Pençeler ve tırnaklar - Matthew Borths: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
665 kelime 141 kel/dk

Video özeti: Bu ders, primatların pençelerinin tırnaklara dönüşen evrimini izliyor ve keratinden oluşan bu iki yapının neden farklı biçimler aldığını açıklıyor. Tırnakların kavrama gücünü, dokunma hassasiyetini, ince hareketleri ve sonunda alet kullanımını nasıl desteklediğini; başka hayvanların ise özel işler için pençelerini koruduğunu ya da yeniden kazandığını gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Consider the claw — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Consider + isim kalıbının açıklamanın başında sıradan görünen bir nesneye dikkat çekip onu incelenmeye değer bir konu olarak nasıl çerçevelediğini öğrenin. Bu giriş biçimini sunumlarda, denemelerde ve bilimsel anlatımlarda kullanabilirsiniz. 2. By providing a rigid surface to press against, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: By + -ing yapısını, bir sonucun hangi araçla veya mekanizmayla ortaya çıktığını açıklayan bir kalıp olarak tanıyın. Burada tırnağın sert yüzeyiyle parmak yastıklarının daha geniş temas kurması arasında bağ oluşturur; böylece bir özelliğin, yöntemin ya da koşulun nasıl etki yarattığını açıkça anlatabilirsiniz. 3. We've only scratched the surface — Deyimler ve mecazlı ifadeler: İfadenin gerçek anlamda bir yüzeyi tırmalamak değil, çok daha büyük bir konunun yalnızca küçük bir bölümünü incelemek olduğunu kavrayın. Tırnak ve pençe konusuyla kurduğu söz oyununu da fark ederek, hâlâ keşfedilecek çok şey bulunduğunu belirten bir kapanışta kullanabilirsiniz.

Bu derste

Consider the claw Anlatım akışı

0:07

Pençeleri düşünün,

Anlatım akışı

Consider the claw: dikkati bir nesneye yöneltmek

Burada Consider the claw, izleyiciden pençeye incelenmeye değer bir konu olarak odaklanmasını isteyen bir emir cümlesidir. Consider burada “dikkatle bakmak veya düşünmek” anlamındadır; “bir şeyi yapıp yapmamaya karar vermek” anlamında değildir. Konuşmacı, cümlenin başına Consider + noun getirerek açıklamadan önce konuyu tanıtır. Bu yapı, sırada hangi nesnenin veya örneğin inceleneceğini göstererek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Bir açıklamanın başında Consider the claw ne işe yarar?

  1. Dikkati bir inceleme konusu olarak pençeye yöneltir.
  2. İzleyiciden bir pençeye sahip olup olmayacağına karar vermesini ister.
  3. İzleyiciyi pençenin tehlikeli olduğu konusunda uyarır.
Cevabı göster

Dikkati bir inceleme konusu olarak pençeye yöneltir.

frequently found on four-limbed animals around the world.

0:08

dünya çapında dört uzuvlu hayvanlarda sıklıkla bulunur.

It's one of nature's most versatile tools. Deyimler

0:12

Doğanın en çok yönlü araçlarından biridir.

Deyimler

nature's most versatile tools: işlevsel bir mecaz

Burada nature's most versatile tools, pençeyi doğanın sağladığı bir araçmış gibi anlatır. Tools mecaz anlamdadır: Pençe bir vücut yapısıdır, ancak bir araç gibi pratik işler yapar. Versatile, birçok farklı amaca hizmet edebilmek demektir. one of ... tools yapısının tamamı pençeyi daha büyük bir grubun üyesi olarak gösterdiği için tools çoğuldur. Buradaki iddia, doğal bir yapının işlevleriyle ilgilidir; doğanın insanlar için araç ürettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

nature's most versatile tools ifadesi pençe hakkında temel olarak ne söyler?

  1. Doğada bulunan, insan yapımı bir nesnedir.
  2. Yalnızca son derece güçlü olduğu için yararlıdır.
  3. Birçok farklı işi yapabilen doğal bir yapıdır.
Cevabı göster

Birçok farklı işi yapabilen doğal bir yapıdır.

Bears use claws for digging as well as defense, Kalıp ifadeler

0:15

Ayılar pençeleri kazı yapmanın yanı sıra savunma için kullanırlar,

Kalıp ifadeler

for digging as well as defense: ikinci bir amaç eklemek

for digging as well as defense ifadesinde for, pençelerin kullanım amaçlarını tanıtır. Digging ilk amaçtır; defense ise as well as ile eklenen ikinci amaçtır. İfade, pençelerin her iki amaca da hizmet ettiğini söyler; ayıların bu iki işi ne kadar iyi yaptığını karşılaştırmaz. A as well as B, cümlede aynı görevi üstlenen A'ya B'yi eklemek için kullanılabilir. Burada digging ve defense, defense önünde for tekrarlanmasa da for'dan sonra amaç bildirir.

Alıştırma

“This backpack is useful for school as well as travel” cümlesinde as well as neyi gösterir?

  1. Sırt çantası hem okul hem de seyahat için kullanışlıdır.
  2. Seyahat, sırt çantasının tek kullanım amacıdır.
  3. Sırt çantasını okul için kullanmak, seyahatte kullanmak kadar kolaydır.
Cevabı göster

Sırt çantası hem okul hem de seyahat için kullanışlıdır.

and eagles' needle-like talons Kelime

0:18

ve kartalların iğne gibi pençeleri

can pierce the skulls of their prey.

0:21

avlarının kafatasını delebilir.

Kelime

needle-like talons: -like ile yapılan birleşik sıfat ve yırtıcı kuş terimi

Needle-like, needle + -like ile oluşturulmuş birleşik bir sıfattır. Talons sözcüğünden önce kullanıldığında iğne biçiminde, yani çok ince ve sivri anlamına gelir; bu da pençelerin nasıl delebildiğini açıklar. Talons, bir kuşun, özellikle kartal gibi bir yırtıcı kuşun güçlü ve kıvrık pençelerini ifade eder. Bu nedenle ifade, sıradan tırnakları değil, kartalın avlanmak için kullandığı özel pençeleri anlatır.

Alıştırma

Kartalın avlanmak için kullandığı sivri pençeleri en doğru anlatan ifade hangisidir?

  1. needle-like fingernails
  2. needle-like talons
  3. needle-like paws
Cevabı göster

needle-like talons

And lions can retract their massive claws

0:23

Aslanlar devasa pençelerini

for easy movement before flicking them out to hunt. Öbek fiiller

0:26

kolay hareket için ve avlanmak üzere onları dışarı fırlatmadan önce geri çekebilirler.

Öbek fiiller

flicking them out: flick out yapısında zamirin yeri

Burada flicking them out, pençeleri hızlı ve keskin bir hareketle dışarı uzatmak anlamına gelir. Them, daha önce geçen massive claws ifadesini gösterir; out ise yalnızca yer bildiren bir sözcük değil, flick out fiil-parçacık birleşiminin bir parçasıdır. Flick out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse zamiri fiil ile parçacığın arasına koyun: flick them out veya flick it out denir, flick out them denmez.

Alıştırma

Nesne it zamiri olduğunda hangi cümlenin sözcük dizilişi doğaldır?

  1. She it flicked out.
  2. She flicked out it.
  3. She flicked it out.
Cevabı göster

She flicked it out.

Even the ancestors of primates used to wield these impressive appendages Dilbilgisi

0:29

Primatların ataları bile bu etkileyici uzantıları kullanıyordu,

Dilbilgisi

used to wield: sonradan değişmiş bir geçmiş durum

Used to wield ifadesinde used to + fiilin yalın hâli, geçmişteki bir alışkanlığı veya durumu anlatır ve genellikle bunun artık değiştiğini düşündürür. Cümle, primatların atalarının bir zamanlar bu uzuvlara sahip olduğunu ve onları kullandığını söyler; evrim bağlamı daha sonraki değişimi doğrular. Wield genellikle bir silahı, aleti veya benzer bir nesneyi kontrollü biçimde tutup kullanmak demektir. Burada uzuvların etkin biçimde kullanılmasını canlı bir şekilde anlatır. Bu, bir şeyin hangi amaçla kullanıldığını belirten edilgen be used to + fiilin yalın hâli yapısı değildir.

Alıştırma

Hangi cümle muhafızların geçmişte ağır mızraklar kullandığını, ancak artık kullanmadığını ifade eder?

  1. Guards are used to wielding heavy spears.
  2. Guards used to wield heavy spears.
  3. Heavy spears are used to equip guards.
Cevabı göster

Guards used to wield heavy spears.

until their claws evolved into nails. Kalıp ifadeler

0:35

ta ki pençeleri tırnaklara evrilene kadar.

Kalıp ifadeler

evolved into nails: değişimin sonucunu göstermek

evolved into nails ifadesinde evolved into, “evrim yoluyla zaman içinde değişip sonunda … hâline geldi” demektir. Claws başlangıç biçimi, nails ise ortaya çıkan biçimdir; into bir yerin içine doğru hareketi değil, değişimin sonucunu gösterir. Aktarılabilir kalıp A evolves into B biçimindedir. A zamanla gelişip B olduğunda kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi evolve into ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Over millions of years, the forelimbs ____ flippers.

Cevabı göster

evolved into

So what in our evolutionary past

0:39

Peki evrimsel geçmişimizde ne

led to this manicured adaptation? Kalıp ifadeler

0:42

bu manikürlü adaptasyona yol açtı?

Kalıp ifadeler

led to: bir nedeni sonucuna bağlamak

Bu soruda led to, “neden oldu veya ortaya çıkardı” demektir. Evrimsel geçmişimizin hangi bölümünün bu uyuma neden olduğu sorulur. Burada neden-sonuç anlamı vardır; birine fiziksel olarak yol göstermekten söz edilmez. Led, lead fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Kalıp neden + lead to + sonuç şeklindedir. Burada to bir edattır; bu nedenle sonuç, bir isim öbeği veya -ing biçimi olabilir.

Alıştırma

lead to ifadesinin geçmiş zaman biçimini kullanın: A damaged cable ____ the power outage.

Cevabı göster

led to

And what can nails do

0:44

Peki tırnaklar ne yapabilir

that their sharper cousins can't? Deyimler

0:46

daha keskin kuzenlerinin yapamadığı?

Deyimler

their sharper cousins: pençeleri anlatan bir akrabalık benzetmesi

Their, nails sözcüğüne gönderme yapar ve their sharper cousins ifadesi claws, yani pençeler anlamına gelir. Pençelere cousins denmesi bir akrabalık benzetmesidir: tırnaklar ve pençeler birbiriyle ilişkili biyolojik yapılardır, ancak aynı değildir. Sharper, pençelerin daha sivri yapı olduğunu belirtir. Bu benzetme bilimsel bir ilişkiyi canlı hâle getirir ve sorudaki karşılaştırmayı kurar: tırnaklar pençelerin yapamadığı neyi yapabilir?

Alıştırma

Bu cümlede their sharper cousins neyi ifade ediyor?

  1. Tırnaklarla ilişkili ama daha keskin olan pençeler
  2. Hayvanların gerçek akrabaları
  3. Tırnakları keskinleştirmek için kullanılan aletler
Cevabı göster

Tırnaklarla ilişkili ama daha keskin olan pençeler

When nails first appeared in the fossil record Kültür

0:49

Tırnaklar fosil kayıtlarında ilk ortaya çıktığında,

around 55.8 million years ago,

0:52

yaklaşık 55.8 milyon yıl önce,

Kültür

appeared in the fossil record: fosil kayıtlarında ortaya çıkmak

Paleontolojide appeared in the fossil record, tırnak özelliğinin yaklaşık o dönemden kalma korunmuş fosil kanıtlarında ayırt edilebilir hâle geldiği anlamına gelir. Cümle, bir hayvanın ortaya çıkmayı seçmesinden değil, günümüzde mevcut olan en eski kanıttan söz eder. Fosil kayıtları tek bir kitap veya dosya değil, fosillerde korunmuş kanıtların bütünüdür. Bu kanıtlar eksik olduğu için kayıtlardaki ilk görünüm, özelliğin ilk kez evrimleştiği kesin anı göstermek zorunda değildir.

Alıştırma

first appeared in the fossil record ifadesinin en doğru anlamı nedir?

  1. Özellik, o dönemden bilinen en eski fosil kanıtında ayırt edilebiliyor.
  2. Özellik kesinlikle tam o anda ortaya çıktı.
  3. Bilim insanları özelliği tek bir fiziksel kayıt defterine yazdı.
Cevabı göster

Özellik, o dönemden bilinen en eski fosil kanıtında ayırt edilebiliyor.

claws had already been present for over 260 million years Dilbilgisi

0:55

pençeler memeliler ve sürüngenlerin atalarında

in the ancestors of mammals and reptiles.

1:00

260 milyon yıldan uzun bir süredir zaten mevcuttu.

Dilbilgisi

had already been present: başka bir geçmiş zamandan önceki durum

Had already been present, past perfect yapısındadır: had + geçmiş zaman ortacı been. Mevcut olma durumunu geçmişteki başka bir noktadan, yani tırnakların fosil kayıtlarında ortaya çıktığı zamandan daha önceye yerleştirir. Already, bu durumun daha sonraki geçmiş noktadan önce kurulmuş olduğunu vurgular; for over 260 million years ise süresini belirtir. Tarihsel anlatımda past perfect, geçmişteki hangi durumun önce geldiğini izlemeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Hangi cümle, kütüphanenin başka bir geçmiş olaydan önce zaten açık olduğunu açıkça söylüyor?

  1. The library had already been open for ten years when the school was built.
  2. The library was opening as the school was built.
  3. The library will open ten years after the school is built.
Cevabı göster

The library had already been open for ten years when the school was built.

But despite the gulf of time between their emergence, Deyimler

1:03

Ancak ortaya çıkışları arasındaki zaman uçurumuna rağmen,

these adaptations are both part of the same evolutionary story. Anlatım akışı

1:06

bu adaptasyonların her ikisi de aynı evrimsel hikayenin bir parçasıdır.

Deyimler

despite the gulf of time: büyük bir zaman farkını kabul etmek

The gulf of time bir benzetmedir: gulf normalde büyük bir ayrılığı çağrıştırır; burada ise pençelerin ve tırnakların ortaya çıkışı arasındaki yüz milyonlarca yılı dev bir uçurum gibi gösterir. Despite bir karşıtlığı kabul ederek ana düşünceye geçer. Büyük zaman farkı, bu uyarlamaları ilişkisiz gösterebilir; ancak ana cümle bunların yine de aynı evrimsel hikâyeye ait olduğunu söyler. Bu yapı, ana noktayı vermeden önce güçlü bir karşıtlığı kabul etmeyi sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede başlangıçtaki ifade ne yapıyor: "Despite the gulf of time between the two discoveries, they changed medicine in similar ways."?

  1. Önce çok büyük bir zaman farkını kabul eder, ardından bir benzerlik sunar.
  2. Keşiflerin tam olarak aynı zamanda gerçekleştiğini söyler.
  3. Keşiflerin arasında bulunan bir denizi anlatır.
Cevabı göster

Önce çok büyük bir zaman farkını kabul eder, ardından bir benzerlik sunar.

Anlatım akışı

same evolutionary story: farklılıkları tek bir süreç içinde çerçevelemek

Bu cümlede same evolutionary story, birbirinden çok uzak dönemlerde ortaya çıkan iki uyumsal özelliği daha geniş tek bir açıklamada birleştirir. Zaman farkı geçerliliğini korur, ancak bu özelliklerin evrimin birbiriyle bağlantılı parçaları olarak anlaşılmasını engellemez. Buradaki story, kurmaca bir öykü değil, bağlantılı gelişmelerin düzenli bir anlatımıdır. Bu çerçeve, okuyucuyu “yaşları farklı” düşüncesinden “yine de ortak bir sürece aitler” düşüncesine taşır.

Alıştırma

same evolutionary story ifadesi bu cümlede ne işe yarar?

  1. Farklı dönemlerdeki uyumsal özellikleri bağlantılı tek bir evrimsel açıklamaya yerleştirir.
  2. Uyumsal özelliklerin tam olarak aynı zamanda ortaya çıktığını söyler.
  3. Evrimi uydurulmuş kurmaca bir öykü olarak sunar.
Cevabı göster

Farklı dönemlerdeki uyumsal özellikleri bağlantılı tek bir evrimsel açıklamaya yerleştirir.

Both nails and claws are made of keratin, Kalıp ifadeler

1:11

Hem tırnaklar hem de pençeler keratinden yapılmıştır,

Kalıp ifadeler

are made of keratin: malzeme bileşimini belirtmek

Are made of keratin, tırnakların ve pençelerin neyden oluştuğunu belirtmek için be made of + malzeme yapısını kullanır. Çoğul özne both nails and claws ile are kullanılır; keratin ise maddenin adını verir. Yapı edilgen olsa da cümle bir üretim olayına veya üreticiye odaklanmaz. Bileşimi bilimsel bir gerçek olarak sunar.

Alıştırma

Hedef yapı be made of ifadesini tamamlayın: This safety helmet is made ____ strong plastic.

Cevabı göster

of

a tough, fibrous protein Kelime

1:14

sert, lifli bir proteindir

also found in horns, scales, hooves, and hair.

1:16

boynuzlarda, pullarda, toynaklarda ve saçlarda da bulunur.

Kelime

a tough, fibrous protein ifadesinin açıklayıcı ad öbeği görevi

a tough, fibrous protein ad öbeği, önceki bağlamdaki keratin ile aynı şeyi ifade eder. Açıklayıcı bir ad öbeği olarak keratin'in ne olduğunu belirtir; yeni bir özne ya da ikinci bir madde ortaya koymaz. Bu öbekte tough ve fibrous sözcüklerinin ikisi de protein sözcüğünü niteler. Burada tough, dayanıklı ve kolay zarar görmeyen; fibrous ise liflerden oluşan ya da lifli bir yapıya sahip demektir.

Alıştırma

Bu parçada a tough, fibrous protein ne işe yarar?

  1. Boynuzların, pulların, toynakların ve kılların hepsinin protein olduğunu söyler.
  2. keratin ile ilgisi olmayan ikinci bir maddeyi tanıtır.
  3. keratin'i başka bir şekilde açıklar.
Cevabı göster

keratin'i başka bir şekilde açıklar.

This protein is produced by a wedge of tissue called the keratin matrix. Kelime

1:21

Bu protein, keratin matrisi adı verilen kama şeklindeki bir doku tarafından üretilir.

Kelime

a wedge of tissue called the keratin matrix: betimleme + called + ad

a wedge of tissue öbeği önce yapının biçimini ve türünü belirtir: kama biçiminde bir doku parçasıdır. called the keratin matrix ardından teknik adını verir; bu nedenle iki bölüm de aynı doku parçasını anlatır. Buradaki called, kısaltılmış bir ilgi tümcesindeki geçmiş zaman ortacıdır: a wedge of tissue that is called the keratin matrix. tissue sözcüğünü niteler; dokunun bir şeye seslendiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Ad + called + ad kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The eye has a clear layer ____ the cornea.

Cevabı göster

called

Rich in blood vessels and nutrients, Dilbilgisi

1:26

Kan damarları ve besinler açısından zengin olan

this protein factory produces an endless stream of keratin, Deyimler

1:28

bu protein fabrikası, kesintisiz bir keratin akışı üretir

Dilbilgisi

Rich in blood vessels and nutrients: özneyi önden niteleyen sıfat öbeği

Rich in blood vessels and nutrients, ana cümleden önce gelen bir sıfat öbeğidir. Hemen ardından gelen özneyi, yani this protein factory ifadesini niteler; rich in “bol miktarda içeren” anlamındadır. Bu yapı Being rich in... biçiminde genişletilebilir, ancak İngilizcede bu tür kısa betimlemelerde being sık sık atılır. Ana özne ve fiil this protein factory ile produces olduğundan Rich ana fiil değildir.

Alıştırma

“Rich in minerals, the soil supports many plants,” cümlesinde Rich in minerals neyi niteler?

  1. Eylem: supports
  2. Özne: the soil
  3. Nesne: many plants
Cevabı göster

Özne: the soil

Deyimler

an endless stream of keratin: sürekli üretimi anlatan mecaz

An endless stream of keratin ifadesinde stream mecaz anlamda kullanılır. Keratin burada bir nehir ya da sıvı değildir; a stream of + isim, bir şeyin kesintisiz akışını veya peş peşe gelişini anlatır. Endless güçlü bir vurgu ekler: protein fabrikası görünürde hiç durmadan veya sona ermeden keratin üretmeye devam eder. Bu, üretimin gerçekten sonsuza kadar süreceği yönünde gerçek anlamlı bir iddia değil, söz sanatına dayalı bir vurgudur.

Alıştırma

Cümleyi, görünürde hiç durmayan bir diziyi anlatan vurgulanmış ifadeyle tamamlayın: After the announcement, the help desk received ____ questions.

Cevabı göster

an endless stream of

which is tightly packed into cells called keratinocytes. Kalıp ifadeler

1:32

ve bu keratinosit adı verilen hücrelere sıkıca paketlenir.

Kalıp ifadeler

tightly packed into: içine yoğun biçimde yerleştirilmiş

Edilgen be tightly packed into ifadesi, bir şeyin bir kap, alan veya yapının içine çok yoğun biçimde yerleştirildiğini ya da dizildiğini anlatır. Tightly neredeyse hiç boşluk kalmadığını vurgularken into, malzemeyi alan veya içinde tutan yeri belirtir. Burada which, keratin sözcüğüne gönderme yapar; cells called keratinocytes ise onu içeren yapıdır. Packed yalnızca bavul hazırlamak anlamına gelmez; bilimsel açıklamalarda bir malzemenin yüksek yoğunlukta dizildiğini de anlatabilir.

Alıştırma

Dersin üç sözcüklük ifadesini aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: The blankets were ____ one small suitcase.

Cevabı göster

tightly packed into

These high-density cells give nails and claws their trademark toughness. Kelime

1:36

Bu yüksek yoğunluklu hücreler tırnak ve pençelere onlarla özdeşleşen sertliği verir.

Kelime

trademark toughness: ayırt edici ve kolayca tanınan dayanıklılık

Trademark toughness ifadesinde trademark, toughness sözcüğünü niteler ve ayırt edici, tipik olduğu kolayca anlaşılan anlamına gelir. Toughness, tırnaklar ve pençelerle ilişkilendirilen güç ve dayanıklılıktır. Bu, korunan bir marka adı veya simge anlamındaki hukuki isim kullanımı değil, betimleyici ve mecazlı bir kullanımdır. trademark + isim kalıbı, bir kişi ya da nesneyle güçlü biçimde ilişkilendirilen bir nitelik, tarz veya alışkanlığı gösterebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede trademark, ayırt edici ve tipik anlamında kullanılmıştır?

  1. The chef finished the dish with her trademark touch of lemon.
  2. The company filed paperwork to protect its trademark.
  3. The printer left a temporary mark on the page.
Cevabı göster

The chef finished the dish with her trademark touch of lemon.

Since nails evolved from claws, Dilbilgisi

1:42

Tırnaklar pençelerden evrildiği için,

both adaptations produce keratinocytes in the same way.

1:44

her iki adaptasyon da keratinositleri aynı şekilde üretir.

Dilbilgisi

Since nails evolved from claws: neden bildiren since

Burada since, “o zamandan beri” değil, “çünkü” anlamındadır. Since nails evolved from claws yan cümlesi ana cümlenin nedenini verir: tırnaklar ile pençeler arasındaki evrimsel ilişki, her ikisinin de keratinositleri neden aynı şekilde ürettiğini açıklar. Cümlenin başında since + tam bir yan cümle bir neden sunabilir. Bağlama bakarak bunun “neden?” sorusuna mı cevap verdiğini, yoksa bir zaman aralığının başlangıç noktasını mı belirttiğini ayırt edin.

Alıştırma

“Since the battery is low, I will charge the tablet now” cümlesinde since ne ifade eder?

  1. Tablet hakkında ilgisiz bir ayrıntı
  2. Tablete sahip olunmaya başlanan zaman
  3. Tableti şarj etmek için bir neden
Cevabı göster

Tableti şarj etmek için bir neden

The cells grow out from the matrix, Öbek fiiller

1:48

Hücreler matristen dışarı doğru büyür,

Öbek fiiller

grow out from: bir başlangıç noktasından dışa doğru büyüme

grow out from ifadesinde grow büyüme sürecini, out tabandan uzaklaşarak dışa yönelmeyi, from ise başlangıç noktasını belirtir. Burada hücreler matriksten başlar ve dışa doğru uzanır. Bu yapı, açıkça belirtilen bir kaynaktan dışa doğru fiziksel büyümeyi anlatır. Bir şey kökten, tabandan, yüzeyden veya başka bir yapıdan dışa doğru büyüyebilir.

Alıştırma

“Bir başlangıç yerinden dışa doğru büyümek” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Small branches ____ the main stem.

Cevabı göster

grow out from

emerging from the skin where they die

1:50

deriden çıkarak orada ölürler

and harden into a water-resistant sheath. Kalıp ifadeler

1:53

ve suya dayanıklı bir kılıf halinde sertleşirler.

Kalıp ifadeler

harden into a water-resistant sheath: değişim ve sonuç yapısı

harden into a water-resistant sheath ifadesinde harden sertleşmeyi anlatır; into ise değişimin sonucundaki biçimi, yani suya dayanıklı bir kılıfı belirtir. Burada into, bir yerin içine doğru hareketi anlatmaz. Değişim fiilleriyle kullanılan verb + into + result yapısı, bir şeyin değişip sonunda yeni bir malzeme, şekil veya duruma dönüşmesini gösterebilir.

Alıştırma

Hangi cümle yumuşak mumun sertleşip sağlam bir koruyucu contaya dönüştüğünü anlatır?

  1. The soft wax hardens into a protective seal.
  2. The soft wax hardens beside a protective seal.
  3. The soft wax hardens inside a protective seal.
Cevabı göster

The soft wax hardens into a protective seal.

The primary difference between the two keratin coverings Anlatım akışı

1:56

İki keratin örtüsü arasındaki temel fark

is really just their shape,

1:59

aslında sadece şekilleridir,

Anlatım akışı

The primary difference between: ana karşılaştırma noktasını belirtme

The primary difference between... bilgiyi düzenleyen bir kalıptır. İki şeyin karşılaştırıldığını ve cümlenin en önemli farkı belirteceğini bildirir; burada bu fark is sözcüğünden sonra gelir. Primary, “ana” veya “en önemli” demektir; mutlaka “tek” anlamına gelmez. Bu ifade, ayrıntılar gelmeden önce okuyucunun karşılaştırmanın ana noktasını anlamasına yardımcı olur.

Alıştırma

The primary difference between... kalıbı okuyucuya neyin işaretini verir?

  1. Yazar, karşılaştırmanın ana noktasını belirtmek üzeredir.
  2. Yazar, iki şeyin paylaştığı tüm özellikleri sıralamak üzeredir.
  3. Yazar, her iki şeyin ilk kez ne zaman ortaya çıktığını açıklamak üzeredir.
Cevabı göster

Yazar, karşılaştırmanın ana noktasını belirtmek üzeredir.

which depends on the shape of the bone

2:01

ve bu da hayvanın parmaklarının ucundaki

at the end of the animal's digits. Kelime

2:03

kemiğin şekline bağlıdır.

Kelime

digits: anatomide el veya ayak parmakları

Bu cümlede digits, hayvanın el veya ayak parmakları ya da bunlara karşılık gelen bölümleri anlamına gelir. Burada sayıları değil, anatomik bir bölümü belirten isimdir. digit sözcüğü kemiklerin veya bir hayvanın vücudunun anlatıldığı bir metinde geçtiğinde, bu anlamı seçmek için çevredeki vücut yapısı ipuçlarını kullanın.

Alıştırma

“The gecko has pads on its digits,” İngilizce cümlesinde digits ne anlama gelir?

  1. Hayvanın dişleri.
  2. Hayvanın el veya ayak parmakları.
  3. Hayvanın rakamları.
Cevabı göster

Hayvanın el veya ayak parmakları.

In claws,

2:06

Pençelerde,

the bed of the keratinocytes conforms to a narrow finger bone, Kelime

2:07

keratinositlerin yatağı dar bir parmak kemiğine uyum sağlar,

Kelime

conforms to: fiziksel bir şekle uymak

Burada conforms to, hücre yatağının dar bir parmak kemiğinin şeklini izlediği veya bu şekle uyduğu anlamına gelir. Bir kişinin bir şeye itaat etmesini değil, fiziksel bir uyumu anlatır. Yapı A conforms to B şeklindedir: A'nın şekli, deseni veya biçimi B ile uyumludur.

Alıştırma

conform sözcüğünü doğru biçime getirip gerekli edatla birlikte kullanın: The foam lining ____ the shape of the helmet.

Cevabı göster

conforms to

wrapping around the end of the digit Dilbilgisi

2:11

parmağın ucunu sarar

and radiating outwards to form a cone-shaped structure.

2:13

ve koni şeklinde bir yapı oluşturmak üzere dışa doğru yayılır.

Dilbilgisi

wrapping around ... and radiating outwards: paralel -ing öbekleri

wrapping around ... ve radiating outwards, and ile bağlanan iki paralel -ing öbeğidir. Önceki yan cümleden anlaşılan aynı mantıksal özneyi paylaşır ve bu yapının ne yaptığını açıklayan bilgiler eklerler; ayrı temel cümleler değildirler. İlk öbek parmağın ucunun çevresinde kıvrılmayı, ikinci öbek ise oradan dışarı doğru uzanmayı anlatır. Birlikte, koni biçimli yapıya götüren süreci ve şekli gösterirler.

Alıştırma

Hangi cümle, tek bir öznenin ne yaptığını açıklamak için iki paralel -ing öbeği kullanır?

  1. The fan spins rapidly because the room is warm.
  2. The fan spins rapidly, but the window stays closed.
  3. The fan spins rapidly, pulling cool air in and pushing warm air out.
Cevabı göster

The fan spins rapidly, pulling cool air in and pushing warm air out.

Animals with nails,

2:17

Tırnaklı hayvanların ise,

on the other hand, Anlatım akışı

2:19

öte yandan,

have much broader digits,

2:19

çok daha geniş parmakları vardır

and keratinocytes only cover the top surface of their wide bones.

2:21

ve keratinositler geniş kemiklerinin yalnızca üst yüzeyini kaplar.

Anlatım akışı

on the other hand: karşıtlığın diğer tarafına geçiş

on the other hand, yazarın karşıtlığın ikinci tarafına geçtiğini gösterir. Burada anlatım, pençeli hayvanlardan tırnaklı hayvanlara geçer ve okuyucunun iki yapının nasıl farklılaştığını karşılaştırmasına yardımcı olur. Bu ifade kalıplaşmış bir söylem bağlacıdır; dolayısıyla hand sözcüğü gerçek anlamında kullanılmaz. Bu cümlede Animals with nails öznesinden sonra eklenmiş ve virgüllerle ayrılmıştır. İfade kaldırılırsa cümle dilbilgisi bakımından tam kalır, ancak açık karşıtlık işareti kaybolur.

Alıştırma

Karşıtlığı en iyi hangi bağlaç tamamlar? The bus is inexpensive but slow. The taxi, ___, costs more but is faster.

  1. as a result
  2. for example
  3. on the other hand
Cevabı göster

on the other hand

It's possible that nails have simply persisted Dilbilgisi

2:26

Tırnakların primatların evrimleşmesinin

as a side effect of primates evolving Kalıp ifadeler

2:29

bir yan etkisi olarak sadece varlığını sürdürmüş olması mümkündür

wider, more dexterous fingers.

2:31

daha geniş, daha hünerli parmaklara.

Dilbilgisi

It's possible that: bir iddianın belirsiz olduğunu göstermek

It's possible that, that ile başlayan yan cümleyi doğrulanmış bir gerçek olarak değil, doğru olabilecek bir düşünce olarak sunar. Burada yazar, tırnakların neden kaldığına dair olası bir açıklama öne sürüyor. Bu yapıyı okuduğunuzda sonraki iddiayı, başka açıklamalarla hâlâ karşılaştırılması gereken bir varsayım olarak değerlendirin.

Alıştırma

Temkinli tahmini tamamlamak için It's possible that ifadesini aynen kullanın: ____ the footprints came from a fox.

Cevabı göster

It's possible that

Kalıp ifadeler

as a side effect of: ikincil bir sonucu belirtmek

as a side effect of, bir olayı başka bir sürecin asıl amacı olarak değil, ikincil sonucu olarak sunar. Bu cümlede tırnaklar, primatlar daha geniş ve becerikli parmaklar geliştirirken dolaylı biçimde kalmış olabilir. Side effect yalnızca tıpla ilgili değildir ve her zaman zararlı olmaz. Bir değişiklikle birlikte ortaya çıkan herhangi bir ek etkiyi anlatabilir.

Alıştırma

Bağlam: The school installed new windows to reduce noise. Sonraki cümleyi ek ve ikincil bir sonucu belirten tam ifadeyle tamamlayın: It saved electricity ____ the window replacement.

Cevabı göster

as a side effect of

But given what we know about the habitats Anlatım akışı

2:33

Ancak primat atalarımızın habitatları hakkında

of our primate ancestors,

2:36

bildiklerimiz göz önüne alındığında,

Anlatım akışı

given what we know about: bilinen gerçekleri öncül olarak kullanmak

Given what we know about... mevcut bilgiyi sonuçtan önce sunar ve dinleyiciye bu bilginin sonraki akıl yürütmenin temeli olduğunu gösterir. Bu cümlede ataların yaşam alanlarıyla ilgili gerçekler, sonraki iddiayı gelişigüzel bir tahmin değil, kanıta dayalı bir açıklama olarak çerçeveler. Buradaki given, “verildi” değil, “göz önüne alındığında” veya “dikkate alındığında” anlamındadır. What we know about... dikkate alınan bilgi bütününü belirten, isim işlevli bir yan cümledir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki kanıt çerçevesiyle tamamlayın: ____ the road conditions, we should drive slowly.

Cevabı göster

Given what we know about

it's more likely that nails came with their own powerful advantages. Notlar

2:37

tırnakların kendi güçlü avantajlarıyla gelmiş olması daha muhtemeldir.

Dilbilgisi

it's more likely that: daha olası bir açıklamayı öne çıkarmak

it's more likely that... yapısında biçimsel özne it, that ile başlayan yan cümleyi tanıtır. More likely karşılaştırma bildirir: mevcut açıklamalar arasında bu yan cümledeki ifadenin doğru olma ihtimali daha yüksek görülür. Yapı yine de belirsizlik bildirir. Burada yalnızca mümkün olan bir düşünceden, konuşanın daha güçlü kanıtlarla desteklendiğini düşündüğü açıklamaya geçilir; ancak bunun kanıtlandığı iddia edilmez.

Alıştırma

it's more likely that... ne anlatır?

  1. Sonraki açıklamanın doğru olma ihtimali başka bir olasılıktan daha yüksektir.
  2. Sonraki açıklama kesinlikle doğrudur.
  3. Sonraki açıklama, karşılaştırılmayan olasılıklardan yalnızca biridir.
Cevabı göster

Sonraki açıklamanın doğru olma ihtimali başka bir olasılıktan daha yüksektir.

Kalıp ifadeler

came with their own powerful advantages: kendine özgü güçlü avantajlar

Bu cümlede came with, bir şeyin doğal bir sonuç olarak bir özelliği içermesi ya da sağlaması demektir; fiziksel olarak başka bir şeyle birlikte gelmeyi anlatmaz. Buradaki düşünce, tırnakların kendilerinin önemli yararlar sağlamasıdır. their own, avantajların bir özellik olarak tırnakların kendisine ait olduğunu vurgular. Başka durumlara aktarılabilen kalıp something comes with a feature, benefit, risk, cost, or responsibility şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi come with ifadesinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: This camera currently ____ a two-year warranty.

Cevabı göster

comes with

High in the forest canopy Kelime

2:43

Orman örtüsünün yukarısında

where these primates lived,

2:44

bu primatların yaşadığı yerlerde,

Kelime

forest canopy: ormanın en üst katmanı

Forest canopy, uzun ağaçların üst üste gelen dal ve yapraklarının oluşturduğu ormanın en üst katmanıdır. Bu ifade, primatların yerden çok yüksekte, ağaçlarla kaplı bir yaşam alanında bulunduğunu gösterir. Canopy başka bağlamlarda insan yapımı bir örtüyü de anlatabilir; ancak forest sözcüğü burada ekolojik anlamı açıkça belirtir.

Alıştırma

“Monkeys moved through the forest canopy,” cümlesinde forest canopy ne anlama gelir?

  1. En uzun ağaçların altında büyüyen bitkiler.
  2. Bir ormandaki dal ve yaprakların oluşturduğu üst katman.
  3. Yerdeki toprak ve dökülmüş yapraklar.
Cevabı göster

Bir ormandaki dal ve yaprakların oluşturduğu üst katman.

wide finger bones and expansive finger pads

2:46

geniş parmak kemikleri ve geniş parmak yastıkçıkları

were ideal for gripping narrow branches. Kalıp ifadeler

2:49

dar dalları kavramak için idealdi.

Kalıp ifadeler

were ideal for gripping: be ideal for + -ing kalıbı

Bu cümlede were ideal for gripping, geniş parmak kemikleri ile geniş parmak yastıklarının ince dalları tutma eylemine özellikle uygun olduğunu anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp be ideal for + isim veya fiilin -ing biçimidir. Burada for bir edattır; bu nedenle grip, gripping biçimine dönüşür.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için grip fiilinin doğru biçimini kullanın: These gloves are ideal for ____ wet tools.

Cevabı göster

gripping

And nails improved that grip even further.

2:52

Ve tırnaklar bu tutuşu daha da iyileştirdi.

By providing a rigid surface to press against, Dilbilgisi

2:56

Baskı uygulanacak sert bir yüzey sağlayarak,

primates could splay out their pads Öbek fiiller

2:59

primatlar ağaçlarla daha fazla temas yaratmak için

to create even more contact with the trees.

3:02

yastıkçıklarını açabiliyorlardı.

Dilbilgisi

By providing ...: yöntemi gösteren By + -ing

By providing a rigid surface to press against, ana cümledeki sonucun nasıl mümkün hâle geldiğini açıklar. Sert yüzey, parmak yastıklarına dayanıp baskı uygulayabilecekleri bir yer sağlamış; böylece yastıkların açılmasına ve ağaçla daha fazla temas kurmasına yardım etmiştir. Cümle başındaki By + fiilin -ing biçimi genellikle bir yöntem veya mekanizma tanıtır. Bir şeyin nasıl yapıldığını açıklar; burada by bir son tarihi göstermez.

Alıştırma

Yöntemi göstermek için add a second layer ifadesini By + -ing kalıbında kullanın: ____, Maya made the model stronger.

Cevabı göster

By adding a second layer

Öbek fiiller

splay out: birbirinden ayırıp dışa doğru açmak

Burada splay out, parmak yastıklarını birbirinden ayırıp dışa doğru yayarak daha geniş bir alanı kaplamak demektir. out parçacığı, splay ile birlikte şeklin genişleyip yelpaze gibi açıldığını anlatır; tek başına yalnızca “dışarıda” anlamına gelmez. Aynı ifade parmakların, ayak parmaklarının, bacakların, köklerin veya dalların birbirinden ayrılıp farklı yönlere uzanmasını da anlatabilir.

Alıştırma

“Birbirinden ayırıp dışa doğru açmak” anlamındaki iki kelimelik ders ifadesiyle tamamlayın: To grip the ball more securely, ____ your fingers.

Cevabı göster

splay out

Additionally,

3:05

Buna ek olarak,

nails improved the sensitivity of their digits

3:06

tırnaklar tırmanırken basınç değişikliklerini algılamak için

by providing an extra surface

3:09

ekstra bir yüzey sağlayarak

to detect changes in pressure while climbing. Kalıp ifadeler

3:11

parmaklarının hassasiyetini artırdı.

Kalıp ifadeler

detect changes in pressure: fiziksel basınç değişimlerini algılamak

Detect changes in pressure, bir yüzeye uygulanan fiziksel kuvvetin güçlendiğini, zayıfladığını veya farklılaştığını fark etmek demektir. Bu cümlede tırnaklar, el ve ayak parmaklarının tırmanma sırasında bu değişimleri hissetmesine yardım eden ek bir yüzey sağlar. detect changes in + isim kalıbı bilimsel açıklamalarda yaygındır. Detect, bir değişkenin değiştiğini fark etmeye odaklanır; değişkenin kesin sayısal değerini bulmak anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

“Fiziksel kuvvetteki değişimleri fark etmek” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The artificial skin can ____ when it touches an object.

Cevabı göster

detect changes in pressure

This combination of sensitivity and dexterity Anlatım akışı

3:14

Hassasiyet ve hünerin bu kombinasyonu

Anlatım akışı

This combination of sensitivity and dexterity: daha önce belirtilen etkenleri birleştirmek

Burada This, daha önce açıklanmış iki özelliğe, yani sensitivity ve dexterity'ye gönderme yapar. combination bu ikisini tek bir fikirde birleştirir; böylece tüm ifade, ardından gelen bölümün öznesi olabilir. This combination of A and B kalıbı önceki bilgileri toplar ve açıklamayı iki etkenin birlikte oluşturduğu sonuca taşır. This yalnızca en yakındaki isme gönderme yapmaz.

Alıştırma

Daha önce belirtilmiş iki özelliğe gönderme yapan üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ speed and accuracy makes the device reliable.

Cevabı göster

This combination of

gave our ancestors the precise motor control needed Kelime

3:17

atalarımıza gereken hassas motor kontrolünü sağladı

Kelime

precise motor control: vücut hareketlerini hassas biçimde kontrol etme

Precise motor control, vücut hareketlerini doğru ve hassas biçimde yönlendirme becerisidir. Bu bağlamda küçük nesneleri veya dalları kavramak gibi eylemler için gereken dikkatli kontrolü anlatır. Burada motor, “motorlu araçla ilgili” değil, “hareketle ilgili” anlamındadır. precise doğruluğu ve ince ayarı vurgular.

Alıştırma

"Threading a needle requires precise motor control," cümlesinde precise motor control ne anlama gelir?

  1. Vücut hareketlerini doğru biçimde kontrol etme becerisi.
  2. Bir aracın motorunu kontrol eden sistem.
  3. Ayrıntılı yönergeleri hatırlama becerisi.
Cevabı göster

Vücut hareketlerini doğru biçimde kontrol etme becerisi.

to snatch up insects, Öbek fiiller

3:21

böcekleri kapmak,

Öbek fiiller

snatch up: aniden ve hızla kapmak

Snatch up, bir şeyi çoğu zaman ani bir hareketle çok hızlı biçimde kavrayıp kaldırmak ya da almak demektir. Bu cümlede böcekleri yakalama eylemini sıradan bir alma hareketi değil, hızlı ve becerikli bir hareket olarak gösterir. up parçacığı eylemi tamamlanmış olarak sunar: böcekler hayvanın kavrayışına geçmiştir. Hem hızı hem de sonucu anlamak için bu öbeği bir bütün olarak ele almak gerekir.

Alıştırma

Hızlı ve ani bir kavrayışı göstermek için cümleyi snatch up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Nina ____ the map before the wind blew it away.

Cevabı göster

snatched up

pinch berries and seeds,

3:22

meyveleri ve tohumları koparmak

and keep a firm grip on slim branches. Kalıp ifadeler

3:24

ve ince dalları sıkıca kavramak için.

Kalıp ifadeler

keep a firm grip on: sıkıca tutmaya devam etmek

Keep a firm grip on, bir nesneyi kaymaması veya gevşememesi için güvenli biçimde tutmaya devam etmek demektir. Yapı keep + a firm grip + on + tutulan şey biçimindedir; firm, tutuşun dengeli ve güçlü olduğunu anlatır. Burada ifade gerçek anlamdadır: dallar fiziksel olarak tutulmaktadır. Soyut bir nesneyle kullanıldığında aynı yapı, keep a firm grip on spending örneğindeki gibi sıkı denetimi sürdürmek anlamına gelebilir.

Alıştırma

Güvenli biçimde tutmaya devam etmek anlamındaki hedef ifadenin tamamıyla güvenlik talimatını tamamlayın: ____ the rope with both hands.

Cevabı göster

Keep a firm grip on

The evolution of nails and the evolution

3:27

Tırnakların evrimi ve evrimi

of opposable thumbs and toes

3:30

karşıt başparmakların ve ayak parmaklarının

are closely linked. Kalıp ifadeler

3:33

yakından bağlantılıdır.

Kalıp ifadeler

are closely linked: otomatik olarak nedensellik göstermeyen güçlü bir ilişki

Are closely linked, iki süreç arasında güçlü bir bağlantı olduğu anlamına gelir. Burada tırnakların evrimi ile karşıt konumlanabilen başparmakların ve ayak parmaklarının evriminin birbiriyle yakından ilişkili biçimde geliştiği anlatılır. Bu ifade doğrudan bir neden-sonuç ilişkisini değil, bir bağlantıyı belirtir. Başka bağlamlarda be closely linked, birinin diğerine tek başına neden olduğunu ileri sürmeden iki etkeni, değişimi veya sonucu birbirine bağlayabilir.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: İki değişim are closely linked ise biri diğerine mutlaka doğrudan neden olur.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

And when our ancestors moved down from the trees,

3:35

Ve atalarımız ağaçlardan aşağı indiklerinde,

this flexible grasp enabled them to create and wield complex tools. Dilbilgisi

3:38

bu esnek kavrama karmaşık aletler yaratmalarını ve kullanmalarını sağladı.

Dilbilgisi

enabled them to: enable + kişi + to + fiil

Enabled them to, “onlara bir şeyi yapma yeteneğini veya gerekli koşulları sağladı” anlamına gelir. Bu cümlede esnek kavrama, ataların karmaşık aletler yapıp kullanmasını mümkün kılmıştır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp enable + kişi veya şey + to + fiilin yalın hâlidir. Bir becerinin, aracın, koşulun veya değişimin nasıl yeni bir yetenek ya da olasılık oluşturduğunu göstermek için sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi enable fiilinin geçmiş zaman biçimi, them nesnesi ve mastar işaretleyicisiyle tamamlayın: The new map ____ find the hidden path.

Cevabı göster

enabled them to

Even if it was possible for wide fingers Dilbilgisi

3:44

Geniş parmakların

to sport claws, Kelime

3:46

pençelere sahip olması mümkün olsaydı bile,

Kelime

to sport claws: sport fiilinin “dikkat çekici bir özelliğe sahip olmak” anlamı

to sport claws ifadesinde sport, “dikkat çekici bir özelliğe sahip olmak, onu taşımak veya sergilemek” anlamına gelen bir fiildir. İfade, parmakların görünüşlerinin bir parçası olarak pençelere sahip olduğunu söyler; oyun veya egzersizle ilgili değildir. to mastarı belirtir, bu nedenle sport yalın hâlinde kalır ve claws onun nesnesidir. Bu kullanım, anlatımı nötr have fiiline göre genellikle daha canlı yapar.

Alıştırma

The robot sports two glowing antennae. cümlesinde sports ne anlama gelir?

  1. parlayan iki anteni çıkarır
  2. parlayan iki anten kullanarak spor yapar
  3. dikkat çekici özellik olarak parlayan iki antene sahiptir
Cevabı göster

dikkat çekici özellik olarak parlayan iki antene sahiptir

their sharp points would've likely interfered Dilbilgisi

3:48

sivri uçları muhtemelen bu primatların

Dilbilgisi

Even if: sonucu değiştirmeyen varsayımsal koşul

Even if, mümkün veya hayalî bir koşul sunar ve ardından ana sonucun yine geçerli olacağını gösterir. Bu koşul, tartışmayı sürdürmek için geçici olarak kabul edilir ancak sonucu geçersiz kılmaz. Burada geniş parmakların pençelere sahip olabileceği fikri bir an için kabul ediliyor. Sonra pençelerin sivri uçlarının yine de engel olacağı söyleniyor. Yeniden kullanılabilecek yapı even if + koşul, koşula rağmen değişmeyen sonuç şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümlede olası bir koşulun sonucu değiştirmeyeceğini göstermek için even if kullanılmıştır?

  1. Even though the bus was late, we arrived before noon.
  2. If the bus is late, we will call you.
  3. Even if the bus is late, we will arrive before noon.
Cevabı göster

Even if the bus is late, we will arrive before noon.

with these primates' regular tasks.

3:51

düzenli görevlerine müdahale ederdi.

Dilbilgisi

would've likely interfered with: olası bir varsayımsal sonuç

Would've, would have ifadesinin kısaltmasıdır. would've likely interfered with yapısında would have ifadesini geçmiş zaman ortacı interfered izler; likely ise sonucun kesin değil, olası olduğunu belirtir. Bu ifade, engelleme durumunu hayal edilen bir koşulun olası sonucu olarak sunar. Buradaki koşul, geniş parmaklarda keskin uçların bulunmasıdır. Engellemenin gerçekten yaşandığını bildirmez.

Alıştırma

Bu cümlede would've likely interfered with ne anlama gelir?

  1. Keskin uçlar geçmişteki gerçek bir olayda kesinlikle sorunlara yol açtı.
  2. Hayal edilen durumda keskin uçlar büyük olasılıkla sorunlara yol açtı.
  3. Keskin uçların görevleri yarıda kesmesi gerekiyordu.
Cevabı göster

Hayal edilen durumda keskin uçlar büyük olasılıkla sorunlara yol açtı.

Claws are ideal for piercing,

3:53

Pençeler delmek,

puncturing, and hooking,

3:55

patlatmak ve kancalamak için idealdir,

but their points make grabbing difficult Dilbilgisi

3:57

ancak uçları tutmayı zorlaştırır

and potentially dangerous.

4:00

ve potansiyel olarak tehlikelidir.

Dilbilgisi

make grabbing difficult: make + nesne + sıfat

Make + nesne + sıfat, bir nedeni ve bunun sonucunda ortaya çıkan durumu anlatır. make grabbing difficult yapısında grabbing nesnedir ve pençe uçlarından etkilenen kavrama eylemini adlandırır. Difficult ise bu eylemin durumunu açıklayan nesne tamamlayıcısıdır. Buradaki grabbing bir ulaçtır; sürmekte olan bir eylem bildiren zaman yapısının parçası değildir. Bu kalıpta nesne olarak bir etkinlik veya şey kullanılabilir: make driving dangerous ya da make the instructions clear gibi.

Alıştırma

Hedef kalıbı ve make, reading, difficult sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: Tiny print can ____.

Cevabı göster

make reading difficult

However,

4:02

Ancak,

both claws and nails are used in some unexpected ways.

4:02

hem pençeler hem de tırnaklar bazı beklenmedik şekillerde kullanılır.

Manatees use nails to grasp their food,

4:07

Deniz inekleri yiyeceklerini kavramak için tırnakları kullanır,

and researchers think elephant toenails

4:10

ve araştırmacılar filin ayak tırnaklarının

may sense vibrations in the ground Dilbilgisi

4:12

yeryüzündeki titreşimleri algılayarak

to help them hear.

4:15

duymalarına yardımcı olabileceğini düşünüyor.

Dilbilgisi

may sense: temkinli bir bilimsel olasılık

may sense ifadesinde may olasılık bildirir: araştırmacılar ayak tırnaklarının titreşimleri algılıyor olabileceğini düşünür, ancak bunu doğrulanmış bir gerçek olarak sunmaz. Burada may izin anlamına gelmez. Bilimsel metinlerde may, kanıtların desteklediğinden daha güçlü bir iddiada bulunmamak için sıkça kullanılır. Yakındaki researchers think ifadesi de bu temkinli yorumu güçlendirir.

Alıştırma

“Researchers think the roots may sense moisture,” cümlesinde may neyi gösterir?

  1. Köklerin nemi algılamasına izin verilmiştir.
  2. Algılama kesindir.
  3. Algılama bir olasılıktır, doğrulanmış bir gerçek değildir.
Cevabı göster

Algılama bir olasılıktır, doğrulanmış bir gerçek değildir.

Meanwhile,

4:16

Bu sırada,

some primates,

4:17

bazı primatlar,

like the aye-ayes of Madagascar, Kültür

4:18

Madagaskar'ın aye-ayeleri gibi,

have re-acquired claws. Kelime

4:20

yeniden pençeler kazandılar.

Kültür

the aye-ayes of Madagascar: hayvan adı ve konum bilgisi

Aye-ayeler Madagaskar'a özgü primatlardır. the aye-ayes of Madagascar ifadesinde aye-ayes hayvanın adıdır; of Madagascar ise onları tanımlamak için gereken coğrafi bilgiyi verir. aye-ayes ifadesini çoğul bir hayvan adı olarak anlayın; iki kez söylenmiş aye ya da bir ünlem değildir. Bu ifade, cümlede örnek olarak verilen hayvanı belirtir.

Alıştırma

Cümledeki the aye-ayes of Madagascar ifadesi neyi belirtir?

  1. Madagaskar'daki bir yer
  2. Madagaskar ile ilişkili bir primat türü
  3. evet anlamına gelen tekrarlanmış bir ifade
Cevabı göster

Madagaskar ile ilişkili bir primat türü

Kelime

re-acquired claws: re- “yeniden” anlamına gelir

re-acquired claws ifadesinde re- ön eki “yeniden” anlamına gelir. Pençeler ilk kez edinilmiş değildir; bu özellik daha önce kaybolmuş ya da değişmiş, sonra yeniden ortaya çıkmıştır. Bu evrim bağlamında have re-acquired, tek bir hayvanın yaşamı sırasında yeni pençeler çıkarmasını değil, bir soy hattının nesiller boyunca bir özelliği yeniden kazanmasını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “yeniden edindi” anlamına gelen fiille tamamlayın: Over many generations, the species ____ a trait that its ancestors had lost.

Cevabı göster

re-acquired

They use these extra-long appendages

4:22

Bu ekstra uzun uzantıları kullanarak

to tap branches and trunks

4:25

dallara ve gövdelere vururlar

while listening for hollow sections Dilbilgisi

4:27

ve yarasa benzeri kulaklarıyla

with their bat-like ears. Kelime

4:29

boşluklu kısımları dinlerler.

Dilbilgisi

while listening for: eş zamanlı eylem ve aranan ses

While listening for hollow sections, while ile kurulmuş kısaltılmış bir yan cümledir. Örtük öznesi ana cümledekiyle aynı olan they'dir ve dinleme ile vurma eylemlerinin aynı anda gerçekleştiğini gösterir. Listen for, bir şeyi tespit etme amacıyla dinlemek demektir. İçi boş kısımlar kendi başlarına birer ses değildir; ay-aylar ahşabın nerede boş olduğunu gösteren ses ipuçlarını dinler.

Alıştırma

Bir tamirci her tanka vururken aynı anda içi boş bir sesi tespit etmeye çalıştı. En uygun tamamlamayı seçin: The mechanic tapped each tank ___ a hollow sound.

  1. while listening for
  2. while listening to
  3. before listening for
Cevabı göster

while listening for

Kelime

bat-like ears: -like ile benzerlik kurma

bat-like ears ifadesinde -like, bat ismine eklenerek “yarasaya benzeyen” anlamında bir sıfat oluşturur. Bu ifade kulakları yarasa kulaklarıyla karşılaştırır; hayvanın yarasa olduğunu söylemez. “İsim + -like” yapısı kısa ve öz bir benzetme kurar. Hangi özelliğin benzer olduğunu bağlam gösterir; burada kulaklar, hayvanın açıklıkları veya oyuk alanları nasıl işittiğini anlatmak için belirtilmiştir.

Alıştırma

bat + -like kullanarak cümleyi tamamlayın ve derste gösterilen kısa çizgili biçimi yazın: The creature has large, ____ ears.

Cevabı göster

bat-like

When they hear an opening,

4:31

Bir açıklık duyduklarında,

they burrow into the tree Kalıp ifadeler

4:32

ağacın içine oyuk açarlar

Kalıp ifadeler

burrow into the tree: kazarak veya tünel açarak içeri ilerlemek

Burrow into the tree, ahşabı kazarak ya da tünel açarak ağacın içine ilerlemek demektir. burrow fiili malzemeyi kazıma, ısırma veya iterek yarma hissi verir; bu nedenle yalnızca içeri girmekten daha özel bir anlam taşır. Yeniden kullanılabilecek kalıp burrow into + malzeme veya yer şeklindedir. Bu cümlede hayvan bir açıklığı ya da oyuk alanı işitir ve ardından ağacın içine doğru ilerler.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “kazıp tünel açarak içine girmek” anlamına gelen fiil öbeğiyle tamamlayın: To escape the heat, the lizard will ____ the sand.

Cevabı göster

burrow into

and skewer grubs with their needle-like middle finger. Kelime

4:34

ve iğneye benzeyen orta parmaklarıyla kurtçukları şişlerler.

Kelime

skewer grubs: böcek larvalarını sivri bir şeyle delmek

Skewer grubs ifadesinde skewer, larvaları sivri bir şeyle delmek veya saplayıp sabitlemek anlamında kullanılan bir fiildir. Grubs, böcekler gibi bazı canlıların yumuşak gövdeli larvalarını ifade eder. Bu ifade yalnızca sonucu değil, yöntemi de anlatır: hayvan, iğneye benzeyen ince parmağıyla larvaları saplayıp çıkarır. Catch ise yalnızca onları yakaladığını söylerdi.

Alıştırma

The heron skewered a fish with its sharp beak. cümlesinde skewer ne anlama gelir?

  1. onu delmeden taşımak
  2. onu uzaktan aramak
  3. onu sivri bir şeyle delmek veya saplayıp sabitlemek
Cevabı göster

onu sivri bir şeyle delmek veya saplayıp sabitlemek

We've only scratched the surface Deyimler

4:38

Tüm inanılmaz yolların

of all the incredible ways

4:40

sadece yüzeyini çizdik

nails and claws are used

4:42

tırnak ve pençelerin

throughout the animal kingdom. Kalıp ifadeler

4:44

hayvanlar aleminde nasıl kullanıldığına dair.

Deyimler

We've only scratched the surface: yalnızca küçük bir kısmını ele aldık

Scratch the surface of a topic, bir konuyu derinlemesine incelemeden yalnızca küçük bir kısmını araştırmak veya açıklamak anlamına gelen bir deyimdir. Only, geriye ne kadar çok şey kaldığını vurgular. Burada scratched, gerçekten tırmalayabilen nails ve claws sözcükleriyle hafif bir söz oyunu da oluşturur. Yine de cümlede fiziksel bir çizik değil, deyimsel anlam kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi scratch the surface deyiminin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The short introduction only ____ of the topic, so there is much more to learn.

Cevabı göster

scratched the surface

Kalıp ifadeler

throughout the animal kingdom: hayvanlar âlemi genelinde

Throughout the animal kingdom, “hayvanlar âlemi genelinde” demektir. Bu cümlede throughout + kapsam yapısı, tırnakları ve pençeleri birçok hayvan grubunun kullandığı yapılar olarak sunar. Bu geniş kapsamlı özet, söylenenlerin kelimesi kelimesine her hayvan türü için geçerli olduğu anlamına gelmez. Animal kingdom, hayvan yaşamının bütününü ifade eden bilimsel bir sınıflandırma terimidir; hayvanların yönettiği hayalî bir krallık değildir.

Alıştırma

“Hayvanlar âlemi genelinde” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Many forms of communication are found ____.

Cevabı göster

throughout the animal kingdom

But as for which of these adaptations Anlatım akışı

4:46

Ancak bu adaptasyonlardan hangisinin

is better,

4:48

daha iyi olduğuna gelince,

that's an answer we may never nail down. Öbek fiiller

4:49

bu belki de asla kesin olarak bilemeyeceğimiz bir cevaptır.

Anlatım akışı

as for which ...: kapanış sorusuna geçiş

As for, sırada ele alınacak konuyu tanıtır. Burada as for which of these adaptations is better, tartışmayı tırnakların ve pençelerin anlatımından hangi uyum özelliğinin daha iyi olduğu hakkındaki çözümlenmemiş soruya taşır. which of these adaptations is better soru yan cümlesi, as for sonrasında konu görevi görür. As for bir neden bildirmez; tartışmayı düzenler ve onu bir kapanış sorusuna bağlar.

Alıştırma

Cümlede as for which of these adaptations is better ne işlev görür?

  1. Bir uyum özelliğinin neden daha iyi olduğunu açıklar.
  2. Tartışmayı hangi uyum özelliğinin daha iyi olduğu sorusuna taşır.
  3. İki uyum özelliğinin aynı olduğunu söyler.
Cevabı göster

Tartışmayı hangi uyum özelliğinin daha iyi olduğu sorusuna taşır.

Öbek fiiller

nail down: bir şeyi kesin biçimde belirlemek

Burada nail down, bir cevabı kesin biçimde belirlemek veya netleştirmek demektir. Nesne an answer olduğu için ifade mecazidir: konuşmacı kesin bir sonuca varmanın belki de hiçbir zaman mümkün olmayacağını söylüyor. Bu ifade aynı zamanda bir kelime oyunudur. Nail el tırnağı, ayak tırnağı veya metal çivi anlamına gelebilir; dolayısıyla nail down normal öbek fiil anlamını korurken videonun konusuna da gönderme yapar.

Alıştırma

Cümleyi nail down öbek fiiliyle tamamlayın: We need to ____ the exact date before sending the invitations.

Cevabı göster

nail down

Did this lesson leave you scratching Deyimler

4:54

Bu ders sizi başınızı

your head about the evolution

4:55

kaşır halde mi bıraktı evrimi hakkında

of the human body?

4:57

insan vücudunun?

Deyimler

leave you scratching your head: kafanı karıştırmak

leave + someone + -ing kalıbı bir olayın sonucunu anlatır: kişinin belirli bir hareket veya tepki içinde kalmasına yol açar. Bu soruda ders, sizi scratching your head ile anlatılan tepki içinde bırakmış olabilir. Scratching your head, şaşırmış olmak veya bir şeyi anlayamamak anlamına gelen bir deyimdir. Gerçekten başınızı kaşımanız gerekmez. Bedensel hareket görüntüsü anlatımın tonunu hafif tutar ve sonraki kaşınma konusuna eğlenceli bir bağ kurar.

Alıştırma

'The strange map left us scratching our heads,' cümlesinde left us scratching our heads ne anlama gelir?

  1. Başımızı kaşındırdı.
  2. Kafamızı karıştırdı.
  3. Sorunu çözmemize yardım etti.
Cevabı göster

Kafamızı karıştırdı.

Check out this lesson to understand why we itch.

4:58

Neden kaşındığımızı anlamak için bu derse göz atın.