Köprü bulmacasını çözebilir misiniz? - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video açıklaması: Köprüyü geçmeleri sırasıyla 1, 2, 5 ve 10 dakika süren dört kişi, en fazla iki kişiyi taşıyan halat köprüsünde tek bir feneri paylaşmak zorundadır; mutant zombiler ise 17 dakikadan biraz fazla sürede onlara yetişecektir. Çözümde önce en hızlı iki kişi karşıya geçer, en yavaş iki kişi aynı geçişte gönderilir ve feneri geri getirme işleri hızlı kişilere bırakılır; böylece herkes tam zamanında kurtulur. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. might not have been the best idea. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Geçmişe yönelik modal perfect yapısının yumuşatılmış bir olumsuzlukla birleşerek kararı doğrudan berbat diye nitelemeden sonradan yapılan değerlendirmeyi ve mizahi pişmanlığı nasıl aktardığını anlayın; şüpheli bir seçime incelikli ve kendinizle alay eden bir tonla dönüp bakarken kullanın. 2. must either hold the lantern or stay right next to it. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: must either...or... yapısını, kesin bir zorunluluk içinde kabul edilen iki seçeneği sıralayan bir kalıp olarak tanıyın. Seçeneklerden herhangi birinin koşulu karşıladığı bulmaca kurallarını, talimatları veya güvenlik gerekliliklerini açık ve doğru biçimde ifade etmek için kullanın. 3. The key is to minimize the time wasted — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: The key is to... kalıbının engellerin sunumundan temel stratejinin açıklanmasına geçiş yaptığını fark edin. Bir çözümün, planın ya da kararın belirleyici ilkesini özetlemek için bu çerçeveyi kullanın; burada gecikme, en yavaş iki kişiyi birlikte geçirip hızlı kişileri dönüşler için hazır tutarak azaltılır.
Bu derste
Taking that internship in a remote mountain lab might not have been the best idea. Ton ve niyet
0:08Uzak bir dağ laboratuvarında o stajı kabul etmek en iyi fikir olmayabilirdi.
might not have been the best idea: geçmişe yönelik olumsuz bir yargıyı yumuşatmak
might not have been + isim öbeği yapısı geçmişteki bir duruma dönüp olumsuz bir yargıyı yumuşatarak verir. Burada not the best idea, bilerek hafif söyleme biçimidir: Konuşan kişi stajı kabul etmenin kötü bir seçim olduğunu itiraf eder; belirsiz bir olasılığı ciddi biçimde hesaplamaz. That was a bad idea demekle karşılaştırıldığında, might kipi ve olumsuz üstünlük yapısı not the best yargıyı daha az doğrudan kılar. Bir hikâyede bu kullanım çoğu zaman kişinin kendisiyle alay eden bir pişmanlık veya mizah yaratır: Konuşan kişi artık seçimin kötü sonuçlandığını bilmektedir.
Alıştırma
Konuşan kişi bu cümlede might not have been the best idea ile esas olarak ne demek istiyor?
- Konuşan kişi artık stajı kabul etmenin muhtemelen kötü bir karar olduğunu düşünüyor.
- Konuşan kişi stajın gerçekten var olup olmadığından hâlâ emin değil.
- Konuşan kişi stajın mümkün olan en iyi seçim olduğunu düşünüyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi artık stajı kabul etmenin muhtemelen kötü bir karar olduğunu düşünüyor.
Pulling that lever with the skull symbol Dilbilgisi
0:14Üzerinde kuru kafa sembolü olan o kolu çekmek
Pulling that lever: -ing yan cümlesini özne olarak kullanmak
Pulling that lever, cümlenin öznesi olarak kullanılan -ing yan cümlesini başlatır. Eylemi, değerlendirilen şey hâline getirir. Tam özne just to see what it did kısmına kadar devam eder; probably wasn't so smart either ise bu eylemi değerlendirir. Bu, süreklilik yapısı değildir. Süreklilik yapısı, You were pulling the lever örneğindeki gibi bir özne ve be gerektirir. Bir -ing yan cümlesi özne olduğunda genellikle tek bir etkinlik olarak görülür ve tekil fiil alır: Pulling the lever was risky.
Alıştırma
Hangi cümle bir eylemi değerlendirmek için -ing yan cümlesini özne olarak kullanıyor?
- We were checking the lock when the phone rang.
- She checked the lock twice before leaving.
- Checking the lock twice was a good idea.
Cevabı göster
Checking the lock twice was a good idea.
just to see what it did: gelişigüzel amaç ve dolaylı soru dizilişi
Just to see what it did, kolu çekme nedenini açıklar: kişi bunu yalnızca merak ettiği için yapmıştır. Just, amacı küçük ve gelişigüzel göstererek riskli eylemin düşünmeden yapıldığını vurgular. What it did, see fiilinden sonra gelen dolaylı bir sorudur. Daha büyük bir cümlenin içinde doğrudan soru dizilişi What did it do? değil, düz cümle dizilişi olan what + özne + fiil kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede küçük bir nedeni anlatan just to ve doğru dolaylı soru dizilişi doğal biçimde kullanılmıştır?
- I clicked the link just to see where it went.
- I clicked the link just to seeing where it went.
- I clicked the link just to see where did it go.
Cevabı göster
I clicked the link just to see where it went.
probably wasn't so smart either: önceki bir hataya eklenen hafif eleştiri
Probably wasn't so smart, eylemin akıllıca olmadığını hafif ve üstü kapalı biçimde söylemenin bir yoludur. Bu olumsuz ifadede smart, zihinsel zekâdan çok sağduyulu olmayı anlatır; probably ise yargıyı yumuşatır. Either, bu olumsuz yargıyı daha önce sözü edilen başka bir kötü seçime bağlar: bu eylem de akıllıca değildi. Bu ekleme yapısı kuru bir mizah etkisi yaratabilir.
Alıştırma
Konuşan kişi daha önce kötü bir karardan söz etti. Hangi cümle ikinci bir kötü kararı hafif bir dille ekler?
- Taking the shortcut was definitely a smart choice too.
- Taking the shortcut probably wasn't so smart either.
- Either taking the shortcut or waiting was possible.
Cevabı göster
Taking the shortcut probably wasn't so smart either.
because you need to get away from these mutant zombies fast. Öbek fiiller
0:23çünkü bu mutant zombilerden hızla kaçman gerekiyor.
now is not the time for regrets: pişmanlıktan eyleme geçmek
Now is not the time for regrets, geçmişteki hataları düşünmenin şu anda gereken eylemi geciktirmemesi gerektiğini anlatır. Dikkati neyin yanlış gittiğinden sonra ne yapılması gerektiğine çevirir. Yeniden kullanılabilen kalıp Now is not the time for + isim veya -ing biçimidir. Burada regrets, geçici olarak bir kenara bırakılan pişmanlık düşüncelerini belirtir; cümle daha sonra pişmanlık için özel bir zaman olacağını vadetmez.
Alıştırma
Dikkati pişmanlıktan eyleme çeviren tam ifadeyle acil uyarıyı tamamla: ____; we need to fix the problem now.
Cevabı göster
Now is not the time for regrets
get away from: tehlike kaynağından kaçmak
Get away from, artık yakınında kalmamak için bir kişiden, yerden veya tehlike kaynağından uzaklaşmak demektir. Bu cümlede from sözcüğünden sonra tehlikenin kaynağı olan these mutant zombies gelir. get away from ifadesini tek bir fiil öbeği olarak düşün. From, kaçılan kişi veya şeyi belirtir; get burada “almak” anlamına gelmez.
Alıştırma
“Bir tehlikeden uzaklaşmak” anlamını vermek için cümleyi get, away ve gerekli edatla tamamla: We need to ____ the burning car.
Cevabı göster
get away from
With you are: with öbeği başa alındığında devrik yapı
With you are... cümlesinde With you başa alınmış bir edat öbeğidir. Gerçek özne fiilden sonra gelir: the janitor, the lab assistant, and the old professor. Bu özne çoğul olduğu için fiil are biçimindedir. Bu devrik yapı önce ortamı, yani kimin seninle olduğunu belirtir; ardından kişileri bir liste olarak sunar. Normal söz dizimi The janitor, the lab assistant, and the old professor are with you şeklindedir. Bu bir bildirme cümlesidir, soru değildir.
Alıştırma
‘Bana eşlik eden’ anlamındaki üç sözcüklük devrik başlangıçla cümleyi tamamla: ____ two guides and a medic.
Cevabı göster
With me are
across an old rope bridge spanning a massive gorge. Kelime
0:36o da devasa bir geçidin üzerindeki eski bir halat köprüyü geçmek.
You've gotten a head start: erken başlayarak kazanılan avantaj
You've gotten, you have gotten ifadesinin kısaltmasıdır. Amerikan İngilizcesinde bu present perfect yapı, avantajın daha önce elde edildiğini ve şimdi de önemli olduğunu belirtir. A head start, başka birinden ya da asıl iş başlamadan önce başlayarak kazanılan ek zaman veya ilerleme avantajıdır. Bu ifade bir kişinin başıyla ilgili değildir ve kesin bir zaferi değil, başlangıçtaki avantajı anlatır.
Alıştırma
get a head start kullanarak Amerikan İngilizcesindeki present perfect cümleyi tamamla: By collecting the data early, we've ____ on the report.
Cevabı göster
gotten a head start
there's only one way to safety: tek bir olası güvenlik yolu belirlemek
there is only one way to + isim kalıbı tüm olasılıkları tek bir yol ya da yöntemle sınırlar. Buradaki way to safety, güvenli bir yere veya duruma ulaştıran yol ya da yöntem demektir. Bir hikâyede veya bilmecede bu cümle bir kısıtlama koyar: sonraki ayrıntı izin verilen tek kaçış yolunu belirtir. Henüz kimsenin güvende olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
There is only one way to safety dinleyiciye ne anlatır?
- Grup zaten güvendedir.
- Güvenliğe ulaştırabilecek tam olarak tek bir yol veya yöntem vardır.
- Eşit derecede kullanılabilir birkaç güvenli yol vardır.
Cevabı göster
Güvenliğe ulaştırabilecek tam olarak tek bir yol veya yöntem vardır.
spanning a massive gorge: span fiili ve isimden sonra gelen niteleyici
spanning a massive gorge ifadesinde span, bir açık alanın bir yanından diğer yanına uzanmak anlamına gelen geçişli bir fiildir. Uzanan şey old rope bridge, köprünün aştığı alan ise gorge sözcüğüyle belirtilir. spanning a massive gorge, an old rope bridge ifadesini niteleyen bir şimdiki zaman ortacı öbeğidir. an old rope bridge that spans a massive gorge ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. Bu yapı, bir isimden sonra kısa ve yoğun bir betimleme ekler.
Alıştırma
Cümleyi span fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: We stopped beside a steel bridge ____ the river.
Cevabı göster
spanning
while the lab assistant takes 2 minutes. Dilbilgisi
0:43ancak laboratuvar asistanının geçmesi 2 dakika sürer.
dash across: hızla karşı tarafa geçmek
Dash across, bir alanın ya da yolun bir tarafından öbür tarafına çok hızlı hareket etmek demektir. Dash hız ve acele hissi katar; across ise karşı tarafa doğru olan yönü gösterir. Bu cümlede ifade, bir dakikalık geçişi hızlı ve kararlı gösterir. Hareket karşı tarafta bitiyorsa dash across + yer yapısını kullan.
Alıştırma
Cümleyi dash ve bir taraftan diğerine anlamını veren edatla tamamla: We need to ____ the field before the gate closes.
Cevabı göster
dash across
while the lab assistant takes 2 minutes: while ile karşıtlık
Burada while, karşılaştırılabilen iki bilgiyi birbirine bağlar: senin bir dakikaya, laboratuvar asistanının ise iki dakikaya ihtiyacı vardır. Temel görevi, karşıya geçme süreleri arasındaki farkı vurgulamaktır. While, bir şey olurken anlamına da gelebilir; ancak burada asıl anlam bu değildir. While, farklı değerlere sahip paralel bilgileri bağlıyorsa whereas benzeri bir karşıtlık olarak anlaşılır.
Alıştırma
Örnek cümlede while sözcüğünün temel işlevi nedir?
- Laboratuvar asistanının beklediğini gösterir.
- İki kişinin ihtiyaç duyduğu süreleri karşılaştırır.
- İki kişinin tam olarak aynı anda karşıya geçtiğini söyler.
Cevabı göster
İki kişinin ihtiyaç duyduğu süreleri karşılaştırır.
The janitor is a bit slower and needs 5 minutes,
0:46Hademe biraz daha yavaş ve 5 dakikaya ihtiyacı var,
takes a whole 10 minutes: uzun bir süreyi vurgulamak
takes a whole 10 minutes ifadesinde a whole, on dakikalık miktarı vurgular ve bu süreyi uzun, dikkat çekici ya da beklenenden fazla gösterir. Burada whole, eksiksiz bir nesneyi anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı take + a whole + sayı + çoğul zaman birimidir. a whole çıkarıldığında cümle gereken süreyi daha tarafsız biçimde bildirir.
Alıştırma
Cümleyi öğrendiğiniz vurgu sözcüğüyle tamamlayın: The field trip took a ____ three hours.
Cevabı göster
whole
holding on to the ropes: sıkı tutuşu korumak
holding on to the ropes ifadesinde hold on to, bir şeyi kavrayıp tutmaya devam etmek anlamına gelir. -ing biçimi, kişi hareket ederken bu eylemin sürdüğünü gösterir. hold on to ifadesini tek bir fiil öbeği olarak düşünün. to sonrasındaki isim neyin tutulduğunu belirtir; burada bu isim the ropes olur.
Alıştırma
Güvenlik talimatını öğrendiğiniz ifadeyle tamamlayın: ____ the rail when the train starts moving.
Cevabı göster
Hold on to
every step of the way: her adımdan tüm sürece
Every step of the way, gerçek anlamıyla bir yolculuktaki her bir adımı anlatabilir. Bu cümlede iplere tutunma eylemi geçiş boyunca sürdüğü için ifade fiziksel eyleme de uyar. İfade ayrıca sıkça “tüm süreç boyunca” anlamına gelir. Bir eylemin, durumun veya desteğin yalnızca bir anda değil, baştan sona devam ettiğini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi, bu dersteki “tüm süreç boyunca” anlamına gelen beş kelimelik ifadeyle tamamlayın: I'll help you ____.
Cevabı göster
every step of the way
By the professor's calculations: bir tahminin dayanağını belirtmek
By the professor's calculations ifadesinde by, “-e göre” veya “-e dayanarak” anlamına gelir. Bu başlangıç, ardından gelen tahminin kanıtı olarak profesörün hesaplamalarını gösterir; herhangi birinin nerede olduğunu anlatmaz. Yeniden kullanılabilen kalıp By + iyelik + calculations/estimate şeklindedir ve ardından sonuç gelir. İyelik bölümü my, our veya the engineer's gibi bir biçim olabilir.
Alıştırma
Sayısal bir sonucun mühendisin hesaplamalarından geldiğini doğal biçimde belirten başlangıç hangisidir?
- By the engineer's calculations
- Beside the engineer
- In the engineer's opinion
Cevabı göster
By the engineer's calculations
catch up to you: geriden gelip sana yetişmek
Catch up to you, başlangıçta senin arkanda olan ya da daha yavaş ilerleyen birinin senin bulunduğun noktaya yetişmesi demektir. Catch up aradaki farkın kapanmasını vurgular; to ise yetişilen kişiyi belirtir. catch up to + kişi veya grup kalıbı hem fiziksel mesafedeki hem de ilerlemedeki bir farkı anlatabilir.
Alıştırma
Hedef ifadeyi tamamlayın: Maya is ahead, but I may catch ____ her before the bridge.
Cevabı göster
up to
in just over 17 minutes: 17 dakikadan biraz daha uzun bir süre sonra
Bu cümlede in + süre, gelecekteki olayın ne zaman gerçekleşeceğini, yani o kadar zaman geçtikten sonraki noktayı belirtir. Just over 17 minutes tam olarak 17 dakika değil, 17 dakikadan biraz daha uzun bir süre demektir. Burada just farkın küçük olduğunu gösterirken over miktarı 17'nin üzerine yerleştirir.
Alıştırma
'Şu andan itibaren iki saatten biraz daha uzun bir süre sonra' anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The repair will be finished ____ two hours.
Cevabı göster
in just over
to get everyone across and cut the ropes. Kalıp ifadeler
1:05herkesi karşıya geçirip ipleri kesmek için.
only have that much time: daha önce belirtilen süre sınırına gönderme
that much time içindeki that, daha önce belirtilen süreye, yani 17 dakikadan biraz fazla bir zamana gönderme yapar. İfade “daha önce belirtilen o kadar süre” anlamına gelir; “çok zaman” anlamına gelmez. Only have, bu süreyi görev için kullanılabilecek toplam sınır olarak sunar. Bu yapı, sayıyı tekrarlamadan bilinen bir miktara gönderme yapmayı sağlar.
Alıştırma
Özgün cümlede that much time neye gönderme yapıyor?
- Bolca zaman olduğuna dair belirsiz bir vaat
- İpler kesildikten sonra gereken süre
- Daha önce belirtilen 17 dakikadan biraz fazla süre sınırı
Cevabı göster
Daha önce belirtilen 17 dakikadan biraz fazla süre sınırı
get everyone across: bir grubun karşı tarafa ulaşmasını sağlamak
Get everyone across, sonuç bildiren get + object + across yapısını kullanır. Burada get, “birinin bir yere ulaşmasını sağlamak, ona yardım etmek veya bunu ayarlamak” anlamındadır; across ise sonucu, yani herkesin karşı tarafa ulaştığını belirtir. Özne, her kişiyi bizzat taşımak zorunda değildir. İfade, geçişin tamamlanmasını sağlamaya odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi, “her kişinin karşı tarafa ulaşmasını sağlamak” anlamındaki vurgulanan ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: The river is rising, so we need to ____ before dark.
Cevabı göster
get everyone across
the bridge can only hold two people at a time. Dilbilgisi
1:09köprü aynı anda sadece iki kişiyi taşıyabiliyor.
can only hold ... at a time: kapasite sınırı belirtmek
Bu cümlede hold, elle tutmak değil, ağırlığı taşımak veya birilerini alacak kapasiteye sahip olmak anlamındadır. Can only bir kısıtlamayı belirtir, two people üst sınırı verir ve at a time her seferinde ya da aynı anda bulunan tek bir grup için demektir. Tekrar kullanılabilen can only hold + sayı + at a time kalıbı, bir şeyin her seferinde kaç kişi veya nesne taşıyabildiğini ya da alabildiğini belirtir. Zaman içinde onu kullanabilecek toplam sayıyı belirtmez.
Alıştırma
Kapasite kuralını can only hold ... at a time ile tamamlayın: This small elevator ____ four people ____.
Cevabı göster
can only hold · at a time
it's so dark out that you can barely see, Dilbilgisi
1:14dışarısı o kadar karanlık ki neredeyse hiçbir şey göremiyorsunuz,
To make matters worse: durumu daha da kötüleştiren bir gelişme eklemek
To make matters worse, bir sonraki bilginin zaten kötü olan bir durumu daha da kötüleştirdiğini belirten bir geçiş ifadesidir. Matters burada fiziksel nesneleri değil, durumun tamamını ifade eder. Bu ifade, sonraki ayrıntıyı yalnızca yeni bir madde olarak değil, zorluğun artması olarak işaretleyerek anlatıyı düzenler. Bu cümlede karanlık, köprünün kapasite sınırına eklenen yeni bir sorun olarak sunulur.
Alıştırma
Başka bir sorun eklemek için cümleyi vurgulanan geçiş ifadesiyle tamamlayın: The road was already closed. ____, the backup route flooded.
Cevabı göster
To make matters worse
so dark out that you can barely see: so...that... sonuç yapısı
so + sıfat veya zarf + that + yan cümle yapısı, yüksek bir derecenin bir sonuca yol açtığını gösterir. Bu cümlede so dark out karanlığın derecesini, that you can barely see ise sonucu belirtir. Burada out “dışarısı” anlamındadır; “dışarı doğru hareket etmek” anlamına gelmez. Barely see, hiçbir şey görememek değil, yalnızca büyük güçlükle görebilmek demektir.
Alıştırma
so...that... sonuç yapısını tamamlayın: The backpack was ____ heavy ____ I could not lift it.
Cevabı göster
so · that
and the old lantern you grabbed on your way Kalıp ifadeler
1:16ve yolda gelirken kaptığın eski fener
on your way: bir hedefe giderken
On your way, “bir yere doğru giderken” anlamına gelir. Bu cümlede fener, onu almak için ayrı bir yolculuk yaptığın bir şey değil, yolculuk sırasında kaptığın bir şeydir. Bu ifade, feneri almayı yolculuk içindeki ek bir eylem olarak sunar. Way sözcüğünden sonra hedef belirtilmese bile bağlamdan anlaşılabilir.
Alıştırma
“Eve dönüş yolculuğum sırasında” anlamını vermek için on + iyelik + way ile tamamlayın: I picked up some bread ____ home.
Cevabı göster
on my way
only illuminates a tiny area: yalnızca çok küçük bir alanı aydınlatır
Burada illuminates, “üzerine ışık düşürerek aydınlatır” anlamındadır. Fenerden gelen gerçek ışığı anlatır; “bir düşünceyi açıklığa kavuşturmak” şeklindeki mecaz anlamda değildir. Only fenerin erişimini sınırlar, a tiny area ise ışığı alan çok küçük alanı belirtir. İfade bir bütün olarak ışığın yalnızca küçük bir alanı kapladığını söyler.
Alıştırma
“The lantern only illuminates a tiny area” cümlesindeki ifade ne anlama gelir?
- Yalnızca çok küçük bir alana ışık düşürür.
- Yakındaki bütün ışıkları açar.
- Çok küçük bir alanı açıkça anlatır.
Cevabı göster
Yalnızca çok küçük bir alana ışık düşürür.
figure out a way to do something: bir şeyi yapmanın yolunu düşünerek bulmak
Figure out a way, bir sorun üzerinde düşünerek uygulanabilir bir yöntem geliştirmek veya bulmak demektir. Figure out burada tek bir deyimsel fiil gibi çalışır; figure bir çizim ya da sayıyı ifade etmez. Yaygın kalıp figure out a way to + fiildir. Way'den sonraki bölüm hedefi belirtir. Bir bulmacada bu ifade, rastgele bir fikir değil, akıl yürüterek ulaşılan bir çözüm ister.
Alıştırma
Cümleyi “düşünerek bir çözüm geliştirmek” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The route is blocked, so we need to ____ to reach the village before dark.
Cevabı göster
figure out a way
have everyone escape: have + nesne + fiilin yalın hâli
have everyone escape ifadesinde have ettirgen anlam taşır ve have + nesne + fiilin yalın hâli yapısını izler. Everyone, escape eylemini yapan kişileri gösterdiği için escape önüne to almaz. Buradaki amaç yalnızca konuşanın kaçması değil, herkesin zamanında kaçmasını ayarlamak veya sağlamaktır. Bir kişinin başka birinin eylemini ayarladığı ya da gerçekleştirmesini sağladığı durumlarda da bu yapı kullanılabilir.
Alıştırma
‘Her konuğun kayıt yaptırmasını sağlamak’ anlamını vermek için have + nesne + fiilin yalın hâli yapısıyla cümleyi tamamlayın: The organizer will ____ at the desk.
Cevabı göster
have every guest sign in
no more than two people can cross the bridge together. Dilbilgisi
1:27köprüyü birlikte ikiden fazla kişi geçemez.
no more than two people: üst sınır
No more than two people bir üst sınır belirler: kişi sayısı iki veya daha az olabilir, ancak üç veya daha fazla olamaz. Bu kuralda aynı anda en fazla iki kişinin geçebileceği anlamına gelir. No more than ifadesini tek bir sınırlama kalıbı olarak değerlendirin. no, more than ifadesini olumsuz yaptığı için bu kalıp ‘en az iki’ anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlenin doğru anlamını seçin: No more than two people can cross together.
- Aynı anda en fazla iki kişi geçebilir.
- İkiden fazla kişi birlikte geçebilir.
- En az iki kişi birlikte geçmek zorundadır.
Cevabı göster
Aynı anda en fazla iki kişi geçebilir.
must either ... or ...: bir gerekliliği karşılamanın iki yolu
Must, ifadenin bir öneri değil, uyulması gereken bir kural olduğunu gösterir. Either ... or ... bu kurala uymanın iki kabul edilebilir yolunu sunar: feneri tutmak veya hemen yanında durmak. Karşıya geçen kişi bunlardan en az birini yapmalıdır. Must yardımcı fiilinden sonra her iki seçenekte de fiilin yalın hâli kullanılır: hold ve stay. Must either A or B paralel yapısı, tek bir gerekliliği karşılamanın iki yolunu sunan kurallarda kullanışlıdır.
Alıştırma
Must either A or B yapısını tamamlayın: For this assignment, you must ____ make a poster ____ record a short video.
Cevabı göster
either · or
stay right next to it: hemen yanında kalmak
Stay, aynı konumda kalmaya devam etmek anlamına gelir. Next to «yanında» demektir ve right bu anlamı güçlendirir: right next to «hemen yanında» veya «çok yakınında» demektir. Bu nedenle stay right next to it, yalnızca yakınından geçmeyi değil, çok yakınında kalmayı gerektirir. Buradaki it feneri belirtir. Right, «tam olarak» veya «hemen» anlamında bir güçlendiricidir; sağ taraf anlamına gelmez.
Alıştırma
'Please stay right next to me in the crowd,' cümlesinde right ne işe yarar?
- Konuşanın sağ tarafı anlamına gelir.
- Next to ifadesine «hemen yanında» anlamını verir.
- Orada kalmanın doğru davranış olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster
Next to ifadesine «hemen yanında» anlamını verir.
on either side of the gorge: iki taraftan birini seçmek
Bu izin cümlesinde on either side of the gorge, “kanyonun iki tarafından herhangi birinde” anlamına gelir. Bir kişi bu tarafı veya diğer tarafı seçebilir; aynı anda iki tarafta bulunması gerekmez. Either, iki alternatif olduğunda kullanılır. Burada can + wait yapısı, ifadenin izin verilen bir yer seçimini anlatmasını sağlar. Başka cümlelerde either side iki tarafın her birini de anlatabilir; bu nedenle cümle yapısına ve bağlama bakmak gerekir.
Alıştırma
Bir rehber “You may wait on either side of the gate.” diyor. Bu kural neye izin veriyor?
- Kapının iki tarafında da beklemelisiniz.
- Kapının iki tarafından herhangi birini seçebilirsiniz.
- Yalnızca rehberin karşısındaki tarafta bekleyebilirsiniz.
Cevabı göster
Kapının iki tarafından herhangi birini seçebilirsiniz.
Most importantly: en yüksek öncelikli noktayı belirtmek
Most importantly, cümlenin başında kullanılan ve sonraki ifadeyi en önemli nokta olarak sıralayan bir düzenleyicidir. Burada dinleyiciye, zombiler gelmeden önce herkesin karşıya geçmesinin gözden kaçırılmaması gereken kural olduğunu anlatır. Virgül, bu çerçeveleyici ifadeyi ana cümleden ayırır. Bu ifade yalnızca başka bir bilgi eklemez; dinleyiciyi sonraki bilgiye en yüksek önceliği vermeye yönlendirir.
Alıştırma
Hangi başlangıç, emniyet kemeri kuralının en yüksek önceliğe sahip olduğunu en iyi gösterir?
- For example, everyone must wear a seat belt.
- Most importantly, everyone must wear a seat belt.
- Meanwhile, everyone must wear a seat belt.
Cevabı göster
Most importantly, everyone must wear a seat belt.
while people are still on it: zaman çakışması
Bu cümlede while, başka bir olayla zaman bakımından çakışan bir durumu başlatır: İnsanlar köprüde kalmaya devam ederken zombi köprüye adım atabilir. Still, önceki durumun—insanların köprüde olmasının—henüz sona ermediğini gösterir. while ... still ... birleşimi, sürmekte olan bir durum bitmeden yeni bir olayın gerçekleşebileceği zaman aralığını belirtmek için kullanışlıdır. Burada tehlikeyi yaratan bu çakışmadır.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan yan cümle neyi gösteriyor?
- Zombi köprüye adım atabileceği sırada insanlar hâlâ köprüdedir.
- İnsanlar zombi yaklaşmadan önce köprüden ayrılır.
- Bu yan cümle insanların seçimiyle zombinin seçimini karşılaştırır.
Cevabı göster
Zombi köprüye adım atabileceği sırada insanlar hâlâ köprüdedir.
there are no tricks to use here: kural açıklarını devre dışı bırakmak
Bu bulmaca açıklamasında there are no tricks to use here, konuşmacı olası çözümleri ele almadan önce bir sınır koyar. Dinleyiciye gizli bir mekanizma, kurallardaki bir açık veya verilen kuralları zekice aşmanın bir yolunu aramamasını söyler. Burada tricks, sihir gösterilerini değil, kuralları aşmaya yarayan özel yöntemleri ifade eder. Cümle, kabul edilecek cevap türlerini sınırlar: Bulmacayı verilen kurallara göre çözmek gerekir.
Alıştırma
Bir bulmaca açıklamasında There are no tricks to use here. ne anlatır?
- Bulmacada bir sihir gösterisi yer almıyor.
- Sıra dışı olan her çözüme izin veriliyor.
- Gizli bir kurala dayanarak değil, belirtilen kuralların içinde çalışmalısınız.
Cevabı göster
Gizli bir kurala dayanarak değil, belirtilen kuralların içinde çalışmalısınız.
use the bridge as a raft içindeki use X as Y
Use X as Y, X’in Y ile belirtilen işlevi veya rolü üstlenmesini sağlamak demektir. Bu cümlede X, the bridge; Y ise a raft ifadesidir. Yani köprünün sal işlevi görmesi kastedilir. Buradaki as, yalnızca bir benzerlik karşılaştırması değil, gerçek bir işlevi veya rolü belirtir. Bu ifade, can't tarafından yönetilen listenin bir öğesi olduğu için konuşmacı bu seçeneği eliyor.
Alıştırma
use X as Y yapısını tamamlayın: During the picnic, we used a cooler ____ a table.
Cevabı göster
as
you're just a minute or two short of time. Kalıp ifadeler
2:08bir veya iki dakika kısa kalacakmışsın gibi görünebilir.
İlk izlenimi belirten At first
At first, ifadeyi nihai sonuç olarak değil, ilk görüş veya durum olarak çerçeveler. Burada it might seem... bölümünün problemle ilgili yalnızca ilk izlenimi anlattığını dinleyiciye bildirir. Bu ifade, ilk görünüşün ardından gelen bir düzeltme veya değişimle bilgiyi düzenler. Karşıtlık sonraki cümlede gelse bile dinleyiciyi but then... gibi bir geçişe veya başka bir açıklamaya hazırlar.
Alıştırma
İlk adımı değil, ilk izlenimi belirten geçiş ifadesini yazın: ____, the maze looked impossible, but then Mia saw a hidden path.
Cevabı göster
At first
no matter what you do: her eylemde aynı sonuç
No matter what you do, “hangi eylemi yaparsanız yapın” anlamına gelir. Olası bütün eylemleri kapsar ve ana cümledeki sonucun değişmediğini gösterir. Dil bilgisi bakımından no matter what you do, ödünleme bildiren bir yan cümledir. No matter what sınırsız bir seçim alanı sunar, you öznedir ve do fiildir; ardından gelen ana cümle, yine de geçerli kalan sonucu verir.
Alıştırma
No matter what ifadesinin ardından you choose getirerek cümleyi tamamlayın: ____, I will support you.
Cevabı göster
No matter what you choose
be a minute or two short of time: küçük bir eksikliği ölçmek
be + miktar + short of + gereken toplam veya kaynak yapısı, tam olarak ne kadar eksik olduğunu belirtir. Burada a minute or two eksik miktardır; yani mevcut süre gerekenden bir ya da iki dakika azdır. Just bu eksikliği küçük gösterir. Buradaki short, bir kişinin boyunu veya bir şeyin fiziksel uzunluğunu değil, yetersizliği anlatır.
Alıştırma
Two players ve be + amount + short of yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The team needs ten players but has only eight. The team is ____ a full team.
Cevabı göster
two players short of
But there is a way: çözümü tanıtan geçiş
But, sorunun çözümü olmadığı yönündeki önceki izlenimi tersine çevirir. There is a way, uygulanabilir bir yöntem ya da çözüm bulunduğu anlamına gelir; buradaki way fiziksel bir yol değildir. Bu kısa geçiş cümlesi, açıklamayı zorluktan cevaba taşır. Yöntemi henüz açıklamadığı için bir sonraki bölüm hakkında merak da uyandırabilir.
Alıştırma
Bir açıklamada But there is a way. ne işe yarar?
- Fiziksel bir yola nasıl gidileceğini tarif eder.
- Açıklamanın yönünü değiştirir ve bir çözüm olduğunu duyurur.
- Hiçbir çözümün mümkün olmadığını doğrular.
Cevabı göster
Açıklamanın yönünü değiştirir ve bir çözüm olduğunu duyurur.
The key is to minimize the time wasted Anlatım akışı
2:12Kilit nokta, boşa harcanan zamanı en aza indirmektir
The key is to minimize the time wasted: ana stratejiyi belirtmek
The key is to + fiilin yalın hâli, bir çözümdeki en önemli eylemi veya ilkeyi belirtir. Buradaki key, kilit açan bir nesne değil, önemli nokta anlamındadır. To minimize the time wasted, boşa harcanan zamanı mümkün olduğunca azaltmak demektir. Cümlenin geri kalanı bu stratejinin nasıl uygulanacağını açıklar: en yavaş iki kişiyi birlikte karşıya geçirmek. Bu kalıp, ayrıntılı bir akıl yürütmeyi tek bir ana stratejide toplar.
Alıştırma
En önemli stratejiyi belirten hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ minimize distractions while you study.
Cevabı göster
The key is to
by having them cross together: yöntemi gösteren by + -ing
By + -ing biçimi, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi gösterir. Burada by having them cross together, en yavaş iki kişinin aynı geçişte birlikte geçmesini sağlamanın boşa harcanan zamanı en aza indirme yöntemi olduğu anlamına gelir. Have + kişi + fiilin yalın hâli yapısında have, “sahip olmak” değil, “birine bir şey yaptırmak veya yapmasını sağlamak” anlamındadır. Bu nedenle them sözcüğünden sonra to cross ya da crossing değil, cross gelir.
Alıştırma
Yöntemi göstermek için have fiilini by + -ing biçiminde kullanarak cümleyi tamamlayın: The coach made practice safer ____ everyone wear a helmet.
Cevabı göster
by having
And because you'll need to make a couple of return trips with the lantern, Kalıp ifadeler
2:19Ve fenerle birkaç kez geri dönmen gerekeceği için,
you'll want to have the fastest people available to do so. Kalıp ifadeler
2:22bu işi eldeki en hızlı kişilerin yapmasını istersin.
make a couple of return trips: birkaç dönüş yolculuğu yapmak
Trip ile kullanıldığında make, bir yolculuğu “yaratmak” değil, yapmak veya tamamlamak anlamına gelir. A return trip, başlangıçtaki tarafa veya yere geri dönüş yolculuğudur. Burada a couple of iki anlamındadır; dolayısıyla ifadenin tamamı fenerle iki kez geri dönmenin gerekli olacağını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle iki veya az sayıda geri dönüş yolculuğunun gerekli olduğunu doğal biçimde ifade eder?
- We need to do a couple of return travels.
- We need to make a couple of return trips.
- We need to create a couple of back journeys.
Cevabı göster
We need to make a couple of return trips.
available to do so: önceki eylemi yapmak için müsait ve hazır olmak
available to do so ifadesinde available, bir kişinin boş olduğunu ve görevi üstlenebildiğini anlatır. Burada “satılık” anlamına gelmez. Do so, daha önce belirtilen eylemin, yani fenerle geri dönme yolculuğunun yerini tutar. Böylece fiil öbeğinin tamamı tekrarlanmaz; bu yüzden önceki eylemin bağlamdan açıkça anlaşılması gerekir.
Alıştırma
“carry the boxes” ifadesini tekrarlamadan cümleyi tamamlayın. Önceki eylemin yerine geçen iki kelimeyi kullanın: We may need someone to carry the boxes, and Mia is available to ____.
Cevabı göster
do so
you and the lab assistant quickly run across with the lantern,
2:27sen ve laboratuvar asistanı fenerle hızla karşıya koşarsınız,
though you have to slow down a bit to match her pace. Notlar
2:31ancak onun hızına ayak uydurmak için biraz yavaşlaman gerekir.
though ... have to slow down ... to match her pace: ödünleme yoluyla bir sınırlama eklemek
Burada though bir ödünleme ilişkisi kurar: az önce belirtilen avantajı sınırlayan bir gerçeği ekler. Hızlı olabilirsiniz, ancak onunla birlikte ilerlerken yan yana kalmak için hızınızı düşürmeniz gerekir. Have to zorunluluğu, a bit yavaşlamanın az miktarda olduğunu, to match her pace ise amacı belirtir. Buradaki pace onun yürüme hızıdır.
Alıştırma
Beklenmedik bir sınırlama veya karşıtlık gösteren bağlacı seçin: Nora can finish the trail quickly, ____ she has to slow down when she walks with her younger cousin.
- because
- though
- so
Cevabı göster
though
slow down: hızı azaltmak
Slow down, hızı azaltmak veya yavaşlamak anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede diğer kişi daha yavaş hareket ettiği için senin de daha yavaş hareket etmen gerekir. Buradaki down, aşağı doğru hareketi değil, hızın azalmasını gösterir. Slow down; hareketin, konuşmanın, çalışmanın veya başka bir sürecin yavaşlamasını anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğin ve hızını azaltmak anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamla: Please ____ and speak clearly.
Cevabı göster
slow down
to match her pace: amaç ve aynı hız
To match her pace, onunla aynı hızda hareket etmek için anlamına gelir. Burada match, kendi hızını onun hızına eşitlemek; pace ise hız veya tempo demektir. to ile kurulan mastar yapısı amaç bildirir ve neden yavaşladığını açıklar. Bu to + fiilin yalın hâli yapısı genellikle neden sorusuna cevap verir.
Alıştırma
Cümleyi match someone's pace ifadesiyle ve her kullanarak tamamla: Lina was walking slowly, so I adjusted my speed to ____.
Cevabı göster
match her pace
as the quickest: nedeni açıklayan bir rol veya özellik eklemek
Bu cümlede as the quickest, “gruptaki en hızlı kişi olduğun için” veya “en hızlı kişi konumunda” anlamına gelir. Fenerle birlikte koşarak geri dönme görevinin neden sana verildiğini açıklar. Bu ifade, araya eklenen bir açıklamadır; virgüller onu ana cümle olan you run back with the lantern bölümünden ayırır. Buradaki as, eylemle ilgili bir rolü veya özelliği belirtir; “-iken” anlamı taşımaz ve zaman yan cümlesi kurmaz.
Alıştırma
“Noah, as the tallest, reached the top shelf,” cümlesinde as the tallest ne anlama gelir?
- Noah en uzun kişi olduğu için rafa ulaştı.
- Noah rafa uzanırken boyu uzadı.
- Noah rafa en uzun kişiyle aynı şekilde ulaştı.
Cevabı göster
Noah en uzun kişi olduğu için rafa ulaştı.
Only 3 minutes have passed: şu ana kadar biriken süre
Have passed, pass fiilinin present perfect biçimidir. Bir zaman süresi özne olduğunda bu yapı, önceki bir başlangıç noktasından şu ana kadar ne kadar zaman geçtiğini bildirir. Only, bu sürenin az olduğunu vurgular: verilen güncel bilgi, şu ana kadar yalnızca üç dakika geçtiğidir. Çoğul özne 3 minutes ile has değil, have kullanılır.
Alıştırma
Şimdiki zaman ölçümüyle ilgili güncellemeyi present perfect ile tamamla: Only five minutes ____.
Cevabı göster
have passed
So far, so good: şu ana kadarki olumlu ilerleme değerlendirmesi
So far, so good, şu ana kadar her şeyin iyi gittiğini belirten kalıplaşmış bir ifadedir. İlerlemeyle ilgili olumlu bir değerlendirme yapar, ancak geri kalan kısmın da iyi gideceğini garanti etmez. Bir görev, plan, yolculuk veya başka bir süreç hâlâ devam ederken kullanılır. Bu cümlede konuşmacı devam etmeden önce önceki adımların işe yaradığını doğrular.
Alıştırma
Bir ekip projenin ilk yarısını sorunsuz tamamladı, ancak iş henüz bitmedi. So far, so good ne anlama gelir?
- Şu ana kadar her şey iyi gitti.
- Proje uzun bir mesafe katetti.
- Projenin tamamının başarılı olacağı garanti.
Cevabı göster
Şu ana kadar her şey iyi gitti.
Now comes the hard part: sonraki aşamayı belirten devrik yapı
Now comes the hard part, now sözcüğünü başa alır ve ardından fiil–özne sırasını kullanır: comes + the hard part. Normal özne–fiil sırası The hard part comes now şeklindedir. Bu devrik yapı, zor kısmı sırada gelecek şey olarak sunar. Bir açıklamada veya hikâyede geçiş işareti görevi görür: hazırlık biter ve zor aşama başlamak üzeredir.
Alıştırma
Bir açıklamada Now comes the hard part esas olarak ne yapar?
- Hangi kısmın zor olduğunu sorar.
- Zor aşamanın çoktan bittiğini söyler.
- Sıradaki zor aşamanın başladığını belirtir.
Cevabı göster
Sıradaki zor aşamanın başladığını belirtir.
The professor and the janitor take the lantern and cross together.
2:46Profesör ve hademe feneri alıp birlikte geçerler.
since the janitor has to slow down for the old professor, Dilbilgisi
2:52çünkü hademe, yaşlı profesör için yavaşlamak zorundadır,
since the janitor has to slow down ...: nedeni belirtmek
Buradaki since, because yani “çünkü” anlamındadır. Ardından gelen yan cümle, geçişin neden on dakika sürdüğünü açıklar: hademe, daha yavaş olan profesörün hızına ayak uydurmalıdır. since ile başlayan bir yan cümle, ana ifadeye bir neden ekleyebilir. slow down for someone yapısındaki for, kimin hızının veya ihtiyaçlarının kişinin yavaşlamasına yol açtığını gösterir.
Alıştırma
Örnekte since neyi bildiriyor?
- Hademenin işe başladığı zaman
- Hademe ile profesör arasındaki karşıtlık
- Geçişin on dakika sürmesinin nedeni
Cevabı göster
Geçişin on dakika sürmesinin nedeni
that he probably shouldn't have given the zombies night vision. Notlar
2:56zombilere gece görüşü vermemesi gerektiğini söyleyerek.
keeps muttering: alçak sesle söylenmeye devam etmek
Keep + fiil-ing, bir eylemin devam ettiğini veya tekrar tekrar gerçekleştiğini gösterir. Bu nedenle keeps muttering, kişinin alçak sesle söylenmeye devam etmesi veya bunu tekrar tekrar yapması demektir. Mutter, çoğu zaman kişi kızgın, endişeli veya kendi kendine konuşuyorken alçak ve pek anlaşılır olmayan bir sesle konuşmak anlamına gelir. Burada profesörün pişmanlığını devam eden sessiz bir şikâyet gibi gösterir.
Alıştırma
Cümleyi keep + mutter yapısının şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: During group work, Leo ____ about the difficult puzzle.
Cevabı göster
keeps muttering
shouldn't have given: geçmişteki bir eylemden pişmanlık duyma veya onu eleştirme
Shouldn't have given, gerçekleşmiş bir eyleme dönüp onun hata olduğunu değerlendiren bir yapıdır. Zombilere gerçekten gece görüşü verdi, fakat şimdi bu seçimin yanlış olduğunu düşünüyor. Yapı should not have + geçmiş zaman ortacı şeklindedir. Should have + geçmiş zaman ortacı, yapılmamış ama yapılması daha iyi olacak bir şeyi; shouldn't have + geçmiş zaman ortacı ise yapılmış ama kaçınılması daha iyi olacak bir şeyi anlatır.
Alıştırma
Mia'nın fotoğrafı paylaştığını ve şimdi pişman olduğunu gösterecek share biçimiyle cümleyi tamamlayın: Mia ____ the photo without asking.
Cevabı göster
shouldn't have shared
night vision: karanlıkta görme yeteneği
Night vision, karanlıkta veya çok az ışıkta görmeyi sağlayan yetenek ya da teknoloji anlamına gelir. Hayvanlar, kameralar, askerî ekipmanlar, oyunlar ve bilim kurgu anlatımlarında yaygındır. Bu cümlede zombiler karanlıkta görebildiği için karanlık onları normalde olduğu gibi durdurmaz. Buradaki vision, geleceğe yönelik soyut bir planı değil, görme yetisini ifade eder.
Alıştırma
Bu cümlede night vision ne anlama geliyor?
- Geleceğe yönelik bir plan
- Gece görülen bir şehir manzarası
- Karanlıkta veya çok az ışıkta görebilme yeteneği
Cevabı göster
Karanlıkta veya çok az ışıkta görebilme yeteneği
By the time they're across: zamanda bir bitiş noktası belirtmek
By the time + yan cümle, zamanda bir bitiş noktası belirler. Burada they're across, onların karşı tarafa ulaşmış olduğu anlamına gelir; dolayısıyla bitiş noktası, karşıya geçişin tamamlandığı andır. Ana cümle o noktada neyin geçerli olduğunu söyler: yalnızca dört dakika kalmıştır. By the time, karşıya geçiş boyunca anlamına gelmez; o zamana ulaşıldığında ortaya çıkan sonuç veya duruma odaklanır.
Alıştırma
“By the time they're across, there are only 4 minutes left” cümlesindeki başlangıç ifadesi ne anlama gelir?
- Karşıya geçmeye başlamalarından dört dakika önce
- Karşıya geçtikleri bütün süre boyunca
- Onlar karşı tarafa ulaştığında
Cevabı göster
Onlar karşı tarafa ulaştığında
there are only 4 minutes left: ne kadar kaldığını söylemek
There are ... left, bir şeyden ne kadar kaldığını belirtir. Bu cümlede left, sağ yönünün karşıtı olan sol değil, kalan anlamındadır. Minutes çoğul olduğu için are kullanılır; one minute ile is kullanılır. Only, miktarın az olduğunu vurgular ve çoğu zaman aciliyet hissi katar.
Alıştırma
Bir zamanlayıcı iki dakika kaldığını gösteriyor. Hangi cümle doğal ve doğrudur?
- There is only two minutes left.
- Only two minutes have passed.
- There are only two minutes left.
Cevabı göster
There are only two minutes left.
and you're still stuck on the wrong side of the bridge. Kalıp ifadeler
3:03ve sen hala köprünün yanlış tarafında sıkışıp kalmış durumdasın.
stuck on the wrong side of the bridge: köprünün elverişsiz tarafında mahsur kalmak
Be stuck, bir engel yüzünden bulunduğun yerden ayrılamamak veya ilerleyememek demektir. On the wrong side of the bridge, elverişsiz konumu belirtir: kişi bir sonraki adım için bulunması gereken tarafa henüz ulaşmamıştır. Buradaki wrong, hedefe göre yanlış yerde olmayı ifade eder; ahlaki bir yargı değildir. be stuck on the wrong side of + yer veya engel kalıbı, elverişsiz tarafta bulunulduğu için ilerleyememeyi anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Su basmış bir yol Maya'yı tren istasyonundan ayırıyor. “Maya is stuck on the wrong side of the flooded road” ne anlama gelir?
- Yolun yakınında ahlaken yanlış bir seçim yaptı.
- Yolun elverişsiz tarafında olduğu için istasyona ulaşamıyor.
- Yolun bir tarafına fiziksel olarak yapışmış durumda.
Cevabı göster
Yolun elverişsiz tarafında olduğu için istasyona ulaşamıyor.
the lab assistant has been waiting on the other side, Dilbilgisi
3:07laboratuvar asistanı diğer tarafta bekliyordu,
But remember: önceki bilgiyi yeniden kullanma işareti
But, mevcut düşünce akışında bir dönüş olacağını gösterir. Ardından remember, dinleyiciyi daha önce söylenmiş bir gerçeğe geri yönlendirir; çünkü bu gerçek sonraki kısım için önemlidir. But remember, birlikte bilgiyi düzenleyen bir işaret görevi görür: dinleyicinin akıl yürütmesini gözden geçirebilmesi veya sürdürebilmesi için önceki bir koşulu yeniden odağa getirir. Temel amacı kişisel bir anıyı hatırlatmak değildir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz iki sözcüklü hatırlatma işaretiyle tamamlayın: ____, we still have a spare key.
Cevabı göster
But remember
has been waiting on the other side: şu ana kadar süren bekleme
Has been waiting, present perfect continuous yapısındadır: has + been + fiil-ing. Beklemenin şu anki noktadan önce başladığını ve bu noktaya kadar sürdüğünü gösterir. Bu cümlede asistan hâlâ beklemektedir. On the other side, beklemenin yerini belirtir. Bu zaman yapısı olayların sırasını düzenler: asistan karşı tarafa daha önce ulaşmıştır ve bekleme o andan şu ana kadar sürmüştür.
Alıştırma
Cümleyi wait fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: Maya arrived at 8:00 and is still outside. Maya ____ outside since 8:00.
Cevabı göster
has been waiting
the second fastest of the group: sıra sayısı ve üstünlük derecesiyle sıralama
The + sıra sayısı + üstünlük derecesi yapısı, bir küme içindeki sıralamayı belirtir. The second fastest, onun hız bakımından ikinci sırada olduğunu gösterir. Of the group, karşılaştırılan grubu belirtir. Bu ifade ne kadar hızlı olduğu özelliğini sıralar; ikinci ulaşan kişi olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Sıra sayısı + üstünlük derecesi yapısını kullanın: Of all the runners on her team, Ava ranks number two in speed. Ava is the ____ runner on her team.
Cevabı göster
second fastest
grabs the lantern from the professor: grab ... from ... ile hızla almak
grab + nesne + from + kişi/yer kalıbında nesne alınan şeyi, from ise onun kaynağını gösterir. Bu cümlede kadın, profesörün elindeki feneri profesörden alıyor; feneri profesöre götürmüyor. Grab hızlı ve doğrudan bir hareket hissi verir. Duruma göre yalnızca bir şeyi hızla almak anlamına gelebilir veya birinden zorla çekip almayı düşündürebilir.
Alıştırma
Cümleyi grab fiilinin geçmiş hâli ve kaynağı gösteren edatla tamamlayın: She ____ the map ____ the teacher.
Cevabı göster
grabbed · from
runs back across: koşarak karşıya geçip geri dönmek
Runs back across ifadesinde back, hareketin önceki bir tarafa veya konuma döndüğünü; across ise güzergâhın bir alanı ya da sınırı geçtiğini gösterir. Birlikte, koşarak karşıya geçip daha önce bulunduğu tarafa döndüğü anlamına gelir. Bu ifade yalnızca arkasını dönüp geri koşmak demek değildir. Karşıya geçme hareketi dönüş yolunun bir parçası olarak kalır; ardından gelen to you ise varış noktasını belirtir.
Alıştırma
Back ve across sözcüklerini doğal sıralamayla cümleye yerleştirin: He ran ____ ____ the bridge to his friends.
Cevabı göster
back · across
with only 2 minutes left: geri sayımı arka plan olarak vermek
With only two minutes left, with kullanarak arka plan durumunu belirten bir öbektir: sonraki eylemin hangi koşulda gerçekleştiğini anlatır. Burada with “yanında taşıyarak” değil, “……olan bir durumda” anlamındadır; left ise “kalan” demektir. Now konuşanı mevcut aşamaya getirirken only kalan sürenin çok az olduğunu vurgular ve aciliyet yaratır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp with + süre miktarı + left şeklindedir ve ardından ana eylem gelir.
Alıştırma
Cümleyi “yalnızca iki dakika kalmışken” anlamına gelen tam kalıpla tamamlayın: ____, we must submit the file.
Cevabı göster
With only two minutes left
make the final crossing: bir geçişi tamamlamak
Burada the two of you make the final crossing, iki kişinin karşı tarafa yapılan son geçişi tamamladığı anlamına gelir. Make a/the crossing ifadesinde make, olay bildiren crossing adıyla birlikte “yaratmak” değil, “gerçekleştirmek” veya “tamamlamak” anlamında kullanılır. Crossing, karşı tarafa hareketi tek ve tamamlanmış bir olay olarak sunar; bu nedenle final bunun bu türdeki son geçiş olduğunu gösterir.
Alıştırma
Make the crossing ifadesini geçmiş zamanda kullanın ve final sözcüğünü ekleyin: At sunset, the hikers ____.
Cevabı göster
made the final crossing
you cut the ropes and collapse the bridge behind you, Kelime
3:25ipleri kesersin ve köprüyü arkandan çökertirsin,
As you step ...: birbirine yakın eylemler için zaman bildiren as
Burada As you step on the far side of the gorge, “geçidin karşı tarafına adım attığında” anlamına gelen bir zaman yan cümlesidir. Ana eylem olan you cut the ropes için zaman bağlamı oluşturur; as burada “olarak” anlamına gelmez. Zaman bildiren as, iki eylemi çoğu zaman eş zamanlı veya birbirine çok yakın biçimde gerçekleşiyormuş gibi sunar. Bu nedenle karşı tarafa ulaşmak ile ipleri kesmek tek ve hızlı bir eylem dizisi gibi hissedilir.
Alıştırma
Hangi cümle ilk eylemi zaman bağlamı olarak kullanır ve iki olayı zaman bakımından birbirine yakın gösterir?
- After I opened the window, a bird flew into the room.
- As I opened the window, a bird flew into the room.
- Because I opened the window, a bird flew into the room.
Cevabı göster
As I opened the window, a bird flew into the room.
collapse the bridge: collapse fiilinin ‘çökmesine neden olmak’ anlamındaki geçişli kullanımı
collapse the bridge ifadesinde collapse geçişli bir fiildir: doğrudan nesne olarak the bridge alır ve “köprünün çökmesine neden olmak” anlamına gelir. Özne olan you çökmeye neden olur; çöken you değildir. Behind you, köprünün sana göre nerede olduğunu, yani arkanda bulunduğunu belirtir. Burada “geride kalmak” anlamındaki fall behind deyimi kullanılmamıştır.
Alıştırma
Ekibin tehlikeli duvarın çökmesine neden olduğunu göstermek için cümleyi collapse + bir nesne ile tamamlayın: The crew removed the supports to ____.
Cevabı göster
collapse the unsafe wall
just in the nick of time: tam da son anda
Just in the nick of time, artık çok geç olmak üzereyken mümkün olan en son anda yetişmek anlamına gelen bir deyimdir. Just, neredeyse hiç zaman kalmadığı hissini güçlendirir. in the nick of time ifadesini tek bir kalıp olarak düşünün. Buradaki nick bir kişinin adı ya da “kesik” anlamında değildir; bütün ifade, geç kalmaktan veya başarısız olmaktan kıl payı kurtulmayı anlatır.
Alıştırma
Hangi durum birinin just in the nick of time yetiştiğini en iyi gösterir?
- Kapılar kapandıktan sonra geldi.
- O içeri girdikten bir saniye sonra kapılar kapanmaya başladı.
- Kapılar açılmadan on dakika önce geldi.
Cevabı göster
O içeri girdikten bir saniye sonra kapılar kapanmaya başladı.
Maybe next summer you'll just stick to the library. Öbek fiiller
3:30Belki de gelecek yaz sadece kütüphanede kalmalısın.
you'll just stick to the library: daha güvenli seçeneğe bağlı kalmak
stick to the library ifadesinde stick to, kütüphaneyi seçmeye devam etmek ve bu seçimin dışına çıkmamak demektir. Kendini binaya fiziksel olarak yapıştırmak anlamına gelmez. Maybe ve you'll just, cümleye takılmalı bir tahmin veya öneri tonu verir: riskli deneyimden sonra konuşan kişi, diğer kişinin bir dahaki sefere daha güvenli seçeneği seçeceğini düşünür. Aktarılabilir kalıp stick to + plan, kural, konu, rutin veya seçilmiş sınır şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrenilen ve “seçilmiş rotadan ayrılmamak” anlamına gelen iki sözcüklü deyimsel fiille tamamlayın: The shortcut looks unsafe, so we should ____ the marked path.
Cevabı göster
stick to