Bluey Winnie'yle Tanışıyor! 🤎 ✨ 💙 | 2. Sezon Öne Çıkanlar - Kafe ☕️ | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
297 kelime 181 kel/dk

Video özeti: Bluey ile Winnie kafe oyunu oynarken tanışır; babaları da birbirlerini temkinli biçimde tanımaya başlar. Yemek siparişi, hayalî bir ödeme sorunu ve arkadaşlık üzerine konuşma aracılığıyla hikâye, çocukların hemen yakınlaşmasıyla yetişkinlerin daha yavaş ilişki kurmasını karşılaştırır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. What would you like to order? — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bu soruyu standart ve nazik bir hizmet ifadesi olarak tanıyıp kafede, restoranda veya rol oyununda sipariş alırken kullanabilirsiniz. Birine doğrudan ne istediğini sormaktan daha düşünceli duyulur. 2. a strawberry problem. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: a X problem kalıbının aşırı bir düşkünlüğü veya alışkanlığı şakayla karışık biçimde “sorun” gibi sunduğunu anlayabilirsiniz. Böylece kişinin kendisiyle tatlı tatlı dalga geçtiğini fark edip kalıbı kendi vazgeçemediğiniz zevkleriniz için uyarlayabilirsiniz. 3. I wouldn't say we're friends yet. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Birinin varsayımını kesin biçimde reddetmeden nazikçe düzeltmeyi öğrenebilirsiniz. wouldn't say ile yet, insanlar birbirini daha iyi tanıdığında ilişkinin veya değerlendirmenin değişebilmesine açık kapı bırakır.

Bu derste

Hey, mate. Bandit. Kelime

0:01

Hey, dostum. Bandit.

Kelime

Samimi bir hitap olarak mate

“Hey, mate” ifadesinde mate, karşıdaki kişiye doğrudan hitap eder. Samimi bir “dostum” ya da “arkadaşım” gibi işlev görür ve selamlamayı rahat gösterir. Avustralya ve Britanya İngilizcesinin gündelik kullanımında mate, iki kişinin yakın arkadaş, ortak veya takım arkadaşı olduğu iddia edilmeden de kullanılabilir. Bunu gerçek bir ilişki etiketi değil, samimi bir sosyal işaret olarak anlayın.

Alıştırma

“Hey, mate” selamlamasında mate ne işe yarar?

  1. Karşıdaki kişiye samimi ve gündelik biçimde hitap eder.
  2. İki kişinin iş ortağı olduğunu söyler.
  3. Karşıdaki kişinin mesleğini resmî olarak belirtir.
Cevabı göster

Karşıdaki kişiye samimi ve gündelik biçimde hitap eder.

Fido.

0:02

Fido.

This is a cafe and you two are friends.

0:06

Burası bir kafe ve siz ikiniz arkadaşsınız.

What would you like to order? Kalıp ifadeler

0:08

Ne sipariş ederdiniz?

Kalıp ifadeler

Nazik hizmet sorusu What would you like to order?

“What would you like to order?”, müşteriden şimdi yiyecek veya içecek seçmesini isteyen nazik bir hizmet sorusudur. Burada would like, “istemek” anlamını daha yumuşak ve kibar biçimde verir; like müşterinin sipariş vermeyi sevip sevmediğini sormaz. Başka durumlara aktarılabilen kalıp What would you like to + fiil? şeklindedir. Soru kelimesi what seçilen şeyi sorar, to order ise eylemin sipariş vermek olduğunu belirtir.

Alıştırma

Bir garson müşterinin şimdi hangi yemeği istediğini nazikçe sormak istiyor. En uygun soru hangisidir?

  1. What do you usually order?
  2. Are you ready to order?
  3. What would you like to order?
Cevabı göster

What would you like to order?

I'll have a cup of tea, thanks. Kalıp ifadeler

0:10

Bir fincan çay alayım, teşekkürler.

Kalıp ifadeler

I'll have a cup of tea: I'll have ile sipariş verme

Bir görevliye veya satıcıya sipariş verirken seçiminizi belirtmek için I'll have + bir ürün yapısını kullanın. Bu cümlede I'll have a cup of tea, konuşanın çayı seçip sipariş ettiği anlamına gelir; have sahip olmak anlamında değildir. I'll, I will ifadesinin kısaltmasıdır. Bu sipariş kalıbında o anda verilen bir kararı gösterir; thanks ise yanıtı daha samimi yapar.

Alıştırma

Müşterinin siparişini I will ifadesinin kısaltmasını ve ardından have kullanarak tamamlayın: ____ the chicken sandwich, please.

Cevabı göster

I'll have

Well, we only have banana bread, sorry. Ton ve niyet

0:12

Şey, sadece muzlu ekmeğimiz var, üzgünüm.

Ton ve niyet

we only have ... sorry: sınırlı seçeneği nazikçe belirtme

We only have + mevcut bir ürün, konuşanın sunabileceği tek seçeneğin bu olduğunu belirtir. Only mevcut seçenekleri sınırlar; bu nedenle cümle, istenen ürünün bulunmadığını da ima eder. Cümle sonundaki sorry, hayal kırıklığı yaratan bir haberi veya reddi yumuşatır. Mutlaka ciddi bir hata kabulü değil, durumla ilgili nazik bir üzüntü ifade eder.

Alıştırma

Kafede gazsız su yoktur ve tek seçenek maden suyudur. Yanıtı yukarıda öğretilen kalıpla tamamlayın: ____ sparkling water, ____.

Cevabı göster

We only have · sorry

Oh, well, uh

0:14

Ah, pekâlâ, şey

I'll have some banana bread,

0:15

Biraz muzlu ekmek alayım,

toasted, please. Kalıp ifadeler

0:17

kızarmış lütfen.

Kalıp ifadeler

toasted, please: siparişe hazırlama isteği eklemek

Bu siparişte toasted, muzlu ekmeğin nasıl hazırlanması gerektiğini anlatan kısa bir ektir: konuşan kişi ekmeğin ısıtılıp tost makinesinde veya ısıyla kızartılmasını ister. Sözcük müşteriyi değil, yiyeceği niteler. Ürünü söyledikten sonra please sözcüğünden önce hazırlama veya servis biçimiyle ilgili kısa bir istek ekleyebilirsiniz: ürün + istek + please. Bu, Please toast it. gibi ayrı bir cümle kurmaya doğal ve kısa bir alternatiftir.

Alıştırma

Simidin tost makinesinde kızartılmasını isteyen sözcükle siparişi tamamlayın: A bagel, ____, please.

Cevabı göster

toasted

Great.

0:18

Harika.

And what would you like?

0:18

Peki sen ne istersin?

The banana bread's pretty good. Kelime

0:20

Muzlu ekmek bayağı iyidir.

Kelime

pretty good: rahat bir olumlu değerlendirme

Burada pretty, good sözcüğünü niteleyen gündelik bir derece zarfıdır; epey veya oldukça anlamına gelir, güzel görünümlü demek değildir. Pretty good, muzlu ekmeğin oldukça iyi olduğunu belirten olumlu bir değerlendirmedir. Bu ifade genellikle çok coşkulu olmaktan çok rahat veya biraz ölçülü duyulur; bu nedenle her zaman very good ile aynı güçte değildir. Tonlama ve bağlam, övgünün daha sıcak veya daha çekingen duyulmasını sağlayabilir.

Alıştırma

The soup is pretty good burada ne anlama gelir?

  1. Çorba iyi olmaya yakın ama hâlâ kötü.
  2. Çorba oldukça iyi.
  3. Çorba güzel görünüyor.
Cevabı göster

Çorba oldukça iyi.

Banana bread, also toasted. Dilbilgisi

0:21

Muzlu ekmek, o da kızarmış.

Dilbilgisi

also toasted: aynı hazırlama isteğini eklemek

Bu siparişte also toasted, “muzlu ekmeğim de kızartılmış olsun” anlamına gelir. also sözcüğü bu siparişi daha önceki kızartma isteğine bağlar; toasted ise muzlu ekmeğin nasıl hazırlanacağını belirtir. Bu, eksiltili bir sipariştir: ürün ve istek zaten belli olduğu için I’d like mine gibi sözler söylenmez. Hızlı hizmet konuşmalarında ürün adı ile kısa bir ek istek, tam cümle olmadan da kullanılabilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız az önce kızartılmış bir bagel sipariş etti. Siz de kendi bagelinizin kızartılmasını istiyorsunuz. En doğal kısa sipariş hangisidir?

  1. A bagel, also toasting, please.
  2. A bagel, also toasted, please.
  3. A bagel, and also some toast, please.
Cevabı göster

A bagel, also toasted, please.

Okay, two banana bread

0:23

Tamam, iki muzlu ekmek

Toasted.

0:25

Kızarmış.

Here you go. Kalıp ifadeler

0:26

Buyurun.

Kalıp ifadeler

Here you go. ile bir şeyi teslim etmek

Here you go., birine istediği şeyi verirken kullanılan kalıplaşmış bir teslim ifadesidir. Bu sahnede “siparişiniz burada” ya da kısaca “buyurun” anlamına gelir. İfadeyi bir bütün olarak anlayın: buradaki go, dinleyene gitmesini söylemez. İstenen eşyanın teslim edildiği anı belirtir.

Alıştırma

Bir müşteriye istediği makbuzu uzatıyorsunuz. Ne söylemelisiniz?

  1. Where did you go?
  2. Here you go.
  3. Here we go.
Cevabı göster

Here you go.

That's $2 bucks. Kelime

0:26

Toplam 2 dolar.

Kelime

bucks: dollars için kullanılan günlük ifade

Bu fiyat ifadesinde bucks, dollars sözcüğünün günlük ve samimi karşılığıdır. Two bucks, two dollars demektir; tekil biçimi one buck'tır. Para bağlamı dışında buck erkek geyiği ifade edebilir, ancak burada fiyattan söz edilmesi para anlamını açıkça gösterir.

Alıştırma

dollars yerine kullanılan günlük sözcükle cümleyi tamamlayın: At the yard sale, this book costs three ____.

Cevabı göster

bucks

Tap here. Kelime

0:28

Buraya okutun.

Kelime

Tap here: temassız ödeme talimatı

Bu ödeme bağlamında Tap here. müşteriye temassız kartı, telefonu veya saati okuyucunun işaretli bölümüne kısa süreliğine yaklaştırmasını söyler. Tap, sertçe vurmak değil, hızlı ve hafif bir dokunuş ya da kısa bir yaklaştırma anlamına gelir. Here makinedeki kesin yeri gösterir. Dokunmatik ekranda aynı komut, bu noktaya bir kez dokunmak demektir.

Alıştırma

Bir ödeme terminalinde temassız ödeme simgesi görünüyor. Hangi talimat buna uygundur?

  1. Swipe the magnetic stripe.
  2. Insert your card into the slot.
  3. Tap your card here.
Cevabı göster

Tap your card here.

Sorry, that didn't work. Kalıp ifadeler

0:29

Üzgünüm, bu işe yaramadı.

Kalıp ifadeler

That didn't work: bir denemenin başarısız olduğunu bildirmek

Bu cümlede that, az önce yapılan ödeme denemesine gönderme yapar. didn't work, beklenen sonucu vermedi veya başarılı olmadı demektir; buradaki work, bir işte çalışmak değil, işe yaramak ya da etkili olmak anlamındadır. That didn't work, bir eylemin, yöntemin veya cihaz işleminin başarılı olmadığını bildirmek için kullanılabilir. Yalnızca o denemenin sonucunu anlatır ve tek başına makinenin bozuk olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

That didn't work ifadesinin en doğru anlamı hangisidir?

  1. Birisi işe gitmedi.
  2. Az önceki deneme başarısız oldu, ancak cihaz hâlâ sağlam olabilir.
  3. Cihaz kesinlikle kalıcı olarak bozulmuştur.
Cevabı göster

Az önceki deneme başarısız oldu, ancak cihaz hâlâ sağlam olabilir.

Oh.

0:32

Ah.

You must be out of money. Notlar

0:32

Paran bitmiş olmalı.

Dilbilgisi

must be: güçlü bir çıkarım yapmak

Burada must be bir zorunluluğu değil, güçlü bir çıkarımı ifade eder. Başarısız ödeme kanıt olarak görülür ve konuşan kişi, paranın bitmiş olmasının muhtemel açıklama olduğu sonucuna varır. must be + durum, kimlik veya koşul yapısı, konuşanın bakış açısından bir şeyin neredeyse kesinlikle doğru olduğunu gösterebilir. must aynı zamanda bir kuralı veya zorunluluğu da ifade edebildiği için bağlam çok önemlidir.

Alıştırma

Güçlü bir çıkarım yapmak için cümleyi must be ile tamamlayın: The oven is still hot. Someone ____ cooking.

Cevabı göster

must be

Kalıp ifadeler

out of money: hiç parası kalmamış olmak

Bu cümlede out of money, kullanılabilecek hiç para kalmaması anlamına gelir. Kişinin neden ödeme yapamadığını açıklar; buradaki out of fiziksel bir konumu anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen be out of + isim kalıbı, bir stokun veya kaynağın tükendiğini belirtir. be out of time ve be out of milk buna örnektir.

Alıştırma

be out of + isim kalıbını tamamlayın: We can't make tea because we're ____ milk.

Cevabı göster

out of

Yeah, you spent it all on strawberries. Kalıp ifadeler

0:34

Evet, hepsini çileklere harcadın.

Kalıp ifadeler

spent it all on strawberries: paranın tamamını bir şeye harcamak

spent it all on strawberries ifadesinde spent, spend fiilinin geçmiş zaman biçimidir; it parayı belirtir ve all bu paradan hiç kalmadığını gösterir. On strawberries ise parayla ne alındığını belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp spend + para + on + şey biçimindedir. Para miktarı ten pounds gibi bir isim öbeği veya it gibi bir zamir olabilir.

Alıştırma

Hiç para kalmadığını göstermek için spend, all ve on kullanın: Leo had fifteen pounds and ____ comic books.

Cevabı göster

spent it all on

Oh, yeah, I did.

0:36

Ah, evet, öyle yapmıştım.

I'll get it. Ton ve niyet

0:37

Ben hallederim.

Ton ve niyet

I'll get it: ödemeyi üstlenmek

Bir ödeme durumunda I'll get it, konuşanın ödemeyi yapacağı anlamına gelir. Konuşan kişi hesabı veya alışveriş ücretini karşılamayı gönüllü olarak üstlenir; ifade bir nesneyi elde edeceği anlamına gelmez. Başka durumlarda aynı sözler “Ben ilgilenirim” anlamına gelebilir. it sözcüğünün neyi gösterdiği ve o anda ne olduğu, üstlenilen işi belirler.

Alıştırma

Bir arkadaşınız kafede ödeme yapamıyor. I'll get it burada ne anlama gelir?

  1. Gidip bunu getireceğim.
  2. Bunun parasını ben ödeyeceğim.
  3. Bunu anlayacağım.
Cevabı göster

Bunun parasını ben ödeyeceğim.

I've got cash. Kalıp ifadeler

0:38

Nakit param var.

Kalıp ifadeler

I've got cash: have got ile şimdiki sahipliği anlatmak

I've got cash, konuşanın nakit parası olduğu anlamına gelir. Burada have got, şu anda sahip olmayı veya bir şeyin kullanılabilir olmasını anlatır; got sözcüğü parayı alma eylemini vurgulamaz. I've, I have ifadesinin kısaltmasıdır. Bu yapıda have ve got birlikte çalışır; bu yüzden şu anda neye sahip olduğunuzu söylemek için I've got + isim kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle konuşanın şu anda kullanabileceği nakit parası olduğunu söyler?

  1. I'll get cash tomorrow.
  2. I've got cash, so we can pay here.
  3. I got cash from the bank yesterday.
Cevabı göster

I've got cash, so we can pay here.

Thanks, mate.

0:39

Sağ ol, dostum.

I have a strawberry problem. Deyimler

0:40

Benim çilek zaafım var.

Deyimler

a strawberry problem: bir tercihi şakacı biçimde abartmak

a strawberry problem ifadesi, kişinin kendisiyle ilgili şakacı bir abartıdır. Burada problem ciddi bir zorluk anlamına gelmez; konuşanın çilekleri çok sevdiğini, bu yüzden onlara fazla para harcadığını veya gereğinden fazla çilek aldığını düşündürür. Tekrar kullanılabilen a + şey + problem kalıbı, biraz aşırıya kaçan bir alışkanlığı veya tercihi şaka yollu bir sorunmuş gibi sunabilir. İfadenin şaka mı yoksa gerçek anlamda mı kullanıldığını bağlam ve ses tonu belirler.

Alıştırma

Hafif ve kişinin kendisiyle dalga geçtiği bir bağlamda I have a strawberry problem. büyük olasılıkla ne demektir?

  1. Çileği o kadar çok seviyorum ki gereğinden fazla alabilir veya yiyebilirim.
  2. Çilek bitkilerinin hepsi hasta.
  3. strawberry kelimesini doğru söyleyemiyorum.
Cevabı göster

Çileği o kadar çok seviyorum ki gereğinden fazla alabilir veya yiyebilirim.

This isn't enough money. Dilbilgisi

0:41

Bu para yeterli değil.

Dilbilgisi

enough money: enough isimden önce

enough money ifadesinde enough, 'gerektiği kadar' anlamına gelir. Enough, miktar bildirmek için bir ismi nitelediğinde normalde isimden önce gelir: enough + isim. Cümlede isn't kullanıldığı için konuşan, para miktarının gerekenden az olduğunu söylüyor.

Alıştırma

Cümleyi enough ve money sözcüklerinden oluşan iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The ticket costs ten pounds, but I only have five. I don't have ____.

Cevabı göster

enough money

This is only enough for one banana bread. Dilbilgisi

0:43

Bu sadece bir muzlu ekmeğe yetiyor.

Dilbilgisi

only enough for one banana bread: enough for + isim öbeği

Enough for + isim öbeği, bir miktarın belirtilen kişi, amaç veya adet için yeterli olduğunu anlatır. Burada enough for one banana bread, mevcut paranın bir muzlu ekmek almaya yettiği anlamına gelir. Only miktarı sınırlar: para bir tane için gereken düzeye ulaşır, ancak daha fazlasına yetmez. Bu yapıda for, miktarın neye yeteceğini gösterir; bir neden belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi enough ve doğru edatla tamamlayın: Our money is only ____ one sandwich.

Cevabı göster

enough for

You'll have to share. Dilbilgisi

0:45

Paylaşmak zorunda kalacaksınız.

Dilbilgisi

have to share: durumun doğurduğu zorunluluk

Have to + fiilin yalın hâli zorunluluk bildirir. Have to share, paylaşmanın yalnızca istenen değil, gerekli bir şey olduğu anlamına gelir. You'll, You will ifadesinin kısaltmasıdır; bu nedenle You'll have to share, paylaşmanın birazdan gerekli olacağını anlatır. Bu bağlamda yiyecek miktarının sınırlı olması zorunluluğu doğurur.

Alıştırma

Hangi cümlede have to dış koşulların oluşturduğu bir zorunluluğu anlatır?

  1. The road is closed, so we have to take another route.
  2. We like to take this route on Sundays.
  3. We want to take the scenic route.
Cevabı göster

The road is closed, so we have to take another route.

They forgot to toast it. Dilbilgisi

0:46

Kızartmayı unutmuşlar.

Dilbilgisi

forgot to toast it: forget to do eylemin gerçekleşmediğini gösterir

Bu cümlede forgot to toast it, onu kızartmaları gerektiği hâlde bunu yapmayı hatırlamadıkları anlamına gelir. Kızartma eylemi gerçekleşmemiştir. forget to + fiilin yalın hâli yapısı, yapılmadan kalan bir görevi gösterir. Mastar yapısı, kişinin yapmayı hatırlayamadığı işi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi forget fiilinin geçmiş zaman biçimi ve to ile tamamlayın. Işık açık kaldığı için eylem gerçekleşmedi: Leo ____ turn off the light.

Cevabı göster

forgot to

Well, yeah, they're just a pain to maintain, Deyimler

0:52

Şey, evet, bakımları çok zahmetli,

Deyimler

a pain to maintain: bakımın zahmetli olduğunu söyleyen gündelik ifade

Buradaki a pain, fiziksel ağrı anlamına gelmez. Sinir bozucu, uygunsuz veya zahmetli bir şeyi anlatır. They are a pain to maintain, bunların bakımını yapmanın insanı bezdiren bir çaba gerektirdiğini söyler. Başka durumlarda da kullanılabilen be a pain to + fiilin yalın hâli yapısı, bir işi can sıkıcı derecede zor veya uygunsuz olarak değerlendirir. Yalnızca nesnel zorluk değil, rahatsızlık duygusu da ekler.

Alıştırma

Bu notta geçen ve “yapması sinir bozucu veya zahmetli” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: This filter is ____ clean.

Cevabı göster

a pain to

that's all. Ton ve niyet

0:53

hepsi bu.

Ton ve niyet

that's all: bir açıklamayı nazikçe bitirmek

Burada that's all, “bütün sebep bu” veya “başka bir şey yok” anlamına gelir. Bir listeyi ya da toplamı belirtmek yerine açıklamayı bitirir. Ayrıca önceki sebebi küçük ve basit bir şeymiş gibi gösterir. Konuşan kişi nazikçe “Bunun altında daha ciddi bir şey arama” mesajını verir.

Alıştırma

Bu cümlede that's all ne işe yarıyor?

  1. Açıklamayı nazikçe bitirir ve eklenecek başka bir şey olmadığını belirtir.
  2. Her nesnenin sayıldığını söyler.
  3. Konuşan kişinin açıklamayı anlamadığını gösterir.
Cevabı göster

Açıklamayı nazikçe bitirir ve eklenecek başka bir şey olmadığını belirtir.

Yeah, true.

0:54

Evet, doğru.

Dad, can we go to Winnie's house for breakfast? Kalıp ifadeler

0:55

Baba, kahvaltı için Winnie'nin evine gidebilir miyiz?

Kalıp ifadeler

go to Winnie's house for breakfast: varış yeri ve amaç

go to Winnie's house varış yerini, yani Winnie'nin evini belirtir. for breakfast ziyaretin amacını açıklar: orada kahvaltı etmek istiyorlar. Yeniden kullanılabilen yapı go to + person's house + for + meal or activity şeklindedir; örneğin go to Leo's house for dinner. to edatı varış yerini, for ise amacı belirtir.

Alıştırma

Amacın kahvaltı olduğunu söylemek için go to + someone's house + for + meal yapısını kullanın: We're going to Mia's house ____.

Cevabı göster

for breakfast

She invited me.

0:58

Beni davet etti.

Oh, uh

0:59

Ah, şey

no, mate.

1:00

olmaz, tatlım.

We got to get home, actually. Notlar

1:01

Aslında eve dönmemiz lazım.

Dilbilgisi

got to get home: gündelik konuşmada gereklilik

Bu cümlede got to, have to veya have got to anlamındadır. Şimdiki bir gerekliliği anlatır: get home eve dönmek demektir; dolayısıyla got to get home, şimdi eve gitmek için yola çıkmanın gerekli olduğunu belirtir. Bu, çok gündelik bir konuşma biçimidir. Buradaki geçmiş zaman biçimli got, almak anlamına gelmez; bağlam, konuşanın sırada ne yapılması gerektiğini açıkladığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, have to anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: Sorry, I ____ leave now or I'll miss my bus.

Cevabı göster

got to

Ton ve niyet

Cümle sonundaki actually: nazik bir düzeltme

Burada actually esas olarak şaşırtıcı bir gerçeği açıklamaz. Cümlenin sonunda kullanıldığında, konuşanın gerçek planının karşısındaki kişinin beklediğinden farklı olduğunu gösterir. Bu küçük ayarlama, reddin daha az sert duyulmasını sağlar. Konuşan yalnızca hayır demek yerine, beklentiyle çelişen planını nazik bir düzeltme olarak sunar.

Alıştırma

"We got to get home, actually." cümlesinde, cümle sonundaki actually sözcüğünün temel görevi nedir?

  1. Karşıdaki kişinin beklentisinden farklı bir planı nazikçe ortaya koyar.
  2. got to ifadesini must ifadesinden daha güçlü yapar.
  3. Eve dönüş yolculuğunun zaten gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster

Karşıdaki kişinin beklentisinden farklı bir planı nazikçe ortaya koyar.

Yeah,

1:02

Evet,

we better get back too. Dilbilgisi

1:03

biz de dönsek iyi olur.

Dilbilgisi

we better get back: gündelik konuşmada had sözcüğünün atılması

We better get back, We'd better get back ifadesinin, yani we had better get back yapısının çok gündelik konuşmada kullanılan biçimidir. Had better yapısından sonra fiilin yalın hâli gelir ve durum gerektirdiği için bir eylemin uygun ya da gerekli olduğunu belirtir. Burada get back “geri dönmek” anlamındadır; too ise aynı durumun bu grup için de geçerli olduğunu gösterir. Better, tavsiye yapısının bir parçasıdır ve farklı geri dönme biçimlerini karşılaştırmaz.

Alıştırma

Altyazıdaki tavsiye yapısının tam biçimini tamamlayın: We ____ get back before it gets dark.

Cevabı göster

had better

Okay.

1:04

Tamam.

Bye, Winnie.

1:05

Görüşürüz, Winnie.

Bye, Bluey.

1:06

Görüşürüz, Bluey.

Squeeze me tight.

1:07

Bana sıkıca sarıl.

Wow, that's tight.

1:09

Vay canına, bu gerçekten sıkıydı.

Nice to meet you, mate. Kalıp ifadeler

1:10

Tanıştığımıza memnun oldum, dostum.

Kalıp ifadeler

Nice to meet you: ilk tanışmada kullanılan kalıp

Nice to meet you, biriyle ilk kez tanıştırıldığınızda kullanılan kalıplaşmış ve kibar bir ifadedir. O kişiyle tanışmaktan memnun olduğunuzu belirtir; tanışma eylemini kelimesi kelimesine “güzel” olarak değerlendirmez. Tanıştırmanın hemen ardından veya bu ilk buluşma sona ererken söylenebilir. Altyazıda, yeni tanışan iki kişinin konuşmasını kibarca sonlandırır.

Alıştırma

Yeni bir komşuyla ilk kez tanıştırıldınız. En doğal cevap hangisidir?

  1. It was nice seeing you again.
  2. Nice to see you again.
  3. Nice to meet you.
Cevabı göster

Nice to meet you.

Yeah, you too.

1:11

Evet, ben de.

Mum, I made a new friend. Kalıp ifadeler

1:12

Anne, yeni bir arkadaş edindim.

Kalıp ifadeler

made a new friend: make + friend eşdizimi

Make a friend, biriyle arkadaşlık kurmak anlamına gelir. Burada made, make fiilinin geçmiş zaman biçimidir; bu nedenle made a new friend, konuşan kişinin yeni tanıştığı biriyle arkadaş olduğunu anlatır. Make burada sözcüğü sözcüğüne bir şey üretmek anlamına gelmez. Bir kişi için make a friend, sayı belirtilmediğinde veya birden çok kişi söz konusu olduğunda make friends kullanılır. Diğer kişiyi belirtmek için make friends with someone ya da become friends with someone denir. Become a friend with someone olağan kullanım değildir.

Alıştırma

Tek bir yeni arkadaş edinme anlamındaki make + friend eşdizimini geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: At summer camp, Leo ____.

Cevabı göster

made a new friend

Her name is Winnie.

1:15

Adı Winnie.

She likes budgies. Kelime

1:16

Muhabbet kuşlarını seviyor.

Kelime

budgies: küçük evcil muhabbet kuşları, buddies değil

Budgies, budgie sözcüğünün çoğuludur; budgie ise budgerigar sözcüğünün günlük dilde kullanılan kısa biçimidir. Budgerigar, evcil hayvan olarak sıkça beslenen küçük bir papağan türü olan muhabbet kuşudur. Bu nedenle cümle, onun bu kuşları sevdiğini anlatır. Budgie özellikle günlük Britanya ve Avustralya İngilizcesinde yaygındır. Tam biçim olan budgerigar gündelik konuşmalarda daha az kullanılır.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuzu seçin. Budgies içindeki /dʒ/ ile buddies içindeki /d/ sesine odaklanın.

  1. Those budgies are very noisy.
  2. Those buddies are very noisy.
Cevabı göster

Those budgies are very noisy.

Oh, she sounds nice. Dilbilgisi

1:18

Oh, iyi birine benziyor.

Dilbilgisi

sounds nice: duyduklarından bir izlenim edinmek

sound + adjective yapısı, duyulan bilgilere dayanarak bir izlenim belirtir. Öznenin gerçekten ses çıkarıyor olması gerekmez. Burada she sounds nice, konuşanın Bluey'nin anlattıklarından yola çıkarak, henüz onunla tanışmamış olsa da kişinin hoş biri olduğunu düşündüğü anlamına gelir. Aynı yapı kişiler, fikirler, planlar ve etkinlikler için de kullanılabilir.

Alıştırma

Burada she sounds nice ne anlama geliyor?

  1. Sesi hoş bir tınıya sahip.
  2. Konuşan, duyduklarına göre kişinin hoş biri olduğunu düşünüyor.
  3. Konuşan, kişinin kesinlikle hoş biri olduğunu biliyor.
Cevabı göster

Konuşan, duyduklarına göre kişinin hoş biri olduğunu düşünüyor.

She is.

1:19

Öyle.

We played cafe.

1:20

Kafe oynamıştık.

But Dad said we couldn't go to her house for breakfast. Dilbilgisi

1:21

Ama babam kahvaltı için onun evine gidemeyeceğimizi söyledi.

Dilbilgisi

said we couldn't go: geçmişteki bir kısıtlamayı aktarmak

said + yan cümle, birinin söylediği sözlerin içeriğini aktarır. Dad said we couldn't go ifadesinde we couldn't go, babanın söylediği mesajdır. that kullanılabilir veya atlanabilir: Dad said (that) we couldn't go. Burada couldn't go, o sırada gitmeye izin verilmediği veya planın gitmeye uygun olmadığı anlamına gelir. Fiziksel olarak gidebilme yeteneğinin bulunmadığı anlamına gelmez. Dolaylı anlatımda couldn't, çoğu zaman özgün sözlerdeki can't ifadesini geçmiş bakış açısından sunar.

Alıştırma

Bu bağlamda Dad said we couldn't go ne anlama geliyor?

  1. Babası gitmeye izin verilmediğini veya gitmenin plana uymadığını söyledi.
  2. Babası onların yolculuk edecek fiziksel yeteneğe sahip olmadığını söyledi.
  3. Babası onların zaten gitmiş olduğunu aktardı.
Cevabı göster

Babası gitmeye izin verilmediğini veya gitmenin plana uymadığını söyledi.

Well, we only just met them. Kalıp ifadeler

1:24

Şey, onlarla daha yeni tanıştık.

Kalıp ifadeler

only just met them: çok yeni bir tanışma

Only just + geçmiş zamanlı bir fiil, bir şeyin çok kısa süre önce olduğunu anlatır. Burada only, just sözcüğünü güçlendirir; bu nedenle only just met them, ilişkinin daha yeni başladığı anlamına gelir. Onlarla buluşmanın yapılan tek şey olduğu anlamına gelmez. Bu cümlede yeni tanışmış olmak sosyal bir sınırı açıklar: konuşan kişiler onları henüz yeterince iyi tanımıyordur. Aynı yapı, çok yakın zamanda olan bir şeyden sonra neden beklemek veya temkinli davranmak gerektiğini de açıklayabilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve ‘çok yakın zamanda tanıştık’ anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: We ____ our new neighbours, so we do not know them well.

Cevabı göster

only just met

But Winnie's my friend.

1:26

Ama Winnie benim arkadaşım.

And you're friends with her dad.

1:27

Sen de onun babasıyla arkadaşsın.

Well, I wouldn't say we're friends yet. Ton ve niyet

1:29

Şey, henüz arkadaş olduğumuzu söyleyemem.

Ton ve niyet

I wouldn't say we're friends yet: temkinli bir değerlendirme

I wouldn't say + bir yan cümle, bir tanıma veya yargıya temkinli biçimde katılmamanın yoludur. Konuşanın bu tanımı tam olarak doğru bulmadığını ifade eder; konuşmayı reddettiği anlamına gelmez. Yet, yargıyı şu anla sınırlar. I wouldn't say we're friends yet, ilişkinin henüz arkadaşlık olarak adlandırılacak noktaya gelmediğini nazikçe söylerken gelecekte bunun değişebileceği ihtimalini açık bırakır.

Alıştırma

Konuşan kişi I wouldn't say we're friends yet derken esas olarak neyi kastediyor?

  1. Asla arkadaş olamayız.
  2. Şu anda bize arkadaş diyebileceğim kadar yakın değiliz.
  3. Arkadaş olup olmadığımız hakkında konuşmayı reddediyorum.
Cevabı göster

Şu anda bize arkadaş diyebileceğim kadar yakın değiliz.

Why?

1:31

Neden?

Don't you like him? Ton ve niyet

1:31

Onu sevmedin mi?

Ton ve niyet

Don't you like him?: beklentiyi kontrol eden bir soru

Don't you like him? tamamen tarafsız bir bilgi isteme sorusu değildir. Bu olumsuz soru, konuşanın cevabın yes olmasını beklediğini ve şimdi şaşırdığını ya da bu beklentiyi doğrulamak istediğini gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen Don't you + fiilin yalın hâli...? yapısı çoğu zaman “Öyle yaptığını sanıyordum; yanılıyor muyum?” anlamına gelir. Duygu, ton ve bağlama göre nazik bir doğrulamadan daha güçlü bir şaşkınlığa kadar değişebilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız "Don't you want to come with us?" diyor. Olumsuz soru büyük olasılıkla neyi gösterir?

  1. Bu kişi size gelmemenizi emrediyor.
  2. Bu kişi sizin de gelmek isteyeceğinizi bekliyordu ve şaşkınlıkla bunu kontrol ediyor.
  3. Bu kişinin hiçbir beklentisi yok ve tamamen tarafsız bir soru soruyor.
Cevabı göster

Bu kişi sizin de gelmek isteyeceğinizi bekliyordu ve şaşkınlıkla bunu kontrol ediyor.

Well, yeah, he's a good guy. Kelime

1:32

Hayır, sevdim, o iyi biri.

Kelime

a good guy: gayriresmî ve olumlu bir tanımlama

a good guy ifadesinde good, bir erkek hakkında genel ve olumlu bir değerlendirme yapar: onun nazik, düzgün, güvenilir veya hoş biri olduğu izlenimini verir. Onun kusursuz olduğunu iddia etmez ve belirli bir beceriyi anlatmaz. Burada guy, bir erkeğe gönderme yapmanın gayriresmî bir yoludur. Asıl nokta cinsiyetini vurgulamak değil, konuşanın onun karakterine ilişkin samimi ve olumlu görüşüdür.

Alıştırma

Gündelik konuşmada "He's a good guy" genellikle ne anlama gelir?

  1. Fiziksel olarak sağlıklıdır.
  2. Genel olarak düzgün ve sevilen biridir.
  3. Her etkinlikte iyidir.
Cevabı göster

Genel olarak düzgün ve sevilen biridir.

So, why aren't you friends?

1:34

O zaman, neden arkadaş değilsiniz?

Well, we just need to get to know each other a bit better first. Kalıp ifadeler

1:36

Şey, önce birbirimizi biraz daha iyi tanımamız gerekiyor.

Kalıp ifadeler

get to know each other a bit better first: sonraki adımdan önce birbirini daha iyi tanımak

get to know each other, zaman ve etkileşim içinde birbirini yavaş yavaş tanımak anlamına gelir. Zaten var olan bir tanışıklık durumunu değil, gelişmekte olan bir süreci anlatır. a bit better “biraz daha iyi” demektir; first ise bu aşamayı ilişkideki sonraki adımdan önceye yerleştirir. get to know someone better first kalıbı, sonraki adımdan önce birini daha iyi tanımak gerektiğini anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

“Sonraki adımdan önce birbirini biraz daha iyi tanımak” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Let's ____.

Cevabı göster

get to know each other a bit better first

How long will that take?

1:38

Bu ne kadar sürer?

It'll take as long as it takes. Deyimler

1:40

Ne kadar sürmesi gerekiyorsa o kadar.

Deyimler

as long as it takes: ne kadar zaman gerekiyorsa o kadar

as long as it takes ifadesinde long, bir şeyin gerçekleşmesi veya tamamlanması için gereken süreyi ölçer. Cümlenin tamamı, sürecin sabit bir son tarih olmadan gerektiği kadar süreceğini anlatır. Buradaki as long as süre karşılaştırmasının bir parçasıdır; “şu şartla ki” anlamındaki koşul bağlacı değildir.

Alıştırma

Bu cümlede as long as it takes ne anlama gelir: “We'll keep trying as long as it takes.”

  1. Çabanın sabit bir son tarihte durması gerektiği anlamına gelir.
  2. Çabanın yalnızca bir koşul karşılanırsa devam edebileceği anlamına gelir.
  3. Çabanın gerektiği kadar uzun süre devam edebileceği anlamına gelir.
Cevabı göster

Çabanın gerektiği kadar uzun süre devam edebileceği anlamına gelir.

You sure take a long time to make friends. Kalıp ifadeler

1:41

Arkadaş edinmen gerçekten uzun zaman alıyor.

Kalıp ifadeler

take a long time to make friends: bir sürecin yavaş olduğunu söylemek

Take a long time to do something, bir sürecin çok zaman gerektirdiğini anlatır. Burada to make friends, yavaş ilerleyen süreci belirtir; take “taşımak” ya da “alıp götürmek” anlamında değildir. Make friends, arkadaşlık kurmayı anlatan yerleşik kelime birlikteliğidir. İfade bir bütün olarak insanlarla arkadaş olma sürecinin yavaş gerçekleştiğini söyler.

Alıştırma

Arkadaşlık kurmanın çok zaman gerektirebileceğini anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: After moving to a new city, it can ____.

Cevabı göster

take a long time to make friends

Well, a café's a great place to get to know someone. Anlatım akışı

1:44

Şey, bir kafe birini tanımak için harika bir yerdir.

Anlatım akışı

a café's a great place...: ortamı sonraki adıma bağlamak

Bu cümle kafeyi yalnızca olayın geçtiği yer olmaktan çıkarıp genel bir düşünceye dönüştürür: kafe, birini zaman içinde tanımak için fırsat sunar. Cümle, konuşmada önceki düşünceyi ve olası sonraki adımı düzenleyip birbirine bağlar. Arkadaş olma temasını özetler ve kafeleri yalnızca övmek yerine yetişkinlerin birlikte daha fazla zaman geçirmesi için bir neden sunar.

Alıştırma

Bu cümlenin konuşmadaki temel işlevi nedir?

  1. Yalnızca kafelerin kalitesini anlatır.
  2. Konuyu yemek sipariş etmeye çevirir.
  3. Birbirini tanıma düşüncesini özetler ve birlikte daha fazla zaman geçirmeyi destekler.
Cevabı göster

Birbirini tanıma düşüncesini özetler ve birlikte daha fazla zaman geçirmeyi destekler.

Winnie!

1:47

Winnie!

Bluey!

1:53

Bluey!

Back for more. Kalıp ifadeler

1:53

Daha fazlası için döndük.

Kalıp ifadeler

“Back for more.”: geri dönene yönelik eksiltili selamlama

“Back for more.”, “You're back for more.” cümlesinin gündelik konuşmadaki eksiltili biçimidir. Özne you ve be fiili are bağlamdan tamamlanır. Back kişinin geri döndüğünü, for more ise aynı şeyden, deneyimden veya etkinlikten biraz daha istediğini belirtir. More yalnızca daha fazla nesne anlamına gelmez. Aynı oyuna, hizmete, mücadeleye veya ortak bir etkinliğe devam etmeyi de anlatabilir. Düz bir ifade olarak söylendiğinde, geri dönen kişiye yönelik samimi ve hafif şakacı bir selamlama olabilir.

Alıştırma

Gündelik bir durumda biri bir etkinliğe devam etmek için geri dönüyor. “Back for more.” ne anlama gelir?

  1. Aynı şeye devam etmek veya aynı şeyden daha fazla almak için geri dönmüştür.
  2. Sırtında fazladan eşyalar taşıyordur.
  3. Ayrılıyordur ve geri dönmeyecektir.
Cevabı göster

Aynı şeye devam etmek veya aynı şeyden daha fazla almak için geri dönmüştür.

Got to be done. Deyimler

1:54

Olması gereken bu.

Deyimler

“Got to be done.”: gerekli olan bir eylemi anlatma

Bu bağlamda “Got to be done.”, “It's got to be done.” cümlesinin gündelik ve eksiltili biçimidir. Atlanan özne ve yardımcı fiil bağlamdan tamamlanır. Has got to gereklilik bildirir; be done ise edilgen yapıdır. Yani kimin yapacağından çok, işin tamamlanması gerektiğine odaklanılır. Bu ifade, gerekli bir işi gerçekçi biçimde veya gönüllü olarak kabullenmeyi gösterebilir; aslında “Bu, yapmamız gereken bir şey” demektir. İşin zaten bitmiş olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bir onarım hâlâ bitmemiştir. Biri “Got to be done today.” diyor. Ne demek istiyor?

  1. Onarım bugün tamamlandı.
  2. Onarım bugün tamamlanmak zorunda.
  3. Onarım bugün görmezden gelinebilir.
Cevabı göster

Onarım bugün tamamlanmak zorunda.

Customers!

1:55

Müşteriler!