Venedik'in Çılgın Mühendisliği: İngilizce çalışma notları
Primal Space
Video özeti: Mülteciler ahşap kazıklar, köprüler, yağmur kuyuları ve gelgit sistemiyle dayanıksız adalarda Venedik'i kurar. Başlıca İngilizce noktaları: 1. Against all odds, - Deyimler: Venedik'in yükselişini çok düşük olasılıklı bir başarı olarak sunun ve engellere rağmen başarı öykülerinde kullanın. 2. Not only did this stabilize the piles, but by packing them really close together, it compressed the surrounding clay, - Dil bilgisi: Başlangıçtaki not only sonrası devrik yapıyı tanıyın ve tek yöntemin iki birikimli etkisini açıklayın. 3. within throwing distance of a canal, - Eşdizimler: Bir yerin atışla ulaşılabilecek kadar yakın olduğunu belirtin ve kalıbı başka konumlara uygulayın.
Bu derste
The Roman Empire is on the brink of collapse Kalıp ifadeler
0:02Roma İmparatorluğu çöküşün eşiğinde
on the brink of collapse: çöküşün eşiğinde
Be on the brink of + isim veya -ing biçimi, önemli bir olayın ya da değişimin gerçekleşmesine son derece yakın olmak demektir. Brink sözcüğü gerçek anlamıyla “kenar” demektir, ancak bu ifade genellikle fiziksel bir yeri değil, bir durumu anlatır. Burada on the brink of collapse, Roma İmparatorluğu’nun henüz tamamen çökmediğini fakat çöküşün çok yakın göründüğünü belirtir. Bu kalıp çoğu zaman güçlü bir aciliyet duygusu katar.
Alıştırma
Sabit ifadeyi tamamlayın: The hospital is ____ the brink ____ running out of clean water.
Cevabı göster
on · of
and the Huns have just launched their attack on Northern Italy.
0:05ve Hunlar Kuzey İtalya'ya saldırılarını yeni başlattılar.
go on the run: kaçıp saklanmaya başlamak
Go on the run, tehlike veya takip nedeniyle kaçmaya ve saklanmaya başlamak demektir. Bu deyimde run, egzersiz amacıyla koşmak anlamına gelmez; on the run kaçış durumunu anlatır. Burada yıkım, yerel halkı güvenli kalmak için bölgeden ayrılmaya ve sürekli yer değiştirmeye zorlar. İfade çoğu zaman onların şimdilik normal yaşamlarına dönemeyeceğini de ima eder.
Alıştırma
Kaçıp saklanmak anlamındaki sabit ifadeyi tamamlayın: After the prisoner escaped, he went ____ the run.
Cevabı göster
on
take refuge: güvenli bir yere sığınmak
Take refuge, tehlikeden koruyan bir yere gitmek veya orada kalmak demektir. Bu cümlede koruma sağlayan yer küçük adalardır. Bu kalıpta refuge, korunma durumunu sayılamayan bir kavram olarak belirtir. Yapı take refuge + yer bildiren ifade şeklindedir: take refuge in a cave, at a shelter veya on an island.
Alıştırma
Cümleyi take refuge ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: When the wildfire moved closer, the campers had to ____ in a stone building.
Cevabı göster
take refuge
a decision that would no doubt save their lives.
0:19bu hiç şüphesiz hayatlarını kurtaracak bir karardı.
Against all odds: başarı ihtimali çok düşükken başarmak
Against all odds, bir şeyin gerçekleşmesi son derece düşük bir ihtimal gibi görünmesine rağmen yine de gerçekleştiğini belirtir. Cümlenin başında kullanıldığında devamındaki bilgiyi büyük zorluklara rağmen gelen şaşırtıcı bir başarı olarak sunar. Burada odds, tek sayılar değil, olasılık veya başarı şansı anlamındadır. Bu kalıp genellikle çok düşük beklentilerle gerçekten gerçekleşen sonuç arasında karşıtlık kurar.
Alıştırma
Hangi cümle, başarı neredeyse imkânsız görünmesine rağmen Leo'nun yarışı tamamladığını söylüyor?
- The odds were against Leo completing the race.
- Against all odds, Leo completed the race.
- Leo completed the race despite a short delay.
Cevabı göster
Against all odds, Leo completed the race.
went on to build: yeni bir aşamaya geçmek
“Went on to build”, “go on to do something” yapısının geçmiş zaman biçimidir. Bir aşama veya etkinlikten sonra öznenin daha sonra farklı bir eyleme, burada bir şey inşa etmeye geçtiğini gösterir. Kalıp go on to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bir yaşam öyküsünde, tarih anlatısında veya olaylar dizisinde sonraki adımı göstermek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi “go on to” yapısının geçmiş zaman biçimi ve parantezdeki fiille tamamlayın: After working as a reporter, she ____ several bestselling novels. (write)
Cevabı göster
went on to write
dünyanın bugüne dek gördüğü en etkileyici başarılardan biri
“One of the most impressive feats of engineering”, one of the + üstünlük derecesi + çoğul sayılabilen isim yapısını kullanır. “One”, daha büyük bir gruptan tek bir başarı seçer; bu nedenle tüm ifade tek bir başarıyı gösterse de “feats” çoğul kalır. “The world has ever seen”, değerlendirmenin bugüne kadarki tüm deneyimi kapsadığını belirtir. Bu, “feats of engineering” ifadesini niteleyen bir ilgi yan cümlesidir; “that” ilgi sözcüğü düşürülmüştür: “feats of engineering that the world has ever seen”. “Has seen” present perfect biçimi geçmiş deneyimi şimdiki değerlendirmeye bağlar.
Alıştırma
Hangi cümle one of the + üstünlük derecesi + çoğul isim + ever içeren deneyim yan cümlesi kalıbını doğru kullanır?
- It is one of the most useful tools our team has ever tested.
- It is one of the most useful tool our team has ever tested.
- It is the one of the most useful tools our team has ever tested.
Cevabı göster
It is one of the most useful tools our team has ever tested.
Despite having ...: şaşırtıcı sonuçtan önce bir engel sunmak
Despite having no roads, no land, and no fresh water, ana cümleden önce büyük bir engel sunar. Despite ödünleme bildirir: engel sonucu olasılık dışı gösterir, ancak sonuç yine de gerçekleşir. Bu ifadeyi başa koymak karşıtlığı belirginleştirir. Burada having bir -ing biçimidir ve örtük öznesi ana cümlenin öznesiyle aynıdır: the Venetians. Yeniden kullanılabilecek kalıp Despite + isim veya -ing ifadesi, ana cümle biçimindedir.
Alıştırma
Hangi cümlede bir engel sunmak için despite doğru kullanılmıştır?
- Despite she had very little time, Maya finished the model.
- Despite had very little time, Maya finished the model.
- Despite having very little time, Maya finished the model.
Cevabı göster
Despite having very little time, Maya finished the model.
turn a muddy swamp into ...: turn A into B kalıbı
Turn a muddy swamp into the most powerful and wealthiest city, bataklığın çok güçlü ve zengin bir şehir hâline gelmesini sağlamak demektir. Değişim çarpıcıdır ve into yeni sonucu gösterir. Yeniden kullanılabilecek yapı turn + A + into + B biçimindedir: A değiştirilen şeydir, B ise onun dönüştüğü şeydir. Özne, değişime neden olan kişiyi veya gücü belirtir.
Alıştırma
Cümleyi turn A into B kalıbında sonucu belirten edatla tamamlayın: The team turned an empty room ____ a science lab.
Cevabı göster
into
woven through hundreds of islands made Venice Dilbilgisi
0:46bu eşsiz kanal ve köprü düzeni Venedik'i
İsimden sonra gelen bir niteleyici olarak “woven through hundreds of islands”
Bu cümlede woven through hundreds of islands, canals and bridges ifadesinden sonra gelerek bunların yerleşimini açıklayan bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Çekimli ana fiil made’dir; woven ikinci bir ana fiil değildir. Burada woven mecaz anlamda kullanılır. Kanallar ve köprüler, kumaştaki iplikler gibi adaların arasında iç içe geçmiş bir ağ oluşturur. Bu kısaltılmış yapı, which were woven through hundreds of islands gibi tam bir ilgi cümleciği kullanmadan mekânsal bilgiyi kısa biçimde ekler.
Alıştırma
“Narrow roads woven through the mountains connect the remote villages.” cümlesinde “woven through the mountains” ne işe yarar?
- Cümlenin çekimli ana fiilidir.
- Dağların kumaştan yapıldığını söyler.
- Yolların dağların arasında iç içe geçmiş bir düzen oluşturduğunu anlatır.
Cevabı göster
Yolların dağların arasında iç içe geçmiş bir düzen oluşturduğunu anlatır.
what's going on beneath the surface Öbek fiiller
0:56ve akıllıca tasarımının ve Orta Çağ mühendisliğinin
“Ne oluyor?” anlamındaki “what's going on”
show you what's going on yapısında what's going on, gösterilen şeyi belirten dolaylı bir sorudur. Burada go on, happen ya da bir süreçten söz ederken take place veya operate anlamına gelir; hareket bildirmez. what's kısaltması what is anlamına gelir. what özne olduğu için doğrudan soru What's going on? ile iç içe kullanılan show you what's going on biçimi görünüşte aynı sözcük sırasına sahiptir; does eklenmez.
Alıştırma
Bir makine aniden duruyor. Biri “Let's open the panel and see what's going on.” diyor. Bu kişi neyi öğrenmek istiyor?
- makinenin içinde ne olduğu
- makinenin ileri gitmeye devam edip etmemesi gerektiği
- makinenin nereye hareket ettiği
Cevabı göster
makinenin içinde ne olduğu
When the first refugees arrived to start their new lives
1:04İlk mülteciler yeni hayatlarına başlamak üzere
they had the worst possible surface to build on.
1:08üzerine inşaat yapabilecekleri en kötü zemine sahiptiler.
let alone an entire city: bütün bir şehir ise hiç mümkün değil
Let alone, ilkinden bile daha olanaksız olan ikinci bir durumu gösterir. Kil bir insanı zar zor taşıyabildiği için bütün bir şehri taşıması kapasitesinin çok ötesindedir. Yaygın yapı şöyledir: olumsuz veya sınırlayıcı bir ifade + let alone + daha uç bir unsur. Böylece olumsuz cümlenin tamamı tekrarlanmaz. “It could barely hold a person, let alone an entire city”, kilin bütün bir şehri kesinlikle taşıyamayacağı anlamına gelir.
Alıştırma
Dersi öğrendiğiniz ifadeyle cümleyi tamamlayın: This tiny shelf can barely hold a paperback, ____ a heavy television.
Cevabı göster
let alone
large timber piles: büyük ahşap temel kazıkları
Bu mühendislik bağlamında pile, toprağın içine çakılan uzun bir yapısal destektir. Timber pile ahşaptan yapılır; dolayısıyla large timber piles, büyük ahşap temel kazıkları anlamına gelir. Ardından gelen “onları toprağa çakmak” eylemi bu teknik anlamı doğrular. Burada ahşap yığınlarından söz edilmez; her pile, ağırlığı yumuşak zeminin altına aktarmak için kullanılan ayrı bir destektir.
Alıştırma
“Workers drove large timber piles deep into the riverbed,” cümlesindeki piles nedir?
- Suda yüzen dağınık odun parçaları
- Toprağa çakılmış uzun ahşap destekler
- Nehrin yanında bırakılmış ahşap yığınları
Cevabı göster
Toprağa çakılmış uzun ahşap destekler
but by packing them really close together,
1:36aynı zamanda onları birbirine çok yakın paketleyerek
Cümle başında Not only did ... but ... yapısı
Not only ifadesini ilk yan tümcenin başına getirmek vurgu katar ve özne ile yardımcı fiilin yer değiştirmesini gerektirir: this stabilized değil, did this stabilize kullanılır. Geçmiş zamanı did taşıdığı için stabilize yalın fiil biçiminde kalır. but yan tümcesi, çoğu zaman özellikle önemli veya şaşırtıcı olarak sunulan ikinci bir bağlantılı etki ekler. Burada this ve it aynı inşaat yöntemini anlatır: yöntem hem kazıkları sağlamlaştırmış hem de çevredeki kili sıkıştırmıştır; by packing them really close together ikinci etkinin nasıl gerçekleştiğini açıklar.
Alıştırma
Cümleyi başa alınmış not only ... but yapısı ve gerekli devrik sırayla tamamlayın: ____ the new timetable reduce delays, ____ it also cut costs.
Cevabı göster
Not only did · but
pushing out the water and making it much stronger. Dilbilgisi
1:41suyu dışarı itti ve zemini çok daha güçlü hale getirdi.
Sonuç bildiren öbekler: pushing out ... and making it much stronger
Virgülden sonra gelen -ing öbekleri, kilin sıkıştırılmasının iki sonucunu verir. Pushing ve making eş görevli yapılardır: su dışarı itilir ve bunun sonucunda kil daha dayanıklı hâle gelir. Bu -ing öbekleri birbirinden ayrı, sürmekte olan eylemler başlatmaz ve kendi zamanlarını taşımaz. Zaman ve neden ilişkileri önceki yan tümceye bağlıdır. making it much stronger içinde it, çevredeki kili anlatır.
Alıştırma
İki sonuç öbeğini SAVE ve MAKE fiillerinin -ing biçimleriyle tamamlayın: The update reduced the file size, ____ storage space and ____ downloads faster.
Cevabı göster
saving · making
Once the piles were firmly in the ground,
1:44Kazıklar sağlam bir şekilde yere oturtulduktan sonra,
and wooden planks were laid on top to spread the load. Kalıp ifadeler
1:48ve yükü dağıtmak için üzerlerine ahşap kalaslar yerleştirildi.
spread the load: ağırlığı veya işi dağıtmak
Burada spread the load, binanın ağırlığını tek bir küçük noktaya bindirmek yerine daha geniş bir alana ve birkaç kazığa dağıtmak anlamına gelir. Burada load, bir yapının taşıması gereken ağırlık anlamındaki bir isimdir. Spread the load kalıbı; işin, riskin veya sorumluluğun birkaç kişi ya da unsur arasında paylaştırılmasını da anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede destekler ne yapacak? Adding two extra supports will spread the load.
- Nesneyi daha ağır hâle getirmek
- Ağırlığı daha fazla desteğe dağıtmak
- Desteklerin üzerine mal yüklemek
Cevabı göster
Ağırlığı daha fazla desteğe dağıtmak
Special blocks of Istrian stone were then placed
1:51Ardından, temelleri suyun üzerine yükseltmek için
a stroke of genius: parlak bir fikre yönelik güçlü övgü
A stroke of genius, son derece zekice ve etkili bir fikir, seçim ya da eylemdir. Burada tasarımı yalnızca iyi bir tasarım olarak değil, ilham verici bir çözüm olarak güçlü biçimde över. Bu deyimde stroke, zekânın ani veya belirgin tek bir eylem ya da ortaya çıkışı anlamına gelir. Vurma eylemini ya da inme adı verilen tıbbi acil durumu anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi “son derece zekice bir fikir veya eylem” anlamındaki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: Using color-coded tabs was ____.
Cevabı göster
a stroke of genius
as the wooden piles were sealed away from the air, Kalıp ifadeler
2:00çürümeleri imkansız hale geldiğinden,
Be sealed away from the air: havadan tamamen yalıtılmak
Bu edilgen ifadede be sealed away from something, “bir şeyle temas etmesi engellenecek biçimde sıkıca kapatılıp yalıtılmak” anlamına gelir. Burada ahşap kazıklar havayla temas edemiyordu. Away ayrılık ve yalıtılmışlık anlamını güçlendirir. Kazıkların uzak bir yere taşındığı anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be sealed away from + madde veya etkendir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “tamamen ayrı tutulmak” anlamındaki edilgen ifadeyle tamamlayın. The old map ____ damp air inside an airtight display case.
Cevabı göster
was sealed away from
Making it impossible for them to rot: çürümelerini imkânsız hâle getirmek
Making, önceki koşulun sonucunu belirtir: havayla bağlantının kesilmesi çürümeyi imkânsız hâle getirmiştir. Sonuç yan cümlesinde it, make it + sıfat + for + isim/zamir + to-mastar kalıbındaki biçimsel nesnedir. Asıl imkânsız olarak değerlendirilen eylem for them to rot ifadesidir ve them, ahşap kazıkları belirtir. Bu kalıp, bir durumun başka bir eylemin gerçekleşme olasılığını nasıl değiştirdiğini açıklamak için kullanılır.
Alıştırma
Her iki boşluğu dersteki sonuç kalıbıyla tamamlayın. The road was flooded, ____ us ____ reach the village by car.
Cevabı göster
making it impossible for · to
To this day, almost all of the original piles Kalıp ifadeler
2:06Bugüne kadar orijinal kazıkların neredeyse tamamı
To this day: geçmişten bugüne devamlılık
To this day, “geçmişteki bir zamandan şu ana kadar” anlamına gelir. Burada kazıkların çok uzun bir süre iyi durumda kaldığını gösterir ve bu uzun devamlılığı özellikle vurgular. Zarf görevinde kullanılan bir zaman ifadesidir ve çoğunlukla cümlenin başında veya sonunda yer alır. Belirli bir takvim tarihini göstermez.
Alıştırma
Cümleyi, “to” ile başlayan ve geçmişten bugüne devamlılığı vurgulayan üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____, the old rule remains unchanged.
Cevabı göster
To this day
Alttan desteklemek anlamındaki holding up
Bu cümlede holding up, “bir şeyi alttan destekleyip düşmesini engellemek” anlamına gelir. Yer altındaki kazıklar, üstlerindeki şehrin fiziksel dayanağıdır. Özne ve nesne bu anlamı bulmaya yardımcı olur: kirişler, sütunlar, kablolar veya temeller bir yapıyı taşıyabilir. Başka bağlamlarda hold up farklı bir anlama gelebilir.
Alıştırma
“Strong cables are holding up the platform,” cümlesinde holding up ne anlama gelir?
- Platformu destekleyip düşmesini engellemek
- Platformdaki çalışmayı geciktirmek
- Platformdaki birini tehdit ederek soymak
Cevabı göster
Platformu destekleyip düşmesini engellemek
Once the foundation had been properly laid down, Dilbilgisi
2:12Temel düzgün bir şekilde atıldıktan sonra,
Once the foundation had been properly laid down, ...: tamamlanmış bir ön koşul
Once, ana olaydan önce tamamlanması gereken bir koşulu başlatır. Burada “temel tamamen atıldıktan sonra” anlamına gelir; “bir kez” anlamında değildir. Once yan cümlesinde, daha önce tamamlanmış aşamaya dönmek için past perfect edilgen yapı had been laid down kullanılır. Ana cümlede ise daha sonraki aşama için simple past edilgen yapı were built kullanılır. Bu kalıp, işi yapan kişiden çok üzerinde çalışılan unsurlara odaklanarak süreç sırasını anlatmaya yarar.
Alıştırma
Cümleyi complete fiilinin past perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: Once the safety checks ____, the doors were opened.
Cevabı göster
had been completed
Venetians started off using wood for their houses, Öbek fiiller
2:17Venedikliler evleri için başlangıçta ahşap kullandılar,
but after numerous fires, they switched to brick. Kalıp ifadeler
2:20ancak sayısız yangından sonra tuğlaya geçtiler.
started off using: ilk yöntemi sunmak
Started off using, ahşap kullanmanın ilk yaklaşım olduğunu belirtir. Start off + -ing, birinin ilk aşamada ne yaptığını gösterir ve çoğu zaman dinleyiciyi daha sonraki bir değişikliğe hazırlar. Sonraki switched to brick ifadesi, yaklaşımın gerçekten değiştiğini doğrular. Bu nedenle cümle yalnızca ahşap kullanımının başladığı anı değil, ahşabın ilk yöntem olduğunu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi start off + use yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The team ____ paper schedules, but later moved everything online.
Cevabı göster
started off using
switch to + yeni bir seçenek
Switch to + isim, mevcut seçeneği kullanmayı bırakıp başka bir seçeneği kullanmaya başlamak demektir. Bu cümlede brick yeni yapı malzemesidir. to’dan sonraki sözcük yeni seçeneği belirtir. İki seçeneği de söylemek gerektiğinde switch from A to B kullanılır; örneğin switch from wood to brick.
Alıştırma
Cümleyi “bir seçeneği kullanmayı bırakıp başka bir seçeneği kullanmaya başlamak” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: After repeated crashes, the team decided to ____ a more reliable server.
Cevabı göster
switch to
To keep the buildings as lightweight as possible, Dilbilgisi
2:23Binaları olabildiğince hafif tutmak için,
they had to be no more than three stories high. Kalıp ifadeler
2:26en fazla üç katlı olmaları gerekiyordu.
as lightweight as possible: olabildiğince hafif
As + sıfat + as possible kalıbı, bir özelliği gerçekçi olarak ulaşılabilecek en yüksek dereceye çıkarmak anlamına gelir. Burada as lightweight as possible bir tasarım hedefi belirler: binaların ağırlığını uygulanabilir olduğu kadar azaltmak. İki as arasında sıfatın yalın biçimini kullanın. Bu yapı yalnızca yüksek bir dereceyi değil, ulaşılabilecek en yüksek dereceyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi as ... as possible kalıbındaki iki as ile tamamlayın: Make the instructions ____ clear ____ possible.
Cevabı göster
as · as
no more than three stories high: üst sınır belirlemek
no more than three stories high ifadesinde no more than kesin bir üst sınır koyar. Binalar bir, iki veya üç kat yüksekliğinde olabilir, ancak dört kat veya daha yüksek olamaz. Burada stories, bir binanın katları anlamına gelir. Britanya İngilizcesinde bina katlarından söz edilirken bu isim genellikle storeys diye yazılır; örnekte Amerikan yazımı stories kullanılmıştır.
Alıştırma
Hangi cümle on kişiye izin verildiğini, ancak on bir kişiye izin verilmediğini söyler?
- The club accepts fewer than ten new members.
- The club accepts about ten new members.
- The club accepts no more than ten new members.
Cevabı göster
The club accepts no more than ten new members.
and would allow the entire building to flex Dilbilgisi
2:33tüm binanın esnemesine izin vereceği için
allow the entire building to flex: allow + nesne + to'lu mastar
Allow the entire building to flex, allow + nesne + to'lu mastar kalıbını kullanır. Nesne olan the entire building, flex hareketini yapan şeydir; bu nedenle to flex binanın ne yapabildiğini açıklar. Burada allow, izin vermek anlamına gelmez. Esnek harcın bu hareketi mümkün kıldığı anlamına gelir. Bu kalıp bir malzemenin, tasarımın, kuralın veya koşulun neyi mümkün kıldığını açıklarken sık kullanılır.
Alıştırma
allow + nesne + to'lu mastar kalıbını tamamlayın: The new ramp allows wheelchair users ____ reach the entrance safely.
Cevabı göster
to
The inner walls were built in a criss-cross pattern
2:38İç duvarlar, yine bir kafes gibi esneyebilen
and elegant stone designs, made them much heavier.
2:46ve zarif taş tasarımları olan cephe duvarları onları çok daha ağırlaştırıyordu.
And so, in order to stop them from falling over, Dilbilgisi
2:49Bu nedenle, devrilmelerini önlemek için
they were pinned into the floor using iron rods,
2:52demir çubuklar kullanılarak zemine sabitlendiler
in order to stop ... from -ing: amaç ve önleme bildirmek
in order to, ana eylemin amacını belirtir: duvarlar dik kalmaları için zemine sabitlendi. in order to’dan sonra fiilin yalın hâli gelir; burada bu fiil stop’tur. Bu amaç ifadesinin içinde stop + nesne + from + -ing, bir eylemin veya sonucun gerçekleşmesini engellemeyi anlatır. Burada them duvarları, falling over ise önlenmek istenen sonucu belirtir. Bu iç içe yapı, X’i Y’nin gerçekleşmesini önlemek amacıyla yapmak biçiminde başka durumlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi in order to + stop ... from -ing yapısıyla tamamlayın: We tied the boxes down ____ them ____ sliding around during the drive.
Cevabı göster
in order to stop · from
This method of building worked well for the Venetians
2:57Bu inşaat yöntemi Venedikliler için çok işe yaradı
Instead of expanding outwards like most cities, Anlatım akışı
3:03Çoğu şehir gibi dışa doğru genişlemek yerine,
Instead of A, B: doğrudan bir karşıtlık kurmak
Instead of A, B yapısı, önce beklenen veya alışılmış A düzenini verir, ardından ana cümlede farklı olan gerçek B’yi açıklar. Burada A, çoğu şehir gibi dışa doğru genişlemektir; B ise adaların birbirine bağlanana kadar genişlemesidir. Böylece konuşan kişi, alışılmış bir düzenle karşılaştırma yaparak sıra dışı olanı açıklar. instead of’tan sonra expanding gibi bir -ing biçimi gelir. Ana cümlenin yine kendi öznesi ve fiili olmalıdır: these islands expanded into each other. Burada expanded into each other, yapılaşmış alanların birleşene kadar büyümesi anlamına gelir; adalar kelimenin gerçek anlamıyla birbirinin içinden geçmemiştir.
Alıştırma
Karşıtlığı Instead of ve answer fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ each email separately, Maya grouped the replies by topic.
Cevabı göster
Instead of answering
boats were the only way to cross between the islands,
3:10adalar arasında geçiş yapmanın tek yolu teknelerdi,
but eventually the islands grew closer together
3:13ancak sonunda adalar birbirine daha da yaklaştı
At first ... but eventually: ilk durumu ve sonraki sonucu belirtmek
At first bir durumun başlangıç aşamasını belirtir. But eventually ise zaman ve değişim sonrasında gerçekleşen farklı bir sonucu sunar. Bu ifadeler birlikte dinleyiciyi ilk koşuldan—teknelerin gerekli olduğu durumdan—sonraki koşula—birçok geçişin sığ sulardan yapılabildiği duruma—taşır. Bu kalıp, bir sürecin nasıl geliştiğini göstermek için kullanışlıdır: At first, X was true, but eventually, Y became true. Eventually, zaman içinde ulaşılan bir sonucu anlatır; possibly anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, yardıma ihtiyaç duymayı başlangıç durumu; tek başına bisiklet sürebilmeyi ise zaman ve alıştırma sonrasında ulaşılan sonuç olarak açıkça sunar?
- At first, Lena needed help riding her bike, but possibly she could ride alone.
- Eventually, Lena needed help riding her bike, but at first she could ride alone.
- At first, Lena needed help riding her bike, but eventually she could ride alone.
Cevabı göster
At first, Lena needed help riding her bike, but eventually she could ride alone.
ramp up: faaliyeti, ölçeği veya yoğunluğu artırmak
business started to ramp up ifadesinde ramp up, faaliyet, ölçek veya yoğunluğun artması anlamına gelen geçişsiz bir öbek fiildir. Cümle, ticari faaliyetlerin zamanla daha yoğun ve hareketli hâle geldiğini söyler; burada gerçek bir rampadan söz edilmez. Bu ifade geçişli olarak da kullanılabilir: bir şirket ramp up production, hiring veya security diyebilir. Temel düşünce, çoğu zaman bir süreç veya bilinçli çaba yoluyla daha yüksek bir düzeye çıkmaktır.
Alıştırma
Cümleyi hedef öbek fiilin yalın hâliyle tamamlayın: The clinic plans to ____ testing before winter.
Cevabı göster
ramp up
the Doge of Venice: tarihî bir unvan
Bu cümlede the Doge of Venice bir kişinin adı değil, bir unvandır. Doge, Venedik Cumhuriyeti’nin seçimle göreve gelen başıydı; bu nedenle resmî bir ödül oluşturma yetkisine sahipti. Avrupa tarihiyle ilgili metinlerde Doge sözcüğünü, hükümdar unvanına benzer biçimde bir kişinin üstlendiği makam olarak anlayın. Burada ödülü oluşturabilecek yetkili kişiyi belirtir; ödülü kazanabilecek mühendisi değil.
Alıştırma
Bu cümlede the Doge of Venice kimdir veya nedir?
- Köprü tasarım ödülünün adı
- Soyadı Doge olan bir mühendis
- Venedik Cumhuriyeti’nin seçimle göreve gelen başı
Cevabı göster
Venedik Cumhuriyeti’nin seçimle göreve gelen başı
set up a prize: bir yarışma ödülü oluşturmak
Burada set up, “oluşturmak veya düzenlemek” anlamına gelir; “bir şeyi dik konuma getirmek” anlamına gelmez. Set up a prize, resmî bir ödül oluşturmak ve insanların bu ödül için yarışmasını sağlayacak düzeni kurmak demektir. Bu anlamda set up fiili genellikle bir kuruluşu, etkinliği, sistemi, fonu veya ödülü nesne olarak alır.
Alıştırma
Bir bilim kulübü yeni bir yıllık ödül oluşturuyor. Bu eylemi en iyi hangi cümle anlatır?
- The club set up a prize for the best invention.
- The club won a prize for the best invention.
- The club awarded a prize to last year's winner.
Cevabı göster
The club set up a prize for the best invention.
Displate posterleri asmak
putting up Displate posters ifadesinde put up, posterleri insanların görebileceği yerlere asmak veya yerleştirmek demektir. Putting, by sözcüğünden sonra kullanılan -ing biçimidir; bu yüzden by putting up ... duyurunun hangi yöntemle yapıldığını açıklar. Nesne posters olduğu için burada put up fiilinin “asmak veya sergilemek” anlamı kullanılır. Birine kalacak yer sağlamak anlamındaki put someone up ya da bir şeye katlanmak anlamındaki put up with something değildir.
Alıştırma
Cümleyi “asmak ve sergilemek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Volunteers are ____ posters for the school fair.
Cevabı göster
putting up
Şaka yapıyorum
Just kidding, “Az önce söylediğim şey bir şakaydı ve gerçek anlamıyla anlaşılmamalıydı” demektir. Konuşan kişi bu ifadeyi önceki cümlenin ciddi yorumunu iptal etmek ve hızlı bir mizah dönüşü göstermek için kullanır. Buradaki kidding, şaka yapmak veya takılmak anlamındaki kid fiilinden gelir. Just, düzeltmeyi anında ve samimi gösterir; ifade “yalnızca çocuklarla birlikte olmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Maya, “I ate all the biscuits.” diyor. Sonra arkadaşına dolu tabağı gösteriyor ve bu iddianın şaka olduğunu belirtmek istiyor. Ne söylemeli?
- Never mind.
- Put up with it.
- Just kidding.
Cevabı göster
Just kidding.
you can mount a Displate in just 20 seconds,
4:18bir Displate'i sadece 20 saniyede monte edebilirsiniz,
Elektrikli alet kullanmadan ve duvarlara zarar vermeden: without power tools ... without damaging your walls
Bu cümlede without, Displate'i monte etmeyle ilgili iki paralel koşulu tanıtır. without power tools, gerekmeyen şeyi bir isim öbeğiyle; without damaging your walls ise kaçınılan eylemi veya sonucu bir -ing yapısıyla belirtir. without sözcüğünün tekrarlanması iki yararı ayrı ve kolay anlaşılır hâle getirir. without bir edat olduğundan, arkasından bir eylem geldiğinde fiil normalde -ing biçimini alır. Bu nedenle burada damage değil, damaging doğrudur.
Alıştırma
scratch fiilini without sonrasında gereken doğru biçime getirin: You can clean the screen without harsh chemicals and without ____ the glass.
Cevabı göster
scratching
Sanat eserine hayat vermek: bring the artwork to life
bring the artwork to life burada mecaz anlamda kullanılır: dokular sanat eserini daha canlı, dinamik ve üç boyutlu gösterir. Eser gerçek anlamda canlanmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp bring + nesne + to life şeklindedir. Nesne, bring ile to life arasına gelir. Bu ifade sanatı, karakterleri, hikâyeleri, performansları, tasarımları veya canlı ve ilgi çekici gösterilen başka şeyleri anlatabilir.
Alıştırma
“Sergiyi canlı göstermek” anlamındaki sabit ifadeyi tamamlayın: The moving lights bring the display ____.
Cevabı göster
to life
In order to turn Venice from a collection of islands Dilbilgisi
4:52Venedik'i bir adalar topluluğundan
In order to turn X from A into B: X'i bir amaçla A'dan B'ye dönüştürmek
In order to + fiilin yalın hâli bir amacı belirtir. Burada In order to turn... köprülerin yapılmasını gerekli kılan amacı açıklar. turn X from A into B, bir dönüşümün iki ucunu da gösterir: X değiştirilen şeydir, from A başlangıç durumunu, into B ise ortaya çıkan durumu belirtir. from ve into sözcüklerini bu sırayla kullanın.
Alıştırma
Cümleyi dersteki amaç ifadesi ve dönüşüm belirteçleriyle tamamlayın: ____ turn the old factory ____ an empty shell ____ a community arts center, the council funded a major renovation.
Cevabı göster
In order to · from · into
that joined the two largest sections of Venice together
5:01Venedik'in en büyük iki bölümünü birleştiriyordu
provided quick access to the Rialto area. Kalıp ifadeler
5:04Rialto bölgesine hızlı erişim sağlıyordu.
provided quick access to the Rialto area: Rialto bölgesine hızlı erişim sağladı
provide access to + bir yer, hizmet veya bilgi, insanların oraya ulaşmasını, girmesini ya da onu kullanmasını mümkün kılmak anlamına gelir. Burada köprü Rialto bölgesine ulaşmayı kolaylaştırıyordu; Rialto bir finans merkezi olduğu için bu önemliydi. quick, access sözcüğünü niteler ve bağlantının zaman kazandırdığını vurgular. Bu kalıp ulaşım, tesisler, çevrimiçi hizmetler ve bilgiler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi doğal biçimde tamamlayan seçeneği seçin: The new elevator will ___ every floor.
- provide quick access to
- provide quick access at
- provide a quick access to
Cevabı göster
provide quick access to
The bridge was later upgraded to a wooden bridge,
5:08Köprü daha sonra ahşap bir köprüye yükseltildi,
serves as the main artery: şehir akışını anlatan bir mecaz
Bu cümlede köprü serves as the main artery, yani şehrin en önemli güzergâhı işlevini görür. Artery burada bir vücut parçasını değil, mecazi bir anlamı ifade eder. Bir atardamarın kan taşıması gibi bu köprü de Venedik'in merkezinden geçen hayati insan akışını taşır. X serves as Y kalıbı, “X, Y işlevini görür” anlamına gelir; bu nedenle başka güzergâhların veya yapıların rolünü de anlatabilir.
Alıştırma
Cümlede “serves as the main artery” ne anlama gelir?
- Şehrin dış sınırını gösterir.
- Şehre tıbbi tedavi sağlar.
- Şehir içindeki hareketi taşıyan ana güzergâh işlevini görür.
Cevabı göster
Şehir içindeki hareketi taşıyan ana güzergâh işlevini görür.
After this, stone bridges started to pop up everywhere, Öbek fiiller
5:33Bundan sonra, taş köprüler her yerde belirmeye başladı
pop up everywhere: birçok yerde hızla ortaya çıkmak
Pop up, “aniden ortaya çıkmak veya var olmaya başlamak” anlamına gelir ve çoğu zaman değişimin hızlı ya da beklenmedik biçimde gerçekleştiğini düşündürür. Buradaki pop up everywhere, ilk köprüden sonra birçok yerde taş köprülerin ortaya çıkmasını anlatır. Bu anlamda pop up geçişsiz bir öbek fiildir: ortaya çıkan şey, New shops popped up. örneğinde olduğu gibi cümlenin öznesidir. Up gerçek anlamda yukarı doğru hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrenilen ve “birçok yerde hızla ortaya çıkmak” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: After the festival was announced, food stalls began to ____ all over town.
Cevabı göster
pop up
made up entirely of canals instead of roads: yollar yerine tamamen kanallardan oluşan
Made up of, bir şeyin belirli parçalardan oluştuğunu anlatır. Burada made up entirely of canals instead of roads, a compact city ifadesini açıklayan kısaltılmış bir sıfat-fiil yan cümlesidir; a compact city that was made up entirely of canals instead of roads yapısına yakındır. Entirely, ilgili ulaşım ağının tamamını kanalların oluşturduğunu belirtir; instead of roads ise yolları alternatif olmaktan çıkarır. X is made up entirely of A instead of B kalıbı, bir bütünü parçalarıyla açıklar ve A ile B arasındaki karşıtlığı belirginleştirir.
Alıştırma
Cümleyi tamamen şunlardan oluşur anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The museum's new exhibit is ____ digital displays instead of printed panels.
Cevabı göster
made up entirely of
Yet people could transition between the two effortlessly,
5:58Yine de insanlar, yavaşlamak zorunda kalmadan,
the most powerful and richest city in Europe.
6:04Avrupa'nın en güçlü ve en zengin şehri haline gelmişti.
Everything being bought and sold went through Venice Dilbilgisi
6:08Alınan ve satılan her şey Venedik'ten geçiyordu
and the Venetians were making enormous amounts of money.
6:11ve Venedikliler muazzam miktarda para kazanıyorlardı.
Everything being bought and sold: alınıp satılmakta olan her şey
Everything, isim öbeğinin tamamındaki ana sözcüktür. Being bought and sold, ondan sonra gelen edilgen bir -ing yan cümlesidir ve o sırada devam eden alım satım sürecindeki her şeyi belirtir. Açık biçimi everything that was being bought and sold ifadesine yakındır. Everything being bought and sold öbeğinin tamamı went through Venice yükleminin öznesidir. Being ana fiil değildir; çekimli ana fiil went sözcüğüdür. Bu kısa yapı, devam eden edilgen bir süreci isim öbeğinin içine yerleştirmeyi sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle, alım satımı devam eden bir süreç olarak sunan edilgen bir -ing niteleyicisi kullanır ve isim öbeğinin tamamını must be recorded yükleminin öznesi yapar?
- Everything bought and sold at the market must be recorded.
- Everything being bought and sold at the market must be recorded.
- Everything was being bought and sold at the market must be recorded.
Cevabı göster
Everything being bought and sold at the market must be recorded.
As business increased, so did the population: devrik yapıyla eşleşen eğilimler
Bu cümlede as, bir değişim yaşanırken başka bir değişimin de gerçekleştiğini belirtir: ticaret büyüdü ve aynı zamanda nüfus arttı. İkinci yan cümle so + yardımcı fiil + özne yapısını kullanır: so did the population. Did, increased fiilinin yerine geçerek tekrar yapılmasını önler. Bu yapı, aynı yönde ilerleyen iki eğilimi gösterir; ancak ilk değişimin ikinciye neden olduğunu tek başına kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz iki kelimelik devrik yapıyla tamamlayın: As ticket sales increased, ____ the need for extra staff.
Cevabı göster
so did
and the demand for fresh water was out of control. Deyimler
6:18ve tatlı su talebi kontrolden çıktı.
Out of control: yönetilmesi çok zor
Out of control, bir şeyin yönetilmesi veya sınırlandırılması çok zor hâle geldiğini belirten bir deyimdir. Burada tatlı su talebi, mevcut sistemin karşılayabileceği düzeyin üzerine çıkmıştı. İfade, kontrolün gerçek anlamda bir şeye ait olmasını değil, durumun tamamının yönetilemez hâle gelmesini anlatır. Maliyetleri, yangınları, duyguları, kalabalıkları veya büyümeyi de tanımlayabilir.
Alıştırma
Cümleyi, yönetilmesi çok zor anlamındaki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The small kitchen fire quickly got ____.
Cevabı göster
out of control
rely upon A to do B: B'yi yapmak için A'ya bağımlı olmak
relied upon boats to deliver... ifadesinde rely upon, Venedik'in neye bağımlı olduğunu gösterir: teknelere. to deliver... biçimindeki mastar yapısı ise teknelerin yapması gereken işi belirtir. rely on/upon A to do B kalıbı, B'yi tamamlamak için A'ya bağımlı olmak anlamına gelir. Burada deliver fiilinin varış noktası bağlamdan anlaşılan Venedik'tir ve bu nedenle açıkça söylenmemiştir.
Alıştırma
Cümleyi rely upon ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the power cut, the hospital ____ backup generators to keep essential equipment running.
Cevabı göster
relied upon
and the Venetian engineers had to get creative. Kalıp ifadeler
6:41ve Venedikli mühendisler yaratıcı olmak zorundaydılar.
get creative: yaratıcı çözümler aramaya başlamak
get creative ifadesinde get, almak ya da elde etmek değil, olmak veya bir duruma geçmek anlamına gelen bir bağ fiilidir. Creative, mühendislerin benimsemeye başladığı düşünme biçimini anlatır. Bu ifade genellikle normal çözüm yeterli olmadığında kullanılır: insanların daha yaratıcı bir yaklaşım denemeye başlaması gerekir.
Alıştırma
'Yaratıcı bir çözüm aramaya başlamak' anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The usual route is closed, so we'll have to ____ and find another way.
Cevabı göster
get creative
The idea was to use ... to collect ...: bir şeyi belirli bir amaçla kullanma fikri
The idea was to + fiil kalıbı, bir planın veya önerilen çözümün içeriğini açıklar. Burada to use these squares, fikrin ne olduğunu belirtir. İkinci bir to + fiil yapısı, az önce sözü edilen şeyin veya eylemin amacını açıklayabilir. use these squares to collect rainwater ifadesinde to collect rainwater, “Meydanlar ne amaçla kullanılacaktı?” sorusunu yanıtlar.
Alıştırma
use ve collect kullanarak hedef kalıbı iki to-mastarıyla tamamlayın: The idea was ____ old jars ____ rainwater.
Cevabı göster
to use · to collect
They started by digging out large areas Dilbilgisi
6:55Tüm meydanın altında geniş alanlar kazarak işe başladılar
started by digging out large areas: geniş alanları kazarak başlamak
Start by + -ing, bir süreçteki ilk eylemi veya işe başlama yöntemini belirtir. Burada started by digging out large areas, kazı yapmanın inşaatın ilk adımı olduğu anlamına gelir. by bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: by digging doğrudur, by dig değildir. Tam cümlede digging out ve lining, by sonrasında birbirine bağlanan iki -ing eylemidir. Dig out, boş bir alan oluşturmak için toprağı veya başka bir malzemeyi çıkarmak demektir. Bu nedenle digging out large areas, yalnızca yüzeyi kazmayı değil, geniş çaplı bir kazıyı anlatır.
Alıştırma
start by sonrasında check fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Start by ____ the address before you send the email.
Cevabı göster
checking
The space was then filled in with sand and stones Öbek fiiller
7:03Daha sonra boşluk kum ve taşlarla dolduruldu
filled in with sand and stones: alanı kum ve taşlarla doldurmak
Burada fill in, boş veya kazılmış bir alana malzeme koyarak boşluğu kapatmak anlamına gelir. Bir forma eksik bilgi yazmak anlamında kullanılmamıştır. Cümlede be filled in with + malzeme edilgen yapısı kullanılır. İşlem space üzerinde gerçekleşir; with ise kullanılan malzemeyi, yani kum ve taşları tanıtır.
Alıştırma
“Kazılmış bir alana malzemeyi geri koyarak boşluğu kapatmak” anlamındaki öbek fiili kullanarak tamamlayın: After the pipe was repaired, the hole was ____ soil.
Cevabı göster
filled in with
until it reached the main well at the center of the square.
7:17meydanın merkezindeki ana kuyuya ulaşacaktı.
To maximize the surface area for water collection,
7:21Su toplama yüzey alanını en üst düzeye çıkarmak için,
the roofs of the nearby buildings were fitted with gutters Kalıp ifadeler
7:24yakındaki binaların çatılarına, suyu meydana
fitted with gutters: monte edilmiş olukları anlatmak
Be fitted with, “belirli bir parça veya özelliğin takılmış ya da monte edilmiş olması” anlamına gelir. Burada oluklar işlevsel donanım olarak çatılara eklenmiştir; fit, “doğru ölçüde olmak” anlamında değildir. Kalıp temel nesne + be fitted with + eklenen özellik şeklindedir: the roofs were fitted with gutters. Bu yapı, montajı yapan kişiden çok nesne ve donanımı önemli olduğunda yaygındır.
Alıştırma
“Donatılmış” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: For safety, each bicycle is ____ front and rear lights.
Cevabı göster
fitted with
Venedik daha sonra dev bir huniye dönüştü
Burada became an enormous funnel, işleve dayalı bir mecazdır. Venedik gerçekten bir nesneye dönüşmedi. Çatılar, meydanlar ve diğer yüzeyler yağmuru toplayıp kuyulara yönlendiriyordu; tıpkı bir huninin sıvıyı dar bir açıklığa yönlendirmesi gibi. Teknik anlatımlarda bu tür mecazlar, karmaşık bir sistemi zihinde canlandırılması kolay bir resme dönüştürür. became sözcüğünü gerçek anlamıyla okumak yerine iki şeyin ortak işlevini veya şeklini bulun.
Alıştırma
Bu cümlede Venice then became an enormous funnel ne anlama geliyor?
- Şehrin tamamı fiziksel olarak huni biçiminde yeniden inşa edildi.
- Şehrin yüzeyleri yağmur suyunu kuyulara yönlendirmek için birlikte işliyordu.
- Yağmur suyu şehrin her bölgesinden uzak tutuldu.
Cevabı göster
Şehrin yüzeyleri yağmur suyunu kuyulara yönlendirmek için birlikte işliyordu.
Ancak hâlâ büyük bir sorun vardı: atıklar
But, daha önce anlatılan başarıdan sonra söylemin yönünü değiştirir ve açıklamanın çözülmemiş bir zorluğa geçtiğini gösterir. Still, önceki başarının bütün sorunları ortadan kaldırmadığını belirtir. İki nokta, waste sözcüğünü one huge problem ifadesinin somut adı yapar; bu ikinci bir sorun değildir. Yeniden kullanılabilen But there was still one ... problem: ... kalıbı, önce kalan bir sorunu duyurur, ardından bunun tam olarak ne olduğunu açıklar.
Alıştırma
Kalan bir sorunu önce tanıtıp ardından adlandırmak için aynı bilgi düzenini en iyi kullanan İngilizce cümle hangisidir?
- We repaired the roof, so the leak in the basement was no longer a problem.
- Before we repaired the roof, the leak in the basement was the main problem.
- We repaired the roof, but there was still one serious problem: the leak in the basement.
Cevabı göster
We repaired the roof, but there was still one serious problem: the leak in the basement.
out of the window, some of it landing in the canal. Dilbilgisi
7:48pencereden dışarı atıyordu ve bir kısmı kanala düşüyordu.
some of it landing...: bağımsız bir -ing yapısı
Some of it landing in the canal, ana eylemin sonucunu ekleyen, kendi öznesi bulunan tamamlayıcı bir -ing yapısıdır: atığın bir kısmı sonunda kanala düşmüştür. Buradaki it, waste sözcüğüne gönderme yapar. Bu yapının some of it biçiminde kendi mantıksal öznesi vardır. Landing ana cümlenin yüklemi değildir ve window sözcüğünü nitelemez. İsim öbeği + -ing biçimi, ayrı bir tam cümle kurmadan eş zamanlı bir olayı ya da sonucu anlatıya ekler.
Alıştırma
Cümlede some of it landing in the canal bize ne anlatıyor?
- Atığın bir kısmının sonunda kanala düştüğünü söyler.
- Pencerenin kanalın içinde bulunduğunu söyler.
- İnsanların kanala düştüğünü söyler.
Cevabı göster
Atığın bir kısmının sonunda kanala düştüğünü söyler.
within throwing distance of: atarak ulaşılabilecek kadar yakın
Within throwing distance of a canal, bir kişinin kanala bir şey atabileceği kadar yakın olmak demektir. Bu ifade yalnızca genel bir yakınlığı değil, canlı ve pratik bir mesafe sınırını anlatır. Kalıp within + etkinlik veya mesafe ölçüsü + of + yer ya da nesne biçimindedir. Burada within, ulaşılabilir aralığın içinde demektir; bir atış yarışması yapıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi atarak ulaşılabilecek kadar yakın anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: The recycling bin was ____ the back door.
Cevabı göster
within throwing distance of
ended up in the streets: end up + yer
End up, “bir dizi olaydan sonra sonunda bir yerde bulunmak veya bir yere varmak” anlamına gelir ve çoğunlukla planlanmamış bir sonucu anlatır. Burada ended up in the streets, atıkların en sonunda sokaklarda kaldığını belirtir; birinin sokakları bilerek hedef olarak seçtiği anlamına gelmez. Son konumu belirtmek için end up in the streets veya end up at home örneklerinde olduğu gibi end up + yer ifadesi kullanılır. Zamana göre end değişir, up ise değişmeden kalır.
Alıştırma
Cümleyi end up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After taking the wrong bus, we ____ on the other side of town.
Cevabı göster
ended up
and the liquids would naturally flow into the canals.
8:13ve sıvılar doğal olarak kanallara akardı.
exchange the dirty water for fresh water: exchange A for B yapısı
exchange A for B yapısında A verilen, çıkarılan veya değiştirilen şeydir; B ise alınan ya da A’nın yerine konan şeydir. Burada dirty water A, fresh water from the sea ise B’dir. Böylece gelgit kirli suyu uzaklaştırır ve temiz su getirir. Bu kalıp yönü açıkça gösterir: exchange old item for new item. Bu cümlede exchange, insanlar arasında bilinçli bir alışverişi değil, gelgitin neden olduğu bir değişimi anlatır.
Alıştırma
Alınan yeni şeyi belirten edatı yazın: At the shop, I exchanged the damaged shirt ____ a new one.
Cevabı göster
for
and, thanks to this system, the streets became clean.
8:35ve bu sistem sayesinde sokaklar temizlendi.
Bir ormanın üzerinde duran kadim kalıntılar: temel metaforu
Burada ancient relics, Venedik'in eski köprülerini, kanallarını ve binalarını ifade eder. sitting on a forest, bunların altlarındaki yapının üzerinde durduğunu ve onun tarafından taşındığını anlatır. Forest, yer altında sık biçimde yan yana duran çok büyük sayıdaki ahşap kazığı anlatan canlı bir metafordur. Yaşayan ağaçlardan oluşan gerçek bir orman demek değildir; bu imge, mühendislik gerçeğini akılda kalan bir kapanış görüntüsüne dönüştürür.
Alıştırma
Bu cümlede ancient relics sitting on a forest ne anlama gelir?
- İnsanlar müze eşyalarını yaşayan bir ormanın içine yerleştirmiştir.
- Eski yapılar, yer altında sık bir kütle oluşturan ahşap kazıklar tarafından taşınmaktadır.
- Binalar, sokak seviyesinde büyüyen ağaçlarla çevrilidir.
Cevabı göster
Eski yapılar, yer altında sık bir kütle oluşturan ahşap kazıklar tarafından taşınmaktadır.
All you need to do is sign up at the link below,
9:07Tek yapmanız gereken aşağıdaki linkten kayıt olmak,
and leave a comment saying what you think about Venice.
9:10ve Venedik hakkında ne düşündüğünüzü belirten bir yorum bırakmak.