Karıncaların Dünya Savaşı – Ordu Karıncası: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Ordu karıncaları saldırırken yaprakkesen karıncalar savunma kuruyor; çatışma yaşamlarını her ölçekte biçimlendiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. it's been going on for — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: present perfect continuous ile for kullanarak geçmişte başlayan ve süren bir etkinliği bağlayın, süresini anlatın. 2. stand a chance. — Deyimler ve mecazi ifadeler: başarma veya hayatta kalma olasılığını tanıyın; olumsuz biçim ayakta durmayı değil, neredeyse hiç umut olmadığını belirtir. 3. fend off — Öbek fiiller: saldırı veya tehdide direnip onu geri püskürtmeyi; ayrıca hastalık, eleştiri ya da ticari baskıyı önlemeyi anlatın.
Bu derste
get along: iyi geçinmek
Get along, biriyle dostça veya huzurlu bir ilişki içinde olmak demektir. Olumsuz biçimi don't get along, grupların sık sık anlaşmazlığa düştüğünü, çatıştığını veya barış içinde birlikte yaşayamadığını anlatır. Burada get ‘elde etmek’ anlamına gelmez ve along hareket yönünü anlatmaz. Get along ifadesini tek bir phrasal verb olarak düşünün. Karşı tarafı belirtmek için ardından sık sık with gelir: get along with someone.
Alıştırma
Hangi cümle iki kişinin ilişkisinin kötü olduğunu doğal biçimde anlatır?
- Lena and Priya don't get along.
- Lena and Priya don't get the same gift.
- Lena and Priya don't go along the road.
Cevabı göster
Lena and Priya don't get along.
Every day billions of soldiers fight a merciless war on thousands of fronts
0:04Her gün milyarlarca asker binlerce cephede acımasız bir savaş veriyor
and it's been going on for over 100 million years. Dilbilgisi
0:08ve bu 100 milyon yılı aşkın süredir devam ediyor.
it's been going on for: şimdiye kadar sürmek
It's been going on for + süre, bir olayın veya durumun geçmişte başladığını, bugüne kadar devam ettiğini ve hâlâ sürdüğünü anlatır. Burada it's, it is değil it has anlamındadır. Açık biçimi it has been going on şeklindedir. Yapı present perfect continuous biçimindedir: has been + fiil-ing. Going on ‘devam etmek veya gerçekleşmek’ anlamına gelir; for ise for two hours veya for many years örneklerindeki gibi süreyi belirtir.
Alıştırma
Gürültü iki saat önce başladı ve hâlâ devam ediyor. Going on kullanarak cümleyi tamamlayın: The noise ____ two hours.
Cevabı göster
has been going on for
Ants are ancient beings that arose around 160 million years ago
0:26Karıncalar, yaklaşık 160 milyon yıl önce ortaya çıkmış kadim canlılardır
and took over a wide variety of ecological niches Öbek fiiller
0:31ve çok çeşitli ekolojik nişleri ele geçirecek kadar
so successfully that they became one of the dominant animals on planet Earth. Dilbilgisi
0:34başarılı olmuş, Dünya üzerindeki baskın hayvanlardan biri haline gelmişlerdir.
took over: kontrolü ya da baskın konumu ele geçirmek
Bu cümlede took over, karıncaların birçok ekolojik nişe yayıldığı, bu nişleri işgal ettiği ve buralarda baskın hâle geldiği anlamındadır. Ekolojik nişler, türlerin bir ekosistemdeki yerleri ve rolleridir. İfade, kısa süreli bir girişten değil, kalıcı bir başarıdan söz eder. Take over burada bir öbek fiildir ve ardından a wide variety of ecological niches nesnesi gelir. Aynı yapı bir kuruluşun, pazarın, sorumluluğun veya yerin kontrolünü ele almayı da anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede take over, kontrolü veya baskın bir konumu ele geçirmek anlamında kullanılmıştır?
- The hike took over an hour to finish.
- Maya took the book over to the desk.
- Within a few years, the new app took over most of the local market.
Cevabı göster
Within a few years, the new app took over most of the local market.
so successfully that: sonuca yol açan derece
So successfully that, so + zarf + that yan cümlesi sonuç kalıbının bir parçasıdır. Successfully, karıncaların nişleri nasıl ele geçirdiğini anlatır; so bu derecenin yüksekliğini gösterir, that ise karıncaların Dünya’daki baskın hayvanlardan biri olması sonucunu getirir. Bir niteliğin ya da eylemin bir sonuca yol açacak dereceye ulaştığını göstermek için so + sıfat/zarf + that + sonuç yapısını kullan. Burada so tek başına “bu yüzden” anlamına gelmez; so ve that birlikte çalışır.
Alıştırma
Sonuç kalıbını tamamla: The robot moved so quietly ____ nobody noticed it.
Cevabı göster
that
Today they count more than 16,000 different species
0:39Bugün 16.000'den fazla farklı türe ayrılırlar
make up 20% of the entire animal biomass on land. Öbek fiiller
0:48karadaki tüm hayvan biyokütlesinin %20'sini oluşturur.
Yüzde ifadelerinde make up
Burada make up, ‘oluşturmak’ ya da ‘belirli bir paya karşılık gelmek’ demektir. Ölçülen parça karıncalardır; %20 ise karadaki tüm hayvan biyokütlesi içindeki paylarıdır. Verileri anlatırken sık kullanılan kalıp X makes up + yüzde veya pay + of Y biçimindedir. Fiil X'e göre tekil ya da çoğul olur: One source makes up 10%; several sources make up 10%.
Alıştırma
Cümleyi make up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Solar power ____ 30% of the electricity used by the school.
Cevabı göster
makes up
Similar to humans, their recipe for success is collaboration.
0:53İnsanlara benzer şekilde, başarılarının sırrı işbirliğidir.
together they are able to achieve stunning feats. Kalıp ifadeler
1:00bir araya geldiklerinde çarpıcı başarılara imza atabilirler.
While one ..., together they ...: bireysel ve toplu sonuçların karşılaştırılması
Cümle başındaki While önce bir sınırlama sunar: tek başına bir karınca, yararlı bir şey yapmaktan neredeyse aciz olarak anlatılır. Ana cümle daha sonra daha güçlü ve beklenmedik sonucu verir: karıncalar grup olarak olağanüstü işler başarabilir. Burada while, ‘... olduğu süre boyunca’ değil, ‘... olsa da’ anlamındadır. together sözcüğünün ana cümledeki yeri, tek bireyden gruba geçişi belirginleştirir. While one X ..., together they or we ... kalıbını, bireyin sınırlı gücüyle grubun başarısını karşılaştırmak için yeniden kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümle, bir sınırlamayı kabul etmek için While ve grubun başarabileceklerini göstermek için together kullanıyor?
- While the volunteers carried boxes, the driver waited by the van.
- While one volunteer can carry only one box, together the group can move everything quickly.
- The volunteers worked together while the driver checked the list.
Cevabı göster
While one volunteer can carry only one box, together the group can move everything quickly.
achieve stunning feats: şaşırtıcı başarılara imza atmak
achieve stunning feats ifadesinde achieve “başarıyla yapmak”, feats ise zor ve olağanüstü eylemler ya da başarılar anlamına gelir. Stunning övgüyü güçlendirir; sonuçların insanları şaşırtacak kadar etkileyici olduğunu belirtir. İfadenin tamamı sıradan bir görevi bitirmeyi değil, olağanüstü bir başarıyı anlatır. Beceri, güç, cesaret veya ekip çalışması sonucu dikkat çekici hâle getirdiğinde özellikle doğaldır.
Alıştırma
Örnekte achieve stunning feats ne anlama geliyor?
- Olağanüstü derecede etkileyici şeyler başarmak
- Birkaç sıradan günlük işi tamamlamak
- Zor bir şey yapmadan bir şeyi güzel göstermek
Cevabı göster
Olağanüstü derecede etkileyici şeyler başarmak
wage war: savaş yürütmek
Burada wage bir fiildir. Wage war, örgütlü bir çatışmayı belirli bir süre boyunca yürütmek anlamına gelir. Tek ve kısa bir dövüşü değil, bir grubun sürekli çabasını anlatır. Karıncalarla ilgili cümlede bu ifade, örgütlü grup çatışmasını savaş olarak sunar. Aynı yapı gerçek bir savaş için kullanılabileceği gibi bir grubun bir soruna karşı güçlü ve sürekli çabasını anlatmak için mecazi olarak da kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle çatışmayı başlatmaya değil, onu yürütüp sürdürmeye odaklanır?
- The kingdom went to war with its neighbor.
- The kingdom declared war on its neighbor.
- The kingdom waged war against its neighbor.
Cevabı göster
The kingdom waged war against its neighbor.
full-on invasions: en yüksek yoğunluğu canlı biçimde anlatmak
Full-on, bir şeyin eksiksiz, aşırı veya en yüksek düzeyde olduğunu belirten gündelik bir pekiştiricidir. Burada full-on invasions, sınırlı çatışmalar veya baskınlar yerine büyük ve ciddi istilaları anlatır. Tireli ifade, invasions sözcüğünden önce sıfat olarak kullanılır. Full-on ifadesini tek bir bütün olarak anlayın; full ve on sözcüklerinin ayrı ayrı gerçek anlamlarına ayırmayın.
Alıştırma
Hangi cümlede full-on gündelik bir pekiştirici olarak doğal biçimde kullanılmıştır?
- The small disagreement became full-on a shouting match.
- The small disagreement became a full-on shouting match.
- The small disagreement became a full on shouting match.
Cevabı göster
The small disagreement became a full-on shouting match.
Let's look at some of the most interesting ones in a series of videos.
1:29Bir video serisinde bunlardan en ilginç olanlarına bakalım.
the army ant, a swarm made for war. Kalıp ifadeler
1:34savaşmak için yaratılmış bir sürü olan ordu karıncaları var.
made for war: bir amaca özellikle uygun olmak
Made for war, savaşmaya veya savaşa özellikle uygun anlamına gelir. Bu anlatımda ordu karıncası sürüsü canlı bir şekilde değerlendirilmektedir; birinin sürüyü gerçekten savaş için ürettiği iddia edilmez. a swarm made for war ifadesinde bu söz grubu swarm sözcüğünden sonra gelir ve onu tanımlar. a swarm that is made for war yapısının kısaltılmış biçimidir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be made for + isim veya -ing biçimidir: be made for the stage; be made for working outdoors.
Alıştırma
Hangi cümlede made for, Leo’nun bir etkinliğe özellikle uygun olduğunu gösterecek şekilde doğal kullanılmıştır?
- Leo is made to working with children.
- Leo is made of working with children.
- Leo is made for working with children.
Cevabı göster
Leo is made for working with children.
The army ant group consists of about 200 different species. Kalıp ifadeler
1:39Ordu karıncası grubu yaklaşık 200 farklı türden oluşur.
consists of: bir bütünün parçalarını belirtmek
"Consists of", ordu karıncaları grubunu bütün; yaklaşık 200 türü de bu bütünü oluşturan üyeler olarak gösterir. Kalıp, bütün + consist(s) of + parçalar şeklindedir. Burada "group" tekildir, bu yüzden geniş zamandaki fiil "consists" olur. Anlam bir oluşumu anlatsa da "consist of" normalde etken biçimde kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi "consist of" ifadesinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: "The science club ____ twelve members."
Cevabı göster
consists of
a sort of: yaklaşık bir tanımı belirtmek
"A sort of", "nomadic lifestyle" ifadesini kesin bir bilimsel kategori değil, yaklaşık bir tanım hâline getirir. Karıncalar sürekli hareket eder; bu yüzden yaşam biçimleri genel olarak göçebe yaşama benzetilebilir. "A sort of + isim öbeği" kalıbı, farklılıklara yer bırakırken yararlı bir adlandırma yapmayı sağlar. Burada "a", "sort" ile birlikte kullanılır ve bütün ifade "nomadic lifestyle" sözünü tanıtır.
Alıştırma
Örnekteki "a sort of nomadic lifestyle" ne anlama geliyor?
- nomadic lifestyle adlı, resmen tanımlanmış bir biyolojik kategori
- kesin bir resmî kategori değil, yaklaşık olarak göçebe bir yaşam biçimi
- milyonlarca karıncayı yaşam biçimi gruplarına ayırma yöntemi
Cevabı göster
kesin bir resmî kategori değil, yaklaşık olarak göçebe bir yaşam biçimi
On a hunt, some species form large columns up to 100 m long,
1:50Avlanırken bazı türler 100 metreye kadar uzunlukta büyük kollar oluşturur,
killing and immediately dismembering every insect or small vertebrate they encounter.
1:54karşılaştıkları her böceği veya küçük omurgalıyı öldürür ve hemen parçalara ayırırlar.
The biggest hunting parties can kill up to 500,000 animals per day.
2:00En büyük avcı grupları günde 500.000'e kadar hayvanı öldürebilir.
Some army ants specialize in hunting and consuming other social insects Kalıp ifadeler
2:06Bazı ordu karıncaları diğer sosyal böcekleri avlamak ve tüketmek konusunda uzmanlaşmıştır,
like termites, wasps, and especially other ants.
2:11tıpkı termitler, eşek arıları ve özellikle diğer karıncalar gibi.
specialize in hunting and consuming: avlama ve tüketme konusunda uzmanlaşmak
Specialize in, belirli bir alana veya faaliyet türüne odaklanmak anlamına gelir. Burada bazı ordu karıncalarının beslenme davranışının sosyal böcekleri avlayıp yemeye odaklandığını anlatır. In bir edattır; bu nedenle hunting ve consuming, edattan sonra paralel kullanılan -ing biçimleridir. Aktarılabilir yapı specialize in + isim veya -ing biçimidir: specialize in biology; specialize in designing bridges.
Alıştırma
Specialize in ifadesinin doğru biçimini ve design fiilinin -ing biçimini kullanın: Our studio ____ small urban gardens.
Cevabı göster
specializes in designing
Wasps are fierce and may seem invulnerable,
2:15Eşek arıları acımasızdır ve yenilmez görünebilirler,
but if a swarm makes its way to their colonies, Kalıp ifadeler
2:18ancak bir sürü onların kolonisine doğru yola çıkarsa,
makes its way to: ilerleyip ulaşır
Make one's way to, güzergâha veya ilerleme sürecine dikkat çekerek bir yere doğru hareket edip sonunda oraya ulaşmak demektir. Burada sürü, yaban arılarının kolonilerine gider; ifade bir yol inşa etmek anlamına gelmez. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I make my way, she makes her way ve they make their way. makes its way to ifadesindeki its, sürüyü yani the swarm ifadesini belirtir.
Alıştırma
Make one's way to ifadesini geçmiş zamanda ve doğru iyelik sözcüğüyle kullanın: After the show, Lena ____ the exit through the crowd.
Cevabı göster
made her way to
stand a chance: gerçek bir başarı olasılığı
Stand a chance, zor bir durumda başarıya ulaşmak, kazanmak veya hayatta kalmak için gerçek bir olasılığa sahip olmak demektir. Buradaki don't even stand a chance, yaban arılarının sürüye direnmek için gerçekçi hiçbir olasılığının bulunmadığını anlatır. Stand burada ayakta durmak anlamına gelmez; chance ise başarı olasılığını ifade eder. Yaygın kalıp stand a chance of + isim veya -ing biçimidir; stand a chance of winning buna örnektir. Olumsuz cümledeki even anlamı güçlendirir: en küçük gerçekçi olasılık bile yoktur.
Alıştırma
Hedef deyim stand a chance ile cümleyi tamamlayın; doesn't sonrasında fiilin yalın biçimini kullanın: Against the national champions, our new team doesn't ____.
Cevabı göster
stand a chance
The much bigger and stronger wasps might kill a few of them,
2:23Çok daha büyük ve güçlü olan eşek arıları birkaçını öldürebilir,
Even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul
Even if, ödünleyici bir koşul getirir: koşul gerçek olabilir veya yalnızca varsayılmış olabilir, ancak sonucu değiştirmez. Bu cümlede kraliçenin hayatta kalması olumlu bir koşul gibi görünse de larvalar yine de alınıp yenir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp Even if + koşul, sonuç biçimindedir. Even, bu güçlü veya şaşırtıcı koşulun bile yeterli olmadığı anlamını ekler; bu nedenle sıradan if yapısından daha güçlü bir karşıtlık kurar.
Alıştırma
Konuşan kişi otobüsün gecikip gecikmeyeceğini bilmiyor ve öğleden önce varma sonucu değişmeyecek. Bu anlamı hangi cümle ifade eder?
- If the bus is late, I will arrive before noon because I left extra time.
- Even though the bus is late, I will arrive before noon because I left extra time.
- Even if the bus is late, I will arrive before noon because I left extra time.
Cevabı göster
Even if the bus is late, I will arrive before noon because I left extra time.
When army ants discover another ant colony,
2:38Ordu karıncaları başka bir karınca kolonisi keşfettiklerinde,
Now you might think this would be a more even battle, Anlatım akışı
2:43Şimdi bunun daha adil bir savaş olacağını düşünebilirsiniz,
You might think ..., but it's not: bir varsayımı öngörüp düzeltme
You might think, konuşmacının dinleyicinin yapmasını beklediği makul bir tahmini ortaya koyar. Buradaki might, dinleyicinin düşüncesine ilişkin tahmini nazikçe yumuşatır; konuşmacının kendi görüşünden emin olmadığını göstermez. But it's not bu tahmini hemen reddeder. Bu kalıp, önce muhtemel beklentiyi sunup ardından gerçek sonucun farklı olduğunu göstererek açıklamayı düzenler.
Alıştırma
Hangi cümle dinleyicinin olası varsayımını önceden sunup sonra düzeltir?
- You might think the shorter route is faster, but it actually takes longer.
- The shorter route might be faster, so let's try it first.
- I think the shorter route is faster because it looks direct.
Cevabı göster
You might think the shorter route is faster, but it actually takes longer.
Because army ants act as a social unit, Kalıp ifadeler
2:47Ordu karıncaları sosyal bir birim olarak hareket ettikleri için
act as a social unit: eş güdümlü tek bir grup olarak işlev görmek
act as + isim öbeği yapısında act as, belirli bir rol üstlenmek veya o işlevi görmek anlamına gelir. Buradaki act, bir oyunda rol yapmak anlamında değildir. As a social unit, rolü ya da hareket biçimini açıklar: karıncalar ayrı bireyler olarak değil, eş güdüm içinde tek bir grup olarak hareket eder. Bu kalıp, pratik bir işlev üstlenen insanlar veya nesneler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Bir şeyin belirli bir işlev gördüğünü anlatmak için act fiilini doğru edatla tamamlayın: During the school fair, the gym can ____ a theater.
Cevabı göster
act as
Most army ants are not particularly impressive individually,
2:53Çoğu ordu karıncası bireysel olarak pek etkileyici değildir,
but they can overwhelm their victims with sheer numbers Kalıp ifadeler
2:56ancak kurbanlarının kolonisi etkili bir savunma kuramadan
before the victim colony can mount an effective defense. Kalıp ifadeler
2:59onları sırf sayılarıyla bile bunaltabilirler.
with sheer numbers: yalnızca sayıyla üstünlük sağlamak
with sheer numbers ifadesinde sheer, sayının çok büyük olduğunu güçlü biçimde vurgular ve miktarın kendisini belirleyici etken olarak gösterir. Tek bir karınca etkileyici olmasa bile grubun büyüklüğü kazanmaya yeter. with + sheer + isim yapısı, o ismi sonucu ortaya çıkaran araç olarak sunar: with sheer numbers, with sheer force veya with sheer determination.
Alıştırma
Basit robotlar yalnızca sayıları çok olduğu için kazandıysa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The basic robots defeated the advanced machine ____.
- with sheer numbers
- in large numbers
- one at a time
Cevabı göster
with sheer numbers
mount an effective defense: güçlü bir karşılık örgütlemek
Burada mount, “örgütlemek ve başlatmak” anlamına gelen resmî bir eylem fiilidir. Mount an effective defense, bir savunmayı düzenleyip işler hâle getirmek demektir; bir şeye binmek veya bir şeyi monte etmek anlamına gelmez. Yapı mount + a/an + sıfat + defense biçimindedir. Bir saldırıya, suçlamaya, davaya veya rekabete sınırlı zamanda karşılık verilmesi gereken durumlarda sık görülür.
Alıştırma
Standart resmî eşdizimi hangi fiil tamamlar? The city had little time to ____ an effective defense against the cyberattack.
- mount
- install
- ride
Cevabı göster
mount
And so invasions tend to be won by the attackers Dilbilgisi
3:03Bu yüzden istilalar genellikle saldıranlar tarafından kazanılır
tend to be won by: edilgen yapıyla genel bir eğilim bildirmek
Tend to, her seferinde gerçekleşen kesin bir sonucu değil, genel bir eğilimi belirtir. Burada konuşmacının istilalarda genellikle ne olduğunu mutlak bir iddiada bulunmadan özetlemesini sağlar. Tend to ifadesinden sonra fiilin yalın mastar biçimi kullanılır: be won. Be won by the attackers edilgen yapıdadır ve won, win fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Edilgen yapı istilaları ve sonucu öne çıkarır; by the attackers ise zaferden sorumlu tarafı belirtir.
Alıştırma
Genel bir eğilimi edilgen yapıyla bildiren ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Based on many seasons, close matches ____ the more patient team.
Cevabı göster
tend to be won by
Interestingly, army ants don't fight army ants.
3:11İlginçtir ki, ordu karıncaları ordu karıncalarıyla savaşmaz.
either ... or ...: iki alternatifi bağlamak
Either ... or ..., iki alternatifi birbirine bağlayan ikili bir bağlaç yapısıdır. Bu cümlede ilk alternatif pass through each other ifadesidir; ignoring the other swarm ise bu eyleme ayrıntı ekler. İkinci alternatif both colonies just move away ifadesidir. Ignoring üçüncü bir ana seçenek değildir. İki alternatif farklı uzunluklarda olabilir ve kendi öznelerini içerebilir. Önemli olan, either sözcüğünün ilk birimi, or sözcüğünün de dil bilgisel açıdan karşılaştırılabilir ikinci birimi tanıtmasıdır. Böylece iki olasılık açıkça izlenebilir.
Alıştırma
İki alternatifi tanıtan ikili yapıyı tamamlayın: For the school trip, we can ____ visit the science center ____ explore the old castle.
Cevabı göster
either · or
which makes sense from an evolutionary standpoint. Kalıp ifadeler
3:23ki bu da evrimsel bir bakış açısıyla mantıklıdır.
Evrimsel açıdan
From an evolutionary standpoint, makes sense yargısının hangi çerçeveden yapıldığını gösterir. Davranışın evrim, özellikle de hayatta kalmaya ve üremeye nasıl katkı sağlayabileceği açısından düşünüldüğünde makul olduğu anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen yapı from a/an + sıfat veya isim + standpoint şeklindedir. Bir sonucun mümkün olan her açıdan değil, belirli bir analiz biçimi içinde verildiğini gösterir. Buradaki standpoint soyut bir bakış açısıdır; fiziksel olarak durulan bir yer değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir yargıyı tek bir analiz bakış açısıyla sınırlamak için from a ... standpoint yapısını kullanıyor?
- In my opinion, the trail looks prettier after the storm.
- The trail begins beside the safety stand near the gate.
- From a safety standpoint, closing the trail during the storm makes sense.
Cevabı göster
From a safety standpoint, closing the trail during the storm makes sense.
probably eradicated themselves millions of years ago.
3:28muhtemelen milyonlarca yıl önce kendilerini yok etmişlerdir.
Indeed, they're so deadly that other ant species had to specialize to survive their presence.
3:32Gerçekten de o kadar ölümcüldürler ki diğer karınca türleri varlıklarını sürdürebilmek için uzmanlaşmak zorunda kalmışlardır.
Many species just panic and evacuate their nest when they notice army ant scouts,
3:38Birçok tür ordu karıncası öncülerini fark ettiğinde paniğe kapılır ve yuvalarını boşaltır,
carrying as many larvae with them as they can, Dilbilgisi
3:43yanlarında taşıyabildikleri kadar çok larva götürerek,
in order to return and rebuild after the attack. Dilbilgisi
3:45saldırıdan sonra geri dönüp yeniden inşa edebilmek için.
as many larvae ... as they can: taşıyabildikleri kadar çok larva
as many larvae ... as they can yapısında many, çoğul sayılabilir isim larvae ile kullanılır. İki as, en yüksek miktarı belirten bir yapı oluşturur: Yeteneklerinin ve koşulların izin verdiği en fazla sayıda larvayı taşırlar. Yeniden kullanılabilen biçim as many + çoğul sayılabilir isim + as + özne + can/could şeklindedir. Bu cümlede with them, carrying ifadesine bağlıdır ve daha büyük yapının içinde bulunur; iki temel parçadan biri değildir. Tekrarlanan carry fiili can sonrasında anlaşılır olduğu için yeniden söylenmez.
Alıştırma
“Mümkün olan en fazla sayıda numune” anlamını vermek için cümleyi as many ... as you can yapısıyla tamamlayın: In one hour, collect ____.
Cevabı göster
as many samples as you can
in order to: amacı açıkça belirtmek
Burada in order to, mümkün olduğunca çok larvayı götürme amacını belirtir: bu türler bunu daha sonra geri dönüp yuvayı yeniden kurabilmek için yapar. Kalıp in order to + fiilin yalın hâlidir. Return ve rebuild, to’dan sonra sıralanan iki eş görevli fiildir; after the attack bu eylemlerin ne zaman gerçekleştiğini belirtir, in order to’nun doğrudan aldığı bir öge değildir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan amaç ifadesiyle tamamlayın: We left early ____ avoid heavy traffic.
Cevabı göster
in order to
Other species have invented living bunkers since fighting is so futile.
3:49Savaşmak çok nafile olduğu için diğer türler canlı sığınaklar icat etmiştir.
show up: varmak veya ortaya çıkmak
Show up, bir yere, etkinliğe veya duruma varmak ya da ortaya çıkmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada ordu karıncalarının bölgeye gelmesi anlamındadır. Özellikle geliş bekleniyorsa, fark ediliyorsa veya şaşırtıcıysa, çoğu zaman birinin ya da bir şeyin gelmiş olmasına veya geliş zamanına dikkat çeker. Anlamı show ve up sözcüklerinin gerçek anlamlarının basit bir birleşimi değildir; show up ifadesini tek bir birim olarak öğrenin.
Alıştırma
Cümleyi varmak anlamındaki vurgulanan öbek fiille tamamlayın: The technician did not ____ at the scheduled time.
Cevabı göster
show up
they use them to block the entrances to their nests,
3:59bunları yuvalarının girişlerini kapatmak için kullanırlar,
so the attackers have to give up after a while. Öbek fiiller
4:02böylece saldıranlar bir süre sonra pes etmek zorunda kalır.
“Denemeyi bırakmak” anlamındaki give up
Burada give up, “denemeyi bırakmak” anlamına gelir. Saldırganlar kapatılmış girişlerden geçemez ve bu yüzden girişimlerine son verir. Bu cümlede give up ifadesinden sonra nesne yoktur. Aynı öbek fiil, neden vazgeçildiğini de belirtebilir: give up a plan veya give up trying. Ardından -ing biçimi geldiğinde o etkinliği bırakmak anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi “denemeyi bırakmak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: After twenty minutes, Leo decided to ____ and ask for help.
Cevabı göster
give up
But not everybody is afraid of army ants. Dilbilgisi
4:05Ancak herkes ordu karıncalarından korkmaz.
not everybody, “herkes değil” demektir; “hiç kimse” değil
Not everybody kısmi olumsuzluktur. “Ordu karıncalarından korkmak” ifadesinin grubun her üyesi için doğru olmadığı anlamına gelir. En az bir üye korkmaz; ancak diğerleri hâlâ korkuyor olabilir. Burada ifade, genel duruma bir istisna getirir. not everybody ifadesini “herkes değil” olarak anlayın; “hiç kimse” olarak değil.
Alıştırma
“Not everybody enjoyed the movie” cümlesi ne anlama gelir?
- Filmden hiç kimse hoşlanmadı.
- Filmden herkes hoşlandı.
- En az bir kişi filmden hoşlanmadı, ancak bazı kişiler hoşlanmış olabilir.
Cevabı göster
En az bir kişi filmden hoşlanmadı, ancak bazı kişiler hoşlanmış olabilir.
Leafcutter ants form some of the largest and most complex societies
4:08Yaprak kesen karıncalar, insanlar dışındaki herhangi bir hayvandan
of any animal other than humans. Kalıp ifadeler
4:12en büyük ve en karmaşık topluluklardan bazılarını oluşturur.
Other than humans: bir istisnayı dışarıda bırakmak
Bu cümlede other than humans, “insanlar hariç” anlamına gelir. İnsanları karşılaştırılan hayvanlar kümesinden çıkarır; dolayısıyla ifade insan dışındaki hayvan toplumlarıyla ilgilidir. Bir istisna veya dışlama belirtmek için other than + isim ya da zamir kullanılır. Burada insan dışındaki hayvanların doğaları gereği insanlardan farklı olduğu söylenmiyor.
Alıştırma
Hangi cümlede other than bir kişiyi gruptan çıkarmak için kullanılmıştır?
- The twins look different from each other.
- Every guest other than Maya has arrived.
- Leo chose the train rather than the bus.
Cevabı göster
Every guest other than Maya has arrived.
They live in extensive nests many meters deep and across,
4:15Derinliği ve genişliği metrelerce olan geniş yuvalarda yaşarlar,
with a highly sophisticated division of labor. Kelime
4:20ve son derece sofistike bir iş bölümüne sahiptirler.
Division of Labor: farklı üyeler, farklı görevler
Division of labor, farklı üyelerin farklı uzmanlık görevlerini yaptığı düzenli bir iş paylaşımı biçimidir. Burada, karınca gruplarının koloni içinde ayrı görevlere sahip olduğu anlamına gelir. Division of labor isim grubundaki division, çatışma veya toplumsal bölünme değil, işin parçalara ayrılıp dağıtılması demektir. Bu fikir hayvan kolonilerine, iş yerlerine, ekonomilere ve evlere uygulanabilir.
Alıştırma
Cümleyi farklı uzmanlık görevlerinin üyelere dağıtılmasını anlatan standart üç sözcüklü terimle tamamlayın: In the bee colony, some workers feed the young while others gather nectar; this is a ____.
Cevabı göster
division of labor
Like huge soldiers 100 times more massive than a worker. Dilbilgisi
4:23Bir işçiden 100 kat daha büyük devasa askerler gibi.
100 times more massive than: katlı karşılaştırma
Bu cümlede 100 times more massive than, asker karıncanın işçi karıncadan kütle veya hacim bakımından çok daha büyük olduğunu anlatır. Yapı, sayı + times + more + sıfat + than + karşılaştırılan öğe biçimindedir. Gündelik ve teknik olmayan İngilizcede bu yapı çoğu zaman karşılaştırılan değerin yaklaşık 100 katını anlatmak için kullanılır. Ancak katı bir aritmetik okumada 100 times more, başlangıç miktarına 100 ek katın ilave edilmesi, yani referans değerin yaklaşık 101 katı olarak anlaşılabilir. Kesin bir 100:1 oranı belirtmek için 100 times as massive as denir.
Alıştırma
Hangi cümle, 100 times more massive than yapısındaki belirsizlik olmadan kesin bir 100:1 kütle oranı belirtir?
- The soldier is 100 times as massive as the worker.
- The soldier is 100 percent more massive than the worker.
- The soldier is 100 times more massive than the worker.
Cevabı göster
The soldier is 100 times as massive as the worker.
Their sole purpose might be to defend their colonies against army ants. Kalıp ifadeler
4:28Tek amaçları kolonilerini ordu karıncalarına karşı savunmak olabilir.
sole purpose: tek ve dışlayıcı amaç
Sole purpose ifadesinde sole, “tek” veya “bir tane ve başka hiçbiri yok” anlamına gelir. İfade, tek ve dışlayıcı bir amaç ya da işlev belirtir; bu nedenle bir şeyin yalnızca önemli bir amaç olduğunu söylemekten daha güçlüdür. Their sole purpose might be... yapısında might, iddiayı kesin olmaktan çıkarır. Cümle, savunmanın onların tek işlevi olabileceğini ileri sürer; bunu kanıtlanmış bir gerçek olarak sunmaz.
Alıştırma
Cümleyi “tek ve biricik amaç” anlamındaki resmî iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The team's ____ was to find the missing hikers.
Cevabı göster
sole purpose
The diet of the army ant species Nomamyrmex esenbeckii
4:35Nomamyrmex esenbeckii ordu karıncası türünün diyeti
consists mostly of the larvae of other ants.
4:39çoğunlukla diğer karıncaların larvalarından oluşur.
So far, they are the only known species that can successfully attack a mature colony of leafcutters. Dilbilgisi
4:47Şimdiye kadar yaprak kesicilerin olgun bir kolonisine başarıyla saldırabildiği bilinen tek tür onlardır.
the only known species that can: dikkatli bir benzersizlik iddiası
the only known species ad öbeğinde only, tanıma uyan tek bir tür olduğunu belirtir; known ise iddiayı şimdiye kadar keşfedilmiş veya kayda geçirilmiş olanlarla sınırlar. that can, özel yeteneği belirten bir ilgi cümleciğini başlatır. Yeniden kullanılabilir kalıp the only known + noun + that can + verb şeklindedir. Sonucun hiçbir zaman değişmeyeceğini söylemek yerine, mevcut bilgiye dayalı dikkatli bir benzersizlik iddiası kurar.
Alıştırma
Belirli bir yeteneğe sahip olduğu şu anda belgelenmiş tek türü gösteren, dersteki altı kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: In the report, the blue cave snail is ____ live in the hot spring.
Cevabı göster
the only known species that can
The moment the leafcutter ants notice the army ant attack, Dilbilgisi
4:59Yaprak kesen karıncalar ordu karıncası saldırısını fark ettikleri an,
they go into crisis mode and immediately alert their soldiers, Kalıp ifadeler
5:02kriz moduna girerler ve hemen askerlerini uyarırlar,
The moment ile anında tetiklenen bir eylemi anlatmak
The moment burada zaman bağlayıcısı olarak kullanılır ve “olur olmaz” ya da “tam gerçekleştiği anda” anlamına gelir. Ana eylemi tetikleyen olayı tanıttığı için tepkinin anında gerçekleştiğini hissettirir. Kalıp the moment + subject + verb şeklindedir ve ardından sonuç cümleciği gelir. Bu yapıda the moment iki olayı zaten bağladığından arkasına when eklemeyin.
Alıştırma
“Olur olmaz” anlamına gelen, dersteki iki kelimelik zaman bağlayıcısıyla cümleyi tamamlayın: ____ the school bell rings, everyone heads outside.
Cevabı göster
The moment
go into crisis mode: acil müdahale durumuna geçmek
Go into crisis mode, normal davranıştan acil müdahale durumuna geçmek anlamına gelir. Burada karıncalar ciddi bir tehdit algılayıp acil durum eylemlerine başlıyor. Go into bir durum değişikliğini gösterir; crisis mode ise bir yer değil, çalışma veya hareket etme biçimidir. Bu ifade tehlikeye ya da ciddi bir soruna acilen tepki veren bir kişiyi, grubu, kuruluşu veya sistemi anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi “acil müdahale durumuna geçmek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: When the fire alarm sounded, the event staff ____.
Cevabı göster
went into crisis mode
who very quickly swarm to the site of attack.
5:05ki onlar da çok hızlı bir şekilde saldırı yerine akın ederler.
A frontline develops that can be a few meters wide
5:08Birkaç metre genişliğinde olabilen bir cephe oluşur
locking on them and trying to cut through their heads.
5:17onlara kenetlenip kafalarını kesmeye çalışırlar.
go head-to-head with: bir rakiple doğrudan karşılaşmak
Go head-to-head with, bir dövüşte veya yarışmada rakiple doğrudan karşı karşıya gelmek anlamına gelir. Burada karıncalar fiziksel olarak çatıştığı için doğrudan yüzleşme fikri özellikle açıktır. Kalıp, go head-to-head with ifadesinden sonra rakibin getirilmesiyle kurulur. Kaçınmak veya dolaylı rekabet etmek yerine doğrudan karşı koymayı vurgular.
Alıştırma
Cümleyi bir rakiple doğrudan karşılaşmayı anlatan hedef deyimle tamamlayın: In the final debate, Lina will ____ the defending champion.
Cevabı göster
go head-to-head with
Smaller leaf cutter workers help by grabbing the enemies.
5:20Daha küçük yaprak kesici işçileri düşmanları yakalayarak yardım eder.
Small teams carry out attacks behind the frontline Öbek fiiller
5:23Küçük ekipler cephenin arkasında saldırılar düzenleyerek
where they dismember their enemies by ripping their legs from their bodies.
5:26düşmanlarının bacaklarını vücutlarından kopararak onları parçalara ayırırlar.
carry out attacks: planlanmış bir eylemi gerçekleştirmek
carry out attacks ifadesinde carry out, “gerçekleştirmek” veya “uygulamak” anlamına gelir. Küçük ekipler düzenli bir eylem gerçekleştirir; bir şeyi kelimenin gerçek anlamıyla dışarı taşımamaktadır. Carry out bir nesne gerektirir: carry out + eylem, görev, plan, test, emir veya benzeri bir isim. Nesne, neyin gerçekleştirildiğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “gerçekleştirmek” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The engineers will ____ a safety inspection tomorrow.
Cevabı göster
carry out
try to swarm their victim's soldiers and sting them to death in a mob. Kalıp ifadeler
5:31kurbanlarının askerlerinin etrafını sarıp onları topluca sokarak öldürmeye çalışırlar.
meanwhile: eş zamanlı bir olaya geçiş
Meanwhile, iki eylemin aynı zaman diliminde gerçekleştiğini gösterir. Burada dikkati bir gruptan, saldırganların aynı anda yaptıklarına çevirir. The attackers, meanwhile, ... örneğindeki gibi iki virgül arasında kullanıldığında, okuyucuyu paralel bir eyleme yönlendiren ara ifade görevi görür. Cümlenin başında da kullanılabilir: Meanwhile, .... Adım adım bir sıralamayı değil, paralel olayları düzenler.
Alıştırma
Priya is setting the table. Hangi cümle başka bir eylemin aynı anda gerçekleştiğini gösterir?
- Meanwhile, her brother is making the salad.
- Eventually, her brother makes the salad.
- Then, her brother makes the salad.
Cevabı göster
Meanwhile, her brother is making the salad.
sting them to death içinde fiil + nesne + to death
sting them to death ifadesinde sting eylemi, them nesneyi, to death ise son sonucu gösterir: tekrar tekrar sokma, hedeflerin ölmesine neden olur. Buradaki to yön veya amaç bildirmez. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı fiil + nesne + to death şeklindedir. freeze someone to death veya starve someone to death örneklerinde olduğu gibi, bir eylemi doğrudan ölümcül sonucuna bağlar.
Alıştırma
Cümleyi burada öğretilen iki sözcüklü sonuç ifadesiyle tamamlayın: The snake squeezed its prey ____.
Cevabı göster
to death
Despite the powerful defense and the determined response, Dilbilgisi
5:36Güçlü savunmaya ve kararlı yanıta rağmen,
the army ants are still superior in numbers. Kalıp ifadeler
5:39ordu karıncaları sayıca hala üstündür.
Despite + isim öbeği
Despite, ana sonucu beklenmedik gösterebilecek bir gerçeği sunar. Bu cümlede güçlü savunma ve kararlı karşılık, savunmacıların başarılı olabileceğini düşündürür; ancak ana sonuç, ordu karıncalarının sayıca daha fazla olduğudur. Despite bir edattır; bu nedenle burada ardından the powerful defense and the determined response isim öbeği gelir. Ana cümle the army ants ile başlar.
Alıştırma
Dil bilgisi açısından doğru başlangıcı seçin: ___ the heavy rain, the match continued.
- Despite of
- Although
- Despite
Cevabı göster
Despite
still superior in numbers: sayıca hâlâ üstün
be superior in + alan yapısı, bir kişi ya da şeyin tam olarak hangi ölçütte avantajlı olduğunu belirtir. Burada superior in numbers, ordu karıncalarının karşı taraftan daha fazla bireye sahip olduğu anlamına gelir; her yönden daha iyi oldukları anlamına gelmez. Still, güçlü savunmaya ve kararlı karşılığa rağmen bu sayısal üstünlüğün devam ettiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi superior in numbers kullanarak tamamlayın: There were twelve players on the red team and only eight on the blue team, so the red team was ____.
Cevabı göster
superior in numbers
prepare for the worst: en kötü duruma hazırlanmak
Prepare for the worst, gerçekleşmesi makul olan en kötü sonuçla başa çıkabilmek için şimdiden somut önlemler almak demektir. The worst, belirli bir kişi ya da nesneyi değil, en kötü durumu ifade eder. Bu ifade belirsizlik karşısında temkinli davranmayı gösterir. Konuşanın kötü sonucun kesinlikle gerçekleşeceğine inandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir aile fırtınanın kendilerine ulaşıp ulaşmayacağını bilmiyor, ancak her ihtimale karşı su ve pil depoluyor. Hangi cümle eylemlerini en iyi açıklar?
- They fear the worst.
- They expect the worst.
- They are preparing for the worst.
Cevabı göster
They are preparing for the worst.
and seal off as many entrances to their nest as possible Öbek fiiller
5:50ve yuvalarının girişlerinin mümkün olduğunca çoğunu kapatarak
seal off: erişimi tamamen engellemek
Burada seal off, insanların, hayvanların veya nesnelerin geçememesi için bir girişi tamamen kapatmak anlamına gelir. İşçi karıncalar girişleri barikatlarla yalıtarak bir geçiş yolunu korur. seal off + yer veya açıklık yapısı, genellikle fiziksel bir engelle erişimi ya da geçişi imkânsız hâle getirmeyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi seal off ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: After the rockfall, rescue teams ____ the unsafe tunnel.
Cevabı göster
sealed off
If the leafcutters are not able to repel the invaders
5:56Yaprak kesiciler işgalcileri püskürtemezse
or at least barricade enough of their entrances in time, Kalıp ifadeler
5:59ya da en azından girişlerinin yeterli bir kısmını zamanında barikatlayamazlarsa,
in time: çok geç olmadan önce
Burada in time, ordu karıncaları girmeden ve onları durdurmak için çok geç olmadan yeterince erken davranmak anlamına gelir. Olası kötü bir sonucun oluşturduğu son sınıra yetişmeye odaklanır. Bu sınırın saatte gösterilen belirli bir zaman olması gerekmez. Yaygın bir yapı in time to + fiil biçimidir. Örneğin in time to escape, kaçmanın hâlâ mümkün olduğunu anlatır.
Alıştırma
Mia'nın bir randevusu yoktu; yalnızca son otobüsü kaçırmaması gerekiyordu. Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? Mia arrived ____ to catch the last bus.
- in time
- on time
Cevabı göster
in time
and steal tens of thousands of the leafcutters' brood to eat them.
6:09ve onları yemek için on binlerce yaprak kesici yavrusunu çalarlar.
a heavy blow: ağır bir darbe
Burada a heavy blow, güçlü bir fiziksel vuruşu değil, ciddi bir gerileme veya kaybı ifade eder. Heavy etkinin ciddiyetini, blow ise zarar veren bir olayı anlatır. Bu ifade, bir olayın bir plana, gruba, işletmeye veya birinin özgüvenine ne kadar büyük zarar verdiğini özetler.
Alıştırma
Ciddi bir gerileme anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Losing our main sponsor was ____ to the project.
Cevabı göster
a heavy blow
Regardless who's won ...: kazananı bir kenara bırakmak
Regardless who's won the war bir ödünleme ilişkisi kurar: kazananın kim olduğu, ardından gelen ifadeyi değiştirmez. Bu yapı bir değişkeni bir kenara bırakır ve dikkati tüm olası sonuçlarda ortak olan duruma yöneltir. Burada who's, who has anlamına gelir; çünkü won geçmiş zaman ortacıdır: who has won. Who is anlamına gelmez.
Alıştırma
Kazanan kim olursa olsun sonucun aynı olduğunu göstermek için standart ödünleme yapısını en doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- Whoever won the match thanked both teams.
- Because one team won the match, both teams thanked the volunteers.
- Regardless of who won the match, both teams thanked the volunteers.
Cevabı göster
Regardless of who won the match, both teams thanked the volunteers.
death follows them ifadesindeki kişileştirme
Bu cümlede death kişileştirilir: soyut bir sonuç, ordu karıncalarını takip edebiliyormuş gibi anlatılır. Bu imge, karıncalar saldırdığında gittikleri her yerde ölümler yaşandığı anlamına gelir; arkalarından hareket eden gerçek bir varlığı anlatmaz. Bu anlatım, sonucu anlık ve kaçınılmaz hissettirir. Belgesellerde, hikâyelerde ve konuşmalarda death, fear veya trouble gibi soyut isimlere daha güçlü bir etki için insana özgü eylemler verilebilir.
Alıştırma
When the army ants attack, death follows them cümlesinde death follows them ne anlama gelir?
- Ölüm adlı bir yaratık karıncaların arkasından yürür.
- Karıncalar ölümü görünce saldırmayı bırakır.
- Saldırıları, gittikleri her yerde canlıların ölmesine neden olur.
Cevabı göster
Saldırıları, gittikleri her yerde canlıların ölmesine neden olur.
But there are other species that form much more dangerous ant armies.
6:27Ancak çok daha tehlikeli karınca orduları oluşturan başka türler de vardır.
Değişmeyen bir sonuç için no matter + isim öbeği
No matter the scale, durumun ne kadar büyük veya küçük olduğuna bakılmaksızın anlamına gelen ve koşula rağmen sonucun değişmediğini gösteren bir giriştir. Scale değişkendir; ana cümledeki ifade ise her ölçekte doğru kalır. Kısa no matter + isim öbeği kalıbı, no matter what the scale is gibi daha eksiksiz bir düşüncenin yerini tutabilir. Koşullar değişse de değişmeyen bir sonucu belirtmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi “maliyeti ne olursa olsun” anlamını verecek şekilde no matter + isim öbeği kalıbıyla tamamlayın: ____, we will repair the bridge.
Cevabı göster
No matter the cost
or small groups trying to fend off a raid. Öbek fiiller
6:48isterse bir baskını savuşturmaya çalışan küçük gruplar arasında.
Resmî ödünleme kalıbı be it A or B
Be it A or B, whether it is A or B ya da regardless of whether it is A or B demenin kısa ve resmî bir yoludur. Buradaki it, savaşın biçimini veya ölçeğini belirtir: ifade hem dev koloniler arasındaki savaşlar hem de küçük grupların bir baskına karşı verdiği mücadele için geçerlidir. Bu kalıp, sabit bir ödünleme yapısında be fiilinin yalın hâlini kullanır. Soru sormadan seçenekleri sıraladığı için burada be it yerine is it kullanılamaz.
Alıştırma
Cümleyi whether it is a weekday or a weekend anlamındaki ödünleme kalıbıyla tamamlayın: The museum is busy, ____ a weekday or a weekend.
Cevabı göster
be it
Fend off: bir tehdide direnip onu uzakta tutmak
Fend off, bir saldırıya veya tehdide direnerek onun yaklaşmasını ya da zarar vermesini önlemek demektir. Bu cümlede küçük gruplar kendilerini bir baskına karşı savunuyor. Off bu öbek fiilin bir parçasıdır ve tehlikeyi uzakta tutma anlamı katar. İfade hastalık, eleştiri veya rekabet gibi tehditler için mecaz olarak da kullanılabilir. Cümlede trying to fend off dendiği için kesinleşmiş bir başarı değil, çaba anlatılır.
Alıştırma
"The guards used shields to fend off the attackers," cümlesinde fend off ne anlama gelir?
- onlara direnip onları uzakta tutmak
- ayrıldıktan sonra onları takip etmek
- onları yaklaşmaya davet etmek
- onları tamamen görmezden gelmek
Cevabı göster
onlara direnip onları uzakta tutmak
Humans have decided that war is not a thing that they want to do a lot anymore.
6:58İnsanlar artık savaşın çok fazla yapmak istedikleri bir şey olmadığına karar verdiler.
No, some groups just don't get along. Anlatım akışı
7:07Hayır, bazı gruplar bir türlü anlaşamazlar.
“No, some groups just don't get along.” cümlesinin finalde açılışa gönderme yapması
Finalde, açılışta kullanılan cümlenin aynısı tekrarlanır. Bu noktada izleyici acımasız bir savaşın tüm hikâyesini dinlemiştir; bu nedenle tekrar, açılışa yapılan bir gönderme işlevi görür: sonu başlangıca bağlar ve metni bir döngü halinde kapatır. Cümlenin ifadesi, az önce anlatılan olaylara kıyasla bilerek hafif tutulmuştur. Ağır şiddeti grupların “sadece anlaşamaması” diye özetlemek, olanları olduğundan küçük gösteren bir anlatım ve ironik mizah yaratır. Ayrıca izleyici açılış cümlesini yeniden duyduğunda onu farklı algılar.
Alıştırma
Bir metin “No, some groups just don't get along.” cümlesiyle açılıyor, acımasız bir savaşı anlatıyor ve aynı cümleyle bitiyor. Bu tekrar ne yapar?
- Etkisini değiştirmeden yalnızca olgusal bilgiyi tekrarlar.
- Açılışa gönderme yapar, döngüyü kapatır ve hafif ifadenin ironik duyulmasını sağlar.
- Metinde açıklanmamış ayrı bir çatışmayı tanıtır.
Cevabı göster
Açılışa gönderme yapar, döngüyü kapatır ve hafif ifadenin ironik duyulmasını sağlar.