Neden Rüya Görürüz?: İngilizce çalışma notları
Vsauce
Video özeti: Michael rüyaları incelemenin neden zor olduğunu açıklıyor, REM uykusunu kas atonisi ve bellekle ilişkilendiriyor, ardından yan ürün ve tehdit simülasyonu kuramlarını karşılaştırıyor. İngilizce noktaları: 1. The biggest difference being that — Dil bilgisi: uyanıklığa benzeyen beyin etkinliği ile kimyasal engel arasındaki karşıtlığı sunan parçayı tanıyın. 2. epiphenomenon. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: bu bilim terimini, kendi amacı olan bir süreçten ziyade ikincil bir yan ürün olarak anlayın. 3. barely scratch the surface — Deyimler ve mecazlı ifadeler: bu deyimin kuramların araştırmanın küçük bir bölümünü kapsadığını ve açıklamanın eksik kaldığını belirttiğini öğrenin.
Bu derste
and today we are going to talk about why we dream. Anlatım akışı
0:01Ve bugün neden rüya gördüğümüzü konuşacağız.
Bir konuyu duyurmak için are going to talk about
Are going to talk about, be going to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Burada konuşmacının birazdan ele almayı planladığı konuyu, yani neden rüya gördüğümüzü duyurur. Bir video, ders veya konuşmanın başlangıcında bu yapı, dinleyicilere sırada ne olduğunu bildirir. Buradaki anlam, dışarıdaki bir olayın hemen gerçekleşeceğini söylemekten çok konuşmanın içeriğini önceden tanıtmaktır.
Alıştırma
Be going to + fiilin yalın hâli ile konu duyuran bu cümleyi tamamlayan ifadeyi seçin: “And today, we ___ why we dream.”
- are going to talk
- are going talking about
- are going to talk about
Cevabı göster
are going to talk about
The scientific study of dreaming is called oneirology, Dilbilgisi
0:07Rüyaların bilimsel olarak incelenmesine oneiroloji denir,
is called oneirology ile adlandırmak
Is called, bir ad verme veya adlandırma yapısıdır ve edilgen biçimdedir: özne + be + called + ad. Bu cümlede rüyaların bilimsel çalışmasına oneirology adı verildiği anlatılır. Buradaki anlam telefon etmek değil, bir adla bilinmektir. Bu yapı, adı veren kişiden çok adın veya terimin önemli olduğu durumlarda kullanılır. Böylece açıklama, bir şeyi kimin adlandırdığına değil ne olarak adlandırıldığına odaklanır.
Alıştırma
Böcekleri inceleyen bilim dalının adını doğru biçimde veren ifadeyi seçin: “The study of insects ___.”
- is called entomology
- called entomology
- is calling entomology
Cevabı göster
is called entomology
and for most of history it didn't really exist Kalıp ifadeler
0:11ve tarihin büyük bir bölümünde aslında böyle bir alan yoktu,
for most of history: tarihin büyük bölümünde
“for most of history” geniş bir zaman ifadesidir ve “insanlık tarihinin büyük bölümünde” anlamına gelir. For ele alınan dönemi gösterir; most ise bu dönemin çoğunu, ancak mutlaka tamamını değil, belirtir. Ardından gelen bilgiyi tek bir olay ya da kişinin yaşamı için değil, geçmişin uzun bir bölümü için doğru olarak sunar. Bu cümlede it, daha önce sözü edilen rüyalarla ilgili bilimsel araştırmaya gönderme yapar. İfade tarihsel bir arka plan sağlar: bu araştırma insanlık geçmişinin büyük bölümünde aslında yoktu, ancak bugün vardır.
Alıştırma
Durumun geçmişin büyük bölümünde geçerli olduğunu, ancak mutlaka tamamında geçerli olmadığını anlatan cümleyi seçin.
- Throughout history, people depended on natural light after sunset.
- For one moment in history, people depended on natural light after sunset.
- For most of history, people depended on natural light after sunset.
Cevabı göster
For most of history, people depended on natural light after sunset.
It's difficult to measure: it ile görevi önce değerlendirmek
“It's difficult to measure” önden gelen it yapısını kullanır. It's dilbilgisel öznedir, difficult değerlendirmeyi verir ve to measure a dream değerlendirilen eylemi adlandırır. Mantıksal özne it değil, mastar öbeğidir. Değerlendirmeyi başa almak cümleyi işlemeyi kolaylaştırır: dinleyen kişi eylemin tamamını duymadan önce görevin zor olduğunu öğrenir. Difficult, görevin çaba gerektirdiğini veya kolay bir yöntemi olmadığını anlatır; kendiliğinden imkânsız anlamına gelmez.
Alıştırma
Değerlendirmeyi önce, eylemi sonra veren cümleyi seçin.
- It's difficult to measure a dream.
- To measure a dream is difficult.
- Measuring a dream is difficult.
Cevabı göster
It's difficult to measure a dream.
And if you ask them to tell you what they dreamt, Dilbilgisi
0:21Onlardan gördükleri rüyayı anlatmalarını isterseniz de,
ask them to tell you: birinden bir şey yapmasını istemek
ask + kişi + to + fiil yapısı, o kişiden bir şey yapmasını istemek anlamına gelir. Bu cümlede them, isteğin yöneltildiği kişidir; tell you ise istenen eylemdir. Konuşan kişi, onların rüyalarını size anlatmalarını istiyor. Kişi, ask ile to + fiil arasına gelir. Bu yapı günlük isteklerde ve yönergelerde sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi doğal biçimde tamamlayan ifadeyi seçin: Before school, I will ___.
- ask my brother to pack my lunch
- ask to my brother to pack my lunch
- ask my brother pack my lunch
Cevabı göster
ask my brother to pack my lunch
it's estimated that we forget 95% of the dreams we have, Dilbilgisi
0:27gördüğümüz rüyaların %95'ini unuttuğumuz tahmin ediliyor;
it's estimated that: kişiyi belirtmeden tahmin bildirmek
It's estimated that, tahmini yapan kişi veya grubu belirtmeden bilgi sunan, kişisiz bir edilgen bildirme yapısıdır. Bir sonucu ya da sayıyı tanıtır; bildirilen bilgi that'ten sonra gelen yan cümlede yer alır. estimated, sayının yaklaşık olduğunu ve kesin olarak kanıtlanmış bir gerçek olmadığını gösterir. Burada that'ten sonraki cümle tahmini açıklar: rüyalarımızın yüzde 95'ini unuturuz.
Alıştırma
Kesin sayı bilinmiyor. Yaklaşık bir rakamı kişisiz bildirme yapısıyla sunan cümleyi seçin.
- Researchers counted exactly 3,000 visitors here each year.
- It's estimated that about 3,000 visitors come here each year.
- The guide reports that exactly 3,000 visitors come here each year.
Cevabı göster
It's estimated that about 3,000 visitors come here each year.
especially within the first 10 minutes of having them.
0:32özellikle de onları gördükten sonraki ilk 10 dakika içinde.
But then, in 1952 something amazing happened. Anlatım akışı
0:35Ama sonra 1952'de inanılmaz bir şey oldu.
Hikâyede dönüm noktası bildiren But then,
But then, ifadesi but sözcüğünün karşıtlık anlamını then sözcüğünün zaman içindeki ilerleme anlamıyla birleştirir. Bu cümlede anlatımı uzun süren bir zorluktan 1952'deki önemli bir olaya taşır. Ardından gelen şeyin yalnızca bir sonraki olay değil, yön değişikliği ya da beklenmedik bir gelişme olduğunu gösterir. Aynı yapı bir hikâyede, açıklamada veya tarih anlatımında böyle bir dönüm noktasını belirtmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Hem karşıtlığı hem de zamanda yeni bir adımı göstermek için cümleyi tamamlayacak en iyi ifadeyi seçin: The team was losing. ____ Mia scored the winning goal.
- But then,
- Then,
- For example,
- But,
Cevabı göster
But then,
Researchers at the University of Chicago found this.
0:39Chicago Üniversitesindeki araştırmacılar bunu keşfetti.
that occurs during a certain stage of a person's sleeping.
0:46ve uykunun belirli bir evresinde ortaya çıkar.
When researchers awoke people during this stage,
0:50Araştırmacılar insanları bu evrede uyandırdıklarında,
they almost always reported that they had been dreaming. Dilbilgisi
0:53neredeyse her seferinde rüya gördüklerini söylediler.
reported that they had been dreaming: daha önce süren bir etkinliği bildirmek
Reported that, bilgiyi birinin aktardığı sözler olarak sunar. Bu cümlede araştırmacılar, insanların yaşadıklarını söyledikleri şeyi aktarıyor; rüyaları doğrudan gözlemlediklerini söylemiyorlar. Had been dreaming, past perfect progressive yapısıdır: had been + -ing alan bir fiil. Devam eden bir etkinliği daha sonraki bir geçmiş zaman noktasının önüne yerleştirir. Burada, insanların uyandırılıp bildirim yaptıkları ana kadar rüya görme etkinliğinin sürdüğünü vurgular.
Alıştırma
Rüya görmenin daha önceki geçmiş ana kadar sürdüğünü gösteren yapıyı yazarak cümleyi tamamlayın: After the alarm woke Mia, she reported that she ____ about a beach.
Cevabı göster
had been dreaming
rapidly darting all over the place underneath their eyelids.
1:01göz kapaklarının altında hızla bir o yana bir bu yana kayar.
are going crazy: yoğun hareketi anlatan abartılı kullanım
Bu cümlede are going crazy gündelik ve abartılı bir ifadedir: göz küreleri son derece hızlı ve güçlü biçimde hareket ediyor. Gözlerin gerçekten aklını yitirdiği anlamına gelmez. go crazy kalıbı, bir hareketin çılgınca, yoğun ya da kontrol edilmesi zor hâle gelmesini anlatabilir. Ardından gelen rapidly darting all over the place ifadesi, burada kastedilen hareketi açıklar.
Alıştırma
“people's eyeballs are going crazy,” cümlesinde are going crazy burada ne anlama geliyor?
- Göz küreleri ruhsal bir hastalık geliştiriyor.
- Göz küreleri çok hızlı ve yoğun biçimde hareket ediyor.
- Göz küreleri hareket etmeyi bıraktı.
- Göz kapakları yavaşça açılıp kapanıyor.
Cevabı göster
Göz küreleri çok hızlı ve yoğun biçimde hareket ediyor.
You can actually see this happening if you watch people sleep, Dilbilgisi
1:03İnsanları uyurken izlerseniz bunun gerçekleştiğini gerçekten görebilirsiniz,
watch people sleep: watch + nesne + yalın fiil
watch people sleep yapısında watch fiilinden sonra people nesnesi ve to almayan sleep yalın fiili gelir. sleep, people'ın yaptığı eylemi belirtir; watch ile eş görevli ikinci bir temel fiil değildir. watch gibi algı fiillerinden sonra nesne + yalın fiil, gözlemlenen eylemi bir bütün olarak sunar. to kullanılmaz: watch people sleep denir, watch people to sleep denmez.
Alıştırma
watch + nesne yapısından sonra cross fiilinin yalın biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: We watched the ducklings ____ the road from one side to the other.
Cevabı göster
cross
“Pretty bizarre stuff”: gündelik pretty ve sayılamayan stuff
pretty bizarre stuff ifadesinde pretty, “oldukça” ya da “epey” anlamına gelen gündelik bir derece zarfıdır. bizarre sözcüğünün derecesini artırır; burada “güzel” anlamına gelmez. stuff, tek tek adlandırılmayan şeyleri, olayları veya maddeleri topluca belirten sayılamayan genel bir isimdir. Burada konuşmacının ayrıntıları vermeden önce birkaç garip olgudan kısaca söz etmesini sağlar; dolayısıyla pretty bizarre stuff, “oldukça tuhaf şeyler veya olaylar” demektir.
Alıştırma
“We found some pretty bizarre stuff in the old cabinet.” ne anlama gelir?
- Konuşmacının tek tek adlandırmadığı oldukça tuhaf bazı şeyler bulduk.
- Güzel ama sıra dışı bazı nesneler bulduk.
- Birkaç tuhaf nesne bulduk ve stuffs normal sayılabilen biçimdir.
Cevabı göster
Konuşmacının tek tek adlandırmadığı oldukça tuhaf bazı şeyler bulduk.
If you look at the electrical activity of a brain that is in REM sleep,
1:10REM uykusundaki bir beynin elektriksel aktivitesine bakarsanız,
it almost exactly mimics the way the brain acts when it's awake. Dilbilgisi
1:14uyanıkkenki çalışma biçimini neredeyse birebir taklit ettiğini görürsünüz.
“The way the brain acts”: the way + yan cümle
the way the brain acts ifadesinde the way, the brain acts yan cümlesini getirir ve beynin davranışını ya da işleyişini bir biçim veya örüntü olarak sunar. İfadenin tamamı “beynin nasıl çalıştığı” anlamındadır; fiziksel bir yol veya yön anlamına gelmez. Başka durumlarda kullanılabilen kalıp the way + özne + fiil biçimindedir. way sözcüğünden sonraki yan cümle açıklanan davranışı veya süreci belirtir; bu nedenle kalıp insanlar, cihazlar, sistemler ve başka şeyler için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki isim temelli kalıpla tamamlayın: I like ____ this app organizes my photos.
Cevabı göster
the way
The biggest difference being that the production of chemicals inside the brain, Dilbilgisi
1:18En büyük fark, beyindeki kimyasal maddelerin üretimiyle ilgilidir.
like norepinephrine, serotonin, and histamine,
1:22Norepinefrin, serotonin ve histamin gibi maddelerin üretimi
The biggest difference being that: önceki içeriğe bağlanan bir -ing parçası
“The biggest difference being that”, -ing biçimiyle kurulmuş tamamlayıcı bir parçadır. Burada yeni ve tamamen bağımsız bir cümle başlatmak yerine önceki ifadeye en önemli karşıtlığı ekler. “the main/biggest difference being that + yan cümle” kalıbı, önemli bir açıklama eklerken konuşmada ve günlük anlatımlarda yaygındır. “Being”, bu parçayı dil bilgisi açısından önceki içeriğe bağımlı bırakır.
Alıştırma
Aşağıdaki resmî raporda hangi düzeltme ikinci cümleyi tamamlar? The two designs look similar. The biggest difference being that one uses less energy.
- The biggest difference that one uses less energy.
- The biggest difference be that one uses less energy.
- The biggest difference is that one uses less energy.
Cevabı göster
The biggest difference is that one uses less energy.
And that causes the muscles to stop moving, Dilbilgisi
1:27Bu da kasların hareket etmesini engeller,
which is why you can dream about flying or running around or fighting ninjas, Anlatım akışı
1:30bu yüzden rüyanızda uçabilir, etrafta koşabilir veya ninjalarla dövüşebilirsiniz,
Sonuçlar için cause + nesne + to-infinitive
“Cause + nesne + to-infinitive” yapısında “cause” nedeni belirtir, nesne etkilenen kişi veya şeyi gösterir, to-infinitive ise ortaya çıkan hareketi ya da değişimi anlatır. Burada kimyasal değişim, kasların hareket etmeyi bırakmasına neden olur. “Make” fiilinden farklı olarak “cause”, sonraki fiilden önce “to” gerektirir: “cause someone or something to do something”. Bu yapı mekanizmaları, sorunları ve sonuçları açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi “cause + nesne + to-infinitive” ile tamamlayın. “Cause” fiilini geçmiş zamanda kullanın. The sudden noise ____ the baby ____ wake up.
Cevabı göster
caused · to
which is why: bir nedeni sonucuna bağlamak
A, which is why B kalıbında which, A’da anlatılan durumun tamamına gönderme yapar. Burada neden, kasların hareket etmeyi bırakmasıdır; which yalnızca yakındaki moving kelimesini göstermez. Which is why, B’yi A’nın açıkladığı sonuç olarak sunar: rüyalarda hareket olabilir ama beden hareketsiz kalır. Önce bir gerçeği veya mekanizmayı, ardından onun açıkladığı sonucu belirtmek için bu kalıbı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
İlk gerçeği sonucun nedeni yapan, dersteki üç kelimelik bağlantıyla cümleyi tamamlayın: The bus was delayed, ____ we arrived late.
Cevabı göster
which is why
People who have a disorder achieving complete REM atonia
1:36REM sırasında tam kas atonisine ulaşamayan kişiler
move around in their sleep and act out their dreams. Öbek fiiller
1:40uykularında hareket eder ve rüyalarını gerçek hareketlerle canlandırırlar.
act out their dreams: rüyadaki hareketleri bedensel olarak yapmak
Act out their dreams ifadesinde act out, rüyalarda gerçekleşen hareketleri bedensel olarak yapmak veya canlandırmak anlamına gelir. Their dreams, neyin canlandırıldığını belirtir; böylece rüyadaki hareketler gerçek beden hareketlerine dönüşür. Act out, özellikle ardından canlandırılan şeyi belirten bir nesne gelmediğinde ve konu davranış olduğunda, güçlü duygular yüzünden kötü veya sorunlu davranmak anlamına da gelebilir. Buradaki anlam bu değildir.
Alıştırma
Bir şeyin olaylarını canlandırmak anlamındaki öbek fiilin geçmiş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın: Yesterday in drama class, the students ____ the story instead of only reading it.
Cevabı göster
acted out
Geçiş ifadesi olarak before you move forward
Burada before you move forward, “bir sonraki bölüme devam etmeden önce” anlamındadır; “fiziksel olarak ileri yürümeden önce” anlamına gelmez. Konuşmanın akışını kısa süreliğine durdurarak konuşmacının dinleyicinin önce bilmesi gereken bilgiyi eklemesini sağlar. before you move forward, ... kalıbı talimatları, sunumları veya toplantıları düzenlemek için kullanılabilir. Ek bilgi duyulmadan mevcut aşamanın bitmediğini belirtir.
Alıştırma
Bir sunumda before you move forward dinleyiciye ne anlatır?
- Önemli bir bilgi önce verileceği için devam etmeden önce duraklamak.
- Daha önceki bir konuya dönüp sonraki bölümü çıkarmak.
- Konuşmacı devam etmeden önce ön tarafa doğru yürümek.
Cevabı göster
Önemli bir bilgi önce verileceği için devam etmeden önce duraklamak.
and not be able to move your body because you're still in REM atonia. Dilbilgisi
1:50ama hâlâ REM atonisinde olduğunuz için bedeninizi hareket ettiremeyebilirsiniz.
Yetersizliği anlatan not be able to move
Not be able to + fiilin yalın hâli, bir kişi veya şeyin yeteneği ya da koşullar nedeniyle eylemi yapamadığını belirtir. Bu cümlede move fiilin yalın hâlidir; dolayısıyla not be able to move, kişi uyansa bile bedenin hareket edememesi anlamına gelir. Can’den farklı olarak be able to biçim değiştirebilir veya başka bir yapının içinde yer alabilir. Burada to wake up and not be able to move sıralı yapısını izler; geçmiş zamanlı bir yan cümlede was not able to move olabilir.
Alıştırma
Bir koşulun hareket etmeyi engellediğini anlatan hedef yapıyla İngilizce cümleyi tamamlayın: “After the accident, he was ____ his left arm.”
Cevabı göster
not able to move
You're completely conscious and you know that you're awake,
1:55Bilinciniz tamamen açıktır ve uyanık olduğunuzu bilirsiniz,
you can also be inside a dream and know that you're dreaming.
2:00rüyanın içinde olup rüya gördüğünüzü bilmeniz de mümkündür.
Karşıtlık belirteci olarak On the flip side
On the flip side, aynı durumun karşıt veya tamamlayıcı tarafını sunan ve çoğunlukla cümle başında kullanılan bir söylem belirtecidir. Burada konu, uyanık olduğu hâlde hareket edememekten rüyanın içindeyken rüya gördüğünü bilmeye geçer. Bu ifade mecazidir: dinleyiciyi bir şeyi çevirip diğer yüzüne bakmayı hayal etmeye yönlendirir. Bir nesneyi fiziksel olarak çevirmekten söz etmez.
Alıştırma
Cümleyi karşıt tarafı sunan samimi ifadeyle tamamlayın: Working from home saves commuting time. ____, it can make work and personal life harder to separate.
Cevabı göster
On the flip side
Lucid dreaming: rüyanın içindeki farkındalık
Lucid dreaming, kişinin uykuda rüya görürken rüyanın içinde bunun bir rüya olduğunu fark etmesi deneyimidir. Dilbilgisi bakımından bu olgunun sayılamayan adıdır; tek bir deneyime a lucid dream denebilir. Burada lucid, rüya gören kişinin farkındalığını anlatır. Bazı kişiler rüyada olanları etkileyebilse de rüyanın net, gerçekçi, mantıklı veya kontrol edilebilir olması gerekmez.
Alıştırma
Lucid dreaming ne anlama gelir?
- Kişi uyandıktan sonra rüyayı kusursuz ayrıntılarla hatırlar.
- Kişi, rüya devam ederken rüya gördüğünü bilir.
- Rüya tamamen mantıklı bir hikâye izler.
Cevabı göster
Kişi, rüya devam ederken rüya gördüğünü bilir.
and it's particularly attractive because while I'm in a lucid dream,
2:07ve özellikle ilgi çekicidir, çünkü bilinçli bir rüya gördüğümde
I can make conscious decisions about what I do. Kalıp ifadeler
2:11ne yapacağıma bilinçli olarak karar verebilirim.
make conscious decisions: bilinçli kararlar vermek
Make a decision / make decisions, İngilizcede karar vermeyi anlatan standart sözcük birlikteliğidir. Burada make bir seçimin oluşturulmasını anlatır; decision ise seçim sayısına göre tekil veya çoğul kullanılır. Conscious, decisions sözcüğünü niteler ve kararların otomatik olarak değil, farkındalıkla ve bilinçli biçimde verildiğini gösterir. Bilinçli rüya bağlamında kişinin seçimlerini kontrol edebildiğini vurgular; yalnızca kişinin baygın olmadığını ifade etmez.
Alıştırma
Cümleyi “bilinçli olarak seçmek” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After reviewing the facts, we can ____ about the schedule.
Cevabı göster
make a conscious decision
wherever I want: sınırsız varış noktası seçimi
To wherever I want ifadesinde wherever, “seçtiğim herhangi bir yer” anlamına gelen bir yer yan cümlesi başlatır. Yan cümlenin tamamı to sözcüğünden sonra gelir ve varış noktasını belirtir, ancak bu noktayı bilinen tek bir yerle sınırlandırmaz. Where ile kurulan bir sorunun aksine bu yan cümle bir yer sormaz. Varış noktasının özgürce seçilebileceğini ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi “seçtiğiniz herhangi bir yer” anlamına gelen üç sözcüklü yan cümleyle tamamlayın: During the trip, we can stop ____.
Cevabı göster
wherever you want
or I can have a tea party with Abraham Lincoln.
2:15ya da Abraham Lincoln ile çay partisi verebilirim.
Be in control: olanları yönlendirmek
Bu cümlede in control, be fiilinden sonra gelen bir tümleçtir. Özneyi —burada I— eylemleri yönlendirebilen veya olayların nasıl gelişeceğine karar verebilen kişi olarak gösterir. Bu bağlamda konuşan kişi, rüyada olanları yönlendirebildiğini anlatır. Neyin kontrol edildiği bağlamdan belli değilse in control of + isim yapısıyla belirtilebilir. Örneğin in control of the car veya in control of the situation denebilir.
Alıştırma
Konuşanın olanları yönlendirdiğini anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Everyone looked nervous, but the team leader said, "I'm ____."
Cevabı göster
in control
But achieving a lucid dream is quite elusive. Kelime
2:19Ancak bilinçli rüya görmeyi başarmak oldukça zordur.
Quite elusive: başarılması belirgin biçimde zor
Elusive, tekrar tekrar aranan ancak bulunması, elde edilmesi veya başarılması yine de zor olan bir şeyi anlatır. Burada berrak bir rüya görmenin imkânsız olduğu değil, güvenilir biçimde gerçekleştirilmesinin zor olduğu söylenir. Quite sıfatı niteler ve derece ekler: hedef belirgin biçimde elusive durumdadır. Elusive, çabaya rağmen başarının sürekli elden kaçtığını ima eder; bu nedenle yalnızca difficult demekten daha belirgindir.
Alıştırma
En uygun kelimeyi seçin: Even after months of searching, the source of the leak remained quite ____.
- illusive
- elusive
- available
- obvious
Cevabı göster
elusive
Howcast has a great video, which I've put in the description,
2:22Açıklama kısmına eklediğim harika bir Howcast videosu var;
that gives some tips and tricks on how to achieve one. Kalıp ifadeler
2:25bilinçli rüya görmek için bazı ipuçları ve püf noktaları veriyor.
Pratik yönlendirme sunan “tips and tricks on how to...”
Tips and tricks, pratik tavsiyeler ve yararlı teknikler anlamına gelen yaygın bir ikili ifadedir. Bu bağlamda tricks, aldatma veya sihir değil, akıllıca yöntemler ve püf noktaları demektir. On how to achieve one bölümü, tavsiyelerin izleyicinin ne yapmasına yardımcı olduğunu belirtir. One, daha önce geçen a lucid dream ifadesine gönderme yapar; dolayısıyla bölüm, bilinçli bir rüyaya ulaşmak için pratik yönlendirme anlamındadır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp tips and tricks on how to + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Cümleyi pratik tavsiye anlamındaki yaygın ikili ifadeyle tamamlayın: The workshop shares ____ on how to take clearer photos.
Cevabı göster
tips and tricks
Researchers were able to deprive mice of REM sleep by using this: Kalıp ifadeler
2:29Araştırmacılar fareleri REM uykusundan mahrum bırakmak için şunu kullandılar:
“Deprive someone of something” yapısı
Deprive, deprive + kişi veya hayvan + of + şey kalıbını izler ve öznenin normalde erişebildiği ya da ihtiyaç duyduğu bir şeye sahip olmasını engellemek anlamına gelir. Burada mice, deprive fiilinin nesnesidir; REM sleep ise farelerin mahrum bırakıldığı şeydir. Cümle, yöntemin farelerin REM uykusu almasını engellediğini söyler; bütün uykularını engellediğini söylemez. Bu yapı deneyler, haklar, fırsatlar ve kaynaklarla ilgili resmî açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi gerekli edatla tamamlayın: The noise deprived the baby ____ sleep.
Cevabı göster
of
meaning that the mouse was only able to sit right on top of this little tiny surface.
2:38böylece fare yalnızca bu küçücük yüzeyin üstünde oturabildi.
but as soon as they reach REM sleep and their muscles relax, Dilbilgisi
2:48ama REM uykusuna geçip kasları gevşediği anda
as soon as: hubungan waktu yang langsung
As soon as bir zaman yan cümleciği başlatır ve ‘olur olmaz’ ya da ‘olduğu anda’ anlamına gelir. Burada REM uykusuna geçmek tetikleyici olaydır ve düşme neredeyse hiç gecikmeden gerçekleşir. Kalıp as soon as + yan cümlecik biçimindedir; ana cümle bunun önünde veya arkasında olabilir. Bir olayın, başka bir olay gerçekleştiği anda başladığını göstermek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi ‘olur olmaz’ anlamındaki hedef zaman bağlacıyla tamamlayın: ____ the sensor detects movement, the door opens.
Cevabı göster
As soon as
What they found was that when mice are not allowed to achieve REM sleep, Dilbilgisi
2:53Araştırmacılar, farelerin REM uykusuna geçmesine izin verilmediğinde,
they have an incredible amount of trouble remembering things. Dilbilgisi
2:57bir şeyleri hatırlamakta inanılmaz derecede zorlandıklarını gördüler.
What they found was that: bir bulguyu odak noktası yapmak
What they found sözleri, öncülünün anlamını kendi içinde taşıyan bir ilgi yan cümleciği oluşturur: Buradaki what soru sözcüğü değil, ‘buldukları şey’ anlamındadır. Yan cümleciğin tamamı bulguyu adlandırır ve was fiilinin öznesidir. What they found was that + yan cümlecik kalıbı bir sözde bölünmüş cümledir. Ana bilgiyi was that sonrasına erteler ve böylece bellekle ilgili sonuca güçlü vurgu yapar. Bu kalıbı, içeriğini vermeden önce bir sonucu öne çıkarmak için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi araştırmacıların temel bulgusunu sunan odak kalıbıyla tamamlayın: ____ the blue light made the seedlings grow more slowly.
Cevabı göster
What they found was that
have an incredible amount of trouble + -ing: bir şeyi yapmakta çok zorlanmak
Have trouble doing something, bir etkinliği yapmakta zorlanmak anlamına gelir. trouble sözcüğünden sonra zorlanılan etkinlik normalde -ing biçimiyle ifade edilir; bu yüzden burada to remember değil, remembering kullanılır. An incredible amount of, trouble sözcüğünün derecesini güçlendirir. Bu anlamda trouble sayılamayan bir isimdir, dolayısıyla amount uygundur; ifadenin tamamı bir şeyleri hatırlamanın onlar için son derece zor olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi have trouble + -ing yapısıyla tamamlayın: Maya ____ names at parties.
Cevabı göster
has trouble remembering
If you have people remember word pairs and then you don't allow them to sleep, Dilbilgisi
3:02İnsanlara kelime çiftleri ezberletip sonra uyumalarına izin vermezseniz,
the next day their memory for that stuff is incredibly terrible.
3:06ertesi gün bu bilgileri neredeyse hiç hatırlayamazlar.
have + kişi + fiilin yalın biçimi: have people remember
Have + kişi + fiilin yalın biçimi bir ettirgen yapıdır: özne, başka bir kişinin bir eylemi yapmasını ayarlar, ister veya sağlar. Bu deneyde people katılımcılardır ve remember word pairs onlara verilen görevdir. Kişiden sonraki fiil to almaz: have people to remember değil, have people remember denir. Bu yapı, sözcük çiftlerini hatırlayan insanlara sahip olmak anlamına da gelmez.
Alıştırma
Ettirgen yapıyı practice fiilinin yalın biçimiyle tamamlayın: The coach will have the players ____ the new drill twice.
Cevabı göster
practice
But memory and REM does not stop there. Anlatım akışı
3:09Ancak hafıza ile REM uykusu arasındaki ilişki bununla sınırlı değildir.
Devamında daha fazlası olduğunu gösteren does not stop there
Bu cümlede does not stop there, az önce belirtilen noktanın anlatılacakların tamamı olmadığını gösteren bir söylem işaretidir. Dinleyiciye, ilgili başka bir bulgunun veya sonucun birazdan açıklanacağını bildirir. Bu ifade, gerçek anlamda bir hareketi veya fiziksel bir durma noktasını anlatmaz; bilgiyi düzenler. Bir düşünceyi geliştirmek ve daha fazla kanıt, etki ya da ayrıntı geleceğine dair beklenti oluşturmak için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi en iyi tamamlayan ve ardından başka bir faydanın geleceğini gösteren ifadeyi seçin: The update made the app faster, but the improvement _____; it also reduced battery use.
- does not stop there
- does not begin there
- stops there
Cevabı göster
does not stop there
If a person learns a difficult new task during the day,
3:12Bir kişi gün içinde yeni ve zor bir şey öğrenirse,
say a new instrument or a new type of difficult puzzle,
3:14örneğin yeni bir enstrüman çalmayı ya da yeni türde zor bir bulmacayı çözmeyi,
you can measure the electrical activity in their brain while they do that.
3:18bunu yaparken beynindeki elektriksel aktiviteyi ölçebilirsiniz.
Sonucun değişmediğini gösteren whether ... or not
Whether they know it or not, onların farkında olup olmamasından bağımsız olarak anlamına gelen bir ödünleme yapısıdır. İki olasılığı — bilmeyi ve bilmemeyi — ortaya koyar ve ana ifadenin her iki durumda da geçerli olduğunu belirtir. Burada, onların farkındalığıyla ilgili bir ara açıklamadır; cevap bekleyen bir evet-hayır sorusu değildir. whether + yan cümle + or not kalıbı, bilginin, seçimin veya tercihin sonucu değiştirmediğini vurgulayabilir.
Alıştırma
Cümleyi ödünleme bildiren whether ... or not kalıbıyla tamamlayın: ____ they realize it ____, the deadline still applies.
Cevabı göster
Whether · or not
Many popular theories about why we dream are variations on the idea that while we sleep, Kalıp ifadeler
3:28Neden rüya gördüğümüze dair yaygın teorilerin çoğu, biz uyurken
variations on the idea that: aynı fikrin farklı biçimleri
variations on the idea that ifadesi, tek bir temel fikrin farklı biçimleri veya sürümleri anlamına gelir. Teoriler ayrıntılarda farklı olabilir, ancak that sözcüğünden sonra gelen temel iddiayı paylaşırlar; tamamen aynı teori değildirler. Buradaki on, fikri bir temel veya tema olarak sunar; that ise ifadeyi tamamlayan önermeyi başlatır. Bu ifade, farklılıkları koruyarak birçok teoriyi ortak bir temel etrafında toplar.
Alıştırma
Temel bir fikri paylaşan, ancak ayrıntıları farklı olan birkaç planı doğru anlatan cümle hangisidir?
- The plans are variations at the idea that the park should be easier to use.
- The plans are variations with the idea that the park should be easier to use.
- The plans are variations on the idea that the park should be easier to use.
Cevabı göster
The plans are variations on the idea that the park should be easier to use.
the unconscious part of our brain is busy organizing memories Dilbilgisi
3:34beynimizin bilinçdışı kısmının anıları düzenlemekle meşgul olduğu,
is busy organizing memories: anıları düzenlemekle meşgul olmak
be busy + fiil-ing yapısı, bir etkinlikle meşgul olmayı ifade eder. is busy organizing memories ifadesinde organizing memories devam eden işi belirtir ve beyin, anılar üzerinde bilinçli olarak çalışabilen bir varlık gibi anlatılır. busy, zamanın veya dikkatin bu etkinliğe ayrılmış olmasını vurgular. Yalnızca gelecekteki bir amacı değil, sürmekte olan bir uğraşı anlatır; bu nedenle cümle, uyku sırasında anıların düzenlenmesini devam eden bir çalışma olarak sunar.
Alıştırma
Devam eden bir etkinlik için be busy + fiil-ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The librarian is busy labeling the new books.
- The librarian is busy to label the new books.
- The librarian is busy label the new books.
Cevabı göster
The librarian is busy labeling the new books.
and strengthening connections from the day before that we need in the future,
3:37gelecekte ihtiyaç duyacağımız, önceki günden kalan bağlantıları güçlendirdiği
while getting rid of the junk that would otherwise clog the brain. Notlar
3:41ve aksi hâlde beyni tıkayacak gereksiz bilgileri attığı fikrinin farklı biçimleridir.
Getting rid of: istenmeyen bir şeyden kurtulmak
getting rid of the junk ifadesinde getting rid of, beynin ihtiyaç duymadığı bilgileri ortadan kaldırmak veya beyni bu bilgilerden kurtarmak anlamına gelir. Junk burada mecazidir; fiziksel çöp değil, gereksiz bilgi demektir. Sabit yapı get rid of + isim veya zamirdir. Get, buradaki getting örneğinde olduğu gibi, zamana veya görünüşe göre biçim değiştirir; ancak rid ile of birlikte kalır: get rid of clutter, get rid of a problem, get rid of it.
Alıştırma
Cümleyi, hedef ifade get rid of'un cümlenin gerektirdiği biçimini kullanarak tamamlayın: We are finally ____ these broken chairs.
Cevabı göster
getting rid of
Would otherwise clog the brain: söylenmeyen koşul ve mecaz
Would otherwise clog the brain, temizleme gerçekleşmese gereksiz bilgilerin beyni tıkayacağı anlamına gelir. Otherwise karşıt duruma işaret eder, would ise bu durumun varsayımsal sonucunu sunar. getting rid of the junk zaten koşulu sağladığı için if yan cümlesi açıkça söylenmez. Clog normalde bir boruyu veya geçidi tıkayan bir şeyi anlatır. Burada mecazidir: gereksiz bilgiler beyni doldurup açık düşünmeyi engellerdi; beyni fiziksel olarak tıkamazdı.
Alıştırma
Cümledeki would otherwise clog the brain ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Beyin gereksiz bilgileri hiçbir yardım olmadan kaldırırdı.
- Gereksiz bilgiler kaldırılmasaydı beyni doldururdu.
- Gereksiz bilgiler beyni zaten fiziksel olarak tıkadı.
Cevabı göster
Gereksiz bilgiler kaldırılmasaydı beyni doldururdu.
these electrical impulses are detected by our conscious brain,
3:46bu elektriksel uyarıları beynimizin bilinçli kısmı algılar,
so the theory goes: doğrulanmamış bir açıklamayı aktarmak
Burada so the theory goes, iddiayı bölerek bunun kanıtlanmış bir gerçek değil, bir teorinin öne sürdüğü açıklama olduğunu gösterir. Cümle devam etmeden önce dinleyiciye çevresindeki açıklamayı nasıl değerlendirmesi gerektiğini bildirir. Bu aktarma kullanımında goes, “bu şekilde ifade edilir” veya “anlatı bu şekilde ilerler” anlamına gelir; hareket bildirmez. İfade ayrıca konuşanın iddiayla arasına biraz mesafe koymasına olanak tanır ve hafif bir kuşku ima edebilir.
Alıştırma
İddiayı kanıtlanmış bir gerçek değil, bir teori olarak işaretleyen aktarma ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The new schedule helps children sleep better—or ____.
Cevabı göster
so the theory goes
and our cortex freaks out and doesn't know what it means, Öbek fiiller
3:49beyin korteksimiz paniğe kapılır ve bunların ne anlama geldiğini bilemez,
freaks out: ani korku veya kafa karışıklığıyla tepki vermek
Bu cümlede freaks out, “ani ve yoğun bir korku veya kafa karışıklığıyla tepki verir” anlamındadır. Korteks, sinyalleri yorumlayamadığı için paniğe kapılan bir insanmış gibi kişileştirilir. Bu öbek fiil duygusal veya zihinsel bir tepkiyi anlatır ve etkiyi artırmak için çoğu zaman abartılı kullanılır; özne kelimenin gerçek anlamıyla freak adlı bir eylem yapmaz.
Alıştırma
“My little brother freaks out when the lights suddenly go off,” cümlesinde freaks out ne anlama gelir?
- Işıkları yeniden açar.
- Çok korkar veya üzülür.
- Sorunu sakince açıklar.
Cevabı göster
Çok korkar veya üzülür.
and so it tries its best to create a cohesive story, Kalıp ifadeler
3:52bu yüzden tutarlı bir hikâye oluşturmak için elinden geleni yapar
tries its best to create: try one's best to do something yapısı
Bu cümlede tries its best to create, yaratmak için elinden gelen en büyük çabayı gösterir anlamındadır. Beyin korteksi kişileştirilerek çaba gösterebilen bir varlıkmış gibi anlatılır; bu ifade başarılı olacağını garanti etmez. Yapı try + iyelik belirleyicisi + best + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. İyelik belirleyicisi özneye uymalıdır: I try my best, she tries her best, it tries its best ve they try their best. Bu kalıpta the değil, iyelik belirleyicisi kullanılır; try the best to do something standart değildir.
Alıştırma
Cümleyi try one's best to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın. Mia wanted to help, so she ____ solve the problem.
Cevabı göster
tried her best to
create a cohesive story: parçaları bir bütün hâlinde bağlamak
Burada create a cohesive story, dağınık malzemeyi hikâyenin parçaları birbirine bağlanıp tek bir bütün gibi hissedilecek biçimde düzenlemek demektir. Cohesive, parçalar arasındaki bağları ve bütünlüğü vurgular; hikâyenin doğru, heyecanlı veya ayrıntılı olduğu anlamına gelmez. create + a cohesive + isim yapısı, ayrı parçalar bilinçli olarak birleşik bir sonuca dönüştürüldüğünde kullanışlıdır. Özellikle yazı, sunum, tasarım ve açıklamalarda görülür.
Alıştırma
Örnekteki create a cohesive story ifadesinin anlamına hangi seçenek uyar?
- create a cohesive story: ayrı parçaları birleşik bir bütün hâlinde bağlamak
- create a funny story: mizah eklemek
- create an accurate story: her ayrıntıyı olgusal olarak doğru yapmak
Cevabı göster
create a cohesive story: ayrı parçaları birleşik bir bütün hâlinde bağlamak
This would explain why dreams are often so fantastic and seemingly random. Notlar
3:58Bu, rüyaların neden çoğu zaman fantastik ve görünüşte rastgele olduğunu açıklayabilir.
This would explain why: ihtiyatlı bir çıkarım
Bu cümlede This, daha önce öne sürülen mekanizmaya gönderme yapar; would explain why ise sonraki durumu bu mekanizmanın açıklayabileceği bir sonuç olarak sunar. Kalıp This would explain why + yan cümledir. Buradaki would, ihtiyatlı bir çıkarımı gösterir: öne sürülen fikir doğruysa gözlemlenen durumu açıklayabilir. Temel işlevi geçmişten bakılan bir geleceği anlatmak değildir.
Alıştırma
Varsayımsal açıklamayı hedef ifadeyle tamamlayın: If the road were flooded, ____ the bus is late.
Cevabı göster
this would explain why
Seemingly random: kesinlik değil, görünüş
Seemingly random, bir şeyin hiçbir düzeni yokmuş gibi göründüğü anlamına gelir. Seemingly, şeyin kendisi hakkında kanıtlanmış bir gerçeği değil, gözlemcinin edindiği izlenimi anlatır. Bu nedenle ifade, görünmeyen bir neden veya düzen bulunması ihtimalini açık bırakır. Bu cümlede rüyalar yüzeyde rastgele görünür; ancak öne sürülen teori onların nasıl oluştuğunu açıklamaya çalışır.
Alıştırma
İşaretlerin yalnızca düzensiz göründüğünü ve gizli bir şekil bulunabileceğini en iyi hangi ifade anlatır?
- carefully arranged
- seemingly random
- truly random
Cevabı göster
seemingly random
not supposed to make sense: başarısızlık değil, beklenen işlevin olmaması
Bu cümlede be not supposed to + fiilin yalın hâli, bir beklentinin veya amaçlanan işlevin bulunmadığını anlatır. Rüyaların bir kuralı çiğnediği ya da görevini yerine getirmediği anlamına gelmez. Make sense, “mantıksal olarak tutarlı veya anlaşılır olmak” demektir. İfade bir bütün olarak rüyaların mantıklı bir hikâye oluşturmasının beklenmediğini, bu nedenle mantıksız olmalarının başarısızlık sayılmadığını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: A surreal painting isn't ____ immediately.
Cevabı göster
supposed to make sense
It's just the results of our cortex is trying to synthesize the noise
4:05Bu sadece korteksimizin bütün o gürültüyü bir araya getirmeye çalışmasının sonucudur;
coming from all the work being done back in the unconscious.
4:09o gürültü de bilinçdışında yapılan tüm işlerden gelir.
Under this way of thinking: bir iddiayı belirli bir bakış açısıyla çerçevelemek
Under this way of thinking, sonraki iddianın çerçevesini belirleyen ve cümlenin başında kullanılan bir edat öbeğidir. Under burada mecazidir: fiziksel bir konumu değil, “belirli varsayımlar içinde” anlamını taşır. Çerçeveyi başa koyan konuşmacı, “rüyalar bir epifenomendir” iddiasının kapsamını sınırlar. İddia koşulsuz bir gerçek olarak değil, belirli bir teori içinde ulaşılan sonuç olarak sunulur.
Alıştırma
Hangi seçenek, bir iddiayı yalnızca daha önce belirtilmiş bir bakış açısı içinde geçerli olarak sunar?
- Because of this, the policy seems fair.
- Under this way of thinking, the policy seems fair.
- After this, the policy seems fair.
Cevabı göster
Under this way of thinking, the policy seems fair.
They're not a primary process that has a purpose.
4:16Belirli bir amacı olan birincil bir süreç değildirler.
epiphenomenon: ana süreç değil, ikincil bir olgu
Epiphenomenon, daha temel bir süreçten doğan veya ona eşlik eden ikincil bir olgudur. Rüyaları epiphenomenon olarak adlandırmak, onları kendi amacı olan ana süreç değil, bir yan ürün olarak sunar. Burada çoğul özne dreams, topluca tek bir olgu türü olarak ele alınır. Sözcük yalnızca “nadir veya tuhaf bir olay” anlamına gelmez; önemli olan, başka bir sürece göre ikincil konumda olmasıdır.
Alıştırma
Bu cümlede epiphenomenon ne anlama geliyor?
- Daha temel bir süreç tarafından üretilen ikincil olgu
- Nedeni bilinmeyen nadir bir olay
- Bir amaca ulaşmak üzere tasarlanmış ana süreç
Cevabı göster
Daha temel bir süreç tarafından üretilen ikincil olgu
they're the accidental result of a more important Kalıp ifadeler
4:20daha önemli bir sürecin tesadüfi sonucudurlar
process going on behind the conscious brain. Öbek fiiller
4:22ve bu süreç bilinçli beynin arka planında işler.
accidental result of: bir şeyin neden olduğu kasıtsız sonuç
X is the accidental result of Y kalıbı, Y'nin X'e neden olduğunu ancak X'i üretmenin Y'nin amacı olmadığını söyler. Burada accidental, result sözcüğünü niteler; of ise sonuca neden olan süreci tanıtır. Bu nedenle accidental bu bağlamda “kasıtsız” veya “yan ürün olarak ortaya çıkan” anlamındadır. Mutlaka bir kaza, çarpışma veya aksilik yaşandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
“Bir şeyin neden olduğu kasıtsız sonuç” anlamındaki derste geçen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The strange color was the ____ the new lighting system.
Cevabı göster
accidental result of
“gerçekleşmek” anlamındaki going on
Burada going on, “meydana gelmek” veya “gerçekleşmek” anlamına gelir. Daha önemli süreci, bilincin dışında arka planda etkin olan bir süreç olarak sunar. Özne bir olay, etkinlik veya süreç olduğunda be going on çoğu zaman “What is happening?” sorusunu yanıtlar. go on başka yapılarda farklı anlamlara gelebildiği için burada anlamı bağlam belirler.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “gerçekleşmek” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: A quiet change is ____ inside the organization.
Cevabı göster
going on
They believe that dreams serve a primary purpose, Kalıp ifadeler
4:28Onlar rüyaların birincil bir amaca hizmet ettiğine,
and that purpose is to prepare us for threats. Kalıp ifadeler
4:31bu amacın da bizi tehditlere hazırlamak olduğuna inanıyor.
serve a primary purpose: ana işlevi yerine getirmek
Bu cümlede serve, “birine hizmet sunmak” değil, “yerine getirmek” veya “işlev görmek” anlamındadır. Serve a purpose, yararlı bir işleve ya da var olma nedenine sahip olmak demektir; primary ise bu işlevin ana işlev olduğunu belirtir. X serves a purpose kalıbı; bir tasarımın, kuralın, davranışın veya biyolojik sürecin neden var olduğunu ya da hangi işlevi yerine getirdiğini açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “ana işlevini yerine getirir” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The red stripe on the step ____: it warns people about the change in height.
Cevabı göster
serves a primary purpose
prepare someone for something: birini bir şeye hazırlamak
prepare us for threats ifadesinde prepare + kişi + for + isim öbeği, kişiyi gelecekteki bir durumla yüzleşmeye hazır hâle getirmek anlamına gelir. Burada us hazırlanan kişileri, threats ise daha sonra karşılaşabilecekleri şeyi belirtir. Gelecekteki zorluk bir şey ya da durum olarak adlandırıldığında prepare someone for something kalıbını kullanın.
Alıştırma
Cümleyi prepare someone for something kalıbıyla tamamlayın: The safety drill will ____ us ____ emergencies.
Cevabı göster
prepare · for
abandonment, anger, and the most common of all,
4:40terk edilmişlik, öfke ve hepsinden daha yaygın olan
prevalent emotions: yaygın, yoğun değil
prevalent emotions ifadesinde prevalent, bu duyguların rüyalarda sık görüldüğü veya yaygın olduğu anlamına gelir. Duyguların ne kadar güçlü hissedildiğini değil, ne sıklıkta ortaya çıktığını anlatır. Bir durumun, davranışın, görüşün veya duygunun bir grup, yer ya da dönem içindeki dağılımını tartışmak için prevalent kullanın.
Alıştırma
prevalent emotions ifadesinde prevalent bize neyi anlatır?
- Duygular ilgili grup veya ortamda sık görülür.
- Duygular son derece güçlü hissedilir.
- Duygular her zaman hoştur.
Cevabı göster
Duygular ilgili grup veya ortamda sık görülür.
we had no idea what kind of threats we might encounter during the day. Dilbilgisi
4:48gün içinde ne tür tehditlerle karşılaşabileceğimize dair hiçbir fikrimiz yoktu.
The theory goes like this: ile açıklama başlatmak
The theory goes like this:, bir teoriyi adlandırma veya özetleme aşamasından teorinin nasıl işlediğini açıklama aşamasına geçildiğini gösteren bir söylem işaretidir. İki nokta sonrasına yönelir: ardından gelen ayrıntılar teorinin içeriğini oluşturur. Burada konuşmacı bu ifadeyi ilk insanlar ve belirsiz tehditler hakkında düzenli bir açıklamaya başlamak için kullanır. Dinleyici bir sonuç veya teorinin doğru olduğuna dair kanıt değil, yapılandırılmış bir anlatım beklemelidir.
Alıştırma
Ayrıntılı bir açıklamanın başlayacağını gösteren tam ifadeyle girişi tamamlayın: “____: First, the app compares the two files.”
Cevabı göster
The theory goes like this
Back when ile uzak geçmişteki bir dönemi belirtmek
Back when geçmişteki bir zamanı tanıtır ve cümleye geriye dönüp bakma, çoğu zaman da “uzun zaman önce” hissi verir. Back geçmişe dönük zaman çerçevesini güçlendirir; fiziksel bir geri dönüş hareketini anlatmaz. Ardından back when we were early humans örneğindeki gibi bir yan cümle gelir. Bu ifade, konuşmacı ne olduğunu veya koşulların nasıl olduğunu anlatmadan önce, çoğu zaman o zamandan beri değişmiş olan eski bir durumu kurar.
Alıştırma
Anıya geriye dönük ve uzun zaman önce hissi veren iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: “____ I was a child, we wrote letters by hand.”
Cevabı göster
Back when
what kind of threats we might encounter: dolaylı soru söz dizimi
what kind of threats we might encounter bir dolaylı sorudur ve onların bilmediği bilginin içeriğini belirtir. had no idea ifadesinin tamamlayıcısıdır; tek başına duran doğrudan bir soru değildir. Bir bildirim cümlesinin içinde bulunduğu için düz cümle söz dizimini korur: we öznesi might kipinden önce gelir. might encounter belirsiz bir olasılığı, what kind of threats ise tehditlerin türünü ifade eder.
Alıştırma
Aşağıdaki cümlelerden hangisi had no idea ifadesinden sonra dolaylı soruyu doğru kullanır?
- What kind of threats we might encounter, we had no idea.
- We had no idea what kind of threats might we encounter.
- We had no idea what kind of threats we might encounter.
Cevabı göster
We had no idea what kind of threats we might encounter.
our brain would simulate anxieties while we slept to make us better prepared Dilbilgisi
4:53beynimiz, biz uyurken kaygılı durumları canlandırır ve bizi
for that feeling in the real world.
4:58gerçek dünyada bu duyguya karşı daha hazırlıklı hâle getirirdi.
to make us better prepared: bizi daha hazırlıklı hale getirmek
to make us better prepared bir amaç ifadesidir ve beynin neden kaygıları simüle ettiğini açıklar. Bu ifade, gerçek hayatta o duyguyla karşılaşmaya daha hazırlıklı olmamızı sağlamak anlamına gelir. Yapı make + nesne + sıfattır: make + us + prepared. Better karşılaştırma biçimidir ve önceye göre daha yüksek bir hazırlık düzeyi gösterir. Bu yapıda make fiilinden sonra prepared sıfatı gelir; to prepare kullanılmaz.
Alıştırma
Hazırlık düzeyindeki değişikliği göstermek için make + nesne + sıfat yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The rehearsal made us to be better prepared for the performance.
- The rehearsal made us better prepared for the performance.
- The rehearsal made better prepared us for the performance.
Cevabı göster
The rehearsal made us better prepared for the performance.
were better at dealing with anxiety in the real world Öbek fiiller
5:02gerçek dünyadaki kaygıyla daha iyi başa çıkıyorlardı
Dealing with anxiety: deal with + isim
Deal with + isim, bir sorun, görev, kişi veya duyguyla ilgilenmek, onu yönetmek ya da ona karşılık vermek anlamına gelir. Burada dealing with anxiety, günlük yaşamda kaygıyı ve etkilerini yönetmek demektir; kaygıyı mutlaka tamamen ortadan kaldırmak anlamına gelmez. Better at dealing with yapısında at edatından sonra -ing biçimindeki dealing gelir. With, deyimsel fiilin bir parçasıdır ve neyle ilgilenildiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için deal with ifadesini doğru biçimde kullanın: She is getting better at ____ anxiety before exams.
Cevabı göster
dealing with
All right, so the theories we discussed today are quite popular,
5:07Pekâlâ, bugün ele aldığımız teoriler oldukça popüler,
but they don't really enjoy a consensus. Kelime
5:10ancak bunlar üzerinde gerçek bir fikir birliği yok.
Resmî kullanımda enjoy a consensus: toplu destek görmek
Resmî İngilizcede enjoy, bir şeyden zevk almak yerine olumlu bir duruma sahip olmak, onu elde etmek veya ondan yararlanmak anlamına gelebilir. Bir teori enjoys a consensus ise bir grubun geniş çaplı anlaşmasına veya desteğine sahiptir. Buradaki don't really enjoy a consensus, teorilerin popüler olmasına rağmen araştırmacılar tarafından yerleşmiş ve ortak bir görüş olarak kabul edilmediğini anlatır. Consensus toplu bir kavramdır: tek bir kişinin görüşü uzlaşı oluşturmaz.
Alıştırma
Hangi cümle önerinin zaten geniş bir toplu desteğe sahip olduğunu doğal biçimde ifade eder?
- The proposal reaches a broad consensus among the committee members.
- The proposal enjoys a broad consensus among the committee members.
- One committee member enjoys a broad consensus.
Cevabı göster
The proposal enjoys a broad consensus among the committee members.
Not everyone: “herkes değil” anlamı, “hiç kimse” değil
Not everyone ifadesinde not, everyone sözcüğünün anlattığı “herkes” grubunun tamamını olumsuzlar. İfade “herkes değil” anlamına gelir. En az bir kişi aynı fikirde değildir, ama bazı kişiler aynı fikirde olabilir. Bu yapıya kısmi olumsuzluk denir. Herkes için geçerli olan bir ifadeyi reddeder, ancak aynı fikirde olan kişi sayısının sıfır olduğunu söylemez.
Alıştırma
Not everyone agrees cümlesi ne anlama gelir?
- En az bir kişi aynı fikirde değildir; diğerleri aynı fikirde olabilir.
- Hiç kimse aynı fikirde değildir.
- Herkes aynı fikirdedir.
Cevabı göster
En az bir kişi aynı fikirde değildir; diğerleri aynı fikirde olabilir.
and they barely scratch the surface of scientific thought about dreams. Deyimler
5:13ve bunlar, rüyalar hakkındaki bilimsel düşüncenin yalnızca yüzeyine dokunuyor.
barely scratch the surface: yalnızca çok küçük bir kısmına değinmek
To scratch the surface, bir şeyin yüzeyini çizme görüntüsünü kullanarak bir konuyu incelemeye başlamayı ama derine inmemeyi anlatır. Barely, ele alınan miktarı daha da küçültür. Bu nedenle barely scratch the surface, çok daha büyük bir konunun yalnızca çok küçük bir kısmını ele almak demektir. Burada, sözü edilen fikirlerin rüyalarla ilgili bilimsel düşünceye yalnızca kısa bir giriş sunduğunu, tam bir açıklama olmadığını belirtir.
Alıştırma
“Yalnızca çok küçük bir kısmını ele almak” anlamındaki dört kelimelik İngilizce deyimle cümleyi tamamla: This ten-minute talk can ____ of the topic.
Cevabı göster
barely scratch the surface
a giant structure in outer space 6,500 light-years away.
5:24uzayda 6.500 ışık yılı uzakta bulunan devasa bir yapı.
Yeni bir bakış açısı sunan Think of It Like This
Think of it like this, konuşmacının bir fikri yeni ve gözde canlandırması daha kolay bir açıdan yeniden açıklamak üzere olduğunu dinleyiciye bildirir. Buradaki it, tek bir fiziksel nesneye değil, daha önce ele alınan konuya gönderme yapar. Bu ifade açıklamayı düzenler: mevcut düşünce akışına kısa bir ara verir ve Kartal Bulutsusu’nu bir karşılaştırma olarak sunar. Başka bağlamlarda soyut bir düşünceyi daha kolay anlaşılır kılan bir benzetme, örnek veya basitleştirilmiş modelden önce kullanılabilir.
Alıştırma
Daha basit bir karşılaştırmayı sunan geçiş ifadesini tamamlayın: ____: a seed is like a tiny package holding a future plant.
Cevabı göster
Think of it like this
Despite Its Distance: Despite + isim öbeği
Despite its distance bir ödünleme ilişkisi kurar. Bulutsunun çok uzakta olması, insanların onun hakkında çok az şey bileceği beklentisini doğurur; ancak ana cümle şaşırtıcı karşıtlığı verir: insanlar onun neden oluştuğunu büyük ölçüde bilir. Despite bir edattır; bu nedenle burada ardından its distance isim öbeği gelir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp despite + isim öbeği veya ulaç ve ardından buna rağmen geçerli kalan bir sonuçtur.
Alıştırma
Hangi cümlede despite bir isim öbeğini sunmak için doğru kullanılmıştır?
- Despite of the cold weather, the children played outside.
- Despite it was cold, the children played outside.
- Despite the cold weather, the children played outside.
Cevabı göster
Despite the cold weather, the children played outside.
pretty much: neredeyse, ama tamamen değil
Pretty much, “neredeyse” veya “büyük ölçüde” anlamına gelir. Bu cümlede konuşanlar şeyin neden oluştuğunu neredeyse tamamen bilir, ancak küçük bir bilinmeyen kısım için pay bırakır. Kesinliğini azaltmak istediğiniz düşüncenin önüne pretty much getirin: pretty much know, pretty much finished veya pretty much the same. Böylece bir şeyin yüzde 100 doğru olduğunu söylemeden genel bir ifade kurabilirsiniz.
Alıştırma
Yalnızca küçük bir ayrıntı hâlâ bilinmiyor. Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? We ____ know how the machine works.
- not at all
- pretty much
- completely
Cevabı göster
pretty much
be made out of: malzemeyi belirtme
Be made out of, “bir malzemeden yapılmış veya oluşmuş olmak” anlamına gelir. What it's made out of içinde what malzemeyi ya da maddeleri sorar ve of, cümlenin içine yerleşmiş sorunun sonunda kalır. Bir şeyi gerçekten biri üretmemiş olsa bile bu ifade onun bileşimini anlatabilir. Burada “hangi maddelerden oluştuğu” anlamındadır; “birinin hangi hikâyeyi uydurduğu” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi “bu malzemeden oluşmuş” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın. The robot costume is ____ recycled cardboard.
Cevabı göster
made out of
We know that it's 100 trillion km tall. Anlatım akışı
5:33Yüksekliğinin 100 trilyon km olduğunu biliyoruz.
and we know where it's going to be in 750 million years.
5:37ve 750 milyon yıl sonra nerede olacağını biliyoruz.
and no one really knows why or for what reason.
5:43ve hiç kimse bunun nedenini ya da amacını gerçekten bilmiyor.
We know ... no one really knows why: bilinen ile bilinmeyen arasında karşıtlık kurmak
Başta tekrarlanan We know, bir dizi gerçeği kesin ve düzenli bilgiler olarak sunar. Aynı kalıbın tekrar kullanılması konuşmaya ivme kazandırır ve çok uzak olaylardan söz eden konuşmacının kendinden emin duyulmasını sağlar. Ancak no one really knows why bu kalıbı tersine çevirir: no one önceki kendinden emin toplu iddiayı reddederken why eksik olan neden açıklamasını gösterir. Bu geçiş, uzak evren hakkındaki kesinliği kişisel bir rüya hakkındaki belirsizlikle karşılaştırır; karşılaştırılan şey fiziksel büyüklük değil, insanların neyi açıklayabildiğidir.
Alıştırma
We know tekrarlandıktan sonra no one really knows why ifadesine geçilmesinin temel etkisi nedir?
- Bulutsunun fiziksel büyüklüğünü bir rüyanın büyüklüğüyle karşılaştırır.
- Uzak şeyler hakkındaki kesin bilgiyi kişisel bir deneyim hakkındaki belirsizlikle karşılaştırır.
- İnsanların neden rüya gördüğüne ilişkin birkaç bilimsel açıklama sunar.
- Konuşmacının daha önce belirttiği gerçekleri unuttuğunu gösterir.
Cevabı göster
Uzak şeyler hakkındaki kesin bilgiyi kişisel bir deneyim hakkındaki belirsizlikle karşılaştırır.
If you want to learn more about the world,
5:57Dünya hakkında daha fazla şey öğrenmek istiyorsanız,
I highly recommend Smarter Every Day. Ton ve niyet
5:59Smarter Every Day'i kesinlikle tavsiye ederim.
I highly recommend: güçlü ve nazik bir tavsiye
I highly recommend, konuşanın olumlu bir değerlendirmeye dayanarak güçlü ve olumlu bir tavsiyede bulunduğunu anlatır. Highly, recommend fiilini niteleyen bir zarftır; bu nedenle ifade I recommend sözünden daha güçlüdür, ancak yine de bir tavsiyedir, emir değildir. Yaygın kalıp I highly recommend + isim veya etkinlik biçimindedir; örneğin I highly recommend this book ya da I highly recommend visiting early.
Alıştırma
Güçlü ama nazik bir tavsiye vermek için dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: After trying several beginner dictionaries, ____ this one.
Cevabı göster
I highly recommend
It's a show here on YouTube by a guy named Destin,
6:01Bu, Destin adlı birinin YouTube'da yaptığı bir program;
He's the guy who did the chicken thing from the Leanback.
6:06Leanback'teki şu tavuk olayını yapan kişi de o.
Retorik övgü olarak What more could you ask for?
“What more could you ask for?” retorik bir sorudur. Konuşan kişi, dinleyenden başka bir şey daha söylemesini istemez. Daha önce sayılan şeylerin çok çekici olduğunu ve birinin isteyebileceği hemen hemen her şeyi sunduğunu anlatır. Olumlu bir tavsiyede, iyi özellikler listesini coşkulu biçimde tamamlar. Başka bir bağlamda ise ses tonu aynı sözlerin alaycı duyulmasına yol açabilir.
Alıştırma
Mia şöyle diyor: “The park has swings, a pond, and free ice cream today. What more could you ask for?” Son sorusuyla ne demek istiyor?
- Hangi şeyin eksik olduğunu soruyor.
- Park, onun isteyebileceği hemen hemen her şeyi zaten sunuyor.
- Birinin ona daha uzun bir liste vermesine ihtiyacı var.
Cevabı göster
Park, onun isteyebileceği hemen hemen her şeyi zaten sunuyor.
Bir ricayı başlatan do me a favor
“Do me a favor”, ardından gelen eylemi konuşan kişiye yapılan bir iyilik olarak sunar. Burada “go check it out” ifadesini başlatır; böylece harekete geçme çağrısı tarafsız bir talimattan çok kişisel bir rica gibi duyulur. Yaygın kalıp do me a favor and + fiilin yalın hâlidir. and sonrasındaki sözler, konuşan kişinin nasıl bir yardım istediğini belirtir.
Alıştırma
Sonraki eylemi konuşan kişiye yapılan bir iyilik olarak sunan dört sözcüklük ifadeyle ricayı tamamlayın: “____ and hold the door for me, please.”
Cevabı göster
Do me a favor
check it out: önerilen bir şeyi keşfetmek
Burada check it out, önerilen şeye gidip bakmak, onu incelemek veya deneyimlemek anlamına gelir. Bir şeyin nasıl olduğunu keşfetmeye yönelik genel bir davettir; kelimesi kelimesine dışarıdaki bir şeyi kontrol etmek anlamında değildir. Check out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne it gibi bir zamirse zamir fiil ile parçacığın arasına gelir: check it out; check out it denmez. go check it out ifadesinde konuşan kişi karşısındakini gidip bakmaya teşvik eder.
Alıştırma
Bir arkadaş yeni bir müze öneriyor ve orayı gidip keşfetmeni istiyor. Zamiri doğru yere koyan hangi seçenek cümleyi tamamlar? “You should ___ this weekend.”
- check it out
- look it up
- check out it
Cevabı göster
check it out
go check out WhatsUpHow's review of my beard.
6:20WhatsUpHow'un sakalım hakkındaki incelemesine de göz atın.