Asur İmparatorluğu'nun yükselişi ve çöküşü - Marian H Feldman: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
646 kelime 143 kel/dk

Video özeti: Video, Asur’un ticaret kenti Ashur’dan erken dönem bölgesel bir imparatorluğa dönüşümünü izliyor; fetihlerin, zorunlu nüfus hareketlerinin, yönetim sisteminin, yolların, bilimsel çalışmaların ve Asurbanipal’in kütüphanesinin, Babil ve Medler karşısındaki çöküşten önce gücünü ve kültürel mirasını nasıl biçimlendirdiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Before the sun never set on the British Empire, before Genghis Khan swept the steppe, before Rome extended its influence to encircle the Mediterranean Sea, there was ancient Assyria. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Birbirine paralel before ifadelerinin geniş bir tarihsel ölçek oluşturup ana konuyu geciktirerek çarpıcı bir belgesel açılışı yarattığını fark edin. Bu kalıbı, daha eski bir kişiyi, yeri veya olayı sonradan gelen ve daha iyi bilinen örneklerle karşılaştırarak öne çıkarmak için kullanabilirsiniz. 2. an extensive system of courtiers, provincial officials, and scholars influenced affairs. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Resmî kurum anlatımında an extensive system of yapısının farklı grupları sıraladığını, influenced affairs ifadesinin ise uygulamadaki gücün yalnızca hükümdarda olmadığını gösterdiğini anlayın. Bu yapıyı devletlerin veya kuruluşların gerçekte nasıl işlediğini çözümlerken kullanabilirsiniz. 3. gather up — Öbek fiiller: gather up ile daha genel gather arasındaki farkı kavrayın; up, dağınık nesneleri toplayıp bir bütün hâline getirme anlamı katar. El yazmaları, belgeler, kişisel eşyalar ve başka dağınık nesneler için, ayrıca bilginlerin eski eserleri kopyalamak ve korumak amacıyla toplamasını anlatırken doğal biçimde kullanın.

Bu derste

Before the sun never set on the British Empire, Notlar

0:06

Güneşin üzerinde hiç batmadığı Britanya İmparatorluğu'ndan önce,

Deyimler

the sun never set on the British Empire: tarihsel bir mecaz

Tarihsel bir ifade olan the sun never set on the British Empire sözündeki görüntü mecazidir. İmparatorluğun dünyanın birçok bölgesinde toprağı vardı; bu nedenle herhangi bir anda bu topraklardan en az biri gündüzü yaşıyordu. Burada Before the sun never set... ifadesi, “bu tanımın Britanya İmparatorluğu için geçerli olduğu dönemden önce” anlamına gelir. Britanya’da güneşin gerçekten hiç batmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu tarihsel ifadede the sun never set on the British Empire ne anlama gelir?

  1. Toprakları o kadar geniş bir alana yayılmıştı ki imparatorluğun bir bölümü her zaman gündüzü yaşıyordu.
  2. Britanya’nın hava koşulları güneşin batmasını engelliyordu.
  3. İmparatorluk yalnızca Kuzey Kutup Dairesi yakınındaki yerleri yönetiyordu.
Cevabı göster

Toprakları o kadar geniş bir alana yayılmıştı ki imparatorluğun bir bölümü her zaman gündüzü yaşıyordu.

before Genghis Khan swept the steppe, Kelime

0:09

Cengiz Han bozkırları silip süpürmeden önce,

Kelime

swept the steppe: bozkırları kasıp kavurmak

Buradaki swept, sweep fiilinin mecazi ve genişletilmiş anlamıdır: güçlü bir askerî kuvvet geniş bir alanda hızla ilerlemiştir. Bu kullanım hızı, geniş etki alanını ve çoğu zaman ezici bir ilerleyişi vurgular. Steppe, büyük ve çoğunlukla ağaçsız bir otlak alanıdır. Bu nedenle swept the steppe, yeri temizlemeyi değil, fetih gücünün bozkırlardan hızla geçerek denetimi ele almasını anlatır. Bu anlam, tarih ve haber anlatılarında orduları, hareketleri veya başka güçlü kuvvetleri tanımlamak için de kullanılabilir.

Alıştırma

The army swept across the region, defeating every opposing force İngilizce cümlesinde swept across en çok neyi ifade eder?

  1. Kimseyi yenmeden yavaşça ilerledi.
  2. Bölgeyi temizlemek için süpürge kullandı.
  3. Bölgede hızlı ve ezici biçimde ilerledi.
Cevabı göster

Bölgede hızlı ve ezici biçimde ilerledi.

before Rome extended its influence to encircle the Mediterranean Sea, Kalıp ifadeler

0:13

Roma, Akdeniz'i çevreleyecek kadar etkisini genişletmeden önce,

Kalıp ifadeler

extended its influence to encircle: etkisini çevreleyecek biçimde genişletmek

Extended its influence, gücünün veya denetiminin erişim alanını genişlettiği anlamına gelir. To encircle mastar yapısı ise bu genişlemenin oluşturduğu veya amaçladığı coğrafi düzeni anlatır: Roma'nın etkisi Akdeniz'in çevresine kadar uzanmıştır. Encircle burada mecazi anlamdadır. Suyun çevresine fiziksel bir çember inşa etmek değil, denizi çevreleyen topraklarda etki sahibi olmak demektir. Aynı yapı siyasi, kurumsal, ticari veya kültürel etkiyi de anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama gelir? The alliance extended its influence to encircle the inland sea.

  1. Etki alanı iç denizin çevresindeki topraklara yayıldı.
  2. Suyun içine dairesel bir duvar inşa etti.
  3. Gücü küçülerek tek bir küçük limanla sınırlı kaldı.
Cevabı göster

Etki alanı iç denizin çevresindeki topraklara yayıldı.

there was ancient Assyria.

0:17

antik Asur vardı.

Anlatım akışı

Before..., before..., before... ve sonunda there was ancient Assyria yapısı

Birbirine paralel üç before yan cümlesi, tek ve uzun bir tarihsel çerçeve oluşturur. Britanya İmparatorluğu, Cengiz Han ve Roma gibi daha sonraki dönemlere ait tanıdık örnekler verilerek dinleyicinin zihni giderek daha eski zamanlara götürülür. Ana cümle there was ancient Assyria en sonda gelir ve cümlenin odağını taşır. Bu yapı konuyu geciktirerek geniş bir tarihsel ölçek hissi yaratır ve Asur’un üç referans noktasından da önce var olduğunu vurgular.

Alıştırma

Bu cümlede before sözcüğünün tekrarlanmasının temel işlevi nedir?

  1. Britanya İmparatorluğu, Cengiz Han ve Roma’nın Asur ile aynı dönemde var olduğunu söyler.
  2. Üç before yan cümlesini ayrı ana noktalar olarak ele alır ve sonda bir odak oluşturmaz.
  3. Tanıdık tarihsel örneklerle bir çerçeve kurar, ardından daha eski olan antik Asur’u ana konu olarak sunar.
Cevabı göster

Tanıdık tarihsel örneklerle bir çerçeve kurar, ardından daha eski olan antik Asur’u ana konu olarak sunar.

Considered by historians to be the first true empire, Assyria's innovations laid the groundwork for every superpower that's followed. Notlar

0:20

Tarihçiler tarafından ilk gerçek imparatorluk olarak kabul edilen Asur'un yenilikleri, onu takip eden her süper gücün temelini attı.

Dilbilgisi

Cümle başında değerlendirme bildiren Considered by historians to be ...

Considered by historians to be ... cümlenin başına yerleştirilmiş, kısaltılmış edilgen bir ortaç yan cümleciğidir. Amaçlanan anlam Assyria is considered by historians to be ... yapısına denktir: önce dışarıdan bir değerlendirme, ardından ana bilgi verilir. Considered, çekimli ana fiil değildir. Ana cümle Assyria's innovations laid the groundwork ... bölümüdür ve çekimli fiil laid sözcüğüdür. Cümle başındaki kısaltılmış yan cümlecik normalde hemen ardından gelen ana cümle öznesini niteler. Burada bu özne Assyria's innovations olduğu için dil bilgisi bir anlığına yeniliklerin bir imparatorluk sayıldığını düşündürür; oysa amaçlanan hedef Assyria'dır. Özenli yazıda Assyria hemen sonraki özne yapılmalı ya da ifade iki cümleye ayrılmalıdır.

Alıştırma

Cümle başındaki ifadeyle ilgili hangi çözümleme doğrudur?

  1. Dışarıdan bir değerlendirme veren kısaltılmış edilgen yan cümleciktir; ana fiil laid'dir.
  2. “Tarihçiler Asur'u değerlendirirse” anlamına gelen bir koşuldur.
  3. Ana cümlenin kendisidir ve çekimli ana fiil considered'dır.
Cevabı göster

Dışarıdan bir değerlendirme veren kısaltılmış edilgen yan cümleciktir; ana fiil laid'dir.

Kültür

the first true empire ifadesinde true sözcüğünün anlamı

the first true empire ifadesinde true, “bir imparatorluğu tanımlayan özellikleri tam olarak karşılayan” ya da “tam anlamıyla bir imparatorluk” demektir. Burada dürüstlük veya imparatorluğun gerçekten var olmuş olması değil, bir sınıflandırma yargısı belirtilir. first sözcüğü bu tanıma bağlıdır: iddia, Asur'un tarihçilerin bu biçimde sınıflandırdığı en eski devlet olduğudur. Tarihsel kategoriler tartışılabildiği için considered by historians, bu etiketi tartışılmaz bir gerçek olarak değil, kaynağı belirtilen bir yargı olarak sunar.

Alıştırma

the first true empire ifadesindeki true ne anlama gelir?

  1. Ahlaki açıdan dürüsttür.
  2. Bir imparatorluğu tanımlayan ölçütleri tam olarak karşılar.
  3. Gerçekten var olmuştur ve kurgu değildir.
Cevabı göster

Bir imparatorluğu tanımlayan ölçütleri tam olarak karşılar.

Deyimler

laid the groundwork for: sonrasında gelenler için koşulları oluşturmak

Lay the groundwork for, daha sonraki bir gelişmenin gerçekleşmesini sağlayan temel koşulları, fikirleri veya sistemleri oluşturmak demektir. Bu cümlede laid, lay fiilinin geçmiş zaman biçimidir; groundwork ise mecazdır: Asur'un yenilikleri gerçek anlamda arazi hazırlamak yerine sonraki süper güçlerin önünü açmıştır. Bu ifade, daha önceki bir katkıyı sonradan mümkün hâle gelen sonuçlarla ilişkilendirir. Önceki katkının sonraki sonuçları mümkün kıldığını anlatır; onların tek nedeni olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi lay the groundwork for ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The early trials ____ a safer design.

Cevabı göster

laid the groundwork for

At its height in the 7th century BCE, Kalıp ifadeler

0:29

M.Ö. 7. yüzyıldaki en parlak döneminde,

Kalıp ifadeler

At its height: gücün veya ölçeğin zirvesinde

At its height, bir şeyin en güçlü, en büyük, en başarılı veya en etkili olduğu dönem anlamına gelir. Buradaki height, yerden fiziksel yüksekliği değil, zirveyi anlatan bir mecazdır. Cümlenin başında kullanıldığında bu ifade, ardından gelen bilgi için zaman çerçevesini belirler. Burada in the 7th century BCE, Asur'un bu zirvede olduğu dönemi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi At its height ile tamamlayın: ____, the studio produced its most successful films.

Cevabı göster

At its height

the Assyrian Empire stretched across modern Iraq, Syria, Lebanon, Israel, and parts of Turkey, Kalıp ifadeler

0:32

Asur İmparatorluğu modern Irak, Suriye, Lübnan, İsrail ve Türkiye'nin bazı bölgelerine,

Iran,

0:39

İran'a

and Egypt.

0:40

ve Mısır'a kadar uzanıyordu.

Kalıp ifadeler

stretched across: geniş bir alana yayılmak

Burada stretched across, geniş bir coğrafi alana yayılmak veya bu alan boyunca uzanmak anlamına gelir. Özne coğrafi bir yayılıma sahip olan şeyi belirtir; across ise kapsanan alanı veya yerleri tanıtır. Across, bir alanın bir bölümünden diğer bölümlerine uzanan yayılımı vurgular. Bu yapıda karşı tarafta anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi stretch across ifadesinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The mountain range ____ three countries.

Cevabı göster

stretches across

Its wonders included a vast library

0:41

Harikaları arasında devasa bir kütüphane

and large botanical and zoological park.

0:44

ve büyük bir botanik ile hayvanat bahçesi bulunuyordu.

But the story of Assyria's rise to dominance Notlar

0:47

Ancak Asur'un hakimiyete yükselişinin hikayesi

Kalıp ifadeler

rise to dominance: egemen konuma yükseliş

rise to dominance, lider ya da kontrol sahibi bir konuma gelecek kadar güçlenme sürecini anlatır. rise yükseliş yönündeki değişimi, to dominance ise ulaşılan sonucu belirtir. Bu isim öbeğinde Assyria's, yükselişin kime ait olduğunu gösterir. dominance üstün etki veya konum anlamına gelebilir; mutlaka şiddet yoluyla yönetim demek değildir.

Alıştırma

the company's rise to dominance ifadesi neyi anlatır?

  1. Şirketin lider güç hâline geldiği süreç
  2. Şirketin piyasadan ayrılma kararı
  3. Lider konum anlamı taşımayan bir ün artışı
Cevabı göster

Şirketin lider güç hâline geldiği süreç

began many centuries earlier

0:50

yüzyıllar öncesinde

in the Late Bronze Age Kültür

0:52

Geç Tunç Çağı'nda

in a city called Ashur.

0:53

Aşur adında bir şehirde başladı.

Anlatım akışı

But the story of ... began many centuries earlier: başlangıca dönmek

Burada But, doğrudan bir çelişkiyi değil, bilginin düzenlenişindeki yön değişikliğini gösterir. Asur'un zirve dönemine ilişkin genel bakıştan sonra anlatı geçmişe dönerek yükselişin nerede başladığını açıklar. The story of X began ... tarihsel bir gelişmeyi anlatı olarak çerçeveler; many centuries earlier ise zaman çizgisini daha eskiye taşır. Bu kalıp, konuşanın önce sonraki sonucu sunup ardından başlangıca dönmesini sağlar.

Alıştırma

Vurgulanan bölümün temel söylem işlevi nedir?

  1. Daha sonraki döneme ait genel bakıştan Asur'un yükselişinin eski kökenine dönmek
  2. Konuyla ilgisiz, günümüzde geçen bir olayı tanıtmak
  3. Asur'un hâkim konuma geldiğini inkâr etmek
Cevabı göster

Daha sonraki döneme ait genel bakıştan Asur'un yükselişinin eski kökenine dönmek

Kültür

the Late Bronze Age: Geç Tunç Çağı

the Late Bronze Age, Tunç Çağı'nın sonraki evresinin geleneksel adıdır. Tunç Çağı, tunç alet ve silahların yaygın kullanımıyla ilişkilendirilen tarihsel bir dönemdir. Late bu dönemin sonraki kısmı anlamına gelir. Burada in the Late Bronze Age, hikâyeyi antik bir tarihsel zaman dilimine yerleştirir; zaman çizelgesindeki belirli bir dönemin adı olarak işlev görür.

Alıştırma

the Late Bronze Age tarihsel teriminde Late ne anlama gelir?

  1. Planlanandan daha geç başlayan bir dönem
  2. Tunç Çağı içindeki sonraki evre
  3. Bugün bilinen en yeni tarihsel çağ
Cevabı göster

Tunç Çağı içindeki sonraki evre

Ashur was a tin and textiles trading center Kelime

0:56

Aşur, kalay ve tekstil ticaretinin merkeziydi ve

Kelime

tin and textiles trading center: kalay ve tekstil ticaret merkezi

Burada öbeğin baş ismi center'dır; trading bunun ne tür bir merkez olduğunu belirtir. Tin and textiles ise orada ticareti yapılan malları adlandırır. İfadenin tamamı, kentin bu malların ticaret merkezi olarak ekonomik rolünü anlatır; center bir alanın tam ortası anlamına gelmez. Bunun gibi uzun bir isim öbeğini anlamak için sondan başlayıp geriye doğru ilerleyin: center → trading center → tin and textiles trading center.

Alıştırma

tin and textiles trading center ifadesinde tin and textiles neyi belirtir?

  1. Merkezin iki yer arasındaki konumu
  2. Merkezi inşa etmek için kullanılan malzemeler
  3. Merkezde ticareti yapılan mallar
Cevabı göster

Merkezde ticareti yapılan mallar

located along the Tigris River Kalıp ifadeler

0:59

Dicle Nehri boyunca

in northern Iraq.

1:01

kuzey Irak'ta yer alıyordu.

Kalıp ifadeler

located along the Tigris River: Dicle Nehri boyunca yer alan

Located along the Tigris River, “nehrin akışını izleyen kıyı boyunca yer alan” anlamına gelir. Along, nehri çizgisel bir unsur olarak sunar ve Aşur'u bu güzergâhın yanına ya da nehrin kıyısına yerleştirir. Located burada Aşur'un coğrafi konumu hakkında bilgi ekleyen bir geçmiş zaman ortacıdır. Aynı yapı yollar, kıyılar ve sınırlar gibi başka çizgisel unsurlarla da kullanılabilir.

Alıştırma

Derste geçen ve “uzunluğu boyunca yer alan” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyi kullanın: The villages are ____ the coast.

Cevabı göster

located along

It shared its name with a god Kalıp ifadeler

1:02

Adını bir tanrıyla paylaşıyordu ve bu tanrının

Kalıp ifadeler

share one's name with: aynı adı taşımak

Burada shared its name with, “aynı adı taşıyordu” anlamına gelir. Hem şehir hem de tanrı Ashur olarak adlandırılıyordu. Share, ikisinin ortak olarak taşıdığı bir adı anlatır; birinin diğerine adını verdiği anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp A shares/shared its name with B şeklindedir. Adı taşıyan özne değiştiğinde its yerine his, her veya their gibi uygun iyelik sözcüğünü kullanın.

Alıştırma

Hedef ifadeyi kullanarak geçmiş zamandaki cümleyi tamamlayın: The ancient city ____ a god.

Cevabı göster

shared its name with

thought to be an embodiment of the city Notlar

1:04

şehrin ve daha sonra

and later of the entire empire.

1:06

tüm imparatorluğun bir tecessümü olduğu düşünülüyordu.

Dilbilgisi

thought to be: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği

Thought to be, “olduğu düşünülen” veya “olduğuna inanılan” anlamına gelir. Bu parça, hemen öncesinde sözü edilen tanrıyı niteler. Tam biçim a god who was thought to be an embodiment... olurdu; who was çıkarıldığında kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciği oluşur. Thought burada edilgendir: bu inanca sahip olanlar başka insanlardır. Düşünme eylemini yapan tanrı değildir. Bu sıkıştırılmış biçim, belgesel ve ansiklopedi tarzı anlatımlarda aktarılan görüşleri kısa ve öz biçimde sunmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümle think ile kurulan edilgen aktarım yapısını doğru kullanıyor?

  1. The site is thought to be more than three thousand years old.
  2. The site thought to be more than three thousand years old.
  3. The site is thought being more than three thousand years old.
Cevabı göster

The site is thought to be more than three thousand years old.

Kelime

an embodiment of: bir fikre somut biçim kazandırmak

an embodiment of the city ifadesindeki embodiment, bir fikre veya ortak kimliğe somut biçim kazandıran kişi, tanrı, nesne ya da kurum anlamına gelir. Sıradan bir fiziksel beden anlamına gelmez. Burada ifade, tanrının şehrin kimliğini, daha sonra da tüm imparatorluğun kimliğini somutlaştıran bir varlık olarak görüldüğünü anlatır. an embodiment of + isim kalıbı, bir şey bir niteliği, fikri, yeri veya topluluğu güçlü ve somut biçimde temsil ettiğinde kullanılabilir.

Alıştırma

'Bir niteliğin somut dışavurumu' anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: To the whole team, their captain was ____ courage.

Cevabı göster

an embodiment of

For the administration-minded Assyrians, Kelime

1:08

Yönetim odaklı Asurlular için

politics and religion were closely linked. Kalıp ifadeler

1:10

siyaset ve din birbirine sıkı sıkıya bağlıydı.

Kelime

administration-minded ve -minded kalıbı

Administration-minded, administration + -minded birleşiminden oluşan bir bileşik sıfattır. -minded ögesi belirli bir düşünme biçimine sahip olmayı veya bir konuya büyük önem vermeyi anlatır; bu nedenle sıfatın tamamı yönetime ve düzenli idareye özel önem veren kişileri tanımlar. Cümlede Assyrians sözcüğünü niteler ve onların yönetim anlayışını tanımlar. Kelimesi kelimesine bir idareye ait zihinlerden söz etmez. Yeniden kullanılabilen kalıp isim/sıfat + -minded biçimindedir; business-minded, reform-minded ve open-minded buna örnektir.

Alıştırma

Odak noktası liderlerin bakış açısıysa cümleyi en iyi hangi sıfat tamamlar? The rulers were ____ and valued careful record keeping.

  1. administration mind
  2. administration-minded
  3. administrative
Cevabı göster

administration-minded

Kalıp ifadeler

closely linked: yakından bağlantılı

Closely linked, iki şey arasında güçlü ve önemli bir bağlantı olduğunu anlatır. Closely, linked sözcüğünü güçlendiren bir zarftır; buradaki bağlantı mecazidir, fiziksel bir zincir değildir. Bu cümlede were closely linked, Asur siyaseti ile dinini yönetimin birbirinden bağımsız alanları olarak değil, güçlü biçimde bağlantılı alanları olarak gösterir. Yeniden kullanılabilir kalıplar A and B are closely linked ve A is closely linked to B şeklindedir.

Alıştırma

Güçlü biçimde bağlantılı anlamına gelen hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Sleep and memory are ____.

Cevabı göster

closely linked

Around 1300 BCE,

1:14

M.Ö. 1300 civarında,

a high priest named Ashur-uballit I

1:16

I. Aşur-uballit adlı bir başrahip

took the title of king Kalıp ifadeler

1:20

kral unvanını aldı

Kalıp ifadeler

took the title of king: kral unvanını almak

Take the title of king, king sözcüğünü resmî bir unvan olarak benimsemek veya kullanmaya başlamak demektir. Took, take fiilinin geçmiş zaman biçimidir; buradaki take mecazidir ve bir şeyi fiziksel olarak eline almak anlamına gelmez. Bu tarihsel anlatımda ifade, kamusal statüdeki bir değişimi gösterir: bir başrahip king unvanını kullanmaya başlamıştır. Aktarılabilir take the title of + designation kalıbına en çok resmî tarih yazımında rastlanır.

Alıştırma

Kralın resmî unvanını benimsedi anlamına gelen hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After taking control, the ruler ____.

Cevabı göster

took the title of king

and initiated a tradition of military campaigns, Kalıp ifadeler

1:21

ve askeri seferler geleneğini başlatarak,

effectively transforming Assyria from a city-state Dilbilgisi

1:24

Asur'u bir şehir devletinden

to a territorial state.

1:28

etkili bir şekilde bölgesel bir devlete dönüştürdü.

Kalıp ifadeler

initiated a tradition of: kalıcı bir uygulamayı resmî biçimde başlatmak

Initiated a tradition of, daha sonra devam eden veya tekrarlanan bir uygulamayı resmî biçimde başlatmak anlamına gelir. Burada askerî seferler tek seferlik bir olay olarak değil, süregelen bir düzenin başlangıcı olarak sunulur. Yapı initiate a tradition of + isim veya -ing biçimidir. Bir âdetin, politikanın ya da kurumsal uygulamanın kökenini belirtmek için özellikle kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “kalıcı bir âdet başlattı” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: The director ____ inviting former members to the annual meeting.

Cevabı göster

initiated a tradition of

Dilbilgisi

effectively transforming ... from ... to ...: pratik sonucu ifade etmek

Burada effectively, “verimli bir şekilde” değil, “fiilen” veya “pratik sonuç olarak” anlamına gelir. Askerî seferlerin sonucu, Asur’un siyasi yapısının değişmesidir. transform A from X to Y kalıbı değişen şeyi, onun önceki durumunu ve yeni durumunu belirtir. effectively transforming... biçimindeki -ing yan cümlesi ayrı bir ana olay anlatmak yerine önceki eylemin sonucunu açıklar.

Alıştırma

'The merger effectively transformed the studio from a local firm to a global brand,' cümlesinde effectively ne anlama gelir?

  1. Fiilen, pratik sonuç olarak
  2. Çok az zaman veya emek kaybıyla
  3. Yalnızca geçici olarak
Cevabı göster

Fiilen, pratik sonuç olarak

This meant that a single administrative entity oversaw many places, Kelime

1:30

Bu, tek bir idari yapının birçok yeri,

cultures, and peoples.

1:35

kültürü ve halkı yönettiği anlamına geliyordu.

Kelime

a single administrative entity oversaw: tek bir yönetim organının kontrolü

Single, yönetimin birbirinden bağımsız birkaç yerel makam tarafından değil, birleşik tek bir yönetim organı tarafından yürütüldüğünü vurgular. Administrative entity, tek bir örgütsel birim olarak ele alınan hükümet, kurum veya yönetim sistemi demektir. Oversaw, oversee fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve denetlemekten ya da yönetmekten sorumlu olmak anlamına gelir. İfadenin tamamı merkezi yönetimi anlatır: tek bir organ birçok farklı yer, kültür ve halk üzerinde sorumluluk taşıyordu.

Alıştırma

Örnekte a single administrative entity oversaw many places ifadesinin en yakın anlamı nedir?

  1. Tek bir yönetim organı birçok yeri yönetmekten sorumluydu.
  2. Bir kuruluş birçok yeri tesadüfen yukarıdan gördü.
  3. Birkaç yerel makam aynı yerleri ziyaret etti.
Cevabı göster

Tek bir yönetim organı birçok yeri yönetmekten sorumluydu.

For the next 150 years,

1:37

Sonraki 150 yıl boyunca

Assyria extended its reach and thrived. Deyimler

1:39

Asur sınırlarını genişletti ve gelişti.

Deyimler

extended its reach: etki alanını genişletmek

Reach burada soyut bir isimdir: bir devletin etkileyebildiği veya kontrol edebildiği yerlerin ya da insanların kapsamını ifade eder. Bu nedenle extended its reach, Asur’un gücünün veya etkisinin ulaştığı alanı genişlettiği anlamına gelir; fiziksel bir kolu uzatmak anlamına gelmez. Aynı soyut anlam bir kuruluşun kitlesini, pazar kapsamını, etkisini veya hizmetlere erişim alanını da anlatabilir. Hangi tür kapsamın büyüdüğünü bağlam belirler.

Alıştırma

Hangi cümlede reach, extended its reach ifadesindekiyle aynı soyut anlamda kullanılmıştır?

  1. The top shelf was beyond Leo's reach.
  2. Maya reached for the notebook beside her.
  3. The news network extended its reach to smaller towns.
Cevabı göster

The news network extended its reach to smaller towns.

In the 12th century BCE,

1:44

M.Ö. 12. yüzyılda,

a mysterious catastrophe

1:46

arkeologları hala şaşkına çeviren

that still bewilders archaeologists, Kelime

1:47

gizemli bir felaket,

Kelime

still bewilders archaeologists: arkeologların hâlâ kafasını karıştırıyor

Still, kafa karıştırıcı etkinin geçmişten bugüne sürdüğünü gösterir. Burada felaketin arkeologlar tarafından bugün de açıklanamadığı anlatılır. Bewilders, birinin kafasını çok karıştırıp açık bir açıklama bulamaz hâle getirmek demektir. Confuses sözcüğünden daha güçlü ve resmîdir; bu yüzden çözülmemiş tarihsel bir gizemi anlatmaya uygundur.

Alıştırma

Burada still bewilders archaeologists ne anlama geliyor?

  1. Arkeologlar bunu hâlâ açıkça açıklayamıyor.
  2. Arkeologlar bunu yakın zamanda çözdü.
  3. Arkeologlar bunu incelemeyi reddediyor.
Cevabı göster

Arkeologlar bunu hâlâ açıkça açıklayamıyor.

caused the Assyrians to lose much of their territory. Dilbilgisi

1:50

Asurluların topraklarının büyük bölümünü kaybetmelerine neden oldu.

Dilbilgisi

caused the Assyrians to lose ifadesinde cause + nesne + to-infinitive

Kalıp cause + nesne + to-infinitive şeklindedir. Caused the Assyrians to lose ifadesinde the Assyrians nesnedir; to lose ise daha önce söz edilen felaketin doğurduğu sonucu belirtir. Bu yapı, sonucu dışarıdan gelen bir nedenin etkisi olarak sunar. Asurluların topraklarını kaybetmeyi seçtiğini veya amaçladığını anlatmaz.

Alıştırma

Cause + nesne + to-infinitive kalıbını tamamlayın: The power outage caused the computers ____ shut down unexpectedly.

Cevabı göster

to

A few hundred years later, however, Anlatım akışı

1:53

Ancak birkaç yüz yıl sonra,

Assyrian kings began a new round of conquests. Kalıp ifadeler

1:55

Asur kralları yeni bir fetih turuna başladı.

Anlatım akışı

A few hundred years later, however: zamanda ilerleme ve eğilimin tersine dönmesi

A few hundred years later zaman çizgisini birkaç yüzyıl ileri taşır. Yazarın aradaki dönemi atlayıp anlatının daha sonraki bir aşamasına geçmesini sağlar. However, bu sonraki gelişmenin önceki eğilimi tersine çevirdiğini ya da onunla karşıtlık oluşturduğunu gösterir. Zaman ifadesi ile however birlikte bilgiyi yalnızca sıradaki olay olarak değil, ‘daha sonra, fakat farklı bir yönde’ şeklinde düzenler.

Alıştırma

'A few hundred years later, however,' nasıl bir bilgi ilişkisi gösterir?

  1. Tarihî bir terimi tanımlar.
  2. Zaman çizgisini ileri taşır ve bir tersine dönüşü belirtir.
  3. Aynı olayın iki nedenini verir.
Cevabı göster

Zaman çizgisini ileri taşır ve bir tersine dönüşü belirtir.

Kalıp ifadeler

a new round of conquests: yeniden başlayan bir faaliyet aşaması

a new round of conquests ifadesindeki round, daire biçimi değil, birbiriyle ilgili faaliyetlerin bir aşaması veya grubu anlamına gelir. İfade, birkaç fetih hareketini yeniden başlayan bir eylem dönemi içinde toplar. Aktarılabilir kalıp a new round of + faaliyet adı biçimindedir: a new round of talks, negotiations, tests veya cuts. New, benzer bir aşamanın daha önce yaşandığını ya da faaliyetin yeniden başladığını düşündürür.

Alıştırma

Hedef ifadenin eksik olan iki sözcüğünü yazarak cümleyi tamamlayın: After the first meeting failed, the two sides began a new ____ negotiations.

Cevabı göster

round of

This time,

1:59

Bu kez,

they honed their administrative system Kalıp ifadeler

2:00

idari sistemlerini nesiller boyu sürecek

into an empire that would last generations. Dilbilgisi

2:02

bir imparatorluğa dönüştürerek mükemmelleştirdiler.

Kalıp ifadeler

“honed their administrative system into an empire” ifadesinde Hone X into Y

Burada honed, “bir araçla bilemek” değil, “tekrar tekrar iyileştirerek geliştirmek” anlamına gelir. Doğrudan nesnesi their administrative system ifadesidir. hone X into Y yapısında into, geliştirme sonucunda ortaya çıkan durumu tanıtır. İfade, sistemin bir imparatorluğu oluşturabilecek veya destekleyebilecek hâle gelene kadar işlenmesini anlatır; ani bir yaratma eyleminden çok aşamalı bir süreci vurgular.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için hone fiilinin geçmiş zamanını ve sonucu gösteren edatı kullanın: After many revisions, the editors ____ a rough outline ____ a clear guide.

Cevabı göster

honed · into

Dilbilgisi

Would last generations: geçmişten bakılan sonraki bir sonuç

Would + fiilin yalın hâli, geçmişteki bir noktadan bakılan geleceği gösterebilir. Bu tarihsel anlatımda ilgi cümleciği an empire ifadesini niteler: İmparatorluğun kurulduğu anda uzun süre varlığını sürdürmesi henüz gelecektedir, ancak anlatıcı bu sonraki sonucu zaten bilmektedir. Bu nedenle would burada isteklilik belirtmez. Last “varlığını sürdürmek”, generations ise art arda gelen birkaç nesil anlamındadır; dolayısıyla cümlecik çok uzun süre devam eden bir imparatorluğu anlatır.

Alıştırma

Bir tarih anlatımında “That small workshop would become a global brand” ne anlama gelir?

  1. Daha sonra küresel bir marka oldu.
  2. Hemen küresel bir marka olması gerekiyordu.
  3. Küresel bir marka olmak istiyordu.
Cevabı göster

Daha sonra küresel bir marka oldu.

Assyrians were military innovators and merciless conquerors. Kelime

2:05

Asurlular askeri alanda yenilikçilerdi ve acımasız fatihlerdi.

Kelime

Askerî yenilikçiler ve acımasız fatihler: sıralı isim etiketleri

Military innovators ve merciless conquerors, aynı insanları tanımlayan iki sıralı isim etiketidir. İlki onların yeni savaş yöntemleri geliştirme yeteneğini vurgular; ikincisi ise fetihlerini zalimce ve merhametsiz olarak değerlendirir. Bu iki etiketi and ile birleştirmek kısa bir çift yönlü portre oluşturur: askerî yenilikte etkileyici, ancak fetihte acımasız. Bu yapı, tarih anlatılarının farklı, hatta birbiriyle çatışan değerlendirmeleri tek cümlede özetlemesini sağlar.

Alıştırma

Military innovators and merciless conquerors şeklindeki sıralı tanımlama neyi vurgular?

  1. Yalnızca barışçıl buluşlarıyla tanındılar.
  2. Yeni askerî yöntemler geliştirdiler ve aynı zamanda merhametsizce fethettiler.
  3. Askerî değişimden kaçındılar ve yenilenlere nazik davrandılar.
Cevabı göster

Yeni askerî yöntemler geliştirdiler ve aynı zamanda merhametsizce fethettiler.

During their conquests,

2:09

Fetihleri sırasında

they used siege tactics and cruel punishments Kelime

2:11

kuşatma taktiklerini ve kendilerine karşı çıkanlara

Kelime

Kuşatma taktikleri ve zalimce cezalar

Siege tactics, şehir veya kale gibi savunulan bir yeri kuşatmak ve dış dünyadan ayırmak için kullanılan askerî yöntemlerdir. Genellikle yer teslim olana kadar ikmal yolları kesilir. Siege, genel bir saldırıdan daha özel bir anlam taşır. Cruel punishments, ağır acıya yol açan cezaları adlandırır ve bu cezaları açıkça kınar. İki ifade and ile birleştirildiğinde iki tür kontrolü özetler: savaş yöntemleri ile korkutma veya cezalandırma yöntemleri. Çevredeki anlatımda daha sonra verilen aşırı şiddet örnekleri, geniş cruel punishments etiketi altında yer alır.

Alıştırma

Hangi durum siege tactics and cruel punishments ifadesine en iyi uyar?

  1. Bir ordu tek bir hızlı hücum yaparken hükümdar esirleri ödüllendirir.
  2. Bir ordu kaleyi kuşatıp ikmal yollarını keserken hükümdar ağır ve acı verici cezalar uygular.
  3. Bir şehir ticaret anlaşması imzalar ve bütün cezaları hafifletir.
Cevabı göster

Bir ordu kaleyi kuşatıp ikmal yollarını keserken hükümdar ağır ve acı verici cezalar uygular.

for those who opposed them,

2:14

kazığa oturtma ve derisini yüzme gibi

including impalement and flaying. Kültür

2:15

acımasız cezaları uyguladılar.

Kültür

impalement and flaying: kazığa oturtma ve deri yüzme

Impalement, bedenin bir kazık veya başka sivri bir nesneyle delinmesine dayanan işkence ya da infaz biçimidir. Flaying, bir kişinin derisinin yüzülmesi demektir. Her iki terim de son derece acımasız fiziksel şiddet biçimlerini adlandırır. Buradaki somut örnekler, Asurlu fatihlerin neden merciless olarak tanımlandığını destekler: bu tür cezalar direnenlere korku salmak için kullanılıyordu. Bunlar sıradan cezalar değildir.

Alıştırma

Kullanımı değerlendirin. Bir öğretmen şu cümleyi normal sınıf disiplininin açıklaması olarak kullanıyor: Late homework may lead to impalement and flaying.

  1. Uygun değil
  2. Uygun
Cevabı göster

Uygun değil

The growth of their empire was due in part Kalıp ifadeler

2:19

İmparatorluklarının büyümesi kısmen,

to their strategy of deporting local populations, Kelime

2:22

yerel halkları sürgün etme

Kalıp ifadeler

was due in part to: kısmen ... kaynaklandı

Was due in part to, “kısmen ... yüzünden oldu” veya “bir ölçüde ... kaynaklandı” anlamına gelir. Cümlede sonuç olan imparatorluğun büyümesini, buna katkıda bulunan nedenlerden biri olan sürgün stratejisine bağlar. Yapı, sonuç + be due in part to + neden şeklindedir. In part ifadeyi sınırlar: bu etkeni eksiksiz açıklama olarak sunmak yerine başka nedenlere de yer bırakır.

Alıştırma

Cümleyi “kısmen ... yüzünden oluşan” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The lower cost was due ____ improved technology.

Cevabı göster

in part to

then shifting them around the empire Öbek fiiller

2:25

ve daha sonra farklı ihtiyaçları karşılamak için

to fulfill different needs.

2:27

onları imparatorluğun dört bir yanına yerleştirme stratejilerinden kaynaklanıyordu.

Kelime

strategy of deporting local populations: yerel nüfusu zorla sürme stratejisi

Bu ifade kasıtlı bir politikayı adlandırır: Yönetici bir güç, toplulukları yaşadıkları yerlerden zorla çıkarır. Burada deporting, sıradan ya da gönüllü bir taşınmayı değil, zorla nüfus aktarımını anlatır. strategy of + -ing kalıbı, stratejinin hangi eylemden oluştuğunu belirtir. Local populations, etkilenen bölgelerde yaşayan insan gruplarını ifade eder; dolayısıyla söz konusu olan tek tek yolcular değil, bütün topluluklardır.

Alıştırma

Bu cümlede strategy of deporting local populations ne anlama geliyor?

  1. Yerel sakinlerin gönüllü olarak taşınmasına yardımcı olan bir plan
  2. Her bölgedeki insan sayısını belirleme yöntemi
  3. Yerel toplulukları evlerinden zorla çıkarmaya yönelik planlı bir politika
Cevabı göster

Yerel toplulukları evlerinden zorla çıkarmaya yönelik planlı bir politika

Öbek fiiller

shifting them around: onları farklı yerlere kaydırmak

Bu cümlede shifting them around, aynı insanları imparatorluğun farklı bölgeleri arasında taşımak ve yeniden görevlendirmek anlamına gelir. Them, hemen önce sözü edilen local populations ifadesine gönderme yapar; around ise tek bir hedefe yapılan basit bir hareketten çok, birkaç yere dağıtılma anlamı katar. Burada shift, shift + object + around yapısında kullanılan geçişli bir fiildir. Nesneyi yeniden konumlandırmak veya görevlendirmek anlamına gelir; bir çalışma dönemini belirten shift ismi değildir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “aynı insanları birkaç yer arasında taşımak” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The volunteers were needed at different entrances, so the coordinator kept ____.

Cevabı göster

shifting them around

This broke people's bonds with their homelands Deyimler

2:29

Bu, insanların memleketleriyle olan bağlarını kopardı

Deyimler

broke people's bonds with their homelands: anavatanla olan bağları koparmak

Burada bonds, güçlü duygusal, sosyal ve kimlikle ilgili bağlar anlamına gelir. İfade, bir şeyin insanların geldikleri yerlerle olan bağlantısını zedelediğini veya yok ettiğini anlatır; bonds finansal tahvilleri ya da gerçek ipleri ifade etmez. Break fiziksel bir mecaz kullanır: ilişki, koparılabilen bir bağlantı olarak düşünülür. Başka bağlamlarda aile, topluluk veya bir yerle kurulan bonds güçlendirilebilir, zayıflatılabilir ya da koparılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede broke people's bonds with their homelands ne anlama geliyor?

  1. İnsanların geldikleri yerlerle olan duygusal ve sosyal bağlantılarını zedeledi.
  2. Anavatanlarına fiziksel olarak seyahat etmelerini imkânsız hâle getirdi.
  3. Hükûmetlerinin çıkardığı tahvillerin piyasa değerini düşürdü.
Cevabı göster

İnsanların geldikleri yerlerle olan duygusal ve sosyal bağlantılarını zedeledi.

and severed loyalties among local groups. Kalıp ifadeler

2:31

ve yerel gruplar arasındaki sadakati parçaladı.

Kalıp ifadeler

severed loyalties among local groups: yerel gruplar arasındaki sadakati tamamen koparmak

Severed, tamamen ya da çok ciddi biçimde koparmak anlamına gelir. Loyalties sadakatleri, yani bir grubu destekleme veya ona bağlı kalma taahhütlerini ifade eder. Bu ifade, mevcut sadakatlerin yalnızca kısa süreliğine zayıflamadığını, gerçekten koptuğunu anlatır. Among local groups, birden fazla grubun söz konusu olduğunu gösterir. Zarar, bu grupları birbirine bağlayan sadakat ilişkilerini etkilemiştir.

Alıştırma

Hangi seçenek severed loyalties among local groups ifadesinin anlamını ve gücünü en iyi yansıtır?

  1. Grupları birbirlerine daha sadık hâle getirdi.
  2. Grupların birbirlerine yönelik mevcut sadakatlerini ciddi biçimde parçaladı.
  3. Grupların buluşma saatini kısa süreliğine değiştirdi.
Cevabı göster

Grupların birbirlerine yönelik mevcut sadakatlerini ciddi biçimde parçaladı.

Once the Assyrians conquered an area, Dilbilgisi

2:34

Asurlular bir bölgeyi fethettikten sonra,

Dilbilgisi

Once + yan cümle: bu gerçekleşir gerçekleşmez

Burada Once bir zaman yan cümlesi başlatır. Bir bölgenin önce fethedilmesi gerektiğini belirtir; “bir kez” anlamına gelmez. once yan cümlesi ilk olayı, ana cümle ise ardından olanı açıklar. Olayları sıraya koymak için Once + özne + fiil yapısını kullanabilirsin: ilk olay tamamlandığında veya koşul gerçekleştiğinde sonraki eylem başlar ya da mümkün hâle gelir.

Alıştırma

İlk olayın sonraki adımdan önce gerçekleşmesi gerektiğini göstermek için zaman bağlacı Once'ı kullan: ____ the password is reset, you can sign in again.

Cevabı göster

Once

they built cities connected by well-maintained royal roads. Kalıp ifadeler

2:36

iyi bakımlı kraliyet yollarıyla birbirine bağlanan şehirler inşa ettiler.

Kalıp ifadeler

connected by well-maintained royal roads: kısaltılmış bir niteleme yapısı

connected by well-maintained royal roads, cities sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortaç yapısıdır. cities that were connected by well-maintained royal roads biçiminde genişletilebilir. Cümlenin ana fiili built'tir; connected ikinci bir ana eylem başlatmaz. connected by + bağlantı sistemi yapısında by, bağlantıyı sağlayan aracı gösterir. well-maintained, düzenli olarak bakımı yapılan ve iyi durumda tutulan demektir. Bu tarihsel bağlamda royal roads, imparatorluk gücüyle ilişkili ve idari işler ile askerî hareketler için kullanılan yollardı; yalnızca gösterişli yollar değildi.

Alıştırma

Bakımlı yolların köyleri birbirine bağlayan araç olduğunu doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. The villages connected by well-maintained roads.
  2. The villages are connected by well-maintained roads.
  3. The villages are connected to well-maintained roads.
Cevabı göster

The villages are connected by well-maintained roads.

Often,

2:40

Genellikle,

when a new king came to power, Kalıp ifadeler

2:41

yeni bir kral başa geçtiğinde,

Kalıp ifadeler

came to power: iktidara gelip yönetmeye başlamak

came to power ifadesindeki power, siyasi veya yönetsel yetki anlamına gelir. İfade, bir kişinin, partinin ya da hükûmetin yönetmeye veya yetki kullanmaya başladığını belirtir; elektrik ya da fiziksel güç anlamına gelmez. Geçmiş zaman biçimi came, bu değişimin geçmişte olduğunu gösterir. Daha genel olarak come to power, yalnızca güçlü olma durumunu değil, yetki sahibi konuma geçişi anlatır.

Alıştırma

Şu İngilizce cümleyi okuyun: “The queen came to power in 1558.” came to power ne anlama gelir?

  1. Elektrik yeniden sağlandı.
  2. Yönetmeye başladı.
  3. Fiziksel gücünü geri kazandı.
Cevabı göster

Yönetmeye başladı.

he would build a new capital.

2:42

yeni bir başkent inşa ederdi.

With each move, Anlatım akışı

2:44

Her taşınmada,

new palaces and temples were erected and lavishly decorated. Notlar

2:45

yeni saraylar ve tapınaklar inşa ediliyor ve cömertçe dekore ediliyordu.

Anlatım akışı

With each move: her taşınmayı sonucuna bağlamak

With each move, cümlenin başında yer alan ve tekrarlanan bir arka plan olayını sunan bir edat öbeğidir. Buradaki move, başkentin taşınmasını ifade eder: bu her gerçekleştiğinde yeni saraylar ve tapınaklar inşa edilip süslenirdi. with each + tekil sayılabilen isim kalıbı, bir olayın her tekrarını ona eşlik eden bir sonuçla ilişkilendirerek cümledeki bilgiyi düzenler. İnşa faaliyetini yalnızca tek bir taşınmaya ait ayrıntı olarak değil, tekrarlanan bir sonuç olarak sunar.

Alıştırma

Şu İngilizce cümleyi okuyun: “With each move, new temples were built.” With each move ne işe yarar?

  1. Her taşınmayı ona eşlik eden tekrarlı inşa faaliyetiyle ilişkilendirir.
  2. İnşa faaliyetini son taşınmayla sınırlar.
  3. move sözcüğünün tek bir fiziksel adım anlamına geldiğini söyler.
Cevabı göster

Her taşınmayı ona eşlik eden tekrarlı inşa faaliyetiyle ilişkilendirir.

Kelime

were erected: yapıların inşa edilmesini anlatan resmî edilgen ifade

Burada were erected geçmiş zamanda edilgen bir fiil öbeğidir: were edilgen yapıyı kurar, erected ise “inşa edildi veya dikildi” anlamını verir. Özne olan new palaces and temples eylemden etkilenir; yapıyı kuranlar belirtilmez. Bu yapıda erected, dik bir duruşu anlatmaz. Tarihî ve mimari betimlemelerde erect; bina, anıt, duvar veya benzeri bir yapının inşa edildiğini ya da dikildiğini söylemenin resmî bir yoludur.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki resmî edilgen ifadeyle tamamlayın: The stone tower ____ in 1880.

Cevabı göster

was erected

Kalıp ifadeler

lavishly decorated: zengin ve gösterişli biçimde süslenmiş

Lavishly decorated, “çok zengin, ayrıntılı ve pahalı görünecek şekilde süslenmiş” demektir. Lavishly, decorated sözcüğünü niteleyen bir zarftır ve süslemenin hem derecesini hem de tarzını belirtir. Bu ifade yalnızca çok sayıda süs olduğunu anlatmaz. Genellikle pahalı malzemeleri, bol ayrıntıyı veya savurgan ve gösterişli bir sunumu ima eder.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki ifadeyle tamamlayın: The banquet hall had gold walls, silk curtains, and hundreds of flowers, so it was ____.

Cevabı göster

lavishly decorated

Although kings claimed absolute power, Notlar

2:49

Krallar mutlak güç iddia etseler de,

Kelime

absolute power: sınırsız yönetim yetkisi

Siyasi ve tarihî bağlamlarda absolute power, hiçbir etkili sınırlamaya veya denetime tabi olmayan yönetim yetkisi anlamına gelir. Buradaki absolute, “sınırsız” demektir; “kesinlikle doğru”, “eksiksiz bilgiye sahip” veya yalnızca “çok güçlü” anlamına gelmez. Bu yan cümlede krallar böyle bir yetkiye sahip olduklarını iddia eder. Claimed sözcüğü, güçlerinin gerçekten sınırsız olup olmadığı sorusunu açık bırakır.

Alıştırma

Kararları hiçbir etkili hukuki veya kurumsal sınırlamayla karşılaşmayan bir yöneticiyi en iyi hangi ifade anlatır?

  1. absolute power
  2. ceremonial authority
  3. political power
Cevabı göster

absolute power

we know that an extensive system of courtiers, Kelime

2:51

saray mensuplarından,

provincial officials, and scholars influenced affairs.

2:54

eyalet yetkililerinden ve bilginlerden oluşan kapsamlı bir sistemin işleri etkilediğini biliyoruz.

Dilbilgisi

Although kings claimed absolute power: ödünleme ve düzeltme

Although bir ödünleme yan cümlesi başlatır: Önce kralların iddiasını kabul edilmesi gereken bir bilgi olarak sunar, ardından ana cümle durumu daha karmaşık hâle getiren daha önemli gerçeği verir. Kalıp Although A, B şeklindedir; A'ya rağmen B geçerliliğini korur ve yazarın ana düşüncesini genellikle B taşır. Claimed, mutlak güç düşüncesini gerçek olarak doğrulamak yerine krallara ait bir iddia olarak aktarır. Burada ana cümle, saray mensuplarının, görevlilerin ve bilginlerin de yönetim işlerini etkilediğini göstererek tek kişinin yönetimine ilişkin basit görünümü düzeltir.

Alıştırma

Başlangıçtaki yan cümle, tam cümlede nasıl bir işlev görür?

  1. Ana cümle daha karmaşık bir gerçekliği sunmadan önce kralların iddiasını kabul eder.
  2. Saray mensuplarının kralların hiçbir gücü olmadığını açıkça reddettiğini gösterir.
  3. Bütün yönetim işlerini yalnızca kralların kontrol ettiğini kanıtlar.
Cevabı göster

Ana cümle daha karmaşık bir gerçekliği sunmadan önce kralların iddiasını kabul eder.

Kelime

an extensive system of ... influenced affairs: geniş bir sistem devlet işlerini etkiliyordu

Öznenin temel sözcüğü system'dır. of ile başlayan ifade, bu ağı oluşturan grupları belirtir: courtiers kraliyet sarayına bağlı kişileri, provincial officials bölgesel yönetimde görev yapan yetkilileri, scholars ise bilgili uzmanları ifade eder. An extensive system tek bir kişi ya da makine değil, geniş bir kurumsal ağ demektir. Burada influenced affairs, kamusal veya hükûmete ait işlerin yürütülme biçimini etkiledi anlamına gelir. Resmî tarih analizlerinde affairs sözcüğünün anlamını bağlam belirler; burada romantik ilişkilerden söz edilmez.

Alıştırma

“An extensive system of officials influenced affairs,” cümlesinde affairs resmî bir siyasi bağlamda büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Gizli romantik ilişkiler
  2. Hükûmet veya kamu işleri
  3. Yetkililerin kişisel eşyaları
Cevabı göster

Hükûmet veya kamu işleri

At least one woman, Sammuramat,

2:58

En az bir kadın, Sammuramat,

ruled the kingdom.

3:01

krallığı yönetmiştir.

Assyrian rulers celebrated their military excursions by having representations of their exploits Notlar

3:02

Asur hükümdarları askeri seferlerini kutlamak için, başarılarının tasvirlerini

Kelime

military excursions: dinlenme gezileri değil, silahlı seferler

Bu tarihsel cümlede military excursions, askerî seferler veya harekâtlar anlamına gelir. Military sıfatı excursions sözcüğünün anlamını belirlediği için burada gezi değil, silahlı girişimler söz konusudur. Excursion günlük İngilizcede çoğu zaman kısa bir geziyi çağrıştırır. Burada ise hükümdarların savaşlarını kayda değer girişimler olarak sunan resmî ve biraz dolaylı bir adlandırmadır.

Alıştırma

Bir tarih metninde “The king recorded his military excursions” cümlesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Dinlendirici turistik geziler hakkında yazdı.
  2. Askerler için okul gezileri düzenledi.
  3. Silahlı seferlerini veya askerî harekâtlarını kaydetti.
Cevabı göster

Silahlı seferlerini veya askerî harekâtlarını kaydetti.

Kelime

representations of their exploits: yüceltilen eylemlerin tasvirleri

Bu cümlede representations, oyma veya resim gibi görsel tasvirler anlamına gelir; exploits ise etkileyici veya yüceltilen eylemler anlamındaki çoğul bir isimdir. Dolayısıyla representations of their exploits, hükümdarların başarılarını, özellikle askerî zaferlerini gösteren tasvirler demektir. Bu ifade, söz konusu eylemleri övgü dolu ve kahramanca bir bakış açısından sunar. Hükümdarları temsil eden kişiler anlamına gelmez ve exploits burada birini haksız biçimde kullanmak anlamındaki fiil değildir.

Alıştırma

“The museum displayed representations of the general's exploits” ne anlama gelir?

  1. Generalin yüceltilen eylemlerini gösteren tasvirler.
  2. Generalin yolculuk takvimi.
  3. Generali haksız biçimde kullanmak için gönderilen kişiler.
Cevabı göster

Generalin yüceltilen eylemlerini gösteren tasvirler.

carved into the walls of their newly built palaces.

3:07

yeni inşa ettirdikleri sarayların duvarlarına oydurdular.

Dilbilgisi

celebrated ... by having representations ... carved into ...: tasvirler oydurarak yücelttiler

celebrated ... by ... yapısında by + -ing, askerî seferleri onurlandırmak veya kamuya açık biçimde anmak için kullanılan yöntemi belirtir. Buradaki celebrated, hükümdarların mutlaka bir kutlama partisi düzenlediği anlamına gelmez. have + nesne + geçmiş zaman ortacı ettirgen bir yapıdır. having representations of their exploits carved ifadesinde hükümdarlar, başarılarının görüntülerini başka insanlara oydurmuşlardır; cümle oymayı bizzat hükümdarların yaptığını söylemez. Into, duvarların oyma işlemiyle kesilen malzeme veya yüzey olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi have + nesne + geçmiş zaman ortacı ettirgen yapısıyla tamamlayın. install fiilini kullanın: The museum marked the event by ____ a plaque ____ at the entrance.

Cevabı göster

having · installed

But despite the picture of a ruthless war state projected by these records, Notlar

3:11

Ancak bu kayıtların yansıttığı acımasız savaş devleti imajına rağmen,

Dilbilgisi

But despite the picture of a ruthless war state: yön değişikliğinden önce ödünleme

Despite bir ödünleme anlamı katar ve ardından the picture of a ruthless war state isim öbeği gelir. Bu ifade önce kayıtların oluşturduğu sert imajı kabul eder. Baştaki But, yön değişikliğini daha da belirginleştirir: yazar bu imajı sorgulayan veya sınırlandıran bilgiler eklemeye hazırlanmaktadır. Bu yapı, bir savı “bu gerçek ya da izlenim bulunsa bile durumun başka bir yönü var” şeklinde düzenler.

Alıştırma

Hangi cümlede despite bir isim öbeğinden önce doğru biçimde kullanılarak karşıtlık kurulmuştur?

  1. Despite the appearance of complete agreement, the committee remained divided.
  2. Although the appearance of complete agreement, the committee remained divided.
  3. Despite the committee appeared to agree, the committee remained divided.
Cevabı göster

Despite the appearance of complete agreement, the committee remained divided.

Kelime

projected by these records: izleyicinin zihninde oluşturulan imaj

Projected by these records, kendisinden önceki picture sözcüğünü niteler. “That was projected by these records” anlamındaki kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir; dolayısıyla kayıtlar bu görüntünün ya da izlenimin kaynağı olarak sunulur. Burada project, bir şeyi projektörle göstermek değil, “insanlara bir imaj iletmek veya zihinlerinde bir imaj oluşturmak” anlamındadır. Bağlamda these records, daha önce sözü edilen ve askerî seferleri betimleyen saray görüntülerini belirtir; bunlar acımasız bir savaş devleti izlenimi oluşturur.

Alıştırma

Hangi cümlede project “bir imaj veya nitelik iletmek” anlamındadır?

  1. The spokesperson projected calm confidence during the interview.
  2. The technician projected the map onto the wall.
  3. The forecast projected higher sales for next year.
Cevabı göster

The spokesperson projected calm confidence during the interview.

the Assyrian kings were also interested in the cultural traditions of the region, Kalıp ifadeler

3:15

Asur kralları bölgenin kültürel gelenekleriyle,

especially those of Babylonia, Dilbilgisi

3:20

özellikle de güneyde ayrı bir devlet olan

Kalıp ifadeler

were also interested in: ikinci bir özellik eklemek

Bu cümlede were interested in, kralların bir şeyi ilgi çekici veya dikkate değer bulduğunu belirtir. Yapı, be fiilinin geçmiş zamanı + interested in + isim ya da -ing biçimidir; burada ilginin nesnesi bölgenin kültürel gelenekleridir. Also bu ilgiyi ikinci bir özellik olarak ekler. Asur’un savaş faaliyetlerinden söz edildikten sonra kralların kültürel yönünü de gösterir ve tek taraflı bir izlenimi düzeltmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için be + also + interested in yapısını geçmiş zamanda kullanın: The rulers ____ astronomy.

Cevabı göster

were also interested in

a separate state to the south. Kültür

3:22

Babil'inkilerle de ilgileniyorlardı.

Dilbilgisi

those of Babylonia: çoğul bir adın yerine kullanmak

Those, daha önce geçen çoğul cultural traditions ad öbeğine gönderme yapar. Bu nedenle those of Babylonia, the cultural traditions of Babylonia anlamındadır; Babilonyalı insanları anlatmaz. Bu kullanım çoğul adın tekrar edilmesini önler. Resmî açıklama ve karşılaştırmalarda, gönderme açık olduğu sürece those of + yer veya grup, daha önce sözü edilen ve o yere ya da gruba ait çoğul şeylerin yerine kullanılabilir.

Alıştırma

Tekrarlanan çoğul customs adını resmî those of yapısıyla değiştirin: The customs of the coastal region differ from ____ the mountain region.

Cevabı göster

those of

Kültür

a separate state to the south: güneyde ayrı bir siyasi varlık

Bu tarihsel anlatımda a separate state, Asur’dan ayrı bir siyasi varlık anlamına gelir. Buradaki state, “durum” anlamına gelmez ve özellikle ABD’nin eyaletlerinden birini de belirtmez. to the south ifadesi Babilonya’nın Asur’un güneyinde bulunduğunu gösterir. Sözcükler birlikte Babilonya’yı Asur’un içindeki bir şehir olarak değil, başka bir siyasi varlık olarak sunar.

Alıştırma

Bu tarihsel anlatımda a separate state to the south, Babilonya hakkında ne söyler?

  1. Güney topraklarının fiziksel durumunu anlatıyordu.
  2. Asur’un içinde bulunan bir güney şehriydi.
  3. Asur’un güneyinde bulunan ayrı bir siyasi varlıktı.
Cevabı göster

Asur’un güneyinde bulunan ayrı bir siyasi varlıktı.

Babylonia had been a cultural leader for millennia, Kelime

3:24

Babil, M.Ö. 4. binyılın sonlarında

Kelime

cultural leader for millennia: binlerce yıl süren kültürel öncülük

Burada a cultural leader, kültürel gelişim ve etki bakımından ön planda olan bir yer ya da toplumdur. leader tek bir hükümdarı belirtmez. for millennia, “binlerce yıl boyunca” anlamına gelir. millennia, millennium sözcüğünün çoğuludur; bu nedenle ifade Babilonya’nın bu konumda kaldığı sürenin olağanüstü uzunluğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “binlerce yıl boyunca kültürün ön saflarında” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: The civilization was ____.

Cevabı göster

a cultural leader for millennia

stretching back to the beginning of writing Kalıp ifadeler

3:27

yazının başlangıcına kadar uzanan

at the end of the 4th millennium BCE.

3:29

binlerce yıl boyunca kültürel bir lider olmuştu.

Kalıp ifadeler

stretching back to: tarihsel bir başlangıca uzanmak

Stretching back to, zaman içinde daha eski bir başlangıç noktasına kadar uzanmak demektir. Burada söz konusu tarihin yazının başlangıcına kadar ulaştığını anlatır; stretching fiziksel olarak esnemeyi değil, uzun bir zaman aralığını betimler. Bu -ing öbeği, o tarihin başlangıç noktasını ekler. Tam bir cümlede yeniden kullanılabilen kalıp subject + stretch back to + time, period, or event şeklindedir; örneğin A tradition stretches back to ancient times.

Alıştırma

İfadenin “daha eski bir dönemden gelmek” anlamına gelmesini sağlayan sözcükle cümleyi tamamlayın: The custom stretches ____ to ancient times.

Cevabı göster

back

Assyria saw itself as the inheritor and protector of this tradition. Kalıp ifadeler

3:32

Asur, kendini bu geleneğin mirasçısı ve koruyucusu olarak görüyordu.

Kalıp ifadeler

saw itself as the inheritor and protector: kendini mirasçı ve koruyucu olarak konumlandırmak

saw itself as the inheritor and protector of this tradition ifadesinde saw, “gözle gördü” değil, “olarak görüyordu” veya “olarak değerlendiriyordu” anlamındadır. see + reflexive pronoun + as + role or identity kalıbı, bir kişinin, grubun veya ülkenin kendisini nasıl tanımladığını anlatır. Inheritor, Asur’un bu geleneği geçmişten devraldığını ileri sürdüğünü; protector ise onu koruma sorumluluğunu üstlendiğini ileri sürdüğünü gösterir. Bu ifade Asur’un kendi görüşünü aktarır; başkalarının da bu iddiayı kabul ettiğini tek başına göstermez.

Alıştırma

Cümleyi see oneself as kalıbının gerektirdiği sözcükle tamamlayın: The museum sees itself ____ a guardian of local history.

Cevabı göster

as

Assyrian rulers supported scholars in specialties ranging from medicine to magic, Kalıp ifadeler

3:37

Asur hükümdarları tıptan büyüye kadar uzanan uzmanlık alanlarındaki bilginleri desteklediler,

Kalıp ifadeler

ranging from medicine to magic: bir aralığın kapsamını anlatmak

ranging from medicine to magic sıfat-fiil öbeği specialties sözcüğünü niteler. ranging from A to B kalıbı, daha büyük bir kümenin kapsamını göstermek için iki uç noktayı belirtir; genellikle yalnızca A ve B'nin dahil olduğu anlamına gelmez. Burada medicine ve magic birbirinden oldukça farklı alanlardır. Bu nedenle ifade, desteklenen uzmanlık alanlarının ne kadar çeşitli olduğunu vurgular. Aynı kalıp çoğul bir isimden sonra kullanılarak konu, fiyat, yaş, görüş ve benzeri şeylerin aralığını anlatabilir.

Alıştırma

Aralık bildiren sabit kalıbı tek sözcükle tamamlayın: The summer camp offers activities ranging ____ kayaking to filmmaking.

Cevabı göster

from

and the capital cities like Ninevah,

3:42

ve Ninova gibi başkentler,

were home to elaborate parks and gardens Kalıp ifadeler

3:45

imparatorluğun dört bir yanından bitki ve hayvanları barındıran

that housed plants and animals from around the empire. Kelime

3:47

gösterişli parklara ve bahçelere ev sahipliği yaptı.

Kalıp ifadeler

were home to: bir yerde nelerin bulunduğunu anlatmak

Were home to, be home to yapısının çoğul özneyle kullanılan geçmiş zaman biçimidir. Özne bir yer olduğunda, o yerin ardından gelen şeyi içerdiğini, barındırdığını veya o şeyin bulunduğu yer olduğunu anlatır. Burada başkentlerde gösterişli parklar ve bahçeler bulunduğu söyleniyor. Bu yapıda home mecaz anlamdadır. To'dan sonra gelen şeyin bir kişi veya konut olması gerekmez; bir hayvan türü, kurum, sektör, koleksiyon, park ya da bir yerle ilişkili başka bir özellik olabilir.

Alıştırma

Cümleyi be home to yapısının doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: In the 1990s, the town ____ several textile factories.

Cevabı göster

was home to

Kelime

housed plants and animals: house fiilinin kullanımı

housed plants and animals ifadesinde housed, house fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bir yerin bitki ve hayvanlara alan sağladığını ve onları orada barındırdığını belirtir; house burada “ev” anlamındaki isim değildir. Bir yer veya kurum insanları, hayvanları, koleksiyonları, arşivleri ya da ekipmanları house edebilir. Özne bunları içinde barındıran yerdir; doğrudan nesne ise içeride ne olduğunu belirtir.

Alıştırma

The research center houses several rare plants cümlesinde houses ne anlama gelir?

  1. onları başka bir yere gönderir
  2. onlara alan sağlar ve onları orada tutar
  3. her biri için ayrı evler inşa eder
Cevabı göster

onlara alan sağlar ve onları orada tutar

One of Assyria's final rulers, Ashurbanipal,

3:51

Asur'un son yöneticilerinden Aşurbanipal,

sent scholars throughout Babylonia to gather up and copy ancient literary works. Notlar

3:55

antik edebi eserleri toplayıp kopyalamak için Babil'in her yerine bilginler gönderdi.

Dilbilgisi

sent scholars ... to gather up and copy: send + kişi + to do yapısı

sent scholars ... to gather up and copy ifadesinde sent sözcüğünden sonra gönderilen kişiler, yani scholars, gelir; ardından onların görevini belirten to’lu mastar yapısı kullanılır. Gather up ve copy, aynı to sözcüğünü paylaşan iki bağlı fiildir. Throughout Babylonia, bilginlerin faaliyet alanının Babil’in birçok bölgesine yayıldığını belirtir. Nesne ile to’lu mastar arasına gelse de send + nesne + to do yapısını değiştirmez.

Alıştırma

Atanmış bir görevi anlatmak için send + kişiler + bölge + to do yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The agency sent safety problems to identify and report inspectors throughout the district.
  2. The agency sent inspectors throughout the district to identify and report safety problems.
  3. The agency sent inspectors throughout the district identify and report safety problems.
Cevabı göster

The agency sent inspectors throughout the district to identify and report safety problems.

Öbek fiiller

Gather up: dağınık şeyleri bir araya toplamak

Gather up, dağınık hâlde bulunan veya farklı yerlerdeki şeyleri toplayıp bir araya getirmek demektir. Bu cümlede bilginler, Babil'in farklı bölgelerindeki eski edebî eserleri topluyor. Buradaki up, yukarı doğru hareket bildirmez. Dağınık malzemeyi bir araya getirme anlamı katar ve çoğu zaman toplama işinin tamamlandığı hissini verir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için gather ile doğru parçacığı kullanın: After the meeting, we stayed to ____ the papers scattered around the room.

Cevabı göster

gather up

Ashurbanipal's library took the form of clay tablets Kalıp ifadeler

4:01

Aşurbanipal'in kütüphanesi, Akad ve Sümer dillerinde

Kalıp ifadeler

Took the form of: bir şeyin nasıl sunulduğunu göstermek

Took the form of, bir şeyin belirli bir biçimde var olduğu, ortaya çıktığı veya sunulduğu anlamına gelir. Burada kütüphanenin içeriği modern basılı kitaplarda değil, kil tabletler üzerinde korunmuştur. Bu ifade bir şeyin sahip olduğu biçimi veya ortamı anlatır; took burada bir nesneyi alma eylemini gerçek anlamıyla ifade etmez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için dersteki ifadenin geçmiş zaman biçimini kullanın: The public apology ____ a brief statement on the company's website.

Cevabı göster

took the form of

inscribed with cuneiform in the languages of Akkadian and Sumerian. Kelime

4:04

çivi yazısıyla yazılmış kil tabletlerden oluşuyordu.

Kelime

inscribed with cuneiform: yüzeyine çivi yazısı işlenmiş olmak

inscribed with cuneiform ifadesinde inscribed, yüzeyine yazı veya simgeler işlenmiş bir nesneyi tanımlayan geçmiş zaman sıfat-fiilidir. Aktarılabilir be inscribed with + sözcükler, bir ad, simgeler veya bir yazı sistemi kalıbı, nesnenin üzerinde ne bulunduğunu belirtir. Burada cuneiform yazı sistemidir; Akadca ve Sümerce ise bu yazıyla gösterilen dillerdir. Inscribed genellikle gelişigüzel el yazısından ziyade oyma ya da kazıma gibi bilinçli ve kalıcı izleri anlatır.

Alıştırma

Cümleyi iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The ancient seal was ____ cuneiform symbols.

Cevabı göster

inscribed with

The library was lost during the final sack of Ninevah in 612 BCE, Kelime

4:10

Kütüphane, M.Ö. 612'de Ninova'nın son yağmalanması sırasında kayboldu,

Kelime

final sack of Ninevah: bir şehrin ele geçirilmesi ve yağmalanması

final sack of Ninevah ifadesinde sack, bir şehrin ele geçirilmesinin ardından yağmalanması ve çoğu zaman yıkıma uğraması anlamına gelen tarihî ve askerî bir isimdir. Final bunun bu türden son saldırı olduğunu belirtir; during ise kütüphanenin kaybını bu olayın içine yerleştirir. the sack of + şehir veya yer kalıbı, şiddet içeren olayın kendisini adlandırır. Buradaki sack, “büyük çuval” anlamındaki sıradan isim ya da “birini işten çıkarmak” anlamındaki gündelik fiil değildir.

Alıştırma

"The sack of the coastal city destroyed its markets and temples," cümlesinde sack ne anlama gelir?

  1. Şehirde kullanılan büyük bir çuval
  2. Şehrin kuşatma altında kaldığı uzun dönem
  3. Şehrin ele geçirilmesi ve yağmalanması
Cevabı göster

Şehrin ele geçirilmesi ve yağmalanması

but thanks to a 19th century archaeological excavation, Notlar

4:15

ancak 19. yüzyıldaki arkeolojik kazılar sayesinde,

Kalıp ifadeler

but thanks to: karşıtlıktan sonra yararlı bir neden sunmak

Bu cümlede but, önceki ifadeyle bir karşıtlık kurar. Ardından thanks to, daha iyi ya da şanslı bir sonucu mümkün kılan nedeni, yani arkeolojik kazıyı tanıtır. Aktarılabilir kalıp but thanks to + isim öbeğidir ve “ancak bu yararlı veya önemli neden sayesinde” anlamına gelir. Burada thanks to bir edat öbeği olarak çalışır; birine teşekkür etme eylemini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi “ama neyse ki ... sayesinde” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The storm damaged the school, ____ quick repairs, classes resumed on Monday.

Cevabı göster

but thanks to

Kelime

19th century archaeological excavation: sıkıştırılmış bir isim öbeğini okumak

Ana isim excavation sözcüğüdür ve sözü edilen olayı adlandırır. archaeological, bunun ne tür bir kazı olduğunu; 19th century ise ne zaman gerçekleştiğini gösterir. Bu tür sıkıştırılmış tarihsel ifadeleri okumanın güvenilir bir yolu, sondaki isimden başlayıp niteleyicileri sağdan sola eklemektir: “19. yüzyılda yapılmış bir arkeolojik kazı.” Bu bağlamda excavation, geçmişten kalan materyalleri ortaya çıkarmak ve incelemek için yapılan sistemli bir kazıdır; sıradan biçimde toprak kazmak değildir.

Alıştırma

“a 19th century archaeological excavation” ifadesinde ana isim hangi sözcüktür?

  1. century
  2. excavation
  3. archaeological
Cevabı göster

excavation

many masterpieces of ancient literature,

4:19

Gılgamış Destanı

including the Epic of Gilgamesh Kültür

4:21

ve Babil Yaratılış Destanı da dahil olmak üzere

Kültür

the Epic of Gilgamesh: Eski Mezopotamya’dan Bir Eser

The Epic of Gilgamesh, kahraman Gılgamış’ı merkezine alan eski bir Mezopotamya edebiyat eserinin yaygın İngilizce adıdır. Bu başlıkta epic, uzun bir anlatı eserini belirten isimdir; gayriresmî dilde “harika” anlamına gelen sıfat değildir. Eser burada kil tabletlerde korunan önemli edebiyat örneklerinden biri olarak sıralanır. Bu başlığı tanımak, tabletlerin sıradan kayıtların ötesinde neden kültürel ve tarihsel değere sahip olduğunu anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

the Epic of Gilgamesh başlığında epic ne anlama gelir?

  1. “harika” anlamına gelen gayriresmî bir sıfat
  2. eski ve uzun bir anlatı eseri
  3. sıradan bir idari kayıt
Cevabı göster

eski ve uzun bir anlatı eseri

and the Babylonian Creation Epic, Kültür

4:23

eski edebiyatın birçok şaheseri

Kültür

the Babylonian Creation Epic: Bir Babil Köken Anlatısı

The Babylonian Creation Epic, dünyanın kökeni ve düzene girişiyle ilgili eski bir Babil mitolojik metnini ifade eder ve genellikle Enuma Elish olarak bilinir. Bu başlıkta creation, destanın konusunu belirtir; sıradan bir şey yapma eylemi anlamına gelmez. Listede yer alması, kil tabletlerin yalnızca pratik kayıtları değil, dinî ve edebî gelenekleri de koruduğunu gösterir.

Alıştırma

the Babylonian Creation Epic ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Babil geleneğinde dünyanın kökenini anlatan bir destan
  2. Babil’den sıradan bir idari liste
  3. Babil’de nesne yapmayı anlatan modern bir kılavuz
Cevabı göster

Babil geleneğinde dünyanın kökenini anlatan bir destan

survive today. Kelime

4:26

günümüze kadar ulaştı.

Kelime

survive today: günümüze kadar varlığını sürdürmek

Burada survive today, “şimdi de var olmak” veya “günümüze kadar ulaşmış olmak” anlamına gelir. Özne; bir metin, bina, gelenek veya kanıt gibi cansız bir şey olabilir. Bu, söz konusu şeyin biyolojik olarak canlı olduğu anlamına gelmez. Tarih ve kültür yazılarında survive çoğunlukla bir şeyin zamana, yıkıma veya değişime rağmen varlığını koruduğunu gösterir. Today varılan noktayı belirtir: o şey bizim dönemimizde de hâlâ vardır.

Alıştırma

“The poem survives today” ne anlama gelir?

  1. Şiir bugün de varlığını sürdürüyor.
  2. Şiir bugün yazıldı.
  3. Şiir hayatta kalan bir kişiyi anlatıyor.
Cevabı göster

Şiir bugün de varlığını sürdürüyor.

After centuries of rule,

4:28

Yüzyıllarca süren yönetimin ardından,

the Assyrian Empire fell to the Babylonians and Medes Kelime

4:29

Asur İmparatorluğu M.Ö. 612 ile 609 yılları arasında

between 612 and 609 BCE.

4:33

Babilliler ve Medler tarafından yıkıldı.

Kelime

fell to: bir rakibe yenilmek veya onun eline geçmek

Tarihî ve askerî anlatılarda fell to, “yenildi, ele geçirildi veya kontrolü altına girdi” anlamına gelir. To sonrasındaki isim öbeği, galip gelen ya da kontrolü ele alan tarafı belirtir. Burada Babiller ve Medler Asur İmparatorluğu’nu yenmiş ve onun yönetimine son vermiştir. Özne bir şehir, devlet veya imparatorluk olduğunda fall mecazidir: fiziksel olarak aşağı düşmeyi değil, güç veya kontrol kaybını anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp X fell to Y biçimindedir; X kaybeder, Y ise kontrolü ele alır.

Alıştırma

“Tarafından ele geçirildi” anlamını vermek için cümleyi fall to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After a six-month siege, the fortress ____ the invading army.

Cevabı göster

fell to

Yet the innovations that the Assyrians pioneered live on. Öbek fiiller

4:37

Ancak Asurluların öncülük ettiği yenilikler hala yaşıyor.

Öbek fiiller

live on: varlığını veya etkisini sürdürmek

Burada live on, “asıl kişi, toplum veya dönem sona erdikten sonra da varlığını ya da etkisini sürdürmek” anlamına gelir. Yenilikler kelimenin gerçek anlamıyla canlı kalmamıştır; etkileri daha sonraki toplumlarda devam etmiştir. Bu kullanımda live geçişsiz bir fiildir ve on devamlılık anlamı katar. Özne çoğunlukla anı, fikir, gelenek, itibar veya miras gibi soyut bir şeydir.

Alıştırma

"Even after the theater closed, its spirit lived on in the community," cümlesinde lived on ne anlama gelir?

  1. Yiyecek veya para için topluluğa bağımlıydı.
  2. Canlı bir seyirci kitlesinin önünde sahnelendi.
  3. Var olmaya veya insanları etkilemeye devam etti.
Cevabı göster

Var olmaya veya insanları etkilemeye devam etti.

Their emphasis on constant innovation, Kalıp ifadeler

4:41

Sürekli yeniliğe,

efficient administration,

4:43

verimli yönetime

and excellent infrastructure

4:45

ve mükemmel altyapıya verdikleri önem,

Kalıp ifadeler

emphasis on: neye öncelik verildiğini belirtmek

Emphasis on, bir şeye verilen özel önem veya ilgiyi ifade eder. Bu isim öbeğinde on üç önceliği tanıtır: sürekli yenilik, verimli yönetim ve mükemmel altyapı. Başka durumlara uygulanabilen yapı emphasis on + isim, isim öbeği veya -ing biçimidir: emphasis on safety, emphasis on practical skills ve emphasis on reducing waste.

Alıştırma

Cümleyi standart edatla tamamlayın: The policy places strong emphasis ____ renewable energy.

Cevabı göster

on

set the standard for every empire that's followed Kalıp ifadeler

4:47

bölgede ve tüm dünyada

them in the region and across the globe.

4:49

kendilerini takip eden her imparatorluk için standart belirledi.

Kalıp ifadeler

set the standard for: ölçüt oluşturmak

Set the standard for, daha sonraki insanların, kuruluşların veya ürünlerin kendilerini karşılaştırdığı ya da izlemeye çalıştığı ölçütü oluşturmak demektir. Burada Asur'un uygulamaları, bölgedeki ve dünyanın çeşitli yerlerindeki sonraki imparatorluklar için bir model olarak sunuluyor. Buradaki set, “bir şeyi bir yere koymak” anlamına gelmez. “Oluşturmak, belirlemek” anlamındadır; for ise bu ölçütten etkilenen grubu veya alanı belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle yeni uygulamanın erişilebilir tasarım için ölçüt hâline geldiğini söylüyor?

  1. The new app set the standard for accessible design.
  2. The new app lowered the standard for accessible design.
  3. The new app met the standard for accessible design.
Cevabı göster

The new app set the standard for accessible design.

Are there certain things that all empires have in common? Kalıp ifadeler

4:55

Tüm imparatorlukların ortak bazı özellikleri var mı?

Kalıp ifadeler

have in common: ortak özelliklere sahip olmak

Have in common, iki veya daha fazla insanın ya da şeyin bir özelliği, deneyimi veya niteliği paylaşması demektir. Bu soruda certain things, have fiilinin nesnesidir; in common ise bunların tüm imparatorluklar tarafından paylaşıldığını gösterir. Buradaki common, “sıradan” anlamına gelmez. Yaygın bir soru kalıbı olan What do A and B have in common?, benzerlikleri sormak için kullanılır.

Alıştırma

Ortak özellikleri sormaya yarayan üç kelimelik hedef ifadeyle soruyu tamamlayın: What do these two plans ____?

Cevabı göster

have in common

Across cultures and continents, Anlatım akışı

4:58

Kültürler ve kıtalar boyunca

what themes keep resurfacing? Öbek fiiller

5:00

hangi temalar sürekli olarak yeniden ortaya çıkıyor?

Anlatım akışı

Across cultures and continents ile geniş bir karşılaştırma çerçevesi kurmak

Across cultures and continents, tüm sorunun kapsamını belirleyen ve cümlenin başına getirilmiş bir edat öbeğidir. Burada across, tek bir fiziksel yeri bir uçtan diğerine geçme hareketini değil, birden fazla kültür ve kıta “genelinde” olmayı anlatır. Bu geniş çerçeveyi başa almak, dikkati tek tek örneklerden dünyanın birçok yerinde ortak olabilecek örüntülere taşır. Bu bir bilgi düzenleme yöntemidir: önce kapsam belirlenir, sonra bu kapsam içinde nelerin tekrar tekrar görüldüğü sorulur.

Alıştırma

Soruda Across cultures and continents ne işe yarıyor?

  1. Temaların ortaya çıktığı tek ve kesin bir yeri belirtir.
  2. Birçok toplum ve bölgeyi karşılaştırmak için geniş bir çerçeve kurar.
  3. Bir kıtanın bir yanından diğer yanına fiziksel hareketi anlatır.
Cevabı göster

Birçok toplum ve bölgeyi karşılaştırmak için geniş bir çerçeve kurar.

Öbek fiiller

keep resurfacing: tekrar tekrar gündeme gelmek

Keep resurfacing, “tekrar tekrar gündeme gelmeye devam etmek” anlamına gelir. Resurface sözcüğü gerçek anlamıyla yeniden yüzeye çıkmak olabilir; ancak themes, questions, memories veya problems gibi soyut bir özneyle kullanıldığında yeniden ortaya çıkmak ya da yeniden önem kazanmak demektir. keep + -ing yapısı, olayın tekrarlandığını veya sürdüğünü gösterir. Burada temalar yalnızca bir kez fark edilmez; benzer temalar farklı bağlamlarda yeniden karşımıza çıkar.

Alıştırma

Cümleyi “tekrar tekrar gündeme gelir” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Even after several fixes, the same complaint ____.

Cevabı göster

keeps resurfacing

Watch this playlist to draw your own conclusions Kalıp ifadeler

5:02

Kendi sonuçlarınızı çıkarmak için bu oynatma listesini izleyin

Kalıp ifadeler

draw your own conclusions: kendi sonuçlarını çıkarmak

draw your own conclusions ifadesinde draw, “bir sonuca varmak” ya da “sonuç çıkarmak” anlamına gelir; “resim çizmek” anlamında değildir. İfade, eldeki bilgileri değerlendirip bunların ne gösterdiğine kendin karar vermek demektir. Cümlede your own, bağımsız karar vermeyi vurgular. Konuşan kişi, izleyicileri başkasının görüşünü olduğu gibi kabul etmek yerine oynatma listesini değerlendirip kendi fikirlerini oluşturmaya davet eder.

Alıştırma

“Read the evidence and draw your own conclusions.” cümlesinde draw ne anlama gelir?

  1. Bir şeyi kendine doğru çekmek
  2. Bir şeyin resmini çizmek
  3. Bir sonuca varmak veya sonuç çıkarmak
Cevabı göster

Bir sonuca varmak veya sonuç çıkarmak

or post your theories in the comments.

5:05

veya teorilerinizi yorumlarda paylaşın.