Saunalar daha uzun yaşamanızı sağlayabilir mi? - Max G. Levy: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
691 kelime 150 kel/dk

Video açıklaması: Finlandiya’daki uzun süreli bir çalışma üzerinden sauna ısısının vücudun soğutma tepkisini nasıl başlattığı, kalp-damar sağlığını ve toparlanmayı nasıl destekleyebileceği ve umut verici bulguların neden henüz kesin olmadığı açıklanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. set out to conduct — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir araştırmanın, incelemenin, projenin veya yolculuğun başlangıcını anlatırken yalnızca “başladı” demekten daha planlı ve amaçlı bir seçenek öğrenin. Bu ifade, araştırmacıların ilk hedefini belirlemenize de yardımcı olur. 2. pump in / pump out — Phrasal verb’ler: Farklı parçacıkların yönü nasıl tersine çevirdiğini ayırt edin: kan akışı doku onarımı için gereken maddeleri içeri taşıyabilir ve atıkları dışarı atabilir. Bu ikiliyi biyolojik süreçleri veya girdi ile uzaklaştırma içeren başka sistemleri açıklarken kullanabilirsiniz. 3. Despite these promising results, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Cesaret verici bulgulardan yöntemsel sınırlamalara geçmek için bu ödünleyici geçişi kullanın. Gözlenen bir ilişkiyi kanıtlanmış neden-sonuç bağı gibi sunmadan dengeli bir bilimsel açıklama kurmanıza yardımcı olur.

Bu derste

In the early 1980s, a group of scientists set out to conduct a long-term study on heart health. Kalıp ifadeler

0:06

1980'lerin başlarında bir grup bilim insanı, kalp sağlığı üzerine uzun vadeli bir çalışma yürütmek için yola çıktı.

Kalıp ifadeler

set out to conduct: planlı bir çalışmaya koyulmak

set out to conduct, planlanmış bir işi yapmaya başlamak anlamına gelir. Bu cümlede ifade, bilim insanlarının çalışmayı belirli bir amaçla ve bilinçli olarak başlattığını gösterir; yalnızca bir işe başlamış olduklarını söylemekten daha güçlüdür. Yapı set out + to + fiilin yalın hâlidir. Conduct, özellikle çalışmalar, araştırmalar, anketler ve projeler için kullanılan, “yürütmek” anlamındaki daha resmî bir fiildir.

Alıştırma

Planlanmış bir araştırma görevine başlamayı anlatan ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The university team ____ a survey on sleep habits.

Cevabı göster

set out to conduct

Kalıp ifadeler

long-term study on heart health: süre ve araştırma konusu

long-term study on heart health, çalışmanın hem süresini hem de konusunu belirtir. Long-term, çalışmanın uzun bir dönem boyunca devam ettiğini gösterir; on ise araştırılan konuyu tanıtır. Kullanılabilir kalıp a long-term study on + konu şeklindedir. Buradaki heart health, kalbin genel durumu ve sağlığı anlamına gelir; fiziksel bir yer bildirmez.

Alıştırma

Uzun süren ve uykuyu konu alan bir araştırmayı doğru biçimde anlatan ifade hangisidir?

  1. a long-term study to sleep
  2. a long-term study at sleep
  3. a long-term study on sleep
Cevabı göster

a long-term study on sleep

They focused on Finnish men, recruiting over 2,000 participants and monitoring everything from their behaviors, Kalıp ifadeler

0:12

Finlandiyalı erkeklere odaklandılar, 2.000'den fazla katılımcı topladılar ve onların davranışlarından,

Kalıp ifadeler

focused on Finnish men: araştırmanın odağını belirlemek

Bu cümlede focused on, Finlandiyalı erkeklerin incelenen ana grup olarak seçildiği anlamına gelir. Birine gözlerini dikip bakmayı değil, araştırmanın kapsamını anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı focus on + kişi, grup, konu veya sorundur. Dikkatin, çabanın ya da çalışmanın nereye yöneldiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi focus on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The project ____ ways to save water at school.

Cevabı göster

focused on

Kalıp ifadeler

recruiting over 2,000 participants: araştırmaya katılımcı dâhil etmek

Araştırma bağlamında recruiting participants, katılmayı kabul eden kişileri bulup çalışmaya dâhil etmek anlamına gelir. Over 2,000, 2.000'den fazla demektir ve participants işe alınan çalışanları değil, araştırmaya katılan kişileri ifade eder. Burada recruiting, aynı özne olan they tarafından yapılan başka bir eylemi ekleyen bir -ing yan cümlesidir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp recruit participants for a study, trial, experiment veya survey biçimindedir.

Alıştırma

Cümleyi recruit participants ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The research team ____ for a study on sleep.

Cevabı göster

recruited participants

diets, lifestyle choices, and fitness over the course of 20 years. Kalıp ifadeler

0:19

diyetlerine, yaşam tarzı seçimlerine ve 20 yıl boyunca kondisyonlarına kadar her şeyi izlediler.

Kalıp ifadeler

over the course of 20 years: 20 yıllık dönem boyunca

over the course of 20 years, yirmi yıllık bir dönem boyunca anlamına gelir. Beslenme düzenlerini, yaşam tarzı seçimlerini ve fiziksel durumu tek bir andaki özellikler olarak değil, bu uzun dönem boyunca gözlemlenen unsurlar olarak sunar. Burada course, ders değil, zamanın ilerleyişi anlamındadır. over the course of + zaman dilimi kalıbı; bir dönem boyunca gelişen değişiklikleri, tekrarlanan olayları veya devam eden araştırmaları anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Tüm dönem boyunca gerçekleşen aşamalı bir değişimi gösteren zaman ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Her confidence grew ____ the school year.

Cevabı göster

over the course of

As they dug into the data, Öbek fiiller

0:24

Verileri derinlemesine inceledikçe,

Öbek fiiller

dug into the data: verileri derinlemesine incelediler

Dug into the data, örüntüleri, ayrıntıları veya açıklamaları bulmak için verileri dikkatle incelediler anlamına gelir. Dig into burada mecazidir; araştırmacılar fiziksel olarak kazı yapmıyorlar. Dug, dig fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve into, incelenen şeyi belirtir. Looked at the data ile karşılaştırıldığında dug into the data, daha fazla çaba ve derinlik ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi dig into ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The editor ____ the old records before publishing the article.

Cevabı göster

dug into

researchers were stunned to find that one habit, Kalıp ifadeler

0:26

araştırmacılar bir alışkanlığın,

Kalıp ifadeler

were stunned to find: bir şeyi keşfedince çok şaşırmak

Were stunned to find ifadesindeki were stunned, araştırmacıların güçlü zihinsel tepkisini anlatır: keşfettikleri şey beklediklerinden çok daha şaşırtıcıdır. Burada stunned, fiziksel bir darbeyle bayıltılmış olmak anlamına gelmez. Be stunned to find + yan cümle kalıbı, beklenmedik bir keşfi sunar. To find mastarı, şaşkınlığa neyin yol açtığını belirtir.

Alıştırma

“Keşfettiklerinde son derece şaşırdılar” anlamına gelen ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The scientists ____ that the ancient seeds could still grow.

Cevabı göster

were stunned to find

something they hadn't expected,

0:29

beklemedikleri bir şeyin,

was linked to better health. Kalıp ifadeler

0:31

daha iyi bir sağlıkla bağlantılı olduğunu bulduklarında şaşkına döndüler.

Kalıp ifadeler

was linked to better health: kanıtlanmış bir neden değil, ilişki

Was linked to better health, araştırmada bu alışkanlık ile daha iyi sağlık arasında ilişki bulunduğu, yani ikisinin verilerde birlikte görüldüğü anlamına gelir. Be linked to tek başına alışkanlığın sağlıktaki iyileşmeye neden olduğunu göstermez. Araştırma haberlerinde korelasyon ile nedensellik arasındaki farkı korur.

Alıştırma

Bir çalışma, kahvaltı yapan öğrencilerin genellikle daha yüksek puan aldığını buluyor ancak bunun nedenini kanıtlamıyor. Şu cümle yeterince temkinli midir: “Eating breakfast was linked to higher scores.”?

  1. Hayır
  2. Evet
Cevabı göster

Evet

Frequent sauna bathing. Kelime

0:33

Sık sık saunaya girmek.

Kelime

Frequent sauna bathing: saunayı sık kullanmak

“Frequent sauna bathing”, saunayı sık kullanmak, yani ısıtılmış bir sauna odasına girip bir süre sıcağa maruz kalmak demektir. Buradaki bathing, sauna etkinliğinin adıdır; suyla yıkanmak veya suya girmek anlamına gelmez. Sağlık araştırması bağlamında bu ifade, sıklığı ölçülebilen bir yaşam tarzı davranışının adı olarak kullanılır.

Alıştırma

Bu sağlık araştırması bağlamında “Frequent sauna bathing” ne anlama gelir?

  1. Günde birçok kez sabunla yıkanmak
  2. Saunayı sık kullanmak
  3. Isıtılmış suda düzenli olarak yüzmek
Cevabı göster

Saunayı sık kullanmak

Yet this likely didn't surprise the Finnish participants.

0:35

Ancak bu muhtemelen Finlandiyalı katılımcıları şaşırtmamıştır.

Finland is a country with 9,000 years of sauna traditions. Kültür

0:38

Finlandiya 9.000 yıllık sauna gelenekleri olan bir ülkedir.

Kültür

9,000 years of sauna traditions: uzun bir kültürel geçmiş

“9,000 years of sauna traditions” ifadesi tarihsel ve kültürel arka plan sağlar. Traditions, tek bir etkinliği değil, nesiller boyunca sürdürülen uygulama ve gelenekleri anlatır. Bu cümlede uzun zaman dilimi, sauna kullanımını yakın zamanda ortaya çıkan bir sağlıklı yaşam akımı olarak değil, Finlandiya yaşamının köklü bir parçası olarak gösterir. Finlandiya'daki sauna alışkanlıklarını, kişiden kişiye değişebilen tanıdık bir davranış olarak sunar.

Alıştırma

“9,000 years of sauna traditions” cümleye temel olarak hangi bilgiyi ekler?

  1. Finlandiya'daki sauna binalarının sayısını verir.
  2. Her sauna seansının 9.000 yıl sürdüğünü söyler.
  3. Sauna kullanımını Finlandiya kültürünün uzun zamandır yerleşmiş bir parçası olarak sunar.
Cevabı göster

Sauna kullanımını Finlandiya kültürünün uzun zamandır yerleşmiş bir parçası olarak sunar.

And they're not alone. Kalıp ifadeler

0:43

Ve bu konuda yalnız değiller.

Kalıp ifadeler

And they're not alone: tek bir örnekten daha geniş bir olguya geçmek

Burada they're not alone, Finlerin ısıya dayalı bu tür bir yıkanma geleneğine sahip tek topluluk olmadığını anlatır. Alone sözcüğü mecazidir: “tek örnek olmamak” anlamına gelir; “yakınlarında hiç kimse olmamak” anlamına gelmez. Cümlenin And ile başlaması, onu ardından gelen örneklere geçiş yapan bir köprüye dönüştürür. Özne + be + not alone kalıbı, tek bir örnekten daha geniş bir olguya geçmek veya başkalarının da aynı deneyimi yaşadığını söyleyerek birini rahatlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

“Maya worries about starting a new school, but she's not alone,” cümlesinde “she's not alone” ne anlama gelir?

  1. Endişelenen tek kişi Maya.
  2. Başka insanlar da aynı endişeyi taşıyor.
  3. Birisi Maya'nın yanında duruyor.
Cevabı göster

Başka insanlar da aynı endişeyi taşıyor.

Roman balneae, Kültür

0:44

Roma hamamları,

Japanese onsen,

0:46

Japon onsenleri

and indigenous American sweat lodges

0:47

ve yerli Amerikan terleme kulübeleri,

Kültür

Roman balneae, Japanese onsen ve indigenous American sweat lodges: farklı yıkanma ve ısı gelenekleri

Bu, yıkanma, sıcak su, ısı veya buharla ilişkili, kültürel açıdan birbirinden farklı üç geleneğin listesidir. Roman balneae, antik Roma dünyasındaki banyolar veya yıkanma tesisleriydi; Japanese onsen, doğal olarak ısınmış kaynak suyunu kullanan kaplıcalar ve yıkanma tesisleridir; Indigenous American sweat lodges ise Amerika kıtalarındaki bazı Yerli toplulukların, törensel veya manevi anlam taşıyabilen terleme uygulamaları için kullandığı kapalı alanlardır. Liste, ısıyla yıkanma veya terleme geleneklerinin birçok kültürde bulunduğu genel düşüncesini destekler. Üç uygulamanın da sauna olduğu ya da aynı tasarıma, amaca veya kültürel anlama sahip olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

“Roman balneae, Japanese onsen, and indigenous American sweat lodges” listesini en iyi hangi açıklama tanımlar?

  1. Yıkanma, ısı veya buharla ilişkili, kültürel açıdan farklı geleneklerdir.
  2. Tam olarak aynı Fin saunasının üç farklı adıdır.
  3. Kültürel anlamı olmayan sıradan yer adlarıdır.
Cevabı göster

Yıkanma, ısı veya buharla ilişkili, kültürel açıdan farklı geleneklerdir.

are just a few examples of how cultures across the globe have long considered exposure to extreme temperatures therapeutic. Notlar

0:49

dünya çapındaki kültürlerin aşırı sıcaklıklara maruz kalmayı uzun zamandır tedavi edici olarak gördüğünün sadece birkaç örneğidir.

Anlatım akışı

just a few examples of how: örneklerden genel bir örüntüye geçiş

Just a few examples of how, daha önce sözü edilen örneklere gönderme yapar ve bu örneklerin gösterdiği genel örüntüye geçiş sağlar. Burada how, dünya genelindeki kültürlerin aşırı sıcaklıklara maruz kalmayı uzun zamandır tedavi edici gördüğü örüntüsünü tanıtır. Just a few, “yalnızca birkaç temsilî örnek” anlamına gelir ve daha fazla örnek verilebileceğini düşündürür. Örneklerin önemsiz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir açıklamada just a few examples of how genellikle ne işe yarar?

  1. Birkaç örneği, gösterdikleri daha genel örüntüye bağlar.
  2. Kaç örnek olduğunu sorar.
  3. Başka hiçbir örnek olmadığını söyler.
Cevabı göster

Birkaç örneği, gösterdikleri daha genel örüntüye bağlar.

Dilbilgisi

have long considered ... therapeutic: consider + nesne + sıfat

Have long considered exposure to extreme temperatures therapeutic, consider + nesne + sıfat yapısını kullanır. Nesne exposure to extreme temperatures ifadesidir; therapeutic ise nesne tümleyicisidir ve kültürlerin bu maruz kalmaya yüklediği niteliği belirtir. Have long considered ifadesinde long, have ile geçmiş zaman ortacı considered arasına gelir. Present perfect, bu görüşün geçmişte başladığını ve uzun süredir devam ettiğini gösterir. Aktarılabilir kalıp consider something + adjective şeklindedir; consider the method safe buna bir örnektir.

Alıştırma

Hangi cümle, rehberlerin rotayı güvenli bulduğunu anlatmak için consider + nesne + sıfat yapısını kullanır?

  1. The guides consider the route safely.
  2. The guides consider the route safe.
  3. The guides consider that the route safe.
Cevabı göster

The guides consider the route safe.

But today,

0:57

Ancak bugün,

scientists are only just beginning to unravel how and why this may be the case. Notlar

0:57

bilim insanları bunun nasıl ve neden böyle olabileceğini henüz yeni yeni çözmeye başlıyorlar.

Kalıp ifadeler

are only just beginning to unravel: henüz çok erken aşamadaki ilerleme

are only just beginning to unravel ifadesinde are beginning to, devam eden bir sürecin başlangıcını gösterir. only just bu anlamı güçlendirir: süreç çok kısa süre önce başlamıştır veya şimdiye kadar çok az ilerleme kaydedilmiştir. Bu ifade, bilim insanlarının anlayışının hâlâ çok erken bir aşamada olduğunu gösterir. Tam bir açıklamaya zaten ulaştıkları anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte are only just beginning to unravel, bilim insanlarının ilerlemesi hakkında ne anlatıyor?

  1. Çalışma başladı, ancak anlayış hâlâ çok erken bir aşamada.
  2. Bilim insanları çalışmaya hiç başlamadı.
  3. Bilim insanları her şeyi açıklamayı bitirdi.
Cevabı göster

Çalışma başladı, ancak anlayış hâlâ çok erken bir aşamada.

Kelime

unravel how and why: karmaşık bir mekanizma ve nedeni açıklığa kavuşturmak

Burada unravel mecaz anlamda kullanılır. Karmaşık bir sorunu araştırmak ve mekanizmasını ya da nedenlerini yavaş yavaş açıklığa kavuşturmak anlamına gelir. how and why, çözülmeye çalışılan iki noktayı tanıtır: olayın nasıl gerçekleştiğini ve neden gerçekleştiğini. Bu imge, birbirine dolanmış iplikleri ayırmaktan gelir; ancak bu cümlede fiziksel bir iplik yoktur. Fiil, cevabın karmaşık olduğunu ve parçaların bir araya getirilmesi gerektiğini düşündürür.

Alıştırma

Bir ekip hâlâ karmaşık bir nedeni araştırıyor. Bu cümleyi en iyi hangi fiil tamamlar? The team is trying to ___ why the network keeps failing.

  1. unravel
  2. memorize
  3. announce
Cevabı göster

unravel

Kalıp ifadeler

this may be the case: bir olasılığı temkinli biçimde belirtmek

Bu cümlede this, aşırı sıcaklıklara maruz kalmanın tedavi edici etkileri olabileceği yönündeki önceki düşünceye gönderme yapar. This may be the case, bu düşüncenin doğru olabileceğini belirtir; case burada hukuki bir dava ya da kap değil, “gerçek durum” anlamındadır. May yardımcı fiili iddiayı temkinli hâle getirir. Bilim insanları bu düşüncenin nasıl ve neden doğru olabileceğini araştırmaktadır, ancak cümle bunu tamamen kanıtlanmış bir gerçek olarak sunmaz.

Alıştırma

Hangi cümle bir iddianın doğru olabileceğini, ancak henüz kesin olmadığını söyler?

  1. Durum böyle olabilir, ancak daha fazla kanıta ihtiyacımız var.
  2. Durum kesinlikle budur ve kanıtlar kesindir.
  3. Araştırmacılar bu olasılığı değerlendirmedi.
Cevabı göster

Durum böyle olabilir, ancak daha fazla kanıta ihtiyacımız var.

So, what exactly is happening in your body Anlatım akışı

1:03

Peki, vücudunuzda tam olarak ne oluyor

when you feel the heat?

1:05

sıcağı hissettiğinizde?

Anlatım akışı

What exactly is happening ...?: açıklamayı yönlendiren bir soru

Bu soru, açıklamayı genel bir girişten vücudun sıcağa verdiği belirli tepkiye taşır. What is happening devam eden bir süreci sorar; exactly ise izleyiciye bir sonraki bölümde mekanizmanın ayrıntılı biçimde açıklanacağını bildirir. Açıklayıcı bir içerikte bu, sunumu yönlendiren sözbilimsel bir soru olabilir: sunucu izleyicinin yanıtını beklemek yerine temel soruyu ortaya atar ve ardından kendisi yanıtlar.

Alıştırma

Bu sorunun açıklayıcı bir içerikteki temel düzenleme işlevi nedir?

  1. Vücudun sıcağa verdiği tepkinin ayrıntılı açıklamasını başlatır.
  2. İzleyicilerden sıcağın hoş olup olmadığı konusunda oy vermelerini ister.
  3. Açıklamanın sona erdiğini bildirir.
Cevabı göster

Vücudun sıcağa verdiği tepkinin ayrıntılı açıklamasını başlatır.

To understand how extreme heat affects the body, Dilbilgisi

1:07

Aşırı sıcağın vücudu nasıl etkilediğini anlamak için,

Dilbilgisi

Amaç bildiren To understand how...

To understand how extreme heat affects the body, amaç bildiren bir to-infinitive öbeğidir. Burada To understand, “anlamak için” demektir: Konuşmacının sıradaki süreci neden inceleyeceğini belirtir; dinleyiciye bir şeyi anlamasını emretmez. how ile başlayan yan cümle, anlaşılmak istenen şeyi belirtir. Cümle başındaki böyle bir amaç öbeğinin ardından genellikle o amaçla yapılan eylemi bildiren bir ana cümle gelir.

Alıştırma

Cümleyi “anlamak için” anlamına gelen amaç ifadesiyle tamamlayın: ____ how the machine works, we need to read the manual.

Cevabı göster

To understand

let's explore what happens when you enter a sauna. Anlatım akışı

1:10

saunaya girdiğinizde ne olduğunu inceleyelim.

Anlatım akışı

Açıklamayı yönlendiren geçiş olarak let's explore what happens

Let's explore what happens, açıklamayı yönlendiren bir geçiş ifadesidir. Konuşmacı let's kullanarak dinleyiciyi sürece katar ve herkesi açıklamanın sonraki bölümüne taşır; bu ifade genellikle gerçek bir izin istemekten çok konuşmayı düzenler. What happens, incelenecek süreci belirtir. Ardından gelen when... gibi bir yan cümle durumu verir; böylece kalıp neden-sonuç veya adım adım açıklama başlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir açıklamanın sonraki bölümünü doğal biçimde başlatır?

  1. Did you explore what happened when the temperature dropped?
  2. I explored the museum when the temperature dropped.
  3. Let's explore what happens when the temperature drops.
Cevabı göster

Let's explore what happens when the temperature drops.

Traditional Finnish sauna temperatures can top out at 90°C Öbek fiiller

1:13

Geleneksel Finlandiya saunasının sıcaklığı 90°C'ye ulaşabilir

Öbek fiiller

can top out at 90°C: en yüksek değere ulaşmak

Top out at + bir sayı, “en yüksek değer olarak o sayıya ulaşmak” anlamına gelir. Burada can olasılık bildirir: sauna sıcaklığı 90°C'ye kadar çıkabilir, ancak 90°C olağan sıcaklık değil, belirtilen aralığın üst ucudur. Bu kalıp sıcaklık, hız, fiyat veya kişi sayısı gibi ölçülebilir şeylerin en yüksek değerlerini anlamak için kullanılabilir. Bu ifadede top fiziksel bir konumu anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi top out at ifadesiyle tamamlayın: On this model, the speed can ____ 120 kilometers per hour.

Cevabı göster

top out at

or just below the boiling point of water Kalıp ifadeler

1:18

veya suyun kaynama noktasının hemen altına kadar çıkabilir

Kalıp ifadeler

just below the boiling point of water: referans noktasına yakın, ancak henüz o noktada değil

Just below + bir referans noktasında just “yalnızca küçük bir farkla”, below ise bir ölçekte daha düşük anlamına gelir. Buradaki sıcaklık suyun kaynama noktasına yakındır, ancak o noktaya ulaşmamıştır. Bu kalıp bir değeri bilinen bir sınır veya ölçütle karşılaştırır ve dinleyenin değerin o noktaya ne kadar yakın olduğunu anlamasına yardımcı olur.

Alıştırma

"The temperature stayed just below 100°C," cümlesinde just below ne anlama gelir?

  1. 100°C'den biraz daha düşüktü.
  2. Tam olarak 100°C'ydi.
  3. 100°C'den çok daha düşüktü.
Cevabı göster

100°C'den biraz daha düşüktü.

and are typically dry at about 20% humidity. Kalıp ifadeler

1:20

ve genellikle yaklaşık %20 nem ile kurudur.

Kalıp ifadeler

are typically dry at about 20% humidity: olağan ve yaklaşık bir düzey

Bu ifade olağan bir çevre koşulunu anlatır: söz konusu ortamlar genellikle kurudur ve nem oranları yaklaşık %20’dir. Typically, hiç istisnası olmayan bir kuralı değil, normalde görülen bir durumu belirtir. at about 20% humidity ifadesinde at, koşulu sayısal bir düzeye yerleştirir; about ise sayının yaklaşık olduğunu gösterir. at about + sayı kalıbı nem, sıcaklık, hız veya konsantrasyon gibi düzeyleri anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki ‘yaklaşık olarak bu düzeyde’ anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The chamber is typically dry ____ 25% humidity.

Cevabı göster

at about

This blast of dry heat ignites your thermoregulatory response. Notlar

1:23

Bu kuru sıcaklık patlaması, termoregülasyon tepkinizi ateşler.

Deyimler

This blast of dry heat: güçlü bir kuru sıcak hava akımı

Burada blast, “patlama” anlamına gelmez. A blast of dry heat, güçlü biçimde hissedilen ani ve sert bir sıcak, kuru hava akımı veya dalgasıdır. Blast kullanımı sıcaklığa hareket ve etki katar. Bu canlı anlatım, bilimsel bir açıklamadaki fiziksel hissi gözde canlandırmayı kolaylaştırır.

Alıştırma

This blast of dry heat ifadesinde blast ne anlama gelir?

  1. kuru havanın neden olduğu gerçek bir patlama
  2. az miktarda serin hava
  3. ani ve güçlü bir kuru sıcak hava akımı
Cevabı göster

ani ve güçlü bir kuru sıcak hava akımı

Kelime

Isı düzenleme tepkini tetikler

Burada ignites, “hızla tetikler veya başlatır” anlamına gelir; “ateşe verir” demek değildir. Özne This blast of dry heat, nesne ise your thermoregulatory response ifadesidir. Bu ifade, vücudun kendi sıcaklığını düzenlemek için verdiği tepkiyi anlatır. Halka yönelik bilimsel İngilizcede ignite gibi canlı bir fiil, teknik bir isim grubuyla sıkça eşleştirilir. Bağlam gerçek ateşle ilgili değilse bu kalıp, bir şeyin bir süreci veya tepkiyi başlatmasına işaret edebilir.

Alıştırma

Cümlede ignites your thermoregulatory response ne anlama geliyor?

  1. Vücudun sıcaklık düzenleme tepkisini hızla tetikler.
  2. Kelimenin gerçek anlamıyla vücudu ateşe verir.
  3. Vücudun sıcağa tepki vermesini durdurur.
Cevabı göster

Vücudun sıcaklık düzenleme tepkisini hızla tetikler.

Specialized temperature-detecting proteins in the skin change shape, Notlar

1:28

Derideki sıcaklık algılayan özel proteinler şekil değiştirerek

Kelime

Özelleşmiş sıcaklık algılayan proteinler

İsim grubunun ana ismi proteins sözcüğüdür. Specialized, proteinlerin belirli bir işlevi olduğunu; temperature-detecting ise sıcaklığı algıladıklarını belirtir. Kısa çizgi, temperature ve detecting sözcüklerini proteins önünde tek bir birleşik niteleyici hâline getirir. İngilizce, daha uzun bir düşünceyi kısaltmak için başka bir ismin önünde sıkça “isim + -ing biçimi” kullanır. Bu nedenle temperature-detecting proteins, proteins that detect temperature anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi ifade doğal biçimde “dumanı algılayan sensörler” anlamına gelir ve aynı kısa yapıyı kullanır?

  1. smoke-detecting sensors
  2. smoke-detected sensors
  3. detecting sensors smoke
Cevabı göster

smoke-detecting sensors

Kalıp ifadeler

change shape: farklı bir biçim almak

change shape ifadesinde öznenin kendisi farklı bir biçim alır. Shape bir isimdir ve bu yaygın eşdizimde normalde tanımlık kullanılmaz. Burada değişenler, sıcaklığı algılayan proteinlerdir. Aynı kalıp molekülleri, malzemeleri veya günlük nesneleri anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste farklı bir biçim almak anlamına gelen iki sözcüklü hedef eşdizimle tamamlayın: Soft plastic can ____ when it gets hot.

Cevabı göster

change shape

triggering sensory neurons to send this high heat message to the brain. Dilbilgisi

1:32

duyusal nöronları bu yüksek ısı mesajını beyne göndermesi için tetikler.

Dilbilgisi

triggering sensory neurons to send: -ing öbeğiyle sonuç göstermek

Virgülden sonraki triggering öbeği, sonuç bildiren bir -ing öbeğidir; buna şimdiki zaman ortacı öbeği de denir. Önceki olaya, yani proteinlerin şekil değiştirmesine döner ve nöronların tepkisini bunun sonucu olarak sunar. Triggering, kendi zamanı olan yeni bir ana fiil değildir. Öbeğin içinde trigger + nesne + to-infinitive, o nesnenin harekete geçmesine neden olmak veya onu harekete geçirmek anlamına gelir. Trigger sensory neurons to send, nöronların mesajı göndermesini sağlamak demektir.

Alıştırma

Bu cümledeki -ing öbeğinin görevi nedir? The ball hit the switch, triggering the gate to open.

  1. Kapı hakkında ayrı bir ana cümle başlatır.
  2. Topun düğmeye çarpmasının sonucunu verir.
  3. Kapının top düğmeye çarpmadan önce açıldığını söyler.
Cevabı göster

Topun düğmeye çarpmasının sonucunu verir.

Blood vessels widen,

1:36

Kan damarları genişler

and your heart rate ticks up to circulate blood faster. Öbek fiiller

1:38

ve kanı daha hızlı dolaştırmak için kalp atış hızınız artar.

Öbek fiiller

your heart rate ticks up: ölçülebilir bir değerde küçük artış

your heart rate ticks up ifadesinde ticks up, “biraz yükselir” demektir. Fiil tekil heart rate öznesiyle uyumlu olduğu için tick, ticks olur. Buradaki tick, saatin tik tak sesiyle ilgili değildir. Tick up, kalp atış hızını yukarı doğru değişen ölçülebilir bir değer olarak anlatır.

Alıştırma

Cümleyi tick up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After a short sprint, your heart rate ____.

Cevabı göster

ticks up

To shield your vital organs from intolerable temperatures, Dilbilgisi

1:41

Hayati organlarınızı dayanılmaz sıcaklıklardan korumak için,

Dilbilgisi

To shield your vital organs from...: amaç ve shield X from Y yapısı

Cümlenin başındaki To shield... amacı belirtir ve “korumak için” anlamına gelir. Vücudun daha sonra anlatılan eylemi neden yaptığını açıklar. Burada shield bir fiildir. shield X from Y yapısında X korunan kişiyi veya şeyi, Y ise tehlikeyi ya da zararlı koşulu belirtir. Burada X, your vital organs; Y ise intolerable temperatures ifadesidir. Vital organs, hayatta kalmak için gerekli olan organlardır. Intolerable temperatures, vücudun güvenli bir şekilde dayanamayacağı sıcaklıklardır.

Alıştırma

Cümleyi amaç yapısı ve shield X from Y kalıbıyla tamamlayın: Workers wear safety glasses ____ their eyes ____ flying dust.

Cevabı göster

to shield · from

your skin absorbs heat,

1:45

cildiniz ısıyı emer,

creeping up to 41°C, Öbek fiiller

1:47

41°C'ye kadar yükselir

Öbek fiiller

creeping up to 41°C: bir değere yavaş yavaş yaklaşmak

Burada creeping up to 41°C, sıcaklığın yavaş yavaş yükselerek 41°C'ye yaklaşması veya bu değere ulaşması demektir. Creeping, creep fiilinin -ing biçimidir; up to ise yaklaşılan değeri belirtir. Creep sayılarla kullanıldığında, yavaş hareket etme görüntüsünü kademeli bir değişime dönüştürür. Bu değişim çoğu zaman anbean fark edilmez.

Alıştırma

Creep ile kurulan ve “bir değere doğru yavaş yavaş yükselmek” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The afternoon temperature is ____ 35°C.

Cevabı göster

creeping up to

and dumps this heat from your body's surface. Kelime

1:49

ve bu ısıyı vücudunuzun yüzeyinden atar.

Kelime

dumps this heat from your body's surface: ısıyı vücut yüzeyinden dışarı atmak

Burada dumps this heat, “bu ısıyı serbest bırakır veya dışarı atar” demektir. Nesne this heat ifadesidir; from your body's surface ise ısının ayrıldığı yeri gösterir. Dump normalde belli bir miktarı dışarı taşıma veya ondan kurtulma anlamı verir. Bu popüler bilim açıklamasında günlük bir fiil, ısı kaybını doğrudan ve canlı biçimde anlatır; fiziksel çöpten söz edilmez.

Alıştırma

Popüler bilim açıklamasında The body dumps heat from its surface ne anlama gelir?

  1. Vücut ısıyı derinin altında kalıcı olarak depolar.
  2. Vücut dış yüzeyi aracılığıyla ısı salar.
  3. Vücut derisinin üzerine fiziksel çöp bırakır.
Cevabı göster

Vücut dış yüzeyi aracılığıyla ısı salar.

You sweat.

1:52

Terlersiniz.

If this response reminds you of exercise, Kalıp ifadeler

1:54

Eğer bu tepki size egzersizi hatırlatıyorsa,

Kalıp ifadeler

reminds you of exercise: remind someone of something kalıbı

remind someone of something kalıbı, bir kişinin, şeyin veya deneyimin birine başka bir kişiyi, şeyi ya da deneyimi düşündürmesi anlamına gelir. Burada bu tepki, iki deneyim benzer göründüğü için size egzersizi düşündürür. of'tan sonraki isim veya isim grubu, akla gelen şeyi belirtir. Bu kalıp bir çağrışımı anlatır; birine bir eylemi yapmasını hatırlatmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, şarkının Leo'ya ilk okulunu hatırlattığı anlamına gelir?

  1. The song reminds Leo of his first school.
  2. The song reminds Leo to call his old teacher.
  3. Leo remembers singing at his first school.
Cevabı göster

The song reminds Leo of his first school.

that's no coincidence. Kalıp ifadeler

1:56

bu bir tesadüf değildir.

Kalıp ifadeler

that's no coincidence: altta yatan bir neden olduğunu belirtme

That's no coincidence, bir benzerliğin veya bağlantının yalnızca şans eseri ortaya çıkmadığı anlamına gelir. Konuşan kişi, bunun altında bir neden olduğuna dair oldukça güçlü bir çıkarım yapar. Bir açıklamada bu cümle köprü görevi görebilir: önceki gözleme gönderme yapar ve şimdi nedenin açıklanacağını bildirir.

Alıştırma

Konuşan kişi 'That's no coincidence' derken büyük olasılıkla ne demek istiyor?

  1. Benzerliğin altında muhtemelen bir neden vardır.
  2. Benzerlik yalnızca komik bir rastlantıdır.
  3. İki olayın kesinlikle birbiriyle ilgisi yoktur.
Cevabı göster

Benzerliğin altında muhtemelen bir neden vardır.

Physiologists who study sauna use have likened the body's heat response to a moderate workout. Kalıp ifadeler

1:58

Sauna kullanımını inceleyen fizyologlar, vücudun ısı tepkisini orta tempolu bir antrenmana benzetmişlerdir.

Kalıp ifadeler

have likened X to Y: açıklayıcı bir benzetme yapmak

Liken X to Y, X'i Y'ye benzetmek anlamına gelir. Genellikle daha tanıdık olan Y, X'i açıklamaya yardımcı olur. Burada fizyologlar, vücudun ısıya verdiği tepkiyi orta düzeyde bir egzersizle karşılaştırıyor. Cümle, sauna ile egzersizin tamamen aynı olduğunu söylemiyor. have likened içindeki present perfect, uzmanların daha önce yaptığı ve mevcut açıklama açısından hâlâ önemli olan bir karşılaştırmayı bildirir.

Alıştırma

Cümleyi liken X to Y yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: To explain memory, the teacher ____ it ____ a filing cabinet.

Cevabı göster

likened · to

And while time in the sauna isn't a replacement for exercise, Dilbilgisi

2:03

Ve saunada geçirilen zaman egzersizin yerini tutmasa da,

regular exposure to controlled heat may stress the heart and over time strengthen the cardiovascular system in similar ways. Kalıp ifadeler

2:07

kontrollü bir ısıya düzenli olarak maruz kalmak kalbi strese sokabilir ve zamanla kardiyovasküler sistemi benzer yollarla güçlendirebilir.

Dilbilgisi

while ... isn't a replacement for exercise: while ile ödünleme bildirmek

Burada while, sırasında değil, her ne kadar anlamına gelir. İlk yan cümle bir sınırlamayı kabul eder: saunada geçirilen zaman egzersizin yerini tutamaz. Virgülden sonraki bölüm, olası bir fayda hakkındaki ana iddiayı taşır. Bu ödünleme kalıbı, konuşanın bir düşünceyi sunmadan önce ona sınır koymasını sağlar: While A, B, A doğrudur ama B de dikkate değerdir anlamına gelir. Aşırı güçlü bir sonucu önlediği için dikkatli bilimsel açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Bu cümlede while ne işe yarar: While a map cannot replace local advice, it can help you plan your route?

  1. İki eylemin aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
  2. Ana iddiadan önce bir sınırlama getirir.
  3. Ana iddianın nedenini verir.
Cevabı göster

Ana iddiadan önce bir sınırlama getirir.

Kalıp ifadeler

regular exposure to controlled heat: kontrollü ısıya düzenli maruz kalma

regular exposure to controlled heat, yoğunluğu ve süresi yönetilen ısıyla tekrar tekrar temas etmeyi anlatan resmî bir isim öbeğidir. regular, exposure sözcüğünü niteler; to controlled heat ise temas edilen koşulu belirtir. Burada exposure, fotoğraf pozlaması değil, çevresel bir koşulla temas anlamındadır. regular exposure to + factor kalıbı bilim ve sağlık açıklamalarında yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi regular exposure to + factor kalıbıyla tamamlayın: ____ can help set your body clock.

Cevabı göster

Regular exposure to morning light

Kalıp ifadeler

over time: zaman içinde gerçekleşen kademeli değişim

Over time, “zaman geçtikçe, kademeli olarak” anlamına gelir. Bir değişimin veya etkinin hemen gerçekleşmek yerine belirli bir süre içinde geliştiğini anlatır. Bu cümlede güçlenmeyi zamanla birikebilecek olası bir etki olarak gösterir. İfade, yan cümlenin sonunda veya gelişimini anlattığı fiil öbeğinin önünde kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “zaman geçtikçe kademeli olarak” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: With steady practice, your balance will improve ____.

Cevabı göster

over time

Heat may also complement exercise and help aid recovery. Notlar

2:16

Isı ayrıca egzersizi tamamlayabilir ve iyileşmeye yardımcı olabilir.

Kelime

complement exercise: egzersizi tamamlamak, övmek değil

complement exercise ifadesinde complement, “bir şeyi tamamlamak veya onunla birlikte çalışarak genel sonucu iyileştirmek” anlamına gelen bir fiildir. Burada ısı, egzersizin yerine geçen bir şey olarak değil, onu destekleyebilecek bir unsur olarak sunulur. Complement burada geçişli bir fiildir; desteklenen veya tamamlanan şey hemen ardından gelir. complement a training plan buna bir örnektir. Yazılışı benzer olan compliment fiili “övmek” anlamına gelir ve bu cümlenin anlamına uymaz.

Alıştırma

complement/compliment ikilisinden “tamamlamak veya uyumlu biçimde çalışmak” anlamına gelen fiille cümleyi tamamlayın: A balanced diet can ____ a regular exercise plan.

Cevabı göster

complement

Kalıp ifadeler

help aid recovery: help + aid fiilinin yalın hâli

help aid recovery ifadesinde aid, “desteklemek veya ilerletmek” anlamına gelen bir fiildir; recovery ise yeniden sağlıklı veya güçlü hâle gelme sürecidir. Aid recovery, sağlık ve fitness bağlamlarında yaygın bir sözcük birleşimidir. Help sözcüğünden sonra aid yalın fiil hâlinde kalır: help aid kullanılır, help aids kullanılmaz. Help ve aid benzer anlamlar taşıdığı için help aid recovery dilbilgisel olarak doğru ve anlaşılırdır, ancak biraz tekrarlı gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede help sözcüğünden sonra aid fiilinin yalın hâli doğru kullanılmıştır?

  1. Good sleep may help aids recovery after a hard workout.
  2. Good sleep may help aid to recovery after a hard workout.
  3. Good sleep may help aid recovery after a hard workout.
Cevabı göster

Good sleep may help aid recovery after a hard workout.

In strenuous workouts,

2:20

Yorucu antrenmanlarda,

muscle fibers acquire microtears. Kelime

2:21

kas lifleri mikro yırtıklar edinir.

Kelime

acquire microtears ile doku hasarını resmî bir dille anlatmak

Burada acquire, satın almak veya biriktirmek değil, “sahip olmaya başlamak” ya da “geliştirmek” anlamına gelir. Cümle, kas liflerinde çok küçük yırtıkların oluştuğunu söyler. Bilimsel metinlerde acquire, bir şeyin değişerek yeni bir özellik, durum veya hasar türü kazanmasını anlatabilir. Sürece get sözcüğünden daha resmî bir ton verir.

Alıştırma

“muscle fibers acquire microtears” ifadesinde acquire ne anlama gelir?

  1. Küçük yırtıkları başka bir dokuya aktarırlar.
  2. Küçük yırtıkları satın alırlar.
  3. Küçük yırtıklar geliştirirler.
Cevabı göster

Küçük yırtıklar geliştirirler.

This summons immune cells that help repair and strengthen the tissue. Deyimler

2:24

Bu durum dokuyu onarmaya ve güçlendirmeye yardımcı olan bağışıklık hücrelerini çağırır.

Deyimler

This summons immune cells ile bilimsel bir süreci canlı biçimde anlatmak

Summons burada mecaz anlamda kullanılmıştır. This, mikro yırtıkların oluşmasını gösterir ve cümle bu olayı, bağışıklık hücrelerini bölgeye çağırıyormuş gibi sunar. Bilimsel olarak amaçlanan anlam “bağışıklık hücrelerinin gelmesini sağlar veya onları bölgeye toplar”dır. Bu canlı fiil, görünmeyen bir vücut tepkisini yardım edecek kişileri çağırma fikrine benzetir.

Alıştırma

“This summons immune cells” ifadesinde summons ne anlatır?

  1. Bağışıklık hücrelerinin gelmesini engeller.
  2. Bağışıklık hücrelerine yasal bir emir verir.
  3. Bağışıklık hücrelerinin bölgeye gelmesini sağlar veya onları oraya çeker.
Cevabı göster

Bağışıklık hücrelerinin bölgeye gelmesini sağlar veya onları oraya çeker.

But this process also releases waste,

2:28

Ancak bu süreç aynı zamanda atık maddeler de salgılar

which can cause even more inflammation and pain.

2:31

ki bu da daha fazla iltihaplanmaya ve ağrıya neden olabilir.

Inflammation is a natural phase of healing, Kalıp ifadeler

2:34

İltihap, iyileşmenin doğal bir aşamasıdır,

Kalıp ifadeler

a natural phase of healing: iyileşmenin doğal bir evresi

Bu cümlede a natural phase of healing, “iyileşme sürecinin normal bir evresi” anlamına gelir. Phase, daha uzun bir sürecin içindeki bir dönemi belirtir; bir yeri veya fizikteki “faz” anlamını belirtmez. a phase of + isim yapısı, a phase of development örneğinde olduğu gibi, bir sürecin evresini adlandırır. Buradaki natural, “normal veya beklenen” demektir; her miktardaki iltihabın zararsız olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

“Inflammation is a natural phase of healing,” cümlesinde phase ne anlama gelir?

  1. bir sürecin nihai sonucu
  2. iyileşmenin gerçekleştiği fiziksel bir yer
  3. daha uzun bir sürecin içindeki bir evre
Cevabı göster

daha uzun bir sürecin içindeki bir evre

but too much inflammation can paradoxically slow recovery. Kelime

2:37

ancak çok fazla iltihap çelişkili bir şekilde iyileşmeyi yavaşlatabilir.

Kelime

paradoxically slow recovery: iyileşmeyi paradoksal olarak yavaşlatmak

Paradoxically, sonucun normalde beklenen durumla çelişiyor gibi görünse de gerçek olabileceğini belirtir. İltihap iyileşmeyi destekler, ancak aşırı miktarı ters etki yaratıp iyileşmeyi yavaşlatabilir. Burada slow bir fiildir: slow recovery, “iyileşmenin daha uzun sürmesine neden olmak” demektir. Genel kalıp, yararlı bir şeyin fazlasının paradoksal olarak zarar verebilmesidir.

Alıştırma

“Too much inflammation can paradoxically slow recovery” cümlesinde paradoxically nasıl bir ilişkiyi belirtir?

  1. Sonucun hemen gerçekleşeceği kesindir.
  2. İki düşünce arasında anlamlı bir bağlantı yoktur.
  3. Sonuç, beklenen etkiyle çelişiyor gibi görünür.
Cevabı göster

Sonuç, beklenen etkiyle çelişiyor gibi görünür.

This is where sauna use comes in. Öbek fiiller

2:41

İşte sauna kullanımı tam bu noktada devreye girer.

Öbek fiiller

This is where ... comes in: işte burada ... devreye girer

Bu cümlede This is where sauna use comes in, açıklamanın bu noktasında sauna kullanımının önemli veya yararlı hâle geldiğini belirtir. Where mutlaka fiziksel bir yeri değil, sorun ya da tartışmadaki bir aşamayı gösterir. This is where X comes in kalıbını, artık önemli bir rol oynayabilecek çözümü, kişiyi, aracı veya etkeni tanıtmak için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi “yararlı veya ilgili hâle gelir” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: We need a way to track every deadline. This is where a shared calendar ____.

Cevabı göster

comes in

Physiologists suspect that increased blood flow can help pump in the biological ingredients needed to rebuild Öbek fiiller

2:43

Fizyologlar artan kan akışının, yeniden yapılanma için gerekli olan biyolojik bileşenleri pompalamaya

and help pump out waste.

2:50

ve atıkları dışarı pompalamaya yardımcı olabileceğinden şüpheleniyorlar.

Öbek fiiller

pump in ... pump out: içeri taşımak ve dışarı atmak

Pump in, bir şeyi bir yerin ya da sistemin içine taşımak; pump out ise dışına taşımak demektir. in ve out zıt yönleri belirler. Burada pump, taşımayı canlı bir şekilde anlatan bir fiildir: artan kan akışı, onarım için gereken biyolojik maddeleri getirebilir ve atıkları uzaklaştırabilir. Bu kullanım, ayrı bir mekanik pompa bulunmasını gerektirmez.

Alıştırma

Temiz hava içeri girip duman dışarı çıkacak şekilde cümleyi tamamlayın: The emergency system pumps ____ fresh air and pumps ____ smoke.

Cevabı göster

in · out

This give-and-take between heat and inflammation may even lead to greater health benefits. Notlar

2:52

Isı ve iltihap arasındaki bu alışveriş daha da büyük sağlık yararlarına bile yol açabilir.

Deyimler

give-and-take between heat and inflammation: ısı ile iltihap arasındaki karşılıklı etkileşim

Bu cümlede give-and-take, nesnelerin gerçekten alınıp verilmesi değil, devam eden iki yönlü bir etkileşim anlamına gelir. İfade, ısı ile iltihabı basit ve tek yönlü bir neden-sonuç zinciri olarak değil, birbirini etkileyen iki unsur olarak sunar. give-and-take between A and B yapısı, etkileşime katılan iki tarafı belirtir. Karşılıklı etkiyi veya iki taraflı ayarlamayı canlı ve konuşma diline yakın bir şekilde anlatır.

Alıştırma

“the give-and-take between sleep and stress” ifadesinde give-and-take ne anlama gelir?

  1. Uyku, strese fiziksel bir nesne verir.
  2. Yalnızca uyku stresi değiştirir; ters yönde hiçbir etki yoktur.
  3. Uyku ve stres birbirini etkiler.
Cevabı göster

Uyku ve stres birbirini etkiler.

Kalıp ifadeler

lead to greater health benefits: sağlık açısından daha büyük faydalara yol açmak

Lead to, bir nedeni onun sonucuna bağlar: X leads to Y, X’in Y’ye neden olduğu veya Y’nin gerçekleşmesine katkıda bulunduğu anlamına gelir. Burada greater health benefits olası sonuçtur; greater ise faydaların daha büyük veya daha önemli olduğunu belirtir. may even lead to biçimindeki tam ifade temkinlidir. May olasılık bildirirken even sonucun beklenenden daha güçlü veya şaşırtıcı olduğunu gösterir; etkinin kesin veya tamamen kanıtlanmış olduğunu söylemez.

Alıştırma

“Bir sonuca neden olmak veya katkıda bulunmak” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Regular exercise may ____ better sleep.

Cevabı göster

lead to

As we age, Kalıp ifadeler

2:58

Yaşlandıkça,

Kalıp ifadeler

As we age: zaman içindeki değişimleri anlatan as

As we age ifadesindeki as, “kademeli bir değişim olurken” veya “zaman geçtikçe” anlamına gelir. Bir zaman yan cümlesi başlatır: yaşımız artarken ana cümledeki durum da gelişir. Virgül, bu giriş yan cümlesinden sonra ana mesajın geleceğini gösterir. Bu yapı, birlikte ilerleyen iki değişimi birbirine bağlar; ancak birinin diğerinin doğrudan nedeni olduğunu kendiliğinden iddia etmez.

Alıştırma

As we age ifadesindeki as neyi anlatır?

  1. İki değişimin zaman içinde birlikte gelişmesini
  2. Bir rolü: yaşlı kişilerin konumunda olmayı
  3. Doğrudan bir nedeni: yaşlandığımız için
Cevabı göster

İki değişimin zaman içinde birlikte gelişmesini

cells naturally accumulate more and more inflammatory damage, Kalıp ifadeler

2:58

hücreler doğal olarak giderek daha fazla iltihap hasarı biriktirir,

Kalıp ifadeler

accumulate more and more inflammatory damage: kademeli birikim

Accumulate, “zaman içinde yavaş yavaş birikmek” anlamına gelir. Bu cümlede hücrelerdeki iltihabi hasarın toplam miktarı giderek artar; ifade, tek bir ani olayı değil, devam eden bir süreci anlatır. More and more, sürekli artışı göstermek için isimden önce gelir. İngilizcede damage, genel anlamda hasarı ifade ettiğinde normalde sayılamayan bir isimdir. Bu nedenle doğal kullanım more and more damage şeklindedir; more and more damages değildir.

Alıştırma

Hangi cümle hasarın zaman içinde kademeli olarak arttığını doğal biçimde anlatır?

  1. The device accumulated its damage in a single sudden moment.
  2. The device accumulated more and more damage over several years.
  3. The device accumulated more and more damages over several years.
Cevabı göster

The device accumulated more and more damage over several years.

which is thought to contribute to different health problems. Kalıp ifadeler

3:02

ki bunun farklı sağlık sorunlarına katkıda bulunduğu düşünülmektedir.

Kalıp ifadeler

is thought to contribute to: nedensel katkıyı temkinli biçimde anlatmak

X is thought to contribute to Y, edilgen bir aktarım yapısıdır. is thought to, düşünceyi doğrudan belirtilen kesin bir gerçek olarak değil, mevcut bilgilere dayanan güncel bir görüş olarak sunar. contribute to, “oluşmasına katkıda bulunmak” veya “rol oynamak” anlamına gelir. X'i Y'nin tek nedeni olarak değil, Y'nin arkasındaki olası faktörlerden biri olarak gösterir.

Alıştırma

Araştırmacılar yetersiz uykunun strese katkıda bulunabileceğini düşünüyor. Bu henüz kanıtlanmış değil ve yetersiz uyku faktörlerden yalnızca biri olabilir. Hangi cümle en uygundur?

  1. Poor sleep is thought to contribute to stress.
  2. Poor sleep is proven to be the only cause of stress.
  3. Poor sleep is associated with stress.
Cevabı göster

Poor sleep is thought to contribute to stress.

And there is some early evidence that frequent sauna use could help regulate this inflammation. Notlar

3:05

Ve sık sık sauna kullanımının bu iltihaplanmayı düzenlemeye yardımcı olabileceğine dair bazı erken kanıtlar vardır.

Anlatım akışı

some early evidence that: bir iddianın henüz ön bulgu olduğunu göstermek

some early evidence that ifadesi, bir iddianın önüne gelerek onu destekleyen kanıtın ne kadar güçlü olduğunu önceden belirtir. some desteğin sınırlı olduğunu, early araştırmanın ilk aşamasındaki ön bulguları, that ise kanıtın desteklediği belirli iddiayı gösterir. Bilginin bu şekilde düzenlenmesi, dinleyiciye that ile başlayan bölümün tamamını temkinli yorumlaması gerektiğini bildirir. Fikir umut verici olabilir ancak nihai sonuç olarak sunulmaz.

Alıştırma

Bir raporda “There is some early evidence that a shorter school day may improve attention.” deniyor. Bu, raporun nihai ve kanıtlanmış bir sonuç sunduğu anlamına gelir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Kalıp ifadeler

could help regulate this inflammation: olası bir faydayı ifade etmek

Could help + fiilin yalın hâli, kesin bir sonucu değil olası bir faydayı ifade eder. Burada sık sauna kullanımının inflamasyonu kontrol altında tutmaya katkı sağlayabileceği anlamına gelir. Regulate, bir süreci etkilemek veya yönetmek demektir; onu mutlaka tamamen ortadan kaldırmak anlamına gelmez. Cümle ön bulgulara dayandığı için could help, iddiayı bir vaade dönüştürmeden temkinli tutar.

Alıştırma

“could help regulate this inflammation” neyi ileri sürüyor?

  1. İnflamasyonun kesinlikle iyileşeceğini garanti ediyor.
  2. Faydalı bir etki olabileceğini söylüyor ancak bunu vaat etmiyor.
  3. İnflamasyonun zaten ortadan kalktığını söylüyor.
Cevabı göster

Faydalı bir etki olabileceğini söylüyor ancak bunu vaat etmiyor.

There's one more way regular heat exposure may impact health. Anlatım akışı

3:11

Düzenli olarak ısıya maruz kalmanın sağlığı etkileyebileceği bir yol daha vardır.

Anlatım akışı

There's one more way: başka bir nokta eklemek

There's one more way, bir açıklamaya başka bir madde ekleyen düzenleyici bir işarettir. Dinleyiciye daha önce bazı yolların anlatıldığını ve sırada başka bir yol bulunduğunu bildirir. Burada way, bir şeyin gerçekleşme biçimini veya mekanizmasını ifade eder; fiziksel bir yol anlamına gelmez. One more, ek bir tane demektir; tek başına bunun son nokta olduğunu göstermez.

Alıştırma

Bu açıklamada “There's one more way” neyin işaretini verir?

  1. Konuşmacı başka bir yol veya mekanizma ekliyor.
  2. Konuşmacı ilgisiz bir konuya geçiyor.
  3. Konuşmacı yanlış bir ifadeyi düzeltiyor.
Cevabı göster

Konuşmacı başka bir yol veya mekanizma ekliyor.

Molecules called heat shock proteins safeguard your cells by repairing damaged DNA Notlar

3:15

Isı şoku proteinleri adı verilen moleküller, hasar görmüş DNA'yı onararak hücrelerinizi korur

Kelime

Molecules called heat shock proteins: isim + called + ad

Bu cümlede called, “telefonla aranmış” değil, “adı ... olan” anlamındadır. Molecules genel sınıfı, heat shock proteins ise bu tür moleküllere verilen adı gösterir. İsim + called + ad kalıbı, bilinmeyen bir terimi hızlıca tanıtır. Called ... bölümü, molecules that are called heat shock proteins ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir.

Alıştırma

İsim + called + ad kalıbını tamamlayın: A small instrument ____ a compass shows direction.

Cevabı göster

called

Kelime

safeguard your cells: resmî bir fiil olarak safeguard

Burada safeguard, hücrelerinizi zarardan korumak veya zarar görme riskini azaltmak anlamına gelen bir fiildir. Doğrudan nesnesi your cells olduğu için bu cümlede “koruyucu önlem” anlamındaki isim değildir. Safeguard çoğu zaman önemli bir şeyi planlı veya önleyici biçimde korumayı anlatır. Kullanılabilir kalıp safeguard + nesne şeklindedir; safeguard data against misuse örneğindeki gibi tehlikeyi against ile de belirtebilirsiniz.

Alıştırma

Bu cümleyi okuyun: Strong passwords safeguard your personal data. safeguard burada hangi işlevdedir?

  1. “Koruyucu önlem” anlamına gelen bir isimdir.
  2. Acil bir tehlikeden kurtarmak anlamına gelen bir fiildir.
  3. “Korumak” anlamına gelen bir fiildir.
Cevabı göster

“Korumak” anlamına gelen bir fiildir.

and monitoring when important enzymes aren't functioning properly.

3:20

ve önemli enzimler düzgün çalışmadığında gözlem yapar.

Dilbilgisi

by repairing ... and monitoring ... ile yöntemi açıklamak

by + -ing biçimi, ana cümledeki eylemin hangi yöntemle gerçekleştirildiğini açıklar. Burada by repairing damaged DNA and monitoring when important enzymes aren't functioning properly ifadesi, proteinlerin hücreleri nasıl koruduğunu gösterir. Repairing ve monitoring, and ile bağlanan paralel -ing biçimleridir. Her ikisi de by tarafından yönetilir; bu nedenle iki yeni ana cümle eylemi değil, tek bir ifade içindeki iki yöntemdir.

Alıştırma

Cümleyi by ile listen ve repeat fiillerinin -ing biçimlerini kullanarak tamamlayın: Mia improved her pronunciation ____ to short clips and ____ each sentence.

Cevabı göster

by listening · repeating

And studies show regular sauna users tend to have higher levels of these proteins. Kalıp ifadeler

3:24

Ve çalışmalar, düzenli sauna kullanıcılarının bu proteinlerin daha yüksek seviyelerine sahip olma eğiliminde olduğunu gösteriyor.

Kalıp ifadeler

tend to have higher levels of: genel bir eğilimi bildirmek

tend to + fiilin yalın biçimi, kesin olarak gerçekleşecek bir şeyi değil, genellikle veya genel olarak gerçekleşen bir durumu anlatır. Bu cümlede düzenli sauna kullanıcıları arasındaki bir örüntüyü gösterirken bireysel istisnalara da yer bırakır. have higher levels of, bir şeyin miktarının veya derecesinin ilgili bir karşılaştırmaya göre daha yüksek olması anlamına gelir. tend to have higher levels of bütünü, herkes için kesin bir sonucu değil, genel bir eğilimi bildirir.

Alıştırma

Şu iddiayı değerlendirin: “People who exercise regularly tend to have higher levels of energy” cümlesi, düzenli egzersiz yapan herkesin kesinlikle daha fazla enerjiye sahip olduğu anlamına gelir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

So,

3:30

Yani,

back to the Finnish findings. Anlatım akışı

3:30

Finlandiya'daki bulgulara dönecek olursak.

Anlatım akışı

back to the Finnish findings: önceki konuya dönmek

Burada back to the Finnish findings, önceki konuya dönüş işaretidir. Konuşmacı başka bir konudan söz ettikten sonra back to + konu yapısını kullanarak daha önce değinilen bulgulara döner; bu ifade bir yere fiziksel olarak geri gitmeyi anlatmaz. Bu kısa parça, söylemi düzenleyerek sonraki bilginin önce söylenenlerle nasıl bağlantılı olduğunu dinleyiciye gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp back to + yeniden ele alınacak konudur.

Alıştırma

“Back to the safety results” geçişi neyi belirtir?

  1. Konuşmacı fiziksel olarak bir laboratuvara dönüyor.
  2. Konuşmacı ilk kez ilgisiz bir konuya başlıyor.
  3. Konuşmacı daha önce tartışılan bir konuya dönüyor.
Cevabı göster

Konuşmacı daha önce tartışılan bir konuya dönüyor.

Scientists found that men who used saunas four to seven times per week were healthier by several measures, Kalıp ifadeler

3:32

Bilim insanları haftada dört ila yedi kez sauna kullanan erkeklerin birçok ölçüde daha sağlıklı olduklarını,

Kalıp ifadeler

four to seven times per week: bir sıklık aralığı

Four to seven, en az dörtten en fazla yediye uzanan bir aralığı belirtir. Times gerçekleşme sayısını, per week ise bir haftalık süreyi gösterir; böylece ifadenin tamamı erkeklerin saunayı ne sıklıkta kullandığını açıklar. Yeniden kullanılabilen kalıp sayı veya aralık + times per + zaman dilimidir. Bu yapı sıklığı anlatır; dördüncü ziyaretten yedinci ziyarete kadar olan numaralı ziyaretleri anlatmaz.

Alıştırma

Haftada üç ila beş kez anlamını vermek için dersteki per week kalıbıyla cümleyi tamamlayın: The program recommends exercising ____.

Cevabı göster

three to five times per week

Kalıp ifadeler

healthier by several measures: çeşitli göstergelere göre daha sağlıklı

Bu cümlede healthier karşılaştırma bildiren bir sıfattır: sauna kullananlar, karşılaştırıldıkları kişilerden veya temel değerden daha sağlıklıydı. by several measures bu yargının dayanağını gösterir: fark yalnızca bir değil, birden fazla sağlık göstergesinde görülmüştür. Burada by, “...e göre” veya “...ile değerlendirildiğinde” anlamındadır; measures ise ölçütler ya da göstergeler demektir. Bu ifade, sonucun nasıl değerlendirildiğini açıklar; birkaç eylemin daha iyi sağlığa yol açtığını söylemez.

Alıştırma

“The new program was more successful by several measures.” cümlesinde by several measures ne anlama gelir?

  1. Birkaç eylem gerçekleştirildiği için
  2. Birkaç kez ölçüldükten sonra
  3. Çeşitli değerlendirme ölçütlerine göre
  4. Birkaç metre uzakta
Cevabı göster

Çeşitli değerlendirme ölçütlerine göre

including a reduced risk of high blood pressure, Kalıp ifadeler

3:39

bunların arasında yüksek tansiyon riskinin azalması,

Kalıp ifadeler

a reduced risk of high blood pressure: daha düşük olasılık, sıfır risk değil

Bu isim öbeği, yüksek tansiyonun ilgili karşılaştırma grubuna veya temel değere kıyasla ortaya çıkma olasılığının daha düşük olduğu anlamına gelir. reduced, risk sözcüğünü niteler; risk of + hastalık veya durum ise olasılığından söz edilen durumu belirtir. Azalmış risk, sıfır risk demek değildir. Bu ifade bir kişinin zaten yüksek tansiyonu olduğunu veya hastalığın iyileştiğini de söylemez; daha düşük bir olasılık bildirir.

Alıştırma

“Kalp hastalığına yakalanma olasılığının daha düşük olması” anlamına gelen ve cümleyi doğru tamamlayan ifadeyi seçin: “Regular exercise is associated with ___ heart disease.”

  1. a reduced risk from
  2. a reduced risk to
  3. a reduced risk of
  4. a reduced risk with
Cevabı göster

a reduced risk of

healthier cholesterol,

3:41

daha sağlıklı bir kolesterol

and even a lower risk of dying in general. Kalıp ifadeler

3:43

ve hatta genel olarak ölme riskinin daha düşük olmasının bulunduğunu buldular.

Kalıp ifadeler

lower risk of dying in general: genel risk

“A lower risk of dying”, bir grup ya da koşulda ölüm olasılığının karşılaştırılan grup ya da koşula göre daha az olduğu anlamına gelir. Kalıp risk of + -ing biçimidir; dying sonucu adlandırır. Burada “in general” kapsamı belirler: iddia, belirli tek bir hastalıktan ölme riskini değil, farklı nedenler genelindeki toplam ölüm riskini anlatır. “Lower” karşılaştırma bildirir; riskin sıfır olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

“The treatment group had a lower risk of dying in general,” cümlesinde in general ne işe yarar?

  1. İddiayı farklı nedenler genelindeki toplam riskle ilgili hâle getirir.
  2. Riskin sıfır olduğunu söyler.
  3. Gruptaki herkesin öldüğünü söyler.
  4. İddiayı adı belirtilen tek bir hastalıkla sınırlar.
Cevabı göster

İddiayı farklı nedenler genelindeki toplam riskle ilgili hâle getirir.

Despite these promising results, Anlatım akışı

3:47

Bu umut verici sonuçlara rağmen,

Anlatım akışı

Despite these promising results: bir sınırlamadan önce olumlu noktayı kabul etme

“Despite these promising results”, önce önceki bulguların umut verici göründüğünü kabul eder, ardından dinleyiciyi bir sınırlama, kaygı veya karşıt gerçeğe hazırlar. Bu ödünleme düzeni, olumlu sonuçları kesin kanıt gibi sunmak yerine açıklamanın dengeli kalmasını sağlar. Despite burada bir edattır; bu yüzden ardından these promising results isim öbeği gelir. Kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümleyi başlatmak için although veya even though kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste öğrenilen ve “-e rağmen” anlamına gelen tek sözcüklü edatla tamamlayın: ____ the heavy rain, the game continued.

Cevabı göster

Despite

the world of heat offers more questions than conclusive answers. Anlatım akışı

3:48

sıcak dünyası kesin cevaplardan çok sorular sunuyor.

Anlatım akışı

the world of heat içinde more questions than conclusive answers

The world of heat, ısıyla ilgili araştırmaları gerçek bir dünya olarak değil, geniş bir alan veya konu olarak sunar. Cümle daha sonra more X than Y yapısıyla çözülmemiş sorular ve sağlam yanıtlar olmak üzere iki bilgi türünü karşılaştırır. Burada offers, “ortaya koyar” veya “bize sunar” anlamındadır. Conclusive answers ise konuyu sonuca bağlayacak kadar güçlü yanıtlardır. Bu karşıtlık alanın durumunu özetler: araştırmalar ilgi çekici bulgular üretmiştir, ancak belirsizlik hâlâ kesinlikten daha ağır basmaktadır.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama gelir?: This new treatment has produced more questions than conclusive answers.

  1. Tedaviyle ilgili hâlâ büyük bir belirsizlik vardır.
  2. Tedavi, yanıtlardan daha çok soru içeren yazılı bir liste üretmiştir.
  3. Araştırmacılar tedaviyle ilgili önemli meseleleri çözmüştür.
Cevabı göster

Tedaviyle ilgili hâlâ büyük bir belirsizlik vardır.

First,

3:53

Öncelikle,

the Finnish study was unable to fully rule out how other lifestyle factors may have influenced the health differences they detected. Notlar

3:53

Finlandiya çalışması diğer yaşam tarzı faktörlerinin, tespit ettikleri sağlık farklılıklarını nasıl etkilemiş olabileceğini tam olarak göz ardı edemedi.

Öbek fiiller

was unable to fully rule out: bir olasılığı tamamen eleyemedi

Rule out, kanıt veya kontrol yoluyla bir olasılığı ya da açıklamayı elemek anlamına gelen bir öbek fiildir. Was unable to fully rule out, araştırmanın bu olasılığı tamamen elemek için yeterli kanıta sahip olmadığını belirtir. Fully, kesinlik derecesini değiştirir: araştırma diğer yaşam tarzı etkenlerinin etkisini daha az olası göstermiş olabilir, ancak bunların hiçbir etkisi olmadığını ortaya koyamamıştır. Bu ifade bir sınırlamaya dikkat çeker; söz konusu etkenlerin farklılıklara yol açtığını kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi “bir olasılık olarak elemek” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The test could not fully ____ a wiring problem.

Cevabı göster

rule out

Dilbilgisi

may have influenced: geçmişteki bir etki hakkında ihtiyatlı tahmin

May have influenced, geçmişteki olası bir etki hakkında kesin olmayan bir ifade kurmak için may + have + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Bu etki kanıtlanmış bir gerçek olarak sunulmaz. Burada çalışma, diğer yaşam tarzı etkenlerini bir açıklama olarak tamamen dışlayamamaktadır. Bu yapı, kesinlik düzeyini düşük tutarak geçmişteki olası bir nedeni tartışmayı sağlar.

Alıştırma

Geçmişteki bir etki hakkında ihtiyatlı bir tahminde bulunmak için cümleyi may ve influence fiilinin tamamlanmış biçimiyle tamamlayın: Lack of sleep ____ her score yesterday.

Cevabı göster

may have influenced

And even if the results do hold, Dilbilgisi

4:01

Ve sonuçlar geçerliliğini korusa bile,

Dilbilgisi

And even if the results do hold: bir sınırlamadan önce olasılığı kabul etmek

Even if varsayımsal bir ödünleme başlatır: konuşmacı sonuçların geçerli olabileceğini geçici olarak kabul ederken sonraki sınırlamanın hâlâ geçerli olduğunu belirtir. And bu ödünlemeyi önceki noktaya bağlar. Do hold yapısında do vurgu katar ve yaklaşık olarak “gerçekten” anlamı verir; hold ise “geçerli kalmak veya incelemeye dayanmak” demektir. Results çoğul olduğu için vurgulu yapı do + fiilin yalın biçimi hold olur.

Alıştırma

Ödünleme yapısını even if, vurgulu do ve “geçerli kalmak” anlamındaki hold ile tamamlayın: ____ the results ____, we still need more evidence.

Cevabı göster

Even if · do hold

this study covers just one demographic from one region over one period of time. Anlatım akışı

4:03

bu çalışma belirli bir süre zarfında sadece bir bölgeden bir demografik grubu kapsıyor.

Anlatım akışı

just one demographic ... one region ... one period of time: çalışmanın kapsamını sınırlama

just one demographic, from one region ve over one period of time dizisi çalışmayı üç açıdan sınırlar: kimlerin, nerede ve ne zaman incelendiği. one sözcüğünün tekrarlanması her sınırı kolayca fark edilir hâle getirir. Burada demographic, yaş grubu gibi ortak bir özelliği paylaşan belirli bir insan grubunu anlatan sayılabilen bir isimdir. Üst üste gelen bu sınırlar, bulguların başka nüfuslara, yerlere veya dönemlere otomatik olarak uygulanabileceğinin varsayılmaması gerektiğini gösterir.

Alıştırma

Tekrarlanan just one ... one ... one kalıbı çalışma hakkında ne gösteriyor?

  1. Birçok bölgeyi onlarca yıl boyunca karşılaştırır.
  2. Yalnızca bir nüfus grubunu, bir yeri ve bir zaman dönemini inceler.
  3. Sonucun her nüfus için geçerli olduğunu kanıtlar.
  4. Örneklemini sınırlamadan yalnızca tek bir konuyu inceler.
Cevabı göster

Yalnızca bir nüfus grubunu, bir yeri ve bir zaman dönemini inceler.

Scientists are still working to understand the full extent of sauna's benefits, Kalıp ifadeler

4:08

Bilim insanları saunanın faydalarının yanı sıra

as well as its limits.

4:13

sınırlarının da tam boyutunu anlamak için hala çalışıyorlar.

Kalıp ifadeler

full extent of ... as well as its limits: faydaların tam kapsamı ve sınırları

Full extent of sauna's benefits, saunanın olası faydalarının eksiksiz kapsamını ve derecesini, yani bu faydaların neler olduğunu ve ne kadar ileri uzandığını anlatır. Cümle bütün faydaların zaten bilindiğini ileri sürmez; çünkü bilim insanları bunları hâlâ anlamaya çalışmaktadır. As well as its limits, araştırılacak ikinci bir alan ekler: faydaların nerede zayıf, belirsiz veya geçersiz olabileceği. İki bölüm birlikte yalnızca faydalardan söz etmek yerine hem olası değeri hem de sınırları sunar.

Alıştırma

Eksiksiz kapsamı ve ikinci bir alanın eklenmesini anlatan vurgulanmış ifadelerle yeni cümleyi tamamlayın: Researchers are studying the ____ of the treatment's benefits, ____ its limits.

Cevabı göster

full extent · as well as

After all, Anlatım akışı

4:15

Ne de olsa,

Anlatım akışı

After all: destekleyici bir gerekçe sunmak

After all, az önce söylenen veya ima edilen bir düşünceyi destekleyen bir gerekçe sunar. Burada, sıradaki gerçeğin önceki temkinli görüşü doğruladığını gösterir. Bu kullanımda bir zaman sıralaması ifadesi değil, söylem belirtecidir. Sunulan gerekçe çoğu zaman dinleyicinin kabul edebileceği veya kendisine hatırlatılan bir gerçektir.

Alıştırma

Cümleyi destekleyici bir gerekçe sunan söylem belirteciyle tamamlayın: We should give Leo more time. ____, this is his first day.

Cevabı göster

After all

we already know that heat can affect people differently. Kalıp ifadeler

4:15

sıcağın insanları farklı şekilde etkileyebileceğini zaten biliyoruz.

Kalıp ifadeler

affect people differently: etki kişiden kişiye değişir

heat can affect people differently ifadesinde affect fiildir, people bu fiilin nesnesidir ve differently affect fiilini niteleyen bir zarftır. İfade, etkilerin kişiden kişiye aynı olmayabileceği anlamına gelir. Tekrar kullanılabilen X can affect Y differently kalıbı, etkideki farklılığa odaklanır. Yalnızca insanların birbirinden farklı olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi, etkinin kişiden kişiye değiştiğini belirten hedef kalıptaki zarfla tamamlayın: The same medicine can affect people ____.

Cevabı göster

differently

For example,

4:19

Örneğin,

an intense thermoregulatory response

4:20

yoğun bir termoregülasyon tepkisi

can be dangerous for pregnant people or those with certain health conditions. Kelime

4:22

hamileler veya belirli sağlık sorunları olan kişiler için tehlikeli olabilir.

Kelime

pregnant people or those with...: başka bir grup için those kullanımı

Bu sağlık uyarısında pregnant people ve those with certain health conditions, daha yüksek riskle karşılaşabilecek iki insan grubudur. Burada those, “insanlar” anlamına gelir; with certain health conditions ise bu kişilerin belirli tıbbi rahatsızlıkları olduğunu belirtir. those with... kullanımı people sözcüğünün tekrarlanmasını önler: people with certain health conditions ifadesi those with certain health conditions olur. Bu yapı, those sözcüğünün insanları anlattığı bağlamdan zaten açık olduğunda kullanılır.

Alıştırma

people sözcüğünün yerini alan ve astımı olan insanlar anlamına gelen iki sözcüklü İngilizce ifadeyi yazın: The warning is for young children and ____ asthma.

Cevabı göster

those with

So,

4:27

Bu yüzden,

while it's not yet possible to declare a true cause and effect between saunas and health, Notlar

4:27

sauna ve sağlık arasında henüz gerçek bir neden-sonuç ilişkisi ilan etmek mümkün olmasa da,

Anlatım akışı

not yet possible to declare: resmî bir sonucu henüz açıklamamak

Not yet possible to declare, şu anda bir sonucun resmî olarak veya kesin bir güvenle açıklanamayacağı anlamına gelir. Not yet, mevcut kanıtların yeterli olmadığını belirtir; sonuca ulaşmanın her zaman imkânsız olacağı anlamına gelmez. Bu cümlede ifade, saunalar ile sağlık arasındaki bir bağlantı tartışılmadan önce temkinli bir sınırlama getirir. Declare, say sözcüğünden daha resmî ve otoriterdir; bu nedenle gözlemlenen bir ilişkiyi kanıtlanmış neden-sonuç iddiasından ayırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Not yet possible to declare ifadesindeki temkinli yaklaşımı en iyi hangi cümle açıklar?

  1. Kesin bir sonuç zaten tamamen kanıtlanmıştır.
  2. Kanıtlar şu anda yetersizdir, ancak daha sonra kesin bir sonuca varmak mümkün olabilir.
  3. Hiçbir zaman herhangi bir sonuca varılamaz.
  4. Konuşmacı tam bir güvenle gelişigüzel tahmin yürütmektedir.
Cevabı göster

Kanıtlar şu anda yetersizdir, ancak daha sonra kesin bir sonuca varmak mümkün olabilir.

Kalıp ifadeler

a true cause and effect between saunas and health: sauna ile sağlık arasında gerçek neden-sonuç ilişkisi

Bu cümlede a true cause and effect between saunas and health, sauna kullanımının gerçekten bir sağlık sonucu doğurduğunu gösteren güvenilir kanıtlar anlamına gelir. Between, öne sürülen nedeni sonuçla ilişkilendirir. Bir araştırma sauna kullananların daha sağlıklı olma eğiliminde olduğunu gösterebilir. Ancak kanıtlar nedenselliği ortaya koyup diğer açıklamaları elemedikçe bu örüntü yalnızca bir ilişkidir. Bu ifade, correlation ifadesinden daha güçlü bir iddiadır.

Alıştırma

correlation ile cause and effect arasındaki farkı doğru açıklayan ifade hangisidir?

  1. Her correlation, cause and effect durumunu kanıtlar.
  2. cause and effect yalnızca iki şeyin birlikte gerçekleşmesi demektir.
  3. Tek başına correlation, cause and effect durumunu kanıtlamaz.
Cevabı göster

Tek başına correlation, cause and effect durumunu kanıtlamaz.

many enthusiasts are optimistic that with further investigation, Kalıp ifadeler

4:32

birçok meraklı daha fazla araştırma yapılmasıyla

Kalıp ifadeler

with further investigation: daha fazla araştırmayla

Bu cümlede with further investigation, 'daha dikkatli araştırmalar yapıldıkça' veya 'daha fazla kanıt toplandıktan sonra' anlamına gelir. With, umut edilen sonucu mümkün kılabilecek bir durumu tanıtır; fiziksel olarak bir araştırmayı elde tutmak anlamına gelmez. Further, ek veya devam eden demektir. Investigation burada yalnızca polis soruşturmasını değil, sistemli bilimsel araştırmayı da ifade edebilir.

Alıştırma

'Daha fazla araştırma yapıldıkça' anlamındaki tam hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, researchers may discover why the treatment works.

Cevabı göster

With further investigation

these beneficial findings will handle the heat. Deyimler

4:36

bu faydalı bulguların sıcağa dayanacağı (doğruluğunu koruyacağı) konusunda iyimser.

Deyimler

will handle the heat: sauna sıcaklığını ve baskıyı birleştiren ifade

Bu cümlede will handle the heat, olumlu bulguların daha fazla test, soru veya eleştiri karşısında dayanacağını öngörür. Bulgular gerçek anlamda bir şeyle “baş edemez”; bu yüzden baskıyla başa çıkan bir insan gibi sunulurlar. Bu ifade aynı zamanda bir kelime oyunudur. Heat, saunanın gerçek sıcaklığını hatırlatırken mecaz olarak baskıyı veya zorlu bir sınavı da düşündürür. Böylece kapanış eğlenceli ve zekice olur, ancak bulguların zaten kanıtlandığını iddia etmez.

Alıştırma

Bu cümlede will handle the heat ne işe yarıyor?

  1. Bulguların ilerideki ayrıntılı incelemelere dayanabileceğini söyler; heat aynı zamanda saunayı çağrıştırır.
  2. Sauna sıcaklığının herkes için güvenli olduğunu kanıtlar.
  3. Bulguların fiziksel olarak daha sıcak bir saunaya taşınacağını söyler.
Cevabı göster

Bulguların ilerideki ayrıntılı incelemelere dayanabileceğini söyler; heat aynı zamanda saunayı çağrıştırır.

Do you ever feel like you don't know enough about your own body?

4:39

Hiç kendi vücudunuz hakkında yeterince şey bilmediğinizi hissediyor musunuz?

Subscribe to this channel to learn about everything from baldness to muscle growth

4:44

Kellikten kas gelişimine,

to why we have hair in such random places.

4:48

ve neden bu kadar rastgele yerlerde tüylerimiz olduğuna kadar her şeyi öğrenmek için bu kanala abone olun.

Stay tuned and stay curious.

4:51

Takipte kalın ve meraklı kalın.