İngilizce bir konuşmaya nasıl başlanır - Mini bir İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
647 kelime 212 kel/dk

Video özeti: Bu ders, yeni tanışılan biriyle konuşmaya başlamak için ortak bir bağ bulmayı, devam soruları sormayı ve karşınızdaki kişinin konuşmaya açık olup olmadığını gözlemlemeyi anlatıyor. Parti, iş yeri, konser ve bar örnekleri; rahatsız edici sessizlikleri önlemeyi ve zaman uygun değilse konuşmadan nazikçe ayrılmayı gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. find common ground. — Deyimler ve Mecazi İfadeler: Bunun fiziksel bir zemin bulmak değil, ortak bir ilgi, bağlantı veya deneyim keşfetmek anlamına geldiğini anlayacak; sosyal ya da profesyonel ortamlarda kolay bir açılış konusu seçmek için kullanabileceksiniz. 2. could have saved — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: modal + have + geçmiş zaman ortacı yapısını, geçmişte gerçekleşmemiş bir olasılığı geriye dönüp değerlendirme biçimi olarak tanıyacak ve farklı bir davranışın rahatsız edici bir sonucu nasıl önleyebileceğini anlatabileceksiniz. 3. read the room. — Deyimler ve Mecazi İfadeler: Bunu, konuşmadan önce ortamın havasını ve insanların tepkilerini gözlemlemek şeklinde yorumlayarak sohbete katılmaya, sürdürmeye veya nazikçe ayrılmaya karar verebileceksiniz.

Bu derste

How do you start a conversation with someone for the first time? Kalıp ifadeler

0:00

Biriyle ilk kez konuşmaya nasıl başlarsınız?

Kalıp ifadeler

start a conversation: karşılıklı bir konuşma başlatmak

Start a conversation, çoğu zaman bir soru, selam veya yorumla insanların birbiriyle konuşmaya başlamasını sağlamak demektir. Burada, ilk kez tanıştığınız biriyle iletişimi nasıl başlatacağınız soruluyor. Conversation geniş anlamlıdır: gündelik bir sohbeti de daha ciddi bir konuşmayı da anlatabilir. Bu ifade tek başına durumu resmî yapmaz.

Alıştırma

Start ve conversation sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: A friendly question can help you ____ with someone new.

Cevabı göster

start a conversation

Talking to new people is a great way to practice your English Dilbilgisi

0:09

Yeni insanlarla konuşmak İngilizcenizi pratik yapmanın

Dilbilgisi

a great way to practice: a way to + fiilin yalın biçimi

A great way to practice, bir şeyi yapma yöntemini belirtmek için a way to + fiilin yalın biçimi kalıbını kullanır. Burada to practice, yeni insanlarla konuşmanın ne yapmanıza yardımcı olduğunu belirtir. Great, konuşanın bu yöntemin çok iyi çalıştığını düşündüğünü gösterir. Great yerine good, easy veya useful kullanabilir ve way to + fiilin yalın biçimi kalıbını koruyabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümle a way to + fiilin yalın biçimi yapısını doğru kullanıyor?

  1. Reading aloud is a great way to practice pronunciation.
  2. Reading aloud is a great way to practicing pronunciation.
  3. Reading aloud is a great way practice pronunciation.
Cevabı göster

Reading aloud is a great way to practice pronunciation.

and of course to make new friends. Kalıp ifadeler

0:13

ve tabii ki yeni arkadaşlar edinmenin harika bir yoludur.

Kalıp ifadeler

to make new friends: yeni arkadaşlar edinmek

To make new friends, insanlarla tanışıp onlarla arkadaşlık kurmaya başlamak demektir. Bu cümlede to make new friends mastar öbeği, söz konusu etkinliğin amacını veya beklenen sonucunu belirtir; make burada bir nesne yaratmak anlamına gelmez. Bu ifade yeni arkadaşlıklar kurmaktan söz ederken yaygın olarak kullanılır. New, bu kişilerin konuşan kişinin zaten arkadaşı olmadığını vurgular.

Alıştırma

Arkadaşlık kurmayı anlatan doğal ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The art club is a good place to ____.

Cevabı göster

make new friends

Today I'm going to give you three pieces of advice Kelime

0:14

Bugün size sohbet başlatmada daha iyi olmanız için ne yapmanız

Kelime

three pieces of advice: advice sözcüğünü saymak

Advice genellikle sayılamayan bir isimdir; bu yüzden çoğul -s almaz ve three ile doğrudan sayılamaz. Bir miktar belirtmek için piece sayılır: one piece of advice, three pieces of advice. Burada three pieces of advice, konuşanın vermeyi planladığı üç ayrı öneri anlamına gelir. Miktar birden fazla olsa bile pieces of ifadesinden sonra advice değişmez.

Alıştırma

Advice kullanan sayma yapısını yerleştirerek cümleyi tamamlayın: Before the trip, my coach gave me two ____.

Cevabı göster

pieces of advice

about what to do and what not to do to get better at starting conversations. Dilbilgisi

0:17

ve ne yapmamanız gerektiği hakkında üç tavsiye vereceğim.

Dilbilgisi

what to do and what not to do: ne yapılmalı ve ne yapılmamalı

what to do and what not to do ifadesi, “hangi eylemlerin yapılması ve hangilerinden kaçınılması gerektiği” anlamına gelir. what + to infinitive yapısını kullanır: what to do olumlu, what not to do olumsuz bölümdür. Burada bütün ifade, hakkında konuşulan tavsiyeleri belirtir; doğrudan cevap bekleyen bir soru değildir. Bu kısa yapı, kuralları veya önerileri tek bir ifadede toplamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi doğal biçimde tamamlayan ifadeyi seçin: The guide explains ____ before the hike.

  1. what doing and what not doing
  2. what do and what not to do
  3. what to do and what not do
  4. what to do and what not to do
Cevabı göster

what to do and what not to do

Dilbilgisi

get better at starting conversations.:sohbet başlatmada gelişmek

Get better at, zaman içinde bir beceride veya etkinlikte gelişmek anlamına gelir. Bu cümlede konuşan kişi, belirli bir konuşmayı daha iyi başlatmak değil, sohbet başlatma becerisini geliştirmek istemektedir. At bir edattır; bu nedenle ardından bir isim veya -ing biçimi gelir. Starting, start fiilinin -ing biçimidir. Temel kalıp get better at + isim veya -ing biçimindeki etkinliktir.

Alıştırma

get better at ifadesini doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. I want to get better at start conversations.
  2. I want to get better at starting conversations.
  3. I want to get better in starting conversations.
  4. I want to get better to starting conversations.
Cevabı göster

I want to get better at starting conversations.

The first piece of advice is

0:21

İlk tavsiye şudur:

find common ground. Deyimler

0:23

Ortak bir nokta bulun.

Deyimler

find common ground: ortak bir temel bulmak

Burada find common ground, konuşmaya veya iş birliği yapmaya temel olacak ortak bir ilgi, deneyim, düşünce ya da amaç aramak anlamına gelir. Bu mecazlı bir ifadedir; ground gerçek bir arazi anlamına gelmez. Bu tavsiyede ifade, özellikle insanlar birbirini tanımadığında veya anlaşmazlık yaşayabildiğinde bağlantı kurmayı bir eylem olarak sunar. Bulunan ortak zemin tam bir anlaşma anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Bu tavsiyede find common ground ne anlama gelir?

  1. İki kişinin ortak sahibi olduğu bir araziyi aramak
  2. Buluşmak için sessiz bir yer seçmek
  3. Konuşmak için ortak bir ilgi, deneyim veya temel aramak
Cevabı göster

Konuşmak için ortak bir ilgi, deneyim veya temel aramak

If you're meeting someone for the first time,

0:25

Biriyle ilk kez tanışıyorsanız,

you must have something in common Kalıp ifadeler

0:27

kesinlikle ortak bir noktanız olmalı,

because otherwise how would you meet them? Anlatım akışı

0:29

yoksa onlarla nasıl tanışırdınız ki?

Kalıp ifadeler

have something in common: ortak bir özelliği belirtmek

Have something in common, iki veya daha fazla kişinin ya da şeyin en az bir özelliği, deneyimi, ilgiyi veya bağlantıyı paylaşması anlamına gelir. Bu cümlede something, paylaşılan noktanın ne olduğunu belirtmez; anlatılan, insanların tamamen aynı olduğu değil, biriyle tanışmanın bir bağlantıya işaret edebileceğidir. Sabit yapı have + something + in common şeklindedir ve çoğu zaman ardından with someone veya with each other gelebilir. Burada ortak bir nokta arama talimatı değil, zaten var olan ortak bir gerçek ifade edilir.

Alıştırma

Sabit ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Mina and Leo both enjoy drawing, so they have something ____.

Cevabı göster

in common

Anlatım akışı

otherwise ... how would you meet them?:karşıt çıkarım

Buradaki otherwise “aksi takdirde” veya “öyle olmasaydı” anlamına gelir. Konuşmacının akıl yürütmesine karşıt sonucu ekler: İki kişinin hiçbir ortak noktası olmasaydı karşılaşamazlardı. Böylece, mutlaka ortak bir noktaları olduğu düşüncesini güçlendirir. Ardından gelen how would you meet them? gerçek bir buluşma yöntemi sorusu değildir; karşıt yöndeki bu çıkarımı vurgulayan retorik bir sorudur.

Alıştırma

Bu cümlede otherwise hangi işlevi görüyor?

  1. Konuşmacının konuyu değiştirdiğini gösterir
  2. Önceki düşünce doğru değilse ortaya çıkacak karşıt sonucu belirtir
  3. Ana iddiadan önce gelen bir nedeni belirtir
Cevabı göster

Önceki düşünce doğru değilse ortaya çıkacak karşıt sonucu belirtir

Identify the thing in common

0:31

Ortak noktayı belirleyin

and prepare to talk about it.

0:33

ve bunun hakkında konuşmaya hazırlanın.

Before I knew this rule,

0:35

Bu kuralı bilmeden önce,

I used to find it really hard to start conversations with people I didn't know. Dilbilgisi

0:36

tanımadığım insanlarla sohbet başlatmayı gerçekten zor bulurdum.

Dilbilgisi

used to ... start conversations with people I didn't know: geçmişteki durum ve şimdiki değişiklik

Used to + fiilin yalın hâli, geçmişte tekrarlanan bir eylemi veya şimdi farklı olduğu belirtilen geçmişteki bir durumu anlatır. Burada used to find geçmişteki bir durumu anlatır: Konuşmacı eskiden tanımadığı insanlarla konuşmaya başlamayı çok zor buluyordu. Bu yapı, geçmişteki zorluğu değişmiş olan şimdiki durumla karşılaştırır; yalnızca bir kez yaşanıp bitmiş bir olayı anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede used to, artık farklı olan geçmişteki bir durumu anlatıyor?

  1. I was shy yesterday.
  2. I used to be shy.
  3. I am used to speaking to new people.
Cevabı göster

I used to be shy.

Dilbilgisi

Sohbet başlatmayı çok zor bulmak: find it really hard to start conversations

find it really hard to start conversations, konuşan kişinin sohbet başlatmayı çok zor bulduğunu anlatır. Yapı find + it + sıfat + to do şeklindedir. Buradaki it gerçek bir nesne değildir; değerlendirilen asıl etkinlik to start conversations bölümüdür. really, hard sözcüğünü güçlendirir ve konuşan kişinin bu zorluğu yoğun biçimde hissettiğini gösterir. Aynı yapı, öğrenme, iş veya sosyal etkinliklerle ilgili kişisel değerlendirmeleri anlatabilir.

Alıştırma

Bir şeye başlamanın çok zor olduğunu söyleyen yapıyı kullanarak cümleyi tamamlayın: I ____ really hard ____ conversations with new classmates.

Cevabı göster

find it · to start

Once I met someone at a party

0:40

Bir keresinde bir partide biriyle tanıştım

and I said,

0:41

ve dedim ki,

"Hi, this cake is nice."

0:42

"Merhaba, bu pasta güzelmiş."

The other person said,

0:44

Diğer kişi,

"Oh, good."

0:46

"Oh, güzel." dedi.

And then we just stood next to each other

0:47

Ve sonra sadece yan yana durduk

in silence for a really long time.

0:49

ve gerçekten uzun bir süre sessiz kaldık.

Now I've learned that I need to identify common ground

0:51

Şimdi, bir sohbete başlamadan önce

before starting a conversation.

0:54

ortak bir nokta bulmam gerektiğini öğrendim.

So, if Nishma invites me to her party,

0:56

Yani, eğer Nishma beni partisine davet ederse,

the thing I have in common with the other guests Dilbilgisi

0:59

diğer konuklarla ortak noktam

is that we know Nishma.

1:01

hepimizin Nishma'yı tanımasıdır.

Dilbilgisi

Diğer konuklarla ortak noktam şu ki: the thing I have in common with the other guests is that

the thing I have in common with the other guests is that... konuşan kişiyle diğer konukların paylaştığı noktayı önce ortaya koyar. Buradaki thing somut bir nesneyi değil, soyut bir olguyu veya özelliği anlatır. Have in common, “ortak noktası olmak” anlamına gelir. That cümleciği ortak noktanın içeriğini açıklar: we know Nishma. Bu kalıp, paylaşılan bir ilişkiyi, deneyimi veya geçmişi önce tanıtıp ardından ortak noktanın ne olduğunu açıkça söylemeyi sağlar.

Alıştırma

Başka bir kişiyle paylaşılan bir gerçeği anlatan kalıbı doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The thing I am in common with Leo is that we both play chess.
  2. The thing I have common with Leo is that we both play chess.
  3. The thing I have in common with Leo is that we both play chess.
Cevabı göster

The thing I have in common with Leo is that we both play chess.

So, I'll prepare questions like,

1:03

Bu yüzden şöyle sorular hazırlayacağım:

"So, how do you know Nishma?" Ton ve niyet

1:05

"Peki, Nishma'yı nereden tanıyorsun?"

Ton ve niyet

“So, how do you know Nishma?”: Ortak tanıdık üzerinden sohbet başlatmak

Bu soruda how do you know Nishma? ifadesi, karşıdaki kişinin Nishma’yı nasıl tanıdığını veya aralarındaki bağlantının ne olduğunu sorar. Her iki kişinin de tanıdığı birinden söz etmek, sohbete rahatça başlamayı sağlar. Cümlenin başındaki So, soruya doğal biçimde geçiş sağlayan bir konuşma belirtecidir; therefore anlamında mantıksal bir sonuç bildirmez.

Alıştırma

Karşıdaki kişinin Priya ile bağlantısını doğal biçimde soran soru hangisidir?

  1. So, how do you know Priya?
  2. Where are you working at the moment?
  3. So, how did you hear about the event?
Cevabı göster

So, how do you know Priya?

If you're meeting new colleagues,

1:07

Eğer yeni meslektaşlarla tanışıyorsanız,

then you can prepare questions about work like,

1:08

o zaman işle ilgili şu tarz sorular hazırlayabilirsiniz:

"So, what are you working on at the moment?" Kalıp ifadeler

1:11

"Peki, şu anda ne üzerinde çalışıyorsunuz?"

Kalıp ifadeler

what are you working on: Devam eden işi sormak

Bu soruda work on ifadesi, bir görev, proje veya konu üzerinde zaman harcamak, onu geliştirmek ya da ele almak anlamına gelir. What bu çalışmanın ne olduğunu sorar; are you working bunun şu anda sürdüğünü gösterir ve at the moment da “şimdi” anlamını güçlendirir. What sorunun başına taşınsa da on, work on ifadesinin bir parçası olarak kalır. Soru, kişinin şu an yaptığı işi sorar; çalıştığı yeri veya meslek unvanını sormaz.

Alıştırma

Bir kişinin şu anki projesini veya görevini doğal biçimde soran soru hangisidir?

  1. Where are you working at the moment?
  2. What are you working on at the moment?
  3. What is your job at the moment?
Cevabı göster

What are you working on at the moment?

Kalıp ifadeler

at the moment: içinde bulunulan dönem

At the moment, “şimdi” veya “içinde bulunulan dönem boyunca” anlamına gelir. Burada working on ifadesini şimdiki zaman çerçevesine yerleştirir; dolayısıyla soru, kişinin şu anda hangi iş veya projeyle uğraştığını sorar. Tam olarak konuşma anını belirtebilir, ancak işle ilgili bir soruda çoğu zaman tek bir saniyeden ziyade geçici olan mevcut dönemi kapsar. Bu nedenle şimdiki zamanın devam biçimi olan are ... working on ile doğal biçimde kullanılır.

Alıştırma

Bu soruda at the moment ne anlama gelir?

  1. hemen sonrasında
  2. içinde bulunulan dönem boyunca
  3. yalnızca tek bir kesin anda
Cevabı göster

içinde bulunulan dönem boyunca

or "How long have you worked here?" Dilbilgisi

1:13

veya "Ne zamandır burada çalışıyorsunuz?"

Dilbilgisi

How long have you worked here?: bugüne kadarki süreyi sormak

How long süreyi sorar. Have you worked, have + geçmiş zaman ortacı worked yapısından oluşan present perfect biçimidir. Cümlenin tamamı, işe başlama anından bugüne kadar ne kadar zaman geçtiğini sorar ve genellikle kişinin hâlâ burada çalıştığını belirtir. Süre bildiren yanıtlarda sıklıkla for + bir zaman aralığı ya da since + başlangıç noktası kullanılır: I've worked here for three years. I've worked here since 2023.

Alıştırma

Hâlâ ofisinizde çalışan bir iş arkadaşınızla tanışıyorsunuz. Orada çalışmaya başladığı andan bugüne kadarki süreyi hangi soru sorar?

  1. How long did you work here?
  2. How long have you worked here?
  3. How long do you worked here?
Cevabı göster

How long have you worked here?

If you're at an event like a concert or a gig Kelime

1:15

Eğer bir konser veya canlı performans gibi bir etkinlikteyseniz

Kelime

“a concert or a gig” ifadesindeki gig: canlı müzik gösterisi

Bu cümlede gig, concert'e benzer şekilde canlı bir müzik performansını anlatan, günlük dilde kullanılan bir isimdir. Genellikle bir grubun veya müzisyenin belirli bir gösterisini ifade eder. Burada concert ile birlikte geçtiği için anlamı “müzik gösterisi”dir; başka bağlamlarda gig kısa süreli ücretli iş anlamına da gelebilir. Doğru anlamı çevredeki kelimelerden belirleyin.

Alıştırma

“a concert or a gig” ifadesinde gig ne anlama gelir?

  1. prova yapılan bir yer
  2. canlı bir müzik gösterisi
  3. geçici ücretli bir iş
Cevabı göster

canlı bir müzik gösterisi

and you want to talk to other people in the audience,

1:17

ve seyirciler arasındaki diğer insanlarla konuşmak istiyorsanız,

prepare questions about what you're seeing on stage like, Kalıp ifadeler

1:20

sahnede gördüğünüz şey hakkında şöyle sorular hazırlayın:

Kalıp ifadeler

on stage: performans alanında bulunmak

Bu cümlede on stage, seyircilerin gösteriyi izlediği performans alanında bulunmak anlamına gelir. On edatı bu yerleşik ifadenin bir parçasıdır; bir kişinin kelimesi kelimesine düz bir yüzeyin üzerinde durduğunu anlatmaz. on stage ifadesini gösteride veya sunumda yer alan sanatçılar, konuşmacılar ya da nesneler hakkında kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Performans alanında bulunmayı anlatan ifadeyi tamamlayın: The dancers are ____.

Cevabı göster

on stage

"Have you seen this band live before?" Notlar

1:23

"Bu grubu daha önce canlı izledin mi?"

Dilbilgisi

"Have you seen this band live before?" — Geçmiş deneyimi sormak için

Have you seen this band live before? şimdiye kadar böyle bir deneyim yaşanıp yaşanmadığını sormak için present perfect kullanır. Yapı Have you + past participle şeklindedir; burada deneyim, bu grubu canlı izlemektir. before şimdiye kadarki geçmişte herhangi bir zamanı gösterir. Odak belirli bir tarih değil, deneyimin olup olmamasıdır.

Alıştırma

Birinin müzeyi şimdiye kadar daha önce ziyaret edip etmediğini soran cümle hangisidir?

  1. Did you visit this museum last year?
  2. Have you visit this museum before?
  3. Have you visited this museum before?
Cevabı göster

Have you visited this museum before?

Kelime

"live" in "see a band live" — Yerinde performans anlamı

Have you seen this band live before? cümlesinde live, grubun nasıl görüldüğünü belirtir: konuşan kişi grubu bir kayıttan değil, sahnede performans yaparken bizzat izlemiştir. see a band live yapısında live, nesneden sonra gelerek görme biçimini anlatır. Gruplar, gösteriler ve maçlarla kullanıldığında live, seyirci önünde ya da yayın sırasında gerçek zamanlı gerçekleşen bir olayı da anlatabilir. Bu cümlede bağlam, “ikamet etmek” anlamındaki live fiilini değil, performansı yerinde izleme anlamını seçer.

Alıştırma

İngilizce iki cümleyi dinle ve duyduğun cümleyi seç. live kelimesindeki ünlüye dikkat et: /laɪv/ bizzat yapılan performansı, /lɪv/ ise “ikamet etmek” fiilini anlatır.

  1. I saw the band live at the stadium.
  2. I live near the stadium.
Cevabı göster

I saw the band live at the stadium.

You can even practice these questions

1:25

Hatta özgüveninizi artırmak için bu soruları

in the mirror at home to build up your confidence. Öbek fiiller

1:26

evde ayna karşısında bile pratik yapabilirsiniz.

Öbek fiiller

build up your confidence: özgüvenini yavaş yavaş artırmak

Burada build up your confidence, özgüvenini yavaş yavaş artırmak anlamına gelir. Phrasal verb build up, özgüvenin tekrarlanan pratikle zaman içinde büyüdüğünü gösterir; bir anda ortaya çıkmasını değil. Ayna karşısında pratik yapmak, gerçek bir konuşmadan önce konuşmayı daha kolay hâle getirmeyi amaçlar. Aynı yapı strength, trust, experience veya savings gibi zamanla artan şeylerle de kullanılabilir.

Alıştırma

Özgüvenin zamanla arttığını göstermek için build up ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Practice can build up your confident.
  2. Practice can build up your confidence.
  3. Practice can build your up confidence.
Cevabı göster

Practice can build up your confidence.

The second piece of advice is

1:29

İkinci tavsiye,

to practice asking follow-up questions. Kelime

1:30

takip soruları sorma pratiği yapmaktır.

Kelime

follow-up questions: önceki cevabı izleyen sorular

Burada follow-up questions, kişinin az önce söylediği veya cevapladığı şeylere dayanarak sorulan devam soruları anlamına gelir. Burada follow-up, questions sözcüğünü niteleyen bir sıfattır ve ifadenin tamamı pratik edilmesi önerilen şeydir. Bu sorular ayrıntı, neden veya açıklama isteyerek aynı konuyu sürdürür. Buradaki follow-up, birini fiziksel olarak takip etmek anlamına gelmez; follow-up question da konuyla ilgisiz yeni bir soru değildir.

Alıştırma

Birisi “I started learning guitar last month.” diyor. Hangi seçenek follow-up questiondır?

  1. I bought a sandwich.
  2. Please close the window.
  3. What kind of music are you learning?
Cevabı göster

What kind of music are you learning?

This could have saved my cake conversation. Dilbilgisi

1:33

Bu benim pasta sohbetimi kurtarabilirdi.

Dilbilgisi

could have saved: gerçekleşmemiş bir geçmiş olasılığı

Could have saved, could + have + fiilin üçüncü hâli yapısıyla geçmişte mümkün olan bir sonuca dönüp bakar. Bu cümlede bir şey sohbeti kurtarabilirdi, ancak bu yardımdan yararlanılmadığı için sohbet kurtulmadı. Bu yapıyı geçmişin nasıl farklı sonuçlanabileceğini hayal ederken kullanabilirsin. Bağlama göre pişmanlık, eleştiri veya yalnızca geçmişi değerlendirme anlamı taşıyabilir.

Alıştırma

Cümleyi could + have + save fiilinin üçüncü hâliyle tamamla: A map ____ us hours, but we left it at home.

Cevabı göster

could have saved

When the other person said,

1:36

Karşıdaki kişi

"Oh, good."

1:37

"Oh, güzel." dediğinde,

I could have asked a follow-up question like,

1:38

şunun gibi bir takip sorusu sorabilirdim:

"Have you tried it?"

1:41

"Denedin mi?"

or "I love baking.

1:42

veya "Ben hamur işi yapmayı çok severim.

How about you?" Ton ve niyet

1:43

Ya sen?"

Ton ve niyet

How about you?: konuyu diğer kişiye yöneltmek

How about you? o anda konuşulan konuyu diğer kişiye yöneltir. Bu cümlede I love baking dedikten sonra dinleyiciden de fırında bir şeyler yapma konusunda kendi cevabını vermesi istenir. Konu zaten açık olduğu için sorunun tamamını tekrar etmeye gerek yoktur. Bu kısa soru, tek taraflı bir cevabı sohbeti sürdürme davetine dönüştürür.

Alıştırma

“I enjoy drawing,” dedikten sonra hangi soru diğer kişiyi aynı konu hakkında doğal biçimde cevap vermeye davet eder?

  1. How about you?
  2. How are you?
  3. How about it?
Cevabı göster

How about you?

You can practice this at home too.

1:44

Bunu da evde pratik yapabilirsiniz.

If you're watching a film or a series and two characters meet for the first time,

1:46

Eğer bir film veya dizi izliyorsanız ve iki karakter ilk kez karşılaşıyorsa,

pause it and think of three follow-up questions

1:50

duraklatın ve sohbette sorabilecekleri

that they could ask in the conversation.

1:53

üç takip sorusu düşünün.

If you practice this at home,

1:55

Eğer bunu evde pratik yaparsanız,

it will soon become a natural habit Kalıp ifadeler

1:56

yakında doğal bir alışkanlık haline gelecek

Kalıp ifadeler

become a natural habit: Bir eylemin doğal alışkanlığa dönüşmesi

become a natural habit bir değişimi anlatır: Tekrarlanan pratikle bir eylem normal gelmeye başlar ve çok az bilinçli çabayla yapılır. Bu cümlede become fiilinden sonra a natural habit isim öbeği gelir; buradaki natural “doğayla ilgili” değil, “doğal ve otomatik” anlamındadır. Konuşan kişi, evde pratik yapmanın bu soru sorma becerisini otomatik hâle getireceğini ve artık bilinçli olarak planlamak gerekmeyeceğini anlatıyor.

Alıştırma

With regular practice, asking one follow-up question can ____.

Cevabı göster

become a natural habit

and you won't have to think too hard to come up with a good follow-up question. Öbek fiiller

1:58

ve iyi bir takip sorusu bulmak için çok fazla düşünmek zorunda kalmayacaksınız.

Öbek fiiller

come up with: Bir fikir veya soru bulmak

come up with, bir fikir, cevap, plan veya soru düşünmek, üretmek ya da ortaya koymak anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede come up with a good follow-up question, konuşmayı sürdürmek için iyi bir sonraki soru düşünmek demektir. with bu öbek fiilin bir parçasıdır; atlanmamalı ve düşünülen ya da oluşturulan içeriğin önünde yer almalıdır.

Alıştırma

“Düşünmek veya oluşturmak” anlamına gelen ve şu cümleyi doğal biçimde tamamlayan ifade hangisidir? We need to ______ a simple plan for the class project.

  1. catch up with
  2. look after
  3. come up with
  4. come up
Cevabı göster

come up with

The third piece of advice is

2:02

Üçüncü tavsiye şudur:

read the room. Deyimler

2:04

Ortamı okuyun.

Deyimler

read the room: ortamın havasını anlamak

read the room, ne söyleyeceğine veya ne yapacağına karar vermeden önce çevrendeki insanların ruh hâlini, tepkilerini ve sosyal işaretleri fark etmek anlamına gelen bir deyimdir. Bir odayı kelimesi kelimesine okumak anlamına gelmez. Bu cümledeki tavsiye, sözlerini veya davranışlarını oradaki insanlara ve duruma göre ayarlamandır. Bu ifade, sosyal farkındalığı yüksek birini anlatabilir ya da birinin davranışının yersiz olduğunu belirtmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Bu tavsiyede read the room ne anlama geliyor?

  1. Odayı temizlemek
  2. Harekete geçmeden önce ruh hâlini ve tepkileri fark etmek
  3. Bir odada yazılı olan kelimeleri okumak
Cevabı göster

Harekete geçmeden önce ruh hâlini ve tepkileri fark etmek

Last week I was at a bar with a friend

2:05

Geçen hafta bir arkadaşımla bardaydım

and he was telling me about his problems at work.

2:07

ve bana işteki sorunlarından bahsediyordu.

When he paused for breath in the middle of a sentence, Kalıp ifadeler

2:09

Cümlenin ortasında nefes almak için durakladığında,

Kalıp ifadeler

paused for breath: nefes almak için duraklamak

paused for breath, hava almak için kısa süreliğine durmak anlamına gelir. paused kısa bir ara verildiğini, for breath ise bunun nedeninin nefes almak olduğunu gösterir. Burada konuşan kişi cümleyi bitirdiği için değil, nefes almak için cümlenin ortasında konuşmayı durdurmuştur. Böyle bir duraklama, başka birinin konuşması için verilmiş bir fırsat sanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede for kelimesinden sonra isim doğru kullanılmıştır?

  1. The speaker paused for breathe before answering.
  2. The speaker paused for breath before answering.
  3. The speaker paused to breath before answering.
Cevabı göster

The speaker paused for breath before answering.

this guy next to us said,

2:11

yanımızdaki bu adam dedi ki:

"Oh, do you like this band that's playing?"

2:14

"Oh, çalan bu grubu seviyor musunuz?"

We were in the middle of a conversation. Kalıp ifadeler

2:16

Biz bir sohbetin ortasındaydık.

Kalıp ifadeler

in the middle of a conversation: hâlâ devam eden bir etkinlik

In the middle of a conversation, bir konuşmanın zaten başlamış ve henüz bitmemiş olduğunu anlatır. Buradaki in the middle of, fiziksel olarak merkezde olmayı değil, bir etkinliğin devam eden aşamasını belirtir. Bir etkinlik hâlâ sürerken başka bir olayın gerçekleştiğini göstermek için in the middle of + isim veya -ing biçimi kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi in the middle of ifadesiyle tamamlayın: Please don't interrupt; we're ____ a conversation.

Cevabı göster

in the middle of

We both answered him politely

2:18

İkimiz de ona kibarca cevap verdik

and then turned back to talk to each other

2:20

ve sonra birbirimizle konuşmak için geri döndük

and eventually he walked away.

2:22

ve sonunda o uzaklaştı.

The problem here was that he didn't check the signs Notlar

2:24

Buradaki sorun, sohbete başlamadan önce

to see if we wanted to talk to him

2:27

onunla konuşmak isteyip istemediğimizi görmek için

before he started the conversation.

2:29

işaretleri kontrol etmemesiydi.

Anlatım akışı

The problem here was that: temel sorunu belirtmek

The problem here was that, bir sorunu belirtmek için kullanılan bir kalıptır. Önce dinleyiciye ana sorunun birazdan söyleneceğini bildirir, ardından that yan cümlesi belirli sorunu açıklar: başkalarının konuşmak isteyip istemediğini kontrol etmedi. Here mutlaka fiziksel bir yeri değil, incelenen durumu gösterir. Bu kalıp, arka plan ayrıntılarını ana neden veya kusurdan ayırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi dersteki sorun belirtme kalıbıyla tamamlayın: ____ nobody checked the address.

Cevabı göster

The problem here was that

Ton ve niyet

didn't check the signs: sosyal ipuçlarını fark etmek

didn't check the signs, konuşmadan önce diğer kişinin sosyal ipuçlarını fark etmediği anlamına gelir. Buradaki signs; kısa cevaplar, karşı soru sormama veya başka tarafa dönme gibi birinin konuşmak isteyip istemediğini gösterebilen gözlemlenebilir ipuçlarıdır. Yol levhaları veya mağaza tabelaları anlamına gelmez. check, soyut bir sosyal değerlendirmeyi uygulanabilir bir adıma dönüştürür: önce ipuçlarına bak, sonra konuşmayı başlatıp başlatmayacağına karar ver. Olumsuz biçim, zamanlamayı eleştirir; yani bu kontrolü yapmadan konuşmaya başlamıştır.

Alıştırma

Bu cümlede check the signs ne anlama geliyor?

  1. Bir yol levhasını veya mağaza tabelasını okumak
  2. Diğer kişinin konuşmak isteyip istemediğine dair ipuçları aramak
  3. Konuşmadan önce yazılı bir listeyi kontrol etmek
Cevabı göster

Diğer kişinin konuşmak isteyip istemediğine dair ipuçları aramak

He didn't follow the third rule.

2:30

Üçüncü kurala uymadı.

Sometimes people just don't want to talk to you.

2:32

Bazen insanlar sadece sizinle konuşmak istemezler.

When this happens,

2:34

Bu olduğunda,

try not to take it personally. Deyimler

2:36

bunu kişisel algılamamaya çalışın.

Deyimler

not to take it ... personally: bir tepkiyi kişisel algılamamak

not to take it personally, başka birinin tepkisini size yönelik bir saldırı, reddedilme veya yargı olarak yorumlamamak demektir. Bu cümlede it, fiziksel bir nesneyi değil, diğer kişinin konuşmak istememesini ifade eder. Bu ifade, sosyal bir tepkiyi öz değerinizden ayırmaya yardımcı olur: diğer kişi meşgul, dalgın veya henüz konuşmaya hazır olmayabilir. Try not to, tavsiyeyi kesin bir emirden daha yumuşak hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi “tepkiyi size yönelik olarak yorumlamak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Try not to ____.

Cevabı göster

take it personally

Maybe it's just not the right time. Kalıp ifadeler

2:37

Belki de sadece doğru zaman değildir.

Kalıp ifadeler

not the right time: anın uygun olmadığını söylemek

Not the right time, içinde bulunulan anın ya da durumun bir şeyi yapmak için uygun olmadığı anlamına gelir. Burada sorun, bir kişiyi veya fikri kesin biçimde reddetmek yerine zamanlamaya bağlanır. Maybe ve just açıklamayı daha yumuşak ve daha az kesin hâle getirir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıplar not the right time to + fiil ve not the right time for + isim şeklindedir.

Alıştırma

Bu dersteki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: This is ____ to ask for a new toy.

Cevabı göster

not the right time

They might be busy Dilbilgisi

2:39

Meşgul olabilirler

or they might be waiting to talk to someone else.

2:39

veya başka biriyle konuşmayı bekliyor olabilirler.

Dilbilgisi

might be busy ... might be waiting: belirsiz olasılıklar

Might be bir gerçeği değil, olası bir açıklamayı belirtir. might be busy ifadesinde be, might ile busy sıfatını bağlar; might be waiting ifadesinde ise be sözcüğünden sonra devam ediyor olabilecek bir eylemi anlatan -ing biçimi gelir. or sözcüğünün iki yanında they might be ifadesini tekrarlamak iki ayrı olasılık sunar. Bu temkinli anlatım, sebebi bildiğinizi iddia etmeden başka birinin davranışını açıklamanıza yardımcı olur.

Alıştırma

İki belirsiz tahmin için dersin yapısıyla tamamlayın. İkinci boşlukta wait kullanın: Mina ____ tired, or she ____ for the bus.

Cevabı göster

might be · might be waiting

Make sure you check the signs. Dilbilgisi

2:41

İşaretleri kontrol ettiğinizden emin olun.

Dilbilgisi

Make sure you check the...: önemli bir hatırlatma

Make sure you + fiilin yalın hâli güçlü bir hatırlatma yapar. Eylemin önemli olduğunu ve unutulmaması gerektiğini anlatır. Burada konuşan kişi, dinleyenin işaretleri kontrol etmesini ister; yalnızca bunu yapmayı düşünmesini değil. Bu yapıda you eylemi kimin yapacağını gösterir ve check yalın hâlde kalır: Make sure + you + check.

Alıştırma

Önemli hatırlatmayı hedef ifadeyle tamamlayın: ____ you check the address before you leave.

Cevabı göster

Make sure

If someone doesn't want to talk to you,

2:43

Eğer birisi sizinle konuşmak istemiyorsa,

they will probably give very short answers Kalıp ifadeler

2:45

muhtemelen çok kısa cevaplar verecek

Kalıp ifadeler

give very short answers: kısa cevapları anlatmak

Give very short answers, yalnızca birkaç kelimeyle cevap vermek demektir. İngilizcede burada doğal olarak give + answers kullanılır. Short, answers sözcüğünü niteler; very ise short sözcüğünün anlamını güçlendirir. Bu cümlede art arda gelen kısa cevaplar, kişinin konuşmayı sürdürmek istemediğinin bir işareti olabilir. Bu yalnızca bir ipucudur, kesin kanıt değildir.

Alıştırma

Hangi cümle birinin cevaplarının yalnızca birkaç kelimeden oluştuğunu doğal biçimde anlatır?

  1. They answer very short.
  2. They give answers very shortly.
  3. They give very short answers.
Cevabı göster

They give very short answers.

and they won't ask you any questions.

2:47

ve size hiçbir soru sormayacaktır.

If this happens,

2:49

Eğer bu olursa,

say something polite like,

2:51

şöyle kibar bir şey söyleyin:

"Well, it was nice to meet you." Ton ve niyet

2:52

"Peki, tanıştığıma memnun oldum."

Ton ve niyet

İlk buluşmada veda ederken It was nice to meet you

It was nice to meet you, ilk kez tanışılan biriyle konuşmayı bitirirken kullanılan yaygın ve nazik bir ifadedir. Dostça bir tutum gösterirken konuşmacının ayrılmaya veya konuşmayı bitirmeye hazır olduğunu da belirtir. Geçmiş zaman biçimi was, henüz gerçekleşmiş olan buluşmaya tamamlanmış bir olay olarak bakar. Buluşmanın uzun zaman önce olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

İlk buluşmadan sonraki vedayı tamamlayın. nice to meet you ifadesini geçmiş zaman yapısında kullanın: ____. Have a safe trip home.

Cevabı göster

It was nice to meet you

and then you can leave with your dignity intact. Kalıp ifadeler

2:54

ve sonra itibarınızı koruyarak oradan ayrılabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

Leave with your dignity intact: öz saygını koruyarak ayrılmak

Leave with your dignity intact, bir durumdan öz saygınızı kaybetmeden veya küçük düşmeden ayrılmak demektir. Intact, zarar görmemiş anlamına gelir; bu nedenle dignity hâlâ bütün kalmış gibi anlatılır. Burada with your dignity intact, ayrılırken içinde bulunduğunuz durumu açıklar: siz giderken onurunuz zarar görmeden kalır.

Alıştırma

leave with your dignity intact ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın ve iyelik sözcüğünü Omar ile uyumlu hâle getirin: By staying calm, Omar could ____.

Cevabı göster

leave with his dignity intact

You can practice that one at home in the mirror as well.

2:56

Bunu da evde aynada pratik yapabilirsiniz.

So, there you go. Ton ve niyet

2:59

İşte bu kadar.

Ton ve niyet

Açıklamayı bitiren there you go

Bu cümlede there you go, “işte bu kadar” ya da “açıklamanın tamamı bu” anlamına gelir. Konuşanın sıraladığı ipuçlarını bitirir ve eklenecek başka bir şey olmadığını gösterir. Burada gündelik konuşmada kullanılan bir söylem belirtecidir; birine başka bir yere gitmesini söyleyen bir yönlendirme değildir.

Alıştırma

Bu cümlede there you go ne işe yarıyor?

  1. Yeni bir yer tanıtır.
  2. Dinleyiciye gitmesini söyler.
  3. Açıklamayı bitirir.
Cevabı göster

Açıklamayı bitirir.

Three tips that you can practice at home

3:00

Herhangi biriyle sohbet başlatma konusunda kendinizi güvende hissedene kadar

until you feel confident starting a conversation with anybody. Dilbilgisi

3:02

evde pratik yapabileceğiniz üç ipucu.

Dilbilgisi

feel confident starting a conversation ifadesinde feel confident + -ing

feel confident starting a conversation ifadesinde starting, kişinin yapmaya hazır ve yeterli hissettiği eylemi adlandıran -ing biçimidir. Kalıp feel confident + -ing şeklindedir. feel confident about starting a conversation da diyebilirsiniz. Bu iki kalıbı feel confident to starting biçiminde birleştirmeyin.

Alıştırma

Cümleyi feel confident ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After practicing every day, Omar ____ reading aloud in class.

Cevabı göster

feels confident

Find common ground,

3:05

Ortak bir nokta bulun,

use follow-up questions,

3:07

takip soruları kullanın,

and read the room.

3:08

ve ortamı okuyun.

So, what are you waiting for? Ton ve niyet

3:09

Öyleyse ne bekliyorsunuz?

Ton ve niyet

what are you waiting for?: harekete geçiren retorik soru

Bu cümlede what are you waiting for? retorik bir sorudur. Konuşan kişi esas olarak karşıdakinin ne beklediğine dair bilgi istemez; verilmek istenen mesaj, gecikmek için bir neden olmadığı ve kişinin şimdi başlaması gerektiğidir. Bu soru, teşviki canlı bir eylem çağrısına dönüştürür. Genellikle bir sonraki adım zaten belli olduğunda, özellikle bir öğretici videonun, sunumun veya reklamın sonunda kullanılır.

Alıştırma

Bir öğretici videonun sonunda konuşmacı “What are you waiting for?” diyor. En olası amacı nedir?

  1. Dinleyicileri şimdi harekete geçmeye teşvik etmek
  2. Dinleyicilerin neden geç kaldığını açıklamasını istemek
  3. Dinleyicilerin ne almayı beklediğini kelimesi kelimesine sormak
Cevabı göster

Dinleyicileri şimdi harekete geçmeye teşvik etmek

Get practicing now Dilbilgisi

3:11

Şimdi pratik yapmaya başlayın

Dilbilgisi

Get practicing: enerjik get + -ing emri

Get practicing bir emir cümlesidir; örtük özne you sözcüğüdür. Bu sözlü emirde get sözcüğünden sonra -ing biçimindeki bir etkinliğin gelmesi, o etkinliğe başlamayı ve harekete geçmeyi anlatır. Bu yüzden ifade start practicing anlamına gelir. Nötr start practicing ile karşılaştırıldığında get practicing daha enerjik duyulur ve dinleyiciyi hemen harekete geçmeye iter. Now, hemen başlama çağrısını daha da güçlendirir.

Alıştırma

Enerjik emri tamamlamak için practice fiilini get + -ing kalıbında kullanın: You know the steps, so ____ now.

Cevabı göster

get practicing

and then get out there Deyimler

3:12

ve sonra dışarı çıkıp

and start having conversations with all your new friends.

3:13

tüm yeni arkadaşlarınızla sohbet etmeye başlayın.

Deyimler

get out there: Pratikten gerçek eyleme geçmek

Burada get out there, yalnızca hazırlanmayı bırakıp etkinliği gerçek hayatta yapmaya başlamak anlamına gelir. Belirli bir yeri göstermek zorunda değildir. There, eylemin gerçekleştiği dünyayı veya durumu genel olarak anlatır. get out there and + eylem kalıbı, birini başlamaya neşeli bir şekilde teşvik eder. Bu cümlede konuşan kişi, dinleyenin öğrendiklerini kullanarak yeni arkadaşlarıyla gerçekten konuşmasını istiyor.

Alıştırma

Yalnızca hazırlanmayı bırakıp harekete geçme teşvikini en iyi hangi ifade tamamlar? You've practiced enough. Now ____ and show the audience what you can do.

  1. get out there
  2. go outside
  3. go there
Cevabı göster

get out there

You could even tell them all about our Mini English Lessons.

3:15

Onlara Mini English Lessons programımızdan bile bahsedebilirsiniz.