👶 Pocoyo ve SÜPER BEBEKLER! Sevimli Süper Bebeklerle günü kurtarın! | Pocoyo: İngilizce çalışma notları
Pocoyo English - Official Channel
Video özeti: Anlatı, Octopus’un bebeklerden neden korktuğunu açıklar: Bebek bakıcısı olarak çalışırken bir patlama iki bebeğe süper güçler kazandırır; zaman makinesine dayanan plan ise sonunda onun bir daha hiçbir bebeğe yaklaşmamaya yemin etmesine yol açar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. deathly afraid of — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Öğrenci deathly sözcüğünün burada gerçek anlamda ölümden söz etmediğini, yaygın bir birleşimde korkunun derecesini güçlü biçimde artırdığını fark eder. İfadenin tamamını kullanarak son derece yoğun korkuyu aktarabilir ve korkulan kişi ya da şeyden önce gelen doğal afraid of yapısını koruyabilir. 2. had given — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Past perfect, patlamayı ve bebeklerin güç kazanmasını, onlara bakma sorununun yaşandığı sonraki geçmiş andan daha önceye yerleştirir. Böylece öğrenci öyküdeki olay sırasını kurabilir ve önce gerçekleşen nedeni simple past ile anlatılan sonraki gelişmelerden ayırabilir. 3. That's how — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu ifade, önceki olay zincirini Octopus’un kalıcı korkusu ve yeminiyle bağlayarak öyküyü sonuçlandırır. Öğrenci bunu bir açıklamayı açık biçimde bitirmek ve birden fazla nedenin nihai sonucu nasıl oluşturduğunu göstermek için kullanabilir.
Bu derste
you guys: samimi bir çoğul you
Bu soruda you guys, “konuştuğum sizler” anlamına gelir. Konuşanın bir gruba hitap ettiğini açıkça gösterir ve samimi, rahat bir hava verir. Buradaki guys yalnızca erkekleri ifade etmez. Günümüz Amerikan İngilizcesindeki birçok günlük konuşmada you guys karma bir gruba da söylenebilir; ancak bazı kişiler guys kelimesini hâlâ cinsiyet belirten bir ifade olarak algılar.
Alıştırma
Asıl soruda you guys kimleri ifade ediyor?
- Hitap edilen bir grup insan
- Hitap edilen tek bir kişi
- Gruptaki yalnızca erkek çocukları
Cevabı göster
Hitap edilen bir grup insan
we should probably explain to Little Bea why Octopus is so deathly afraid of babies. Kalıp ifadeler
0:28Little Bea'ye Octopus'un bebeklerden neden bu kadar ölümüne korktuğunu açıklamalıyız sanırım.
deathly afraid of: aşırı derecede korkmak
Deathly afraid of, “bir şeyden aşırı derecede korkmak” anlamına gelir. be afraid of + korkulan şey yapısını korur; deathly ise korkunun derecesini güçlendirir. Buradaki deathly gerçek anlamıyla değil, vurgu amacıyla kullanılır. Korkunun ölüme yol açacağı anlamına gelmez. İfade korkuyu çok güçlü gösterir ve çoğu zaman biraz dramatik veya abartılı bir etki yaratır.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz “aşırı derecede korkmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Maya refuses to enter the cave because she is ____ bats.
Cevabı göster
deathly afraid of
The time has come for you to learn the truth. Anlatım akışı
0:35Artık gerçeği öğrenmenizin vakti geldi.
The time has come: önemli bir ana dramatik geçiş
The time has come, “doğru ya da gerekli anın sonunda geldiği” anlamına gelir. Burada yalnızca zamandan söz etmez; learn the truth eylemini önemli ve uzun zamandır beklenen bir sonraki adım olarak sunar. Aynı zamanda bir geçiş işareti görevi görür. Konuşmacı resmî ve dramatik bir duraklama yaratır, ardından hikâyeyi gerçeğin açıklanacağı bölüme taşır. Yeniden kullanılabilecek kalıp The time has come for someone to do something şeklindedir.
Alıştırma
Bu cümlede The time has come ifadesinin temel işlevi nedir?
- Önemli bir gerçeğin açıklanmak üzere olduğunu resmî biçimde belirtmek
- Dinleyicinin geç kaldığını söylemek
- Dinleyiciye saatin kaç olduğunu söylemek
Cevabı göster
Önemli bir gerçeğin açıklanmak üzere olduğunu resmî biçimde belirtmek
The reason behind why Octopus swore never to come close to a baby again. Kalıp ifadeler
0:38Octopus'un bir daha asla bir bebeğin yakınına yaklaşmamaya yemin etmesinin arkasındaki nedeni.
swore never to + fiilin yalın hâli: ciddi bir olumsuz yemin
Swore never to, “gelecekte hiçbir zaman bir şeyi yapmamaya ciddi biçimde söz verdi” anlamına gelir. Swore, swear fiilinin geçmiş zaman biçimidir; never to ifadesinden sonra fiilin yalın hâli gelir: swore never to come. Buradaki swear, güçlü bir söz veya karar belirtir. Swear at someone ifadesindeki gibi birine kaba sözler söylemek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi swear fiilinin geçmiş zaman biçimi ve never to kalıbıyla tamamlayın: After losing all his files, Leo ____ skip backups again.
Cevabı göster
swore never to
I think it's best if I take it from here. Deyimler
0:46Sanırım buradan sonrasını ben anlatsam iyi olacak.
take it from here: bu noktadan itibaren devralmak
take it from here, “bu noktadan sonra işi ben devralıp sürdüreceğim” anlamına gelir. Buradaki it, fiziksel bir nesneyi değil, devam eden görevi, konuşmayı veya hikâyeyi belirtir. Bu cümlede konuşan kişi anlatma görevini devralır. Bu kalıp, devam eden bir iş bir kişiden diğerine aktarılırken de kullanılabilir.
Alıştırma
Yukarıda öğrenilen kalıpla devir teslim cümlesini tamamlayın: You've shown me the first step. I'll ____.
Cevabı göster
take it from here
The story begins long ago when Octopus was still working as a babysitter. Notlar
0:49Hikaye uzun zaman önce, Octopus'un bebek bakıcısı olarak çalıştığı dönemde başlıyor.
The story begins long ago: geçmiş zaman çizgisini kurmak
The story begins long ago bir anlatı çerçevesidir. Dinleyiciye hikâyenin zaman çizgisinin nerede başladığını bildirir ve dikkati şimdiki zamandan uzak geçmişe taşır. begins, bir karakterin bir eyleme başladığını anlatmaz. Hikâyeyi düzenler; ardından gelen when yan cümlesi, bu başlangıç noktasında geçerli olan geçmiş durumu ekler.
Alıştırma
The story begins long ago bir anlatıda ne işe yarar?
- Konuşan kişinin hikâyenin sonunu unuttuğunu söyler.
- Bir karakterin şu anda bir göreve başladığını anlatır.
- Hikâyenin zaman çizgisini uzak geçmişe taşır.
Cevabı göster
Hikâyenin zaman çizgisini uzak geçmişe taşır.
working as a babysitter: çocuk bakıcısı olarak çalışmak
Work as + bir meslek veya rol, o işi gerçekten yapmak ya da o rolü üstlenmek anlamına gelir. Burada working as a babysitter, Octopus'un işi veya kendisine verilen görevi kapsamında gerçekten çocuklara baktığını anlatır. Buradaki as, gerçek iş rolünü belirtir; “aynı şekilde” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, birinin gerçek iş rolünü belirten sözcükle tamamlayın: During the museum tour, Lena worked ____ a guide.
Cevabı göster
as
Little Pato and Pocoyo wandered off into his laboratory. Öbek fiiller
1:14Küçük Pato ve Pocoyo onun laboratuvarına dalmışlar.
wandered off: açık bir plan olmadan bir yerden uzaklaşmak
Wander off, birinin kalması beklenen yerden veya kişilerden genellikle açık bir planı olmadan ya da ne kadar uzaklaştığını fark etmeden ayrılması anlamına gelir. Geçmiş zaman biçimi wandered off şeklindedir. Bu cümlede çocuklar gözetildikleri alandan ayrılıp laboratuvara girerler. Off önemlidir, çünkü başlangıçtaki yerden ayrılma anlamını ekler.
Alıştırma
Hangi durum wandered off ifadesiyle en iyi anlatılır?
- Yetişkinler konuşurken bir çocuk piknik alanından sessizce ayrılır.
- Bir çocuk planlanmış bir rotayı izleyerek bitiş çizgisine gider.
- Bir çocuk öğretmenin yanında kalır ve talimat bekler.
Cevabı göster
Yetişkinler konuşurken bir çocuk piknik alanından sessizce ayrılır.
The big explosion had given the babies their very own superpowers. Notlar
1:39Büyük patlama bebeklere kendi süper güçlerini vermiş.
had given: geçmişteki daha eski bir neden için past perfect
had given, İngilizcedeki past perfect yapısıdır: had + geçmiş ortaç given. Patlamanın bebeklere güç vermesinin hikâyedeki başka bir geçmiş durumdan önce gerçekleştiğini gösterir. Buradaki had yardımcı fiildir; sahiplik bildiren ana fiil değildir. Bu yapı, dinleyiciyi hikâyenin geçmiş zamanından daha da önceki bir nedene götürür.
Alıştırma
Cümleyi give fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: Before the guests arrived, Maya ____ everyone a name tag.
Cevabı göster
had given
their very own: kişisel sahipliğe güçlü vurgu
their very own, bir şeyin özel ve kişisel olarak onlara ait olduğunu belirtir. Their sahipleri gösterir, own şeyin başkasına ait olmadığı anlamını ekler, very ise bu vurguyu güçlendirir. Very, süper güçlerin ne kadar güçlü olduğunu anlatmaz. İfadenin tamamı, kendi güçlerine sahip olmaları olağanüstüymüş gibi heyecanlı veya özel bir his katar.
Alıştırma
their very own cümleye hangi ek anlamı katar?
- Güçlerin bebeklerin kendilerine ait olduğunu güçlü biçimde vurgular.
- Güçlerin başka birine ait olduğunu söyler.
- Güçlerin son derece güçlü olduğunu söyler.
Cevabı göster
Güçlerin bebeklerin kendilerine ait olduğunu güçlü biçimde vurgular.
take care of: birine bakmak veya bir işi halletmek
Take care of, birden fazla sözcükten oluşan kalıplaşmış bir ifadedir. Nesnesi bir kişi veya hayvan olduğunda, ona bakmak ve ihtiyaçlarını karşılamak anlamına gelir; bu cümlede süper bebeklere bakmayı anlatır. Bir görev, sorun veya sorumlulukla kullanıldığında take care of, onu ele almak ya da halletmek anlamına da gelebilir. Take sözcüğünü tek başına “taşımak” veya “uzaklaştırmak” olarak yorumlamak yerine ifadeyi bir bütün olarak anlayın.
Alıştırma
“Bakmak” anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyle isteği tamamlayın: Could you ____ my cat this weekend?
Cevabı göster
take care of
To be able to ... one would need ... ile gerekli koşulları belirtmek
To be able to + fiil, birinin gerçekleştirmek istediği eylemi veya yeteneği belirtir. Cümlenin başında kullanıldığında, cümlenin geri kalanının açıklayacağı hedefi ya da koşulu ortaya koyar. One would need + isim, bu durumda olan herhangi bir kişinin neye ihtiyaç duyacağını belirtir. Buradaki one, 1 sayısı değil, “bir kişi” veya “herhangi biri” anlamına gelen genel bir zamirdir; would need ise gereksinimi varsayımsal bir durumun parçası yapar.
Alıştırma
Bir hedefi ve gerekli koşulunu belirten öğrendiğiniz kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ operate this machine safely, ____ proper training.
Cevabı göster
To be able to · one would need
The superbabies would grow up and they'd surely be superheroes in the future. Dilbilgisi
2:29Süper bebekler büyüyecek ve gelecekte kesinlikle süper kahraman olacaklardı.
would grow up: geçmişten görülen gelecekte büyümek
Burada would grow up, öyküdeki geçmiş bir noktadan bakıldığında süper bebeklerin büyümesinin hâlâ gelecekte olduğunu anlatır. Bu, geçmişten görülen gelecektir: would, daha sonra gerçekleşecek olayı o geçmiş bakış noktasının sonrasına yerleştirir. grow up, ‘yetişkin olmak’ veya ‘çocukluktan yetişkinliğe geçmek’ demektir. Buradaki would, ‘istekli olmak’ anlamına gelmez ve kibar bir rica değildir.
Alıştırma
Years ago, Mia's coach believed she would grow up to become a champion. İngilizce cümlesinde would neyi gösterir?
- Mia'nın büyümeyi reddetmesi
- Mia'nın büyümesi için kibar bir rica
- Geçmişteki bir noktadan görülen gelecek bir olay
Cevabı göster
Geçmişteki bir noktadan görülen gelecek bir olay
So Octopus brought them back in time to help him take care of them. Kelime
2:33Bu yüzden Octopus onlara bakmasına yardım etmeleri için onları zamanda geriye getirdi.
back in time: tarihte daha eski bir noktaya gitmek
Burada back in time, ‘tarihte daha eski bir noktaya’ demektir. brought them back in time, Octopus'un onları daha sonraki bir zamandan geçmişe götürdüğünü anlatır. Back yalnızca fiziksel alandaki hareketi değil, zaman çizgisi boyunca geriye doğru hareketi de anlatabilir. Bağlam önemlidir: get back in time for dinner, ‘akşam yemeğine geç kalmadan dönmek’ demektir; ancak bu zaman yolculuğu öyküsünde bring someone back in time, o kişiyi geçmişe götürmek anlamına gelir.
Alıştırma
A portal carried Leo back in time to the year 1800. İngilizce cümlesinde back in time ne anlama gelir?
- Tarihte daha eski bir noktaya
- Çok geç olmadan
- Belirlenen zamanda
Cevabı göster
Tarihte daha eski bir noktaya
That's how Octopus became so afraid of babies that he swore never to come near one ever again. Notlar
2:46İşte Octopus bebeklerden o kadar korkar oldu ki bir daha asla onlara yaklaşmamaya yemin etti.
That's how: bir sonucun nasıl ortaya çıktığını özetlemek
That's how, bir sürecin veya olaylar zincirinin sonucunu sunar: “Olay böyle gerçekleşti” ya da “Bu olaylar bu sonuca yol açtı.” Burada önceki açıklamayı toparlayıp Octopus'un değişimine bağlar. Bu bir soru değil, bildirme cümlesidir. Bir hikâye veya açıklamada, dinleyici sonucu doğuran olayları az önce duyduğunda sonucun önünde That's how kullanılabilir.
Alıştırma
Örnekte “That's how” ne işe yarıyor?
- Sonucun o anda gerçekleştiği anlamına gelir.
- Birinden bir yöntemi anlatmasını ister.
- Önceki olayların sonuca nasıl yol açtığını özetler.
Cevabı göster
Önceki olayların sonuca nasıl yol açtığını özetler.
so afraid of babies that: sonuca yol açan derece
so afraid of babies that... yapısında so, afraid of babies sıfat öbeğinin derecesini güçlendirir; that ise sonucu başlatır. Kalıp so + sıfat veya zarf + that + sonuç cümleciğidir: derece, ardından gelen sonucu doğuracak kadar yüksektir. Burada korku o kadar güçlüdür ki bir bebeğe bir daha asla yaklaşmama yeminine yol açar. Bu yapıda so tek başına “bu yüzden” anlamına gelmez.
Alıştırma
Derece-sonuç kalıbını tamamlayın: The movie was ____ funny ____ we watched it twice.
Cevabı göster
so · that