İnsanlar matematik konusunda neden bu kadar endişeleniyor? - Orly Rubinsten: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, matematik kaygısının fiziksel stres belirtilerine yol açıp çalışma belleğini nasıl tükettiğini, yetişkinlerin tutumlarının ve yüksek baskılı ortamların bu kaygıyı neden güçlendirebildiğini anlatıyor. Ayrıca gevşeme, deneyimi yeniden değerlendirme, gelişim zihniyeti ve destekleyici öğretimin nasıl yardımcı olabileceğini gösteriyor. Sonuçta kaygının matematik yeteneğini yansıtmadığını ve zamanla aşılabileceğini vurguluyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. get butterflies in your stomach — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu gündelik ifadenin gerçek kelebeklerden değil, gerginliğin midede yarattığı huzursuz fiziksel histen söz ettiğini kavrayın; sınavlar ve diğer stresli durumlar hakkında konuşurken doğal biçimde kullanın. 2. eats up working memory, — Phrasal Verbs: eat up ifadesinin sınırlı bir kaynağın büyük bölümünü mecazen tüketmek anlamına geldiğini anlayın. Böylece kaygının performansı bozma mekanizmasını takip edebilir ve ifadeyi zaman, para, enerji ya da kapasite gibi kaynaklara aktarabilirsiniz. 3. the growth mindset. — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: Yeteneklerin öğrenme ve çabayla gelişebileceği inancını anlatan bu psikoloji ve eğitim terimini öğrenin. Matematik yeteneğini sabit değil değişebilir gören önerileri anlamanıza ve inançların kararlılığı nasıl etkilediğini tartışmanıza yardımcı olur.
Bu derste
When French mathematician Laurent Schwartz was in high school,
0:06Fransız matematikçi Laurent Schwartz lisedeyken,
he started to worry that he wasn't smart enough to solve math problems. Dilbilgisi
0:10matematik problemlerini çözmek için yeterince zeki olmadığı konusunda endişelenmeye başladı.
wasn't smart enough to solve: sıfat + enough + to-infinitive
Sıfat + enough + to + fiilin yalın hâli yapısında enough sıfattan sonra gelir ve eylem için gereken dereceyi gösterir. Smart enough to solve, bir şeyi çözmek için gereken yeteneğe sahip olmak demektir. Olumsuz wasn't ... enough to solve biçimi, gereken derecenin eksik olduğunu belirtir. Burada onun kendi yeteneğiyle ilgili kaygısını aktarır; gerçekten bu yetenekten yoksun olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Tall sıfatını ve not ... enough to reach kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The shelf is too high for Ben. Ben is ____ it.
Cevabı göster
not tall enough to reach
You sit down to take a math test and you feel your heart beat faster Dilbilgisi
0:16Bir matematik sınavına girmek için oturursunuz ve kalbinizin daha hızlı attığını hissedersiniz
feel your heart beat: feel + nesne + fiilin yalın hâli
feel + nesne + fiilin yalın hâli kalıbında nesne, hareketini doğrudan algıladığınız kişi veya şeydir. feel your heart beat ifadesinde your heart nesne, beat ise fiilin yalın hâlidir. Bu algı kalıbında beat önüne to gelmez. Faster, beat fiilini niteler; dolayısıyla ifadenin tamamı kalbin daha hızlı attığını doğrudan hissetmek anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle feel + nesne + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanıyor?
- We felt the building to shake.
- We felt the building shake.
- We felt the building shook.
Cevabı göster
We felt the building shake.
You get butterflies in your stomach and you can't concentrate. Deyimler
0:22Midenizde kelebekler uçuşur ve konsantre olamazsınız.
get butterflies in your stomach: heyecandan karnında kelebekler uçuşması
Get butterflies in your stomach, gerginlik veya heyecan nedeniyle midede kanat çırpıyormuş gibi bir his duymak demektir. Butterflies hayalîdir; get ise burada hissetmeye başlamak veya yaşamak anlamına gelir. Bu cümlede deyim, kaygının bedensel bir belirtisini anlatır. can't concentrate ile birlikte, gerginliğin hem bedeni hem de dikkati etkilediğini gösterir.
Alıştırma
Gerginliği butterflies ile anlatan deyimi tam olarak tamamlayın: Before my piano recital, I get ____.
Cevabı göster
butterflies in my stomach
is called math anxiety: bir olguyu be called ile adlandırmak
subject + be called + name kalıbı, bir kişiye, şeye, sürece veya fikre hangi adın verildiğini anlatır. Özne adı alan taraftır; bu nedenle be called edilgen yapıdadır. Burada This phenomenon, math anxiety etiketini alır. Bu yapıda called, adlandırılmış veya olarak bilinen demektir; telefonla aranmış anlamına gelmez. Aynı kalıp açıklamalarda yeni terimleri tanıtabilir: This process is called ...
Alıştırma
Cümleyi call fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: This three-sided shape ____ a triangle.
Cevabı göster
is called
'you're not alone': ortak bir deneyim üzerinden güven vermek
Burada matematik kaygısından söz edildikten sonra you're not alone, başka birçok kişinin de benzer bir deneyim yaşadığını belirterek dinleyiciye güven verir. Ana anlam, başka birinin fiziksel olarak yanında bulunması değildir. Bu ifade duygusal destek sağlar: sorunu paylaşılan ve anlaşılabilir bir deneyim olarak gösterip yalnızlık veya utanç hissini azaltır.
Alıştırma
Bu cümlede konuşmacı you're not alone diyerek ne yapıyor?
- Dinleyiciyi bir yere yalnız gitmemesi için uyarmak.
- Odada fiziksel olarak başka birinin bulunduğunu söylemek.
- Birçok kişinin aynı deneyimi paylaştığını belirterek dinleyiciye güven vermek.
Cevabı göster
Birçok kişinin aynı deneyimi paylaştığını belirterek dinleyiciye güven vermek.
Researchers think about 20% of the population suffers from it. Kalıp ifadeler
0:32Araştırmacılar nüfusun yaklaşık %20'sinin bu sorundan muzdarip olduğunu düşünüyor.
'suffers from it': suffer from + durum veya sorun kalıbı
suffers from it ifadesindeki it, daha önce sözü edilen matematik kaygısını belirtir. suffer from + bir durum veya sorun kalıbı, o durum nedeniyle sıkıntı ya da zorluk yaşamak anlamına gelir. From bu fiil kalıbının bir parçasıdır; burada sıradan bir kaynak anlamı taşımaz. Bu ifade genellikle durumun gerçek bir olumsuz etkisi olduğunu vurgular.
Alıştırma
Vurgulanan kalıbın doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: Maya ____ severe allergies every spring.
Cevabı göster
suffers from
Some psychologists even consider it a diagnosable condition. Kelime
0:37Bazı psikologlar bunu teşhis edilebilir bir durum olarak bile görüyorlar.
a diagnosable condition: bir uzmanın teşhis edebileceği durum
Burada a diagnosable condition, uzmanların teşhis yoluyla belirleyebileceği psikolojik veya sağlıkla ilgili bir durum anlamına gelir. Diagnosable, condition sözcüğünü niteler; bu nedenle ifade yalnızca a problem demekten daha resmîdir. Sağlık ve psikoloji bağlamlarında condition, “gereklilik” değil, “durum” veya “rahatsızlık” anlamına gelir. Bu ifade, matematik kaygısını yalnızca günlük bir gerginlik olarak değil, bazı psikologların profesyonel olarak değerlendirebileceği bir durum olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede a diagnosable condition ne anlama geliyor?
- Bir şey gerçekleşmeden önce karşılanması gereken bir gereklilik.
- Asla profesyonel olarak değerlendirilemeyecek geçici bir duygu.
- Bir uzmanın teşhis yoluyla belirleyebileceği sağlıkla ilgili veya psikolojik bir durum.
Cevabı göster
Bir uzmanın teşhis yoluyla belirleyebileceği sağlıkla ilgili veya psikolojik bir durum.
But having mathematical anxiety doesn't necessarily mean you're bad at math. Kalıp ifadeler
0:42Ancak matematik kaygısına sahip olmak, matematikte kötü olduğunuz anlamına gelmez.
doesn't necessarily mean you're bad at math: matematikte mutlaka kötü olduğun anlamına gelmez
Doesn't necessarily mean, sonucun mümkün olabileceğini ancak kesin ya da otomatik olmadığını anlatır. Bu cümlede bir kişi matematik kaygısı yaşasa da matematikte başarılı olabilir. X doesn't necessarily mean Y kalıbı aşırı genellemeleri düzeltmek için kullanışlıdır. İki şey arasındaki bağın gücünü sınırlar; X ile Y arasında hiçbir zaman bağlantı olamayacağını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi “otomatik olarak göstermez” anlamındaki üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: One low score ____ you are bad at the subject.
Cevabı göster
doesn't necessarily mean
Not even close: doğruya hiç yakın değil
Not even close, önceki tahminin veya iddianın doğru olmaktan çok uzak olduğunu belirtir. Buradaki close, fiziksel yakınlığı değil, “gerçeğe ya da doğru cevaba yakın olmayı” anlatır. Bu ifade tek başına tam bir cevap olabilir. Not even olumsuzluğu güçlendirir: söz konusu fikir doğruya yaklaşmış bile değildir.
Alıştırma
Bir arkadaşın 200 dolarlık bir ceketin 20 dolar olduğunu tahmin ediyor. Hangi cevap bu tahminin doğrudan çok uzak olduğunu güçlü biçimde belirtir?
- Not even close.
- Very close.
- That's about right.
Cevabı göster
Not even close.
went on to win: daha sonraki bir başarı
went on to win, go on to + fiilin yalın hâli yapısının geçmiş zaman biçimidir. Kazanmayı zaman çizelgesinde daha sonraya yerleştirir: hikâyenin önceki bölümünden sonra Laurent Schwartz Fields Madalyası'nı kazanmıştır. Burada go on fiziksel hareket anlatmaz. to alan mastar, daha sonra gerçekleşen yeni bir eylemi veya sonucu tanıtır; bu nedenle yapı biyografilerde ve yaşam öykülerinde yaygındır.
Alıştırma
Kariyer zaman çizelgesini go on to become ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: After working as an assistant, Maya ____ the department director.
Cevabı göster
went on to become
the Fields Medal, the highest award in mathematics: ödülü açıklayan appozisyon
Fields Madalyası, matematik dünyasının en saygın ödüllerinden biridir. Bu arka plan, Schwartz'ın daha sonra bu alanda en üst başarı düzeyine ulaştığını gösterir. Virgülden sonraki the highest award in mathematics isim öbeği, önceki adı açıklayan bir appozisyondur. Başka bir madalyadan ya da olaydan söz etmek yerine ödül hakkında kısa bir açıklama verir.
Alıştırma
the highest award in mathematics ifadesinin cümledeki görevi nedir?
- Bir matematik problemini açıklar.
- Laurent Schwartz'ın kazandığı ikinci bir ödülün adını verir.
- Fields Madalyası'nın neden önemli olduğunu açıklar.
Cevabı göster
Fields Madalyası'nın neden önemli olduğunu açıklar.
People might think that they're anxious about math because they're bad at it. Kalıp ifadeler
0:53İnsanlar, matematikte kötü oldukları için matematikten kaygı duyduklarını düşünebilirler.
anxious about math: anxious about + konu
anxious about math, matematik konusunda endişeli veya huzursuz olmak demektir. anxious sıfatı duyguyu anlatır, about ise bu endişenin konusunu belirtir. Yapı anxious about + isim, zamir veya -ing biçimidir. Burada math kaygının konusudur; bu ifade tek başına kişinin matematikte kötü olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi anxious ve doğru edatla tamamlayın: Leo feels ____ tomorrow's math test.
Cevabı göster
anxious about
the other way around: bir ilişkiyi tersine çevirmek
The other way around, bir ilişkinin tersine döndüğü anlamına gelir. Burada tersine dönen ilişki neden ve sonuçtur: matematikteki düşük performansın kaygıya yol açması yerine, kaygı matematikteki performansın düşmesine yol açar. Önceki düşüncede iki olası yön, sıra veya rol varsa ve gerçek yönün bunların tersi olduğunu söylemek istiyorsanız bu ifadeyi kullanın. Bu cümlede fiziksel olarak arkanı dönmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Rollerin tersine döndüğünü belirten bu dersteki dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: I thought Rosa was calling Amir, but it was ____.
Cevabı göster
the other way around
They're doing poorly in math because they're anxious about it. Dilbilgisi
0:59Matematikten kaygı duydukları için matematikte kötü performans gösterirler.
doing poorly in ... because ...: sonuç ve neden
Doing poorly in math, matematikte düşük sonuçlar almak veya kötü performans göstermek anlamına gelir. Poorly, nasıl performans gösterdiklerini anlatan bir zarftır. because ile başlayan yan cümle nedeni verir: matematik konusunda kaygılı oldukları için matematik performansları düşer. anxious about it içindeki it, math sözcüğüne gönderme yapar. Kötü performansı because sonrasına koymak neden-sonuç iddiasını tersine çevirir.
Alıştırma
Hangi cümlede kaygı neden, matematikteki kötü performans ise sonuçtur?
- They're doing poorly in math because they're anxious about it.
- They're anxious about math because they're doing poorly in it.
- They're doing poorly in math, and they're anxious about it.
Cevabı göster
They're doing poorly in math because they're anxious about it.
Some psychologists think that's because math anxiety decreases a cognitive resource called working memory. Kelime
1:03Bazı psikologlar bunun nedeninin, matematik kaygısının çalışma belleği adı verilen bilişsel bir kaynağı azaltması olduğunu düşünüyor.
a cognitive resource called working memory: çalışma belleği adı verilen bilişsel bir kaynak
Çalışma belleği, bilgiyi kullanırken veya değiştirirken kısa süreliğine tutan, kapasitesi sınırlı bir zihinsel sistemdir. Örneğin bir hesaplama sırasında bir sayıyı akılda tutarken çalışma belleği kullanılır. Bu cümlede ona bilişsel kaynak denmesi, bir görev için kullanılabilen zihinsel kapasite olduğu anlamına gelir. a cognitive resource called working memory yapısı önce bunun ne tür bir şey olduğunu belirtir, ardından called ile teknik adını tanıtır. Burada working, terimin sabit bir parçasıdır; belleğin çalışmakta olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Notta yer alan iki sözcüklü psikoloji terimiyle İngilizce cümleyi tamamlayın: The mental system that briefly holds and works with information is called ____.
Cevabı göster
working memory
That's the short-term memory system
1:09Bu, bir görevi tamamlamak için ihtiyacınız olan bilgileri organize etmenize yardımcı olan
that helps you organize the information you need to complete a task.
1:11kısa süreli bellek sistemidir.
Worrying about being able to solve math problems or not doing well on a test eats up working memory, Öbek fiiller
1:15Matematik problemlerini çözüp çözemeyeceğiniz veya bir sınavda başarılı olup olamayacağınız konusunda endişelenmek çalışma belleğini tüketir,
eats up working memory: çalışma belleğinin büyük kısmını tüketmek
Eat up, sınırlı bir kaynağın büyük bir miktarını kullanmak veya ortadan kaldırmak anlamına gelen bir öbek fiildir. eats up working memory ifadesinde anlam mecazidir: kaygı, aksi hâlde problem çözmek için kullanılabilecek zihinsel kapasiteyi kaplar. Özne, Worrying about ... ifadesinin tamamıdır. Bu nedenle geniş zamandaki fiil tekil biçim olan eats up şeklindedir. Aynı anlam time, money, energy, storage space ve attention gibi kaynaklarla da kullanılabilir.
Alıştırma
Eat up öbek fiilini doğru biçimde kullanın: This app ____ battery power quickly.
Cevabı göster
eats up
leaving less of it available to tackle the math itself. Dilbilgisi
1:21böylece matematiğin kendisiyle uğraşmak için daha azını kullanılabilir hale getirir.
leaving less of it available to tackle the math: sonucu gösteren bir -ing yan cümlesi
leaving ile başlayan -ing yan cümlesi, hemen önce anlatılan eylemin sonucunu gösterir. Burada leave, “uzaklaşmak” değil, “bir şeyi belirli bir durumda bırakmak” anlamındadır. leave + miktar/nesne + available + to + fiil yapısında it çalışma belleğine gönderme yapar; to tackle the math ise bu belleğin ne için kullanılacağını belirtir. Başka durumlara aktarılabilecek fikir şudur: Önceki bir eylem bir kaynağı kullanır ve sonraki görev için bu kaynaktan daha az miktarda kalmasına yol açar.
Alıştırma
Vurgulanan -ing ifadesi neyi gösteriyor?
- Daha sonra gerçekleşen ilgisiz bir eylemi anlatmaya başlar.
- Önceki bir eylemin sonucunu gösterir.
- Birinin matematik sınıfından yürüyerek çıktığını söyler.
Cevabı göster
Önceki bir eylemin sonucunu gösterir.
People can suddenly struggle with even basic math skills Kalıp ifadeler
1:24İnsanlar aniden normalde ustalaştıkları aritmetik gibi
like arithmetic that they've otherwise mastered. Kelime
1:28temel matematik becerilerinde bile zorlanabilirler.
struggle with even basic math skills: temel becerilerde bile zorlanmak
Struggle with + isim veya isim öbeği, bir görevi, beceriyi ya da sorunu zor bulmak anlamına gelir. Burada temel matematik becerilerini kullanmakta zorlanmayı anlatır; fiziksel bir kavgayı anlatmaz. Even vurgu ekler ve durumun şaşırtıcı olduğunu gösterir. Zorluk yalnızca güç ya da tanıdık olmayan matematik konularını değil, kişinin önceden öğrendiği temel becerileri de etkileyebilir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrenilen ve “bir şeyi zor bulmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After missing several lessons, Leo began to ____ fractions.
Cevabı göster
struggle with
they've otherwise mastered: otherwise ile “normal koşullarda” anlamı
they've otherwise mastered ifadesinde otherwise, “normal veya başka koşullarda” anlamına gelir. Mastered sözcüğünü niteler: söz konusu aritmetiği zaten öğrenmişlerdir ve normalde yapabilirler. Bu kullanım, istisnai bir durumla olağan durumu karşılaştırır. Burada kaygı, normalde sahip oldukları bir beceriyi kullanmalarını engelleyebilir; otherwise “yoksa” anlamına gelmez.
Alıştırma
“Anxiety can disrupt arithmetic that they've otherwise mastered,” cümlesindeki otherwise mastered ne anlama gelir?
- Normal koşullarda bunu öğrenmişlerdir.
- Bunu öğrenmek zorundadırlar, yoksa kötü bir şey olur.
- Bunu daha önce hiç öğrenmemişlerdir.
Cevabı göster
Normal koşullarda bunu öğrenmişlerdir.
Academic anxiety certainly isn't limited to math, Kalıp ifadeler
1:31Akademik kaygı elbette matematikle sınırlı değildir,
but it does seem to happen much more frequently Dilbilgisi
1:35ancak o derste çok daha sık gerçekleşiyor
isn't limited to math: kapsamı matematiğin ötesine genişletmek
Be limited to + bir isim, bir kapsamın sınırını belirtir. Olumsuz biçim olan isn't limited to math, akademik kaygının görüldüğü tek dersin matematik olmadığı anlamına gelir. İfade önce matematiği ana örnek olarak korur, ardından iddiayı diğer dersleri de kapsayacak şekilde genişletir. Matematikte böyle bir sorun olduğunu inkâr etmez.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “yalnızca ... yerde meydana gelmez” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: This problem ____ large cities.
Cevabı göster
isn't limited to
does seem to happen much more frequently: vurgulu does
Buradaki does, olumlu bir cümlede kullanılan vurgulu do biçimidir. Ardından seem fiilinin yalın hâli gelir ve iddiayı güçlendirir: Bu durum gerçekten çok daha sık yaşanıyor gibi görünmektedir. Ancak seem, bunun kesin bir gerçek değil, temkinli bir gözlem olduğunu göstermeye devam eder. does seem birlikte kullanıldığında belirsizliğe yer bırakırken eğilim vurgulanabilir.
Alıştırma
Hangi cümle temkinli bir gözlemde bulunurken kanıtların bunu desteklediğini açıkça vurgular?
- The new plan seems to help.
- The new plan does seems to help.
- The new plan does seem to help.
Cevabı göster
The new plan does seem to help.
So why would that be?: bir gözlemden nedenine geçiş
So, soruyu az önce belirtilen gözleme bağlar; that ise durumun tamamına gönderme yapar. Soru bir köprü görevi görür: gözlem aşamasını bitirir ve olası nedenlerin açıklanacağı bölümü başlatır. Buradaki would, belirli bir if koşulunu ifade etmez. Soruya araştırıcı ve biraz temkinli bir ton vererek dinleyicileri durumun neden ortaya çıkmış olabileceğini düşünmeye davet eder.
Alıştırma
Bir konuşmacı "The plants near the window grew twice as fast. So why would that be?" diyor. Bu soru ne işe yarar?
- Gözlemlenen sonuçtan olası nedenlere geçer.
- Konuyu ilgisiz bir soruya çevirir.
- Başka açıklama yapmadan nihai bir sonuç sunar.
Cevabı göster
Gözlemlenen sonuçtan olası nedenlere geçer.
but some studies suggest that the way children are exposed to math Kalıp ifadeler
1:44ancak bazı araştırmalar, çocukların matematik ile tanışma biçimlerinde
by their parents and teachers play a large part. Kalıp ifadeler
1:47ebeveynlerinin ve öğretmenlerinin büyük bir rol oynadığını öne sürüyor.
be exposed to math: bir ders olarak matematikle temas etmek
Be exposed to something, bir şeyle karşılaşmak veya onu kişinin deneyiminin bir parçası hâline getirmek anlamına gelir. Burada are exposed to math, çocukların anne babaları ve öğretmenlerinin söyledikleri ve yaptıkları aracılığıyla matematikle nasıl karşılaştığını anlatır. Exposed sözcüğü kendiliğinden tehlike anlamı taşımaz. Dersler, diller, fikirler veya kültürlerle kullanıldığında ifade genellikle nötrdür ve kişinin aldığı deneyim ya da girdiye odaklanır.
Alıştırma
“Temas etmek” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: At the science center, children are ____ new ideas through hands-on activities.
Cevabı göster
exposed to
play a large part (in ...): güçlü bir etkiye sahip olmak
Play a large part, bir sonuç veya durum üzerinde güçlü bir etkiye sahip olmak demektir. Buradaki play, 'eğlenmek' ya da 'müzik çalmak' değil, 'bir rol üstlenmek' anlamındadır. Etkilenen alanı veya süreci belirtmek için play a large part in + isim ya da -ing yapısı kullanılır; sonuç zaten belliyse ifade tek başına da kullanılabilir. Fiil özneyle uyum sağlar: Family support plays a large part..., Parents play a large part....
Alıştırma
“Güçlü bir etkiye sahip olmak” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Family support ____ in building a child's confidence.
Cevabı göster
plays a large part
If parents talk about math like something challenging and unfamiliar, Dilbilgisi
1:50Ebeveynler matematikten zorlu ve alışılmadık bir şeymiş gibi bahsederlerse,
If parents talk about...: bir koşulu olası sonuca bağlamak
If ile başlayan yan cümle bir koşul ortaya koyar: ebeveynlerin matematik hakkında belirli bir şekilde konuşması. Ana cümle children can internalize that ise olası bir sonucu verir. Buradaki can, sonucun kesin olduğunu değil, gerçekleşebileceğini gösterir. Koşulun içinde talk about math like something challenging and unfamiliar, matematiği zorlayıcı ve yabancı bir şeymiş gibi sunmak demektir. Burada like, “sevmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Vurgulanan If yan cümlesi, cümlede hangi işlevi görür?
- Ana cümledeki sonuca yol açabilecek bir koşul sunar.
- Çocukların görüşlerinin kesinlikle değiştiğini söyler.
- Ebeveynlerin matematiği sevip sevmediğini sorar.
Cevabı göster
Ana cümledeki sonuca yol açabilecek bir koşul sunar.
internalize that: dışarıdan gelen bir mesajı kendi düşüncen olarak benimsemek
Internalize, dışarıdan gelen bir düşünceyi veya tutumu kişinin kendi inançlarının, duygularının ya da düşünme biçiminin bir parçası hâline gelene kadar benimsemesi demektir. Buradaki that, matematiğin zorlayıcı ve yabancı olduğu mesajına gönderme yapar. Bu, mesajı hatırlamaktan daha fazlasını anlatır: mesaj, çocukların matematiği nasıl gördüğünü şekillendirmeye başlar.
Alıştırma
Burada children can internalize that ne anlama gelir?
- Dışarıdan gelen mesajı kendi düşüncelerinin parçası olana kadar benimsemek.
- İnanmadan, sözcükleri eksiksiz biçimde ezberden tekrarlamak.
- Mesajı duyar duymaz görmezden gelmek.
Cevabı göster
Dışarıdan gelen mesajı kendi düşüncelerinin parçası olana kadar benimsemek.
Teachers with math anxiety are also likely to spread it to their students. Dilbilgisi
1:57Matematik kaygısı olan öğretmenlerin bunu öğrencilerine bulaştırma ihtimali de vardır.
are likely to spread it to their students: bunu öğrencilerine aktarmaları olası
Be likely to + fiilin yalın hâli, bir şeyin gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğunu ancak kesin olmadığını anlatır. Buradaki are also likely to spread, kesin bir tahminden çok olası bir riski ifade eder. it zamiri math anxiety ifadesine gönderme yapar. Spread something to someone burada mecazidir: öğretmenlerin kaygısı öğrencilerini etkileyebilir ve onların da benzer bir kaygı hissetmesine neden olabilir.
Alıştırma
Bir kişinin duygusunun başkalarını etkileyebileceğini temkinli biçimde doğru ifade eden cümle hangisidir?
- An anxious captain will likely to spread that fear to the team.
- An anxious captain is likely spread that fear to the team.
- An anxious captain is likely to spread that fear to the team.
Cevabı göster
An anxious captain is likely to spread that fear to the team.
Pressure to solve problems quickly dials up stress even more. Öbek fiiller
2:01Problemleri hızlı bir şekilde çözme baskısı ise stresi daha da artırır.
dials up stress even more: stresi daha da artırır
Dial up sözcükleri gerçek anlamda bir ayarı daha yüksek bir düzeye çevirmeyi çağrıştırır. Burada dials up mecazidir ve “yoğunluğunu artırır” anlamına gelir. Güçlenen şey stress durumudur. Even more, bir miktar stresin zaten var olduğunu ve bunun daha da arttığını gösterir. Aynı yoğunluk benzetmesi pressure, tension, urgency veya excitement ile de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “yoğunluğu artırmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: A countdown clock can ____ the pressure during a quiz.
Cevabı göster
dial up
being good at math is a sign of being smart in general. Kalıp ifadeler
2:06matematikte iyi olmak genel olarak zeki olmanın bir işaretidir.
a sign of being smart in general: genel zekâya dair bir ipucu
Burada a sign of, bir niteliği düşündüren veya gösterdiği kabul edilen ipucu anlamına gelir. Cümle, matematikte iyi olmanın bir kişinin zeki olduğuna dair ipucu sayıldığını anlatır; sign burada fiziksel bir tabela ya da trafik işareti değildir. Kalıp a sign of + isim veya -ing biçimidir. In general yalnızca tek bir alanda değil, genel olarak anlamına gelir. Bu nedenle being smart in general, sadece matematikte iyi olmayı değil, geniş anlamda zeki olmayı ifade eder.
Alıştırma
Cümlede being good at math is a sign of being smart in general ne anlama gelir?
- Yalnızca tek bir matematik sorusunu çözmek için geçerlidir.
- Fiziksel bir tabelanın üzerinde yazılıdır.
- Bir kişinin birçok alanda zeki olduğuna dair ipucu sayılır.
Cevabı göster
Bir kişinin birçok alanda zeki olduğuna dair ipucu sayılır.
the stakes are that high: sonuçların çok önemli olması
The stakes are high, olası kazançların, kayıpların veya sonuçların çok önemli olduğu anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede öğrenciler kaygılıdır çünkü sonuç büyük önem taşır; stakes burada tahta kazıklar anlamına gelmez. Burada that dereceyi gösterir ve bu kadar ya da o dereceye kadar anlamına gelir. The stakes are that high, daha önce anlatılan önem düzeyine gönderme yapar.
Alıştırma
Bu cümlede the stakes are that high ne anlama gelir?
- Bazı tahta kazıklar alışılmadık derecede uzundur.
- Öğrencilerin notları zaten çok yükselmiştir.
- Olası sonuçlar büyük önem taşır.
Cevabı göster
Olası sonuçlar büyük önem taşır.
felt unconfident and lost interest in mathematics Kalıp ifadeler
2:21kendine güvensiz hissetti ve matematiğe olan ilgisini kaybetti
because her math teacher in middle school didn't think she was talented.
2:24çünkü ortaokuldaki matematik öğretmeni onun yetenekli olmadığını düşünüyordu.
lost interest in mathematics: lose interest in + konu
Lost, lose fiilinin geçmiş zaman biçimidir. lose interest in + isim veya -ing biçimi yapısında in, ilgili etkinliği ya da konuyu belirtir. Burada lost interest in mathematics, matematiğe yönelik merakının veya motivasyonunun azaldığı anlamına gelir. Lost burada kaybolan bir nesneyi anlatmaz. İfade, tutumdaki bir değişimi belirtir ve genellikle daha önce bir miktar ilgi olduğunu ima eder.
Alıştırma
Cümleyi lose interest in ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After several repetitive lessons, Maya ____ coding.
Cevabı göster
lost interest in
So if you experience mathematical anxiety, Anlatım akışı
2:28Peki, eğer matematik kaygısı yaşıyorsanız,
So if ..., what can you do?: masalahdan çözüme geçiş
Baştaki So, bu soruyu az önce ele alınan soruna bağlar. if yan cümlesi durumu belirtir, what can you do? ise ardından eylem veya önerilerin geleceğini gösterir. Bu bağlamda konuşan kişi dinleyicinin yeteneğini sınamıyor veya hiçbir şeyin mümkün olmadığını söylemiyor. Sorunun tamamı, bir problemi açıklamaktan çözümleri sunmaya geçiş işlevi görür.
Alıştırma
Bir konuşmada şu sorunun temel işlevi nedir: "So if you experience mathematical anxiety, what can you do?"
- Konuyu matematik tarihine çevirir.
- Bir sorunu açıklamaktan olası çözümleri sunmaya geçer.
- Sorunla ilgili hiçbir şey yapılamayacağını gösterir.
Cevabı göster
Bir sorunu açıklamaktan olası çözümleri sunmaya geçer.
Relaxation techniques like short breathing exercises
2:32Kısa nefes egzersizleri gibi gevşeme teknikleri,
have improved test performance in students with math anxiety. Kalıp ifadeler
2:36matematik kaygısı olan öğrencilerde sınav performansını artırmıştır.
have improved test performance: daha iyi sınav sonuçlarını bildirmek
Have improved test performance, “öğrencilerin sınavlarda daha iyi sonuç almasını sağlamış” demektir. Improve + performance, eğitim ve araştırma bağlamlarında doğal ve oldukça resmî bir söz birleşimidir. Test sözcüğü, performance ile sahne performansının değil, bir kişinin sınavda ne kadar başarılı olduğunun kastedildiğini gösterir. Present perfect yapısındaki have improved, gelişmeyi gözlemlenmiş ve güncel tartışmayla ilgili bir sonuç olarak sunar. Özne tekilse has improved kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle bir programın katılımcıların sınavlarda daha iyi sonuç almasını sağladığını doğal biçimde bildirir?
- The researchers have improved the test by adding clearer instructions.
- The study program has improved test performance among participants.
- The participants have taken the test again this week.
Cevabı göster
The study program has improved test performance among participants.
Writing down your worries can also help. Öbek fiiller
2:39Endişelerinizi yazmak da yardımcı olabilir.
Writing down your worries: düşünceleri yazılı olarak kaydetmek
Write down, bir şeyi yazılı olarak kaydetmek demektir. Down bu öbek fiilin bir parçasıdır; kalemi aşağı doğru hareket ettirmek anlamına gelmez. Writing down your worries, endişeleri sözcüklere döküp kâğıda veya bir cihaza kaydetmek demektir. Writing down your worries şeklindeki -ing grubu cümlenin öznesi olarak görev yapar. Yardımcı olabilecek etkinliği adlandırır.
Alıştırma
Write fiiline “kaydetmek” anlamını veren parçacıkla yönergeyi tamamlayın: Please write ____ your questions before class.
Cevabı göster
down
This strategy may give you a chance to reevaluate a stressful experience, Kalıp ifadeler
2:41Bu strateji size stresli bir deneyimi yeniden değerlendirme şansı verebilir
give you a chance to reevaluate: give someone a chance to do kalıbı
Give someone a chance to do something, bir kişinin bir şeyi yapabilmesi için fırsat yaratmak ya da ona fırsat sunmak demektir. Burada may give you a chance to reevaluate, stratejinin stresli deneyime yeniden bakmanı ve onu farklı biçimde değerlendirmeni mümkün kılabileceğini anlatır. Kalıp give + kişi + a chance + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Buradaki chance “fırsat”tır, “olasılık” değildir.
Alıştırma
Cümleyi give someone a chance to do kalıbıyla tamamla: A short pause may ____ rethink your answer.
Cevabı göster
give you a chance to
freeing up working memory: zihinsel kapasiteyi kullanılabilir hâle getirmek
Free up, kullanımda olan bir kaynağı yeniden kullanılabilir duruma getirmek demektir. Working memory, bilgiyi tutup işlemek için kullanılan sınırlı zihinsel alandır; bu nedenle freeing up working memory, bu zihinsel kapasitenin daha büyük bir bölümünü kullanılabilir hâle getirmek anlamına gelir. -ing yapısı bunu önceki düşüncenin sonucu olarak sunar: stresli deneyim daha az zihinsel kaynağı meşgul eder ve başka düşünceler için daha fazla kapasite kalır. Buradaki free fiyatla değil, serbest bırakmayla ilgilidir.
Alıştırma
'Taking notes can free up mental space for problem-solving,' cümlesinde free up ne anlama gelir?
- zihinsel alanı ücretsiz hâle getirmek
- zihinsel alanı daha fazla ayrıntıyla doldurmak
- meşgul edilen zihinsel kapasiteyi kullanılabilir hâle getirmek
Cevabı göster
meşgul edilen zihinsel kapasiteyi kullanılabilir hâle getirmek
deepens breathing and helps relieve muscle tension,
2:51nefes alışverişini derinleştirir ve kas gerginliğini hafifletmeye yardımcı olur,
preventing anxiety from building: prevent + nesne + from + -ing
prevent + nesne + from + -ing kalıbı, bir olayın veya değişimin gerçekleşmesini ya da devam etmesini engellemek anlamına gelir. Burada building, “giderek artmak” demektir; dolayısıyla preventing anxiety from building, kaygının güçlenmesini veya birikmesini önlemek anlamındadır. Virgülden sonra gelen preventing... biçimindeki -ing grubu, önceki eylemlerin sonucunu ekler: Daha derin nefes almak ve kas gerginliğini azaltmak bu önleyici etkinin oluşmasına yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi prevent ... from ... kalıbıyla tamamlayın: A quick check can ____ a small error ____ causing a larger problem.
Cevabı göster
prevent · from
You can also use your knowledge about the brain to change your mindset.
2:57Ayrıca beyniniz hakkındaki bilginizi zihniyetinizi değiştirmek için de kullanabilirsiniz.
and the areas involved in math skills can always grow and develop.
3:02ve matematik becerilerinde yer alan bölgeler her zaman büyüyüp gelişebilir.
This is a psychological principle called the growth mindset. Kelime
3:07Bu, büyüme zihniyeti adı verilen psikolojik bir prensiptir.
the growth mindset: yetenekler gelişebilir
Gelişim zihniyeti, yeteneklerin öğrenme, pratik, etkili stratejiler ve geri bildirim yoluyla gelişebileceğine inanma biçimidir. Burada mindset, geçici bir düşünceyi değil, nispeten kalıcı bir düşünme biçimini ifade eder. Bu ifade, insanların kendi yeteneklerini nasıl anladıkları ve onlara nasıl karşılık verdikleriyle ilgili psikolojik bir ilkenin adıdır.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki terimle tamamlayın: A learner who believes abilities can develop through practice has a ____.
Cevabı göster
growth mindset
Thinking of yourself as someone who can grow and improve Dilbilgisi
3:11Kendinizi büyüyebilen ve gelişebilen biri olarak düşünmek,
Thinking of yourself as someone who can grow and improve: kendini büyüyüp gelişebilecek biri olarak görmek
Thinking of yourself as someone who can grow and improve, kendinizi o tür biri olarak görmek demektir. think of A as B yapısında as, A'ya verilen kimliği veya tanımı getirir; burada karşılaştırma belirtmez. Thinking of yourself as... şeklindeki -ing yan cümlesinin tamamı can actually help ifadesinin öznesidir. İngilizcede bir -ing yan cümlesi bir eylemi ya da fikri adlandırıp cümlenin konusu hâline getirebilir.
Alıştırma
Thinking of yourself as a beginner can make it easier to ask questions. cümlesinde başlangıçtaki ifade ne anlama gelir?
- Başlangıç düzeyindeki biri hakkında düşünmek
- Kendini başlangıç düzeyinde biri olarak görmek
- Kendini başlangıç düzeyindeki biriyle karşılaştırmak
Cevabı göster
Kendini başlangıç düzeyinde biri olarak görmek
If you're a teacher or parent of young children,
3:17Eğer küçük çocukların öğretmeni veya ebeveyni iseniz,
try being playful with math: matematiğe oyunbaz bir yaklaşımı denemek
Try being playful with math, şu yaklaşımı denemek demektir: matematiği rahat, meraklı ve yaratıcı bir biçimde ele almak. Burada try + -ing, bir etkinliği denenmeye değer bir yöntem olarak sunar. Being playful, doğruluğu önemsememek veya çalışmayı reddetmek anlamına gelmez. Fikirleri oyunlar, örüntüler, sorular ya da yaratıcı örnekler yoluyla keşfetmek anlamına gelir.
Alıştırma
Bir çocuk yazım çalışması sırasında gergin hissediyor. Hangi öneri, bir yöntem sunmak için try + -ing yapısını kullanıyor?
- Try to finish every word without a mistake.
- Stop practicing the words.
- Try turning the words into a guessing game.
Cevabı göster
Try turning the words into a guessing game.
That can build the numerical skills
3:24Bu durum, öğrencilerin daha sonra matematiğe güvenle yaklaşmalarına yardımcı olan
that help students approach math with confidence later on. Kalıp ifadeler
3:25sayısal becerileri geliştirebilir.
approach math with confidence: matematiğe özgüvenle yaklaşmak
Burada approach, fiziksel olarak “yaklaşmak” değil, “bir konuyu ele almak veya onunla uğraşmak” anlamında kullanılan bir fiildir. Öğrencilerin approach math with confidence yapması, korku ya da şüphenin onları durdurmasına izin vermeden matematikle ilgilenmeye başlamaları demektir. Bu anlam başka durumlara da aktarılabilir: approach bir kişinin bir ders, görev veya problemi nasıl ele almaya başladığını, with confidence ise bunu hangi tutumla yaptığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede approach “ele almak” anlamında doğru kullanılmış ve tutum da belirtilmiştir?
- She approaches the new topic to curiosity.
- She approaches the new topic with curiosity.
- She approaches to the new topic with curiosity.
Cevabı göster
She approaches the new topic with curiosity.
you should give children the time and space to work through their answers. Notlar
3:30çocuklara cevaplarını bulmaları için zaman ve alan tanımalısınız.
give children the time and space: çocuklara zaman ve alan tanımak
Give children the time and space, çocukların acele ettirilmeden düşünmeleri, denemeleri ve bir cevaba ulaşmaları için yeterli zaman ve özgürlüğe sahip olmalarını sağlamak demektir. Buradaki space mecazidir; yalnızca fiziksel mesafeyi değil, zihinsel rahatlığı ve bağımsızlığı da kapsar. Bu ifade, birini hemen düzeltmek, yönlendirmek veya baskı altına almak yerine biraz geri çekilip onun uygun bir hızda çalışmasına izin vermeyi destek olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi give + players + the time and space ile tamamlayın: A good coach will ____ to learn from mistakes.
Cevabı göster
give players the time and space
work through their answers: cevapları adım adım geliştirmek
Burada work through their answers, düşünme aşamalarını sırayla ele alıp zaman içinde kendi cevaplarını oluşturmak anlamına gelir. Through, düşünmeyi baştan sona ilerleyen bir süreç olarak gösterir; bir yerin içinden geçmeyi anlatmaz. work through + isim kalıbı; problem, issue veya bir dizi details gibi birkaç aşama gerektiren şeylerle kullanılabilir. Bir şeyi anlayana ya da tamamlayana kadar süreci dikkatle yürütmeyi vurgular.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki ‘her aşamayı dikkatle ele almak’ anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: Before we decide, let's ____ the problem together.
Cevabı göster
work through
make sure your teachers have the positive attitudes and mathematical confidence
3:36öğretmenlerinizin, tüm öğrencilerinde güven uyandırmak için gerekli olan
necessary to inspire confidence in all of their students.
3:40pozitif tutumlara ve matematiksel özgüvene sahip olduğundan emin olun.
don't let anyone spread the myth Kalıp ifadeler
3:44kimsenin erkeklerin matematikte kızlardan doğuştan daha iyi olduğu
spread the myth: yanlış bir inanışı yaymak
Spread the myth, yanlış veya dayanaksız bir inanışı başkalarına aktararak daha geniş biçimde tekrarlanmasına yol açmak demektir. Burada myth, eski bir geleneksel hikâye değil, that yan cümlesinin belirttiği yanlış inanıştır. don't let anyone... emri bu inanışı güçlü biçimde reddeder ve insanlardan yayılmasına yardımcı olmamalarını ister. spread the myth that + yan cümle kalıbı, basmakalıp yargıları ve yanlış bilgileri eleştirmek için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Hangi durum doğal olarak spreading a myth diye tanımlanabilir?
- Müzikle ilgili kişisel bir tercihi paylaşmak
- Edebiyat dersinde geleneksel bir efsane anlatmak
- Birçok kişinin inandığı yanlış bir iddiayı başkalarına aktarmak
Cevabı göster
Birçok kişinin inandığı yanlış bir iddiayı başkalarına aktarmak
innately better than ...: bir üstünlüğün doğuştan olduğunu ileri sürmek
Innately, bir özellik ya da yeteneğin öğrenme, alıştırma veya çevrenin sonucu değil, doğuştan var olduğu anlamına gelir. Innately better than... yapısında farkın ileri sürülen kaynağını belirtir; yalnızca better sözcüğünün derecesini güçlendirmez. Buradaki yan cümle, konuşmacının hemen ardından tamamen yanlış olduğunu söylediği bir cinsiyet kalıp yargısını tekrarlar. Gruplarla ilgili iddialarda innately gördüğünüzde, çevredeki metin bu iddiaya karşı çıksa bile farkın öğrenilmiş değil doğuştan geldiğinin öne sürüldüğüne dikkat edin.
Alıştırma
Cümlede innately, söz konusu üstünlük hakkında ne anlatıyor?
- Üstünlük daha fazla alıştırmadan geliyor.
- Üstünlük yalnızca şu anda var.
- Üstünlüğün öğrenilmiş değil, doğuştan olduğu iddia ediliyor.
Cevabı göster
Üstünlüğün öğrenilmiş değil, doğuştan olduğu iddia ediliyor.
completely false: olgusal bir iddiayı güçlü biçimde reddetmek
Completely false, “hiç doğru değil” anlamına gelir. Completely, false sözcüğünü güçlendirir; dolayısıyla konuşmacı küçük bir hatayı göstermek yerine olgusal iddianın tamamını reddeder. Buradaki That, erkek çocukların matematikte kız çocuklarından doğuştan daha iyi olduğu yönündeki önceki iddiayı anlatır. Bu, doğrudan ve kesin bir düzeltmedir. False bir ifadenin doğru olup olmadığını değerlendirir; bu cümlede taklit ya da sahte bir nesneyi anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle olgusal bir iddiayı en açık ve en güçlü biçimde reddediyor?
- I simply have a different preference.
- The claim is completely false.
- The claim may be slightly inaccurate.
Cevabı göster
The claim is completely false.
it may not help to just know that math anxiety exists.
3:53sadece matematik kaygısının var olduğunu bilmek işe yaramayabilir.
Or perhaps it's reassuring to put a name to the problem. Deyimler
3:57Veya belki de bu soruna bir isim koymak rahatlatıcı olabilir.
put a name to the problem: soruna bir ad koymak
put a name to + something kalıbı, belirsiz olan bir şeyi ona açık bir ad vererek tanımlamak anlamına gelir. Buradaki name, bir kişinin adı değil, sorunu tanımlayan terimdir. Bir soruna ad koymak onu fark etmeyi, tartışmayı ve anlamayı kolaylaştırabilir. Ancak bu, sorunun çözülmüş olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “soruna açık bir ad vererek onu tanımlamak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: After weeks of uncertainty, the diagnosis helped us ____.
Cevabı göster
put a name to the problem
that you'll see someone experiencing the same thing as you.
4:04sizinle aynı şeyi yaşayan birini göreceksiniz.
the odds are good that...: gerçekleşme olasılığı yüksek
The odds are good, bir şeyin gerçekleşme olasılığının oldukça yüksek olduğu anlamına gelir. Bu kullanımda odds, tek sayıları değil, şansı veya olasılığı belirtir. Yaygın kalıp The odds are good that + yan cümledir. Kesin bir yüzde yerine olasılık hakkında genel bir değerlendirme verir ve sonucun kesin olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
“the odds are good that...” ne anlama gelir?
- Gerçekleşmesi oldukça olasıdır.
- Söz konusu sayılar tektir.
- Gerçekleşmesi kesindir.
Cevabı göster
Gerçekleşmesi oldukça olasıdır.
but it is something you can conquer with time and awareness. Deyimler
4:11ancak zamanla ve farkındalıkla üstesinden gelebileceğiniz bir şeydir.
is not a reflection of your ability: yeteneğinin göstergesi değildir
Burada a reflection of, bir niteliği gösteren işaret veya kanıt anlamında soyut olarak kullanılır. X is not a reflection of Y olumsuz kalıbı, X'in Y'nin kanıtı olarak görülmemesi gerektiğini anlatır. Bu cümlede kaygı kişinin nasıl hissettiğini etkileyebilir, ancak ne kadar yetenekli olduğunu göstermez. Bu kalıp tek bir duygu, olay veya sonucu daha genel bir değerlendirmeden ayırmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, tek bir sonucun düşük yeteneği kanıtlamadığını söyleyerek birini doğal biçimde rahatlatır?
- One low score does not reflect of your overall ability.
- One low score is not a mirror from your overall ability.
- One low score is not a reflection of your overall ability.
Cevabı göster
One low score is not a reflection of your overall ability.
conquer with time and awareness: zaman ve farkındalıkla üstesinden gelmek
Conquer burada mecaz anlamda kullanılır. something you can conquer ifadesindeki something, önceki anxiety sözcüğüne gönderme yapar ve conquer eyleminin nesnesidir. Bir yeri ele geçirmek veya bir düşmanı yenmek yerine içsel bir zorluğun üstesinden gelmek ya da onu kontrol altına almak anlamındadır. With time and awareness, bu değişimi mümkün kılan şeyleri açıklar. Time, ilerlemenin yavaş yavaş gerçekleştiğini; awareness ise kişinin duygu ve tepkilerini fark edip anlamasını ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümlede conquer, içsel bir zorluğun üstesinden gelmek için mecaz anlamda kullanılmıştır?
- With practice and support, Lina can conquer her fear of performing.
- The explorers hoped to conquer the island before winter.
- Lina can collect her fear with practice and support.
Cevabı göster
With practice and support, Lina can conquer her fear of performing.