Hamile Anne, Kocasının Hayatını Kurtarmak İçin Heimlich Manevrası Yaptı: İngilizce çalışma notları

Inside Edition

Öğrenme zorluğu
292 kelime 199 kel/dk

Video özeti: Hamile bir kadın, mozzarella yüzünden boğulan eşini kurtarmak için Heimlich manevrasını uyarlar. Sonra çift kazayı anlatır ve muhabir sıra dışı sosisliyi dener. Temel İngilizce noktaları: 1. “jumps into action”, acilde hemen ve kararlı davranmayı anlatan bir Deyim ve Mecazi İfadedir. Öğrenci bunu gerçek sıçramadan ayırır ve hızlı müdahaleyi anlatabilir. 2. “Coney”, Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamıdır: chili tarzı et soslu, bölgesel bir ABD sosislisidir. Yemeği ve kültürel menü sözlerini anlamayı sağlar. 3. “now that”, yeni durumu bugünkü sonucun nedeni yapan Dilbilgisi ve Cümle Kalıbıdır. Krizi atlatmakla sonradan gülmeyi bağlar ve değişen koşulların etkisini ifade eder.

Bu derste

A hungry dad digs into dinner. Öbek fiiller

0:00

Aç bir baba akşam yemeğine iştahla girişiyor.

Öbek fiiller

digs into: iştahla yemeye başlamak

Bu cümlede digs into, enerjik ve iştahlı bir biçimde yemeye başlamak anlamına gelir. Dinner nesnesi, ifadenin burada yemekle ilgili anlamda kullanıldığını gösterir; baba gerçekten bir yeri kazmıyor. Başka durumlara aktarılabilen kalıp dig into + yiyecek veya öğün şeklindedir. Nesne yiyecek değilse dig into bir şeyi ciddi biçimde incelemeye ya da onun üzerinde çalışmaya başlamak anlamına da gelebilir; hangi anlamın kastedildiğini nesne gösterir.

Alıştırma

Cümleyi dig into ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After the long hike, Maya sat down and ____ her sandwich.

Cevabı göster

dug into

Suddenly, there's a major problem.

0:02

Birdenbire büyük bir sorun çıkıyor.

A mozzarella stick is lodged in his throat. Kelime

0:04

Bir mozzarella çubuğu boğazına takılıyor.

Kelime

lodged in his throat: boğazına sıkıca takılmış

Burada is lodged in, bir şeyin bir yerin içine sıkıca takıldığı ve hareket ettirilmesinin ya da çıkarılmasının zor olduğu anlamına gelir. Mozzarella çubuğu yalnızca boğazda bulunmuyor; lodged bir tıkanıklığa ve olası bir tehlikeye işaret eder. Başka durumlara aktarılabilen kalıp be lodged in + yer şeklindedir. Dar bir alana, açıklığa veya malzemenin içine sıkışmış ya da gömülmüş bir şeyi anlatır.

Alıştırma

Sıkıca takılmış anlamını vermek için cümleyi lodge ve doğru edatla tamamlayın: The X-ray showed that a small bone was ____ the dog's throat.

Cevabı göster

lodged in

He's choking.

0:07

Nefesi kesiliyor.

His pregnant wife looks stunned.

0:09

Hamile eşi şaşkına dönüyor.

As dad bends over the trash can,

0:11

Baba çöp kutusunun üzerine eğilince,

she comes over to help.

0:13

eşi yardım etmek için yanına geliyor.

She slaps him on the back,

0:16

Sırtına vuruyor,

but the mozzarella is still stuck.

0:18

ama mozzarella hâlâ boğazında takılı.

He's not.

0:20

O değil.

Now, pregnant mom jumps into action with the Heimlich maneuver, Notlar

0:22

Hamile anne hemen harekete geçip Heimlich manevrasını uyguluyor,

Deyimler

“jumps into action”: hemen harekete geçmek

“Jumps into action”, “hemen ve kararlı biçimde harekete geçmek” anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede, durum acil hâle geldiğinde annenin hızla müdahaleye başlamasını gösterir. Buradaki jumps gerçek anlamda “zıplamak” değildir. Jump into action kalıbı; izlemekten, beklemekten veya başka bir yöntem denemekten amaçlı eyleme ani geçişi anlatır.

Alıştırma

“Hemen ve kararlı biçimde harekete geçti” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: When the fire alarm sounded, the staff ____ and guided everyone outside.

Cevabı göster

jumped into action

Kültür

Heimlich maneuver: boğulmaya müdahale terimi

“Heimlich maneuver”, bilinci açık ve hava yolu tıkanmış bir kişiye yardım etmek için boğulmaya müdahalede kullanılan karın basılarının, bir kişinin adından gelen yaygın adıdır. Burada annenin başlattığı belirli ilk yardım uygulamasını adlandırır; genel bir kurtarma hareketini anlatmaz. Güncel ilk yardım kaynakları Heimlich maneuver adı yerine abdominal thrusts, yani “karın basıları”, ifadesini kullanabilir. Uygun müdahale kişiye ve acil durumun aşamasına bağlıdır; bu nedenle terimi tanımak, eksiksiz ilk yardım talimatlarına sahip olmakla aynı şey değildir.

Alıştırma

Bir haberde “the Heimlich maneuver” en belirgin olarak neyi ifade eder?

  1. Karın basılarının kullanıldığı bir boğulmaya müdahale tekniği
  2. Bilinci kapalı bir kişiye kalp masajı ve suni solunum uygulaması
  3. Her türlü sırta vurma
Cevabı göster

Karın basılarının kullanıldığı bir boğulmaya müdahale tekniği

but her 6-month baby bump is in the way. Notlar

0:25

ama altı aylık hamile karnı buna engel oluyor.

Kelime

6-month baby bump: gündelik hamilelik dili ve birleşik niteleyiciler

Bu cümlede baby bump, hamilelik sırasında belirginleşen yuvarlak karın için kullanılan samimi ve gündelik bir ifadedir. Bebeğin vücudundaki bir şişliği değil, hamile kişinin karnını anlatır. Sayı ve birimden oluşan 6-month ifadesi, baby bump önünde birleşik bir niteleyici olarak kullanılır. Bu konumda month tekil kalır ve sözcükler kısa çizgiyle bağlanır: a 6-month baby bump. Süre ayrı olarak belirtildiğinde çoğul kullanılır: she is six months pregnant.

Alıştırma

Cümleyi altı aylık hamile karnını anlatan gündelik ifadeyle tamamlayın: The photographer took pictures of her ____.

Cevabı göster

6-month baby bump

Kalıp ifadeler

in the way: bir engeli ifade etmek

In the way, hareketi engelleyen bir konumda bulunmak veya bir eylemi zorlaştırmak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada hamilelik nedeniyle büyüyen karın, normal eylemin kolayca yapılmasını engeller; ifade yalnızca bir yolun veya güzergâhın üzerinde bulunmak anlamına gelmez. Engel fiziksel veya soyut olabilir. Bir sandalye kapının önünü kapatabilir, korku da karar vermeyi engelleyebilir. Yaygın kalıplar be in the way ve get in the way of + isim veya -ing biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi “engellemek” anlamına gelen üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: Please move the chair; it is ____, and I cannot open the door.

Cevabı göster

in the way

She has to turn her belly to the side

0:28

Karnını yana çevirmek zorunda kalıyor

to save her husband

0:30

kocasını kurtarmak

and protect their unborn child.

0:32

ve çiftin henüz doğmamış bebeğini korumak için.

It works.

0:38

İşe yarıyor.

Mom comforts the kids as dad catches his breath. Deyimler

0:41

Baba nefesini toparlarken anne çocukları teselli ediyor.

Deyimler

catch one's breath: nefesini toparlamak

Bu cümlede catches his breath, babanın nefes almakta zorlandıktan sonra solunumunun normale dönmesi anlamına gelir. Buradaki catch, bir şeyi yakalamak şeklindeki yaygın gerçek anlamında kullanılmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp catch + iyelik sözcüğü + breath şeklindedir. İyelik sözcüğünü kişiye göre değiştirin: I catch my breath, she catches her breath ve they catch their breath.

Alıştırma

Cümleyi catch one's breath ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After the final lap, Nina sat down to ____.

Cevabı göster

catch her breath

I spoke to hero mom Samantha Matthews

0:45

Kahraman anne Samantha Matthews

and husband Dan.

0:47

ve eşi Dan ile konuştum.

We see you choking Kalıp ifadeler

0:48

Nefesinizin kesildiğini görüyoruz,

on a mozzarella stick.

0:50

bir mozzarella çubuğu yüzünden.

Kalıp ifadeler

choke on something: nefesi tıkayan nesneyi belirtmek

Choking on a mozzarella stick, yiyeceğin boğaza veya soluk yoluna takılarak nefes almayı zorlaştırması anlamına gelir. İfade, fiziksel boğulmaya neden olan şeyi belirtir. choke on + yiyecek veya nesne kalıbını kullanın: choke on a grape, choked on a bone veya is choking on a toy part. Bu anlamda boğulmaya neden olan nesneyi with değil, on tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi choke on ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During lunch, Leo suddenly ____ a grape.

Cevabı göster

choked on

What the heck happened? Kelime

0:51

Ne oldu böyle?

Kelime

duygusal bir soruda the heck

What the heck happened? cümlesinde the heck herhangi bir şeyi adlandırmaz veya olayla ilgili ayrıntı eklemez. What happened? sorusunu güçlendirerek şaşkınlık, kafa karışıklığı ya da sabırsızlık gösterir. Bir küfürün daha hafif bir alternatifidir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp, Where the heck...? veya Why the heck...? örneklerindeki gibi «soru sözcüğü + the heck...» biçimidir ve gündelik bir soruya daha fazla duygu katmak için kullanılır.

Alıştırma

Hangi soru güçlü şaşkınlığı gündelik ama görece hafif bir biçimde ifade eder?

  1. What the hell happened?
  2. What happened?
  3. What the heck happened?
Cevabı göster

What the heck happened?

I was eating uh

0:53

Ben şey yiyordum,

a chili cheese dog and a mozzarella stick.

0:54

chili soslu, peynirli bir sosisli ve bir mozzarella çubuğu.

It's kind of my go-to Notlar

0:57

Bu benim vazgeçilmezim sayılır.

Ton ve niyet

konuşmada yumuşatıcı olarak kind of

It's kind of my go-to cümlesinde kind of, iddiayı yumuşatır. Konuşan kişi bunun genellikle tercih ettiği şey olduğunu söyler, ancak bunu kesin ve istisnasız bir gerçek yerine yaklaşık olarak doğru bir ifade şeklinde sunar. Burada kind of, bir ifadenin önünde kullanılan konuşma diline özgü bir yumuşatıcıdır; isimleri sınıflandıran a kind of + isim kalıbı değildir. Bu tür bir yumuşatma görüşlerin, betimlemelerin ve kabullerin daha az keskin duyulmasını sağlayabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede kind of, tercihin daha az kesin duyulmasını sağlar?

  1. I kind of prefer the blue one, but both are fine.
  2. Silk is a kind of fabric.
  3. I definitely prefer the blue one, and I will not change my mind.
Cevabı göster

I kind of prefer the blue one, but both are fine.

Kelime

my go-to: güvenilir ilk tercihim

Burada my go-to, konuşanın tanıdık ve güvenilir olduğu için genellikle ilk seçtiği yiyecek anlamına gelir. Bağlamda yiyecekten söz edildiği açık olduğundan choice veya meal gibi bir isim söylenmemiştir. A go-to, düzenli olarak güvenilen bir kişiyi, yeri, nesneyi veya seçeneği belirtmek için tek başına isim olarak kullanılabilir. Kısa çizgi bunun tek bir bileşik sözcük olduğunu, bir yere gitmek anlamındaki go to fiil öbeği olmadığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “her zamanki güvenilir seçimim” anlamındaki kısa çizgili isim öbeğiyle tamamlayın: When I need a quick lunch, the café across the street is ____.

Cevabı göster

my go-to

He layers the mozzarella stick on top of the Coney Kültür

0:58

Mozzarella çubuğunu Coney sosislisinin üzerine koyuyor

Kültür

Coney: bölgesel bir ABD yemek terimi

Burada Coney, üzerine baharatlı et sosu konan bir sosisliyi ifade eden bölgesel bir ABD yemek terimidir; diğer malzemeler yerel tarza göre değişir. Daha önce kullanılan chili cheese dog tanımı, Coney sözcüğünün mozzarella çubuğunun altındaki sosisliyi adlandırdığını doğrular. Bu cümlede Coney Island’ı veya coney sözcüğünün eski “tavşan” anlamını ifade etmez. Bir menüde yakınındaki yemek sözcükleri, Coney’nin bir yemek adı olduğunu anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bölgesel bir ABD menüsünde “I ordered a Coney with onions” cümlesindeki Coney büyük olasılıkla neyin adıdır?

  1. Üzerine baharatlı et sosu konan bir sosisli
  2. Coney Island’a yapılan bir gezi
  3. Bir porsiyon tavşan eti
Cevabı göster

Üzerine baharatlı et sosu konan bir sosisli

and cuts it up and eats them together. Öbek fiiller

1:02

ve sonra kesip ikisini birlikte yiyor.

Öbek fiiller

cuts it up: anlamı ve zamirin konumu

Bu cümlede cuts it up, peynir çubuğunu daha küçük parçalara kesmek anlamına gelir. up parçacığı, bir şeyi birkaç parçaya bölme anlamı katar; «yukarı» anlamına gelmez. Cut up ayrılabilir bir öbek fiildir. Nesne it gibi bir zamir olduğunda zamir, fiil ile parçacığın arasına gelmelidir: cut it up. Nesne bir isim olduğunda hem cut up the cheese hem de cut the cheese up mümkündür.

Alıştırma

cut up kullanarak ve it zamirini doğru konuma yerleştirerek cümleyi tamamlayın: Before adding the apple to the salad, use a knife to ____ into small pieces.

Cevabı göster

cut it up

Say what? Ton ve niyet

1:05

Nasıl yani?

Ton ve niyet

Şaşkınlık tepkisi olarak Say what?

Say what?, az önce söylenen bir şeye karşı şaşkınlık, inanamama veya şok ifade eden samimi bir tepkidir. Bu bağlamda konuşan kişi, birine kelimenin tam anlamıyla what sözcüğünü söylemesini emretmek yerine, «Bunu gerçekten doğru mu duydum?» der gibi tepki verir. Ses tonuna ve bağlama göre birinden söylediğini tekrarlamasını istemek için de kullanılabilir; ancak burada amaçlanan işlev şaşkınlık göstermektir. Bunu tam bir konuşma tepkisi olarak tanımak, sözcüğü sözcüğüne yorumlamayı önler.

Alıştırma

Bir arkadaşınız size “I put ice cream on my pizza.” diyor. Hangi cevap samimi bir şaşkınlığı veya inanamamayı en doğal biçimde gösterir?

  1. Say what?
  2. Please say the word what.
  3. Could you repeat that, please?
Cevabı göster

Say what?

I tried Dan's dinner.

1:06

Dan'in akşam yemeğini ben de denedim.

Here's the chili cheese dog.

1:07

İşte chili soslu, peynirli sosisli.

Here's the mozzarella stick.

1:09

İşte mozzarella çubuğu.

I'm putting it on top.

1:10

Üzerine koyuyorum.

Looks delicious.

1:12

Lezzetli görünüyor.

Time for a bite. Kalıp ifadeler

1:13

Şimdi bir ısırık alalım.

Kalıp ifadeler

Bir sonraki etkinliği duyurmak için Time for + isim öbeği

Time for + isim öbeği, adı geçen etkinliğin şimdi başlaması gerektiğini bildiren kısa ve konuşma diline özgü bir kalıptır. It's söylenmese de yapı, It's time for ... olarak anlaşılır. Buradaki a bite, yiyecekten bir ısırık ya da lokma alma eylemidir. Cümle, yiyeceği hazırlamaktan tadına bakmaya geçişi belirtir; bite burada dişlerin neden olduğu bir yaralanma değildir.

Alıştırma

Time for + isim öbeği kalıbıyla gündelik duyuruyu tamamlayın: We've finished this lesson. ____ a short break.

Cevabı göster

Time for

Well,

1:17

Yani,

it's a mouthful. Kelime

1:19

kocaman bir lokma.

Kelime

a mouthful: büyük bir lokma veya söylenmesi zor bir ifade

Bu yemek yeme sahnesinde a mouthful, bir seferde ağızda bulunan yiyecek miktarıdır. Alınan lokmayı a mouthful diye tanımlamak, ağzın konuşmayı veya rahatça çiğnemeyi zorlaştıracak kadar dolu olduğunu anlatır. Özne bir sözcük, ad veya ifade olduğunda a mouthful, alışılmadık derecede uzun ya da söylenmesi zor anlamına da gelebilir. Anlamı bağlam belirler: yemekle ilgili ipuçları ağızdaki miktarı, konuşma ve adlandırmayla ilgili ipuçları ise zor bir ifadeyi gösterir. Burada hayvan ısırığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Şu İngilizce cümleyi okuyun: After one huge bite, Leo covered his mouth and said, "That's a mouthful." Burada a mouthful ne anlama geliyor?

  1. Telaffuzu zor olan uzun bir ad
  2. Ağzı dolduran miktarda yiyecek
  3. Bir hayvanın dişlerinin neden olduğu yara
Cevabı göster

Ağzı dolduran miktarda yiyecek

I was chewing it up,

1:20

Onu çiğniyordum,

go to swallow, Dilbilgisi

1:21

sonra yutmaya çalıştım,

Dilbilgisi

Bir eylemin yeni denendiğini anlatan go to swallow

Bu gündelik anlatıda go to swallow, “yutmaya başlamak veya yutmaya çalışmak” anlamına gelir. Konuşmacı tekrarlanan I öznesini düşürür: I was chewing it up, [I] go to swallow. Bu kullanım çoğunlukla daha yeni başlayan bir eylemin hemen kesintiye uğramasını veya ardından beklenmedik bir şey olmasını anlatır. Yutmak için başka bir yere gitmek anlamına gelmez.

Alıştırma

“I go to swallow, but it gets stuck,” cümlesinde “go to swallow” ne anlama gelir?

  1. Yutabilmek için başka bir yere giderim
  2. Başka birinin yutacağını tahmin ederim
  3. Yutmaya başlarım veya yutmayı denerim
Cevabı göster

Yutmaya başlarım veya yutmayı denerim

and part of the mozzarella stick stayed in my mouth.

1:22

ama mozzarella çubuğunun bir kısmı ağzımda kaldı.

The other part that I was trying to swallow

1:25

Yutmaya çalıştığım diğer kısmıysa

went down, Öbek fiiller

1:27

aşağı indi,

Öbek fiiller

Boğazdan geçmek anlamındaki went down

Burada The other part ifadesi anlaşılmakla birlikte söylenmeyen öznedir. went down, yiyecek parçasının boğazdan geçip yutulduğu anlamına gelir. Down, genel olarak konumun alçalmasını değil, parçanın boğazdan aşağı doğru izlediği yolu anlatır. Aynı geçişsiz yapı yiyecekler, içecekler ve ilaçlarla yaygın biçimde kullanılır: something goes down. Bu yapıya sık sık easily veya slowly gibi zarflar eşlik eder.

Alıştırma

Hapın boğazdan geçtiğini anlatmak için cümleyi go down ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: “After a sip of water, the pill ____ easily.”

Cevabı göster

went down

but they were attached by the melted cheese. Dilbilgisi

1:28

ama erimiş peynir yüzünden iki parça birbirine bağlıydı.

Dilbilgisi

were attached by the melted cheese: edilgen odak ve by kullanımı

Were attached, were + geçmiş zaman ortacı attached yapısından oluşan simple past edilgen yapıdır. they ile gösterilen iki şeyi özne konumuna getirir ve onların birbirine bağlı durumuna odaklanır. By the melted cheese, bağlantıya neyin yol açtığını veya bağlantıyı neyin koruduğunu belirtir. Burada by, yanında anlamına değil, etkisiyle veya aracılığıyla anlamına gelir. Aktarılabilir kalıp şöyledir: özne + was/were + geçmiş zaman ortacı + by + neden, eylemi yapan veya araç.

Alıştırma

Cümleyi attach fiilinin simple past edilgen biçimiyle ve bağlayıcı malzemeyi tanıtan edatla tamamlayın: The two cardboard pieces ____ a strip of tape.

Cevabı göster

were attached by

When he went like this, Kelime

1:30

O böyle yapınca,

Kelime

went like this: bir gösteriyi tanıtma

Günlük konuşma tarzında hikâye anlatırken went like this, bir yere gitti anlamına gelmez. Kişinin birazdan gösterilen biçimde hareket ettiği, ses çıkardığı veya konuştuğu anlamına gelir; konuşan kişi bir hareketi, yüz ifadesini, sesi ya da sözü taklit ederek eksik içeriği tamamlar. Hikâye geçmişte geçtiği için go fiilinin geçmiş biçimi went kullanılır. This, sözlerle aynı anda yapılan gösteriyi işaret eder; bu nedenle dinleyici, göndermeyi anlamak için gördüğü veya duyduğu şeyi kullanmalıdır.

Alıştırma

Leo bir hikâye anlatırken tuhaf bir el hareketini taklit edip “Then she went like this.” diyor. Burada went like this ne anlama gelir?

  1. O, benzer bir yere yaklaştı.
  2. Konuşan kişi onun yaptığı hareketi gösteriyor.
  3. O, konuşanın işaret ettiği yöne gitti.
Cevabı göster

Konuşan kişi onun yaptığı hareketi gösteriyor.

I was like, "Oh no." Kelime

1:31

“Eyvah,” dedim.

Kelime

Geçmişteki bir tepkiyi tanıtmak için I was like,

Bu cümlede I was like, konuşanın o andaki ani tepkisini, yani “Oh no.” sözünü tanıtır. Resmî olmayan hikâye anlatımında be like, birinin söylediği veya düşündüğü şeyi ya da duygusal tepkisini aktarmak için kullanılabilir. be like sonrasındaki sözler çoğu zaman birebir bir alıntı değil, anın canlı bir şekilde yeniden canlandırılmasıdır. Burada bu ifade, olayları anlatmaktan konuşanın tepkisini doğrudan göstermeye geçiş sağlar.

Alıştırma

"When the lights went out, I was like, 'What happened?'" cümlesinde I was like ne işlev görür?

  1. Konuşanın durumdan hoşlandığı anlamına gelir.
  2. Konuşanın tepkisini canlı biçimde yeniden canlandırır.
  3. Konuşanın fiziksel olarak başka birine benzediğini söyler.
Cevabı göster

Konuşanın tepkisini canlı biçimde yeniden canlandırır.

Cuz I'm slapping his back trying to help him. Kelime

1:32

Çünkü ona yardım etmeye çalışırken sırtına vuruyordum.

Kelime

because sözcüğünün çok resmî olmayan yazımı Cuz

Cuz, gündelik konuşmadaki because sözcüğünü temsil eden son derece resmî olmayan bir yazımdır. Burada önceki eylemin nedenini tanıtır: konuşan kişi ona yardım etmeye çalıştığı için sırtına vuruyor. Cümlenin başındaki Cuz, because gibi, bir açıklamayı az önce söylenenlere bağlayabilir. Bu yazım farklı bir neden anlamını değil, bilinçli olarak seçilmiş gündelik bir üslubu gösterir.

Alıştırma

Cuz yazımı hangi bağlamda bu hâliyle doğaldır?

  1. İş başvurusu ön yazısı
  2. Resmî bir araştırma raporu
  3. Yakın bir arkadaşa gönderilen gündelik bir mesaj
Cevabı göster

Yakın bir arkadaşa gönderilen gündelik bir mesaj

In a millisecond, Deyimler

1:34

Bir milisaniye içinde

Deyimler

In a millisecond: aciliyet bildiren abartı

Bu cümlede In a millisecond bir abartmadır: konuşanın ne yapacağına karar vermeden önce düşünmek için neredeyse hiç zamanı olmadığı anlamına gelir; birinin tam olarak bir milisaniye ölçtüğü anlamına gelmez. Çok kısa zaman birimleri, anlatılarda aciliyet duygusunu güçlendirmek için sıkça kullanılır. Bağlam hassas bir bilimsel veya teknik zaman ölçümü içermiyorsa ifadeyi neredeyse anında olarak yorumlayın.

Alıştırma

In a millisecond burada ne anlatıyor?

  1. Tam olarak saniyenin binde birini ölçtü.
  2. Ne olacağını görmek için kısa bir süre bekledi.
  3. Harekete geçmeden önce düşünmek için neredeyse hiç zamanı yoktu.
Cevabı göster

Harekete geçmeden önce düşünmek için neredeyse hiç zamanı yoktu.

I have to think,

1:35

şunu düşünmem gerekti:

"How do I do this?

1:36

“Bunu nasıl yapacağım?

Also,

1:37

Bir de

I'm pregnant,

1:37

hamileyim,

so I like try to do it, Ton ve niyet

1:38

yani yapmaya çalışıyorum,

Ton ve niyet

Doğaçlama konuşmada dolgu sözcüğü like

Burada like, konuşan kişi cümleyi düzenlerken kullandığı bir dolgu sözcüğüdür. Söyleyişi yumuşatır ve tereddüt belirtir; sevmek anlamına gelmez ve bir karşılaştırma başlatmaz. Dinlerken like sözcüğünü zihninizde ayıklayıp bir şeyi yapma girişimine odaklanın. Dolgu sözcükleri doğaçlama konuşmanın dil bilgisel akışını kesintiye uğratabilir, ancak ana mesajı değiştirmez.

Alıştırma

so I like try to do it, cümlesinde like nasıl bir işlev görüyor?

  1. Konuşan kişinin bunu yapmayı denemekten hoşlandığını söyler.
  2. Konuşan kişi cümleyi düzenlerken oluşan tereddüdü doldurur.
  3. Denemeyi başka bir eylemle karşılaştırır.
Cevabı göster

Konuşan kişi cümleyi düzenlerken oluşan tereddüdü doldurur.

and then I realize I have to turn sideways Anlatım akışı

1:39

sonra yana dönmem gerektiğini fark ediyorum,

Anlatım akışı

Anlatıda dönüm noktası olarak and then I realize

“And then”, sonraki anı daha önce anlatılanların arkasına yerleştirirken “I realize” yeni bir anlayışı işaret eder. Birlikte kullanılan “and then I realize”, dinleyiciye hikâyenin bir deneme veya varsayımdan, konuşanın neyi değiştirmesi gerektiğini keşfetmesine geçtiğini bildirir. Burada “realize”, “bir planı gerçekleştirmek” değil, “farkına varmak veya anlamak” demektir. Şimdiki zaman biçimindeki “I realize”, geçmişte yaşanmış bir anıya canlılık katabilir; bütünüyle geçmiş zamanda anlatılan bir hikâyede “and then I realized” kullanılabilir.

Alıştırma

“I try the front door, and then I realize I left my keys at work,” hikâye cümlesinde “and then I realize” ne işlev görür?

  1. Konuşan, anlayışında önemli bir değişiklik olmadan olayları sıralar.
  2. Konuşan, önceki bir eylemden sonra yeni bir anlayışa ulaşır.
  3. Konuşan bir planı başarıyla uygular.
Cevabı göster

Konuşan, önceki bir eylemden sonra yeni bir anlayışa ulaşır.

cuz my belly is in the way."

1:41

çünkü karnım engel oluyor.”

That was traumatic,

1:42

Bu çok sarsıcıydı,

and now that we're on the other side, Notlar

1:43

ama artık atlattığımıza göre

we can have a little laugh. Kalıp ifadeler

1:45

biraz gülüp geçebiliyoruz.

Dilbilgisi

Yeni yerleşmiş bir nedeni belirten now that

“Now that”, zaten gerçekleşmiş bir durumu tanıtır ve bunu ana cümlenin mümkün veya uygun olmasının nedeni olarak sunar. Yapı now that + yan cümle, ana cümle şeklindedir. Bu cümlede “on the other side” olmak, travmatik olayın sona erdiği anlamına gelir; durum değiştiği için artık buna gülebilirler. Bu bağlaç bir bütün olarak işlev görür: yalnızca “şu anda + that” anlamına gelmez.

Alıştırma

Yeni yerleşmiş bir durumu neden olarak sunan iki kelimelik bağlaçla cümleyi tamamlayın: “____ the road has reopened, we can take the shorter route.”

Cevabı göster

Now that

Deyimler

Zorluğu atlatma mecazı olarak on the other side

Bu cümlede on the other side, yolculuk temelli bir mecazdır. Konuşan kişi travmatik olayı içinden geçip çıktığı bir şey olarak görür: en tehlikeli veya zor aşama sona ermiştir ve artık olaya nispeten güvenli bir konumdan dönüp bakabilir. Burada gerçek bir yerin diğer tarafı veya ölümden sonraki hayat kastedilmez. Başka durumlarda da kullanılabilen be on the other side kalıbı, zorluğu bir sınır ya da geçit gibi sunar ve çoğu zaman zorluğa katlanma aşamasından onu sonradan değerlendirme aşamasına geçişi belirtir.

Alıştırma

Yeni bir bağlamda bu cümle ne anlama gelir?: After months of treatment, she's finally on the other side.

  1. Tedavinin en zor aşaması artık geride kaldı.
  2. Farklı bir argümanı değerlendiriyor.
  3. Odanın karşı tarafına geçti.
Cevabı göster

Tedavinin en zor aşaması artık geride kaldı.

Kalıp ifadeler

Have a little laugh: biraz gülmek

Have a laugh, have + etkinlik adı biçimindeki yaygın bir yapıdır ve gülmek ya da bir şeyi komik bulup bundan keyif almak anlamına gelir. Bu bağlamda, acil tehlike geçtiği için konuşan kişiler olaya biraz mizahla dönüp bakabilir. A little ifadeyi yumuşatır. Yüksek sesle gülmek veya yaşananları önemsiz göstermek yerine kısa ve ölçülü bir mizah anı anlatır. Bu nedenle have a little laugh, ciddi bir deneyimin önemsiz olduğunu söylemeden ortamı hafifletmek istendiğinde kullanışlıdır.

Alıştırma

“Kısa ve ölçülü bir mizah anını paylaşmak” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the tense meeting ended, we could ____ about the mix-up.

Cevabı göster

have a little laugh

I was like,

1:47

Kendi kendime,

"This is not happening right now. Ton ve niyet

1:47

“Bu şu anda gerçekten yaşanıyor olamaz.

Ton ve niyet

This is not happening right now ile duygusal inanamama ifade etmek

Burada “This is not happening right now”, olayın gerçek olmadığını sakin biçimde ileri süren bir cümle değildir. Konuşan kişi olayın gerçekleştiğini görür, ancak yaşadığı şok o kadar büyüktür ki bunu duygusal olarak reddeder. “Right now” tepkinin anında verildiğini vurgular: kişi bu krizin tam o anda yaşandığını kabullenemez. Aynı kalıp başka durumlarda da bunaltıcı ya da olabilecek en kötü zamanda gerçekleşen bir olay karşısındaki ani inanamama duygusunu ifade edebilir.

Alıştırma

Havaalanında Maya, uçağa binmeden birkaç dakika önce uçuşunun iptal edildiğini görür ve “This is not happening right now.” der. Büyük olasılıkla ne demek istemektedir?

  1. Şok olmuştur ve durumu duygusal olarak kabullenememektedir.
  2. İptalin ne zaman gerçekleşeceğini sormaktadır.
  3. Hiçbir uçuşun iptal edilmediğine inanmaktadır.
Cevabı göster

Şok olmuştur ve durumu duygusal olarak kabullenememektedir.

This is not the way Dan's going out." Deyimler

1:49

Dan böyle ölmeyecek,” dedim.

Deyimler

Ölmek anlamında gündelik bir örtmece olarak going out

“The way Dan's going out” ifadesinde going out, ölmek anlamına gelir. Sahnedeki hayati tehlike bu anlamı açık hâle getirir; Dan'in evden dışarı çıkması anlamına gelmez. “The way ... is going out”, olası bir ölümün nasıl gerçekleşeceğine odaklanır. Doğrudan kullanılan die sözcüğünü yumuşatırken karanlık veya meydan okuyan bir mizah da yaratabilir.

Alıştırma

Tehlikeli bir kurtarma çalışması sırasında bir itfaiyeci “This is not the way I'm going out.” der. going out büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. bu durumda ölmek
  2. ışıkları kapatmak
  3. sosyal bir etkinliğe gitmek
Cevabı göster

bu durumda ölmek