Drakula nasıl dünyanın en ünlü vampiri oldu? - Stanley Stepanic: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, Drakula’nın izini Slav folklorundan ve korkutucu defin olaylarının hastalıklar ile çürüme üzerinden açıklanmasından başlayarak Bram Stoker’ın başlangıçta yalnızca orta düzeyde başarı kazanan romanına, ardından karakteri kalıcı bir kültürel simgeye dönüştüren telif hakkı davası ile sahne ve sinema uyarlamalarına kadar sürüyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. if not for a twist of fate. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: if not for yapısını, belirleyici bir olay yaşanmasaydı sonucun farklı olacağını bildiren gerçek dışı bir koşul olarak tanımayı öğrenirsiniz. Burada Drakula’nın bilinmezlikte kalma ihtimali sonraki ünüyle karşılaştırılır; bu nedenle yapı, tarihsel anlatılardaki dönüm noktalarını açıklamak için kullanışlıdır. 2. got so out of hand that — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: get out of hand ile so ... that birleşiminin giderek kontrolden çıkan bir durumu onun sonucuna nasıl bağladığını anlayabilirsiniz. Bu yapı, vampir paniğinin Avusturya İmparatoriçesi’ni özel doktorunu göndermeye neden zorladığını açıklar ve resmî müdahale doğuran krizleri anlatmaya yardımcı olur. 3. finding eternal life far beyond the humble pages of his birth. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Kapanış mecazını iki düzeyde yorumlayabilirsiniz: eternal life vampirin ölümsüzlüğünü çağrıştırırken pages of his birth Drakula’nın doğduğu romanı temsil eder. Böylece kültürel yorumların, sonraki uyarlamalarda süren etkiyi özetlemek için konunun ayırt edici imgesini nasıl yeniden kullandığını fark edebilirsiniz.
Bu derste
More than a 100 years after his creator was laid to rest, Deyimler
0:07Yaratıcısının ebedi istirahatgâhına çekilmesinden 100 yılı aşkın bir süre sonra,
laid to rest: “defnedildi” demenin saygılı bir yolu
Bu cümlede was laid to rest, “öldükten sonra defnedildi” anlamına gelir. Ölen bir kişiden söz ederken kullanılan nazik bir örtmece olan lay someone to rest ifadesinin edilgen biçimidir. Buradaki rest, sıradan bir mola veya uyku anlamına gelmez. Biyografilerde, anma metinlerinde ve tarihî anlatılarda bu ifade defin olayından saygılı biçimde söz eder ve kişinin öldüğünü dolaylı olarak belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede was laid to rest ne anlama gelir?
- uzanması istendi
- öldükten sonra defnedildi
- dinlenmesi için zaman verildi
Cevabı göster
öldükten sonra defnedildi
Dracula lives on as the most famous vampire in history. Öbek fiiller
0:12Dracula tarihin en ünlü vampiri olarak yaşamaya devam ediyor.
lives on: anılarda ve etkide varlığını sürdürmek
Burada lives on, “uzun zaman geçse de hatırlanmaya ve etkili olmaya devam eder” demektir. Drakula kurgusal bir karakterdir; dolayısıyla cümle gerçek anlamda biyolojik yaşamdan değil, karakterin kalıcı kültürel varlığından söz eder. Bir kişinin fikirleri, bir sanat eseri, gelenek, anı veya etki; kişi, ilk dönem ya da fiziksel kaynak ortadan kalktıktan sonra da insanları etkilemeye devam ettiğinde live on bu anlamda kullanılabilir.
Alıştırma
“Dracula lives on” ifadesinin hangi yorumu cümleye uygundur?
- Drakula başka bir eve taşındı.
- Drakula hatırlanmaya ve kültürel açıdan etkili olmaya devam ediyor.
- Drakula gerçek bir kişidir ve hâlâ fiziksel olarak hayattadır.
Cevabı göster
Drakula hatırlanmaya ve kültürel açıdan etkili olmaya devam ediyor.
neither ... nor ...: paralel iki tanımı olumsuzlama
Neither A nor B, A ve B'nin ikisini de reddeden eşli bir yapıdır. Burada Drakula'nın ilk kurgusal vampir olmadığı ve döneminin en popüler vampiri de olmadığı anlatılır. İfadenin tamamı virgüller arasında yer alarak this Transylvanian noble sözünü parantez içi bir bilgi gibi açıklar. Karakterin ünlü olacağı beklentisini azaltırken ana cümle this Transylvanian noble ... may have remained biçiminde devam eder.
Alıştırma
Her iki tanımı da reddeden eşli bağlaçlarla cümleyi tamamlayın: The device is ____ cheap ____ easy to repair.
Cevabı göster
neither · nor
buried in obscurity: bilinmeden kalma mecazı
Buried in obscurity, kamuoyunun dikkatinden uzak kalmayı, unutulmayı veya bilinmemeyi anlatan bir mecazdır. Obscurity, çok az tanınma ya da hiç tanınmama durumunu belirtir; buried ise bu görünmezliği derin ve kalıcı hissettirir. Bu cümlede ifade, Drakula'nın fiziksel olarak gömülmesini değil, ünlü olamama ihtimalini anlatır. Remain buried in obscurity kalıbı, ilgi görmemeye devam eden bir kişiyi, eseri, keşfi veya belgeyi tanımlayabilir.
Alıştırma
Cümleyi “bilinmeyen ve fark edilmeyen” anlamındaki vurgulanan mecazla tamamlayın: Without the archive, her letters might have remained ____.
Cevabı göster
buried in obscurity
if not for a twist of fate: sonucu değiştiren etken
if not for + isim öbeği, “o etken olmasaydı” anlamına gelir. Gerçekten var olan bir etkeni belirtir ve bu etkenin olası ya da varsayılan başka bir sonucu engellediğini anlatır. Burada varsayılan sonuç, bilinmeden kalmaktır. a twist of fate, bu sonucu değiştiren beklenmedik bir olayı ifade eder; yapı, gelecekte hâlâ gerçekleşebilecek sıradan bir koşulu anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi “bu yararlı etken olmasaydı” anlamındaki üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The hikers would have been lost ____ the guide's map.
Cevabı göster
if not for
Dracula's first appearance was in Bram Stoker's 1897 novel of the same name, Kalıp ifadeler
0:30Dracula'nın ilk ortaya çıkışı Bram Stoker'ın 1897 tarihli aynı adlı romanındaydı,
of the same name: aynı adı veya başlığı paylaşmak
of the same name, bir isimden sonra gelen ve “az önce söz edilen kişi ya da eserle aynı ada veya başlığa sahip” anlamını taşıyan bir ifadedir. Bu cümlede novel sözcüğünü niteler; dolayısıyla Bram Stoker'ın romanının adı da Dracula'dır. Başlığı tekrarlamadan iki şeyin aynı adı taşıdığını belirtmeyi sağlar.
Alıştırma
Çizgi romanın da Skybound adını taşıdığını belirten dört sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The series Skybound is based on a comic ____.
Cevabı göster
of the same name
but that was far from the beginning of vampire myths. Kalıp ifadeler
0:35ancak bu, vampir efsanelerinin başlangıcından çok uzaktı.
far from the beginning of vampire myths: vampir mitlerinin başlangıcı olmaktan çok uzak
Burada far from fiziksel bir uzaklığı anlatmaz. that'in gönderme yaptığı olayın, yani Dracula'nın 1897'de ortaya çıkışının vampir mitlerinin başlangıcı olduğu düşüncesini güçlü biçimde reddeder. Aktarılabilir yapı far from + isim, sıfat veya -ing biçimidir. İddia edilen bir duruma hiç uymama ya da o duruma yaklaşamama anlamı verir; far from the truth, far from ready ve far from being finished buna örnektir.
Alıştırma
Hangi cümlede far from fiziksel uzaklık yerine güçlü bir soyut olumsuzlama yapıyor?
- The cabin is far from the nearest town.
- The repairs helped, but the bridge is far from safe.
- She carried the box far from the door.
Cevabı göster
The repairs helped, but the bridge is far from safe.
Blood-sucking monsters had already been part of folklore Dilbilgisi
0:39Kan emici canavarlar zaten en az 800 yıldır
had already been ... for at least 800 years: geçmişteki bir noktaya kadar en az 800 yıl süren durum
Had already been, past perfect yapısıdır: had + geçmiş zaman ortacı been. Halk anlatılarının bir parçası olma durumunu daha sonraki bir geçmiş noktanın, yani Dracula'nın 1897'de ortaya çıkışının öncesine yerleştirir. Already, bu durumun o noktaya gelindiğinde kurulmuş olduğunu vurgular. For at least 800 years, o geçmiş referans noktasına kadar uzanan süreyi verir. Bu yapılar birlikte tarihsel zaman çizgisini daha eski bir geçmişe taşır ve tek bir olayı değil, devam eden bir durumu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi already be ifadesinin past perfect biçimiyle tamamlayın: By 2015, the theater ____ open for three years.
Cevabı göster
had already been
It was Slavic folklore that gave us the word vampire Dilbilgisi
0:44Bize vampir kelimesini veya eski Rusçadaki upir'i
It was Slavic folklore that ...: kaynağı vurgulamak
It was X that ... kalıbı, X'i bilgi odağına yerleştiren bir vurgu yapısıdır. Burada X, Slavic folklore olduğundan cümle, vampire sözcüğünün kaynağı olarak bu geleneği öne çıkarır. Buradaki it herhangi bir nesneye gönderimde bulunmaz. That ile başlayan bölüm mesajın geri kalanını verir. Vurgu çerçevesi kaldırıldığında temel cümle Slavic folklore gave us the word vampire olur. Bu yapı, özellikle temel kaynağı belirtmek veya düzeltmek için odak ekler.
Alıştırma
It was X that ... kalıbıyla vurgu cümlesini tamamlayın: It ____ careful planning ____ made the rescue possible.
Cevabı göster
was · that
The term's first known written mention comes from the 11th century. Kalıp ifadeler
0:50Terimin bilinen ilk yazılı bahsi 11. yüzyıla dayanır.
first known written mention: ün değil, bilinen kanıt
first known written mention öbeğinin temel ismi mention'dır. Written, kanıtın yazılı biçimde bulunduğunu; first ise en eski örnek olduğunu belirtir. Known, “şu anda mevcut olan kanıtlardan bilinen” anlamına gelir; “ünlü” demek değildir. Bu nedenle ifade dikkatli bir iddia ortaya koyar: Şu anda bilinen en eski yazılı kayıttır, ancak daha eski bir kayıt ileride keşfedilebilir.
Alıştırma
first known written mention ifadesinde known okuyucuya ne anlatır?
- Yazarı herkes tanıyordu.
- Bu kayıt ünlüydü.
- İddia, şu anda mevcut olan kanıtlarla sınırlıdır.
Cevabı göster
İddia, şu anda mevcut olan kanıtlarla sınırlıdır.
Vampire lore in the region predated Christianity's arrival Kelime
0:54Bölgedeki vampir efsaneleri Hıristiyanlığın gelişinden öncesine dayanıyordu
predated Christianity's arrival: daha önce var olmayı ifade etmek
Predated, geçişli bir fiil olan predate'in geçmiş zaman biçimidir ve “bir şeyden daha önce var olmak veya gerçekleşmek” anlamına gelir. Bu cümlede vampir söylenceleri daha önce var olan şeydir; Hristiyanlığın bölgeye gelişi ise daha sonraki zaman referansıdır. X predates Y yapısı iki şeyi zaman açısından doğrudan karşılaştırır: X, Y'den daha eskidir veya daha önce başlamıştır. pre- ön eki “önce” anlamını verir; buradaki date sözcüğünün romantik bir buluşmayla ilgisi yoktur.
Alıştırma
Cümleyi predate fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: These stone tools ____ the first cities in the region.
Cevabı göster
predated
and persisted despite the Church's efforts to eliminate pagan beliefs. Kalıp ifadeler
0:58ve Kilise'nin pagan inançlarını ortadan kaldırma çabalarına rağmen varlığını sürdürdü.
persisted despite ...: karşı koymaya rağmen devam etmek
Persisted, bir şeyin zaman içinde var olmaya devam ettiğini, özellikle de baskı veya karşı koyma onu durdurabilecekken sürdüğünü belirtir. Despite bu karşıt gücü tanıtır. Cümle, Kilise pagan inançlarını ortadan kaldırmaya çalışsa da söylencenin varlığını sürdürdüğünü anlatır. Yapı persist despite + isim öbeği veya -ing biçimidir. Burada the Church's efforts isim öbeğidir; to eliminate pagan beliefs ise bu çabaların amacını açıklar.
Alıştırma
Cümleyi dersteki “bu engele rağmen devam etti” anlamına gelen iki sözcüklü yapıyla tamamlayın: The custom ____ repeated attempts to ban it.
Cevabı göster
persisted despite
Stories of vampires originated from misinterpretations of diseases Kalıp ifadeler
1:03Vampir hikayeleri, kuduz ve pellegra gibi hastalıkların
such as rabies and pellagra and decomposition.
1:07ve cesetlerin çürüme süreçlerinin yanlış yorumlanmasından ortaya çıkmıştır.
originated from misinterpretations of diseases: hastalıkların yanlış yorumlanmasından doğmak
Originate from, bir şeyin belirli bir kaynaktan başladığını veya geliştiğini belirtir. Bu cümlede vampir hikâyelerinin hastalıkların ve cesedin çürümesinin yanlış yorumlanmasından doğduğu söyleniyor. Buradaki from bir yeri değil, soyut bir kaynağı veya kökeni gösterir. Aynı yapı hikâyelerin, fikirlerin, geleneklerin, terimlerin ve uygulamaların kökenini açıklamak için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi originate from ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The tradition ____ an old harvest ritual.
Cevabı göster
originated from
In the case of the latter, gases swelling the body Anlatım akışı
1:11Çürüme durumunda, bedeni şişiren gazlar
In the case of the latter: odağı son belirtilen öğeye kaydırmak
In the case of X, “X’e odaklanıldığında” veya “X söz konusu olduğunda” anlamına gelir. The latter, önceki listedeki son öğeye gönderme yapar. Buradaki liste decomposition ile bittiği için gönderme yapılan öğe decomposition sözcüğüdür. İfade bir bütün olarak açıklamayı bir listeden seçilmiş bir öğenin ayrıntılarına taşır. The latter ile karşılaştığınızda devam etmeden önce önceki bölüme dönüp ilgili seçenekleri belirleyin.
Alıştırma
Cümleyi okuyun ve the latter ifadesinin neye gönderme yaptığını seçin: The club offers painting and photography. In the case of the latter, members need a camera.
- the club
- photography
- painting
Cevabı göster
photography
and blood oozing from the mouth could make a corpse look Dilbilgisi
1:14ve ağızdan sızan kan, bir cesedin
like it had recently been alive and feeding.
1:17sanki yakın zamanda yaşıyormuş ve besleniyormuş gibi görünmesine neden olabiliyordu.
could make a corpse look like ...: belirli bir görünüm yaratmak
Could make a corpse look like ... ifadesinde make + nesne + fiilin yalın hâli ettirgen yapısı kullanılır. A corpse nesnedir, look ise fiilin yalın hâlidir; bu yüzden look önünde to bulunmaz. Could, sonucun kesin değil mümkün olduğunu gösterir. Look like, gazların ve kanın oluşturduğu görünümü açıklar. Ardından it had recently been alive and feeding yan cümlesi geldiği için bu işaretlerin ceset hakkında yanlış bir izlenim yaratabileceği anlatılır; make burada ceset üretmek anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp make + nesne + look like + isim veya yan cümledir.
Alıştırma
Cümleyi make + nesne + look like yapısıyla tamamlayın: The blue light could ____ a cave.
Cevabı göster
make the room look like
Vampires were described as bloated with overgrown teeth and nails. Dilbilgisi
1:21Vampirler; şişkin, aşırı uzamış dişlere ve tırnaklara sahip olarak tasvir edilirdi.
were described as ... with ...: temel betimleme ve ek özellikler
Were described as, describe A as B yapısının geçmiş zaman edilgen biçimidir. Açıklamayı kimin yaptığını belirtmeden vampirlerin nasıl tasvir edildiğini aktarır. As sonrasındaki bloated, genel ve temel durumu belirtir. With overgrown teeth and nails, vampirlerin sahip olduğu söylenen görünür özellikleri ekler. Buradaki with, bu özelliklere sahip olmak anlamındadır; onları betimlemek için kullanılan bir araç değildir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp be described as + temel niteleme, with + ek özelliktir.
Alıştırma
Cümleyi be described as ... with ... yapısının geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: In an old journal, the animal ____ gentle, ____ large brown eyes.
Cevabı göster
was described as · with
This gave rise to many rituals intended to prevent the dead from rising, Notlar
1:25Bu durum, ölülerin dirilmesini engellemeyi amaçlayan birçok ritüele yol açtı;
gave rise to: bir sonuca yol açmak
Bu cümlede gave rise to, “ortaya çıkmasına neden oldu” veya “yol açtı” anlamına gelir. This, daha önce sözü edilen vampirler ve cesetlerle ilgili inanışlara gönderme yapar; bunların sonucunda ortaya çıkan ritüeller ise etkidir. Kalıp X gives/gave rise to Y şeklindedir ve Y yeni bir sonucu, durumu ya da tepkiyi adlandırır. Buradaki rise bütün ifadenin bir parçasıdır; bir şeyin fiziksel olarak ayağa kalktığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi give rise to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The discovery ____ several new questions.
Cevabı göster
gave rise to
intended to prevent ... from rising: amaç ve engelleme
Intended to prevent the dead from rising, rituals sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Ritüellerin amacını açıklar ve rituals that were intended to prevent the dead from rising şeklinde genişletilebilir. Intended cümlenin ana fiili değildir. Bu öbekte prevent, prevent + nesne + from + -ing kalıbını izler. Nesne “ölüler” anlamındaki the dead ifadesidir; rising ise bu bağlamda mezardan geri dönmek anlamına gelir.
Alıştırma
Amaç ve engelleme kalıbını tamamlayın: The screen is ____ insects ____ entering the room.
Cevabı göster
intended to prevent · from
such as burying bodies with garlic or poppy seeds,
1:30cesetleri sarımsak veya haşhaş tohumlarıyla gömmek,
as well as having them staked, burned, or mutilated. Dilbilgisi
1:33ya da kazığa oturtmak, yakmak veya parçalamak gibi.
having them staked, burned, or mutilated: have + nesne + geçmiş zaman ortacı
Have + nesne + geçmiş zaman ortacı, nesnenin eyleme maruz kaldığını belirtir: biri bu eylemi ayarlar, ona neden olur ya da nesne üzerinde gerçekleştirir. Buradaki them, cesetleri veya ölüleri ifade eder; staked, burned ve mutilated ise onlara yapılanları anlatır. Having, bu ettirgen have yapısının -ing biçimidir. Cesetlere sahip olmak anlamına gelmez ve üç eylemi yapan them değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede, bir nesneye bir eylem uygulanmasının ayarlandığını anlatmak için have + nesne + geçmiş zaman ortacı kullanılmıştır?
- We had the roof repaired before winter.
- We had repaired the roof before winter.
- We had a strong roof before winter.
Cevabı göster
We had the roof repaired before winter.
Vampire lore remained a local phenomenon until the 18th century, Kalıp ifadeler
1:37Vampir efsanesi, 18. yüzyıla kadar yerel bir fenomen olarak kaldı;
remained a local phenomenon until ...: belirli bir zamana kadar süren durum
Remain burada bağ fiil olarak kullanılır. A local phenomenon özneyi tamamlayan ögedir; dolayısıyla ifade, vampir söylencelerinin yaygınlaşmak yerine çoğunlukla yerel geleneklerle sınırlı kalmaya devam ettiğini anlatır. Until the 18th century, bu durumun ne zamana kadar sürdüğünü belirtir. Bu bağlamda daha sonraki yayılmaya zemin hazırlar; ancak until yalnızca bitiş noktasını verir, sonraki değişimi açıklamaz.
Alıştırma
"The custom remained a local tradition until the railway arrived" cümlesi ne anlama gelir?
- Gelenek demiryolu gelmeden önce ortadan kayboldu.
- Gelenek, demiryolu gelene kadar yerel kalmaya devam etti.
- Gelenek ancak demiryolu geldikten sonra yerel hâle geldi.
Cevabı göster
Gelenek, demiryolu gelene kadar yerel kalmaya devam etti.
when Serbia was caught in the struggle between two great powers, Kalıp ifadeler
1:41ta ki Sırbistan, iki büyük güç olan
the Habsburg Monarchy and Ottoman Empire. Kültür
1:45Habsburg Monarşisi ve Osmanlı İmparatorluğu arasındaki mücadelede sıkışıp kalana dek.
was caught in the struggle between A and B: A ile B arasındaki mücadeleye sürüklenmek
Was caught in the struggle between, Sırbistan'ın kontrol edemediği siyasi bir çatışmanın içine sürüklendiğini anlatır. Buradaki caught, tutuklanmak veya fiziksel olarak yakalanmak anlamına gelmez. Be caught in + durum kalıbı, özneyi zor bir durumun içinde kalmış ya da bu durumdan etkilenmiş olarak gösterir. Between karşıt iki tarafı tanıtır; bu nedenle yapı, rakip güçlerden etkilenen ülkeleri, kuruluşları veya kişileri anlatabilir.
Alıştırma
Vurgulanan ifade Sırbistan hakkında ne anlatıyor?
- Sırbistan her iki güçlü devlete karşı kasıtlı olarak savaş başlattı.
- Sırbistan her iki güçlü devletin liderlerini yakaladı.
- Sırbistan iki güçlü devlet arasındaki çatışmaya sürüklendi.
Cevabı göster
Sırbistan iki güçlü devlet arasındaki çatışmaya sürüklendi.
Habsburg Monarşisi ve Osmanlı İmparatorluğu: iki tarihsel güç
Habsburg Monarşisi ve Osmanlı İmparatorluğu, Sırbistan'ın içindeki şehirler veya bölgeler değil, büyük tarihsel siyasi yapılardı. Farklı dönemlerde her ikisi de topraklar yönetti ve Balkanlar ile çevresinde nüfuz için rekabet etti. Bu cümlede adları, two great powers ifadesinin hangi güçlere gönderme yaptığını açıklar. Bu arka plan, Sırbistan'ın neden rakip imparatorluk çıkarları arasında kalmış olarak anlatıldığını gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan adlar neyi ifade ediyor?
- Sırplara ait iki halk geleneği
- Sırbistan'ın içinde bulunan iki şehir
- Balkanlar'da nüfuz için rekabet eden iki büyük siyasi güç
Cevabı göster
Balkanlar'da nüfuz için rekabet eden iki büyük siyasi güç
Austrian soldiers and government officials observed and documented
1:49Avusturyalı askerler ve hükümet yetkilileri,
the strange local burial rituals,
1:53yerel halkın tuhaf cenaze ritüellerini gözlemleyip belgeledi,
and their reports became widely publicized. Kalıp ifadeler
1:55ve onların raporları geniş çapta duyuldu.
became widely publicized: geniş kamuoyu ilgisine sunulmak
became widely publicized ifadesinde became bir durum değişikliğini gösterir: raporlar sınırlı bir çevrede dolaşırken geniş bir kamuoyu ilgisi görmeye başlamıştır. Widely geniş kapsamı vurgular; publicized ise haberler, tanıtım veya kamusal tartışma yoluyla halka duyurulmuş anlamına gelir. Buradaki publicized, raporların yalnızca resmen basıldığı veya yayımlandığı anlamına gelmez. İfade, onları kimin yaydığını belirtmeden raporların geniş bir kitlenin dikkatine sunulmasına odaklanır.
Alıştırma
become + widely + publicized kalıbını kullanın ve become sözcüğünü geçmiş zamana getirin: After several newspapers covered the investigation, its findings ____.
Cevabı göster
became widely publicized
The resulting vampire hysteria got so out of hand Notlar
1:58Ortaya çıkan vampir histerisi o kadar kontrolden çıktı ki,
The resulting vampire hysteria: sonucu nedenine bağlamak
The resulting vampire hysteria, önceki olayın etkisini tek bir isim grubunda toplar. Resulting, az önce anlatılan şeyin neden olduğu anlamına gelir; vampire hysteria ise bu etkiye bir ad verir. Bu yapı nedensel bir açıklamayı düzenlemeye yardım eder: önce nedeni belirtir, ardından önceki olayın tamamını tekrarlamak yerine the resulting + isim yapısıyla sonucu anlatmaya devam edersiniz.
Alıştırma
Su baskınının önceki olaydan kaynaklandığını göstermek için resulting sözcüğünü kullanın: A pipe burst overnight. The ____ flood damaged three offices.
Cevabı göster
resulting
the Austrian Empress was forced to dispatch her personal physician. Kalıp ifadeler
2:03Avusturya İmparatoriçesi özel doktorunu göndermek zorunda kaldı.
got so out of hand that: kontrolden çıkma derecesinin bir sonuca yol açması
Get out of hand, ‘kontrolden çıkmak veya yönetilmesi zor hâle gelmek’ demektir. Bu cümlede got, o duruma geçişi gösterir. so + betimleme + that yan cümlesi kalıbı, dereceyi sonuca bağlar: histeri öylesine kontrolden çıktı ki İmparatoriçe harekete geçmek zorunda kaldı. In 1755 sonuç yan cümlesinin içindedir; that sonucun tamamını başlatır.
Alıştırma
Cümleyi ‘öylesine kontrol edilemez hâle geldi ki sonuç ortaya çıktı’ anlamını veren hedef ifadeyle tamamlayın: The crowd ____ the concert had to stop.
Cevabı göster
got so out of hand that
was forced to dispatch her personal physician: özel doktorunu resmî olarak göndermek zorunda kaldı
Was forced to + fiilin yalın hâli, koşulların İmparatoriçe'ye uygulanabilir başka bir seçenek bırakmadığı anlamına gelir. Bir kişinin onu fiziksel olarak zorlamış olması gerekmez. Dispatch someone, bir kişiyi bir görevi yerine getirmesi için resmî olarak göndermek demektir ve çoğunlukla resmî veya acil işler için kullanılır. Her personal physician gönderilen kişidir; İmparatoriçe ise koşullar nedeniyle doktoru göndermek zorunda kalan kişidir.
Alıştırma
Hangi cümle, koşulların belediye başkanını bir kurtarma ekibini resmî olarak göndermek zorunda bıraktığı anlamına gelir?
- The mayor casually invited a rescue team to dinner.
- The mayor was forced to dispatch a rescue team.
- The mayor forced a rescue team to abandon its mission.
Cevabı göster
The mayor was forced to dispatch a rescue team.
He investigated and put an end to the rumors Kalıp ifadeler
2:08Doktor araştırma yaptı ve kapsamlı bir bilimsel çürütme yazısı yayımlayarak
put an end to the rumors: söylentilere son vermek
Put an end to something, bir şeyi tamamen durdurmak veya sona erdirmek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede sona erdirilen şey söylentilerdir; yani araştırmanın söylentileri durdurmayı başardığı anlatılır. Başka bağlamlara aktarılabilecek yapı put an end to + isim veya -ing biçimidir. Put ve end sözcüklerini ayrı ayrı gerçek anlamlarıyla yorumlamak yerine bütün ifadeyi tek bir kalıp olarak düşünün.
Alıştırma
Kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The final agreement put an ____ to the dispute.
Cevabı göster
end
by publishing ...: yöntemi belirten by + -ing
Burada by + -ing, önceki sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. By publishing ... ifadesi “Söylentilere nasıl son verdi?” sorusunu yanıtlar: bunu yayımlama eylemiyle yaptı. A thorough scientific refutation, bir iddianın yanlış olduğunu savunan, kapsamlı ve kanıta dayalı bir yanıttır. Refutation resmî bir isimdir ve bilimsel veya kamuya açık tartışmalara uygundur.
Alıştırma
“The school reduced waste by replacing disposable trays,” cümlesinde “by replacing disposable trays” neyi açıklar?
- Atığı azaltmak için kullanılan yöntem
- Okulun atığı azaltmaya başladığı zaman
- Tepsilerin tek kullanımlık olmasının nedeni
Cevabı göster
Atığı azaltmak için kullanılan yöntem
had already taken root in Western Europe's imagination: Batı Avrupa'nın hayal dünyasında çoktan kök salmıştı
Take root, gerçek anlamıyla bir bitkinin toprağa kök salıp yerleşmesini anlatır. Burada ise bir benzetmedir: Kültürel bir imge olarak vampir, Batı Avrupa'nın ortak hayal dünyasına iyice yerleşmişti; belirli bir vampirin gerçek kökler çıkardığı söylenmiyor. Had already taken root, past perfect kullanarak bu yerleşmenin söz konusu geçmiş zamana kadar zaten gerçekleşmiş olduğunu gösterir. Bu ifade zamanla derin biçimde yerleşen fikirler, inançlar, korkular veya gelenekler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Burada “had already taken root in Western Europe's imagination” ne anlama geliyor?
- Vampir imgesi Batı Avrupa'nın kültürel hayal dünyasına sağlam biçimde yerleşmişti.
- Batı Avrupa'daki insanlar vampir imgesini daha yeni unutmaya başlamıştı.
- Belirli bir vampir Batı Avrupa'nın bir yerinde gerçek bitki kökleri çıkarmıştı.
Cevabı göster
Vampir imgesi Batı Avrupa'nın kültürel hayal dünyasına sağlam biçimde yerleşmişti.
and Joseph Sheridan Le Fanu's Carmilla in 1872.
2:22ve Joseph Sheridan Le Fanu'nun 1872 tarihli Carmilla'sı gibi eserlere ilham oldu.
spawning works like: ... gibi eserlerin ortaya çıkmasına yol açmak
Spawn gerçek anlamıyla yavru ya da yumurta üretmeyi ifade eder. Burada mecaz anlamdadır: spawning works like ... ifadesi, “... gibi eserlerin ortaya çıkmasına yol açmak” demektir. Önceki kültürel gelişme, sonraki edebî eserlerin nedeni olarak sunulur. Spawning, önceki yan cümlenin sonucunu ekleyen bir -ing ortaç yapısıdır. Works, “yaratıcı eserler” anlamında çoğul bir isimdir ve like örnekleri tanıtır; ifade “benzer biçimde çalışır” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümlede “spawning works like” ne anlama geliyor?
- adı geçen kitapların benzer biçimde çalıştığını açıklamak
- adı geçen kitapların içine yumurta bırakmak
- adı geçen kitaplar gibi eserlerin üretilmesine yol açmak
Cevabı göster
adı geçen kitaplar gibi eserlerin üretilmesine yol açmak
This book would greatly influence a young Irish drama critic named Bram Stoker. Dilbilgisi
2:28Bu kitap, Bram Stoker adındaki genç bir İrlandalı tiyatro eleştirmenini derinden etkileyecekti.
would greatly influence: geçmişten bakılan gelecek
Bu tarihsel anlatıda would greatly influence, etkinin anlatılan geçmiş zamandan daha sonra gerçekleştiğini belirtir. Would, geçmişteki o noktadan geleceğe bakar; bu kullanıma geçmişten bakılan gelecek denir. Anlatıcı daha sonra ne olduğunu bilerek konuştuğu için would burada etkiyi varsayımsal ya da belirsiz yapmaz. Greatly, etkinin güçlü olduğu anlamını ekler.
Alıştırma
Hangi cümlede would, geçmişteki bir bakış açısından daha sonra gerçekleşen tarihsel bir olguyu sunar?
- The discovery would transform medicine if it were real.
- The discovery would later transform modern medicine.
- The discovery might transform medicine if further tests succeeded.
Cevabı göster
The discovery would later transform modern medicine.
was famously bedridden with an unknown illness until the age of seven. Kelime
2:37yedi yaşına kadar bilinmeyen bir hastalık nedeniyle yatalak kalmasıyla meşhurdur.
was famously bedridden with: hastalık nedeniyle yatağa bağımlı kaldığı biliniyor
Be bedridden with an illness, o hastalık yüzünden yataktan kalkamayacak durumda olmak demektir. Bedridden ciddi bir durumu anlatır; yalnızca yatakta dinlenmeyi seçmek anlamına gelmez. Famously, olayın tamamı hakkında yorum yapar: Stoker'ın çocukluğunun bu bölümü yaygın olarak bilinir veya yaşam öykülerinde sıkça anılır. Hasta olduğu için ünlü olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Biyografik cümleyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: The poet ____ tuberculosis for several years, a fact often mentioned in biographies.
Cevabı göster
was famously bedridden with
his mother told him folktales and true tales of horror,
2:44annesi ona halk masalları ve yaşanmış korku hikayeleri anlattı,
including her experiences during an outbreak of cholera in 1832. Kültür
2:48bunların arasında 1832'deki kolera salgını sırasındaki kendi deneyimleri de vardı.
an outbreak of cholera in: bir hastalık salgınını adlandırmak
Bu cümlede an outbreak of cholera, belirli bir dönemde kolera vakalarının aniden ortaya çıkması ve yayılması anlamına gelir. Daha geniş olan during an outbreak of cholera in 1832 yapısında during olayı zaman çerçevesi olarak sunar, in 1832 ise olayın ne zaman gerçekleştiğini belirtir. Kolera ciddi bir bulaşıcı hastalıktır. Bu kısa tarihsel bilgi, onun deneyimlerini bir halk sağlığı krizi içine yerleştirir ve okuru daha sonra sözü edilen kitlesel ölümlere hazırlar.
Alıştırma
Cümleyi out- ile başlayan ve hastalık vakalarının ani bir kümesini ifade eden hedef isimle tamamlayın: The clinic responded to an ____ of measles.
Cevabı göster
outbreak
There, she described victims buried alive in mass graves. Kültür
2:54Annesi orada kurbanların toplu mezarlara canlı canlı gömüldüğünü tasvir etmişti.
victims buried alive in mass graves: yoğun anlatımı açmak
victims buried alive in mass graves ifadesi victims who were buried alive in mass graves şeklinde genişletilebilir. buried alive in mass graves geçmiş zaman sıfat-fiil öbeği victims sözcüğünü niteler. Buried alive, kişi hâlâ hayattayken toprağa gömülmesi anlamına gelir; mass graves ise sıradan mezarlıklar değil, çok sayıda bedenin gömüldüğü çukurlar veya alanlardır. Bu sözler salgın paniği ve kitlesel ölümden oluşan ağır bir tarihsel arka plan sağlar. Anıyı normal bir defin sahnesi olarak değil, gerçek dünyada yaşanan bir dehşet olarak sunar.
Alıştırma
"victims buried alive in mass graves" ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- İçinde çok sayıda beden bulunan gömü çukurlarına konulduklarında hâlâ hayatta olan insanlar.
- Huzur içinde ölen ve aile mezarlarına ayrı ayrı gömülen insanlar.
- Birkaç büyük mezarlığı ziyaret ettikten sonra iyileşen insanlar.
Cevabı göster
İçinde çok sayıda beden bulunan gömü çukurlarına konulduklarında hâlâ hayatta olan insanlar.
Stoker went on to write fantasy, romance, adventure stories, Kalıp ifadeler
3:00Stoker fantezi, romantizm ve macera hikayeleri yazmaya devam etti,
went on to write: daha sonraki bir aşama
went on to write ifadesinde went on to + fiilin yalın hâli, Stoker'ın hayatının daha sonraki bir aşamasında ne yaptığını gösterir. Biyografiyi onun ilk dönemindeki geçmişinden sonraki yazarlık kariyerine taşır; fiziksel bir hareket anlatmaz. go on to do yapısı, önceki bir eylem veya aşamadan sonra gelen başka bir eylemi, aşamayı ya da başarıyı sunmak için sık kullanılır. Önceki eylem yalnızca bağlamdan anlaşılsa bile sonraki eylem genellikle öncekinden farklıdır.
Alıştırma
Biyografi cümlesini go on to write ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After working as a reporter, Maya ____ two bestselling novels.
Cevabı göster
went on to write
on the historical figure of Vlad the Impaler Dracula, Kültür
3:12tarihsel figür Kazıklı Voyvoda Dracula'ya,
main villain and namesake: tek karakterin iki rolü
Main villain, hikâyenin merkezî kötü karakteri demektir. Namesake ise başka biriyle veya başka bir şeyle aynı adı taşıyan kişi, karakter, yer ya da nesnedir; çoğu zaman bunlardan biri diğerinin adıyla adlandırılmıştır. Burada iki ifade tek bir kurgusal karakteri tanımlar: Dracula kitabın ana kötü karakteridir ve kitabın başlığıyla aynı adı taşıyan namesake karakterdir. Ardından Vlad Dracula'dan söz edilmesi, kurgusal karakteri Dracula adını paylaşan tarihî bir kişiyle de ilişkilendirir. Namesake “adın kendisi” anlamına gelmez ve and başka bir karakter eklemez. Tekil fiil is, main villain ve namesake ifadelerinin aynı karaktere ait iki tanım olduğunu doğrular.
Alıştırma
Bu cümlede main villain and namesake, Dracula hakkında ne anlatıyor?
- O, merkezî kötü karakterdir ve kitapla tarihî kişinin paylaştığı ilgili adla bağlantılıdır.
- O, tek özel özelliği gayriresmî bir takma ad olan dost canlısı bir karakterdir.
- O, hikâyedeki bir karakter değil, bir mesleğin adıdır.
Cevabı göster
O, merkezî kötü karakterdir ve kitapla tarihî kişinin paylaştığı ilgili adla bağlantılıdır.
is thought to be based on: doğrulanmamış bir kaynağı belirtmek
is thought to be based on, bir şeyin başka bir şeyi kaynak veya model aldığına genel olarak inanıldığını belirtir. Yapı X is thought to + fiil biçimindedir; burada be based on öne sürülen kaynağı gösterir. Bu edilgen aktarım ifadesi görüşü kimin savunduğunu belirtmez ve iddiayı kesinleştirmez. Bu cümlede bağlantı, yazarın doğruladığı bir gerçek olarak değil, yaygın bir inanış olarak sunulur.
Alıştırma
Cümleyi dersteki temkinli edilgen ifadeyle tamamlayın: The film's heroine ____ a real pilot, but the director never confirmed it.
Cevabı göster
is thought to be based on
Vlad the Impaler: soyadı değil, tarihî bir lakap
Vlad the Impaler, 15. yüzyılda Eflak'ı yöneten III. Vlad için kullanılan İngilizce tarihî bir lakaptır. Impaler, ceza olarak kazığa oturtma yöntemini kötü şöhretli biçimde kullanmasına gönderme yapar; isimde kişi adı + the + lakap yapısında betimleyici bir etikettir, aile soyadı değildir. Burada ifade, kurgusal vampir Drakula'yı değil, gerçekten yaşamış tarihî bir kişiyi belirtir. Lakabı ve Dracula adı daha sonraki ilişkilendirmeyi açıklamaya yardımcı olur; ancak tarihî hükümdar ile romandaki vampir aynı kişi değildir.
Alıştırma
Vlad the Impaler adında the Impaler hangi işlevi görür?
- Betimleyici anlamı olmayan sıradan bir aile soyadıdır.
- Vlad'ı romandaki kurgusal vampir olarak tanımlar.
- Vlad'ın kazığa oturtma cezasını kullanmasıyla bağlantılı tarihî bir lakaptır.
Cevabı göster
Vlad'ın kazığa oturtma cezasını kullanmasıyla bağlantılı tarihî bir lakaptır.
the association is mostly just that they share a name. Kalıp ifadeler
3:17bu ilişki çoğunlukla sadece aynı ismi paylaşmalarından ibarettir.
they share a name: aynı adı taşımak
Burada share a name, “aynı adı taşımak” anlamına gelir. Çoğul özne they iki varlığa gönderme yapar ve share, bu ikisinin ortak bir özelliğini anlatır; birbirlerine ad verme eylemini anlatmaz. Mostly just, ileri sürülen bağlantının kapsamını sınırlar: temel bağlantı addır, dolayısıyla cümle bu ikisinin başka yönlerden de aynı veya yakın ilişkili olduğunu öne sürmez.
Alıştırma
Cümleyi “aynı adı taşımak” anlamındaki ders ifadesinin tam hâliyle tamamlayın: The two schools are unrelated, but they ____.
Cevabı göster
share a name
Other elements and characters were inspired directly and indirectly Kalıp ifadeler
3:20Diğer unsurlar ve karakterler doğrudan ya da dolaylı olarak
by various works in the Victorian era, Kültür
3:25Viktorya dönemindeki çeşitli eserlerden esinlenmiştir,
were inspired directly and indirectly by: doğrudan ve dolaylı etki kaynakları
Be inspired by, bir kaynağın bir şeyin yaratılmasını etkilediği anlamına gelir. Edilgen were inspired by yapısında elements and characters etkiyi alan taraftır; by sonrasındaki works ise etki kaynaklarıdır. Directly and indirectly iki etki yolunu belirtir: bazı ayrıntılar önceki eserlerden açıkça gelmiş olabilirken bazıları daha geniş gelenekler veya aracı eserler üzerinden gelmiş olabilir. Bu, her unsurun doğrudan uyarlandığı veya kopyalandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle “were inspired directly and indirectly by” ifadesinin anlamını en iyi korur?
- The designs were influenced by earlier art in both immediate and less direct ways.
- The designs were copied exactly from one earlier painting.
- The designs were created before the earlier art existed.
Cevabı göster
The designs were influenced by earlier art in both immediate and less direct ways.
tarihsel ve kültürel bir dönem olarak the Victorian era
The Victorian era, Kraliçe Victoria’nın 1837’den 1901’e kadar hüküm sürdüğü Britanya tarihi dönemidir. Bu cümlede ifade, eserleri on dokuzuncu yüzyılın tarihsel ve kültürel ortamına yerleştirir; yalnızca bir süsleme tarzını belirtmez. Bir dönem adı, okurken eserlerin ne zaman ve nasıl bir kültürel ortamda üretildiğini ya da etkili olduğunu anlamaya yardım eder. Burada unsurların ve karakterlerin arkasındaki edebî etkileri çerçeveler.
Alıştırma
Bu cümlede the Victorian era neyi belirtir?
- İfade Victorian adlı bir yerin adıdır.
- İfade yalnızca gösterişli, modern bir tasarım tarzını belirtir.
- İfade, Kraliçe Victoria’nın hüküm sürdüğü dönemle bağlantılı tarihsel ve kültürel dönemi belirtir.
Cevabı göster
İfade, Kraliçe Victoria’nın hüküm sürdüğü dönemle bağlantılı tarihsel ve kültürel dönemi belirtir.
was only a moderate success in its day, Kalıp ifadeler
3:31kendi zamanı için sadece orta karar bir başarı elde etti,
a moderate success in its day: kendi döneminde sınırlı başarı
a moderate success ifadesinde moderate başarı derecesini sınırlar: roman bir ölçüde başarılı olmuştur, ancak büyük bir başarı kazanmamıştır. Only bu ölçülü değerlendirmeyi daha da güçlendirir. in its day, eserin ilk ortaya çıktığı veya güncel olduğu dönem boyunca anlamına gelir; tek bir gün içinde demek değildir. İfade bir bütün olarak o dönemle sınırlı tarihsel bir değerlendirme yapar ve sonraki itibarın farklı olabileceğine açık kapı bırakır.
Alıştırma
Hangi ifade a moderate success in its day ile en iyi eşleşir?
- İlk gününde tamamen başarısız oldu.
- O dönemde makul ölçüde başarılı oldu, ancak büyük bir hit değildi.
- Hemen çok büyük bir başarıya dönüştü.
Cevabı göster
O dönemde makul ölçüde başarılı oldu, ancak büyük bir hit değildi.
nor was it even Stoker's most well-known work, Dilbilgisi
3:34ve Stoker'ın en bilinen eseri bile değildi,
nor was it even: nor sonrasında olumsuz devrik yapı
Nor bu yan cümleyi önceki olumsuz veya sınırlayıcı ifadeye bağlar ve and it was not ... either anlamında ikinci bir olumsuz nokta ekler. nor yan cümlenin başına geldiğinde yardımcı fiil ya da be fiili özneden önce gelir. Burada was, it sözcüğünün önüne geçer: nor it was değil, nor was it. Even ikinci olumsuz noktayı daha vurgulu veya şaşırtıcı hâle getirir: eser o dönemde Stoker'ın en tanınmış eseri bile değildi. Bu kalıp, resmî anlatımda devrik fiilden sonra gelen özneyi tanımayı kolaylaştırır.
Alıştırma
Hangi cümle, ikinci bir olumsuz nokta eklemek için yan cümle başındaki nor sözcüğünü doğru kullanır?
- The play received no awards, nor was it even performed outside the city.
- The play received no awards, nor it was even performed outside the city.
- The play received no awards, nor did it even was performed outside the city.
Cevabı göster
The play received no awards, nor was it even performed outside the city.
mentioned only briefly in a 1912 obituary.
3:371912'deki bir ölüm ilanında kendisinden sadece kısaca bahsedilmişti.
and catapult the character into literary renown. Deyimler
3:46ve karakteri edebi şöhrete fırlatacaktı.
critical copyright battle: belirleyici bir hukuki anlaşmazlık
Bu ifadede copyright battle, korunan bir eserin kime ait olduğu ya da eseri kimin kopyalayabileceği, uyarlayabileceği, yayımlayabileceği veya dağıtabileceği konusundaki hukuki ya da ticari anlaşmazlık anlamına gelir. Battle burada mecazidir; fiziksel bir çatışma kastedilmez. Critical burada ‘eleştirel’ değil, ‘belirleyici’ veya ‘son derece önemli’ anlamındadır. İfade, anlaşmazlığı Dracula'nın geleceğini ve kamuoyundaki itibarını kökten değiştirecek bir dönüm noktası olarak sunar.
Alıştırma
Cümlede critical copyright battle ifadesinin en yakın anlamı nedir?
- Bir romanın niteliğine yönelik sert bir eleştiri
- Basılı kitaplar üzerine askerî bir çatışma
- Korunan bir eserin hakları üzerine belirleyici bir hukuki anlaşmazlık
Cevabı göster
Korunan bir eserin hakları üzerine belirleyici bir hukuki anlaşmazlık
catapult ... into literary renown: statüde ani bir yükseliş
Burada catapult, statüde ani ve çarpıcı bir yükselişe neden olmak anlamında kullanılan bir mecazdır. Telif hakkı mücadelesi karakteri fiziksel olarak fırlatmaz; karakterin edebiyat dünyasında hızla geniş çapta tanınmasını sağlar. Kalıp catapult + someone or something + into + yeni bir durum ya da konum şeklindedir. Literary renown, edebiyat dünyasında geniş ölçüde tanınıp saygı görmek demektir; dolayısıyla ifade, ünü bu hızlı değişimin sonucu olarak gösterir.
Alıştırma
Catapult ... into kalıbını geçmiş zamanda tamamlayın: A surprise election win ____ the local activist ____ national prominence.
Cevabı göster
catapulted · into
into the now-classic silent film Nosferatu Kelime
3:53günümüzün klasik sessiz filmi Nosferatu'ya dönüştürdü,
adapted the novel into: kaynaktan uyarlama sonucuna
Adapt A into B yapısında A kaynak malzemedir, B ise ondan oluşturulan yeni eser ya da ortamdır. Burada the novel kaynaktır; sessiz film Nosferatu ise ortaya çıkan sonuçtur. Into bir yere doğru hareketi değil, biçim değişikliğini gösterir. Bu yapı; kitaplar, öyküler, oyunlar veya başka eserler film, dizi, tiyatro oyunu ya da benzeri eserlere dönüştürüldüğünde yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Adapt A into B yapısını geçmiş zamanda tamamlayın: The producer ____ the podcast ____ a television drama.
Cevabı göster
adapted · into
now-classic silent film: bugün klasik kabul edilen sessiz film
now-classic ifadesindeki now, değerlendirmenin yapıldığı zamanı gösterir: insanlar bugün filmi bir klasik olarak görür. Bu, filmin ilk gösterildiğinde de klasik statüsüne sahip olduğu anlamına gelmez. silent film, eş zamanlı konuşmalı diyalog içermeden yapılmış filmler için kullanılan bir sinema tarihi terimidir. now-classic silent film bütünüyle, sonradan kalıcı bir değer kazanan eski bir sessiz filmi anlatır.
Alıştırma
Burada now-classic silent film ne anlama geliyor?
- Sessizce izlenmesi gereken modern bir sesli film.
- Daha gösterime girmeden klasik olarak adlandırılmış bir film.
- Bugün klasik kabul edilen bir sessiz film.
Cevabı göster
Bugün klasik kabul edilen bir sessiz film.
without paying royalties: telif payı ödemeden
without + -ing yapısı, bir eylem gerçekleşirken beklenen başka bir eylemin gerçekleşmediğini anlatır. Burada adapted fiilini niteler: stüdyo film uyarlamasını yaptı ancak ödeme yapmadı. Telif hakkı ve lisans bağlamlarında royalties, korunan bir eserin kullanılması veya satılması karşılığında hak sahibine yapılan ödemelerdir. Bu nedenle paying royalties para ödemekle ilgilidir; kral, kraliçe veya kraliyet ailesinin diğer üyelerini anlatmaz.
Alıştırma
Dersi hedefleyen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The website streamed the recording ____, even though the artist was entitled to a share of the revenue.
Cevabı göster
without paying royalties
Despite changes in character names and minor plot points, Dilbilgisi
3:59Karakter isimlerindeki ve küçük senaryo noktalarındaki değişikliklere rağmen,
Despite changes in ...: despite + isim öbeği
Despite bir ödünleme ilişkisi kurar. Karakter adlarında ve küçük olay örgüsü ayrıntılarında değişiklikler yapıldığını kabul eder, ardından bu değişikliklerin ana yargıyı geçersiz kılmadığını belirtir: benzerlikler hâlâ açıktır. Burada despite sözcüğünden sonra changes in character names and minor plot points isim öbeği gelir. Bu yapı, görüşünüzü zayıflatıyor gibi görünen bir gerçeği önce kabul edip sonucunuzun yine de geçerli olduğunu göstermek için kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede despite bir isim öbeğini doğru şekilde başlatıyor?
- Despite the writers changed the names, the two stories still felt similar.
- Despite changes to the names, the two stories still felt similar.
- Despite the names were changed, the two stories still felt similar.
Cevabı göster
Despite changes to the names, the two stories still felt similar.
and the studio was sued into bankruptcy. Kalıp ifadeler
4:04ve stüdyo iflas edene kadar dava edildi.
was sued into bankruptcy: sonuç bildiren into
Was sued edilgen yapıdadır: hukuki işlem stüdyoya uygulanmıştır. Into bankruptcy ortaya çıkan durumu belirtir; yani ifade, davaların ve bunların maliyeti ile baskısının stüdyonun iflas etmesine yol açtığı anlamına gelir. Bu bir sonuç yapısıdır: etken yapıdaki sue someone into bankruptcy, edilgen yapıda be sued into bankruptcy olur. Burada into bir yere doğru hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Bu dersteki “davalar yüzünden iflas ettirilmiş” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: After years of costly legal action, the small firm was ____.
Cevabı göster
sued into bankruptcy
To prevent more plagiarism attempts: cümle başında amaç bildiren öbek
To prevent more plagiarism attempts, amaç bildiren bir to-infinitive öbeğidir. Cümlenin başında yer alarak dul eşin bu kararı neden verdiğini açıklar: amacı, izinsiz kopyalama veya alıntılama girişimlerinin devam etmesini engellemekti. Bu öbek cümlenin ana zamanını taşımaz ve ana fiil görevi görmez. Ana cümle Stoker's widow decided ... ile başlar; prevent eylemini yaptığı anlaşılan kişi de ana cümlenin öznesi olan Stoker's widow'dur.
Alıştırma
Cümle başındaki To prevent more plagiarism attempts öbeği hangi görevi görür?
- Dul eşin kararının amacını belirtir.
- Cümlenin öznesi görevini görür.
- Cümlenin geçmiş zamandaki ana eylemini bildirir.
Cevabı göster
Dul eşin kararının amacını belirtir.
establish copyright over: hukuki tanınma ve kapsam
Bu cümlede establish copyright over, bir eserle ilgili telif hakkı iddiasını veya denetimini hukuken tanınır hâle getirmek ya da güvence altına almak anlamına gelir. Establish burada fiziksel olarak “inşa etmek” değil, “tanınan bir varlık hâline getirmek veya geçerli olduğunu göstermek” demektir. over edatı, bu hakkın kapsamına giren eseri veya sürümü belirtir: the stage version of Dracula. Mekânsal bir konum bildirmez. Bu ifade hukuki amacı geniş bir tarihsel anlatımla açıklar; hakkın tescil, sözleşme veya mahkeme kararıyla mı doğduğunu tek başına belirtmez.
Alıştırma
Derste öğrenilen ifadenin eksik iki parçasıyla cümleyi tamamlayın: The ruling helped the photographer ____ copyright ____ the disputed images.
Cevabı göster
establish · over
by approving a production by family friend Hamilton Deane.
4:14ve bunun için aile dostları Hamilton Deane'in bir yapımını onayladı.
Although Deane's adaptation made drastic cuts to the story, Kalıp ifadeler
4:19Deane'in uyarlaması hikayede büyük kesintiler yapmış olsa da,
made drastic cuts to the story: hikâyede büyük çaplı kesintiler yapmak
Burada made drastic cuts to, hikâyedeki içeriğin büyük bir bölümünün çıkarıldığı veya kısaltıldığı anlamına gelir. Cuts, düzenlenen bir eserdeki çıkarmaları ifade eder; fiziksel kesikler değildir. Drastic ise değişikliklerin küçük değil, büyük olduğunu gösterir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp make cuts to + metin, plan, bütçe veya hizmet biçimindedir. Azaltma çok ciddi ve etkisi belirgin olduğunda drastic eklenir.
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: To meet the page limit, the editor ____ the final chapter.
Cevabı göster
made drastic cuts to
thanks largely to Bela Lugosi's performance on Broadway. Kalıp ifadeler
4:24bunda Bela Lugosi'nin Broadway'deki performansının payı büyüktü.
thanks largely to: başarının büyük payını bir nedene vermek
Thanks largely to, olumlu bir sonuçtaki başarının büyük bölümünü hak eden nedeni tanıtır. Largely “büyük ölçüde” anlamına gelir; dolayısıyla performans, uyarlamanın klasik hâline gelmesinin başlıca nedenlerinden biridir ancak mutlaka tek nedeni değildir. Bu ifadenin ardından bir kişinin performansı, dikkatli planlama veya güçlü destek gibi bir isim öbeği gelir.
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The community garden recovered, ____ the volunteers' hard work.
Cevabı göster
thanks largely to
Lugosi would go on to star in the 1931 film version by Universal, Kalıp ifadeler
4:28Lugosi daha sonra Universal'ın 1931 tarihli film versiyonunda başrol oynayacak,
would go on to star in: daha sonraki bir olayı gerçek olarak sunmak
Would go on to do something geçmişe dönük bir anlatım kalıbıdır: geçmişteki daha erken bir noktadan bakarak daha sonra gerçekten gerçekleşmiş bir olayı gösterir. Burada would koşul veya belirsizlik ifade etmez. Star in, “bir yapımda başrol ya da önemli bir rol oynamak” demektir. Bu ifade, Lugosi’nin öyküsünü önceki sahne çalışmalarından Universal’ın 1931 tarihli filmindeki sonraki rolüne taşır.
Alıştırma
Bir biyografide She would go on to direct three films ne anlama gelir?
- Üç film yönetmeye istekliydi ama bunu yapmadı.
- Gelecekte üç film yönetebilir.
- Daha sonra üç film yönetti.
Cevabı göster
Daha sonra üç film yönetti.
lending the character many of his signature characteristics. Dilbilgisi
4:33ve karaktere imza niteliğindeki özelliklerinin birçoğunu kazandıracaktı.
lending the character ...: etki ekleyen bir -ing yan cümlesi
Virgülden sonraki lending the character many of his signature characteristics şeklindeki -ing yan cümlesi, ayrı bir cümle başlatmak yerine ana olayın etkisini ekler. Örtük öznesi Lugosi’dir: filmde başrol oynayarak karakterin görünüşünü ve davranışlarını şekillendirmeye yardımcı olmuştur. Burada lend, lend someone or something a quality kalıbında kullanılır ve bir nesneyi geçici olarak kullandırmak değil, “bir niteliği vermek veya katmak” anlamına gelir. His, Lugosi’ye gönderme yapar; dolayısıyla bunlar onun performansıyla ilişkilendirilen ve karakterin bir parçası hâline gelen özelliklerdir.
Alıştırma
Vurgulanan -ing yan cümlesi, cümlede hangi görevi görür?
- Karakterin Lugosi’ye geçici olarak bir şey ödünç verdiğini söyler.
- Lugosi’nin filmde başrol oynamasının yarattığı etkiyi ekler.
- Yeni bir özneyle ilgisiz, daha sonraki bir olayı anlatır.
Cevabı göster
Lugosi’nin filmde başrol oynamasının yarattığı etkiyi ekler.
Dracula has risen again in countless adaptations, Deyimler
4:38Dracula sayısız uyarlamada tekrar dirilerek,
has risen again: diriliş imgesi ve kültürel geri dönüş
Burada has risen again, Drakula’nın yalnızca ayağa kalktığı değil, sonraki uyarlamalarda tekrar tekrar geri döndüğü anlamına gelir. Since then ve present perfect yapıdaki has risen, bu dönüşleri 1931 yapımı filmden günümüze kadar uzanan dönemle ilişkilendirir. Bu ifade ayrıca bir vampirin ölümden dirilmesini çağrıştırır. Drakula’nın doğaüstü dirilişini, karakterin popüler kültürde yaşamayı sürdürmesine yönelik bir metafora dönüştürür.
Alıştırma
Has risen again bu cümlede nasıl bir işlev görüyor?
- Drakula’nın fiziksel olarak bir kez ayağa kalktığını söyler.
- Her uyarlamanın kitabın fiyatını yükselttiğini söyler.
- Onun kültürde tekrar tekrar geri dönüşünü bir diriliş imgesiyle anlatır.
Cevabı göster
Onun kültürde tekrar tekrar geri dönüşünü bir diriliş imgesiyle anlatır.
finding eternal life ... pages of his birth: romanın ötesinde kültürel ölümsüzlük
finding eternal life, Drakula’nın doğaüstü ölümsüzlüğünü karakterin filmlerde, sahne eserlerinde ve diğer uyarlamalarda süren kültürel yaşamına yönelik bir metafor olarak kullanır. The humble pages of his birth, karakterin ilk kez yaratıldığı özgün romanın sayfalarını ifade eder; far beyond ise etkisinin bu kaynak metnin dışına yayıldığını gösterir. finding ... biçimindeki -ing öbeği önceki cümleciğe bağlanır ve kültürel ölümsüzlüğü onun tekrar tekrar geri dönmesinin sonucu olarak sunar.
Alıştırma
Bu metaforun tamamı esas olarak ne anlama geliyor?
- Özgün kitabın kâğıdı hiç zarar görmeden günümüze ulaşmıştır.
- Drakula’nın bedeni gerçek sayfaların arasında doğmuştur ve asla ölemez.
- Drakula, yaratıldığı romanın ötesinde kalıcı bir kültürel yaşama kavuşmuştur.
Cevabı göster
Drakula, yaratıldığı romanın ötesinde kalıcı bir kültürel yaşama kavuşmuştur.