Sampo efsanesi: sonsuz bir servet ve açgözlülük kaynağı - Hanna-Ilona Härmävaara: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
702 kelime 147 kel/dk

Video özeti: Finlandiya destanı Kalevala’nın bu yeniden anlatımı, zenginlik üreten Sampo’nun dövülmesini, kahramanların onu Louhi’den geri alma girişimini ve denizde parçalanmasını izler. Son bölüm, bu Finlandiya destanını Tolkien’in daha sonra The Lord of the Rings eserini yazmasıyla ilişkilendirir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. washed up — Deyimsel fiiller: Bunun yalnızca “yıkanmak” değil, su tarafından taşınıp kıyıda bırakılmak anlamına geldiğini kavrayın. İfadeyi gemi kazaları, sürüklenme, sel veya sahilde bulunan nesnelerle ilgili anlatılarda doğru biçimde kullanın. 2. bend the forge to his will, — Deyimler ve mecazi ifadeler: Ocağın, ustasına itaat etmeye zorlanan bir varlık gibi kişileştirildiğini fark edin. bend something to one’s will kalıbıyla bir araç, güç, kurum ya da direnen durum üzerinde hâkimiyet kurmayı anlatmayı öğrenin. 3. went on to write — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Bir kişinin daha sonra önemli bir işe girişip onu tamamladığını göstermek için bu biyografik sıralama kalıbını kullanın. Bu anlamı aynı etkinliği sürdürmekten ayırın.

Bu derste

After a savage seafaring skirmish and eight long days of being battered by waves, Dilbilgisi

0:07

Vahşi bir deniz çarpışmasının ve dalgalar tarafından hırpalanan sekiz uzun günün ardından,

Dilbilgisi

being battered by waves: of sonrasında edilgen -ing yapısı

Being battered by waves, being + geçmiş zaman ortacıyla kurulan edilgen bir -ing yan cümleciğidir. Dalgaların kişiye veya tekneye tekrar tekrar sertçe vurduğu anlamına gelir; bu deneyimi yaşayan taraf eylemden etkilenir. Yan cümleciğin tamamı eight long days of being battered by waves yapısında of edatından sonra gelir ve bu sekiz gün boyunca ne yaşandığını belirtir. Bu nedenle being, ana cümlenin şimdiki zaman çekimli fiili değildir. Bir edattan sonra -ing biçimi kullanılır; deneyimi edilgen yapmak için being + geçmiş zaman ortacı kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi flood fiilinin edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: After two days of ____ by heavy rain, the road was unsafe.

Cevabı göster

being flooded

Väinämöinen,

0:12

Väinämöinen,

a powerful bard and sage as old as the world itself, Deyimler

0:13

dünyanın kendisi kadar yaşlı, güçlü bir ozan ve bilge,

Deyimler

as old as the world itself: destansı bir abartma

As old as the world itself, as + sıfat + as eşitlik yapısını kullanır: kişinin yaşı dünyanın yaşıyla karşılaştırılır. Itself, world sözcüğünü vurgulayarak karşılaştırmanın daha büyük ve daha çarpıcı duyulmasını sağlar. Buradaki karşılaştırma, doğrulanabilir bir yaş iddiası değil, abartmadır. Ozan ve bilgeyi hayal edilemeyecek kadar eski biri olarak gösterir ve betimlemeye efsanevi, destansı bir hava katar. As old as yapısından sonra büyük veya eski bir şey getirip itself ile vurgulamak, yeni betimlemelerde de aynı etkiyi oluşturabilir.

Alıştırma

Bir şeyin son derece eski olduğunu anlatmak için aynı abartılı as ... as ... itself yapısını kullanan cümle hangisidir?

  1. The song is older than the city itself.
  2. The song is as old as the city itself.
  3. The song is old in the city itself.
Cevabı göster

The song is as old as the city itself.

washed up on the shores of distant Pohjola. Öbek fiiller

0:17

uzak Pohjola'nın kıyılarına vurdu.

Öbek fiiller

washed up: su tarafından kıyıya taşınmak

Burada washed up, 'su tarafından kıyıya taşındı' anlamına gelir. Örtük özne herhangi bir şeyi yıkamadı; dalgalar veya akıntılar kişiyi kıyıya getirdi. Bir insan ya da nesne denizde veya nehirde sürüklendikten sonra wash up on a shore or beach yapabilir. Harekete su neden olsa da dil bilgisel özne kıyıya ulaşan kişi ya da nesnedir.

Alıştırma

'Su tarafından kıyıya taşındı' anlamındaki iki sözcüklü fiili kullanarak cümleyi tamamlayın: After the storm, a broken canoe ____ on the beach.

Cevabı göster

washed up

Unlike his home Kalevala, Anlatım akışı

0:21

Memleketi Kalevala'dan farklı olarak,

Pohjola was a dark and frozen land ruled by Louhi, Dilbilgisi

0:22

Pohjola, kuzeyin ayrık dişli cadısı

Anlatım akışı

Unlike his home Kalevala: karşıtlıkla başlamak

Baştaki Unlike his home Kalevala ifadesi, Pohjola hakkındaki ana bilgiden önce okuyucuya bir karşılaştırma noktası verir. Pohjola'nın karanlık ve donmuş olarak betimlenmesinin Kalevala ile karşıtlık oluşturduğunu gösterir. Burada unlike, 'farklı olarak' anlamına gelen bir edattır. Ardından his home Kalevala isim öbeği gelir; virgülden sonraki ana cümle Pohjola'yı tanıtır ve betimler.

Alıştırma

Baştaki Unlike his home Kalevala ifadesi ne yapar?

  1. Pohjola'nın Kalevala'ya ait olduğunu söyler.
  2. Kişinin Kalevala'yı sevmediğini söyler.
  3. Pohjola'nın nasıl farklı olduğunu açıklamadan önce Kalevala'yı bir başvuru noktası olarak sunar.
Cevabı göster

Pohjola'nın nasıl farklı olduğunu açıklamadan önce Kalevala'yı bir başvuru noktası olarak sunar.

Dilbilgisi

ruled by Louhi: land sözcüğünden sonra gelen kısaltılmış ilgi cümleciği

Bu cümlede ruled by Louhi, land sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. land sözcüğünü niteler ve which was ruled by Louhi ile aynı anlama gelerek ülkeyi kimin yönettiğini belirtir. Ana cümlenin fiili was'tır. ruled by Louhi ikinci bir ana yüklem değildir; İngilizcede bu kısaltılmış ilgi cümleciği kalıbı, bir isimden sonra kısa ve öz bilgi eklemek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

“Genç bir kraliçe tarafından yönetilen bir krallık” anlamını doğru veren isim öbeği hangisidir?

  1. a kingdom was ruled by a young queen
  2. a kingdom ruling by a young queen
  3. a kingdom ruled by a young queen
Cevabı göster

a kingdom ruled by a young queen

the gap-tooth hag of the north. Kelime

0:27

Louhi tarafından yönetilen karanlık ve donmuş bir diyardı.

Kelime

gap-tooth hag of the north: hakaret içeren halk masalı tarzı bir unvan

İfadenin tamamı Louhi'ye verilen halk masalı tarzı bir unvandır. gap-tooth karakterin dış görünüşünü betimlerken of the north ona destansı bir bölgesel etiket kazandırır. Hag, yaşlı bir kadın için kullanılan tarafsız bir sözcük değildir. Çirkin, korkutucu veya kötü bir yaşlı kadın çağrışımı yapan ağır bir hakarettir; burada Louhi'yi tehditkâr, efsanevi bir kötü karakter olarak gösterir.

Alıştırma

Bu kullanımı değerlendirin: Kibar bir günlük konuşmada yaşlı bir kadına a hag demek kabul edilebilir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

The cunning witch nursed Väinämöinen back to health, Kalıp ifadeler

0:30

Kurnaz cadı, Väinämöinen'i iyileştirene kadar ona baktı,

Kalıp ifadeler

nurse someone back to health: birine iyileşene kadar bakmak

Nursed Väinämöinen back to health, Väinämöinen'e yeniden sağlığına kavuşana kadar bakıldığı anlamına gelir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp nurse + someone + back to health biçimindedir; back to health bakımın sonucunu gösterir. Burada nurse bir fiildir. Hasta veya yaralı bir insana ya da hayvana sürekli bakım vermeyi anlatır; bakımı yapan kişinin profesyonel hemşire olması gerekmez.

Alıştırma

Eksik iki bölümü tamamlayarak sabit ifadeyi oluşturun: After the rescue, the wildlife team ____ the injured fox ____.

Cevabı göster

nursed · back to health

but demanded a reward for returning him home. Kalıp ifadeler

0:33

ancak onu evine geri götürmek için bir ödül talep etti.

Kalıp ifadeler

a reward for returning him home: reward for doing something kalıbı

A reward for returning him home, onu eve geri götürmenin karşılığında verilen bir ödeme veya kazanç anlamına gelir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp a reward for + isim veya -ing biçimidir. For bir edat olduğu için ardından bir eylem gelirse fiilin -ing biçimi kullanılır. Returning him home içinde return geçişli bir fiildir: him geri götürülen kişidir, home ise varış yeridir. Cümlenin tamamındaki demanded, ödülün gönüllü olarak sunulan bir teşekkür değil, talep edilen bir ödeme gibi anlaşılmasını sağlar.

Alıştırma

Parantez içindeki fiilin doğru biçimini kullanın: Mia got a reward for ____ the missing keys. (find)

Cevabı göster

finding

Not content with mere gold or silver, Kalıp ifadeler

0:37

Sadece altın veya gümüşle yetinmeyen

Kalıp ifadeler

Not content with mere gold or silver: yalnızca altın ya da gümüşle yetinmemek

Not content with, “... ile yetinmemek” anlamına gelir. Burada content bir sıfattır; mere ise altın ya da gümüşü kişi için yeterli olmayan sıradan bir hazine gibi gösterir. Ana cümleden önce kullanılan bu ifade, ardından gelen eylemin arkasındaki tutumu ve nedeni açıklar. Kişinin daha sıra dışı, elde edilmesi zor veya değerli bir şey istediğini düşündürür.

Alıştırma

Cümlede Not content with mere gold or silver neyi düşündürüyor?

  1. Sıradan altın ve gümüş Louhi için yeterli değildi.
  2. Louhi her türlü hazineden memnundu.
  3. Louhi, altın ve gümüşün ne içerdiğini anlamadı.
Cevabı göster

Sıradan altın ve gümüş Louhi için yeterli değildi.

Louhi wanted what did not yet exist, Dilbilgisi

0:40

Louhi, henüz var olmayan bir şeyi istiyordu;

the Sampo.

0:43

Sampo'yu.

Dilbilgisi

wanted fiilinin nesnesi olarak what did not yet exist

What did not yet exist, kaynaşmış bir ilgi cümleciğidir ve çoğu zaman isim cümleciği olarak öğretilir. Cümleciğin tamamı wanted fiilinin nesnesidir ve “henüz var olmayan şey” anlamına gelir. What burada soru sormaz. Sözcük zaten “o şey” anlamını içerdiği için başka bir isme gerek yoktur; ardından gelen the Sampo, o şeyin adını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi burada the thing that anlamına gelen sözcükle tamamlayın: She built ____ the class needed.

Cevabı göster

what

To be forged from the tips of white swan feathers, Dilbilgisi

0:44

Beyaz kuğu tüylerinin uçlarından,

the milk of greatest virtue,

0:47

en yüce erdemin sütünden,

a single grain of barley,

0:49

tek bir arpa tanesinden,

and the finest wool of lambskins,

0:51

ve en kaliteli kuzu yünlerinden dövülecek olan

this artifact was said to be an endless font of wealth. Notlar

0:54

bu eserin, sonsuz bir zenginlik kaynağı olduğu söylenirdi.

Dilbilgisi

To be forged from: edilgen mastar

To be forged from, to be + geçmiş zaman ortacı yapısındaki edilgen mastarı kullanır. Eser, dövme eylemine uğrayan taraftır ve from malzemeleri tanıtır. Uzun malzeme listesinin önüne yerleştirilen bu ifade, kendi başına tam bir ana cümle değildir. Anlamca öznesi daha sonra gelen this artifact ifadesidir ve ana yargı this artifact was said to be... gelmeden önce eserin planlanan yapım biçimini sunar.

Alıştırma

Hangi cümle, kapının dövülmesi planlanan nesne olduğunu edilgen mastarla gösterir?

  1. The gate was to be forged from iron.
  2. The gate was to forge iron.
  3. The gate was forging from iron.
Cevabı göster

The gate was to be forged from iron.

Dilbilgisi

was said to be: doğrulanmamış bir iddiayı aktarmak

Was said to be, özne + was said + to be + tümleç biçimindeki edilgen bir aktarım yapısıdır. Burada insanların ya da geleneğin eseri sonsuz bir zenginlik kaynağı olarak tanımladığı anlamına gelir. Bu ifade, anlatıcının iddiayı doğrudan doğru olarak garanti ettiği anlamına gelmez. Was, aktarımı geçmiş zamanlı bir anlatı çerçevesine yerleştirir; söylenti veya ün güncel olarak sunulduğunda is said to be kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “insanlar öyle olduğunu iddia ediyordu” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The old castle ____ haunted.

Cevabı göster

was said to be

Deyimler

endless font of wealth: kaynak anlamındaki font

Burada font, içinden bir şeyin sürekli akıyormuş gibi göründüğü bir kaynak demektir. a font of + soyut ad yapısı bu kaynağı bir mecaza dönüştürür; dolayısıyla an endless font of wealth, tükenmeden zenginlik üretmeye devam edebilen bir kaynak anlamına gelir. Bu ifade bir yazı tipini ya da yalnızca bir para yığınını anlatmaz. Eseri yeni zenginliğin sürekli doğduğu yer olarak gösterir ve cümleye görkemli, masalsı bir ton verir.

Alıştırma

İngilizce 'The old journal became a font of new ideas.' cümlesinde a font of new ideas ne anlama gelir?

  1. fikirleri fiziksel olarak içinde tutan bir kap
  2. sürekli yeni fikir üreten bir kaynak
  3. günlüğü basmak için kullanılan bir yazı tipi
Cevabı göster

sürekli yeni fikir üreten bir kaynak

But Väinämöinen knew that only Seppo Ilmarinen,

0:58

Ancak Väinämöinen biliyordu ki, gökkubbenin kendisini döven,

the eternal hammerer who forged the sky dome itself, Kültür

1:02

ölümsüz çekiç ustası Seppo Ilmarinen'den başka hiç kimse

could craft such an object.

1:05

böyle bir nesneyi yaratamazdı.

Kültür

the eternal hammerer who forged the sky dome itself: destansı bir eş ad öbeği

Virgüller arasındaki sözcükler açıklayıcı bir eş ad öbeği oluşturur: Seppo Ilmarinen'i başka bir ifadeyle yeniden adlandırır ve rolünü anlamak için gereken bilgiyi ekler. The eternal hammerer, sıradan bir iş tanımı değil, doğaüstü güçlere sahip usta bir demirci için kullanılan destansı bir unvandır. who forged the sky dome itself ilgi cümleciği onun olağanüstü becerisine kanıt verir. Itself, gök kubbenin kendisini bile dövüp biçimlendirdiğini vurgular; böylece bu açıklama neden yalnızca onun böyle bir nesne yapabildiğini gösterir.

Alıştırma

Cümledeki 'the eternal hammerer who forged the sky dome itself' ifadesinin temel görevi nedir?

  1. Ilmarinen'in nesneyi yapmak için neden yeterli olduğunu açıklar.
  2. Väinämöinen'in gök kubbeyi yaptığını söyler.
  3. Nesneyi yapmakta kullanılan malzemenin adını verir.
Cevabı göster

Ilmarinen'in nesneyi yapmak için neden yeterli olduğunu açıklar.

So, he convinced Louhi to send him home and fetch the smith. Kalıp ifadeler

1:08

Bu yüzden Louhi'yi kendisini eve göndermeye ve demirciyi getirmeye ikna etti.

Kalıp ifadeler

convince someone to do something: birini bir şey yapmaya ikna etmek

convince someone to do something yapısında convince fiilinden sonra gelen kişi fikrini değiştiren kişidir; to'lu mastar ise yapmayı kabul ettiği eylemi belirtir. Burada ikna edilen kişi Louhi'dir. send ve fetch fiilleri and ile bağlanır ve aynı to öğesini paylaşır: to send him home and (to) fetch the smith. Tek bir ikna, iki eylemin de yapılmasını sağlar.

Alıştırma

Cümleyi convince yapısının gerektirdiği sözcükle tamamlayın: They convinced the guard ____ open the gate.

Cevabı göster

to

Though the journey was far from easy, Kalıp ifadeler

1:13

Yolculuk hiç kolay olmasa da,

Kalıp ifadeler

far from easy: hiç kolay değil

Burada far from fiziksel uzaklığı anlatmaz. far from + adjective yapısında, ardından gelen sıfat güçlü biçimde reddedilir. Bu nedenle far from easy hiç kolay değil anlamına gelir ve yolculuğun oldukça zor olduğunu düşündürür. Bu ifade, yalnızca not easy demekten daha vurguludur ve çoğu zaman gerçeğin söylenen niteliğin tersine yakın olduğunu gösterir.

Alıştırma

Örnekte far from easy ne anlama geliyor?

  1. Kolay bir yerden fiziksel olarak uzakta
  2. Uzun bir mesafe gittikten sonra kolay
  3. Hiç kolay değil
Cevabı göster

Hiç kolay değil

the bard finally made it back to Kalevala. Öbek fiiller

1:15

ozan sonunda Kalevala'ya geri dönmeyi başardı.

Öbek fiiller

finally made it back to Kalevala: başarılı bir dönüş

made it back to Kalevala ifadesinde made it, “hedefe ulaşmayı başardı” anlamına gelir; back ise Kalevala'nın ozanın geri döndüğü bir yer olduğunu gösterir. Bir nesne yaptığı ya da ürettiği anlamına gelmez. Finally, dönüşün zaman, çaba veya zorluklardan sonra gerçekleştiğini ekler. Başka durumlarda da kullanılabilen make it back to + yer kalıbı, dönüşü yalnızca bir hareket olarak değil, başarıyla ulaşılan bir sonuç olarak sunar.

Alıştırma

Burada made it back to Kalevala ne anlama geliyor?

  1. Kalevala'ya başarıyla geri döndü
  2. bir şey üretip Kalevala'ya gönderdi
  3. başka birinin Kalevala'ya dönmesini sağladı
Cevabı göster

Kalevala'ya başarıyla geri döndü

But Ilmarinen refused to go to the gloomy north,

1:18

Ancak Ilmarinen, cadıların ve yamyamların diyarı olan

a land of witches and man-eaters.

1:22

karanlık kuzeye gitmeyi reddetti.

But keeping true to his word, Kalıp ifadeler

1:25

Ancak sözünün eri olan

Kalıp ifadeler

keeping true to his word: sözünü tutmak

keeping true to his word ifadesinde his word “onun verdiği söz”, true to ise bu söze sadık olmak veya ona aykırı davranmamak anlamına gelir. İfadenin tamamı, onun verdiği söze uygun davranmayı sürdürdüğünü anlatır. Cümle başındaki -ing ifadesi keeping true to his word, ardından gelen eylemi daha önce verilen sözün yerine getirilmesi olarak çerçeveler. Bir kişinin vaat ettiği şeyle daha sonra yaptığı şeyi birbirine bağlar.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak keep true to one's word kalıbını kullanarak tamamlayın: Keeping ____, Maya delivered the supplies she had promised.

Cevabı göster

true to her word

Väinämöinen tricked Ilmarinen into climbing a giant tree Kalıp ifadeler

1:27

Väinämöinen, devasa bir ağaca tırmanması için Ilmarinen'i kandırdı

Kalıp ifadeler

trick someone into doing something: birini kandırarak bir şey yaptırmak

tricked Ilmarinen into climbing a giant tree ifadesinde trick, Väinämöinen'in Ilmarinen'i kandırıp ağaca tırmanmasını sağladığını anlatır. Ilmarinen bu eyleme yönlendirilen kişidir; climbing a giant tree ise kandırılarak yaptığı eylemdir. Tekrar kullanılabilen kalıp trick + someone + into + isim veya -ing biçimidir. Burada into bir edattır; bu nedenle ardından climb değil climbing gelir.

Alıştırma

Cümleyi share sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: The fake email tricked her into ____ her password.

Cevabı göster

sharing

before summoning a mighty storm to carry the smith all the way to Pohjola. Kalıp ifadeler

1:31

ve ardından demirciyi Pohjola'ya kadar taşıyacak şiddetli bir fırtına çağırdı.

Kalıp ifadeler

all the way to Pohjola: uzak bir son noktaya ulaşmak

All the way to Pohjola, demircinin tüm mesafe boyunca taşınıp Pohjola'ya ulaştırıldığını anlatır. All the way vurgu ekler: varış noktası uzak görünür, yolculuk tamamlanır veya varış dikkat çekici gelir. Bu, her yola yapılan gerçek anlamlı bir gönderme değil, kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. all the way to + varış noktası kalıbı bir yere yapılan yolculuğu anlatabilir. all the way to the final örneğinde olduğu gibi, bir süreçte daha ileri bir aşamaya veya düzeye ulaşmayı da vurgulayabilir.

Alıştırma

Yürüyüşçülerin tüm mesafeyi aşıp varış noktasına ulaştığını vurgulayan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The hikers walked ____ the waterfall.

Cevabı göster

all the way to

Ilmarinen was well received in the north. Kalıp ifadeler

1:37

Ilmarinen kuzeyde iyi karşılandı.

Kalıp ifadeler

was well received: iyi karşılandı veya olumlu bulundu

Bu cümlede was well received, Ilmarinen'in vardığında iyi karşılandığı ve kendisine olumlu davranıldığı anlamına gelir. İfade, edilgen be + well + received yapısını kullanır; buradaki receive bir nesne almak değil, insanların ona verdiği tepki anlamındadır. Aynı yapı, iyi karşılanan bir kişiyi veya olumlu tepki alan bir fikir, performans ya da eseri anlatabilir. Bağlam, anlamın “iyi karşılanmak” mı yoksa “olumlu bulunmak” mı olduğunu gösterir.

Alıştırma

"The new play was well received by critics," cümlesinde was well received ne anlama gelir?

  1. Olumlu tepki aldı.
  2. Bir paket aldı.
  3. Geri gönderildi.
Cevabı göster

Olumlu tepki aldı.

Louhi lavished her guest with extravagant hospitality and promised him the hand of her beautiful daughter Notlar

1:40

Louhi konuğunu abartılı bir misafirperverlikle ağırladı ve

Kalıp ifadeler

lavished her guest with extravagant hospitality: lavish someone with something kalıbı

Burada lavished, lavish someone with something kalıbında kullanılan bir fiildir. Louhi konuğuna çok cömert ve bol bir misafirperverlik gösterdi; extravagant, karşılamanın olağanüstü derecede görkemli, hatta aşırı olduğunu vurgular. Bu kullanılabilir kalıpta kişi doğrudan lavish fiilinden sonra, verilen şey ise with sözcüğünden sonra gelir: lavish a person with praise, gifts, attention veya hospitality. Buradaki lavish sözcüğünü “lüks” anlamındaki sıfat olarak okumayın.

Alıştırma

Lavish fiilinin geçmiş zaman biçimini ve gerekli edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: Last night, the hosts ____ their visitors ____ gifts and attention.

Cevabı göster

lavished · with

if he could craft what she wished.

1:46

kendisinin dilediği şeyi yaratabilirse, güzel kızının elini ona vaat etti.

Deyimler

promised him the hand of her beautiful daughter: eski tarz bir evlilik sözü

Burada promised him the hand of her beautiful daughter, Louhi'nin ona kendi kızıyla evleneceğine dair söz verdiği anlamına gelir. Geleneksel anlatılarda someone's hand evliliği temsil edebilir; bu nedenle hand burada gerçek anlamıyla bir vücut parçası değildir. promise someone the hand of another person kalıbı, evliliği bir anlaşmanın veya ödülün parçası olarak sunar. Bu ifadeyi tanımak destanlarda, masallarda ve tarihî anlatılarda kullanılan eski tarz dili anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

The duke promised Aron the hand of his daughter cümlesinde dük neyin sözünü verdi?

  1. Dükün kızının Aron'un çalışmasına yardım edeceğini
  2. Aron'un dükün kızıyla evlenebileceğini
  3. Aron'un dükün kızının elini tutabileceğini
Cevabı göster

Aron'un dükün kızıyla evlenebileceğini

When she finally asked if Ilmarinen was capable of forging the Sampo, Kalıp ifadeler

1:48

Sonunda Ilmarinen'e Sampo'yu dövme yeteneğine sahip olup olmadığını sorduğunda,

Kalıp ifadeler

was capable of forging: be capable of + -ing kalıbı

Was capable of forging, dövüp yapma yeteneğine sahip olduğu anlamına gelir. Tekrar kullanılabilen kalıp be capable of + isim veya -ing biçimidir; bu nedenle of'tan sonra forging gelir. Burada was, tekil özne Ilmarinen ile uyumludur ve onun yeteneğiyle ilgili soruyu geçmiş zamana yerleştirir. Be capable of çoğu zaman can'den daha resmî duyulur ve bir kişinin, aracın veya sistemin bir görev için yeterli yeteneğe ya da kapasiteye sahip olup olmadığını vurgulayabilir.

Alıştırma

Makinenin yeteneğini anlatmak için be capable of kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The machine is capable to lift the crate.
  2. The machine is capable of lift the crate.
  3. The machine is capable of lifting the crate.
Cevabı göster

The machine is capable of lifting the crate.

the powerful smith declared he could indeed accomplish the task.

1:53

güçlü demirci görevi kesinlikle başarabileceğini ilan etti.

But try as he might, Deyimler

1:57

Ancak ocağı kendi iradesine boyun eğdirmek için

Deyimler

try as he might: ödünleme kalıbı

Try as he might, cümlenin başına getirilen bir ödünleme kalıbıdır ve onun elinden geldiğince çabalamasına rağmen anlamına gelir. Gerçekten çabaladığını, ancak bu çabanın ardından gelen başarısız sonucu değiştirmediğini anlatır. Kalıp fiilin yalın hâli + as + özne + might şeklindedir; Try as I might ve Try as she might buna örnektir. Burada as rağmen anlamı verir, might ise sabit kalıbın bir parçasıdır; sıradan bir olasılık bildirmez.

Alıştırma

Cümleyi try kullanılan resmî ödünleme kalıbıyla tamamlayın: ____, she could not solve the puzzle.

Cevabı göster

Try as she might

to bend the forge to his will, Deyimler

1:59

ne kadar uğraşsa da,

Deyimler

bend the forge to his will: zorlayıcı denetim

Bend the forge to his will ifadesinde bend mecaz anlamda kullanılır: demirci ocağının onun isteklerine boyun eğmesini veya onun denetimine girmesini sağlamak demektir. Ocak kendi iradesi varmış gibi ele alınır; böylece onu denetlemek bir mücadele gibi görünür. Başka durumlara aktarılabilen kalıp bend someone or something to one's will şeklindedir. Bend burada nesneyi fiziksel olarak eğmek anlamına gelmez; to his will, onu istediği şeye boyun eğdirmek demektir.

Alıştırma

Büyücünün fırtınayı denetlemeye çalıştığını anlatan mecaz kalıbını tamamlayın: The sorcerer tried to bend the storm ____.

Cevabı göster

to his will

its fires only produced other artifacts,

2:01

ateşi sadece başka nesneler üretti.

beautiful in appearance, Anlatım akışı

2:04

Görünüşte güzel,

but ill-mannered in nature.

2:05

ama doğası gereği kötü huylulardı.

Anlatım akışı

beautiful in appearance, but ill-mannered in nature: görünüş ile gerçeklik arasındaki karşıtlık

Bu cümle iki paralel değerlendirme kalıbı kullanır: beautiful in appearance ve ill-mannered in nature. İlki bir şeyin nasıl göründüğünü söylerken but sözcüğü, onun gerçekte nasıl olduğuna geçiş yapar. Bu sıralama görünüş ile gerçeklik arasında karşıtlık oluşturur. Ill-mannered genellikle kaba bir kişiyi tanımlar. Burada insan olmayan bir şey kişileştirilir; yani o şeyin gerçekten toplumsal görgü kurallarına sahip olmadığı değil, kötü ya da tehlikeli bir karakteri olduğu anlatılır.

Alıştırma

“beautiful in appearance, but ill-mannered in nature” hangi bilgi düzenini kullanıyor?

  1. Hem dış görünüşü hem de iç doğayı över.
  2. Önce dış görünüşü anlatır, ardından but kullanarak daha kötü bir iç doğayı ortaya çıkarır.
  3. Kaba davranışın bir şeyi güzelleştirdiğini açıklar.
Cevabı göster

Önce dış görünüşü anlatır, ardından but kullanarak daha kötü bir iç doğayı ortaya çıkarır.

An elegant crossbow that thirsted for blood, Deyimler

2:08

Kan susamış zarif bir arbalet,

Deyimler

thirsted for blood: şiddet arzusunu anlatan bir mecaz

thirsted for blood ifadesinde thirst for mecazidir ve bir şeyi güçlü biçimde arzulamak anlamına gelir. Blood ile birlikte kullanıldığında içecek ihtiyacını değil; öldürme, şiddet veya kan dökme arzusunu ifade eder. Özne bir crossbow olduğu için ifade, silahı kendine ait şiddetli bir iradesi varmış gibi kişileştirir. Bu da zarif silahın tehditkâr görünmesini sağlar.

Alıştırma

“An elegant crossbow that thirsted for blood,” ifadesinde thirsted for blood ne anlama gelir?

  1. Umutsuzca suya ihtiyacı vardı.
  2. Öldürmeyi veya kan dökmeyi güçlü biçimde arzuluyordu.
  3. Koyu kırmızıya boyanmıştı.
Cevabı göster

Öldürmeyi veya kan dökmeyi güçlü biçimde arzuluyordu.

and a gleaming plow that ruined cultivated fields,

2:11

ve işlenmiş tarlaları mahveden parıldayan bir saban,

among others.

2:14

bunlardan sadece birkaçıydı.

Finally, Ilmarinen summoned the winds themselves to work the bellows, Kelime

2:16

Sonunda Ilmarinen körükleri çalıştırmaları için bizzat rüzgarları çağırdı

Kelime

work the bellows: körüğü çalıştırmak

work the bellows ifadesinde work, “çalıştırmak” veya “bir aleti işler hâle getirmek” anlamındaki geçişli bir fiildir. Körük ateşe hava üfler; bu yüzden rüzgârlar körüğü hareket ettirip ateşi güçlendirmeleri için çağrılır. Bu kullanım work + makine/alet yapısını izler: nesne, çalıştırılan şeyi belirtir. Burada work, “bir işte çalışmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Asıl cümlede work the bellows ne anlama gelir?

  1. Yeniden çalışması için körüğü onarmak.
  2. Ateşe hava vermek için körüğü çalıştırmak.
  3. Körüğün yanında bir işte çalışmak.
Cevabı göster

Ateşe hava vermek için körüğü çalıştırmak.

and in three days time, Kalıp ifadeler

2:21

ve üç gün içinde,

Kalıp ifadeler

in three days time: üç gün sonra

Bu cümlede in three days time, hikâyedeki mevcut noktadan itibaren “üç gün sonra” anlamına gelir. Anlatıyı bir sonraki olayın gerçekleştiği zamana taşır; buradaki in, yer değil zaman bildiren bir edattır. Düzenlenmiş yazıda olağan biçim, çoğul days sözcüğünden sonra kesme işareti bulunan in three days' time şeklidir. İfade, üç günlük sürenin sonrasındaki bir zamanı gösterir; tek başına “üç gün dolmadan herhangi bir zamanda” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle toplantının referans noktasından üç gün sonra yapılacağını anlatır?

  1. The meeting can take place at any time within three days.
  2. The meeting lasted for three days.
  3. The meeting will take place in three days' time.
Cevabı göster

The meeting will take place in three days' time.

he pulled the Sampo with its lid of many colors from the forge's flames.

2:22

çok renkli kapağıyla Sampo'yu ocağın alevlerinden çıkardı.

On its sides,

2:28

Demirci onun kenarlarına

the smith carefully crafted a grain mill,

2:29

özenle bir tahıl değirmeni,

a salt mill,

2:31

bir tuz değirmeni,

and a money mill.

2:33

ve bir para değirmeni işledi.

Louhi was so delighted with the object's limitless productive power Dilbilgisi

2:35

Louhi, nesnenin sınırsız üretim gücünden o kadar memnun oldu ki,

that she ran off to lock her treasure inside a mountain. Öbek fiiller

2:39

hazinesini bir dağın içine kilitlemek için koşarak uzaklaştı.

Dilbilgisi

so delighted ... that: sonuç doğuran bir derece

so + sıfat + that + cümlecik yapısı, bir derecenin sonuç doğuracak kadar güçlü olduğunu anlatır. Burada so delighted, Louhi'nin ne kadar mutlu olduğunu; that she ran off... ise bunun sonucunda yaptığı hareketi gösterir. that ile başlayan bölüm, delighted sözcüğünün nesnesi değil, bir sonuç cümleciğidir. Bu yapıyı güçlü bir duygu veya durumu, onun yüzünden meydana gelen sonuçla doğrudan bağlamak için kullanabilirsin.

Alıştırma

so ... that sonuç yapısını tamamla: The puppy was ____ excited ____ it knocked over its water bowl.

Cevabı göster

so · that

Öbek fiiller

ran off: hızlıca veya aniden ayrılmak

Ran off, run off fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada bir şey yapmak için hızlıca veya aniden ayrılmak anlamına gelir. Ana fikir yalnızca fiziksel olarak koşmak değil, bulunulan yerden uzaklaşmaktır. Bağlama göre run off, haber vermeden veya izin almadan ayrılma anlamı da taşıyabilir. Bu cümlede Louhi'nin hazineyi kilitlemeye gitmesine hız ve acele duygusu katar.

Alıştırma

Bu cümlede ran off ne anlama geliyor? When the bell rang, Maya ran off to meet her sister.

  1. Koşu antrenmanına başladı.
  2. Kız kardeşinden kaçtı.
  3. Kız kardeşiyle buluşmak için hızlıca ayrıldı.
Cevabı göster

Kız kardeşiyle buluşmak için hızlıca ayrıldı.

But when Ilmarinen tried to claim his prize, Kalıp ifadeler

2:43

Ancak Ilmarinen ödülünü talep etmeye çalıştığında,

Kalıp ifadeler

tried to claim his prize: ödülünü almaya çalışmak

Burada claim his prize, kazandığına inandığı ödülü istemek veya teslim almak anlamına gelir. Claim sözcüğünden sonra, kişinin almaya hakkı olduğunu söylediği şeyi adlandıran bir isim gelir. Tried to, bunu yapmayı denediğini gösterir; ödülü başarıyla aldığını göstermez. Claim, bir şeyin doğru olduğunu iddia etmek anlamına da gelebilir, ancak burada bu anlamda değildir.

Alıştırma

Bu cümlede claim his prize ne anlama gelir?

  1. Kendisinin olduğuna inandığı ödülü istemek veya teslim almak
  2. Ödülü başka birine vermek
  3. Ödülün var olduğunu söylemek
Cevabı göster

Kendisinin olduğuna inandığı ödülü istemek veya teslim almak

the promised maiden refused to marry him, Kelime

2:46

vaat edilen genç kız onunla evlenmeyi reddetti

Kelime

edebî anlatıda promised maiden

Maiden, genç ve evlenmemiş bir kadın için kullanılan eski ve edebî bir isimdir. Bu hikâyede the promised maiden, daha önce onunla evlendirilmek üzere vaat edilmiş kadını anlatır. Promised, maiden sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortaç biçimidir. Kadın hakkında yapılmış bir düzenlemeyi anlatır; kadının bizzat bir söz verdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu edebî cümlede promised maiden ne anlama gelir?

  1. Bir görevi bitireceğine bizzat söz vermiş genç bir kadın
  2. Gelecek potansiyeli yüksek modern bir çalışan
  3. Başkaları tarafından daha önce evlendirilmek üzere vaat edilmiş genç ve evlenmemiş bir kadın
Cevabı göster

Başkaları tarafından daha önce evlendirilmek üzere vaat edilmiş genç ve evlenmemiş bir kadın

and the smith had to return home alone.

2:48

ve demirci eve yalnız dönmek zorunda kaldı.

Years passed,

2:52

Yıllar geçti,

and while Pohjola prospered,

2:53

ve Pohjola refah içindeyken,

Ilmarinen and Väinämöinen were without wives or great wealth.

2:55

Ilmarinen ve Väinämöinen eşsiz veya büyük servetsiz kaldılar.

Bitter about this injustice, Dilbilgisi

3:00

Bu adaletsizliğe içerleyen

the bard proposed a quest to retrieve the Sampo, Kalıp ifadeler

3:01

ozan, Sampo'yu geri almak için bir görev teklif etti

Dilbilgisi

Bitter about this injustice: ana eylemden önce motivasyonu verme

“Bitter about this injustice” ana cümleden önce gelir ve ozanı betimler. Cümle başına getirilen bu sıfat öbeği, cümle onun ne yaptığını söylemeden önce eyleminin duygusal nedenini verir. Buradaki bitter, tat bakımından acı anlamına gelmez; haksız bir davranış nedeniyle içerlemiş veya çok rahatsız olmuş demektir. Bu şekilde başa getirilen bir öbek normalde kendisinden sonra gelen özneyi betimler.

Alıştırma

“Bitter about this injustice, the bard proposed a quest,” cümlesindeki başlangıç öbeğinin görevi nedir?

  1. Ozanın eyleminin duygusal nedenini verir.
  2. Sampo'nun tadını anlatır.
  3. Macera görevinin nerede gerçekleşeceğini söyler.
Cevabı göster

Ozanın eyleminin duygusal nedenini verir.

Kalıp ifadeler

proposed a quest to retrieve: bir görev ve onun amacı

“Proposed a quest to retrieve the Sampo”, Sampo'yu geri almak için bir görev önerdiği anlamına gelir. Propose fikri ortaya koyar, quest görevi adlandırır ve “to retrieve...” mastar yapısı görevin amacını belirtir. Quest sıradan bir yolculuktan fazlasıdır; önemli bir amaç, zorluk veya uzun bir arayış çağrıştırır. Retrieve kaybedilmiş, alınmış veya başka bir yerde bırakılmış bir şeyi geri almak demektir.

Alıştırma

Fantastik öykü cümlesini dersteki kalıpla tamamlayın: In the fantasy story, the queen ____ the stolen crown.

Cevabı göster

proposed a quest to retrieve

and the two sailed north with the help of Lemminkäinen,

3:05

ve ikili, bela çıkarmasıyla tanınan yakışıklı bir genç olan

a beautiful young man with a history of starting trouble. Kalıp ifadeler

3:09

Lemminkäinen'in yardımıyla kuzeye doğru yelken açtılar.

Kalıp ifadeler

with a history of starting trouble: geçmişte sık sık sorun çıkarmış

Bu cümlede with a history of starting trouble, genç adamı tanımlar. A history of geçmişte yerleşmiş bir davranış örüntüsünü veya kaydı anlatır. Bu nedenle ifade, onun birden fazla kez sorun çıkardığını ima eder; tarih eğitimi aldığı anlamına gelmez. Start trouble, genellikle başkalarını kışkırtarak çatışmaya ya da sorunlara yol açmak demektir. with a history of + isim veya fiilin -ing biçimi, birinin geçmişiyle ilgili önemli bilgiler eklemek için kullanılabilir.

Alıştırma

Vurgulanan ifade genç adam hakkında ne anlatıyor?

  1. Sorun o gelmeden önce başlamıştır.
  2. Geçmişte tekrar tekrar sorun çıkarmıştır.
  3. Çatışmaların tarihini inceliyordur.
Cevabı göster

Geçmişte tekrar tekrar sorun çıkarmıştır.

Upon arrival, Anlatım akışı

3:13

Varışlarında,

Väinämöinen requested half the Sampo's profits as compensation, Kelime

3:14

Väinämöinen tazminat olarak Sampo'nun gelirinin yarısını talep etti,

Anlatım akışı

Upon arrival: resmî bir zaman başlangıcı

Upon arrival, birinin vardığı anda veya varışından hemen sonra demenin kısa ve resmî bir yoludur. Burada önce varış belirtilir, ardından doğrudan Väinämöinen'in isteğine geçilerek olaylar zaman sırasına konur. Upon sözcüğünden sonra arrival ismi gelir. Bununla ilişkili bir yapı, upon entering örneğindeki gibi upon + fiilin -ing biçimidir. Upon doğrudan they arrived gibi tam bir cümleciğin önüne gelmez.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen ve ‘vardığınızda’ anlamına gelen iki sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: ____, please check in at the front desk.

Cevabı göster

Upon arrival

Kelime

as compensation: bir kaybı telafi etmek için verilen veya talep edilen şey

as compensation ifadesinde as, talep edilen şeyin rolünü veya amacını belirtir: kazancın yarısı bir kaybı, haksızlığı ya da harcanan emeği telafi edecek bir şey olarak sunulur. Compensation yalnızca maaş anlamına gelmez. Burada ifade, isteği sıradan bir paylaşma talebinden çok, konuşanın kendisine verilmesi gerektiğine inandığı bir karşılığı talep etmesi gibi gösterir.

Alıştırma

Seyahat kuponunun iptali telafi etmek için verildiğini gösteren dersteki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The airline offered a travel voucher ____ for the canceled flight.

Cevabı göster

as compensation

or they'd take the artifact by force. Kalıp ifadeler

3:18

yoksa eseri zorla alacaklardı.

Kalıp ifadeler

take the artifact by force: eseri şiddet veya zorlama yoluyla ele geçirmek

take the artifact by force, eseri onu elinde tutan kişinin rızası olmadan fiziksel güç, şiddet veya zorlama kullanarak ele geçirmek demektir. by ile kurulan öbek, alma eyleminin hangi yöntemle yapıldığını gösterir. Bu eylem talebin kabul edilmemesi durumundaki seçenek olarak sunulduğu için ifade bir tehdit işlevi görür. Buradaki take, yalnızca taşımak veya teslim almak değil, ele geçirmek anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “şiddet veya zorlama yoluyla” anlamına gelen iki kelimelik kalıpla tamamlayın: The raiders took the gate ____.

Cevabı göster

by force

Outraged at this request, Dilbilgisi

3:21

Bu isteğe öfkelenen

Louhi summoned her forces to fight the heroes,

3:23

Louhi, kahramanlarla savaşmak için güçlerini çağırdı,

Dilbilgisi

Outraged at this request: başa alınmış neden öbeği

Outraged at this request, Louhi'nin o andaki duygusal durumunu anlatan ve cümlenin başına getirilmiş bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. İsteğin onu çok öfkelendirdiği anlamına gelir. Bu öbek aynı zamanda ana cümledeki Louhi summoned her forces eyleminin nedenini verir. Burada Outraged ana fiil değildir; bu kısa anlatı yapısı önce karakterin durumunu, sonra yaptığı eylemi sunar.

Alıştırma

“Outraged at this request, Louhi summoned her forces,” cümlesinde baştaki öbek ne işe yarar?

  1. Kuvvetlerini toplamasının kahramanları öfkelendirdiğini söyler.
  2. Cümlenin ana fiili olarak görev yapar.
  3. Louhi'nin öfkesini kuvvetlerini toplamasının nedeni olarak verir.
Cevabı göster

Louhi'nin öfkesini kuvvetlerini toplamasının nedeni olarak verir.

but as her army readied for war, Kalıp ifadeler

3:27

ancak ordusu savaşa hazırlanırken,

Kalıp ifadeler

army readied for war: fiil olarak ready

army readied for war ifadesinde readied, ready fiilinin basit geçmiş zaman biçimidir. Ordu savaşa hazırlandı; bu yan cümlede ready bir sıfat değildir. Hazırlık eylemini yapan army öznesidir ve for war neye hazırlanıldığını belirtir. Ready fiilinin bu kullanımı, günlük got ready ifadesinden daha resmî ve anlatı tarzındadır.

Alıştırma

Hangi cümlede ready, öznenin hazırlanmak için harekete geçtiği anlamında fiil olarak kullanılmıştır?

  1. The town looked ready for the storm.
  2. The town readied for the storm.
  3. The town was ready for the storm.
Cevabı göster

The town readied for the storm.

the bard played his magic harp, kantele, Kültür

3:29

ozan sihirli arpı kantele'yi çaldı,

Kültür

magic harp, kantele: bir Fin çalgısının adı

Burada kantele, hemen önce magic harp olarak tanımlanan belirli çalgının adıdır. Geleneksel bir Fin telli çalgısıdır; ozanın adı ya da her tür arp için kullanılan genel bir sözcük değildir. Bu kültürel ayrıntı hikâyenin mantığını açıklar: kantele büyülü bir çalgı olarak sunulduğu için müziği dinleyenleri büyüleyebilir ve Pohjola'yı uyutabilir.

Alıştırma

Bu cümlede kantele neyi belirtir?

  1. Her tür arp için kullanılan genel bir İngilizce sözcük.
  2. Arpı çalan ozanın adı.
  3. Magic harp olarak tanımlanan belirli Fin çalgısı.
Cevabı göster

Magic harp olarak tanımlanan belirli Fin çalgısı.

entrancing all who heard it and sending Pohjola into a deep slumber. Dilbilgisi

3:32

onu duyan herkesi büyüledi ve Pohjola'yı derin bir uykuya daldırdı.

Dilbilgisi

entrancing ... and sending ...: sonuç bildiren iki -ing öbeği

Entrancing all who heard it ve sending Pohjola into a deep slumber, and ile bağlanan paralel iki -ing öbeğidir. Ozanın çalgıyı çalmasını anlatan önceki ana cümleye bağlanır ve iki sonucu gösterir: dinleyenler büyülenir, Pohjola ise derin bir uykuya dalar. Entrancing ve sending çekimsiz biçimler olduğu için yeni ana cümle yüklemleri değildir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp ana cümle, -ing sonucu A and -ing sonucu B şeklindedir ve bağlantılı sonuçları kısa biçimde ekler.

Alıştırma

Cümlede entrancing ... and sending ... yapısının dil bilgisel görevi nedir?

  1. Geçmiş zamanda iki yeni ana cümle yüklemidirler.
  2. Pohjola'nın yaptığı iki eylemi belirtirler.
  3. Önceki eylemin iki sonucunu eklerler.
Cevabı göster

Önceki eylemin iki sonucunu eklerler.

Unimpeded, the three men took the Sampo and quietly made their escape. Notlar

3:37

Hiçbir engelle karşılaşmadan, üç adam Sampo'yu aldılar ve sessizce kaçtılar.

Kelime

Unimpeded: ana eylemin engellenmediğini belirtmek

Cümlenin başındaki Unimpeded, “engellenmemiş veya önü kesilmemiş” demektir. Üç adamın ana eylemleri hangi koşulda yaptığını anlatır; bir isim ya da ayrı bir eylem değildir. Cümle başındaki bu sıfat, Because nothing stopped them. gibi daha uzun bir düşünceyi tek kelimede özetler. Anlamca ana cümlenin öznesi olan the three men ifadesini niteler.

Alıştırma

Bu cümlede Unimpeded bize ne anlatır: “Unimpeded, the rescue team reached the village.”?

  1. Kurtarma ekibi durmaya karar verdi.
  2. Unimpeded köyün adıdır.
  3. Kurtarma ekibinin ilerlemesini hiçbir şey engellemedi.
Cevabı göster

Kurtarma ekibinin ilerlemesini hiçbir şey engellemedi.

Kalıp ifadeler

quietly made their escape: anlatı tarzında sessizce kaçmak

made their escape ifadesinde make, bir iyelik sözcüğü ve escape ile birleşerek “başarıyla kaçmak” anlamına gelir. Burada made, make fiilinin geçmiş zaman biçimidir; their ise çoğul özne the three men ile uyumludur. make burada “oluşturmak” anlamına gelmez. quietly onların nasıl kaçtığını anlatır. İfadenin tamamı kısa ve anlatı tarzında bir tona sahiptir; kaçışı tamamlanmış bir olay olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi make one's escape ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Before the guards returned, the two explorers ____.

Cevabı göster

made their escape

Lemminkäinen was ecstatic at their success

3:43

Lemminkäinen başarılarından dolayı çok sevinçliydi

and demanded that Väinämöinen sing of their triumph. Notlar

3:46

ve Väinämöinen'den zaferlerini anlatan bir şarkı söylemesini talep etti.

Dilbilgisi

demanded that ... sing: güçlü bir talepten sonra fiilin yalın biçimi

demanded that Väinämöinen sing ifadesinde demand, konuşanın mutlaka gerçekleşmesi gerektiğini güçlü biçimde belirttiği bir eylemi başlatır. Yan cümle, Väinämöinen'in zaten şarkı söylediğini anlatmaz. demand that sonrasında resmî İngilizcede fiilin yalın biçimi sıkça kullanılır. Bu yüzden Väinämöinen tek bir kişi olsa da sing fiiline -s gelmez. Bu kalıba mandative subjunctive denir: demand that + özne + fiilin yalın biçimi.

Alıştırma

Resmî talebi be fiilinin yalın biçimiyle tamamlayın: The coach demanded that every player ____ ready by noon.

Cevabı göster

be

Kelime

sing of their triumph: sing of ifadesinin edebî kullanımı

sing of their triumph ifadesinde of, şarkının kutladığı veya anlattığı konuyu belirtir. İfade, onların zaferi hakkında şarkı söylemek, zaferi övmek ya da şarkıyla anlatmak anlamına gelir; of burada aitlik göstermez. Sing of edebî ve şiirsel bir tınıya sahiptir. Burada şarkı söyleme eylemini sıradan bir şarkı konusundan çok destansı bir anlatım gibi sunar.

Alıştırma

Edebî bir öyküde The bard sang of the victory ne anlama gelir?

  1. Ozan, zaferi bir şarkının konusu yaptı.
  2. Ozan, zafere ait olan bir şarkıyı söyledi.
  3. Ozan yalnızca zafer sona erdikten sonra gösteri yaptı.
Cevabı göster

Ozan, zaferi bir şarkının konusu yaptı.

The bard refused,

3:49

Ozan,

knowing the dangers of celebrating too early. Kalıp ifadeler

3:51

çok erken kutlama yapmanın tehlikelerini bildiği için bunu reddetti.

Kalıp ifadeler

celebrating too early: sonuç kesinleşmeden kutlama yapmak

Bu cümlede celebrating too early, tehlike geçmeden veya sonuç kesinleşmeden kutlama yapmaya başlamak demektir. Too early yalnızca saat bakımından erken olmayı değil, yanlış bir değerlendirmeyi anlatır: İşler hâlâ ters gidebileceği için kutlama yapmak için erkendir. Başka durumlarda da kullanılabilen celebrate too early ifadesi, birinin belirsiz bir başarıyı kesin sonuç saydığını belirtir. Sonucun hâlâ değişebileceği maçlar, planlar, anlaşmalar ve benzeri durumlarda kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede celebrating too early neyi ima ediyor?

  1. Kutlama sabah erken başladı.
  2. Sonuç hâlâ belirsiz, bu yüzden şimdi kutlama yapmak hata olabilir.
  3. Kutlama çok uzun sürdü.
Cevabı göster

Sonuç hâlâ belirsiz, bu yüzden şimdi kutlama yapmak hata olabilir.

But after three days of traveling,

3:54

Ancak üç günlük yolculuktan sonra,

Lemminkäinen's excitement overwhelmed him, Kalıp ifadeler

3:56

Lemminkäinen'in heyecanı ona üstün geldi,

Kalıp ifadeler

Lemminkäinen's excitement overwhelmed him: duygunun öz denetimi bastırması

Cümle, Lemminkäinen's excitement ifadesini özne, him sözcüğünü ise bundan etkilenen kişi yapar. Buradaki overwhelmed, duygunun onun öz denetimini veya sakin düşünme yeteneğini bastıracak kadar güçlendiği anlamına gelir; fiziksel bir kuvveti anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp duygu + overwhelm fiilinin uygun biçimi + kişi şeklindedir. Duyguyu kişinin tepkisini yönlendiren bir güç olarak sunar; bu da kişinin yalnızca o duyguyu hissettiğini söylemekten daha güçlü ve canlıdır.

Alıştırma

Burada Lemminkäinen's excitement overwhelmed him ne anlama geliyor?

  1. Heyecanı onu fiziksel olarak yere düşürdü.
  2. Heyecan duygusunu yenilgiye uğrattı.
  3. Heyecanı, tepkisini kontrol edecek kadar güçlendi.
Cevabı göster

Heyecanı, tepkisini kontrol edecek kadar güçlendi.

and he recklessly broke out in song. Deyimler

3:59

ve pervasızca şarkı söylemeye başladı.

Deyimler

broke out in song: birden şarkı söylemeye başladı

Broke out in song, genellikle planlamadan veya önceden bir işaret olmadan “birden şarkı söylemeye başladı” anlamına gelir. Broke, break fiilinin geçmiş zaman biçimidir; yapının tamamı break out in + bir ses, eylem veya bedensel tepkidir. Bu bir deyimdir; bir şeyi kırmak ya da bir yerden kaçmak anlamına gelmez. Şarkı söylemeyi ani bir patlama gibi gösterir; recklessly ise bu davranışın düşüncesizce olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için break out in song deyiminin geçmiş zaman biçimini aynen kullanın: When the coach entered the room, the team ____.

Cevabı göster

broke out in song

His awful singing voice woke a nearby crane,

4:01

Onun korkunç şarkı sesi yakındaki bir turnayı uyandırdı,

whose screeching cries roused the Pohjolan horde. Kelime

4:05

onun ciyaklayan çığlıkları ise Pohjola ordusunu uyandırdı.

Kelime

roused the Pohjolan horde: tehditkâr bir kalabalığı edebî bir dille uyandırmak

Roused the Pohjolan horde ifadesinde roused, rouse fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada tiz çığlıkların grubu uyandırdığı ya da birden tetikte ve hareketli hâle getirdiği anlamına gelir. Horde, tehditkâr, düzensiz veya istenmeyen olarak gösterilen çok büyük bir insan grubudur. Bu sözcükler birlikte insanları tarafsız bir group olarak değil, harekete geçirilen düşmanca bir kitle olarak gösterir.

Alıştırma

Bu cümledeki roused the Pohjolan horde ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Kalabalık çığlıkları daha sessiz hâle getirdi.
  2. Çığlıklar büyük ve tehditkâr bir kalabalığı uyandırıp tetikte hâle getirdi.
  3. Çığlıklar küçük ve barışçıl bir grubu karşıladı.
Cevabı göster

Çığlıklar büyük ve tehditkâr bir kalabalığı uyandırıp tetikte hâle getirdi.

The army made chase. Kalıp ifadeler

4:10

Ordu peşlerine düştü.

Kalıp ifadeler

made chase: eski tarz anlatıda “takip etmeye başladı”

Burada made chase, “takip etmeye başladı” demektir. Ordu, birini yakalamak için peşine düştü. Make burada alışılmış “oluşturmak” anlamında değildir; made chase bir bütün olarak işleyen bir ifadedir. Bu ifade, eyleme eski moda ve edebî bir anlatı tonu verir. Bu ton, takip sahnesinin sunuluş biçiminin bir parçasıdır.

Alıştırma

Aynı anlamı koruyarak The army made chase cümlesinin günümüz İngilizcesindeki en doğal karşılığı hangisidir?

  1. The army created a chase.
  2. The army ended the chase.
  3. The army gave chase.
Cevabı göster

The army gave chase.

As their warship closed in, Öbek fiiller

4:11

Savaş gemileri yaklaşırken,

Öbek fiiller

closed in: tehditkâr biçimde yaklaştı

Closed in, close in fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada “bir şeyi kapattı” değil, “tehditkâr biçimde yaklaştı” anlamına gelir. Savaş gemisi takip sırasında aradaki mesafeyi azaltıyordu. Close in çoğu zaman artan baskı, kaçış alanının daralması veya yakalanma ihtimali çağrıştırır. Hedef açıkça belirtilirse close in on + kişi veya şey kullanılır; hedef bağlamdan belliyse close in tek başına kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede closed in, bir tehdit veya baskının yaklaştığını belirten öbek fiil olarak kullanılmıştır?

  1. The café closed in May.
  2. Sam closed the door quietly.
  3. The fog closed in around the hikers.
Cevabı göster

The fog closed in around the hikers.

Väinämöinen raised a rock to breach their hull. Kelime

4:13

Väinämöinen onların gövdelerini delmek için bir kaya kaldırdı.

Kelime

breach their hull: geminin dış gövdesini delmek

Burada breach, koruyucu bir dış yapıyı delip bir açıklık oluşturmak anlamına gelen geçişli bir fiildir. Doğrudan nesne olan their hull, onların gemisinin dış gövdesini belirtir. Bu fiil, hedefi aşılmış bir engel veya koruma olarak sunar. Başka bağlamlarda breach bir kuralı, görevi ya da anlaşmayı ihlal etmek anlamına da gelebilir; ancak burada bu anlamda kullanılmamıştır.

Alıştırma

Örnekte breach their hull ne anlama geliyor?

  1. gemilerini tehlikeden uzaklaştırmak
  2. gemilerinin dış gövdesinde bir açıklık oluşturmak
  3. gemilerinin dış gövdesini onarmak
Cevabı göster

gemilerinin dış gövdesinde bir açıklık oluşturmak

Undeterred, Louhi transformed into a giant eagle, Notlar

4:17

Yılmayan Louhi dev bir kartala dönüştü,

Kalıp ifadeler

transformed into a giant eagle: transform into + yeni bir biçim

transformed into a giant eagle ifadesinde transform into, “değişip başka bir biçime dönüşmek” demektir. Değişen, özne olan Louhi'dir; into ise sonuçtaki biçimi, yani dev bir kartalı tanıtır. İster sihirli ister gerçek olsun, biçim, durum veya roldeki büyük bir değişim için transform into + isim yapısı kullanılır.

Alıştırma

Sonucu tanıtan sözcükle cümleyi tamamlayın: In the tale, the statue transformed ____ a lion.

Cevabı göster

into

carrying her army on her back as they attacked the heroes' vessel.

4:21

ordusunu sırtında taşıyarak kahramanların gemisine saldırdı.

Kelime

Undeterred: aksiliğe rağmen yılmadan devam etmek

Undeterred, bir tehlikenin, başarısızlığın veya başka bir engelin kişinin kararlılığını azaltmadığı anlamına gelir. Burada Louhi'nin durumunu kısaca anlatır: önceki sorun onu durdurmadığı için yeni bir saldırıyla devam etmiştir. Başta ve virgülle kullanıldığında Undeterred, bu tutumu ana cümlenin öznesi Louhi'ye bağlar. Bu yapı, anlatıcının önce karakterin durumunu sunup ardından gelen eylemi göstermesini sağlar.

Alıştırma

Hangi cümlede undeterred, bir aksiliğin kişiyi durdurmadığını gösterecek şekilde doğru kullanılmıştır?

  1. Priya was undeterred because she had not yet chosen a plan.
  2. Undeterred by her first loss, Priya practiced and entered the next tournament.
  3. Priya was undeterred, so she quit after the first mistake.
Cevabı göster

Undeterred by her first loss, Priya practiced and entered the next tournament.

She managed to grab the Sampo in her claw, Kalıp ifadeler

4:26

Sampo'yu pençesiyle yakalamayı başardı,

Kalıp ifadeler

managed to grab: zorluğa rağmen başarmak

managed to grab the Sampo ifadesinde manage to + fiilin yalın hâli, “zor bir şeyi yapmayı başarmak” demektir. Geçmiş zaman biçimi managed, yakalama eyleminin gerçekten gerçekleştiğini, yalnızca bir girişim olmadığını gösterir. Buradaki manage, “yönetmek” veya “sorumlu olmak” anlamına gelmez. Yapı manage to do something şeklindedir ve to sonrasında fiilin yalın hâli gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, görev zor olmasına rağmen Maya'nın başarılı olduğunu söyler?

  1. Maya wanted to solve the final puzzle.
  2. Maya tried to solve the final puzzle.
  3. Maya managed to solve the final puzzle.
Cevabı göster

Maya managed to solve the final puzzle.

but just as quickly, Kalıp ifadeler

4:29

ancak o aynı hızla,

it dropped into the sea,

4:30

denize düştü,

Kalıp ifadeler

just as quickly: aynı hızda gerçekleşen bir tersine dönüş

Just as quickly, düşmenin önceki eylem kadar hızlı gerçekleştiğini anlatır. Karşılaştırma ölçütü önceki bağlamdan gelir; iki kişinin hızı karşılaştırılmaz. Bu ifade but ile kullanıldığında hızlı bir tersine dönüşü vurgular: Bir olay hızla gerçekleşir ve sonraki olay da aynı hızla durumu tersine çevirir. Bu yapı, bir öyküdeki ani değişimleri takip etmeye yardımcı olur.

Alıştırma

"Mia won the ball, but just as quickly, she lost it," cümlesinde "just as quickly" neyi gösterir?

  1. Topu kaybetmesi, kazanması kadar hızlı oldu ve ani bir tersine dönüş yarattı.
  2. Mia ile başka biri aynı hızda hareket etti.
  3. Topu kaybetmesi çok daha sonra oldu.
Cevabı göster

Topu kaybetmesi, kazanması kadar hızlı oldu ve ani bir tersine dönüş yarattı.

shattering into pieces and sinking deep beyond her talon's reach. Notlar

4:32

parçalara ayrılarak pençesinin ulaşamayacağı kadar derinlere battı.

Dilbilgisi

shattering into pieces and sinking deep: -ing yapılarıyla bağlanan sonuçlar

Shattering into pieces ve sinking deep, birbirine bağlanmış iki -ing yapısıdır. Bu yapıların örtük öznesi, denize düşen nesneyi belirten it sözcüğüdür. Bu yapılar yeni ana cümleler oluşturmak yerine önceki ana cümleye bağlanır. Birlikte düşmenin iki sonucunu gösterir ve olay zincirini kısa ve yoğun bir biçimde anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede ana eylemin sonuçlarını eklemek için iki -ing yapısı kullanılmıştır?

  1. The toy box fell off the shelf, breaking open and spilling its contents.
  2. The toy box was breaking open before it fell off the shelf.
  3. The toy box fell off the shelf because its contents were heavy.
Cevabı göster

The toy box fell off the shelf, breaking open and spilling its contents.

Kalıp ifadeler

beyond her talon's reach: pençesinin dokunamayacağı kadar uzakta

Bu cümlede beyond her talon's reach, parçaların onun pençesiyle dokunamayacağı kadar derine battığını anlatır. Talon, yırtıcı bir kuşun pençesidir; reach ise burada isimdir ve bir kişinin ya da şeyin bir nesneye dokunabildiği veya onu alabildiği alanı belirtir. beyond + someone's reach kalıbı, aşılamayan bir sınırı gösterir. Fiziksel mesafeyi anlatabileceği gibi birinin karşılayabileceği, başarabileceği veya kontrol edebileceği şeylerle ilgili daha soyut sınırları da anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi beyond + iyelik + reach yapısıyla tamamlayın: Maya cannot touch the book on the high shelf. The book is ____.

Cevabı göster

beyond Maya's reach

Buried on the ocean floor, Dilbilgisi

4:37

Okyanusun dibine gömülen

the remnants of this powerful device remain in the realm of Ahti, Kültür

4:38

bu güçlü aygıtın kalıntıları, su tanrısı

Dilbilgisi

Buried on the ocean floor: cümle başındaki geçmiş zaman ortaç öbeği

Buried on the ocean floor, cümlenin başına yerleştirilmiş bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Daha sonra gelen the remnants öznesinin durumunu anlatır: the remnants are buried on the ocean floor. Bu nedenle Buried burada bir emir değildir. Yazar, bu arka plan durumunu ana cümleden önce vererek bilgiyi sıkıştırır ve hızla temel ifadeye geçer.

Alıştırma

Orijinal cümlede Buried on the ocean floor neyi betimliyor?

  1. the ocean floor
  2. Ahti
  3. the remnants
Cevabı göster

the remnants

god of water,

4:44

Ahti'nin aleminde kalır

Kültür

realm of Ahti, god of water: Ahti'nin diyarı ve kimliği

the realm of Ahti, “Ahti'ye ait diyar” demektir. Ahti, Fin mitolojisinde suyla ilişkili bir tanrıdır; bu yüzden ifade, kalıntıları onun su diyarına yerleştirir. Ahti, god of water ifadesinde god of water ad öbeği, Ahti'yi yeniden adlandırıp kim olduğunu açıklayan bir eşleme görevi görür. Virgüller ikinci bir karakteri değil, aynı kişiyle ilgili ek bilgiyi gösterir.

Alıştırma

Ahti, god of water ifadesinde god of water ne işe yarar?

  1. Aygıtın sudan yapıldığını söyler.
  2. Ahti'nin denizin adı olduğunu söyler.
  3. Ahti'nin yanında bulunan ikinci bir karakteri tanıtır.
  4. Ahti'nin god of water (su tanrısı) olduğunu belirtir.
Cevabı göster

Ahti'nin god of water (su tanrısı) olduğunu belirtir.

where they grind salt for the seas to this very day. Kalıp ifadeler

4:45

ve günümüzde de denizler için tuz öğütmeye devam ederler.

Kalıp ifadeler

to this very day: bugüne kadar devam etmek

To this very day, bir durumun geçmişte başladığını ya da geçmişte geçerli olduğunu ve şimdi de sürdüğünü anlatır. Burada tuz öğütme işinin günümüzde de devam ettiğini söyler. Very, this day ifadesini güçlendirir; günün “çok” olduğunu anlatmaz. Bu kalıp, bir öykü ya da efsaneyi geçmişle bugünü güçlü biçimde bağlayarak bitirmek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “şimdiye kadar” anlamını vurgulayan dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The tradition has continued ____.

Cevabı göster

to this very day

This Finnish epic inspired a young British boy in Birmingham. Kültür

4:50

Bu Fin destanı, Birmingham'daki genç bir İngiliz çocuğuna ilham verdi.

Kültür

Finnish epic: edebî bir isim olarak epic

Finnish epic, Finlandiya’ya veya Fin kültür geleneğine ait bir destan anlamına gelir. Burada epic bir isimdir: çoğunlukla kahramanları, mitleri ve bir halkın ortak geçmişini konu alan uzun ve önemli bir geleneksel anlatıdır. Bu bağlamda ifade, Sampo hikâyesini içeren Kalevala geleneğine işaret eder. Hikâyeyi edebî ve kültürel bir geleneğin içine yerleştirir; epic burada günlük dildeki “müthiş” anlamında bir sıfat değildir.

Alıştırma

Bu cümlede Finnish epic ne anlama geliyor?

  1. Yalnızca çok etkileyici olan Finlere ait bir şey
  2. Fin kültüründen gelen uzun bir geleneksel anlatı
  3. Finlandiya hakkında kısa ve olgusal bir haber
Cevabı göster

Fin kültüründen gelen uzun bir geleneksel anlatı

He went on to write one of the most beloved literary adventures of all time, Notlar

4:54

O, daha sonra tüm zamanların en sevilen edebi maceralarından birini yazdı:

Kalıp ifadeler

went on to write: daha sonraki bir gelişme

Geçmiş zaman biçimindeki went on to write, daha önceki bir deneyim veya aşamadan sonra “ileride yazdı” anlamına gelir. Yazma eylemini fiziksel bir hareket olarak değil, kişinin hayatındaki sonraki gelişme olarak sunar. Yapı go/went on to + fiilin yalın hâlidir. Önceki bir aşamayı daha sonra yaşananlara bağladığı için biyografilerde ve zaman sıralı diğer anlatılarda sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi go on to yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After working as a nurse for ten years, Maya ____ become a hospital director.

Cevabı göster

went on to

The Lord of the Rings. Kültür

4:59

Yüzüklerin Efendisi.

Dilbilgisi

one of the most beloved literary adventures of all time: «en … olanlardan biri» yapısı

Bu ifade, bir kişiyi veya şeyi en üst düzeydeki bir grubun içine yerleştirmek için one of the + üstünlük derecesi + çoğul sayılabilen isim yapısını kullanır. Burada one of the most beloved literary adventures, The Lord of the Rings'in insanların en çok sevdiği edebî maceralar arasında olduğu anlamına gelir; onun tek başına en sevilen eser olduğunu iddia etmez. One, bir gruptan bir üyeyi seçtiği için üstünlük derecesinden sonraki sayılabilen isim çoğul olur: adventures. Of all time, karşılaştırmayı tüm tarihe genişletir ve kesin, ölçülebilir bir sıralamadan çok güçlü bir değerlendirme katar.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için achievement kelimesinin doğru biçimini kullanın: Winning the award was one of the proudest ____ of her career.

Cevabı göster

achievements

Kültür

Bir eser adı olarak The Lord of the Rings

The Lord of the Rings, J. R. R. Tolkien'ın ünlü fantastik romanının adıdır. Daha geniş cümlede, az önce sözü edilen edebî maceranın adını verir; Lord, Tolkien'a verilmiş bir unvan değildir ve Rings, değişmez eser adının bir parçasıdır. Bu adı tanımak, videonun daha önce ele alınan Fin destan geleneği ile Tolkien'ın daha sonraki fantastik yazıları arasında kurduğu kültürel bağlantıyı tamamlar. Baştaki The ve çoğul Rings, resmî İngilizce adın parçalarıdır.

Alıştırma

The Lord of the Rings bu bağlamda ne işe yarar?

  1. Tolkien'a Lord of the Rings kişisel unvanını verir.
  2. Daha önce ele alınan Fin destanının adını verir.
  3. Hemen önce sözü edilen edebî eserin adını verir.
  4. Sıradan yüzüklerden oluşan bir grubu anlatır.
Cevabı göster

Hemen önce sözü edilen edebî eserin adını verir.

Download a free audiobook version of Tolkien's The Fellowship of the Ring

5:00

Mordor diyarına doğru bu unutulmaz yolculukta ilk adımınızı atmak için

to take your first step on this unforgettable journey toward the land of Mordor.

5:04

Tolkien'in Yüzük Kardeşliği adlı kitabının ücretsiz sesli kitap sürümünü indirin.

Visit audible.com/ted-ed to get started.

5:10

Başlamak için audible.com/teded adresini ziyaret edin.