Zisha Çaydanlıkları Neden Bu Kadar Pahalı? | Bu Kadar Pahalı: İngilizce çalışma notları

Business Insider

Öğrenme zorluğu
861 kelime 193 kel/dk

Video özeti: Nadir Yixing kili, titiz el işi, zanaatkâr derecesi ve Çin çay kültürü, Zisha çaydanlıklarının yüksek fiyatını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Öbek fiil dating back to, bir geleneğin ya da nesnenin kökenini belirli bir döneme yerleştirir ve bu tarihi güncel önemiyle ilişkilendirir. 2. Dil bilgisi ve cümle kalıbı believed to enhance, bir etkiyi gerçek diye ileri sürmek yerine bir inanca bağlayarak aktarılan iddia ile yerleşmiş sonucu ayırır. 3. Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi noktası, kullanılan ama tasarımı, ustalığı ve kültürel anlamıyla da değer gören nesneyi adlandırır: functional art.

Bu derste

Zisha teapots are made by artisans like Boqin Tang.

0:05

Zisha demlikleri, Boqin Tang gibi zanaatkârlar tarafından yapılır.

She had to study for 25 years to be considered a senior teapot maker,

0:09

Kıdemli bir demlik ustası sayılabilmek için 25 yıl eğitim alması gerekti,

which lets her sell a teapot like this for $20,000 to $30,000. Dilbilgisi

0:14

bu da böyle bir demliği 20.000 ila 30.000 dolara satabilmesini sağlıyor.

Dilbilgisi

which lets her sell: which ile sonuç bildirme ve let kalıbı

Bu cümlede which, önceki gerçeğin tamamına gönderme yapar: 25 yıl eğitim aldıktan sonra kıdemli bir çaydanlık ustası sayılması. Which ile başlayan yan cümle, bu statünün pratik sonucunu ekler; çok yüksek bir fiyata çaydanlık satabilmesini sağlar. Kalıp which + lets + kişi + fiilin yalın hâlidir. Let sonrasında to sell değil, sell kullanılır: let her sell. Bu yapı bir koşulu, yeterliliği veya kararı onun yarattığı fırsata bağlayabilir.

Alıştırma

Cümleyi which + let + kişi + fiilin yalın hâliyle tamamlayın: Maya's application was approved, ____ the course without paying tuition.

Cevabı göster

which let her attend

Anyway,

0:19

Neyse,

you have to just go through the process like this. Öbek fiiller

0:20

işte bu süreçten bu şekilde geçmeniz gerekiyor.

Öbek fiiller

go through: bir sürecin aşamalarından geçip tamamlamak

Burada go through, zorunlu bir sürecin gerekli her aşamasını yaşamak ve yerine getirmek anlamına gelir. Bir yerin içinden fiziksel olarak geçmek değildir; odak, süreç tamamlanana kadar adımları izlemektir. Özellikle zorunlu, uzun veya zahmetli süreçlerin aşamalarına katılmayı anlatmak için go through + process, procedure, training, review veya difficult period yapısı kullanılır.

Alıştırma

Her zorunlu aşamayı yaşamak anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: Before joining the research team, every applicant must ____ a security-screening process.

Cevabı göster

go through

You have to show me your skills.

0:24

Bana becerilerinizi göstermeniz gerekiyor.

You have to work hard to do this.

0:27

Bunu yapmak için çok çalışmanız gerekiyor.

It's true, right?

0:29

Doğru, değil mi?

Yeah.

0:30

Evet.

But before Tang ever touches the clay,

0:32

Ancak Tang kile daha elini sürmeden önce,

the process starts with a unique raw material that's disappearing.

0:35

süreç, giderek tükenen benzersiz bir ham maddeyle başlıyor.

So what does it take to make a Zisha teapot? Dilbilgisi

0:41

Peki, bir Zisha demliği yapmak için neler gerekiyor?

Dilbilgisi

What does it take to make ...?: gerekenleri sormak

“What does it take to do something?” soru kalıbında take, “gerektirmek” anlamındadır. Konuşan kişi sonuca ulaşmak için gereken kaynakları, koşulları, çabayı, zamanı veya becerileri sorar; take burada “alıp götürmek” anlamına gelmez. It biçimsel öznedir, to ile başlayan mastar yapısı ise hedefi belirtir. Cevap tek bir nesne yerine birden fazla gereklilik türünü içerebilecekse bu kalıp kullanışlıdır.

Alıştırma

Gerekli beceri, çaba, zaman ve kaynakları genel olarak sormak için What does it take to do something? kalıbını kullanın: What ____ to restore an old painting?

Cevabı göster

does it take

And why are they so expensive?

0:44

Peki neden bu kadar pahalılar?

Zisha teapots were one of the first teapots ever made, Dilbilgisi

0:50

Zisha demlikleri, tarihte yapılan ilk demlikler arasındaydı;

dating back to 10th-century China. Öbek fiiller

0:53

geçmişleri 10. yüzyıl Çin'ine kadar uzanıyor.

Dilbilgisi

one of the first teapots ever made: tek ilk değil, ilk gruptan biri

“One of the first teapots ever made” ifadesi, Zisha çaydanlığını çok erken dönem çaydanlıklardan oluşan bir grubun içine yerleştirir. Bu, temkinli bir tarihsel iddiadır: çaydanlık en erken gruba aittir, ancak mutlaka tek ve en eski örnek değildir. Yapı one of + the first + çoğul sayılabilen isim + ever made biçimindedir. One of bir kümeden tek üye seçtiği için teapots çoğul olmalıdır. Ever made karşılaştırmayı tarih boyunca üretilmiş örneklere genişletir.

Alıştırma

Benzer birkaç model yaklaşık aynı dönemde ortaya çıktı. Hangi cümle, bu modelin benzersiz biçimde ilk olduğunu iddia etmeden en erken gruba ait olduğunu temkinli biçimde söyler?

  1. It was the first electric car ever made.
  2. It was one of the first electric car ever made.
  3. It was one of the first electric cars ever made.
Cevabı göster

It was one of the first electric cars ever made.

Öbek fiiller

dating back to 10th-century China: 10. yüzyıl Çin’ine kadar uzanmak

Dating back to, geçmişteki belirli bir zamandan kaynaklanmak veya o zamandan beri var olmak anlamına gelir. Burada, zisha çaydanlıklarının tarihinin 10. yüzyıl Çin’ine kadar uzandığını belirtir. -ing yapılı ifade ana cümleden sonra gelir ve çaydanlıklarla ilgili tarihsel arka planı ekler. Dating ifadesinin mantıksal öznesi çaydanlıklardır; yakındaki made değildir.

Alıştırma

Köprünün 12. yüzyıldan beri var olduğunu göstermek için boşluğu hangi ifade en iyi tamamlar? The stone bridge, ____, still serves the town.

  1. dating back to
  2. was made in
  3. returning to
Cevabı göster

dating back to

They're named after the rare clay that is made from Öbek fiiller

0:56

Adlarını, şu maddeden yapılan nadir bir kilden alıyorlar:

350-million-year-old Zisha ore.

0:58

350 milyon yıllık Zisha cevheri.

Öbek fiiller

named after the rare clay: nadir kilden adını almak

Named after, bir kişi, yer, nesne veya grubun adını başka bir kişi ya da şeyden alması anlamına gelir. Burada çaydanlıkların adının zisha cevherinden yapılan nadir kilden geldiği anlatılır. Yapı be named after + adın kaynağı şeklindedir. After sabit ifadenin bir parçasıdır ve zaman sırasını değil, adın kaynağını gösterir.

Alıştırma

Parkın adı yerel bir şairden geliyorsa boşluğu hangi ifade en iyi tamamlar? The park was ____ a local poet.

  1. dated back to
  2. named after
  3. made from
Cevabı göster

named after

The ore can only be found in Dingshuzhen, Dilbilgisi

1:02

Bu cevher yalnızca Dingshuzhen'da bulunuyor,

primarily in Huanglong Mountain.

1:04

özellikle de Huanglong Dağı'nda.

Dilbilgisi

can only be found in: bir şeyin bulunduğu yeri sınırlamak

can only be found in ifadesinde can + be found, kiplik fiilli edilgen bir yapı oluşturur. Bulan kişiyi belirtmeden bir şeyin nerede bulunabildiğini anlatır. Only yer kapsamını sınırlar. Burada cevherin belirtilen bölgenin dışında bulunmadığı ya da erişilebilir olmadığı anlatılır; ara sıra bulunduğu söylenmez.

Alıştırma

Orkidenin başka hiçbir yerde bulunmadığını gösteren tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: This rare orchid ____ one valley.

Cevabı göster

can only be found in

It's near the city of Yixing,

1:06

Burası Yixing şehrinin yakınındadır;

which is known as China's ceramics capital. Kelime

1:08

bu şehir, Çin'in seramik başkenti olarak bilinir.

Kelime

China's ceramics capital: bir sektör merkezi anlamında capital

China's ceramics capital ifadesinde capital mecaz anlamdadır. Seramik alanında özellikle ünlü ya da önemli bir yeri anlatır; Çin'in siyasi başkentini anlatmaz. a place's + field + capital kalıbı tanıtım ve reklam metinlerinde yaygındır. Bir yeri belirli bir etkinlik ya da sektörün önde gelen merkezi olarak öne çıkarır; bu adlandırma resmî bir unvandan çok itibarı ifade edebilir.

Alıştırma

“The town is the region's chocolate capital,” cümlesinde chocolate capital ne anlama gelir?

  1. Bölgenin çikolatayla en çok tanınan merkezi
  2. Bölgede çikolatanın bulunduğu tek yer
  3. Bölgesel yönetimin siyasi merkezi
Cevabı göster

Bölgenin çikolatayla en çok tanınan merkezi

Zisha teapot experts have been using the same process for over 600 years. Dilbilgisi

1:11

Zisha demliği uzmanları 600 yılı aşkın süredir aynı yöntemi kullanıyor.

Dilbilgisi

have been using ... for over 600 years.: 600 yıldan uzun süren kullanım

Have been using, geçmişte başlayıp şimdiye kadar devam eden bir kullanımı anlatan present perfect continuous yapısıdır. Vurgu, tamamlanmış tek bir kullanımda değil, süren uygulamadadır. For over 600 years, sürenin uzunluğunu belirtmek için for ile bir zaman aralığını birleştirir. Buradaki over, üstünde değil, daha fazla anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi preserve fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: The museum ____ the original maps for over a century.

Cevabı göster

has been preserving

The ore is powdered, Dilbilgisi

1:18

Cevher toz hâline getirilir,

then folded,

1:19

sonra katlanır,

and worked in a way to create small pockets that promote airflow

1:20

ve hava akışını destekleyen küçük cepler oluşturacak şekilde işlenir;

in two directions throughout the pot.

1:24

bu akış demlik boyunca iki yönde ilerler.

Dilbilgisi

is powdered, then folded, and worked: art arda gelen pasif eylemler

Pasif yapıdaki is yardımcı fiili, powdered, folded ve worked adlı üç koordineli past participle biçimini yönetir. Cevher üç eylemin de maruz kaldığı ögedir; bu nedenle dizi, is powdered, is folded ve is worked anlamına gelir, ancak is son iki fiilden önce tekrarlanmaz. Buradaki worked, zanaat sürecinin bir parçası olarak işlenmek veya şekillendirilmek demektir; bir işe sahip olmak anlamında değildir. Bu sıralama aşamaları sırayla gösterir ve süreç açıklamasını kısa tutar.

Alıştırma

Tek bir be fiili kullanarak şimdiki zaman pasif dizisini tamamlayın: The fabric ____, then stitched, and pressed before shipping.

Cevabı göster

is cut

This is known as dual porosity. Kelime

1:27

Buna çift gözeneklilik denir.

Kelime

dual porosity: iki gözenek sistemi veya yolu

Bu cümlede dual porosity, gözenekli bir malzemenin özelliğine verilen addır. Porosity, küçük boşlukların veya kanalların varlığı ve düzenidir; dual ise teknik bağlama göre bu gözenek yapısında iki tür, ölçek, yön veya bağlantılı yol sistemi bulunduğunu gösterir. Bu ifade, demliğin tam olarak iki büyük ve görünür deliği olduğu anlamına gelmez. Burada terim, mikroskobik kanalların malzeme içinden hava akışına izin verebileceği düşüncesini destekler.

Alıştırma

Bir malzeme açıklamasında dual porosity büyük olasılıkla neyi anlatır?

  1. Tam olarak iki görünür deliği vardır.
  2. İki tür veya yoldan oluşan bir gözenek yapısı vardır.
  3. İki kat fazla katı malzeme içerir.
Cevabı göster

İki tür veya yoldan oluşan bir gözenek yapısı vardır.

And Zisha teapot makers and customers say this oxygen flow can intensify the flavor of tea, Kalıp ifadeler

1:29

Zisha demliği ustaları ve müşterileri, bu oksijen akışının çayın tadını yoğunlaştırabildiğini söylüyor;

just like with a finely aerated wine. Anlatım akışı

1:35

tıpkı iyice havalandırılmış bir şarapta olduğu gibi.

Kalıp ifadeler

intensify the flavor: lezzeti daha güçlü hâle getirmek

Intensify the flavor ifadesinde intensify, “daha yoğun veya belirgin hâle getirmek” anlamına gelen geçişli bir fiildir; daha güçlü hâle gelen öğe the flavor ifadesidir. Kalıp intensify + isim şeklindedir; intensify the aroma, color, pressure veya feeling buna örnektir. Bu ifade, güçte veya fark edilirlikte artış anlatır. Tek başına lezzetin daha iyi olduğunu söylemez; böyle bir değerlendirme için ek ifadeler gerekir.

Alıştırma

Sonucun daha iyi olduğunu söylemeden “daha güçlü veya belirgin hâle getirmek” anlamına gelen fiille İngilizce cümleyi tamamlayın: The slow reduction can ____ the flavor of the sauce.

Cevabı göster

intensify

Anlatım akışı

iyice havalandırılmış bir şarapta olduğu gibi

Just like with + bir isim öbeği bir benzetme başlatır. Burada ifade, Zisha çayının hazırlanmasındaki oksijen akışını iyice havalandırılmış şarap örneğiyle ilişkilendirerek anlatılan etkiyi gözde canlandırmayı kolaylaştırır. Buradaki like “hoşlanmak” değil, “benzer şekilde” anlamındadır. Karşılaştırma yalnızca ilgili etkiyi kapsar; çay ve şarabın tamamen aynı süreçten geçtiğini söylemez.

Alıştırma

Cümledeki just like with a finely aerated wine ne işe yarıyor?

  1. Tanıdık bir durumla karşılaştırma başlatır.
  2. Çayla şarabın tamamen aynı süreçten geçtiğini kanıtlar.
  3. Konuşanın şarabı sevdiğini söyler.
Cevabı göster

Tanıdık bir durumla karşılaştırma başlatır.

It's one of a few of Zisha's special properties believed to enhance the taste of the tea. Dilbilgisi

1:38

Bu, Zisha'nın çayın tadını artırdığına inanılan birkaç özel özelliğinden biridir.

Dilbilgisi

geliştirdiğine inanılan

believed to + fiil, bilgi aktaran kısaltılmış bir edilgen yapıdır. Bu cümlede the property öznedir; mantıksal anlamı, bu özelliğin çayın tadını geliştirdiğine inanılmasıdır. İsmi verilmeyen inananlar, daha önce sözü edilen üreticiler ve müşteriler olabilir. Bu yapı bir görüşü aktarır, ancak onu doğrulanmış bir gerçek olarak sunmaz. İfade temkinlidir: konuşan kişi, özelliğin tadı geliştirdiğini doğrudan söylemek yerine bu iddiayı başkalarına atfeder.

Alıştırma

Hangi cümle sonucu kesinleşmiş bir gerçek olarak sunmak yerine bir inancı temkinli biçimde aktarır?

  1. This coating has been shown to protect the metal from moisture.
  2. This coating is believed to protect the metal from moisture.
  3. This coating protects the metal from moisture.
Cevabı göster

This coating is believed to protect the metal from moisture.

Scientific analysis shows that the mineral composition of Zisha Anlatım akışı

1:44

Bilimsel analizler, Zisha'nın mineral bileşiminin

allows the temperatures to fluctuate less when these pots are put to heat. Dilbilgisi

1:48

bu demlikler ısıtıldığında sıcaklığın daha az dalgalanmasını sağladığını gösteriyor.

Anlatım akışı

Bilimsel analiz gösteriyor ki…

Scientific analysis shows that kanıtları çerçeveleyen bir yapıdır. Scientific analysis bilginin kaynağını belirtir, shows that ise bu kanıtların desteklediği sonucu başlatır. that yan cümlesi, kişisel bir görüş olarak değil, kanıta dayalı bir bulgu olarak sunulur. Shows that güçlü bir desteğe işaret eder; ancak konuyla bağlantılı her iddianın kanıtlandığı anlamına kendiliğinden gelmez.

Alıştırma

Kanıt kaynağı + shows that + eksiksiz sonuç yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. The survey show that most commuters prefer the earlier ferry.
  2. The survey suggests that most commuters prefer the earlier ferry.
  3. The survey shows that most commuters prefer the earlier ferry.
Cevabı göster

The survey shows that most commuters prefer the earlier ferry.

Dilbilgisi

Sıcaklıkların daha az dalgalanmasını sağlar

allows the temperatures to fluctuate less ifadesi allow + nesne + to-infinitive yapısını kullanır. Allows fiildir, the temperatures nesnedir ve to fluctuate nesnenin yapması mümkün hâle gelen eylemdir; less, fluctuate fiilini niteler ve “daha küçük bir derecede” anlamı verir. Burada mineral bileşimi, bir sonucu mümkün kılan koşul olarak anlatılır: daha küçük sıcaklık değişimlerini mümkün hâle getirir. Yapı bir etkiyi veya olasılığı anlatır; her sıcaklık değişiminin ortadan kalkacağını garanti etmez.

Alıştırma

Cümleyi allow + nesne + to + fiil yapısını kullanarak tamamlayın: The flexible hinge ____ open smoothly.

Cevabı göster

allows the lid to

Fewer fluctuations means the flavor of the tea is more likely to be preserved. Dilbilgisi

1:52

Daha az dalgalanma, çayın tadının korunma olasılığını artırır.

Dilbilgisi

is more likely to be preserved: temkinli bir edilgen tahmin

More likely to, bir sonucun başka bir koşul veya duruma kıyasla gerçekleşme olasılığının daha yüksek olduğunu belirtir. Sonucun garanti olduğu anlamına gelmez. Buradaki to be preserved edilgen bir mastardır: koruma eylemi çayın aromasına uygulanır. be more likely to + edilgen mastar kalıbı, kesin bir iddiada bulunmadan bir koşulu olası bir sonuca bağlar.

Alıştırma

Edilgen bir sonuç hakkında temkinli bir tahmini doğru şekilde ifade eden cümle hangisidir?

  1. With regular backups, the files are more likely to be recovered after a crash.
  2. With regular backups, the files will certainly be recovered after a crash.
  3. With regular backups, the files are more likely to recover after a crash.
Cevabı göster

With regular backups, the files are more likely to be recovered after a crash.

Making Zisha teapots is a painstaking process. Kelime

2:00

Zisha demliği yapmak son derece zahmetli bir süreçtir.

Kelime

painstaking process: özenli ve yoğun emek gerektiren iş

Painstaking, büyük özen, sabır ve ayrıntılara yakın dikkat gösterilerek yapılan işi tanımlar. Bu nedenle painstaking process, doğruluk ve ustalık sürekli çaba gerektirdiği için zorlu ve çoğu zaman yavaş bir süreçtir. Sözcük, süreçteki çabayı ve özeni değerlendirir; işin kelimenin gerçek anlamıyla fiziksel acıya neden olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bir müze ekibi hassas bir duvar resminin her ayrıntısını dikkatle kaydedip temizliyor. Bu işi en iyi hangi ifade tanımlar?

  1. It is a casual process.
  2. It is a painstaking process.
  3. It is a painful process.
Cevabı göster

It is a painstaking process.

Each step is done by hand.

2:06

Her aşama elle gerçekleştirilir.

Artists first smash the prepared Zisha clay into very thin layers with a wooden mallet.

2:09

Ustalar önce hazırlanmış Zisha kilini tahta bir tokmakla dövüp çok ince tabakalar hâline getirir.

It can take a year to learn how to do this correctly. Dilbilgisi

2:21

Bunu doğru yapmayı öğrenmek bir yıl sürebilir.

Dilbilgisi

It can take a year to learn: öğrenmek için gereken süreyi belirtme

It can take a year to learn ifadesinde it, biçimsel öznedir: özne konumunu doldurur ama herhangi bir nesneyi adlandırmaz. Gerçek etkinlik, to learn how to do this correctly ifadesindeki gibi to’dan sonra gelir. Can, süreyi kesin bir gerçek olarak değil, olasılığa dayalı bir tahmin olarak sunar; a year ise tahmini süreyi belirtir. Bu yapı bir beceriyi öğrenmenin veya bir süreci tamamlamanın ne kadar sürebileceğini söylemek için de kullanılır.

Alıştırma

It can take a year to learn ne anlatır?

  1. It sözcüğü beceriyi öğrenen somut bir nesnenin adıdır.
  2. Bu beceriyi öğrenmek, kişiye veya duruma bağlı olarak bir yıl sürebilir.
  3. Bu beceriyi öğrenmek herkes için tam olarak bir yıl sürer.
Cevabı göster

Bu beceriyi öğrenmek, kişiye veya duruma bağlı olarak bir yıl sürebilir.

For a round teapot,

2:25

Yuvarlak bir demlik için,

the largest slice is formed into a tube on a revolving round plate.

2:26

en büyük parça, dönen yuvarlak bir tabla üzerinde silindir biçimine getirilir.

Boqin will then pat the body using a thin wooden tool,

2:34

Boqin daha sonra ince bir ahşap aletle gövdeye hafifçe vurur,

beating the clay into the desired shape. Kalıp ifadeler

2:37

kili döverek istenen şekle sokar.

Kalıp ifadeler

beating the clay into the desired shape: bir eylemi ve sonucunu gösterme

beating the clay into the desired shape ifadesinde beating, sürecin bir parçası olarak gerçekleşen eylemi adlandıran -ing biçimidir. Buradaki beat, bir malzemeye bir aletle tekrar tekrar vurmak veya hafifçe vurmaktır. Into, eylemin sonucunu gösterir: tekrarlanan darbeler kili değiştirerek istenen şekle getirir. Bu ifade hem yöntemi hem de ortaya çıkan şekli vurgular; bir kişiye yönelik şiddeti anlatmaz.

Alıştırma

Sonucu başlatan kelimeyi ekleyerek cümleyi tamamlayın: The craft worker beat the metal ____ a shallow bowl.

Cevabı göster

into

For more intricate teapots,

2:41

Daha karmaşık demliklerdeyse,

makers scratch patterns onto the hardened clay and attach extra decor,

2:42

ustalar sertleşmiş kilin üzerine desenler kazır ve ek süslemeler yerleştirir;

all of which can increase the final value. Dilbilgisi

2:46

bunların hepsi nihai değeri artırabilir.

Dilbilgisi

all of which: listedeki her öğeye gönderme yapmak

Açıklayıcı ilgi yan cümlesi all of which can increase the final value içinde which, önceki iki işleme, yani desen çizme ve ek süsleme takma işlemlerine gönderme yapar. All kapsamı açık hâle getirir: yalnızca which sözcüğüne en yakın isim olan decor değil, iki işlem de değeri artırabilir. Aynı sonucu veya özelliği paylaşan bir grup nesne, eylem ya da olgudan söz ettikten sonra virgül + all of which + fiil yapısı kullanılabilir. Böylece listenin tamamını özne olarak tekrar etmek gerekmez.

Alıştırma

Listelenen her öğenin aynı yararı sağladığını anlatan üç sözcüklü ilgi ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The kit includes a map, a flashlight, and a battery-powered radio, ____ can be useful during an emergency.

Cevabı göster

all of which

Zisha teapots are typically small and hold just a cup of water, Kelime

2:50

Zisha demlikleri genellikle küçüktür ve yalnızca bir fincan su alır,

so they don't require much clay.

2:54

bu yüzden fazla kil gerektirmez.

Kelime

Bir kabın veya yerin kapasitesini anlatan hold

Burada hold, “yeterli alana veya kapasiteye sahip olmak” anlamına gelir; “elle tutmak” ya da “sahip olmak” anlamında değildir. Çaydanlığın kapasitesi yalnızca bir fincan sudur. Just bu küçük miktarı vurgular ve neden az miktarda kil gerektiğini açıklar. Aktarılabilir kalıp kap, yer veya cihaz + hold + miktar ya da içerik şeklindedir: bir şişe iki litre, bir salon 500 kişi, bir sürücü de çok sayıda dosya alabilir. Bu kullanım, kap şu anda boş olsa bile kapasiteyi anlatabilir.

Alıştırma

“This auditorium can hold 800 people.” cümlesini okuyun. Hold ne anlama geliyor?

  1. kişisel bir mülk olarak elinde tutmak
  2. elle kavramak
  3. yeterli kapasiteye sahip olmak
Cevabı göster

yeterli kapasiteye sahip olmak

But getting that little bit of clay isn't simple or affordable.

2:56

Ancak bu az miktardaki kili edinmek ne kolay ne de ucuzdur.

The limited supply of Zisha ore Kalıp ifadeler

3:01

Zisha cevheri arzının sınırlı olması

boosts the cost of the raw material.

3:03

ham maddenin maliyetini yükseltiyor.

Kalıp ifadeler

limited supply: sınırlı arz

limited supply ifadesinde limited, supply kelimesini niteler ve yalnızca kısıtlı bir miktarın mevcut olduğu anlamına gelir. Bu ifade malzemenin kalitesini veya kullanım alanını değil, elde edilebilen miktarı anlatır. Burada Zisha cevherinin sınırlı arzı, ham maddenin daha pahalı olmasının nedeni olarak gösteriliyor. Genel olarak alıcılar ürünü istemeye devam ederken arz sınırlıysa fiyat yükselebilir.

Alıştırma

Bir şeyin yalnızca kısıtlı bir miktarının mevcut olduğu anlamına gelen ifade hangisidir?

  1. poor quality
  2. limited supply
  3. high demand
  4. easy access
Cevabı göster

limited supply

To protect the resource,

3:06

Bu kaynağı korumak için

China's government has banned mining in Huanglong. Dilbilgisi

3:08

Çin hükûmeti Huanglong'da madenciliği yasakladı.

Dilbilgisi

banned mining: madenciliğin yasaklanması

Bu ifadede banned, ban fiilinin past participle biçimidir; mining ise etkinliği adlandıran bir gerund'dur. Banned mining, yetkili bir makamın madencilik faaliyetini yasakladığı anlamına gelir; cevherin çıkarılmasının imkânsız olduğu anlamına gelmez. Özne hükümet olduğu için cümle, yasağı kaynağı korumaya yönelik resmî bir önlem olarak sunar. Bir etkinliği yasaklamak için ban fiilinden sonra etkinlik adı olan bir isim veya gerund kullanılır; örneğin ban mining, ban fishing veya ban smoking.

Alıştırma

Bir yetkili makamın bir etkinliği yasakladığını söylemek için ban + etkinlik yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The city banned residents to use fireworks in the park.
  2. The city banned to use fireworks in the park.
  3. The city banned from fireworks in the park.
  4. The city banned fireworks in the park.
Cevabı göster

The city banned fireworks in the park.

In 2005,

3:11

2005 yılında,

Yixing Huanglong Mountain was closed,

3:12

Yixing'deki Huanglong Dağı madenciliğe kapatıldı,

and raw ore of Zisha clay has grown by

3:15

ve ham Zisha kil cevherinin fiyatı

hundreds of times.

3:18

yüzlerce kat arttı.

And every year,

3:19

Üstelik her yıl

it's still going up because raw ore is a non-renewable resource.

3:20

fiyat hâlâ artıyor, çünkü ham cevher yenilenemeyen bir kaynak.

Boqin uses clay her family has reserved since the '90s.

3:24

Boqin, ailesinin 90'lı yıllardan beri sakladığı kili kullanıyor.

That's also the decade that she officially began making these teapots.

3:28

Bu demlikleri resmen yapmaya başlaması da yine o yıllara rastlıyor.

To achieve her senior title,

3:32

Kıdemli unvanını alabilmek için

Boqin needed 25 years of experience,

3:34

Boqin'in 25 yıllık deneyim edinmesi,

at least five gold awards for her creations,

3:36

eserleriyle en az beş altın ödül kazanması

and to pass a rigorous test.

3:39

ve zorlu bir sınavı geçmesi gerekiyordu.

This teapot is one of the pots

3:41

Bu demlik, yaptığım demliklerden biri.

I made when I was

3:43

Onu yaptığım sırada

trying to get my senior artisan title,

3:45

kıdemli zanaatkâr unvanını almaya çalışıyordum,

or something like that. Ton ve niyet

3:47

ya da öyle bir şey.

Ton ve niyet

Yaklaşık bir ayrıntıyı belirtmek için or something like that

“Or something like that” hemen önceki açıklamaya dönerek onun yaklaşık olduğunu gösterir. Burada konuşmacı, kıdemli zanaatkâr unvanını alma süreciyle olan genel bağlantıyı hatırlıyor, ancak her ayrıntının ya da ifadenin kesin olduğunu ileri sürmüyor. Ana fikir doğru olsa da bir ad, sayı, açıklama veya anı biraz farklı olabilecekse bu ifadeyi kullanın. Düzeltmeye alan bırakır; belirli bir ikinci seçenek sunmaz.

Alıştırma

Hangi son, konuşmacının kesin ayrıntıdan emin olmadığını gösterir? The repair will cost fifty dollars, ___.

  1. in other words
  2. or something like that
  3. for example
Cevabı göster

or something like that

I went home that night and she was there checking my work.

3:50

O gece eve gittiğimde o da oradaydı ve çalışmamı kontrol ediyordu.

Every step of the way, Deyimler

3:52

Sürecin her aşamasında

she was there checking my work.

3:53

çalışmamı kontrol etmek için oradaydı.

Deyimler

Every step of the way: bütün süreç boyunca

“Every step of the way”, bütün süreç boyunca ve her önemli aşamada anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede, onun çalışmayı baştan sona kontrol etmeye devam ettiğini vurgular. Buradaki “steps”, bir sürecin aşamalarıdır; mutlaka yürürken atılan fiziksel adımlar değildir. Bu ifade çoğunlukla sürekli desteği, rehberliği, denetimi veya katılımı anlatır.

Alıştırma

Bir antrenör, Maya’yı ilk çalışmasından son yarışmaya kadar destekledi. Bu fikri en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. The coach supported Maya every step of the way.
  2. The coach supported Maya only at the final competition.
  3. The coach showed Maya each move step by step.
Cevabı göster

The coach supported Maya every step of the way.

She was taking pictures of every step.

3:55

Her aşamanın fotoğrafını çekiyordu.

I worked for three days

3:57

Üç günümü verdim

doing this work.

4:00

bu işe.

This work was very hard.

4:01

Bu iş çok zordu.

The next level for Boqin to achieve,

4:05

Boqin'in ulaşabileceği bir sonraki seviye,

which is also the highest,

4:07

ki bu aynı zamanda en yüksek seviyedir,

is the title of master craftsman. Kültür

4:08

usta zanaatkâr unvanıdır.

This requires at least 30 years of experience.

4:11

Bu unvan için en az 30 yıllık deneyim gerekiyor.

Kültür

usta zanaatkâr unvanı

Bu cümlede the title of master craftsman, anlatılan zanaat sistemindeki en yüksek resmî dereceyi adlandırır. Bu, yalnızca çok becerikli birini öven sıradan bir ifade değildir. Sonraki cümle gerekli niteliği belirtir: bu dereceye ulaşmak için en az 30 yıllık deneyim gerekir. Bu bilgi, Boqin'in mesleki statüsünün müşterilerin onun çalışmalarına verdiği değere neden katkıda bulunduğunu açıklar.

Alıştırma

Bu bağlamda the title of master craftsman ne anlatıyor?

  1. Boqin, anlatılan zanaat sistemindeki en yüksek resmî dereceye ulaşmıştır.
  2. Ham maddenin kendisine resmî bir zanaat unvanı verilmiştir.
  3. Boqin, güzel bir çaydanlık yaptığı için gelişigüzel övülmektedir.
Cevabı göster

Boqin, anlatılan zanaat sistemindeki en yüksek resmî dereceye ulaşmıştır.

Why?

4:14

Neden mi?

Because customers aren't paying for just the finite raw material, Dilbilgisi

4:15

Çünkü müşteriler yalnızca sınırlı miktardaki ham maddeye değil,

but also for a high level of artistry.

4:18

aynı zamanda üst düzey sanatsal ustalığa da para ödüyor.

Dilbilgisi

aren't paying for just ... but also for: yalnızca ... için değil, ... için de ödeme yapmak

Olumsuzluk, ham madde için ödeme yapıldığı gerçeğini ortadan kaldırmaz. just sözcüğünün kapsamı “yalnızca”dır: müşteriler ham madde için ödeme yapar, ancak değerin tamamı bundan ibaret değildir. aren't paying for just X, but also for Y kalıbı, ödeme için ikinci bir gerekçe ekler. Her iki isim grubundan önce for kullanılması iki bölümü paralel tutar ve ekleme ilişkisini kolayca anlaşılır hâle getirir.

Alıştırma

Fiyatın iki şeyi de kapsadığını göstermek için cümleyi dersteki iki ifadeyle tamamlayın: Families ____ a meal, ____ a hands-on cooking lesson.

Cevabı göster

aren't paying for just · but also for

It's just that this artisan has a market reputation

4:21

Bu zanaatkârın piyasada bir itibarı var

and market reputation

4:24

ve piyasadaki bu itibar

that also affects the value of the Zisha teapot.

4:26

Zisha demliğinin değerini de etkiliyor.

It's just that it may seem like it's just a craft from a craft perspective, Notlar

4:29

Zanaat açısından bakıldığında bu yalnızca bir el işi gibi görünebilir,

but the value of the clay already exists.

4:32

ama kilin zaten başlı başına bir değeri var.

Ton ve niyet

may seem like: temkinli bir ilk izlenim ifade etmek

may seem like içindeki may olasılığı, seem like ise devamındaki düşünceyi dışarıdan edinilen bir izlenim olarak gösterir. Birlikte, bir şeyin belli bir şekilde görünebileceği anlamına gelir; bunun kesinlikle doğru olduğunu söylemez. Bu cümlede konuşan kişi önce yüzeydeki izlenimi kabul ediyor, sonra but ile farklı bir değerlendirmeye geçiyor. Bu ifade, bir şeyin nasıl göründüğünü kabul ederken başka bir yoruma da yer bırakır.

Alıştırma

Bir şeyin bu izlenimi verebileceğini, ancak izlenimin gerçek olduğunu kesin olarak söylemeden anlatan en uygun cümle hangisidir?

  1. The new museum seems like a small building, so it definitely has only one floor.
  2. The new museum may seem like a small building, but it has three floors underground.
  3. The new museum is a small building, but it has three floors underground.
Cevabı göster

The new museum may seem like a small building, but it has three floors underground.

Kalıp ifadeler

from a craft perspective, ...: değerlendirme açısını belirlemek

From a craft perspective, devamındaki değerlendirme için bakış açısını veya ölçütü belirleyen bir edat öbeğidir. Bir şeyin zanaatla ilgili özelliklere göre değerlendirildiği anlamına gelir; fiziksel olarak bakılan bir konumu anlatmaz. Bu cümlede öbek, yalnızca bir el işi gibi görünme izlenimini tek bir açıyla sınırlar. Böylece but, dikkati kilin kendine ait ayrı değerine yöneltebilir.

Alıştırma

Yargıda kullanılan açıyı doğru biçimde belirten cümle hangisidir?

  1. In a safety perspective, the shortcut is a bad idea.
  2. From a safety perspective, the shortcut is a bad idea.
  3. From a safety, the shortcut is a bad idea.
Cevabı göster

From a safety perspective, the shortcut is a bad idea.

And the second thing is that if it can be considered art,

4:35

İkinci olarak, eser sanat sayılabiliyorsa

the value of the clay will be higher.

4:37

kilin değeri daha yüksek olur.

The value of this teapot will be higher.

4:39

Bu demliğin değeri de daha yüksek olur.

So that's why Zisha teapots

4:42

İşte Zisha demliklerinin bu yüzden...

For tea enthusiasts,

4:47

Çay tutkunları için,

buying a senior or master's Zisha teapot is like buying functional art. Kelime

4:48

kıdemli ya da usta düzeyindeki bir zanaatkârın yaptığı Zisha demliğini almak, işlevsel bir sanat eseri almak gibidir.

Kelime

functional art: kullanılmak ve takdir edilmek için yapılan nesneler

Functional art, pratik bir işlevi olan ve aynı zamanda tasarımı veya işçiliği nedeniyle takdir edilen sanattır. Bir çaydanlıkla çay demlenebilir ve çaydanlık aynı zamanda el yapımı bir nesne olarak hayranlıkla incelenebilir. Burada functional yalnızca bir şeyin doğru çalıştığı anlamına gelmez. Kullanışlılığın eserin amacının bir parçası olduğunu belirtir; böylece ifade pratik değerle sanatsal değeri birleştirir.

Alıştırma

Hangi nesne en iyi functional art olarak tanımlanır?

  1. Günlük yemeklerde kullanılmak üzere tasarlanmış ve biçimiyle beğenilen el yapımı seramik bir kâse.
  2. Yalnızca bir galeride asılmak için yapılmış bir tablo.
  3. Sadece verimli çalıştığı için değerli görülen bir fabrika aleti.
Cevabı göster

Günlük yemeklerde kullanılmak üzere tasarlanmış ve biçimiyle beğenilen el yapımı seramik bir kâse.

Functional in that it's made for a great tea-drinking experience. Kalıp ifadeler

4:53

İşlevseldir, çünkü harika bir çay içme deneyimi sunmak için yapılır.

Kalıp ifadeler

in that: belirli yönü veya nedeni belirtmek

In that, bir ifadenin doğru olmasını sağlayan belirli yönü veya nedeni sunar. Burada çaydanlığın neden functional olduğunu açıklar: çay içme deneyimini iyileştirmek için yapılmıştır. Yapı, ifade + in that + tam cümlecik şeklindedir. “Şu gerçekten dolayı” veya “şu bakımdan” anlamına gelebilir ve ifadeyi destekleyen belirli özelliğe odaklanır.

Alıştırma

İddiayı belirli bir yönle sınırlandıran iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new schedule is helpful ____ it gives us more planning time.

Cevabı göster

in that

And like art,

4:56

Aynı zamanda bir sanat eseri gibidir,

because drinkers appreciate the delicate work and skill required to make it.

4:57

çünkü çay içenler, yapımındaki ince işçiliği ve gereken beceriyi takdir eder.

It's just that making teapots

5:03

Demlik yaparken

is mainly about the charm.

5:07

asıl mesele ona bir ruh katmaktır.

Your charm has to be there.

5:10

O ruhu mutlaka yansıtmalısınız.

You have to work hard to do this.

5:13

Bunu yapmak için çok çalışmalısınız.

You have to be very strict with yourself and with the work. Kalıp ifadeler

5:15

Hem kendinize hem de işinize karşı çok katı olmalısınız.

Kalıp ifadeler

Kendine karşı çok katı olmak

Be strict with someone, bir kişiden kesin beklentilere uymasını istemek ve özensiz işi ya da bahaneleri kolayca kabul etmemek anlamına gelir. Buradaki yourself, konuşanın bu yüksek standartları kendi davranışına ve işine de uyguladığını gösterir. Very, strict sözcüğünün derecesini güçlendirir. Bu ifade fiziksel sertliği değil, güçlü bir öz disiplini anlatır ve eğitim, çalışma ya da sürekli kalite gerektiren her işe aktarılabilir.

Alıştırma

Kendini çok kesin standartlara bağlı tutmak anlamındaki tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: During the final week before the competition, you need to ____ and follow the training plan.

Cevabı göster

be very strict with yourself

You have to take every single step seriously. Kalıp ifadeler

5:21

Her bir aşamayı ciddiye almalısınız.

Kalıp ifadeler

Her bir adımı ciddiye almak

Take something seriously, bir şeyi önemli kabul edip ona dikkatle yaklaşmak anlamına gelir. Buradaki take, bir şeyi fiziksel olarak taşımakla ilgili değildir; nesne ve seriously ile yaygın bir fiil kalıbı oluşturur. Every single her adımı ayrı ayrı vurgular, bu yüzden yönerge hiçbir adımı dışarıda bırakmaz. İfade bir bütün olarak, hiçbir aşama atlanmadan veya gelişigüzel ele alınmadan tüm sürecin dikkatle yürütülmesi gerektiğini anlatır.

Alıştırma

Tüm aşamaları istisnasız önemli kabul etmek anlamındaki tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: When handling dangerous equipment, you must ____.

Cevabı göster

take every single step seriously

You have to make every single teapot perfectly.

5:24

Yaptığınız her demliğin kusursuz olmasını sağlamalısınız.

Your body has to be

5:27

Gövdesi şöyle olmalı...

You are round

5:29

İster yuvarlak olsun

or you are

5:30

ister...

you can just look at your mouth.

5:32

ağız kısmına bakmanız yeter.

You can't have a pot that's this big Dilbilgisi

5:34

Bu kadar büyük bir demlik yapıp

and a mouth that's this small.

5:36

ağız kısmını bu kadar küçük bırakamazsınız.

Dilbilgisi

this big ... this small: gösterilen bir derece için this + sıfat

“this big” ve “this small” ifadelerinde this, konuşanın gösterdiği, zihinde canlandırdığı veya bağlamın zaten belirlediği belirli bir boyut derecesini gösterir. Yapı, “bu kadar büyük” ya da “bu kadar küçük” anlamı verir; sıfat, gösterilen dereceyi açıklar.

Alıştırma

“The bag is this heavy” cümlesinde this ne ekler?

  1. Konuşanın gösterdiği veya sözünü ettiği belirli bir ağırlık derecesi
  2. Yalnızca çantanın diğer bütün çantalardan daha ağır olduğu fikri
  3. heavy sıfatının bir ismi nitelemek için kullanmak zorunda olduğu belirleyici
Cevabı göster

Konuşanın gösterdiği veya sözünü ettiği belirli bir ağırlık derecesi

Or this handle

5:37

Ya da şu kulp...

This handle has to be a certain way.

5:40

Bu kulbun belli bir biçimde olması gerekir.

A telltale sign of just how well a teapot is crafted Kalıp ifadeler

5:43

Bir demliğin ne kadar iyi yapıldığını açıkça gösteren işaretlerden biri

is how liquid pours from the neck.

5:46

sıvının emziğinden nasıl aktığıdır.

Kalıp ifadeler

A telltale sign: gerçekte neler olduğunu gösteren açıklayıcı bir ipucu

“a telltale sign” ifadesinde telltale, hemen görünmeyebilecek bir bilgiyi ortaya çıkaran işareti niteler. Bu, bir durumun ardındaki gerçeğe güçlü biçimde işaret eden bir ipucudur.

Alıştırma

“A sudden silence was a telltale sign that the meeting had gone badly” cümlesinde “a telltale sign” ne anlama gelir?

  1. Yararlı bir anlamı olmayan süs amaçlı bir iz
  2. Durumun yalnızca tek bir olası nedeni olduğuna dair kesin garanti
  3. Altta yatan bir durum hakkında açıklayıcı bir ipucu
Cevabı göster

Altta yatan bir durum hakkında açıklayıcı bir ipucu

The tea should pour out splatter-free from a well-made Zisha teapot. Kelime

5:48

İyi yapılmış bir Zisha demliğinden çay, etrafa sıçramadan akmalıdır.

Kelime

splatter-free: sıçramasız dökülmeyi anlatan ifade

Birleşik sıfat olan splatter-free, dökmenin etrafa sıçrama yapmadığını, yani küçük çay damlalarının farklı yönlere fırlamadığını anlatır. Buradaki -free “-sız/-siz” veya “içermeyen” anlamındadır; fiyatın ücretsiz olduğunu ya da döken kişinin özgür olduğunu anlatmaz. İsim + -free kalıbı üretkendir: istenmeyen bir maddeyi, özelliği veya sorunu barındırmayan ürünleri, süreçleri ya da durumları anlatabilir. Bu cümlede splatter-free bir akış, iyi yapılmış bir çaydanlığın gözle görülebilen bir işareti olarak sunulur.

Alıştırma

Bu cümlede splatter-free ne anlama geliyor?

  1. Çayın fiyatı yoktur.
  2. Dökülürken dağınık damlalar etrafa sıçramaz.
  3. Çaydanlık istediği gibi hareket edebilir.
  4. Dökme işleminin sınırı yoktur.
Cevabı göster

Dökülürken dağınık damlalar etrafa sıçramaz.

In the end,

5:53

Sonuçta,

it's the importance tea-making and tea-drinking have in China Dilbilgisi

5:54

Çin'de çay demlemeye ve içmeye verilen önem,

that makes such expensive teapots worth what customers pay. Dilbilgisi

5:58

bu kadar pahalı demlikleri müşterilerin ödediği paraya değer kılıyor.

Dilbilgisi

It's ... that ...: Çin'de çay yapmanın ve çay içmenin önemini vurgulamak

Bu cümle It is/was X that Y kalıbındaki bir it-cleft yapısıdır. X konumunda the importance tea-making and tea-drinking have in China bulunur; cümle bu unsuru, böylesine pahalı çaydanlıkların müşterilerin ödediği fiyata değmesinin belirleyici nedeni olarak öne çıkarır. Odak çaydanlıkların kendisi değildir. X içindeki tea-making and tea-drinking have in China, “Çin’de çay yapmanın ve çay içmenin sahip olduğu önem” anlamına gelir; importance kelimesini niteleyen ilgi sözcüğü that düşürülmüştür. that makes ... içindeki sonraki that ise it-cleft cümleciğini başlatır ve farklı bir görev üstlenir. Buradaki ilk it yapının parçasıdır, bir çaydanlığa gönderme yapmaz.

Alıştırma

Sessiz konumun kafenin popüler olmasının nedeni olduğunu vurgulamak için it-cleft yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The café popular that was the quiet location.
  2. It was the quiet location that made the café popular.
  3. It was made the café popular by the quiet location.
  4. The quiet location was it that made the café popular.
Cevabı göster

It was the quiet location that made the café popular.

Dilbilgisi

worth what customers pay: müşterilerin ödediği miktara değmek

Worth what customers pay ifadesinde worth sözcüğünü doğrudan kaynaşmış bir ilgi cümleciği izler. What customers pay, “müşterilerin ödediği miktar” anlamına gelir; dolayısıyla cümleciğin tamamı worth sözcüğünden sonra bir isim öbeği gibi işlev görür. Bu ifade, miktar müşteriye göre değişse veya açıkça belirtilmese bile çaydanlıkların ödenen miktarı haklı çıkaracak kadar değerli olduğunu anlatır. Bu anlamda araya to getirilmez; worth to pay dilbilgisel değildir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için worth, what, we ve paid sözcüklerini doğru sıraya koyun: After five years of reliable use, the laptop was ____.

Cevabı göster

worth what we paid

So for example,

6:02

Örneğin,

I saw and liked this piece of art.

6:02

bu sanat eserini gördüm ve beğendim.

I buy it and take it home.

6:04

Onu satın alıp eve götürüyorum.

That's the connection between me and it.

6:05

İşte onunla aramdaki bağ bu.

Chinese people call it "yuanfen." Kültür

6:07

Çinliler buna “yuanfen” diyor.

It's a special connection.

6:08

Bu, özel bir bağ.

Kültür

yuanfen: anlamlı ve kaderde varmış gibi görünen bir bağ

Yuanfen, Mandarin Çincesindeki 缘分 sözcüğünün pinyin yazımıdır. Koşulların veya kaderin iki tarafı bir araya getirdiği hissini veren anlamlı bir yakınlığı ya da karşılaşmayı adlandırır. Burada konuşanın bir sanat nesnesiyle kurduğu bağı anlatır; bu nedenle yalnızca romantik ilişkilere, hatta yalnızca insanlar arasındaki ilişkilere özgü değildir. Special connection yaklaşık bir İngilizce açıklama sunar, ancak connection tek başına kaderde varmış gibi görünen bir karşılaşmanın aynı kültürel çağrışımını taşımaz.

Alıştırma

Bu bağlamda yuanfen en yakın olarak neyi ifade eder?

  1. Konuşanın nesnenin yasal sahibi olduğunun kanıtı
  2. Yalnızca iki kişi arasındaki romantik bir ilişki
  3. Koşulların veya kaderin oluşturduğu hissini veren anlamlı bir bağ
Cevabı göster

Koşulların veya kaderin oluşturduğu hissini veren anlamlı bir bağ