Telaffuzunuzu Geliştirin - Bir English for Life Dersi: İngilizce çalışma notları
British Council | English
Video özeti: Konuşmacı, ana dil konuşuruna benzer bir aksan hedefini yeniden değerlendiriyor; bölgesel sözcük seçimi, odaklı ses alıştırmaları, dinleme araçları ve sesli pratiğin düzenli çalışmayla telaffuzu nasıl daha anlaşılır kılabileceğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. just focus more on your general pronunciation, the words that you choose, rather than striving to sound like a certain location. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Tavsiye verirken öncelikleri açıkça sıralamak için focus more on A rather than B yapısını kullanmayı öğrenin; burada anlaşılır telaffuz ve duruma uygun sözcükler, belirli bir bölgenin aksanını taklit etmenin önüne konuyor. 2. sidewalk, trash bag, arugula. / pavement, bin bag, and rocket. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: ABD ve Birleşik Krallık İngilizcesindeki yaygın sözcük farklılıklarını tanıyın; bu çiftleri bağlamsız eş anlamlılar gibi ezberlemek yerine seyahat, taşınma ve günlük iletişim sırasında bölgeye uygun olanları seçin. 3. a whole other story. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: İki durumun birbirinden tümüyle farklı olduğunu belirtmek için bu deyimi anlayıp kullanın; örneğin sözcükleri zihninizde kusursuz söylemekle alışılmadık sesleri gerçekten yüksek sesle üretmenin aynı şey olmadığını anlatabilirsiniz.
Bu derste
ask for advice with: bir isteği sorunla ilişkilendirmek
ask for advice ifadesinde for, istenen şeyi, yani advice sözcüğünü tanıtır. Burada with, bu isteği öğrencilerin yardıma ihtiyaç duyduğu konuya, yani improving pronunciation ifadesine bağlar. Bu bir ilgi cümleciği olduğundan with sözcüğünün nesnesi, Something that ... içindeki that olarak daha önce gelir ve with cümleciğin sonunda kalır. Başka durumlara aktarılabilecek anlamı “bir konu hakkında veya o konuyla başa çıkmak için yol gösterilmesini istemek”tir. Yeni bir cümlede with sonrasında pratik bir görev veya sorun belirtebilirsiniz; bir konu belirtirken about ya da on genellikle daha geniş ölçüde doğal olur.
Alıştırma
Hangi cümle, pratik bir görevle ilgili yardım istemek için ask for advice with ifadesini doğru kullanır?
- Can I ask advice with this application form?
- Can I ask for advice with this application form?
- Can I ask for an advice with this application form?
Cevabı göster
Can I ask for advice with this application form?
and trying to achieve a native-like accent. Kelime
0:07ve ana dil seviyesinde bir aksan elde etmeye çalışmaktır.
Something that a lot of my students always ask for advice with: konuyu hazırlayan bir özne
Burada Something that a lot of my students always ask for advice with ifadesinin tamamı cümlenin öznesidir. Something, gözle görülebilen bir nesneyi göstermez; that a lot of my students always ask for advice with, hangi konudan söz edildiğini belirler. Bağlayıcı fiil is ancak bu uzun özneden sonra gelir. Bu bilgi sıralaması dinleyicilere önce bunun öğrencilerin sık sorduğu bir konu olduğunu söyler, ardından improving pronunciation and trying to achieve a native-like accent şeklindeki özel konuyu açıklar. Something that ... is ... yapısını, belirli konuyu açıklamadan önce tekrarlanan bir sorunu çerçevelemek için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
“Something that a lot of my students always ask for advice with” ifadesinin cümledeki temel bilgi düzenleme görevi nedir?
- Özel konuyu söylemeden önce öğrencilerin sık yaşadığı bir sorunu tanıtmak
- Konuşanın konunun ne olduğunu unuttuğunu göstermek
- Konuşanın görebildiği fiziksel bir nesneyi göstermek
Cevabı göster
Özel konuyu söylemeden önce öğrencilerin sık yaşadığı bir sorunu tanıtmak
native-like accent: benzerlik, tek bir standart değil
native-like, native ile “benzer” anlamındaki -like unsurundan oluşan, kısa çizgili bir birleşik sıfattır. accent sözcüğünü niteler; bu nedenle a native-like accent, ana dili konuşurlarının aksanına benzer duyulan bir aksandır. Bu ifade konuşanın kimliğini değil, benzerliği anlatır ve tek bir evrensel aksanı belirtmez. Ana dili konuşurları birçok bölgesel ve toplumsal aksan kullandığı için hangi çeşidin hedeflendiğini açıklamak gerekebilir.
Alıştırma
a native-like accent ifadesini en iyi hangi açıklama anlatır?
- Bazı ana dili konuşurlarının aksanına benzer duyulur, ancak tek bir evrensel aksanı belirtmez.
- Her zaman tek bir standart Britanya aksanı anlamına gelir.
- Konuşanın İngilizceyi birinci dili olarak kullanarak büyüdüğünü kanıtlar.
Cevabı göster
Bazı ana dili konuşurlarının aksanına benzer duyulur, ancak tek bir evrensel aksanı belirtmez.
I'm all for improving pronunciation, Ton ve niyet
0:17Telaffuzu geliştirmeyi kesinlikle destekliyorum,
but just be careful by what you mean with native-like.
0:19ancak ana dil seviyesinde derken neyi kastettiğinize dikkat edin.
I'm all for ...: uyarıdan önce destek
I'm all for + bir isim veya -ing biçimi, “bunu güçlü biçimde destekliyorum” ya da “bunun iyi bir fikir olduğunu düşünüyorum” anlamına gelir. Buradaki for destek belirtir; “birinin adına” veya “bir amaç için” demek değildir. Konuşan kişi önce telaffuzu geliştirmeyi destekler, ardından but ile hedef hakkında bir uyarı ekler. Bu yapı, bir sınırlama ya da kaygı eklemeden önce ana fikre katılmanızı sağlar.
Alıştırma
Uyarıdan önce güçlü destek gösteren ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: “____ joining the art club, but talk to your family first.”
Cevabı göster
I'm all for
Are you after ...? ile “... istiyor musun?” anlamı
Bu soruda Are you after ...?, “... istiyor musun?” veya “... arıyor musun?” anlamına gelir. Konuşan kişi, dinleyenin hangi aksanı istediğini soruyor. Burada after, konuşma dilindeki be after + isim kalıbının parçasıdır. Birinin fiziksel olarak aksanın arkasında olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Are you after an American accent? cümlesinde are you after ne anlama gelir?
- Onun arkasında mı duruyorsun?
- Onu daha sonra mı duydun?
- Onu istiyor veya arıyor musun?
Cevabı göster
Onu istiyor veya arıyor musun?
English, Welsh, Irish, Australian, South African? Kültür
0:26İngiliz, Galler, İrlanda, Avustralya veya Güney Afrika aksanı mı?
Aksan etiketleri olarak English, Welsh, Irish ...
Buradaki English, Welsh, Irish, Australian ve South African sözcükleri olası aksanları gösteren etiketlerdir. Her etiketten sonra accent sözcüğü anlaşılır fakat söylenmez. Bu yüzden English burada İngilizce dilini değil, “İngiltere ile ilişkili bir aksanı” ifade eder. Liste ayrıca, ana dili İngilizce olan herkesin tek bir ortak aksanı olmadığını gösterir. Bunlar geniş etiketlerdir ve her yerin kendi içinde birçok farklı aksanı vardır.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? Bu listede English, İngiltere ile ilişkili bir aksanı değil, İngilizce dilini ifade eder.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
and every single one of them has a different accent. Kalıp ifadeler
0:36ve her birinin farklı bir aksanı var.
English as an official language: resmî dil olarak İngilizce
English as an official language ifadesi, İngilizcenin bir ülkenin hükûmet veya eğitim gibi kamusal alanlarında resmî bir statüye sahip olduğunu belirtir. Bu, İngilizcenin herkesin tek ana dili olduğu veya herkesin aynı aksanla konuştuğu anlamına gelmez. Bir ülke birden fazla resmî dili tanıyabilir.
Alıştırma
Bir ülkenin has English as an official language olması ne anlama gelir?
- Ülkedeki herkes aynı İngilizce aksanını kullanır.
- İngilizce, hükûmette veya diğer kamusal alanlarda kullanılmak üzere resmen tanınmıştır.
- Her ülke sakini evde yalnızca İngilizce konuşur.
Cevabı göster
İngilizce, hükûmette veya diğer kamusal alanlarda kullanılmak üzere resmen tanınmıştır.
every single one of them: istisnasız her biri
Every single one of them, gruptaki üyelerin istisnasız her biri anlamına gelir. Single, every one ifadesini güçlendirir; burada ‘bekâr’ anlamına gelmez. Bu cümlede them, daha önce sözü edilen ülkeleri belirtir. Them çoğul olsa da temel sözcük one tekildir; bu nedenle has kullanılır.
Alıştırma
every, single, one, of ve them sözcüklerini doğru sıraya koyun: ____ has a name tag.
Cevabı göster
Every single one of them
If you're working in an international environment, Dilbilgisi
0:39Eğer uluslararası bir ortamda çalışıyorsanız,
one of them may be better for you than the other.
0:41bir tanesi sizin için diğerlerinden daha iyi olabilir.
If you're working in an international environment: tavsiyeye bir koşul koymak
if'li yan cümle, tavsiyenin geçerli olduğu durumu belirler: uluslararası bir ortamda çalışmak. Dinleyicinin kesinlikle böyle bir ortamda çalıştığını söylemez; ondan bu durumu düşünmesini ister. Ana cümle daha sonra, bu durumda konuşulan aksan veya İngilizce türü seçeneklerinden birinin dinleyiciye daha uygun olabileceğini söyler. Önce koşulu vermek, tavsiyeyi herkes için geçerli bir kural gibi göstermek yerine belirli bir duruma bağlar.
Alıştırma
Cümlenin başındaki if'li yan cümle ne işe yarar?
- Tavsiyenin herkes için geçerli olmasını sağlar.
- Tavsiyenin geçerli olduğu durumu belirler.
- Durumun kesinlikle gerçek olduğunu söyler.
Cevabı göster
Tavsiyenin geçerli olduğu durumu belirler.
I would also say just focus more on your general pronunciation, Dilbilgisi
0:44Ayrıca daha çok genel telaffuzunuza odaklanmanızı söylerdim,
rather than striving to sound like a certain location.
0:50belirli bir yerdenmiş gibi duyulmaya çalışmak yerine.
focus more on A rather than B: öncelikleri belirlemek
focus more on A rather than B kalıbı, A'ya B'den daha yüksek öncelik verir. Bu cümlede A, genel telaffuzu ve kelime seçimini; B ise belirli bir yerden geliyormuş gibi konuşmaya çalışmayı kapsar. Cümlede only değil more kullanıldığı için konuşan kişi B'yi mutlaka yasaklamaz. Tavsiye, bölgesel bir konuşma biçimini taklit etmekten çok genel olarak anlaşılır telaffuza ve uygun kelimelere emek vermektir.
Alıştırma
focus more on A rather than B hedef kalıbını tamamlayın: Focus more on speaking clearly ____ trying to speak as fast as possible.
Cevabı göster
rather than
sidewalk, trash bag, arugula ile pavement, bin bag, rocket arasındaki bölgesel fark
Bu listede sidewalk, trash bag ve arugula ABD İngilizcesinde yaygın tercihlerdir. Birleşik Krallık İngilizcesinde aynı üç şey için pavement, bin bag ve rocket kullanılır. Bölgeye göre değişen temel anlam değil, kullanılan kelimelerdir. Yemek bağlamında Birleşik Krallık İngilizcesindeki rocket, ABD İngilizcesinde arugula denen yapraklı sebzedir; uzay aracını ifade etmez.
Alıştırma
Yol kenarındaki yaya yolu, çöp poşeti ve arugula adlı yapraklı sebze için Birleşik Krallık İngilizcesindeki yaygın seçenekleri içeren grup hangisidir?
- sidewalk, bin bag, arugula
- pavement, bin bag, rocket
- pavement, trash bag, arugula
Cevabı göster
pavement, bin bag, rocket
Whereas ile karşıtlık sunma
Whereas, dinleyiciye sıradaki bilginin daha önce söylenenle karşıtlık oluşturduğunu gösterir. Burada anlatım, ABD'de yaygın olan kelimelerden Birleşik Krallık'ta kullanılan farklı kelimelere geçer. Bu kullanımda whereas, “buna karşılık” veya “oysa” anlamına gelir; “-dığı zaman” anlamına gelmez. İki olgu, grup veya görüş arasındaki farkı yan yana getirerek bilgiyi düzenler.
Alıştırma
İki tercihi karşılaştırmak için whereas kullanan cümle hangisidir?
- Sam likes working early, whereas Priya prefers working at night.
- Sam likes working early because Priya prefers working at night.
- Sam likes working early when Priya prefers working at night.
Cevabı göster
Sam likes working early, whereas Priya prefers working at night.
would typically use: beklenen ancak kesin olmayan bir seçim
Would typically use, az önce belirtilen durumda “genellikle seçer ya da söyler” anlamına gelir. Buradaki would, gelecekte veya geçmişte bir kez gerçekleşen bir eylemi değil, Birleşik Krallık bağlamında beklenen seçimi anlatır. Typically, istisnasız bir kuralı değil genel bir eğilimi gösterir. Bu ifade, herkesin bu sözcükleri her zaman kullandığını iddia etmeden bölgesel bir dil alışkanlığını anlatmayı sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede would typically use ne anlatıyor?
- Herkesin uymak zorunda olduğu bir kural
- Bu durumda yaygın olan, ancak istisnaları bulunabilecek bir seçim
- Geçmişte yalnızca bir kez gerçekleşen bir seçim
Cevabı göster
Bu durumda yaygın olan, ancak istisnaları bulunabilecek bir seçim
The other things that you can do to improve your pronunciation
1:10Telaffuzunuzu geliştirmek için yapabileceğiniz diğer şeyler ise
be active about it: bilinçli biçimde harekete geçmek
Be active about it, pasif biçimde beklemek yerine etkin ve bilinçli bir rol üstlenmek demektir. Buradaki it, telaffuzu geliştirmeyi ifade eder; dolayısıyla verilen tavsiye, telaffuza bilinçli biçimde dikkat etmek, alıştırma yapmak ve üzerinde çalışmaktır. Active fiziksel hareketi değil, konuya yaklaşımınızı anlatır. About ise dikkatin yöneldiği sorunu veya hedefi belirtir.
Alıştırma
"If you want more speaking practice, be active about it," cümlesinde be active about it sizden ne yapmanızı istiyor?
- Alıştırma fırsatlarının ortaya çıkmasını beklemek.
- Daha fazla alıştırma yapmak için bilinçli biçimde harekete geçmek.
- Konuşurken fiziksel egzersiz yapmak.
Cevabı göster
Daha fazla alıştırma yapmak için bilinçli biçimde harekete geçmek.
that have similar sounds to what you find difficult Dilbilgisi
1:20başka kelimeler bulmanızı öneriyorum
I like to suggest finding: nazikçe sunulan alışılmış bir öneri
Bu cümlede I like to suggest finding... ifadesi, “Sık sık önerdiğim yöntemlerden biri ... bulmaktır” anlamına gelir. Konuşan kişi öneriyi tercih ettiği bir öğretme yöntemi olarak sunar; bu nedenle ifade, Find other words. gibi bir emirden daha az doğrudan duyulur. suggest fiilinden sonra gelen finding, önerilen eylemi adlandıran -ing yapısını başlatır. Düzenli olarak verdiğiniz bir öneriyi tanıtırken I like to suggest + -ing kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümle bir öğretmenin sık yaptığı öneriyi doğal biçimde tanıtır?
- I like to suggest starting with one easy example.
- I like to suggest to start with one easy example.
- I like to suggest start with one easy example.
Cevabı göster
I like to suggest starting with one easy example.
İsim görevli bir yan cümle olarak what you find difficult
what you find difficult, “zor olduğunu düşündüğünüz şey veya bölüm” anlamına gelir. Bu grubun tamamı bir isim gibi çalışır. Bu bağlamda, öğrencinin çıkarmakta zorlandığı sesleri belirtir. Burada what doğrudan bir soru başlatmaz. Yan cümle what + you + find + difficult biçimindeki düz cümle sırasını korur. Yan cümlenin tamamı similar sounds to what you find difficult ifadesinde to edatından sonra gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümle bu ifadeyi with edatından sonra isim görevli bir yan cümle olarak doğru kullanır?
- Start with what do you find difficult.
- Start with what you find difficult.
- Start with that what you find difficult.
Cevabı göster
Start with what you find difficult.
putting them together: onları bir araya getirmek
Putting them together, ayrılabilen put together öbek fiilinden gelir. Ayrı şeyleri bir grup ya da bütün hâline getirmek demektir. Buradaki them, daha önce sözü edilen benzer sesli kelimeleri ifade eder. Nesne bir zamirse put ile together arasına gelir: put them together denir, put together them denmez. Bu ifade, kelimeleri yalnızca bir yere koymayı değil, alıştırma yapmak için bir araya getirmeyi vurgular.
Alıştırma
İkinci cümleyi put together ve them zamiriyle tamamlayın: These cards belong in one set. Please ____ before the lesson starts.
Cevabı göster
put them together
getting used to saying: get used to + -ing yapısı
Get used to, “zamanla alışmak” anlamına gelir. you're getting used to saying ifadesindeki devam eden zaman, alışma sürecinin şu anda sürdüğünü gösterir: tekrar ettikçe eylem daha tanıdık hâle gelir. get used to + eylem yapısında to bir edattır. Ardından bir isim veya -ing biçimi gelir; bu nedenle saying doğru biçimdir.
Alıştırma
Cümleyi play fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: After a week of lessons, Ava is getting used to ____ her new instrument. (play)
Cevabı göster
playing
That way: yöntemi sonucuna bağlamak
That way, “bunu yaparak” veya “bu yöntemin sonucunda” anlamına gelir. Az önce açıklanan yönteme, yani benzer sesli kelimeleri birlikte çalışmaya gönderme yapar ve sonucunu açıklar: sesi söylemek doğal gelmeye başlar. Bilgiyi yöntemden sonuca giden bir düzende sunar: X'i yapın. That way, Y kolaylaşır. Buradaki way bir yol veya fiziksel yön anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi seçenek That way ifadesini bir yöntemi sonucuna bağlamak için kullanıyor?
- The café is that way, beside the library.
- We walked that way because the bridge was closed.
- Save the file now. That way, you will not lose your work.
Cevabı göster
Save the file now. That way, you will not lose your work.
becomes like second nature: otomatikleşen öğrenilmiş bir alışkanlık
Second nature, öğrenilmiş bir beceri veya alışkanlığın neredeyse hiç bilinçli düşünme gerektirmeyecek kadar otomatik gelmesini anlatan bir deyimdir. Burada becomes like second nature, tekrar tekrar çalışmanın sesi çıkarmayı otomatikmiş gibi hissettirdiği anlamına gelir. Like sözcüğü karşılaştırmayı biraz daha az kesin yapar: eylem otomatik bir alışkanlığa benzer hâle gelir. Like olmadan kullanılan become second nature da yaygındır ve sonucu daha doğrudan anlatır.
Alıştırma
'After months of practice, the dance steps became second nature,' cümlesinde second nature ne anlama gelir?
- Adımlar otomatik geliyordu ve çok az düşünme gerektiriyordu.
- Adımlar açık havada yapıldı.
- Adımlar dansın ikinci bölümü oldu.
Cevabı göster
Adımlar otomatik geliyordu ve çok az düşünme gerektiriyordu.
I've had a student struggle with the ch sound, Kalıp ifadeler
1:31ch sesiyle zorlanan bir öğrencim vardı,
but they struggled with it in the middle of the word like purchase. Kalıp ifadeler
1:34ama purchase gibi kelimelerin ortasında olduğunda zorlanıyordu.
struggle with: bir konuda zorlanmak
Struggle with something, bir şeyi zor bulmak veya o konuda güçlük çekmek demektir. Burada öğrenci ch sesini çıkarmakta zorlanıyor; fiziksel bir mücadeleden söz edilmiyor. Yaygın kalıp struggle with + isim veya zamirdir. with'ten sonraki sözler, zor bulunan beceri, görev veya sorunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi struggle fiilinin doğru biçimi ve gereken edatla tamamlayın: Maya ____ English spelling.
Cevabı göster
struggles with
in the middle of the word: bir sesin veya harfin yerini belirtmek
In the middle of the word, tek bir kelimenin orta kısmının içinde demektir. Burada zorlanılan ch sesinin nerede bulunduğunu gösterir; alan tüm cümle değil, kelimedir. in the middle of + isim yapısı, o ismin gösterdiği şeyin içindeki orta bölgeyi belirtir. İsim değişince alan da değişir; in the middle of the sentence cümlenin ortasıdır.
Alıştırma
Cümleyi, tek bir kelimenin orta kısmının içindeki konumu belirten tam ifadeyle tamamlayın: The silent letter is ____.
Cevabı göster
in the middle of the word
I got them to say words where the ch was at the start of the word, Notlar
1:38Ona ch sesinin kelimenin başında olduğu kelimeleri söylettim,
I got them to say: birine bir şey yaptırmak için get someone to do something
Burada I got them to say, konuşanın onların bir şey söylemesini sağladığı ya da onları buna teşvik ettiği anlamına gelir. Got, get fiilinin geçmiş zaman biçimidir; bu cümlede elde etmek anlamında değildir. Bir kişinin rica, ikna, yönlendirme veya ayarlama yoluyla başka birinin eylemde bulunmasını sağladığını anlatmak için get + kişi + to + fiilin yalın hâli kullanılır. To gereklidir: got them to say.
Alıştırma
get someone to do something yapısının geçmiş zamanını kullanın: The teacher ____ us ____ read the dialogue aloud.
Cevabı göster
got · to
at the start of the word: kelimenin ilk konumu
At the start of the word, kelimenin ilk konumunda demektir. Burada start, etkinliğin başladığı zamanı değil, kelimenin yapısındaki bir yeri belirtir. Kelimedeki konumlar için at the start, in the middle ve at the end kullanılır. Bu konumu içeren bütünün kelime olduğunu belirtmek için of the word eklenir.
Alıştırma
Hangi cümle k harfinin kite kelimesinin ilk harfi olduğunu doğru biçimde söyler?
- The letter k is at the start of the word 'kite'.
- The letter k is in the start of the word 'kite'.
- The letter k is at the middle of the word 'kite'.
Cevabı göster
The letter k is at the start of the word 'kite'.
and then we added purchase to the end of this run. Kelime
1:44ve sonra bu serinin sonuna purchase kelimesini ekledik.
to the end of this run: bir alıştırma turu anlamındaki run
Bu cümlede run, ayakla koşmak değil, birbirine bağlı bir alıştırma turu veya sırayla yapılan bir alıştırma dizisi anlamına gelir. this run, sırayla çalışılan sözcükleri belirtir; bu nedenle to the end of this run, “bu dizinin son konumuna” demektir. Daha genel olarak a run, bir etkinlik veya sürecin bir kez baştan sona uygulanması anlamına gelebilir. a test run, a rehearsal run veya a production run örneklerinde olduğu gibi run türünü bağlam belirler.
Alıştırma
Bu cümlede this run ne anlama geliyor?
- ayakla bir kez koşma
- sırayla yapılan bir alıştırma turu
- yazılı bir alışveriş listesi
Cevabı göster
sırayla yapılan bir alıştırma turu
it then became easier for them to pronounce it when it was in the middle of the word. Dilbilgisi
1:50kelimenin ortasında olduğunda da telaffuz etmesi onun için kolaylaştı.
it became easier for them to pronounce it: bir eylem biri için kolaylaştı
it became easier for someone to do something yapısı, bir eylemin belirli bir kişi için daha az zor hâle geldiğini anlatır. Bu cümlede for them değişimi yaşayan kişileri, to pronounce it ise kolaylaşan eylemi belirtir. İlk it, cümlenin başındaki özne yerini dolduran bir sözcüktür; asıl eylem daha sonra to pronounce it ile verilir. pronounce sözcüğünden sonraki ikinci it, ch sesini belirtir. Bu nedenle iki it farklı görevler üstlenir.
Alıştırma
Aşağıdaki anlamı ifade etmek için It became easier for someone to do something yapısını kullanın. Anlam: Üç dersten sonra Maya'nın haritayı okuması daha az zor hâle geldi. Cümle: After three lessons, it ____ Maya ____ the map.
Cevabı göster
became easier for · to read
You could also split the word into different sounds, Kalıp ifadeler
1:54Ayrıca kelimeyi farklı seslere de bölebilirsiniz,
split the word into different sounds: kelimeyi farklı seslere ayırmak
split X into Y kalıbı, bir bütün olan X'i bölüp ortaya çıkan parçaları Y ile belirtmek anlamına gelir. Burada the word bütündür, different sounds ise ortaya çıkan parçalardır. Bu kalıpta into, bölme işleminin sonucunu tanıtır. Bir yere doğru hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi split X into Y kalıbını oluşturan kelimeyle tamamlayın: To study the paragraph, split it ____ three short sections.
Cevabı göster
into
Also, if you're not sure of the pronunciation, Kalıp ifadeler
2:01Ayrıca, telaffuzundan emin değilseniz,
not sure of the pronunciation: telaffuzdan emin olmamak
not sure of the pronunciation ifadesi, konuşanın hangi telaffuzun doğru olduğunu bilmediği anlamına gelir. not sure of + isim yapısında isim, emin olunmayan şeyi veya ayrıntıyı belirtir. Bu kalıbı yazım, cevap veya tarih gibi belirli bir ayrıntıdan emin olmadığınızda kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşanın yazımın doğru olup olmadığını bilmediğini doğal biçimde anlatır?
- I am not sure how to spell it.
- I am not sure of the spelling.
- I am sure to spell it correctly.
Cevabı göster
I am not sure of the spelling.
so you can type in the word and listen back. Öbek fiiller
2:08böylece kelimeyi yazıp dinleyebilirsiniz.
type in: dijital bir araca metin girmek
Type in, kelimeleri, sayıları veya başka metinleri bir bilgisayara, telefona, internet sitesine ya da uygulamaya girmek demektir. Burada kelime çevrim içi bir sözlüğe giriliyor. Type in ayrılabilen bir phrasal verb'dür. Nesne bir isim olduğunda type in the word ve type the word in doğal kullanımlardır; nesne bir zamir olduğunda type it in denir. in parçacığı, metnin dijital sistemin içine girdiğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi type in ile tamamlayın ve it zamirini doğal konumuna yerleştirin: Please ____ before you continue.
Cevabı göster
type it in
listen back: sesi tekrar oynatıp yeniden dinlemek
Listen back, kaydedilmiş veya kullanılabilir bir sesi oynatıp yeniden dinlemek demektir. Bu cümlede, kelimeyi girdikten sonra sözlüğün telaffuz sesini dinlemek anlamına gelir. Back, tekrar oynatılabilen bir sese geri dönmeyi anlatır; geriye doğru dinlemek anlamına gelmez. Sesi adlandırmak için listen back to the recording örneğindeki gibi listen back to + isim kullanın.
Alıştırma
Cümleyi listen back ile tamamlayın: Record your answer, then ____ to check your pronunciation.
Cevabı göster
listen back
if you're writing a presentation and you want to listen back to it,
2:11bir sunum yazıyorsanız ve tekrar dinlemek isterseniz,
you can do a text to voice feature and then repeat after that. Notlar
2:15metni sese dönüştürme özelliğini kullanabilir ve sonrasında tekrar edebilirsiniz.
text to voice feature: yazılı metni konuşma sesine dönüştüren özellik
Burada text to voice feature, yazılı metni konuşma sesine dönüştüren bir yazılım özelliği anlamına gelir. Ses, araç tarafından oluşturulur veya oynatılır; bir kişinin metni canlı olarak okuduğu anlamına gelmez. Ana isim feature sözcüğüdür; text to voice ise metinden sese dönüşümü açıklar. Ürün ve teknoloji alanındaki standart İngilizcede bu özellik daha yaygın olarak text-to-speech feature diye adlandırılır.
Alıştırma
Örnekte text to voice feature neyi ifade ediyor?
- Bir kişinin sesini mikrofonla kaydeden bir işlev
- Söylenen sözcükleri bir belgeye yazan bir işlev
- Yazılı metni sesli okuyan bir yazılım işlevi
Cevabı göster
Yazılı metni sesli okuyan bir yazılım işlevi
repeat after that: sözlü bir modeli taklit ederek tekrarlamak
repeat after + bir kişi veya ses kaynağı yapısında after, sözlerini ya da seslerini taklit ettiğiniz modeli belirtir. Bu cümlede that, yazılımın oynattığı sesi ifade eder; bu nedenle repeat after that, dinleyip aynı sözleri söylemek anlamına gelir. After sözcüğünün buradaki kullanımı yalnızca zaman sırası bildirmez. repeat after me, repeat after the speaker veya repeat after the recording gibi yaygın bir yönerge kalıbı oluşturur.
Alıştırma
Bir öğretmen bir cümle söylüyor ve sınıfın bunu taklit etmesini istiyor. Yönergeyi repeat after + doğru nesne zamiriyle tamamlayın: Please ____.
Cevabı göster
repeat after me
Furthermore, you could use your own voice recording device, Anlatım akışı
2:18Ayrıca, kendi ses kayıt cihazınızı kullanıp,
Furthermore: aynı yönde başka bir destekleyici nokta eklemek
Cümlenin başındaki Furthermore “ayrıca” anlamına gelir. Dinleyiciye, önceki önerilerle aynı yönde başka bir önerinin eklendiğini gösterir. Fikirleri düzenleyen bir bağlayıcı zarftır. Furthermore sözcüğünden sonraki virgül, bu bağlayıcıyı cümlenin ana mesajından ayırır.
Alıştırma
Bu düzenli açıklama için en uygun bağlayıcıyı seçin: The new reading app is easy to use. ___, it also works without an internet connection.
- However
- Furthermore
- Because
Cevabı göster
Furthermore
record yourself speaking: record + kişi + -ing yapısı
record yourself speaking ifadesinde yourself kaydedilen kişidir; speaking ise kayıtta yakalanan eylemi belirtir. İfade “konuşurken kendinizi kaydedin” anlamına gelir; birbirinden ayrı iki komut değildir. Yeniden kullanılabilen yapı record + kişi + -ing biçimidir; record the children singing buna bir örnektir. -ing biçimi, kişinin kayıtta ne yaptığını gösterir.
Alıştırma
Yönergeyi tamamlamak için read fiilinin -ing biçimini kullanın: Record yourself ____ the short story aloud.
Cevabı göster
reading
but improving your accent takes some work. Kalıp ifadeler
2:29ama aksanınızı geliştirmek biraz çaba gerektirir.
I know it sounds complicated, but: ana noktadan önce kaygıyı kabul etmek
I know it sounds complicated, dinleyicinin muhtemel tepkisini önce kabul eder. Ardından but, konuşanın asıl noktasını getirir: Bir aksanı geliştirmek yine de emek gerektirir. Zorluk önce kabul edildiği ve yönlendirmeye sonra devam edildiği için açıklama daha az sert gelir. Buradaki I know yalnızca bir şeyi bildirmeye yaramaz. Konuşanın, durumun dinleyiciye nasıl göründüğünü anladığını gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp I know + bir kaygı, but + yine de söylemek istediğin ana noktadır.
Alıştırma
Bir arkadaşın yeni bir becerinin zor geldiğini söylüyor. Hangi yanıt önce bu duyguyu kabul edip sonra arkadaşını cesaretlendirir?
- I know you're making good progress, but it still feels difficult.
- You're making good progress because it feels difficult.
- I know it feels difficult, but you're making good progress.
Cevabı göster
I know it feels difficult, but you're making good progress.
takes some work: emek gerektirmek
takes some work, bir şeyin miktarı açıkça belirtilmeyen ama gerçek bir emek gerektirdiği anlamına gelir. Burada take, taşımak veya kaldırmak değil, gerektirmek demektir; work ise bir sonuç elde etmek için gereken emeği anlatır. Öznenin tamamı olan improving your accent tek bir etkinliği adlandırır, bu yüzden tekil fiil takes kullanılır. Some, ifadeyi ölçülü hâle getirir: İş zahmetsiz değildir, ancak bu ifade onun mutlaka son derece zor olduğu anlamına da gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “biraz emek gerektirir” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Creating a clear presentation ____.
Cevabı göster
takes some work
give it a try: bir şeyi denemeye dostça teşvik etmek
Give it a try, “bir dene ve nasıl gittiğine bak” anlamına gelen kalıplaşmış ve doğal bir ifadedir. Buradaki it, daha önce sözü edilen çalışma yöntemini belirtir. Kişinin mutlaka başarılı olmasını istemeden, onu dostça denemeye teşvik eder.
Alıştırma
Bir arkadaşınız yeni bir oyunu denemek konusunda kararsız. Hangi cümle onu dostça denemeye teşvik eder?
- You must finish the game.
- Do not touch the game.
- Give it a try.
Cevabı göster
Give it a try.
My final bit of advice: son tavsiyeyi belirtmek
My final bit of advice, konuşanın bir dizi önerinin son maddesine geçtiğini dinleyicilere bildirir. Mesajı düzenler ve bu bölümün bitmek üzere olduğunu gösterir. A bit of advice, “bir tavsiye” anlamına gelir; buradaki bit fiziksel bir parça değildir. Advice sayılamayan bir addır, bu yüzden an advice yerine a bit of advice kullanılır.
Alıştırma
Daha önce iki ipucu paylaştınız ve şimdi sonuncusunu vereceksiniz. Hangi başlangıç bunun son ipucu olduğunu açıkça gösterir?
- My final bit of advice is to check your work.
- Here is another idea: check your work.
- I checked your work yesterday.
Cevabı göster
My final bit of advice is to check your work.
practice out loud: sesli pratik yapmak
Practice out loud, yalnızca zihninde sessizce tekrar etmek yerine sesleri gerçekten çıkararak pratik yapmak demektir. Burada out loud, duyulabilen bir pratik yapma biçimini anlatır. Açık havada anlamına gelmez ve sesin çok yüksek olmasını gerektirmez.
Alıştırma
Cümleyi “sözcüklerin duyulabileceği şekilde” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: To check your pronunciation, read the dialogue ____.
Cevabı göster
out loud
but we all have perfect pronunciation in our head.
2:42ama hepimizin kafasındaki telaffuzu mükemmeldir.
It might sound so silly..., but...: önce çekinceyi kabul edip sonra ana fikri vermek
It might sound so silly saying it, but... önce tavsiyenin utandırıcı ya da tuhaf gelebileceğini kabul eder. Ardından but, konuşanın dinleyiciye asıl kabul ettirmek istediği düşünceyi sunar. Might yargıyı kesin olmaktan çıkarıp yumuşatır: konuşan bunun kesinlikle saçma olduğunu söylemez. It might sound/feel + adjective, but + main point biçimindeki yeniden kullanılabilir yapı, rahatsız edici veya sezgilere aykırı gelebilecek tavsiyeleri sunmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümle, tavsiyenin tuhaf gelebileceğini nazikçe kabul edip ardından yararını belirtir?
- It might sound unusual, but taking a short break can help you focus.
- Taking a short break can help you focus because it sounds unusual.
- Taking a short break will definitely seem silly to everyone.
Cevabı göster
It might sound unusual, but taking a short break can help you focus.
Trust me, I know: kişisel deneyimden gelen anlayışı göstermek
Trust me, dinleyenden konuşanın birazdan söyleyeceklerine inanmasını ister. Buradaki I know yalnızca “bir gerçeği biliyorum” değil, “kendi deneyimimden anlıyorum” demektir. Cümlenin bütünü “Ben de buna benzer bir şey yaşadım, bu yüzden anlıyorum” mesajını verir. Söze güvenilirlik ve empati katar; bu bağlamda bir emir değildir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız yüzme öğrenmenin can sıkıcı olduğunu söylüyor. Hangi yanıt emir vermek yerine onu deneyiminizden anladığınızı en doğal biçimde gösterir?
- I have never tried it, so I cannot say.
- Trust me, I know.
- Just do what I tell you.
Cevabı göster
Trust me, I know.
Saying it out loud is a whole other story. Deyimler
2:51Bunu yüksek sesle söylemek ise bambaşka bir hikaye.
a whole other story: tamamen farklı bir mesele
a whole other story, “tamamen farklı bir mesele veya durum” anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Burada story bir öykü anlamına gelmez; whole karşıtlığı güçlendirir. Cümle, bir biçimde düşünmeyi veya kendini ifade etmeyi sözcükleri gerçekten yüksek sesle söylemekle karşılaştırır. İkinci durumun farklı bir zorluk düzeyi olduğunu sezdirir. Deyim bağlama göre daha büyük bir zorluğu ima edebilir, ancak temel anlamı yalnızca “çok farklı”dır.
Alıştırma
Cümleyi “tamamen farklı bir mesele” anlamındaki dört sözcüklü deyimle tamamlayın: Making a paper plane is easy, but flying a real plane is ____.
Cevabı göster
a whole other story
you need to work these muscles to be able to produce certain sounds. Kelime
3:06belirli sesleri çıkarabilmek için bu kasları çalıştırmanız gerekir.
just like working your body: benzetme kurmak
Just like working your body, ana açıklamadan önce gelerek bir benzetme kurar. Dinleyicinin, konuşurken kullanılan kasların da neden alıştırmaya ihtiyaç duyduğunu anlamak için bildiği “vücudu çalıştırma” fikrinden yararlanmasını sağlar. just like + isim veya -ing biçimindeki ifade, yeni bir noktadan önce tanıdık bir karşılaştırma sunabilir. Burada açıklamayı düzenler; konuyu spora çevirmez.
Alıştırma
"Just like training for a race, learning pronunciation takes practice." cümlesindeki "Just like training for a race" başlangıç ifadesi ne işe yarar?
- Ana fikri açıklamak için bir benzetme sunar.
- Konuyu telaffuzdan yarışa çevirir.
- Telaffuz öğrenmekle yarış için antrenman yapmanın tamamen aynı etkinlik olduğunu söyler.
Cevabı göster
Ana fikri açıklamak için bir benzetme sunar.
work these muscles: egzersiz yaptırmak anlamındaki work
work these muscles ifadesindeki work, “kullanarak egzersiz yaptırmak veya geliştirmek” anlamına gelir. Kişi, ses çıkarmak için kullanılan kasları çalıştırmaktadır. Bu anlam, work kelimesinden sonra bir kas veya vücut bölümü geldiğinde yaygındır; work your legs buna örnektir. “Kaslara bir iş vermek” anlamına gelmez.
Alıştırma
"This warm-up works your shoulders," cümlesinde works ne anlama gelir?
- omuzları çalıştırır veya geliştirir
- düzgün çalışır
- bir işi vardır
Cevabı göster
omuzları çalıştırır veya geliştirir
I do suggest finding a private place to do this. Ton ve niyet
3:10Bunu yapmak için özel bir yer bulmanızı gerçekten öneririm.
I do suggest: vurgu amaçlı do
I do suggest ifadesindeki do, vurgu için kullanılan bir yardımcı fiildir. “Yapmak” anlamına gelmez; temel biçim I suggest'tir ve do, “bunu gerçekten öneriyorum” anlamını ekler. Bu vurgu, tavsiyeyi daha bilinçli ve net gösterir. Ana fiil hâlâ suggest olduğu için cümle emir değil, tavsiye olarak kalır. Başka cümlelerde de kullanılabilen yapı, olumlu bir cümlede özne + do/does/did + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Cümleyi vurgu yardımcı fiiliyle tamamlayın: I ____ suggest checking the map before we leave.
Cevabı göster
do
You don't want to be chatting to yourself out loud Ton ve niyet
3:13Kendi kendinize yüksek sesle konuşarak
You don't want to be doing X: nazik bir uyarı
Burada You don't want to be chatting... ifadesi esas olarak dinleyenin isteğini anlatmaz. Dolaylı bir uyarı görevi görür: bu davranış utandırıcı veya akıllıca olmayan bir şey olabilir, bu nedenle kaçınılması önerilir. Başka durumlara da uygulanabilen You don't want to be + -ing yapısı çoğu zaman sürmekte olan bir eyleme veya birinin kendini içinde bulabileceği bir duruma işaret eder. Özellikle risk, kötü sonuç veya utandırıcı bir durumdan söz edilen bağlamlarda tavsiye anlamı kazanır.
Alıştırma
“You don't want to be sharing your password in a group chat.” cümlesinde konuşan kişi büyük olasılıkla ne yapıyor?
- Dinleyenin şifre paylaşmaktan hoşlanıp hoşlanmadığını sormak.
- Şifreyi orada paylaşmanın kötü bir fikir olduğuna dair nazik bir uyarı vermek.
- Yalnızca dinleyenin şifreyi paylaşmak istemediğini bildirmek.
Cevabı göster
Şifreyi orada paylaşmanın kötü bir fikir olduğuna dair nazik bir uyarı vermek.
but find a private place and practice speaking out loud.
3:19ama özel bir yer bulun ve yüksek sesle konuşma pratiği yapın.
There you go ile açıklamayı bitirmek
Bu cümlede There you go, “İşte bu kadar” ya da “İşte oldu” anlamına gelen konuşma diline ait bir söylem belirtecidir. Ana açıklamanın bittiğini ve konuşmacının sonuca geçtiğini gösterir. Burada there bir yeri göstermez, go da kimseye hareket etmesini söylemez. Daha genel olarak bu ifade, bir açıklamanın, işin veya teslim etme eyleminin tamamlandığını gösterebilir; tam anlamını bağlam belirler.
Alıştırma
Birine dosyanın nasıl açılacağını gösterdikten sonra “There you go.” diyorsunuz. Bu ifade burada ne anlama gelir?
- “Şimdi o yere git.”
- “Herkes zaten orada.”
- “İşte bu kadar; açıklama tamamlandı.”
Cevabı göster
“İşte bu kadar; açıklama tamamlandı.”
There are my top tips for improving pronunciation. Kalıp ifadeler
3:25Telaffuzu geliştirmek için en iyi ipuçlarım bunlar.
top tips: en yararlı ve önemli tavsiyeler
top tips ifadesinde top, “en iyi, en önemli veya en yararlı” anlamına gelir; “bir şeyin üzerinde bulunan” anlamına gelmez. İfade, özellikle dikkat edilmeye değer, seçilmiş bir tavsiye grubunu belirtir. Rehber, öğretici içerik, makale başlığı veya özet gibi pratik içerikleri düzenlemek için sıkça kullanılır. Bu cümlede konuşmacı, az önce verdiği telaffuz tavsiyelerini temel önerileri olarak sunar.
Alıştırma
“top tips” ifadesinde top ne anlama gelir?
- Özellikle yararlı veya önemli
- Fiziksel olarak diğer tavsiyelerin üstünde
- En yüksek sesle söylenmiş
Cevabı göster
Özellikle yararlı veya önemli
not going to happen overnight: ilerleme zaman alır
Not going to happen overnight, değişimin veya sonucun çok hızlı ortaya çıkmayacağı anlamına gelir. Buradaki overnight mecazidir; mutlaka tek bir gece içinde değil, çok kısa sürede anlamındadır. Bu cümlede it, telaffuzu geliştirmeyi ifade eder. Konuşan kişi gerçekçi bir beklenti oluşturur: ilerleme zaman alır, ancak hedef hâlâ ulaşılabilir durumdadır.
Alıştırma
Hangi cümle gerçek bir gelişmenin zaman alacağını doğal biçimde ifade eder?
- Real improvement will not happen every night.
- Real improvement will not happen at midnight.
- Real improvement will not happen overnight.
Cevabı göster
Real improvement will not happen overnight.
with hard work and dedication: başarı için gereken koşul
With hard work and dedication, sonucun ortaya çıkmasına neyin yardımcı olabileceğini anlatan with + isim öbeği yapısıdır. Burada with, bir nesneyle birlikte anlamında değil, aracılığıyla veya sayesinde anlamındadır. Hard work ciddi çaba, dedication ise hedefi önemsemeye ve onun için çalışmaya devam etme anlamına gelir. Bu öbek you'll get there ifadesinden önce gelir; böylece önce koşulu, ardından cesaret verici sonucu sunar.
Alıştırma
"With enough practice, Mia will improve," cümlesinin başındaki with öbeği ne işe yarar?
- Mia'nın nerede gelişeceğini belirtir.
- Sonucun ortaya çıkmasına neyin yardımcı olabileceğini sunar.
- Mia'nın ne taşıdığını söyler.
Cevabı göster
Sonucun ortaya çıkmasına neyin yardımcı olabileceğini sunar.
You'll get there: sonunda hedefe ulaşmak
Bu cümlede you'll get there, sonunda başarılı olacağın veya yeterince ilerleyeceğin anlamına gelir. There gerçek bir yeri değil, konuşulan hedefi ya da düzeyi ifade eder. Bu söz, henüz hedefine ulaşmamış birini cesaretlendirir: ilerlemek zaman aldığı için denemeye devam etmelidir.
Alıştırma
Kişinin sonunda başarılı olacağını belirten, bu dersteki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Learning to ride a bike takes time, but ____.
Cevabı göster
you'll get there