Ya Herkes Amerikalılar Gibi Yaşasaydı?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
698 kelime 192 kel/dk

Video özeti: Tüketim, atık, sağlık ve ekolojik ayak izi verileri, herkes Amerikalılar gibi yaşasaydı ne olacağını soruyor; bunun için 4,1 Dünya gerekir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Dil bilgisi kalıbı what would actually happen if varsayımsal bir değişikliğin sonuçlarını sorar; politika, alışkanlık ve senaryolarda kullanılabilir. 2. Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi terimi median age, nüfusu yaşa göre eşit ikiye ayırır ve aritmetik ortalamadan farklıdır. 3. Kültür ve gerçek yaşam bağlamı terimi "global hectare." tüketim için gereken üretken kara ve suyu ölçer ve ülkeler arası kaynak karşılaştırmalarını açıklar.

Bu derste

This episode is supported by 23andMe. Kelime

0:00

Bu bölüm 23andMe'nin desteğiyle hazırlanmıştır.

Kelime

Medya sponsorluğu açıklamasında is supported by

Bu açılışta is supported by, sponsorluğu açıklayan edilgen bir ifadedir. Bölümün 23andMe'den maddi destek aldığı ve markanın içeriğin finansmanına katkıda bulunduğu anlamına gelir. Edilgen yapı, bölümün cümlenin odağında kalmasını sağlar ve tarafsız, profesyonel bir ton yaratır. Bölümün şirketin görüşlerine katıldığı veya bu görüşleri önerdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu medya açılışında is supported by, 23andMe'nin rolü hakkında ne anlatıyor?

  1. 23andMe bölüm kaydedilirken teknik yardım sağlamaktadır
  2. bölüm 23andMe'den maddi destek almaktadır
  3. bölüm 23andMe'nin bütün görüşlerine katılmaktadır
Cevabı göster

bölüm 23andMe'den maddi destek almaktadır

There are currently 7.5 billion people alive on Earth,

0:03

Şu anda Dünya'da 7,5 milyar insan yaşıyor;

of which 323 million live in the United States of America. Dilbilgisi

0:06

bunların 323 milyonu Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşıyor.

Dilbilgisi

Bir toplamı alt kümesine bağlayan of which

Burada of which, az önce belirtilen toplamın bir alt kümesini tanıtır. Cümle önce dünya genelindeki toplamı verir, ardından 323 milyon kişinin bu toplamın bir parçası olarak Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşadığını belirtir. Bu ifade kısa ve veri odaklıdır. 7.5 billion people ifadesini istatistiksel bir miktar olarak ele alır; bu nedenle alt küme insanlardan oluşsa bile burada of which kullanılabilir.

Alıştırma

Bir toplamı onun parçalarından biriyle bağlayan resmî yapıyı kullanarak cümleyi tamamlayın: The survey received 2,000 responses, ____ 640 came from first-time customers.

Cevabı göster

of which

As a global powerhouse, Kalıp ifadeler

0:10

ABD küresel bir süper güç olduğundan,

many have an opinion on the American lifestyle, Kalıp ifadeler

0:11

pek çok kişinin Amerikan yaşam tarzı hakkında bir fikri var;

Kalıp ifadeler

global powerhouse: dünya çapında etki

Burada global powerhouse, Amerika Birleşik Devletleri'ni dünya çapında büyük etkiye sahip bir ülke olarak sunar. Powerhouse mecazi anlamdadır: elektrik üreten bir bina değil, son derece güçlü veya başarılı bir ülke, kuruluş ya da kurum demektir. İfadenin yanına a global technology powerhouse örneğindeki gibi bir alan da eklenebilir. Böylece söz konusu yapının özellikle hangi alanda etkili olduğu gösterilir.

Alıştırma

Bu dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: After decades of worldwide growth, the company became a ____ in renewable energy.

Cevabı göster

global powerhouse

Kalıp ifadeler

have an opinion on + bir konu

Have an opinion on, bir konu veya mesele hakkında görüş sahibi olmak anlamına gelir. Örnekte on, görüşün konusunu, yani the American lifestyle ifadesini tanıtır. Bu ifade kendi başına eleştirmek anlamına gelmez; görüş olumlu, olumsuz veya karma olabilir. Tutum, ek ifadelerden ya da bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

Bir kişinin görüşünün konusunu tanıtan bu dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Do you ____ the new school rule?

Cevabı göster

have an opinion on

but what do the statistics say, Anlatım akışı

0:13

ama istatistikler ne söylüyor

and what would actually happen if we all lived like Americans? Dilbilgisi

0:15

ve hepimiz Amerikalılar gibi yaşasaydık gerçekte ne olurdu?

Anlatım akışı

Ama istatistikler ne söylüyor?: izlenimden kanıta

Bu soruda but, yaygın bir izlenimden uzaklaşıp başka bir yöne geçişi gösterir. Konuşan kişi, insanların zaten düşündüğü şeyi kabul etmek yerine kanıt ister. İstatistikler kelimenin tam anlamıyla konuşamaz; burada say, verilerin neyi gösterdiği veya neye işaret ettiği anlamına gelir. Bu yapı, bir araştırma sonucunu sunmak ya da yaygın bir inancı sınamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle yaygın bir inançtan sayısal kanıtlara en doğal şekilde geçer?

  1. Many people think the change is harmless, but what do the statistics say?
  2. Many people think the change is harmless, but what do the people say?
  3. Many people think the change is harmless, but what does the statistics say?
Cevabı göster

Many people think the change is harmless, but what do the statistics say?

Dilbilgisi

what would actually happen if: varsayımsal bir sonucu sormak

Bu soru, hayal edilen bir koşulun sonucunu sorar. What would actually happen, gerçek hayatta hangi sonucun ortaya çıkacağını sorar; actually ise konuşan kişinin yalnızca görünüşe dayalı bir tahmin değil, pratik sonucu öğrenmek istediğini vurgular. Yapı what would + özne + fiilin yalın hâli + if + özne + geçmiş zaman biçimidir: what would ... happen if we all lived ...? Buradaki lived, varsayımsal koşulun gerçeklikten uzak olduğunu gösterir; yaşamanın geçmişte gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle bilinen bir geçmiş olayı veya doğrudan bir gelecek planını değil, hayal edilen bir değişikliğin olası sonucunu soruyor?

  1. What would actually happen if the town banned cars downtown?
  2. What actually happened when the town banned cars downtown?
  3. What will actually happen if the town bans cars downtown?
Cevabı göster

What would actually happen if the town banned cars downtown?

First off, Anlatım akışı

0:19

Öncelikle,

Anlatım akışı

First off: İlk noktayı başlatmak

First off, nedenler, gerçekler veya adımlardan oluşan bir listenin ilk maddesini tanıtmak için kullanılan konuşma dili ağırlıklı bir ifadedir. Ardından başka maddelerin geleceğini gösterir. Buradaki off, “kapatmak” veya “uzaklaşmak” anlamında değildir; ifadenin tamamı konuşanın açıklamasını düzenler.

Alıştırma

Samimi bir madde listesini açmak için First off ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. First off, let's look at the main reason.
  2. By the way, let's look at the main reason.
  3. Finally, let's look at the main reason.
Cevabı göster

First off, let's look at the main reason.

you would be having more sex.

0:19

daha fazla seks yapıyor olurdunuz.

Surveys indicate that Americans have sex 138 times per year on average, Notlar

0:21

Anketler, Amerikalıların yılda ortalama 138 kez seks yaptığını gösteriyor;

Anlatım akışı

Surveys indicate that: Temkinli kanıta dayalı bir sonucu sunmak

Surveys indicate that, bir iddiayı anket kanıtlarıyla desteklenen bir bilgi olarak sunar. that cümleciği, anketlerin işaret ettiği sonucu veya çıkarımı içerir. Indicate temkinli bir fiildir: anketlerin sonucu kesin olarak kanıtladığını değil, kanıtların bir sonuca işaret ettiğini söyler. Bu yapı ayrıca kaynağı iddianın önüne koyar; bu nedenle raporlarda ve açıklamalarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, anket kanıtını ihtiyatlı bir şekilde tanıtmak için Surveys indicate that kalıbını kullanır?

  1. Surveys suggest that many commuters prefer the new bus route.
  2. Surveys indicate that many commuters prefer the new bus route.
  3. Many commuters prefer the new bus route, according to surveys.
  4. Surveys prove that many commuters prefer the new bus route.
Cevabı göster

Surveys indicate that many commuters prefer the new bus route.

Kalıp ifadeler

per year on average: yılda ortalama

per year on average ifadesinde per year ölçüm dönemini belirler: sayı bir yıl üzerinden hesaplanır. On average ise 138'in ankete katılan grubun ortalaması olduğunu, her Amerikalı için sabit bir sayı olmadığını gösterir. Bu ifade hem yıllık oranı hem de bunun istatistiksel bir ortalama olduğunu belirtir. Anketin ortalama sonucunu açıklar; herkesin bir yılda tam olarak 138 kez seks yaptığını söylemez.

Alıştırma

"The clinic treats 240 patients per year on average" cümlesinde per year on average neyi anlatır?

  1. Bir yıllık dönem içindeki ortalama sayıdır.
  2. Her hasta her yıl tam olarak 240 tedavi görür.
  3. Belirli bir haftada tedavi edilen hasta sayısıdır.
Cevabı göster

Bir yıllık dönem içindeki ortalama sayıdır.

which is the second highest in the world behind France. Dilbilgisi

0:25

bu sıklıkla dünyada Fransa'nın ardından ikinci sırada yer alıyorlar.

Dilbilgisi

the second highest in the world behind France: Fransa'nın ardından dünyada en yüksek ikinci

The second highest, değerler en yüksekten en düşüğe sıralandığında öznenin ikinci sırada olduğu anlamına gelir. Ondan daha yüksek yalnızca bir değer vardır; bu ifade zaman bakımından ikinci veya fiziksel olarak ikinci konum demek değildir. Behind France, sıralamada bunun önünde olan tek unsuru belirtir. Bu cümlede which, hemen önce söylenen yıllık ortalamaya gönderme yapar: en yüksek değer Fransa'ya aittir ve bu ortalama dünyadaki en yüksek ikinci değerdir.

Alıştırma

"Lakeside School has the second highest score in the district behind North High" cümlesinde bu sıralama ne anlama gelir?

  1. En yüksek puan Lakeside School'a aittir.
  2. Yalnızca North High'ın puanı daha yüksektir.
  3. Lakeside School fiziksel olarak North High'ın arkasındadır.
Cevabı göster

Yalnızca North High'ın puanı daha yüksektir.

Porn would also be even more abundant, Dilbilgisi

0:28

Pornografi de çok daha yaygın olurdu;

as 73% of the world's porn is produced in America.

0:30

çünkü dünyadaki pornografik içeriklerin %73'ü Amerika'da üretiliyor.

Dilbilgisi

even more abundant: karşılaştırmayı güçlendirmek

More abundant, abundant sıfatının karşılaştırma biçimidir ve “daha büyük miktarda bulunan veya erişilebilir olan” anlamına gelir. Even bu karşılaştırmayı güçlendirir: miktar yalnızca daha fazla değildir; konuşmada daha önce oluşturulan karşılaştırma ölçüsünü veya beklentiyi de aşar. Burada also bunu başka bir sonuç olarak eklerken even derecesini güçlendirir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp even + karşılaştırma biçimidir: even larger, even faster ve even more difficult gibi.

Alıştırma

Cümleyi even + abundant sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: Supplies were already plentiful, and after the second delivery they became ____.

Cevabı göster

even more abundant

Americans drive 13,476 mi per year,

0:34

Amerikalılar arabayla yılda 13.476 mil yol yapıyor;

which is the most in the world.

0:37

bu, dünyadaki en yüksek yıllık mesafe.

This explains why they have the highest rates of vehicle collisions worldwide Anlatım akışı

0:39

Bu, neden dünyadaki en yüksek araç çarpışması oranlarına sahip olduklarını

Anlatım akışı

This explains why: kanıtı sonuca bağlamak

This explains why bir söylem kalıbıdır: This önceki gerçeğe veya kanıta gönderme yapar, explains bunu bir neden olarak sunar, why ise bu nedenle açıklanan sonucu getirir. Böylece dinleyiciyi kanıt veya nedenden sonuca taşır. Why yan cümlesinde why they have örneğindeki gibi düz cümle söz dizimi kullanılır, soru söz dizimi kullanılmaz. Bu kalıp bir açıklama sunar ancak tek başına önceki gerçeğin tek neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

This ile başlayan ve sonucu getirmek için explain kullanan üç kelimelik kalıpla cümleyi tamamlayın: The bridge is closed for repairs. ____ traffic is unusually heavy downtown.

Cevabı göster

This explains why

and number of meals eaten in a car.

0:43

ve neden en çok öğünü arabada yediklerini açıklıyor.

Seriously, Ton ve niyet

0:45

Cidden,

statistics show that 20% of American meals are consumed in a vehicle. Kelime

0:45

istatistiklere göre Amerikalıların öğünlerinin %20'si bir araçta tüketiliyor.

Ton ve niyet

Konuşanın şaka yapmadığını belirten Seriously,

Burada cümle başındaki “Seriously,” konuşanın tutumunu gösterir: kişi, ardından söyleyeceklerini gerçekten kastettiğini ve doğru olarak sunduğunu belirtir. İstatistiğe inanmak zor gelebileceği için “Seriously,” dinleyicinin olası şüphesine cevap verir. Kimseye ciddi olmasını emretmez ve tek başına konunun üzücü ya da vahim olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

“Seriously, I checked the numbers twice.” cümlesinde “Seriously” ne işe yarar?

  1. Sayıları kontrol etmenin üzücü bir konu olduğunu söyler.
  2. Konuşanın söylediğini gerçekten kastettiğini ve şaka yapmadığını gösterir.
  3. Başka bir kişiye daha ciddi olmasını söyler.
Cevabı göster

Konuşanın söylediğini gerçekten kastettiğini ve şaka yapmadığını gösterir.

Kelime

are consumed: “yenir” anlamındaki resmî edilgen yapı

“meals are consumed” ifadesinde consume, “yemek” anlamına gelir. are + consumed yapısı edilgendir: meals eylemi yapmak yerine eylemden etkilenir. Bu ifade, yemeği yiyen kişilere değil, öğünlere ve ölçülen yüzdeye odaklanır. Resmîdir ve günlük konuşmadan çok istatistiklere veya raporlara uygundur.

Alıştırma

Rapor cümlesini consume fiilinin resmî edilgen biçimiyle tamamlayın: In the survey summary, 35% of weekday lunches ____ at a desk.

Cevabı göster

are consumed

Americans eat 8 oz of meat per day on average,

0:50

Amerikalılar günde ortalama 8 ons et yiyor;

which is almost double the world average. Dilbilgisi

0:52

bu, dünya ortalamasının neredeyse iki katı.

Dilbilgisi

Almost double: iki kata yakın ama iki katın altında

Bu cümlede almost, double sözcüğünü niteler. Miktar dünya ortalamasının iki katına yakındır, ancak tam iki kata ulaşmamıştır. almost double + isim kalıbı, bir miktarı referans miktarla karşılaştırır; almost double the world average buna örnektir. Referans 100 ise 190 için almost double denebilir, ancak 210 için denemez.

Alıştırma

Cümleyi hedef iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın. Eski depo 50 litre, yeni depo ise 98 litre alıyor. The new tank's capacity is ____ the old tank's capacity.

Cevabı göster

almost double

This leads to Americans killing and eating 10 billion animals annually, Anlatım akışı

0:55

Bunun sonucunda Amerikalılar her yıl 10 milyar hayvanı öldürüp yiyor;

which is 15% of the world's total consumption.

0:58

bu da dünyadaki toplam tüketimin %15'ine denk geliyor.

Anlatım akışı

This leads to + isim veya -ing yapılı sonuç

This, önceki cümlede açıklanan daha yüksek tüketime gönderme yapar. Ardından leads to, sonraki bilgiyi sonuç olarak sunar ve önceki bir olgudan daha büyük bir sonuca uzanan neden-sonuç zinciri kurar. lead to sonrasında isim, isim öbeği veya -ing yapılı bir yan cümle kullanılır. Burada Americans killing and eating 10 billion animals annually, sonucu adlandıran -ing yapılı bir yan cümledir; to bir edattır, mastarın parçası değildir.

Alıştırma

İkinci cümleyi hedef üç sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın. The city has added a new bus route. ____ shorter waits for many riders.

Cevabı göster

This leads to

The average American also drinks 403 Coca-Cola products per year,

1:01

Ortalama bir Amerikalı ayrıca yılda 403 Coca-Cola ürünü tüketiyor;

compared to the world's average, Kalıp ifadeler

1:05

dünya ortalaması ise

which is 92.

1:06

92.

Kalıp ifadeler

compared to: karşılaştırma ölçütünü tanıtma

Compared to, bir karşılaştırmadaki referans noktasını tanıtır. Burada yıllık 403 ürün, 92 olan dünya ortalamasıyla karşılaştırılır; 92, Amerika'ya ait sayı değil, dünya ortalamasıdır. Veri anlatımında compared to ifadesini referans olarak kullanılan sayıdan, gruptan veya önceki sonuçtan önce getirin. Bu ifade, ilk sayının neden yüksek, düşük, daha büyük veya daha küçük olduğunu görmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Referans sayıyı tanıtmak için compared to ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The school collected 800 cans, compared 500 last year.
  2. The school collected 800 cans, comparing to 500 last year.
  3. The school collected 800 cans, compared to 500 last year.
Cevabı göster

The school collected 800 cans, compared to 500 last year.

This all contributes to the US having the highest total caloric intake, Notlar

1:08

Tüm bunların sonucunda ABD, toplam kalori alımında,

Kalıp ifadeler

contributes to the US having: contribute to + isim + -ing

Contributes to, “bir sonucun oluşmasına yardımcı olur” anlamına gelir. This all önceki etkenleri nedenler olarak bir araya getirir; ancak contributes bunların mutlaka tek neden değil, nedenin bir parçası olduğunu gösterir. Buradaki to bir edattır. Ardından the US having the highest total caloric intake şeklindeki -ing yan cümlesi gelir. The US, having fiilinin anlamca öznesidir. Bir etkeni ve sonucunu belirtirken contribute to + isim veya contribute to + isim + -ing kalıplarını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi have fiilinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: Good sleep contributes to Mia ____ more energy at school.

Cevabı göster

having

sugar intake,

1:11

şeker alımında

and fat intake compared to all of the other 16 wealthiest countries.

1:12

ve yağ alımında diğer en zengin 16 ülkenin hepsini geride bırakıyor.

Kelime

total caloric intake, sugar intake, and fat intake ifadesinde intake

Beslenme alanında intake, bir kişi veya grubun vücuduna aldığı miktarı belirtir. Burada total caloric intake alınan toplam enerjiyi, sugar intake ve fat intake ise alınan şeker ve yağ miktarlarını ifade eder. intake sözcüğünün tekrarlanması, birbirine denk üç ölçümü açıkça gösterir. Sağlık istatistiklerinde enerji veya besin ögesini belirten bir sözcük çoğunlukla intake sözcüğünden önce gelir.

Alıştırma

Bir beslenme raporunda, insanların vücutlarına aldığı enerji, şeker ve yağın ölçülen miktarlarını doğru biçimde adlandıran ifade hangisidir?

  1. total caloric admission, sugar admission, and fat admission
  2. total calorie entrances, sugar entrances, and fat entrances
  3. total caloric intake, sugar intake, and fat intake
Cevabı göster

total caloric intake, sugar intake, and fat intake

But consumption is similar in one category, Anlatım akışı

1:16

Ancak bir kategoride tüketim benzer düzeyde:

fruit and vegetable consumption.

1:18

meyve ve sebze tüketimi.

Anlatım akışı

But ... similar in one category: sınırlı bir istisna belirtme

But, daha önce sıralanan farklılıklar içinde bir istisna bulunduğunu gösterir. Dinleyiciye, sonraki ifadenin genel karşılaştırmayı daraltacağını veya ona bir sınırlama getireceğini bildirir. in one category ifadesi, similar sözcüğünün kapsamını sınırlar. Cümle önce bir istisna olduğunu duyurur, sonra virgülden sonra bunun fruit and vegetable consumption olduğunu belirtir. Her kategorideki tüketimin benzer olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bu cümle karşılaştırma içinde ne anlama geliyor?: But consumption is similar in one category, fruit and vegetable consumption.

  1. Her kategorideki tüketim benzer olarak sunulur.
  2. Yalnızca meyve ve sebze tüketimi benzer olarak sunulur; diğer farklılıklar geçerliliğini korur.
  3. Meyve ve sebze tüketimi, büyük farklılık bulunan başka bir alan olarak sunulur.
Cevabı göster

Yalnızca meyve ve sebze tüketimi benzer olarak sunulur; diğer farklılıklar geçerliliğini korur.

And all of this eating contributes to trash.

1:20

Bunca yemek tüketmek de çöp miktarını artırıyor.

Americans throw out 1.6 billion pens and 220 million car tires per year. Öbek fiiller

1:23

Amerikalılar her yıl 1,6 milyar kalem ve 220 milyon otomobil lastiği çöpe atıyor.

Öbek fiiller

throw out: istenmeyen şeyleri atmak

Bu cümlede throw out, “atmak” veya “çöpe atmak” anlamına gelir. Kalemler ve lastikler artık istenmeyen nesnelerdir; dolayısıyla ifade, onları gerçekten dışarı doğru fırlatmayı anlatmaz. Throw out ayrılabilen bir öbek fiildir: throw out the pens veya throw the pens out denebilir. Nesne bir zamirse ortaya gelir: throw them out denir, throw out them denmez.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “çöpe atmak” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Please ____ the broken marker.

Cevabı göster

throw out

An individual American produces 729 kg of garbage per year,

1:27

Tek bir Amerikalı yılda 729 kg çöp üretiyor;

of which 544 kg is organic waste.

1:32

bunun 544 kg'ı organik atık.

This means that the population of America, Anlatım akışı

1:35

Bu da Amerika nüfusunun,

which is roughly 5% of the world, Kelime

1:37

dünya nüfusunun yalnızca yaklaşık %5'ini oluşturmasına rağmen,

generates 40% of the world's waste.

1:39

dünyadaki atıkların %40'ını ürettiği anlamına geliyor.

Anlatım akışı

This means that: kanıttan sonuca geçmek

This, hemen önce verilen bilgiyi gösterir; means that ise bu bilgiden çıkarılan sonucu sunar. Burada daha önce verilen atık rakamları, Amerika Birleşik Devletleri ile tüm dünya arasında bir karşılaştırmaya dönüştürülür. Kanıttan bu kanıtın önemine geçmek için Önceki gerçek. This means that + yan cümle kalıbını kullanın. Bu kalıp ilgisiz yeni bir bilgi eklemek yerine dinleyiciye “bu bilgi şunu gösteriyor” mesajını verir.

Alıştırma

Sonucu dersteki üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: The library closes at six. ____ we need to leave now.

Cevabı göster

This means that

Kelime

Bir yüzde değerinden önce “roughly”

Bu cümlede roughly, “yaklaşık” ya da “aşağı yukarı” anlamına gelir. %5'in kesin bir ölçüm değil, anlamayı kolaylaştıran bir tahmin olduğunu gösterir. Yalnızca %5'i niteler, çünkü which is roughly 5% of the world ilgi cümleciğinin içinde yer alır. Burada daha sonra gelen %40'ı yaklaşık hâle getirmez ve “sert ya da şiddetli bir biçimde” anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnek cümlede roughly bize neyi anlatıyor?

  1. %40 değeri yaklaşıktır.
  2. %5 değeri yaklaşıktır.
  3. Her iki yüzde de kesindir.
Cevabı göster

%5 değeri yaklaşıktır.

For most of the world, Anlatım akışı

1:42

Dünyadaki insanların çoğu için

the American lifestyle would mean living longer. Dilbilgisi

1:43

Amerikan yaşam tarzı daha uzun yaşamak anlamına gelirdi.

Anlatım akışı

“For most of the world,” bir iddianın kapsamını sınırlar

Cümle başındaki For most of the world ifadesi, “dünyanın büyük kısmındaki insanlar için” ya da “dünyanın büyük kısmını düşünürsek” anlamına gelir. Ardından gelen ifadenin hangi grup için doğru olarak sunulduğunu belirler. Bu çerçeveyi başa koymak, living longer iddiası gelmeden önce sınırı açık hâle getirir. Most, konuşanın bunun her yerde doğru olduğunu iddia etmesini önler. Buradaki for, amaç veya değiş tokuş değil, bakış açısı ya da geçerlilik alanı belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, faydayı yalnızca bir yere yerleştirmek yerine bir gruba uygulanıyor şeklinde doğru çerçeveliyor?

  1. In many small businesses, lower fees would mean more money for hiring.
  2. For many small businesses, lower fees would mean more money for hiring.
  3. Many small businesses, lower fees would mean more money for hiring.
Cevabı göster

For many small businesses, lower fees would mean more money for hiring.

Dilbilgisi

would mean living: varsayımsal bir sonuç

Bu cümlede would, sonucu varsayımsal bir durumun içine yerleştirir. İnsanlar bu yaşam tarzını benimseseydi ne olacağını anlatır; sonucun şu anda her yerde geçerli olduğunu söylemez. mean fiilinden sonra gelen -ing biçimi sonucu belirtir: mean living longer, “sonuç olarak daha uzun yaşamak” demektir. would mean + -ing kalıbı varsayımsal bir sonucu ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle bir sonucu anlatmak için would mean + -ing kullanıyor?

  1. Moving to another city would make the job easier.
  2. Taking the new job would mean moving to another city.
  3. I meant to move to another city last year.
Cevabı göster

Taking the new job would mean moving to another city.

The US life expectancy is 82.1 years for women Kelime

1:45

ABD'de beklenen yaşam süresi kadınlarda 82,1 yıl,

and 77.5 for men,

1:48

erkeklerde ise 77,5 yıl;

Kelime

life expectancy: nüfus düzeyinde bir tahmin

Life expectancy, ilgili ölüm oranları aynı şekilde devam ederse tanımlanmış bir gruptaki insanların yaşaması beklenen ortalama yıl sayısıdır. Buradaki ayrı rakamlar kadınları ve erkekleri grup olarak özetler. Bu, istatistiksel bir tahmindir; herhangi bir kişinin kesin olarak ulaşacağı yaş değildir. Bir bireyin hayatı daha kısa veya daha uzun olabilir.

Alıştırma

Hangi ifade “life expectancy is 82 years” sözünü doğru yorumlar?

  1. Gruptaki herkes tam olarak 82 yaşında ölecektir.
  2. Bir doktor, bir hastanın öleceği kesin yaşı tahmin etmiştir.
  3. Bu bir nüfus tahminidir; herkesin 82 yaşına kadar yaşayacağına dair bir söz değildir.
Cevabı göster

Bu bir nüfus tahminidir; herkesin 82 yaşına kadar yaşayacağına dair bir söz değildir.

but it's still only ranked 42nd in the world behind other industrialized nations like Australia and Canada.

1:50

ancak ülke, Avustralya ve Kanada gibi diğer sanayileşmiş ülkelerin gerisinde kalarak dünyada sadece 42. sırada yer alıyor.

This is likely because these countries have better publicly funded healthcare. Notlar

1:56

Bunun nedeni muhtemelen bu ülkelerde kamu tarafından finanse edilen sağlık hizmetlerinin daha iyi olması.

Anlatım akışı

This is likely because: muhtemel bir açıklama sunmak

This is likely because... yapısında This, hemen önce belirtilen duruma gönderme yapar; because ise öne sürülen nedeni tanıtır. Bu yapı, cümleyi daha önce belirtilen bir sonucun açıklaması olarak düzenler. Likely kesinlik düzeyini düşürür: yazar nedeni olası değil, büyük olasılıkla doğru bir açıklama olarak görür; ancak kanıtlanmış ya da tek olası neden olarak sunmaz. Böylece analitik ve akademik yazılarda uygun bir ihtiyat düzeyi korunur.

Alıştırma

Bir rapor, bir kasabanın havasının daha temiz olduğunu tespit ediyor ancak araştırmacıların neden konusunda henüz kesin kanıtı yok. Hangi cümle onların büyük olasılıkla doğru gördüğü açıklamayı en iyi biçimde sunar?

  1. This is because the town planted more trees.
  2. This is likely because the town planted more trees.
  3. This may be because the town planted more trees.
Cevabı göster

This is likely because the town planted more trees.

Kültür

publicly funded healthcare: finansman kaynağıdır; mülkiyet veya ücretsiz erişim değildir

Publicly funded healthcare, çoğunlukla devlet gelirleri veya diğer kamu kaynaklarıyla ödenen sağlık hizmeti anlamına gelir. Publicly funded, paranın büyük bölümünün nereden geldiğini belirtir; tek başına hastanelerin kime ait olduğunu veya sağlık çalışanlarını kimin istihdam ettiğini göstermez. Ayrıca her hizmetin kullanım sırasında otomatik olarak ücretsiz olduğu anlamına gelmez. Kamu kaynaklarıyla finanse edilen bir sistemde özel hizmet sağlayıcılar, hasta katkı payları veya kapsam dışı hizmetler bulunabilir.

Alıştırma

Bir devlet, özel ve kâr amacı gütmeyen bir kliniğe vergi gelirlerinden ödeme yapıyor; bazı hastalar ise katkı payı ödemeye devam ediyor. Finansman kaynağına göre en doğru açıklama hangisidir?

  1. It is a publicly funded healthcare service.
  2. It is a publicly operated healthcare service.
  3. It is a free healthcare service.
  4. It is a universal healthcare system.
Cevabı göster

It is a publicly funded healthcare service.

The median age in the United States is 37.9, Kelime

1:59

Amerika Birleşik Devletleri'nde ortanca yaş 37,9'dur;

Kelime

Median age: nüfusun yaş orta noktası

Median age, nüfustaki herkes en gençten en yaşlıya doğru sıralandığında ortada kalan yaştır. Bu cümlede 37,9, insanların yarısının bu yaştan daha genç, diğer yarısının ise daha yaşlı olduğu anlamına gelir. İki yarıda eşit sayıda insan bulunur; ancak bu yarıların kapsadığı yaş aralıklarının eşit olması gerekmez.

Alıştırma

Bir nüfus raporunda “The median age is 37.9” ne anlama gelir?

  1. Tüm insanların yaşlarının toplamı 37,9'dur.
  2. Nüfusun yarısı 37,9 yaşından genç, diğer yarısı ise daha yaşlıdır.
  3. İnsanların çoğu tam olarak 37,9 yaşındadır.
Cevabı göster

Nüfusun yarısı 37,9 yaşından genç, diğer yarısı ise daha yaşlıdır.

meaning if you divided the whole population of America into two equal groups, Dilbilgisi

2:02

yani Amerika'nın tüm nüfusunu iki eşit gruba ayırsaydınız,

half of the people would be younger than 37.9

2:06

insanların yarısı 37,9 yaşın altında,

and half of the people would be older.

2:08

diğer yarısıysa 37,9 yaşın üstünde olurdu.

Dilbilgisi

If you divided ... half of the people would be ... and half of the people would be: varsayımsal yapı

If yan cümlesi geçmiş biçim olan divided sözcüğünü, sonuçlar ise would be yapısını kullanır. Bu biçimler birlikte geçmişteki bir olayı bildirmek yerine hayali bir işlem sunar: dinleyici tanımı anlamak için nüfusu zihninde ikiye böler. Half of the people would be ... and half of the people would be ... yapısının tekrarı, iki paralel sonuç oluşturur. Başka durumlara aktarılabilen kalıp, varsayımsal bir modeli veya sonucu açıklamak için kullanılan if + geçmiş biçim, ... would + fiilin yalın hâli yapısıdır.

Alıştırma

Varsayımsal açıklamayı divide fiilinin geçmiş biçimi ve iki paralel would be sonucuyla tamamlayın: If you ____ the class into two equal groups, half of the students ____ in Room A, and half of the students ____ in Room B.

Cevabı göster

divided · would be · would be

America is defined as having an aging population in that Notlar

2:10

Amerika, nüfusu yaşlanan bir ülke olarak tanımlanıyor;

the world's median age is lower at 30.1.

2:13

çünkü dünya genelindeki ortanca yaş daha düşük: 30,1.

Dilbilgisi

is defined as having + bir özellik

Is defined as having, edilgen bir sınıflandırma kalıbıdır. Burada Amerika, yaşlanan nüfusa sahip yerler kategorisine yerleştirilir; having, bu sınıflandırmada kullanılan özelliği belirtir. Yapı be + defined + as + -ing yan cümlesi şeklindedir. Bu kalıpta as, karşılaştırma değil, “bir kategoriye ait olarak” anlamını taşır; having ise şu anda gerçekleşen bir eylemi değil, “sahip olmayı” belirtir.

Alıştırma

Vurgulanan kalıpla resmî sınıflandırma cümlesini tamamlayın: “A coastal desert ____ very little annual rainfall.”

Cevabı göster

is defined as having

Kelime

in that: nedeni veya belirli yönü belirtme

In that, “özellikle şu bakımdan” veya “şu nedenle” anlamına gelen resmî bir bağlayıcıdır. Burada dünyanın medyan yaşının daha düşük olduğunu söyleyen yan cümle, Amerika'nın yaşlanan bir nüfusa sahip sayılmasının belirli dayanağını verir. Ardından öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle gelir: in that + özne + fiil. Buradaki sözcükler fiziksel konum bildirmez; ancak in that room örneğinde olduğu gibi that bir ismi nitelediğinde in konum bildirebilir.

Alıştırma

“Özellikle şu bakımdan” anlamındaki iki sözcüklü resmî bağlayıcıyla tamamlayın: “The new lock is safer ____ it records every entry.”

Cevabı göster

in that

Niger has the lowest median age at 15.3 years old,

2:16

Nijer, 15,3 ile dünyadaki en düşük ortanca yaşa sahip;

compared to Japan,

2:20

buna karşılık Japonya'da,

where the aging population could become an issue as their median age is 46.9. Kalıp ifadeler

2:21

ortanca yaş 46,9 olduğundan, yaşlanan nüfus bir sorun hâline gelebilir.

Kalıp ifadeler

could become an issue: olası bir gelecek sorununu ifade etmek

Could become an issue, bir durumun şu anda mutlaka sorun olmadığını ancak ileride dikkat veya müdahale gerektiren bir soruna dönüşebileceğini anlatır. Burada nispeten yüksek ortanca yaş, gelecekte ortaya çıkabilecek bir güçlüğün göstergesi olarak sunuluyor. Could geçmişteki yeteneği değil, belirsizliği ifade eder. Is a problem ile karşılaştırıldığında bu ifade ölçülü bir tahmin yapar ve başka sonuçlara da ihtimal bırakır.

Alıştırma

Bir rapor, bir riskin mümkün olduğunu ancak kesin olmadığını söylüyor. Bu anlamı en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. Rising maintenance costs will definitely become an issue next year.
  2. Rising maintenance costs are already an issue.
  3. Rising maintenance costs could become an issue next year.
Cevabı göster

Rising maintenance costs could become an issue next year.

The lifestyle of an American requires about 10 L of oil per day,

2:26

Bir Amerikalının yaşam tarzı günde yaklaşık 10 litre petrol gerektiriyor;

but some other developed countries consume even more on average,

2:29

ancak diğer bazı gelişmiş ülkeler ortalama olarak daha da fazla petrol tüketiyor.

like Canadians who use 10.2 L per day,

2:32

Örneğin Kanadalılar günde 10,2 litre petrol kullanıyor;

while some of the lowest consumers of oil are Bangladeshis,

2:35

petrolü en az tüketenler arasında ise Bangladeşliler var;

who only use 0.1 L per day.

2:37

onlar günde yalnızca 0,1 litre petrol kullanıyor.

A direct way of measuring the impact of the world switching to an American lifestyle Dilbilgisi

2:40

Tüm dünyanın Amerikan yaşam tarzına geçmesinin etkisini doğrudan ölçmenin bir yolu,

is using the global hectare. Kültür

2:43

küresel hektar birimini kullanmaktır.

Dilbilgisi

A way of measuring X is using Y: amacı yöntemle ilişkilendirmek

A way of doing X is doing Y kalıbı bir amacı bir yöntemle ilişkilendirir. Of sonrasındaki of measuring the impact isim-fiil öbeği, way ile bağlantılı etkinliği veya amacı belirtir; is sonrasındaki using the global hectare ise bu etkinlik için seçilen yöntemi açıklar. Bu kalıpta is using şimdiki zamanın devam biçimi değildir. Is bir bağ fiilidir ve using ... yöntemi belirleyen bir isim-fiil öbeğidir. Bu kalıp bir şeyin nasıl ölçülebileceğini, yapılabileceğini veya çözülebileceğini açıklarken kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi A way of doing X is doing Y kalıbını kullanarak tamamlayın: A practical way ____ kitchen waste ____ leftovers in new meals.

Cevabı göster

of reducing · is using

Kültür

global hectare (küresel hektar)

Global hectare, yani küresel hektar, ekolojik ayak izi hesaplamalarında kullanılan standartlaştırılmış bir birimdir. Belirli bir yıldaki dünya ortalaması kadar biyolojik üretkenliğe sahip bir hektarlık üretken kara veya su alanını temsil eder. Üretkenlik konuma ve alan türüne göre değiştiği için küresel hektar değerleri, farklı tüketim biçimlerinin arkasındaki kaynak talebinin karşılaştırılmasını sağlar. Yerel bir hektarın başka bir alan birimine basitçe dönüştürülmesi değildir.

Alıştırma

Cümlede bir global hectare neyi ölçer?

  1. Bir kişinin kullandığı tüm kara ve denizin toplam fiziksel alanı
  2. Dünya ortalama üretkenliğine göre standartlaştırılmış biyolojik olarak üretken alan miktarı
  3. İncelenen yerin üretkenliğine sahip tam olarak bir hektarlık arazi
Cevabı göster

Dünya ortalama üretkenliğine göre standartlaştırılmış biyolojik olarak üretken alan miktarı

This measurement looks at how much land, sea, and other natural resources Öbek fiiller

2:45

Bu ölçüm, kara ve deniz alanlarıyla diğer doğal kaynakların ne kadarının

are needed to produce what each person consumes per year. Dilbilgisi

2:48

her kişinin bir yılda tükettiklerini üretmek için gerektiğini inceler.

Öbek fiiller

‘inceler’ anlamındaki looks at

Burada looks at, gözlerini bir şeye yöneltir değil, inceler veya ele alır anlamındadır. Özne olan This measurement bir analiz sürecidir; bu nedenle öbek fiil ölçüme dâhil edilen unsurları, yani kara, deniz ve diğer doğal kaynakları tanıtır. Bir rapor, araştırma, tartışma veya ölçüm belirli bir konuya odaklandığında bu kullanım yaygındır: X looks at Y.

Alıştırma

Cümleyi örnekteki inceler anlamına gelen aynı iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The report ____ how remote work affects commuting.

Cevabı göster

looks at

Dilbilgisi

What each person consumes: kaynaşmış ilgi cümleciği

what each person consumes ifadesindeki what, the things that, yani “...dığı şeyler” anlamına gelir. Bu yan cümlecik bir soru değildir; isim öbeği gibi işlev gören ve her kişinin tükettiği her şeyi belirten kaynaşmış bir ilgi cümleciğidir. Cümleciğin tamamı produce fiilinin nesnesidir: produce what each person consumes. what zaten the thing(s) ile that anlamlarını birleştirdiği için ayrı bir isim öncülüne ihtiyaç duymaz ve böyle bir öncüle izin vermez.

Alıştırma

İngilizce cümleyi the things that anlamına gelen kaynaşmış ilgi sözcüğüyle tamamlayın: The survey records ____ each household throws away.

Cevabı göster

what

For example, the rice they eat, Dilbilgisi

2:51

Örneğin yedikleri pirinç,

the shelving unit they buy,

2:52

satın aldıkları raf sistemi

or the clothes they wear.

2:54

ya da giydikleri kıyafetler.

Dilbilgisi

The rice they eat ...: nesne görevindeki ilgi zamirinin çıkarılması

Birbirine paralel üç isim öbeğinin her birinde bir ilgi cümleciği bulunur: the rice (that) they eat, the shelving unit (that) they buy ve the clothes (that) they wear. Her birinde that, fiilin nesnesi olacağı için çıkarılabilir. İsim + özne + fiil kalıbının tekrarlanması listeyi kısa ve dengeli hâle getirir. İlgi sözcüğü nesne olduğunda bu sözcük çıkarılabilir; ilgi sözcüğü özne olduğunda ise normalde çıkarılamaz.

Alıştırma

Hangi cümlede nesne görevindeki ilgi zamiri doğru biçimde çıkarılmıştır?

  1. We bought the shelves fit the room.
  2. We bought the shelves that they recommended them.
  3. We bought the shelves they recommended.
Cevabı göster

We bought the shelves they recommended.

The average person in the world uses 2.7 global hectares per year.

2:55

Dünyada ortalama bir insan yılda 2,7 küresel hektar kullanıyor.

The highest is the lifestyle of those in Kuwait,

2:59

En yüksek değer, Kuveyt'te yaşayanların yaşam tarzına ait;

who use 8.9 global hectares annually,

3:01

onlar yılda 8,9 küresel hektar kullanıyor.

with the US trailing slightly behind Kalıp ifadeler

3:04

ABD ise küçük bir farkla hemen arkasında yer alıyor

with 6.8 global hectares per year.

3:06

ve yılda 6,8 küresel hektar kullanıyor.

Kalıp ifadeler

Küçük bir sıralama farkı için trailing slightly behind

Trailing slightly behind, bir sıralama, puan veya ölçümde liderden biraz daha aşağıda olmak demektir. Burada ABD'nin değeri Kuveyt'inkinden düşüktür ve slightly, farkı konuşanın görece küçük gördüğünü belirtir. Bu ifade, with sonrasında gelen bir -ing yan tümcesidir. Ana ifadeye paralel bir karşılaştırma ekler: sonuçlardan biri en yüksekken diğeri ona yakın fakat daha düşük bir konumdadır. Behind burada fiziksel konumu değil, karşılaştırmadaki sırayı gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, sıralamada biraz daha aşağıda olma anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The first design received 48 percent of the vote, with the second design ____ at 45 percent.

Cevabı göster

trailing slightly behind

With the amount of CO2 released from this,

3:08

Bunun açığa çıkardığı CO2 miktarı yüzünden,

studies show that we would need another half of an Earth

3:09

araştırmalar yarım Dünya'ya daha ihtiyacımız olacağını gösteriyor;

in order to absorb it at a safe rate. Notlar

3:12

böylece bu CO2 güvenli bir hızda soğurulabilir.

Dilbilgisi

Amaç bildiren in order to + fiilin yalın hâli

In order to bir amaç belirtir ve ne amaçla sorusuna yanıt verir. Burada karbondioksitin güvenli bir hızda soğurulabilmesi için ek kapasiteye ihtiyaç duyulduğu anlatılır. Yapı in order to + fiilin yalın hâlidir. Amaç ilişkisini tek başına kullanılan to yapısından daha açık hâle getirir; bu özellik uzun cümlelerde yararlı olabilir. Olayların gerçekleşme sırasını anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç sözcüklü amaç ifadesiyle tamamlayın: Maya saved a second copy ____ avoid losing her work.

Cevabı göster

in order to

Kalıp ifadeler

at a safe rate (“güvenli bir hızda”)

Bu cümlede at a safe rate, “zararlı bir CO2 birikimine yol açmayan bir hızda” anlamına gelir. Rate, soğurmanın ne kadar hızlı gerçekleştiğini belirtir; fiyat, vergi oranı veya puan anlamında değildir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp at a/an + adjective + rate biçimindedir: at a slow rate, at a steady rate veya at an alarming rate. Sıfat, bir sürecin hızını değerlendirir.

Alıştırma

Cümleyi “zararlı birikimi önleyen bir hızda” anlamındaki dört sözcüklük tam ifadeyle tamamlayın: The wetland can absorb the extra carbon ____.

Cevabı göster

at a safe rate

Although other studies suggest that these are underestimations. Dilbilgisi

3:14

Ancak başka araştırmalar, bu tahminlerin gerçeğin altında kaldığını öne sürüyor.

Dilbilgisi

Tek başına kullanılan Although other studies suggest... cümleciği

Although bir ödünleme bildirir; başka bir ifadeyi sınırlayan veya onunla karşıtlık oluşturan bilgiyi işaretler. Standart cümle yapısında although ile başlayan yan cümlecik bağımlıdır ve normalde Although other studies disagree, the estimate is still widely cited. örneğindeki gibi bir ana cümleye ihtiyaç duyar. Burada konuşmacı, although yan cümleciğini retorik bir sonradan ekleme olarak tek başına bırakır. Önceki cümleye dönerek bir çekince ekler: bazı araştırmalar önceki tahminlerin gereğinden düşük olduğunu düşünmektedir. Böyle bir parça konuşma tarzındaki anlatımda doğal gelebilir, ancak özenli resmî yazıda tam bir cümle değildir.

Alıştırma

Düşünceyi önceki cümleye getirilen ayrı bir düzeltme olarak korurken resmî yazı için tam ve doğal olan seçenek hangisidir?

  1. Although other studies suggest that these are underestimations, however.
  2. However, other studies suggest that these are underestimations.
  3. Although other studies suggest that these are underestimations.
Cevabı göster

However, other studies suggest that these are underestimations.

So you can imagine if we were all living like Americans, Anlatım akışı

3:17

Dolayısıyla hepimiz Amerikalılar gibi yaşasaydık ne olacağını tahmin edebilirsiniz:

it would be catastrophic.

3:20

tam bir felaket olurdu.

Anlatım akışı

So you can imagine: dinleyiciyi bir sonucu çıkarmaya davet etmek

Burada So you can imagine, daha önce verilen kanıtları artık kolayca görülebilen bir sonuca bağlar. So sonucu gösterir; you can imagine ise dinleyiciyi bu sonucu konuşmacıyla birlikte çıkarmaya davet eder. Bu ifade dinleyiciden hayalî bir sahne uydurmasını istemez. Bu kalıpta imagine, daha önce verilen bilgilerden hareketle olası sonucu zihinde anlamak veya canlandırmak demektir.

Alıştırma

Bu cümlede so you can imagine nasıl bir işlev görüyor? The hall seats 500, but 2,000 people came, so you can imagine the crowd outside.

  1. Dinleyiciden konuyla ilgisiz hayalî bir sahne uydurmasını ister.
  2. Konuşmacının olguların doğru olup olmadığından emin olmadığını gösterir.
  3. Dinleyiciyi az önce verilen olgulardan açık bir sonuç çıkarmaya davet eder.
Cevabı göster

Dinleyiciyi az önce verilen olgulardan açık bir sonuç çıkarmaya davet eder.

In fact, we would need 4.1 Earths in order to sustain everyone living like an American. Anlatım akışı

3:21

Aslında herkes bir Amerikalı gibi yaşasaydı, bu düzeni sürdürmek için 4,1 Dünya gerekirdi.

Anlatım akışı

In fact: bir iddiayı somut kanıtla güçlendirmek

Burada In fact, genel catastrophic yargısından kesin bir sayıya, 4.1 Earths ifadesine geçer. Dinleyiciye sıradaki cümlenin önceki iddiayı daha güçlü ve somut yapan olgusal destek sunduğunu bildirir. In fact bir beklentiyi düzeltmek için de kullanılabilir, ancak düzeltme şart değildir. Buradaki işlevi karşı çıkmak değil, pekiştirip somutlaştırmaktır.

Alıştırma

İkinci cümlenin ilk cümleyi güçlendirip somutlaştırmasını sağlayan bağlacı seçin: The project was expensive. ____, it cost twice the original budget.

  1. In fact
  2. For example
  3. Meanwhile
Cevabı göster

In fact

Special thanks to 23andMe for sponsoring this video.

3:27

Bu videoya sponsor olduğu için 23andMe'ye özellikle teşekkür ederiz.

If you've ever wanted to understand your own DNA

3:29

Kendi DNA'nızı anlamak,

and see which regions of the world your ancestors come from

3:31

atalarınızın dünyanın hangi bölgelerinden geldiğini görmek

or how your DNA influences physical traits and health,

3:34

veya DNA'nızın fiziksel özelliklerinizi ve sağlığınızı nasıl etkilediğini öğrenmek istediyseniz,

then check out 23andme.com/asap.

3:37

23andme.com/asap adresine göz atın.

We've tried it ourselves and found out that Greg has a lot of Neanderthal DNA, Öbek fiiller

3:40

Biz de bunu bizzat denedik ve Greg'in çok fazla Neandertal DNA'sına sahip olduğunu öğrendik;

while Mitch found out why he loves pizza so much.

3:45

Mitch ise pizzayı neden bu kadar çok sevdiğini öğrendi.

Öbek fiiller

found out that ... ve found out why

Found out, find out fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bir şeyi kontrol ettikten, test ettikten veya deneyimledikten sonra bir bilgiyi öğrenmek ya da keşfetmek anlamına gelir. Burada DNA testi bilinmeyen bir bilgiyi bilinir hâle getirir; fiziksel bir nesneyi bulmak anlamına gelmez. Öğrenilen gerçeği belirtmek için find out that + düz cümle kullanılır. Öğrenilen nedeni belirtmek için find out why + özne + fiil kullanılır. why sonrasında soru cümlesi değil, düz cümle söz dizimi gelir: We found out why he left denir; We found out why did he leave denmez.

Alıştırma

İki boşluğu da find out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın. After checking the schedule, Lena ____ that the train was canceled, and she ____ why it was delayed.

Cevabı göster

found out · found out

All you have to do is spit in a tube Dilbilgisi

3:47

Yapmanız gereken tek şey bir tüpe tükürmek;

Dilbilgisi

All you have to do is + fiilin yalın hâli

All you have to do is + fiilin yalın hâli, tek bir hareketin gerekli olan tek adım olduğunu ifade eder. Bu cümlede spit fiilin yalın hâlidir ve bu yapı örnek alma işlemini basit ve kolay yapılabilir gösterir. Günlük İngilizcede is sonrasındaki fiil genellikle to olmadan kullanılır: All you have to do is spit.... All you have to do is to spit... bazı bağlamlarda mümkündür; ancak ikinci to olmadan kullanılan biçim, özellikle konuşmada genellikle daha doğaldır.

Alıştırma

Tek bir hareketi tek ve basit adım olarak sunan altı sözcüklü yapıyla cümleyi tamamlayın. To save the file, ____ click the blue button.

Cevabı göster

all you have to do is

and they'll analyze your 23 pairs of chromosomes,

3:49

onlar da 23 çift kromozomunuzu analiz edecek.

which is where the name comes from. Dilbilgisi

3:51

23andMe adı da buradan geliyor.

Dilbilgisi

which is where the name comes from: bir gerçeği adın kökenine bağlamak

Bu cümlede which, önceki bilginin tamamına, yani 23andMe'nin 23 çift kromozomu analiz etmesi gerçeğine gönderme yapar. Ardından gelen yan cümle, şirket adının bu gerçekten geldiğini söyler. which is where X comes from yapısında where yalnızca fiziksel bir yeri değil, soyut bir kaynağı veya kökeni de gösterebilir. Bu kalıp, bir gerçeği belirttikten hemen sonra onu bir adın, fikrin, geleneğin ya da alışkanlığın kökenine bağlamayı sağlar.

Alıştırma

Önceki gerçeği adın kökenine bağlayan üç kelimelik ilgi cümlesi kalıbıyla cümleyi tamamlayın: The app was created during a train delay, ____ its name comes from.

Cevabı göster

which is where

Again, head to 23andme.com/asap

3:53

Bir kez daha: 23andme.com/asap adresine gidin

to learn more about yourself now.

3:56

ve hemen kendiniz hakkında daha fazla bilgi edinin.