Kelimelerde vurgu nereye yapılır - Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
503 kelime 169 kel/dk

Video özeti: Video; object, console, desert, present ve record sözcükleri etrafındaki komik yanlış anlamalar üzerinden, aynı yazılan isim ve fiillerin vurgu sayesinde nasıl ayrıldığını ve bunun iletişimi nasıl etkilediğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. they're nouns when the stress is on the first syllable and verbs when the stress is on the second syllable. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Temel kuralı ve iki koşulu karşılaştıran paralel when yan cümlelerini anlayacaksınız. Böylece bu tür bir sözcüğün isim mi yoksa fiil mi olduğunu belirlemek için hangi hecenin vurgulandığını kullanabileceksiniz. 2. desert someone / the desert, — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Birini terk etmek anlamındaki fiilin, kurak bir bölgeyi belirten isimle nasıl yan yana getirildiğini göreceksiniz. Bu sayede kelime oyununu fark edebilir, anlam karışıklığını önleyebilir ve önceki açıklamayı kısa bir geri dönüşle pekiştirme tekniğini anlayabilirsiniz. 3. record yourself saying it? — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: Buradaki record sözcüğünün kişinin kendi konuşmasını kaydetmesi anlamında bir fiil olduğunu ve hemen önceki isim record ile karşıtlık kurduğunu öğreneceksiniz. Kapanıştaki kelime oyununu anlayabilir ve vurguladığınız heceyi kontrol etmek için kendi sesinizi kaydedebilirsiniz.

Bu derste

Can you help me?

0:00

Bana yardım edebilir misin?

I I don't know where I am. Dilbilgisi

0:01

Ben... Nerede olduğumu bilmiyorum.

Dilbilgisi

where I am: dolaylı soruda sözcük dizilişi

I don't know where I am cümlesindeki where I am, cümlenin içine yerleştirilmiş dolaylı bir sorudur. Konuşanın bilmediği bilgiyi belirtir; dinleyiciye doğrudan sorulan bir soru değildir. where sözcüğünden sonra düz cümle dizilişi kullanılır: özne I, am fiilinden önce gelir. Where am I? yalnızca doğrudan soru sorarken kullanılır.

Alıştırma

Dolaylı soruyu tamamlamak için sözcükleri doğru sıraya koyun: I don't know ____. (where / the library / is)

Cevabı göster

where the library is

All my friends,

0:02

Tüm arkadaşlarım,

they decided to desert me. Kelime

0:03

beni terk etmeye karar verdiler.

Kelime

desert me: “terk etmek” anlamındaki desert fiili

desert me ifadesindeki desert, “terk etmek” veya “yardımsız bırakmak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Me, bu eylemden etkilenen kişidir; to desert ise decided sonrasında kullanılan mastar biçimidir. Yazılışı, “çöl” anlamındaki desert ismiyle aynıdır ancak dil bilgisi anlamı açıklar: burada to sözcüğünden sonra bir fiil gelir ve bu fiil me sözcüğünü nesne olarak alır.

Alıştırma

Hangi cümlede desert, “birini terk etmek” anlamında fiil olarak kullanılmıştır?

  1. The travelers crossed the desert before sunset.
  2. Her teammates deserted her when the game became difficult.
  3. The desert was hot and dry.
Cevabı göster

Her teammates deserted her when the game became difficult.

What?

0:05

Ne?

I can't drive out into the middle of the desert. Kelime

0:06

Çölün ortasına kadar araba kullanamam.

Kelime

the desert: “çöl” anlamındaki isim grubu

the desert isim grubunda desert, çok kurak bir kara bölgesi anlamına gelir. Başındaki the tanımlığı ve the middle of the desert ifadesinde of sözcüğünden sonra gelmesi, burada bir yeri adlandırdığını gösterir. Aynı yazılışa sahip desert, “birini ya da bir şeyi terk etmek” anlamındaki bir fiil de olabilir. Dil bilgisi ve sözcük vurgusu, amaçlanan anlamı seçmenize yardımcı olur.

Alıştırma

“I can't drive out into the middle of the desert.” cümlesinde “the desert” ne anlama gelir?

  1. Birini terk etme eylemi.
  2. Çok kurak bir kara bölgesi.
  3. Yalnız olan bir kişi.
Cevabı göster

Çok kurak bir kara bölgesi.

Did you know that there are some words which are spelled the same Kelime

0:13

Aynı şekilde yazılan bazı kelimelerin,

but they're nouns when the stress is on the first syllable Dilbilgisi

0:16

vurgu ilk hecede olduğunda isim,

and verbs when the stress is on the second syllable.

0:19

vurgu ikinci hecede olduğunda ise fiil olduğunu biliyor muydunuz?

Kelime

which are spelled the same: aynı yazılı biçimler

which are spelled the same, some words ifadesini açıklayan bir ilgi tümcesidir. are spelled edilgen yapıdadır: kelimelerin nasıl yazıldığını söyler; the same ise harf dizilimlerinin eşleştiğini belirtir. Bu ifade yalnızca yazılı biçimlerin eşleştiğini söyler. Kelimelerin anlamlarının, dil bilgisel görevlerinin, vurgularının ya da telaffuzlarının da aynı olduğunu söylemez; cümlenin geri kalanı bu farklardan bazılarını açıklar.

Alıştırma

which are spelled the same, kelimeler hakkında bize ne söyler?

  1. Yalnızca isim olarak kullanılabilirler.
  2. Harf dizilimleri aynıdır.
  3. Her zaman tam olarak aynı anlama gelirler.
Cevabı göster

Harf dizilimleri aynıdır.

Dilbilgisi

vurgu ilk hecedeyken isim... ikinci hecedeyken fiil

Bu cümle, when ile kurulan iki paralel koşul üzerinden tek bir karşıtlık oluşturur. They're nouns, vurgunun ilk hecede olmasıyla; verbs ise vurgunun ikinci hecede olmasıyla eşleşir. İkinci bölümde anlam zaten açık olduğu için and sonrasında they're düşürülür: and they're verbs when.... Cümleyi, her vurgu konumunun farklı bir sözcük türüne karşılık geldiği eşleştirilmiş bir kural olarak okuyun.

Alıştırma

Kuraldaki eşleşmiş iki koşulu doğru biçimde koruyan cümle hangisidir?

  1. The word is both a noun and a verb whenever it has two syllables.
  2. The word is a noun when the stress is on the first syllable and a verb when the stress is on the second.
  3. The first syllable is a noun, and the second syllable is a verb.
Cevabı göster

The word is a noun when the stress is on the first syllable and a verb when the stress is on the second.

Let's look at some examples of how this can affect your communication. Anlatım akışı

0:22

Bunun iletişiminizi nasıl etkileyebileceğine dair bazı örneklere bakalım.

Anlatım akışı

Let's look at some examples: kuraldan örneklere geçiş

Let's look at some examples, bir açıklama içindeki geçiş ifadesidir. Dinleyicilere, konuşmacının genel bir kural veya düşünceden somut örneklere geçtiğini bildirir. Burada Let's esas olarak herkesin gerçekten birlikte bir şeye bakacağı bir etkinlik düzenlemez. Dinleyiciye dostça bir işaret verir: sıradaki bölümde örnekler gösterilecektir.

Alıştırma

Bir öğretmen az önce bir kuralı açıkladı ve şimdi somut örnekler göstermek istiyor. Doğal geçiş cümlesi hangisidir?

  1. That is the end of the presentation.
  2. Let's look at some examples.
  3. Let's return to the rule.
Cevabı göster

Let's look at some examples.

Look at this first word.

0:26

Şu ilk kelimeye bakın.

Your honor, Kültür

0:28

Sayın Yargıç,

I object. Ton ve niyet

0:29

itiraz ediyorum.

Kültür

Your honor: Mahkemede hâkime hitap etme

Your honor, mahkemede doğrudan bir hâkime hitap ederken kullanılan kalıplaşmış bir sözdür. Burada honor, genel anlamdaki “onur” ya da “şeref” değildir; tüm ifade resmî bir unvan gibi çalışır. Virgül, doğrudan hitabı gösterir: Your honor kiminle konuşulduğunu belirtirken I object verilen mesajı bildirir. Bu hitabı duymak, sahnenin mahkemede geçtiğine dair güçlü bir ipucudur.

Alıştırma

Mahkeme cümlesini dersteki iki kelimelik unvanla tamamlayın: ____, may I speak?

Cevabı göster

Your Honor

Ton ve niyet

I object: Resmen itiraz etmek

I object demek bir eylemi gerçekleştirir: yalnızca kişisel bir karşı çıkma hissini anlatmak yerine resmen itiraz eder. Mahkemede bir avukat bu ifadeyle bir soruya, delile ya da usule itiraz edebilir. Burada object bir fiildir ve I object cümlesinde tek başına kullanılabilir. Neye karşı çıktığınızı belirtmek için object to ifadesinden sonra bir isim ya da -ing biçimi getirin: I object to that question veya I object to changing the rule gibi.

Alıştırma

Resmî mahkeme itirazını dersteki fiille tamamlayın: I ____.

Cevabı göster

object

Oh dear.

0:31

Aman Tanrım.

Someone call the nurse.

0:32

Biri hemşire çağırsın.

I don't think this man is well.

0:33

Sanırım bu adam pek iyi değil.

He seems to think he's some kind of object. Kalıp ifadeler

0:35

Kendisinin bir çeşit nesne olduğunu sanıyor galiba.

Kalıp ifadeler

some kind of object: belirsiz bir kategori

Some kind of + isim, bir kişiyi veya şeyi geniş ve kesin olmayan bir kategoriye yerleştirir. Burada some kind of object, “türü belirtilmemiş bir nesne” demektir; object, of’tan sonra gelen isimdir. Konuşan kişi ciddi bir sınıflandırma yapmıyor. Bu belirsiz ifade, I object sözünün yanlış anlaşılmasını devam ettirerek cümleye hafif alaycı ve komik bir ton katıyor.

Alıştırma

Dersteki, “türü belirtilmemiş” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: It looks like ____ tool.

Cevabı göster

some kind of

What happened here? Anlatım akışı

0:38

Burada ne oldu?

Anlatım akışı

What happened here?: açıklamaya geçiş

What happened here? sözcük anlamıyla bir olayı sorar. Bu videoda ise yönlendirici bir sorudur: canlandırılan yanlış anlamadan sonra dikkati sahneden, dilin neden karışıklığa yol açtığının açıklamasına taşır. Bu tür sorular, önceki örneğe dönüp “Şimdi nedenini bulalım.” sinyali vererek açıklamayı düzenleyebilir. Her zaman yeni bilgi istemez.

Alıştırma

Bu videoda What happened here? sorusunun temel görevi nedir?

  1. Birinden gerçek bir kazayı bildirmesini ister.
  2. Sorunu açıklamadan dersi bitirir.
  3. Canlandırılan örnekten açıklamaya geçildiğini gösterir.
Cevabı göster

Canlandırılan örnekten açıklamaya geçildiğini gösterir.

Well,

0:39

Şöyle ki,

the lawyer should have said, Dilbilgisi

0:40

avukat şöyle demeliydi:

"Your honor, I object."

0:42

"Sayın Yargıç, itiraz ediyorum."

Dilbilgisi

should have said: geçmişte söylenmesi daha iyi olacak sözler

Should have said geçmişteki bir ana dönerek o anda hangi sözlerin daha iyi olacağını belirtir. Genellikle kişinin bunları söylemediğini veya doğru şekilde söylemediğini ima eder. Yapı should have + geçmiş zaman ortacı biçimindedir; said, say fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Geçmişte birinin söylediği şeyi düzeltmek veya değerlendirmek için bu yapıyı kullanabilirsin.

Alıştırma

Cümleyi should have ve say fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamla: Mia ____ thank you after receiving the gift.

Cevabı göster

should have said

To object is to express disagreement with something. Kalıp ifadeler

0:44

İtiraz etmek, bir şeye katılmadığını ifade etmektir.

Kalıp ifadeler

express disagreement with: anlaşmazlığın hedefini belirtmek

Express disagreement with, bir kişi, fikir, plan veya eylemle aynı fikirde olmadığını göstermek ya da belirtmek anlamına gelir. Burada object fiilini tanımlar. Yapı express + disagreement ismi + with + anlaşmazlığın hedefi biçimindedir. With ile başlayan bölüm, anlaşmazlığın ne hakkında olduğunu gösterir.

Alıştırma

Sözcük eşleşmesini tek kelimeyle tamamla: The group expressed disagreement ____ the decision.

Cevabı göster

with

Maybe he didn't like a question

0:48

Belki bir soruyu beğenmemişti,

or he didn't like some evidence in the courtroom. Kültür

0:50

ya da mahkemedeki bir delilden hoşlanmamıştı.

Kültür

evidence in the courtroom: mahkemenin hukuki ortamı

Bu cümlede evidence, ne olduğunu kanıtlamaya yardımcı olan bilgi veya malzeme anlamına gelir. Courtroom, bir hâkimin hukuki bir davayı gördüğü mahkeme salonudur; bu nedenle evidence in the courtroom ifadeyi sıradan bir odaya değil, bir duruşma veya yargılama ortamına yerleştirir. Bu ortamda bir avukat, bir soruya veya delile resmî olarak itiraz edebilir. Buradaki didn't like, avukatın bir şeyin kabul edilmemesi ya da izin verilmemesi gerektiğini düşündüğünü basitçe anlatır; yalnızca kişisel olarak hoşlanmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Burada evidence in the courtroom büyük olasılıkla ne anlama geliyor?

  1. Hukuki bir davada değerlendirilen kanıt veya bilgi
  2. Bir oyunda aksesuar olarak kullanılan nesneler
  3. Sınıfta kontrol edilen ödev
Cevabı göster

Hukuki bir davada değerlendirilen kanıt veya bilgi

Instead, he said object.

0:52

Ancak o, "nesne" kelimesini söyledi.

An object is a thing. Kelime

0:55

Nesne, bir eşyadır.

Kelime

An object: isim olarak object

An object ifadesinde object, fiziksel bir şeyi belirten sayılabilir bir isimdir. An artikeli, ardından bir isim geldiğini açıkça gösterir; object ünlü bir sesle başladığı için An kullanılır. Bu kullanım, I object örneğinde olduğu gibi itiraz veya anlaşmazlık belirten object fiilinden farklıdır. Cümle ismi tanımlar: an object bir nesnedir.

Alıştırma

Object hangi cümlede fiziksel bir şeyi belirten isimdir?

  1. She picked up a small object.
  2. They object when the rules change.
  3. I object to that unfair rule.
Cevabı göster

She picked up a small object.

So did you hear the stress?

0:57

Peki vurguyu duydunuz mu?

object.

0:59

Object.

The stress is on the first syllable,

1:00

Vurgu ilk hecede,

so it's a noun.

1:02

bu yüzden bir isim.

object.

1:03

Object.

The stress is on the second syllable,

1:05

Vurgu ikinci hecede,

so it's a verb.

1:07

bu yüzden bir fiil.

Look at this second word.

1:08

Şu ikinci kelimeye bakın.

So John's girlfriend dumped him Kelime

1:10

John'un kız arkadaşı onu terk etti,

Kelime

dumped him: onunla olan romantik ilişkiyi bitirdi

Bu romantik ilişki bağlamında dumped him, John'ın kız arkadaşının John'la olan ilişkisini bitirdiği anlamına gelir. Him, onun reddettiği kişidir; atılan bir nesne değildir. Dump someone, ayrılığı tek bir kişinin kararı olarak gösterir. Ayrılığın ani, sert veya incitici olduğu izlenimini verebilir.

Alıştırma

Romantik ilişki bağlamında 'Maya dumped him' ne anlama gelir?

  1. Yere çöp attı.
  2. Ağır bir çantayı taşımasına yardım etti.
  3. Onunla olan romantik ilişkisini bitirdi.
Cevabı göster

Onunla olan romantik ilişkisini bitirdi.

and I had to stay up all night online Öbek fiiller

1:12

ve ben bütün gece çevrimiçi uyanık kalıp,

Öbek fiiller

stay up: uyumak yerine uyanık kalmak

Stay up öbek fiili, yatağa gitmek veya uyumak yerine uyanık kalmak anlamına gelir. Burada all night, konuşan kişinin bütün gece uyumadığını gösterir. Up yön bildirmez; fiilin bir parçasıdır. stay up late, stay up all night ve stay up to do something yaygın kalıplardır.

Alıştırma

Cümleyi stay ve uyanık kalmak anlamını veren parçacıkla tamamlayın: We can ____ late to watch the stars.

Cevabı göster

stay up

trying to console him. Kelime

1:16

onu teselli etmeye çalışmak zorunda kaldım.

Kelime

console him: teselli etmek anlamındaki console fiili

console him ifadesinde console, “üzgün veya acı çeken birini teselli etmek” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Him doğrudan nesnedir; yani teselli edilen kişiyi gösterir. trying to console him ifadesinde to console, trying sözcüğünden sonra gelen mastar yapısıdır. Şaka, console sözcüğünün başka bir anlamına dayanır: isim olarak bir kontrol ünitesini veya video oyunu konsolunu gösterebilir. Burada console, to sözcüğünden sonra gelip him sözcüğünü nesne aldığı için dil bilgisi bakımından fiildir.

Alıştırma

Cümleyi console ve doğru nesne zamiriyle tamamlayın: My brother was upset, so I tried to ____.

Cevabı göster

console him

Cool.

1:17

Harika.

What game are you playing?

1:18

Hangi oyunu oynuyorsun?

Was it was it free for all Super Mario? Kültür

1:19

Super Mario herkes tek modu falan mıydı?

Kültür

free for all Super Mario?: video oyunu üzerine bir şaka

Super Mario ünlü bir video oyunu serisidir. Oyun ve yarışma dilinde free-for-all, herkesin bağımsız olarak yarıştığı ve çoğu zaman sabit takımların olmadığı bir karşılaşma veya mücadeledir. Bu sözcükler bir araya gelince hemen bir video oyunu sahnesi oluşturur; belirli ve resmî bir Super Mario modunun adı değildir. Bu söz, önceki console yanlış anlamasını sürdürür: sözcük “teselli etmek” anlamındaki fiil yerine oyun konsolu olarak anlaşılmıştır. Konuşan kişi, komik bir etki yaratmak için bu yanlış anlamdan bir Super Mario sorusuna geçer; üzgün kişi hakkında ciddi bir soru sormaz.

Alıştırma

Bu bağlamda konuşan kişi “free for all Super Mario?” ifadesiyle esas olarak ne yapıyor?

  1. Üzgün kişinin ilişki sorunu hakkında ciddi biçimde ayrıntı sorar.
  2. Console yanlış anlamasını sürdürerek bir video oyunu hayal eder.
  3. Bütün Super Mario oyunlarının ücretsiz olduğunu söyler.
Cevabı göster

Console yanlış anlamasını sürdürerek bir video oyunu hayal eder.

What happened here?

1:22

Burada ne oldu?

He should have said he stayed up online all night

1:23

Bütün gece çevrimiçi uyanık kalıp,

trying to console his friend.

1:26

arkadaşını teselli etmeye çalıştığını söylemeliydi.

stress is on the second syllable,

1:29

Vurgu ikinci hecede,

so it's a verb.

1:31

bu yüzden bir fiil.

To console someone is to comfort them

1:32

Birini teselli etmek, o kişi acı çekerken,

when they're in distress. Kelime

1:35

onu rahatlatmak demektir.

Kelime

in distress: ciddi sıkıntı veya tehlike içinde

In distress, birinin şiddetli acı, korku veya kaygı yaşadığını ya da tehlike veya ciddi bir zorluk içinde olup yardıma ihtiyaç duyabileceğini anlatır. Yalnızca üzgün olmaktan veya sıradan bir baskı yaşamaktan daha güçlüdür. Bu cümlede, birinin ne zaman teselliye ihtiyaç duyabileceğini açıklayan durumu gösterir. Daha genel olarak be in distress, günlük küçük bir sıkıntıyı değil, üzücü veya acil bir durumu anlatır.

Alıştırma

Hangi durum en iyi in distress ile anlatılır?

  1. Bir yüzücü derin suda çırpınıyor ve yardım istiyor.
  2. Bir öğrencinin sıradan iki ödev sorusu var.
  3. Bir aile sakin bir pikniğin tadını çıkarıyor.
Cevabı göster

Bir yüzücü derin suda çırpınıyor ve yardım istiyor.

But he said console.

1:36

Ama o, "konsol" kelimesini söyledi.

The stress is on the first syllable,

1:38

Vurgu ilk hecede,

so it's a noun.

1:41

bu yüzden bir isim.

And a console is a device we use to play video games. Kelime

1:42

Konsol ise video oyunları oynamak için kullandığımız bir cihazdır.

Kelime

a console: bir video oyun cihazı

a console ifadesinde console bir isimdir. Burada video oyun konsolu, yani video oyunları oynamak için kullanılan bir cihaz anlamına gelir. a sözcüğü ardından bir isim geldiğini gösterir; sonraki tanım da hangi anlamın seçildiğini açıklar. Console, birini teselli etmek anlamında fiil olarak da kullanılabilir; ancak bu anlam a sözcüğünden sonra uygun değildir. Doğru anlamı seçmek için dil bilgisine ve console çevresindeki sözcüklere bakın.

Alıştırma

“Lena saved money to buy a new console for her games” cümlesinde console ne anlama gelir?

  1. Ciddi acı veya tehlike durumu
  2. Video oyunları oynamaya yarayan bir cihaz
  3. Üzgün birini teselli etmek
Cevabı göster

Video oyunları oynamaya yarayan bir cihaz

Look at this third word.

1:46

Şu üçüncü kelimeye bakın.

Can you help me?

1:48

Bana yardım edebilir misin?

I don't know where I am.

1:49

Nerede olduğumu bilmiyorum.

All my friends,

1:51

Tüm arkadaşlarım,

they decided to desert me.

1:52

beni terk etmeye karar verdiler.

Please, I need you to come and pick me up. Öbek fiiller

1:54

Lütfen, gelip beni almana ihtiyacım var.

Öbek fiiller

pick me up: gelip beni almak

Bu cümlede pick me up, 'bulunduğum yere gelip beni alarak başka bir yere götürmek', yani genellikle araba veya başka bir araçla gelip beni almak demektir. Kişiyi fiziksel olarak yerden kaldırmak anlamına gelmez. Pick up ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse pick ile up arasına gelir: pick me up veya pick her up denir, pick up me denmez.

Alıştırma

pick ... up yapısını ve me zamirini doğru sıraya koyarak ricayı tamamla: Could you ____ outside the library at six?

Cevabı göster

pick me up

What?

1:56

Ne?

I can't drive out into the middle of the desert.

1:57

Çölün ortasına kadar araba kullanamam.

Stay safe. Ton ve niyet

2:00

Güvende kal.

Ton ve niyet

Stay safe: güvenlik için içten bir hatırlatma

Stay safe. kısaca 'Kendine dikkat et ve tehlikeden uzak dur' demenin bir yoludur. Biçim olarak emir cümlesi olsa da genellikle sert bir emir değil, içten bir dilek veya hatırlatmadır. Burada stay, 'aynı durumda kalmaya devam etmek' anlamında bir bağlayıcı fiildir ve ardından safe sıfatı gelir.

Alıştırma

'Tehlikede olmayan' anlamındaki sıfatla bu yaygın ilgili mesajı tamamla: Stay ____ on your way home.

Cevabı göster

safe

I'll call a rescue team. Kalıp ifadeler

2:01

Kurtarma ekibini arayacağım.

Kalıp ifadeler

call a rescue team: kurtarma görevlilerini arayıp yardım istemek

call a rescue team ifadesinde call, ekiple iletişime geçip yardım istemek demektir. Yalnızca rescue team sözlerini yüksek sesle söylemek anlamına gelmez. call + kişi veya hizmet yapısı, genellikle telefonla o kişiye ya da hizmete ulaşmak anlamına gelebilir. rescue team, kaybolmuş, mahsur kalmış veya tehlikede olan kişilere yardım eden eğitimli insanlardan oluşan bir ekiptir.

Alıştırma

“A climber is hurt, so I’ll call a rescue team,” cümlesinde konuşan kişi ne yapacak?

  1. Kimseyle iletişime geçmeden rescue team sözlerini bağıracak.
  2. Dağcıya bir takım adı verecek.
  3. Eğitimli kurtarma görevlileriyle iletişime geçip yardım isteyecek.
Cevabı göster

Eğitimli kurtarma görevlileriyle iletişime geçip yardım isteyecek.

What happened here?

2:03

Burada ne oldu?

Well,

2:04

Şöyle ki,

she should have said my friends decided to desert me.

2:05

arkadaşlarının onu terk etmeye karar verdiğini söylemeliydi.

The stress is on the second syllable,

2:09

Vurgu ikinci hecede,

so it's a verb.

2:11

bu yüzden bir fiil.

To desert someone is to leave them alone

2:12

Birini terk etmek, onu hiçbir yardım olmadan,

without any help.

2:15

tek başına bırakmak demektir.

She said desert.

2:17

O ise "çöl" kelimesini söyledi.

The stress is on the first syllable,

2:18

Vurgu ilk hecede,

and a desert is a dry place with very little rainfall.

2:20

ve çöl, çok az yağış alan kurak bir yerdir.

You could desert someone in the desert, Anlatım akışı

2:24

Birini çölde terk edebilirsiniz,

Anlatım akışı

desert someone ... the desert: aynı yazım, iki sözcük türü

Bu cümle desert sözcüğünün iki kullanımını yan yana getirir. desert someone içinde desert, birini yardımsız bırakmak anlamında bir fiildir. the desert içinde ise çok kurak bir bölgeyi adlandıran bir isimdir. Aynı yazımın tekrarlanması bir kelime oyunu yaratır ve iki anlamı düzgün biçimde birbirine bağlar. Hangisinin hangisi olduğunu cümle yapısı gösterir: someone fiilin nesnesidir, the ise ardından bir isim geldiğini belirtir.

Alıştırma

“You could desert someone in the desert,” cümlesindeki iki desert sözcüğünün görevleri nedir?

  1. İlki “terk etmek” anlamında bir fiil; ikincisi “kurak bölge” anlamında bir isimdir.
  2. İkisi de “kurak bölge” anlamında isimdir.
  3. İlki “kurak bölge” anlamında bir isim; ikincisi “terk etmek” anlamında bir fiildir.
Cevabı göster

İlki “terk etmek” anlamında bir fiil; ikincisi “kurak bölge” anlamında bir isimdir.

but don't do that.

2:27

ama lütfen bunu yapmayın.

please.

2:29

lütfen.

And finally, Anlatım akışı

2:29

Ve son olarak,

look at this fourth word.

2:30

şu dördüncü kelimeye bakın.

Anlatım akışı

And finally, ile son maddeyi tanıtmak

And finally, sıralı bir açıklama veya listenin son maddesine gelindiğini gösteren bir geçiş ifadesidir. Burada finally bilgiyi düzenler: konuşmacı ilk üç kelimeden sonra dördüncü ve son kelimeye geçer. Bir şeyin uzun bir bekleyişten sonra gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Konuşmacı üç noktayı ele aldı ve şimdi dördüncü ve son noktayı tanıtıyor. Hangi cümle uygundur?

  1. And finally, let's look at the last point.
  2. First, let's look at the last point.
  3. Meanwhile, let's look at the last point.
Cevabı göster

And finally, let's look at the last point.

James,

2:32

James,

I want you to present your ideas at tomorrow's meeting. Notlar

2:33

yarınki toplantıda fikirlerini sunmanı istiyorum.

Dilbilgisi

want you to: want + kişi + to + fiilin yalın hâli

want + kişi + to + fiilin yalın hâli yapısı, öznenin o kişinin bir şey yapmasını istediği veya beklediği anlamına gelir. want you to present ifadesinde eylemi yapacak kişi you'dur ve present, to'dan sonra yalın hâlde kalır. İngilizcede want someone to do something kullanılır; want that someone does something denmez. Kişi kısmı want Mia to help veya want them to wait örneklerinde olduğu gibi değişebilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef want + kişi + to yapısıyla tamamlayın: "I ____ bring your notebook tomorrow."

Cevabı göster

want you to

Kelime

present your ideas: fiil olarak present

present your ideas ifadesinde present, fikirleri bir dinleyici grubuna düzenli biçimde açıklamak veya göstermek anlamına gelen bir fiildir. your ideas, sunulan içeriği belirtir. Toplantı bağlamı, burada bir eylemden söz edildiğini gösterir. present + içerik kalıbı planlar, projeler ve sonuçlarla da sık kullanılır.

Alıştırma

“Please present your plan to the team,” cümlesinde present ne anlama gelir?

  1. bir hediye
  2. şu anda gerçekleşiyor olmak
  3. açıklamak veya göstermek
Cevabı göster

açıklamak veya göstermek

Is that okay? Ton ve niyet

2:36

Uygun mu?

Ton ve niyet

Is that okay?: kabul edilip edilmediğini kontrol etmek

Is that okay?, dinleyicinin az önce söylenen düzenlemeyi kabul edip etmediğini veya buna uyup uyamayacağını sorar. That, mutlaka fiziksel bir nesneye değil, önceki teklifin tamamına gönderme yapar. Bu soru bir rica veya plandan sonra eklendiğinde karşı tarafa kabul etme, reddetme ya da bir sorunu dile getirme fırsatı verir. Böylece mesaj, doğrudan bir talimattan daha yumuşak olur.

Alıştırma

Arkadaşınız buluşma saatini değiştirip değiştirmemeyi seçebilir. Hangi seçenek yeni saatin uygun olup olmadığını nazikçe sorar?

  1. We can meet at four instead. Is that okay?
  2. We meet at four. Do it.
  3. Is four spelled correctly?
Cevabı göster

We can meet at four instead. Is that okay?

Sure.

2:37

Elbette.

But do you want me to gift wrap them? Kelime

2:38

Peki onları hediye paketi yapmamı ister misiniz?

Kelime

gift wrap them: onları hediye olarak paketlemek

Gift wrap, bir nesneyi hediye edilmeye hazır olacak şekilde paketlemek anlamına gelen bir fiil öbeğidir. Them eylemin nesnesidir ve daha önce sözü edilen ideas ifadesine gönderme yapar. Burada konuşan kişi fikirleri, kâğıtla sarılabilen gerçek hediyelermiş gibi ele alır. Bu kasıtlı uyumsuzluk present hakkındaki yanlış anlamayı sürdürür ve cümleyi şakaya dönüştürür.

Alıştırma

Cümleyi gift wrap ve doğru nesne zamiriyle tamamlayın: I bought two books. Could you ____ for me?

Cevabı göster

gift wrap them

What happened here?

2:41

Burada ne oldu?

James's boss asked him to present the ideas.

2:42

James'in patronu ondan fikirlerini "hediye" olarak vermesini istedi.

A present is a gift. Kelime

2:47

Hediye, bir armağandır.

Kelime

A present: “hediye” anlamındaki isim

A present ifadesindeki present, “hediye” anlamına gelen sayılabilir bir isimdir. A tanımlığı, bunun isim olduğunu gösteren güçlü bir işarettir ve ifadenin tamamı is öncesinde özne görevindedir. Bu cümle yanlış anlamayı açıklar: present your ideas ifadesinde present, “göstermek” anlamında bir fiildi; ancak konuşan kişi kelimeyi “hediye” anlamındaki isim olarak yorumladı. Doğru anlamı seçmek için önce tanımlığa ve present sözcüğünden sonra ne geldiğine bakın.

Alıştırma

“Lena opened a present after lunch,” cümlesinde present ne anlama gelir?

  1. Orada bulunmak
  2. Bir şeyi dinleyicilere göstermek
  3. Bir hediye
Cevabı göster

Bir hediye

James's boss should have asked him to present his ideas.

2:49

James'in patronu ondan fikirlerini sunmasını istemeliydi.

Stress is on the second syllable.

2:54

Vurgu ikinci hecede.

To present the ideas is to share them with the rest of the team.

2:56

Fikirleri sunmak, onları ekibin geri kalanıyla paylaşmaktır.

This happens all the time in English. Kalıp ifadeler

3:00

İngilizcede bu her zaman olur.

Kalıp ifadeler

all the time: çok sık

all the time, “çok sık” ya da “tekrar tekrar” anlamına gelen bir sıklık ifadesidir. Burada bu tür bir şeyin İngilizcede yaygın olduğunu anlatır. Genellikle her an gerçekleştiği anlamına gelmez. sometimes ifadesinden daha güçlü bir sıklık ifadesi olarak anlaşılmalıdır.

Alıştırma

“This happens all the time,” cümlesinde “all the time” ne anlama gelir?

  1. Tam olarak belirli bir zamanda olur.
  2. Yalnızca bir kez olur.
  3. Çok sık olur.
Cevabı göster

Çok sık olur.

So remember,

3:03

Yani unutmayın,

when the first syllable is stressed,

3:04

ilk hece vurgulandığında,

they're nouns.

3:06

bunlar isimdir.

When the second syllable is stressed,

3:07

İkinci hece vurgulandığında ise,

they're verbs.

3:09

bunlar fiildir.

So next time you see one, Anlatım akışı

3:10

Bu yüzden bir dahaki sefere böyle bir şey gördüğünüzde,

Anlatım akışı

next time: kuralı gelecekteki eyleme bağlamak

Next time you see one gelecekteki bir durumu açar ve az önce açıklanan kuralı daha sonra yapılacak bir eyleme bağlar. “Gelecekte bunun gibi başka bir örnekle karşılaştığında” anlamına gelir. Bu zaman girişinden sonra tavsiye ya da yönerge gelir. Next time mutlaka planlanmış bir zamanı anlatmaz. Aynı tür durumun gelecekte yeniden yaşandığı herhangi bir anı gösterebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, tavsiyeyi gelecekte tekrarlanabilecek bir duruma bağlamak için next time ifadesini doğal biçimde kullanır?

  1. Next time you saw this pattern yesterday, write it down.
  2. Next time you see this pattern, write it down.
  3. Next time you will see this pattern, write it down.
Cevabı göster

Next time you see this pattern, write it down.

keep a record of it. Kalıp ifadeler

3:11

bunun kaydını tutun.

Kalıp ifadeler

keep a record of: bilgileri kaydedip saklamak

Keep a record of something, bir şeyle ilgili bilgiyi yazıp daha sonra kontrol edebilmek için saklamak demektir. Yapı keep a record of + isim veya zamir şeklindedir. Bu cümlede record, a sözcüğünden sonra geldiği için isimdir. Ses veya video kaydetmek anlamına gelen record yourself ifadesindeki record fiilinden farklıdır.

Alıştırma

Bilgiyi yazıp saklamak anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Please ____ your weekly practice time.

Cevabı göster

keep a record of

Why don't you record yourself saying it? Notlar

3:13

Neden bunu söylerken kendi sesinizi kaydetmiyorsunuz?

Ton ve niyet

Why don't you...?: dostça bir öneride bulunmak

Why don't you + fiilin yalın hâli...? çoğu zaman gerçek bir neden sormak yerine öneri sunar. Burada konuşan kişi, karşısındakine kendini kaydetmesini nazikçe öneriyor. you'dan sonra fiil yalın hâlde kalır: Why don't you record...? Soru biçimi, tavsiyeyi Record yourself. gibi bir emirden daha az doğrudan hâle getirir.

Alıştırma

"Why don't you ask your teacher?" cümlesinde konuşan kişi büyük olasılıkla ne yapıyor?

  1. Dinleyicinin neden henüz harekete geçmediğini sormak
  2. Dostça bir öneride bulunmak
  3. Doğrudan emir vermek
Cevabı göster

Dostça bir öneride bulunmak

Kelime

record yourself saying it: fiil olarak record

record yourself saying it ifadesinde record, sesli ya da görüntülü kayıt yapmak anlamına gelen bir fiildir. Yourself kaydedilen kişiyi, saying it ise kayda alınan eylemi belirtir. Kalıp record + kişi + -ing biçimindeki eylemdir; record the band playing buna bir örnektir. Kelime oyunu başka bir anlamdan da yararlanır: keep a record ifadesinde record isimdir. Aynı yazımın cümledeki görevi ve anlamı değişir. a record saklanan bir kayıt, record yourself ise birine kendini kaydetmesini söyleyen bir ifadedir.

Alıştırma

“Why don't you record yourself saying it?” cümlesinde record, dinleyiciye ne yapmasını söylüyor?

  1. Kendi sesinin sesli ya da görüntülü kaydını yapmak.
  2. Bir bilgiyi kayıt olarak yazmak.
  3. Bir müzik plağı çalmak.
Cevabı göster

Kendi sesinin sesli ya da görüntülü kaydını yapmak.

You see what I did there? Ton ve niyet

3:16

Burada ne tür bir kelime oyunu yaptığımı gördünüz mü?

Ton ve niyet

You see what I did there?: şakaya dikkat çeken ifade

Bu bağlamda You see what I did there?, bir hareketin gerçekten görülüp görülmediğini soran düz anlamlı bir soru değildir. See, fark etmek ya da anlamak demektir; what I did there ise konuşanın az önce yaptığı kelime oyununu veya zekice bağlantıyı belirtir. Konuşan kişi, kelime oyunu ya da şakadan sonra bu ifadeyi kullanarak dikkatleri yaptığı numaraya çeker ve dinleyiciyi bunu fark etmeye davet eder. Burada record sözcüğünün önce isim, sonra fiil olarak kullanılmasına gönderme yapar.

Alıştırma

Doğru mu yanlış mı? Bir kelime oyunundan sonra You see what I did there?, dinleyiciyi gördüğü şeyi anlatmaya değil, kelime oyununu fark etmeye davet edebilir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru