Taylor Swift hayranları depreme mi neden oldu? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
860 kelime 148 kel/dk

Video özeti: Taylor Swift hayranlarının konserde aynı anda zıplaması ölçülebilir sismik hareket üretti; ancak bilim insanları bu olayın teknik olarak neden deprem sayılmadığını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Swiftie, — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Taylor Swift hayranları için kullanılan bu topluluk adını öğrenin, eğlence haberlerinde kimden söz edildiğini hemen anlayın ve ifadeyi sıradan bir kişi adı ya da şarkıcıyla ilgisiz bir özel ad sanmaktan kaçının. 2. saw local residents evacuated from their homes. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: saw + nesne + geçmiş zaman ortacının, görmekten ziyade bir olayın veya dönemin belirli bir sonuç doğurduğunu anlatabildiğini kavrayın. Böylece yoğunlaştırılmış haber cümlelerini çözebilir ve sonuçları kısa, doğal bir yapıyla aktarabilirsiniz. 3. qualify as an earthquake, — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir şeyin belirli bir kategorinin resmî tanımını ya da ölçütlerini karşılayıp karşılamadığını tartışırken qualify as kullanın. Bu bağlamda ifade, depreme benzeyen konser titreşimlerini bilimsel olarak deprem sınıfına giren olaylardan ayırır.

Bu derste

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

0:00

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.

Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:07

Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.

I'm Phil.

0:11

Ben Phil.

And I'm Georgie.

0:12

Ve ben Georgie.

If you're a Swiftie, Kültür

0:13

Eğer bir Swiftie iseniz,

that's a fan of pop star Taylor Swift,

0:14

yani pop yıldızı Taylor Swift'in hayranıysanız,

her music rocks your world. Deyimler

0:17

onun müziği dünyanızı sallar (rocks your world).

Kültür

Swiftie: Taylor Swift hayranı

Swiftie, Taylor Swift hayranı için kullanılan gayriresmî bir hayran topluluğu adıdır. Bu cümlede that's a fan of pop star Taylor Swift sözleri terimi hemen açıklar. Swiftie'yi eğlence ve sosyal medya dilindeki bir grup kimliği etiketi olarak anlayın; sıradan bir kişi adı ya da meslek unvanı değildir.

Alıştırma

Örnekte Swiftie ne anlama geliyor?

  1. Herhangi bir pop müzik hayranı
  2. Taylor Swift hayranı
  3. Taylor Swift'in kendisi
Cevabı göster

Taylor Swift hayranı

Deyimler

rocks your world: sizi heyecanlandırır veya derinden etkiler

Rocks your world, bir şeyin sizi son derece heyecanlandırdığı, etkilediği ya da mutlu ettiği veya hayatınızda güçlü ve olumlu bir etki yarattığı anlamına gelen gayriresmî bir deyimdir. Burada müziğin etkisi övülür; fiziksel bir sarsıntı anlatılmaz. İyelik sözcüğü etkilenen kişiye göre değişir: rocks my world, rocks your world veya rocked her world. Daha geniş metinde mecaz anlam, daha sonra gerçek bir sarsıntıyla ilgili yapılan şakaya da zemin hazırlar.

Alıştırma

Cümleyi rock someone's world ifadesiyle tamamlayın: This song really ____.

Cevabı göster

rocks my world

I like that phrase, rock your world, Phil.

0:20

Bu ifadeyi seviyorum, rock your world, Phil.

It means that something makes your life enjoyable, right? Anlatım akışı

0:23

Bir şeyin hayatınızı keyifli hale getirdiği anlamına geliyor, değil mi?

Anlatım akışı

It means that: bir açıklamayı başlatmak

It means that bir kelimenin, işaretin, kuralın veya daha önce söylenen bir ifadenin açıklamasını başlatır. It açıklanan şeye geri gönderme yapar; that sonrasındaki tam yan cümle de onun anlamını verir. Burada cümlenin geri kalanı önceki ifadeyi açıklar; ayrı ve yeni bir gerçek olarak sunulmaz.

Alıştırma

Bu dersteki üç kelimelik açıklama kalıbını yazın: The bell rang. ____ the lesson is over.

Cevabı göster

It means that

Uh well, yes, but actually no. Ton ve niyet

0:26

Eh şey, evet, ama aslında hayır.

Ton ve niyet

Uh well, yes, but actually no: düzeltmeden önce kısmen katılma

Bu konuşma dilindeki yanıt iki aşamada işler. Yes, karşıdaki kişinin düşüncesinin bir kısmının doğru olabileceğini kabul eder; but actually no ise genel yanıtı tersine çevirip bir düzeltmenin geleceğini gösterir. Yes ve no birbiriyle ilgisiz iki yanıt değildir. Uh well konuşanın tereddütlü görünmesini sağlar ve düzeltmeye yalnızca No demekten daha yumuşak bir giriş yapar. Bu dönüş düşünceli veya şakacı gelebilir, ancak konuşanın neyin doğru, neyin yanlış olduğunu yine de açıklaması gerekir.

Alıştırma

Birinin yanıtı doğruya yakın olsa da genel olarak hâlâ yanlış. Hangi karşılık, düzeltmeden önce yanıtın bir kısmını nazikçe kabul eder?

  1. Uh well, yes, but actually no—one important detail is missing.
  2. No. That is completely wrong.
  3. Yes, exactly—every part is correct.
Cevabı göster

Uh well, yes, but actually no—one important detail is missing.

Georgie, I mean Taylor Swift literally rocks the world. Deyimler

0:29

Georgie, Taylor Swift'in dünyayı kelimenin tam anlamıyla salladığını kastediyorum.

Deyimler

literally rocks the world: gerçek bir fiziksel sarsıntı

Bu cümlede literally, rocks sözcüğünü gerçek bir fiziksel sarsıntı olarak anlaman gerektiğini gösterir. Buradaki nokta yalnızca Taylor Swift'in insanlar üzerinde büyük bir etkisi olması değildir; konserdeki hareket gerçekten zemini sarsar. Bu, bir söz oyunu yaratır. Rock the world normalde “heyecan verici veya güçlü bir etki yaratmak” anlamına gelebilir; ancak literally ifadeyi yeniden fiziksel anlama çevirir.

Alıştırma

Bu cümlede literally ne işe yarıyor?

  1. Taylor Swift'in yalnızca rock müzik yaptığını belirtir.
  2. Rocks sözcüğünün gerçek fiziksel sarsıntıyı anlattığını gösterir.
  3. Taylor Swift'in insanların hayatını yalnızca duygusal olarak değiştirdiğini söyler.
Cevabı göster

Rocks sözcüğünün gerçek fiziksel sarsıntıyı anlattığını gösterir.

At a recent concert in Edinburgh,

0:33

Taylor Swift'in Eras Turnesi'nin bir parçası olarak

as part of Taylor Swift's Eras Tour, Notlar

0:35

yakın zamanda Edinburgh'da verdiği bir konserde,

Kalıp ifadeler

as part of: daha büyük bir etkinliğe ait olmak

As part of, “daha büyük bir etkinlik, plan, grup veya bütünün içinde yer alan” anlamına gelir. Burada Edinburgh konseri, Taylor Swift'in Eras Tour turnesindeki etkinliklerden biriydi. Kalıp as part of + isim öbeğidir. Bir şeyin gerçekleştiği yeri değil, daha büyük bir bütüne ait olmayı veya onunla bağlantıyı gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “daha büyük bir etkinliğe dâhil olan” anlamındaki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The talk was held ____ the science festival.

Cevabı göster

as part of

Kültür

Turne adı olarak Swift's Eras Tour

Taylor Swift's Eras Tour, büyük bir konser turnesinin özel adıdır. Eras, sanatçının müzik kariyerindeki farklı dönemleri ifade eder; ancak Eras Tour burada tek bir ad olarak kullanılır, tarihî dönemler arasında yapılan genel bir gezi anlamına gelmez. Bu ifade, Edinburgh konserinin daha büyük turnenin duraklarından biri olduğunu gösterir. Haber dilinde bu arka plan, etkinliğin ölçeğini ve kamuoyundaki ilgiyi belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede Swift's Eras Tour neyi belirtir?

  1. Farklı tarihî dönemler arasında yapılan turistik bir gezi
  2. Taylor Swift'in bu adı taşıyan konser turnesi
  3. Edinburgh'da bulunan bir yer
Cevabı göster

Taylor Swift'in bu adı taşıyan konser turnesi

her fans' energetic dancing literally moved the Earth

0:39

hayranlarının enerjik dansı dünyayı tam anlamıyla hareket ettirdi ve

with seismic activity usually associated with earthquakes Notlar

0:43

genellikle depremlerle ilişkilendirilen sismik aktivite

Kelime

seismic activity: ölçülebilir yer titreşimi

Seismic activity, algılanabilen veya ölçülebilen yer titreşimi ya da hareketi anlamına gelir; özellikle depremlerle ilişkilendirilen türü belirtir. Burada hayranların dansı bir yer titreşimi sinyali oluşturdu. Activity, bilimsel ifadenin bir parçasıdır; hayran etkinlikleri veya konser programı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir bilim haberinde seismic activity ne anlama gelir?

  1. Yerin ölçülebilir titreşimi veya hareketi
  2. Yoğun bir hayran etkinlikleri programı
  3. Konser kalabalığındaki insanların hareketi
Cevabı göster

Yerin ölçülebilir titreşimi veya hareketi

Kalıp ifadeler

associated with: iki şey arasındaki bağlantıyı belirtmek

Burada associated with, “... ile bağlantılı” veya “genellikle ... ile ilişkilendirilen” anlamına gelir. usually associated with earthquakes ifadesi seismic activity ifadesini niteler: insanlar bu tür bir hareketliliği normalde depremlerle ilişkilendirir. be associated with + isim kalıbı iki şey arasında bir bağlantı olduğunu bildirir. Bu kalıp tek başına, birinin diğerine doğrudan neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki iki kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: This symptom is often ____ stress.

Cevabı göster

associated with

detected 4 miles away. Kalıp ifadeler

0:47

4 mil öteden tespit edildi.

Kalıp ifadeler

detected 4 miles away: uzaktan tespit edilmek

Bu parça, önceki bağlamdaki sismik hareketliliğin mesafeyi ölçmek için kullanılan yerden 4 mil uzaktaki bir noktada tespit edildiğini söyler. Detected edilgen bir biçimdir: izleme sonucunda hareketliliğe dair kanıt bulunduğunu gösterir ve neyin tespit edildiğini önceki bağlam açıklar. 4 miles away ifadesinde mesafe + away, bir yerin başka bir yerden ne kadar uzakta olduğunu bildirir. Buradaki away mesafeyi gösterir; hareketliliğin uzaklaştığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“The signal was detected 4 miles away” cümlesini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Mesafenin ölçüldüğü başlangıç yerinden 4 mil uzaktaki bir noktada sinyale dair kanıt bulundu.
  2. Sinyalin kendisi kaynağından 4 mil uzağa hareket etti.
  3. Sinyal 4 mil ilerledikten sonra kayboldu.
Cevabı göster

Mesafenin ölçüldüğü başlangıç yerinden 4 mil uzaktaki bir noktada sinyale dair kanıt bulundu.

Yes, it's hard to believe, Kalıp ifadeler

0:49

Evet, inanması zor,

Kalıp ifadeler

it's hard to believe: şaşırtıcı bir gerçeği kabul etme

Bu cümlede it's hard to believe, bilginin şaşırtıcı veya düşük olasılıklı göründüğünü kabul eder. Konuşan kişi bunun yanlış olduğunu söylemez; bu ifade dinleyiciyi sıra dışı bir gerçeğe hazırlar. Genellikle doğru ama şaşırtıcı bir ifadenin önünde yer alır: It's hard to believe, but ... Bir diğer yaygın yapı da It's hard to believe that ... şeklindedir.

Alıştırma

Burada it's hard to believe ne işe yarıyor?

  1. Gerçeğin şaşırtıcı olduğunu ama doğru olarak sunulduğunu gösterir.
  2. Konuşan kişinin gerçeğin yanlış olduğunu bildiğini söyler.
  3. Dinleyiciden bu gerçeğe inanmamasını ister.
Cevabı göster

Gerçeğin şaşırtıcı olduğunu ama doğru olarak sunulduğunu gösterir.

but in this program we'll be hearing about the Swiftquake Notlar

0:51

ama bu programda 'Swiftquake'i duyacağız

Anlatım akışı

we'll be hearing about: sıradaki konuyu önceden bildirme

Burada we'll be hearing about, programda sırada neyin ele alınacağını önceden bildirir. Hear about, yalnızca bir sesi fark etmek değil, bir şey hakkında bilgi veya hikâye duymak demektir. We'll be hearing biçimi, konuyu programın planlanmış akışının bir parçası olarak sunar. Dinleyiciyi sonraki bölüme yönlendirir ve gelecek bilgilerin düzenlenmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Bir programda sunucu we'll be hearing about ifadesini kullanarak ne yapıyor?

  1. Dinleyicilerden sözcükleri sesli okumasını istemek
  2. Sunucunun az önce fark ettiği bir sesi bildirmek
  3. Sırada gelecek konuyu önceden bildirmek
Cevabı göster

Sırada gelecek konuyu önceden bildirmek

a powerful force like an earthquake coming not from nature, Dilbilgisi

0:55

doğadan değil de

but from a pop concert.

0:59

bir pop konserinden gelen deprem gibi güçlü bir kuvvet.

Kelime

Swiftquake: Swift ve quake sözcüklerinin birleşimi

Swiftquake, Taylor Swift'e gönderme yapan Swift ile depremi veya güçlü sarsıntıyı düşündüren quake parçalarının birleştirilmesiyle oluşturulmuş yeni bir sözcüktür. Bu cümlede, Taylor Swift konseriyle bağlantılı deprem benzeri sarsıntıya ad verir. Bilmediğiniz yeni bir sözcüğü tanıdık parçalara ayırmak, o tek sözcüğün özetlediği olayı anlamanıza yardımcı olabilir.

Alıştırma

Bu cümlede Swiftquake ne anlama geliyor?

  1. Doğal depremin resmî bir bilimsel kategorisi
  2. Birdenbire iptal edilen bir konser
  3. Taylor Swift konseriyle bağlantılı deprem benzeri sarsıntı
Cevabı göster

Taylor Swift konseriyle bağlantılı deprem benzeri sarsıntı

Dilbilgisi

not from nature, but from a pop concert: beklenen kaynağın yerine gerçek kaynağı koymak

coming ile başlayan bölüm, güçlü etkinin nereden geldiğini söyler. Paralel not from A, but from B kalıbı A'yı reddeder ve yerine B'yi koyar. Burada deprem benzeri bir etkinin beklenen kaynağı doğadır; ancak gerçek ve şaşırtıcı kaynak bir pop konseridir. Asıl yeni bilgi but sözcüğünden sonra gelir.

Alıştırma

Kaynakları karşılaştıran paralel yapıyı not from ... but from ile tamamlayın: The music came ____ the television, ____ the phone.

Cevabı göster

not from · but from

And as usual, we'll be learning some useful new vocabulary as well. Kalıp ifadeler

1:00

Ve her zamanki gibi, bazı yeni ve faydalı kelimeler de öğreneceğiz.

Kalıp ifadeler

as usual: bir şeyin her zamanki gibi olması

Burada as usual, “önceki zamanlarda olduğu gibi” demektir. Yeni kelimeler öğrenmenin programın düzenli bir parçası olduğunu, yeni veya şaşırtıcı bir şey olmadığını gösterir. Bu ifade vocabulary ismini değil, we'll be learning ... etkinliğinin tamamını açıklar. Cümlenin başında veya sonunda kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi as usual ile tamamlayın: ____, our Friday meeting starts at nine.

Cevabı göster

As usual

Great.

1:04

Harika.

But first, I have a question for you, Georgie. Anlatım akışı

1:05

Ama önce sana bir sorum var, Georgie.

Anlatım akışı

But first: daha önce yapılacak bir adım eklemek

But first, sırayı gösteren bir işarettir. Konuşmacı birazdan olacak şeyi belirtir, ardından daha önce yapılması gereken bir adımı eklemek için But first ifadesini kullanır. Buradaki önceki adım Georgie'ye bir soru sormaktır. But esas olarak anlaşmazlık göstermez; planlanan akışı kısa süreliğine değiştirir, first ise hangi eylemin daha önce gerçekleştiğini gösterir.

Alıştırma

Bir sunucu şöyle diyor: “We’ll discuss the results in a moment. But first, let’s review the question.” But first neyi gösterir?

  1. Sunum şimdi sona eriyor.
  2. Sunucu sonuçlara katılmıyor.
  3. Soru, sonuçlar tartışılmadan önce gözden geçirilir.
Cevabı göster

Soru, sonuçlar tartışılmadan önce gözden geçirilir.

Actually, Taylor Swift's Edinburgh show wasn't the first music concert to trigger seismic waves. Notlar

1:09

Aslında, Taylor Swift'in Edinburgh'daki gösterisi sismik dalgaları tetikleyen ilk müzik konseri değildi.

Dilbilgisi

the first music concert to trigger ...: the first + isim + to do kalıbı

the first + isim + to do kalıbı, bir eylemi herkesten veya her şeyden önce yapan kişi ya da şeyi belirtir. Burada to trigger seismic waves, music concert ifadesini niteler ve sıralamanın hangi eyleme göre yapıldığını gösterir; wasn't ise bu konserin ilk sırada olmadığını belirtir. Buradaki mastar amaç bildirmez. Cümle, bu konserin sismik dalga oluşturan konserler içinde en erken konser olup olmadığını anlatır; konserin sismik dalga oluşturmak amacıyla düzenlendiğini söylemez.

Alıştırma

runner ve finish sözcüklerini the first + isim + to do kalıbında kullanın: Maya reached the line before every other runner. She was ____ the race.

Cevabı göster

the first runner to finish

Kelime

trigger seismic waves: neden olmak anlamındaki trigger fiili

trigger seismic waves ifadesinde trigger, dalgaların oluşmasına neden olmak anlamında bir fiildir. Bir silah parçası olan “tetik” anlamındaki isim değildir. Trigger çoğunlukla bir olayın daha sonraki bir tepkiyi veya süreci başlattığını gösterir. Bu nedenle haberlerde, bilimsel ve teknik açıklamalarda alarm, tepki, değişim ve fiziksel etkilerden söz ederken doğal bir seçimdir.

Alıştırma

Cümleyi en iyi tamamlayan fiili seçin: Thick smoke can ___ the building's fire alarm.

  1. escape
  2. trigger
  3. measure
Cevabı göster

trigger

In 1992,

1:16

1992 yılında,

the band Madness caused two earthquakes Kalıp ifadeler

1:18

Madness grubu, yerel sakinlerin evlerinden

Kalıp ifadeler

caused two earthquakes: cause + sonuç

caused two earthquakes ifadesinde caused, cause fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Ardından doğrudan sonucu belirten two earthquakes gelir ve grubun faaliyetinin bu sismik olayların gerçekleşmesine yol açtığını anlatır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp cause + sonuç adı biçimindedir; cause damage ve cause a reaction buna örnektir. Buradaki cause, “neden” anlamındaki isim değildir; isim kullanımı genellikle the cause of the problem gibi bir yapıda görülür.

Alıştırma

Cümleyi cause fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: Heavy rain ____ serious flooding.

Cevabı göster

caused

that saw local residents evacuated from their homes. Dilbilgisi

1:21

tahliye edilmesine neden olan iki depreme yol açtı.

Dilbilgisi

olay + saw + nesne + geçmiş zaman ortacı

Buradaki saw, “gözlerle görmek” anlamına gelmez. Özne, that sözcüğünün gönderme yaptığı iki depremdir; bu nedenle saw, bu olaylar sırasında veya onların sonucunda yaşanan durumu sunar. saw + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısında nesne eylemden etkilenir: local residents were evacuated. Haber dilindeki bu kalıp, bir olayın, yerin veya dönemin belirli bir sonuçla öne çıktığını bildirir; ancak saw tek başına her zaman doğrudan nedenselliği kanıtlamaz.

Alıştırma

“The storm saw hundreds of flights cancelled,” cümlesinde saw ne işe yarar?

  1. İptalleri fırtına sırasında ortaya çıkan bir sonuç olarak sunar.
  2. Fırtınanın uçuşları onardığı anlamına gelir.
  3. Fırtınanın uçuşları izlediğini söyler.
Cevabı göster

İptalleri fırtına sırasında ortaya çıkan bir sonuç olarak sunar.

But at which London venue did the concert take place? Kalıp ifadeler

1:25

Ancak konser Londra'da hangi mekanda gerçekleşti?

Kalıp ifadeler

Bir etkinliğin gerçekleştiğini anlatan take place

Bu soruda take place, ‘düzenlenmek’ veya ‘gerçekleşmek’ anlamına gelir. Özne the concert ifadesidir ve soru etkinliğin hangi mekânda gerçekleştiğini sorar. Take place kalıplaşmış ve geçişsiz bir ifadedir: gerçekleşen etkinliğin kendisi öznedir; düzenleyen kişi veya doğrudan nesne belirtilmez. Bir etkinliğin nerede ya da ne zaman gerçekleştiğine odaklanmak için kullanılır; take ve place ayrı ayrı yorumlanmaz.

Alıştırma

Cümleyi doğru tamamlayan kalıplaşmış ifadeyi seç: Where will the meeting ____?

  1. take place
  2. be taken place
  3. take the place of
Cevabı göster

take place

Was it A, Hyde Park,

1:28

A, Hyde Park mı,

B, the Royal Albert Hall,

1:31

B, Royal Albert Hall mu,

or C, Finsbury Park?

1:33

yoksa C, Finsbury Park mı?

Hmm,

1:35

Hmm,

I'll guess the concert was held at the Royal Albert Hall. Kalıp ifadeler

1:36

Konserin Royal Albert Hall'da yapıldığını tahmin ediyorum.

Kalıp ifadeler

was held at + belirli bir etkinlik mekânı

Was held at, bir etkinliğin belirli bir yerde düzenlendiği veya gerçekleştiği anlamına gelir. The concert eylemden etkilenen ögedir; bu nedenle was held, hold fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimidir. Buradaki held, ‘birinin elinde tutuldu’ anlamına gelmez. At, adı belirtilen mekânı, yani the Royal Albert Hall ifadesini tanıtır. Bu yapı, düzenleyeni söylemeden etkinliğin yerini belirtmeyi sağlar.

Alıştırma

Cümleyi hold fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimi ve ardından at kullanarak tamamla: The award ceremony ____ the town hall.

Cevabı göster

was held at

Okay, Georgie.

1:40

Tamam, Georgie.

I'll reveal the correct answer at the end of the program. Kalıp ifadeler

1:41

Doğru cevabı programın sonunda açıklayacağım.

Kalıp ifadeler

reveal the correct answer: doğru cevabı açıklamak

Bu cümlede reveal the correct answer, bir süre saklı tutulan doğru cevabı açıklamak anlamına gelir. Reveal, bir şeyi ortaya çıkarma veya duyurma hissi verir; say ise yalnızca sözcükleri söylemek demektir. Bu ifade, dinleyicilerin cevabı öğrenmeden önce beklediği testlerde, programlarda ve bilmecelerde yaygındır. Buradaki reveal nötrdür; bir sırrı olumsuz biçimde sızdırmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, sunucunun cevabı bir süre sakladıktan sonra açıklayacağını belirtir?

  1. The host will reveal the correct answer after the quiz.
  2. The host will guess the correct answer after the quiz.
  3. The host will repeat the question after the quiz.
Cevabı göster

The host will reveal the correct answer after the quiz.

Kalıp ifadeler

at the end of the program: programın sonunda

At the end of the program, eylemi programın son bölümüne veya bitiş noktasına yerleştirir. Doğru cevabın ne zaman açıklanacağını belirtir. At the end of ifadesini a lesson, a film, a book veya a week gibi sınırı olan belirli bir şeyle kullanın. Burada end, programın amacı değil, son bölümü anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir olayı belirli bir şeyin son bölümüne yerleştirmek için hedef ifadeyi kullanır?

  1. The surprise comes at the end of the film.
  2. The film has an exciting ending.
  3. In the end, we chose a different film.
Cevabı göster

The surprise comes at the end of the film.

Following Taylor Swift's Edinburgh concert, Anlatım akışı

1:44

Taylor Swift'in Edinburgh konserinin ardından,

seismologists Emma Greenough and James Panton from Cardiff University

1:47

Cardiff Üniversitesi'nden sismologlar Emma Greenough ve James Panton

wanted to see if the same thing would happen at Taylor's concert in Cardiff. Notlar

1:52

aynı şeyin Taylor'ın Cardiff'teki konserinde olup olmayacağını görmek istediler.

Anlatım akışı

Following + olay: bir olayı diğerinin sonrasına yerleştirmek

Bu cümlenin başında Following, sonrasında anlamına gelir. Taylor Swift's Edinburgh concert olayından önce gelen bir edattır; birinin arkasından yürüme eylemini anlatmaz. Başlangıçtaki bu ifade, Edinburgh konserini zaman bakımından önceye yerleştirir ve okuyucuyu sonraki eyleme hazırlar: sismologlar Cardiff konserini incelemek istemiştir. Bu, olayları zaman sırasına göre kısa ve açık biçimde düzenlemenin bir yoludur.

Alıştırma

Resmî haberlerde after anlamında kullanılan bu nottaki tek sözcüklük hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the safety inspection, the museum reopened.

Cevabı göster

Following

Dilbilgisi

to see if: kontrol edilecek bir soruyu belirtmek

wanted to see if yapısında to see, bilim insanlarının ne yapmak istediğini belirtir: aynı şeyin olup olmayacağını öğrenmek. If, cevabı henüz bilinmeyen dolaylı bir evet-hayır sorusu başlatır. Burada see yalnızca gözle bakmak değil, kontrol etmek veya öğrenmek anlamına gelir. Bu if, whether anlamındadır; bir koşul ve sonuç bildirmez.

Alıştırma

Olup olmadığını öğrenmek için anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Mia opened the box ____ the toy was inside.

Cevabı göster

to see if

Kalıp ifadeler

the same thing would happen: daha önceki bir olaya gönderme yapmak

Burada the same thing, daha önce sözü edilen olayın veya sonucun tamamına gönderme yapar: bir konserdeki hareketlilik ölçülebilir sismik dalgalar oluşturmuştur. Bu cümlede thing fiziksel bir nesne anlamına gelmez. Wanted to see if the same thing would happen, birinin önceki olayın yeni bir durumda tekrar olup olmayacağını öğrenmek istediği anlamına gelir. Would, sonucun o sırada hâlâ belirsiz olduğunu ve wanted ile anlatılan zamandan sonra gerçekleşeceğini gösterir.

Alıştırma

Örnekte the same thing neye gönderme yapıyor?

  1. aynı fiziksel nesne
  2. önceki durumla ilgisi olmayan yeni bir olay
  3. daha önce bahsedilen bir olayın tekrar olması
Cevabı göster

daha önce bahsedilen bir olayın tekrar olması

Seismologists are scientists who study earthquakes and seismic waves. Kelime

1:56

Sismologlar, depremleri ve sismik dalgaları inceleyen bilim insanlarıdır.

Kelime

Seismologists: depremleri inceleyen bilim insanları

Seismologists, depremleri ve sismik dalgaları inceleyen bilim insanlarıdır. Who study earthquakes and seismic waves sözleri bu mesleği doğrudan açıklar. Kelimenin başındaki seismo- depremler ve sarsıntılarla ilgilidir; -logist ise bir alanı inceleyen kişi anlamına gelir. Seismologist tekil, seismologists çoğuldur.

Alıştırma

Hangi cümlede seismologists doğru kullanılmıştır?

  1. Seismologists write and perform songs for concerts.
  2. Seismologists forecast tomorrow's rain and wind.
  3. Seismologists analyze earthquakes and waves moving through the Earth.
Cevabı göster

Seismologists analyze earthquakes and waves moving through the Earth.

Emma and James set up their equipment to monitor and record ground motion Notlar

2:01

Emma ve James, konser başladığında

Öbek fiiller

set up their equipment: ekipmanlarını kurup hazırlamak

Burada set up their equipment, ekipmanı yerine koymak, gerektiğinde bağlamak veya ayarlamak ve çalışmaya hazır hâle getirmek demektir. Yalnızca ekipmanı bir yere koymaktan daha fazlasını anlatır. Set up ayrılabilen bir phrasal verb'dür. Nesne isim olduğunda set up the equipment veya set the equipment up denebilir. Nesne zamir olduğunda set it up denir; set up it denmez.

Alıştırma

Set up ifadesini doğru sırada kullanarak cümleyi tamamlayın: The camera is still packed away, so please ____ before the interview.

Cevabı göster

set it up

Kalıp ifadeler

to monitor and record ground motion: yer hareketini izlemek ve kaydetmek

to monitor and record ground motion sözleri, ekipmanın neden kurulduğunu açıklar. Tek bir to, iki fiil için de geçerlidir: to monitor ve to record. Monitor, bir şeyi belli bir süre boyunca izlemeye veya ölçmeye devam etmek demektir. Record ise gözlemlenen veya ölçülen bilgiyi veri olarak saklamak demektir. Burada ground motion, ölçülen yer hareketini veya sarsıntısını anlatır; bir şeyi yerde hareket ettirmek anlamına gelmez.

Alıştırma

The sensors monitor and record ground motion cümlesinde monitor and record ne anlama gelir?

  1. Yer hareketini ölçmeye devam etmek ve verileri saklamak
  2. Yerin ne zaman hareket edeceğini tahmin etmek
  3. Ekipmanı yerin üzerinde hareket ettirmek
Cevabı göster

Yer hareketini ölçmeye devam etmek ve verileri saklamak

as the concert got started. Dilbilgisi

2:05

zemin hareketini izlemek ve kaydetmek için ekipmanlarını kurdular.

Dilbilgisi

as the concert got started: eş zamanlı gelişen olaylar

Burada as, “-irken” veya “aynı anda” anlamına gelir. As ile başlayan yan cümle zaman arka planını verir: konser başlarken Emma ve James de ekipmanı kuruyordu. Got started, “başladı” veya “başlayıp ilerlemeye koyuldu” demektir. Etkinliğin başlamasını anlatır; birinin konseri başlattığını söyleyen edilgen bir yapı değildir.

Alıştırma

Hangi cümle iki olayın aynı anda geliştiğini en iyi gösterir?

  1. The meeting was cancelled because the room was quiet.
  2. The room grew quiet as the meeting got started.
  3. The room grew quiet after the meeting ended.
Cevabı göster

The room grew quiet as the meeting got started.

As James explains here to Marnie Chesterton, Anlatım akışı

2:07

James'in burada Marnie Chesterton'a açıkladığı gibi,

presenter of BBC Radio 4 program Inside Science.

2:10

BBC Radio 4 programı Inside Science'ın sunucusuna.

Anlatım akışı

As James explains here to Marnie Chesterton: konuşmacıyı tanıtma

As James explains here to Marnie Chesterton, sunucunun kullandığı bir giriş ifadesidir. James'i bilgi kaynağı, Marnie'yi de onun konuştuğu kişi olarak tanıtır ve James'in açıklamasının birazdan geleceğini bildirir. Buradaki as, “birazdan duyacağınız gibi” demektir; “çünkü” anlamına gelmez. presenter of BBC Radio 4 program Inside Science sözleri Marnie'yi tanımlar. Kurgulanmış bir radyo programında bu giriş doğrudan bir ses kaydına geçebilir; normal yazıda ise As James explains... genellikle James'in ne açıkladığını bildiren bir ana ifadeye bağlanır.

Alıştırma

Bir radyo programında As James explains here to Marnie... girişinin temel görevi nedir?

  1. James'in açıklamasını tanıtır ve dinleyiciyi onu dinlemeye hazırlar.
  2. James'in Marnie'nin kim olduğunu açıkladığını söyler.
  3. James'in, Marnie bir şey açıkladığı için konuştuğunu söyler.
Cevabı göster

James'in açıklamasını tanıtır ve dinleyiciyi onu dinlemeye hazırlar.

Tell me about the peak on this graph Ton ve niyet

2:14

Bana bu grafikteki zirveden (peak)

that you're seeing and what that actually corresponds to? Kalıp ifadeler

2:16

gördüğünüz kadarıyla bahsedin, bu aslında neye karşılık geliyor?

Ton ve niyet

Tell me about: daha ayrıntılı bir yanıta davet etmek

Tell me about + bir konu, karşınızdaki kişiyi o konuyu kendi yaklaşımıyla anlatmaya veya açıklamaya davet eder. Burada grafikteki tepe noktası ve bu noktanın neyi temsil ettiği hakkında daha ayrıntılı bir yanıtın önünü açar. Dil bilgisi bakımından emir biçiminde olsa da konuşmada genellikle sert bir emir değil, açık uçlu bir davettir. Explain ile başlamaya göre daha konuşma diline yakındır ve görev verme hissi daha zayıftır.

Alıştırma

Bir röportajda karşı tarafı samimi ve açık uçlu bir yanıt vermeye en doğal biçimde davet eden cümle hangisidir?

  1. Explain the project you are working on.
  2. Tell the project you are working on.
  3. Tell me about the project you are working on.
Cevabı göster

Tell me about the project you are working on.

Kalıp ifadeler

corresponds to: grafik işaretini anlamıyla eşleştirmek

Bu soruda that, grafikteki tepe noktasını belirtir. What that actually corresponds to, tepe noktasının gerçekte hangi olayı, durumu veya olguyu temsil ettiğini sorar. Bir grafik, harita, sistem veya düşünce kümesinde A, B ile eşleştiğinde, B'yi temsil ettiğinde ya da B ile belirli bir ilişkisi olduğunda A corresponds to B kullanılır. to edatı bu yapının bir parçasıdır.

Alıştırma

correspond fiilinin doğru biçimini ve gereken edatı kullanın: Each icon on this screen ____ a different tool.

Cevabı göster

corresponds to

In this top graph of the red wiggly line, Kelime

2:18

Kırmızı dalgalı çizginin olduğu bu en üstteki grafikte,

Kelime

red wiggly line: şekli anlatan günlük bir ifade

Burada wiggly, kırmızı çizginin şeklini anlatır: çizgi dümdüz olmak yerine birçok küçük kıvrıma veya dalgaya sahiptir. Wiggly, grafiklerde kullanılan teknik bir terim değil, görünüşü anlatan günlük bir sözcüktür. Dinleyicilerin hangi çizgiyi izleyeceğini hızla anlamasına yardımcı olur.

Alıştırma

Bu dersteki hedef sözcüğü kullanarak cümleyi tamamlayın: The child drew a ____ line across the page.

Cevabı göster

wiggly

we're looking at the ground velocity in essentially meters per second. Notlar

2:21

esasen saniye başına metre cinsinden zemin hızına bakıyoruz.

Kalıp ifadeler

we're looking at: dikkati verilere yöneltmek

Bir grafik açıklamasında we're looking at, “inceliyoruz veya buna odaklanıyoruz” anlamına gelir. Konuşan kişi bu ifadeyi dinleyicilerin dikkatini yer hızı ölçümüne yöneltmek için kullanır. Look at ifadesinin buradaki kullanımı gözle bakmaktan daha geniştir. Birlikte incelenecek bir grafiği, problemi, örneği veya başka bir konuyu tanıtabilir; at sözcüğünden sonraki bölüm odağı belirtir.

Alıştırma

Bir grafik sunumu sırasında konuşmacı "We're looking at weekly sales." diyor. Bu ifade büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Haftalık satış verilerini inceliyoruz.
  2. Bir mağazaya gözlerimizle bakıyoruz.
  3. Kayıp bir satış raporunu arıyoruz.
Cevabı göster

Haftalık satış verilerini inceliyoruz.

Kelime

ground velocity: zemin hareketinin hızı

Bu cümlede ground velocity, zemin titreşirken zeminin kendi hareketinin hızını ifade eder. Velocity ana isimdir; ground ise neyin hareket ettiğini veya ölçüldüğünü gösterir. İsim + isim yapısı bilimsel İngilizcede yaygındır: ilk isim, ikinci ismin anlamını sınırlar. Burada ground bir isim niteleyicisidir; fiil değildir ve “gerekçe veya dayanak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede ground velocity ne anlama geliyor?

  1. Zeminin kendi hareketinin hızı
  2. Hızı ölçmek için bir gerekçe
  3. Bir cismin zeminin üzerinde ilerleme hızı
Cevabı göster

Zeminin kendi hareketinin hızı

Kelime

meters per second: per ile kurulan bir hız birimi

Meters per second ifadesi, genellikle m/s şeklinde yazılan bir hız birimidir. Per, “her biri için” anlamına gelir; dolayısıyla ifade bir saniyede kaç metrelik hareket olduğunu belirtir. Ölçü birimi + per + zaman birimi yapısı bir oran ifade eder. Kilometers per hour ve beats per minute aynı yapıyı kullanır.

Alıştırma

Hız birimini per ile tamamlayın: The robot travels five meters ____ second.

Cevabı göster

per

So that's the velocity that the ground is vibrating up and down. Kalıp ifadeler

2:26

Yani bu, zeminin aşağı yukarı titreşme hızı.

Kalıp ifadeler

vibrating up and down: tekrarlanan dikey hareket

Bu cümlede vibrating up and down, dikey yönde zıt yönlere doğru küçük ve tekrarlanan hareketler yapmak demektir. Vibrating hızlı ileri geri hareketi adlandırır; up and down ise hareketin yönünü belirtir. Burada up and down gerçek anlamdadır: ruh hâlindeki ya da performanstaki değişimleri değil, zeminin fiziksel hareketini anlatır. Fiil + yön ifadesi kalıbı, hareketi daha kesin biçimde betimlemeyi sağlar.

Alıştırma

"the ground is vibrating up and down" ifadesinde up and down neyi belirtir?

  1. Sesin yüksekliğini
  2. Zeminin hareket yönünü
  3. İnsanların ruh hâlindeki bir değişimi
Cevabı göster

Zeminin hareket yönünü

So this is literally people stamping up and down. Kalıp ifadeler

2:28

Yani bu kelimenin tam anlamıyla insanların aşağı yukarı tepinmesi.

Kalıp ifadeler

stamping up and down: ayakları tekrar tekrar sertçe yere vurmak

Burada stamping up and down, ayakları tekrar tekrar kaldırıp yere sertçe basmak anlamına gelir. Bu bağlamda stamp ayaklarla yapılan bir eylemdir; up and down ise bedenin ve ayakların tekrarlanan yukarı-aşağı hareketini belirginleştirir. Stamp ayrıca bir şeye resmî bir damga basmak anlamına gelebilir, ancak insanların zemini titrettiği bu bağlamda o anlam uygun değildir.

Alıştırma

"People were stamping up and down" cümlesinde insanlar ne yapıyordu?

  1. Ayaklarını tekrar tekrar sertçe yere vurmak
  2. Belgelere resmî damga basmak
  3. Bir yerden başka bir yere sessizce yürümek
Cevabı göster

Ayaklarını tekrar tekrar sertçe yere vurmak

Yes, so this is all of the energy combined Kalıp ifadeler

2:31

Evet, yani bu birleşik enerjinin tamamı,

from the 73,000 people in the stadium

2:33

stadyumdaki 73.000 kişinin

jumping in unison and stamping in unison. Kalıp ifadeler

2:36

hep bir ağızdan zıplaması ve hep bir ağızdan tepinmesinden geliyor.

Kalıp ifadeler

this is all of the energy combined: birçok kaynaktan gelen tek toplam

all of the energy combined ifadesinde combined, energy sözcüğünden sonra gelir ve birçok kişinin enerji katkılarının toplanmasıyla oluşan tek bir toplamı anlatır. Her kişinin ayrı katkısı birlikte değerlendirilmektedir. Cümlenin ana fiili is sözcüğüdür. Combined, toplanmış energy ifadesini açıklamak için isim öbeğinden sonra kullanılan bir geçmiş zaman ortacıdır; enerjinin aktif olarak birleştirme eylemi yaptığını söyleyen bir fiil değildir.

Alıştırma

Bu cümlede all of the energy combined ne anlama geliyor?

  1. Bütün katkılar toplandığında ortaya çıkan toplam enerji.
  2. Enerjinin aktif olarak bir şeye katılma eylemi.
  3. Tek başına ölçülen ayrı bir enerji türü.
Cevabı göster

Bütün katkılar toplandığında ortaya çıkan toplam enerji.

Kalıp ifadeler

jumping in unison: eşzamanlı hareket

jumping in unison ifadesinde in unison, birçok kişinin aynı anda ve aynı ritimle zıplaması anlamına gelir. Burada yalnızca iş birliğini veya anlaşmayı değil, fiziksel hareketlerin eşzamanlı olmasını anlatır. Bu ifade, bir grubun aynı hareketi koordineli biçimde birlikte yaptığını göstermek için bir eylem fiilinden sonra kullanılabilir.

Alıştırma

Bir dans ekibi aynı hareketi tam olarak aynı anda yapıyor. Bu anlamı en kesin biçimde hangi cümle ifade eder?

  1. The dancers moved together.
  2. The dancers moved in unison.
  3. The dancers moved one by one.
Cevabı göster

The dancers moved in unison.

James, the British Geological Survey recorded 23.4 nm of movement in Edinburgh. Notlar

2:39

James, İngiliz Jeolojik Araştırma Kurumu Edinburgh'da 23,4 nm hareket kaydetti.

Kültür

Veri kaynağı olarak British Geological Survey

British Geological Survey, Birleşik Krallık'taki bir yerbilimleri kuruluşunun adıdır. Bu cümlede ölçümü kimin kaydettiğini belirtir; böylece sayı bir tahmin olarak değil, uzman bir kaynaktan gelen veri olarak sunulur. İsmin içindeki Survey, sistemli bilimsel inceleme ve araştırma anlamındadır. Burada anket veya kamuoyu yoklaması anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlede British Geological Survey neden anılıyor?

  1. İnsanların bir ankete cevap verdiğini söyler.
  2. Hareketin gerçekleştiği yeri adlandırır.
  3. Ölçümün arkasındaki uzman kuruluşu belirtir.
Cevabı göster

Ölçümün arkasındaki uzman kuruluşu belirtir.

Kelime

Ölçülen yer değiştirme olarak 23.4 nm of movement

23.4 nm of movement, ölçülen hareketin 23,4 nanometre olduğu anlamına gelir. nm, çok küçük bir uzunluk birimi olan nanometres için kullanılan standart kısaltmadır. number + unit + of + measured quantity kalıbı sayıyı ölçülen şeye bağlar. Buradaki movement fiziksel yer değiştirmedir; toplumsal hareket veya bir müzik eserinin bölümü değildir.

Alıştırma

Bu cümlede 23.4 nm of movement ne anlama gelir?

  1. 23,4 kişi hakkında bir anket
  2. 23,4 dakika süren bir müzik bölümü
  3. Nanometre cinsinden ölçülmüş fiziksel hareket miktarı
Cevabı göster

Nanometre cinsinden ölçülmüş fiziksel hareket miktarı

What does that actually mean? Ton ve niyet

2:48

Bu aslında ne anlama geliyor?

Ton ve niyet

What does that actually mean?: pratik anlamı sormak

Bu soruda that, az önce sözü edilen teknik ölçüme gönderme yapar. Konuşan kişi, bu ölçümün pratikte ve kolay anlaşılır biçimde ne ifade ettiğini öğrenmek ister. Actually, gerçek ya da pratik anlamı vurgular. Soru esas olarak ölçümün doğru olup olmadığını sorgulamaz; sayının neyi gösterdiğini veya ne anlama geldiğini sorar.

Alıştırma

Konuşan kişi ne istiyor?

  1. Ölçümün tekrarlanması
  2. Ölçümün yanlış olduğuna dair kanıt
  3. Ölçümün pratik anlamına dair bir açıklama
Cevabı göster

Ölçümün pratik anlamına dair bir açıklama

So what that means is that Anlatım akışı

2:49

Yani bunun anlamı şu,

they recorded the ground flexing up and down Kalıp ifadeler

2:51

zeminin aşağı ve yukarı esnediğini (flex) kaydettiler,

by a distance of 23 nm. Kelime

2:55

23 nm'lik bir mesafe kadar.

Anlatım akışı

what that means is that ...: açıklama başlatmak

what that means is that, daha önce verilen bilgiyi açıklamak için kullanılan bir bildirme yapısıdır. what that means bütünü özne görevi görür; is that ise sonucu veya somut yorumu sunar. Buradaki ilk that, önceki olguya ya da ölçüme gönderme yapar. İkinci that ise devamındaki açıklamayı başlatır. Yapı what ile başlasa da doğrudan bir soru değildir.

Alıştırma

Hangi cümle açıklama yapısını doğru kullanıyor?

  1. The deadline has moved from Wednesday to Friday. What that mean is we have two extra days.
  2. The deadline has moved from Wednesday to Friday. What that means is that we have two extra days.
  3. The deadline has moved from Wednesday to Friday. What does that means is that we have two extra days.
Cevabı göster

The deadline has moved from Wednesday to Friday. What that means is that we have two extra days.

Kalıp ifadeler

flexing up and down: bir malzemenin dikey olarak bükülmesi

Burada flexing up and down, yerin dikey olarak hareket ederken hafifçe bükülüp şekil değiştirmesini anlatır. Bu ifade, yeri kuvvet altında biçim değiştirebilen bir malzeme gibi sunar; birinin kaslarını gösteriş için sergilemesi anlamına gelmez. recorded the ground flexing yapısında flexing, recorded the ground ifadesinden sonra gelen bir şimdiki zaman ortacıdır. Bir kişinin yaptığı ayrı bir eylemi değil, gözlemlenip kaydedilen hareketi belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede flexing, bir malzemenin kuvvet altında bükülmesini anlatır?

  1. The metal panel was flexing in the wind.
  2. The metal panel was breaking into pieces.
  3. The athlete was flexing his muscles for the camera.
Cevabı göster

The metal panel was flexing in the wind.

Kelime

by a distance of 23 nm.: yer değiştirme miktarı

Burada by a distance of 23 nm, yerin hareket miktarını belirtir. By, farkı veya yer değiştirme miktarını ifade eder: hareket 23 nanometredir. Yerin nasıl kaydedildiğini değil, esnerken ne kadar hareket ettiğini açıklar. Değişim bildiren cümlelerde by + miktar, bir şeyin ne kadar arttığını, azaldığını veya hareket ettiğini gösterir. a distance of, miktarın bir mesafe olduğunu açıkça belirtirken 23 nm ölçüm değerini verir.

Alıştırma

Cümleyi değişim miktarını belirten edatla tamamlayın: The temperature dropped ____ three degrees overnight.

Cevabı göster

by

James's equipment recorded seismic movement when Taylor Swift started to sing.

2:59

James'in ekipmanı, Taylor Swift şarkı söylemeye başladığında sismik hareket kaydetti.

Her hit song Cruel Summer created a peak, Notlar

3:03

Hit şarkısı Cruel Summer bir zirve (peak) yarattı,

Kelime

hit song: popüler ve başarılı bir şarkı

Hit song ifadesinde hit, şarkının çok popüler ve başarılı olduğunu anlatır. Birinin şarkıya vurduğu anlamına gelmez. Bir şarkıyı çok sayıda kişi satın aldığında, internetten dinlediğinde, çaldığında veya şarkı müzik listelerinde iyi sonuçlar aldığında insanlar ona sık sık hit der.

Alıştırma

Örnekte hit song ne anlama geliyor?

  1. çok düşük sesle çalınan bir şarkı
  2. bir şeye vurmakla ilgili bir şarkı
  3. popüler ve başarılı bir şarkı
Cevabı göster

popüler ve başarılı bir şarkı

the highest point,

3:06

en yüksek nokta,

in the graph which James's machine was drawing.

3:07

James'in makinesinin çizdiği grafikte.

Kalıp ifadeler

created a peak: grafikte yüksek bir nokta oluşturdu

Created a peak, grafikteki çizginin en yüksek noktasına çıkmasına neden olmak demektir. Burada create, ‘ortaya çıkmasına neden olmak’ anlamındadır; peak ise bir dağ değil, verilerdeki yüksek noktadır. Bu ifade bir olayı verilerin şekliyle ilişkilendirir: olay, grafikte görülebilen yüksek bir noktanın oluşmasını sağlamıştır.

Alıştırma

‘The lunchtime rush created a peak in website traffic.’ cümlesinde ne oldu?

  1. İnternet sitesinin yanında bir dağ belirdi.
  2. İnternet sitesi veri toplamayı bıraktı.
  3. İnternet sitesi trafiği belirgin bir yüksek noktaya ulaştı.
Cevabı göster

İnternet sitesi trafiği belirgin bir yüksek noktaya ulaştı.

The peak was made by thousands of Swifties jumping up and down in unison, Dilbilgisi

3:10

Zirve, binlerce Swiftie'nin hep bir ağızdan (in unison) aşağı yukarı zıplamasıyla,

together and at the same time,

3:15

birlikte ve aynı anda,

creating something like a mini earthquake. Kalıp ifadeler

3:17

mini bir depreme benzer bir şey yaratmasıyla oluştu.

Dilbilgisi

was made by: sonucu nedeninden önce vermek

Was made by, was + geçmiş zaman ortacı made + by biçimindeki basit geçmiş zaman edilgen yapıdır. Önce sonucu, yani The peak ifadesini verir; ardından by ile bu sonucu oluşturan kişileri veya eylemi belirtir. Burada made, bir ürünü «imal etmek» değil, «neden olmak» veya «oluşturmak» anlamındadır. Önce sonucu, ardından nedenini verme düzeni bir gözlemi açıklarken yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi make ve by kullanan üç sözcüklü geçmiş zaman edilgen ifadeyle tamamlayın: The dent ____ a falling branch.

Cevabı göster

was made by

Kalıp ifadeler

creating something like a mini earthquake: yaklaşık bir karşılaştırma yapmak

Something like + isim yaklaşık bir karşılaştırma yapar. Burada, küçük bir depreme benzeyen bir etki anlamına gelir; olayın tam olarak veya resmî sınıflandırmaya göre küçük bir deprem olduğu anlamına gelmez. Creating, hemen önce anlatılan eylemin sonucunu ekleyen bir -ing yan cümlesidir. İfadenin tamamı, zıplamanın deprem benzeri bir etki oluşturduğunu anlatır.

Alıştırma

Bu cümleyle ilgili ifadeyi değerlendirin: "The machine created something like a small wave." Konuşan kişi, sonucun kesinlikle gerçek bir dalga olduğunu söylüyor.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

The seismologist measured a ground movement of 23 nm.

3:20

Sismolog, 23 nm'lik bir zemin hareketi ölçtü.

That may not sound much, but remember, Ton ve niyet

3:25

Kulağa çok gelmeyebilir, ancak unutmayın,

Ton ve niyet

may not sound much: bir miktarın küçük göründüğünü söylemek

May not sound much, “miktar küçük ya da önemsiz görünebilir” demektir. Burada sound, “ses çıkarmak” değil, “bir sayı söylendiğinde öyle görünmek” anlamındadır. Konuşan kişi önce miktarın küçük görünebileceğini kabul eder. Ardından but remember, bunun yine de neden önemli olduğunu açıklayan bir nedenin geleceğini gösterir. Bu yapıya ödünleme denir.

Alıştırma

Cümleyi may, not, sound ve much kullanarak tamamlayın: Twenty seconds ____, but it can decide the race.

Cevabı göster

may not sound much

this is the Earth itself actually flexing or bending without breaking. Kelime

3:28

bu bizzat Dünya'nın kırılmadan esnemesi (flex) veya bükülmesidir.

Kelime

flexing or bending without breaking: şekil değiştirirken bütün kalmak

Flexing or bending without breaking, bir kuvvet altında şekil değiştirirken tek parça kalmak demektir. Or bending, flexing ifadesini daha tanıdık bir sözcükle açıklar; without breaking ise sınırı belirtir: Dünya şekil değiştirir ama yarılmaz veya çatlamaz. Burada flex, bir malzemenin ya da yüzeyin kuvvet altında hareket etmesini anlatır. Kasları sıkmak veya gösteriş yapmak anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi açıklama flexing or bending without breaking ifadesine en iyi uyar?

  1. Kuvvet altında çatlar ve parçalara ayrılır.
  2. Kuvvet altında şekil değiştirir ama bütün kalır.
  3. Kuvvet uygulandığında tamamen sert kalır ve hareket etmez.
Cevabı göster

Kuvvet altında şekil değiştirir ama bütün kalır.

So the ground is shaking,

3:33

Yani zemin sallanıyor,

music is blasting, Kelime

3:34

müzik gümbürdüyor,

Kelime

music is blasting, — müziğin çok yüksek sesle çalması

music is blasting ifadesi müziğin çok yüksek ve güçlü bir sesle çaldığını belirtir. Buradaki blast, bir şeyi kuvvetle dışarı verme fikrinin ses için kullanılan gayriresmî bir uzantısıdır; gerçek bir patlamadan söz etmez. is blasting içindeki şimdiki zamanın devamlı yapısı, yüksek sesin şu anda sürdüğünü gösterir. Cümle, sallanan zemini güçlü müzikle birlikte vererek canlı bir sahne oluşturur.

Alıştırma

The music is blasting ifadesinin en doğal anlamı nedir?

  1. Müziğin sesi giderek azalıyor
  2. Müzik patlıyor
  3. Müzik çok yüksek sesle çalıyor
Cevabı göster

Müzik çok yüksek sesle çalıyor

and thousands of fans are dancing.

3:36

ve binlerce hayran dans ediyor.

But does this qualify as an earthquake, scientifically speaking? Kalıp ifadeler

3:38

Ancak bu, bilimsel olarak konuşursak, bir deprem sayılır mı?

Kalıp ifadeler

qualify as an earthquake, — deprem için bilimsel tanımı karşılamak

qualify as an earthquake ifadesi, deprem olarak sınıflandırılmak için gereken tanımı veya bilimsel ölçütleri karşılamak anlamına gelir. Bu soruda qualify as, olayın bu kategoriye girip girmediğini sorar; sınavı geçmek veya kişisel bir yeterlilik kazanmak anlamına gelmez. Bu ifade, sarsıntının sadece güçlü hissedilip hissedilmediğine değil, bir ölçüte göre sınıflandırmaya odaklanır. Scientifically speaking değerlendirmeyi bilimsel ölçütlerle sınırlar.

Alıştırma

Sonucu bir kategori olarak sınıflandıran cümleyi tamamlayan doğru ifadeyi seçin: Under the rules, this result ___ a new record.

  1. qualifies as
  2. qualifies for
  3. is eligible as
Cevabı göster

qualifies as

Kalıp ifadeler

scientifically speaking? — bakış açısını bilimsel açıyla sınırlamak

Scientifically speaking, “bilimsel açıdan bakıldığında” ya da “bilimsel ölçütlere göre” demektir. Bu soruda ifade, bir olayın deprem sayılıp sayılmayacağını belirleyen ölçütü sınırlar; konuşan kişi yalnızca olayın etkileyici ya da benzer görünüp görünmediğini değil, bilimsel tanımı soruyor. Bu ifade bir bakış açısı belirtecidir. Cümlenin başında veya sonunda kullanılabilir ve değerlendirmeyi nasıl anlamamız gerektiğini gösterir.

Alıştırma

Değerlendirme bilimsel ölçütlere dayanıyorsa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? ___, a tomato is a fruit.

  1. generally speaking — genel olarak
  2. scientifically speaking — bilimsel açıdan bakıldığında
  3. speaking loudly — yüksek sesle konuşarak
Cevabı göster

scientifically speaking — bilimsel açıdan bakıldığında

Here's James Panton and Marnie Chesterton again for BBC Radio 4's Inside Science.

3:42

BBC Radio 4'un Inside Science programı için James Panton ve Marnie Chesterton tekrar karşınızda.

James, impressive as this is to see coming up on your seismograph, Notlar

3:48

James, bunu sismografınızda görmek ne kadar etkileyici olsa da,

this is not the same league, really, as an earthquake. Deyimler

3:53

bu bir depremle aynı ligde (not the same league) değil, gerçekten.

Dilbilgisi

impressive as this is — ödünleme amaçlı devrik yapı

Impressive as this is bir ödünleme yapısıdır. “Bu etkileyici olsa da” anlamına gelir: konuşan kişi olayın çarpıcı göründüğünü kabul eder, ardından bu övgüyü sınırlayan veya onunla karşılaştırma yapan bir değerlendirme ekler. Yapı adjective + as + subject + be biçimindedir. Buradaki as “-se de” anlamındadır; “çünkü” anlamında değildir. Kabul edilen noktayı öne alan, kısa ve biraz resmî bir anlatımdır.

Alıştırma

Cümledeki impressive as this is ne anlama gelir? En iyi paraphrase’i seçin.

  1. Because this is impressive — çünkü bu etkileyici; neden belirtir
  2. If this is impressive — bu etkileyiciyse; koşul belirtir
  3. Although this is impressive — bu etkileyici olsa da; bir noktayı kabul eder
Cevabı göster

Although this is impressive — bu etkileyici olsa da; bir noktayı kabul eder

Öbek fiiller

coming up on your seismograph: cihazda görünen bir sinyal

coming up on your seismograph, bir sinyalin sismografın ekranında veya kayıt çizgisinde görünmesi ya da kaydedilmesi demektir. Burada görünen şey sinyaldir; bir nesnenin cihaza doğru yukarı hareket etmesi söz konusu değildir. see something coming up yapısı, ortaya çıkma sürecinin gerçekleşirken gözlemlendiğini anlatır. Bu cümlede this, cihazda gösterilen ölçümü ifade eder.

Alıştırma

Bu cümlede coming up on your seismograph nasıl anlaşılmalıdır?

  1. Sismografta bir sinyal beliriyor
  2. Bir şey fiziksel olarak sismografa doğru yukarı hareket ediyor
  3. Birisi yeni bir fikir düşünüyor
Cevabı göster

Sismografta bir sinyal beliriyor

Deyimler

not the same league, really, as an earthquake: ölçekte büyük fark

not the same league, really, as an earthquake, ölçülen şeyin ölçek veya şiddet bakımından bir depremden çok daha aşağıda olduğunu anlatır. Buradaki league gerçek bir spor ligi değildir; düzeyi veya etkiyi anlatan bir mecazdır. Really cümle içine yerleşen konuşma dili belirtecidir ve karşılaştırmayı açık sözlü ve vurgulu hale getirir. Not the same league as, daha yaygın olan not in the same league as ifadesinin konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. Tam biçim, iki şeyin düzey, büyüklük, kalite veya etki bakımından birbirinden çok uzak olduğunu söylemek için kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede not the same league, really, as an earthquake ne anlama geliyor?

  1. Olay, ölçek veya şiddet bakımından bir depremle yaklaşık olarak aynıdır
  2. Olay, ölçek veya şiddet bakımından bir depremden çok daha aşağıdadır
  3. İki olay farklı spor liglerine aittir
Cevabı göster

Olay, ölçek veya şiddet bakımından bir depremden çok daha aşağıdadır

No, definitely not.

3:57

Hayır, kesinlikle değil.

There have been some people who have tried to convert the energy output from concerts Kalıp ifadeler

3:58

Konserlerden elde edilen enerji çıkışını

into a local magnitude scale to make it comparable to an earthquake. Kelime

4:03

bir depremle karşılaştırılabilir (comparable) hale getirmek için yerel bir büyüklük ölçeğine dönüştürmeye çalışan insanlar oldu.

Kalıp ifadeler

convert A into B: bir ölçümü başka bir ölçekle ifade etmek

Convert A into B, A'yı B'nin belirttiği biçime, birime veya ölçüme dönüştürmek demektir. Burada A konserlerin enerji çıktısı, B ise yerel büyüklük ölçeğidir. Enerji gerçekten bir depreme dönüşmez. Konser ile depremi karşılaştırabilmek için sayılar depremle ilgili bir ölçekte yeniden ifade edilir.

Alıştırma

Cümleyi convert A into B yapısıyla tamamlayın: The calculator can ____ degrees Celsius ____ degrees Fahrenheit.

Cevabı göster

convert · into

Kelime

local magnitude scale: deprem büyüklüğünü gösteren bir ölçü

Local magnitude scale, yakındaki cihazların kaydettiği dalgaları kullanarak bir depreme büyüklük değeri veren bir sismoloji ölçeğidir. Buradaki local, teknik terimin bir parçasıdır; yalnızca “bu bölgede kullanılan ölçek” anlamına gelen genel bir etiket değildir. Konser enerjisini bu ölçekte göstermek depremle sayısal karşılaştırma yapılmasını sağlar, ancak konserin bir deprem olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede local magnitude scale ne anlama geliyor?

  1. Bir depremin nerede meydana geldiğini gösteren harita
  2. Bir depremin büyüklüğünü ifade etmek için kullanılan sismoloji ölçeği
  3. Yerel konser popülerliği tablosu
Cevabı göster

Bir depremin büyüklüğünü ifade etmek için kullanılan sismoloji ölçeği

Kelime

comparable to an earthquake: ortak bir ölçekte karşılaştırma

Bu cümlede comparable to an earthquake, bir şeyin ortak bir ölçek kullanılarak depremle karşılaştırılabileceği anlamına gelir. Enerjiyi büyüklük değerine dönüştürmek, iki olayı aynı tür sayıyla gösterir ve uygun bir karşılaştırma yapılmasını sağlar. Comparable to, equal to anlamına gelmez. Anlamlı bir karşılaştırmanın mümkün olduğunu söyler, ancak değerler yine de farklı olabilir.

Alıştırma

Bu bağlamda comparable to ne anlama gelir?

  1. karşılaştırılması imkânsızdır
  2. ortak bir temelde karşılaştırılabilir
  3. değeri tam olarak aynıdır
Cevabı göster

ortak bir temelde karşılaştırılabilir

And when that's happened,

4:08

Ve bu gerçekleştiğinde,

we find magnitudes that are generally less than one. Kelime

4:11

büyüklüklerin genellikle birden az olduğunu buluyoruz.

Kelime

generally less than one: genellikle 1’in altında olan eğilim

Generally less than one, dönüştürülmüş büyüklük değerlerindeki genel eğilimi anlatır. Generally, “çoğu durumda” veya “genel bir eğilim olarak” anlamına gelir; bu nedenle istisnalara izin verir. Less than one, 1 sayısından küçük demektir ve 1’i içermez. Buradaki one, bir nesnenin yerini tutan zamir değil, 1 sayısıdır.

Alıştırma

Hangi ifade “The wait is generally less than ten minutes” cümlesini en iyi karşılar?

  1. Her bekleme süresi tam olarak on dakikadır.
  2. Yalnızca bir kişinin beklemesi gerekir.
  3. Çoğu bekleme süresi on dakikadan kısadır, ancak istisnalar olabilir.
Cevabı göster

Çoğu bekleme süresi on dakikadan kısadır, ancak istisnalar olabilir.

Sadly, the answer to Georgie's question is no.

4:14

Ne yazık ki, Georgie'nin sorusunun cevabı hayır.

The Taylor Swift concert wasn't technically an earthquake. Kelime

4:18

Taylor Swift konseri teknik olarak bir deprem değildi.

Kelime

technically an earthquake: kesin tanım için technically

Burada technically, kesin bilimsel tanıma göre demektir. Cümle, konserin hareket oluşturduğunu ancak bu hareketin bilimsel deprem tanımını karşılamadığını söylüyor. Günlük izlenimler ile kesin kuralların veya tanımların verdiği cevaplar farklı olduğunda technically bu anlamda kullanılabilir. Bir şeyin karmaşık veya ileri teknolojiyle ilgili olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede technically, kesin bir kuralın günlük izlenimden farklı bir cevap verdiğini gösterir?

  1. Technically, the goal does not count because the whistle came first.
  2. Basically, the safety lesson tells us to slow down and look.
  3. Actually, the red bag belongs to me, not Sam.
Cevabı göster

Technically, the goal does not count because the whistle came first.

Marnie says the concert was not in the same league,

4:22

Marnie, konserin aynı ligde olmadığını (not in the same league) söylüyor,

an idiom meaning not nearly as good or important as something else.

4:25

başka bir şey kadar iyi veya önemli olmadığını ifade eden bir deyim.

Yes, the energy created by the music's sound waves and thousands of fans jumping

4:30

Evet, müziğin ses dalgaları ve zıplayan binlerce hayran tarafından yaratılan enerji

did move the Earth, Dilbilgisi

4:35

Dünya'yı hareket ettirdi,

but not in a way that's comparable or similar to a real earthquake. Kelime

4:37

ancak gerçek bir depremle karşılaştırılabilecek veya benzer bir şekilde değil.

Dilbilgisi

did move the Earth: vurgulu did + fiilin yalın hâli

Burada did move içindeki did vurgu için kullanılır. Hareketin gerçekten gerçekleştiğini söyler. Konuşmacı bu gerçeği kabul eder, ardından but ile anlamını sınırlar: Bu hareket gerçek bir deprem gibi değildi. Geçmişteki bir eylemi vurgulamak için did + fiilin yalın hâlini kullanın: did move doğrudur, did moved değildir. Özel vurgu yoksa tarafsız cümlede moved kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi geçmiş zamanı vurgulayan yardımcı fiille tamamlayın: Mia ____ finish her homework, even though it took a long time.

Cevabı göster

did

Kelime

comparable or similar to: aynılık belirtmeden karşılaştırma

comparable or similar to a real earthquake ifadesinde anlamları yakın iki sıfat kullanılır ve ikisi de karşılaştırılan öğeye to ile bağlanır. Birlikte, hareketin gerçek bir depremle makul biçimde karşılaştırılıp karşılaştırılamayacağını veya onunla belirgin ortak özellikler taşıyıp taşımadığını anlatırlar. İfade not in a way that's ... yapısının içinde olduğu için not iki sıfatı da olumsuzlar. Konuşmacı hem anlamlı bir karşılaştırmayı hem de açık bir benzerliği reddeder. Comparable ve similar normalde benzerlik belirtir, tamamen aynı olmayı değil.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan bölüm ne anlatıyor?

  1. Hareket, gerçek bir depremle tamamen aynıydı.
  2. Hareket, gerçek bir depremden daha şiddetliydi.
  3. Hareket, gerçek bir depremle aynı düzeyde değildi ve ona benzemiyordu.
Cevabı göster

Hareket, gerçek bir depremle aynı düzeyde değildi ve ona benzemiyordu.

By definition, an earthquake must break the Earth's crust Notlar

4:42

Tanım gereği, bir deprem yer kabuğunu kırmalıdır

Kelime

Earth's crust: yerkabuğu

Earth's crust, Dünya'nın en dışındaki katı tabaka anlamına gelir. Bu cümlede break the Earth's crust, bu tabakanın çatlamasına veya kırılmasına yol açmak demektir; yani ifade sadece genel bir sallanma hissini değil, depremin bilimsel bir koşulunu anlatır. Earth's, gezegeni belirten bir iyelik biçimidir; crust ise onun dış tabakasını adlandırır. Yer bilimlerinde crust jeolojik bir tabakadır, yiyeceğin dış kısmı değildir.

Alıştırma

Bu cümlede Earth's crust ne anlama geliyor?

  1. Dünya'yı çevreleyen hava
  2. Dünya'nın en dışındaki katı tabaka
  3. bir somunun sert dış kısmı
Cevabı göster

Dünya'nın en dışındaki katı tabaka

and is caused by either the movement of tectonic plates or a volcano. Kelime

4:46

ve tektonik plakaların hareketi veya bir yanardağdan kaynaklanır.

Anlatım akışı

By definition: kesin bir tanımı işaret etmek

By definition, cümlenin başında kullanılan ve bir terimin kesin anlamına veya kurallarına göre demek olan bir söylem işaretidir. Dinleyiciye sıradaki bilginin günlük bir izlenim değil, tanımın gerektirdiği bir özellik veya tanımdan çıkan bir sonuç olduğunu bildirir. Burada depremin bilimsel ölçütlerini tanıtarak açıklamadaki bilgileri düzenler. By sabit ifadenin bir parçasıdır; bir araç veya yöntem belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi sıkı bir tanımı gösteren iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____, a square has four equal sides.

Cevabı göster

By definition

Kelime

tectonic plates: tektonik plakalar

Tectonic plates, Dünya'nın dışındaki kaya tabakasını oluşturan ve yavaşça hareket eden dev levhalardır. Bu cümlede the movement of tectonic plates, bir volkanla birlikte depremin olası nedenlerinden biri olarak gösterilir. Buradaki plates bilimsel terimin bir parçasıdır; tabak veya yemek tabağı değil, büyük kaya parçaları anlamına gelir. Tectonic, terimin Dünya'nın yapısı ve hareketleriyle ilgili olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede tectonic plates neyi ifade ediyor?

  1. Dünya'nın dışındaki kaya tabakasının hareket eden büyük bölümleri
  2. yemek için kullanılan düz tabaklar
  3. depremleri ölçmek için kullanılan metal diskler
Cevabı göster

Dünya'nın dışındaki kaya tabakasının hareket eden büyük bölümleri

Officially, Taylor Swift didn't cause an earthquake,

4:51

Resmi olarak Taylor Swift bir depreme neden olmadı,

but for the Swifties, it probably felt like one. Kalıp ifadeler

4:54

ama Swiftieler için muhtemelen öyle hissettirdi.

Kalıp ifadeler

felt like one: öznel bir benzetme

it probably felt like one ifadesinde felt like, “... gibi bir izlenim verdi” demektir. one, daha önce geçen tekil isim an earthquake yerine kullanılır; yani hayranlara bu deneyim bir deprem gibi gelmiştir. Aktarılabilir it feels/felt like + isim veya zamir kalıbı nesnel bir gerçeği değil, öznel bir deneyimi anlatır. Burada like karşılaştırma yapar; “hoşlanmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

feel like ifadesinin geçmiş zaman biçimini ve the real show yerine one kullanarak cümleyi tamamlayın: The rehearsal was not the real show, but it ____.

Cevabı göster

felt like one

All of which brings us back to my question, Georgie. Anlatım akışı

4:57

Bütün bunlar bizi soruma geri getiriyor, Georgie.

Anlatım akışı

All of which brings us back to ...: ana konuya geri dönmek

All of which az önce sözü edilen düşüncelerin tamamına gönderme yapar. brings us back to ise konuşmacının açıklamayı bitirip dinleyicilerin dikkatini daha önceki bir soruya çevirdiğini gösterir. Bu ifade konuşmayı düzenler: önce önceki noktaları kısaca bir araya getirir, ardından onları yeniden ana konuya bağlar. Gerçek anlamda geriye doğru hareket etmekten söz etmez.

Alıştırma

All of which brings us back to ... bir konuşmada ne işe yarar?

  1. Önceki noktaları özetler ve ana meseleye döner.
  2. Sözü edilen her nesneyi tek tek sayar.
  3. Tamamen ilgisiz bir konu açar.
Cevabı göster

Önceki noktaları özetler ve ana meseleye döner.

I asked you about another Earth-shattering concert involving the British band Madness. Deyimler

5:00

Sana İngiliz grubu Madness'ın dahil olduğu dünyayı sarsan başka bir konseri sormuştum.

Deyimler

Earth-shattering concert: mecaz övgü ve deprem kelime oyunu

Earth-shattering normalde mecaz anlamlı ve oldukça abartılı bir ifadedir. An earth-shattering concert, gezegeni parçalayan değil; inanılmaz derecede güçlü, heyecan verici veya önemli hissettiren bir konserdir. Burada ayrıca bir kelime oyunu yapılır. Konu, konserleri deprem benzeri sarsıntılarla ilişkilendirdiği için earth-shattering hem mecaz ifadeye hem de yerin gerçekten sallanması ya da çatlaması görüntüsüne işaret eder.

Alıştırma

Bu cümlede Earth-shattering concert neyi düşündürüyor?

  1. Konser kelimenin tam anlamıyla bütün gezegeni parçaladı.
  2. Konser son derece etkileyiciydi ve yerin sallanmasıyla ilgili bir kelime oyunu vardı.
  3. Konser sessiz ve sıradandı.
Cevabı göster

Konser son derece etkileyiciydi ve yerin sallanmasıyla ilgili bir kelime oyunu vardı.

But where in London did the show take place?

5:05

Peki konser Londra'nın neresinde gerçekleşti?

And I guessed it was at the Royal Albert Hall.

5:09

Ve ben Royal Albert Hall'da olduğunu tahmin etmiştim.

Which was the wrong answer, I'm afraid, Georgie. Ton ve niyet

5:11

Ki bu yanlış cevaptı korkarım, Georgie.

Ton ve niyet

I'm afraid: hoş olmayan haberi yumuşatmak

Burada I'm afraid bir nezaket ifadesidir. Yaklaşık olarak “ne yazık ki” anlamına gelir ve Georgie'nin cevabının yanlış olduğu hoş olmayan haberini verir; konuşanın korktuğunu anlatmaz. Cümlenin sonunda ara söz olarak kullanıldığında düzeltmeyi yumuşatır. Aynı ifade cümlenin başında da kullanılabilir: I'm afraid that answer is wrong.

Alıştırma

Bu cümlede I'm afraid ne işe yarıyor?

  1. Cevabın yanlış olduğu haberini kibarca yumuşatır.
  2. Konuşanın hangi cevabın verildiğinden emin olmadığını gösterir.
  3. Konuşanın Georgie'den korktuğunu söyler.
Cevabı göster

Cevabın yanlış olduğu haberini kibarca yumuşatır.

In fact, the concert happened in Finsbury Park. Anlatım akışı

5:15

Aslında konser Finsbury Park'ta oldu.

Anlatım akışı

In fact, ile düzeltilmiş bilgiyi sunmak

Burada In fact, önceki bir düşünceyi veya cevabı düzelten bilgiyi sunar. Konserin gerçek yerinin az önce söylenen yer değil, Finsbury Park olduğunu belirtir. Cümlenin başında bu şekilde kullanıldığında, dinleyiciye yanlış bir düşünceden doğru bilgiye geçildiğini gösterir.

Alıştırma

Bu konuşmada In fact ne işe yarıyor? "Maya thought the test was on Friday. In fact, it is on Thursday."

  1. Konuyla ilgisiz bir örnek verir.
  2. Yanlış bir düşünceden sonra doğru bilgiyi sunar.
  3. İki tarihin de aynı ölçüde mümkün olduğunu gösterir.
Cevabı göster

Yanlış bir düşünceden sonra doğru bilgiyi sunar.

Okay, let's recap the vocabulary we've learned in this program, Anlatım akışı

5:18

Pekala, bu programda öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,

starting with the phrase rock your world, Kalıp ifadeler

5:21

rock your world ifadesiyle başlayarak,

Kalıp ifadeler

starting with: ilk öğeyi tanıtmak

Starting with + bir ad veya ad öbeği, bir sıranın ilk öğesini tanıtır. Burada ilk tekrar edilecek ifade rock your world ifadesidir. Bu -ing yapısı tekrarın nasıl düzenlendiğini gösterir: önce o öğeyle başlanır ve ardından başka öğelerin gelmesi beklenir. Bu kalıpta with ilk öğeyi tanıtır; bir aracın kullanıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi starting with kullanarak tamamlayın: We'll look at three animals, ____ the smallest one.

Cevabı göster

starting with

meaning that someone or something has a positive effect on you, Kalıp ifadeler

5:24

birinin veya bir şeyin üzerinizde olumlu bir etkiye sahip olduğu,

making your life enjoyable.

5:28

hayatınızı keyifli hale getirdiği anlamına gelir.

Anlatım akışı

let's recap ile kısa bir tekrar başlatmak

Let's recap, “ana noktaları kısaca tekrar edelim” anlamına gelir. Let's, let us ifadesinin kısa biçimidir; recap ise dinleyicileri daha önce sunulan bilgilere yeniden bakmaya davet eden fiildir. Burada bu ifade, ana içerikten kelime tekrarına geçildiğini belirterek programı düzenler. Bir recap, her şeyi tekrarlamak yerine önemli noktaları seçer.

Alıştırma

Öğretmenin geçiş cümlesini, herkesi kısa bir tekrara davet eden dersteki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Before we leave, ____ today's three new words.

Cevabı göster

let's recap

Kalıp ifadeler

has a positive effect on you: have an effect on + nesne kalıbı

Has a positive effect on you, bir şeyin hayatınızı iyileştirdiğini veya sizi yararlı bir biçimde etkilediğini belirtir. Burada effect bir addır: has fiil görevini üstlenir, positive etkinin türünü açıklar ve on you etkiyi alan kişiyi gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp have an effect on + kişi veya şey biçimindedir. Geniş zamanda özne üçüncü tekil şahıs olduğunda have yerine has kullanın, ancak etkilenen öğeden önce on sözcüğünü koruyun.

Alıştırma

Standart eşdizimi tamamlayın: Regular exercise can have a positive effect ____ your sleep.

Cevabı göster

on

A peak is the highest point of something.

5:30

Bir zirve (peak), bir şeyin en yüksek noktasıdır.

When things happen in unison,

5:33

Bir şeyler in unison (hep bir ağızdan) gerçekleştiğinde,

they happen together, at the same time.

5:35

birlikte, aynı anda gerçekleşirler.

To flex means to bend without breaking.

5:38

Esnemek (flex), kırılmadan bükülmek anlamına gelir.

If you say something is not in the same league as something else,

5:42

Eğer bir şeyin başka bir şeyle aynı ligde olmadığını (not in the same league) söylerseniz,

you mean it's nowhere near as good or important. Kalıp ifadeler

5:45

onun yanından bile geçemeyecek kadar iyi veya önemli olmadığını kastedersiniz.

Kalıp ifadeler

nowhere near as good or important: o kadar iyi veya önemli olmaya yakın bile değil

Nowhere near as good or important, bir şeyin iyi ya da önemli olma bakımından diğerinin seviyesine hiç yaklaşamadığı anlamına gelir. Burada nowhere near yer değil, derece belirtir. Karşılaştırma ölçütü açıkça verildiğinde, X is nowhere near as good as Y örneğindeki gibi nowhere near as + sıfat + as + karşılaştırma ölçütü kullanılır. Asıl cümlede something else ölçütü zaten verdiği için sondaki as bölümü anlaşılır kabul edilip söylenmemiştir.

Alıştırma

Cümleyi nowhere near karşılaştırma yapısıyla tamamlayın: This warm-up is ____ difficult as the final challenge.

Cevabı göster

nowhere near as

And finally,

5:49

Ve son olarak,

the adjective comparable means similar in size, amount, or quality.

5:49

karşılaştırılabilir (comparable) sıfatı boyut, miktar veya kalite bakımından benzer anlamına gelir.

Once again, our 6 minutes are up. Kalıp ifadeler

5:55

6 dakikamız yine doldu.

Kalıp ifadeler

are up: ayrılan süre sona erdi

our 6 minutes are up ifadesinde are up, ayrılan altı dakikalık sürenin sona erdiği anlamına gelir. Minutes çoğul olduğu için fiil de are biçimindedir; tekil time ismiyle Time is up denir. Burada up bir yön belirtmez. Be up, belirli bir kullanılabilir sürenin dolduğunu anlatan kalıplaşmış bir ifadedir.

Alıştırma

Ayrılan sürenin sona erdiğini göstermek için cümleyi be up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Your ten minutes ____, so please put your pencils down.

Cevabı göster

are up

But remember to join us again next time for more trending topics Kelime

5:57

Ancak bir dahaki sefere daha fazla trend konu ve

and useful vocabulary here at 6 Minute English.

6:00

faydalı kelimeler için 6 Minute English'te bize tekrar katılmayı unutmayın.

Kelime

more trending topics: şu anda ilgi gören daha fazla konu

Bu cümlede trending topics, özellikle haberlerde, çevrim içi medyada veya sosyal medyada şu anda çok ilgi gören ve çok konuşulan konular demektir. Trending, fiziksel bir hareketi değil, halkın güncel ilgisini anlatır. More, programın bir sonraki bölümde bu türden başka konularla döneceğini gösterir. Bu ifade, sonraki bölümde yeni ve güncel içerik olacağını bildirir.

Alıştırma

“The show covers trending topics every week.” cümlesinde trending topics ne anlama gelir?

  1. şu anda çok ilgi gören konular
  2. fiziksel olarak yukarı doğru hareket eden konular
  3. mutlaka önemli ve ciddi olan konular
Cevabı göster

şu anda çok ilgi gören konular

Goodbye for now.

6:04

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:05

Görüşürüz.

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

6:07

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.