Sampo efsanesi: sonsuz bir servet ve açgözlülük kaynağı - Hanna-Ilona Härmävaara: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Finlandiya destanı Kalevala’nın bu yeniden anlatımı, zenginlik üreten Sampo’nun dövülmesini, kahramanların onu Louhi’den geri alma girişimini ve denizde parçalanmasını izler. Son bölüm, bu Finlandiya destanını Tolkien’in daha sonra The Lord of the Rings eserini yazmasıyla ilişkilendirir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. washed up — Deyimsel fiiller: Bunun yalnızca “yıkanmak” değil, su tarafından taşınıp kıyıda bırakılmak anlamına geldiğini kavrayın. İfadeyi gemi kazaları, sürüklenme, sel veya sahilde bulunan nesnelerle ilgili anlatılarda doğru biçimde kullanın. 2. bend the forge to his will, — Deyimler ve mecazi ifadeler: Ocağın, ustasına itaat etmeye zorlanan bir varlık gibi kişileştirildiğini fark edin. bend something to one’s will kalıbıyla bir araç, güç, kurum ya da direnen durum üzerinde hâkimiyet kurmayı anlatmayı öğrenin. 3. went on to write — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Bir kişinin daha sonra önemli bir işe girişip onu tamamladığını göstermek için bu biyografik sıralama kalıbını kullanın. Bu anlamı aynı etkinliği sürdürmekten ayırın.
Bu derste
After a savage seafaring skirmish and eight long days of being battered by waves, Dilbilgisi
0:07Vahşi bir deniz çarpışmasının ve dalgalar tarafından hırpalanan sekiz uzun günün ardından,
being battered by waves: of sonrasında edilgen -ing yapısı
Being battered by waves, being + geçmiş zaman ortacıyla kurulan edilgen bir -ing yan cümleciğidir. Dalgaların kişiye veya tekneye tekrar tekrar sertçe vurduğu anlamına gelir; bu deneyimi yaşayan taraf eylemden etkilenir. Yan cümleciğin tamamı eight long days of being battered by waves yapısında of edatından sonra gelir ve bu sekiz gün boyunca ne yaşandığını belirtir. Bu nedenle being, ana cümlenin şimdiki zaman çekimli fiili değildir. Bir edattan sonra -ing biçimi kullanılır; deneyimi edilgen yapmak için being + geçmiş zaman ortacı kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi flood fiilinin edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: After two days of ____ by heavy rain, the road was unsafe.
Cevabı göster
being flooded
a powerful bard and sage as old as the world itself, Deyimler
0:13dünyanın kendisi kadar yaşlı, güçlü bir ozan ve bilge,
as old as the world itself: destansı bir abartma
As old as the world itself, as + sıfat + as eşitlik yapısını kullanır: kişinin yaşı dünyanın yaşıyla karşılaştırılır. Itself, world sözcüğünü vurgulayarak karşılaştırmanın daha büyük ve daha çarpıcı duyulmasını sağlar. Buradaki karşılaştırma, doğrulanabilir bir yaş iddiası değil, abartmadır. Ozan ve bilgeyi hayal edilemeyecek kadar eski biri olarak gösterir ve betimlemeye efsanevi, destansı bir hava katar. As old as yapısından sonra büyük veya eski bir şey getirip itself ile vurgulamak, yeni betimlemelerde de aynı etkiyi oluşturabilir.
Alıştırma
Bir şeyin son derece eski olduğunu anlatmak için aynı abartılı as ... as ... itself yapısını kullanan cümle hangisidir?
- The song is older than the city itself.
- The song is as old as the city itself.
- The song is old in the city itself.
Cevabı göster
The song is as old as the city itself.
washed up: su tarafından kıyıya taşınmak
Burada washed up, 'su tarafından kıyıya taşındı' anlamına gelir. Örtük özne herhangi bir şeyi yıkamadı; dalgalar veya akıntılar kişiyi kıyıya getirdi. Bir insan ya da nesne denizde veya nehirde sürüklendikten sonra wash up on a shore or beach yapabilir. Harekete su neden olsa da dil bilgisel özne kıyıya ulaşan kişi ya da nesnedir.
Alıştırma
'Su tarafından kıyıya taşındı' anlamındaki iki sözcüklü fiili kullanarak cümleyi tamamlayın: After the storm, a broken canoe ____ on the beach.
Cevabı göster
washed up
Pohjola was a dark and frozen land ruled by Louhi, Dilbilgisi
0:22Pohjola, kuzeyin ayrık dişli cadısı
Unlike his home Kalevala: karşıtlıkla başlamak
Baştaki Unlike his home Kalevala ifadesi, Pohjola hakkındaki ana bilgiden önce okuyucuya bir karşılaştırma noktası verir. Pohjola'nın karanlık ve donmuş olarak betimlenmesinin Kalevala ile karşıtlık oluşturduğunu gösterir. Burada unlike, 'farklı olarak' anlamına gelen bir edattır. Ardından his home Kalevala isim öbeği gelir; virgülden sonraki ana cümle Pohjola'yı tanıtır ve betimler.
Alıştırma
Baştaki Unlike his home Kalevala ifadesi ne yapar?
- Pohjola'nın Kalevala'ya ait olduğunu söyler.
- Kişinin Kalevala'yı sevmediğini söyler.
- Pohjola'nın nasıl farklı olduğunu açıklamadan önce Kalevala'yı bir başvuru noktası olarak sunar.
Cevabı göster
Pohjola'nın nasıl farklı olduğunu açıklamadan önce Kalevala'yı bir başvuru noktası olarak sunar.
ruled by Louhi: land sözcüğünden sonra gelen kısaltılmış ilgi cümleciği
Bu cümlede ruled by Louhi, land sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. land sözcüğünü niteler ve which was ruled by Louhi ile aynı anlama gelerek ülkeyi kimin yönettiğini belirtir. Ana cümlenin fiili was'tır. ruled by Louhi ikinci bir ana yüklem değildir; İngilizcede bu kısaltılmış ilgi cümleciği kalıbı, bir isimden sonra kısa ve öz bilgi eklemek için sıkça kullanılır.
Alıştırma
“Genç bir kraliçe tarafından yönetilen bir krallık” anlamını doğru veren isim öbeği hangisidir?
- a kingdom was ruled by a young queen
- a kingdom ruling by a young queen
- a kingdom ruled by a young queen
Cevabı göster
a kingdom ruled by a young queen
the gap-tooth hag of the north. Kelime
0:27Louhi tarafından yönetilen karanlık ve donmuş bir diyardı.
gap-tooth hag of the north: hakaret içeren halk masalı tarzı bir unvan
İfadenin tamamı Louhi'ye verilen halk masalı tarzı bir unvandır. gap-tooth karakterin dış görünüşünü betimlerken of the north ona destansı bir bölgesel etiket kazandırır. Hag, yaşlı bir kadın için kullanılan tarafsız bir sözcük değildir. Çirkin, korkutucu veya kötü bir yaşlı kadın çağrışımı yapan ağır bir hakarettir; burada Louhi'yi tehditkâr, efsanevi bir kötü karakter olarak gösterir.
Alıştırma
Bu kullanımı değerlendirin: Kibar bir günlük konuşmada yaşlı bir kadına a hag demek kabul edilebilir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
The cunning witch nursed Väinämöinen back to health, Kalıp ifadeler
0:30Kurnaz cadı, Väinämöinen'i iyileştirene kadar ona baktı,
nurse someone back to health: birine iyileşene kadar bakmak
Nursed Väinämöinen back to health, Väinämöinen'e yeniden sağlığına kavuşana kadar bakıldığı anlamına gelir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp nurse + someone + back to health biçimindedir; back to health bakımın sonucunu gösterir. Burada nurse bir fiildir. Hasta veya yaralı bir insana ya da hayvana sürekli bakım vermeyi anlatır; bakımı yapan kişinin profesyonel hemşire olması gerekmez.
Alıştırma
Eksik iki bölümü tamamlayarak sabit ifadeyi oluşturun: After the rescue, the wildlife team ____ the injured fox ____.
Cevabı göster
nursed · back to health
but demanded a reward for returning him home. Kalıp ifadeler
0:33ancak onu evine geri götürmek için bir ödül talep etti.
a reward for returning him home: reward for doing something kalıbı
A reward for returning him home, onu eve geri götürmenin karşılığında verilen bir ödeme veya kazanç anlamına gelir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp a reward for + isim veya -ing biçimidir. For bir edat olduğu için ardından bir eylem gelirse fiilin -ing biçimi kullanılır. Returning him home içinde return geçişli bir fiildir: him geri götürülen kişidir, home ise varış yeridir. Cümlenin tamamındaki demanded, ödülün gönüllü olarak sunulan bir teşekkür değil, talep edilen bir ödeme gibi anlaşılmasını sağlar.
Alıştırma
Parantez içindeki fiilin doğru biçimini kullanın: Mia got a reward for ____ the missing keys. (find)
Cevabı göster
finding
Not content with mere gold or silver: yalnızca altın ya da gümüşle yetinmemek
Not content with, “... ile yetinmemek” anlamına gelir. Burada content bir sıfattır; mere ise altın ya da gümüşü kişi için yeterli olmayan sıradan bir hazine gibi gösterir. Ana cümleden önce kullanılan bu ifade, ardından gelen eylemin arkasındaki tutumu ve nedeni açıklar. Kişinin daha sıra dışı, elde edilmesi zor veya değerli bir şey istediğini düşündürür.
Alıştırma
Cümlede Not content with mere gold or silver neyi düşündürüyor?
- Sıradan altın ve gümüş Louhi için yeterli değildi.
- Louhi her türlü hazineden memnundu.
- Louhi, altın ve gümüşün ne içerdiğini anlamadı.
Cevabı göster
Sıradan altın ve gümüş Louhi için yeterli değildi.
wanted fiilinin nesnesi olarak what did not yet exist
What did not yet exist, kaynaşmış bir ilgi cümleciğidir ve çoğu zaman isim cümleciği olarak öğretilir. Cümleciğin tamamı wanted fiilinin nesnesidir ve “henüz var olmayan şey” anlamına gelir. What burada soru sormaz. Sözcük zaten “o şey” anlamını içerdiği için başka bir isme gerek yoktur; ardından gelen the Sampo, o şeyin adını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi burada the thing that anlamına gelen sözcükle tamamlayın: She built ____ the class needed.
Cevabı göster
what
To be forged from the tips of white swan feathers, Dilbilgisi
0:44Beyaz kuğu tüylerinin uçlarından,
this artifact was said to be an endless font of wealth. Notlar
0:54bu eserin, sonsuz bir zenginlik kaynağı olduğu söylenirdi.
To be forged from: edilgen mastar
To be forged from, to be + geçmiş zaman ortacı yapısındaki edilgen mastarı kullanır. Eser, dövme eylemine uğrayan taraftır ve from malzemeleri tanıtır. Uzun malzeme listesinin önüne yerleştirilen bu ifade, kendi başına tam bir ana cümle değildir. Anlamca öznesi daha sonra gelen this artifact ifadesidir ve ana yargı this artifact was said to be... gelmeden önce eserin planlanan yapım biçimini sunar.
Alıştırma
Hangi cümle, kapının dövülmesi planlanan nesne olduğunu edilgen mastarla gösterir?
- The gate was to be forged from iron.
- The gate was to forge iron.
- The gate was forging from iron.
Cevabı göster
The gate was to be forged from iron.
was said to be: doğrulanmamış bir iddiayı aktarmak
Was said to be, özne + was said + to be + tümleç biçimindeki edilgen bir aktarım yapısıdır. Burada insanların ya da geleneğin eseri sonsuz bir zenginlik kaynağı olarak tanımladığı anlamına gelir. Bu ifade, anlatıcının iddiayı doğrudan doğru olarak garanti ettiği anlamına gelmez. Was, aktarımı geçmiş zamanlı bir anlatı çerçevesine yerleştirir; söylenti veya ün güncel olarak sunulduğunda is said to be kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “insanlar öyle olduğunu iddia ediyordu” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The old castle ____ haunted.
Cevabı göster
was said to be
endless font of wealth: kaynak anlamındaki font
Burada font, içinden bir şeyin sürekli akıyormuş gibi göründüğü bir kaynak demektir. a font of + soyut ad yapısı bu kaynağı bir mecaza dönüştürür; dolayısıyla an endless font of wealth, tükenmeden zenginlik üretmeye devam edebilen bir kaynak anlamına gelir. Bu ifade bir yazı tipini ya da yalnızca bir para yığınını anlatmaz. Eseri yeni zenginliğin sürekli doğduğu yer olarak gösterir ve cümleye görkemli, masalsı bir ton verir.
Alıştırma
İngilizce 'The old journal became a font of new ideas.' cümlesinde a font of new ideas ne anlama gelir?
- fikirleri fiziksel olarak içinde tutan bir kap
- sürekli yeni fikir üreten bir kaynak
- günlüğü basmak için kullanılan bir yazı tipi
Cevabı göster
sürekli yeni fikir üreten bir kaynak
But Väinämöinen knew that only Seppo Ilmarinen,
0:58Ancak Väinämöinen biliyordu ki, gökkubbenin kendisini döven,
the eternal hammerer who forged the sky dome itself: destansı bir eş ad öbeği
Virgüller arasındaki sözcükler açıklayıcı bir eş ad öbeği oluşturur: Seppo Ilmarinen'i başka bir ifadeyle yeniden adlandırır ve rolünü anlamak için gereken bilgiyi ekler. The eternal hammerer, sıradan bir iş tanımı değil, doğaüstü güçlere sahip usta bir demirci için kullanılan destansı bir unvandır. who forged the sky dome itself ilgi cümleciği onun olağanüstü becerisine kanıt verir. Itself, gök kubbenin kendisini bile dövüp biçimlendirdiğini vurgular; böylece bu açıklama neden yalnızca onun böyle bir nesne yapabildiğini gösterir.
Alıştırma
Cümledeki 'the eternal hammerer who forged the sky dome itself' ifadesinin temel görevi nedir?
- Ilmarinen'in nesneyi yapmak için neden yeterli olduğunu açıklar.
- Väinämöinen'in gök kubbeyi yaptığını söyler.
- Nesneyi yapmakta kullanılan malzemenin adını verir.
Cevabı göster
Ilmarinen'in nesneyi yapmak için neden yeterli olduğunu açıklar.
So, he convinced Louhi to send him home and fetch the smith. Kalıp ifadeler
1:08Bu yüzden Louhi'yi kendisini eve göndermeye ve demirciyi getirmeye ikna etti.
convince someone to do something: birini bir şey yapmaya ikna etmek
convince someone to do something yapısında convince fiilinden sonra gelen kişi fikrini değiştiren kişidir; to'lu mastar ise yapmayı kabul ettiği eylemi belirtir. Burada ikna edilen kişi Louhi'dir. send ve fetch fiilleri and ile bağlanır ve aynı to öğesini paylaşır: to send him home and (to) fetch the smith. Tek bir ikna, iki eylemin de yapılmasını sağlar.
Alıştırma
Cümleyi convince yapısının gerektirdiği sözcükle tamamlayın: They convinced the guard ____ open the gate.
Cevabı göster
to
far from easy: hiç kolay değil
Burada far from fiziksel uzaklığı anlatmaz. far from + adjective yapısında, ardından gelen sıfat güçlü biçimde reddedilir. Bu nedenle far from easy hiç kolay değil anlamına gelir ve yolculuğun oldukça zor olduğunu düşündürür. Bu ifade, yalnızca not easy demekten daha vurguludur ve çoğu zaman gerçeğin söylenen niteliğin tersine yakın olduğunu gösterir.
Alıştırma
Örnekte far from easy ne anlama geliyor?
- Kolay bir yerden fiziksel olarak uzakta
- Uzun bir mesafe gittikten sonra kolay
- Hiç kolay değil
Cevabı göster
Hiç kolay değil
the bard finally made it back to Kalevala. Öbek fiiller
1:15ozan sonunda Kalevala'ya geri dönmeyi başardı.
finally made it back to Kalevala: başarılı bir dönüş
made it back to Kalevala ifadesinde made it, “hedefe ulaşmayı başardı” anlamına gelir; back ise Kalevala'nın ozanın geri döndüğü bir yer olduğunu gösterir. Bir nesne yaptığı ya da ürettiği anlamına gelmez. Finally, dönüşün zaman, çaba veya zorluklardan sonra gerçekleştiğini ekler. Başka durumlarda da kullanılabilen make it back to + yer kalıbı, dönüşü yalnızca bir hareket olarak değil, başarıyla ulaşılan bir sonuç olarak sunar.
Alıştırma
Burada made it back to Kalevala ne anlama geliyor?
- Kalevala'ya başarıyla geri döndü
- bir şey üretip Kalevala'ya gönderdi
- başka birinin Kalevala'ya dönmesini sağladı
Cevabı göster
Kalevala'ya başarıyla geri döndü
But Ilmarinen refused to go to the gloomy north,
1:18Ancak Ilmarinen, cadıların ve yamyamların diyarı olan
keeping true to his word: sözünü tutmak
keeping true to his word ifadesinde his word “onun verdiği söz”, true to ise bu söze sadık olmak veya ona aykırı davranmamak anlamına gelir. İfadenin tamamı, onun verdiği söze uygun davranmayı sürdürdüğünü anlatır. Cümle başındaki -ing ifadesi keeping true to his word, ardından gelen eylemi daha önce verilen sözün yerine getirilmesi olarak çerçeveler. Bir kişinin vaat ettiği şeyle daha sonra yaptığı şeyi birbirine bağlar.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak keep true to one's word kalıbını kullanarak tamamlayın: Keeping ____, Maya delivered the supplies she had promised.
Cevabı göster
true to her word
Väinämöinen tricked Ilmarinen into climbing a giant tree Kalıp ifadeler
1:27Väinämöinen, devasa bir ağaca tırmanması için Ilmarinen'i kandırdı
trick someone into doing something: birini kandırarak bir şey yaptırmak
tricked Ilmarinen into climbing a giant tree ifadesinde trick, Väinämöinen'in Ilmarinen'i kandırıp ağaca tırmanmasını sağladığını anlatır. Ilmarinen bu eyleme yönlendirilen kişidir; climbing a giant tree ise kandırılarak yaptığı eylemdir. Tekrar kullanılabilen kalıp trick + someone + into + isim veya -ing biçimidir. Burada into bir edattır; bu nedenle ardından climb değil climbing gelir.
Alıştırma
Cümleyi share sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: The fake email tricked her into ____ her password.
Cevabı göster
sharing
before summoning a mighty storm to carry the smith all the way to Pohjola. Kalıp ifadeler
1:31ve ardından demirciyi Pohjola'ya kadar taşıyacak şiddetli bir fırtına çağırdı.
all the way to Pohjola: uzak bir son noktaya ulaşmak
All the way to Pohjola, demircinin tüm mesafe boyunca taşınıp Pohjola'ya ulaştırıldığını anlatır. All the way vurgu ekler: varış noktası uzak görünür, yolculuk tamamlanır veya varış dikkat çekici gelir. Bu, her yola yapılan gerçek anlamlı bir gönderme değil, kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. all the way to + varış noktası kalıbı bir yere yapılan yolculuğu anlatabilir. all the way to the final örneğinde olduğu gibi, bir süreçte daha ileri bir aşamaya veya düzeye ulaşmayı da vurgulayabilir.
Alıştırma
Yürüyüşçülerin tüm mesafeyi aşıp varış noktasına ulaştığını vurgulayan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The hikers walked ____ the waterfall.
Cevabı göster
all the way to
was well received: iyi karşılandı veya olumlu bulundu
Bu cümlede was well received, Ilmarinen'in vardığında iyi karşılandığı ve kendisine olumlu davranıldığı anlamına gelir. İfade, edilgen be + well + received yapısını kullanır; buradaki receive bir nesne almak değil, insanların ona verdiği tepki anlamındadır. Aynı yapı, iyi karşılanan bir kişiyi veya olumlu tepki alan bir fikir, performans ya da eseri anlatabilir. Bağlam, anlamın “iyi karşılanmak” mı yoksa “olumlu bulunmak” mı olduğunu gösterir.
Alıştırma
"The new play was well received by critics," cümlesinde was well received ne anlama gelir?
- Olumlu tepki aldı.
- Bir paket aldı.
- Geri gönderildi.
Cevabı göster
Olumlu tepki aldı.
Louhi lavished her guest with extravagant hospitality and promised him the hand of her beautiful daughter Notlar
1:40Louhi konuğunu abartılı bir misafirperverlikle ağırladı ve
lavished her guest with extravagant hospitality: lavish someone with something kalıbı
Burada lavished, lavish someone with something kalıbında kullanılan bir fiildir. Louhi konuğuna çok cömert ve bol bir misafirperverlik gösterdi; extravagant, karşılamanın olağanüstü derecede görkemli, hatta aşırı olduğunu vurgular. Bu kullanılabilir kalıpta kişi doğrudan lavish fiilinden sonra, verilen şey ise with sözcüğünden sonra gelir: lavish a person with praise, gifts, attention veya hospitality. Buradaki lavish sözcüğünü “lüks” anlamındaki sıfat olarak okumayın.
Alıştırma
Lavish fiilinin geçmiş zaman biçimini ve gerekli edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: Last night, the hosts ____ their visitors ____ gifts and attention.
Cevabı göster
lavished · with
if he could craft what she wished.
1:46kendisinin dilediği şeyi yaratabilirse, güzel kızının elini ona vaat etti.
promised him the hand of her beautiful daughter: eski tarz bir evlilik sözü
Burada promised him the hand of her beautiful daughter, Louhi'nin ona kendi kızıyla evleneceğine dair söz verdiği anlamına gelir. Geleneksel anlatılarda someone's hand evliliği temsil edebilir; bu nedenle hand burada gerçek anlamıyla bir vücut parçası değildir. promise someone the hand of another person kalıbı, evliliği bir anlaşmanın veya ödülün parçası olarak sunar. Bu ifadeyi tanımak destanlarda, masallarda ve tarihî anlatılarda kullanılan eski tarz dili anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
The duke promised Aron the hand of his daughter cümlesinde dük neyin sözünü verdi?
- Dükün kızının Aron'un çalışmasına yardım edeceğini
- Aron'un dükün kızıyla evlenebileceğini
- Aron'un dükün kızının elini tutabileceğini
Cevabı göster
Aron'un dükün kızıyla evlenebileceğini
When she finally asked if Ilmarinen was capable of forging the Sampo, Kalıp ifadeler
1:48Sonunda Ilmarinen'e Sampo'yu dövme yeteneğine sahip olup olmadığını sorduğunda,
was capable of forging: be capable of + -ing kalıbı
Was capable of forging, dövüp yapma yeteneğine sahip olduğu anlamına gelir. Tekrar kullanılabilen kalıp be capable of + isim veya -ing biçimidir; bu nedenle of'tan sonra forging gelir. Burada was, tekil özne Ilmarinen ile uyumludur ve onun yeteneğiyle ilgili soruyu geçmiş zamana yerleştirir. Be capable of çoğu zaman can'den daha resmî duyulur ve bir kişinin, aracın veya sistemin bir görev için yeterli yeteneğe ya da kapasiteye sahip olup olmadığını vurgulayabilir.
Alıştırma
Makinenin yeteneğini anlatmak için be capable of kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The machine is capable to lift the crate.
- The machine is capable of lift the crate.
- The machine is capable of lifting the crate.
Cevabı göster
The machine is capable of lifting the crate.
the powerful smith declared he could indeed accomplish the task.
1:53güçlü demirci görevi kesinlikle başarabileceğini ilan etti.
try as he might: ödünleme kalıbı
Try as he might, cümlenin başına getirilen bir ödünleme kalıbıdır ve onun elinden geldiğince çabalamasına rağmen anlamına gelir. Gerçekten çabaladığını, ancak bu çabanın ardından gelen başarısız sonucu değiştirmediğini anlatır. Kalıp fiilin yalın hâli + as + özne + might şeklindedir; Try as I might ve Try as she might buna örnektir. Burada as rağmen anlamı verir, might ise sabit kalıbın bir parçasıdır; sıradan bir olasılık bildirmez.
Alıştırma
Cümleyi try kullanılan resmî ödünleme kalıbıyla tamamlayın: ____, she could not solve the puzzle.
Cevabı göster
Try as she might
bend the forge to his will: zorlayıcı denetim
Bend the forge to his will ifadesinde bend mecaz anlamda kullanılır: demirci ocağının onun isteklerine boyun eğmesini veya onun denetimine girmesini sağlamak demektir. Ocak kendi iradesi varmış gibi ele alınır; böylece onu denetlemek bir mücadele gibi görünür. Başka durumlara aktarılabilen kalıp bend someone or something to one's will şeklindedir. Bend burada nesneyi fiziksel olarak eğmek anlamına gelmez; to his will, onu istediği şeye boyun eğdirmek demektir.
Alıştırma
Büyücünün fırtınayı denetlemeye çalıştığını anlatan mecaz kalıbını tamamlayın: The sorcerer tried to bend the storm ____.
Cevabı göster
to his will
beautiful in appearance, but ill-mannered in nature: görünüş ile gerçeklik arasındaki karşıtlık
Bu cümle iki paralel değerlendirme kalıbı kullanır: beautiful in appearance ve ill-mannered in nature. İlki bir şeyin nasıl göründüğünü söylerken but sözcüğü, onun gerçekte nasıl olduğuna geçiş yapar. Bu sıralama görünüş ile gerçeklik arasında karşıtlık oluşturur. Ill-mannered genellikle kaba bir kişiyi tanımlar. Burada insan olmayan bir şey kişileştirilir; yani o şeyin gerçekten toplumsal görgü kurallarına sahip olmadığı değil, kötü ya da tehlikeli bir karakteri olduğu anlatılır.
Alıştırma
“beautiful in appearance, but ill-mannered in nature” hangi bilgi düzenini kullanıyor?
- Hem dış görünüşü hem de iç doğayı över.
- Önce dış görünüşü anlatır, ardından but kullanarak daha kötü bir iç doğayı ortaya çıkarır.
- Kaba davranışın bir şeyi güzelleştirdiğini açıklar.
Cevabı göster
Önce dış görünüşü anlatır, ardından but kullanarak daha kötü bir iç doğayı ortaya çıkarır.
thirsted for blood: şiddet arzusunu anlatan bir mecaz
thirsted for blood ifadesinde thirst for mecazidir ve bir şeyi güçlü biçimde arzulamak anlamına gelir. Blood ile birlikte kullanıldığında içecek ihtiyacını değil; öldürme, şiddet veya kan dökme arzusunu ifade eder. Özne bir crossbow olduğu için ifade, silahı kendine ait şiddetli bir iradesi varmış gibi kişileştirir. Bu da zarif silahın tehditkâr görünmesini sağlar.
Alıştırma
“An elegant crossbow that thirsted for blood,” ifadesinde thirsted for blood ne anlama gelir?
- Umutsuzca suya ihtiyacı vardı.
- Öldürmeyi veya kan dökmeyi güçlü biçimde arzuluyordu.
- Koyu kırmızıya boyanmıştı.
Cevabı göster
Öldürmeyi veya kan dökmeyi güçlü biçimde arzuluyordu.
and a gleaming plow that ruined cultivated fields,
2:11ve işlenmiş tarlaları mahveden parıldayan bir saban,
Finally, Ilmarinen summoned the winds themselves to work the bellows, Kelime
2:16Sonunda Ilmarinen körükleri çalıştırmaları için bizzat rüzgarları çağırdı
work the bellows: körüğü çalıştırmak
work the bellows ifadesinde work, “çalıştırmak” veya “bir aleti işler hâle getirmek” anlamındaki geçişli bir fiildir. Körük ateşe hava üfler; bu yüzden rüzgârlar körüğü hareket ettirip ateşi güçlendirmeleri için çağrılır. Bu kullanım work + makine/alet yapısını izler: nesne, çalıştırılan şeyi belirtir. Burada work, “bir işte çalışmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Asıl cümlede work the bellows ne anlama gelir?
- Yeniden çalışması için körüğü onarmak.
- Ateşe hava vermek için körüğü çalıştırmak.
- Körüğün yanında bir işte çalışmak.
Cevabı göster
Ateşe hava vermek için körüğü çalıştırmak.
in three days time: üç gün sonra
Bu cümlede in three days time, hikâyedeki mevcut noktadan itibaren “üç gün sonra” anlamına gelir. Anlatıyı bir sonraki olayın gerçekleştiği zamana taşır; buradaki in, yer değil zaman bildiren bir edattır. Düzenlenmiş yazıda olağan biçim, çoğul days sözcüğünden sonra kesme işareti bulunan in three days' time şeklidir. İfade, üç günlük sürenin sonrasındaki bir zamanı gösterir; tek başına “üç gün dolmadan herhangi bir zamanda” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle toplantının referans noktasından üç gün sonra yapılacağını anlatır?
- The meeting can take place at any time within three days.
- The meeting lasted for three days.
- The meeting will take place in three days' time.
Cevabı göster
The meeting will take place in three days' time.
he pulled the Sampo with its lid of many colors from the forge's flames.
2:22çok renkli kapağıyla Sampo'yu ocağın alevlerinden çıkardı.
Louhi was so delighted with the object's limitless productive power Dilbilgisi
2:35Louhi, nesnenin sınırsız üretim gücünden o kadar memnun oldu ki,
that she ran off to lock her treasure inside a mountain. Öbek fiiller
2:39hazinesini bir dağın içine kilitlemek için koşarak uzaklaştı.
so delighted ... that: sonuç doğuran bir derece
so + sıfat + that + cümlecik yapısı, bir derecenin sonuç doğuracak kadar güçlü olduğunu anlatır. Burada so delighted, Louhi'nin ne kadar mutlu olduğunu; that she ran off... ise bunun sonucunda yaptığı hareketi gösterir. that ile başlayan bölüm, delighted sözcüğünün nesnesi değil, bir sonuç cümleciğidir. Bu yapıyı güçlü bir duygu veya durumu, onun yüzünden meydana gelen sonuçla doğrudan bağlamak için kullanabilirsin.
Alıştırma
so ... that sonuç yapısını tamamla: The puppy was ____ excited ____ it knocked over its water bowl.
Cevabı göster
so · that
ran off: hızlıca veya aniden ayrılmak
Ran off, run off fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada bir şey yapmak için hızlıca veya aniden ayrılmak anlamına gelir. Ana fikir yalnızca fiziksel olarak koşmak değil, bulunulan yerden uzaklaşmaktır. Bağlama göre run off, haber vermeden veya izin almadan ayrılma anlamı da taşıyabilir. Bu cümlede Louhi'nin hazineyi kilitlemeye gitmesine hız ve acele duygusu katar.
Alıştırma
Bu cümlede ran off ne anlama geliyor? When the bell rang, Maya ran off to meet her sister.
- Koşu antrenmanına başladı.
- Kız kardeşinden kaçtı.
- Kız kardeşiyle buluşmak için hızlıca ayrıldı.
Cevabı göster
Kız kardeşiyle buluşmak için hızlıca ayrıldı.
But when Ilmarinen tried to claim his prize, Kalıp ifadeler
2:43Ancak Ilmarinen ödülünü talep etmeye çalıştığında,
tried to claim his prize: ödülünü almaya çalışmak
Burada claim his prize, kazandığına inandığı ödülü istemek veya teslim almak anlamına gelir. Claim sözcüğünden sonra, kişinin almaya hakkı olduğunu söylediği şeyi adlandıran bir isim gelir. Tried to, bunu yapmayı denediğini gösterir; ödülü başarıyla aldığını göstermez. Claim, bir şeyin doğru olduğunu iddia etmek anlamına da gelebilir, ancak burada bu anlamda değildir.
Alıştırma
Bu cümlede claim his prize ne anlama gelir?
- Kendisinin olduğuna inandığı ödülü istemek veya teslim almak
- Ödülü başka birine vermek
- Ödülün var olduğunu söylemek
Cevabı göster
Kendisinin olduğuna inandığı ödülü istemek veya teslim almak
the promised maiden refused to marry him, Kelime
2:46vaat edilen genç kız onunla evlenmeyi reddetti
edebî anlatıda promised maiden
Maiden, genç ve evlenmemiş bir kadın için kullanılan eski ve edebî bir isimdir. Bu hikâyede the promised maiden, daha önce onunla evlendirilmek üzere vaat edilmiş kadını anlatır. Promised, maiden sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortaç biçimidir. Kadın hakkında yapılmış bir düzenlemeyi anlatır; kadının bizzat bir söz verdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu edebî cümlede promised maiden ne anlama gelir?
- Bir görevi bitireceğine bizzat söz vermiş genç bir kadın
- Gelecek potansiyeli yüksek modern bir çalışan
- Başkaları tarafından daha önce evlendirilmek üzere vaat edilmiş genç ve evlenmemiş bir kadın
Cevabı göster
Başkaları tarafından daha önce evlendirilmek üzere vaat edilmiş genç ve evlenmemiş bir kadın
Ilmarinen and Väinämöinen were without wives or great wealth.
2:55Ilmarinen ve Väinämöinen eşsiz veya büyük servetsiz kaldılar.
the bard proposed a quest to retrieve the Sampo, Kalıp ifadeler
3:01ozan, Sampo'yu geri almak için bir görev teklif etti
Bitter about this injustice: ana eylemden önce motivasyonu verme
“Bitter about this injustice” ana cümleden önce gelir ve ozanı betimler. Cümle başına getirilen bu sıfat öbeği, cümle onun ne yaptığını söylemeden önce eyleminin duygusal nedenini verir. Buradaki bitter, tat bakımından acı anlamına gelmez; haksız bir davranış nedeniyle içerlemiş veya çok rahatsız olmuş demektir. Bu şekilde başa getirilen bir öbek normalde kendisinden sonra gelen özneyi betimler.
Alıştırma
“Bitter about this injustice, the bard proposed a quest,” cümlesindeki başlangıç öbeğinin görevi nedir?
- Ozanın eyleminin duygusal nedenini verir.
- Sampo'nun tadını anlatır.
- Macera görevinin nerede gerçekleşeceğini söyler.
Cevabı göster
Ozanın eyleminin duygusal nedenini verir.
proposed a quest to retrieve: bir görev ve onun amacı
“Proposed a quest to retrieve the Sampo”, Sampo'yu geri almak için bir görev önerdiği anlamına gelir. Propose fikri ortaya koyar, quest görevi adlandırır ve “to retrieve...” mastar yapısı görevin amacını belirtir. Quest sıradan bir yolculuktan fazlasıdır; önemli bir amaç, zorluk veya uzun bir arayış çağrıştırır. Retrieve kaybedilmiş, alınmış veya başka bir yerde bırakılmış bir şeyi geri almak demektir.
Alıştırma
Fantastik öykü cümlesini dersteki kalıpla tamamlayın: In the fantasy story, the queen ____ the stolen crown.
Cevabı göster
proposed a quest to retrieve
and the two sailed north with the help of Lemminkäinen,
3:05ve ikili, bela çıkarmasıyla tanınan yakışıklı bir genç olan
a beautiful young man with a history of starting trouble. Kalıp ifadeler
3:09Lemminkäinen'in yardımıyla kuzeye doğru yelken açtılar.
with a history of starting trouble: geçmişte sık sık sorun çıkarmış
Bu cümlede with a history of starting trouble, genç adamı tanımlar. A history of geçmişte yerleşmiş bir davranış örüntüsünü veya kaydı anlatır. Bu nedenle ifade, onun birden fazla kez sorun çıkardığını ima eder; tarih eğitimi aldığı anlamına gelmez. Start trouble, genellikle başkalarını kışkırtarak çatışmaya ya da sorunlara yol açmak demektir. with a history of + isim veya fiilin -ing biçimi, birinin geçmişiyle ilgili önemli bilgiler eklemek için kullanılabilir.
Alıştırma
Vurgulanan ifade genç adam hakkında ne anlatıyor?
- Sorun o gelmeden önce başlamıştır.
- Geçmişte tekrar tekrar sorun çıkarmıştır.
- Çatışmaların tarihini inceliyordur.
Cevabı göster
Geçmişte tekrar tekrar sorun çıkarmıştır.
Väinämöinen requested half the Sampo's profits as compensation, Kelime
3:14Väinämöinen tazminat olarak Sampo'nun gelirinin yarısını talep etti,
Upon arrival: resmî bir zaman başlangıcı
Upon arrival, birinin vardığı anda veya varışından hemen sonra demenin kısa ve resmî bir yoludur. Burada önce varış belirtilir, ardından doğrudan Väinämöinen'in isteğine geçilerek olaylar zaman sırasına konur. Upon sözcüğünden sonra arrival ismi gelir. Bununla ilişkili bir yapı, upon entering örneğindeki gibi upon + fiilin -ing biçimidir. Upon doğrudan they arrived gibi tam bir cümleciğin önüne gelmez.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen ve ‘vardığınızda’ anlamına gelen iki sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: ____, please check in at the front desk.
Cevabı göster
Upon arrival
as compensation: bir kaybı telafi etmek için verilen veya talep edilen şey
as compensation ifadesinde as, talep edilen şeyin rolünü veya amacını belirtir: kazancın yarısı bir kaybı, haksızlığı ya da harcanan emeği telafi edecek bir şey olarak sunulur. Compensation yalnızca maaş anlamına gelmez. Burada ifade, isteği sıradan bir paylaşma talebinden çok, konuşanın kendisine verilmesi gerektiğine inandığı bir karşılığı talep etmesi gibi gösterir.
Alıştırma
Seyahat kuponunun iptali telafi etmek için verildiğini gösteren dersteki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The airline offered a travel voucher ____ for the canceled flight.
Cevabı göster
as compensation
take the artifact by force: eseri şiddet veya zorlama yoluyla ele geçirmek
take the artifact by force, eseri onu elinde tutan kişinin rızası olmadan fiziksel güç, şiddet veya zorlama kullanarak ele geçirmek demektir. by ile kurulan öbek, alma eyleminin hangi yöntemle yapıldığını gösterir. Bu eylem talebin kabul edilmemesi durumundaki seçenek olarak sunulduğu için ifade bir tehdit işlevi görür. Buradaki take, yalnızca taşımak veya teslim almak değil, ele geçirmek anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “şiddet veya zorlama yoluyla” anlamına gelen iki kelimelik kalıpla tamamlayın: The raiders took the gate ____.
Cevabı göster
by force
Louhi summoned her forces to fight the heroes,
3:23Louhi, kahramanlarla savaşmak için güçlerini çağırdı,
Outraged at this request: başa alınmış neden öbeği
Outraged at this request, Louhi'nin o andaki duygusal durumunu anlatan ve cümlenin başına getirilmiş bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. İsteğin onu çok öfkelendirdiği anlamına gelir. Bu öbek aynı zamanda ana cümledeki Louhi summoned her forces eyleminin nedenini verir. Burada Outraged ana fiil değildir; bu kısa anlatı yapısı önce karakterin durumunu, sonra yaptığı eylemi sunar.
Alıştırma
“Outraged at this request, Louhi summoned her forces,” cümlesinde baştaki öbek ne işe yarar?
- Kuvvetlerini toplamasının kahramanları öfkelendirdiğini söyler.
- Cümlenin ana fiili olarak görev yapar.
- Louhi'nin öfkesini kuvvetlerini toplamasının nedeni olarak verir.
Cevabı göster
Louhi'nin öfkesini kuvvetlerini toplamasının nedeni olarak verir.
army readied for war: fiil olarak ready
army readied for war ifadesinde readied, ready fiilinin basit geçmiş zaman biçimidir. Ordu savaşa hazırlandı; bu yan cümlede ready bir sıfat değildir. Hazırlık eylemini yapan army öznesidir ve for war neye hazırlanıldığını belirtir. Ready fiilinin bu kullanımı, günlük got ready ifadesinden daha resmî ve anlatı tarzındadır.
Alıştırma
Hangi cümlede ready, öznenin hazırlanmak için harekete geçtiği anlamında fiil olarak kullanılmıştır?
- The town looked ready for the storm.
- The town readied for the storm.
- The town was ready for the storm.
Cevabı göster
The town readied for the storm.
magic harp, kantele: bir Fin çalgısının adı
Burada kantele, hemen önce magic harp olarak tanımlanan belirli çalgının adıdır. Geleneksel bir Fin telli çalgısıdır; ozanın adı ya da her tür arp için kullanılan genel bir sözcük değildir. Bu kültürel ayrıntı hikâyenin mantığını açıklar: kantele büyülü bir çalgı olarak sunulduğu için müziği dinleyenleri büyüleyebilir ve Pohjola'yı uyutabilir.
Alıştırma
Bu cümlede kantele neyi belirtir?
- Her tür arp için kullanılan genel bir İngilizce sözcük.
- Arpı çalan ozanın adı.
- Magic harp olarak tanımlanan belirli Fin çalgısı.
Cevabı göster
Magic harp olarak tanımlanan belirli Fin çalgısı.
entrancing all who heard it and sending Pohjola into a deep slumber. Dilbilgisi
3:32onu duyan herkesi büyüledi ve Pohjola'yı derin bir uykuya daldırdı.
entrancing ... and sending ...: sonuç bildiren iki -ing öbeği
Entrancing all who heard it ve sending Pohjola into a deep slumber, and ile bağlanan paralel iki -ing öbeğidir. Ozanın çalgıyı çalmasını anlatan önceki ana cümleye bağlanır ve iki sonucu gösterir: dinleyenler büyülenir, Pohjola ise derin bir uykuya dalar. Entrancing ve sending çekimsiz biçimler olduğu için yeni ana cümle yüklemleri değildir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp ana cümle, -ing sonucu A and -ing sonucu B şeklindedir ve bağlantılı sonuçları kısa biçimde ekler.
Alıştırma
Cümlede entrancing ... and sending ... yapısının dil bilgisel görevi nedir?
- Geçmiş zamanda iki yeni ana cümle yüklemidirler.
- Pohjola'nın yaptığı iki eylemi belirtirler.
- Önceki eylemin iki sonucunu eklerler.
Cevabı göster
Önceki eylemin iki sonucunu eklerler.
Unimpeded, the three men took the Sampo and quietly made their escape. Notlar
3:37Hiçbir engelle karşılaşmadan, üç adam Sampo'yu aldılar ve sessizce kaçtılar.
Unimpeded: ana eylemin engellenmediğini belirtmek
Cümlenin başındaki Unimpeded, “engellenmemiş veya önü kesilmemiş” demektir. Üç adamın ana eylemleri hangi koşulda yaptığını anlatır; bir isim ya da ayrı bir eylem değildir. Cümle başındaki bu sıfat, Because nothing stopped them. gibi daha uzun bir düşünceyi tek kelimede özetler. Anlamca ana cümlenin öznesi olan the three men ifadesini niteler.
Alıştırma
Bu cümlede Unimpeded bize ne anlatır: “Unimpeded, the rescue team reached the village.”?
- Kurtarma ekibi durmaya karar verdi.
- Unimpeded köyün adıdır.
- Kurtarma ekibinin ilerlemesini hiçbir şey engellemedi.
Cevabı göster
Kurtarma ekibinin ilerlemesini hiçbir şey engellemedi.
quietly made their escape: anlatı tarzında sessizce kaçmak
made their escape ifadesinde make, bir iyelik sözcüğü ve escape ile birleşerek “başarıyla kaçmak” anlamına gelir. Burada made, make fiilinin geçmiş zaman biçimidir; their ise çoğul özne the three men ile uyumludur. make burada “oluşturmak” anlamına gelmez. quietly onların nasıl kaçtığını anlatır. İfadenin tamamı kısa ve anlatı tarzında bir tona sahiptir; kaçışı tamamlanmış bir olay olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi make one's escape ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Before the guards returned, the two explorers ____.
Cevabı göster
made their escape
and demanded that Väinämöinen sing of their triumph. Notlar
3:46ve Väinämöinen'den zaferlerini anlatan bir şarkı söylemesini talep etti.
demanded that ... sing: güçlü bir talepten sonra fiilin yalın biçimi
demanded that Väinämöinen sing ifadesinde demand, konuşanın mutlaka gerçekleşmesi gerektiğini güçlü biçimde belirttiği bir eylemi başlatır. Yan cümle, Väinämöinen'in zaten şarkı söylediğini anlatmaz. demand that sonrasında resmî İngilizcede fiilin yalın biçimi sıkça kullanılır. Bu yüzden Väinämöinen tek bir kişi olsa da sing fiiline -s gelmez. Bu kalıba mandative subjunctive denir: demand that + özne + fiilin yalın biçimi.
Alıştırma
Resmî talebi be fiilinin yalın biçimiyle tamamlayın: The coach demanded that every player ____ ready by noon.
Cevabı göster
be
sing of their triumph: sing of ifadesinin edebî kullanımı
sing of their triumph ifadesinde of, şarkının kutladığı veya anlattığı konuyu belirtir. İfade, onların zaferi hakkında şarkı söylemek, zaferi övmek ya da şarkıyla anlatmak anlamına gelir; of burada aitlik göstermez. Sing of edebî ve şiirsel bir tınıya sahiptir. Burada şarkı söyleme eylemini sıradan bir şarkı konusundan çok destansı bir anlatım gibi sunar.
Alıştırma
Edebî bir öyküde The bard sang of the victory ne anlama gelir?
- Ozan, zaferi bir şarkının konusu yaptı.
- Ozan, zafere ait olan bir şarkıyı söyledi.
- Ozan yalnızca zafer sona erdikten sonra gösteri yaptı.
Cevabı göster
Ozan, zaferi bir şarkının konusu yaptı.
knowing the dangers of celebrating too early. Kalıp ifadeler
3:51çok erken kutlama yapmanın tehlikelerini bildiği için bunu reddetti.
celebrating too early: sonuç kesinleşmeden kutlama yapmak
Bu cümlede celebrating too early, tehlike geçmeden veya sonuç kesinleşmeden kutlama yapmaya başlamak demektir. Too early yalnızca saat bakımından erken olmayı değil, yanlış bir değerlendirmeyi anlatır: İşler hâlâ ters gidebileceği için kutlama yapmak için erkendir. Başka durumlarda da kullanılabilen celebrate too early ifadesi, birinin belirsiz bir başarıyı kesin sonuç saydığını belirtir. Sonucun hâlâ değişebileceği maçlar, planlar, anlaşmalar ve benzeri durumlarda kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede celebrating too early neyi ima ediyor?
- Kutlama sabah erken başladı.
- Sonuç hâlâ belirsiz, bu yüzden şimdi kutlama yapmak hata olabilir.
- Kutlama çok uzun sürdü.
Cevabı göster
Sonuç hâlâ belirsiz, bu yüzden şimdi kutlama yapmak hata olabilir.
Lemminkäinen's excitement overwhelmed him, Kalıp ifadeler
3:56Lemminkäinen'in heyecanı ona üstün geldi,
Lemminkäinen's excitement overwhelmed him: duygunun öz denetimi bastırması
Cümle, Lemminkäinen's excitement ifadesini özne, him sözcüğünü ise bundan etkilenen kişi yapar. Buradaki overwhelmed, duygunun onun öz denetimini veya sakin düşünme yeteneğini bastıracak kadar güçlendiği anlamına gelir; fiziksel bir kuvveti anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp duygu + overwhelm fiilinin uygun biçimi + kişi şeklindedir. Duyguyu kişinin tepkisini yönlendiren bir güç olarak sunar; bu da kişinin yalnızca o duyguyu hissettiğini söylemekten daha güçlü ve canlıdır.
Alıştırma
Burada Lemminkäinen's excitement overwhelmed him ne anlama geliyor?
- Heyecanı onu fiziksel olarak yere düşürdü.
- Heyecan duygusunu yenilgiye uğrattı.
- Heyecanı, tepkisini kontrol edecek kadar güçlendi.
Cevabı göster
Heyecanı, tepkisini kontrol edecek kadar güçlendi.
broke out in song: birden şarkı söylemeye başladı
Broke out in song, genellikle planlamadan veya önceden bir işaret olmadan “birden şarkı söylemeye başladı” anlamına gelir. Broke, break fiilinin geçmiş zaman biçimidir; yapının tamamı break out in + bir ses, eylem veya bedensel tepkidir. Bu bir deyimdir; bir şeyi kırmak ya da bir yerden kaçmak anlamına gelmez. Şarkı söylemeyi ani bir patlama gibi gösterir; recklessly ise bu davranışın düşüncesizce olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için break out in song deyiminin geçmiş zaman biçimini aynen kullanın: When the coach entered the room, the team ____.
Cevabı göster
broke out in song
His awful singing voice woke a nearby crane,
4:01Onun korkunç şarkı sesi yakındaki bir turnayı uyandırdı,
whose screeching cries roused the Pohjolan horde. Kelime
4:05onun ciyaklayan çığlıkları ise Pohjola ordusunu uyandırdı.
roused the Pohjolan horde: tehditkâr bir kalabalığı edebî bir dille uyandırmak
Roused the Pohjolan horde ifadesinde roused, rouse fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada tiz çığlıkların grubu uyandırdığı ya da birden tetikte ve hareketli hâle getirdiği anlamına gelir. Horde, tehditkâr, düzensiz veya istenmeyen olarak gösterilen çok büyük bir insan grubudur. Bu sözcükler birlikte insanları tarafsız bir group olarak değil, harekete geçirilen düşmanca bir kitle olarak gösterir.
Alıştırma
Bu cümledeki roused the Pohjolan horde ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?
- Kalabalık çığlıkları daha sessiz hâle getirdi.
- Çığlıklar büyük ve tehditkâr bir kalabalığı uyandırıp tetikte hâle getirdi.
- Çığlıklar küçük ve barışçıl bir grubu karşıladı.
Cevabı göster
Çığlıklar büyük ve tehditkâr bir kalabalığı uyandırıp tetikte hâle getirdi.
made chase: eski tarz anlatıda “takip etmeye başladı”
Burada made chase, “takip etmeye başladı” demektir. Ordu, birini yakalamak için peşine düştü. Make burada alışılmış “oluşturmak” anlamında değildir; made chase bir bütün olarak işleyen bir ifadedir. Bu ifade, eyleme eski moda ve edebî bir anlatı tonu verir. Bu ton, takip sahnesinin sunuluş biçiminin bir parçasıdır.
Alıştırma
Aynı anlamı koruyarak The army made chase cümlesinin günümüz İngilizcesindeki en doğal karşılığı hangisidir?
- The army created a chase.
- The army ended the chase.
- The army gave chase.
Cevabı göster
The army gave chase.
closed in: tehditkâr biçimde yaklaştı
Closed in, close in fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada “bir şeyi kapattı” değil, “tehditkâr biçimde yaklaştı” anlamına gelir. Savaş gemisi takip sırasında aradaki mesafeyi azaltıyordu. Close in çoğu zaman artan baskı, kaçış alanının daralması veya yakalanma ihtimali çağrıştırır. Hedef açıkça belirtilirse close in on + kişi veya şey kullanılır; hedef bağlamdan belliyse close in tek başına kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede closed in, bir tehdit veya baskının yaklaştığını belirten öbek fiil olarak kullanılmıştır?
- The café closed in May.
- Sam closed the door quietly.
- The fog closed in around the hikers.
Cevabı göster
The fog closed in around the hikers.
Väinämöinen raised a rock to breach their hull. Kelime
4:13Väinämöinen onların gövdelerini delmek için bir kaya kaldırdı.
breach their hull: geminin dış gövdesini delmek
Burada breach, koruyucu bir dış yapıyı delip bir açıklık oluşturmak anlamına gelen geçişli bir fiildir. Doğrudan nesne olan their hull, onların gemisinin dış gövdesini belirtir. Bu fiil, hedefi aşılmış bir engel veya koruma olarak sunar. Başka bağlamlarda breach bir kuralı, görevi ya da anlaşmayı ihlal etmek anlamına da gelebilir; ancak burada bu anlamda kullanılmamıştır.
Alıştırma
Örnekte breach their hull ne anlama geliyor?
- gemilerini tehlikeden uzaklaştırmak
- gemilerinin dış gövdesinde bir açıklık oluşturmak
- gemilerinin dış gövdesini onarmak
Cevabı göster
gemilerinin dış gövdesinde bir açıklık oluşturmak
Undeterred, Louhi transformed into a giant eagle, Notlar
4:17Yılmayan Louhi dev bir kartala dönüştü,
transformed into a giant eagle: transform into + yeni bir biçim
transformed into a giant eagle ifadesinde transform into, “değişip başka bir biçime dönüşmek” demektir. Değişen, özne olan Louhi'dir; into ise sonuçtaki biçimi, yani dev bir kartalı tanıtır. İster sihirli ister gerçek olsun, biçim, durum veya roldeki büyük bir değişim için transform into + isim yapısı kullanılır.
Alıştırma
Sonucu tanıtan sözcükle cümleyi tamamlayın: In the tale, the statue transformed ____ a lion.
Cevabı göster
into
carrying her army on her back as they attacked the heroes' vessel.
4:21ordusunu sırtında taşıyarak kahramanların gemisine saldırdı.
Undeterred: aksiliğe rağmen yılmadan devam etmek
Undeterred, bir tehlikenin, başarısızlığın veya başka bir engelin kişinin kararlılığını azaltmadığı anlamına gelir. Burada Louhi'nin durumunu kısaca anlatır: önceki sorun onu durdurmadığı için yeni bir saldırıyla devam etmiştir. Başta ve virgülle kullanıldığında Undeterred, bu tutumu ana cümlenin öznesi Louhi'ye bağlar. Bu yapı, anlatıcının önce karakterin durumunu sunup ardından gelen eylemi göstermesini sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede undeterred, bir aksiliğin kişiyi durdurmadığını gösterecek şekilde doğru kullanılmıştır?
- Priya was undeterred because she had not yet chosen a plan.
- Undeterred by her first loss, Priya practiced and entered the next tournament.
- Priya was undeterred, so she quit after the first mistake.
Cevabı göster
Undeterred by her first loss, Priya practiced and entered the next tournament.
She managed to grab the Sampo in her claw, Kalıp ifadeler
4:26Sampo'yu pençesiyle yakalamayı başardı,
managed to grab: zorluğa rağmen başarmak
managed to grab the Sampo ifadesinde manage to + fiilin yalın hâli, “zor bir şeyi yapmayı başarmak” demektir. Geçmiş zaman biçimi managed, yakalama eyleminin gerçekten gerçekleştiğini, yalnızca bir girişim olmadığını gösterir. Buradaki manage, “yönetmek” veya “sorumlu olmak” anlamına gelmez. Yapı manage to do something şeklindedir ve to sonrasında fiilin yalın hâli gelir.
Alıştırma
Hangi cümle, görev zor olmasına rağmen Maya'nın başarılı olduğunu söyler?
- Maya wanted to solve the final puzzle.
- Maya tried to solve the final puzzle.
- Maya managed to solve the final puzzle.
Cevabı göster
Maya managed to solve the final puzzle.
just as quickly: aynı hızda gerçekleşen bir tersine dönüş
Just as quickly, düşmenin önceki eylem kadar hızlı gerçekleştiğini anlatır. Karşılaştırma ölçütü önceki bağlamdan gelir; iki kişinin hızı karşılaştırılmaz. Bu ifade but ile kullanıldığında hızlı bir tersine dönüşü vurgular: Bir olay hızla gerçekleşir ve sonraki olay da aynı hızla durumu tersine çevirir. Bu yapı, bir öyküdeki ani değişimleri takip etmeye yardımcı olur.
Alıştırma
"Mia won the ball, but just as quickly, she lost it," cümlesinde "just as quickly" neyi gösterir?
- Topu kaybetmesi, kazanması kadar hızlı oldu ve ani bir tersine dönüş yarattı.
- Mia ile başka biri aynı hızda hareket etti.
- Topu kaybetmesi çok daha sonra oldu.
Cevabı göster
Topu kaybetmesi, kazanması kadar hızlı oldu ve ani bir tersine dönüş yarattı.
shattering into pieces and sinking deep beyond her talon's reach. Notlar
4:32parçalara ayrılarak pençesinin ulaşamayacağı kadar derinlere battı.
shattering into pieces and sinking deep: -ing yapılarıyla bağlanan sonuçlar
Shattering into pieces ve sinking deep, birbirine bağlanmış iki -ing yapısıdır. Bu yapıların örtük öznesi, denize düşen nesneyi belirten it sözcüğüdür. Bu yapılar yeni ana cümleler oluşturmak yerine önceki ana cümleye bağlanır. Birlikte düşmenin iki sonucunu gösterir ve olay zincirini kısa ve yoğun bir biçimde anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede ana eylemin sonuçlarını eklemek için iki -ing yapısı kullanılmıştır?
- The toy box fell off the shelf, breaking open and spilling its contents.
- The toy box was breaking open before it fell off the shelf.
- The toy box fell off the shelf because its contents were heavy.
Cevabı göster
The toy box fell off the shelf, breaking open and spilling its contents.
beyond her talon's reach: pençesinin dokunamayacağı kadar uzakta
Bu cümlede beyond her talon's reach, parçaların onun pençesiyle dokunamayacağı kadar derine battığını anlatır. Talon, yırtıcı bir kuşun pençesidir; reach ise burada isimdir ve bir kişinin ya da şeyin bir nesneye dokunabildiği veya onu alabildiği alanı belirtir. beyond + someone's reach kalıbı, aşılamayan bir sınırı gösterir. Fiziksel mesafeyi anlatabileceği gibi birinin karşılayabileceği, başarabileceği veya kontrol edebileceği şeylerle ilgili daha soyut sınırları da anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi beyond + iyelik + reach yapısıyla tamamlayın: Maya cannot touch the book on the high shelf. The book is ____.
Cevabı göster
beyond Maya's reach
the remnants of this powerful device remain in the realm of Ahti, Kültür
4:38bu güçlü aygıtın kalıntıları, su tanrısı
Buried on the ocean floor: cümle başındaki geçmiş zaman ortaç öbeği
Buried on the ocean floor, cümlenin başına yerleştirilmiş bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Daha sonra gelen the remnants öznesinin durumunu anlatır: the remnants are buried on the ocean floor. Bu nedenle Buried burada bir emir değildir. Yazar, bu arka plan durumunu ana cümleden önce vererek bilgiyi sıkıştırır ve hızla temel ifadeye geçer.
Alıştırma
Orijinal cümlede Buried on the ocean floor neyi betimliyor?
- the ocean floor
- Ahti
- the remnants
Cevabı göster
the remnants
realm of Ahti, god of water: Ahti'nin diyarı ve kimliği
the realm of Ahti, “Ahti'ye ait diyar” demektir. Ahti, Fin mitolojisinde suyla ilişkili bir tanrıdır; bu yüzden ifade, kalıntıları onun su diyarına yerleştirir. Ahti, god of water ifadesinde god of water ad öbeği, Ahti'yi yeniden adlandırıp kim olduğunu açıklayan bir eşleme görevi görür. Virgüller ikinci bir karakteri değil, aynı kişiyle ilgili ek bilgiyi gösterir.
Alıştırma
Ahti, god of water ifadesinde god of water ne işe yarar?
- Aygıtın sudan yapıldığını söyler.
- Ahti'nin denizin adı olduğunu söyler.
- Ahti'nin yanında bulunan ikinci bir karakteri tanıtır.
- Ahti'nin god of water (su tanrısı) olduğunu belirtir.
Cevabı göster
Ahti'nin god of water (su tanrısı) olduğunu belirtir.
where they grind salt for the seas to this very day. Kalıp ifadeler
4:45ve günümüzde de denizler için tuz öğütmeye devam ederler.
to this very day: bugüne kadar devam etmek
To this very day, bir durumun geçmişte başladığını ya da geçmişte geçerli olduğunu ve şimdi de sürdüğünü anlatır. Burada tuz öğütme işinin günümüzde de devam ettiğini söyler. Very, this day ifadesini güçlendirir; günün “çok” olduğunu anlatmaz. Bu kalıp, bir öykü ya da efsaneyi geçmişle bugünü güçlü biçimde bağlayarak bitirmek için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “şimdiye kadar” anlamını vurgulayan dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The tradition has continued ____.
Cevabı göster
to this very day
This Finnish epic inspired a young British boy in Birmingham. Kültür
4:50Bu Fin destanı, Birmingham'daki genç bir İngiliz çocuğuna ilham verdi.
Finnish epic: edebî bir isim olarak epic
Finnish epic, Finlandiya’ya veya Fin kültür geleneğine ait bir destan anlamına gelir. Burada epic bir isimdir: çoğunlukla kahramanları, mitleri ve bir halkın ortak geçmişini konu alan uzun ve önemli bir geleneksel anlatıdır. Bu bağlamda ifade, Sampo hikâyesini içeren Kalevala geleneğine işaret eder. Hikâyeyi edebî ve kültürel bir geleneğin içine yerleştirir; epic burada günlük dildeki “müthiş” anlamında bir sıfat değildir.
Alıştırma
Bu cümlede Finnish epic ne anlama geliyor?
- Yalnızca çok etkileyici olan Finlere ait bir şey
- Fin kültüründen gelen uzun bir geleneksel anlatı
- Finlandiya hakkında kısa ve olgusal bir haber
Cevabı göster
Fin kültüründen gelen uzun bir geleneksel anlatı
He went on to write one of the most beloved literary adventures of all time, Notlar
4:54O, daha sonra tüm zamanların en sevilen edebi maceralarından birini yazdı:
went on to write: daha sonraki bir gelişme
Geçmiş zaman biçimindeki went on to write, daha önceki bir deneyim veya aşamadan sonra “ileride yazdı” anlamına gelir. Yazma eylemini fiziksel bir hareket olarak değil, kişinin hayatındaki sonraki gelişme olarak sunar. Yapı go/went on to + fiilin yalın hâlidir. Önceki bir aşamayı daha sonra yaşananlara bağladığı için biyografilerde ve zaman sıralı diğer anlatılarda sık kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi go on to yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After working as a nurse for ten years, Maya ____ become a hospital director.
Cevabı göster
went on to
one of the most beloved literary adventures of all time: «en … olanlardan biri» yapısı
Bu ifade, bir kişiyi veya şeyi en üst düzeydeki bir grubun içine yerleştirmek için one of the + üstünlük derecesi + çoğul sayılabilen isim yapısını kullanır. Burada one of the most beloved literary adventures, The Lord of the Rings'in insanların en çok sevdiği edebî maceralar arasında olduğu anlamına gelir; onun tek başına en sevilen eser olduğunu iddia etmez. One, bir gruptan bir üyeyi seçtiği için üstünlük derecesinden sonraki sayılabilen isim çoğul olur: adventures. Of all time, karşılaştırmayı tüm tarihe genişletir ve kesin, ölçülebilir bir sıralamadan çok güçlü bir değerlendirme katar.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için achievement kelimesinin doğru biçimini kullanın: Winning the award was one of the proudest ____ of her career.
Cevabı göster
achievements
Bir eser adı olarak The Lord of the Rings
The Lord of the Rings, J. R. R. Tolkien'ın ünlü fantastik romanının adıdır. Daha geniş cümlede, az önce sözü edilen edebî maceranın adını verir; Lord, Tolkien'a verilmiş bir unvan değildir ve Rings, değişmez eser adının bir parçasıdır. Bu adı tanımak, videonun daha önce ele alınan Fin destan geleneği ile Tolkien'ın daha sonraki fantastik yazıları arasında kurduğu kültürel bağlantıyı tamamlar. Baştaki The ve çoğul Rings, resmî İngilizce adın parçalarıdır.
Alıştırma
The Lord of the Rings bu bağlamda ne işe yarar?
- Tolkien'a Lord of the Rings kişisel unvanını verir.
- Daha önce ele alınan Fin destanının adını verir.
- Hemen önce sözü edilen edebî eserin adını verir.
- Sıradan yüzüklerden oluşan bir grubu anlatır.
Cevabı göster
Hemen önce sözü edilen edebî eserin adını verir.
Download a free audiobook version of Tolkien's The Fellowship of the Ring
5:00Mordor diyarına doğru bu unutulmaz yolculukta ilk adımınızı atmak için
to take your first step on this unforgettable journey toward the land of Mordor.
5:04Tolkien'in Yüzük Kardeşliği adlı kitabının ücretsiz sesli kitap sürümünü indirin.
Visit audible.com/ted-ed to get started.
5:10Başlamak için audible.com/teded adresini ziyaret edin.