Trüf mantarı nedir ve neden bu kadar pahalıdır? - Carolyn Beans: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu video, trüf mantarlarının neden son derece nadir ve pahalı olduğunu; yer altındaki biyolojileri, ağaçlara ve hayvanlara bağımlılıkları ve yetiştiriciliği hâlâ uzun ve riskli bir sürece dönüştüren bilinmezler üzerinden açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. The answers lie in — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Karmaşık bir soru sorduktan sonra dikkati temel açıklamaya yöneltmek için bu resmî geçiş ifadesini kullanmayı öğrenin. Bilimsel veya analitik anlatımda, because ile hemen yanıt vermeye kıyasla düşünce akışını daha açık biçimde düzenler. 2. what we perceive as truffle flavor comes from — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: what yan tümcesinin özne oluşunu, perceive A as B kalıbının yorumlanan bir duyumu tanımlamasını ve comes from ifadesinin kaynağı göstermesini anlayın. Bu yapı algı, inanç ve nedensellik ilişkilerini kesin biçimde açıklamaya yarar. 3. might just dig up gold. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Değerli trüf bulmayı altın çıkarmaya benzetirken gerçek anlamdaki yer kazma eylemini de çağrıştıran kapanış metaforunu fark edin. might just ile başarıyı garanti etmeden çekici fakat belirsiz bir olasılığı ifade edin.
Bu derste
a Tuscan father and son unearthed one of the largest white truffles ever found. Notlar
0:09Toskanalı bir baba ve oğul, şimdiye kadar bulunmuş en büyük beyaz trüf mantarlarından birini gün yüzüne çıkardı.
Unearthed: gömülü veya gizli bir şeyi ortaya çıkarmak
Burada unearthed, “topraktan çıkarıp buldu” anlamına gelir. Trüf mantarı yerin altındaydı; bu nedenle fiil, onu yalnızca görmekten veya bulmaktan daha fazlasını anlatır. Daha genel olarak unearth, gömülü ya da gizli bir şey ortaya çıktığında kullanılabilir. Fosil gibi fiziksel nesneler için kullanılabildiği gibi kanıt veya sırların bulunmasını anlatan mecazlı bir kullanımı da vardır.
Alıştırma
Gömülü veya gizli bir şey için unearthed sözcüğünü en doğru kullanan cümle hangisidir?
- The artist painted a clay pot bright blue.
- Archaeologists unearthed a clay pot that had been buried for centuries.
- The guide watched a clay pot through the museum glass.
Cevabı göster
Archaeologists unearthed a clay pot that had been buried for centuries.
One of the largest ... ever found: şimdiye kadar bulunan en büyüklerden biri
One of the largest white truffles, bu trüf mantarının boyut bakımından en üst grupta yer aldığı anlamına gelir. Tek başına en büyük trüf olduğu iddia edilmez. Yapı one of the + en üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul isim şeklindedir. Ever found, truffles sözcüğünden sonra gelir ve karşılaştırmayı bugüne kadar bulunmuş tüm beyaz trüflerle sınırlar. That have ever been found yapısının kısaltılmış hâlidir; burada ever “herhangi bir zamanda” anlamına gelir ve “tarih boyunca” düşüncesini verir, “sonsuza kadar” anlamını değil.
Alıştırma
Cümleyi one of the + en üstünlük derecesi + çoğul isim yapısını oluşturacak sözcükle tamamlayın. old sözcüğünün en üstünlük biçimini kullanın: This is one of the ____ bridges ever built in the city.
Cevabı göster
oldest
It later sold at auction for a record-breaking $330,000, Notlar
0:16Daha sonra müzayedede rekor kırarak 330.000 dolara satıldı,
at auction: teklif usulüyle satış yapmak
sold at auction ifadesindeki at auction, ürünün nasıl satıldığını belirtir: alıcılar teklif vererek yarışmıştır. Bu ifade yalnızca binayı veya yeri değil, satış yöntemini anlatır. Yaygın yapı sell at auction veya be sold at auction şeklindedir ve ardından sıkça for + fiyat gelir.
Alıştırma
Teklif yoluyla satıldı anlamındaki standart ifadeyi tamamlayın: The rare manuscript was sold ____ for $12,000.
Cevabı göster
at auction
a record-breaking $330,000: rekor oluşturan bir tutar
a record-breaking $330,000 ifadesinde record-breaking tutarı niteler: 330.000 dolar, önceki bir rekoru oluşturacak veya aşacak kadar yüksek bir tutardı. Buradaki breaking, fiziksel olarak bir şeyi kırmak anlamından değil, break a record ifadesinden gelir. Record-breaking, kısa çizgili bir birleşik sıfattır. Yapının tamamı a + sıfat + tutar biçimindedir; a surprising $100 veya a record-breaking $5 million buna örnektir.
Alıştırma
Tutarın yeni bir rekor oluşturduğunu belirten kısa çizgili sıfatı tamamlayın: The movie earned a ____ $80 million in its first weekend.
Cevabı göster
record-breaking
more than six times the price of its weight in gold at the time. Dilbilgisi
0:23bu o zamanlar kendi ağırlığındaki altının fiyatının altı katından fazlaydı.
more than six times the price of its weight in gold: aynı ağırlıktaki altının fiyatının altı katından fazla
“More than six times the price of X” katlı bir fiyat karşılaştırması kurar. times sözcüğünden sonra gelen ad öbeği temel alınan fiyatı verir: X 100 dolarsa, anlatılan ürünün fiyatı 600 dolardan fazladır. Burada “its weight in gold”, trüfle aynı ağırlıktaki bir miktar altın anlamına gelir. Bu yüzden “the price of its weight in gold”, altının ağırlığını değil, aynı ağırlıktaki bu altının değerini ifade eder.
Alıştırma
Nesneyle aynı ağırlıktaki altın 1.000 dolar değerindeyse “more than six times the price of its weight in gold” nesnenin fiyatı hakkında ne söyler?
- Nesne, altından altı kattan fazla ağırdı.
- Fiyatı 6.000 doların üzerindeydi.
- Fiyatı tam olarak 6.000 dolardı.
Cevabı göster
Fiyatı 6.000 doların üzerindeydi.
Truffles are one of the world's most expensive foods,
0:29Trüf mantarları dünyanın en pahalı gıdalarından biridir,
because global demand often outstrips supply. Kelime
0:35küresel talebin genellikle arzı aşması nedeniyle.
in part, because: katkıda bulunan nedenlerden birini sunmak
“In part” açıklamanın kapsamını sınırlar: because sözcüğünden sonra gelen neden sonucu açıklamaya yardımcı olur, ancak açıklamanın tamamı olarak sunulmaz. Bu yapı, başka nedenlere de yer bırakırken bir neden eklemeyi sağlar. Burada talebin arzı aşması, trüf mantarlarının pahalı olmasının tek nedeni değil, nedenlerinden biri olarak düzenlenir.
Alıştırma
Yargıyı değerlendirin: “The delay happened in part because traffic was heavy,” cümlesinde yoğun trafik eksiksiz ve tek neden olarak sunulur.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
global demand often outstrips supply: küresel talep çoğu zaman arzı aşar
Burada outstrips, “daha büyük olmak veya hâle gelmek” anlamındadır. Bu bölüm, dünyanın her yerindeki insanların istediği miktarın üreticilerin sağlayabileceği miktardan fazla olduğunu anlatır. A outstrips B kalıbı iki miktarı, hızı, ihtiyacı veya kapasiteyi karşılaştırır. Çoğu zaman yalnızca sayısal bir fark bildirmek yerine A’nın B’nin önüne geçtiğini düşündürür.
Alıştırma
“Global demand often outstrips supply,” cümlesinde outstrips ne anlama gelir?
- Talep ve arz her zaman tam olarak eşittir.
- Tedarikçiler insanların istediğinden fazlasını sağlar.
- Talep, tedarikçilerin sağlayabileceği miktardan fazladır.
Cevabı göster
Talep, tedarikçilerin sağlayabileceği miktardan fazladır.
And why don't we just farm more of them? Anlatım akışı
0:42Ve neden onlardan daha fazla yetiştirmiyoruz?
Why don't we just farm ...? konuyu hazırlayan bir soru olarak
Vurgulanan sözcükler Why don't we just + fiilin yalın hâli ...? kalıbının parçasıdır. Burada just, eylemi açık, basit veya doğrudan bir çözüm gibi gösterir. Bu açıklamada konuşmacı, izleyicinin sorabileceği kolay soruyu dile getirir. Bu soru, yetiştirmenin kesinlikle kolay olduğunu iddia etmek yerine açıklamanın sonraki bölümünü, yani basit görünen çözümün neden zor olduğunu anlatan kısmı hazırlar.
Alıştırma
Değerlendirin: Bir açıklamada “Why don't we just build more roads?” sorusu, konuşmacı sorunları açıklamadan önce görünüşte açık bir çözüm sunabilir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Doğru
The answers lie in the truffle's unique and somewhat mysterious biology. Anlatım akışı
0:45Cevaplar, trüf mantarının benzersiz ve biraz da gizemli biyolojisinde yatıyor.
The answers lie in ...: gerçek açıklamanın nerede olduğunu göstermek
Burada lie in, “bir şeyde bulunmak” veya “kaynağı bir şeyde olmak” anlamına gelir; fiziksel olarak bir şeyin içinde uzanmak anlamına gelmez. The answers lie in ... ifadesi, açıklamanın trüfün biyolojisinde bulunabileceğini gösterir. Bu kalıp açıklamayı düzenler: Önce cevabın temel kaynağını gösterir, ardından dinleyiciyi bu kaynakla ilgili ayrıntılara hazırlar.
Alıştırma
Bir açıklamada The answers lie in the material's structure girişi ne işe yarar?
- Birkaç cevabın fiziksel olarak malzemenin içinde uzandığını söyler.
- Açıklamanın çoktan sona erdiğini duyurur.
- Okuyucuyu gerçek açıklamanın bulunabileceği yere yönlendirir.
Cevabı göster
Okuyucuyu gerçek açıklamanın bulunabileceği yere yönlendirir.
of which around 30 are used in commercial trade. Dilbilgisi
0:57bunlardan yaklaşık 30'u ticari ticarette kullanılmaktadır.
Truffles refer to ...: bir terimin kapsamını tanımlamak
Bu cümlede refer to, “anlamına gelmek”, “ifade etmek” veya “bir ad olarak kapsamak” demektir. Çoğul truffles sözcüğü bir kategorinin adı olarak kullanılır ve cümlenin geri kalanı bu adın kapsadığı grubu tanımlar. Refer to ifadesinin anlamını belirlemede özne yardımcı olur. Özne bir sözcük, terim, ad veya sembol olduğunda refer to çoğunlukla onun ne anlama geldiğini ya da neyi ifade ettiğini açıklar; burada trüflerin mantarlardan söz ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede refer to bir terimin anlamını tanımlamak için kullanılmıştır?
- The guide mentions a café near the station.
- The article refers to a study published last year.
- The term habitat refers to the natural home of a plant or animal.
Cevabı göster
The term habitat refers to the natural home of a plant or animal.
of which: bir toplamın içinden bir bölümü belirtmek
Of which, az önce belirtilen grubun bir bölümünü seçen açıklayıcı, yani sınırlayıcı olmayan bir ilgi yan cümlesi başlatır. Burada which, nearly 200 species of fungi ifadesine geri döner; around 30 ise bu toplamın ticarette kullanılan bölümüdür. Başka cümlelere aktarılabilen kalıp “çoğul veya grup adı + , of which + sayı ya da miktar + yan cümle” şeklindedir. Virgül, hangi gruptan söz edildiğini sınırlamak yerine, zaten bilinen grup hakkında ek bilgi verildiğini gösterir.
Alıştırma
8 tablonun toplam 60 tablonun bir parçası olduğunu göstermek için of which ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The museum has 60 paintings, of which 8 by local artists.
- The museum has 60 paintings, which of 8 are by local artists.
- The museum has 60 paintings, of which 8 are by local artists.
Cevabı göster
The museum has 60 paintings, of which 8 are by local artists.
The most sought-after truffles are native to Europe, Notlar
1:01En çok aranan trüfler Avrupa'ya özgüdür,
The most sought-after: en yüksek talebi gören
Sought-after, birçok kişinin istediği veya yüksek talep gören anlamına gelen birleşik bir sıfattır. The most sought-after ifadesindeki most üstünlük derecesi katar: anlatılan trüfler, grup içinde en yüksek talebi görenlerdir. Sought, seek fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; ancak sought-after, truffles sözcüğünden önce tek bir sıfat olarak işlev görür. Bir şeyin aramadan sonra gerçekleştiğini anlatan bir zaman ifadesi değildir.
Alıştırma
'This is the most sought-after internship in the city,' cümlesinde the most sought-after ne anlama gelir?
- en yakın zamanda duyurulan staj
- bulunması en uzun süren staj
- en yüksek talebi gören staj
Cevabı göster
en yüksek talebi gören staj
native to: doğal köken veya dağılım
Be native to + yer yapısı, bir şeyin o yerde ortaya çıktığını veya özgün dağılımının bir parçası olarak orada doğal biçimde bulunduğunu belirtir. Bu cümlede native to Europe, Avrupa'yı trüf mantarlarının doğal kökeni veya özgün dağılım alanı olarak gösterir. Yalnızca bugün Avrupa'da bulunabildiklerini söylemekten daha güçlüdür.
Alıştırma
Kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: This cactus is native ____ the Sonoran Desert.
Cevabı göster
to
confined to regions with lime-rich dry soil and light summer rains. Kelime
1:04kireç açısından zengin kuru toprak ve hafif yaz yağmurları olan bölgelerle sınırlıdır.
confined to regions: bölgelerle sınırlı bir dağılım
Be confined to + alan yapısı, bir şeyin yalnızca sınırlı bir alan içinde bulunduğunu, gerçekleştiğini veya etkili olduğunu belirtir. Bu cümlede trüf mantarlarının dağılımı, belirtilen toprak ve yağış koşullarına sahip bölgelerle sınırlıdır. Buradaki confined sözcüğü gerçek anlamda hapsedilmeyi anlatmaz. Yalnızca bir şeyin bir yerde bulunduğunu söyleyen found in ifadesinden daha dar bir sınır belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle sisin daha geniş bir alanı değil, yalnızca vadiyi etkilediğini belirtir?
- The fog was found in the valley.
- The fog was confined to the valley.
- The fog came from the valley.
Cevabı göster
The fog was confined to the valley.
where they form tight symbiotic relationships. Kalıp ifadeler
1:15orada sıkı simbiyotik ilişkiler kurarlar.
under the canopy of: ... taç örtüsünün altında
Bu ekoloji cümlesinde canopy, bir ağacın dalları ve yapraklarının oluşturduğu üst örtü, yani taç örtüsü anlamına gelir. Under the canopy of specific trees, her türü bu yapraklı örtünün altındaki alana yerleştirir. under the canopy of + a tree or forest yapısı, bir yaşam alanını üzerindeki bitki örtüsüne göre tanımlar. Ormanları ve orada yaşayan canlıları anlatırken yaygındır.
Alıştırma
"Moss grows under the canopy of old trees," cümlesinde under the canopy of old trees ne anlama gelir?
- en yüksek dalların arasında
- kumaştan yapılmış bir sığınağın içinde
- dal ve yaprak tabakasının altında
Cevabı göster
dal ve yaprak tabakasının altında
form tight symbiotic relationships: sıkı simbiyotik ilişkiler kurmak
Form relationships, bağlantılar kurmak veya geliştirmek anlamına gelir. Burada tight, bağlantıların ne kadar yakın ve güçlü olduğunu anlatır; fiziksel olarak sıkıştırılmış anlamına gelmez. Bir symbiotic relationship, farklı canlılar arasındaki yakın biyolojik ilişkidir. Birlikte kullanıldığında form tight symbiotic relationships, türlerin ve ağaçların özellikle yakın biyolojik ortaklıklar geliştirdiğini anlatır. Bilimsel kullanımda symbiotic her zaman iki tarafın da yarar gördüğü anlamına gelmez; etkileşimin tam türü için bağlama bakmak gerekir.
Alıştırma
Hangi cümle yakın bir biyolojik ortaklığı doğal biçimde anlatır?
- Clownfish form tight symbiotic relationships with sea anemones.
- Clownfish form tight symbolic relationships with sea anemones.
- Clownfish make tightly symbiotic relationships to sea anemones.
Cevabı göster
Clownfish form tight symbiotic relationships with sea anemones.
wraps itself around ...: bir nesnenin çevresini sarmak
Wraps itself around the tree roots, miselyumun köklerin etrafına doğru uzandığı veya kıvrıldığı anlamına gelir. Itself, özne olan mycelium sözcüğüne döner; around ise bir şeyin çevresini sarma şeklindeki temel konum ilişkisini verir. Yeniden kullanılabilir kalıp wrap oneself around + nesne biçimindedir. Bir beden, bitki, ip benzeri nesne ya da başka bir esnek biçim, bir şeyin çevresini sarıp ona yakın kaldığında kullanılır.
Alıştırma
Öğrenilen kalıptaki eksik edatla cümleyi tamamlayın: The vine wraps itself ____ the pole.
Cevabı göster
around
and swaps water and nutrients for sugars. Kalıp ifadeler
1:28ve şeker karşılığında su ile besinleri takas eder.
mycelium: mantarın vejetatif yapısı
Mycelium, bir mantarın vejetatif gövdesidir: toprak gibi maddelerin içinde büyüyen ince iplikçiklerden oluşan bir ağdır. Bu cümlede ağaç köklerini çevreleyip onlarla kaynak alışverişi yaptığı için köke benzer olarak açıklanır; yenilen trüf meyve gövdesinin kendisi değildir. Virgüller arasındaki the vegetative root-like structure of the fungus ifadesi, bilimsel terimi hemen açıklayan bir eşleme yapısıdır. Bilimsel bir anlatımda, bilmediğiniz bir ismi anlamak için virgülden sonraki açıklamayı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Bu cümlede mycelium ne anlama geliyor?
- Ağacın oluşturduğu bir kök.
- Bir mantarın köke benzeyen vejetatif yapısı.
- Trüf mantarının yenilen meyve gövdesi.
Cevabı göster
Bir mantarın köke benzeyen vejetatif yapısı.
swaps water and nutrients for sugars ifadesinde swap A for B
Swap A for B, A'yı vermek veya sağlamak ve karşılığında B'yi almak demektir. Burada water and nutrients A'ya, sugars ise B'ye karşılık gelir. Bu bilimsel açıklamada swap, iki yönlü bir ortak yaşam alışverişini anlatır: mantar su ve besin sağlar, ağaç da şeker sağlar. İlişki sıradan bir satın alma gibi sunulmaz.
Alıştırma
swap A for B kalıbını tamamlayın: Maya swapped her old puzzle ____ a comic book.
Cevabı göster
for
While truffles themselves aren't mushrooms, Dilbilgisi
1:32Trüf mantarının kendisi bildiğimiz şapkalı mantar olmasa da,
the parts of truffles we covet are, like mushrooms,
1:36trüfün arzu ettiğimiz kısımları da o mantarlar gibi,
While ... aren't ..., ... are, like mushrooms, ...: ödünleyici karşıtlık ve araya giren karşılaştırma
While burada zaman ilişkisi değil, ödünleyici bir karşıtlık kurar. “-mesine rağmen” anlamındadır: cümle önce yer mantarlarının kendilerinin bildiğimiz mantarlar olmadığını söyler, ardından ortak bir biyolojik özelliğe geçer. like mushrooms sözleri araya girmiş bir karşılaştırmadır. Bunlar çıkarıldığında ana cümle daha kolay görülür: “the parts of truffles we covet are the fruiting body of the fungus.” Araya giren ifade, değer verilen yer mantarı kısımlarıyla mantarların aynı niteliğe sahip olduğunu söyler: ikisi de mantarın meyve gövdeleridir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: “While this e-reader isn't a tablet, it is, like a tablet, easy to carry.” Bu yapı ne yapıyor?
- Bir benzerlik belirtmeden önce farkı kabul eder.
- E-kitap okuyucunun tablete dönüşeceğini söyler.
- İki cihazın aynı anda taşındığını söyler.
Cevabı göster
Bir benzerlik belirtmeden önce farkı kabul eder.
Mantarın spor üreten meyve gövdesi
Bu cümlede fruiting body, bir mantarın spor üreten yapısını ifade eder. Trüflerde insanların toplayıp yediği kısımdır; mantarın tamamı değildir. Buradaki fruiting, sıradan meyveyle değil, üreme ve spor üretimiyle ilgilidir. Bu ifade, farklı yerlerde büyüseler de trüflerle diğer mantarların karşılaştırılabilir yapılar olduğunu açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede the fruiting body of the fungus ne anlama gelir?
- Mantar ipliklerinin oluşturduğu yer altındaki bütün ağ
- Bir mantarın spor üreten yapısı
- Bir mantarın ürettiği tatlı bir meyve
Cevabı göster
Bir mantarın spor üreten yapısı
But while mushrooms grow above ground, Anlatım akışı
1:43Ancak şapkalı mantarlar toprak üstünde büyürken
allowing their spores to be dispersed by both wind and foraging animals, Dilbilgisi
1:46ve sporlarının hem rüzgar hem de yiyecek arayan hayvanlar tarafından dağılmasına izin verirken,
allowing their spores to be dispersed by: sonucu bildiren -ing yapısı
Burada allowing their spores to be dispersed by ... önceki olgunun sonucunu veren bir -ing yan cümlesidir: toprağın üstünde büyümek, sporların rüzgâr ve hayvanlar tarafından yayılmasını mümkün kılar. Allowing bilinçli bir izin verme anlamına gelmez. Kalıp şöyledir: cümle, allowing + nesne + to be + geçmiş zaman ortacı + by + eylemi yapan. Neden-sonuç bağını tek bir cümlede yoğunlaştırır ve açıklayıcı metinlerde sık kullanılır.
Alıştırma
“Teknisyenlerin motoru incelemesini mümkün kılmak” anlamındaki sonucu tamamlayın. allowing ve edilgen mastar kullanın: The panel swings open, ____ technicians.
Cevabı göster
allowing the engine to be inspected by
Ancak mantarlar toprağın üstünde büyürken... trüfler tamamen toprağın altında büyür
But while mushrooms grow above ground karşılaştırmanın ilk tarafını açar. Ana cümle daha sonra diğer tarafı verir: truffles grow entirely below the soil. Burada while, o sırada anlamına değil, oysa veya buna karşılık anlamına gelir. Bu bilgi sırası, dinleyicinin sporların yayılmasıyla ilgili sonucu izlemeden önce iki konumu karşılaştırmasını sağlar. Bu nedenle giriş, trüflerle ilgili açıklamanın bir parçasıdır; mantarlarla ilgili ayrı bir bilgi değildir.
Alıştırma
Bu İngilizce cümlede while nasıl bir görev üstlenir? While the north side of the island is dry, the south side receives heavy rain?
- Yağmurun nedenini açıklar.
- Her iki koşulun tam olarak aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
- İki farklı koşulu karşılaştırır.
Cevabı göster
İki farklı koşulu karşılaştırır.
So, they release a powerful aroma to lure hungry forest animals Kalıp ifadeler
1:55Bu yüzden, aç orman hayvanlarını kandırıp
to come to do their spreading.
2:01onları yaymak üzere gelmelerini sağlamak için güçlü bir aroma yayarlar.
release a powerful aroma to lure hungry forest animals: to lure ile amaç belirtme
Release a powerful aroma, havaya güçlü bir koku yaymak demektir. to lure hungry forest animals mastar ifadesi, bu kokuyu yaymanın amacını belirtir: koku, hayvanların yaklaşmak istemesini sağlamak için kullanılır. Lure, hedefi cezbedici bir şeyle kendine çekmeyi ifade eder; burada bu şey aromadır. Sadece ilgi uyandırmaktan daha kasıtlıdır.
Alıştırma
Kokunun güveleri yaklaştırmak amacıyla yayıldığını anlatacak şekilde cümleyi tamamlayın. Her ipucunu bir kez kullanın ve amaç bildiren to mastarı kurun: At night, the flower ____. (release / a sweet scent / lure / moths)
Cevabı göster
releases a sweet scent to lure moths
If these animals happen to drop these spores Kalıp ifadeler
2:03Eğer bu hayvanlar bu sporları tesadüfen
near the roots of a particular type of tree,
2:07belirli bir ağaç türünün köklerinin yakınına düşürürse,
only then might a truffle develop several years later. Dilbilgisi
2:10ancak o zaman, birkaç yıl sonra bir trüf gelişebilir.
happen to drop: bir şeyi tesadüfen yapmak
happen to + fiilin yalın hâli yapısında happen, eylemin tesadüfen veya planlanmadan gerçekleştiğini belirtir. Buradaki happen to drop, hayvanların sporları bilerek ekmediğini, köklerin yakınına kazara bırakabileceğini anlatır. Bu yapı, bir eylemi tesadüf olarak sunmak için kullanılabilir: Bir kişi bir şeyi tesadüfen görür, bulur, bilir veya yapar.
Alıştırma
“Tesadüfen buldum” anlamını vermek için cümleyi happen to do yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: I ____ the missing key under the sofa.
Cevabı göster
happened to find
only then might: cümle başındaki only then sonrası devriklik
Only then, “ancak o koşul sağlandıktan veya o zamana ulaşıldıktan sonra” anlamına gelir. Bu ifade ana cümlenin başına getirildiğinde konuşan kişi koşulu güçlü biçimde vurgular. Only then cümle başına getirildiğinde İngilizcede özne-yardımcı fiil devrikliği kullanılır: might, a truffle öznesinden önce gelir. Kalıp Only then + yardımcı fiil veya kiplik fiil + özne + asıl fiil şeklindedir. only then cümlenin ilerleyen bölümünde yer alırsa normal sıra kullanılır: A truffle might develop only then.
Alıştırma
Vurgulu cümleyi tamamlamak için only then ve can ifadelerini doğru sırayla boşluğa yerleştirin: First, the safety check must be completed. ____ the doors open.
Cevabı göster
Only then can
This pungent aroma is also what's made truffles alluring to humans. Notlar
2:16Bu keskin aroma aynı zamanda trüfleri insanlar için çekici kılan şeydir.
pungent aroma: güçlü ve keskin bir koku
Pungent aroma, burnu uyarabilen güçlü ve keskin bir koku demektir. Pungent, yoğunluğu ve yakıcı etkiyi vurgular; kokunun mutlaka kötü olduğu anlamına gelmez. Aroma çoğu zaman hoş bir kokuyu düşündürse de pungent, odağı kokunun ne kadar güçlü olduğuna kaydırır. Bu cümlede yer mantarının yoğun kokusu, insanları çeken özelliktir.
Alıştırma
Burada pungent aroma neyi vurguluyor?
- Her zaman tatlı ve hoş bir koku
- Çok hafif bir koku
- Güçlü ve keskin bir koku
Cevabı göster
Güçlü ve keskin bir koku
what's made truffles alluring to: nedeni belirten bir what tümceci
Burada what's, what is değil, what has ifadesinin kısaltmasıdır. What's made truffles alluring to humans, isim gibi kullanılan bir what tümcecidir ve “yer mantarlarını insanlar için çekici hâle getiren şey” anlamına gelir. Is kelimesinden sonra gelir ve bu yoğun aromanın ne yaptığını belirtir; soru değildir. Tümcenin içindeki made truffles alluring, make + nesne + sıfat yapısını kullanır. Truffles nesnedir, alluring ise ortaya çıkan sonucu anlatır. Bu yapı, bir nedeni belirtip ardından onun oluşturduğu etkiyi söylemenizi sağlar.
Alıştırma
What's kısaltması ve made + the app + easy to use yapısıyla cümleyi tamamlayın: Its simple design is ____.
Cevabı göster
what's made the app easy to use
much of what we perceive as truffle flavor comes from its unique scent. Dilbilgisi
2:23trüf aroması olarak algıladığımız şeyin büyük bir kısmı kendine has kokusundan gelir.
what we perceive as ... comes from ...: algıyı ve kaynağını ifade etmek
What we perceive as truffle flavor, “trüf lezzeti olarak tanımladığımız deneyim” anlamına gelir. İsim gibi çalışan bu yan cümlede perceive A as B, “A’yı B olarak deneyimlemek veya yorumlamak” demektir. Much of bu yan cümleyle birleşerek özneyi oluşturur; comes from ise kaynağı belirtir. what we perceive as X comes from Y kalıbı, X gibi görünen bir deneyimin büyük ölçüde Y tarafından oluşturulduğunu anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
perceive ... as ... comes from kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: Much of what we ____ freshness ____ the citrus scent.
Cevabı göster
perceive as · comes from
A single species typically emits 30 to 60 different volatile compounds, Kelime
2:29Tek bir tür tipik olarak 30 ila 60 farklı uçucu bileşik yayar,
volatile compounds: kolayca buharlaşan kimyasal maddeler
Kimyada volatile compounds, kolayca buharlaşan ve böylece molekülleri havaya karışabilen kimyasal maddelerdir. Burada bu ifade, trüfün nasıl koku yaydığını açıklar: havaya karışan bileşikler buruna ulaşabilir. Bu nedenle volatile burada “kolayca buharlaşan” anlamındadır; duygusal olarak dengesiz veya aniden değişmeye yatkın anlamında değildir.
Alıştırma
“The flower releases volatile compounds into the air,” cümlesinde volatile compounds ne anlama gelir?
- Kolayca buharlaşan kimyasal maddeler
- Aniden değişen fiyatlar
- Her zaman patlayan kimyasal maddeler
Cevabı göster
Kolayca buharlaşan kimyasal maddeler
which are produced by both the truffle and the bacteria and yeast that colonize them. Dilbilgisi
2:36bunlar hem trüfün kendisi hem de onu kolonize eden bakteri ve mayalar tarafından üretilir.
both the truffle and the bacteria and yeast: iki kaynak grubu
both ... and ... iki kaynak grubunu da kapsar. Burada A the truffle, B ise the bacteria and yeast that colonize the truffle ifadesidir. B'nin içindeki and ayrıca bacteria ile yeast sözcüklerini bağlar; dolayısıyla iki mikrop da ikinci gruba dahildir. Uzun bir sıralı yapıyı okurken önce both'tan sonraki ilk ögeyi, ardından onunla eşleşen and'i bulun. Bu and'den sonraki ifadenin tamamı ikinci ögeyi oluşturur.
Alıştırma
Her iki malzemenin de gerekli olduğunu göstermek için eşleşen yapıyı tamamlayın: The camp needs ____ clean water ____ warm blankets.
Cevabı göster
both · and
finding these subterranean gems within a dense forest is far from easy. Notlar
2:43yoğun bir ormanın içinde bu yeraltı cevherlerini bulmak hiç de kolay değildir.
But despite their scent: ödünleme ilişkisini kurma
But, koku hakkındaki önceki bilgiden bir dönüş yapıldığını gösterir. despite their scent görünüşte yardımcı olan bu gerçeği önce verir; ardından ana ifade beklenmedik sonucu açıklar: Trüf mantarlarını bulmak hâlâ zordur. Bilgi düzeni despite + isim öbeği, ana ifade şeklindedir. Burada their scent isim öbeğidir. Baştaki ödünleme, önceki gerçek aksini düşündürebilse bile ana ifadenin doğru kaldığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede despite ödünleme bildirmek için doğru kullanılmıştır?
- Despite it rained heavily, the game continued.
- Despite the heavy rain, the game continued.
- Despite because of the heavy rain, the game continued.
Cevabı göster
Despite the heavy rain, the game continued.
subterranean gems: yer altı hazinesi benzetmesi
Burada subterranean gems ifadesi yer mantarları için kullanılan bir benzetmedir. Subterranean onların yer altında yetiştiğini söylerken gems onları değerli ve bulunması zor bir şeye benzetir; gerçek mücevherlerden söz edilmez. Bu tür mecazlı bir anlatım, bilgilendirici metinlerde hem konumu hem de değeri kısa ve canlı bir ifadeyle aktarmayı sağlar. gems yiyecekleri, yerleri veya keşifleri tanımladığında, neyin değerli gösterildiğini bağlamdan belirleyin.
Alıştırma
Cümlede subterranean gems, yer mantarları hakkında ne anlatıyor?
- Yer mantarları orman zeminindeki sıradan taşlardır.
- Yer mantarları ağaçların altına gömülmüş gerçek mücevherlerdir.
- Yer mantarları yer altında yetişir, değerlidir ve bulunmaları zordur.
Cevabı göster
Yer mantarları yer altında yetişir, değerlidir ve bulunmaları zordur.
far from easy: mesafe değil, güçlü olumsuzluk
far from easy ifadesinde far, gerçek durumun easy tanımından çok farklı olduğunu belirtir; fiziksel mesafe anlatmaz. İfade hiç kolay değil veya çok zor anlamına gelir. far from + sıfat veya isim yapısı bir tanımı güçlü biçimde reddeder: far from perfect hiç mükemmel değil, far from a success ise kesinlikle başarı değil demektir. Sade bir not easy ifadesinden daha güçlüdür.
Alıştırma
Cümleyi kesinlikle kolay değil anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: Learning a new instrument is ____.
Cevabı göster
far from easy
As early as the 1400s: erken bir tarihi vurgulama
“As early as + zaman”, geçmişte erken bir noktaya kadar gider ve bir şeyin o zaman bile gerçekleşmiş ya da doğru olduğunu vurgular. Tarihin, dinleyenin bekleyebileceğinden daha erken olduğunu ima eder. “The 1400s”, 1400–1499 yıllarını, yani 15. yüzyılı anlatır. İfade erken bir tarihsel referans verir; ancak etkinliğin yüzyılın her yılında gerçekleştiğini söylemez.
Alıştırma
“As early as the 1400s, people were keeping written records,” cümlesinde “as early as” neyi vurgular?
- İnsanlar 15. yüzyılın her yılında yazılı kayıt tuttu.
- İnsanlar şaşırtıcı derecede erken bir dönemde zaten yazılı kayıt tutuyordu.
- İnsanlar ancak 15. yüzyıldan sonra yazılı kayıt tutmaya başladı.
Cevabı göster
İnsanlar şaşırtıcı derecede erken bir dönemde zaten yazılı kayıt tutuyordu.
Europeans used pigs as truffle-finding companions. Kalıp ifadeler
2:52Avrupalılar domuzları trüf bulma yoldaşı olarak kullandılar.
used pigs as truffle-finding companions: use X as Y yapısı
“Use X as Y”, X'e Y'nin rolünü veya işlevini vermek anlamına gelir. Geçmiş zamanda kalıp “used + X + as + Y” şeklindedir. Bu cümlede X “pigs”, Y ise “truffle-finding companions”dır. Buradaki “as”, “rolünde” veya “olarak” anlamına gelir; “-iken” ya da “-dığında” anlamında değildir. Cümle, domuzların trüf mantarı bulmaya yardım eden yoldaşlar olarak görev yaptığını söyler.
Alıştırma
“Use X as Y” kalıbını tek bir sözcükle tamamlayın: During the blackout, we used candles ____ our main light source.
Cevabı göster
as
reeks of cabbage: güçlü ve rahatsız edici bir koku
Reek of + bir koku kaynağı, “o şeyin çok güçlü ve genellikle rahatsız edici kokusunu yaymak” anlamına gelir. Bu nedenle reeks of cabbage, lahana kokusunun tarafsız bir tanımından çok daha olumsuz ve güçlü duyulur. Özne olan a compound tekildir, bu yüzden geniş zamandaki fiil reeks biçimindedir. of sonrasında kokunun kaynağı veya niteliği belirtilir.
Alıştırma
Cümleyi reek of ifadesinin geniş zaman biçimi ve smoke ismiyle tamamlayın: His jacket ____.
Cevabı göster
reeks of smoke
dimethyl sulfide: güçlü kokulu bir bileşik
Dimethyl sulfide bir kimyasal bileşiğin adıdır. Burada bunun güçlü kokulu bir madde olduğunu bilmek yeterlidir; ayrıntılı kimya bilgisine gerek yoktur. Eklenen a compound that reeks of cabbage ifadesi, bu adın cümlede neden önemli olduğunu açıklar. Trüf mantarları bu güçlü kokulu bileşiği yayar ve koku domuzları çekmeye yardımcı olur; dolayısıyla teknik terim neden-sonuç açıklamasının bir parçasıdır.
Alıştırma
Bu cümlede dimethyl sulfide neyi ifade ediyor?
- Trüf mantarı bulmak için kullanılan bir araç
- Domuzların yediği bir lahana türü
- Trüf mantarlarının yaydığı güçlü kokulu bir kimyasal bileşik
Cevabı göster
Trüf mantarlarının yaydığı güçlü kokulu bir kimyasal bileşik
draw the pigs in: onları yakına çekmek
draw the pigs in ifadesindeki draw in, domuzları yakına gelmeleri için çekmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada draw, resmini çizmek anlamında değildir; fiilin tamamı, kokunun domuzları trüflere doğru yönelttiğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi draw ... in ile tamamlayın ve zamiri doğru yere koyun: The colorful sign outside the shop can ____ them ____ from the sidewalk.
Cevabı göster
draw · in
they're apt to: tipik bir eğilimi anlatmak
they're apt to ifadesindeki they're, they are anlamına gelir; be apt to + fiilin yalın hâli ise bir şeyi yapma eğiliminde olmak demektir. Cümle, trüf mantarı bulan bir domuzun tipik davranışı gereği onu ısırmasının muhtemel olduğunu söylüyor. Bu yapı, sonucu tam o anda gerçekleşen bir olaydan çok, karakteristik veya tekrarlanabilecek bir eğilim olarak sunar. Bu yapıda apt, zeki anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi be apt to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: A tired driver ____ miss small details.
Cevabı göster
is apt to
take a bite out of the profit: gerçek bir ısırık ve mecazi bir kayıp
Bu cümlede take a bite out of the profit, “kârın bir bölümünü alıp kârı azaltmak” anlamına gelir. Kâr bir para miktarıdır; gerçekten ısırılabilecek bir şey değildir. Bu söyleyiş mizahidir çünkü domuzlar yer mantarlarını gerçekten ısırabilir veya yiyebilir. Gerçek ısırıkları, yer mantarı avcılarının kazancından da mecazi bir “ısırık” alınmasına yol açar.
Alıştırma
“Higher shipping costs will take a bite out of the company's profit.” cümlesinde take a bite out of ne anlama gelir?
- Şirketin bütün kâr kaynaklarını ortadan kaldıracaklar.
- Şirkete kendi kârının tadına baktıracaklar.
- Şirketin kârını fark edilir ölçüde azaltacaklar.
Cevabı göster
Şirketin kârını fark edilir ölçüde azaltacaklar.
So many truffle hunters began replacing pigs with dogs, Kalıp ifadeler
3:11Bu yüzden pek çok trüf avcısı domuzları köpeklerle değiştirmeye başladı,
who, while not natural-born truffle hunters, Dilbilgisi
3:15köpekler doğuştan trüf avcısı olmasalar da,
replacing pigs with dogs: replace X with Y yapısı
Replace X with Y, X'i kaldırmak veya kullanmayı bırakmak ve onun yerine Y'yi koymak demektir. X çıkan eski şey, Y ise yerine gelen yeni şeydir. Bu nedenle replacing pigs with dogs, domuzları kullanmayı bırakıp onların yerine köpekleri kullanmak anlamına gelir. With yeni alternatifi tanıtır; bu yüzden X ile Y'nin rollerini ters çevirmeyin.
Alıştırma
Eksik edatı yazarak standart etken yapıyı tamamlayın: The library replaced its old computers ____ newer models.
Cevabı göster
with
who, while not natural-born truffle hunters: araya giren bir ödünleme
Burada who, köpeklere gönderme yapar ve bir ilgi cümleciğini başlatır. Bu cümleciğin ana iskeleti who are more easily trained bölümüdür. while not natural-born truffle hunters bölümü, araya girmiş ve kısaltılmış bir ödünleme yapısıdır; while they are not natural-born truffle hunters anlamına gelir. Örtük özne yine aynı köpeklerdir. Okurken ana iskeleti bulmak için bu ara bilgiyi geçici olarak atlayabilir, sonra karşıtlığı geri ekleyebilirsiniz: asıl avantaj belirtilmeden önce bir sınırlama kabul edilir.
Alıştırma
We chose guides who, while not local, know the area well. cümlesindeki ilgi cümleciğinin ana iskeleti hangisidir?
- who while not
- who know the area well
- while not local
Cevabı göster
who know the area well
others learn to track their prize by following species of flies Kalıp ifadeler
3:22başkaları ise ödüllerini, trüflerin yakınına yumurta bıraktığı bilinen
Meanwhile: paralel bir bilgi hattına geçiş
Meanwhile bu cümleyi aynı genel konuya bağlar, ancak dikkati başka bir gruba ve yönteme kaydırır. Burada anlatım, trüf bulmanın bir yolundan sinekleri takip eden başka kişilere geçer. Sözcük “aynı zamanda” anlamını düşündürebilir, ancak buradaki temel görevi paralel bilgileri düzenlemektir. İlgisiz bir konu değişimini değil, bağlantılı başka bir hattı işaret eder.
Alıştırma
Aynı zaman dilimindeki paralel bir faaliyete geçişi en iyi hangi bağlayıcı sağlar? The cooks prepared lunch. ___, the guides set up the tables.
- Meanwhile
- Finally
- Therefore
Cevabı göster
Meanwhile
track their prize by following: yöntemi anlatan by + -ing
track their prize by following ... ifadesinde track their prize hedefi, by following ... ise bu hedefe ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. Buradaki their prize, aradıkları yer mantarıdır. Fiil + by + -ing kalıbı “Bu nasıl yapılır?” sorusunu yanıtlar. By daha sonra ne olduğunu göstermez; kullanılan aracı veya yöntemi tanıtır.
Alıştırma
Haritayı kontrol etmenin Leo’nun kullandığı yöntem olduğunu gösterecek şekilde cümleyi tamamlayın: Leo found the trail ____ checking the map.
Cevabı göster
by
that are known to lay their eggs near truffles. Kalıp ifadeler
3:27sinek türlerini takip ederek izlemeyi öğreniyorlar.
that are known to: bilinen bir davranışı anlatmak
That, species of flies ifadesini ardından gelen açıklamaya bağlar. Bu yan cümlede are known to + fiilin yalın hâli, davranışın gözlem veya genel bilgi yoluyla zaten bilindiğini anlatır. Burada bilinen davranış, yer mantarlarının yakınına yumurta bırakmaktır. Bu kalıp hayvanlar, bitkiler, yerler ve insanlar hakkındaki olgusal açıklamalarda yaygındır. Yalnızca birinin onları şahsen tanıdığı anlamına gelmez; to, davranışı tanıtır.
Alıştırma
“Gözlem yoluyla bu kuşun göç ettiği biliniyor” anlamını vermek için be known to kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: This bird ____ south every winter.
Cevabı göster
is known to migrate
than any pig, dog, or fly can sniff out. Öbek fiiller
3:36herhangi bir domuzun, köpeğin veya sineğin koklayabileceğinden daha fazla trüf talep ediyor.
Nevertheless: bir sonucun yine de geçerli olduğunu göstermek
Nevertheless, “yine de” veya “az önce söylenene rağmen” anlamına gelir. Burada daha önce bahsedilen trüf mantarı bulma yöntemlerine dönerek bunların küresel talebi karşılamaya hâlâ yetmediğini gösterir. Cümle başında nevertheless, düşünceleri düzenler: önce önceki noktayı kabul eder, sonra beklenenin tersine hâlâ geçerli olan bir sonucu sunar.
Alıştırma
Bu kısa düşünce dizisinde Nevertheless neyi gösteriyor? The route was longer than expected. Nevertheless, we arrived on time.
- İki cümle aralarında karşıtlık olmadan gerçekleri anlatır.
- İlk gerçeğe rağmen ikinci sonuç geçerliliğini korudu.
- İkinci cümle birinci cümlenin nedenini verir.
Cevabı göster
İlk gerçeğe rağmen ikinci sonuç geçerliliğini korudu.
more truffles than ... can sniff out: talep ile kapasiteyi karşılaştırmak
demands more truffles than any pig, dog, or fly can sniff out ifadesinde more truffles istenen miktarı belirtir, than ise karşılaştırmanın sınırını sunar. any pig, dog, or fly can sniff out yan cümlesi, arayan hayvanların ne kadar trüf mantarı bulabildiğini gösterir. Yeniden kullanılabilen more + isim + than + özne + can + fiil kalıbı, bir miktarın bir kişinin ya da şeyin üretebileceği, bulabileceği, taşıyabileceği veya işleyebileceği miktardan fazla olduğunu gösterir. Burada talep, bulma kapasitesinden yüksektir.
Alıştırma
Kapasite karşılaştırmasını tamamlamak için more orders / the kitchen / prepare sözlerini kullanın: During lunch, the restaurant receives ____.
Cevabı göster
more orders than the kitchen can prepare
sniff out: kokuyla veya araştırarak bulmak
Bu cümlede sniff out, “koku alma duyusunu kullanarak bulmak” anlamına gelir. out, bir sonuç anlamı ekler: Domuz, köpek ya da sinek yalnızca koklamaz; yer mantarının yerini bulur. Aynı öbek fiil mecaz anlamda da kullanılabilir. Bir kişi araştırarak veya ipuçlarını fark ederek bir hatayı, yalanı ya da gizli sorunu sniff out edebilir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve “koklayarak bulmak” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: A trained dog can ____ food hidden under the snow.
Cevabı göster
sniff out
as deforestation and climate change shrink their suitable terrain. Dilbilgisi
3:46trüfler daha da nadir ve daha da pahalı olmaya devam ediyor.
continue to grow even rarer and more expensive: grow + karşılaştırma sıfatı
Burada grow, “fiziksel olarak büyümek” değil, “zamanla bir hâle gelmek” anlamında kullanılan bir bağ fiilidir. Karşılaştırma bildiren rarer ve more expensive sıfatları, yer mantarlarının değişen durumunu anlatır. Continue to, bu eğilimin sürdüğünü gösterir. even ise iki karşılaştırmayı da güçlendirir: Yer mantarları zaten nadir ve pahalıydı, şimdi daha da nadir ve pahalı hâle geliyorlar.
Alıştırma
Bu cümlede grow ne anlama gelir? “As supplies fall, replacement parts continue to grow more expensive.”
- İnsanlar onlardan daha fazla üretir.
- Zamanla daha pahalı hâle gelirler.
- Fiziksel olarak büyüyüp daha büyük olurlar.
Cevabı göster
Zamanla daha pahalı hâle gelirler.
as deforestation and climate change shrink ...: neden bildiren as
Bu cümlede as bir neden sunar: ormansızlaşma ve iklim değişikliği trüf mantarlarının yetişebileceği alanları daraltıyor, bu yüzden trüf mantarları daha nadir ve pahalı hâle geliyor. As bağlacı “-iken” veya “-dığı zaman” anlamına da gelebilir. Ancak as ile başlayan yan cümle ana durumun neden gerçekleştiğini açıklıyorsa nedensel anlamı seçin. Burada yaşam alanı kaybı bu eğilimi doğrudan açıklıyor.
Alıştırma
Bu cümlede as ile başlayan yan cümle hangi ilişkiyi ifade ediyor?
- Ormansızlaşma ile iklim değişikliğini karşılaştırır.
- Trüf mantarlarının normalde tam olarak ne zaman toplandığını belirtir.
- Trüf mantarlarının giderek daha nadir ve pahalı olmasının nedenini verir.
Cevabı göster
Trüf mantarlarının giderek daha nadir ve pahalı olmasının nedenini verir.
We do, to some extent: sınırlı bir olumlu yanıt
We do, Why don't we just farm them? sorusuna verilen kısa ve olumlu bir yanıttır. Burada do, farm them ifadesinin yerini alır; böylece konuşan kişi fiil grubunun tamamını tekrarlamaz. To some extent bu olumlu yanıtı hemen sınırlar. Yetiştirmenin yalnızca kısmen yapıldığını veya önemli sınırlamalar bulunduğunu belirtir. Bu nedenle yanıtın bütünü “evet, ama tamamen değil” anlamına gelir.
Alıştırma
Sorudaki yardımcı fiili ve derste öğrendiğiniz üç sözcüklü sınırlayıcı ifadeyi kullanarak sınırlı olumlu yanıtı tamamlayın: Do these materials block noise? They ____, ____.
Cevabı göster
do · to some extent
a French farmer became the first to cultivate truffles Dilbilgisi
3:59Fransız bir çiftçi, trüf yetiştiren ilk kişi oldu:
when he planted acorns under truffle-bearing oaks
4:03trüf yetiştiren meşe ağaçlarının altına meşe palamudu dikti
unknowingly at the time, some fungi companions.
4:10o zamanlar bilmeden, bazı mantar yoldaşlarıyla nakletti.
became the first to cultivate truffles: the first to + fiil yapısı
the first to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir eylemi diğer herkesten veya her şeyden önce yapan kişiyi ya da şeyi belirtir. Burada to cultivate truffles, başarının ne olduğunu açıklar: çiftçi, trüf yetiştiren ilk kişi olma konumuna gelmiştir. Bir kişi bir başarı sayesinde bu konuma ulaştığında become veya became the first to ... kullanılabilir. Mastar yapısı önemlidir; çünkü kişinin ilk olarak ne yaptığını tam olarak açıklar.
Alıştırma
the first to + fiil yapısını tamamlayın: Ava became the first person on the team ____ solve the puzzle.
Cevabı göster
to
with, unknowingly at the time, ...: parantez içi bir ara açıklama
Cümlenin ana iskeleti with some fungi companions ifadesidir: with, fidelerle birlikte neyin gittiğini belirtir. unknowingly at the time sözleri, with ile onun nesnesi arasına parantez içi bir yorum gibi yerleştirilmiştir; ayrı bir eylem değildir. Bu yorum, çiftçinin o anda ne bildiğini sınırlar. Okuyucu daha sonra mantarların fidelere eşlik ettiğini anlar, ancak çiftçi o sırada bunun farkında değildir. Böyle bir cümleyi anlamak için önce virgüller arasındaki yorumu geçici olarak çıkarın, with ile some fungi companions ifadelerini bağlayın ve ardından yorumu yeniden ekleyin.
Alıştırma
Cümlede araya eklenen unknowingly at the time ifadesi ne işe yarar?
- Mantarların fidelere ancak daha sonra eşlik etmeye başladığını söyler.
- Çiftçinin o sırada mantarların fidelere eşlik ettiğini fark etmediğini söyler.
- Çiftçinin nakilden önce mantarları bilerek seçtiğini söyler.
Cevabı göster
Çiftçinin o sırada mantarların fidelere eşlik ettiğini fark etmediğini söyler.
scientists cracked how to artificially inoculate tree seedlings, Kalıp ifadeler
4:17bilim insanları ağaç fidelerine yapay olarak nasıl aşı yapılacağını çözdüler,
By the early 1970s: zamanda bir son sınır belirtmek
By the early 1970s, 1970’lerin başını zaman çizelgesinde bir son sınır olarak belirler. Bilim insanlarının bu ilerlemeyi en geç o döneme kadar başardığını ifade eder ve çoğu zaman çalışmaların daha önceden sürdüğünü düşündürür. Bu by + zaman yapısı, belirli bir noktada zaten doğru olan bilgiye göre anlatımı düzenler. Olayı yalnızca 1970’lerin başındaki bir zamana yerleştirmez.
Alıştırma
Hangi cümle haritanın en geç 2020’nin başına kadar tamamlandığını ifade eder?
- During 2020, the team worked on the map.
- By the beginning of 2020, the team had completed the map.
- In early 2020, the team completed the map.
Cevabı göster
By the beginning of 2020, the team had completed the map.
scientists cracked how to artificially inoculate: dönüm noktası anlamındaki crack
Buradaki cracked, zor bir problemi çözmek veya işe yarayan bir yöntem keşfetmek anlamına gelir. Tamamlayıcısı how to artificially inoculate yan cümlesidir: bilim insanları gerekli mantarı ağaç fidelerine bilinçli olarak aktarmanın yöntemini buldular. Bu fiil, keşfi bilim insanlarının zaten sahip olduğu bir bilgi olarak değil, bir dönüm noktası olarak sunar. Artificially, inoculate fiilini niteler; aşılama doğal olarak gerçekleşmek yerine insanlar tarafından bilinçli biçimde yapılır.
Alıştırma
Hangi cümlede cracked, örnektekiyle aynı dönüm noktası anlamında kullanılmıştır?
- We already knew how to open the file.
- Leo cracked the tablet screen when he dropped it.
- After months of testing, the team cracked how to make the filter work reliably.
Cevabı göster
After months of testing, the team cracked how to make the filter work reliably.
which allowed growers to sow certain species of truffles Dilbilgisi
4:22bu da yetiştiricilerin belirli trüf türlerini
in orchards far outside their native range. Kalıp ifadeler
4:26doğal yaşam alanlarının çok dışındaki meyve bahçelerinde ekmelerine olanak tanıdı.
which allowed growers to sow: bir olayı sonucuna bağlamak
Bu açıklayıcı ilgi yan cümlesinde which, önceki düşüncenin tamamına, yani bilim insanlarının ağaç fidelerine yapay olarak aşılama yapmanın yolunu çözmesine gönderme yapar. Yalnızca tree seedlings ifadesine gönderme yapmaz. Yan cümle, bu gelişmenin sonucunu ekler. which allowed + person + to + verb kalıbı, önceki olayın bir eylemi mümkün kıldığını belirtir. Burada yetiştiricilerin bazı trüf türlerini ekebilmesini mümkün kılmıştır.
Alıştırma
Daha hızlı testin doktorların hastaları daha erken tedavi etmesini mümkün kıldığı anlamını vermek için cümleyi tamamlayın. which allowed + person + to + verb kullanın: The lab developed a faster test, ____ patients sooner.
Cevabı göster
which allowed doctors to treat
far outside their native range: bir türün doğal yayılış alanının çok ötesinde
Native range, bir türün doğal olarak bulunduğu coğrafi alandır. Bu cümlede their, trüf türlerine gönderme yapar; range ise fiyat aralığı veya seçenekler bütünü değil, coğrafi yayılış anlamındadır. Outside their native range, bahçelerin bu doğal alanın dışında olduğunu belirtir. Far, outside ifadesini güçlendirerek bahçelerin bu alandan çok uzakta olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi far outside + iyelik belirleyicisi + native range yapısıyla tamamlayın: After escaping from gardens, the plant became established ____.
Cevabı göster
far outside its native range
truffles are still not considered a domesticated crop. Kelime
4:32trüf mantarları hala evcilleştirilmiş bir mahsul olarak görülmüyor.
not considered a domesticated crop: evcilleştirilmiş bir tarım ürünü olarak kabul edilmemek
be considered + isim grubu yapısı, “bir şey olarak görülmek veya sınıflandırılmak” anlamına gelir. still not considered a domesticated crop, yetiştirme konusunda bazı ilerlemeler olsa da trüflerin henüz bu tarımsal sınıfa ulaşmadığını anlatır. Tarımda domesticated, uzun süreli insan seçimiyle değişmiş ve önemli özellikleriyle üretimi görece kontrol edilebilir hâle gelecek şekilde yönetilmiş bir türü anlatır. “Evde tutulan” veya “kapalı alanda yetiştirilen” demek değildir.
Alıştırma
“Truffles are still not considered a domesticated crop” cümlesini en iyi hangi ifade açıklar?
- Bazen yetiştirilebilirler, ancak üretimi insanlar tarafından güvenilir biçimde kontrol edilebilen bir ürün olarak henüz sınıflandırılmazlar.
- Artık yerleşik tarım ürünleri kadar öngörülebilir biçimde yetiştirilebilirler.
- Yalnızca bir evin içinde yetiştirilmesi gereken bir üründürler.
Cevabı göster
Bazen yetiştirilebilirler, ancak üretimi insanlar tarafından güvenilir biçimde kontrol edilebilen bir ürün olarak henüz sınıflandırılmazlar.
as researchers are still working out the precise temperature, Öbek fiiller
4:39çünkü araştırmacılar hala kesin sıcaklık,
and other environmental factors that determine a truffle orchard's success. Kalıp ifadeler
4:47ve bir trüf bahçesinin başarısını belirleyen diğer çevresel faktörleri çözmeye çalışıyor.
There are just too many unknowns: bilinmeyen çok fazla etken var
Unknowns burada henüz çözülememiş etkenler veya değişkenler anlamına gelen sayılabilen bir isimdir. Just, too many ifadesini güçlendirir; bu nedenle There are just too many unknowns, güvenilir bir tahmin veya kontrol için belirsizliğin fazla olduğunu anlatır. Cümle bilgiyi genelden özele doğru düzenler: önce özeti verir, ardından as yan cümlesi sıcaklık, yağış, yükseklik, toprak pH'ı ve diğer etkenleri sıralayarak bu özeti destekler. Bu liste, cümlenin başında sözü edilen unknowns için somut örnekler verir.
Alıştırma
Çözülememiş etkenlerin yönetilemeyecek kadar çok olduğunu belirten ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The team cannot set a firm schedule because there are ____.
Cevabı göster
too many unknowns
working out: cevabı bulmak
Burada working out, kesin cevabı bulmaya veya hesaplamaya çalışmak anlamına gelir. Araştırmacılar en iyi koşulları henüz bilmiyor, bu yüzden kanıtları adım adım inceliyorlar. Work out ifadesinden sonra work out the exact temperature örneğindeki gibi bir şey veya work out why something happens örneğindeki gibi bir soru yan cümlesi gelebilir. Bunun gibi bir araştırma bağlamında fiziksel egzersiz yapmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnekte working out ne anlama geliyor?
- fiziksel egzersiz yapmak
- kesin cevabı bulmaya çalışmak
- gün sonunda işten çıkmak
Cevabı göster
kesin cevabı bulmaya çalışmak
that determine a truffle orchard's success: trüf bahçesinin başarısını belirleyen
that determine a truffle orchard's success yan cümlesi, daha önce sıralanan environmental factors ifadesini açıklar. Burada that, çoğul factors sözcüğünü temsil ettiği için fiil determines değil determine olur. Burada determine a truffle orchard's success, trüf bahçesinin başarılı olup olmayacağını güçlü biçimde belirlemek veya etkilemek anlamına gelir. Bu yapı, insanların seçim yapmasından ziyade olguların ya da koşulların bir sonuç oluşturduğu durumlarda yaygındır.
Alıştırma
Determine fiilinin doğru biçimini kullanın: Clear goals often ____ a project's success.
Cevabı göster
determine
Part of the problem is that truffles need to mate Anlatım akışı
4:53Sorunun bir kısmı, trüflerin o değerli meyve gövdesini oluşturmak için
Part of the problem is that: daha büyük bir sorunun bir kısmını sunmak
Part of the problem is that, daha büyük ve karmaşık bir sorunun içindeki tek bir nedeni veya zorluğu sunar. That ile başlayan yan cümle bu belirli kısmı açıklar; burada trüflerin çiftleşmesi gerektiğini belirtir. Konuşan kişi part of diyerek açıklamayı düzenler ve başka nedenlerin veya zorlukların da bulunabileceğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, ardından gelen kısmın daha büyük bir sorunun yalnızca bir parçası olduğunu belirten altı kelimelik tam kalıpla tamamlayın: ____ the files are stored in three different places.
Cevabı göster
Part of the problem is that
truffles sex is still largely a mystery. Kalıp ifadeler
5:01trüflerin cinselliği hala büyük ölçüde bir gizemdir.
still largely a mystery: günümüzde de büyük ölçüde çözülememiş
Still largely a mystery, bazı gerçekler zaten biliniyor olsa bile bir şeyin büyük bölümünün günümüzde hâlâ bilinmediği anlamına gelir. Still, bilinmezlik durumunun bugüne kadar sürdüğünü; largely ise “çoğunlukla” veya “büyük ölçüde” anlamını gösterir. Burada largely derece bildirir; fiziksel büyüklüğü anlatmaz. Bu yüzden ifade, a complete mystery kadar kesin ve mutlak değildir.
Alıştırma
Bir raporda "The cause of the equipment failure is still largely a mystery." yazıyor. Bu ne anlama gelir?
- Nedenin her ayrıntısı artık anlaşılmıştır.
- Neden fiziksel olarak çok büyüktür.
- Bazı gerçekler biliniyor, ancak nedenin büyük bölümü hâlâ açıklanamıyor.
Cevabı göster
Bazı gerçekler biliniyor, ancak nedenin büyük bölümü hâlâ açıklanamıyor.
tek başına üreyemeyen hermafroditler
Hermaphroditler, hem erkek hem de dişi üreme özelliklerine sahip canlılardır. that cannot reproduce alone ilgi cümleciği bu mantarları tanımlar ve yanlış bir çıkarımı önler: her iki tür özelliğe sahip olmak, mutlaka tek başına üreyebilmek anlamına gelmez. Bu durumda her mantarın üremek için başka bir mantara ihtiyacı vardır. Böylece iki birey farklı üreme rollerini üstlenebilir.
Alıştırma
Cümle bu mantarlar hakkında ne söylüyor?
- Her mantar tamamen tek başına üreyebilir.
- Yalnızca bir üreme rolleri vardır.
- Hem erkek hem de dişi üreme özelliklerine sahiptirler, ancak her birinin üremek için yine başka bir mantara ihtiyacı vardır.
Cevabı göster
Hem erkek hem de dişi üreme özelliklerine sahiptirler, ancak her birinin üremek için yine başka bir mantara ihtiyacı vardır.
bir mantarın ana birey rolünü üstlenmesi
Burada take on, bir rolü, görevi veya işlevi üstlenip yerine getirmeye başlamak anlamına gelir. Mantarlardan biri üremede ana bireyin işlevini görür; take burada bir şeyi fiziksel olarak taşımak anlamına gelmez. Kullanılabilir kalıp take on + rol, sorumluluk veya görev şeklindedir. takes on ifadesinde özne olan one fungus tekil olduğu için take, takes biçimine dönüşür.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için take on ifadesinin geniş zaman biçimini kullanın: At each science fair, Nina ____ the role of team leader.
Cevabı göster
takes on
each contributing half of the genes: ek bilgi veren each + -ing yan tümcesi
Each contributing half of the genes, ek bilgi veren bir -ing yan tümcesidir. Each, daha önce sözü edilen iki mantara, yani ana rolündeki ve baba rolündeki mantarlara gönderme yapar. Her mantarın genlerin yarısına katkıda bulunduğu anlamına gelir. Ana tümce one fungus takes on ... and the other ... bölümüdür. Contributing yeni bir ana yüklem başlatmaz; iki mantarın aynı zamanda ayrı ayrı ne yaptığını ekler. Daha önce belirtilen grup + virgül + each + -ing kalıbı, her üyenin ayrı eylemini kısa biçimde gösterir.
Alıştırma
İki ekip üyesinin de birer bölüm eklediğini göstermek için ek bilgi veren each + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Lena and Omar wrote the report, each adding one section.
- Lena and Omar wrote the report, adding each one section.
- Lena and Omar wrote the report, each added one section.
Cevabı göster
Lena and Omar wrote the report, each adding one section.
when researchers search the area near a truffle fruiting body,
5:27araştırmacılar bir trüf meyvesinin yakınındaki alanı araştırdıklarında,
they only ever find maternal mycelium: only ever + fiil
They only ever find maternal mycelium ifadesindeki only ever, sonucu güçlü biçimde sınırlar. İlgili bütün aramalarda araştırmacıların bulduğu tek tür ana miselyumudur. Ever burada only ile birlikte çalışır; tek başına geçmişte bir kez anlamına gelmez. Özne + only ever + fiil kalıbı, bir eylem veya deneyimin ilgili bütün örnekleri tek bir seçenek ya da sonuçla sınırlı kaldığında kullanılır. Eylemin sürekli gerçekleştiğini değil, olasılık aralığının dar olduğunu vurgular.
Alıştırma
Şu cümlede only ever neyi vurgular: At this pond, the camera only ever records foxes.?
- Kamera geçmişte bir kez tilki kaydetti.
- Bu göletteki ilgili kayıtlarda kameranın kaydettiği tek hayvan tilkilerdir.
- Kamera göletteki her tür hayvanı sürekli kaydeder.
Cevabı göster
Bu göletteki ilgili kayıtlarda kameranın kaydettiği tek hayvan tilkilerdir.
Where the paternal partner lives or hides remains unknown. Dilbilgisi
5:37Baba partnerin nerede yaşadığı veya saklandığı ise bilinmemektedir.
Gömülü soru öznesi olarak Where ... lives or hides
Where the paternal partner lives or hides, gömülü bir soru yan cümlesidir. Yan cümlenin tamamı özne, remains unknown ise yüklemdir. Bu cümle yerin bilinmediğini bildirir; doğrudan soru sormaz. Gömülü bir soru yan cümlesinde düz cümle sırası korunur: where + özne + fiil. Bu nedenle where does the paternal partner live değil, where the paternal partner lives denir.
Alıştırma
Hangi cümle, where yan cümlesini bir bildirimin öznesi olarak doğru biçimde kullanır?
- Where the fox hides remains unknown.
- Where hides the fox remains unknown.
- Where does the fox hide remains unknown.
Cevabı göster
Where the fox hides remains unknown.
each time a hopeful truffle enthusiast begins a new farm, Dilbilgisi
5:45umutlu bir trüf tutkunu yeni bir çiftlik kurmaya her başladığında,
there's no guarantee truffles will grow, Kalıp ifadeler
5:50trüflerin büyüyeceğinin garantisi yoktur
Belirsiz bir sonuç için There's no guarantee + yan cümle
There's no guarantee (that) + yan cümle, yan cümledeki sonucun vaat edilemeyeceğini veya kesin kabul edilemeyeceğini belirtir. Buradaki belirsiz sonuç, yer mantarlarının yetişip yetişmeyeceğidir; that kullanılabilir ya da atılabilir. Bu kullanımda guarantee, ürün garantisi değil, bir sonucun gerçekleşeceğine dair güvence anlamındadır. No guarantee hem başarı hem başarısızlık ihtimalini açık bırakır; kesin bir başarısızlık öngörmez.
Alıştırma
Belirsizlik göstermek için guarantee kullanan kısaltılmış there is ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ the package will arrive today.
Cevabı göster
There's no guarantee
and they'll have to wait 4 years or more Öbek fiiller
5:53ve bunu öğrenmek için 4 yıl veya daha fazla
Tekrarlanan zaman koşulu için each time
Each time, bir şeyin gerçekleştiği her sefer anlamına gelir. a hopeful truffle enthusiast begins a new farm yan cümlesini başlatır ve tekrarlanan bir durum kurar. Garanti olmaması ve uzun süre bekleme gereği, bu durum her ortaya çıktığında geçerlidir. Yaygın yapı each time + özne + fiil biçimindedir ve ardından sonucu bildiren yan cümle gelir. each time yan cümlesi sonuç cümlesinden sonra da gelebilir.
Alıştırma
Tekrarlanan zamanı bildiren yan cümleyi vurgulanan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ Maya visits the library, she borrows a mystery novel.
Cevabı göster
Each time
have to wait ... to find out: bekleyip sonucu öğrenmek
Have to wait 4 years or more to find out ifadesinde have to, beklemenin kaçınılmaz olduğunu gösterirken to find out, beklemenin amacını ve sonrasında ulaşılması umulan sonucu, yani bilinmeyen cevabı öğrenmeyi belirtir. Find out, çoğunlukla bekleme, kontrol etme veya deneme sonrasında bir bilgiyi öğrenmek ya da ortaya çıkarmak demektir. Hangi bilginin kastedildiği bağlamdan belliyse nesnesiz kullanılabilir; fiziksel bir nesneyi bulmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bilinmeyen sonucu öğrenmek anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: We have to wait until Monday to ____ who won.
Cevabı göster
find out
many take the gamble: bilinen bir riski göze almak
Bu cümlede many take the gamble, birçok yetiştiricinin sonuç belirsiz olsa da bilinen bir riski kabul etmeyi seçtiği anlamına gelir. Gamble burada mecazdır; kimse gerçekten bir oyunda para üzerine bahis oynamamaktadır. Belirli tanımlık the, daha önce konuşulan belirli riske işaret eder. Genel olarak take the gamble, bir kararı bahse benzetir: karar başarısız olabilir, ancak olası ödül bu riski denemeye değer kılar.
Alıştırma
“The outcome was uncertain, but the investors took the gamble,” cümlesinde took the gamble ne anlama gelir?
- Olası bir kazanç için bilinen riski kabul ettiler.
- Bir kumar oyununda gerçekten bahis oynadılar.
- Yatırım yapmadan önce sonucu kesinleştirdiler.
Cevabı göster
Olası bir kazanç için bilinen riski kabul ettiler.
as growers know that if they're patient and lucky, Dilbilgisi
5:59çünkü yetiştiriciler sabırlı ve şanslılarsa
if they're patient and lucky ... they might: olası bir sonuç
if they're patient and lucky şeklindeki if yan cümlesi, olası sonuçla bağlantılı iki koşul sunar. Patient ve lucky sözcükleri and ile bağlandığından her iki özellik de koşulun parçasıdır. Bu yan cümle başarı sözü vermez. Ana cümlede might kullanıldığı için iki koşul da karşılansa bile değerli bir şey bulmak yalnızca bir olasılık olarak kalır. Aktarılabilir kalıp, mümkün ancak garanti olmayan bir sonucu anlatan If + koşul, ... might + sonuç yapısıdır.
Alıştırma
“If Maya is patient and lucky, she might find a rare shell” bize ne anlatır?
- Şans gereksiz olduğu için Maya deniz kabuğunu bulacaktır.
- Sabır ve şans sonucu mümkün kılar, ancak garanti etmez.
- Sabır tek başına Maya'nın deniz kabuğunu bulmasını garanti eder.
Cevabı göster
Sabır ve şans sonucu mümkün kılar, ancak garanti etmez.
might just dig up gold: değerli bir bulgu için kullanılan mecaz
Burada dig up gold mecazdır. İnsanlar metal altın değil, trüf mantarı kazıp çıkarıyor. Trüfler yer altında yetiştiği ve çok değerli olabildiği için gold, çok değerli bir bulguyu temsil eder. Bu kapanış, gerçek kazma eylemini olası maddi kazançla birleştirir. Might sonucun kesin olmadığını gösterir. Just ise hafif bir şaşkınlık ve umut tonu katar: gerçekten başaracak kadar şanslı olabilirler.
Alıştırma
Bu cümlede they might just dig up gold ifadesi ne anlama geliyor?
- Trüf mantarları değersiz olduğu için aramayı bırakabilirler.
- Çok yüksek değere sahip trüf mantarları çıkarabilirler.
- Yer altında kesinlikle gerçek altın bulacaklar.
Cevabı göster
Çok yüksek değere sahip trüf mantarları çıkarabilirler.
Watch these videos to either challenge what you think you know
6:10Bildiğinizi sandığınız şeylere meydan okumak
or learn more about what you don't.
6:15veya bilmedikleriniz hakkında daha fazlasını öğrenmek için bu videoları izleyin.