'B Planı'nın Bilimi - Acil Doğum Kontrolü: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
473 kelime 182 kel/dk

Video özeti: Bu animasyon acil kontrasepsiyonun adet döngüsünde ne zaman etkili olduğunu, yumurtlamayı ya da döllenmeyi nasıl önlediğini ve sonrasında neden etkisiz olduğunu açıklıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. “emergency contraception or Plan B” — Kültür ve gerçek yaşam bağlamı: tıbbi kategoriyle Plan B marka adını ayırıp yöntemi doğru belirleyin. 2. “If taken” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: bu kısaltılmış edilgen koşulu “if it is taken” diye anlayın ve ilacın uygulama zamanını anlatın. 3. “far outweigh” — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: bir tarafın yarar veya etkisinin diğer tarafın risk ya da sakıncalarından çok daha büyük olduğunu belirtin.

Bu derste

Contraception.

0:00

Doğum kontrolü.

With a variety of methods available, Dilbilgisi

0:01

Çok çeşitli yöntemler mevcut olduğundan,

many people are able to avoid unintended pregnancies. Kelime

0:03

birçok kişi istenmeyen gebeliklerden kaçınabiliyor.

Dilbilgisi

“With a variety of methods available” ifadesinde With + isim + sıfat

“With a variety of methods available,” ifadesinde with ek bir durumu tanıtır. “A variety of methods” isim öbeğidir; “available” ise “methods” sözcüğünün içinde bulunduğu durumu anlatan bir sıfattır. İfadenin tamamı, ardından gelen ana cümle için bir arka plan koşulu oluşturur. Bu with öbeği çekimli bir fiil içermediğinden tam bir yan cümle değildir ve “available”, “many people” ifadesini nitelemez. “Because a variety of methods are available, ...” biçiminde açılabilir; ancak with yapısı daha özlüdür.

Alıştırma

With + isim + sıfat kalıbında with, road ve clear sözcüklerini kullanın: ____, the delivery arrived on time.

Cevabı göster

With the road clear

Kelime

Gerçekleştiği sırada planlanmamış gebelikler için “unintended pregnancies”

“Unintended pregnancies”, meydana geldikleri sırada amaçlanmamış veya planlanmamış gebelikleri ifade eden tarafsız bir terimdir. Halk sağlığı kullanımında unintended, zamanı kişinin niyetiyle örtüşmeyen gebelikleri ve o sırada istenmeyen gebelikleri kapsayabilir. Bu sözcük tek başına kişinin daha sonra ne hissettiğini, hangi kararı verdiğini veya sonucun ne olduğunu göstermez. Bu ayrıntılar için ayrıca bilgi gerekir.

Alıştırma

Bir rapor gebeliklerin planlanmadığını söylüyor, ancak daha sonra istenip istenmediklerini belirtmiyor. En tarafsız ve kesin terim hangisidir?

  1. unintended pregnancies
  2. unwanted pregnancies
  3. unexpected pregnancies
Cevabı göster

unintended pregnancies

But what happens when things don't go quite as planned? Notlar

0:06

Peki işler tam olarak planlandığı gibi gitmezse ne olur?

Anlatım akışı

But what happens when ...: bir istisnaya geçiş

Burada But, yeni soruyu önceki açıklamaya bağlar ve olağan durumdan olası bir istisnaya geçildiğini gösterir. Konuşanın önceki düşünceyi reddettiği anlamına gelmez. what happens when ... kalıbı, sonraki bilgileri düzenleyen bir soru ortaya koyar: sorunlu bir durum sunar ve dinleyiciyi hemen cevap vermeye zorlamak yerine gelecek açıklamaya hazırlar. Bu kalıp, genel bir kuraldan aksama durumuna veya istisnaya geçmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Olağan bir durumdan olası bir soruna geçiş yapan tam kalıpla soruyu tamamlayın: The app usually saves automatically. ____ the battery dies?

Cevabı göster

But what happens when

Kalıp ifadeler

don't go quite as planned: plandan sapmayı yumuşatarak anlatmak

Bu cümlede things genel olarak durumu ifade eder; don't go quite as planned ise durumun amaçlanan plandan farklı gelişmesi anlamına gelir. Buradaki go, fiziksel hareket değil, “gelişmek” veya “ilerlemek” demektir. not ... quite as ... dizisi, “beklenen düzeyde tam olarak değil” anlamına gelir. Quite, planla sonuç arasındaki farkı yumuşatır: sonuç bütünüyle planlandığı gibi değildir, ancak bu ifade her şeyin başarısız olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tam olarak tamamlayın: The outdoor concert was moved inside after the rain started, so it ____.

Cevabı göster

didn't go quite as planned

Thanks to modern science,

0:08

Modern bilim sayesinde,

a second chance is possible. Deyimler

0:09

ikinci bir şans mümkün.

Deyimler

a second chance: ikinci bir şans

Bu cümlede a second chance mecaz anlamda kullanılır. Düzenli doğum kontrolü uygulanmadığında veya işe yaramamış olabileceğinde hamilelik riskini azaltmak için bir fırsat anlamına gelir. Burada bu fırsat, etkili olduğu süre içinde acil kontrasepsiyon kullanılmasıdır. Daha genel olarak a second chance, ilk plan veya deneme ters gittikten sonra sonucu iyileştirmek için yeni bir fırsattır. Başarı garantisi vermez ve harekete geçmenin süresiz olarak ertelenebileceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Videodaki cümlede a second chance ne anlama gelir?

  1. Önceki doğum kontrolünde bir sorun yaşandıktan sonra sınırlı süre içinde hamilelik riskini azaltma fırsatı
  2. Hamileliğin gerçekleşemeyeceğine dair garanti
  3. Herhangi bir zamanda uygulanabilen, tamamen aynı ikinci bir tıbbi işlem
Cevabı göster

Önceki doğum kontrolünde bir sorun yaşandıktan sonra sınırlı süre içinde hamilelik riskini azaltma fırsatı

So how does emergency contraception or Plan B work? Kültür

0:11

Peki acil doğum kontrolü, yani Plan B, nasıl işe yarar?

Kültür

Emergency contraception veya Plan B

Emergency contraception, cinsel ilişkiden sonra hamilelik olasılığını azaltmak için kullanılan yöntemlerin genel kategorisidir. Plan B, levonorgestrel içeren bir acil kontraseptif hapın marka adıdır. Bu soruda or, bazı dinleyicilerin tanıyabileceği bilinen bir adı verir; iki terimi tamamen eş değer hâle getirmez. Plan B bir emergency contraception türüdür, ancak daha geniş kategori başka hapları veya yöntemleri de içerebilir. Bu yöntemler hamileliğin başlamasını önler; başlamış bir hamileliği sonlandırmaz.

Alıştırma

Hangi ifade terimleri doğru kullanır?

  1. Plan B, daha geniş emergency contraception kategorisi içindeki bir marka ve türdür.
  2. Her emergency contraception yöntemi levonorgestrel içerir.
  3. Emergency contraception yalnızca Plan B için başka bir marka adıdır.
Cevabı göster

Plan B, daha geniş emergency contraception kategorisi içindeki bir marka ve türdür.

And what exactly is happening inside the female body?

0:15

Kadın vücudunda tam olarak neler oluyor?

During the female menstrual cycle, Kelime

0:18

Kadınların adet döngüsü sırasında,

many hormones are released beginning a chain reaction. Deyimler

0:19

birçok hormon salgılanır ve bir zincirleme reaksiyon başlar.

Kelime

menstrual cycle: tekrarlanan biyolojik sürecin tamamı

Bu cümlede menstrual cycle, adet görme ve yumurtlama dâhil olmak üzere üreme sisteminde tekrarlanan değişimler dizisini anlatan standart sağlık ve tıp terimidir. During the menstrual cycle, hormonların salgılanmasını bu tekrarlanan sürecin içine yerleştirir. Buradaki cycle, benzer aşamalardan yeniden geçen düzenli bir süreç anlamındadır; bisiklet ya da tek seferlik bir olay anlamına gelmez.

Alıştırma

Kanama ve yumurtlama aşamaları dâhil olmak üzere tekrarlanan üreme sürecinin tamamını adlandıran İngilizce ifade hangisidir?

  1. menstrual cycle
  2. period
Cevabı göster

menstrual cycle

Deyimler

beginning a chain reaction: bağlantılı etkileri başlatmak

Bu cümlede beginning a chain reaction, bir değişimin sonraki değişime, onun da başka bir değişime neden olduğu bir süreci başlatmak anlamına gelir. -ing yapısı, hormonların salgılanmasının sonucunu açıklar: bu salgılanma daha sonra gerçekleşecek süreci başlatır. Buradaki chain reaction mecazidir. Bir patlamayı ya da birbiriyle ilgisiz olayların aynı anda gerçekleşmesini değil, bağlantılı ve art arda gelen etkileri vurgular.

Alıştırma

Cümleyi, birbirini tetikleyen sonuçları anlatan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The software failure started a ____ that shut down several services.

Cevabı göster

chain reaction

The pituitary gland in the brain releases FSH,

0:22

Beyindeki hipofiz bezi FSH salgılar;

which stimulates the growth of follicles and a premature egg in the ovary. Kalıp ifadeler

0:25

bu da yumurtalıktaki foliküllerin ve olgunlaşmamış bir yumurtanın büyümesini uyarır.

Kalıp ifadeler

stimulates the growth of: gelişimi desteklemenin resmî ifadesi

Burada which, FSH’ye gönderme yapar; stimulates the growth of ise FSH’nin ardından belirtilen unsurların biyolojik gelişimini desteklediğini anlatır. Bu bağlamda stimulate, duygusal heyecanı değil, nedensel bir biyolojik etkiyi ifade eder. Aktarılabilir kalıp stimulate the growth of + isim öbeğidir. Bir etkenin gelişimi desteklediğini kısa ve resmî biçimde anlatır; ancak bu etkenin tek neden olduğunu zorunlu olarak ileri sürmez.

Alıştırma

stimulate fiilini ve growth ismini kullanarak cümleyi tamamlayın: Adequate sunlight ____ healthy leaf tissue.

Cevabı göster

stimulates the growth of

These follicles then release estrogen,

0:29

Ardından bu foliküller östrojen salgılar;

which helps prepare the uterus lining and triggers the brain to release luteinizing hormone or LH. Notlar

0:31

bu da rahim iç zarının hazırlanmasına yardımcı olur ve beynin luteinleştirici hormon, yani LH salgılamasını tetikler.

Kalıp ifadeler

triggers the brain to release: trigger + nesne + to-infinitive

Bu cümlede triggers the brain to release, östrojeni beynin bir eylemini, yani LH salgılamasını başlatan neden olarak sunar. Aktarılabilir ettirgen kalıp trigger + nesne + to-infinitive yapısıdır. Burada trigger, fiziksel bir tetiği çekmek değil, bir süreç ya da tepkinin başlamasına neden olmak demektir. Genellikle nispeten doğrudan bir başlatıcı olayı ifade ettiği için yalnızca iki olayın bağlantılı olduğunu söylemekten daha güçlüdür.

Alıştırma

Bir mekanizmayı anlatmak için trigger + nesne + to-infinitive yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. A sudden pressure drop triggers the valve opens.
  2. A sudden pressure drop triggers the valve to open.
  3. A sudden pressure drop triggers to open the valve.
Cevabı göster

A sudden pressure drop triggers the valve to open.

Kültür

luteinizing hormone or LH: or ile kısaltma tanıtma

Bu cümlede luteinizing hormone ve LH aynı hormonu adlandırır. or sözcüğü yaygın kısaltmayı tanıtır; bu nedenle “diğer adıyla” anlamına gelir ve iki hormon arasında seçim sunmaz. Bilimsel açıklamalarda genellikle önce terimin tam biçimi verilir ve kısaltması bu yolla eklenir. Bu bağlantı kurulduktan sonra sonraki cümlelerde yalnızca LH kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi or ve kısaltmayı kullanarak tamamlayın: The scan uses magnetic resonance imaging, ____, to create detailed pictures.

Cevabı göster

or MRI

LH then triggers ovulation,

0:36

Daha sonra LH yumurtlamayı tetikler;

in which the egg is released into the fallopian tubes Dilbilgisi

0:38

bu sırada yumurta fallop tüplerine salınır

Dilbilgisi

in which: bir süreci içinde gerçekleşenlerle bağlama

In which, ovulation sözcüğünü açıklayan bir ilgi tümceciğini başlatır. Which geriye dönerek ovulation sözcüğünü gösterir; in ise yumurtanın salınmasının bu süreç içinde gerçekleştiğini belirtir. Yapı, edat + which + özne + fiil biçimindedir: in which the egg is released. Bir süreci, aşamayı, sistemi veya durumu onun içinde gerçekleşen olayla kısa ve resmî biçimde bağlar; buradaki anlamı during ovulation, the egg is released ifadesine yakındır.

Alıştırma

Cümleyi “çalışmanın içinde” anlamına gelen resmî ilgi yapısıyla tamamlayın: The researchers designed a trial ____ each participant completed two tasks.

Cevabı göster

in which

where it will spend around 12 to 24 hours waiting to be fertilized. Dilbilgisi

0:41

ve burada döllenmeyi bekleyerek yaklaşık 12 ila 24 saat geçirir.

Dilbilgisi

spend around 12 to 24 hours waiting: spend + süre + -ing biçimi

spend around 12 to 24 hours waiting ifadesinde spend süreyi belirtir; waiting ise bu süreyi dolduran etkinliği veya devam eden durumu gösterir. Kalıp özne + spend + süre + -ing biçimidir. Burada it, the egg ifadesine gönderme yapar. Waiting sözcüğünden sonra gelen to be fertilized, beklenen olayı adlandıran edilgen bir mastardır; bu, sürenin hemen ardından gelen fiilin -ing biçiminde olması kuralını değiştirmez.

Alıştırma

Cümleyi spend ve wait fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: "Yesterday, the hikers ____ three hours ____ for the storm to pass."

Cevabı göster

spent · waiting

If the egg isn't fertilized in this time,

0:45

Yumurta bu süre içinde döllenmezse,

it begins to dissolve and is shed away with the uterine lining during menstruation.

0:46

parçalanmaya başlar ve adet sırasında rahim iç zarıyla birlikte vücuttan atılır.

Though this window of opportunity is brief, Deyimler

0:50

Bu fırsat penceresi kısa olsa da,

it's increased by the fact that sperm can live for up to 5 days. Notlar

0:52

sperm hücreleri 5 güne kadar yaşayabildiği için bu süre uzar.

Deyimler

window of opportunity: harekete geçmek için sınırlı süre

Window of opportunity, koşulların bir eylemi mümkün kıldığı veya işe yarama olasılığını artırdığı sınırlı bir dönemi anlatan mecazdır. Bu cümlede fiziksel bir pencereyi değil, döllenmenin gerçekleşebileceği biyolojik dönemi ifade eder. Brief, dönemin çabuk sona erdiğini vurgular. İfade, zaman sınırı içindeki bir olasılığı belirtir; başarı garantisi vermez.

Alıştırma

"The team has a narrow window of opportunity to submit the appeal," cümlesinde window of opportunity ne anlama gelir?

  1. Yalnızca zorunlu son başvuru zamanı
  2. İtirazın başarılı olacağına dair garanti
  3. İtiraz başvurusunun hâlâ etkili olabileceği sınırlı bir dönem
Cevabı göster

İtiraz başvurusunun hâlâ etkili olabileceği sınırlı bir dönem

Dilbilgisi

is increased by the fact that + yan cümle

“it's increased by the fact that...” ifadesinde it, window of opportunity ifadesine gönderme yapar; is increased ise “uzatılır veya genişletilir” anlamındaki edilgen bir yapıdır. by ile başlayan bölüm, bu artışa neyin yol açtığını belirtir. the fact that, yerleşik bir gerçek olarak sunulan tam bir yan cümleyi başlatır: “sperm can live for up to 5 days.” Başka bağlamlara aktarılabilen kalıp “X is increased by the fact that + özne + fiil” biçimindedir ve bir sonucu, onu açıklayan olgusal bir önermeye bağlar.

Alıştırma

Cümleyi belirtilen açıklayıcı ifadeyle tamamlayın: The museum's evening capacity is ____ two extra rooms are now open.

Cevabı göster

increased by the fact that

Kalıp ifadeler

up to + en yüksek miktar

“up to 5 days” ifadesinde up to bir üst sınır belirler: spermler daha kısa herhangi bir süre yaşayabilir ve beş gün en yüksek değerdir. Sürenin her zaman beş gün olduğu anlamına gelmez. Başka bağlamlara aktarılabilen kalıp “up to + sayı veya miktar” biçimindedir ve zaman, fiyat, kapasite, hız ya da ölçülebilen başka bir miktarın ulaşabileceği en yüksek değeri anlatır.

Alıştırma

Bir pil en fazla 12 saat dayanabilir ve bazı ürünler daha kısa süre dayanır. Bunu doğru ifade eden cümle hangisidir?

  1. The battery lasts up to 12 hours.
  2. The battery lasts exactly 12 hours.
  3. The battery lasts at least 12 hours.
Cevabı göster

The battery lasts up to 12 hours.

So the keen sperm from days ago show up early to the show anxiously awaiting ovulation. Notlar

0:56

Böylece günler önce gelen hevesli sperm hücreleri gösteriye erkenden gelip yumurtlamayı sabırsızlıkla bekler.

Anlatım akışı

“keen sperm” ... “anxiously awaiting ovulation”: kişileştirme

“Keen sperm” ve “anxiously awaiting ovulation” ifadeleri spermlere insana özgü heves ve kaygı yükler. Bu bir kişileştirmedir: anlatıcı onları bir etkinliğe erken gelen hevesli seyirciler gibi sunar; “show up” ile “the show” arasındaki eğlenceli yankı da bu görüntüyü güçlendirir. Bu mecazi sahne biyolojik zamanlamayı düzenleyerek anlatır: önceki günlerden kalan spermler yumurtlamadan önce hâlâ mevcut olabilir ve yumurtlama gerçekleştiğinde hazır bulunabilir. Duygu bildiren dil mizahi bir çerçevedir; spermlerin düşündüğü, plan yaptığı veya hissettiği iddiası değildir.

Alıştırma

Anlatım, spermleri “keen” diye niteleyip “anxiously awaiting ovulation” diyerek ne sağlar?

  1. Spermlerin bilinçli biçimde kaygı duyduğunu ve yumurtlamayı planladığını söyler.
  2. Zamanlamayı daha kolay ve mizahi biçimde anlaşılır kılmak için spermleri kişileştirir.
  3. Yumurtlamanın kendisinin erken geldiğini söyler.
Cevabı göster

Zamanlamayı daha kolay ve mizahi biçimde anlaşılır kılmak için spermleri kişileştirir.

Öbek fiiller

“show up”: gelmek veya ortaya çıkmak

Bu cümlede show up, “gelmek” veya “ortaya çıkmak” anlamına gelen geçişsiz bir öbek fiildir. Up ifadenin bir parçasıdır; yukarı doğru hareketi belirtmez ve çıkarılması fiilin anlamını değiştirir. Burada spermlerin yumurtlamadan önce hayalî etkinliğe gelmesini ifade eder. Ardından gelen the show isim öbeği, show sözcüğünü farklı bir dil bilgisel görev ve anlamla tekrar ederek bir kelime oyunu yaratır: they show up at a show.

Alıştırma

Cümleyi, show sözcüğünden oluşan ve “gelmek” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The technician was supposed to be here at nine, but she didn't ____ until ten.

Cevabı göster

show up

Birth control pills taken on a regular basis Notlar

1:01

Düzenli olarak alınan doğum kontrol hapları

modify these hormone levels.

1:03

bu hormon seviyelerini değiştirir.

Kelime

Birth control pills ile oral contraceptives arasındaki fark

Bu cümlede birth control pills, ağızdan alınan doğum kontrol ilacını, genellikle hormon içeren hapları ifade eder. Günlük İngilizcede yaygın addır; tıbbi bir metin veya sağlık çalışanı oral contraceptives ifadesini kullanabilir. Birth control tek başına daha geniştir ve birçok yönteme gönderme yapabilir. Pills eklendiğinde ifade, genel olarak doğum kontrolünü değil, özellikle ilacı belirtir.

Alıştırma

Bir kişi günlük İngilizcede özellikle doğum kontrol haplarından söz etmek istiyor. Hangi ifadeyi seçmelidir?

  1. birth control pills
  2. contraceptive methods
  3. birth control
Cevabı göster

birth control pills

Kalıp ifadeler

on a regular basis: tekrarlanan sıklık

On a regular basis, bir şeyin süregelen bir düzenin parçası olarak, çoğu zaman bir programa göre tekrar tekrar gerçekleştiğini belirtir. Burada hapların ne sıklıkta alındığını açıklar. İfadenin tamamı sıklık bildiren bir zarf öbeği olarak işlev görür. Çoğu zaman regularly ile değiştirilebilir, ancak on a regular basis daha resmî ve açıklayıcı bir tona sahiptir.

Alıştırma

Dersimizde geçen ve “düzenli olarak” anlamına gelen dört sözcüklük resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: The laboratory reviews its safety procedures ____.

Cevabı göster

on a regular basis

By increasing progestin levels, Dilbilgisi

1:05

Progestin seviyeleri artırıldığında,

the body thinks it's already released an egg or already pregnant.

1:06

vücut zaten bir yumurta saldığını ya da zaten hamile olduğunu sanır.

Dilbilgisi

By increasing ...: Yöntem veya mekanizma belirten By + -ing

Baştaki “By increasing progestin levels,” ifadesinde by + -ing biçimi, ana cümledeki sonucu ortaya çıkaran yöntemi veya mekanizmayı sunar. Burada daha yüksek progestin düzeyleri, vücudun sanki bir yumurta çoktan salınmış veya gebelik başlamış gibi tepki vermesine yol açan mekanizmadır. By + -ing ifadesi cümlenin başına getirildiğinde “Bu nasıl gerçekleşiyor?” sorusunu yanıtlar ve açıklamayı önce yöntem, sonra sonuç sırasıyla düzenler. Buradaki By, “…… olduğu sırada” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi by ve check fiilinin -ing biçimini kullanarak tamamlayın: “____ the figures twice, we caught the mistake.”

Cevabı göster

By checking

It effectively decreases FSH and LH Kelime

1:10

Böylece FSH ve LH seviyeleri etkili biçimde azalır

and the cycle halts.

1:13

ve döngü durur.

Kelime

“Pratikte sonuç olarak” anlamındaki effectively

Bu cümlede effectively, “uygulamadaki etkisiyle” veya “pratik bir sonuç olarak” anlamına gelir. Hormon değişikliği FSH ve LH düzeylerinin düşmesi sonucunu doğurur; cümle bunun ne kadar hızlı veya ne kadar az kaynak kullanılarak gerçekleştiğini değerlendirmez. Daha genel olarak bu kullanım, sonuç dolaylı olsa ve açıkça amaçlanmasa bile bir eylem ya da durumun pratikte neye yol açtığını vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede “fiilen” veya “pratik bir sonuç olarak” anlamına gelen, “çok az zaman veya emek israf ederek” anlamına gelmeyen bir zarf kullanılmıştır?

  1. The guards carefully compare every pass with an ID.
  2. The new rule effectively prevents anyone without a pass from entering.
  3. The staff efficiently process hundreds of passes each hour.
Cevabı göster

The new rule effectively prevents anyone without a pass from entering.

But in the case of emergency contraception,

1:14

Ancak acil doğum kontrolü söz konusu olduğunda,

which is only taken if regular contraception methods fail,

1:17

ki bu yalnızca normal doğum kontrol yöntemleri başarısız olursa kullanılır,

a few different mechanisms take place.

1:20

birkaç farklı mekanizma devreye girer.

The most important thing to understand is that fertilization doesn't happen immediately Anlatım akışı

1:22

Anlaşılması gereken en önemli nokta, döllenmenin hemen gerçekleşmediğidir;

or even within hours after intercourse.

1:26

hatta cinsel ilişkiden sonraki birkaç saat içinde bile gerçekleşmez.

Anlatım akışı

The most important thing to understand is that: bilgiyi önceliklendiren bir kalıp

The most important thing to understand is that, ardından gelen that yan tümcesindeki önermeyi dinleyicinin aklında tutması gereken temel gerçek olarak sunar. Burada cinsel ilişki ile döllenme arasındaki zaman farkını öne çıkarır. Üstünlük bildiren most important, ölçülmüş bir sıralamayı aktarmak yerine açıklamayı düzenler. Yeniden kullanılabilen kalıp The most important thing to understand is that + tam yan tümcedir: destekleyici ayrıntılar eklenmeden önce ana öncülü belirler.

Alıştırma

Bu cümlenin başındaki kalıp ne işe yarar?

  1. Ardından gelen that yan tümcesini dinleyicinin yanıtlaması gereken bir soru olarak sunar.
  2. Ardından gelen that yan tümcesinin ana açıklamadaki küçük bir istisna olduğunu belirtir.
  3. Ardından gelen that yan tümcesini açıklamayı anlamak için temel gerçek olarak işaretler.
Cevabı göster

Ardından gelen that yan tümcesini açıklamayı anlamak için temel gerçek olarak işaretler.

Instead,

1:28

Bunun yerine,

the sperm must undergo a few biological changes in the fallopian tube first, Kalıp ifadeler

1:29

sperm hücrelerinin önce fallop tüpünde bazı biyolojik değişimlerden geçmesi gerekir

which takes time.

1:33

ve bu da zaman alır.

Kalıp ifadeler

undergo a few biological changes: bir süreçten geçmek

undergo a few biological changes ifadesinde undergo, bir süreci yaşamak veya o sürece maruz kalmak anlamına gelir. Değişen varlık spermdir; bu ifade spermin değişimleri kasıtlı olarak gerçekleştirdiğini göstermez. Undergo geçişli bir fiildir ve doğrudan süreci veya olayı adlandıran bir isim öbeğiyle kullanılır. undergo changes, undergo treatment, undergo testing ve undergo review buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi, notta geçen ve bir süreci yaşamak anlamına gelen resmî fiille tamamlayın: During certification, the new battery must ____ several safety tests.

Cevabı göster

undergo

This is why emergency contraception is still possible the morning after Notlar

1:34

Bu yüzden ertesi sabah da acil doğum kontrolü uygulanabilir

and can actually work up to 5 days after intercourse.

1:38

ve aslında cinsel ilişkiden sonra 5 güne kadar işe yarayabilir.

Anlatım akışı

“This is why” ile nedeni sonucuna bağlamak

Buradaki This, döllenmeye götüren biyolojik sürecin zaman aldığına ilişkin önceki açıklamaya gönderme yapar. This is why sonrasındaki yan cümle, bu gerçekten çıkan sonucu belirtir: acil kontrasepsiyon cinsel ilişkiden sonra da işe yarayabilir. Dinleyiciyi önceden verilmiş bir gerekçeden onun sonucuna götürmek için neden. This is why + sonuç kalıbını kullanın. Burada why soru sormaz; belirlenmiş nedeni sonuca bağlar.

Alıştırma

Hangi seçenek buzlu yolları neden, okulun geç açılmasını ise sonuç olarak doğru biçimde sunar?

  1. The roads are icy. This is because the school is opening late.
  2. The roads are icy. This is why the school is opening late.
Cevabı göster

The roads are icy. This is why the school is opening late.

Kültür

Kesin bir zaman sınırı olmayan“the morning after”

Bu cinsel sağlık bağlamında the morning after, özellikle acil kontrasepsiyon tartışılırken cinsel ilişkiden kısa süre sonraki dönemi ifade eder. Ayrıca morning-after pill, yani ertesi gün hapı olarak bilinen terimi çağrıştırır. Sözcüklerine rağmen ertesi takvim gününün sabahını kesin bir son tarih olarak belirlemez. Bu cümlede daha sonra gelen up to 5 days after intercourse ifadesi, bazı yöntemlerin daha geç de mümkün olabileceğini açıkça gösterir. Gerçek zamanlama yönteme ve tıbbi yönlendirmeye bağlıdır.

Alıştırma

Bu yorumu değerlendirin: Bu cümlede the morning after kesin bir son tarih belirttiğinden acil kontrasepsiyon hemen ertesi sabahtan sonra işe yaramaz.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

If taken during the first half of the menstrual cycle, Dilbilgisi

1:41

Adet döngüsünün ilk yarısında alınırsa,

emergency contraception works specifically to prevent ovulation.

1:44

acil doğum kontrolü özellikle yumurtlamayı önleyerek etki gösterir.

Dilbilgisi

Kısaltılmış edilgen koşul olarak If taken

If taken, kısaltılmış bir edilgen koşul yan cümlesidir. Buradaki tam biçimi if emergency contraception is taken şeklindedir. Anlaşılan özne ana cümlenin öznesi olan emergency contraception ile aynı olduğu için özne ve be biçimi düşürülür. Taken, edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacıdır: kontrasepsiyon alma eylemine maruz kalır. Yan cümle, ana ifadenin geçerli olduğu zaman koşulunu belirler. Genel olarak etkilenen özne belliyse if + geçmiş zaman ortacı koşulu kısa ve öz biçimde verir.

Alıştırma

Cümleyi If ile başlayan ve ilacın alındığı anlamına gelen iki sözcüklü kısaltılmış edilgen koşulla tamamlayın: ____ as directed, this medicine can relieve the symptoms.

Cevabı göster

If taken

This way,

1:47

Bu sayede,

the egg is not released even though it may be ready

1:48

yumurta hazır olsa bile salınmaz

and the available sperm cannot fertilize it.

1:50

ve mevcut sperm hücreleri onu dölleyemez.

In cases where it's too late to inhibit ovulation, Notlar

1:53

Yumurtlamayı engellemek için çok geç kalınan durumlarda,

emergency contraception is thought to also thicken cervical mucus, Dilbilgisi

1:55

acil doğum kontrolünün rahim ağzı mukusunu da koyulaştırdığı

trapping sperm.

1:59

ve sperm hücrelerini hapsettiği düşünülür.

Kalıp ifadeler

Bir durum türünü tanımlayan In cases where

In cases where, belirli durumlarda veya koşullarda anlamına gelir. Cases örnekleri ya da koşulları ifade eder; where ise bunları tanımlayan yan cümleyi başlatır ve fiziksel bir yere gönderme yapmaz. Bu ifade önce tartışmayı koşulların belirli bir dalıyla sınırlar. Ardından ana cümle, o dalda ne olduğunun düşünüldüğünü belirtir. Bilgiyi bu şekilde düzenlemek resmî tıp, politika, hukuk ve teknik açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Resmî politika cümlesini belirli durumlarda anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ identity cannot be verified, access will be denied.

Cevabı göster

In cases where

Dilbilgisi

Too late to inhibit: fırsat artık geçmiştir

Too late to inhibit, yumurtlamanın durdurulabileceği zamanın çoktan geçtiği anlamına gelir. Burada too late yalnızca “geç bir zamanda” demek değildir; too late to, zamanın geçmesini sonraki eylemin artık mümkün olmamasının nedeni olarak sunar. İmkânsız olduğu belirtilen şey yalnızca yumurtlamanın baskılanmasıdır; acil kontrasepsiyonun olası tüm etkileri değildir. Aktarılabilir kalıp too late to + fiilin yalın hâlidir. Bir son tarih, aşama veya fırsat geçtiğinde ve mastarın belirttiği eylem artık amaçlanan sonucu sağlayamadığında kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi hedef yapıyla ve inhibit fiiliyle tamamlayın: By the time the medication was given, it was ____ ovulation.

Cevabı göster

too late to inhibit

Dilbilgisi

Is thought to: temkinli bir iddiayı aktarmak

Is thought to, be + thought + to-infinitive yapısıyla kurulan bir aktarma edilgenidir. Ardından gelen iddiayı, bu görüşün arkasındaki kişileri veya kanıtları adlandırmadan güncel bir görüş ya da önerilen bir açıklama olarak sunar. Burada bu ifade, mukusu koyulaştırma mekanizmasını sorgulanamaz ve doğrudan kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, temkinli bir iddia olarak sunar. Dilbilgisel özne iddianın konusudur; gerçekten düşünen taraf değildir.

Alıştırma

Bu cümlede is thought to ne anlatıyor?

  1. Mekanizma, bir miktar belirsizlik taşıyan güncel bir görüş olarak sunuluyor.
  2. Kontrasepsiyon gerçekten bir eylem yapmayı düşünüyor.
  3. Mekanizma hiçbir şüpheye yer bırakmayacak biçimde kanıtlanmıştır.
Cevabı göster

Mekanizma, bir miktar belirsizlik taşıyan güncel bir görüş olarak sunuluyor.

As well, it may directly inhibit fertilization between sperm and egg. Kelime

2:00

Ayrıca sperm hücresinin yumurtayı döllemesini doğrudan engelleyebilir.

Kelime

Cümle başındaki As well,

Bu cümlenin başındaki As well, “buna ek olarak” veya “ayrıca” anlamına gelir. Döllenmenin doğrudan engellenmesini başka bir olası etki olarak sunar ve daha önce verilen bilgiye ekler. Burada As well ifadesini tek bir bağlayıcı kalıp olarak değerlendirin. “Aynı derecede iyi” anlamına gelmez ve bir işin ne kadar ustaca ya da etkili yapıldığını anlatmaz.

Alıştırma

Örnekte cümle başındaki “As well,” hangi görevi üstleniyor?

  1. Sperm ile yumurtanın karşılaştırıldığını gösterir.
  2. Döllenmenin aynı derecede ustalıkla engellendiğini söyler.
  3. Önceki bilgiye başka bir olası etki ekler.
Cevabı göster

Önceki bilgiye başka bir olası etki ekler.

Clinical studies show that emergency contraception prevents pregnancy before fertilization. Notlar

2:04

Klinik çalışmalar, acil doğum kontrolünün döllenmeden önce gebeliği önlediğini gösteriyor.

Anlatım akışı

Kanıt çerçevesi olarak Clinical studies show that

Clinical studies show that bir kanıt çerçevesidir: that yan tümcesindeki iddiayı belirtmeden önce klinik araştırmaları kaynak olarak tanımlar. Bu yapı cümleyi “kanıt kaynağı → desteklenen sonuç” biçiminde düzenler. Burada show, “görsel olarak göstermek” değil, “sonuçlar aracılığıyla ortaya koymak” anlamına gelir. İfade, iddiayı konuşanın kişisel görüşü olarak değil, araştırmaya dayalı bir sonuç olarak sunar; ancak tek başına çalışmaların sayısını veya kanıtın gücünü belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümle klinik araştırmaları bir iddianın kaynağı olarak en doğrudan tanımlar ve bulguları açık bir destek olarak sunar?

  1. Regular exercise can improve sleep quality, surprisingly.
  2. I think that regular exercise can improve sleep quality.
  3. Clinical studies show that regular exercise can improve sleep quality.
Cevabı göster

Clinical studies show that regular exercise can improve sleep quality.

Kültür

before fertilization: temel zaman sınırı

Bu cümlede before fertilization, söz konusu önleyici etkinin sperm ile yumurtanın birleşmesinden önce gerçekleştiğini belirtir. Bu olaydan önce önlemeyi anlatır; başlamış bir gebeliğin sonlandırılmasını anlatmaz. Döllenme ve implantasyon farklı aşamalardır: implantasyon, gelişmekte olan embriyonun daha sonra rahim iç tabakasına tutunmasıdır. Bu nedenle before implantation sınırı daha geçtir ve before fertilization ile eşdeğer değildir.

Alıştırma

Cümlede before fertilization hangi zaman sınırını belirtir?

  1. Sperm ile yumurtanın birleşmesinden önce
  2. Başlamış bir gebelik oluştuktan sonra
  3. Döllenmeden sonra ancak implantasyondan önce
Cevabı göster

Sperm ile yumurtanın birleşmesinden önce

No studies have shown an effect from emergency contraception Dilbilgisi

2:10

Hiçbir çalışma acil doğum kontrolünün etkili olduğunu göstermemiştir,

if fertilization has already occurred. Dilbilgisi

2:13

döllenme zaten gerçekleşmişse.

Dilbilgisi

No studies have shown: bugüne kadarki kanıtlar

No studies have shown, no + çoğul özneyi have shown present perfect yapısıyla birleştirir. Geçmiş çalışmalarla günümüz arasındaki araştırma kaydını özetler: mevcut çalışmaların hiçbiri belirtilen etkiyi ortaya koymamıştır. Bu ifade, kanıtların mevcut durumunu bildirir. Etkinin imkânsız olduğunu veya gelecekteki araştırmaların bu etkiyi asla bulamayacağını mantıksal olarak kanıtlamaz.

Alıştırma

No studies have shown ifadesinin en doğru yorumu hangisidir?

  1. Araştırmalar etkinin asla gerçekleşemeyeceğini kanıtlamıştır.
  2. Her çalışma etkiyi göstermiştir.
  3. Bugüne kadarki araştırmalar etkiyi göstermemiştir.
Cevabı göster

Bugüne kadarki araştırmalar etkiyi göstermemiştir.

Dilbilgisi

döllenme zaten gerçekleşmişse

Bu if yan cümlesinde has occurred, present perfect yapıdadır. Döllenme, acil kontrasepsiyonun etkisinin değerlendirildiği şimdiki noktadan önce tamamlanmış olabilecek bir olay olarak sunulur. Already, ilgili aşamaya ulaşılmış olduğunu vurgular. Genel olarak if + özne + has/have already + past participle, şimdiki bir karar daha önceki bir olayın tamamlanıp tamamlanmadığına bağlı olduğunda kullanışlıdır. Occur geçişsizdir; bu yüzden etken has occurred doğrudur, has been occurred ise yanlıştır.

Alıştırma

Cümleyi occur fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın ve already kullanın: If the system failure ____, restarting the machine now will not prevent it.

Cevabı göster

has already occurred

It does not stop implantation from happening, Dilbilgisi

2:15

Rahme yerleşmeyi engellemez,

nor does it have any effect after implantation has occurred. Dilbilgisi

2:17

yerleşme gerçekleştikten sonra da hiçbir etkisi olmaz.

Dilbilgisi

implantasyonun gerçekleşmesini engellemek

Stop + nesne + from + -ing, nesnenin bir eylemi yapmasını veya adı verilen bir olayın gerçekleşmesini önlemek anlamına gelir. Burada implantation nesnedir ve happening, from edatından sonra gelen -ing biçimidir; dolayısıyla ifade implantasyonun gerçekleşmesini önlemek anlamındadır. Aynı kalıp kişiler, nesneler ve adı verilen olaylarla kullanılabilir. Stop sözcüğünden sonraki isim öbeği neyin engellendiğini, -ing biçimi ise engellenen eylem veya olayı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi from ve fall fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The safety rail stops passengers ____ onto the tracks.

Cevabı göster

from falling

Dilbilgisi

nor does it have any effect: inversi negatif

Önceki olumsuz yan cümleden sonra nor ikinci bir olumsuz yargı ekler: öznenin implantasyondan sonra da hiçbir etkisi yoktur. Anlam bakımından and it does not have any effect ile aynıdır, ancak daha kısa ve resmîdir. Nor eklenen cümlenin başında olduğunda yardımcı fiil özneden önce gelir: nor + does + it + yalın fiil have. Zaman önceki cümleyi izler ve özne-fiil uyumunu does taşıdığı için have yalın biçimde kalır. Nor sözcüğünün olumsuz anlamı any effect içindeki any kullanımına da olanak verir; burada any olumlu bir miktar bildirmez.

Alıştırma

Cümleyi nor ve prevent fiilini kullanarak tamamlayın: The update did not fix the login bug, ____ the crashes.

Cevabı göster

nor did it prevent

In this way, it's unable to cause an abortion. Kalıp ifadeler

2:20

Bu nedenle gebeliği sonlandıramaz.

Kalıp ifadeler

cause an abortion: nedensellik ifade etmek

Cause an abortion ifadesinde cause, “olayın gerçekleşmesini sağlamak” veya “sonuçtan nedensel olarak sorumlu olmak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. An abortion doğrudan nesnedir; bu nedenle cause ile isim öbeği arasında edat gerekmez. Bu cümlede unable to cause, söz konusu nedensel etkiyi reddeder. İfade prevent an abortion anlamına gelmez ve işlemi kimin yaptığını anlatmaz; yalnızca bir şeyin bu sonucu doğurup doğuramayacağına ilişkin bir iddiada bulunur.

Alıştırma

Hangi cümle bir ilacın kürtajı önlediğini veya işlemi kimin yaptığını değil, kürtajın gerçekleşmesine neden olduğunu söyler?

  1. The clinician may perform an abortion.
  2. The medication may prevent an abortion.
  3. The medication may cause an abortion.
Cevabı göster

The medication may cause an abortion.

And while there are some minor side effects to these drugs, Dilbilgisi

2:23

Bu ilaçların bazı hafif yan etkileri bulunsa da,

such as nausea and headaches,

2:25

bunlar arasında mide bulantısı ve baş ağrısı vardır;

scientific studies have demonstrated its safety in women of all ages Kalıp ifadeler

2:27

bilimsel çalışmalar, bu ilaçların her yaştan kadın için güvenli olduğunu ortaya koymuş

and found that the benefits far outweigh any risks. Kalıp ifadeler

2:31

ve faydalarının tüm risklerden çok daha ağır bastığını göstermiştir.

Dilbilgisi

while there are some minor side effects: ödünleme bildiren while

Burada while, “-e rağmen” veya “olsa da” anlamındadır; “-dığı sırada” anlamına gelmez. Başlangıçtaki yan cümle bir sınırlamayı kabul eder: Hafif yan etkiler vardır. Bu ödünleme, genel güvenlik ve faydalar hakkındaki ana iddiayla karşıtlık kurar. While + kabul edilen sınırlama, ana iddia kalıbı, savı mutlak değil dengeli biçimde sunmayı sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede baştaki “while there are some minor side effects” bölümü ne işe yarar?

  1. Yan etkilerin araştırmalarla aynı anda gerçekleştiğini söyler.
  2. İlaçların güvenli olmamasının ana nedenini verir.
  3. Ana iddiadan önce bir sınırlamayı kabul eder.
Cevabı göster

Ana iddiadan önce bir sınırlamayı kabul eder.

Kalıp ifadeler

demonstrated its safety: kanıtlarla desteklenen güvenlik sonucu

Burada demonstrated, “kanıt yoluyla gösterdi” anlamına gelir. Çalışmalar, ilaçların güvenli olduğu sonucunu destekler; fiil, ilaçların nasıl kullanılacağının uygulamalı olarak gösterilmesini anlatmaz. Resmî studies or tests + demonstrate + safety kalıbı, güvenliği kanıtlarla desteklenen bir bulgu olarak sunar. Daha basit olan it is safe ifadesine göre kanıtı daha fazla öne çıkarır.

Alıştırma

Hangi cümlede “demonstrated its safety” örnekteki gibi kanıta dayalı anlamda kullanılmıştır?

  1. At the workshop, the trainer demonstrated how to use the device safely.
  2. The advertisement guaranteed that the device could never cause harm.
  3. Several independent trials of the device demonstrated its safety for older adults.
Cevabı göster

Several independent trials of the device demonstrated its safety for older adults.

Kalıp ifadeler

far outweigh: çok daha ağır basmak

To outweigh something, bir şeyden daha önemli, değerli veya etkili olmak demektir. Far karşılaştırmayı güçlendirir: benefits, risks ögesinden yalnızca daha büyük değildir; arada belirgin bir fark vardır. Yaygın yapı A far outweighs B şeklindedir. Burada çoğul özne benefits ile outweigh kullanılır. İfade, teraziyle ağırlık karşılaştırma imgesinden gelir; ancak bu cümlede fiziksel ağırlıklar değil, soyut etkenler karşılaştırılır.

Alıştırma

Cümleyi “çok daha önemli olmak” anlamındaki derste geçen iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: The long-term benefits ____ the short training time.

Cevabı göster

far outweigh

Got a burning question you want answered? Notlar

2:34

Yanıtını öğrenmek için can attığınız bir soru mu var?

Deyimler

burning question: yanıtını çok merak ettiğiniz soru

A burning question, özellikle önemli veya son derece ilgi çekici olduğu için birinin yanıtını çok güçlü biçimde öğrenmek istediği sorudur. Burning güçlü bir merak ya da kaygı ifade eder; ortada gerçekten yanan bir şey yoktur. Burada ifade, soru sorma davetini canlı ve ilgi çekici hâle getirir. Kişisel bir merakı ya da bir grubun paylaştığı önemli ve çözülmemiş bir konuyu anlatabilir.

Alıştırma

Hangi durum en iyi burning question olarak tanımlanır?

  1. Çözmesi zor olan fakat özellikle ilginizi çekmeyen bir soru
  2. Yanıtlanmasını çok istediğiniz bir soru
  3. Bir eylem bekleyemediği için hemen yanıtlanması gereken bir soru
Cevabı göster

Yanıtlanmasını çok istediğiniz bir soru

Dilbilgisi

question you want answered? ve want + nesne + geçmiş zaman sıfat-fiili

question you want answered ifadesinde question, want fiilinin nesnesidir; answered ise bu nesne için istenen sonucu, yani sorunun yanıtlanmış hâle gelmesini anlatan geçmiş zaman sıfat-fiili tümlecidir. Bu nedenle a question you want answered, “birinin yanıtlamasını istediğiniz bir soru” demektir; “kendiniz yanıtlamak istediğiniz bir soru” demek değildir. you want answered ilgi cümleciğinde nitelenen question, answered eyleminden etkilenen ögedir.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşanın başvuruyu bizzat inceleyeceğini söylemeden başvurunun incelenmesini istediği anlamına gelir?

  1. I want the application reviewed today.
  2. I want a chance to review the application today.
  3. I want to review the application today.
Cevabı göster

I want the application reviewed today.

Ask it in the comments or on Facebook and Twitter

2:36

Yorumlarda, Facebook'ta veya Twitter'da sorun

and subscribe for more weekly science videos.

2:38

ve her hafta yeni bilim videoları için abone olun.