Kuaförde tam olarak istediğinizi nasıl yaptırırsınız - Kısa bir İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları
British Council | English
Video özeti: Bu mini ders, kuaförde hem istenen sonucu hem de kaçınılması gereken işlemleri belirterek kesin talepte bulunmayı açıklıyor. Kuaförün müşterinin niyetini yanlış anlama ihtimalini azaltmak için ayrıntılı yönlendirmeler ile belirsiz talepler arasındaki fark gösteriliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. I'd like to get — Konuşma edimbilimi ve tutum: Kuaförde istediğiniz kesim ya da işlemi kibar ve doğal biçimde dile getirmeyi öğrenin. Daha doğrudan olan I want ifadesine kıyasla bu kalıp, bir hizmet uzmanıyla konuşurken uygun tonu koruyarak istediğiniz sonucu açıkça belirtmenizi sağlar. 2. have carte blanche to do whatever you want. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Fransızca kökenli bu ifadenin bir kişiye ne yapacağına karar verme konusunda tam özgürlük tanıdığını anlayın. Sözcüğü sözcüğüne yorumlamaktan kaçınarak kuaförlük, tasarım ve başka hizmet ortamlarında karşı tarafa geniş yaratıcı yetki verebilirsiniz. 3. as opposed to — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Saçı kıvırmak yerine düzleştirmek istemek gibi, bir seçeneği diğerine tercih ettiğinizi netleştirmek için bu karşıtlık kalıbını kullanın. İstenmeyen alternatifi açıkça dışlamaya ve talep, açıklama ya da karşılaştırmalardaki seçenekleri kesin biçimde ayırmaya yardımcı olur.
Bu derste
I did say I want a a haircut and I didn't specify which. Notlar
0:05Saçımı kestirmek istediğimi söylemiştim ama hangisi olduğunu belirtmemiştim.
did say: did + fiilin yalın hâliyle vurgu
Burada did, say fiilini vurgular: konuşan kişi bu sözü gerçekten söylediğinde ısrar eder. Bu kullanım genellikle bir yanlış anlamayı düzeltmek veya söyleneni savunmak için kullanılır. Yapı did + fiilin yalın hâlidir. Geçmiş zaman bilgisini did taşıdığı için sonraki fiil yalın hâlde kalır: did say denir, did said denmez.
Alıştırma
Cümleyi geçmiş zamanı vurgulayan yardımcı fiille tamamlayın: You think I forgot, but I ____ lock the door.
Cevabı göster
did
didn't specify which: kesin seçeneği belirtmemek
didn't specify which ifadesinde specify, kesin bir seçeneği veya ayrıntıyı belirtmek anlamına gelir. Konuşan kişi saçını kestirmek istediğini genel olarak söylemiş, ancak hangi modeli istediğini belirtmemiştir. Which, which haircut veya which style yerine kullanılır. Her iki kişi de seçenekleri biliyorsa İngilizcede which sonrasındaki isim söylenmeyebilir.
Alıştırma
Mia bir keçeli kalem istedi ama hangi tür olduğunu hiç söylemedi. Hangi cümle bu anlamı karşılıyor?
- Mia asked for a marker, but she didn't know which.
- Mia asked for a marker, but she didn't ask which.
- Mia asked for a marker, but she didn't specify which.
Cevabı göster
Mia asked for a marker, but she didn't specify which.
mohawk: ortada uzun bir şerit bırakılan belirli bir saç modeli
Burada a mohawk bir saç modelinin adıdır: başın iki yanındaki saçlar kazınır veya çok kısa kesilir, ortada ise daha uzun bir şerit bırakılır. a tanımlığı, mohawk kelimesinin kişi adı ya da sıfat değil, sayılabilen bir saç modeli ismi olduğunu gösterir. Bu kelime yalnızca kısa veya sıra dışı herhangi bir saçı değil, belirli bir kesimi anlatır. Bu ayrıntıyı bilmek, ortaya çıkan saç modelinin neden şaşırtıcı olduğunu anlamayı sağlar.
Alıştırma
Saç kesimleri hakkında konuşurken mohawk ne anlama gelir?
- Her türlü kısa saç kesimi için kullanılan genel bir kelime.
- Yanları çok kısa, ortasında daha uzun bir saç şeridi olan bir saç modeli.
- Saç kesen bir kişi.
Cevabı göster
Yanları çok kısa, ortasında daha uzun bir saç şeridi olan bir saç modeli.
Happy tears: gerçek sevinç mi, garip bir örtbas etme mi
Happy tears kelime anlamıyla sevinçten dökülen gözyaşları demektir. Bu sahnede konuşan kişi, ağlamayı olumlu göstermek için bu ifadeyi tekrarlar; ancak durum bunun garip bir örtbas etme çabası olduğunu gösterir. Hayal kırıklığını kabul etmek yerine kötü saç kesimini beğeniyormuş gibi davranır. Olumlu bir ifade yaşananlarla çeliştiğinde şaka, ironik bir örtbas etme yolu veya durumu kurtarma çabası olarak işleyebilir. Happy tears ifadesinin içten olup olmadığını bağlam belirler.
Alıştırma
Yargı: Bir çocuk bozulmuş bir doğum günü pastasını beğeniyormuş gibi yaparken “Happy tears” diyorsa bu ifade mutlaka gerçekten mutlu olduğu anlamına gelir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
We've all been there: Tanıdık bir deneyimi paylaşmak
We've all been there, “Hepimiz buna benzer bir durum yaşamışızdır” anlamına gelir. Buradaki there, gerçek bir yeri değil, ardından anlatılan tatsız deneyimi gösterir. Bu ifade empati kurar: Konuşan kişi, birinin yaşadığı hayal kırıklığını birçok insanın bildiği bir deneyim gibi sunar. All çoğu zaman dostça bir genellemedir; herkesin tamamen aynı şeyi yaşadığı yönünde gerçek bir iddia değildir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız 'I forgot a person's name just after meeting them.' diyor. Bu bağlamda We've all been there ne anlama gelir?
- Hepimiz şurada ayakta duruyoruz.
- Bu tür bir deneyimi anlıyoruz.
- Hepimiz aynı yeri ziyaret ettik.
Cevabı göster
Bu tür bir deneyimi anlıyoruz.
And today I'm going to help you minimize the risk of that ever happening again. Kalıp ifadeler
0:29Ve bugün, bunun bir daha yaşanma riskini en aza indirmenize yardımcı olacağım.
minimize the risk of: Riski azaltmak, ortadan kaldırmamak
Minimize the risk of, istenmeyen bir şeyin olma ihtimalini makul ölçüde mümkün olduğunca küçültmek demektir. O olayın kesinlikle yaşanmayacağını vadetmez. of sözcüğünden sonra bir isim veya -ing biçimi kullanılır: minimize the risk of delays; minimize the risk of making a mistake. Altyazıdaki that ever happening again, istenmeyen olayı belirten -ing yan cümlesidir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan risk azaltma ifadesiyle tamamlayın: Wear a helmet to ____ getting hurt.
Cevabı göster
minimize the risk of
In today's mini English lesson: dersin açılışını çerçevelemek
In today's mini English lesson bir açılış çerçevesidir. Ardından gelecek içeriğin bugünkü kısa İngilizce dersine ait olduğunu belirtir ve dinleyicinin sonraki bilgileri doğru bir bağlama yerleştirmesine yardımcı olur. Burada today's zamanı belirler, mini dersin kısa ve odaklı olduğunu, English ise dersin türünü gösterir. in ile başlayan ifadenin tamamı ana mesaja giriş yapar; yalnızca zamandan söz eden bağımsız bir ayrıntı değildir.
Alıştırma
Hangi cümle kısa bir dersi doğal biçimde açar ve dinleyicinin birazdan öğreneceği içeriği çerçeveler?
- After today's mini English lesson, we'll learn two polite greetings.
- Our mini English lesson was yesterday, and it is over.
- In today's mini English lesson, we'll learn two polite greetings.
Cevabı göster
In today's mini English lesson, we'll learn two polite greetings.
we're going to go through different expressions that you can use at the salon Notlar
0:34kuaförde kullanabileceğiniz farklı ifadelere göz atacağız,
go through: bir grubu adım adım gözden geçirmek
Go through, bir grup şeyi tek tek incelemek, açıklamak veya gözden geçirmek anlamına gelir. Nesnesi different expressions olduğu için konuşmacı, derste bu ifadelerin düzenli bir sırayla ele alınacağını söylüyor. Nesne, anlamı seçmeye yardımcı olur. go through; cevaplar, talimatlar veya bir liste gibi bilgilerle kullanıldığında genellikle içeriği sırayla ele almayı anlatır, fiziksel bir hareketi değil.
Alıştırma
We will go through the answers one by one. cümlesinde go through ne anlama gelir?
- Bir odanın içinden geçmek.
- Tüm cevapları atlamak.
- Her cevabı sırayla gözden geçirmek.
Cevabı göster
Her cevabı sırayla gözden geçirmek.
at the salon: kuaför veya güzellik salonunda
Burada at the salon, “saç veya güzellik hizmeti sunan bir yerde” demektir. Konu bir kuaförle konuşmak olduğu için salon bu cümlede özellikle kuaförü ifade eder; bu ifade, sözlerin kullanılabileceği ortamı belirler.
Alıştırma
Bu cümlede at the salon ifadesinin anlamını seçin: "Mia is getting her hair cut at the salon."
- Saç veya güzellik hizmeti sunan bir yer
- Herhangi bir tür mağaza
- Birinin evindeki bir oda
Cevabı göster
Saç veya güzellik hizmeti sunan bir yer
to make your request clear and detailed. Dilbilgisi
0:39isteğinizi açık ve detaylı bir şekilde iletmeniz için.
make your request clear and detailed: make + nesne + sıfat sonuç yapısı
make your request clear and detailed, make + nesne + sıfat tümleci kalıbını kullanır. your request nesnedir; clear and detailed ise sonucu belirtir: istek kolay anlaşılır hâle gelir ve yeterince özel bilgi içerir. Bu kalıp, birinin veya bir şeyin nesneyi belirli bir duruma getirdiğini anlatır. Sıfatlar sonuç durumunu açıkladıkları için nesneden sonra gelir; make the rules simple ve make the room quiet örneklerinde olduğu gibi.
Alıştırma
make + nesne + sıfat sonuç kalıbını tamamlayın: A simple picture can ____ the instructions clear.
Cevabı göster
make
But before we get ... ile ana konudan önce geçiş yapma
But before we get ... ana konuya hemen geçmeyip kısa bir geçiş başlatır. Yaygın devamı olan But before we get started ifadesinde but kısa bir yön değişikliğini, before ise önce yapılması veya açıklanması gereken bir şeyi gösterir. Bu kalıp bilgiyi düzenlemek için kullanılır: kısa bir duraklamayı haber verir, bir kuralı, hatırlatmayı veya hazırlığı aktarır ve ardından ana konuya geçer. Vurgulanan sözcükler yalnızca başlangıçtır; bu nedenle get genellikle started veya into the details gibi bir devam gerektirir.
Alıştırma
Hangi cümle ana konudan önce gerekli bir adım eklemek için But before we get ... kalıbını kullanıyor?
- Everyone has a worksheet, so we can continue.
- We got started after everyone found a worksheet.
- But before we get started, please check that everyone has a worksheet.
Cevabı göster
But before we get started, please check that everyone has a worksheet.
we need to be very clear about what you want Kalıp ifadeler
0:44ne istediğiniz konusunda çok net olmalıyız,
need to be very clear about what you want: ne istediğini netleştirmek
Bu cümlede need to be very clear about what you want, istenen sonucun tam olarak anlaşılması gerektiği anlamına gelir. Bir istekte veya hizmet konuşmasında bu, genellikle diğer kişinin yanlış anlamayacağı kadar açık ve belirli bir talepte bulunmak demektir. Clear burada bilginin açıklığını anlatır; sesin yüksekliğini veya net duyulmasını değil. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be clear about + konu veya içerik biçimindedir. What you want, açıklığa kavuşturulacak içeriği adlandıran bir yan cümledir; very ise güçlü bir vurgu ekler.
Alıştırma
"Before ordering, be clear about what you want," cümlesinde clear about ne anlama gelir?
- Daha yüksek sesle konuşmak
- Saydam bir şey seçmek
- İstenen sonucu kesin ve belirsizlikten uzak hâle getirmek
Cevabı göster
İstenen sonucu kesin ve belirsizlikten uzak hâle getirmek
and more importantly: sonraki noktaya daha yüksek öncelik vermek
'And more importantly', ardından gelen bilginin önceliğini yükselten bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye sıradaki noktanın önceki noktadan daha önemli olduğunu bildirir. Bu cümlede konuşmacı, 'and also' ile bilgi eklemekten 'what you don't want' ifadesini vurgulamaya geçer. Bu belirteci duyduğunuzda asıl vurgunun hemen ardından gelmesini bekleyin.
Alıştırma
'Bring your ID, and more importantly, arrive before nine,' cümlesinde 'and more importantly' neyi belirtir?
- Konuşmacı ilk noktanın dil bilgisini düzeltmektedir.
- Ardından gelen noktanın önceliği daha yüksektir.
- İki nokta tam olarak aynı öneme sahiptir.
Cevabı göster
Ardından gelen noktanın önceliği daha yüksektir.
So, we need to use a mixture of do's and don'ts. Deyimler
0:50Bu yüzden, yapılması ve yapılmaması gerekenlerin (do's and don'ts) bir karışımını kullanmalıyız.
do's and don'ts: önerilen ve kaçınılması gereken eylemler
'Do's and don'ts', önerilen şeyler ile kaçınılması gereken şeyleri anlatan kalıplaşmış bir çoğul isim öbeğidir. 'Do's' olumlu yönergeler, 'don'ts' ise olumsuz yönergelerdir. Burada 'a mixture of do's and don'ts', her iki tür yönergenin de verilmesi anlamına gelir. Bu sözcükler 'of' ifadesinden sonra isim olarak kullanılır; emirlerdeki yardımcı fiiller değildir.
Alıştırma
'The coach explained the do's and don'ts of practice,' cümlesinde 'do's and don'ts' ne anlama gelir?
- Takımın yapması ve yapmaması gereken şeyler.
- Daha önce tamamlanmış eylemler.
- Bir takımı seçmenin iyi ve kötü sonuçları.
Cevabı göster
Takımın yapması ve yapmaması gereken şeyler.
I'd like to get ... ile kibarca hizmet istemek
Burada I'd like to get, konuşanın bir ürün, hizmet veya sonucu istediğini kibarca ifade eder. I'd, I would ifadesinin kısaltmasıdır; would like ise isteği I want ifadesine göre daha yumuşak hâle getirir. Hizmet alınan ortamlarda get, almak veya yaptırmak istediğiniz şeyi tanıtabilir. Ardından ürün ya da hizmet gelir; örneğin I'd like to get a trim.
Alıştırma
Kuafördeki isteği bu dersteki kibar başlangıçla tamamlayın: ____ a trim, please.
Cevabı göster
I'd like to get
face-shaping layers: yüzü daha hoş gösteren saç katları
Kuaför dilinde layers, saçın farklı uzunluklarda kesilmiş katlarını ifade eder. Face-shaping ise bu katların yüzün çevresine yerleştirilerek yüz hatlarını görsel olarak daha dengeli veya hoş göstermesini anlatır. Bu ifade, saç kesiminin oluşturduğu görsel etkiyi tanımlar. Kişinin yüzünün fiziksel olarak değiştirildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Kuaförde face-shaping layers ne anlama gelir?
- Yüzü görsel olarak daha hoş göstermek için yüz çevresinde farklı uzunluklarda kesilmiş saç katları.
- Yüzün şeklini kalıcı olarak değiştiren bir uygulama.
- Yalnızca alnın üzerine kısa kesilmiş saç.
Cevabı göster
Yüzü görsel olarak daha hoş göstermek için yüz çevresinde farklı uzunluklarda kesilmiş saç katları.
I don't want bangs: hizmet talebinde açık bir sınır koymak
Burada I don't want bangs, saç kesiminin istenmeyen bir sonucunu doğrudan dışlar. Kuaför bağlamında bangs, alnın üzerine kesilen saçı, yani perçemi ifade eder. Bu kalıp, ne istediğinizi söyledikten sonra olumsuz bir sınır koymanızı sağlar: I'd like X, but I don't want Y. İki tarafı da belirtmek tahminleri ve yanlış anlamaları azaltır.
Alıştırma
Kuaförde hangi istek, katlı kesimin istendiğini ancak perçem istenmediğini açıkça söyler?
- I'd like some layers, but I don't want bangs.
- I don't want layers, but I'd like bangs.
- I'd like some layers and bangs.
Cevabı göster
I'd like some layers, but I don't want bangs.
made what I want very clear: make + nesne + sıfat
made what I want very clear ifadesinde made, make + nesne + sıfat kalıbını izler. Nesne, what I want yan cümleciğinin tamamıdır; very clear ise ortaya çıkan durumu anlatan sıfat grubudur. Bu kalıp, istek sayesinde arzu edilen bilginin açık hâle geldiğini belirtir. Bir what yan cümleciği, isim grubu gibi nesne konumunu doldurabilir: make the goal clear; make what we need clear.
Alıştırma
Hangi cümle made + what yan cümleciği + sıfat yapısını doğru kullanır?
- The checklist made what did I need very clear.
- The checklist made what I needed very clear.
- The checklist made very clear what I needed was.
Cevabı göster
The checklist made what I needed very clear.
Saying I would like a haircut is very vague and that won't do. Notlar
1:07Sadece saçımı kestirmek istiyorum demek çok belirsizdir ve işe yaramaz.
very vague: çok belirsiz ve yeterince belirli değil
Bu cümlede very vague, isteğin yeterince açık veya belirli olmadığı anlamına gelir. İstek mutlaka yanlış değildir; yalnızca dinleyenin ihtiyaç duyduğu ayrıntıları içermez. vague kelimesini, neyin kastedildiğini veya istendiğini açıkça göstermeyen sözler, talimatlar, planlar ya da fikirler için kullanabilirsin.
Alıştırma
Bu cümlede very vague ne anlama geliyor?
- Çok belirsiz ve yeterince belirli değil
- Tamamen yanlış
- Çok kısa ama açık
Cevabı göster
Çok belirsiz ve yeterince belirli değil
that won't do: bu yeterli veya kabul edilebilir değil
That won't do, “Bu yeterince iyi değil” ya da “Bu kabul edilemez” anlamına gelir. Buradaki that, saç kestirme isteğinin belirsiz biçimde ifade edilmesine gönderme yapar. Bu ifadede do, “uygun veya yeterli olmak” anlamındadır. Won't yalnızca bir kişinin bir eylemi yapmayacağını öngörmez.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “Bu yeterince iyi değil” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamla: This answer gives no details. ____.
Cevabı göster
That won't do
highlighting the fact that you want a very small change.
1:19çok küçük bir değişiklik istediğiniz gerçeğini vurgulamak için.
Küçük bir istekte «yalnızca» anlamındaki just
Burada konuşmacı just sözcüğünün «yalnızca» anlamına gelebileceğini anlatıyor. Daha sonra gelen just a trim ifadesinde, müşterinin büyük değil, çok küçük bir değişiklik istediğini belirtir. Bir şeyin az önce gerçekleştiği anlamına gelmez. Yararlı fikir sınır koymaktır: just, dinleyiciye ardından gelen miktar, şey veya eylemden fazlasını yapmamasını söyler.
Alıştırma
“I just want a small change,” cümlesinde just ne anlama gelir?
- Yalnızca; bundan fazlası değil
- Az önce
- Adil ve ahlaken doğru
Cevabı göster
Yalnızca; bundan fazlası değil
Saçı biraz düzeltmek için a trim
Saç hizmeti bağlamında a trim, uzunluğun ve modelin büyük kısmını koruyarak uçları veya şekli düzelten küçük bir kesimdir. Büyük bir saç modeli değişikliği anlamına gelmez. Burada trim sayılabilen bir addır, bu nedenle hizmete a trim denir. I'd like a trim cümlesindeki ad öbeği, müşterinin istediği hizmeti belirtir.
Alıştırma
Kuaför isteğini «küçük bir düzeltme» anlamına gelen iki sözcüklü ad öbeğiyle tamamlayın: I want to keep the same hairstyle, so I'd like ____, please.
Cevabı göster
a trim
not that much: miktarı veya dereceyi sınırlamak
Bu cümlede not that much isteğe bir sınır koyar: konuşan kişi saçının yalnızca biraz düzeltilmesini ister ve karşısındaki kişinin düşündüğü kadar çok saç kesmesini istemez. That much, durumdan anlaşılan bir miktarı veya dereceyi gösterir: daha önce söylenen, gösterilen ya da gerçekleşmek üzere olan bir şeyi. Sabit bir miktar değildir. Aynı kalıp bir miktarı veya yapılan ayarın derecesini sınırlayabilir.
Alıştırma
Bir kuaför istediğinizden daha fazla saç kesmek üzere. Hemen verilebilecek en doğal karşılık hangisidir?
- Please cut off as much as possible.
- That amount is exactly what I want.
- Not that much, please.
Cevabı göster
Not that much, please.
If you don't know what you want or if you're craving a drastic change, Kalıp ifadeler
1:26Ne istediğinizi bilmiyorsanız veya köklü bir değişiklik arzuluyorsanız,
you're craving a drastic change: büyük bir değişimi güçlü biçimde istemek
Burada you're craving a drastic change, çok büyük ve fark edilir bir değişimi güçlü biçimde istediğiniz anlamına gelir. Craving, yalnızca wanting demekten daha güçlü bir istek anlatır. Drastic, değişimin ne kadar büyük olduğunu belirtir; burada yalnızca bir şeyin dramatik görünmesi anlamına gelmez. Kullanışlı bir kalıp crave + isim öbeğidir: crave a change, crave attention veya crave adventure gibi. Drastic eklendiğinde sonucun mevcut durumdan çok farklı olması gerektiği anlatılır.
Alıştırma
Lena eski tarzından sıkıldı ve tamamen farklı bir görünümü güçlü biçimde istiyor. Hangi cümle buna en iyi uyar?
- She would like one tiny adjustment.
- She is craving a drastic change.
- She wants everything to stay exactly the same.
Cevabı göster
She is craving a drastic change.
you have carte blanche to do whatever you want. Deyimler
1:32ne isterlerse yapmaları için onlara "carte blanche" (tam yetki) veriyorsunuz.
have carte blanche to do whatever you want: karar vermede tam özgürlük
Have carte blanche, ne yapılacağına karar vermek için tam özgürlüğe ve yetkiye sahip olmak demektir. to do whatever you want sözleri bu izni açıkça belirtir: karşı taraf ayrıntılı talimatlar vermiyordur. carte blanche ifadesini gerçek bir kart olarak değil, tek parça hâlinde kullanılan kalıplaşmış bir ifade olarak anlayın. have carte blanche to + fiil ve give someone carte blanche to + fiil yapıları başka durumlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
“You have carte blanche to redesign the room,” cümlesinde carte blanche ne anlama gelir?
- Başlamadan önce özel bir karta ihtiyacınız var.
- Kesin tasarım talimatlarına uymak zorundasınız.
- Tasarımla ilgili tüm kararları verebilirsiniz.
Cevabı göster
Tasarımla ilgili tüm kararları verebilirsiniz.
carte blanche is borrowed from French. Kültür
1:39"carte blanche" Fransızcadan alınmış bir kelimedir.
is borrowed from French: bir kelimenin kaynağını göstermek
Edilgen be borrowed from + dil kalıbı, bir kelimenin veya ifadenin İngilizceye hangi dilden girdiğini gösterir. Burada is borrowed from French, İngilizcenin carte blanche ifadesini Fransızcadan aldığını belirtir. Dil tarihinde borrow mecazi bir kullanımdır: kelime dile alınır ve kullanılmaya devam edilir; geçici olarak alınıp daha sonra geri verilmez.
Alıştırma
Kelimenin kökenini belirten cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The word karaoke is ____ Japanese.
Cevabı göster
borrowed from
to find out more about borrowed words used in English.
1:43İngilizcede kullanılan alıntı kelimeler hakkında daha fazlasını öğrenebilirsiniz.
could you please just + fiilin yalın hâli
Bu cümlede could you please kibar bir rica başlatır; karşıdaki kişinin bir şeyi yapabilecek durumda olup olmadığını sormaz. Just, ricayı ardından gelen eylemle sınırlar: saçı düzleştirmek ve başka bir işlem yapmamak. Tekrar kullanılabilen Could you please just + fiilin yalın hâli...? kalıbı, belirli tek bir ricayı kibar ve açık biçimde iletir.
Alıştırma
Hangi cümle birinden kibarca yalnızca başlığı değiştirmesini ister?
- Are you able to change the title?
- Change the title now.
- Could you please just change the title?
Cevabı göster
Could you please just change the title?
straighten my hair: saçımı düzleştirmek
Straighten my hair, “saçımı düz hâle getirmek” anlamına gelir. Kuaförde bu ifade, genellikle fön veya şekillendirme araçlarıyla saçın düz bir görünüme kavuşturulmasını ister. Straighten + nesne kalıbı, o nesneyi düz hâle getirmek demektir. Burada şekli değişen şey my hair ifadesidir.
Alıştırma
Hangi cümle düz bir saç modeli ister?
- Could you straighten my hair, please?
- Could you curl my hair, please?
- Could you cut my hair, please?
Cevabı göster
Could you straighten my hair, please?
as opposed to: B yerine A’yı seçmek
Burada as opposed to iki olası sonucu karşılaştırır: straighten my hair istenen seçenektir, curling my hair ise elenen alternatiftir. Bu cümlede “B yerine A” anlamına gelir. A as opposed to B yapısı karşıtlığı açıkça gösterir. Bir seçimi veya farkı anlatır; tek başına birinin başka birine öfkeyle karşı çıkması anlamına gelmez.
Alıştırma
Burada öğretilen karşılaştırma ifadesiyle ricayı tamamlayın: Could we sit outside ____ inside?
Cevabı göster
as opposed to
So, when you're making requests about something that's very dear and important to you, Kelime
1:54Yani, sizin için çok değerli ve önemli olan bir konuda istekte bulunurken,
very dear and important to: fiyat değil, duygusal değer
very dear and important to you ifadesindeki dear, duygusal açıdan değerli veya çok sevilen anlamına gelir. Yüksek bir fiyatı anlatmaz. İfadenin tamamı, bir şeyin sizin için hem duygusal değeri hem de büyük önemi olduğunu söyler. dear to + kişi yapısı, o şeye kimin değer verdiğini belirtir; örneğin This place is dear to me. Bağlam, dear sözcüğünün duygusal değeri mi yoksa bazı kullanımlarda olduğu gibi yüksek fiyatı mı anlattığını gösterir.
Alıştırma
“This old photo is very dear to me,” cümlesinde dear ne anlama gelir?
- Beklediğimden daha pahalıya mal oldu.
- Benim için büyük bir duygusal değeri var.
- Benim için yeni bir şey.
Cevabı göster
Benim için büyük bir duygusal değeri var.
to get your message across. Öbek fiiller
2:01yapılması ve yapılmaması gerekenleri bir arada kullanmayı deneyin.
get your message across: ne demek istediğinizi karşı tarafa anlatmak
Get your message across, başka bir kişinin ne demek istediğinizi anlamasını sağlamak demektir. Önemli olan yalnızca konuşmuş ya da mesaj göndermiş olmanız değil, karşı tarafın anlamasıdır. Kalıp get + message/idea/point + across şeklindedir. Bu cümlede your message, saç modeliyle ilgili talimatları ifade eder. Across burada fiziksel hareket anlatmaz; düşüncenin karşı tarafa ulaştığını gösterir.
Alıştırma
Bu ifadede get your message across ne anlama gelir?
- Bir mesajı odanın bir tarafından diğer tarafına taşımak.
- Yazılı bir mesajı diğer tarafa göndermek.
- Başka bir kişinin ne demek istediğinizi anlamasını sağlamak.
Cevabı göster
Başka bir kişinin ne demek istediğinizi anlamasını sağlamak.
If all else fails: son bir yedek seçenek sunmak
If all else fails, diğer bütün yöntem veya planlar işe yaramazsa anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Dinleyiciye sırada son bir yedek seçeneğin olduğunu bildirir. Genellikle If all else fails, + yedek plan kalıbıyla cümlenin başında yer alır. Else, daha önce düşünülmüş diğer seçenekleri gösterir.
Alıştırma
'Başka hiçbir yöntem işe yaramazsa' anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: ____, we can ask the librarian for help.
Cevabı göster
If all else fails
to show your hairstylist exactly what you want. Kelime
2:06kuaförünüze tam olarak ne istediğinizi gösterebilirsiniz.
Hairstylist: saçla ilgilenen uzman
Bu cümlede hairstylist, saçını kesen, şekillendiren veya saçına model veren uzmandır. Belirli bir meslek adı olduğu için person ya da worker gibi genel kelimelerden daha nettir. Bu kelime hair ve stylist sözcüklerinin birleşimidir. Bir stylist saç, kıyafet veya genel görünüm üzerinde çalışabilir; hairstylist ise işin özellikle saçla ilgili olduğunu açıkça gösterir.
Alıştırma
İşi saç kesmek ve saça şekil vermek olan bir uzmanı en açık biçimde hangi İngilizce kelime adlandırır?
- hairstylist
- stylist
- cashier
Cevabı göster
hairstylist