Metrik sistem neden önemlidir - Matt Anticole: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
630 kelime 141 kel/dk

Video özeti: Video, Fransız Devrimi’nin tutarsız yerel ölçülerin yerine metrik sistemi nasıl getirdiğini, bu sistemin dünyaya eşit olmayan biçimde nasıl yayıldığını ve evrensel standartların modern bilim için neden vazgeçilmez olduğunu anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. have to do with — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: İlk bakışta ilgisiz görünen iki konu arasında nasıl bir bağlantı bulunduğunu sormayı öğrenin. Bu kısa kalıp, açıklamaya merak uyandıran bir soruyla başlayıp ilişkiyi daha sonra ortaya koymak için kullanılabilir. 2. switching to a new Republican calendar with 10-day weeks — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Devrim Fransası’nın toplumu akılcı biçimde yeniden düzenlemek ve pazar günlerini kaldırarak kilisenin etkisini azaltmak amacıyla on günlük haftalardan oluşan Cumhuriyet takvimini benimsediğini anlayın. 3. And just as it arose from a political revolution, the metric system remains crucial for the scientific revolutions to come. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: just as yapısının sonuç bölümünde nasıl paralellik kurduğunu fark edin: metrik sistemi doğuran siyasi devrim, bu sisteme dayanacak gelecekteki bilimsel devrimlerle karşılaştırılır.

Bu derste

What does the French Revolution have to do with the time Kalıp ifadeler

0:06

Fransız Devrimi ile

NASA accidentally crashed a 200 million dollar orbiter Kalıp ifadeler

0:09

NASA'nın 200 milyon dolarlık bir yörünge aracını yanlışlıkla

into the surface of Mars?

0:14

Mars'ın yüzeyine çarpması arasında nasıl bir ilişki olabilir?

Kalıp ifadeler

What does X have to do with Y?: X ile Y arasındaki bağlantıyı sormak

What does X have to do with Y? yapısındaki have to do with, “bir şeyle ilgili olmak” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. X ile Y arasında nasıl bir bağlantı olduğunu sorar; zorunluluk belirtmez. Şaşırtıcı iki konuyu bu yapıda bir araya getirmek, açıklamanın bu konuları birbirine bağlayacağını gösterir. Burada Fransız Devrimi ile Mars yörünge aracı kazası yan yana getirilerek merak uyandırılır.

Alıştırma

“What does this have to do with our project?” cümlesinde konuşan kişi neyi soruyor?

  1. Bunun projemizle nasıl bir bağlantısı var?
  2. Projemiz hangi görevi tamamlamak zorunda?
  3. Projeyi kim yapmak zorunda?
Cevabı göster

Bunun projemizle nasıl bir bağlantısı var?

Kalıp ifadeler

crash something into something: bir nesneyi hedefe çarptırmak

crash + nesne + into + hedef yapısı, öznenin nesneyi hedefe sertçe çarptırdığı anlamına gelir. Into hareket yönünü ve çarpılan şeyi gösterir. Bu cümlede NASA öznedir, the orbiter nesnedir ve the surface of Mars çarpma hedefidir. Accidentally, çarpışmanın kasıtlı olmadığını gösterir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi crash + the drone + into a tree yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The operator lost control and ____.

Cevabı göster

crashed the drone into a tree

Actually, Anlatım akışı

0:17

Aslında,

everything.

0:18

her şey.

Anlatım akışı

Actually, everything. ile beklentiyi güçlü biçimde tersine çevirme

Actually, yanıtın önceki sorunun oluşturduğu beklentiyi düzelteceğini veya tersine çevireceğini gösterir. İçeriği taşıyan tek sözcüklük everything yanıtı, kelimesi kelimesine “bütün şeyler” değil, “bu iki şeyin birbiriyle çok büyük ilgisi var” anlamına gelir. Yanıtın son derece kısa olması vurgu ve merak yaratır: önce şaşırtıcı sonucu verir, ardından konuşmacının bağlantıyı açıklamasına zemin hazırlar. Soru ve ardından gelen kısa yanıt biçimi, etkili bir giriş oluşturmanın yaygın yollarından biridir.

Alıştırma

İki şeyin bağlantılı olup olmadığını soran bir sorudan sonra Actually, everything. nasıl bir söylem işlevi görür?

  1. Olası bütün nedenleri sıralar.
  2. İki şeyin ilgisiz olduğu düşüncesini güçlü biçimde tersine çevirir.
  3. Konuşmacının yeni bir konuya geçtiğini gösterir.
Cevabı göster

İki şeyin ilgisiz olduğu düşüncesini güçlü biçimde tersine çevirir.

That crash happened due to an error in converting between two measurement systems, Kalıp ifadeler

0:19

Bu kaza, iki ölçü sistemi arasında dönüştürme yapılırken yapılan bir hata nedeniyle oldu;

US customary units and their SI or metric equivalence. Kültür

0:24

ABD geleneksel birimleri ve bunların SI veya metrik karşılıkları.

Kalıp ifadeler

due to an error in converting between two measurement systems ile dönüşüm hatasının nedenini belirtme

due to, çarpışmanın nedenini belirtir ve ardından bir isim öbeği gelir. Buradaki isim öbeği an error in converting between two measurement systems olduğundan neden, iki ölçüm sistemi arasında dönüşüm yapılırken oluşan bir hatadır. an error in doing something yapısında in + -ing biçimi, hatanın gerçekleştiği süreci belirtir. between, dönüşümü iki sistemle ilişkilendirir; ardından gelen adlar da bu sistemleri tanımlar.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “dönüşüm sırasında yapılan bir hatadan kaynaklanan” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The file corruption was ____ between the two formats.

Cevabı göster

due to an error in converting

Kültür

US customary units ve bunların SI ya da metrik sistemdeki karşılıkları

US customary units, inch, foot ve pound gibi Amerika Birleşik Devletleri'nde geleneksel olarak kullanılan ölçü birimleridir. SI, meter ve kilogram gibi metrik birimleri kullanan Uluslararası Birimler Sistemi'dir. Burada their SI or metric equivalence, dönüştürme yapıldıktan sonra diğer sistemdeki karşılık gelen ölçü ya da birim anlamına gelir. Customary sözcüğü kibarlığı değil, yerleşmiş geleneksel kullanımı anlatır.

Alıştırma

Bu ifade bu bağlamda ne anlama geliyor?

  1. Her birimin aynı sayısal değere sahip olduğu tek bir sistemin iki adı
  2. Resmî konuşmanın kibar duyulması için seçilen ölçü birimleri
  3. ABD geleneksel ölçü birimleri ve bunlara karşılık gelen SI ya da metrik birimler veya değerler
Cevabı göster

ABD geleneksel ölçü birimleri ve bunlara karşılık gelen SI ya da metrik birimler veya değerler

So what's the connection to the French Revolution?

0:29

Peki bunun Fransız Devrimi ile bağlantısı ne?

Let's explain.

0:31

Açıklayalım.

For the majority of recorded human history, Anlatım akışı

0:33

İnsanlık tarihinin kayıtlı olan büyük bölümünde,

units like the weight of a grain or the length of a hand

0:35

bir tahıl tanesinin ağırlığı veya bir elin uzunluğu gibi birimler

weren't exact and varied from place to place. Kalıp ifadeler

0:39

kesin değildi ve yerden yere değişiyordu.

Anlatım akışı

Kayıtlı insanlık tarihinin büyük bölümünde

Cümlenin başındaki zaman ifadesi, anlatılan durumun insanların belgeleyebildiği geçmişin büyük bölümünde geçerli olduğunu gösterir. Önce geniş bir tarihsel arka plan verir, ardından ölçülerin bölgeden bölgeye değiştiğini açıklar. Recorded human history, yazılı veya kalıcı başka kayıtlar yoluyla bilinen tarih anlamına gelir. Recorded burada ses kaydı yapılmış demek değildir ve bu dönem insanlığın var olduğu bütün süreden daha dardır.

Alıştırma

Cümlenin başındaki ifade cümlede ne yapıyor?

  1. Ölçü birimlerinin değiştiği kesin bir yılı belirtir.
  2. Birimlerin değişken olduğu yargısını belgelenmiş geçmişin büyük bölümünde geçerli olarak çerçeveler.
  3. Yargıyı ses kaydının icat edilmesinden sonraki dönemle sınırlar.
Cevabı göster

Birimlerin değişken olduğu yargısını belgelenmiş geçmişin büyük bölümünde geçerli olarak çerçeveler.

Kalıp ifadeler

varied from place to place: yere göre farklılık

Bu cümlede varied from place to place, ölçülerin her yerde aynı olmadığı anlamına gelir. Geçmiş zaman biçimi varied, yerler arasındaki bir farkı anlatır; bir yerden başka bir yere hareket etmeyi anlatmaz. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp something varies from place to place şeklindedir: bir şeyin biçimi, değeri veya kuralı konuma göre değişir.

Alıştırma

Cümleyi vary fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Before the national rule was introduced, recycling requirements ____ from place to place.

Cevabı göster

varied

And different regions didn't just use varying measurements, Dilbilgisi

0:42

Ve farklı bölgeler sadece değişen ölçüler kullanmakla kalmıyor,

they had completely different number systems as well.

0:45

aynı zamanda tamamen farklı sayı sistemlerine sahiplerdi.

Dilbilgisi

didn't just ... as well: daha güçlü ikinci bir nokta eklemek

Didn't just ... as well, iki doğru ifade arasında 'yalnızca A değil, B de' ilişkisi kurar. Burada farklı ölçülerin kullanılması ilk gerçektir; tamamen farklı sayı sistemlerinin bulunması ise ikinci ve daha kapsamlı bir fark olarak eklenir. Didn't just, bölgelerin farklı ölçüler kullanmadığı anlamına gelmez. Bu kalıp bilgiyi giderek güçlenecek şekilde düzenler: A doğrudur ve B daha şaşırtıcı, önemli veya geniş kapsamlı bir bilgi ekler. As well 'de/da' anlamına gelir ve eklenen düşünceyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi didn't just ... as well kalıbının iki parçasıyla tamamlayın: The coach ____ explain the rule; she demonstrated it ____.

Cevabı göster

didn't just · as well

By the late Middle Ages, Anlatım akışı

0:48

Geç Orta Çağ'a gelindiğinde,

the Hindu-Arabic decimal system mostly replaced Roman numerals and fractions in Europe. Kültür

0:50

Hindu-Arap ondalık sistemi Avrupa'da Roma rakamlarının ve kesirlerin yerini büyük ölçüde almıştı.

Anlatım akışı

By the late Middle Ages: zaman sınırı belirlemek

“By the late Middle Ages” ifadesindeki by, Orta Çağ'ın sonlarını bir zaman sınırı olarak belirler. Ardından gelen yan cümle, o zamana kadar büyük ölçüde gerçekleşmiş bir değişimi anlatır; değişime yol açan bir yöntemi belirtmez. Bu zaman ifadesi tarihsel bilgiyi düzenler: önce ulaşılan zaman noktasını verir, sonra o noktada zaten oluşmuş sonucu sunar. Değişim, bu sınırdan önce yavaş yavaş gelişmiş olabilir.

Alıştırma

“By the late Middle Ages” ifadesinde by ne işe yarar?

  1. Değişimin yalnızca o dönemin içinde gerçekleştiğini söyler.
  2. Değişimin Orta Çağ adlı bir yöntemle gerçekleştiği anlamına gelir.
  3. Orta Çağ'ın sonlarını bir zaman sınırı olarak belirler.
Cevabı göster

Orta Çağ'ın sonlarını bir zaman sınırı olarak belirler.

Kültür

Hindu-Arabic decimal system: on tabanlı basamak değeri

Hindu-Arabic decimal system, genellikle 0'dan 9'a kadar olan rakamlarla yazılan on tabanlı basamak değeri sistemidir. Bir rakamın konumu birler, onlar, yüzler ve benzeri basamakları gösterir; sıfır boş bir basamağı tutabilir. “Hindu-Arabic”, sistemin Hindistan'daki gelişimi ve Arap bilginliği yoluyla aktarılmasıyla bağlantılı tarihsel bir addır. Sistemin yalnızca Hindistan veya Arap bölgeleriyle sınırlı olduğu anlamına gelmez. Bu cümlede terim, Roma rakamlarıyla karşılaştırılan sistemi adlandırır.

Alıştırma

Hindu-Arabic decimal system ile hangi açıklama eşleşir?

  1. 0-9 rakamlarını, onun kuvvetlerine dayalı basamak değerleriyle kullanır.
  2. Yalnızca Hindistan ve Arap ülkelerinde kullanılan bir sayı sistemidir.
  3. Yalnızca I, V ve X gibi sembolleri kullanır.
Cevabı göster

0-9 rakamlarını, onun kuvvetlerine dayalı basamak değerleriyle kullanır.

But efforts by scholars like John Wilkins Dilbilgisi

0:56

Ancak John Wilkins gibi bilim insanlarının

to promote standard decimal-based measures were less successful.

0:59

standart ondalık tabanlı ölçüleri yayma çabaları daha az başarılı oldu.

Dilbilgisi

efforts by ... to promote ...: eylemi yapan ve amaç

Bu isim öbeğinde ana isim efforts sözcüğüdür. by scholars like John Wilkins, çabayı gösteren kişileri belirtirken to promote standard decimal-based measures biçimindeki to'lu mastar çabanın amacını belirtir. Bu mastar, tamamlanmış bir sonucu değil, çalışmanın ulaşmayı amaçladığı yönü anlatır. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp efforts by + kişi veya grup + to + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Çabaların amacını başlatan sözcükle cümleyi tamamlayın: The volunteers continued their efforts ____ restore the old library.

Cevabı göster

to

With a quarter million different units in France alone, Dilbilgisi

1:03

Sadece Fransa'da çeyrek milyon farklı birim varken,

any widespread change would require massive disruption.

1:06

yaygın herhangi bir değişiklik büyük bir kargaşa gerektirirdi.

Dilbilgisi

With ... in France alone: arka planı oluşturma

Cümle başındaki with öbeği, cümlenin geri kalanını mantıklı kılan durumu verir. Burada yapı şöyle genişletilebilir: Given that there were a quarter million different units in France alone.... Önce arka plan gelir, ardından değişimin yol açacağı büyük sarsıntıyla ilgili değerlendirme verilir. In France alone, “yalnızca Fransa'da” demektir. alone, vurgu yapmak için sayımın kapsamını tek bir yerle sınırlar. A quarter million, 250.000 anlamına gelir.

Alıştırma

Sonucun arka planını vermek için cümle başında with öbeğini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. With there was only one bus available, the group had to make two trips.
  2. With only one bus available, the group had to make two trips.
  3. With only one bus was available, the group had to make two trips.
Cevabı göster

With only one bus available, the group had to make two trips.

And in 1789,

1:11

Ve 1789'da,

that disruption came. Anlatım akışı

1:13

o kargaşa geldi.

Anlatım akışı

that disruption came: önceki düşünceye gönderme ve dönüm noktasını belirtme

That disruption, hemen önce sözü edilen massive disruption ifadesine geri gönderme yapar. İşaret sözcüğü that, önceki düşünceyi kısa bir ad öbeğinde toplar; böylece anlatı açıklamayı tekrarlamadan ilerleyebilir. Burada came fiziksel bir hareketi değil, olayın gerçekleşmesini veya tarihsel bir gelişme olarak ortaya çıkmasını anlatır. Cümle, önceki beklentiyi 1789'da gerçekleşmesiyle bağlar ve bir dönüm noktasını işaret eder.

Alıştırma

That disruption came bu cümlede hangi işlevi görür?

  1. Önceki konuyla ilgisiz yeni bir sarsıntıdan söz eder.
  2. Beklenen bir sarsıntıya geri gönderme yapar ve bunun 1789'da gerçekleştiğini söyler.
  3. Birinin bir sarsıntıyı fiziksel olarak Fransa'ya taşıdığını söyler.
Cevabı göster

Beklenen bir sarsıntıya geri gönderme yapar ve bunun 1789'da gerçekleştiğini söyler.

The leaders of the French Revolution didn't just overthrow the monarchy. Anlatım akışı

1:15

Fransız Devrimi'nin liderleri sadece monarşiyi devirmekle kalmadı.

They sought to completely transform society

1:19

Aydınlanma'nın rasyonel ilkelerine göre

according to the rational principles of the Enlightenment. Kültür

1:21

toplumu tamamen dönüştürmeye çalıştılar.

Anlatım akışı

didn't just overthrow ... They sought to transform ...: kapsamı genişletme

Didn't just overthrow the monarchy, monarşiyi devirme eyleminin gerçekten gerçekleştiğini doğrular. Olumsuzluk, yalnızca anlamındaki just sözcüğüne yöneliktir; overthrow eylemini geçersiz kılmaz. Sonraki cümle kapsamı bir yönetimi değiştirmekten bütün toplumu yeniden şekillendirmeye genişletir. Didn't just A. They sought to B. kalıbı, A'yı gerçek olarak sunup ardından B'yi daha büyük amaç olarak tanıtmaya yarar.

Alıştırma

Yeni örneği didn't just ... sought to kalıbıyla tam olarak tamamlayın: The club ____ collect donations. It ____ build a long-term support program.

Cevabı göster

didn't just · sought to

Kültür

Aydınlanma'nın akılcı ilkelerine göre

According to the rational principles of... ifadesi, ‘akla dayanan ilkeleri eylem için rehber olarak kullanarak’ anlamına gelir. Burada according to, toplumu dönüştürürken izlenen ölçütleri belirtir. The Enlightenment, aklı ve bilimi öne çıkaran ve geleneksel otoriteyi sorgulayan Avrupa Aydınlanma hareketini ifade eder. Bir kişinin bir şeyi aniden kavraması anlamına gelmez; bu tarihsel anlam, toplumsal reformun neden akılcı bir proje olarak sunulduğunu açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede the Enlightenment ne anlama geliyor?

  1. Yeni bir bilimsel ölçü birimi
  2. Bir kişinin aniden yaşadığı kişisel kavrayış anı
  3. Akıl ve bilime odaklanan bir Avrupa düşünce hareketi
Cevabı göster

Akıl ve bilime odaklanan bir Avrupa düşünce hareketi

When the new government took power, Kalıp ifadeler

1:25

Yeni hükümet iktidara geldiğinde,

Kalıp ifadeler

hükûmet iktidarı ele aldı

Government took power ifadesinde took power, ‘siyasi kontrolü elde etti ve yönetmeye başladı’ anlamına gelir. Burada power, fiziksel güç veya enerji değil, siyasi yetki demektir. Bu ifade, bir ülkeyi veya kuruluşu kimin kontrol ettiğindeki değişikliği vurgular. Yeni bir yönetici grubun yönetmeye başladığı zamanı belirtmek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve ‘yönetmeye başladı’ anlamına gelen geçmiş zaman ifadesiyle tamamlayın: After the election, the new government ____.

Cevabı göster

took power

the Academy of Sciences

1:27

Bilimler Akademisi

convened to reform the system of measurements. Kelime

1:29

ölçü sistemini reforme etmek için toplandı.

Kelime

convened to reform: belirli bir amaçla resmî olarak toplanmak

Bu cümlede convened, “resmî ve düzenli bir şekilde toplandı” anlamına gelir. Özne the Academy of Sciences adlı bir kurum olduğu için fiil, toplantıyı gündelik bir buluşma değil, resmî bir eylem olarak sunar. to reform the system of measurements mastar grubu toplantının amacını belirtir. Reform, mevcut bir sistemi iyileştirmek için değiştirmek demektir; cümle reformun kesinlikle tamamlandığını değil, toplantının hedefini bildirir.

Alıştırma

Hangi cümle, resmî bir kurulun eskimiş bir politikayı değiştirmek amacıyla toplandığını anlatır?

  1. The council postponed reform of the outdated policy.
  2. The council approved the outdated policy without meeting.
  3. The council convened to reform the outdated policy.
Cevabı göster

The council convened to reform the outdated policy.

Old standards based on arbitrary authority or local traditions Kelime

1:33

Keyfi otoriteye veya yerel geleneklere dayanan eski standartların yerini

were replaced with mathematical and natural relationships. Dilbilgisi

1:37

matematiksel ve doğal ilişkiler aldı.

Kelime

based on arbitrary authority or local traditions: eleştirilen dayanağı belirtmek

based on arbitrary authority or local traditions geçmiş zaman ortaç grubu Old standards ifadesini niteler ve bu standartların neye dayandığını belirtir. İfade, “Old standards that were based on arbitrary authority or local traditions” şeklinde genişletilebilir. Burada arbitrary, otoritenin açık ve nesnel bir ilkeden yoksun olduğunu anlatır; local traditions ise belirli yerlerde kuşaktan kuşağa aktarılan uygulamalardır. mathematical and natural relationships ile kurulan karşıtlık, eski dayanakları insan yapımı ve yerden yere tutarsız olarak eleştirel biçimde sunar.

Alıştırma

based on arbitrary authority şeklinde tanımlanan bir kural neden eleştirilmektedir?

  1. Herkesin doğrulayabileceği matematiksel bir ilişkiyi izler.
  2. Çeşitli bölgelerden toplanan kanıtlardan gelişmiştir.
  3. Açık ve nesnel bir ilkesi olmayan bir karara dayanır.
Cevabı göster

Açık ve nesnel bir ilkesi olmayan bir karara dayanır.

Dilbilgisi

were replaced with ...: eski şeye ve onun yerine gelene odaklanma

Edilgen A was replaced with B kalıbında A kaldırılan eski şey, B ise onun yerine konan yeni şeydir. Bu cümlede old standards A'yı, mathematical and natural relationships ise B'yi temsil eder. Edilgen yapı, değişikliği kimin yaptığına değil standartlarda gerçekleşen değişime odaklanır. Bu kalıp kurallar, sistemler, malzemeler ve ekipmanlardaki değişiklikleri anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Elektronik kilitlerin yeni kilitler olduğunu anlatmak için edilgen replace A with B kalıbını kullanan cümle hangisidir?

  1. The old locks were replaced with electronic locks.
  2. The old locks replaced with electronic locks.
  3. Electronic locks were replaced with the old locks.
Cevabı göster

The old locks were replaced with electronic locks.

For example,

1:41

Örneğin,

the meter from the Greek word for measure

1:42

ölçü anlamına gelen Yunanca bir kelimeden türeyen metre,

was defined as 1/10 millionth between the equator and North Pole. Kalıp ifadeler

1:44

ekvator ile Kuzey Kutbu arasındaki mesafenin 10 milyonda 1'i olarak tanımlandı.

Kalıp ifadeler

was defined as: resmî bir tanım verme

X was defined as Y, Y'nin X için resmî ya da kesin anlam, ölçü veya kategori olarak belirlendiğini ifade eder. Bu cümlede ifade, metreyi ekvator ile Kuzey Kutbu arasındaki mesafenin on milyonda biri olarak belirleyen tarihsel tanımı verir; sıradan bir betimleme yapmaz. Bu edilgen yapı, tanımlanan terime veya standarda odaklandığı için bilimsel, teknik, hukuki ve politik metinlerde yaygındır. as ifadesinden sonraki içerik tanımı verir.

Alıştırma

Resmî tanımı be defined as yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Under the old policy, a minor ____ anyone under eighteen.

Cevabı göster

was defined as

And the new metric system was, in the words of the Marquis de Condorcet, Kalıp ifadeler

1:49

Ve yeni metrik sistem, Marquis de Condorcet'in kelimeleriyle,

"for all people, for all time." Anlatım akışı

1:54

"tüm insanlar için, tüm zamanlar için" idi.

Kalıp ifadeler

in the words of the Marquis de Condorcet: sözleri sahibine atfetmek

“In the words of + kişi”, “o kişinin kendi ifadesiyle” demektir. Burada ardından gelen alıntı niteliğindeki tanımı Marquis de Condorcet’ye atfeder. Bu kalıp, sözcüklerin “içinde” bir konum belirtmez; ifadenin kaynağını gösterir. Birebir bir alıntıyı ya da bir kişiyle güçlü biçimde özdeşleşen bir söyleyişi tanıtabilir.

Alıştırma

Koçun akılda kalıcı sözlerini tanıtan ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ our coach, “Calm minds make smart choices.”

Cevabı göster

In the words of

Anlatım akışı

for all people, for all time: kapsam ve süreyi paralel kurmak

Alıntıda aynı yapıya sahip iki edat öbeği kullanılır: “for all people” ve “for all time”. Tekrarlanan “for all + isim öbeği” kalıbı, insan kapsamı ile zaman kapsamını yan yana getirir. “For all people” sistemi evrensel olarak sunarken “for all time” belirli her anda değil, kalıcı olarak veya sonsuza dek anlamına gelir. Bu denge cümleyi kısa, ritmik ve slogan benzeri yapar.

Alıştırma

Hangi cümle, bir gruba ve bir zaman aralığına eşit vurgu vermek için aynı yapıdaki paralel öbekleri kullanır?

  1. We built the park for every neighbor and it opened on Tuesday.
  2. We built the park for every neighbor, for every generation.
  3. We built the park because every generation needs one.
Cevabı göster

We built the park for every neighbor, for every generation.

Standardizing measurements had political advantages for the revolutionaries as well. Dilbilgisi

1:57

Ölçüleri standartlaştırmanın devrimciler için siyasi avantajları da vardı.

Dilbilgisi

Standardizing measurements had political advantages: özne olarak kullanılan bir isim-fiil öbeği

Standardizing measurements bir isim-fiil öbeğidir: standardizing bir eylemi adlandırır, measurements ise onun nesnesidir. Öbeğin tamamı had political advantages bölümünün öznesidir. Anlamı “ölçüleri standartlaştırma eylemi veya politikası”dır; “ölçüler standartlaştırılıyordu” anlamına gelmez. Fiil-ing öbeği, bir eylemi veya politikayı açıklamanın konusu hâline getirebilir. Cümlenin geri kalanında daha sonra bunun etkisi, değeri veya sonucu belirtilebilir. Örneğin: Reducing waste saves money.

Alıştırma

Cümleyi standardize fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ safety checks reduces confusion.

Cevabı göster

Standardizing

Nobles could no longer manipulate local units to extract more rent from commoners, Notlar

2:02

Soylular artık halktan daha fazla kira koparmak için yerel birimleri manipüle edemiyordu,

Dilbilgisi

could no longer manipulate: sonradan ortadan kalkan eski bir yetenek

Could no longer manipulate, soyluların daha önce yerel birimleri değiştirebildiğini, ancak sonraki bir değişikliğin bu olasılığı ortadan kaldırdığını ifade eder. No longer, “önceden mümkündü” durumundan “sonrasında artık mümkün değildi” durumuna geçişi gösterir. could no longer + fiilin yalın hâli yapısında could, yeteneği veya olasılığı geçmişe yerleştirir; no longer bunun sona erdiğini gösterir ve manipulate yalın fiil olarak kalır. Bu yapı yeni bir kural, sistem veya durumun getirdiği sınırlamayı anlatabilir. Tek başına, sınırlamanın izin, pratik yetenek veya fırsattan hangisiyle ilgili olduğunu belirtmez.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama gelir? After the gate system changed, visitors could no longer enter without a pass.

  1. Ziyaretçiler önceden geçiş kartı olmadan girebiliyordu, ancak sonrasında bu imkânsız hâle geldi.
  2. Değişiklikten sonra ziyaretçiler geçiş kartı olmadan girebilir hâle geldi.
  3. Ziyaretçiler hiçbir zaman geçiş kartı olmadan giremedi.
Cevabı göster

Ziyaretçiler önceden geçiş kartı olmadan girebiliyordu, ancak sonrasında bu imkânsız hâle geldi.

Kelime

extract more rent from commoners: güç kullanarak daha fazla kira elde etmek

extract more rent from commoners ifadesindeki extract, bir maddeyi çıkarmak değil, baskı veya güç kullanarak bir şey elde etmek anlamına gelir. Kalıp extract A from B şeklindedir: A elde edilen şeydir (more rent), B ise bunun kaynağıdır (commoners, yani soylu olmayan halk). Toplumsal ve ekonomik metinlerde extract çoğu zaman eleştirel bir ton taşır. Burada soyluların yerel ölçü birimleri üzerindeki kontrollerini sıradan insanlara daha fazla ödeme yaptırmak için kullandıklarını düşündürür; bu nedenle collect sözcüğünden daha güçlü ve daha az tarafsızdır.

Alıştırma

Hangi cümlede extract, örnektekiyle aynı eleştirel toplumsal veya ekonomik anlamda kullanılmıştır?

  1. The ruler extracted heavy taxes from farmers.
  2. The landlord collected the rent on Monday.
  3. The scientist extracted salt from the water.
Cevabı göster

The ruler extracted heavy taxes from farmers.

while the government could collect taxes more efficiently. Anlatım akışı

2:08

hükümet ise vergileri daha verimli bir şekilde toplayabiliyordu.

Anlatım akışı

while the government could collect taxes more efficiently: ikinci bir sonucu bağlamak

Burada while, bir şey olurken aynı zaman diliminde anlamına gelmez. İkinci ve bağlantılı bir sonucu ekler: soylular artık yerel ölçü birimlerini değiştiremezken hükümet vergileri daha verimli bir şekilde toplayabiliyordu. Açıklayıcı metinlerde A, while B yapısı iki sonucu, grubu veya eğilimi yan yana koyabilir ve çoğu zaman hafif bir karşıtlık kurar. Buradaki işlevi whereas veya öte yandan ifadelerine yakındır; zaman bildiren bir yan cümle kurmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede while zaman bildirmek yerine karşıt veya yan yana sunulan iki sonucu düzenler?

  1. Please wait here for a while.
  2. Online sales increased, while store visits declined.
  3. I read the instructions while the computer restarted.
Cevabı göster

Online sales increased, while store visits declined.

And switching to a new Republican calendar with 10-day weeks Kültür

2:11

Ve 10 günlük haftaları olan yeni bir Cumhuriyetçi takvime geçmek,

reduced church power by eliminating Sundays. Dilbilgisi

2:15

pazarları ortadan kaldırarak kilisenin gücünü azalttı.

Kültür

10 günlük haftaları olan yeni bir Cumhuriyet takvimine geçmek

Bu ifade, Fransız Devrimi sırasında yürürlüğe konan Fransız Cumhuriyet Takvimi'ni anlatır. Bu takvim, yeni cumhuriyeti temel alarak tarih düzenini yeniden kurmuş ve yedi günlük haftanın yerine on günlük bir döngü getirmiştir. Buradaki Republican, günümüzdeki ABD Cumhuriyetçi Partisi'ni değil, devrim dönemi Fransa'sındaki cumhuriyet düzeniyle bağlantıyı ifade eder. Geleneksel pazar gününü haftalık düzenden çıkarmak düzenli Hristiyan ibadetini aksattığı için, reformun kilisenin gücünü nasıl azaltabildiği anlaşılır.

Alıştırma

Bu cümlede a Republican calendar ne anlama geliyor?

  1. Devrim dönemi Fransa'sında oluşturulan ve on günlük döngüler kullanan bir takvim.
  2. Modern ABD Cumhuriyetçi Partisinin kullandığı bir kampanya takvimi.
  3. Fazladan pazar günleri ekleyen bir Hristiyan takvimi.
Cevabı göster

Devrim dönemi Fransa'sında oluşturulan ve on günlük döngüler kullanan bir takvim.

Dilbilgisi

reduced ... by eliminating ...: yöntemi by + -ing ile belirtmek

reduced church power by eliminating Sundays ifadesinde by + -ing, sonucu ortaya çıkaran yöntemi gösterir. Takvim, pazar günlerini ortadan kaldırma yoluyla kilisenin gücünü azalttı. “Bu nasıl yapıldı?” sorusunu yanıtlamak için verb + object + by + -ing yapısını kullanın. by öbeği bir araç veya mekanizma açıklar; by Friday örneğindeki son tarih anlamını taşımaz.

Alıştırma

Cümleyi by ve cut fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The café saved money ____ food waste.

Cevabı göster

by cutting

Adoption of this new system wasn't easy. Kelime

2:20

Bu yeni sistemin benimsenmesi kolay olmadı.

Kelime

Adoption of this new system: bir sistemi kullanıma sokmayı anlatan resmî isim

Adoption of this new system, bu yeni sistemi kabul edip kullanmaya başlama sürecini anlatan resmî bir isim öbeğidir. of öbeği, benimsenen şeyin bir kişi değil, soyut bir sistem olduğunu gösterir. Bu tür isimleştirilmiş yapılar tarih, politika ve teknik metinlerde yaygındır. Burada wasn't easy, insanların sistemi kabul edip kullanmasını sağlamanın kolay olmadığını değerlendirir.

Alıştırma

Bu cümlede Adoption of this new system ne anlama geliyor?

  1. Bu yeni sisteme bir ad verme süreci
  2. Bu yeni sistemi kabul edip kullanmaya başlama süreci
  3. Bir çocuğu aileye almanın yasal süreci
Cevabı göster

Bu yeni sistemi kabul edip kullanmaya başlama süreci

In fact, it was a bit of a mess. Deyimler

2:22

Aslında, biraz karışıktı.

Deyimler

a bit of a mess: düzensizliği yumuşatarak anlatan günlük ifade

a bit of a mess, bir durumun, sürecin ya da düzenlemenin dağınık olduğunu veya yolunda gitmediğini anlatan günlük bir isim öbeğidir. Buradaki mess mecazidir; mutlaka fiziksel kir anlamına gelmez. a bit eleştiriyi yumuşatır. Bu yüzden oldukça ciddi bir sorunu olduğundan daha hafif gösterebilir; karmaşanın derecesini kesin olarak ölçmez. Bu cümlede sistem değişikliğinin zorluklarını hafif bir dille özetler.

Alıştırma

Bu cümlede a bit of a mess içindeki a bit ne işe yarıyor?

  1. Açıklamayı resmî ve teknik hâle getirir.
  2. Durum oldukça düzensiz olsa bile eleştiriyi daha yumuşak gösterir.
  3. Yalnızca az miktarda fiziksel kir olduğunu söyler.
Cevabı göster

Durum oldukça düzensiz olsa bile eleştiriyi daha yumuşak gösterir.

At first,

2:24

İlk başta,

people used new units alongside old ones, Kalıp ifadeler

2:25

insanlar yeni birimleri eskilerle birlikte kullandılar,

and the Republican calendar was eventually abandoned. Dilbilgisi

2:29

ve Cumhuriyetçi takvim sonunda terk edildi.

Kalıp ifadeler

people used new units alongside old ones: yeni ve eski birimlerin birlikte kullanılması

used new units alongside old ones ifadesi, insanların yeni birimleri kullanırken eski birimleri de kullanmaya devam ettiği anlamına gelir. Buradaki alongside fiziksel olarak “yanında” demek değildir; paralel kullanımı anlatır. Ones, tekrarlanan ismin yerini alır, bu yüzden old ones eski birimler demektir. İki sistem, araç veya yöntem bir geçiş döneminde birlikte var olduğunda use X alongside Y kullanılabilir. Özellikle X henüz Y'nin yerini tamamen almadığında bu yapı doğaldır.

Alıştırma

Bağlama uygun kelimeyi boşluğa yazın: During the transition, the clinic used digital records ____ paper files.

Cevabı göster

alongside

Dilbilgisi

Republican calendar was eventually abandoned: edilgen yapı ve nihai sonuç

Republican calendar was eventually abandoned ifadesi edilgen bir yapı kullanır: eylem takvim üzerinde gerçekleşir, onu kullanmayı bırakan kişiler ise belirtilmez. Bu nedenle cümlenin odağı takvimin nihai sonucudur. eventually “bir süre geçtikten sonra sonunda” anlamına gelir; abandoned ise “terk edilmiş veya artık kullanılmıyor” demektir. Burada abandoned, yalnızca unutulmuş olmaktan daha güçlüdür.

Alıştırma

Bir planın, birçok test başarısız olduktan sonra sonunda terk edildiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The original plan eventually abandoned the committee after repeated tests failed.
  2. The original plan was eventually forgotten after repeated tests failed.
  3. The original plan was eventually abandoned after repeated tests failed.
Cevabı göster

The original plan was eventually abandoned after repeated tests failed.

When Napoleon Bonaparte took power,

2:32

Napolyon Bonapart iktidara geldiğinde,

he allowed small businesses to use traditional measurements

2:34

küçük işletmelerin geleneksel ölçüleri kullanmasına izin verdi,

redefined in metric terms. Kalıp ifadeler

2:37

ancak bunlar metrik terimlerle yeniden tanımlanmıştı.

Kalıp ifadeler

redefined in metric terms: ölçüleri metrik sisteme göre yeniden tanımlamak

Burada redefined in metric terms, geleneksel ölçülere metrik sistemi temel alan yeni tanımlar verildiği anlamına gelir. Bu geçmiş zaman ortaçlı ifade traditional measurements sözünü niteler ve küçük işletmelerin ne tür ölçüler kullanabileceğini açıklar. in ... terms yapısı, bir şeyi belirli bir sistem veya çerçeve temelinde açıklamak ya da tanımlamak için kullanılır. Buradaki terms, okul dönemi veya sözleşme maddeleri değil, kavramlar ya da standartlar bütünüdür.

Alıştırma

Bu cümlede redefined in metric terms ne anlama geliyor?

  1. Metrik sistemle ilgili bir sözleşme maddesine koymak
  2. Ölçümle ilgili bir okul döneminde kullanmak
  3. Metrik sisteme dayalı yeni bir tanım vermek
Cevabı göster

Metrik sisteme dayalı yeni bir tanım vermek

But the metric system remained standard for formal use, Kalıp ifadeler

2:40

Fakat metrik sistem resmi kullanım için standart olarak kaldı

Kalıp ifadeler

remained standard for formal use: resmî kullanım için standart olarak kalmak

Burada remained standard, metrik sistemin kabul edilen standart olmaya devam ettiği anlamına gelir. Remain burada bir bağlama fiilidir; standard, metrik sistemin sürüp giden durumunu açıklayan özne tümlecidir. For formal use bu durumu resmî, kurumsal, mesleki veya başka biçimde resmî bağlamlarla sınırlar. Dolayısıyla cümle, günlük kullanımda bir miktar esneklik olsa da resmî bağlamlarda standardın metrik sistem olduğunu söyler.

Alıştırma

Hangi cümle metrik sistemin resmî bağlamlarda standart statüsünü korumaya devam ettiğini açıkça söyler?

  1. The metric system was standard for formal use.
  2. The metric system remained standard for formal use.
  3. The metric system became standard for formal use.
Cevabı göster

The metric system remained standard for formal use.

and it spread across the continent along with France's borders. Anlatım akışı

2:43

ve Fransa'nın sınırlarıyla birlikte kıta boyunca yayıldı.

Anlatım akışı

spread across ... along with France's borders: sınırların genişlemesiyle birlikte yayılmak

Spread across the continent, bir şeyin kıtanın tamamına yayıldığını anlatır. Along with ise bu yayılmayı aynı dönemde gerçekleşen başka bir gelişmeyle ilişkilendirir: sistem, Fransa'nın toprakları veya nüfuz alanı genişlerken yayıldı. France's borders, sınırların bir nesne gibi fiziksel olarak hareket ettiği anlamına gelmez. Bu tarihsel bağlamda Fransa'nın topraklarının veya siyasi gücünün dışa doğru genişlemesini özetler. spread across ... along with ... kalıbı, geniş çaplı bir yayılmanın başka bir değişime eşlik ettiğini anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede along with hangi ilişkiyi gösteriyor?

  1. Sistemin yayılması, Fransa topraklarının genişlemesine eşlik etti.
  2. Sistem yalnızca Fransa toprak kaybettikten sonra yayıldı.
  3. Sistem, Fransa sınırına fiziksel olarak bağlıydı.
Cevabı göster

Sistemin yayılması, Fransa topraklarının genişlemesine eşlik etti.

While Napoleon's empire lasted eight years, Dilbilgisi

2:48

Napolyon'un imparatorluğu sekiz yıl sürmüş olsa da,

its legacy endured far longer.

2:50

mirası çok daha uzun süre dayandı.

Dilbilgisi

While Napoleon's empire lasted eight years, its legacy endured far longer: süre ve etkinin karşıtlığı

Cümlenin başındaki While burada bir zaman ilişkisi değil, karşıtlık ve ödünleme kurar; her ne kadar ... olsa da anlamındadır. İmparatorluğun sekiz yıl sürmesi, mirasının çok daha uzun sürmesiyle karşılaştırılır. Legacy, bir kişinin veya dönemin bıraktığı kalıcı etkiler ya da kurumlar anlamına gelir. Far longer, çok daha uzun süre demektir; far karşılaştırmayı güçlendirir. Cümle, kısa ömürlü bir imparatorluğu geride bıraktığı uzun süreli etkiyi göstererek değerlendirir.

Alıştırma

Bu cümlede While, zaman boyunca anlamına gelir; her ne kadar ... olsa da anlamına gelmez.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Some European countries reverted to old measurements upon independence. Kelime

2:53

Bazı Avrupa ülkeleri bağımsızlık üzerine eski ölçülere geri döndü.

Kelime

reverted to ... upon independence: önemli bir olay sırasında önceki sisteme dönmek

Reverted to, “daha önce kullanılan bir duruma veya uygulamaya geri döndü” anlamına gelir. Bu cümlede old measurements, bazı ülkelerin yeniden benimsediği eski ölçü sistemidir; to ise geri dönülen durumu veya sistemi gösterir. Upon independence, “bağımsız olduklarında” anlamına gelen kısa bir zaman ifadesidir. Değişikliğin ne zaman gerçekleştiğini belirtir. Tarih ve politika metinlerinde upon + olay adı, when the country gained independence gibi daha uzun bir cümlenin yerini sık sık alır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki resmî ifadeyle tamamlayın: The country ____ its previous legal code ____.

Cevabı göster

reverted to · upon independence

Others realized the value of standardization in an age of international trade. Anlatım akışı

2:58

Diğerleri uluslararası ticaret çağında standardizasyonun değerini fark etti.

Anlatım akışı

in an age of international ...: age ile geniş bir dönem bağlamı oluşturmak

In an age of international trade, ifadeyi geniş bir tarihsel ve toplumsal bağlama yerleştirir. Burada age, bir kişinin yaşı değil, önemli bir koşulun biçimlendirdiği dönem anlamına gelir. in an age of + isim öbeği kalıbı, ana ifadenin neden önemli olduğunu açıklamaya yardımcı olur. Uluslararası ticaret ortak standartlara ihtiyaç doğurur; bu nedenle söz konusu arka plan standartlaşmanın değerini anlamayı kolaylaştırır.

Alıştırma

in an age of international trade ifadesi cümlede ne yapıyor?

  1. Bir kişinin kesin yaşını verir.
  2. Belirli bir ölçü biriminin adını söyler.
  3. Geniş bir tarihsel ve toplumsal bağlam kurar.
Cevabı göster

Geniş bir tarihsel ve toplumsal bağlam kurar.

After Portugal and the Netherlands switched to metric voluntarily, Kalıp ifadeler

3:03

Portekiz ve Hollanda gönüllü olarak metrik sisteme geçtikten sonra,

Kalıp ifadeler

switched to metric: metrik sisteme geçmek

Switched to metric, switch to + isim yapısının geçmiş zaman biçimidir. Portekiz ve Hollanda'nın başka bir ölçüm sisteminden metrik sisteme geçtiğini belirtir; voluntarily bu değişikliği kendi istekleriyle yaptıklarını ekler. Ölçüm bağlamında metric, metric system ifadesinin kısaltılmış kullanımı olabilir. Daha genel olarak switch to, bir değişiklikten sonra seçilen yeni sistemi, aracı, yöntemi, hizmeti veya planı gösterir.

Alıştırma

Eksik edatı ekleyerek cümleyi tamamlayın: The lab switched ____ metric for all measurements.

Cevabı göster

to

other nations followed,

3:08

diğer ülkeler de onları takip etti,

with colonial empires spreading the system around the world. Dilbilgisi

3:09

sömürge imparatorlukları ise sistemi dünya çapında yaydı.

Dilbilgisi

with colonial empires spreading the system around the world: with + isim + -ing

With colonial empires spreading the system around the world, with + isim + -ing yapısını kullanır. Colonial empires isim grubudur ve spreading eyleminin örtük öznesidir; bu nedenle spreading ana cümledeki olaya eşlik eden bir süreci anlatır. Ana cümle other nations followed bölümüdür. With grubu, sistemin nasıl yayılmaya devam ettiğine dair arka plan bilgisi ekler; colonial empires ikinci bir ana cümlenin öznesi yapılmaz. Bu kısaltılmış yapı özellikle tarih, haber ve açıklama metinlerinde kullanışlıdır.

Alıştırma

Bu cümlede with cümleciği hangi işlevi görüyor? Other nations followed, with colonial empires spreading the system around the world.

  1. Sistemin nasıl yayıldığını anlatan eşlik eden bir süreç ekliyor
  2. Spreading'i cümlenin ana fiili yapıyor
  3. Sömürge imparatorluklarının izleyen uluslar olduğunu gösteriyor
Cevabı göster

Sistemin nasıl yayıldığını anlatan eşlik eden bir süreç ekliyor

As France's main rival, Britain had resisted revolutionary ideas Dilbilgisi

3:14

Fransa'nın ana rakibi olarak İngiltere, devrimci fikirlere direnmiş

and retained its traditional units. Kelime

3:18

ve geleneksel birimlerini korumuştu.

Dilbilgisi

As France's main rival: as + rol

Burada as, “...olduğu zaman” değil, “...rolünde veya konumunda” anlamına gelir. France's main rival isim öbeği, Britanya'nın Fransa ile ilişkisini belirtir. Cümlenin başındaki As France's main rival, Britanya'nın sonraki eylemlerinin arka planını verir. Bir kişinin rolünü, kimliğini veya konumunu yaptığı işle ilişkilendirmek için as + rol bildiren isim öbeği yapısını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümlede as bir kişinin rolünü belirtmek için kullanılmıştır?

  1. As the meeting ended, Maya turned off the lights.
  2. As the team captain, Maya made the final decision.
  3. Maya is as tall as her brother.
Cevabı göster

As the team captain, Maya made the final decision.

Kelime

retained its traditional units: korumaya devam etti

Retained its traditional units ifadesinde retained, “korumaya devam etti” anlamına gelir. Bu birimler zaten vardı ve Britanya onları değiştirmedi veya onlardan vazgeçmedi. Retain, devamlılığı çoğu zaman kesin ve nispeten resmî bir biçimde anlatır. Sistemler, politikalar, haklar, kayıtlar, özellikler veya görevler hakkında konuşurken yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle bir kurumun mevcut bir sistemi kullanmaya devam ettiğini belirtir?

  1. The school retained its original grading system.
  2. The school replaced its original grading system.
  3. The school regained control of the building.
Cevabı göster

The school retained its original grading system.

But over the next two centuries, Anlatım akışı

3:21

Ancak sonraki iki yüzyıl boyunca,

the British Empire slowly transitioned,

3:22

Britanya İmparatorluğu yavaşça geçiş yaptı,

first approving the metric system as an optional alternative Anlatım akışı

3:25

metrik sistemi yavaş yavaş resmi hale getirmeden önce

before gradually making it official.

3:29

onu ilk olarak isteğe bağlı bir alternatif olarak onayladı.

Anlatım akışı

over the next two centuries: bir dönem boyunca değişim

Over the next two centuries, yavaş geçiş için bir zaman çerçevesi kurar. Değişimin az önce sözü edilen noktayı izleyen iki yüzyıllık dönem boyunca geliştiğini anlatır; iki yüzyıl sonra tek bir anda gerçekleştiğini değil. Burada over, bir dönem boyunca anlamındadır. Bu yapı, gelişimin veya kademeli değişimin belirli bir zaman aralığında gerçekleştiğini göstermek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle bir değişimi sonraki beş yıl boyunca gelişen bir süreç olarak sunuyor?

  1. For the next five years, the library kept the same opening hours.
  2. After five years, the library expanded its services.
  3. Over the next five years, the library expanded its services.
Cevabı göster

Over the next five years, the library expanded its services.

Anlatım akışı

first approving ... before gradually making it official: aşamaları sıralama

First approving ... before gradually making it official, geçişi iki aşamaya ayırır: Britanya İmparatorluğu önce metrik sisteme isteğe bağlı bir seçenek olarak izin verdi, daha sonra ona resmî statü kazandırdı. Her iki -ing ifadesi de transitioned eyleminin nasıl gerçekleştiğini açıklar. First ve before sırayı düzenler; burada before, ilk aşamanın nedenini değil, sonraki aşamayı tanıtır.

Alıştırma

Hangi cümle iki aşamayı doğru sırayla göstermek için first ... before ... yapısını kullanıyor?

  1. The city adopted the system because the test was gradual.
  2. The city first tested the system before gradually adopting it nationwide.
  3. The city tested and rejected the system at the same time.
Cevabı göster

The city first tested the system before gradually adopting it nationwide.

However,

3:31

Ancak,

this switch came too late for 13 former colonies Dilbilgisi

3:31

bu geçiş, zaten bağımsızlıklarını kazanmış olan

that had already gained independence.

3:35

13 eski koloni için çok geçti.

Dilbilgisi

came too late for ... that had already ...: bir grubu etkileme fırsatını kaçırmak

came too late for + bir grup, değişimin o grubu etkileyemeyecek kadar geç gerçekleştiğini belirtir. that had already gained independence ilgi cümleciği bunun nedenini açıklar: had gained, past perfect yapısındadır ve bağımsızlığın daha sonraki geçmiş olaydan, yani değişimden önce gerçekleştiğini gösterir. Buradaki former colonies, geçmişte koloni olan fakat artık koloni olmayan yerler anlamına gelir. Bu kalıp, daha sonraki bir değişimin durumu zaten değişmiş kişileri veya grupları neden etkilemediğini açıklamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Bir şey zaten gerçekleştiği için bir değişimin grubu etkileyemediğini gösteren cümle hangisidir?

  1. The travelers bought tickets after the new rule was announced.
  2. The new rule came too late for travelers who had already bought nonrefundable tickets.
  3. The new rule came early enough for travelers to change their plans.
Cevabı göster

The new rule came too late for travelers who had already bought nonrefundable tickets.

The United States of America

3:38

Amerika Birleşik Devletleri

stuck with the English units of its colonial past, Öbek fiiller

3:39

kolonyal geçmişinin İngiliz birimlerine bağlı kaldı,

Öbek fiiller

stuck with the English units: aynı sistemi kullanmayı sürdürmek

stuck with, stick with ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada Amerika Birleşik Devletleri'nin başka bir ölçüm sistemine geçmek yerine İngiliz ölçü birimlerini kullanmaya devam ettiği anlamına gelir. Birimlerin fiziksel olarak bir şeye yapıştığı anlamına gelmez. of its colonial past, bu birimleri önceki İngiliz sömürge dönemiyle ilişkilendirir. Daha genel olarak stick with, başka seçenekler varken bir kişinin veya grubun aynı seçim, plan, yöntem ya da sistemi sürdürdüğünü gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “aynı seçimi sürdürmek” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: After comparing the two routes, we decided to ____ the safer one.

Cevabı göster

stick with

and today remains one of only three countries Dilbilgisi

3:43

ve bugün hala metrik sistemi tam olarak benimsememiş

which haven't fully embraced the metric system.

3:45

sadece üç ülkeden biri olmaya devam ediyor.

Dilbilgisi

remains one of only ... which haven't fully embraced ...: sürmeye devam eden nadir bir istisna

remains, aynı durumun günümüze kadar sürdüğünü belirtir. one of only three countries, özneyi çok küçük bir grubun içine yerleştirir; which haven't fully embraced the metric system ilgi cümleciği de bu grubu sıra dışı yapan özelliği açıklar. Buradaki embraced mecazidir: kollarla sarılmak değil, “kabul edip benimsemek” anlamına gelir. fully, benimsemenin eksik olduğunu gösterir; hiç benimsenmediği anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Vurgulanan bölüm bize ne anlatıyor?

  1. Metrik sistemi kullanan üç ülkeyi gerçekten kollarıyla sarılarak karşıladı.
  2. Yakın zamanda metrik sistemi icat eden tek ülke oldu.
  3. Metrik sistemi tam olarak benimsememiş çok küçük bir grubun parçası olmaya devam ediyor.
Cevabı göster

Metrik sistemi tam olarak benimsememiş çok küçük bir grubun parçası olmaya devam ediyor.

Despite constant initiatives for metrication, Dilbilgisi

3:48

Metrikleşme için sürekli girişimlere rağmen,

many Americans consider units like feet and pounds more intuitive. Dilbilgisi

3:51

birçok Amerikalı ayak (foot) ve libre (pound) gibi birimleri daha sezgisel buluyor.

Dilbilgisi

Despite constant initiatives for metrication: despite + ad öbeği

Despite bir ödünleme ilişkisi kurar: Bu girişimlerin normalde metrik sistemin daha yaygın kullanılmasını sağlaması beklenir, ancak ana cümle bu beklentiye ters bir sonuç bildirir. Despite bir edattır; bu nedenle constant initiatives for metrication tam bir cümlecik değil, bir ad öbeğidir. metrication, metrik sisteme geçme veya bu sistemi yaygınlaştırma süreci anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede despite ödünleme anlamı vermek için doğru kullanılmıştır?

  1. Despite the heavy rain, the game continued.
  2. Despite it rained heavily, the game continued.
  3. Although the heavy rain, the game continued.
Cevabı göster

Despite the heavy rain, the game continued.

Dilbilgisi

fit ve pound gibi birimleri daha sezgisel bulmak

Burada consider bir nesne ve bir sıfat tümleci alır: units like feet and pounds değerlendirilen şeydir; more intuitive ise konuşanın bu birimleri nasıl gördüğünü açıklar. More, başka bir seçenekle veya ölçütle karşılaştırma yapıldığını gösterir. Cümle, bu birimlerin anlaşılmasının ya da kullanılmasının daha kolay göründüğü anlamına gelir; more intuitive yalnızca pounds sözcüğünü nitelemez.

Alıştırma

Cümlede more intuitive neyi niteliyor?

  1. only pounds
  2. units like feet and pounds
  3. many Americans
Cevabı göster

units like feet and pounds

And ironically,

3:56

Ve ironik bir şekilde,

some regard the once revolutionary metric system Dilbilgisi

3:57

bazıları bir zamanlar devrimci olan metrik sistemi

as a symbol of global conformity.

4:00

küresel tekdüzeliğin bir sembolü olarak görüyor.

Dilbilgisi

bir zamanlar devrimci olan metrik sistemi küresel uyumun sembolü olarak görmek

regard X as Y, X'i Y olarak görmek veya sınıflandırmak anlamına gelen daha resmî bir yapıdır. Bu cümlede X, the once revolutionary metric system; as Y ise ona verilen sınıflandırmayı veya değerlendirmeyi, a symbol of global conformity ifadesini başlatır. once revolutionary, metrik sistemin geçmişte devrimci olarak görüldüğünü anlatır. Ironically, bu eski imgeyle bugünkü eleştirel bakış arasındaki karşıtlığı gösterir; conformity ise yalnızca tarafsız bir birlik değil, aynı standardı izleme baskısı anlamı taşıyabilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayın: Many readers regard the novel ____ a modern classic.

Cevabı göster

as

Nevertheless, Anlatım akışı

4:03

Yine de,

the metric system is almost universally used in science and medicine,

4:04

metrik sistem bilim ve tıpta neredeyse evrensel olarak kullanılıyor

and it continues to evolve according to its original principles. Kalıp ifadeler

4:09

ve orijinal ilkelerine göre gelişmeye devam ediyor.

Anlatım akışı

Nevertheless, ... is almost universally used: güçlü bir karşıtlık belirtmek

Nevertheless, az önce belirtilen duruma rağmen sonraki ifadenin hâlâ doğru olduğunu gösterir. Burada anlatım, metrik sisteme yönelik önceki dirençten bilim ve tıpta neredeyse evrensel olarak kullanıldığı yönündeki karşıt gerçeğe geçer. Cümle başındaki bir bağlayıcı olarak düşünceyi şöyle düzenler: önce bir tarafı kabul eder, ardından ona karşıt veya beklenenden daha güçlü bir gerçek verir. Yalnızca başka bir bilgi eklemez.

Alıştırma

Bu cümlenin başındaki Nevertheless ne işe yarıyor?

  1. Olayın ne zaman gerçekleştiğini gösterir.
  2. Önceki noktayı kabul eder ve ona karşıt bir gerçek sunar.
  3. Aynı yönde başka bir gerçek ekler.
Cevabı göster

Önceki noktayı kabul eder ve ona karşıt bir gerçek sunar.

Kalıp ifadeler

continues to evolve according to its original principles: başlangıçtaki ilkeler doğrultusunda gelişmeye devam etmek

continues to evolve, metrik sistemin sabit kalmak yerine gelişmeyi sürdürdüğünü anlatır. continue to + fiil kalıbı, bir eylem veya sürecin devam ettiğini gösterir. according to its original principles, bu gelişime yön veren temeli belirtir. Burada according to, “uygun biçimde” veya “doğrultusunda” anlamındadır; “nedeniyle” anlamında değildir. Sistem değişirken gelişimi başlangıçtaki ilkelere bağlı kalabilir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “bir şeye göre yönlendirilerek gelişmeye devam eder” anlamındaki beş sözcüklü kalıpla tamamlayın: The safety standard ____ new scientific evidence.

Cevabı göster

continues to evolve according to

For a long time,

4:13

Uzun bir süre boyunca,

standard units were actually defined by carefully maintained physical prototypes. Dilbilgisi

4:14

standart birimler aslında özenle korunan fiziksel prototiplerle tanımlandı.

Dilbilgisi

standard units were actually defined by physical prototypes: by ile edilgen yapı

Bu yan cümlede basit geçmiş zamanın edilgen yapısı kullanılır: standard units tanımlanan öğelerdir; bu nedenle odak, onları tanımlayan kişilerde değil birimlerin kendisindedir. by ile başlayan ifade, tanımlarda temel alınan fiziksel referans nesnelerini belirtir. Buradaki prototypes, yeni bir ürünün ilk modelleri değil, resmî fiziksel referans nesneleridir. Carefully maintained bu referans nesnelerini niteler: standardın tutarlı kalması için dikkatle korunmaları gerekiyordu. Actually, bugün şaşırtıcı gelse bile gerçekten kullanılan yöntemin bu olduğunu vurgular. Tekrar kullanılabilen X was/were defined by Y kalıbı önce X’i, ardından onu belirleyen referansı, kuralı veya yetkili kaynağı sunar.

Alıştırma

Bu cümlede standard units were defined by physical prototypes ne anlama geliyor?

  1. Standart birimler fiziksel prototiplerin şeklini belirledi.
  2. Standart birimler yeni ürün prototipleri oluşturmak için kullanıldı.
  3. Fiziksel prototipler, standart birimleri tanımlamak için kullanılan referans görevi gördü.
Cevabı göster

Fiziksel prototipler, standart birimleri tanımlamak için kullanılan referans görevi gördü.

But thanks to improving technology and precision, Kalıp ifadeler

4:19

Ancak gelişen teknoloji ve hassasiyet sayesinde,

these objects with limited access and unreliable longevity Kelime

4:22

sınırlı erişimi olan ve uzun ömürlülüğü güvenilmez olan bu nesneler,

are now being replaced with standards based on universal constants, Dilbilgisi

4:27

şimdi ışık hızı gibi evrensel sabitlere dayanan

Kalıp ifadeler

thanks to improving technology and precision: yararlı bir nedeni belirtme

Thanks to burada because of anlamına gelir; ayrıca nedenin yararlı olduğu veya olumlu bir sonuca yol açtığı düşüncesini taşır. Gelişen teknoloji ve hassasiyeti, eski fiziksel nesnelerin artık değiştirilebilmesinin nedeni olarak sunar; doğrudan kimseye teşekkür etmez. But bu nedeni önceki sınırlamalarla karşıtlık kurarak bağlar. Improving hem technology hem de precision öğelerinin geliştiğini, özellikle de kesin ölçüm yapma becerisinin arttığını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede thanks to yararlı bir nedeni belirtmek için kullanılmıştır?

  1. Despite the new bus route, Maya still has a long walk to school.
  2. Thanks to the new bus route, Maya gets to school twenty minutes earlier.
  3. Maya said, "Thanks for explaining the new bus route."
Cevabı göster

Thanks to the new bus route, Maya gets to school twenty minutes earlier.

Kelime

with limited access and unreliable longevity: sınırlı erişim ve belirsiz uzun ömür

With limited access and unreliable longevity, with ile başlayan ve bu fiziksel nesnelerin iki dezavantajını belirten bir ifadedir. Limited access, herkesin bu nesnelere kolayca erişemediği, onları inceleyemediği veya kullanamadığı anlamına gelir. Unreliable longevity ise nesnelerin uzun süre kararlı ve güvenilir kalamayabileceğini belirtir. Burada access, fiziksel bir giriş değil, pratik olarak erişilebilir olma durumudur. Longevity, bir nesnenin veya standardın ne kadar süre kullanılabilir ve güvenilir kaldığını ifade eder; yalnızca insan ömrü için kullanılmaz.

Alıştırma

Bu cümlede with limited access and unreliable longevity, nesneler hakkında ne anlatıyor?

  1. Yalnızca birkaç girişleri vardır ama sonsuza kadar dayanacakları garantidir.
  2. Onlara kolayca ulaşabilen veya onları kullanabilen kişi sayısı azdır ve zaman içinde güvenilir kalmayabilirler.
  3. Herkes onları kolayca kullanabilir ancak üretimleri pahalıdır.
Cevabı göster

Onlara kolayca ulaşabilen veya onları kullanabilen kişi sayısı azdır ve zaman içinde güvenilir kalmayabilirler.

like the speed of light. Kültür

4:31

standartlarla değiştiriliyor.

Dilbilgisi

are now being replaced with ...: şu anda edilgen biçimde değiştiriliyor

Are now being replaced, şimdiki zamanın edilgen yapısıdır: are + being + geçmiş zaman ortacı. Özne olan these objects eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır. Now ise değiştirmenin yalnızca planlanmadığını veya tamamlanmadığını, şu anda sürdüğünü gösterir. With standards, eski nesnelerin yerini alan yeni şeyi belirtir. Based on universal constants, standards sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğidir: standards that are based on universal constants.

Alıştırma

Cümleyi beş İngilizce sözcükle tamamlayın. now sözcüğünü are sözcüğünden sonra getirin, replace fiilinin şimdiki zaman edilgen yapısını kullanın ve ifadeyi with ile bitirin: In many offices, paper forms ____ digital ones.

Cevabı göster

are now being replaced with

Kültür

evrensel bir fizik sabiti olarak ışık hızı

Burada the speed of light belirli bir bilimsel sabiti, yani ışığın boşlukta ilerleme hızını ifade eder. Sadece ışığın çok hızlı hareket ettiğini söylemez. Cümlede bu ifade, bir ölçüm standardına temel olabilecek evrensel bir sabite örnek olarak kullanılır. Bu referans tek bir fiziksel nesneye değil doğaya dayandığı için tutarlı biçimde tanımlanabilir ve yeniden üretilebilir.

Alıştırma

Bu bağlamda speed of light neyi ifade eder?

  1. A measurement that changes when a physical object gets older
  2. A general comment that light is very fast
  3. A stable physical constant used as a scientific reference
Cevabı göster

A stable physical constant used as a scientific reference

Consistent measurements are such an integral part of our daily lives Dilbilgisi

4:33

Tutarlı ölçümler günlük hayatımızın o kadar ayrılmaz bir parçası ki,

that it's hard to appreciate what a major accomplishment for humanity

4:37

insanlık için ne kadar büyük bir başarı olduklarını

they've been.

4:41

takdir etmek zor.

Dilbilgisi

such an integral part ... that ... they've been: o kadar gündelik ki önemini fark etmek zor

Vurgulanan bölüm such + sıfat + isim öbeği + that-clause kalıbını kullanır. Tutarlı ölçümler, o kadar gerekli ve tanıdık bir şey olarak sunulur ki insanlar onların önemini fark etmekte zorlanır. Integral part “özsel ve vazgeçilmez bir parça” demektir; yalnızca “tam bir parça” anlamına gelmez. Burada appreciate, değerini veya önemini fark etmek anlamındadır. Son bölüm olan what a major accomplishment for humanity they've been cümle içindeki ünlem niteliğinde bir düşüncedir: they, consistent measurements ifadesine gönderme yapar ve konuşmacı bu başarının ne kadar büyük olduğunu vurgular.

Alıştırma

Dereceyi ve sonucunu göstermek için such + isim öbeği + that yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. The library is such important part of the neighborhood that people miss it when it closes.
  2. The library is so an important part of the neighborhood that people miss it when it closes.
  3. The library is such an important part of the neighborhood that people miss it when it closes.
Cevabı göster

The library is such an important part of the neighborhood that people miss it when it closes.

And just as it arose from a political revolution, Anlatım akışı

4:43

Ve tıpkı siyasi bir devrimden doğduğu gibi,

the metric system remains crucial for the scientific revolutions to come.

4:45

metrik sistem de gelecek bilimsel devrimler için kritik önemini koruyor.

Anlatım akışı

just as it arose from a political revolution ... remains crucial for the scientific revolutions to come: geçmişten geleceğe karşılaştırma

Başlangıçtaki just as it arose from a political revolution bölümü burada bir zaman ilişkisi değil, bir benzetme kurar. Buradaki it, the metric system ifadesini belirtir; arose from ise '...den doğdu' veya '...den ortaya çıktı' anlamındadır. Söz konusu siyasi devrim Fransız Devrimi'dir. Ana cümle metrik sistemin gelecekteki bilimsel devrimler için hâlâ vazgeçilmez olduğunu söyler. Geçmişteki siyasi kökeni gelecekteki bilimsel değişimle ilişkilendiren bu cümle, başlangıçtaki fikre geri dönerek söylevi etkili bir biçimde kapatır.

Alıştırma

Aşağıdaki cümlelerden hangisinde just as, hedef cümledeki gibi karşılaştırma yapmak için kullanılmıştır?

  1. Good sleep helps the body recover after a long day.
  2. Just as I reached the bus stop, the bus pulled away.
  3. Just as sunlight helps plants grow, good sleep helps the body recover.
Cevabı göster

Just as sunlight helps plants grow, good sleep helps the body recover.