atmaları kastedilmez. Bu katkı kalıbında katkıyı yapan özne, katkı ise in’den sonra gelir: X kicks in money, materials, help, or another share. Bu kullanım, bir etkinin kicks in olup devreye girmesi anlamından farklıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede kicks in bir kaynak katkısında bulunmak anlamındadır?

  1. The firefighter kicks in the locked door.
  2. The medicine kicks in after twenty minutes.
  3. The sponsor kicks in two thousand dollars for travel.
Cevabı göster

The sponsor kicks in two thousand dollars for travel.

And this mitochondrial DNA is specifically inherited from your mom

2:13

Bu mitokondriyal DNA da yalnızca annenizden miras alınır,

because your dad's degraded immediately after fertilization.

2:17

çünkü babanızdan gelen mitokondriyal DNA döllenmeden hemen sonra parçalanır.

Considering how important mitochondrial DNA is in the cell, Dilbilgisi

2:21

Mitokondriyal DNA'nın hücrede ne kadar önemli olduğu düşünüldüğünde,

there's a stronger maternal link.

2:24

anne tarafıyla genetik bağ daha güçlüdür.

Dilbilgisi

Considering how important ... is yapısı

Buradaki Considering, “bu gerçeği hesaba katınca” anlamına gelir. Bir gerçeği, ardından gelen sonucun gerekçesi olarak sunar; birinin o anda düşünmekte olduğunu anlatmaz. Kalıp considering how + sıfat + özne + be şeklindedir. how important mitochondrial DNA is bölümünde özne, is sözcüğünden önce gelir; çünkü bu bir doğrudan soru değil, bir ifadenin parçasıdır. Baştaki ifade önce niteliğin derecesini öne çıkarır, sonra değerlendirmeye geçer.

Alıştırma

Cümleyi nottaki Considering how ... is kalıbıyla tamamlayın: ____, we should leave early.

Cevabı göster

Considering how important the meeting is

Mutations in mitochondrial DNA have been associated with type 2 diabetes

2:26

Mitokondriyal DNA'daki mutasyonlar tip 2 diyabet

and Parkinson's disease,

2:30

ve Parkinson hastalığıyla ilişkilendirilmiştir;

which more likely came from your mom.

2:31

bu mutasyonların annenizden gelmiş olma olasılığı daha yüksektir.

Maternal inheritance gave rise to the idea of a mitochondrial Eve, Notlar

2:33

Anne yoluyla kalıtım, Mitokondriyal Havva fikrini doğurdu;

a woman who lived between 180,000 to 580,000 years ago

2:38

Mitokondriyal Havva, 180.000 ila 580.000 yıl önce yaşamış

from which all human mitochondrial DNA is rooted.

2:42

ve tüm insan mitokondriyal DNA'sının kökeninde yer alan bir kadındır.

Kalıp ifadeler

gave rise to: bir sonuç ortaya çıkarmak

Gave rise to, “neden oldu ya da ortaya çıkmasına katkı sağladı” demektir. Cümlede anne tarafından kalıtım, mitokondriyal Havva fikrinin gelişmesine yol açmıştır. Sabit kalıp give rise to + isim öbeği şeklindedir. gave rise to içinde gave, give fiilinin geçmiş zamanıdır; rise bir isimdir ve to sonucu tanıtan bir edattır.

Alıştırma

Şikâyetlerin uzun bekleyişin sonucunda ortaya çıktığını anlatan doğal cümleyi seçin.

  1. The long wait gave raise to many complaints.
  2. The long wait gave rise to many complaints.
  3. The long wait rose many complaints.
Cevabı göster

The long wait gave rise to many complaints.

Kültür

Mitokondriyal Havva: anne hattındaki ortak ata

Burada mitochondrial Eve, bugün yaşayan herkesin mitokondriyal DNA soyunun kesintisiz bir anneler zinciri üzerinden izlenebildiği en yakın dönemde yaşamış kadın ortak ataya verilen bilimsel addır. Bu ad, insan soyunun tamamını değil, belirli bir anne hattı kalıtımını anlatır. Eve kavramsal bir etikettir; bu kişinin Kutsal Kitap’taki kadın olduğuna dair bir iddia değildir.

Alıştırma

Cümlede mitochondrial Eve ne anlama geliyor?

  1. Anne hattındaki mitokondriyal DNA üzerinden bugün yaşayan tüm insanların soyunun izlenebildiği en yakın kadın ortak ata
  2. Yaşadığı dönemde hayatta olan tek kadın
  3. Yaşamış ilk kadın ve insan DNA’sının her bölümünün kaynağı
Cevabı göster

Anne hattındaki mitokondriyal DNA üzerinden bugün yaşayan tüm insanların soyunun izlenebildiği en yakın kadın ortak ata

At the end of the day, Deyimler

2:45

Sonuçta,

it may seem like a lot of traits actually come from your mom, Ton ve niyet

2:46

pek çok özelliğin aslında annenizden,

or at least from the X-chromosome, Anlatım akışı

2:49

ya da en azından X kromozomundan geldiği düşünülebilir

and that's generally true genetically.

2:51

ve genetik açıdan bu genel olarak doğrudur.

Deyimler

Özet işareti olarak At the end of the day

Bu cümlede At the end of the day mecazidir; günün belirli bir saatini anlatmaz. Konuşanın ayrıntıları ve istisnaları geride bırakıp genel ana sonucu söyleyeceğini belirtir. Tüm unsurlar değerlendirildikten sonra karmaşık bir tartışmayı en önemli noktayla kapatmak istediğinizde kullanın. Burada anneden veya X kromozomundan gelen özelliklerle ilgili iddiayı genel sonuç olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi dersteki altı sözcüklük İngilizce özet ifadesiyle tamamlayın: We have compared every proposal. ____, the safest one is Plan C.

Cevabı göster

At the end of the day

Ton ve niyet

may seem like: temkinli bir izlenim sunmak

May seem like, may ile seem like ifadelerini birleştirerek bir yargıyı özellikle temkinli hâle getirir. May olasılık belirtirken seem like düşünceyi bir izlenim olarak sunar. İkisi birlikte, konuşanın bu düşüncenin kesinlikle doğru olduğunu iddia etmediğini gösterir. Kanıtlar belirli bir yönü işaret etse de konu karmaşıksa veya sonucu daha sonra daraltmak gerekebilecekse bu ifade kullanılabilir.

Alıştırma

Plan hakkındaki iddiayı en temkinli biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. It seems like the plan is too difficult.
  2. It may seem like the plan is too difficult.
  3. The plan is too difficult.
Cevabı göster

It may seem like the plan is too difficult.

Anlatım akışı

or at least: önceki iddiayı daraltmak

Or at least, konuşanın kendini düzeltmesini gösteren bir işarettir. Konuşan önce özelliklerin anneden geldiğine dair geniş bir iddia sunar, sonra bu iddianın bir kısmını koruyup onu X kromozomundan geldiklerine dair daha dar ve daha kesin bir iddiayla değiştirir. Burada at least en düşük sayıyı belirtmez. Yaklaşık olarak şu anlama gelir: İlk ifade fazla genişse, bu daha zayıf ifade yine de doğrudur.

Alıştırma

Örnekte or at least ifadesinin görevini en iyi hangisi açıklar?

  1. Önceki iddiayı daha güvenli ve daha kesin bir biçime daraltır.
  2. Özelliklerin en düşük sayısını verir.
  3. Tamamen ilgisiz bir alternatif sunar.
Cevabı göster

Önceki iddiayı daha güvenli ve daha kesin bir biçime daraltır.

The Y-chromosome is very small and doesn't contain as many genes, Dilbilgisi

2:54

Y kromozomu çok küçüktür ve çok fazla gen içermez,

and both females and males contain X-chromosomes,

2:58

üstelik hem kadınlar hem de erkekler X kromozomu taşır

which carry more genes.

3:01

ve X kromozomunda daha fazla gen bulunur.

Dilbilgisi

doesn't contain as many genes: sayılabilen isimlerle not as many

doesn't contain as many genes ifadesinde olumsuz fiil ile as many + çoğul sayılabilen isim yapısı bir miktar karşılaştırması kurar. Y kromozomunun karşılaştırma ölçütünden daha az gen içerdiğini belirtir. Sondaki as yan cümlesi kullanılmamıştır; çünkü sonraki bölüm karşılaştırma ölçütünü verir: X kromozomları daha fazla gen taşır. Karşılaştırılan şey bağlamdan zaten belliyse bu yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi have fiilini kullanan olumsuz as ... as karşılaştırmasıyla tamamlayın: This classroom ____ computers as the computer lab.

Cevabı göster

doesn't have as many

But as we continue to research more about ourselves at the genetic level, Kalıp ifadeler

3:02

Ancak kendimiz hakkında genetik düzeyde daha fazla araştırma yaptıkça,

the division between what you got from your mom and what you got from your dad Dilbilgisi

3:06

annenizden aldıklarınızla babanızdan aldıklarınız arasındaki ayrım

may become even more pronounced. Kelime

3:10

daha da belirgin hâle gelebilir.

Kalıp ifadeler

at the genetic level: analiz ölçeğini belirtmek

At the genetic level, analiz ölçeğini belirterek ifadenin çerçevesini çizer: genler ve kalıtsal bilgiler. Buradaki level, fiziksel yükseklik ya da derece değil, analitik bir bakış açısı anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen at the + adjective/noun + level kalıbı, bir iddiayı konunun belirli bir katmanıyla sınırlar. Örneğin at the cellular level veya at the social level denebilir.

Alıştırma

Dersteki analitik kalıbı aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: The two plants look alike, but they differ ____.

Cevabı göster

at the genetic level

Dilbilgisi

Paralel nesneler olarak between what ... and what ... yapısı

between sözcüğünden sonra gelen iki what yan cümlesinin her biri bir isim öbeği görevi görür. what you got from your mom, “annenden aldığın şeyler veya özellikler” anlamına gelir; ikinci what yan cümlesi de aynı işlevdedir. between what ... and what ... şeklindeki eşleşmiş yapı, iki karmaşık kaynağı paralel biçimde sunar. What zaten “the things” anlamını ve “that” ilgi bağlantısını birlikte içerdiği için önüne başka bir isim eklenmez.

Alıştırma

Hangi seçenek between sözcüğünün nesneleri olarak iki paralel what yan cümlesini doğru kullanır? The study examines the difference between ____.

  1. the things what people say and what they do
  2. what people say and they do
  3. what people say and what they do
Cevabı göster

what people say and what they do

Kelime

become even more pronounced: farkın daha da belirginleşmesi

Burada pronounced, “açıkça fark edilen” veya “belirgin” anlamına gelen bir sıfattır; “sesli olarak telaffuz edilmiş” anlamında değildir. The division may become more pronounced, farkın daha kolay görülebilir veya daha güçlü hâle gelebileceğini anlatır. Become bir durum değişikliğini, more sıfatın derecesindeki artışı, even ise karşılaştırmanın güçlendirilmesini belirtir. even more birlikte, önceki derecenin daha da üzerine çıkıldığını gösterir.

Alıştırma

“The symptoms became even more pronounced at night,” cümlesinde even more pronounced ne anlama gelir?

  1. daha dikkatli telaffuz edilmiş
  2. daha da belirgin
  3. biraz daha az önemli
Cevabı göster

daha da belirgin

If you want to know more about your own genetics,

3:12

Kendi genetiğiniz hakkında daha fazlasını öğrenmek istiyorsanız,

head to 23andMe.com/asap, Kalıp ifadeler

3:14

23andMe.com/asap adresine gidin;

Kalıp ifadeler

head to + bir internet sitesi

Burada head to, “gitmek” veya “ziyaret etmek” anlamına gelir. Hedef bir internet sitesi olduğu için dinleyiciden gerçek bir yere gitmesi değil, bu web adresini açması istenir. Bu ifadede head fiildir ve yapı head to + hedef şeklindedir. to atılmaz; head the website bu anlamı vermez.

Alıştırma

“For the full schedule, head to our website,” cümlesinde head to ne yapmanızı istiyor?

  1. Başını internet sitesine doğru çevirmek
  2. İnternet sitesinden ayrılmak
  3. İnternet sitesini ziyaret etmek
Cevabı göster

İnternet sitesini ziyaret etmek

who sponsored this episode.

3:16

bu bölüme sponsor olan da 23andMe.

Whether you want to know about your chances of balding, Dilbilgisi

3:18

Kelleşme ihtimalinizi,

of getting back hair,

3:20

sırtınızda kıl çıkıp çıkmayacağını,

how your taste senses work,

3:22

tat alma duyunuzun nasıl çalıştığını

or who your ancestors are,

3:23

ya da atalarınızın kim olduğunu öğrenmek istiyorsanız,

23andMe's kits will get you there. Deyimler

3:25

23andMe kitleri tüm bunları öğrenmenizi sağlar.

Dilbilgisi

Whether you want to know ... or who your ancestors are: tüm olasılıklar için ortak sonuç

Whether olası ilgi alanlarının listesini başlatır, or ise son maddeyi getirir. Ana ifade olan “23andMe's kits will get you there”, listedeki her madde için geçerlidir. Burada whether ... or ..., hangi olasılık doğru olursa olsun sonucun aynı olduğunu gösterir. Dinleyiciden yalnızca bir konu seçmesini istemez.

Alıştırma

Sonucun iki durumda da aynı olduğunu göstermek için cümleyi dersteki iki parçalı yapıyla tamamlayın: ____ you choose tea ____ juice, breakfast costs the same.

Cevabı göster

Whether · or

Deyimler

get you there: birinin hedefe ulaşmasına yardım etmek

Burada get you there, “istediğin sonuca ulaşmana yardım etmek” anlamına gelir. There gerçek bir yeri değil, müşterinin aradığı yanıtları elde ettiği durumu belirtir. Bu yapıda özne bir araç, plan, adım veya kaynak olabilir: something gets someone there, bir şeyin kişiyi bağlamdan anlaşılan hedefe doğru ilerlettiğini anlatır.

Alıştırma

“A good study plan can get you there,” cümlesinde hedef sınavı geçmekse get you there büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Sınav salonunun yerini söylemek
  2. Bu hedefe ulaşmana yardım etmek
  3. Seni gerçek bir yere götürmek
Cevabı göster

Bu hedefe ulaşmana yardım etmek

We both took the test,

3:27

İkimiz de testi yaptık

and I found out the great news Öbek fiiller

3:28

ve ben şu harika haberi öğrendim:

that I have a higher likelihood of having a little upper back hair, Kalıp ifadeler

3:30

sırtımın üst kısmında biraz kıl çıkma ihtimalim daha yüksekmiş.

Öbek fiiller

found out: kontrol ettikten sonra bir gerçeği öğrenmek

Found out, find out fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada bir test sonucundan “bir gerçeği öğrenmek veya keşfetmek” anlamındadır; bir kişiyi ya da fiziksel nesneyi “bulmak” anlamına gelmez. Bu cümlede found out, the great news isim grubunu alır; ardından gelen that yan cümlesi de haberin içeriğini verir. Find out ayrıca doğrudan bir that yan cümlesinden, soru sözcüğünden veya about ile konudan önce de sıkça kullanılır: find out that..., find out why..., find out about....

Alıştırma

Cümleyi “kontrol ettikten sonra bir gerçeği öğrendi” anlamındaki iki sözcüklü geçmiş zaman öbek fiiliyle tamamlayın: After reading the test results, Maya ____ that she needed glasses.

Cevabı göster

found out

Kalıp ifadeler

higher likelihood of having: daha yüksek olasılık belirtmek

Bu cümlede a higher likelihood of having, sırtın üst kısmında biraz tüy çıkma ihtimalinin daha fazla olduğu anlamına gelir. Daha düşük veya olağan bir olasılıkla karşılaştırma yapar, ancak sonucun kesin olduğunu söylemez. a higher likelihood of + -ing kalıbı; test sonuçları, riskler ve tahminler hakkında ölçülü ve oldukça resmî bir şekilde konuşmak için kullanılır.

Alıştırma

Dersin ifadesini kullanarak resmî olasılık yapısını tamamlayın: People in this group have a ____ mild side effects.

Cevabı göster

higher likelihood of having

which to this point I thought was not true Kalıp ifadeler

3:34

O zamana dek bunun doğru olmadığını sanıyordum,

until Greg recently told me that it is happening.

3:36

ta ki Greg geçenlerde kılların çıkmaya başladığını söyleyene kadar.

Kalıp ifadeler

to this point: şimdiye kadar süren bir zaman aralığını belirtmek

Burada to this point, şimdiye kadar veya bu aşamaya kadar anlamına gelir. Geçmişteki bir zaman aralığına bakar: Greg'in yakın zamandaki yorumundan önce konuşmacı, sonucun doğru olmadığına inanmaya devam etmişti. Bu ifade bilgideki değişimi düzenler. Eski durumu bir zaman sınırına kadar işaretler; bu sınırdan sonra yeni bilgi konuşmacının görüşünü değiştirir.

Alıştırma

to this point ifadesinin bir durumun şimdiye kadar geçerliliğini koruduğu anlamına geldiği cümleyi seçin.

  1. From this point on, everyone will work quietly.
  2. To this point, no one has solved the puzzle.
  3. At this point, no one should start the puzzle.
Cevabı göster

To this point, no one has solved the puzzle.

He's almost 30

3:39

Neredeyse 30 yaşında

and it's sprouted. Kelime

3:40

ve kıllar da filizlenmeye başladı.

Kelime

Tüylerin çıkmaya başladığını anlatan sprouted

Burada sprouted, “büyümeye başladı ve fark edilir hâle geldi” anlamındadır. Konuşan kişi, sırtın üst kısmındaki kılları canlı ve esprili biçimde anlatmak için bitkilerin filizlenmesiyle ilgili bir fiil kullanıyor; ortada gerçek bir bitki yoktur. it's sprouted ifadesindeki it, sırtın üst kısmındaki kılları gösterir ve it's, it has ifadesinin kısaltmasıdır. Present perfect yapı, büyümenin şu ana kadar gerçekleştiğini anlatır; her şeyin bir anda tamamlandığını anlatmaz.

Alıştırma

"it's sprouted" ifadesinde sırtın üst kısmındaki kıllara ne olmuştur?

  1. Kesilip alınmıştır.
  2. Büyümeye başlamış ve fark edilir olmuştur.
  3. Bir bitkiye dönüşmüştür.
Cevabı göster

Büyümeye başlamış ve fark edilir olmuştur.

So,

3:40

Yani,

23andMe was on that. Deyimler

3:41

23andMe bunu doğru bildi.

They knew.

3:42

Biliyorlardı.

Deyimler

23andMe was on that: doğru çıkan bir tahmin

Burada 23andMe was on that, şirketin bu özelliği daha önceden doğru biçimde belirlediği veya tahmin ettiği anlamına gelir. That, sırtın üst kısmındaki kılların büyümesini gösterir; They knew ise önceki tahminin doğru çıktığını şakacı bir şekilde doğrular. İfade bu anlamı tepkiden ve bağlamdan kazanır. Burada bir işi üstlenme sözü değildir: kimse 23andMe'nin o anda bir şey üzerinde çalıştığını söylemiyor.

Alıştırma

Bir DNA raporu bir özelliği tahmin etti ve yıllar sonra bu özellik ortaya çıktı. Burada "The report was on that" ne anlama gelir?

  1. Özelliği doğru biçimde belirlemiş veya tahmin etmişti.
  2. Fiziksel olarak özelliğin üstünde duruyordu.
  3. O anda bir görevle ilgileniyordu.
Cevabı göster

Özelliği doğru biçimde belirlemiş veya tahmin etmişti.

What I thought was really interesting Dilbilgisi

3:43

Bence gerçekten ilginç olan şey,

is you can learn how certain factors affect your weight.

3:44

belirli etkenlerin kilonuzu nasıl etkilediğini öğrenebilmeniz.

Dilbilgisi

What I thought was really interesting is ...: önce değerlendirme, sonra bilgi

What I thought was really interesting is ... yapısında what ile başlayan yan cümle özne görevindedir. Buradaki what, “... olan şey” anlamına gelir; dolayısıyla bu bir soru değil, bildirme cümlesidir. Konuşan kişi önce really interesting diyerek kişisel tepkisini belirtir, ardından is ile bu tepkiye yol açan bilgiyi sunar. What I thought was [değerlendirme] is [bilgi] kalıbı, önce görüşünü söyleyip sonra vurgulamak istediğin noktayı açıklamana yardımcı olur.

Alıştırma

Dersteki kalıbı aynen kullanarak ve değerlendirme sözcüğü olarak useful yazarak yeni cümleyi tamamla: ____ how the app organizes my homework.

Cevabı göster

What I thought was really useful is

Like for me,

3:46

Benim durumumda örneğin,

I'm more likely to be affected by fast food, Dilbilgisi

3:47

fast food tüketiminin kilomu etkileme olasılığı daha yüksek;

Dilbilgisi

more likely to be affected by: etkilenme olasılığı daha yüksek

More likely to, bir şeyin gerçekleşme olasılığının daha yüksek olduğunu belirtir; kesinlikle gerçekleşeceği anlamına gelmez. Karşılaştırma noktası söylenmese ve bağlamdan anlaşılsa bile more bir karşılaştırma kurar. Be affected by edilgen bir yapıdır: özne etkiyi alır, by sonrasındaki isim ise etkinin kaynağını belirtir. Burada konuşan kişi etkilenebilecek kişidir; fast food ise bu etkiye neden olabilecek faktördür.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinle. Çocukların yeni kuraldan etkilendiğini söyleyen cümleyi seç; affected öncesindeki be sözcüğüne dikkat et.

  1. Children are more likely to affect the new rule.
  2. Children are more likely to be affected by the new rule.
Cevabı göster

Children are more likely to be affected by the new rule.

which is a challenge I've taken on. Öbek fiiller

3:50

ben de bununla mücadele etmeye karar verdim.

Öbek fiiller

taken on ... take on a challenge: bir zorluğu üstlenmek

Taken on, take on fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Burada take on, zor bir görevi veya meydan okumayı kabul edip onunla ilgilenmeye başlamayı ifade eder; bir şeyi üzerine almak ya da giymek anlamında değildir. Bu cümlede konuşan kişi, fast food alışkanlığını değiştirme çabasını yüzleşmeyi seçtiği bir zorluk olarak sunuyor.

Alıştırma

Bir zorluğu kabul edip onunla ilgilenmeye başlamak anlamındaki ders ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: She decided to ____ the challenge of leading the team。

Cevabı göster

take on

I'm going to try and curb that habit, Notlar

3:51

Bu alışkanlığı dizginlemeye çalışacağım,

but I love fast food,

3:53

ama fast food yemeyi çok seviyorum;

but I'm trying to eat less.

3:53

yine de daha az yemeye çalışıyorum.

Dilbilgisi

try and curb ... try to curb: konuşmada kontrol etmeye çalışmak

Try and curb, try to curb ifadesinin konuşma dilindeki biçimidir. Try çaba göstermeyi, curb ise alışkanlığı azaltmayı veya kontrol etmeyi ifade eder. And burada sırayla gerçekleşen iki ayrı eylemi anlatmaz. Konuşan kişi tek bir plan ifade ediyor: alışkanlığı azaltmaya çalışmak.

Alıştırma

Doğru mu yanlış mı: Günlük konuşmada try and curb, try to curb anlamına gelebilir; ancak resmî yazıda try to curb genellikle daha güvenlidir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

Kelime

Bu alışkanlığı dizginlemek

curb that habit ifadesinde curb, istenmeyen bir şeyi dizginlemek veya azaltmak anlamına gelen geçişli bir fiildir. that habit, fiilin nesnesidir; dolayısıyla ifade bu alışkanlığı kontrol altına almak demektir. Burada konuşan kişi fast food'u daha az yemeyi kastediyor; mutlaka tamamen bırakacağını söylemiyor. Curb, kontrol ederek azaltma fikrini verir ve sonraki daha az yeme hedefiyle örtüşür.

Alıştırma

İstenmeyen bir alışkanlığı tamamen bitireceğini söylemeden azaltmaya çalışmayı en iyi ifade eden seçenek hangisidir?

  1. curb my late-night snacking: gece geç saatte atıştırmayı azaltmak
  2. stop my late-night snacking completely: gece geç saatte atıştırmayı tamamen bırakmak
  3. encourage my late-night snacking: gece geç saatte atıştırmayı artırmak
Cevabı göster

curb my late-night snacking: gece geç saatte atıştırmayı azaltmak

Be sure to head to 23andMe.com/asap

3:54

23andMe.com/asap adresine mutlaka gidin

to get the latest promotion on your kit.

3:57

ve kitiniz için en güncel kampanyadan yararlanın.

And as always,

3:59

Ve her zamanki gibi,

thank you for watching.

3:59

izlediğiniz için teşekkürler.

Make sure you subscribe,

4:00

Abone olmayı unutmayın;

and we will see you next Thursday for a new video.

4:01

yeni bir videoyla gelecek perşembe görüşürüz.

Peace.

4:03

Hoşça kalın.