Sayısız komplo teorisinin kökeni - PatrickJMT: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, Ramsey teorisini parti problemi üzerinden açıklar: Yeterince büyük kümelerde belirli örüntüler kaçınılmaz olarak ortaya çıkar, ancak kombinasyonların hızla çoğalması gereken en küçük büyüklüğü hesaplamayı son derece zorlaştırabilir. Ardından bu ilkeyi metinlerde görülür gibi olan kehanetlere, yıldızlardaki şekillere ve insanların rastlantısal düzenleri kasıtlı mesajlar olarak yorumlama eğilimine bağlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. given enough elements in a set or structure, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: given + ad öbeğini “yeterli sayıda öğe varsa” anlamına gelen resmî bir koşul yapısı olarak anlayın. Matematiksel veya açıklayıcı anlatımda, garantili bir sonucun dayandığı ön koşulu kurmak için bu yapıyı kullanmayı öğrenin. 2. virtually impossible — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: virtually sözcüğünün burada “sanal olarak” değil, “neredeyse” veya “pratikte” anlamında bir derece zarfı olduğunu ayırt edin. Kapsamlı bir aramanın teoride düşünülebilir, fakat hesaplama bakımından uygulanamaz olduğu durumlarda güçlü ama ölçülü bir değerlendirme yapın. 3. pick out signals among the noise, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: signals ve noise sözcüklerini, anlamlı bilgiyi rastlantısal ya da ilgisiz malzemeden ayırma metaforu olarak yorumlayın. Böylece medya, istatistik ve biliş alanlarında kanıt seçmeyi anlatabilir; algılanan bir örüntünün mutlaka kasıtlı bir anlam taşımadığını anlayabilirsiniz.
Bu derste
line up: metni düzenli biçimde sıralamak
Burada line up, nesneleri bir sıra hâlinde veya açık bir düzene göre yerleştirmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Nesnesi the entire text of Moby Dick olduğu için konuşan kişi metnin nasıl yerleştirildiğini anlatır; line sözcüğünü isim olarak kullanmaz. Birinin nesneleri düzenlediğini anlatmak için line up + nesne kullanılır: line up the cards. Nesne araya da girebilir: line the cards up. Özne insanlar olduğunda ve nesne bulunmadığında line up, sıraya girmek anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz sıraya dizmek anlamındaki öbek fiille tamamlayın: Please ____ the toy cars from smallest to largest.
Cevabı göster
line up
which was published in 1851: arka plan bilgisi eklemek
Virgüllerle ayrılmış bu yan cümlede which, Moby Dick'e gönderme yapar; was published in 1851 ise eserin yayımlanma yılını ekler. Which yeni bir konu başlatmaz ve 1851'e gönderme yapmaz. Bu, sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğidir: hangi kitap olduğu zaten belli olan bir eser hakkında arka plan bilgisi ekler. Bu cümlecik çıkarıldığında ana cümlenin yapısı ve temel mesajı yine geçerli kalır.
Alıştırma
Hangi cümle, zaten belirlenmiş bir roman hakkında ek bilgi vermek için sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği kullanır?
- The novel that was published in 2010 won an award.
- The novel, which was published in 2010, won an award.
- The novel was published in 2010 and won an award.
Cevabı göster
The novel, which was published in 2010, won an award.
may notice: olası bir gözlem hakkında temkinli öngörü
Burada may olasılık bildirir: bakan kişi örüntüleri fark edebilir, ancak konuşmacı herkesin onları göreceğini garanti etmez. Notice, may kiplik fiilinden sonra gelen ana fiildir ve bu yüzden yalın hâlde kalır. Açıklamalarda may + fiil, olası bir gözlemi temkinli biçimde öngörmek için kullanışlıdır. Buradaki may izin değil, olasılık bildirir.
Alıştırma
“You may notice a faint line near the edge,” cümlesinde may neyi gösterir?
- Konuşmacı çizgiyi gözlemlemek için izin istiyor.
- Gözlemin gerçekleşmesi mümkündür ancak garanti değildir.
- Herkesin çizgiyi gözlemleyeceği kesindir.
Cevabı göster
Gözlemin gerçekleşmesi mümkündür ancak garanti değildir.
which seem to predict the assassination of Martin Luther King, Dilbilgisi
0:17öngörüyor gibi görünen bu kelimeler
seem to predict: kesinlik değil, görünüşe dayalı izlenim
Seem to predict, seem to + fiilin yalın hâli yapısını izler. Örüntülerin görünüşü veya dizilişi, olayı öngörüyorlarmış izlenimi verir. Konuşmacı örüntülerin nasıl göründüğünü aktarır; gerçek bir öngörünün gerçekleştiğini doğrulamaz. Kanıt yalnızca görünüşe dayandığında seem to, konuşmacıyla sonuç arasında mesafe bırakır.
Alıştırma
Derste geçen ve “öngörüyor gibi görünmek” anlamına gelen ifadeyi kullanın: The marks ____ future events, but there is no proof that they do.
Cevabı göster
seem to predict
or these references to the 1997 death of Princess Di. Notlar
0:22veya Prenses Diana'nın 1997'deki ölümüne dair bu göndermeler gibi.
references to + kişi, olay veya konu
references to ifadesi bir kişiye, olaya veya düşünceye yapılan değinmeleri, göndermeleri ya da bunları işaret eden ipuçlarını anlatır. Burada to, gönderme yapılan olayı getirir: Prenses Diana'nın 1997'deki ölümü. Tek bir gönderme için a reference to + isim, birden fazla gönderme için references to + isim kullanılır. Reference bu anlamda bir isim olduğunda onu hedefiyle bağlayan sözcük of değil, to olur.
Alıştırma
Cümleyi references sözcüğünden sonra kullanılan edatla tamamlayın: The museum guide makes several references ____ local history.
Cevabı göster
to
Princess Di: Galler Prensesi Diana için kullanılan bir ad
Princess Di, Diana, Princess of Wales için medyada kullanılan ve yaygın olarak bilinen bir lakaptır. Kendisine sık sık Princess Diana da denir. Di, Diana adının kısaltılmış biçimidir; soyadı veya yer adı değildir. the 1997 death of Princess Di ifadesinde bu ad, Diana'nın 1997'deki ölümünü anlatır. Bu lakabı tanımak, haber başlıklarında, belgesellerde ve popüler kültür göndermelerinde kimden söz edildiğini anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede Princess Di kime karşılık gelir?
- Di adlı bir yer
- Soyadı Di olan bir prenses
- Galler Prensesi Diana
Cevabı göster
Galler Prensesi Diana
So, was Herman Melville a secret prophet? Anlatım akışı
0:27Peki, Herman Melville gizli bir kahin miydi?
So, was Herman Melville a secret prophet? ile merak uyandıran bir giriş yapmak
Baştaki So, soruyu önceki anlatıma bağlar: tuhaf bir ayrıntı, Moby Dick'in yazarı Herman Melville'in bir şeyi önceden tahmin etmiş gibi görünmesine yol açmıştır. Evet-hayır sorusu bu şaşırtıcı çıkarımı izleyiciye sunar. Konuşmacı Melville'in gerçekten bir kâhin olduğunu ciddi biçimde iddia etmiyor. Abartılı soru bir merak kancasıdır: gerilim yaratır ve sonraki açıklamaya yanıtlayacağı ya da düzelteceği bir düşünce verir. Yeniden kullanılabilecek bilgi düzeni şaşırtıcı gözlem, çarpıcı soru ve ardından açıklamadır.
Alıştırma
“So, was Herman Melville a secret prophet?” sorusunun söylemdeki temel işlevi nedir?
- Merak yaratmak ve bir açıklamaya zemin hazırlamak
- Melville'in geleceği tahmin edebildiğini gerçek olarak kabul ettirmek
- Yanıt vermeden konuyu bitirmek
Cevabı göster
Merak yaratmak ve bir açıklamaya zemin hazırlamak
and we know that thanks to a mathematical principle called Ramsey theory. Notlar
0:33ve bunu Ramsey teorisi adı verilen matematiksel bir prensip sayesinde biliyoruz.
thanks to: sonucu mümkün kılan bir neden veya dayanak sunmak
Bu cümlede thanks to, yanıtı bilmemizi sağlayan nedeni veya dayanağı tanıtır: Ramsey teorisi matematiksel açıklamayı sağlar. Dil bilgisi bakımından ardından bir isim öbeği gelen bir edat öbeğidir: thanks to + a mathematical principle. Burada doğrudan teşekkür bildirmez. Yeniden kullanılabilecek yapı sonuç veya bilgi + thanks to + bunu mümkün kılan neden, kaynak, kişi ya da araçtır.
Alıştırma
Yararlı bir nedene sonuçtan pay veren, dersteki iki sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamla: ____ Maya's clear directions, we arrived on time.
Cevabı göster
Thanks to
called Ramsey theory: önceki ismin adını belirtme
Burada called Ramsey theory, a mathematical principle ifadesinden sonra gelir ve bu ilkenin adını belirtir. Called burada “adı verilen” veya “olarak adlandırılan” anlamındadır; “telefon edildi” anlamına gelmez. İsim + called + ad kalıbı, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: a mathematical principle called Ramsey theory, a mathematical principle that is called Ramsey theory ile aynı anlamdadır. Bir kavramın, yöntemin, nesnenin veya etkinliğin adını tanıtmak için kullanılabilir.
Alıştırma
“Bu adla anılan” anlamına gelen tek sözcüklük call biçimini kullanın: We learned about a method ____ spaced repetition.
Cevabı göster
called
It's the reason we can find geometric shapes in the night sky. Anlatım akışı
0:37Gece gökyüzünde geometrik şekiller bulabilmemizin nedeni budur.
It's the reason: bir açıklamayı sonucuna bağlama
Bu cümlede It, az önce sözü edilen Ramsey teorisine gönderme yapar. It's the reason, sonraki we can find geometric shapes in the night sky yan cümlesinin teorinin açıklamaya yardımcı olduğu bir sonuç veya olgu olduğunu gösterir. It is the reason + yan cümle kalıbı, daha önce ele alınmış bir neden ya da açıklamadan onun sonucuna geçerek bilgiyi düzenler. Birçok bağlamda That is why + yan cümle yapısına yakındır.
Alıştırma
Nedeni sonucuna bağlamak için It's the reason kalıbını kullanın: Heavy snow blocks the road. ____ the buses are late.
Cevabı göster
It's the reason
without checking: without + V-ing
without checking ifadesinde without bir edattır. Ardından gelen fiil -ing biçimini alır; bu yüzden check, checking olur. Buradaki checking şimdiki zaman yapısı değildir. without + V-ing kalıbı, belirtilen eylem yapılmadan ana eylemin ya da durumun gerçekleştiğini anlatır. Burada, kontrol etmeden de bilmenin mümkün olduğu söylenir.
Alıştırma
Cümleyi check fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Mia signed the form without ____ the details.
Cevabı göster
checking
have exactly the same number of hairs on their head. Kalıp ifadeler
0:45kontrol etmeden bilebilmemizin nedeni de budur.
at least two: kesin sayı değil, alt sınır
At least bir alt sınır belirtir. At least two, “iki veya daha fazla” demektir; dolayısıyla cümle en az iki kişi olduğunu garanti eder, sayının tam olarak iki olduğunu söylemez. Bu ifade, gerçek sayının daha yüksek olabileceği gereklilikleri, tahminleri ve iddiaları belirtirken sık kullanılır.
Alıştırma
A club needs at least six members. Hangi ifade kesinlikle doğrudur?
- Kulübün altı veya daha fazla üyeye ihtiyacı vardır.
- Kulübün tam olarak altı üyeye ihtiyacı vardır.
- Kulüp için altıdan fazla üye gerekmez.
Cevabı göster
Kulübün altı veya daha fazla üyeye ihtiyacı vardır.
exactly the same number of: sayıda kesin eşitlik
Exactly the same number of, iki veya daha fazla gruptaki sayının hiçbir fark olmadan eşit olduğunu belirtir. Exactly, the same number karşılaştırmasının tamamını güçlendirir; saç tellerinin kendisini nitelemez. Kalıp exactly the same number of + çoğul sayılabilen isim şeklindedir. Kişiler, gruplar veya nesneler farklı olabilir; yalnızca sonraki ismin sayısı eşleşmelidir.
Alıştırma
Dersi öğrendiğiniz ifadeyle cümleyi tamamlayın: After a careful recount, the two boxes held ____ cards—not one card more or less.
Cevabı göster
exactly the same number of
just about any: neredeyse herhangi biri
Just about any ifadesinde just about, 'neredeyse' anlamına gelir. İfade, kapsamı olası seçeneklerin neredeyse tümüne genişletirken birkaç istisnaya da yer bırakır. Burada just about any text tek bir bütün olarak anlaşılır ve almost any text anlamına gelir. Just sözcüğünü 'yalnızca', about sözcüğünü de 'hakkında' diye ayrı ayrı yorumlamayın.
Alıştırma
'This charger works with just about any phone,' cümlesindeki just about any ne anlama gelir?
- Hiçbir olası istisna olmadan bütün telefonlar
- Yalnızca belirli bir telefon
- Olası istisnalarla birlikte neredeyse her telefon
Cevabı göster
Olası istisnalarla birlikte neredeyse her telefon
even Vanilla Ice lyrics: şaşırtıcı bir popüler kültür örneği
Vanilla Ice, Amerikalı bir rapçinin sahne adıdır. Bu nedenle Vanilla Ice lyrics, vanilyalı dondurma hakkında sözler değil, onun şarkılarındaki sözler anlamına gelir. Burada even, “hemen hemen her metin” kapsamına beklenmedik biçimde giren bir örnek sunar. Geniş ve ciddi bir iddiadan hafif bir popüler kültür örneğine geçilmesi cümleye eğlenceli bir hava verirken kapsamın çok geniş olduğu düşüncesini de güçlendirir.
Alıştırma
Bu cümlede even Vanilla Ice lyrics ne işe yarıyor?
- lyrics sözcüğünü vanilyalı dondurma tarifi anlatmak için kullanır.
- İddianın kapsamının ne kadar geniş olduğunu vurgulayan şaşırtıcı bir popüler kültür örneği verir.
- Vanilla Ice'ın kalıpları inceleyen bir araştırmacı olduğunu söyler.
Cevabı göster
İddianın kapsamının ne kadar geniş olduğunu vurgulayan şaşırtıcı bir popüler kültür örneği verir.
Simply put: daha basit bir açıklamaya geçişi belirtmek
Simply put, “basit bir şekilde söylemek gerekirse” anlamına gelir. Cümlenin başında kullanıldığında bu söylem belirteci, daha karmaşık bir düşüncenin sonraki sözlerle daha kolay bir biçimde yeniden ifade edileceğini veya özetleneceğini dinleyiciye bildirir. Burada put, “bir şeyi bir yere koymak” değil, “sözcüklerle ifade edilmiş olmak” anlamındadır. Bu ifade, karmaşık içerikten daha basit bir biçime geçişi açıkça göstererek bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Bu dersteki iki sözcüklük geçiş ifadesini aynen yazın: ____, the new plan costs too much.
Cevabı göster
Simply put
it states that given enough elements in a set or structure, Dilbilgisi
0:59bir küme veya yapıda yeterli sayıda eleman bulunduğunda,
some particular interesting pattern among them is guaranteed to emerge. Dilbilgisi
1:03aralarında belirli bir ilginç örüntünün ortaya çıkmasının garanti olduğunu belirtir.
given enough elements in a set or structure: given + isim öbeğiyle koşul belirtme
Given + isim öbeği bir koşul belirtebilir. Burada given enough elements in a set or structure, if there are enough elements in a set or structure anlamına gelir. Bu ifade, birinin elemanları başka birine vermesini anlatmaz. Baştaki kısa koşul öbeği önce koşulu belirler, ardından cümle sonucu açıklar.
Alıştırma
Cümleyi, if there is enough time anlamına gelen kısa given + isim öbeği koşuluyla tamamlayın: ____, Leo can check every answer.
Cevabı göster
Given enough time
is guaranteed to emerge: be guaranteed to + fiil ile kesinlik
Be guaranteed to + fiilin yalın hâli, belirtilen koşullar altında bir sonucun kesin olduğunu anlatır. is guaranteed to emerge ifadesinde emerge, ortaya çıkmak veya fark edilir hâle gelmek demektir; dolayısıyla örüntü mutlaka ortaya çıkar. Edilgen yapı, bir kişinin söz vermesine değil sonucun kesinliğine odaklanır. Bu matematik bağlamında kesinlik kuraldan veya kanıttan gelir.
Alıştırma
Bir kanıt, belirgin bir örüntünün mutlaka ortaya çıkacağını gösteriyor. Hangi cümle bu kesinliği ifade eder?
- A clear pattern is likely to emerge.
- A clear pattern may emerge.
- A clear pattern is guaranteed to emerge.
Cevabı göster
A clear pattern is guaranteed to emerge.
let's look at what's called the party problem, Dilbilgisi
1:10parti problemi olarak adlandırılan şeye bakalım,
what's called + bir ad veya terim
what's called the party problem ifadesinde what's, what is yapısının kısaltılmış biçimidir; called ise 'bu adın verilmesi' anlamına gelir. İfade, yerleşik ad olan the party problem terimini tanıtır; telefonla aramaktan söz etmez. Bir şeyi insanların kullandığı adla belirtmek istediğinde what is/what's called + bir ad veya terim yapısını kullanabilirsin. Bu cümlede what ile başlayan yan cümlenin tamamı, konuşmacının incelememizi istediği şeydir.
Alıştırma
Bir adı tarafsız biçimde tanıtan, dersteki kısaltılmış ifadeyle cümleyi tamamla: This pattern is ____ a tessellation.
Cevabı göster
what's called
a classic illustration of Ramsey theory. Kalıp ifadeler
1:13bu, Ramsey teorisinin klasik bir örneğidir.
a classic illustration of + bir düşünce veya teori
Burada illustration, bir düşünceyi anlamayı kolaylaştıran örnek anlamına gelir; mutlaka bir çizim demek değildir. A classic illustration of Ramsey theory ifadesi, bir şeyi teorinin nasıl işlediğini açıkça gösteren, iyi bilinen bir durum olarak tanımlar. Tekrar kullanılabilen yapı a/an + sıfat + illustration of + bir düşünce veya ilkedir. Classic, örneğin yalnızca eski olduğunu değil, yaygın biçimde tanındığını ve sık kullanıldığını belirtir.
Alıştırma
a classic illustration of Ramsey theory ifadesinde illustration ne anlama gelir?
- Teorinin nasıl göründüğünü gösteren ünlü bir çizim
- Teoriyi açıkça gösteren, iyi bilinen bir örnek
- Ramsey teorisinin yerini alan farklı bir teori
Cevabı göster
Teoriyi açıkça gösteren, iyi bilinen bir örnek
Suppose there are at least six people at a party. Dilbilgisi
1:15Bir partide en az altı kişi olduğunu varsayalım.
Suppose there are: varsayımsal bir durum oluşturmak
Suppose there are + çoğul isim öbeği, dinleyiciden bazı şeylerin var olduğunu geçici olarak kabul etmesini ister. Ardından gelen akıl yürütme için varsayımsal bir koşul oluşturur. Bu cümlede anlamı “Bir partide en az altı kişi olduğunu varsayalım”dır; “Bunun gerçek hayatta doğru olduğunu tahmin ediyorum” anlamına gelmez.
Alıştırma
Varsayımsal durumu öğrendiğiniz hedef ifadeyle tamamlayın: ____ eight routes to the park.
Cevabı göster
Suppose there are
we can say for sure that some group of three of them Kalıp ifadeler
1:20onlardan oluşan herhangi bir üçlü grubun
say for sure: kesin bir sonuç ifade etmek
say for sure ifadesinde for sure, konuşanın ardından gelen içerikten ne kadar emin olduğunu gösterir. We can say for sure that ... ifadesi, kanıtların veya akıl yürütmenin sonucu güvenle söylememizi sağladığı anlamına gelir. Burada konuşan kişi bütün ilişkileri doğrudan kontrol etmiyor. Bu ifade, buna rağmen sonucun kesin olarak çıkarılabildiğini vurgular.
Alıştırma
Bu cümlede say for sure ne ifade ediyor?
- bir sonucu kesin olarak ifade etmek
- çok yüksek sesle konuşmak
- gelişigüzel bir tahminde bulunmak
Cevabı göster
bir sonucu kesin olarak ifade etmek
either all know each other or have never met before, Dilbilgisi
1:23ya birbirini tamamen tanıdığını ya da daha önce hiç karşılaşmadığını kesin olarak söyleyebiliriz,
either all ... or ...: grubun tamamı için iki alternatif
Either A or B, cümleyi aynı üç kişilik grup için iki alternatif sonuca ayırır. Burada alternatifler birbirini dışlar: ya üçü de birbirini tanır ya da gruptaki hiç kimse diğer ikisiyle daha önce karşılaşmamıştır. All ilk kolda açıkça yazılmıştır, ancak ona paralel ikinci kol da grubun tamamı için geçerli olarak anlaşılır. Cümleyi, farklı grup üyelerinin farklı kolları seçmesi şeklinde değil, grubun iki tam ilişki biçiminden birine uyması şeklinde okuyun.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama geliyor? The five lamps will either all flash together or stay dark.
- Beş lambanın hepsi aynı sonucu paylaşır: ya hepsi yanıp söner ya da hepsi sönük kalır.
- Bazı lambalar yanıp sönerken diğerleri sönük kalabilir.
- Beş lambanın hepsi aynı anda hem yanıp söner hem de sönük kalır.
Cevabı göster
Beş lambanın hepsi aynı sonucu paylaşır: ya hepsi yanıp söner ya da hepsi sönük kalır.
without knowing a single thing about them. Kalıp ifadeler
1:27hem de onlar hakkında hiçbir şey bilmeden.
a single thing: olumsuz bağlamda vurgu
Without sözcüğünün oluşturduğu olumsuz bağlamda a single thing, tek bir gerçek ya da bilgi parçası bile anlamına gelir. Single, olumsuzluğu mümkün olan en küçük miktara kadar indirir; bu nedenle without knowing a single thing hiçbir şey bilmemek demektir. Bu ifade burada belirli bir nesneyi saymaz. Konuşanın hiç bilgi bulunmadığı yönündeki iddiasını güçlendirir.
Alıştırma
Hangi cümlede a single thing, hiç bilgi bulunmadığını güçlü biçimde vurguluyor?
- I didn't learn a single thing about the surprise.
- I put a single thing on each shelf.
- I chose a single thing from the menu.
Cevabı göster
I didn't learn a single thing about the surprise.
We can demonstrate that by graphing out all the possibilities. Öbek fiiller
1:29Bunu tüm olasılıkları grafiğe dökerek gösterebiliriz.
graphing out: tüm olasılıkları grafiğe dönüştürmek
Burada graphing out, aralarındaki ilişkilerin görülebilmesi için tüm olasılıkları görsel bir grafiğe dönüştürmek demektir. Out, bütün kümenin açıkça ortaya konması anlamını katar; dışarı doğru hareket etmeyi anlatmaz. Graphing out, by sözcüğünden sonra geldiği için -ing biçimi düşüncenin hangi yöntemle gösterildiğini belirtir: düşünce, grafik oluşturularak gösterilir.
Alıştırma
“Tüm olasılıkları bir grafiğe koymak” anlamındaki iki sözcüklü fiille cümleyi tamamlayın: We can ____ all the possibilities.
Cevabı göster
graph out
represents: şema simgesini temsil ettiği şeyle ilişkilendirmek
Bir şemada represents, “temsil eder” veya “karşılık gelir” anlamındadır. Çizilen her nokta bir kişinin simgesidir; noktanın kendisi gerçek anlamda bir kişi değildir. Bir açıklama görsel bir simgeyi bir nesne, miktar veya fikirle ilişkilendiriyorsa bu anlamı kullanın. Başka bir bağlamda represent, biri adına konuşmak veya hareket etmek anlamına gelebilir; ancak burada bu anlamda değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede represents, bir şemadaki simgenin gerçek dünyadaki bir nesneye karşılık geldiğini gösterir?
- Maya represents her class at the meeting.
- In this diagram, each triangle represents a school.
- The actor represents the king in the play.
Cevabı göster
In this diagram, each triangle represents a school.
and a line indicates that the pair know each other. Kelime
1:35ve bir çizgi, çiftin birbirini tanıdığını gösterir.
indicates that: bir işaretin ne anlama geldiğini belirtmek
indicate that + yan cümle yapısında indicate, yalnızca “işaret etmek” değil, “göstermek” veya “bir bilgiyi iletmek” anlamına gelir. Burada çizgi, iki kişinin birbirini tanıdığı bilgisini iletir. Özne işaret veya kanıtı belirtir; that ile başlayan yan cümle ise bunun ilettiği ya da desteklediği bilgiyi veya sonucu verir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki “gösterir” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: A red warning light ____ the machine needs attention.
Cevabı göster
indicates that
but every single one has the property that we're looking for. Kalıp ifadeler
1:46ancak her birinin bizim aradığımız o özelliği vardır.
every single one: hiçbir istisna olmadığını vurgulamak
Every single one, bir grubun her bir üyesi anlamına gelir ve hiçbir istisna olmadığını belirtir. Single, every sözcüğünü güçlendirir; yalnızca bir öge olduğu anlamına gelmez. One, tekil sayılabilen bir ismin ya da daha önce belirtilen bir üyenin veya türün yerine geçer. Bu cümlede, daha önce ele alınan olasılıkların her birine gönderme yapar.
Alıştırma
Hangi cümle pillerin hiçbirinin bozulmadığını en güçlü biçimde ifade eder?
- We tested the batteries, and everyone worked.
- We tested the batteries, and every single one worked.
- We tested the batteries, and one worked.
Cevabı göster
We tested the batteries, and every single one worked.
the property that we're looking for: aradığımız hedef özellik
Bu matematik açıklamasında property, bir düzenin sahip olduğu özellik veya koşul anlamına gelir. İfadenin tamamı bulmaya çalıştığımız belirli özellik demektir; arazi, bina ya da birine ait eşya anlamına gelmez. that we're looking for, hangi property'nin kastedildiğini belirleyen bir ilgi yan cümlesidir. Bu kalıp başka yerlerde de kullanılabilir: isim + that + yan cümle, genel bir ismi konuşmada önemli olan belirli şeyle sınırlar.
Alıştırma
Vurgulanan ifadede property ne anlama geliyor?
- Bir kişinin sahip olduğu bir şey
- Bir gayrimenkul
- Bir özellik veya koşul
Cevabı göster
Bir özellik veya koşul
where that's guaranteed to be the case: yer değil, bir koşul
Buradaki where fiziksel bir yeri göstermez. the lowest number of guests ifadesinden sonra gelir ve bu sayısal eşikte neyin doğru olduğunu açıklar: altı konuk olduğunda, daha önce sözü edilen sonuç kesindir. that's guaranteed to be the case, hemen önce söylenen ifadenin kesinlikle doğru olduğu anlamına gelir. that önceki sonucu gösterir; be the case ise doğru olmak veya anlatıldığı gibi gerçekleşmek demektir.
Alıştırma
Hangi cümle vurgulanan ifadeyi en doğru biçimde yeniden anlatıyor?
- The result is certain only because the number six was spoken.
- Six is the place where the guests are certain to meet.
- Six is the smallest number for which the earlier result is certain.
Cevabı göster
Six is the smallest number for which the earlier result is certain.
that such a minimum number exists for certain patterns, Dilbilgisi
1:59belirli örüntüler için böyle bir minimum sayının var olduğunun garantisini verir,
such a minimum number exists: önceki türe gönderme ve varlık iddiası
“Such a + tekil sayılabilir isim”, daha önce açıklanmış bir türü veya koşulu işaret eder. Burada such a minimum number, söz konusu örüntülerden biri için gerekli özelliğe sahip minimum sayı anlamına gelir. Exists bir varlık iddiası ortaya koyar: Ramsey teorisi bu türden en küçük bir sayının bulunduğunu garanti eder. Bu, sayının kesin değerinin bilindiği veya kolayca hesaplanabildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümledeki such a minimum number exists bize ne anlatıyor?
- Az önce açıklanan türden bir minimum sayının var olduğu garanti edilir.
- Kesin minimum sayı zaten hesaplanmıştır.
- Her küçük sayı bu örüntüyü oluşturur.
Cevabı göster
Az önce açıklanan türden bir minimum sayının var olduğu garanti edilir.
no easy way to find it: zorluk, imkânsızlık değil
“No easy way to + fiilin yalın hâli”, bir şeyi yapmak için basit veya doğrudan bir yöntem bulunmadığı anlamına gelir. Bu cümlede find it, daha önce sözü edilen minimum sayının kesin değerini belirlemek demektir. Bu ifade, görevin imkânsız olduğunu söylemez. Zor, yavaş veya karmaşık bir yöntem yine de işe yarayabilir.
Alıştırma
Görevin basit bir yöntemi olmadığını anlatmak için cümleyi vurgulanan yapıyla tamamlayın: There is ____ to verify every result by hand.
Cevabı göster
no easy way
As ... grows higher: değişen iki eğilimi ilişkilendirmek
Burada as, “-dıkça” anlamına gelir ve bir değişim eğilimini başlatır: misafirlerin sayısı artar. Ana cümle, bu artışla birlikte ne olduğunu açıklar. As + değişen durum, ana cümle kalıbı iki eğilimi ilişkilendirmek için kullanılır: As X increases, Y changes. Buradaki as, “olarak” anlamına gelmez ve tek başına X’in Y’nin tek nedeni olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi cümlede as, başka bir değişimle birlikte gerçekleşen bir değişimi başlatır?
- As the crowd grew larger, the room became noisier.
- As the bus was late, we called a taxi.
- He used the box as a table.
Cevabı göster
As the crowd grew larger, the room became noisier.
Get out of control: yönetilemez hâle gelmek
Get out of control, yönetilebilir bir durumdan artık yönetilemeyen bir duruma geçmek anlamına gelir. Burada get bir durum değişikliğini, out of control ise yeni durumu belirtir. Bu cümlede ifade gerçek anlamlı değildir: olası kombinasyonların sayısı o kadar büyür ki onları hesaplamak veya yönetmek çok zorlaşır. Aynı ifade, yönetilmesi zorlaşan başka şeyleri de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “yönetilmesi zor hâle gelmek” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: Without a clear plan, the costs can quickly ____.
Cevabı göster
get out of control
say you're trying to find out the minimum size of a party Anlatım akışı
2:12bir partinin minimum büyüklüğünü bulmaya çalıştığınızı varsayalım,
Say you're trying to find out: varsayımsal bir örnek kurmak
Burada say varsayımsal bir örnek sunar: bir şeyi bulmaya çalıştığın bir durumu hayal et demektir. Konuşmak anlamına gelmez ve dinleyenden bir şeyi sesli söylemesini istemez. Cümle başındaki say + yan cümle, açıklamayı genel bir fikirden somut bir duruma taşır. you're trying to find out, bu hayalî durumdaki amacı belirtir.
Alıştırma
Örneğin başındaki say ne işe yarıyor?
- Birinin daha önce söylediği sözleri aktarır.
- Dinleyenden cümleyi sesli tekrar etmesini ister.
- Varsayımsal bir durum sunar.
Cevabı göster
Varsayımsal bir durum sunar.
Despite five being a small number: despite + -ing yan cümlesi
Despite bir ödünleme ilişkisi kurar: ardından gelen ana cümledeki sonucu şaşırtıcı gösterebilecek bir gerçeği sunar. five being a small number yapısında five, being fiilinin mantıksal öznesidir. -ing yan cümlesinin tamamı despite edatının tümlecidir ve yaklaşık olarak despite the fact that five is a small number anlamına gelir.
Alıştırma
although the team is small anlamını vermek için despite sonrasında the team ve be fiilinin -ing biçimini kullanın: ____, it can handle the job.
Cevabı göster
Despite the team being small
virtually impossible: pratikte neredeyse imkânsız
virtually impossible ifadesinde virtually, “neredeyse” veya “pratikte” anlamına gelen bir derece zarfıdır. impossible sözcüğünü biraz daha az mutlak hâle getirir: cevabı keşfetmek mantıksal olarak tamamen imkânsız olmayabilir, ancak bunu başarma olasılığı son derece düşüktür. Burada virtually, “dijital ya da çevrim içi yollarla” anlamına gelmez. Nitelediği sıfat ve bağlam, onun derece bildirdiğini gösterir.
Alıştırma
“The path is virtually impossible to follow at night,” cümlesinde virtually impossible ne anlama gelir?
- Gece olunca kolaylaşır.
- Yalnızca dijital bir simülasyonun içinde imkânsızdır.
- Neredeyse imkânsızdır, ancak çok küçük bir olasılık hâlâ vardır.
Cevabı göster
Neredeyse imkânsızdır, ancak çok küçük bir olasılık hâlâ vardır.
an exhaustive search: her olasılığı denetleyen eksiksiz arama
An exhaustive search, tanımlı bir kümedeki olası her seçeneği veya düzenlemeyi hiçbirini atlamadan sistemli biçimde denetler. Matematikte, bilişimde ve problem çözmede eksiksiz bir arama yöntemini anlatır. Burada exhaustive, “her şeyi kapsayan” anlamına gelir. Aramanın yalnızca birini yorduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
an exhaustive search ifadesini doğru kullanan cümleyi seçin.
- The program used an exhaustive search but looked at only two random arrangements.
- The program used an exhaustive search and checked every possible arrangement.
- The program called the search exhaustive because it made the team tired.
Cevabı göster
The program used an exhaustive search and checked every possible arrangement.
That's because of the sheer volume of possibilities. Kalıp ifadeler
2:27Bunun sebebi olasılıkların muazzam hacmidir.
the sheer volume of: son derece büyük toplam miktar
The sheer volume of + isim, bir şeyin toplam miktarının veya sayısının son derece büyük olduğunu belirtir. Bu cümlede possibilities o kadar çoktur ki miktarın kendisi neden olarak gösterilir. Burada sheer bir pekiştiricidir; yalnızca büyüklüğün bile önemli olduğunu anlatır. Bu kullanımda volume, ses yüksekliği değil miktar veya sayı demektir.
Alıştırma
Cümleyi “son derece büyük toplam miktar” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The support team struggled with ____ requests.
Cevabı göster
the sheer volume of
has 2 to the 1,128th power possible configurations, Kelime
2:322 üzeri 1.128 olası konfigürasyona sahiptir,
2 to the 1,128th power: bir üslü ifadeyi okuma
Matematikte A to the nth power, A sayısının n'inci kuvveti anlamına gelir. Bu nedenle 2 to the 1,128th power, 2¹¹²⁸ anlamındadır: 2 sayısının 1.128 kez çarpan olarak yer aldığı bir çarpım. Burada power, güç veya kontrol değil matematiksel kuvvet anlamındadır. Üs, one thousand one hundred twenty-eighth şeklinde sıra sayısı olarak söylenir.
Alıştırma
3^4 ifadesini base + to the + ordinal number + power yapısıyla okumak için cümleyi tamamlayın: Three ____ equals eighty-one.
Cevabı göster
to the fourth power
more than the number of atoms in the universe. Anlatım akışı
2:38ki bu evrendeki atom sayısından bile fazladır.
more than the number of atoms in the universe: ölçeği göstermek için devasa bir ölçüt kullanmak
Burada more than, daha önce sözü edilen miktarı çok büyük bir ölçütle, yani evrendeki atomların sayısıyla karşılaştırır. Bu karşılaştırma, soyut bir sayıyı gündelik deneyimin çok ötesinde hissettirir. Atomlar asıl konu değildir. Atom sayısı, dinleyiciye bir ölçek vererek bilgiyi düzenler; ham bir sayıyı hayal etmek zor olduğunda bilim anlatımlarında sık kullanılan bir yöntemdir.
Alıştırma
Burada more than the number of atoms in the universe ifadesinin temel işlevi nedir?
- Atomların neden oluştuğunu açıklar.
- Başka bir miktarı devasa göstermek için son derece büyük bir ölçüt kullanır.
- Atomların kesin sayısını verir.
Cevabı göster
Başka bir miktarı devasa göstermek için son derece büyük bir ölçüt kullanır.
Even with the help of: ödün bildiren bir koşul sunmak
Even with the help of + isim öbeği, yardım olsa bile geçerli olan bir koşulu sunar. Bilgisayarların işi kolaylaştırması beklenir, ancak sonraki ana cümle bir güçlüğün ya da sınırın hâlâ devam ettiğini söyler. even yalnızca computers sözcüğünü değil, with ile kurulan öbeğin tamamını etkiler. Yeniden kullanılabilen kalıp Even with + yararlı koşul, + beklenmedik veya hâlâ sınırlı sonuç biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki ‘yardım almış olmamıza rağmen’ anlamına gelen beş sözcüklü kalıpla tamamlayın: ____ a guide, we still got lost.
Cevabı göster
Even with the help of
the best we know is that the answer to this question Anlatım akışı
2:43bu sorunun cevabı hakkında bildiğimiz en iyi şey
the best we know is that: mevcut bilginin sınırını belirtmek
The best we know is that, şu anda mevcut bilgilerin desteklediği en güçlü veya en kesin sonucu sunar. Buradaki best, bir şeyi iyi olduğu için öven bir sözcük değildir. Bu ifade, that yan cümlesinden önce bilginin sınırını belirleyerek mesajı düzenler. Bu yüzden ardından gelen iddia dikkatli bir sonuçtur ve yeni kanıtlarla değişebilir; mutlak veya kesin bir cevap değildir.
Alıştırma
Bu cümlede the best we know is that ne işe yarıyor?
- Daha sonra değiştirilemeyecek nihai bir cevap sunar.
- Cevabı bilmenin en iyi etkinlik olduğunu söyler.
- Mevcut kanıtların desteklediği en güçlü sonucu sunar.
Cevabı göster
Mevcut kanıtların desteklediği en güçlü sonucu sunar.
somewhere between 43 and 49: belirsiz bir sayı aralığı
Somewhere between 43 and 49, bilinmeyen sayıyı 43 ve 49'un sınırlarını oluşturduğu aralığa yerleştirir. Somewhere burada fiziksel bir yeri değil, sayı doğrusu üzerindeki bir noktayı belirtir. İfade, kesin değeri bilinmez bırakırken yararlı bir alt ve üst sınır verir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp somewhere between A and B şeklindedir.
Alıştırma
Somewhere ve doğru aralık sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: The repair will take ____ three and five days.
Cevabı göster
somewhere between
can emerge from a relatively small set. Kalıp ifadeler
2:55nispeten küçük bir kümeden bile ortaya çıkabileceğidir.
What this shows us is that: kanıttan sonuca
What this shows us is that ... ifadesi, konuşmacının daha önceki bir kanıtı veya örneği sonuca bağladığını gösterir. This önceki içeriğe gönderme yapar; that ile başlayan yan cümle ise sonucu belirtir. What this shows us, is fiilinin öznesi olarak görev yapan bir isim yan cümlesidir. Buradaki what soru oluşturmaz; yan cümlenin tamamı “bunun bize gösterdiği şey” anlamına gelir.
Alıştırma
Bu dersteki kalıbı aynen kullanarak sonucu tamamlayın: ____ small daily habits can produce big results.
Cevabı göster
What this shows us is that
seemingly astronomical odds: neredeyse imkânsız görünen ihtimaller
Seemingly astronomical odds ifadesinde astronomical mecazidir; olağan ölçünün çok ötesinde veya son derece büyük anlamına gelir. Bağlam belirli bir örüntünün ortaya çıkma ihtimaliyle ilgili olduğundan, ifade bu örüntünün gerçekleşmesine karşı ihtimaller çok büyükmüş gibi son derece düşük olasılıklı göründüğünü anlatır. Seemingly, “görünüşe göre” veya “ilk bakışta” anlamına gelir. Böylece bu tür örüntülerin nispeten küçük bir kümeden yine de ortaya çıkabileceği yönündeki şaşırtıcı sonuca yer bırakır.
Alıştırma
Örnekte seemingly astronomical odds, örüntüler hakkında ne anlatıyor?
- Gerçekleşmeleri son derece düşük olasılıklı görünüyor.
- Her küçük kümede kesinlikle ortaya çıkarlar.
- Yalnızca astronomlar tarafından ölçülebilirler.
Cevabı göster
Gerçekleşmeleri son derece düşük olasılıklı görünüyor.
emerge from: bir kaynak veya koşuldan gelişmek
Bu cümlede emerge from, “bir kaynaktan veya belirli koşullardan gelişmek ya da fark edilir hâle gelmek” anlamındadır. Ortaya çıkan şey soyut bir örüntü, sonuç, fikir veya sorun olabilir; fiziksel olarak bir şeyin içinden çıkması gerekmez. Yapı özne + emerge from + kaynak şeklindedir. Bu ifade yalnızca bir şeyin nereden geldiğini belirtmek yerine, sonucun belirginleşmesini veya şekillenmesini anlatır.
Alıştırma
“Bir şeyden gelişmek” anlamına gelen ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: A useful idea may ____ a short conversation.
Cevabı göster
emerge from
Any four stars where no three lie in a straight line Dilbilgisi
3:03Herhangi üçü düz bir çizgi üzerinde olmayan herhangi dört yıldız
where no three lie in a straight line: koşul eklemek
Burada where, hangi dört yıldız grubunun ele alındığını sınırlayan bir koşul getirir. Bir yeri göstermez: Dört yıldız, yalnızca aralarındaki hiçbir üçlü aynı doğru üzerinde değilse koşulu karşılar. Bu geometri ifadesinde lie “konumlanmak, bulunmak” anlamındadır. İsim öbeği + where + koşul yapısı, bir açıklamada bir düzen veya durum tanıtılıp ardından o durumda doğru olması gereken şey belirtildiğinde yaygındır.
Alıştırma
“Any four stars where no three lie in a straight line” ifadesinde where ne işlev görür?
- Üç yıldızın bir çizginin üzerinde uzandığını söyler.
- Dört yıldızın karşılaması gereken bir koşul ekler.
- Dört yıldızın fiziksel konumunu sorar.
Cevabı göster
Dört yıldızın karşılaması gereken bir koşul ekler.
some quadrilateral shape: türü belirtilmemiş dört kenarlı bir şekil
some quadrilateral shape ifadesinde quadrilateral, dört düz kenarı olan bir şekli belirten geometri terimidir. Burada some, tekil ve sayılabilen bir isimden önce geldiği için “birkaç tane” değil, türü belirtilmemiş bir şekil anlamına gelir. Cümle, sonucun bir dörtgen olacağını söyler ancak bunun tam olarak hangi tür dörtgen olduğunu belirtmez.
Alıştırma
Bu cümlede some quadrilateral shape ne anlama gelir?
- dört kenarı olamayan bir şekil
- birkaç tane dört kenarlı şekil
- türü belirtilmemiş dört kenarlı bir şekil
Cevabı göster
türü belirtilmemiş dört kenarlı bir şekil
Expand that to the thousands of stars we can see in the sky, Anlatım akışı
3:09Bunu gökyüzünde görebildiğimiz binlerce yıldıza genişletirseniz,
Expand that to: bir örneği daha büyük bir ölçeğe genişletmek
Expand that to ... daha küçük bir örneği veya sonucu daha geniş bir kapsama taşır. That önceki fikre gönderme yaparken to yeni ölçeği tanıtır. Burada akıl yürütme, dört yıldızdan gökyüzünde görülebilen binlerce yıldıza genişletilir. Bu geçiş ifadesi, kolay anlaşılır küçük ölçekli bir durumla başlayıp aynı düşünceyi daha geniş bir duruma uygulayarak açıklamayı düzenler. Expand burada fiziksel bir nesneyi büyütmek değil, düşüncenin kapsamını genişletmek anlamına gelir.
Alıştırma
One shop sells 100 drinks a day. Geçişi tamamlamak için expand, that ve to sözcüklerini doğru sıraya koyun: ____ the whole city, and the numbers grow quickly.
Cevabı göster
Expand that to
and it's no surprise that we can find all sorts of familiar shapes Kalıp ifadeler
3:12her türlü tanıdık şekli bulabilmemiz hiç de şaşırtıcı değildir
it's no surprise that: beklenen bir sonucu sunmak
It's no surprise that + yan cümle, ardından gelen sonucu beklenen veya kolayca açıklanabilen bir durum olarak sunar. Bu cümlede yıldızların oluşturabileceği çok sayıdaki olası grup, tanıdık şekiller bulmayı şaşırtıcı değil, doğal bir sonuç hâline getirir. Konuşan veya yazan kişi bu kalıbı çoğu zaman bir neden verdikten sonra kullanır; böylece kanıtı bir sonuca bağlar. No surprise, “beklenmedik değil” demektir; “sıkıcı” veya “zevksiz” demek değildir.
Alıştırma
“Sonuç bekleniyor” anlamındaki hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: After a week of heavy rain, ____ the river is high.
Cevabı göster
it's no surprise that
all sorts of: birçok farklı türde
All sorts of + isim, bir şeyin birçok farklı türünü veya örneğini ifade eder. Bu cümlede ifade, kapsamı genişleterek tanıdık şekillerin birçok olası türünü içerir. Sorts burada “türler” anlamındaki çoğul isimdir; “sıralamak” anlamındaki fiil değildir. Bu ifade all sorts of shapes örneğindeki gibi çoğul sayılabilen isimlerden veya all sorts of information örneğindeki gibi sayılamayan isimlerden önce gelebilir.
Alıştırma
“Birçok farklı türde” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: At the festival, visitors can try ____ foods from around the world.
Cevabı göster
all sorts of
What are the chances of ...? ile olasılık sormak
What are the chances of + isim veya -ing biçimi? bir olayın gerçekleşme olasılığının ne kadar olduğunu sorar. Bu cümlede a text concealing a prophecy, olasılığı sorgulanan olayın tamamını belirtir. Burada chances, birine sunulan fırsatlar değil, olasılık anlamına gelir. Soru, yalnızca evet ya da hayır cevabı yerine olasılığın derecesini sorar.
Alıştırma
Olasılık sorusunu What are ... chances of kalıbıyla tamamlayın: ____ seeing dolphins on the boat trip?
Cevabı göster
What are the chances of
factor in: bir unsuru hesaplamaya veya karara katmak
Factor in + bir etken, hesaplama, tahmin veya karar sırasında o etkeni de hesaba katmak anlamına gelir. Bu yan cümlede harf sayısı tahmini etkileyebileceği için hesaba katılmalıdır. Burada factor bir fiildir. Bu ifade, analizde göz ardı edilmemesi gereken bilgiye odaklanır.
Alıştırma
factor ile kurulan ve “dikkate alınacak bir unsur olarak eklemek” anlamına gelen öbek fiille cümleyi tamamlayın: We need to ____ the delivery fee before setting the price.
Cevabı göster
factor in
and all their abbreviations and alternate spellings, Kelime
3:28ve tüm kısaltmalarını ile alternatif yazılışlarını hesaba kattığınızda,
abbreviations and alternate spellings: kısaltmalar ve alternatif yazımlar
Bu cümlede abbreviations, bir sözcüğün veya adın kısaltılmış biçimlerini; alternate spellings ise aynı sözcük veya ad için kabul edilen diğer yazımları ifade eder. Bu ifade, iki tür yazım çeşidinin de dahil edilmesi gerektiğini anlatır. Burada alternate, “başka bir olası” anlamında bir sıfattır. Yazımların sırayla kullanıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu ifadede alternate spellings ne anlama gelir?
- Aynı sözcüğü veya adı yazmanın kabul edilen başka yolları
- Harfler çıkarılarak oluşturulan kısaltılmış biçimler
- Sırayla görünen yazımlar
Cevabı göster
Aynı sözcüğü veya adı yazmanın kabul edilen başka yolları
arrange ... in a grid: … ızgara düzeninde yerleştirmek
arrange + nesne + in a grid yapısı, nesneleri satırlar ve sütunlar hâlinde yerleştirmek anlamına gelir. Burada nesne the letters ifadesidir; in a grid ise harflerin düzenlendikten sonraki yerleşimini anlatır. Bu yapı, yerleşim hakkında açık bir yönerge vermek için kullanışlıdır. Neyin düzenleneceğini belirtmek için nesneyi değiştirebilirsiniz.
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak yönergeyi tamamlayın: Arrange the cards ____.
Cevabı göster
in a grid
The mathematician T.S. Motzkin once remarked Kalıp ifadeler
3:40Matematikçi T.S. Motzkin bir keresinde şöyle demiştir:
once remarked: geçmişteki bir yorumu resmî biçimde aktarmak
once remarked ifadesindeki once, “geçmişte belirtilmemiş bir zamanda” anlamına gelir. Motzkin'in bu yorumu yalnızca bir kez yaptığı anlamına gelmez. Remarked, üzerinde düşünülmüş bir yorumu aktarır ve said sözcüğünden biraz daha resmî duyulur. Bir yazar bir düşünceyi belirli bir kişiye atfederken ardından çoğunlukla that yan cümlesi veya doğrudan alıntı gelir.
Alıştırma
Cümleyi once ve remark fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The scientist ____ that careful observation matters.
Cevabı göster
once remarked
that while disorder is more probable in general, Dilbilgisi
3:43Genel olarak düzensizlik daha olası olsa da,
while disorder is more probable ..., complete disorder is impossible: ödünlemeli karşıtlık
Burada while, bir zaman ilişkisi değil, “-e rağmen” veya “her ne kadar ... olsa da” anlamında bir ödünleme bildirir. İlk yan cümle, düzensizliğin genel olarak daha olası olduğu eğilimini kabul eder; ana cümle ise daha güçlü sınırlamayı verir: tam düzensizlik imkânsızdır. While A, B kalıbı, A'yı sonuca dönüştürmeden kabul etmenizi sağlar. Virgülden sonraki bilgi genellikle konuşanın asıl noktasını taşır.
Alıştırma
'While disorder is more probable in general, complete disorder is impossible,' cümlesinde while ne yapar?
- Tam düzensizliğin ne zaman gerçekleştiğini gösterir.
- Tam düzensizliğin neden imkânsız olduğunu açıklar.
- Ana noktadan önce bir ödünleme sunar.
Cevabı göster
Ana noktadan önce bir ödünleme sunar.
The sheer size of ... guarantees that ...: ölçeğin kendisi sonucu kesinleştirir
“The sheer size of the universe”, evrenin tek başına ele alınan muazzam ölçeği anlamına gelir. Sheer, size sözcüğünü güçlendirir: önemli neden yalnızca bu ölçektir. “Guarantees that”, ardından gelen sonucu bir kişinin verdiği söz olarak değil, kaçınılmaz bir sonuç olarak sunar. the sheer size/number/amount of X guarantees that Y kalıbı, çok büyük bir ölçeğin bir sonucu nasıl kaçınılmaz hâle getirdiğini açıklar.
Alıştırma
“The sheer size of the universe guarantees that ...” ifadesinde guarantees ne anlama gelir?
- Ölçeğin kendisi sonucu neredeyse kesin kılar.
- Evren bu sonucu resmî olarak vaat eder.
- Büyüklük sonucun gerçekleşmesini engeller.
Cevabı göster
Ölçeğin kendisi sonucu neredeyse kesin kılar.
will fall into specific arrangements. Kalıp ifadeler
3:53belirli düzenlemelere oturmasını garanti eder.
fall into specific arrangements: doğal biçimde belirli dizilimler oluşturmak
fall into specific arrangements ifadesinde fall into soyut anlamda kullanılır. Ögeler fiziksel olarak düşmez; belirli dizilimlere girer veya bu dizilimleri oluşturur. Bu bağlamda yapı, bilinçli bir planlama olmadan ortaya çıkan sonucu anlatır. Aynı soyut kullanım fall into categories, fall into groups ve fall into patterns ifadelerinde de görülür: şeyler doğal biçimde sınıflara ayrılır veya o yapılara yerleşir.
Alıştırma
Rastgele ögeler “fall into specific arrangements” olduğunda bu ifade ne anlama gelir?
- Belirli dizilimleri doğal biçimde oluşturmak veya almak
- Birisi tarafından kasıtlı olarak düzenlenmek
- Yüksek bir yerden fiziksel olarak düşmek
Cevabı göster
Belirli dizilimleri doğal biçimde oluşturmak veya almak
evolved to notice patterns: evrimle şekillenen bir yeti
Burada evolved to notice patterns, insanların tekrarlanan şekilleri, olayları veya ilişkileri fark etme eğiliminin evrim yoluyla geliştiği anlamına gelir. Yapı evolve to + fiilin yalın hâlidir; to notice ise ortaya çıkan yetiyi veya eğilimi belirtir. Bu ifade, insanların bu yetiyi geliştirmeye bilinçli olarak karar verdiği ya da evrimin bir planı olduğu anlamına gelmez. Bir özelliği, birçok nesil boyunca gerçekleşen değişimin sonucu olarak açıklar.
Alıştırma
Cümleyi evolved to ve store fiiliyle tamamlayın: Over many generations, some desert plants ____ water in thick stems.
Cevabı göster
evolved to store
and pick out signals among the noise, Deyimler
3:59ve gürültü içindeki sinyalleri seçmeye programlandığımız için,
pick out signals among the noise: gürültü içindeki yararlı bilgiyi ayırt etmek
Pick out, daha büyük veya karışık bir grup içinden bir şeyi belirlemek anlamına gelir. Burada signals anlamlı ipuçları veya bilgileri, noise ise bunların çevresindeki rastgele, ilgisiz veya dikkat dağıtıcı bilgileri ifade eder. İfadenin tamamı, karmaşık bir arka planın içindeki yararlı bilgileri fark etmek anlamına gelir. Signal ve noise burada mecazdır; elektronik cihazlara veya gerçek sese gönderme yapmak zorunda değildir.
Alıştırma
Bu cümlede signals among the noise ne anlama gelir? Scientists try to pick out signals among the noise in a large data set.
- Kolayca duyulabilen tekrarlanan sesler
- Arka plan gürültüsünden daha yüksek elektronik sinyaller
- İlgisiz veya rastgele verilerle karışmış yararlı bilgiler
Cevabı göster
İlgisiz veya rastgele verilerle karışmış yararlı bilgiler
we are often tempted to find intentional meaning Dilbilgisi
4:02hiçbir anlam olmayabilecek yerlerde
are often tempted to find: tekrarlanan zihinsel bir çekim
Be tempted to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmaya çekilmek veya istek duymak anlamına gelir. Bu cümlede are often tempted to find, insanların kasıtlı bir anlam arama isteğini tekrar tekrar hissettiğini belirtir; bu anlamı gerçekten bulduklarını söylemez. Tempted yalnızca ahlaken yanlış bir ayartılma için kullanılmaz. Burada insanların gördüklerini yorumlama biçimini etkileyebilecek zihinsel bir eğilimi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “tekrar tekrar yapma isteği duymak” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: When an answer looks simple, we ____ accept it before checking the facts.
Cevabı göster
are often tempted to
where there may not be any: any önceki bir kavramın yerini alır
Where burada insanların anlam aradığı durumu tanıtır; fiziksel bir yeri belirtmek zorunda değildir. There may not be, bir şeyin var olmayabileceğini söyler. Any tek başına kullanılarak daha önce geçen intentional meaning ifadesinin yerini alır. Bu nedenle there may not be any, “hiç kasıtlı anlam olmayabilir” demektir. İngilizcede eksiltilen isim veya kavram bağlamdan zaten açık olduğunda any bu şekilde kullanılabilir.
Alıştırma
Bu olumsuz bağlamda criticism sözcüğünün yerini alan zamiri kullanın: People sometimes hear criticism where there may not be ____.
Cevabı göster
any
while we may be awed by: bir tepkiyi kabul edip karşıtlığa geçmek
Burada while, “... sırasında” değil, “... olsa da” anlamındadır. Bu bir ödünleme kullanımıdır: konuşmacı önce gizli mesajların bizi etkileyebileceğini kabul eder, ardından farklı veya daha önemli bir sonuca geçmeye hazırlanır. May, tepkinin kesin değil olası olduğunu gösterir. Be awed by biçim olarak edilgendir ve “bir şey nedeniyle derin bir hayranlık veya şaşkınlık hissetmek” anlamına gelir. Awed, yalnızca korkmak değil, güçlü biçimde etkilenmek demektir.
Alıştırma
Cümleyi while + may + awe fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: ____ the dramatic result, we should still examine the evidence.
Cevabı göster
While we may be awed by
from books to pieces of toast to the night sky: geniş bir aralığı art arda sıralamak
From A to B to C kalıbı, geniş bir aralıktaki birkaç örneği art arda sıralar. Everything sözcüğünden sonra geldiğinde bu kümenin kitapları, kızarmış ekmek dilimlerini, gece gökyüzünü ve birbirinden çok farklı daha pek çok şeyi içerdiğini anlatır. Her to, aralıktaki başka bir örneği tanıtır; bir hedefe doğru hareketi göstermez. Birbirinden bu kadar farklı örnekleri bir araya getirmek, aralığın genişliğini vurgular ve hafif bir mizah etkisi yaratır.
Alıştırma
Art, games ve science sözcüklerini bu sırayla from A to B to C yapısında kullanın: The camp offers everything ____.
Cevabı göster
from art to games to science
their real origin is usually our own minds. Anlatım akışı
4:14bunların gerçek kaynağı genellikle kendi zihinlerimizdir.
their real origin is usually our own minds: savı sonuçta başka yöne çeviren ifade
Bu kısa ifade, savı tamamlayan bir sonuç cümlesidir. their, daha önce söz edilen hidden messages ifadesine gönderme yapar; real origin ise insanların algıladığı anlamların kaynağını belirtir, fiziksel bir yeri değil. Cümle, bu kaynak olarak our own minds ifadesini göstererek açıklamayı dış dünyadan insan yorumuna çevirir. X's real origin is Y kalıbı, ilk varsayımın yerine daha derin bir açıklama koyarak bir savı sonuçlandırabilir. usually sonucu yumuşatır: istisnasız bir kural değil, genel bir eğilim sunar.
Alıştırma
Bir paragraf önce insanların rastgele şekillerde sık sık gizli mesajlar gördüğünü söylüyor. Son cümle ne yapıyor?
- Mesajların bulunduğu fiziksel yeri belirtiyor.
- Tüm gizli mesajların bilerek uydurulduğunu iddia ediyor.
- Açıklamayı dış dünyadan insan yorumuna çeviriyor.
Cevabı göster
Açıklamayı dış dünyadan insan yorumuna çeviriyor.