Winton Şapşallık Yapmaya Bayılıyor! 🤪 | Hikayeler'den Komik Bluey Kesiti - 3. Sezon 🌈 | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Indy, balmumundan yaptığı at inek sanılınca özgüvenini kaybeder; ancak arkadaşları onun pes ettiği hikâyeyi beğenmez ve sonunun değiştirilmesini önerir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. First, / then / then / and finally — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Birden fazla eylemi açık bir sıraya koymayı öğrenin. Bu anlatım iskeletiyle bir el işi sürecini, bir şeyin nasıl yapıldığını veya art arda gelen olayları, her adımı yalnızca and ile bağlamadan düzenli biçimde aktarabilirsiniz. 2. told herself she wasn't very good. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: tell oneself ifadesinin başkasına söylenen sözleri değil, kişinin içinden kendine söylediği ya da kendisini inandırdığı düşünceyi anlattığını kavrayın. Bu yapıyı iç konuşma, kendini ikna etme ve olumsuz öz değerlendirmenin sonraki seçimler üzerindeki etkisini anlatmak için kullanabilirsiniz. 3. why don't you tell a different story? — Konuşma edimbilimi ve tutum: why don't you...? kalıbının burada gerçekten neden sormadığını, doğal bir öneri sunduğunu ayırt edin. Başka bir seçenek önermek, birini nazikçe cesaretlendirmek veya kararını yeniden düşünmeye yöneltmek için bu kalıptan yararlanabilirsiniz.
Bu derste
One day Indy's class were making animals out of beeswax. Notlar
0:00Bir gün Indy'nin sınıfı balmumundan hayvanlar yapıyordu.
Hikâyeye giriş ifadesi olarak One day
Bir hikâyenin başındaki One day, olayı geçmişte kesin olarak belirtilmemiş bir güne yerleştirir ve hikâyenin başladığını bildirir. Cümleyi bir hikâye başlangıcı olarak düzenler; takvimdeki kesin bir tarihi belirtmez. Ardından anlatıcı ilk olayı tanıtabilir. Geçmişte geçen kısa bir hikâyenin ilk olayından önce One day ifadesini kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Hikâye başlangıcını, geçmişte kesin olarak belirtilmemiş bir günü anlatan iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____, a lost puppy followed Nina home.
Cevabı göster
One day
making animals out of beeswax: make ... out of ... kalıbı
Bu ifade make + bitmiş ürün + out of + malzeme yapısını izler. Burada animals ortaya çıkan ürünleri, beeswax ise sınıfın bu ürünleri oluşturmak için şekillendirdiği malzemeyi belirtir. Bu yapıda out of, bitmiş ürüne dönüşen malzemeyi tanıtır; “dışarı” veya “ayrılmak” anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilecek biçim make something out of something şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi, make + bitmiş ürün + ifade + malzeme yapısında malzemeyi tanıtan iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: They made a kite ____ newspaper.
Cevabı göster
out of
Winton was Winton: yine bildiğimiz Winton’dı
“Winton was Winton” gerçek anlamda bir kimlik bildirimi değildir. Aynı adın tekrarlanması, onu tanıyanların bekleyeceği şekilde davrandığını, yani yine kendine özgü ve alışıldık hâlinde olduğunu anlatır. “X was X” kalıbında açıkça söylenmeyen özellik veya alışkanlık, ortak bilgilerden tamamlanır. Bağlama ve ses tonuna göre sevecenlik, eğlenme, kabullenmişlik veya hafif eleştiri ifade edebilir.
Alıştırma
Alex’i iyi tanıyan kişiler arasındaki bir konuşmada “Alex was Alex” büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Alex herkesin bildiği alışıldık biçimde davrandı.
- Alex az önce adını söyleyerek kendini tanıttı.
- Alex farklı bir insana dönüştü.
Cevabı göster
Alex herkesin bildiği alışıldık biçimde davrandı.
the hero of this story: hikâyenin başkişisini belirtmek
“the hero of this story” ad öbeği, Indy’den sonra gelen bir eşleme ifadesidir. Yeni bir kişi tanıtmak yerine Indy’nin hikâyedeki rolünü belirten ek bilgi verir; iki yanındaki virgüller bunun tamamlayıcı bilgi olduğunu gösterir. Burada “hero”, ana karakter veya başkişi anlamındadır. Bu ifade Indy’yi anlatının merkezine yerleştirir ve sonraki olayların onun etrafında düzenleneceğini belirtir; Indy’nin önceden cesurca bir şey yapmış olması gerekmez.
Alıştırma
“And Indy, the hero of this story,” ifadesinde “the hero of this story” esas olarak ne yapıyor?
- Hero adlı ikinci bir karakter tanıtıyor.
- Indy’nin hikâyenin merkezindeki karakter olduğunu belirtiyor.
- Indy’nin daha önce birini kurtardığını söylüyor.
Cevabı göster
Indy’nin hikâyenin merkezindeki karakter olduğunu belirtiyor.
worked at it: çaba göstermeyi sürdürmek
Work at something, özellikle zaman alan veya zor bir görev ya da beceri için çaba göstermeyi sürdürmek demektir. Bu cümlede worked at it, onun balmumu atı yapmak için emek vermeye devam ettiğini anlatır; very hard ise çabanın derecesini güçlendirir. Buradaki it, daha önce sözü edilen göreve, yani balmumu atı yapma işine gönderme yapar. At it bir yer belirtmez; yapı work at + görev, beceri veya problem şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi work at it ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Learning the guitar is hard, but Leo ____ every day.
Cevabı göster
works at it
First ... then ... then ... and finally: adımları sıralamak
First başlangıç adımını gösterir, then ara adımları ilerletir, finally ise son adımı tanıtır. Bir süreçte birden fazla ara eylem olduğunda then kelimesini tekrarlamak doğaldır. Bu cümlede bu bağlayıcılar, atın nasıl yapıldığını zaman sırasına koyar. Bu sıralama kalıbı, yalnızca and ile bağlanan bir dizi eyleme göre dinleyicinin süreci daha kolay izlemesini sağlar.
Alıştırma
Eksik bağlayıcıları kullanarak sıralamayı tamamlayın: First, wash the strawberries; ____ cut them; ____ put them in a bowl; and ____, add yogurt. Ara adımlar için then, son adım için finally kullanın.
Cevabı göster
then · then · finally
very pleased with it: bir sonuçtan çok memnun olmak
Be pleased with something, bir şeyden memnun olmak veya sonucunun iyi olduğunu düşünmek anlamına gelir. Buradaki it, onun yaptığı balmumu atı ifade eder. Very, pleased sözcüğünün derecesini artırır; with ise değerlendirilen şeyi belirtir. be pleased with + isim veya zamir yapısı bir çalışma, sonuç, seçim ya da performans hakkında konuşurken kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi be pleased with kalıbında kullanılan edatla tamamlayın: After checking the finished model, Mia was pleased ____ the result.
Cevabı göster
with
But there was a problem: hikâyedeki dönüm noktasını tanıtmak
But, bu cümleyi daha önce başarılı veya çözülmüş görünen bir duruma bağlar ve bu beklentiyi tersine çevirir. There was a problem yeni bir zorluk ortaya koyar; böylece dinleyici hikâyenin giriş bölümünden çatışmaya geçtiğini anlar. Sorunun ne olduğu henüz açıklanmaz. Bu kısa cümle bir yol işareti gibi çalışır: sorunsuz ilerlemeyi durdurur ve dinleyicinin bir sonraki olayda neyin ters gittiğini öğrenmeyi beklemesini sağlar.
Alıştırma
Bir hikâyede But there was a problem. genellikle neyin işaretidir?
- Hikâye hiçbir çatışma olmadan sona erdi.
- Anlatıcı bir olayın tam saatini veriyor.
- Hikâye, sorunsuz ilerleyişten bir zorluğa geçiyor.
Cevabı göster
Hikâye, sorunsuz ilerleyişten bir zorluğa geçiyor.
looked like a cow: görünüşteki benzerliği anlatma
looked like a cow ifadesindeki look, benzemek veya öyle görünmek anlamına gelir. Burada bakışları bir yere yöneltme eylemi değil, görünüşü anlatan bir bağ fiilidir. Geçmiş zaman biçimi looked, atın o sırada nasıl göründüğünü belirtir. Bir kişinin veya şeyin görünüşünün başka bir kişi ya da şeye benzediğini söylemek için look like + kişi veya şey yapısını kullanın: A looks like B.
Alıştırma
Cümleyi look like ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This funny rock ____ a tiny face.
Cevabı göster
looks like
It's not X. It's Y.: yanlış bir adı düzeltme
Yanlış bir adı, kimliği veya kategoriyi düzeltmek için It's not X. It's Y. yapısını kullanın. İlk cümle yanlış X seçeneğini reddeder, ikinci cümle ise doğru Y seçeneğini verir. Bu iki parçalı düzeltme, yalnızca No demekten daha açıktır; çünkü dinleyene hem neyin yanlış hem de neyin doğru olduğunu söyler.
Alıştırma
Birisi nesneye spoon diyor, ancak nesne bir fork. Düzeltmeyi tamamlayın: It's ____. It's ____.
Cevabı göster
not a spoon · a fork
why can't you just be good? ile ifade edilen sabırsız sitem
Burada why can't you just...? öncelikle bir neden sormaz. Bıkkınlık içeren bir sitem ve dolaylı bir talep işlevi görür: konuşan kişi Winton'ın davranışını değiştirmesini ister. just, istenen davranışın basit veya zaten beklenen bir şey olduğunu ima ederek sabırsızlığı artırır. Çocuklara yönelik konuşmalarda be good genellikle uslu durmak, kurallara uymak veya sorun çıkarmayı bırakmak anlamına gelir. Çocuğun ahlaken iyi biri olup olmadığını değerlendirmek değildir.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı? Why can't you just wait? tarafsız biçimde neden sormak yerine sabırsızlık veya suçlama ifade edebilir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Doğru
'cause: because sözcüğünün gündelik kısaltılmış biçimi
'Cause, because sözcüğünün konuşmada kullanılan gündelik ve kısaltılmış biçimidir; yine bir neden belirtir. Kesme işareti tam sözcüğün başlangıcının atıldığını gösterir, ayrı bir anlam eklemez. Bu cümlede 'cause I'm not good önceki soruya yanıt olarak doğrudan bir neden verir. Diyaloglarda veya altyazılarda 'cause gördüğünüzde bunu zihninizde because olarak tamamlayabilirsiniz.
Alıştırma
Gündelik yanıtı, burada öğretilen ve because anlamına gelen kesme işaretli biçimle tamamlayın: Why did you leave early? I left early ____ I felt sick.
Cevabı göster
'cause
when her teacher came to see if she was all right. Kalıp ifadeler
1:06öğretmeni iyi olup olmadığını görmeye geldiğinde,
see if she was all right: birinin iyi olup olmadığını kontrol etmek
See if + yan cümle, yan cümledeki durumun doğru olup olmadığını “kontrol etmek veya öğrenmek” demektir. Burada öğretmen onun durumunu kontrol etmek için yanına gelir; see yalnızca “bakmak” anlamında değildir. she was all right içindeki all right, duygusal veya genel olarak “iyi” olduğu anlamına gelir. if'ten sonraki yan cümle, kontrol edilen durumu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve “olup olmadığını kontrol etmek” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Could you ____ the library is still open?
Cevabı göster
see if
"I don't want to make animals out of beeswax ever again." Dilbilgisi
1:09"Bir daha asla balmumundan hayvan yapmak istemiyorum."
don't want to ... ever again: geleceğe yönelik güçlü bir ret
don't want to + fiil + ever again, konuşanın bu eylemi gelecekte hiçbir zaman yapmak istemediğini belirtir. ever again, reddedişi yalnızca don't want to demekten çok daha güçlü hâle getirir. Bu kalıp çoğu zaman kötü veya üzücü bir deneyimden sonra kullanılır. Bu cümlede konuşan kişi yalnızca şu anda yapmak istemediğini söylemiyor; etkinliğin tamamını duygusal olarak reddediyor.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve “gelecekte hiçbir zaman” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: After that awful meal, I don't want to eat there ____.
Cevabı göster
ever again
Oh, goodness me. ile şaşkınlığı veya kaygıyı nazikçe ifade etmek
“Oh, goodness me.” hafif ve yumuşak bir ünlemdir. Bu cümlede güçlü ya da kaba bir tepki yerine, şaşkınlıkla karışık kaygı veya üzüntü gibi nazik bir duygusal tepki gösterir. Buradaki goodness, “iyilik” niteliği anlamına gelmez. İfadenin tamamı kalıplaşmış bir tepki olarak kullanılır; tam olarak hangi duyguyu aktardığı bağlama ve ses tonuna bağlıdır.
Alıştırma
Bir öğretmen bir çocuğun üzgün olduğunu duyunca “Oh, goodness me.” derse bu ifade büyük olasılıkla ne yapar?
- Şaşkınlık ve kaygıyı nazikçe gösterir.
- Çocuğa hemen gitmesini emreder.
- Çocuğun iyiliğini resmî biçimde över.
Cevabı göster
Şaşkınlık ve kaygıyı nazikçe gösterir.
why do you think that is? ile karşı tarafı düşünmeye davet etmek
“Why do you think that is?” dinleyenden daha önce sözü edilen bir durumun nedenini düşünüp açıklamasını ister. Konuşan kişi nedeni kendisi söylemez; karşı tarafa düşünüp cevap vermesi için alan tanır. Burada why nedeni sorar, do you think cevabın dinleyenin görüşü olarak verilmesini sağlar ve that is uzaktaki bir nesneye değil, az önce belirtilen durumun tamamına gönderme yapar.
Alıştırma
Birinden durumu açıklamasını isteyen tam ifadeyi kullanarak devam sorusunu tamamlayın: The printer works upstairs but not downstairs. ____?
Cevabı göster
Why do you think that is
not very good: at it ifadesinin düşürülmesi
Burada not very good, konuşanın daha önce sözü edilen etkinlikteki becerisini değerlendirir. Tam düşünce I'm not very good at it şeklindedir; etkinliğin ne olduğu bağlamdan anlaşıldığı için at it söylenmemiştir. Beceri bağlamlarında good, bir şeyi iyi yapabilmek veya o konuda yetkin olmak anlamına gelir. Burada ahlaken iyi olmak anlamına gelmez. Ayrıca not very, öz eleştiriyi daha doğrudan olan I'm bad at it ifadesine göre biraz yumuşatır.
Alıştırma
Bu bağlamda "I'm not very good." cümlesi ne anlama gelir?
- Konuşan kişi, etkinliğin kendisinin kötü olduğunu söylüyor.
- Konuşan kişi, ahlaken kötü biri olduğunu söylüyor.
- Konuşan kişi, söz edilen etkinlikte becerikli olmadığını düşünüyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi, söz edilen etkinlikte becerikli olmadığını düşünüyor.
rather than work at it: seçilmeyen eylemi sunmak
Burada rather than, seçilmeyen bir eylemi tanıtır. Rather than work at it, onun üzerinde çaba göstermeye devam etmek yerine anlamına gelir; work at something, gelişmek veya ilerlemek için çabalamayı sürdürmek demektir. rather than ifadesinden sonra fiilin yalın hâli work gelir. Bu ifade ana cümleden önce yer aldığında önce vazgeçilen seçeneği, ardından gerçekte gerçekleşen eylemi sunarak karşıtlık kurar. Zaman değil, seçim veya yerine koyma bildirir.
Alıştırma
Seçilmeyen eylemi tanıtan iki kelimelik bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: Maya decided to ask for help ____ pretend she understood.
Cevabı göster
rather than
Indy never made anything out of beeswax ever again. Dilbilgisi
1:32bir daha asla balmumundan hiçbir şey yapmadı.
never ... ever again: kesin bir son
never ... ever again, geçmişteki bir dönüm noktasından sonra eylemin bir daha hiçbir zaman gerçekleşmediğini anlatır. Bu cümlede made anything out of beeswax, “balmumundan herhangi bir şey yapmak” demektir; never ve ever again birlikte Indy'nin bunu tamamen bıraktığını vurgular. Buradaki ever ikinci bir olumsuzluk değildir. Bir hikâyede bu yapı, yaşanan bir olayın kalıcı sonucunu kesin bir son gibi sunar. Sadece bunu tekrar yapmadı demekten daha vurgulu ve daha dramatik duyulur.
Alıştırma
Eylemin geçmişteki bir olaydan sonra kalıcı olarak durduğunu anlatacak şekilde cümleyi tamamlayın: She never touched that paint ____.
Cevabı göster
ever again
Because she told herself she wasn't very good. Kalıp ifadeler
1:38Çünkü kendine pek iyi olmadığını söyledi.
told herself she wasn't very good: iç konuşma ve öz değerlendirme
told herself she wasn't very good ifadesinde told, dönüşlü zamir herself ile kullanılır: sözleri alan kişi she ile aynı kişidir. Ardından gelen she wasn't very good cümleciği, kendi yeteneği hakkında kendine tekrarladığı veya benimsediği düşünceyi verir. Bu cümlede ifade, kararını açıklamaya yardımcı olan bir öz değerlendirmeyi sunar; onun kendine ne söylediğini aktarır, gerçekten yeteneksiz olduğunu kanıtlayan nesnel bir gerçek sunmaz. Tell oneself sessiz iç konuşmayı ya da kişinin kendisine yüksek sesle söylediği sözleri anlatabilir, ancak burada doğal anlam iç konuşmadır.
Alıştırma
"Because she told herself she wasn't very good" cümlesinde told herself neyi gösterir?
- Başka bir kişiden yeteneğini değerlendirmesini istedi.
- Bunu başka bir kadına söyledi.
- Bunu kendisine bir inanç veya öz değerlendirme olarak söyledi.
Cevabı göster
Bunu kendisine bir inanç veya öz değerlendirme olarak söyledi.
The end. ile hikâyeyi bitirme kalıbı
The end., dinleyicilere bir hikâyenin bittiğini bildiren kalıplaşmış bir ifadedir. Burada bir sonu adlandıran sıradan bir isim öbeği değil, kapanış işareti olarak görev yapar. Son olaydan sonra kullanıldığında hikâyeyle ardından gelen konuşma arasındaki sınırı gösterir. Böylece dinleyiciler, sonraki yorumların tamamlanmış hikâyeye yönelik tepkiler olduğunu anlar.
Alıştırma
Bu kısa hikâyeden sonra kullanılan yaygın kapanış kalıbını tamamlayın: The rabbit found its way home at last. ____.
Cevabı göster
The end
don't like that story: hoşlanmadığını doğrudan ifade etmek
don't like that story, I don't like + isim yapısının bir parçasıdır. Açık bir olumsuz görüş bildirir: Konuşan kişi hikâyeyi beğenmediğini doğrudan söyler. Buradaki that story, konuşmada az önce sözü edilen ve iki kişinin de bildiği hikâyeyi belirtir. That, iki konuşmacının zaten bildiği bir şeye gönderme yapabilir; fiziksel uzaklık belirtmek zorunda değildir.
Alıştırma
İki arkadaş az önce bir hikâye dinledi. Hangi cümle, konuşan kişinin o belirli hikâyeyi beğenmediğini doğrudan söyler?
- I don't like that story.
- I don't know that story.
- I don't like stories.
- That story doesn't like me.
Cevabı göster
I don't like that story.
Me neither. ile olumsuz bir ifadeye katılmak
Me neither. “Ben de yapmıyorum/sevmiyorum” anlamına gelen kısa bir konuşma yanıtıdır. Başka birinin olumsuz ifadesine katılmak için kullanılır. Bu konuşmada önceki cümle I don't like that story olduğundan, yanıt veren kişi hikâyeyi kendisinin de sevmediğini söyler. Olumsuz anlamı neither taşır; böylece yanıt önceki olumsuz tutumu sürdürür.
Alıştırma
B'nin yanıtını Me ile başlayan ve olumsuz katılma bildiren standart iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın. A: I don't enjoy crowded buses. B: ____.
Cevabı göster
Me neither
it's your story: kontrolü dinleyiciye vermek
it's your story ifadesindeki your, hikâyenin dinleyiciye ait olduğunu gösterir. Bu bağ, burada yalnızca sahipliği belirtmez; dinleyiciye hikâyenin nasıl anlatılacağına veya nasıl biteceğine karar verme yetkisi de verir. But, bu cümleyi dinleyicinin memnuniyetsizliğine verilen bir yanıta dönüştürür. Dinleyici mevcut sürümü istemese bile kontrolü ele alıp değiştirebilir. Cümle, hikâyeyi kimin yazdığını düzeltmek yerine seçim yapmayı ve inisiyatif almayı teşvik eder.
Alıştırma
Bir arkadaş sonu değiştirmek istiyor. But it's your story ifadesinde your en güçlü biçimde neyi ima eder?
- Dinleyici hikâyeyi sahibine geri vermelidir.
- Dinleyici hikâyenin nasıl gelişeceğine karar verebilir.
- Hikâye kontrol edilmiştir ve tamamen gerçektir.
Cevabı göster
Dinleyici hikâyenin nasıl gelişeceğine karar verebilir.
liked how + yan cümle: belirli bir özelliği veya düzenlemeyi beğenmek
Like how + yan cümle, beğendiğiniz belirli özelliği, biçimi veya düzenlemeyi belirtmenizi sağlar. Bu cümlede how I was in it, konuşanın neyi beğendiğini açıklar: kendisinin hikâyede yer almasını. Burada how soru sormaz. Bir bildirme cümleciğini başlatır; in it fiziksel olarak bir yerin içinde olmak değil, “hikâyede” demektir.
Alıştırma
like how + yan cümle kalıbını tamamlayın: I liked ____ the coach encouraged us.
Cevabı göster
how
don't like how + yan cümle: belirli bir davranışı veya gelişmeyi eleştirmek
Don't like how + yan cümle, konuşanın hoşlanmadığı belirli bir davranışı, bir şeyin gerçekleşme biçimini veya hikâyedeki gelişmeyi gösterir. Buradaki belirli sorun Indy'nin pes etmesidir; sorun kişi olarak Indy değildir. Burada how soru oluşturmaz. Bir bildirme cümlesi başlattığı için normal düz cümle sırası kullanılır: Indy gives up; does Indy give up değil.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşanın kişi olarak Leo'dan hoşlanmadığını söylemeden Leo'nun davranışını eleştirir?
- I don't like Leo.
- I asked how Leo talks to his teammates.
- I don't like how Leo talks to his teammates.
Cevabı göster
I don't like how Leo talks to his teammates.
gives up: denemeyi bırakmak
Burada gives up, denemeyi bırakır yani pes eder anlamına gelir. Indy, balmumundan hayvanlar yapma konusunda iyi olmadığını düşündüğü için devam etmemeye karar verir. Give up bir öbek fiildir; buradaki anlamı give ve up sözcüklerinin gerçek anlamlarının basitçe birleşmesiyle oluşmaz. Üçüncü tekil şahıs olan Indy öznesiyle give, gives olur: Indy gives up.
Alıştırma
Cümleyi give up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: When the puzzle gets difficult, Mia always ____.
Cevabı göster
gives up
Well, why don't you tell a different story? Ton ve niyet
1:56Peki, neden farklı bir hikaye anlatmıyorsun?
Why don't you tell a different story?: öneride bulunmak
Why don't you + fiilin yalın hâli...? yapısı genellikle öneride bulunmak için kullanılır. Burada konuşan kişi, çözüm olarak dinleyicinin farklı bir hikâye anlatmasını önerir; bunu neden daha önce yapmadığını açıklamasını istemez. don't you ifadesinden sonra fiilin yalın hâli kullanılır: tell doğrudur; tells, told veya telling kullanılmaz. Cümle How about telling a different story? şeklinde anlaşılabilir.
Alıştırma
Samimi öneriyi hedef yapıyla tamamlayın: ____ ask the librarian for help?
Cevabı göster
Why don't you
make me really muscly: make + nesne + sıfat
make me really muscly ifadesindeki make, “üretmek” değil, “bir duruma getirmek” anlamına gelir. Yapı make + nesne + sıfat şeklindedir: me etkilenen kişiyi, muscly ise ortaya çıkan durumu belirtir. Really sıfatın derecesini güçlendirir. Bir kişi ya da şey, başka bir kişiyi veya şeyi belli bir duruma getirdiğinde bu yapı kullanılabilir: make me happy, make it clear ve make the room quiet gibi.
Alıştırma
“Şaka beni mutlu edebilir” anlamına gelmesi için cümleyi make + nesne + sıfat yapısıyla tamamlayın: The joke can ____.
Cevabı göster
make me happy
Bir ricadan sonra tek başına yalvarma olarak Please?
Please? bir ricadan sonra tek başına söylendiğinde kısa ve ek bir yalvarma anlamı katar. Konuşan kişi please sözcüğünün anlamını sormaz; dinleyicinin kabul etmesini veya cevap vermesini ister. Soru işareti, konuşan kişinin hâlâ cevap beklediğini gösterir. Tam bir rica cümlesinin içindeki please ile karşılaştırıldığında, bu ayrı Please? genellikle daha duyguludur.
Alıştırma
Hangi seçenek, ricayı yinelemek ve onay beklemek için tek başına Please? kullanıyor?
- The magic word is please.
- Please close the door.
- Can I stay five more minutes? Please?
Cevabı göster
Can I stay five more minutes? Please?
Um, okay. ile tereddüt ederek kabul etme
okay kabulü ifade eder: konuşan kişi öneriyi kabul eder veya öneriye uymaya razıdır. Önce gelen dolgu sözcüğü um ise cevap vermeden önce kısa bir düşünme veya tereddüt anı olduğunu gösterir. Birlikte kullanıldığında Um, okay., konuşan kişinin kısa süre tereddüt ettikten sonra kabul ettiği anlamına gelir. Doğrudan söylenen Okay. kadar anında veya coşkulu duyulmaz.
Alıştırma
Bir arkadaşınız planı değiştirmeyi öneriyor. Hangi cevap kısa bir tereddüdün ardından kabulü gösterir?
- Absolutely!
- No, thanks.
- Um, okay.
Cevabı göster
Um, okay.