Kısa Mesajların Nereye Gidiyor?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
669 kelime 193 kel/dk

Video özeti: Video, mektuplardan hücresel ağlara, SMS’e, internete ve deniz altı kablolarına uzanan mesajları ve dönemin tahminlerini anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “it took 12 days to deliver” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: teslimat, yolculuk veya proje süresini it took + süre + to + fiil yapısıyla belirtin. 2. “converts the radio waves into a digital electrical impulse” — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: convert A into B girdiyi ve dönüşüm sonucunu kesin biçimde açıklar. 3. “on the horizon,” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: ‘yakında gelmesi beklenen’ anlamını tanıyın ve tahmini gerçekleşmiş olgudan ayırın.

Bu derste

200 years ago,

0:00

200 yıl önce,

it took 12 days to deliver a message from New York City to London. Dilbilgisi

0:01

New York'tan Londra'ya bir mesaj ulaştırmak 12 gün sürüyordu.

Dilbilgisi

It took 12 days to deliver: geçen süreyi ifade etmek

it took 12 days to deliver ifadesindeki took, bir şeyin “alıp götürülmesi” değil, eylemin “bu kadar zaman gerektirmesi” anlamındadır. Yapı it took + süre + to-mastar biçimindedir: it biçimsel öznedir, to deliver ise süresi ölçülen eylemi belirtir. Bu kalıp geçen süreyi açıkça ifade eder ve teslimat, yolculuk, onarım gibi tamamlanmış süreçlerde doğal biçimde kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi it took kalıbı ve verilen süreyle tamamlayın. Süre: three weeks. ____ repair the bridge after the storm.

Cevabı göster

It took three weeks to

150 years ago,

0:04

150 yıl önce,

the first transatlantic cable transmission was sent from the Queen of England to the US president,

0:06

ilk transatlantik kablo mesajı İngiltere Kraliçesi'nden ABD başkanına gönderildi,

taking 17 hours. Dilbilgisi

0:10

ve iletilmesi 17 saat sürdü.

Dilbilgisi

taking 17 hours: cümle sonundaki -ing yan tümcesi

Taking 17 hours, ek bilgi veren bir -ing yan tümcesidir. Önceki tüm yan tümcede anlatılan iletimin süresini ekler ve burada “and the transmission took 17 hours” ile aynı anlama gelir. Taking, fiziksel olarak bir şeyi almak değil, sürecin bu kadar zaman gerektirmesi anlamındadır. Ana tümce edilgen olduğu için süresi ölçülen şey Kraliçe değil, gönderme veya iletim olayıdır. Bu kısa yapı, açıklayıcı metinlerde yeni bir çekimli yan tümce başlatmadan zaman bilgisi eklemeyi sağlar.

Alıştırma

İki cümleyi sonda bir -ing yan tümcesi kullanarak birleştirin: The software update was completed. The process took two hours. The software update was completed, ____.

Cevabı göster

taking two hours

85 years ago,

0:12

85 yıl önce,

telephones became common household fixtures

0:13

telefonlar evlerin sıradan bir parçası hâline geldi

and 30 years ago,

0:16

ve 30 yıl önce,

the first cell phone was invented,

0:17

ilk cep telefonu icat edildi.

which weighed as much as an iron, Dilbilgisi

0:18

Bu telefon bir ütü kadar ağırdı,

Dilbilgisi

weighed as much as an iron: bir ütüyle aynı ağırlıktaydı

weighed fiilinden sonra as much as, ağırlık miktarını karşılaştırır: telefonun bir ütüyle aynı ağırlıkta olduğu anlatılır. Buradaki much, çok sayıda ütüyü değil, örtük olarak belirtilen ağırlık ölçüsünü ifade eder. Aktarılabilir kalıp özne + weigh + as much as + karşılaştırma noktasıdır. much nesnenin sayısını değil ağırlığını anlattığı için karşılaştırma noktası sayılabilen tekil bir nesne olabilir. Bu cümlede an iron, metal olan demiri değil, giysileri ütülemek için kullanılan ev aletini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki eşit ağırlık bildiren üç sözcüklü karşılaştırmayla tamamlayın: This backpack weighs ____ a small suitcase.

Cevabı göster

as much as

took 10 hours to charge for a 35-minute conversation,

0:21

35 dakikalık bir konuşma için 10 saat şarj edilmesi gerekiyordu

and cost almost $4,000.

0:24

ve neredeyse 4.000 dolara mal oluyordu.

20 years ago,

0:26

20 yıl önce,

the first text message was sent.

0:27

ilk kısa mesaj gönderildi.

a simple Merry Christmas.

0:29

Basit bir “Mutlu Noeller” mesajıydı.

And today,

0:30

Bugün ise,

more people have mobile phones than toilets,

0:31

cep telefonu sahibi olanların sayısı, tuvalete erişimi olanlardan daha fazla

with around 23 billion text messages being sent every day. Dilbilgisi

0:34

ve her gün yaklaşık 23 milyar kısa mesaj gönderiliyor.

Dilbilgisi

with ... being sent: edilgen yapıyla istatistik eklemek

with around 23 billion text messages being sent ifadesi, with + isim öbeği + being + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Text messages eylemden etkilenen ögedir; bu nedenle being sent edilgendir ve mesajları gönderenlerin belirtilmesi gerekmez. Tam bir ana cümleden sonra kullanılan bu çekimsiz with yapısı, ayrı bir tam cümle kurmak yerine ana durumla birlikte var olan bir koşul ya da istatistik ekler. Burada gönderme eylemini her gün ölçülen, devam eden ve tekrarlanan bir süreç olarak sunar; with sahiplik anlamına gelmez.

Alıştırma

Edilgen with yapısını tamamlamak için being + serve fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanın: The festival was busy, with hundreds of meals ____ each hour.

Cevabı göster

being served

But how the hell do text messages even work? Ton ve niyet

0:39

Peki ama kısa mesajlar nasıl oluyor da çalışıyor?

Ton ve niyet

how the hell ... even work? ifadesindeki vurgu

Bu soruda the hell, how ifadesini güçlendirirken even da sürecin şaşırtıcı derecede zor anlaşılır göründüğünü vurgular. Birlikte güçlü bir şaşkınlık, kafa karışıklığı veya sabırsızlık ifade ederler; konuşanın kısa mesajların gerçekten çalışmayabileceğini düşündüğü anlamına gelmezler. Konuşan, mekanizmanın açıklamasına geçmek için bu güçlü retorik soruyu kullanır. How the hell does/do X even work? kalıbı kabaca “X nasıl oluyor da çalışabiliyor?” demektir, ancak çok daha güçlü bir duygu taşır.

Alıştırma

Yeni bir müşteriden kibarca açıklama isterken şunu söylemek uygun olur mu: How the hell does your payment system even work?

  1. Hayır, bu durum için fazla sert duyuluyor.
  2. Evet, kibar ve profesyonel bir ifadedir.
Cevabı göster

Hayır, bu durum için fazla sert duyuluyor.

When you tune a radio to a station, Kalıp ifadeler

0:42

Radyoyu bir istasyona ayarladığınızda,

Kalıp ifadeler

tune a radio to a station yapısının kullanımı

Burada tune, bir alıcıyı seçilen yayın sinyalini alacak şekilde ayarlamak anlamına gelen bir fiildir. Yapı tune + cihaz veya alıcı + to + istasyon, frekans ya da kanal şeklindedir; to hedef ayarı gösterir. Bu ifadede station, tren veya otobüs istasyonu değil, yayın istasyonu anlamına gelir. Buradaki tune, isim olarak “melodi” anlamında değil, alıcıyı ayarlama anlamında kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi tune fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: To hear the weather report, ____ the radio to the local station.

Cevabı göster

tune

you pick up the information that is being sent out via electromagnetic waves Öbek fiiller

0:44

elektromanyetik dalgalar aracılığıyla yayılan bilgiyi

at a particular frequency.

0:47

belirli bir frekanstan alırsınız.

Öbek fiiller

“bir sinyali almak” anlamındaki pick up

Bu cümlede pick up, elektromanyetik dalgalarla taşınan bilgiyi “almak veya algılamak” anlamına gelir. Nesnesi information sözcüğüdür; herhangi bir şeyi fiziksel olarak kaldırma anlamı yoktur. Bu anlamda pick up bir öbek fiildir. Radyo, telefon, anten veya mikrofonun bir sinyali ya da sesi almasını ve bir kişinin bir bilgiyi fark etmesini anlatmak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “almak veya algılamak” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Even in the basement, this radio can ____ a weak signal.

Cevabı göster

pick up

Öbek fiiller

is being sent out içindeki sent out

Burada sent out, “dışarıya iletilen veya yayılan” anlamına gelir. Bilgi bir kaynaktan elektromanyetik dalgalar aracılığıyla ilerler; out öbek fiilin bir parçasıdır ve bilginin yalnızca “dışarıda” olduğu anlamına gelmez. is being sent out yapısında is being, edilgen çatıda devam eden bir eylemi belirtir; sent ise send fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. İfade, bilgiyi kimin ilettiğinden çok bilginin iletilmesine odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “dışarıya iletilen” anlamına gelen iki sözcüklü biçimle tamamlayın: A warning signal is being ____ from the tower right now.

Cevabı göster

sent out

In this case,

0:49

Bu durumda,

they are radio waves.

0:50

söz konusu dalgalar radyo dalgalarıdır.

These waves mostly just pass through our bodies without interacting at all,

0:51

Bu dalgalar çoğunlukla vücudumuzla hiç etkileşime girmeden içimizden geçer,

but they're on the same spectrum as the visible light we see,

0:54

ama gördüğümüz görünür ışıkla aynı spektrumda yer alırlar;

just different in size.

0:57

yalnızca boyutları farklıdır.

Photons with wavelengths between 400 to 700 nanometers Dilbilgisi

0:59

Dalga boyu 400 ila 700 nanometre arasında olan fotonlar

have the perfect level of energy to excite the rods and cones in your eyes,

1:02

gözlerinizdeki çubuk ve koni hücrelerini uyarmaya tam yetecek enerjiye sahiptir;

which then transmit signals to your brain that you interpret as different colors.

1:06

bu hücreler de beyninize farklı renkler olarak yorumladığınız sinyaller gönderir.

Dilbilgisi

between 400 to 700 nanometers: aralık yapısını düzeltme

Vurgulanan ifade, iki standart aralık yapısını birbirine karıştırıyor: between A and B ile from A to B. Düzenlenmiş standart İngilizcede burada between 400 and 700 nanometers kullanılmalıdır; between 400 to 700 önerilen eşleşme değildir. Başka durumlara aktarılabilecek kural, bağlayıcıları doğru eşleştirmektir: between, and ile; from ise to ile kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi standart between ... and ... yapısıyla tamamlayın: The sensor works at temperatures ____ 10 ____ 40 degrees Celsius.

Cevabı göster

between · and

But radio waves,

1:10

Oysa radyo dalgalarının

which have wavelengths ranging from 100 microns to 100 kilometers, Kalıp ifadeler

1:11

dalga boyları 100 mikrondan 100 kilometreye kadar uzanır,

are much lower energy and can't excite your eyes,

1:16

enerjileri çok daha düşüktür ve gözlerinizi uyaramazlar;

so they're invisible to us.

1:18

bu yüzden onları göremeyiz.

Kalıp ifadeler

ranging from 100 microns to 100 kilometers: aralık bildiren ortaç öbeği

Ranging from A to B, wavelengths sözcüğünü niteleyen bir ortaç öbeğidir. Aralığın genişliğini belirtir: 100 microns uç noktalardan biri, 100 kilometers ise diğeridir. Yeniden kullanılabilecek kalıp, isim + ranging from A to B biçimindedir ve isme ait değerlerin A’dan B’ye kadar uzandığını belirtir. From başlangıç veya alt uç noktayı, to ise bitiş veya üst uç noktayı tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi aralık bildiren bir ortaç öbeğiyle tamamlayın: We offer plans ____ $10 ____ $50 per month.

Cevabı göster

ranging from · to

Similar to a radio,

1:20

Tıpkı bir radyo gibi,

your cell phone receives signals at specific frequencies,

1:21

cep telefonunuz da belirli frekanslardaki sinyalleri alır,

but it can also transmit its own radio waves back to a network at the same time.

1:24

ama aynı anda kendi radyo dalgalarını da ağa geri iletebilir.

The network is a system of towers, antennas, and transmitters,

1:29

Ağ, kuleler, antenler ve vericilerden oluşan bir sistemdir

which divide a geographical area into cells, Kalıp ifadeler

1:32

ve coğrafi bir alanı hücrelere böler.

hence the term cell phone. Anlatım akışı

1:34

“Hücresel telefon” terimi de buradan gelir.

Kalıp ifadeler

divide a geographical area into cells: coğrafi bir alanı hücrelere bölmek

Divide A into B, bir bütünü (A) ayırarak birkaç parça, grup veya bölüme (B) dönüştürmek demektir. Bu cümlede a geographical area bütündür; cells ise bölme sonucunda oluşan kapsama alanlarıdır. Buradaki cells, biyolojik hücreleri değil, hücresel ağın hizmet verdiği küçük alanları ifade eder. Aynı yapı bir kitabı bölümlere, bir sınıfı takımlara veya verileri kategorilere ayırırken de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi divide A into B yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The teacher ____ the class ____ four teams for the project.

Cevabı göster

divided · into

Anlatım akışı

hence the term cell phone: cell phone teriminin buradan gelmesi

Burada hence, “bu nedenle” anlamına gelir; the term ise ardından gelen adı tanıtır. Bu bölüm önceki bilgiyi adlandırmayla ilgili bir sonuca bağlar: ağ alanı cells biçiminde bölündüğü için cell sözcüğü cell phone adında yer alır. Yeniden kullanılabilen kalıp fact or feature, hence the term X biçimindedir. Bir adın kökenini kısa ve öz şekilde açıklar; burada hence, “o andan itibaren” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi hence ve term kullanan üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The rooms are shaped like small pods, ____ pod hotel.

Cevabı göster

hence the term

These cells determine which areas are served by which towers,

1:36

Bu hücreler hangi bölgelere hangi kulelerin hizmet vereceğini belirler,

though they generally overlap so that your phone always has a tower to communicate with. Dilbilgisi

1:39

ancak genellikle birbirleriyle örtüşürler; böylece telefonunuz her zaman iletişim kurabileceği bir kule bulur.

Dilbilgisi

a tower to communicate with: sonda edat bulunan mastar niteleyicisi

a tower to communicate with ifadesinde to communicate with mastar öbeği a tower ifadesinden sonra gelir ve telefonun ihtiyaç duyduğu kule türünü, yani iletişim kurabileceği bir kuleyi açıklar. with edatının anlamca nesnesi daha önce gelen tower ismidir. İngilizcede bu yapıda edatı sonda bırakmak yaygındır; dolayısıyla eksik bir nesne yoktur ve yeni bir nesne eklenmemelidir.

Alıştırma

Konuşabileceğim birine ihtiyacım olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. I need someone to talk.
  2. I need to someone talk.
  3. I need someone to talk to.
  4. I need someone to talk to them.
Cevabı göster

I need someone to talk to.

Feel like your phone battery's losing power faster than normal? Ton ve niyet

1:43

Telefonunuzun şarjı normalden daha hızlı tükeniyor gibi mi geliyor?

Ton ve niyet

Feel like ...?: Do you feel like ...? sorusunun kısaltılmış biçimi

Feel like your phone battery's losing power faster than normal? konuşma dilinde Do you feel like your phone battery is losing power faster than normal? sorusunun kısaltılmış biçimidir. Atılan Do you bağlamdan anlaşılır ve soru, dinleyiciyi bu iddiayı kendi deneyimiyle doğrudan karşılaştırmaya çağırır. Burada feel like, your phone battery is losing power faster than normal tam yan cümlesini başlatır. Anlamı “öyle olduğu izlenimine kapılmak” ya da “öyle görünmek”tir; “istemek” değildir. Bu tür kısa bir soru, açıklamadan önce dikkat çekici bir giriş işlevi görebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede feel like “istemek” değil, “öyle olduğu izlenimine kapılmak” anlamındadır?

  1. I feel like ordering pizza.
  2. She feels like a cup of tea.
  3. Feel like the room is getting colder?
Cevabı göster

Feel like the room is getting colder?

Phones transmit at higher levels indoors due to building materials,

1:46

Telefonlar yapı malzemeleri nedeniyle kapalı alanlarda daha yüksek güçle sinyal gönderirler,

in rural areas, due to greater distances the network antennas,

1:50

kırsal alanlarda ağ antenlerine daha uzak oldukları için,

and when moving at high speeds, like in a car, Dilbilgisi

1:53

ve otomobilde olduğu gibi yüksek hızla hareket ederken de

due to the frequent handover between network antennas. Kelime

1:56

ağ antenleri arasında sık sık geçiş yaptıkları için daha güçlü sinyal gönderirler.

Dilbilgisi

when moving at high speeds: indirgenmiş zaman cümleciği

When moving at high speeds, indirgenmiş bir zaman yan cümleciğidir. Tam biçimi when phones are moving at high speeds şeklindedir; when kalır, tekrarlanan phones öznesi ile be fiilinin are biçimi atılır. moving sözcüğünün örtük öznesi normalde ana cümleden gelir. Dil bilgisi açısından hareket eden phones'tur; gerçek hayatta ise telefon hızlı giden bir araçta bulunur veya hareket eden biri tarafından taşınır. Bu yapı, ana eylemin gerçekleştiği zamanı ya da durumu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede indirgenmiş when + -ing yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. When Lena driving at night, she turns down the dashboard lights.
  2. When driving at night, the dashboard lights bother Lena.
  3. When driving at night, Lena turns down the dashboard lights.
Cevabı göster

When driving at night, Lena turns down the dashboard lights.

Kelime

the frequent handover between network antennas: handover teriminin telekomünikasyon anlamı

Burada handover bir mobil ağ terimidir. Cihazın konumu değişirken etkin bir telefon bağlantısının bir ağ anteninden veya hücresinden diğerine geçmesi sürecidir. Frequent, bu geçişin tekrar tekrar gerçekleştiğini belirtir. Between network antennas, ilgili ağ noktalarını gösterir; insanların fiziksel bir anteni birbirine verdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir mobil ağ raporunda handover ne anlama gelir?

  1. İki çalışan fiziksel anten ekipmanı parçalarını değiş tokuş eder.
  2. Etkin bir bağlantı bir ağ anteninden veya hücresinden diğerine geçer.
  3. Bir dosya telefondan bilgisayara kopyalanır.
Cevabı göster

Etkin bir bağlantı bir ağ anteninden veya hücresinden diğerine geçer.

Whenever someone sends you a text,

1:58

Biri size her kısa mesaj gönderdiğinde,

their phone transmits radio signals,

2:00

onun telefonu radyo sinyalleri iletir;

which convey the identity of both their phone and yours,

2:02

bu sinyaller hem onun hem de sizin telefonunuzun kimliğini

along with the content of the message.

2:05

mesajın içeriğiyle birlikte taşır.

These signals are then picked up by the tower closest to them,

2:07

Ardından bu sinyaller, göndericiye en yakın kule tarafından alınır;

which converts the radio waves Kalıp ifadeler

2:09

kule, radyo dalgalarını

into a digital electrical impulse

2:11

dijital bir elektrik darbesine dönüştürür

and passes it along to a hub of the network called a mobile switching center. Öbek fiiller

2:13

ve mobil anahtarlama merkezi denen ağ merkezine iletir.

Kalıp ifadeler

convert A into B: A’yı B’ye dönüştürmek

convert A into B yapısında A değişimden önceki şey, B ise ortaya çıkan sonuçtur. Burada kule, radyo dalgalarını dijital bir elektrik darbesine dönüştürür. Belirgin bir dönüşümü göstermek için şu yapıyı kullanın: convert + başlangıçtaki şey + into + ortaya çıkan şey.

Alıştırma

Cümleyi convert A into B yapısıyla tamamlayın: This device can ____ sunlight ____ electricity.

Cevabı göster

convert · into

Öbek fiiller

pass it along to a hub: onu bir ağ merkezine iletmek

Pass along, bir şeyi sonraki kişiye veya yere iletmek ya da göndermek anlamına gelir. Burada kule, darbeyi bir sonraki nokta olan ağ merkezine iletir. Pass along ayrılabilen bir öbek fiildir. it gibi bir zamir kullanıldığında zamiri pass ile along arasına koyun: pass it along. Ardından gelen to öbeği alıcıyı veya hedefi belirtir.

Alıştırma

pass along yapısını kullanın ve zamiri doğal yerine koyun: I have finished reading the note, so I'll ____ to Maya.

Cevabı göster

pass it along

If you're out of range or your phone is off, Kalıp ifadeler

2:17

Kapsama alanı dışındaysanız veya telefonunuz kapalıysa,

the message is stored by the mobile switching center

2:19

mesaj mobil anahtarlama merkezinde

for a short time until you can be located by the network.

2:21

ağ sizi bulana kadar kısa bir süre saklanır.

Kalıp ifadeler

out of range: ağ kapsama alanının dışında

Burada out of range, telefonun hücresel ağın ulaşabildiği veya algılayabildiği alanın dışında olması demektir. Telefon hâlâ açık olabilir, ancak ağ o anda telefona bağlanamaz. be + out of range yapısı, bir şeyin ilgili sınırın ötesinde olduğunu anlatır. Başka bağlamlarda bu sınır, bir telsizin erişim mesafesi veya bir ölçümün izin verilen aralığı olabilir; fiyatlar için genellikle daha uzun olan out of someone's price range yapısı kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “sinyal kapsamasının ötesinde” anlamındaki kalıpla tamamlayın: The hiker's phone was ____, so the call could not connect.

Cevabı göster

out of range

The network then figures out which tower you're closest to Notlar

2:24

Ardından ağ, size en yakın kulenin hangisi olduğunu belirler

and passes the signal there.

2:27

ve sinyali oraya gönderir.

Öbek fiiller

figures out: bilgiyi işleyerek bir yanıta ulaşmak

Figures out, figure out öbek fiilinin geniş zamanda üçüncü tekil kişi biçimidir. Düşünerek, verileri kontrol ederek veya bilgiyi işleyerek bir yanıta ulaşmak anlamına gelir. Burada ağ, konum verilerinden en yakın kuleyi belirler. which tower you're closest to gömülü sorusu, figures out ifadesinin nesnesidir. Gömülü sorularda düz cümle söz dizimi kullanılır: which tower you're closest to denir, which tower are you closest to denmez.

Alıştırma

Şu durumu okuyun: The navigation app analyzes the map and determines the safest route. determines yerine hangi ifade doğal biçimde kullanılabilir?

  1. figures out
  2. looks out for
  3. finds out from someone
Cevabı göster

figures out

Dilbilgisi

which tower you're closest to: dolaylı soruda sözcük dizilişi

Cümlede which tower you're closest to, ağın belirlediği bilinmeyen bilgidir. figures out fiilinin nesnesi görevindeki gömülü bir wh-soru yan cümlesidir; bu nedenle bildirme cümlesi dizilişini korur: özne ve fiil you're ... biçiminde kalır, are you ... devrikliği yapılmaz. to edatı closest to yapısının parçasıdır. Edatın nesnesi olan which tower gömülü yan cümlenin başına taşınır: you're closest to which tower → which tower you're closest to.

Alıştırma

Gömülü soru için doğru sözcük dizilişine sahip tamamlamayı seçin: The app can figure out ___.

  1. are you closest to which station
  2. which station you're closest to
  3. which station are you closest to
Cevabı göster

which station you're closest to

Once at the tower nearest you, Dilbilgisi

2:28

Sinyal size en yakın kuleye ulaştığında,

it's converted back to a radio signal that can be picked up by the antenna in your phone.

2:30

telefonunuzdaki antenin alabileceği bir radyo sinyaline geri dönüştürülür.

Dilbilgisi

Once at the tower nearest you: kısaltılmış zaman yan cümlesi

Burada Once, “... olur olmaz” ya da “... olduğunda” anlamındadır; “bir kez” ya da “eskiden” anlamında değildir. Once at the tower nearest you kısaltılmış bir zaman yan cümlesidir: Once [the signal is] at the tower nearest you. Atılan özne ve be biçimi, ana cümledeki ve signal sözcüğünü gösteren it üzerinden tamamlanır. Once + edat öbeğinden oluşan bu kısa yapı, ilk koşul sağlandıktan sonra bir sonraki adımın gerçekleştiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi Once ile başlayan ve “paket kontrol noktasına gelir gelmez” anlamına gelen kısaltılmış bir zaman girişiyle tamamlayın: ____, the package is scanned for damage.

Cevabı göster

Once at the checkpoint

This all happens in seconds.

2:34

Bunların hepsi saniyeler içinde gerçekleşir.

Interestingly, traditional SMS text traffic actually peaked in 2011. Kelime

2:36

İlginçtir ki geleneksel SMS trafiği aslında 2011'de zirveye ulaştı.

Kelime

peaked in 2011: 2011'de en yüksek noktaya ulaşmak

Veri ve eğilim anlatımlarında peaked, “en yüksek düzeyine ulaştı” demektir. Bu cümle, geleneksel SMS trafiğinin yalnızca artmadığını, 2011'de en yüksek seviyesine ulaştığını söylüyor. Peak burada geçişsiz bir fiildir, bu nedenle doğrudan nesne almaz. Bir yılın veya dönemin önünde peak in, bir sayının veya ölçülen seviyenin önünde ise peak at kullanılır.

Alıştırma

Peak in ifadesindeki fiili geçmiş zamana çevirerek cümleyi tamamlayın: The museum's monthly visits reached their highest level in July. They ____ July.

Cevabı göster

peaked in

Now,

2:42

Artık,

most people send messages via internet services.

2:42

çoğu insan mesajlarını internet hizmetleri üzerinden gönderiyor.

In fact,

2:45

Hatta,

last year WhatsApp overtook traditional SMS Kelime

2:45

geçen yıl WhatsApp, geleneksel SMS'i geride bırakıp

as the number one handler of text messaging,

2:48

kısa mesajlaşmada bir numaralı hizmet oldu;

managing 30 billion messages sent every day Kelime

2:51

her gün gönderilen 30 milyar mesajı

all around the world.

2:53

dünyanın dört bir yanında işliyor.

Kelime

overtook traditional SMS: sıralamada geleneksel SMS'in önüne geçmek

Overtook, overtake fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Sıralama veya miktar karşılaştırmalarında A overtook B, A'nın önce B'nin gerisindeyken daha sonra önüne geçtiği anlamına gelir. Burada WhatsApp, işlenen mesaj sayısında geleneksel SMS'in önüne geçmiştir. Bu kullanım mecazidir. Aynı fiil bir aracı fiziksel olarak geçmek anlamına da gelebilir; ancak hizmetler, şirketler, takımlar veya teknolojilerle genellikle konum ya da performans değişimini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle bir hizmetin sıralamada başka bir hizmetin önüne geçtiğini gösterir?

  1. By June, StreamBox remained behind ViewNow in total subscribers.
  2. By June, StreamBox overtook ViewNow in total subscribers.
  3. By June, StreamBox matched ViewNow in total subscribers.
Cevabı göster

By June, StreamBox overtook ViewNow in total subscribers.

Kelime

managing 30 billion messages: 30 milyar mesajı işlemek

Burada managing, “ele almak veya işlemek” anlamındadır. WhatsApp her gün 30 milyar mesajı işleyen hizmettir; mesajları göndermeyi ancak güçlükle başardığı anlamına gelmez. -ing yapısındaki managing 30 billion messages ifadesi, WhatsApp’ın faaliyet ölçeği hakkında ek bilgi verir. Manage bu anlamda doğrudan bir nesne alır: manage messages, traffic, requests veya accounts.

Alıştırma

“The platform is managing millions of requests every hour” cümlesinde managing ne anlama gelir?

  1. her isteği elle yazmak
  2. istekleri ele almak veya işlemek
  3. istekleri göndermeyi ancak güçlükle başarmak
Cevabı göster

istekleri ele almak veya işlemek

And if you're sending those messages across the world,

2:55

Üstelik bu mesajları dünyanın öbür ucuna gönderiyorsanız,

it's actually sent via a giant cable that runs across the ocean floor. Kelime

2:57

aslında okyanus tabanı boyunca uzanan dev bir kablo üzerinden iletilir.

Kelime

runs across the ocean floor: okyanus tabanı boyunca uzanır

Burada runs across, “bir alanın bir tarafından diğer tarafına uzanır” anlamındadır. Özne bir kablo olduğu için runs fiziksel olarak koşmayı değil, kablonun güzergâhını veya konumunu anlatır. İngilizcede bir kablonun, yolun, borunun, nehrin veya sınırın nereden geçtiği anlatılırken run genellikle cansız bir özneyle kullanılır. Across bir alan boyunca uzanmayı vurgular; the ocean floor okyanusun dibidir.

Alıştırma

Hangi cümlede run across bir şeyin güzergâhını anlatır?

  1. A fiber-optic line runs across the desert.
  2. I ran across an old class photo yesterday.
  3. The athlete runs across the field every morning.
Cevabı göster

A fiber-optic line runs across the desert.

In fact,

3:01

Aslında,

99% of all international data is sent via undersea cables.

3:02

tüm uluslararası verilerin %99'u deniz altı kablolarıyla gönderilir.

So,

3:06

Peki,

what does the future of messaging look like? Deyimler

3:07

mesajlaşmanın geleceği nasıl görünüyor?

Deyimler

What does the future of messaging look like?: mesajlaşmanın geleceğinin nasıl olacağını sormak

Bu soruda “What does X look like?”, X’in görsel olarak neye benzediğini değil, şimdi veya gelecekte nasıl bir biçim, özellik ya da genel yön kazanacağını sorar. Burada konuşmacı, mesajlaşmanın gelecekte nasıl gelişebileceğini öğrenmek istiyor. “What does the future of X look like?” kalıbı, bir alanın geleceğine ilişkin açıklama veya tahmin istemek için kullanılabilir. Yanıt, olası değişimleri, koşulları ya da ihtimalleri anlatmalıdır.

Alıştırma

Bir alanın nasıl gelişebileceğini sormak için kullanılan kalıpla soruyu tamamlayın: “What ____ the future of education ____ like?”

Cevabı göster

does · look

We're currently in the fourth generation of mobile communication networks with 5G on the horizon, Deyimler

3:08

Şu anda 5G ufukta görünürken mobil iletişim ağlarının dördüncü neslindeyiz,

Deyimler

on the horizon: beklenen ancak henüz gerçekleşmemiş olan

“On the horizon”, nispeten yakın bir gelecekte ortaya çıkması beklenen veya muhtemel bir şeyi anlatan mecazi bir ifadedir. Cümlenin sözünü ettiği dönemde 5G, tamamen kullanıma sunulmuş değil, yaklaşmakta olan bir teknoloji olarak gösteriliyor. İfade, uzaktaki ufuk çizgisinde yeni görünmeye başlayan bir şey imgesine dayanır. Beklentiyi anlatır ancak genellikle kesin bir geliş tarihi ya da garanti vermez.

Alıştırma

Tahmini “yakın gelecekte gelmesi beklenen” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: “With battery costs falling, cheaper electric cars may be ____.”

Cevabı göster

on the horizon

and it's actually been projected that the technology for phones embedded in our bodies Dilbilgisi

3:13

hatta vücudumuza yerleştirilen telefonlara yönelik teknolojinin

can be available as soon as 2023. Kelime

3:18

2023 gibi yakın bir tarihte kullanıma sunulabileceği öngörülüyor.

Dilbilgisi

it's actually been projected that: present perfect edilgen aktarım yapısı

Bu cümlede it's, it has biçiminin kısaltmasıdır; dolayısıyla yapı it has actually been projected that + yan cümledir. It belirli bir şeyi göstermeyen biçimsel öznedir; tahmini kimin yaptığını belirtmeden edilgen biçimde aktarmayı sağlar. Present perfect yapıdaki been projected, tahminin daha önce yapılmış ve mevcut tartışma açısından hâlâ ilgili olduğunu gösterir. Kanıtlanmış bir olguyu ya da zaten gerçekleşmiş bir sonucu değil, bir beklentiyi aktarır.

Alıştırma

Örnekte it's actually been projected that hangi biçimin kısaltmasıdır ve ne anlatır?

  1. It has actually been projected that; belirtilmeyen bir kaynak tahmini yaptı.
  2. It actually projected that; tahmini teknolojinin kendisi yaptı.
  3. It is actually projected that; tahmin zaten gerçekleşti.
Cevabı göster

It has actually been projected that; belirtilmeyen bir kaynak tahmini yaptı.

Kelime

as soon as 2023: mümkün olan en erken tarih

Burada as soon as ifadesinden sonra bir yıl geldiği için anlamı as early as, yani “en erken”dir. 2023 mümkün olan en erken tarih olarak sunulur ve bunun insanların beklediğinden daha erken olabileceği vurgulanır. Bu, iki olayı bağlayan as soon as + özne + fiil bağlaç kalıbı değildir. Cümle bir öngörü aktardığı ve can kullandığı için tarih yalnızca bir olasılıktır; teknolojinin 2023'te kullanılabilir hâle geldiğini söylemez.

Alıştırma

“The treatment could be available as soon as 2028.” İngilizce cümlesinde as soon as 2028 ne anlama gelir?

  1. 2028, kullanılabilirlik için mümkün olan en erken tarihtir.
  2. Tedavinin 2028'de kullanılabilir olacağı garantidir.
  3. Tedavi, 2028 sona erdikten hemen sonra kullanılabilir olacaktır.
Cevabı göster

2028, kullanılabilirlik için mümkün olan en erken tarihtir.

While only a few decades ago, Anlatım akışı

3:20

Oysa sadece birkaç on yıl önce,

it may have taken months to send a love letter, Dilbilgisi

3:22

bir aşk mektubu göndermek aylar sürebiliyordu;

Dilbilgisi

may have taken months to send: geçmişe yönelik temkinli bir tahmin

May have + geçmiş zaman ortacı, geçmişteki bir durum hakkında kesin olmayan bir değerlendirme ifade eder. Burada taken, take fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; months ise tahmin edilen süreyi belirtir. Yani konuşan kişi, bir aşk mektubu göndermenin birkaç ay gerektirmiş olabileceğini düşünüyor. Bu yapı, günümüze kadar devam eden bir eylemi anlatmaz ve buradaki may izin anlamına gelmez. Geçmişteki bir gerçek tam olarak bilinmediğinde ve onu temkinli biçimde sunmak istediğinizde may have + geçmiş zaman ortacı kullanın.

Alıştırma

Geçmişteki bir süre hakkında temkinli bir tahmin yapmak için may have ve take fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanın. Cümleyi tamamlayın: The old sea journey ____ three days.

Cevabı göster

may have taken

in just a few years,

3:24

ancak sadece birkaç yıl içinde,

you may be able to simply think of your loved one Notlar

3:25

yalnızca sevdiğiniz kişiyi düşünerek

Dilbilgisi

may be able to: belirsiz beceri veya olasılık

Bu tahminde may, düşüncenin mümkün ama kesin olmadığını gösterir. Be able to, “bir şeyi yapma becerisine veya fırsatına sahip olmak” demektir; bu nedenle may be able to think, kişinin bu beceriye sahip olmasının mümkün olduğunu anlatır. Kesin olmayan bir beceri ya da yapılabilirlik için may + be able to + fiilin yalın hâli kullanılır. İngilizcede may ile can normalde art arda kullanılmaz; may’den sonra be able to gelir. Anlamın şimdiki zamana mı yoksa geleceğe mi ait olduğunu bağlam belirler.

Alıştırma

Belirsiz bir beceri belirtmek için bu açıklamadaki üç sözcüklü yapıyla İngilizce cümleyi tamamlayın: If the road clears, we ____ reach the cabin before dark.

Cevabı göster

may be able to

Kelime

your loved one: sizin için özel ve değerli biri

A loved one; bir aile üyesi, eş ya da partner veya çok yakın başka biri gibi, derinden değer verdiğiniz kişidir. Your loved one ifadesinde your, bu kişiyi dinleyen kişiyle ilişkilendirir. İfade, ilişkinin tam olarak ne olduğunu belirtmez ve sıcak bir tını taşır. Önemli bir kişisel bağı adlandırır; “şu anda sevilmekte olan kişi” anlamında edilgen bir eylem değildir.

Alıştırma

Bir hastane duyurusunda “You may bring one loved one with you.” yazıyor. loved one kimi anlatabilir?

  1. Yalnızca sizinle aynı evde yaşayan biri
  2. Yakın bir aile üyesi, partner veya derinden değer verdiğiniz başka biri
  3. Yalnızca romantik bir partner
Cevabı göster

Yakın bir aile üyesi, partner veya derinden değer verdiğiniz başka biri

and send them a message to let them know you care. Kalıp ifadeler

3:27

ona değer verdiğinizi anlatan bir mesaj gönderebilirsiniz.

Anlatım akışı

While only a few decades ago ... in just a few years ile zaman çerçevelerini karşılaştırma

Bu cümlede while, ‘…… sırasında’ anlamına gelmez. Önce daha eski durumu sunar, ardından bunu gelecekteki bir olasılıkla karşılaştırır. Virgül, baştaki bu zaman çerçevesini cümlenin ana bölümünden ayırır. only a few decades ago ve in just a few years zaman ifadeleri, dinleyiciyi geçmişten yakın geleceğe taşır. Bu düzen, değişimin hızını ve büyüklüğünü ana fikir hâline getirir. Gelecek kısmında may kullanıldığı için anlatılan şey kesinlik değil, hâlâ bir tahmindir.

Alıştırma

Hangi cümlede while, geçmiş ile gelecek arasında açık bir karşıtlık kurmak için kullanılmıştır?

  1. While only a decade ago the school used paper maps, in just a few years students may tour places in virtual reality.
  2. The school used paper maps, and students may use new tools soon.
  3. While the class was drawing maps, the teacher opened a window.
Cevabı göster

While only a decade ago the school used paper maps, in just a few years students may tour places in virtual reality.

Kalıp ifadeler

let them know you care: let someone know + yan cümle kalıbı

let them know you care ifadesinde let them know, “onlara haber vermek” ya da “anlamalarını sağlamak” demektir. Birine bilgi vermenin nötr ve çoğu zaman yumuşak bir yoludur. Mesaj göndermek bilginin iletilme şeklidir; you care ise anlamaları istenen içeriktir. Burada care, onları önemsediğiniz anlamına gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp let + kişi + know + bilgiyi veren yan cümle şeklindedir. That kullanılabilir veya atılabilir: let me know (that) you arrived. Burada let, olağan “izin vermek” anlamında değildir. Bilgiyi veren yan cümle about kullanılmadan doğrudan know’dan sonra gelir.

Alıştırma

Cümleyi “ona haber vermek” anlamındaki let ... know ifadesiyle tamamlayın: If the address changes, please ____ right away.

Cevabı göster

let him know

We tackle humanity's new forms of communication

3:29

İnsanlığın yeni iletişim biçimlerini

in the science of emojis over on AsapTHOUGHT,

3:32

AsapTHOUGHT'taki “Emojilerin Bilimi” videosunda ele alıyoruz;

how they're often misinterpreted,

3:35

emojilerin neden sık sık yanlış anlaşıldığını

and how to use them properly.

3:36

ve onları doğru biçimde nasıl kullanacağınızı anlatıyoruz.

Check it out with the link in the description.

3:38

Açıklamadaki bağlantıya tıklayıp izleyin.

And subscribe for more weekly science videos.

3:39

Her hafta yeni bilim videoları için abone olun.