Yeterince su içiyor musunuz? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Bu bölüm, günde iki litre su içilmesi yönündeki yaygın tavsiyeyi ele alarak bu sayının nereden geldiğini ve bilimsel kanıtlarla desteklenip desteklenmediğini sorguluyor. Bireysel ihtiyacın vücudun kaybettiği su miktarına göre değiştiğini ve susuzluğun belirtilerini açıklıyor; yaklaşık iki litrenin yine de yararlı bir genel kılavuz olabileceği sonucuna varıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. ballpark figure. — Deyimler ve mecazi ifadeler: Bunun bilimsel olarak belirlenmiş kesin bir sayı değil, kabaca hesaplanmış fakat kabul edilebilir ölçüde doğru bir tahmin olduğunu anlayacaksınız. Bütçe, miktar, ölçüm veya öngörülerden söz ederken gerçekte olmayan bir kesinlik izlenimi yaratmadan yaklaşık değer belirtmek için ifadeyi tanıyıp kullanabileceksiniz. 2. depends on — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Bu sık kullanılan birleşimin, sonucu belirleyen etkeni nasıl sunduğunu öğreneceksiniz. Su ihtiyacının, fiyatların, planların veya kararların belirli bir koşula göre değiştiğini açıkça anlatabilir; tek bir yanıtı herkes için geçerliymiş gibi sunmaktan kaçınabilirsiniz. 3. what is happening is that — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Gerçek durumu açıklamak veya ilk yorumu düzeltmek için bu açıklayıcı kalıbı kullanabileceksiniz. Bölümde bu yapı, kişinin aç olduğunu sanmasıyla asıl olasılığı karşılaştırır: Bu hissin nedeni susama ve vücudun susuz kalması olabilir.
Bu derste
this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:08bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.
I often see people carrying water bottles with them to make sure they drink enough. Kalıp ifadeler
0:14insanların yeterince su içtiklerinden emin olmak için yanlarında su şişeleri taşıdıklarını sık sık görüyorum.
make sure + cümlecik: bir sonucu sağlamak
Make sure, bir şeyin gerçekleşmesini sağlamak veya doğru olduğunu kontrol etmek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede to make sure amacı belirtir: insanlar yeterince su içmek için yanlarında su şişeleri taşır. Bu iki sözcük tek bir ifade olarak çalışır; burada make, bir şey üretmek anlamına gelmez. Sağlanmak istenen sonuç make sure ifadesinden sonra gelir.
Alıştırma
Hatırlatmayı “gerçekleşmesini sağlamak” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Before you go to bed, ____ the front door is locked.
Cevabı göster
make sure
How much ... do you ... a day?: günlük miktarları sormak
Bu soru, bir kişinin genellikle bir günde ne kadar su içtiğini sorar. How much miktar sorusunu başlatır, do you drink geniş zamanda soru yapısını oluşturur ve water ölçülen şeyi belirtir. Sondaki a day, belirli bir gün değil, günde veya her gün anlamına gelir. Diğer günlük miktarları sormak için How much + isim + do you + fiil + a day? kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Soruyu How much ... a day? kalıbıyla tamamlayın: ____ time do you spend reading ____?
Cevabı göster
How much · a day
and do you know how much water you should drink a day?
0:27peki günde ne kadar su içmen gerektiğini biliyor musun?
the number many people have heard is 2 L a day. Dilbilgisi
0:35birçok kişinin duyduğu rakam günde 2 litredir.
the number many people have heard is: that’in düşürüldüğü ilgi cümleciği
Cümlenin ana yapısı the number ... is 2 L a day şeklindedir. many people have heard sözleri the number ifadesini niteler ve hangi sayıdan söz edildiğini gösterir. Bu, nesne görevindeki ilgi zamirinin düşürüldüğü bir ilgi cümleciğidir: the number (that) many people have heard. that, heard fiilinin nesnesi olacağı için kullanılmayabilir. Bir isimden hemen sonra özne ve fiil gelirse bu cümleciğin önceki ismi niteleyip nitelemediğini kontrol edin.
Alıştırma
“The song many families know is playing now,” cümlesinde many families know hangi görevi görür?
- Hangi şarkının kastedildiğini açıklar.
- Ayrı bir ana cümle başlatır.
- Şarkının ne zaman çaldığını açıklar.
Cevabı göster
Hangi şarkının kastedildiğini açıklar.
Over half the human body is made up of it. Öbek fiiller
0:42İnsan vücudunun yarısından fazlası ondan oluşur.
is made up of: bir bütünü oluşturan parçalar
Be made up of, “parçalardan veya üyelerden oluşmak” anlamına gelir. Buradaki is made up of, insan vücudunun yarısından fazlasının sudan oluştuğunu belirtir. made up of ifadesini tek bir bütün olarak düşünün. Bir bütünü birlikte oluşturan parçalara, maddelere veya üyelere odaklanır; make up fiilinin “uydurmak” ya da “makyaj yapmak” gibi diğer anlamlarını taşımaz.
Alıştırma
Cümleyi be made up of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The puzzle ____ one hundred small pieces.
Cevabı göster
is made up of
But exactly how much water do we need to stay healthy? Dilbilgisi
0:45Ama sağlıklı kalmak için tam olarak ne kadar suya ihtiyacımız var?
to stay healthy: amaç bildiren mastar kullanımı
To stay healthy, suya neden ihtiyaç duyulduğunu açıklar: amaç sağlıklı kalmaktır. to'lu mastar, bir eylemin veya ihtiyacın amacını belirtmek için bir cümlenin ya da sorunun ardından gelebilir. Yapı to + fiilin yalın hâlidir; bu nedenle stay değişmez. Buradaki to bir edat değil, mastar işaretidir.
Alıştırma
Parantezdeki amaç ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Leo goes to bed early ____. (stay healthy)
Cevabı göster
to stay healthy
That's what we'll be discussing in this program, Anlatım akışı
0:49Bu programda tartışacağımız konu da bu,
That's what we'll be discussing: sıradaki konuyu belirtmek
That's what we'll be discussing, az önce belirtilen soru veya düşünceye gönderme yapar ve onu sıradaki tartışma konusu olarak gösterir. What we'll be discussing, “tartışacağımız şey” anlamına gelen ve isim görevi gören bir yan cümledir; buradaki what yeni bir soru sormaz. Bir söylem işareti olarak bu cümle, giriş bölümünü ana açıklamaya bağlar ve dinleyicilere programın, dersin veya konuşmanın bundan sonra neyi ele alacağını bildirir.
Alıştırma
Bir programda “That's what we'll be discussing” ifadesinin temel işlevi nedir?
- Sırada tartışılacak konuyu belirtir.
- Dinleyicilerden farklı bir konu seçmelerini ister.
- Tartışmanın çoktan bittiğini söyler.
Cevabı göster
Sırada tartışılacak konuyu belirtir.
along with some useful new vocabulary as well. Kalıp ifadeler
0:52aynı zamanda bazı faydalı yeni kelimelerle birlikte.
along with: ek bir öğe eklemek
Along with, “birlikte” veya “-e ek olarak” anlamına gelir. Burada daha önce sözü edilen ana içeriğe bazı yararlı yeni kelimeler ekler. Along with ifadesinden sonraki bölüm, and ile oluşturulan basit bir listedeki eşit bir öğe olarak değil, ek bir öğe olarak sunulur. Burada along hareket bildirmez.
Alıştırma
İkinci öğeyi ek bilgi olarak gösteren ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The class teaches basic grammar ____ useful pronunciation tips.
Cevabı göster
along with
speaking of vocabulary: bağlantılı bir konuya geçmek
Burada speaking of vocabulary, “kelime bilgisinden az önce söz edildiğine göre” anlamına gelir. Bu konuyu bir köprü gibi kullanarak sonraki bağlantılı noktaya geçer. Speaking of + isim öbeği bir geçiş ifadesidir; birinin konuştuğunu kelimesi kelimesine bildirmez. Yeni bir bölümü resmî biçimde duyurmak yerine akışın doğal kalmasını sağlar.
Alıştırma
Arkadaşınız az önce müzikten söz etti. Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: ____ music, are you going to the concert?
Cevabı göster
Speaking of
remember you can download all the new words and phrases from this program,
0:56bu programdaki tüm yeni kelimeleri ve ifadeleri indirebileceğinizi unutmayın,
plus worksheet exercises to help you learn them on our website,
1:00ayrıca web sitemizde onları öğrenmenize yardımcı olacak çalışma sayfası egzersizleri de var,
I mentioned that over half the human body consists of water. Kalıp ifadeler
1:11İnsan vücudunun yarısından fazlasının sudan oluştuğunu belirtmiştim.
consists of: bir bütünü oluşturan şeyleri açıklamak
consists of, “arkasından gelen parçalar ya da malzemeden oluşur” anlamına gelir. A consists of B kalıbında A bütündür, B ise bütünü oluşturan parçaları veya malzemeyi belirtir. Bu cümlede vücudun yarısından fazlası açıklanan bütündür ve water belirtilen malzemedir. Bu ifade bileşimi bir gerçek olarak sunar. Fiil A ile uyum gösterir: tekil öznede consists of, çoğul öznede consist of kullanılır.
Alıştırma
consist fiilini doğru biçimi ve gerekli edatıyla kullanarak cümleyi tamamlayın: The game ____ three short rounds.
Cevabı göster
consists of
But there's an even higher percentage of water in our blood. Kalıp ifadeler
1:15Ancak kanımızda çok daha yüksek oranda su bulunur.
an even higher percentage of: karşılaştırmayı güçlendirmek
An even higher percentage of, “daha da yüksek bir oranda” anlamına gelir. Higher karşılaştırmayı kurar; even ise yeni değerin daha önce belirtilen değer veya düzeyi aştığını vurgulayarak karşılaştırmayı güçlendirir. Percentage of ifadesinden sonra oranı ölçülen kişiler veya şey gelir. Bu cümlede ölçülen şey water'dır ve kandaki payı, daha önce vücut için belirtilen payla karşılaştırılır.
Alıştırma
İlk ankette ailelerin %60'ının parkı seçtiği, sonraki ankette ise bu oranın %75 olduğu bulundu. İkinci sonuçta families kelimesini en iyi hangi ifade tanıtır ve artışı vurgular?
- an even higher percentage of
- the highest percentage of
- a high percentage of
Cevabı göster
an even higher percentage of
I will reveal the correct answer later in the program. Kalıp ifadeler
1:35doğru cevabı programın ilerleyen kısımlarında açıklayacağım.
reveal the correct answer: saklı tutulan doğru cevabı açıklamak
Reveal the correct answer, daha önce saklanan veya açıklanmayan doğru cevabı herkesin öğrenmesini sağlamak demektir. Burada konuşan kişi, cevabı programın ilerleyen bölümünde açıklayacağına söz veriyor. Reveal, saklı bir bilginin planlanan bir anda açıklanması hissini verir. Bir yarışma, ders veya program sonucu vermeden önce özellikle beklediğinde, yalnızca cevabı söylemekten daha kesin bir ifadedir.
Alıştırma
Bir yarışma sunucusu cevabı aradan sonraya kadar gizli tuttu. Cevabın planlanan anda açıklanacağını en iyi vurgulayan cümle hangisidir?
- I will reveal the correct answer after the break.
- I will repeat the correct answer after the break.
- I will guess the correct answer after the break.
Cevabı göster
I will reveal the correct answer after the break.
so it can carry nutrients to the body's cells and organs. Notlar
1:40böylece besinleri vücudun hücrelerine ve organlarına taşıyabilir.
so it can: bir şeyin neyi mümkün kıldığını göstermek
so it can yapısında so, su ihtiyacını suyun mümkün kıldığı işle bağlar. İfade, so that it is able to anlamındadır: it, our blood ifadesine gönderme yapar ve can sözcüğünden sonra carry fiilinin yalın hâli gelir. so + özne + can + fiilin yalın hâli yapısı, çoğu zaman bir eylemin amacını veya bir koşulun mümkün kıldığı işlevi açıklar. Burada suyun kana ne yapma imkânı verdiği anlatılır; kanın yaptığı bir plan anlatılmaz.
Alıştırma
Cümleyi, “böylece yapabilir” anlamındaki üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: The robot needs a charged battery ____ move.
Cevabı göster
so it can
carry nutrients to: bir maddeyi hedefe taşımak
Bu cümlede carry, “elde tutmak” değil, “taşımak veya iletmek” anlamındadır. Bir sistemin besinleri vücut içinde hareket ettirmesini anlatır. Kalıp carry + madde + to + hedef şeklindedir: nutrients taşınan maddedir; the body's cells and organs ise hedeflerdir. Kan, su, borular, araçlar ve bir maddeyi taşıyan başka şeyler için de aynı kalıp kullanılabilir.
Alıştırma
carry + madde + to kalıbını kullanın. Madde olarak oxygen sözcüğüyle cümleyi tamamlayın: Red blood cells ____ the body's tissues.
Cevabı göster
carry oxygen to
The amount recommended is often given as 2 L a day. Kalıp ifadeler
1:44Önerilen miktar genellikle günde 2 L olarak verilir.
is often given as: bir değeri yaygın bir biçimde sunmak
Burada is often given as, “genellikle ... olarak belirtilir veya sunulur” anlamına gelir. Önerilen miktar sık sık 2 L a day biçiminde gösterilir; given burada “hediye edilmiş” anlamına gelmez. Bu, be given as + değer, ad, cevap veya biçim şeklindeki edilgen yapıdır. Often, bu ifadenin ya da sayının yaygın olduğunu belirtir; tek olasılık olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
“The distance is often given as 5 km,” cümlesinde is often given as ne anlama gelir?
- bir alıcıya gönderilir
- hediye olarak sunulur
- genellikle ... olarak belirtilir
Cevabı göster
genellikle ... olarak belirtilir
Here to discuss this with BBC World Service program, Anlatım akışı
1:49Bunu BBC World Service programı,
Here to discuss this ... is: bir konuğu tanıtma
Here to discuss this ... is + kişi, bir konuğu tanıtmak için kullanılan bir yapıdır. Normal söz dizimi Person is here to discuss this şeklindedir. Here to discuss this başa alındığında ise önce konuğun amacı verilir, kim olduğu en sonda açıklanır. Bu cümlede programın adı uzun giriş bölümünün içine eklenmiştir. Sona yakın is sözcüğünü bulun ve biologist Professor John Speakman bölümünü tanıtılan kişi olarak anlayın. Buradaki Here, birini mevcut tartışmaya dâhil eder; yalnızca fiziksel bir yeri belirtmez.
Alıştırma
Here to explain the results is Dr Green yapısının işlevi nedir?
- Sonuçların Dr Green’i açıklayacağını söyler.
- Dr Green’i sonuçları açıklayacak kişi olarak tanıtır.
- Dr Green’e sonuçların nerede olduğunu sorar.
Cevabı göster
Dr Green’i sonuçları açıklayacak kişi olarak tanıtır.
So I'm not sure how it was arrived at, Öbek fiiller
1:56Bu yüzden ona nasıl ulaşıldığından emin değilim,
was arrived ... at: arrive at ifadesinin edilgen biçimi
Vurgulanan was arrived sözleri, edilgen yapı olan was arrived at ifadesinin bir parçasıdır. Burada arrive at; hesaplama, tartışma veya düşünme yoluyla bir sonuca ulaşmak anlamına gelir. Bu nedenle how it was arrived at, bir rakamın, kararın ya da sonucun nasıl üretildiğini sorar. Bu anlamda at edatı, edilgen yapının sonunda kalsa bile gereklidir: people arrived at the figure cümlesi edilgen olduğunda the figure was arrived at olur. at olmadan was arrived, burada amaçlanan anlamı vermez.
Alıştırma
Bir şeyin hesaplanarak veya görüşülerek belirlendiğini anlatan kalıbı tamamlayın: No one knows how the final figure was arrived ____.
Cevabı göster
at
but it seems to be a number that has taken grip on a very large number of countries. Notlar
1:58ancak çok sayıda ülkede yerleşmiş bir sayı gibi görünüyor.
Temkinli bir sonuç için it seems to be
it seems to be ifadesinde seems, sözü kesin bir gerçek yerine temkinli bir değerlendirmeye dönüştürür. Konuşan kişi açıklamanın muhtemelen doğru olduğunu düşünür, ancak şüpheye de yer bırakır. Yapı özne + seem/seems to be + isim veya sıfat şeklindedir. Burada it seems to be, sayının ne olduğuna ilişkin konuşanın en iyi yorumunu sunar.
Alıştırma
Kanıtlar eksikken temkinli bir sonucu en iyi hangi cümle ifade eder?
- It is definitely the same model.
- It cannot be the same model.
- It seems to be the same model.
Cevabı göster
It seems to be the same model.
Güçlü etki mecazı olarak has taken grip on
Bu cümlede has taken grip on mecaz anlamda kullanılmıştır: sayı yerleşmiş ve birçok ülke üzerinde güçlü bir etki kurmuştur. Burada gerçek bir el veya fiziksel kavrama söz konusu değildir. İfadeyi aktif olarak kullanırken standart deyim genellikle a tanımlığını içerir: has taken a grip on. Bu imge, soyut bir şeyin insanlar, kurumlar veya bir yer üzerinde sıkı bir hâkimiyet kurmasını anlatır.
Alıştırma
Örnekte has taken grip on a very large number of countries ifadesiyle anlatılmak istenen nedir?
- Onlar üzerinde güçlü bir etki kurmaya başlamıştır.
- Onların toplam sayısını hesaplamıştır.
- Onları eliyle fiziksel olarak kaldırmıştır.
Cevabı göster
Onlar üzerinde güçlü bir etki kurmaya başlamıştır.
a very large number of + sayılabilen çoğul ad
A very large number of, “çok fazla sayıda” anlamına gelir. Sayılabilen çoğul bir addan önce miktar ifadesi olarak kullanılır; burada countries çoğuldur. Bu ifadede number, belirli bir rakamı değil, bir grubun büyüklüğünü veya sayısını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “çok fazla sayıda” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The survey received replies from ____ residents.
Cevabı göster
a very large number of
So if you look at government recommendations around the world, Anlatım akışı
2:03Yani dünya çapındaki hükümet önerilerine bakarsanız,
Kanıta yönlendiren if you look at
Burada if you look at yalnızca “gözlerini bir şeye çevirmek” anlamına gelmez. Dinleyeni, farklı ülkelerin hükûmet tavsiyeleri olan kanıtları incelemeye yönlendirir. if you look at + kanıt yapısı bir açıklamayı düzenler. Önce incelenecek bilgiyi gösterir, ardından konuşmacı bir gözlem veya sonuç sunar. Bu kullanımda if, gerçek bir şüpheden çok kanıtı birlikte değerlendirme daveti gibi duyulabilir.
Alıştırma
“If you look at the last three reports, the pattern is clear,” cümlesinde başlangıç ne yapar?
- Konuşmacının raporların var olup olmadığından emin olmadığını söyler.
- Bir sonuçtan önce dinleyeni kanıtları incelemeye yönlendirir.
- Raporların nereye konacağını anlatır.
Cevabı göster
Bir sonuçtan önce dinleyeni kanıtları incelemeye yönlendirir.
pretty much: neredeyse, ama tam olarak değil
Pretty much konuşmada sık kullanılan bir ifadedir. “Neredeyse” veya “yaklaşık olarak” anlamına gelir. Burada all the same ifadesini niteler: şeyler önemli yönlerin neredeyse tamamında benzerdir, ancak küçük farklar olabilir. Burada pretty much ifadesini tek bir bütün olarak anlayın. Pretty dış görünüşü anlatmaz; bütün ifade kesin bir yargıyı biraz yumuşatır.
Alıştırma
Cümleyi “neredeyse ama tam olarak değil” anlamındaki iki kelimelik konuşma ifadesiyle tamamlayın: The two jackets look ____ the same.
Cevabı göster
pretty much
They pretty much all say everybody's got to be drinking 2 L of water. Dilbilgisi
2:08Neredeyse hepsi herkesin 2 litre su içmesi gerektiğini söylüyor.
got to be drinking: devam eden bir gereklilik
Everybody's got to be drinking ifadesindeki 's, has anlamındadır: tam yapı everybody has got to be drinking şeklindedir. Have/has got to, have to gibi bir şeyin gerekli olduğunu anlatır. Burada herkesin o miktarda su içmesi beklendiği veya tavsiye edildiği söyleniyor. Be drinking, be + -ing yapısını kullanır. Burada içme eylemini bir süre boyunca devam ettirilecek veya düzenli yapılacak bir şey olarak gösterir. Yalnızca bir yudum içmek anlamına gelmez ve konuşma anında gerçekleşiyor olması da gerekmez.
Alıştırma
Devam eden bir gerekliliği ifade etmek için cümleyi have got to + be doing ile tamamlayın: During the heatwave, you ____ plenty of water throughout the day.
Cevabı göster
have got to be drinking
Professor Speakman doesn't know how the number of 2 L a day was arrived at.
2:13Profesör Speakman günde 2 litre rakamına nasıl ulaşıldığını bilmiyor.
has taken grip on many governments around the world.
2:25dünya çapında birçok hükümette yer edindi (taken grip on).
Nevertheless: sonraki noktayı önceki bilgiyle karşıtlaştırmak
Nevertheless, az önce söylenen şeye rağmen bir durumun hâlâ doğru olduğunu belirtir. Önceki bilgi farklı bir sonuç bekletirse bile sonraki ifadenin geçerli olduğunu gösterir. Burada iki litre fikrinin kaynağının belirsiz olması, bu fikrin yine de birçok hükümeti etkilemiş olmasıyla karşıtlık oluşturur. Bağlayıcı, bilgiyi bir ödün verme ve ardından gelen beklenmedik bir gerçek olarak düzenler.
Alıştırma
Boşluk için en uygun bağlayıcıyı seçin: The road was difficult. ____, the team reached the village on time.
- For example
- Nevertheless
- Therefore
Cevabı göster
Nevertheless
When you say an idea has taken grip on something, Anlatım akışı
2:29Bir fikrin bir şeyde 'taken grip on' olduğunu söylediğinizde,
When you say ... you mean ...: bir ifadeyi açıklamak
When you say X, you mean Y, dili açıklamak için kullanılan bir kalıptır. X bölümüne tanımlanan ifade, Y bölümüne ise anlamının daha açık bir anlatımı gelir. Bu cümlede an idea has taken grip on something X'tir; it has taken control of it ise Y'dir. Kalıp, birinin bu sözleri gerçekten söyleyip söylemediğini sormak yerine ifadenin nasıl anlaşılacağını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle bir ifadenin anlamını açıklamak için bu kalıbı kullanıyor?
- Do you mean that the toy broke yesterday?
- When you say a toy is fragile, you mean it can break easily.
- When did you say the toy was fragile?
Cevabı göster
When you say a toy is fragile, you mean it can break easily.
Professor Speakman says that pretty much all governments are giving pretty much the same recommendation.
2:35Profesör Speakman hemen hemen tüm hükümetlerin aşağı yukarı aynı tavsiyeyi verdiğini söylüyor.
He uses the phrase pretty much to mean almost.
2:42O, 'neredeyse' anlamında 'pretty much' ifadesini kullanıyor.
pretty much all governments advise drinking 2 L a day
2:47'pretty much all governments advise drinking 2 L a day'
means almost all governments advise it.
2:51neredeyse tüm hükümetler bunu tavsiye ediyor anlamına gelir.
is any scientific evidence for this advice. Kalıp ifadeler
2:57bu tavsiye için herhangi bir bilimsel kanıttır.
What Professor Speakman doesn't have ... is ...: eksik olan şeyi vurgulamak
What Professor Speakman doesn't have bölümü, özne görevi gören bir what yan cümlesidir. “Profesör Speakman'ın sahip olmadığı şey” anlamına gelir; dolayısıyla bu bir soru değildir. However araya giren bir karşıtlık ifadesidir ve yapıyı değiştirmez. What + özne + doesn't have + is + odak yapısı, eksik olan şeyi is sonrasına koyar. Buradaki odak any scientific evidence for this advice ifadesidir.
Alıştırma
“What Professor Speakman doesn't have, however, is any scientific evidence” cümlesindeki yapı ne yapar?
- Profesöre bilimsel kanıtın ne anlama geldiğini sorar.
- Bilimsel kanıtın onun sahip olmadığı şey olduğunu vurgular.
- Profesörün zaten bilimsel kanıta sahip olduğunu gösterir.
Cevabı göster
Bilimsel kanıtın onun sahip olmadığı şey olduğunu vurgular.
scientific evidence for this: bir düşünceyi destekleyen bilimsel kanıt
Scientific evidence for this advice ifadesinde for, kanıtın desteklediği düşünceyi tanıtır. İfade “bu tavsiyeyi destekleyen bilimsel bilgi” anlamına gelir; for burada “amacıyla” anlamında değildir. Bir düşünceyi daha inandırıcı kılan bilgilerden söz ederken evidence for + claim, theory, or advice kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
“İddiayı destekleyen” anlamındaki hedef kalıbın edatıyla cümleyi tamamlayın: We need scientific evidence ____ this claim.
Cevabı göster
for
The number of exactly 2 L isn't based on scientific fact. Kalıp ifadeler
3:00Tam olarak 2 L rakamı bilimsel gerçeklere dayanmıyor.
be based on: dayanak veya kaynağı belirtmek
be based on yapısında, on'dan sonra bir şeyi destekleyen gerçekler, bilgiler veya kaynak gelir. Burada kesin değer bilimsel bir gerçekten gelmediği için bilimsel olarak kanıtlanmış bir sayı sayılmamalıdır. Yapı A is based on B şeklindedir. A açıklanan fikir, karar, kural veya eserdir; B ise onun dayanağı ya da kaynağıdır. A isn't based on B, B'nin A'nın dayanağı veya kaynağı olmadığını söyler.
Alıştırma
Hedef ifadeyi tamamlayın: The safety rule is ____ scientific evidence.
Cevabı göster
based on
a ballpark figure: kabaca tahmini bir sayı
A ballpark figure, kabaca tahmini bir sayıyı ifade eden bir deyimdir. Makul bir aralıkta olması beklenir ancak kesin veya dikkatlice hesaplanmış bir sayı değildir. It's more of a ballpark figure cümlesinde more of, sayıyı bu şekilde tanımlamanın daha doğru olduğunu belirtir: sayı, kesin bir bilimsel değer değil, genel bir kılavuz olarak yararlıdır.
Alıştırma
“Kabaca bir tahmin” anlamındaki deyimi tamamlayın: I don't need the exact cost; just give me a ____.
Cevabı göster
ballpark figure
but which you still believe is approximately correct.
3:09ama yine de yaklaşık olarak doğru olduğuna inandığınız bir sayı.
the amount of water in our bodies is changing all the time. Kalıp ifadeler
3:13vücudumuzdaki su miktarı her zaman değişmektedir.
changing all the time: sürekli veya sık değişim
changing all the time ifadesinde all the time, “sürekli” veya “çok sık” anlamına gelen bir zaman ifadesidir. Miktarın sabit kalmadığını, değişmeye devam ettiğini anlatır. “Bütün zaman” adlı bir miktar anlamına gelmez. Duruma göre devam eden bir süreci ya da tekrar tekrar gerçekleşen bir eylemi anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “sürekli veya çok sık” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: My little brother asks questions ____.
Cevabı göster
all the time
Like your bank balance: bir karşılaştırma sunmak
Cümlenin başında Like your bank balance, “banka hesabı bakiyenizle aynı şekilde” anlamına gelir. Buradaki Like bir edattır; “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir. Bu başlangıç, açıklama devam etmeden önce dinleyiciye tanıdık bir örnek verir. which goes down when you spend money sözleri, banka bakiyesinin hangi özelliğinin önemli olduğunu gösterir ve benzetmenin izlenmesini kolaylaştırır.
Alıştırma
Bu açıklamanın başındaki Like your bank balance ne işe yarar?
- Bir hesabı kontrol etme talimatı verir.
- Tanıdık bir şeyle karşılaştırma sunar.
- Birinin banka hesabında bakiye olmasından hoşlandığını söyler.
Cevabı göster
Tanıdık bir şeyle karşılaştırma sunar.
goes down: bir değer azalır
Bu cümlede goes down, bir miktarın veya değerin azalması demektir. Azalan şey banka bakiyesidir: para harcamak sayıyı küçültür; bir şeyi fiziksel olarak aşağı hareket ettirmez. Fiyat, sıcaklık, seviye, puan veya bakiye gibi ölçülebilen bir özne daha düşük hâle geldiğinde go down kullanılabilir. Azalan şey cümlenin öznesidir: Prices go down.
Alıştırma
Şu cümlede goes down ne anlama gelir: The amount in my account goes down when I buy something?
- Hesap kapatılır.
- Miktar azalır.
- Hesap alt kata taşınır.
Cevabı göster
Miktar azalır.
gündelik Britanya İngilizcesinde go to the toilet
Burada go to the toilet, yalnızca o odaya yürümek değil, idrar yapmak veya dışkılamak için tuvaleti kullanmak demektir. Bu yaygın ifadede, bir yere gitmek orada yapılan olağan etkinliği de anlatır. Gündelik Britanya İngilizcesinde bu ihtiyacı anlatmanın normal ve makul ölçüde kibar bir yoludur. Cümlede nefes alma ve terlemeyle birlikte sayılır, çünkü üçü de vücudun su kaybetmesine neden olur.
Alıştırma
Bu ifadeyi değerlendirin: Gündelik Britanya İngilizcesinde go to the toilet genellikle yalnızca o odaya yürümek değil, tuvaleti kullanmak anlamına gelir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
Exactly how much you need to drink depends on how much water your body needs to replace. Kalıp ifadeler
3:26Tam olarak ne kadar içmeniz gerektiği, vücudunuzun ne kadar su yerine koyması gerektiğine bağlıdır.
depends on: sonucu neyin belirlediğini göstermek
Bu cümlede depends on, “tarafından belirlenir” anlamındadır. İçmen gereken miktar sabit değildir; belirleyici etken vücudunun ne kadar suyu yerine koyması gerektiğidir. A depends on B kalıbını kullan: A sonuç veya henüz yanıtlanmamış soru, B ise onu belirleyen koşul ya da etkendir.
Alıştırma
Cümleyi depends on ile tamamla: The start time ____ the weather.
Cevabı göster
depends on
But what happens when we drink less than we should? Dilbilgisi
3:34Peki içmemiz gerekenden daha az içtiğimizde ne olur?
less than we should: tekrarlanan fiili çıkarma
Burada less than we should, “içmemiz gereken miktardan daha az” anlamındadır. Tam karşılaştırma less than we should drink şeklindedir; ancak drink aynı cümlede daha önce geçtiği için çıkarılmıştır. should gibi bir kiplik fiilinden sonra, eksik eylem bağlamdan açıkça anlaşılıyorsa tekrarlanan asıl fiil atılabilir. Böylece anlam değişmeden karşılaştırma kısalır.
Alıştırma
Tekrarlanan sleep fiilini çıkartarak less than + we + should kalıbıyla tamamla: We often sleep ____.
Cevabı göster
less than we should
Here's hydration expert Dr. Nidia Rodriguez-Sanchez describing the effects of dehydration to BBC World Service's The Food Chain. Kelime
3:37İşte hidrasyon uzmanı Dr. Nidia Rodriguez-Sanchez, dehidrasyonun etkilerini BBC World Service'in The Food Chain programına anlatıyor.
hydration expert: vücudun su dengesi uzmanı
Hydration, vücudun düzgün çalışabilmesi için yeterli suya sahip olma ve bunu koruma durumu ile sürecini ifade eder. Anlamı yalnızca su içme eyleminden daha geniştir. Bir hydration expert, sağlığın bu alanını inceler veya bu konuda tavsiye verir. hydration expert ifadesinde hydration adı, uzmanın çalışma alanını belirtir. Yakındaki dehydration sözcüğü karşıt sorunu, yani vücudun yeterli suya sahip olmamasını ifade eder.
Alıştırma
hydration expert ifadesinde hydration esas olarak neyi belirtir?
- şişelenmiş su satan bir şirket
- bir yudum su içme şeklindeki tek bir eylem
- vücudun su durumu ve yeterli suyu koruma süreci
Cevabı göster
vücudun su durumu ve yeterli suyu koruma süreci
And also many times we start getting dehydrated Dilbilgisi
3:47Ayrıca çoğu zaman susuz kalmaya başlarız
start getting dehydrated: durum değişikliğinin başlaması
Start getting dehydrated, susuz kalmaya başlamak anlamına gelir. Start + -ing bir sürecin başlangıcını, get + adjective ise bir duruma geçişi gösterir. Burada dehydrated, get sözcüğünden sonra vücudun durumunu tanımlar. Bu nedenle getting dehydrated, vücudun durumunun değiştiğini anlatır; başka biri tarafından yapılan edilgen bir eylem değildir.
Alıştırma
Cümleyi start + -ing yapısını kullanarak tamamlayın: On long hikes, we can start ____ dehydrated before we feel thirsty.
Cevabı göster
getting
So it's very common that we feel tired Dilbilgisi
3:52Yani kendimizi yorgun hissetmemiz çok yaygındır
it's very common that + yan cümle
“It's very common that + yan cümle” kalıbı, that yan cümlesindeki durumu sık yaşanan veya olağan bir şey olarak sunar. Burada “that we feel tired”, çok yaygın olduğu söylenen durumun yorgun hissetmemiz olduğunu belirtir. Baştaki it belirli bir kişiyi ya da şeyi göstermez; biçimsel öznedir. Ana bilgi that yan cümlesinde yer alır, bu nedenle kalıp genel bir gözlemi tanıtmak için kullanılır.
Alıştırma
“It's very common that people feel nervous” cümlesinde that yan cümlesinin görevi nedir?
- Hangi durumun yaygın olduğunu belirtir.
- Bir şeyin kime ait olduğunu söyler.
- Durumun nedenini belirtir.
Cevabı göster
Hangi durumun yaygın olduğunu belirtir.
or we feel like with a bit of a headache Kalıp ifadeler
3:56veya biraz başımız ağrıyormuş gibi hissederiz
a bit of a + tekil isim kalıbındaki bit of a
“a bit of a headache” ifadesinde a bit of a, headache isminin derecesini yumuşatır. Kişinin hafif bir baş ağrısı olduğunu belirtir; baş ağrısının fiziksel olarak küçük bir parçasını anlatmaz. Tekrar kullanılabilen kalıp “a bit of a + tekil sayılabilen isim”dir. Bir şeyi sınırlı derecede bir sorun, şok, sürpriz veya benzer bir deneyim olarak sunabilir: “a bit of a problem”.
Alıştırma
Hangi cümlede tekil bir isimden önce a bit of a doğru kullanılmıştır?
- We have bit of a problem.
- We have a bit of problem.
- We have a bit of a problem.
Cevabı göster
We have a bit of a problem.
And we go and get some food and actually what is happening is that we are thirsty, Notlar
4:01Ve gidip biraz yiyecek alırız ve aslında olan şey bizim susamış olmamızdır,
go and get: gidip bir şeyi almak veya getirmek
Go and get, bir yere gitme ile bir şeyi elde etme eylemlerini birleştirir. Bu cümlede go and get some food, yiyeceği almak, bulmak ya da satın almak gibi bir yolla “yiyecek edinmek için harekete geçmek” anlamına gelir. Günlük konuşmada bu iki fiil çoğu zaman go and + fiil biçiminde tek bir eylem kalıbı olarak kullanılır. Genellikle asıl vurgu and'den sonraki eylemdedir; iki adımın eşit derecede önemli olması gerekmez.
Alıştırma
“Gidip almak” anlamındaki üç kelimelik kalıbı yazın: Please ____ your shoes before we leave.
Cevabı göster
go and get
what is happening is that: gerçek durumu açıklamak
What is happening is that + yan cümle kalıbı, gerçek duruma ilişkin bir açıklama sunar. Burada dinleyicinin bakışını değiştirir: yiyecek almak açlık gibi görünebilir, ancak asıl sorun susamaktır. What is happening özne işlevi görür ve “meydana gelen durum” anlamına gelir; doğrudan bir soru değildir. Ardından is, bu özneyi açıklamayı veren that ile başlayan yan cümleye bağlar.
Alıştırma
Gerçek açıklamayı sunan kalıbı tamamlayın: The screen looks broken, but ____ the battery is empty.
Cevabı göster
what is happening is that
We're starting to show some signs or some symptoms of dehydration. Kalıp ifadeler
4:06Dehidrasyonun bazı belirtilerini veya bazı semptomlarını göstermeye başlıyoruz.
show signs or symptoms of + bir durum
Burada show, “bir şeyi başka birine göstermek” değil, “bir duruma sahip olmak veya onu sergilemek” anlamındadır. İfade, dehidrasyon belirtilerinin ortaya çıkmaya başladığını anlatır. Sağlık konularında yeniden kullanılabilecek yapı show signs/symptoms of + condition şeklindedir. show signs of infection örneğinde olduğu gibi, hastalık veya durum of sözcüğünden sonra gelir.
Alıştırma
Cümleyi, bir durumun gözlemlenebilir kanıtlarını anlatan dersteki üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: After two days in the heat, the dog began to ____ dehydration.
Cevabı göster
show signs of
the condition of not having enough water in your body
4:15vücudunuzda yeterince su olmama durumunun
dehydration: vücutta yeterli su olmaması
Dehydration, vücudun düzgün çalışması için yeterli suya sahip olmadığı fiziksel durumu adlandıran bir isimdir. Kişinin kendini hasta veya güçsüz hissetmesine neden olabilir. Bu cümlede virgülden sonraki the condition of not having enough water in your body sözleri dehydration sözcüğünü doğrudan açıklar. Çevresindeki sözlerden bu sağlık teriminin anlamını anlayabilirsiniz.
Alıştırma
Hangi seçenek dehydration sözcüğünü en iyi tanımlar?
- Vücutta çok fazla su bulunmasından kaynaklanan bir durum.
- Vücudun durumu hakkında bir şey göstermeyen kısa süreli içme isteği.
- Vücutta yeterli su bulunmadığı bir durum.
Cevabı göster
Vücutta yeterli su bulunmadığı bir durum.
or a dry mouth as symptoms of dehydration.
4:23veya ağız kuruluğunu dehidrasyon belirtileri olarak belirtiyor.
Symptoms: hastalıkla ilgili belirtiler veya hisler
Symptoms, symptom sözcüğünün çoğuludur. Bir hastalığa veya duruma işaret edebilen, sağlıkla ilgili bedensel ya da zihinsel değişiklikleri, hisleri veya belirtileri anlatır. Burada symptoms, sağlıkla ilgili işaretleri veya hisleri kapsar. Her türlü sıradan işaret ya da ipucu anlamına gelmez.
Alıştırma
Sağlıkla ilgili bir konuşmada symptoms ne anlama gelir?
- İlaç adları.
- Bir hastalığı veya durumu gösterebilen değişiklikler ya da hisler.
- İnsanlara nereye gideceklerini söyleyen yönler.
Cevabı göster
Bir hastalığı veya durumu gösterebilen değişiklikler ya da hisler.
showing the presence of: bir şeyin var olduğunu belirtmek
Showing the presence of, bir şeyin var olduğuna dair kanıt sunmak anlamına gelir. Bu cümlede belirtiler, bir hastalığın veya durumun var olabileceğine dair kanıt sağlar. Yapı show/showing the presence of + isim şeklindedir. Burada presence, bir kişinin katılımı değil, varlık anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi ‘bir şeyin var olduğunu belirtmek’ anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: The test is ____ bacteria in the water.
Cevabı göster
showing the presence of
So whether you drink a little more or a little less, Dilbilgisi
4:34Yani ister biraz daha fazla ister biraz daha az için,
whether ... or ...: iki alternatif, tek sonuç
Whether A or B iki alternatifi tanıtır. Buradaki alternatifler biraz daha fazla ve biraz daha az su içmektir. Bu yapı, ardından gelen sonucun her iki durumda da geçerli olduğunu anlatır. Evet-hayır sorusu değildir; iki seçenek için ortak bir sonuca zemin hazırlar.
Alıştırma
Cümleyi burada öğretilen whether ... or ... ikili yapısıyla tamamlayın: ____ you walk ____ take the bus, arrive by nine.
Cevabı göster
Whether · or
is a good way to keep your blood and body healthy. Kalıp ifadeler
4:41kanınızı ve vücudunuzu sağlıklı tutmanın iyi bir yoludur.
it seems that: temkinli bir sonuç
It seems that eldeki bilgilere dayanan bir sonucu tanıtır. Bu cümlede suyla ilgili tavsiyenin makul göründüğünü, ancak kesin olarak kanıtlanmadığını anlatır. Buradaki it biçimsel öznedir ve belirli bir şeyi göstermez. That, ardından gelen tam ifadeyi tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi burada öğretilen temkinli ifadeyle tamamlayın: ____ the museum is closed today.
Cevabı göster
It seems that
a good way to keep + nesne + sıfat
X is a good way to keep Y + adjective kalıbı, X'i Y'yi belirli bir durumda tutmak için etkili bir eylem olarak önerir. Örnekte healthy, your blood and body ifadesinin korunacağı durumu anlatır. way to keep içindeki to, yöntemin sonucunu ya da amacını bildiren mastar yapısını başlatır. keep'ten sonra bir nesne ve ardından bir sıfat gelir: keep your room tidy, keep food fresh.
Alıştırma
Öneriyi hedef ifadeyle tamamlayın: Putting your toys in boxes is ____ your room tidy.
Cevabı göster
a good way to keep
Speaking of which: bağlantılı bir geçişten önce söylenene geri dönmek
Speaking of which, az önce söylenen bir şeye geri gönderme yapan bir geçiş ifadesidir. Burada which, daha önceki kan ve su konuşmasına gönderme yapar; kendisinden sonra gelecek yeni bir ismi tanıtmaz. Bu ifade “Bu bana ilgili bir noktayı hatırlattı” sinyali verir. Dinleyicinin, konuşmacının neden sonraki soruya veya konuya geçtiğini anlamasına yardımcı olur.
Alıştırma
Konuşmayı okuyun ve Speaking of which ifadesinin işlevini seçin: Mia said the pool opens at ten. Speaking of which, where is my swimsuit?
- Mayo hakkındaki soruyu az önce sözü edilen havuzla ilişkilendirir.
- Tamamen ilgisiz bir konu başlatır.
- Hangi kişinin konuştuğunu sorar.
Cevabı göster
Mayo hakkındaki soruyu az önce sözü edilen havuzla ilişkilendirir.
Let's recap: kısa bir gözden geçirmeye davet
“Let’s recap”, herkesi daha önce ele alınan ana noktaları kısaca gözden geçirmeye davet eder. Burada recap, “kısa bir özet yapmak veya gözden geçirmek” anlamındaki bir fiildir; konunun yeniden başladığını göstermez. Bu ifade konuşmayı da düzenler: Dinleyicilere konuşmacının yeni bilgilerden gözden geçirme bölümüne geçtiğini bildirir ve genellikle dersin, toplantının ya da programın sonuna doğru kullanılır.
Alıştırma
İki kelimelik Let’s recap davetini kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the three key ideas before we finish.
Cevabı göster
Let's recap
starting with the phrase to arrive at a number,
5:05'to arrive at a number' (bir sayıya ulaşmak) ifadesiyle başlayarak,
If an idea takes grip on something,
5:12Eğer bir fikir bir şeye 'takes grip on' yaparsa (hakim olursa),
The phrase pretty much means almost.
5:17'pretty much' (hemen hemen) ifadesi neredeyse anlamına gelir.
which means almost everyone likes chocolate.
5:24neredeyse herkesin çikolatayı sevdiği anlamına gelir.
A ballpark figure is a phrase meaning a number which is an acceptably accurate approximation.
5:27'Ballpark figure' (yaklaşık rakam), kabul edilebilir derecede doğru bir yaklaşım olan bir sayıyı ifade eden bir ifadedir.
Dehydration is the condition of not having enough water in your body
5:34Dehidrasyon ('Dehydration'), vücudunuzda yeterli su bulunmaması durumudur
a symptom is a sign or feeling in the body
5:43bir semptom ('symptom'), bir hastalığın veya durumun varlığını gösteren
are up: ayrılan sürenin dolduğunu söylemek
“Zaman ifadesi + be up” yapısında up, ayrılan veya kullanılabilir sürenin sona erdiğini belirtir. Our 6 minutes are up, programın altı dakikalık süresinin bittiği anlamına gelir; buradaki up yukarı yönüyle ilgili değildir. be biçimi özneyle uyum sağlar: Time is up denir, ancak Six minutes are up kullanılır.
Alıştırma
Ayrılan sürenin bittiğini belirten be up ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Your five minutes ____. Please put down your pencil.
Cevabı göster
are up
Why not join me now and head over to our website, Notlar
5:52Neden şimdi bana katılmıyor ve web sitemize gitmiyorsunuz,
Why not + fiilin yalın hâli ile samimi bir öneri
Burada Why not + fiilin yalın hâli, samimi bir öneri veya davet sunar. Yaklaşık olarak “... yapmaya ne dersin?” anlamına gelir; genellikle birinin nedenini gerçekten soran bir soru değildir. Fiilin yalın hâli doğrudan not sözcüğünden sonra gelir: Why not join ...? Fiilden önce to kullanılmaz.
Alıştırma
Samimi öneriyi yukarıda öğrendiğiniz iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____ ask your teacher for help?
Cevabı göster
Why not
head over to: go to demenin samimi bir yolu
head over to our website ifadesinde head, vücudun bir bölümünü belirten isim değil, “gitmek” veya “yönelmek” anlamındaki bir fiildir. İfadenin tamamı “web sitemize gitmek” demektir. Kalıp head over to + varış noktası şeklindedir. Varış noktası fiziksel bir yer veya web sitesi ya da sayfa gibi çevrim içi bir konum olabilir.
Alıştırma
Cümleyi yukarıda öğrendiğiniz üç sözcüklü samimi ifadeyle tamamlayın: After lunch, let's ____ the library.
Cevabı göster
head over to
and test yourself to see how much you remember. Kalıp ifadeler
6:00ve ne kadar hatırladığınızı görmek için kendinizi test edin.
test yourself: öğrendiklerini kendin kontrol et
Burada test yourself, “soruları yanıtlayarak veya bir etkinlik yaparak ne bildiğini ya da ne hatırladığını kontrol etmek” anlamına gelir. Öğrenme yönergelerinde sık kullanılır. to see how much you remember sözleri testi neden yaptığını açıklar. Yourself, you için kullanılan dönüşlü zamirdir. Testi yapan kişiyle test edilen kişinin aynı olduğunu gösterir. Kalıp test + dönüşlü zamir şeklindedir; bu yüzden zamir özneye göre değişir: I test myself; she tests herself.
Alıştırma
Cümleyi test ve doğru dönüşlü zamirle tamamla: After the lesson, ____ to see what you remember.
Cevabı göster
test yourself